1993 Türkiye'nin en karanlık yıllarından biriydi. Başta Uğur Mumcu olmak üzere faili meçhul cinayetler, siyasi bölünmüşlük, PKK'nin cinayetlerinin tavan yapması, Bingöl ve Başbağlar Katliamları, Silahlı Kuvvetler'in sürekli Kuzey Irak operasyonları, köy basmalar, halkın kutuplaştırılması, yüzde 67'ye çıkan enflasyon gibi sayısız detaydan bahsetmek mümkün. 25 Haziran 1993 tarihinde 1. Çiller Hükûmeti olarak hatırlanan ve DYP-SHP koalisyonundan oluşan 50. Türkiye Hükûmeti göreve gelir. Başbakan Tansu Çiller'in yardımcısı Dış İşleri Bakanı Erdal İnönü olmuştur.
Diğer bir adı Tepsi Minare olan saat kulesi, Saltuklu Emirlerinden İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey tarafından İçkale Camisi’nin minaresi ve gözetleme köşkü olarak yaptırılmış. Ezan okunan yer olarak 'Tepe Minare', üstünün yıkılmasıyla 'Kesik Kule' ve 'Minare Kule' adını aldı. Kırım Savaşı’ndan önce kuleye bir saat yerleştirilince 'Saat Kulesi' adıyla tanınmaya başladı. Kırım savaşından sonra bu saati Ruslar yerinden söküp almış ve bunun üzerine 1877 yılında İngiltere tarafından bugünkü saat armağan edilmiş.Üst kısımda, saatten 1.50 m. aşağıda kuleyi çepeçevre kuşatan Arapça küfi yazılı yazıtta “İkbal dinin ışığı, İslâm’ın kutbu, devletin yardımcısı, milletin zahiri, arkası, meliklerin ve emirlerin güneşi Ebil Kasım oğlu Ebil Muzaffer Gazi İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey içindir” yazısı bulunuyor.
Eğlenceli komedi filmleriyle tanıdığımız ve Çakallarla Dans serisini markalaştıran yönetmen Murat Şeker, 21 Haziran'da başladığı üçüncü devam filmi Çakallarla Dans : Sıfır Sıkıntı ' nın çekimlerini dün gece itibariyle tamamladığını duyurdu.Kendi kişisel Facebook hesabı üzerinden günbegün setten yeni kareler, filme dair komik anlar ve ekip fotoları paylaşan Murat Şeker, yeni filme dair hayran beklentisini de gitgide yükseltti. İlk iki filmde yer alan Şevket Çoruh, Murat Akkoyunlu, Timur Acar ve İlker Ayrık'tan oluşan çekirdek kadroya bu filmde Derya Baykal, Derya Şensoy ve Gürkan Uygun gibi yeni isimler de eklendi. Çakallarla Dans'ın üçüncü filmi Sıfır Sıkıntı 'ta 5 Aralık'ta vizyonda olacak. Murat Şeker'in kendi facebook hesabında 'herkese açık' olarak paylaştığı set görüntülerinden sizin için derledik...Beyazperde
Açlık Oyunları hayranlarına iyi bir haberimiz var. Açlık Oyunları serisinin son parçası olan ve iki filme bölünme kararı alınan Mockingjay‘in ikinci fragmanı yayınlandı. Kasım ayında vizyona girecek olan Mockingjay'in 1. versiyonu bu yeni fragmanında yine ilk fragmanda olduğu üzere Başkan Snow’u Capitol TV üzerinden Panem halkına seslenirken gözüküyor.teknokulis
Dünyaca ünlü müzayede şirketi Christie's 4 bin yıllık Mısır heykelini yaklaşık 27 milyon dolara sattı. Ancak heykelin satılması Mısır tarafından tepkiyle karşılanmış durumda. İngiltere'deki Northampton müzesi, heykeli envanterinde tutmak istemeyince ünlü müzayede şirketi Christie's ile temasa geçti ve taraflar açık artırmayla satış üzerinde anlaştı. Yapılan değerleme çalışmalarında heykelin yaklaşık 10 milyon dolara satılacağı öngörülse de açık artırmada satış fiyatı 27,4 milyon dolara kadar yükseldi. 4 bin yaşındaki kireç taşından yapılma heykelin, antik Mısır'da önemli bir devlet adamı olan Sekhemka'yı tasvir ettiği tahmin ediliyor. 1880 yılında Northampton müzesine bağışlanan heykelin satılmasının ardından, Mısır'ın Londra Büyükelçisi tepkisini dile getirdi ve 'Eğer müze heykeli tutmak istemediyse neden Mısır'a iade etmedi?' diye sordu. Açık artırmanın öncesinde de, satış kararını kınayan Büyükelçi Eşref Elkholy yaşananları 'Mısır'ın kültürel değerlerinin istismarı' olarak nitelemişti. 'Müzeler mağaza gibi çalışmamalı. Sekhemka heykeli Mısır'a ait.' Büyükelçi, 'Heykelin artık halka açık şekilde sergilenemeyecek olması çok üzücü. Bir kişinin şahsi koleksiyonunda duracak. Müzeler mağaza gibi çalışmamalı. Sekhemka heykeli Mısır'a ait' dedi. Mısır heykelin kâr amacıyla satılmasının 'kabul edilemez' olduğunu söylüyor. Sekhemka heykeli için açık artırma devam ederken müzayede şirketi Chrisdtie's önünde toplanan protestocular heyelin Mısır'a iadesini talep etti. Christie's ise, heykeli alan kişinin bilgilerinin daha sonra açıklanacağını söylemekle yetindi.BBC
Apollon Smintheus Tapınağı'nda tam 2000 yıl sonra yeniden inşa ediliyor. Tapınağın basamaklarının bir yüzü beyaz çimento ve mermer tozu ile kalıp çakılarak yeniden yapıldı Apollon'u 2000 yıl sonra torunlar inşa ediyor! Çanakkale ili Ayvacık ilçesi, Gülpınar beldesinde yer alan Apollon Smintheus Tapınağı’nda uzun süredir hummalı bir çalışma sürüyor. İ.Ö 2. yüzyılda yapıldığı sanılan tarihi tapınak tam 2000 yıl sonra yeniden inşa ediliyor. Tapınağın bir yüzü ayağa kaldırılıyor. Beyaz çimento ve mermer tozu ile kalıp çakılarak tapınağın basamakları yeniden yapıldı. Şimdi de arkeolojik alanın dışında sütun ve tamburlar yapıldı torna tezgâhında yivleri açılıyor. Yakın zamanda tapınağın bir kısmı hem de orijinal yerinde ayağa kaldırılacak. Ömer Erbil ’in Radikal’deki haberine göre, Apollon Smintheus Tapınağı Biga Yarımadası’nın güneybatı ucunda, Çanakkale ili sınırları içinde Gülpınar beldesinde yer alıyor. Jean Baptista le Chevalier 1785 yılında Lektum-Babakale’den Alexandria Troas’a giderken tapınağın toprak üstünde kalan kalıntılarını gördü ve arkeoloji dünyasına ilk kez Apollon Smintheus Tapınağı’nı tanıttı. R.P. Pullan 1861 yılında tapınak alanına gelip kazı kararı aldı. 1866 yılında kazılara başlayıp Apollon Smintheus Tapınağı’nı bilimsel olarak arkeoloji dünyasına sundu. 1980 yılından bu yana ise tapınak ve çevresinde kazı, sondaj ve restorasyon çalışmaları Prof. Dr. Coşkun Özgünel tarafından sürdürülüyor. Kazı Başkanı Prof. Özgünel yapılanın restorasyon olduğunu savunuyor. Bilimsel mimari bir heyetle tapınağı ayağa kaldırdıklarını gururla anlatıyor. Sponsor firmanın desteği ile tamburları ve frizleri yaptıklarını, temmuz ayı sonuna doğru ilk sütunu dikeceklerini söylüyor. Ancak hem arkeologlar hem de restoratörler hayretler içinde bu gelişmeyi izliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın buna nasıl izin verdiği herkesin merakı. Çanakkale Koruma Kurulu’ndan da onay alan proje Türkiye ’nin de taraf olduğu Venedik Tüzüğü’ne aykırı olduğu ileri sürülüyor. Çanakkale Müzesi uzmanları, ‘’6 sütun ayağa kaldırılacak. Orijinal basamaklar kaybolmuş. Mevcut hali de tüf taşından olduğundan statik açıdan uygun değildi. 26 metre yükseklik olacak. Tonlarca ağırlık binecek. Sağlam yapılmak zorundaydı. Önyüzün yüzde 80 malzemesi orijinal. Dünyanın 3. Büyük tapınağı burası. Frizlerde Troia savaşı anlatılıyor. Başka örneği yok. Restorasyonun en büyük sıkıntısı arkeoloji ve mimarlık dünyasında yeterince tartışılmadan uygulamaya geçilmesi. ’’ Venedik Tüzüğü, tarihî yapıların korunması ve restorasyonu hakkında uluslararası çerçeve belirleyen bir antlaşmadır. Apollon tapınağındaki restorasyon, tüzüğün 6, 9, 12. maddeleri ile 15. maddeye açıkça aykırıdır. Restorasyon ekibine göre ise değil. Onlar tüzüğün 15. maddesindeki anastilosis yani birbirinden ayrılmış parçaları bir araya getirdiklerini savunuyorlar. İşte Venedik Tüzüğü’nün o maddeleri MADDE 6- Anıtın korunması, ölçeği dışına taşmamak şartıyla çevresinin de bakımını içine almalıdır. Eğer geleneksel ortam varsa, olduğu gibi bırakılmalıdır. Kütle ve renk ilişkilerini değiştirecek hiçbir yeni eklentiye, yok etmeye, ya da değiştirmeye izin verilmemelidir. MADDE 9- Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Onarım kendine temel olarak aldığı orijinal malzeme ile güvenilir belgelere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yerde onarım durmalıdır; yapılması gerekli herhangi bir eklemenin mimari kompozisyondan farkı anlaşılabilmeli ve gününün damgasını taşımalıdır. Herhangi bir onarım işine başlamadan önce ve bittikten sonra, anıtın arkeolojik ve tarihi bir incelemesi yapılmalıdır. MADDE 12- Eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda artistik ve tarihi tanıklığı yanlış bir şekilde yansıtmaması için, orijinalden ayırt edilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir. MADDE 15- … Bütün yeniden inşa işlemlerinden peşinen (a priori) vazgeçilmelidir. Yalnız Anastilosis’e, yani mevcut fakat birbirinden ayrılmış parçaların bir araya getirilmesine izin verilebilir. Birleştirmekte kullanılan madde her zaman ayırt edilebilecek bir nitelikte olmalı ve bu, anıtın korunmasını sağlamak ve eski haline getirmek için mümkün olduğu kadar az kullanılmalıdır. T24
Yaz başlamadan bitiyor. Ağustos'ta yaz okulu bitenler ve çalışmaktan sıkılanlar için gidilebilecek festivalleri sizin için araştırdık. İyi festivaller!
“Imagination Series” kısa film yarışmasının kazanlarından birisi olan Reflections ( Yansımalar) Anthony Khaseria’nın yarattığı karakterlerin şans eseri buldukları bir aynada kendi geleceklerini görmeleri ve hiç bitmeyen bir mücadele içinde sıkışmalarını konu alan kısa film
Hayata dair her zaman her şeyi bilemeyebiliriz. Bakalım bunları biliyor musunuz?-Bilim insanlarına göreIQ’nuz ne kadar yüksekse o kadar çok rüya görürsünüz.-Filler zıplayamayan tek memelidir.-Mide asidiniz bir jileti eritebilir.-Hapşurduğunuz zaman kalbinizde dahil tüm fonksiyonlarınız durur.-Yaşamınız boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek yiyiyorsunuz.-Eğer çok şiddetli hapşırırsanız kaburgalarınızı bile kırabilirsiniz.-Çakmak kibritten önce bulunmuştur.-Diş minesi vücudunuzun her sert yeridir.-Zürafaların ses telleri yoktur.-İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.-Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.-Sevdiğiniz birisine bakarken göz bebekleriniz genişler.-Bir karınca kendi ağırlığından 50 kat fazla ağırlık taşıyabilir.-Kangurular geri geri yürüyemez.-Dünya’ya her yıl düşen yağış miktarı eşittir.-Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km.-Hastalıkların çoğu strese bağlı oluşmaktadır.-Aşırı stresli insanlar daha zor öğrenir çünkü stres, beynin direkt öğrenme ile ilgili bölümünü etkiler.-Kedi sahibi olan insanların kalp krizi geçirme riski % 30 daha azdır.-Her saniyede 1 sayıyı okuyarak bile 1 trilyona kadar saymanız 31 bin 688 yıl sürer.-Kanada’daki çeşme suları,şişe sularından daha temiz ve sağlıklıdır.-Gözdeki çekiklik aşağıya doğruysa Japon, kulak hizasındaysa Çinli, yukarıya doğru ise Koreli’dir.-Ruj eski Mısırda icat edilmiştir.-Beyin vücudunuzun ağırlık olarak %2′sini oluşturmasına rağmen bütün enerji ihtiyacınızın %20′sini kullanır.-Çok uyumak ve sürekli uyku hali, bir depresyon belirtisidir.
Artık öyle bir noktaya geldik ki, horlayan insanları evlerinden toplayıp kamplara götürecekler neredeyse. Her gün horlamayı sona erdirdiğini iddia eden başka bir ürün çıkıyor ve horlayan insanlar aşağılanmaya kaldığı yerden devam ediyor. Bilim dünyası buna bir el atsın artık, horlayan insanların da hakları var!