onedio
1200 Yıllık Urfa Kalesi'ne Tepki Çeken Restorasyon
Çanakkale’de 2 bin yıllık Apollon Tapınağı’nda tarihi dokunun bozularak yapılan restorasyonun yankısı sürerken, Şanlıurfa’da da tartışma yaratan bir çalışma tüm hızıyla devam ediyor. Geçen sene aşırı yağışlar nedeniyle çöken tarihi kalenin bir cephesinin yeni restorasyonu büyük tepki çekti. Radikal'den Serdar Korucu'nun haberine göre; Şanlıurfa’daki 1200 yıllık kalenin 2013 yılının Nisan ayında aşırı yağışlar nedeniyle çökmesinin ardından başlayan restorasyon sürüyor. İl Özel İdaresi tarafından 17 Aralık 2013’te ihalesi açılan proje 24 Ocak’ta başladı. Ağustos ayının sonuna tamamlanması planlanan restorasyon çalışmaları halkı tedirgin ediyor. Nedeni ise bölgede zaman zaman küçük çaplı toprak ve moloz kaymalarının yaşanması. Kaymalar, kalenin altında yer alan ve her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği Balıklıgöl Yerleşkesi'ni tehdit ediyor. ORİJİNAL TAŞLAR KULLANILMAMIŞ Bir başka tepki ise restorasyon projesinin kapsamına ve görünümüne. 1200 yıllık duvarlarla örülü kalenin yıkılmış olan kısmı Çanakkale’de tartışma yaratan Apollon Tapınağı restorasyonundaki görünüme sahip. İl Kültür Müdürlüğü, mümkün olduğunca eski taşların kullanıldığını savunuyor, beyaz görünümün orijinal olarak kullanılan Urfa taşının neden olduğunu, zamanla duvarın geri kalanı gibi eski görünüme kavuşacağını belirtiyor. Uzmanlar ise uluslararası kuralları hatırlatarak restorasyonda ağırlıklı olarak eski taşların kullanılması gerektiğini vurguluyor: “Restorasyonda önce yıkılan blokların kullanılması gerekir. Ancak görünen eski bir taş yok. Uluslararası kurallar birbirinden ayrılmış parçaların bir araya getirilmesine izin verir. Tamamen yeniden inşa etmek yanlış.”Göçüğün ardından başlayan inşaat çalışmalarında Roma, Selçuklu ve İslami dönemlere ait olduğu tahmin edilen eserlere rastlanılması üzerine inşaata ara verilmiş, kazı çalışmaları sonrasında çalışmalar yeniden başlamıştı. Kentin güneybatı kesiminde, Halil-ür Rahman ve Ayn-ı Zeliha göllerinin güneyindeki Damlacık dağının kuzey eteğinde bulunan kalenin tarihi 9. yüzyıla dayanıyor. Bir rivayete göre, kale 814 yılında şehir sularını yeniden ayağa kaldıran Abbasiler döneminde Seleukoslar’dan kalan eski kalıntılar üzerine inşa edildi. Bir diğer rivayete göre ise M.S. 812 yılında Hıristiyanlar tarafından Arap akınlarına karşı kenti korumak amacıyla yaptırıldı.Serdar Korucu | Radikal
Google'ın Robotu İlk Denemeden Geçti
Google'ın sahibi olduğu Boston Dynamics firması tarafından geliştirilen dört ayaklı askeri robot, ABD ordusu tarafından yapılan ilk denemeleri tamamladı. Google'ın LS3 adı verilen dört ayaklı askeri robotu, üç seneyi aşkın süren geliştirme sürecinin ardınndan ilk kez denendi. Big Dog yani Büyük Köpek adı da verilen robot, ABD ordusunda askerler için her türlü arazide malzeme taşımak için geliştirildi. Google, Big Dog'u üreten Boston Dynamics firmasını Aralık 2013'te satın almıştı. Google, sözleşmelerinin büyük kısmı ABD Savunma Bakanlığı tarafından karşılanan Boston Dynamics'in projelerine sadık kalınacağını belirtmişti. Hawaii'deki Kahuku Eğitim Alanı'nda yapılan ilk denemede, Big Dog arazide askerlere su taşıma amacıyla kullanıldı. Askerler, robota Stephen King'in aynı isimli romanından esinlenerek Cujo lakabını taktı. Cujo, dolambaçlı yollarda ve tepelerde biraz zorlanmasına rağmen güçlü denge kabiliyetiyle ilk denemeden başarıyla geçti. LS3, bir askeri takip etmesi için programlanabildiği gibi, bir el konsoluyla da kontrol edilebiliyor. Robot, bir gün içinde 32 kilometre yol alabiliyor ve 180 kg ağırlık taşıyabiliyor. Big Dog, motorunun çok fazla ses çıkarması nedeniyle şu an sadece lojistik görevler için düşünülüyor. Her türlü arazide yüzde 70-80 oranında başarılı kabul edilen Big Dog, dengesini kaybettiği zaman kendiliğinden doğrulma yeteneğine sahip. Big Dog, dünyanın en gelişmiş arazi robotu olarak kabul ediliyor. Kaynak: Al Jazeera
Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri Atak T129 Avrupa'yı Fethetti
İngiltere'nin Farnborough kentinde düzenlenenen uluslararası havacılık fuarında, Türk mühendislerinin hazırladığı yerli yapım taarruz ve taktik keşif helikopteri ATAK ile insanız hava aracı ANKA MALE tanıtıldı. Türk Havacılık ve Uzak Sanayi (TUSAŞ)'nin katıldığı fuarda bu yıl, T129 ATAK taarruz ve taktik keşif helikopteri ve ANKA insansız hava aracı (İHA) sistemi ile birlikte diğer hava araçlarının sergilendiği statik alanda görücüye çıktı. Fuarda ATAK bir de uçuş gösterisi gerçekleştirdi. Avrupa'da ilk, dünyada ise ikinci kez uçuş gösterisinin gerçekleştirildiği ATAK helikopteri sergi alanında oldukça ilgi topladı. Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda stand açan TUSAŞ, hava araçlarının tanıtımının yanısıra Martin Baker firmaları arasında 'Fırlatma Koltuğu Alt Sözleşme İmza Töreni ve ardından bir resepsiyon düzenledi. Dünyanın en etkin taarruz helikopteri olma ünvanını elinde bulunduran T129 ATAK helikopteri, taarruz ve taktik keşif görevleri için çok amaçlı olarak Türk mühendisleri taradından tasarlanarak tamamlandı. Orta irtifa uzun havada kalışlı, insanız hava aracı ANKA ise gece ve gündüz, her türlü hava koşulunda, keşif, gözetleme, sabit/hareketli hedef tespit, teşhis ve gerçek zamanlı görüntülü istihbarat görevleri ve bir çok uçuş yeneteneği ile donatıldı. Fuara katılan TUSAŞ Grup Başkanı Bekir Ata Yılmaz, TUSAŞ'ın her yıl bu fuara katılmasına karşın bu yıl diğerlerinden farklılık gösterdiğini belirterek ilk kez kendi üretim ve tasarımları ile tamamlanan ürünleri sergilediklerini kaydetti. Yılmaz; ''İlk kez Türk mühendislerinin tasarladığı ürünler dünya fuarında görücüye çıktı. O bakımdan mutluyuz. Bundan sonra da özgün Türk çözümleri görülmeye devam edecek. Biz sadece Türkiye'nin ihtiyaçlarına çözüm üretmekle yetinmiyoruz. Aynı zamanda dünyanın önde gelen havacılık firmalarına da çok ciddi tasarım artı üretim ortağı olma vizyonumuzu da muhafaza ediyoruz diye konuştu. Yılmaz, büyük havacılık firmaları ile ilişkileri geliştirme hem de milli çözümler açısından TUSAŞ bugün önemli bir noktayı yaşadığını ifade etti. ATAK helikopterinin test uçuşu pilotları Arif Ateş ve Gökhan Korkmaztürk de uçuş gösterisinin ardından hava araçlarının sergilendiği alanda DHA'nın sorularını yanıtladı. Helikopterin ilk test uçuşlarını gerçekleştirdiklerini ve şu anda aracın kullanıma hazır olduğunu belirten test pilotu Gökhan Korkmaztürk, helikopter hazır olduğu için artık yurt dışında da tüm fuarlara katılabildiklerini belirterek hali hazırda ilk üç adetinin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verildiğini ifade etti. ''TUSAŞ ve Türkiye olarak havacılık sektöründe varız demek istiyoruz'' diye konuşan test pilotu Arif Ateş ise, Avrupa'da ilk dünyada ise ikinci kez gösteri uçuşunu gerçekleştirdiklerini belirterek bu uçuşta helikopterin manevra kabiliyetini kısıtlı olarak gösterdiklerini ancak helikopterin gerçekte çok yüksek manevra kalibiyetine sahip olduğunu kaydetti. Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda hava ve savunma sanayi firmalarının katıldığı fuar, 20 Temmuz'a kadar devam edecek.teknolojioku
Dünyamızın Bilinmeyen Gerçekleri!
Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biri olan Dünya hakkında bilinmeyenbelki milyonlarca, belki de daha fazla şey var. Pek çok bilim insanı ve kaşif Dünya üzerinde çalışmalarına devam ediyor ve her geçen gün dünya hakkında yeni bilgi ve gerçekleri ortaya çıkartıyorlar. Dünya ile ilgili bu bilgilerin içinden en ilginç olanlarını derlemeye çalışmak istedik ve ortaya faydalı ve enteresan bilgilerle dolu uzun bir liste çıktı. İşte dünyamız hakkındaki ilginç ve enteresan bilgiler! DÜNYA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER -Dünya, bir bowling topundan bile daha pürüzsüzdür. Bowling topunun üzerindeki, hissedilemeyen pürüzlerin aksine, en yüksek dağ ile en derin okyanus bile Dünya yüzeyinin kalınlığının sadece 5.000′de 1′ini oluşturur. -Her gün, uzayda yarattığımız uydu çöplüğünden ortalama olarak 1 parça Dünya’ya geri düşmektedir. -Her gün uzaydan Dünya’ya 100 ton ağırlığında meteorit tozu düşmektedir. -Ozon deliği küçülmektedir. 2012 senesinde deliğin büyüklüğü, son 10 senedeki tüm değerlerden daha küçüktü. -Eğer fabrikalara uygulanan CO2 salınımı ücretlendirmesi üzerinden hesap yapılacak olursa, atmosferin parasal değeri 4.300.000.000.000.000 Sterlin olacaktır. Atmosferdeki her metreküp başına 1.3 CO2 molekülü düşer. -Dünya’da üretilen en pahalı yapı, yapımı için 150 milyar dolar harcanmış olan Uluslararası Uzay İstasyonu’dur. -Dünya üzerinde keşfedilmiş en dayanıklı canlı olan Tardigrad, vakumlu uzay ortamında 10 gün hayatta kalabilmektedir. -Çin’deki hava kirliliği uzaydan görülmektedir ancak Çin Seddi, uzaydan görülemez. -Bir günde tam olarak 24 saat yoktur. Doğrusu, 23 saat 56 dakika 4 saniyedir. -Günümüzde, an itibariyle Dünya etrafında 22.000 adet uydu dolanmaktadır. Bunların sadece %5′i çalışmaktadır, %8′inin yakıtı bitmiştir, %87′si ise bozuktur/çalışmamaktadır. -Dünya’ya düşen en büyük meteor, krater oluşturmamıştır. Meteor, yapısı itibariyle köşeli ve kenarları düz olduğu için, muhtemelen bir taşın suda sekmesi gibi yüzeyde sekmiş ve durmuştur. -Armstrong Limiti olarak bilinen yükseklik limiti yerden 19 kilometredir. Bu limitten sonra astronot kıyafeti giymek gerekmektedir. Eğer giyilmeyecek olursa, vücuttaki su, vücut sıcaklığında kaynamaya başlayacaktır. -Dünya’daki suların %97′si tuzlu, %3′ü tatlı sudur. -Antarktika’daki toplam buz miktarı, Atlas Okyanusu’ndaki su miktarına eşittir. -Bir Litre okyanus suyu içerisinde, 1 gram altının 13 milyarda biri kadar altın elementi bulunur. -Dünyaya her saniye 50 ila 100 şimşek düşer. -Denizlerdeki atıkların %90′ı plastiklerdir. -Okyanuslarda ortalama 1.000.000 adet tür yaşadığı düşünülmektedir. Üstelik tüm okyanus türlerinin sadece%33′ünün keşfedildiği düşünülmektedir. -Dünya üzerindeki tüm volkanik aktivitelerin, %90′ı okyanus tabanlarında gerçekleşmektedir. -Dünya’nın en derin noktası olan Mariana Çukuru, okyanus yüzeyinin yaklaşık 11 kilometre dibindedir. -Dünya, Güneş Sistemi içerisinde levha tektoniğine sahip tek gezegendir. Ancak eğer levha hareketi olmasaydı, karbon tüketilip yenilenemezdi ve Dünya, tıpkı Venüs gibi aşırı ısınırdı. -Nadir elementler olarak bilinen kimyasallar, sanıldığı kadar ‘nadir’ değildirler. Lutetyum elementi Dünya kabuğunda altından 200 kat daha fazla bulunur. Ki bu, nadir elementler arasında en seyrek bulunanıdır. -Dünya’daki altının %99′u, çekirdeği içerisinde bulunur. Öyle ki, Dünya’nın çevresini 45 santimetre kalınlığında sarabilecek kadar altın vardır. -Dünya’nın çekirdek kısmı 5500 santigrat derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık, Güneş’in yüzey sıcaklığına hemen hemen eşittir. -Dünya’nın kalbi olarak sayabileceğimiz çekirdek, 2500 kilometre çapa sahip bir demir küredir. Akkor olacak düzeyde sıcak olmasına rağmen, çekirdek üzerindeki basınç o kadar fazladır ki, demir bu sıcaklıkta eriyemez. -Dünya’nın en büyük kristalleri, 55 ton ağırlığındadır. Bu kristaller, Meksika’nın altındaki Naica gümüş madenlerinde yatmaktadır. -Dünya üzerinde açılan en derin delik, Sakharin-1 kuyusudur ve 12.4 kilometre derinliğe inmiştir. Dünya’nın yüzeyinden merkezine olan uzaklık (yarıçapı) ise 6371 kilometredir. -Dünya’nın en derin noktasında (karada) yaşayan bakteriler, yüzeyin 2.8 kilometre altında bulunmuştur. Bu bakteriler hayatta kalabilmek için uranyumdan yayılan radyoaktiviteyi kullanarak suyu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek bir metot geliştirmiştir. -Amazon Nehri’nin yaklaşık olarak tam altında, yer yüzeyinden 4 kilometre derinlikte, Rio Hamza Nehri adı verilen bir su akmaktadır. Bazı noktalarda 400 kilometre kadar genişliğe ulaşabilen bu nehir, toprağın içerisinde saatte sadece 1 milimetre akabilmektedir. -Her yıl, Sahra Çölü’nden Amazon Ormanları’na 40 milyon ton ağırlığında, besince zengin kum taneleri uçmaktadır. -Türkmenistan’da bulunan Cehennem Kapısı isimli çukur, yer altında sıkışmış gazın, düzgün bir krater içerisinde alev almasından ötürü, 40 yıldan uzun bir süredir, durmaksızın yanmaktadır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık, 1922 yılında Libya’nın El Azizia ilinde kaydedilen 57.8 santigrat derece sıcaklıktır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en soğuk gün, Antarktika’daki Vostok İstasyonu’nda kaydedilmiştir ve -89.2 santigrat derecedir. -Dünya üzerindeki ilk canlılık örneklerine günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait tabakalarda, Avusturalya’darastlanmaktadır. Bu o kadar uzun bir süredir ki, o dönemde atmosferde oksijen bile bulunmamaktadır. -Dünya’nın en kurak bölgesi olarak bilinen Antarktika’nın Kuru Vadi bölgesine son 2.000.000 yıldır hiç yağış düşmemiştir. -Bugüne kadar gezegenimizde 106.000.000.000 insan yaşamıştır. 2050 yılına ulaştığımızda Dünya’da 9.200.000.000 insan olacağı tahmin edilmektedir. -Dünya’nın yaşı yaklaşık olarak 5 milyar yıl olarak hesaplanırken, Dünya’daki yaşam yalnız son 150 – 200 milyon yılda vardır. Yani ‘yaşam’, Dünya hayatının yalnız 5% – 10%’u kadardır. -Dünya’nın en büyük çölü Sahara, 9 000 000 km2′siyle neredeyse ABD büyüklüğündedir. -Güneş ışınları (ışık fotonu) Dünya’ya 8 dakika 3 saniye içinde ulaşmaktadır. -Dünya’nın en büyük şelalesi, 979 metresiyle Venezuella’daki Angel Şelalesidir. -Asya kıtası Dünya kuru alanının %30′unu kaplamaktadır ve Dünya nüfusunun 60%’ını barındırmaktadır. -Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti 25.427 km2 ile Avustralya’nın Mt.Isa Queensland kentidir. -Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Çimin komşu ülke sayısı ise 15 dir. -Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir. -Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.teknokulis
Geleceğin Savaş Teknolojisi: İnsansız Savaş Uçakları
Adını Keltik mitolojisindeki gök gürültüsü ve yıldırımlar tanrısından alan 'Taranis' isimli uçak, İngiltere'nin çokuluslu savunma şirketi BAE Systems'ın da en tuhaf görünen hava aracı. Firma, gri, pürüzsüz kanatları geriye doğru uzanan kama şeklindeki bu İnsansız Savaş Uçağı (UCAV), veya genel adıyla insansız hava aracı (İHA) için 'İngiltere'de üretilen en gelişmiş savaş uçağı' diyor. Taranis, çatışma bölgelerinde uzun menzilli atışlar yapabilecek insansız savaş uçaklarının bir prototipi olarak tasarlandı. İngiltere'nin en yeni savaş uçağı 'Thyphoon' modelinin 2030 yılında yenisiyle değiştirilmesi planlanıyor. Taranis projesinin başarısı, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne gelecekte kullanacağı pilotlu ve pilotusuz savaş uçakları konusunda karar vermesi için yardımcı olacak. Taranis hakkındaki detaylar gizli tutuluyor. Ama boyutları yaklaşık, Hava Kuvvetleri'nin mevcut eğitim uçağı Hawk kadar. Düşük radar kapasitesi ve kızılötesi ışınlarla nesneleri tespit etme özelliklerine sahip olacak şekilde tasarlanan Taranis'in gelişmiş bir egzoz sitemi var. Motorlarının ısısıyla çıkabilecek izlerin takip edilmemesi ve vurulmaması için farklı bir teknolojiye sahip. Savunma şirketi BAE Systems'la Taranis'in üretimi için ortak çalışan Rolls-Royce'un araştırma geliştirme birimi başmühendisi Conrad Banks, 'Yapmamız gereken gaz türbinini tamamen savaş uçağının bedenine iliştirmekti' diyor. BAE Systems, bu hafta düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda, Taranis'in adı gizli tutulan bir bölgede yaptığı test uçuşlarını ve gelişmiş gizlilik yetenekleriyle ilgili son havadisleri paylaştı. BAE Systems'ın geleceğin savaş uçakları mühendisliği birimi müdürü Chris Garside 'Taranis projesi, İngiltere hükümeti ve İngiltere sanayisini nasıl bir arada çalışabileceğini gösteren muazzam bir örnek' yorumunu yapıyor. Avrupa'nın tek insansız savaş uçağı projesi Taranis değil. Kanalın hemen diğer ucu Fransa'da da, Dassault Aviation adlı havacılık firması, Neuron isimli benzer bir savaş uçağının denemelerini yapıyor. Fuarda ayrıca, Fransa ve İngiltere, iki yıl boyunca savaş uçakları sistemlerinin gelişimi için 120 milyon sterlin'lik (205 milyon dolar) ortak çalışma planını açıkladı. Proje kapsamında, Taranis ve Neuron'un denemelerinden alınan dersler de birleştirip ortak çalışma yürütülecek. Fransa geçen yıl, bütçe kaygılarını göz önünde bulundurarak ABD'nin US Reaper model insansız hava aracından almaya karar verdi. Avrupa devletleri, tek başlarına insansız savaş uçakları için etkin bir pazar olacak kadar büyük değil. Dolayısıyla, bu sistem ancak, diğer ülkelerle beraber çok uluslu İHA'lar geliştirmeleri durumunda ekonomik olabilir. Farnborough fuarında, her türden, her boyuttan insansız hava aracına (İHA) sahip olan 80 firma var. Fakat bu İHA'ların çoğu silah taşımaya uygun tasarlanmamış. Büyük çoğunluğu bilgi taşımak ve gözlem amaçlı geliştirilmiş. Dünyanın en sık İHA kullanan birimi ABD silahlı kuvvetleri, 8 bin İHA'ya sahip olabilir ama yalnızca yüzde 1'i silahlı. İnsanlı ya da insansız, savaş uçakları geliştirmenin ve üretmenin pahalı olduğu, ekonomik bir gerçek. Taranis şimdiden 185 milyon sterline mal oldu. Yine de, artan maliyetlerine rağmen İHA'lar tüm dünya genelinde hava kuvvetlerinde önemli bir rol oynamaya devam edecek. Bunun nedeni ise açık: İnsansız hava araçları sıkıcı ama karmaşık meseleleri çabucak halledebiliyor. Yapamadıkları şey ise, nüanslara dayanan kararlar alabilmek. Bu nedenle hem pratik hem de ahlaki nedenlerle yakın zaman içerisinde bu insansız araçların insanlı uçakların yerini tamamen aldıklarını görmemiz mümkün olmayacak. Geleceğin savaşları açısından daha mümkün olan ise, insansız araçların insanlılarla beraber iş görmesi. Fakat bu kadar farklı sistemlere sahip yapıları yakın şekilde çalıştırma konusu henüz üzerinde çalışılmaya başlanmış bir mesele. Bu yıl başında, Dassault'un Neuron İHA'sı, insansız savaş uçakları açısından önemli bir ilki gerçekleştirdi ve yanında bir diğer savaş uçağı olan Fransa'nın son model insanlı jeti Rafale ile beraber uçtu. Fakat insansız savaş araçları Taranis ve Neuron gibi İHA'lara benzemeyebilir. İnsansız savaş araçları, şu anda var olan ve hali hazırda pilotların kullandığı savaş jetlerinin insansız versiyonları olabilir. İsveç'in Saab firması, Gripen tipi çok amaçlı savaş uçağının insansız modelini geliştirme fikrini değerlendirmeye aldı. Saab'ı bu fikre iten sebep ise, hava kuvvetleri için, bir geleneksel uçak bir de insansız savaş uçağı üretmek yerine tek tip bir uçak gövdesi geliştirmenin daha ucuz olacağı gerçeği. Saab Genel Müdürü Hakan Buskhe, 'Bu, bir uçağın çeşitli görevler için pilotlu mu pilotsuz mu uçacağına dair kararlar alınırken uygun maliyetli çözümler bulma arayışıyla ilgili' diyor. Yalnızca İsveçliler değil, Boeing de F-16 savaş uçakları için benzer bir değerlendirme yapıyor. Avrupalı politikacıların askeri İHA'larla ilgili karşılaştıkları zorluklara rağmen, küresel İHA pazarı, son yıllarda birçok ülkede kısıtlanan askeri bütçelerin büyük oranda dışında tutuluyor. Pazar yılda yüzde 5'e yakın büyüyor ve İngiliz danışmanlık şirketi IHS'nin uzmanlarına göre gelecek 10 yılda da büyümeye devam edecek. Pazar, 2014 ve 2023 yılları arasında 90 milyar dolara kadar çıkacak. Fakat, bu büyümeyi sağlayacak olan, kısa vadede küçüleceği öngörülen ABD savunma pazarı olmayacak. İHA pazarının ABD dışında yıllık büyüme oranının da gelecek on yılda yüzde 10 veya daha fazla olacağı öngörülüyor. IHS danışmanlık kuruluşundan İHA uzmanı Derrick Maple, 'Bu oranın çoğu, kendi sanayilerini geliştiren Rusya ve Çin'den geliyor' diyor ve ekliyor: 'Öncelikli talepleri kendileri için kullanmak fakat özellikle Çin'in ihraç etme isteği var.' Uzman, Rusya'nın da 'gelecek on yılda 10 milyar dolardan fazla harcama amacında olduğunu' belirtiyor ve 'İnsansız savaş araçları üretecekler' diyor. Taranis'in başarısına rağmen, Avrupalı ülkelerin, 2030 yılı sonrasında pilotlu savaş uçaklarının yanında kendi insansız savaş uçaklarını üretip üretmeyecekleri henüz kesin olarak bilinmiyor. İHA uzmanı Maple, 'Çok uluslu programların geliştirilmesi siyasi olarak zorlayıcı bir durum' diyor ve şöyle devam ediyor: 'Ama bana göre bunun üstesinden gelmek Avrupa için bir ihtiyaç, aksi halde ABD ve İsrail'e bağımlı olmaya devam edecekler.'BBC Türkçe
Reklam
Kaybettiği 6 Haftalık Kızının Fotoğrafına Photoshop Yardımı İsteyen Baba İçin Yapılan 17 Dokunaklı Çalışma
etiket
Bu dokunaklı ve trajik hikaye dünyada hala iyi yürekli insanların çoğunlukta olduğunu hatırlatıyor adeta.  Nathan Steffel'ın minik kızı Sophia doğumundan sadece 6 hafta sonra ''Karaciğer Hemanjiyomu'' sebebiyle hayatını kaybetti. Minik bebek 6 haftalık kısa hayatının tamamını hastanede geçirdiğinden dolayı ailenin fotoğraf çektirme şansı olmamış. Bu nedenle ellerindeki tek fotoğraf olan bu hastane fotoğrafından kabloların, boruların ve tüm tıbbi cihazların photoshopla kaybedilmesini istemişler.  İşte bu isteğe sosyal medyadan gelen karşılık...
Reklam
11 Soruda Higgs Bozonu Nedir? Ne Değildir?
1. Higgs bozonu nedir? Evrenin başlangıcı kabul edilen Büyük Patlama'nın hemen saniyenin milyonda biri kadar ertesinde ilk parçacıklar da etrafa saçıldı. Bu parçacıklar saf enerjiydi,  bir kütleleri yoktu. Onlara kütle kazandıran mekanizmanın Higgs bozonu olduğu 1964 yılında ortaya atıldı. Dün yapılan açıklamayla da bu 48 yıllık teori deneysel olarak da kanıtlanmış oldu. 2. Higgs parçacığa kütleyi nasıl kazandırıyor? Higgs bozonunun bir diğer adı da 'Higgs alanı.' Higgs mekanizması denen şey, bu alanda gerçekleşiyor. Parçacık alandan geçerken alanla etkileşime giriyor, alan o anda ortadan kayboluyor, parçacık ise kütle kazanıyor. Bu kütle sayesinde atomlar oluşuyor ve nihayetinde biz oluşuyoruz. 3. Higgs'in önemi ne? Parçacıklara kütle kazandırması dışında Higgs'in esas büyük önemi, ilk atomların oluşumunu açıklayan elimizdeki en geçerli teori olan Standart Model'in bel kemiğini oluşturması. Bunu devasa ve bilmediğimiz sayıda parçadan oluşan bir yapboz gibi düşünün. Yapbozun bütün parçalarını bir araya getirsek bile sonunda nasıl bir resimle karşılaşacağımızı da bilmiyoruz. İşte bu devasa yapboz içinde matematik öyle gerektirdiği için olması gereken ama bu sabaha kadar da varlığı kanıtlanmamış olan ana parçalardan biriydi Higgs. 4. Higgs olmasa ne olacaktı? Evrenin başlangıç koşullarında bir 'süper simetri' olduğuna inanılıyor. Bu simetri bir biçimde ve Higgs'in de katkısıyla bozuldu, o sayede evren ve bizler var olabildik. Higgs bozonu olmasaydı, o zaman bizim evrendeki varlığımızı açıklayacak, parçacıkların neden ve nasıl kütle sahibi olduğuna herkesi ikna edip kanıtlanabilecek yep yeni bir teoriye ihtiyacımız olacaktı. 5. Higgs'i nasıl gördüler? Görmediler. Çünkü Higgs görülemez. Bir parçacıkla etkileşime girdiği anda yok oluyor Higgs. CERN'deki bilim insanları onu yok olduktan sonra ortaya çıkan etkilerden hareketle saptayabiliyorlar ancak. 6. Higgs'in varlığından yüzde 100 emin miyiz? Hayır. Tam rakamıyla söyleyecek olursak Higgs'in varlığından yüzde 99.9999426697 oranında eminiz şu an için. Gelecekte CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'ndan gelecek ilave verilerle bu rakam daha da yükselebilir ama hiçbir zaman yüzde 100 olmayacak. 7. Neden yüzde 100 emin olamıyoruz? Bunun sebebi klasik fizikte değil kuvantum fiziğinde yatıyor. Kutantum mekaniğinin meşhur belirsizlik ilkesinin emirleri gereği atom altı parçacıkların konumunu ve hızını aynı anda bilemiyoruz. Bunu bilemediğimiz için de olasılık teorisinden ve bunun matematiğinden yararlanarak çok kuvvetli tahminler yapıyoruz. Mesela yüzde 99. 9999426697 oranında emin olmak şu anlama geliyor: CERN'deki deney 3 milyon kere tekrarlansa bu tekrarlarda ancak 1 kez Higgs'e benzeyen bir şey tesadüfen ortaya çıkabilir. Eğer bir şey yüz seferden 99. 9999426697 seferinde ortaya çıkıyorsa o Higgs'dir. 8. Higgs bulundu diye boyumuz bir karış uzayacak mı? Bunu bilemeyiz. Bilim ve insanlığın doğayı anlama çabasındaki çok önemli bir aşamaydı bu sabahki açıklama. Genellikle böyle önemli bilimsel buluşlar doğrudan olmasa da dolaylı yollarla teknolojiye ve dolayısıyla insanlığın refahına önemli hizmetler yapıyor. Laser teknolojisi kuvantum fiziğinin sonuçlarından biri. Ama bu teknoloji bize önce müzik CD'lerini ve DVD'leri verdi, ardından da devasa bilgi depolama disklerini. Yani Higgs'in insanlığa nasıl bir teknoloji getireceğini, getirip getirmeyeceğini bugünden kestiremeyiz. 9. Buna neden 'Tanrı Parçacığı' deniyor? Aslında bu isim bir şakadan ibaret. Standart Model'i popüler dilde anlatmayı deneyen bir kitabın içinde, parçacığa adını veren Peter Higgs'in 'Şu Allahın belası parçacık da bulunamadı gitti' diye bir cümlesi var. O cümle zamanla kılık değiştirip 'Tanrı Parçacığı' şekline dönüştü. Popüler dilde, özellikle de gazeteler ve televizyonlarda kullanıla kullanıla da yaygınlaştı. 10. Parçacığın Tanrıyla bir ililşkisi var mı? Hayır, bilim buna bakmıyor. Bilimin aradığı cevap Tanrının varlığı veya yokluğu değil, ilk atomların nasıl olup da oluştuğu, evrenin nasıl oluştuğu vs. İnançlı biri çıkıp 'Siz atom nasıl oluştu diye bakıyorsunuz ama Büyük Patlamayı Tanrı yaptı' diyebilir hala. 11. Peki Büyük Patlama nasıl oldu sahiden? Bunu bilmiyoruz. Hatta Büyük Patlama sırasında geçerli fizik kanunlarını da bilmiyoruz. Tek bildiğimiz, bizim şu anki fizik kanunlarımızın o sırada geçerli olmadığı. Fizikte buna 'tekillik' deniyor. Benzer bir 'tekilliği' kara deliklerin içinde de görüyoruz. Kara delik, ışığın bile dışarı kaçmasına izin veremeyecek kadar güçlü bir çekim kuvveti demek. Dışarı ışık bile kaçamadığı için içinde ne olduğu hakkında ancak spekülasyon yapabiliriz.
İyileştirme Özelliği Olduğu İddia Edilen Meditasyon Ürünü 17 Resim
Yeasua Lara Martinez 1978 yılında Kolombiya San Juan De Pasto'da doğdu. 2006 yılında '' Master In Visual Arts'' ünvanı ile Narino Üniversitesi'nden (Universidad De Narino) mezun oldu.1998-2012 yılları arasında gerçekleştirdiği kişisel sergileri ve çeşitli mekanlarda yaptığı duvar resimleri (Mural çalışmaları) ile kısa sürede Kolombiya'da adından söz ettiren bir sanatçı olmuştur.Sanatçı, yaptığı resimlerin iyileştirici etkisine güvenmektedir. Yapmış olduğu eserlerin Tanrı’nın güzelliklerini, ondan aldığı ilham ile aktaran bir kanal olduğunu ve bu yöntem ile evrensel iyileşmeye katkı sağladığını hissederek ortaya koymaktadır. Her bir eser bir meditasyon ürünüdür. Bir ibadet biçimi ve bir kanaldır.
Çin'de Dört Kanatlı Dinozor Bulundu
Çin'de dört kanatlı ve uzun kuyruklu yepyeni bir dinozor türü keşfedildi. Changyuraptor yangi (C. Yangi) isimli bu dinozorun mezozoik dönemin sonlarında, Çin'in günümüzdeki Liaoning eyaletinin bulunduğu bölgede yaşamış olduğu düşünülüyor. Dört tane kanadı olmasının yanı sıra bu dinozoru ilginç kılan özelliklerinden biri de kuyruğundaki eşi benzeri görülmemiş uzunluktaki tüyleri. 30 cm'yi bulan bu tüylere iki kanatlı olmayan dinozorlarda şu ana kadar hiç rastlanmamıştı. Bilim insanları, bu uzun tüyler sayesinde C. Yangi dinozorunun uçtuğu sırada ve inerken kendini yavaşlatabildiğini öne sürüyor. C. Yangi'nin 'mikroraptorin' denilen dinozor grubuna ait olduğu düşünülüyor, dört kanat ve kuyruk bu dinozor türünde mevcut. Paleontologlar arasında bu keşfe kadar dört kanatlı canlı türlerinin, iki kanatlı canlı türlerinin evrim sürecinde bir basamak olduğu düşünülüyordu. Fakat C. Yangi'nin bu evrim sürecinin çatallanması sonucu olduğu tahmin ediliyor. Uçuş yetisine sahip canlı türlerinin, günümüzde kuş olarak sınıflandırılan grubunun fizyolojik yapısı dışında da evrim geçirdiği düşünülüyor. C. Yangi'nin iskelet kalıntıları Bohai Üniversitesi ve Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi'nden uzmanların oluşturduğu bir ekip tarafından bulundu. Burnundan kuyruğunun sonuna kadar 132 cm uzunlukta olan bu yeni tür, şu ana kadar rastlanılan en büyük dört kanatlı dinozor. Araştırmacılar bu yeni dinozor türünün arka bacaklarında bulunan çıkıntılı tüyleri uçuş amaçlı kullandıklarını söylüyor. Uzmanlar, C. Yangi'nin uzun kuyruk tüyleriyle uçabildiğini, aksi takdirde o kanat yapısıyla havalanamayacak kadar ağır ve büyük bir canlı olduğunu da belirtiyor. BBC Türkçe
Reklam
Rus Fotoğrafçıdan Peri Masallarını Kıskandıracak Bir Sürreal Fotoğraf Serisi
Margarita Kareva fantezi sanat fotoğrafçılığı konusunda uzmanlaşmış bir Rus sanatçıdır. Fotoğraflarında genellikle salt güzellik temasını işleyen sanatçı çalışmalarını sürreal manipülasyonlarla da desteklemektedir. Kareva bu ilginç çalışmaları yapmak için gereken ilhamı fantastik kitaplarda bulduğunu söylüyor.İyi eğlenceler dileriz...
Thor Artık Bir Kadın!
Evet! Yanlış okumadınız. Marvel’ın en popüler karakterlerinden biri olan Thor artık bir kadın olacak. ABC isimli Amerikan televizyonuna konuşan Marvel yetkilileri bugün yaptıkları açıklamayla birlikte Şimşek Tanrısı’nın artık bir tanrıça olacağını duyurdu. Aslında ‘Thor’ bir lakap. Onun çekicini ancak Thor lakabını hak eden, değerli kişiler kaldırabiliyordu. Hatta Hulk bile çekici yerinden oynatamadı. Alıştığımız Thor karakteri de Marvel’dan gelen açıklamaya göre artık bu çekici kaldırmayı hak etmiyor ve yerine yeni bir Thor geliyor. Yeni karakterin kimliği tam olarak açıklanmasa da bazı görselleri piyasaya çıktı. Şimşek Tanrısı’nın geçmişte kurtardığı bir kadının, dünyaya gelip zaman içerisinde onun yerini alışını anlatacak. Marvel, böylece güçlü kadın karakterlerine de bir yenisini eklemiş olacak. Kaptan Marvel, Storm ve Karadul gibi sağlam bir duruşa ve hayran kitlesine sahip olan karakterlere bir yenisi daha başarıyla eklenebilecek mi göreceğiz. Bu yeni seri Ekim ayında başlayacak ve çizimlerini Russell Dauterman yapacak. Hikayeyi anlatacak isimse Jason Aaron olarak duyuruldu.
Hayatın Karanlık Tarafından 9 Etkileyici Belgesel
Şüphesiz belgeseller, kolaylıkla göremeyeceğimiz veya yalnızca sözel olarak ifade edilince tam manasına varamayacağımız olguları bize çok daha açık ve güçlü bir şekilde anlatabiliyor. Aşağıda yer alan 9 belgesel ise içinde yaşadığımız toplumların karanlık tarafı ile ilgili. Suç, suçlular ve bunun etkilerini apaçık ortaya koyan bu belgesellerin şok edici içeriği gözümüzü kapattığımız ama varolduğunu bildiğimiz bir gerçeği ortaya koyuyor: Kötülük var.
Reklam
Kadıköy Sokak’ta Hayat Var!
Kadıköy Sokak Iletişim:Website:  Kadıköy SokakInstagram:  @kadikoysokakFacebook:  /sokakkadikoyKadıköy’ün insanı içine çeken sıcacık ortamını, yaşanmışlık dolu anıların canlandığı evlerini, bulutsuz, bavulsuz hatta umutsuzken çıkabileceğiniz bir yolculuğa benzetebileceğimiz sokaklarını bilirsiniz. Bazı yazarların ‘’Kadınları ve hayatı öğrendiğimiz Kadıköy Sokakları’’ diye imgelediği ve temelinde çok yönlü, bütünleştirici bir yapıya sahip olması nedeniyle oldukça dikkat çeken Kadıköy, bugünlerde farklı bir yaşanmışlık senfonisine tanık oluyor. Genel olarak eğlenmek için kendilerini açık alanlara atmış yalnız insanlardan ya da çoğunluk gruplarının üzerinden ilerleyen bu senfoni içerdiği ‘’ Siz de tanıdık yüzlere rastlayabilirsiniz!’’ sloganıyla farklı bir ortam yaratmayı amaçlıyor. Hayatın sizi çok sıradanlaştırdığını ve umutsuzlaştırdığını düşündüğünüz bir zaman diliminde, belki de yarın hatırlayamayacağınız bir tebessümünüze ortak olan bir grup insanın faaliyeti olarak tanımlanabilecek bu organizasyon, yaşamdan kolay kolay silinemeyecek anılar yaratabilmeyi umuyor. Aslında hobi olarak başlayan, kısa bir zamanda zarfında da Kadıköy Sokakları’nda bulunan birçok kişinin dikkatini çeken ve adeta bir fotoğraf sergisinden farksız olan bu faaliyetlerin arkasında oldukça genç ve güzel bir ‘’Kadıköy Sokak’’ ekibi yer alıyor.Ekibin ‘’Bu kadar samimi, kalabalık ve popüler bir ortamda insanlar kaynaşıp eğleniyor ve daha sonra kalkıp evlerine dağılıyorlar. Tamam, herkesin akıllı telefonları var. Kendi fotoğraflarını yayınlayabiliyorlar. Ama neden tek bir alanda tüm bu insanları görmeyelim ki? Bu yüzden ‘’Kadıköy Sokak’’ adı altında insanların fotoğraflarını çekip sosyal medyaya yüklemeye başladık. Bu fotoğraflarını çektiğimiz insanlarla hem tanışıp, sohbet etme fırsatı bulduk. Sosyal medyadan geri dönüş yaparak fotoğraflarını takip etmiş oldular ve diğer kişilere de bakarak onları da tanıyabilme fırsatı buldular. İnsanlar bunu sevdi. Çekim yapmadığımız günler bugün neden çekim olmadı diye geri dönenlerin olması bizi mutlu etti. Yaklaşık 4 haftalık bir dilimde iyi tepkiler aldık ve sloganımız olan “Siz de tanıdık yüzlere rastlayabilirsiniz!” bir an da ortaya çıkmış oldu’’ şeklinde tanımladığı ve başlangıcı 22 Mayıs’ı bulan bu etkinlik güzel şeyler ortaya çıktıkça, sokaklar büyüdükçe yeni fikirlere yelken açmayı hedefliyor. Mekânlarda da çekim yapmaya başlamak isteyen ekip yakın zamanda Kadıköy’de oldukça bütünleştirici bir etki yaratmayı amaç ediniyor. Bu kadar samimi bir ortamı, bir fotoğraf karesine dönüştürmek elbette ki zor bir iş değil, ama o an insanların hissettiklerini yansıtmak zor. Eğer etkili bir şekilde kullanılırsa bir fotoğraf gerçekten çok şey anlatabilir. Aşağıda yer alan bazı örnekler kimi zaman iyi bir dostluğu kimi zamansa aşkı anlatırken, sokaklar içinde aslında hiç de yalnız olmadığımızı vurguluyor. Cuma ve Cumartesi günleri yapılan çekimlere bazen siz de denk gelebilir ya da sosyal medya aracılığıyla fotoğraflara ulaşabilirsiniz. Anıl Basılı yazısıdır.
Reklam
Quentin Tarantino "Kayıt" Dedi
Ünlü yönetmen Quentin Tarantino nihayet The Hateful Eight'in çekimlerine başlıyor.Yapım süreci iyiden iyiye yılan hikayesine dönen ve sinema dünyasında son yılların dedikodu kazanı en harlı projeleri arasında yer alan The Hateful Eight'in çekimleri nihayet başlayacak!Daha önce filmin senaryosu internete sızdığı için projeden elini eteğini çektiğini söylemesine rağmen, senaryoyu 'canlı okuma' şeklinde meraklılarıyla buluşturanQuentin Tarantino, son olarak Cannes Film Festivali'nde de filmini meze yapmaktan da çekinmemişti!Müjdeli haber ise, bir radyo programında baklayı ağzında tutamayan Kurt Russell'dan geldi! Russell'a göre Tarantino, önümüzdeki yıl filmin çekimlerine başlamayı planlıyor!Filmin oyuncu kadrosundaysa Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Zoe Bell, Tim Roth ve Michael Madsen gibi bir kısmı Tarantino'nun gediklileri listesindeki oyuncular yer alacak.Sabah
Vajina Selfie'si Tutuklattı
Sanat camiasında “Rokudenaşiko” ismiyle tanınan Igaraşi’nin, dosyaları gönderdiği kişilerden gelen parayı, son sanat eserini yapmak için kullandığı iddia edildi. 42 yaşındaki sanatçı, son olarak kendi vajinasından esinlenerek bir kano yapmıştı. Haberin devamı için tıklayın!
Reklam