"Dünya Dışı Yaşam Bulmaya Çok Yakınız"
Türk astrofizikçi Bülent Kızıltan, dünya dışı yaşam keşfetmenin astronomi dünyasını şaşırtmayacağını belirtti. Kızıltan, Türkiye'nin uzay keşfinde başarı elde etmek için yeni bir strateji belirlemesi gerektiğini ifade etti. Eisntein’ın görecelik kuramında önemli bir yer tutan nötron yıldızlarından gelen sesleri 1 milyon kat daha net dinlemeyi sağlayan yöntemi geliştirerek astronomide büyük bir başarıya imza atan Dr. Bülent Kızıltan, Al Jazeera Türk’e konuştu. Yeni nesil uzay uydulardan elde edilen bilgiler sayesinde Güneş Sistemi dışındaki uzayın yeniden tanınmaya başladığını belirten Kızıltan, çeşitli yaşam formlarındaki dünya dışı canlıları yakın gelecekte mutlaka bulacaklarını belirtti. Kızıltan, insanlığın geleceği için kritik olan kolonileşme sürecinin de 2050’den önce başlayabileceğini söyledi. Türkiye’deki bilimsel araştırmalar hakkında görüşlerini anlatan Kızıltan, Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda yapılması gereken planların bilim insanlarına devredilmesi gerektiğini vurguladı. Başkanlığını yaptığı uluslararası astronomi konsorsiyumunda birçok alandan insanlar bir araya gelen Kızıltan’a göre, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli programlarda başarı elde edebilmesi için disiplinlerarası çalışma yapması şart. Dünya dışı yaşamın bulunması insanlık üzerinde nasıl bir etki yapabilir? Bu keşfin insanlar üzerinde yaratacağı etki, nasıl bir canlı bulacağımıza bağlı. Uzak mesafelerden bakteriyel ve bitkisel canlıların keşfedilmesi belki de algımızı çok değiştirmeyecektir. Ancak Jüpiter'in uydusu Europa dahil Güneş Sistemi'ndeki uydularda canlı bulma olasılığımız oldukça yüksek. Çünkü bu uydularda sıvı olduğunu düşünüyoruz. Diğer gezegen ve uydularında koloni kurabilmek, insanlık için bir umut olacak. Çünkü bir asteroit çarpma tehdidinin çok yakın olduğunu düşünüyoruz. Güneş Sistemi'nde başlayacak koloni çalışmaları, canlı barındırdığı düşünülen yerlerin lojistik avantajıyla da insanlık için bir ön hazırlık olacak. Uzaylılarla temas haline geçmemiz ne kadar mümkün? Burada en büyük sorun, iletişim kurmak olacak. Bize en yakın yıldız (Proxima Centauri) 4.2 ışık yılı mesafede. Oradan bize bir sinyalin gelmesi ve bizim cevap vermemiz için 8 yıl gerekiyor. Mevcut fizik anlayışımız kapsamında uzaylıların bizi ziyaret etmesi, bizim onlara ulaşabilmemiz çok mümkün görünmüyor. Bunların dışına bakteri ve bitki düzeyindeki 'uzaylıların' keşfedilmesi, özellikle astrofizikçiler açısından pek bir şey değiştirmeyecektir. Biz zaten böyle bir keşif bekliyoruz. Böyle bir keşif bizi çok daha özel veya sıradan kılmayacak. Güneş Sistemi’nde kolonileşmeye yönelik birçok plan çiziliyor. 2050’de Mars’a veya birçok uyduya adım atmış olacak mıyız? Bunun olabilirliği, maalesef dünyadaki ekonomik dengelerle birebir bağlantılı. Dolayısıyla ABD ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin desteğiyle belli projelere fonlama yapılması gerekiyor. Bir ekonomik kriz yaşanmadığı sürece gereken bütçenin oluşturulması mümkün. Böylece 2050'de Mars veya Güneş Sistemi'ndeki uydulara uzay araçları gönderilmemesi, canlı (sera tabanlı) veya cansız bir ön koloni kurulmaması için bir sebep göremiyorum. Uzun vadede koloni kurulması da gerekli bir durum. Çünkü 100 bin yılda bir beklenen büyük asteroit çarpmasının yaklaştığını düşünüyoruz. Ancak bu olasılık birkaç yüzyıl değil, birkaç bin yıllık zaman aralığı kapsıyor. Teknolojik ve ekonomik imkanlarla dış gezegen ve uydulara koloni kurulması mümkün. Benim kolonileşmesi adına en ideal gördüğüm yer Europa uydusu. Orada canlıların keşfedilmesi de büyük bir olasılık. Mars, yakınlığı açısında avantajlı olsa da, kutup bölgelerindeki donmuş haldeki su kullanılabilir. 2050'ye kadar her iki gök cismine de koloni kurmuş olabiliriz. Başında yer aldığınız konsorsiyum Türkiye’ye neler sunabilir? Konsorsiyuma Multidisciplinary Project (Multidisipline Proje) adını veriyoruz. Normal araştırma konsorsiyumlarından farklı olarak birçok akademik alandan insanın bir araya gelerek araştırma yapması amaçlanıyor. Müzisyenlerle, sanatçılarla, doktorlar, astrofizikçiler hatta teologları bir araya getiriyoruz. Öncelikli projelerimiz arasında mühendislik, temel bilimler ve astrofizikle oluşturulan projenin piyasaya uygulanması ve bu teknolojinin bir şekilde ticarileştirilmesi de var. Sırf bu açıdan Türkiye'nin bu çalışmalarla ilgilenebileceğini düşünüyorum ki bu ilgi kendini göstermeye başladı. Türkiye'nin böyle bir projeye entegre olması birkaç şekilde mümkün olabilir. Öncelikle kritik insan kaynağı ihtiyacı, mühendislik alanında karşılanabilir diye düşünüyorum. İkinci aşamada, bürokrasinin böyle bir önceliğinin olması gerekiyor. Üçüncü aşamada ise Türkiye'nin finansal olarak bu tür bir projenin arkasında durmayı kabul etmesi lazım. Gerekli şartlar yerine getirilirse, ortaya uzun vadeli, günlük siyasetten uzak olması gereken bir yatırım konması gerekiyor. Türkiye’deki bilimsel çalışmaların potansiyeli hakkındaki görüşünüz nedir? Şahsen Türkiye'nin orta ve uzun vadeli bir bilim projesi olup olmadığı konusunda net bir bilgim yok. Milli Eğitim Bakanlığı ve sınavlar ile ilgili değişimleri sürekli görüyoruz, sürekli bir değişim yaşanıyor. Bahsettiğimiz yatırımların siyasetten arınmış bir politikayla ortaya çıkarılması gerekiyor. Türkiye büyük projelerde varım diyebilir ancak uzun vadeli olmadığı sürece uluslararası alanda işbirliği sağlanması mümkün olmaz.Türkiye'nin gerçekliğini yaşayan ve takdirlerimi sunmak istediğim birçok insan var. Bu insanların fikirlerinin öncelikle alınmasını ve bir proje oluşturulacaksa, bu insanların içinde yer alması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye'nin dünyadan farklı öncelikleri var ve bunları gerçekçi olarak değerlendirmek gerekiyor. Türkiye'de bir James Webb Teleskobu yapmayı arz talep açısından düşünmek gerçekçi değil. Uzay istasyonu yapmayı da buna örnek gösterebiliriz. Türkiye ne yapabilir diye baktığımız zaman, haberleşme ve askeri uydulara ihtiyacımız olduğunu görüyoruz. Bu uydular için gerekli teknolojilere ihtiyacımız var. Bu teknolojileri temin ve gerekli teknik bilgiyi de transfer edebiliriz veya kendimiz oluşturabiliriz. Facebook ve Google gibi firmaların uzay keşfine faydası olacak mı? Google, Facebook ve diğer şirketlerin ortaya koyduğu teknik bilgi gerçekten çok büyük. NASA bu bigiyi tek başına kendi kullanabilir ve bilgiden yararlanma aşamasında bu firmalarla temas halinde. Projelerinin detayları hakkında çok bilgim yok ama özellikle yazılım alanında NASA'nın teknoloji devlerinden yardım almayı istediğini biliyorum. Türkiye'de henüz tam olarka aklımıza yerleşmeyen oldu, birçok disiplinden gelen insanın ortak bir proje üretebilmesi. Farklı alanlarda uzmanlaşmış insanların bilgi birikimine ihtiyacınız oluyor. Bu teknik bilgiyi tek başınıza oluşturmanızın maliyeti de çok yüksek. Ama Google'ın belli alanlarda elde ettiği bilgiyi projelerinize entegre etmek için transfer etmeniz çok daha ucuz. Büyük projeler artık bu yöne doğru gidiyor ancak Türkiye'de halen teknoloji tüketiyor ama üretmiyoruz. Hedefe ulaşmak adına disiplinlerarası çalışma şart. Kaynak: Al Jazeera
Dinlemesi En Çok Keyif Veren Kadın Vokalli 11 Yerli Müzik Projesi
etiket
Ülkemizde alternatif piyasada kadın vokal dediğimizde aklımıza en başta gelen isimlerden biri Ceylan Ertem. Hem daha önceki projeleri hem güncel olan bir kaç projesiyle ne zaman dinlesek tadı damağımızda kalan onlarca performansından dolayı onu en başa yerleştiriyoruz.
Reklam
Türk Sineması'nın Tüm Eserleri Bir Kitapta Toplanıyor
Türk Sineması’nın ilk filmi olarak kabul edilen Ayastefanos’daki Rus Abidesinin Yıkılışı’ndan Kış Uykusu’na sinema tarihimiz bir kitapta toplanıyor. Yazar Serkan Türk’ün, 23 farklı kentte yaşayan 53 yazarın Türk sinemasının yüz yıllık tarihi hakkında görüşlerini alarak hazırladığı ‘Yüzyıllık Perde’ ismine sahip kitabı Eylül ayında okuyucuyla buluşacak. Türk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk sinemasının, günümüze kadar hiçbir kopyasına ulaşılamasa da ilk Türk filmi kabul edilen “Ayastefanos’daki Rus Abidesinin Yıkılışı”nın çekilmesinin peşinden 100 yılı geride bıraktığını açıkladı. Yerli sinemanın 100. yılında tanınan yazar ve şairler birer Türk filminden yola çıkarak kişisel hikayelerini, bir dönemi ve toplumsal değişimleri kaleme aldığını belirten Türk, “Ülkemizin 23 farklı kentinde yaşayan 53 yazar ayrı ayrı filmlerden yola çıkarak hikayelerini yazdı” dedi. Aşağı yukarı 350 sayfalık kitapta birtakım film afişlerinin de yer alması planlanıyor.
Reklam
Guardians of the Galaxy'nin Efsanesi Groot
Marvel'in son filmi bizi epey eğlendirmişti.Tabi ki de filmin yıldızı Groot'u unutmuyoruz.3 kelime ile bizi kendine bağlayan bazen sinirli bazen boş bakış atan ama genellikle sempatik olan doğa dostu ağacımızın dansı dillere destandı.Buyrun  bİr çok insanın aradığı bebek Groot'un dansını artık doya doya izleyebilirsiniz.
Ölmeden Önce Dinlenmesi Gereken 20 Albüm
Beatles'ın üçüncü albümü olan A Hard Day's Night aynı isimli filmin soundtrack albümü olmasının yanında tüm şarkıları grubun kendisine ait olan ilk, tüm şarkıları Lennon/McCartney yapımı olan tek albüm.
Tüm Zamanların En İyi 20 Filmi
Dünyanın en prestijli sinema dergilerinden Empire'ın, tüm zamanların en iyi 500 filmini belirlemek üzere düzenlediği ankete göre, 1972 yılı Fransis Ford Coppola imzalı 3 Oscarlı 'Godfather' (Baba) tüm zamanların en iyi filmi seçildi.
Reklam
Rihanna Bir Kez Daha Türkiye'ye Geliyor
Dünyaca ünlü şarkıcı Rihanna, 2007, 2010 ve 2013'teki turneleri kapsamında geldiği İstanbul'u 2015 turne programına da dahil ettiği öğrenildi. Ünlü şarkıcının dünya turnesi kapsamında gelecek yıl temmuz ayında İstanbul'da olması planlanıyor. Rihanna'nın, önceki konserlerine katılımın yoğun olması ve coşkulu geçmesi nedeniyle İstanbul'un da konser programına dahil edilmesini istediği öne sürüldü. Türkiye'de en son “Diamonds World Tour” kapsamında 30 Mayıs 2013 Perşembe akşamı Beşiktaş İnönü Stadyumu’nda konser veren sanatçı hayranlarına unutulmaz anlar yaşatmıştı. Öte yandan Rihanna'nın İstanbul'a bir kez daha gelecek olması hayranlarında büyük bir heyecan uyandırdı.İHA
'Bu Görüntü Tarihi Katleden Bir Görüntüdür'
VAN'ın Gevaş İlçesi'nde bulunan ve Selçuklular tarafından 700 yıl önce yaptırılan Halime Hatun Kümbeti'nin arkasına 7 yıl önce yaptırılan yurt binasına tepkiler sürüyor. Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan da, 'Bu görüntü tarihi katleden bir görüntüdür. Bana göre bir cinayettir. Bunun mutlaka ortadan kaldırılması lazım' dedi. Gevaş İlçesi'nin önemli tarihi yerlerinden olan Selçuklu Mezarlığı ve hemen yanında bulunan Melik İzeddin tarafından 700 yıl önce kızı Halime Hatun için yaptırılan kümbet turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Fakat Halime Hatun Kümbeti'nin hemen arkasına 2007 yılında yaptırılan yurt binası, tarihi dokuya görüntü açısından zarar verdiği için tepkiye neden oluyor. Yıllardır dile getirilen konu yakın zamanda tekrar gündeme gelince Gevaş Belediye Başkanı AK Partili Sinan Hakan tarafından da gündeme alındı. Tepkilerin kendilerini mutlu ettiğini belirten Başkan Hakan şunları söyledi: 'Künbetin arkasında yurt binası yapılmış. Ve bunun gündeme gelmesi beni mutlu etti. Zira ben her gördüğümde içimi acıtan bir manzaradır. Buranın eski halini de hatırlayan biri olarak bunun çok yanlış birşey olduğunu söylemekte fayda görüyorum. Çok büyük ve güzel bir yatırım yapılmış. Fakat bu yatırım yereldeki bazı yöneticilerin yanlış kararlarıyla çok yanlış bir yere yapılmış. Bu görüntü bu tarihi katleden bir görüntüdür. Bana göre bir cinayettir. Bunun düzeltilmesi için kafamızda bir düşünce vardı. Bununla ilgili önümüzdeki günlerde çalışmalarımız devam edecek. Bunun mutlaka ortadan kaldırılması lazım. Kendi kültürel değerlerimize sahip çıkıp, bunu turizme kazandırmamız gerekiyor. Buraya gelen turistlerin ortak sitemi var bu konuda. İnşallah bunu el birliğiyle ortadan kaldıracağız. DHA
Bejan Matur'un 'Dağın Ardına Bakmak' Kitabı Sakıncalı Bulundu!
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Dilovası’ndaki başarılı öğrencilere dağıtıldıktan sonra toplatılan Bejan Matur’un kitabının inceleme sonunda sakıncalı bulunduğunu açıkladıMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Dilovası’ndaki bir yarışmada başarılı öğrencilere dağıtılıp sonra toplatılan Bejan Matur’un kitabının inceleme sonunda sakıncalı bulunduğunu açıkladı Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı , Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde düzenlenen yarışmada başarılı öğrencilere dağıtılan, ancak daha sonra geri toplatılan Bejan Matur ’un, “Dağın Ardına Bakmak” adlı kitabının inceleme komisyonunun aldığı karar doğrultusunda, “öğrencilere dağıtılmayacak Kitaplar” arasında yer aldığını açıkladı. Milliyet'ten Önder Yılmaz'ın haberine göre, MHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut , TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde, Dilovası’nda Bejan Matur’un yazdığı kitabının dağıtılmasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı olup olmadığını, sorumlulara ceza verilip verilmediğini sordu. Avcı ise TBMM’ye gönderdiği yazıda, Kocaeli Valiliği’nden konuya ilişkin bilgi aldığını belirterek, “‘Akademi Dilovası/Dilovası’nın 125 Üstün Yeteneği 25 Sanatçı ile Buluşuyor’ projesi kaymakamlığın oluru doğrultusunda gerçekleştirilmiştir” dedi. Avcı, “Valiliği verdiği bilgide, dağıtılan kitapların henüz inceleme komisyonundan geçmediğinin fark edilmesi üzerine öğrenciler okuldan ayrılmadan kitaplardan 63 tanesi aynı tarihte, geriye kalan 12’si ise pazartesi öğrencilerden geri alındığı, aynı gün kitap inceleme komisyonu oluşturularak söz konusu eserlerin incelendiği, komisyonun aldığı karara göre bahsi geçen kitabın öğrencilere dağıtılmasının uygun bulunmadığı belirtilmektedir.” Avcı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gerekli bilgilerin alındığını, herhangi bir kişi hakkında cezai işlem uygulanmadığını kaydetti.T24
Reklam
Güçlü Beyin Kitabından Beyni İlgilendiren 10 Önemli Alıntı
Beyni etkili kullanma kılavuzu olan Ahmet YILDIZ’ın “Güçlü Beyin”  kitabını sizin için okuduk. İçerisindeki yüzlerce önemli bilgiden size fayda sağlayacak ve merak duygunuzu harekete geçirecek 10 bilgiyi derledik. Ayrıca kitapda cevabını bulacağınız 10 soruyu da buradan sorduk.
Reklam
Antik Esere Restorasyon Zulmü
Türkiye’de Roma döneminden kalma 206 antik tiyatronun hali içler acısı. Son örnek Kaş’taki Antiphellos. Bu eşsiz yapının zeminine beton döküldü.Türkiye’de çoğu Roma döneminden kalma 206 antik tiyatro var. Bu rakam, dünyanın pek çok ülkesinden kat kat fazla. Roma’nın ve Bizans’ın yayıldığı topraklarda bulunan Türkiye, bu nedenle antik tiyatro zengini sayılıyor. Ancak son zamanlarda antik tiyatrolarda restorasyon adı altında yapılan çalışmalar gören herkesin tepkisini çekiyor. Kaş’ta bulunan Antiphellos antik tiyatrosuna yapılanlar tepki çeken işlerden biri. taraf'tan Murat Erdin'in haberine göre, binlerce yıllık antik tiyatronun zeminine beton dökülmüş. Etkinlikler için kullanılan tiyatronun zeminine kimler hangi otoriteden izin alarak beton dökmüş belli değil. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda sessizliğini koruyor. TOKİ TİYATROYA GÖZ KOYDUMuğla’daki Telmessos Antik Tiyatrosu da “restorasyon nasıl yapılmaz” konusuna bir örnek teşkil ediyor. 2012 eylül ayında başlayan restorasyon çalışmaları halen devam ediyor. Telmessos’a ait fotoğraflarda tiyatronun tarihi dokusunu kaybettiğine dikkat çekiliyor. Yaklaşık 2300 yıllık, Helenistik dönemin en önemli yapıtlarından biri olan Troas Antik Kenti’ndeki Apollon Tapınağı’nın üzerine tonlarca ağırlıktaki kamyon çıkarılmıştı. Geçtiğimiz aylarda da İstanbul’da ilk Hitit izlerinin ortaya çıkarıldığı Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea Antik Kenti kazılarının yapıldığı araziye TOKİ’nin konut yapmak istediği ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılındaki kazı sonuçlarını görünce araziyi kamusallaştırarak ören yeri statüsüne almaya çalışmıştı. NE YAPMALI?Peki ne yapılmalı, restorasyonlar nasıl denetlenmeli? Uzmanlar bu konuda şu husulara dikkat çekiyorlar: Resmi kurumlar restorasyon yapılacak tarihi mekanlar için açtıkları ihalelerde mutlaka yeterlilik belgelerini daha önce yaptıkları restorasyonlar gözönüne alarak kabul etmeliler. Mutlaka bir bilim heyeti oluşturulmalı ve o heyet tarafından restorasyonlar her aşamada denetlenmeli. Restorasyon bittikten sonra hak ediş denetlemesi yapmanın, bir de bu denetimlerin ehli olmayan memurlara bırakılması daha çok restorasyon rezaleti görmemize neden olacak. Koruma Kurulları bir an evvel özerk bir yapıya kavuşmalı, siyasi baskılardan uzak tutulmalı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıkları Koruma kurulları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Tabiat Varlıkları Komisyonları üniversitelere bırakılmalı, kurul üyeleri siyasetten uzak durmalı. Karar alınırken kişisel ilişkilerden çok bilimsellik ön plana çıkmalı MURAT ERDİN | Taraf
İşte Dünyanın En Eski Oyuncağı
Kayseri'de 1948 yılından bu yana kazı çalışmalarının sürdüğü ve Anadolu'nun en eski yazılı belgelerinin bulunduğu Kültepe Kaniş-Karum ticaret kolonisinde, çocuk çıngırağı bulundu. Tarihi kentin yaşam alanlarını gün yüzüne çıkarmaya çalışan Prof.Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden ekip, M.Ö. 4 bin yıllarına ait çocuk çingırağı buldu. Prof.Dr. Fikri Kulakoğlu, Kültepe Kaniş-Karum Bölgesi’ndeki kazı çalışmalarının 69’uncu yılında olduğunu belirterek, şöyle dedi: '1948 yılından itibaren Kültepe’de bilimsel kazılar yapılıyor. Bugün bir evin içerisinde ne var ise, onları bulmak mümkün. Kap kacağı, bardağı, ocağı, bunun yanında oturacağı yerler bunların hepsini 70 yıldır devam eden kazılarda görüyoruz. Çok ilginç ilginç objeler var. Bugün bile Anadolu'daki bir evde Kayseri evinde karşılaşacağımız objeler de var. 4 bin yıl öncesine ait ve dünyanın en eskisi olduğunu düşündüğümüz bir oyuncak bulduk.' Kültepe'de 4 bin yıl önce 50 binden fazla kişinin yaşadığının anlaşıldığını vurgulayan Prof.Dr. Kulakoğlu, şöyle devam etti: 'Büyük bir metropolden kalmış çok güzel objeler var. Zaman zaman 70 bin kişinin üzerine çıktığı düşünülüyor nüfusun. Bir kısmı Asur’dan gelmiş insanlar ama büyük çoğunluğu Anadolulu, yerli insanlar. Tabii bunların hepsi yetişkin değil. Aralarında gençler, çocuklar, bebekler var. Doğal olarak bebeklerin dahi oynayabildiği ya da bebeklerle ilişkilendirebileceğimiz eserler buluyoruz, mesela onlardan biri çıngıraktır. İçinde çakıl tanecikleri olan, kilden yapılmış; bugün bildiğimiz gibi elde sallanınca ses çıkaran ve eminim o dönemdeki bir bebeğin de hoşuna gidebilecek şeyler var. Onlar da diğer eşyaların arasında karşımıza çıkıyor. Bu da çok hoş bir şey. Rahatlıkla söyleyebiliriz daha eskisi de var elimizde ama şu an elimizde somut olarak 4 bin yıl öncesine ait çıngıraklar var, onun tahtaları var.' Faruk ÇUHADAROĞLU/ KAYSERİ, (DHA)
Google'dan 'Yapay Zeka' Hamlesi
Google, iPhone'larda kullanılan şehir kılavuzu uygulaması Jetpac'i geliştiren ekibi transfer etti. Jetpac, gelişmiş derin öğrenme yazılımlarıyla Google'ın dijital hizmetlerine katkıda bulunacak. Google, Instagram'da paylaşılan mekan fotoğraflarından yararlanarak şehir kılavuzu hizmeti sunan Jetpac'in satın alındığını duyurdu. The Next Web'in haberine göre, uygulama birkaç gün içinde App Store'dan kaldırılacak, hizmete sunulan destek ise 15 Eylül'de sona erecek. Jetpac uygulamasının derin öğrenme yazılımı, kullanıcıların Instagram fotoğraflarını analiz ederek şehirlerdeki işyeri ve diğer mekanların tespitini yapabiliyordu. MIT Technology Review'da verilen bilgiye göre, yazılım bir mekana giden insanların turist veya köpek seven insanlar olup olmadığı gibi özellikleri belirleyebiliyor. Ayrıca, mekanın popülerliği de fotoğraf analizlerinden tespit ediliyor. Uygulama, bıyıklı erkek veya kareli gömlek sayısına göre belli mekanların yerlerini bile bulabiliyor. Google araştırmacılarından Geoffrey Hinton'ın da geliştirilmesinde katkıda bulunduğu Jetpac yazılımının, yapılan satın alımla bir nevi doğduğu yere döndüğü kabul ediliyor. Jetpac ile Google Now uygulamanız seçeceğiniz tarzlara sahip bölgelerde girdiğinizde alarm vermeye bile başlayabilir. Kaynak: Al Jazeera
Reklam