Dünyanın Gelmiş Geçmiş En Komik 10 Filmi
Sinema tarihinin en eski türlerinden olan Komedi Filmleri aslında gündelik hayatın sıkıcılığına ve durağanlığına biraz olsun neşe katmak için güzel bir fikir olarak gözükse de, bazı filmler sadece bundan ibaret değil.Aşağıda sizler için listelediğimiz Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Komedi Filmi; sadece basit birer güldürü olarak düşünemeyeceğimiz, yaşı yetenlerin hafızalarından hiç çıkmamış sahneleri ile, yeni izleyecek olanlarımızın ise hiç unutamayacağı hatıralar ile eminim ki üzerinizde çeşitli izler bırakacak. Şimdi sizleri daha fazla bekletmeden en komik filmleri güzel bir liste ile tanıtalım..
Enerji Devriminin Öncüsü: Mavi LED
Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülen Japon bilim insanları İsamu Akasaki, Hiroshi Amano ve Shuji Nakamura'nın geliştirdiği mavi LED, aydınlatma teknolojilerinde dünyanın aradığı enerji tasarrufuna cevap vermesinin yanı sıra, elektriğe erişimi olmayan 1.2 milyar insanı da aydınlatacak teknoloji olarak ortaya çıkıyor.Nobel Komitesi, 'aydınlatma teknolojisinde temel bir dönüşüme kapı aralayacağını' belirttiği mavi LED teknolojisini geliştiren üç Japon bilim insanını Nobel Fizik Ödülü'ne layık gördü. İsamu Akasaki, Hiroshi Amano ile Shuji Nakamura, ilk kez 1980'li yıllarda binlerce deneme yaparak yarı iletkenlerden mavi ışık elde etmeyi başardı. Üç bilim insanı, 90'lı yıllarda mavi LED teknolojisini daha da ileriye götürdü. Kırmızı ve yeşil LED üretilmesinin ardından geliştirilen mavi LED sayesinde, yarı iletkenlerle beyaz ışığın oluşturulmasının önünü açıldı.Enerji tasarrufunun öncüsüAkasaki, Amano ve Nakamura'nın geliştirdiği mavi LED teknolojisinin insanlığa en büyük katkısı, beyaz LED aydınlatmaları mümkün kılması. LED, yani 'ışık yayan diyot' teknolojisi, enerjinin büyük kısmını ısıya çevirmeden doğrudan ışık elde etmesiyle önemli bir enerji tasarrufu imkanı sağlıyor.Enerjinin sadece yüzde 2'sini ışık olarak yayan geleneksel ampuller watt başına 16 lumen, floresan lambalar ise 70 lm/W ışık yayarken, mevcut LED aydınlatmalar 300 lm/W gibi etkileyici bir performansa sahip. Dünya genelinde üretilen elektriğin dörtte birinin aydınlatma için harcandığına dikkat çeken Nobel Komitesi, LED teknolojisi sayesinde ciddi ölçüde tasarruf sağlanacağına inanıyor. Bugün ABD'nin ürettiği enerjinin yüzde 17'si aydınlatma için harcanıyor.LED teknolojisinin gelecekte elektriğe erişimi olmayan yaklaşık 1.2 milyar insanı da karanlıktan kurtarması ümit ediliyor. Güneş enerjili LED aydınlatmaların, gaz lambalarından doğada yakılan odun ateşine kadar farklı kaynakların kullanıldığı aydınlatmaların yerini alması bekleniyor. Temiz aydınlatma teknolojileri geliştiren Lumina Project ağının kurucusu Evan Mills'e göre, bir kiraz büyüklüğündeki LED, çok düşük enerjiyle 100 gaz lambasına eşit aydınlık oluşturabilir.Aydınlık için fosil yakıtlardan yararlanılması, her yıl 4 milyon insanın ölümüne neden olan hava kirliliğine neden oluyor. LED'lerin az gelişmiş ülkelerde bu sorunun önüne geçebilmesi için, hızla düşen LED fiyatlarının daha da azalması bekleniyor. Gelişmiş ülkelerdeki gibi enerji altyapısına sahip olmayan ülkeler, güneş enerjili LED sayesinde gündüzleri bataryalarda depolanacak enerjiyle geceleri beyaz LED ile aydınlanacak.Akıllı ev ve şehirlerin ana ürünü olacakSıvı kristal ekran (LCD) teknolojisinin gelişmesini sağlayan LED, mobil cihaz ve televizyon gibi elektronik ürünlerde çok büyük gelişim yaşanmasını sağladı. Akıllı telefonlarda kullanılan flaştan televizyon aydınlatmalarına ve dekor ışıklarına kadar yayılan LED, hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra elektronik cihaz tasarımlarında da etkin bir rol oynadı.ABD Enerji Enformasyon İdaresi'nin verilerine göre LED'ler ampullere oranla 30 kat daha uzun ömürlü. Mevcut LED ampullerin birçoğu, 25 bin saatten uzun kullanım süresine sahip. Bu süre, her gün 4 saat açık tutulması halinde bir ampulün 17 yıl kullanılabileceği anlamına geliyor.Enerji etkinliğini ve yeşile uyumu esas alan binalarda kullanılan LED, yavaş yavaş sokak aydınlatmalarının da yerini alıyor. Araştırma firması Navigant'a göre, 2014'te şehirlerin aydınlatılması için 13.2 milyon LED ampul kullanılırken, bu sayının 2023'te 116 milyona çıkması bekleniyor. Şehir planlaması ve yeni nesil konutlardaki öneminin artması, LED'in enerji kullanımını optimum kılacak ve elektrik hırsızlığının önüne geçecek akıllı şebekelerle uyumunu da güçlendirecek.Yeşil enerji etkisiLED teknolojisi, su kaynakları giderek azalan ve geri dönüşüme giderek daha fazla ihtiyaç duyacak olan dünyanın geleceğini güvenliğe alabilir. Nobel Komitesi, morötesi LED'lerin bakterilerin, virüslerim ve mikroorganizmaların DNA'sını yok edebildiğini, böylece kirli suların temizlenmesinde geleneksel yöntemlere göre çok daha büyük rol oynayacağını belirtti.Bilim insanları, bilgisayarlar aracılığıyla LED'lerin ışığını kontrol edebilmeleri sayesinde, bitki büyümesini tetikleyen belli spektrumları da ortaya çıkarabiliyor. Bu sayede seralarda daha etkin üretim yapılırken, bitki büyümesi kontrollü yapılabilmesini sağlıyor.Fiyatların düşmesi gerekiyorEnerji maliyetlerinin düşmesi ve elektriği bulunmayan 1.2 milyar insanın aydınlanmasını sağlamak için LED fiyatlarının düşmesi büyük önem taşıyor. LED alanında yapılan yatırımların artması, fiyatların da hızla düşmesine yardımcı oluyor.IHS Technology tarafından hazırlanan rapora göre, LED adaptasyonu 2014 yılında en yüksek seviyeye çıkmış durumda. Enerji tasarrufuna duyulan büyük ihtiyaç ve geri dönüşümün güçlenmesi, LED'lerden elde edilen aydınlık arttıkça fiyatların da düşmesini sağlıyor. Devletlerin de teşvikiyle, LED lambaların diğer teknolojilere kıyasla en yüksek bireysel gelire sahip ürün halini alması bekleniyor.Kaynak: Newsweek, Vox, National Geographic
TÜBİTAK'ın Beğenmediği Proje Dünya Birincisi Oldu
Özel MEF Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi İlayda Şamilgil, “First Step To Nobel Prize In Physics” yarışmasında, 70’e yakın ülkeden 5 bin fizik projesini geçerek dünya birincisi oldu. Daha önce TÜBİTAK’ın yarışmasına da gönderdiği projenin, burada dereceye giremediği öğrenildi. İlayda Şamilgil, Polonya’da bu yıl 22’ncisi düzenlenen yarışmaya, üzerinde 1 yıldır çalıştığı “Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir Bir Sistem” adlı projesi ile katıldı. Şamilgil, fizik alanında dünyanın en prestijli fizik proje yarışması olarak kabul edilen yarışmanın dünyaca ünlü akademisyenlerden oluşan jürisinden tam puan aldı.BULUŞ NE İŞE YARAYACAK?Şamlıgil, “Bu projede suyun manyetik özelliğinden yararlandım. Suyun içine bir mıknatıs yerleştirdiğinizde suyun üzerinde gözle görülemeyecek deformasyonlar oluşur. ‘Ne kadar deformasyon varsa o kadar su olur’ tezinden yola çıkarak yaptığım deneylerde sonuca ulaştım” dedi. Buluşunun tarım ve gıda endüstrisinde rahatlıkla kullanılabileceğini düşünen Şamilgil, buluşu sayesinde günlük hayatta tükettiğimiz süt, meyve suyu ve benzeri sıvıların içindeki su miktarının kolayca tespit edilerek kalite-fiyat dengesinin kurulmasına yardımcı olacağını söylüyor.NOBELE İLK ADIMİlayda’nın kısa öğrencilik hayatı başarılarla dolu. Geçen yıl İstanbul’daki bazı metro istasyonlarında kanserojen radon gazı ölçümü yapan İlayda Şamilgil, topladığı verileri İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sunmuş. Öğretmenleri, İlayda’nın Stanford Üniversitesi’ne kabul edileceğine inandıklarını söyledi.Serkan AKKOÇ / HT GAZETE
Birgül Oğuz, AB Edebiyat Ödülü'ne Değer Görüldü
Öykü yazarı Birgül Oğuz, 2014 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'ne değer görülen 13 yazardan biri oldu. Avrupa'da gelişme gösteren yeni yazarlara verilen ödülün sonuçları dün Frankfurt Kitap Fuarı'nda açıklandı. Kazananlara ödülleri 18 Kasım'da Brüksel'de düzenlenecek törenle takdim edilecek. Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'ne değer görülen yazarlara ayrıca 5 biner Euro veriliyor.Bu yılki ödüle Birgül Oğuz'un yanı sıra Ben Blushi (Arnavutluk), Milen Ruskov (Bulgaristan), Jan Nemec (Çek Cumhuriyeti), Makis Tsitas (Yunanistan), Oddny Eir (İzlanda), Janis Jonevs (Letonya), Armin Öhri (Liechtenstein), Pierre J. Mejlak (Malta), Ognjen Spahic (Karadağ), Marente de Moor (Hollanda), Ugljesa Sajtinac (Sırbistan) ve Evie Wyld (Birleşik Krallık) de layık görüldü.Birgül Oğuz 1981’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Aynı üniversitenin Kültürel İncelemeler yüksek lisans programından 'Oğuz Atay’da Yazarlık Kurumunun İflası ve Edebi İntihar' başlıklı teziyle mezun oldu. Çok sayıda öykü, deneme ve çevirisi edebiyat dergilerinde yayımlandı. Tiyatro Oyunevi tarafından 2009 yılında sahnelenen Beklerken ’in prova süreçlerine dahil olarak oyunun yazımı ve dramaturjisine katkıda bulundu. İlk öykü kitabı Fasulyenin Bildiği ile 2007 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü aldı. Şu anda Nazım Hikmet Akademisi Edebiyat Bölümü’nde metin analizi ve Avrupa romanı dersleri veriyor. Ayrıca, Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği’nin editörlüğünü yapıyor ve İstanbul’da yaşıyor.Sabitfikir
Reklam
Reklam
Bilim, Kansere Karşı Başlattığı Savaşı Adım Adım Kazanıyor
Tıbbi gelişmelerin hızla arttığı çağımızda, en çok sorulan sorulardan birisi 'eğer bilim ve tıp bu kadar geliştiyse, neden insanlar hala kanser yüzünden ölüyor?' oluyor. Bu sorunun cevabı oldukça karmaşık, fakat bir o kadar da kesin: Bilim, kansere karşı başlattığı savaşı kazanmak üzere.
Yayından Kaldırılmasına Anlam Veremediğimiz 25 Dizi
2517 yılında bir uzay gemisinde görev alan 9 kişinin maceralarını anlatan, Joss Whedon imzalı dizi bir çok kesim tarafından TV tarihinin en iyi bilim-kurgu dizisi kabul edilmesine rağmen 14. bölümün sonunda yayından kaldırıldı. Dizinin Serenity adlı bir devam filmi de bulunmakta.
'Klasik Müzik Tarihindeki En Cömert Bağış'
Dünyanın en prestijli orkestralarından 1842 yılında kurulan Viyana Filarmoni Orkestrası, tüm arşivini dijital platforma aktarıyor. Görüntülerde bir zamanlar aralarında Nazi Partisi mensuplarının da bulunduğu orkestra üyeleri de var.Viyana Filarmoni Orkestrası, arşivlerini 1 milyon Dolar karşılığında dijital platforma taşımaya karar verdiğini açıkladı. Orkestra yönetimi tarafından yapılan açıklamada, aktarım için gerekli bağışın Birgit Nilsson Vakfı tarafından yapıldığı ve bunun dünya klasik müzik tarihinde yapılmış en cömert bağış olduğu belirtildi. Üyeleri tamamen erkeklerden oluşan ve kendi seçim sistemine, kendi yönetim şekline sahip, tamamen bağımsız bir orkestra olarak birlikte çalışacağı solistleri kendi seçen Viyana Filarmoni Orkestrası, bir dizi değişikliğe de gideceğini açıkladı.Eski defterler açıldıkça da Viyana Filarmoni Orkestrası'nın tarihine dair mevcut bilgiler tazeleniyor, yeni bilgiler de açığa çıkıyor. Arşivinde Bruckner, Brahms gibi büyük bestecilerin eserlerinin ilk seslendirilişinin, el yazılarıyla yazdıkları kompozisyonların, çok değerli enstrümanların yanı sıra, aralarında Nazi partisine kayıt olmuş orkestra üyelerinin de hikayeleri bulunuyor. Ayrıca Nazi partisinin propaganda yıllarının da Viyana Filarmoni'ye yansımaları yine orkestra arşivi içerisinde yer alıyor.Özellikle 1938-1944 yılları arasında Hitler ve Goebbels etkisinde programlar hazırlayan orkestranın tarihinde 1939 yılı önemli bir tarih. Geleneksel yeni yıl konserinde Nazi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels lehine coşkulu tezahüratlar yapılmıştı. Ayrıca 1942 yılında, orkestranın kuruluşunun 100. yılını kutlama konserinde çalanların yarısı Nazi partisi üyesiydi.Yıllardır arşiv girişleri sıkı sıkıya denetlenen ve çok sınırlı sayıda insana izin verilen Viyana Filarmoni Orkestrası, tarihini bu bir milyon Dolarlık bağışla dijital platforma taşıyarak, bir tür şeffaflık da elde etmiş olacak. Konuyla ilgili orkestra başkanı Andreas Grossbauer'in yaptığı açıklamada ise şu anki arşiv bölümünün çok küçük olduğuna değindi, 'Değişmek ve dijital arşivimizi oluşturarak öğrencilere ya da öğrenmeye gelen herkese Viyana Filarmoni'nin tarihini açmak istiyoruz' sözleriyle de katı kuralları ile bilinen Viyana Filarmoni Orkestrası'nın bir değişim sürecine girdiğinin de altını çizdi.Reuters, Al Jazeera
Reklam
Altın Portakal Belgesel Yarışması İptal
Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Film Yarışması’nı iptal etti. Festival komitesi, yarışma bölümünden 15 filmden 13’ünün sansüre karşı tepki olarak çekilmesinin ardından Ulusal Belgesel Film Yarışması iptal ettiğini duyurdu.13 BELGESEL FESTİVALDEN ÇEKİLDİAltın Portakal Film Festivali’nden çekilen 13 belgeselin arasında Reyan Tuvi’nin sansürlenen ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ de var.51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ön-jürisi tarafından yarışma bölümüne seçilen belgesel filmlerimizin TCK’ya göre değerlendirilmiş olması ve ardından Reyan Tuvi’nin filminin sansür mekanizmasına takılarak yarışma dışı bırakılmasına karşı duruşlarının gerçek anlamda festival yönetimince karşılığını bulamadığını söyleyen belgesellerin yönetmenleri, festival komitesinin yaptığı son açıklamayı meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladıklarını açıkladı.“Festival yönetiminin TCK uygulamalarına dair net bir özeleştiri vermemesi, bizim açımızdan, gelecekte yapılacak olan festivallerde de filmlerimizin bu maddelere göre müdahale görebileceği anlamına geliyor.” diyen 11 belgeselin yönetmenleri yarın başlayacak olan festivalde sorunun doğru anlaşılması ve çözülmesi yönündeki umutlarının da yitirdiklerini söyledi.Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde toplamda 15 belgesel yarışacaktı. Sansür tartışmalarının ardından belgesellerini geri çeken yönetmen ve filmleri şöyle;Albina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum, Sefa Tokgöz – Ben Bir Slogan Buldum Anem Benim YanımdaDevrim Akkaya, Cem Doruk – DiyarYasin Semiz – Eymir Neden Paylaşılamadı?Zeynel Koç, Cenk Örtülü – Kêl / O İklimde Kalırdı AcılarEmel Çelebi – Külkedisi DeğilizCem Kaya – MotörEnder Yeşildağ – Sessiz ÇığlıkGüliz Sağlam, İlker Berke – Tepecik Hayal OkuluAhmet Yurtkul - UzakReyan Tuvi – Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekDeniz Yeşil – Yollara DüştükBahriye Kabadayı Dal - Hakkari'nin Gizemli TaşlarıKurtuluş Özgen - Nail V.Aynı seçkideki “Küçük Kara Balıklar” ve “Yüzde 12.29” isimli belgeseller, sahipleri festival programında kalma beyanında bulundukları için her iki film özel gösterim olarak festivalde gösterilecek.‘FESTİVALİ TERK ETMİYORUZ’Antalya Altın Portakal Film Festivali yarın başlıyor. Ekim ayının ilk gününde başlayan sansür tartışmaları ise hızını hiç yitirmeden devam ediyor. Festivalin Ulusal Yarışma Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yer alan 11 filmin yönetmen ve yapımcıları yaptıkları açıklamada sanat eserlerinin TCK’yı referans alan bir değerlendiremeye tabii tutulmasına vurgu yaptı. “Sanat eserleri, ceza kanunlarına göre değerlendirilemez. Bir festivalin programında yer alacak filmlerin seçim süreci sadece ve sadece sinema profesyonelleri tarafından yürütülmelidir.” diyen yönetmenler, ‘sinemanın kendi alanı’ olan film festivalini terk etmeyeceklerini söylediler. bölümünde yer alan 11 filmin yönetmen ve yapımcıları sansüre karşı mücadelelerini sürdürmek için filmlerini geri çekmeyip festivalde olacaklarını duyurdu. Bunun yanı sıra festivalin Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde yer alan 13 belgesel yarışmadan geri çekildi.Belgesellerini festivalden çeken 11 yönetmen imzaladıkları ortak bir metinle geri çekilme kararlarını duyurdular.Filmlerini çekmeyip Altın Portakal’a katılacak olan yönetmen ve yapımcılar festivalde oldukları müddetçe sansüre karşı adımlar atacaklarını ve bu süreci sansürle mücadelede bir fırsat olarak gördüklerini bildirdiler.Bu yıl 51 kez düzenlenecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışmasında yarışacak filmler arasında yer alan ve ortak imzayla filmlerini çekmeyeceklerini bildiren yönetmen ve filmleri şu şekilde; Derviş Zaim’in “Balık”ı, Aysim Türkmen Keskin’in “Çekmeköy Underground”ı, Çiğdem Vitrinel ve Marsel Kalvo’nun ortak yapımı “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”, Ömer Uğur’un “Guruldayan Kalpler”i, Onur Ünlü’nün “İtirazım Var”ı Ayhan Sonyürek’in “İyi Biri”si, Erol Mintaş ve Aslı Erdem’in filmi“Klama Dayika Min / Annemin Şarkısı”, Melisa Önel, Aslı Erdem ve Yamaç Okur’un ortak prjesi “Kumun Tadı”, Murat Düzgünoğlu’nun “Neden Tarkovski Olamıyorum”u, Osman Levent Soyarslan’ın “Oflu Hoca’yı Aramak” adlı filmi ve Kaan Müjdeci’nin “Sivas”ı. Bu bölümde yarışacak filmlerden Ulusal yarışma filmlerinin sansür açıklamasına imza atmayan tek yönetmen ise Kutluğ Ataman oldu. Ataman Altın Portakal’a “Kuzu” adlı filmiyle katılıyor. İstanbul/EVRENSEL
Sizi "Sıla Hayranı" Yapacak 10 Şahane Şarkı
Bildiğiniz gibi son yılların yükselişte olan yıldız isimlerinden biri de Sıla. Sıla'nın hit olmuş veya albümde saklı kalmış 10 adet şahane şarkısını herkes faydalanabilsin diye bir araya getirdik. Şarkıları yasal yollardan dinlemeyi unutmayın. 
Nobel Kimya Ödülü Nanoskopi Araştırmasına Gitti
Nobel kimya ödülü iki Amerikalı ve bir Alman araştırmacıya gitti.Bilimadamları, dokuların moleküler yapısına inen süper güçlü bir mikroskop geliştirdikleri için ödüle layık görüldü.Ödülü paylaşacak olan 54 yaşındaki Eric Betzig ABD'nin Virginia eyaletinde Howard Huges Tıp Enstitüsü'nde, 61 yaşındaki William E. Moerner California'da Stanford Üniversitesi'nde ve 51 yaşındaki Stefan Hell ise Almanya'nın Göttingen kentinde yer alan Max Planck Biyofizik Kimya Enstitüsü'de ve Heidelberg'deki Alman Kanser Araştırmaları Merkezi'nde görevli.Nobel jürisi, üç bilimadamının geliştirdiği mikroskop sayesinde hastalıkların araştırılması ve ilaç tasarımında devrim niteliğinde bir ilerleme sağlandığını açıkladı.Jüri, çığır açan çalışmanın mikroskop teknolojisini ''nano-boyuta'' taşıdığını söylüyor.Nanoskopinin günümüzde dünya çapında kullanılır hale geldiğini söyleyen Nobel jürisi üç araştırmacının çalışmasından bütün insanlığın her gün faydalandığını belirtiyor.Ayrı ayrı çalışan üç bilimadamı optik mikroskoplardaki teorik limiti aşmayı başardı. Geliştirdikleri aletten önce bilim dünyası bir görüntünün çözünürlüğünün 200 nanometreyi (bir metrenin 200 milyarda birini) geçemeyeceğine inanıyordu.Üçlünün geliştirmeyi başardığı nanoskopik görüntüler ise bundan daha derinlemesine inen bir çözünürlük sunuyor.Nanoskopi sayesinde bilimadamları yaşayan hücrelerin içinde tek bir protein molekülünü gözlemleyebiliyor.Sekiz milyon İsveç kronou (1,1 milyon Amerikan doları) tutarındaki ödül üçlü arasında paylaşılacak.Nobel geleneği uyarınca sahipleri şimdi açıklanan ödül, Alfred Nobel'in ölüm yıldönümü olan 10 Aralık'ta resmen takdim edilecek.BBC Türkçe
Reklam
Reklam
Tiyatro Sanatçısı Volkan Saraçoğlu Hayatını Kaybetti
Tiyatro sanatçısı ve dizi oyuncusu Volkan Saraçoğlu hayatını kaybetti.60 yaşındaki sanatçı Volkan Saraçoğlu’nun ölüm haberini, dizi oyuncu Merih Fırat Twitter hesabından duyurdu.Fırat, kötü haberi “Geçen gün paylaştım ama kimse umursamadı 1 saat önce maalesef usta oyuncu Volkan Saraçoğlu’nu kaybettik” notuyla duyurdu.Erzincan'da doğdu. Liseyi Erzincan'da bitirdi.1971 yılında İstanbul Maçka teknik makina bölümünden mezun oldu ve aynı yıl İstanbul'da Üç Maymun Kabere tiyatrosunda profosyenel oldu.1990 yılında hazine ve dış ticaret mürlüğünden emekli oldu....2007 yılında Sinan Bengier ve Ayberk Atilla ile kendi tiyatrosunu kurdu kendi yazdığı 'insanın içi iğneli fıçı' adlı oyunu bir yıl oynadılar.Sansürsüz Haber
Türkçe Rap'in 11 "Old-school"  İsmi
etiket
İşte Türkçe Rap'in 11 gerçek Oldschool ismi. (Hepsi en az 10 yılı devirmiştir. Rapozof ve Pit10 15 yıldan fazla süredir Rap yapmaktadır.)Yeni Türkçe Rap dinlemeye başlayan arkadaşlara ışık niteliğinde bir bilgi paylaşıyoruz efendim. Lütfen dinlediğiniz müzik türünün geçmişini araştırın. Şanışer, Anıl Piyancı, Beta, Sancak, Ais Ezhel, Hidra, Taladro, Azap Hg vs gibi isimler yeni nesildir lütfen old-school diye adlandırmayın.  (Liste Cartel, Ceza, Sagopa Kajmer, Fuat ve Islamic Force haricinde yapılmıştır.)Rapozof'un bir sözü ile yazımıza başlıyorum;'Rap demek; Hiç vazgeçememek! Bizim için Rap, üstüne yakışanı giymek!'
Reklam