onedio
Rosetta 6.5 Milyar Kilometrelik Yolculuğun Ardından Kuyruklu Yıldızın Yörüngesine Girdi
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Rosetta uzay aracı, 10 yıl süren 6.5 milyar kilometrelik yolculuğun ardından takip ettiği kuyrukluyıldızın yörüngesine girdi. Rosetta uzay aracı, 10 yıllık takibin ardından bugün 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızının yörüngesine girdi. Uydu, TSİ 11.00'da başlayan manevra hareketiyle kuyrukluyıldızın 100 km ötesinde konumlandı. Dünya'dan şu anda 450 milyon kilometre mesafede bulunan 67P/Churyumov-Gerasimenko ile ilerleyen tek vücut haline gelen Rosetta, Kasım ayında gök cismi üzerine inecek ve araştırma robotu Philae'yi bırakacak. ESA'nın web sayfasından canlı yayınlanan manevra sürecinin ardından, Rosetta Uçuş Direktörü Andrea Accomazzo, '10 yıllık gezegenlerarası uçuşun sonuna geldik' açıklamasını yaptı. Almanya'nın Darmstadt kentindeki yer kontrol merkezinde görev alan Rosetta operasyon müdürü Sylvian Lodiot ise 'kuyrukluyıldıza ulaştıklarını' belirtti. Sıra Philae'de Rosetta, bir turu birkaç gün içinde tamamlayacağı yörünge hareketi esnasında, 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun yüzeyini inceleyerek iniş için en ideal noktayı belirlemeye çalışacak. Uydunun gövdesindeki keşif aracı Philae, Kasım ayında gök cismi üzerinde ölçümlere başlayacak ve 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun kimyasal-fiziksel yapısını ortaya çıkaracak. 1.7 milyar dolarlık bir projenin ürünü olan Rosetta, Mart 2004'te ateşlenmişti. Uydu, aslında bir yıl öncesinde ateşlenecek ve 46/PWirtanen adındaki başka bir kuyrukluyıldızı takip edecekti. Ancak ateşleme roketinde yaşanan teknik arıza, projenin bir yıl ertelenmesine ve hedefin değişmesine neden oldu. Rosetta, adını Mısır hiyerogliflerini deşifre eden ilk bilim insanı olan Rosetta Stone'da alırken, Philae ismi de Nil Nehri'nde keşfedilen bir dikilitaştan geliyor. Rosetta, Jüpiter'in yörüngesinden çıktıktan sonra asteroidler Steins ve Lutetia'yı gözlemlemiş ve 2011'de üç yıllık 'kış uykusuna' yatmıştı. Uzay aracı, Ocak 2014'te tekrar canlandı ve hedefinin peşine düştü. 67P/Churyumov-Gerasimenko yörüngesinde 2015'in sonuna kadar kalacak olan Rosetta, kuyrukluyıldızlar hakkında birçok yeni bilgi sağlayacağı gibi, Güneş Sistemi'nin geçmişi ve oluşumuna ait yeni bilgiler elde edecek. Al Jazeera
'Cumhurbaşkanlığı Köşküne Ayakkabı Kutusuyla Gidilmez'
Devlet Bahçeli, cumhurbaşkanı seçimi çalışmaları kapsamında Kırıkkale'nin Sulakyurt Belediye Başkanı İsmail Bildik'i, Genel Başkan Yardımcıları Celal Adan, Ruhsar Demirel, Mevlüt Karakaya ve Genel Sekreter İsmet Büyükataman ile birlikte ziyaret etti. Ziyaretin ardından Çarşı Meydanı'nda vatandaşlara hitap eden Bahçeli, herkesin cumhurbaşkanı adayı olma hakkının olduğunu söyledi. 'ERDOĞAN ADİL YARIŞA GİRMEDİ' Bahçeli, 12 yıldan bu yana ülkeyi yöneten AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekillerinin önerisiyle aday olmasının en temel haklardan biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Ancak ilk defa halk tarafından cumhurbaşkanı seçildiği için yasal düzenlemesi sırasında önemli boşluklar ve basitlikler olmuştur. Bu boşlukların giderilmesi tabiatıyla yasayı çıkartan iktidarın görevi olsa gerektir. Ama iktidarın başı bu yasadaki boşluklardan yararlanarak haksız bir rekabete girme yolunu tercih ederse, o zaman cumhurbaşkanlığı seçiminin meşruiyeti tartışılır hale gelir. Recep Tayyip Erdoğan şöyle bir yaklaşım içerisinde bulunabilmiş olsaydı, zannediyorum halkımız kendisini çok daha iyi takdir edebilirdi. Diyebilirdi ki, 'Milletvekili arkadaşlarım beni önerdiler, ben de kabul ettim ve aday oldum. Adaylığım 11 Temmuz'da YSK tarafından onaylandı. Başbakan olarak artık bu demokratik yarışa katılmamam gerekir. Onun için başbakanlıktan ayrılıyorum' diyerek diğer iki aday gibi adil, eşit bir yarışın içerisinde olması gerekirdi. Ama bunu yapmadı Başbakan.' Bahçeli, böyle bir ortamda Erdoğan'ı Başbakan olarak kabullenmenin adaletsizliği kabullenmek olduğunu savunarak sözlerini şöyle sürdürdü: BAŞBAKANSINIZ, HER TARAFA DEVLETİN İMKANLARIYLA GİDİYORSUNUZ 'Başbakansınız her tarafa devletin imkanlarıyla gidiyorsunuz. Ana uçağı, baba uçağı. Havalimanına gidiyorsunuz. Gideceğiniz yerde havalimanı yoksa helikopterler sizi bekliyor, onlara biniyorsunuz. Vali orada, kaymakam orada, Emniyet Müdürü orada, ilkokul müdürleri dahi orada. Bir ilkokul öğrencileri gelmemiş, Herkes orada. Böyle bir demokratik, adil bir seçim olabilir mi? Buradan çıkacak olan cumhurbaşkanı milletin vicdanında nasıl yer bulacak. Bunlar dikkate alınması gereken konulardır.' SEÇİLECEK KİŞİ ANAYASA’DAKİ YEMİNE BAĞLI KALMALI Cumhurbaşkanının ilk defa halk tarafından seçildiğini dile getiren Bahçeli, bundan önce TBMM tarafından cumhurbaşkanlarının seçildiğini hatırlatarak, şöyle konuştu: 'Zaman zaman bu yarış çok sancılı geçiyor ve tartışmalı oluyordu. Uyarılar geliyor, muhtıralar veriliyor, olmazsa darbeler yapılıyordu. Böyle bir süreçten geliyoruz. Bir an düşünün. 1980 öncesinde 5 ay 17 gün cumhurbaşkanı seçilemedi. 114 tur yapıldı. O an ülkede sosyal şiddet, ekonomik kriz var, istikrarsızlık başını almış gidiyor. Arkasından 12 Eylül darbecileri gerekçeyi biraz daha genişleterek bulmuş oldular ve sonuç itibariyle de bir 12 Eylül İhtilali ile karşı karşıya kaldık. 12 Eylül İhtilalinden mağdur, mahkum olmayan kalmadı. İşkence, zulüm görmeyen kalmadı. Bunların hepsini yaşayarak geldiğimize göre artık buradan bir ders çıkartmamız lazım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sancılı olmaması, uzlaşmaya dayalı, devletin birliğini sağlayabilecek bir amaca yönelik olmalı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncelikle Anayasa çerçevesinde gerçekleştirilmeli, seçilecek olan şahsiyet, Anayasa'daki yemine bağlı kalmalı. Böyle olursa bundan böyle halkımızın seçmiş olduğu cumhurbaşkanlığı bir gelenek oluşturur ve böyle devam eder. Ama bunun tersi davranırsak, önemli sıkıntılar olabilir.' NEREYE HİZMET ETTİĞİ MEÇHUL Bahçeli, hangi partinin mensubu olunursa olunsun, cumhurbaşkanı seçimlerini parti meselesi olarak görmenin çok zaman doğru olmayabileceğini söyledi. Girilen bu süreçte adaleti elinden kaybederek, Başbakan sıfatıyla devletin tüm imkanlarını kullanan bir kişinin, seçimlerde sonuç almasının yeni bir tartışmaya neden olacağına dikkati çeken Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: '12 yıldan bu yana Erdoğan Başbakandır. Ne kadar saklarsanız saklayınız. Cepheleşme içerisinde midir? Kutuplaşma içerisinde midir? Kamplaşma içerisinde midir? Gerilim stratejisiyle Türkiye'yi gererek kendisine oy vermiş insanları, partisine ve şahsına hakaret edenler karşısında birleştirici bir üslubu, yalana, dolana dayalı olarak uygulayan bir şahıs. Önce etnik temelli bir ayrım yaptı. Sonra mezhep temelli bir ayrım yaptı. Daha sonra ayrımlar her kanatta devam ediyor. Nereye hizmet ettiği meçhul. Şu çocuklarımızın ant içmesinin ne mahsuru vardı.' BAŞBAKAN BU SÖZÜ NİYE SÖYLÜYORSUN Bu milleti oluşturan insanların farklı mezheplerden olabileceğini belirten Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın uyguladığı politikaların bölünmeye, ayrımcılığa, şiddete, adaletsizliğe, yalana, tahribata ve hakarete dayalı olduğunu ileri sürdü. Bahçeli, “Farklı etnik kökende de olabilir. Ama bir millet şuuru içerisinde, beraberce, birlikte yaşamayı da arzulamıştır. Şimdi kalkmışsınız devletin imkanlarını kullanarak televizyonlarda bülbül gibi konuşarak, falan partinin başkanı 'Alevidir', falan partinin genel başkanı 'Zazadır', 'Ben Sünniyim' diyor. Ne gerek var buna. Başbakan bu sözü niye söylüyorsun. Bu ülkede Alevi kardeşlerim de yaşıyor, Sünni kardeşlerim de yaşıyor. Bunlardan bir tanesinin demokratik hakkı olarak başbakan olması, parti genel başkanı olması mümkün de öbürünün niye mümkün değil?' diye konuştu. KAHİRE’DE DOĞANI MEMLEKET EVLADI SAYMAYAN ERDOĞAN Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın şimdi de doğum yerlerine göre ayırım yaptığını ve Kahire'de doğanı memleket evladı saymadığını belirterek, “Eğer kalkıp 'Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk Selanik'te doğdu memleket evladı sayılamaz' deme cesaretine sahip değilsen, lafı niye evirip çeviriyorsun. Pekala sen necisin? Bunu bilen yok. Kendisi de açıkça söyleyemiyor. Erdoğan çıkıp bu milletin huzurunda önce etnik temeldeki karışıklığı ortaya koy. Sonra inanç temelindeki bulaşıklığı bir ortaya koy” dedi. DALGA DALGA ADALETSİZLİK YAPILDI MI? Bugünlerde dalga modasının çıktığını belirten Bahçeli, “Türk Silahlı Kuvvetleri'ne dalga dalga bir adaletsizlik yapıldı mı? Emniyet güçlerine yapıldı mı? Yarın yargıca, savcıya yapılabilir mi?' diye sorarak, 'Hep bu milletin evlatlarına, milli değerlerine bu dalga çarptı. Bir gün AK Partililere de bir dalga çarparsa ne olacak? Erdoğan hata yapıyor diye, cezasını vatandaş bir gün niye çeksin. Bu konuya dikkat etmek lazım. Bu işin şakası yoktur' dedi. BU ANLAYIŞLA CUMHURBAŞKANI OLMAZ Bahçeli, Erdoğan'dan bu anlayışla cumhurbaşkanı olmayacağına dikkati çekerek, “Aklanmadan, paklanmadan, temizlenmeden Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olma şansı yok” diyerek şöyle devam etti: 'Belki bugünkü gücünü, devlet imkanlarını yine değişik yöntemlerle halkı kandırma usullerini kullanmış olsan dahi cumhurbaşkanı kalamazsın. Senden cumhurbaşkanı olmaz, olamaz. Mısır'da 'Rabia' diyor. Peki gerçeği niye paylaşmıyorsun. Bu Rabia işareti daha önce yok muydu? 12 yıl iktidarda kaldın. Rabia işaretini bir gün kullandın mı? Şimdi niye kullanıyorsun. Çünkü deşifre oldu artık. Şu 4 tane bakan ve çocukları. 4 bakan var bunların hepsi savcılık iddianamesiyle haklarında soruşturma açıldı mı? Meclise dosyaları geldi mi? Geldi. Orada da engellemeye çalışıyorlar. Şunu niye böyle şey yapıp da 5 kardeşi niye ortaya koyamıyorsun. Çünkü 5'inci sensin ve Bilal oğlansın.' EKMELEDDİN İHSANOĞLU’NU ANLATTI 'Bu adaylar içerisinde bir şahsiyet vardır ki, şu an için 12-13 partinin etrafını sardığı değerli bir bilim adamı ve diplomat olan Ekmeleddin İhsanoğlu' diyen Bahçeli, 'Ne kadar Erdoğan iftira etse, ne kadar İstiklal Marşı biliyor, bilmiyor tartışsa, ne kadar bilmem nerde doğdu, yaşadı dese de memleketin gerçeği, sıvanamaz, üstü örtülemez. Her şeyi istismar ediyorsun. Allah sana uzun ömür versin. Hem bu dünyada, hem de öte dünyada çekeceğin var. Yüce divana gitmeden hak vaki olmasın. Temennimiz o. Allah sana uzun ömür versin. Sağlıklı yaşamanı temenni ediyorum. Ama şu yalandan, iftiradan, hakaretten bu milleti devlet imkanlarıyla aldatmaktan vazgeç' diye konuştu. Bahçeli, devletin birliği, dirliği, milletin bölünmez bütünlüğü için, Alevi, Sünni, Kürt, Türk ayrımı olmadan birlikte yaşamak için artık devletin başında bu ayrımcılığın olmaması gerektiğini belirtti. SANDIĞA GİDİNİZ Cumhurbaşkanı seçiminin önemsenmesini ve herkesin sandığa gitmesini isteyen Bahçeli, şunları kaydetti: 'Sandığa gidiniz. Sağın, solun tesirleri altında kalmayınız. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlış bir adım atılırsa onun arkasını toparlayamayız. Türkiye'deki sosyal hareketlilik hızlanır. Gerilim artar. İç savaşa doğru gidişler olur. Suriye, Irak, Kafkaslar ateş çemberi. Türkiye'nin kendini buradan kurtarması için aklı başında insanların devlet başkanı olması gerekir. Böyle olunca 3 adayın içeresinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nu sizlere tavsiye ediyoruz. Takdir sizin.' CUMHURBAŞKANLIĞI KÖŞKÜNE AYAKKABI KUTUSUYLA GİDİLMEZ Çorum'un Sungurlu İlçesi'nde konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Cumhurbaşkanlığı köşküne kimse yalınayak gitmez. Bunun, böyle olmayacağını biliyorsun. Ayağında bir ayakkabısı olur. Ama ayakkabı kutusu ile girdiğin anda herkes bakacak bu neyin kutusudur diye' dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, karayolu ile geldiği Çorum’un Sungurlu İlçesi’nde vatandaşlarla buluştu. Belediye binası önünde halka hitap eden Devlet Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a yüklendi. Erdoğan'ın gezilerde devlet imkanlarını kullandığını söyledi. TRT'YE HESAP SARACAĞIM Başbakan Erdoğan’ın İstanbul Maltepe’de düzenlediği miting hakkında da konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'İstanbul’da bir miting yapmış. İstanbul’da ne kadar emniyet mensubu varsa miting alanında, 5 bin tane de AKP'nin özel güvenliği kurulmuş. Belediyenin, devletin tüm imkanları ile bir miting olmuş. Şu kadar insan mitingde vardır diyerek övünülüyor ve televizyonlarda, basınlarda aynı fotoğraflarla mitingi veriyor. Şimdi biz ilçe ilçe dolaşıyoruz. Burada televizyon kameralarından birkaç tanesi var. Akşam yayınlayacakları da şüpheli. Hele bir tanesi var TRT. Hepimizin vergisi ile kurulan bir TRT var. Şimdi bu TRT'nin bu seçimler dönemindeki yayınlarının bir mukayesesi yapılmış Recep Tayyip'e 500 saatin üzerinde, öbürlerine 3 saat 7 saat arasında bir şeyle güya adil bir propagandaya fırsat veriyor. Ey, TRT'nin yöneticileri, genel müdürleri, haber müdürleri. Söylüyorum, Allah nasip eder, bir sorumluluk üstlendiğimde bu adaletsizliğin hesabını sormazsam namerdim' dedi. YALANLA CUMHURBAŞKANI OLMAMALI MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan'dan cumhurbaşkanı olamayacağını belirterek, 'Recep Tayyip Erdoğan'dan cumhurbaşkanı olmaz, olamaz. Kamplaşmaya, kutuplaşmayla, cepheleşmeye gerilim stratejisi ile kardeş kavgasına ülkeyi sürükleyecek yanlış sözlerle, hakaretlerle yalanla dolanla bir şahıs cumhurbaşkanı olmamalıdır' diye konuştu. DALGA DEĞİL TSUNAMİ VURACAK Cumhurbaşkanlığı köşküne kimsenin yalınayak gitmeyeceğini ifade eden Devlet Bahçeli şöyle devam etti: 'Bunun, böyle olmayacağını biliyorsun. Ayağında bir ayakkabısı olur. Ama ayakkabı kutusu ile girdiğin anda herkes bakacak bu neyin kutusudur diye. Cumhurbaşkanlığının bahçesinin tanziminde süs havuzları var. Oralara şöyle bakıp kendisinin haramzadelerle oluşturduğu havuz gibi görürse, oradaki aziz su artık dolar gibi kendine gelmeye başlarsa bir başka felakette öyle olur. Şimdi kalkmış mecliste de 4 tane bakanın deşifre edilmesi mecliste de soruşturma komisyonunu kurulmasıyla, eli şöyle dolaşıyor neymiş bu Rabia’ymış. Sen 12 yıldan bu yana 3 Kasım’dan bu yana bu ülkeyi yönetmiyor musun? 2012 ve sonrası dönemlerde bu işaret neyin nesi. Bundan evvel Mısır'da Rabia yok muydu ki sen bunu tespit edip bize anlatıyorsun. Bu Rabia işareti midir, başka işaret midir? Benim son döneminde şunlar şunlar deşifre oldular. Bunlar kim 4 tane bakan ve çocukları. Şunu gizli tutayım diyor. Eli böyle yani kalkıp da bunu 5 parmak olarak 5 gardaşı göstermeyin de birini niye saklıyorsun. 4 tanesinin yolsuzluk ve rüşveti belli. 5’incisi sensin oğlun Bilal’dir. Parmağını şöyle kaldırdığın gün 25 Aralık'taki yolsuzluk halkası ailecek boynuna geçer senin. Bu arada kendisinin bakanlarından ağlayan var. Hele sürekli bu devam eder diyor demokratik açılım zırvasıyla ülkeyi ihanete sürükleyen de diğer alanlara da yayılabilir diyor. Şimdi bu yayıla yayıla nereye kadar varacak. Bu dalgaların alayı inançlı temiz yoksul kimsesiz ama memlekete sevdalısı olanların kıyısına bu dalga vuracak dün yoksulda bugün zengin olan AKP’lilere bu hiç dalga vurmayacak mı? Yine söylüyorum, şu Türk Bayrağının altında söylüyorum. Allah nasip ederse dalga değil, tusunami vuracak. Çünkü oraya bir dalga yetmez o kadar millete hakaret eden ihalelerin babaları var onların da alayını almak lazım o dalganın içerisine onlar özel uçakları ile yurt dışına kaçacaklarını zannediyorlarsa bu aziz milletin tusunamisi öyle bir alacakaranlıkta gelir ki alayınızı dalganın içine alır boğar atar. Allah’ın izniyle o sebepten dolayı Recep Tayyip Erdoğan’dan adalet bakanı, o da belki aralarına girecek demek ki o da dalganın içinde olacak bak Allah söyletti. Ama kısaca söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan senden cumhurbaşkanı olmaz. Başını ağrıtma, yolsuzlukla ve rüşvetten kaçman mümkün değil. Bari sana oy vermiş masum insanları kandırarak, hala yanına alarak hırsızlığına soygununa kimseyi alet etme ve bu işten vazgeç. Vazgeçmezsen sizin bileceğiniz iş takdir cenabı Allahı’ndır. Ama biz diyorsak ki senden aday olmaz, senden cumhurbaşkanı olmaz, bu kadar güzide insana peki oluru kimdir diye sorduklarında bir cevabımız olması lazım. Ekmeleddin İhsanoğlu bey. Birçok siyasi partinin etrafında bütünleştiği, anayasa çerçevesinde cumhurbaşkanlığı görevi yapacak yemine sadık kalacak bir aziz millet evladıdır. MHP'ye gönül vermiş arkadaşlarımızda bu adaya destek vermek suretiyle cumhurbaşkanı olmasını istiyoruz. Gösterdiğimiz gayret budur ve büyük çoğunlukta Ekmeleddin bey etrafında bütünleşiyor. Öyleyse pazar günü sandığa gidecek misiniz? Oraya vardığınızda 3 tane resmi görecek misiniz? Bunların içerisinde en tanıdığınızı her yönüyle biliyorsunuz öbürü hakkında da kanaatiniz var. Tanımadığım dediğiniz birisi var o da Ekmeleddin beydir. Sevgi için ekmek, dirlik için ekmek, her konu için ekmektir ve cumhurbaşkanlığı için de Ekmeleddin beydir.' MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, buradaki konuşmasının karayolu ile Laçin İlçesi'ne geçti. Erhan GÖĞEM- Tahsin GÜNER/KIRIKKALE, //İlker AKTAŞ-Yusuf ÇINAR/SUNGURLU(Çorum) (DHA)
Danimarka'dan İnternette Terabayt Rekoru!
Danimarkalı araştırmacılar, bir saniyede bu kadar veriyi aktararak rekorları alt üst ettiler!Bir zamanlar internet üzerinden video izlemek istediğimizde uzun süreler boyunca yükleme yapılmasını beklememiz gerekiyordu. Günümüzde bile yüksek kaliteli videoları izlemek istediğimizde sorunlar yaşayabiliyoruz. Ancak Danimarkalı bilim adamlarının çalışmalarına göre bu tür sorunlar çok geride kalmış olabilir.Technical University of Denmark araştırmacıları saniyede 5 terabayt, tam olarak 43 Tbps , veri aktarımı yapabilen bir internet bağlantısı kurmayı başardılar. Günümüzde kullanılan en iyi bağlantıların karşısında bile bu bağlantı büyük bir ilerleme olarak karşımıza çıkıyor.Bu gelişimin en önemli yanı ise, kullanılan teknolojinin temelinin Dünya üzerinde şu anda kullanılan teknoloji ile aynı olması. Yani, bu hıza ulaşan bağlantı da, daha özel olsa da, fiber-optik kablo aracılığı ile kurulmuş durumda. Günümüzdeki fiber-optik kabloların sınırı 100 Gbps olarak gözükmekte ve bu teknolojiye yapılacak olan bir geçiş işlemi, genel interneti çok daha rahatlatacak bir şey olabilir.Her ne kadar bu hız karşısında ağzımız sulansa da, bu teknolojinin henüz evlerimize ulaşmayacağını söylemekte fayda var. Ayrıca, evimizde şu anda 43 Tbps gibi bir hız kullanmaya kalksak bile bu pek çoğumuz için işe yaramaz olurdu. Dünya üzerinde yeni yeni yayılmaya başlayan 1 Gbps hızı bile pratikte çok daha düşük hızlarla sonuçlanıyor. Bunun en büyük sebebi ise tabii elimizde bulunan donanımlar .Ancak, bu yeni teknolojinin ISP'ler tarafından kullanılarak daha fazla bağlantının ve verinin aktarımı kolaylaştırılabilir. Bu da bütün kullanıcılar için daha yüksek bir bağlantı kalitesi ile sonuçlanabilir...
Çocuk İstismarını Konu Alan Çarpıcı Bir Kısa Film: Zorundayım
Gökhan Oğuztimur'un istismar edilen çocuklar için çektiği Zorundayım adlı kısa filmde gönüllü çocuklar kamera karşısına geçti.Oyuncular; Dilenci çocuk , Böbreği alınan çocuk, Hırsız çocuk, Çöpçü çocuk, Gelin Çocuk, Molotofcu çocuk, Dayak yiyen çocuk , istismarın en önemli rollerini büyük bir titizlikle oynayarak izleyicilere gerçek hayatta çocukların başına gelen olayları anlattı. Aile bireyleri tarafından istismara maruz kalmış çocukların fiziksel ve ruhsal sağlık sorunları diğer çocuklara göre iki kat daha fazla olup bu sorunlar intihar düşüncelerini ve girişimlerini de kapsıyor.Çocukların yaşlarının küçük olmasından kaynaklı polis ve diğer yardım kuruluşlarından destek alamaması bu durumu daha da üstü kapalı hale getiriyor.Türkiye'de son bir yılda rapor edilen çocuk istismarı sayısı 216.875 in üstünde. Ayrıca, dünya suç sıralamasında ülkemiz 3. sırada. Toplum baskısı, aile tepkisi gibi kavramlar yüzünden kayıt dışı olan gerçek sayının ne olduğu ise hiç bilinmiyor. Çekimleri bir hafta süren Zorundayım kısa filmi, sponsor desteği olmadan, Yönetmenin ,ekibin ve oyuncuların ücret talep etmediği bir Sosyal Sorumluluk Projesi olmuştur.KÜNYEOYUNCULARDİLENCİ ÇOCUK Beril ÇolaklarBÖBREĞİ ALINAN ÇOCUK Berkay DenizHIRSIZ ÇOCUK Ece KaradenizÇÖPÇÜ ÇOCUK Simay KaradenizGELİN ÇOCUK Öykü KayaMOLOTOFCU ÇOCUK Berkant KaradenizŞİDDET GÖREN ÇOCUK Canay YenilmezSENERYOEsra OğuztimurGÖRÜNTÜ YÖNETMENİYaşar TuranlıMAKYAJYaşar TuranlıYARDIMCI ASİSTANNeslişah KaynardağMÜZİK / KURGUGökhan OğuztimurFOTOĞRAF / FİLMGökhan OğuztimurYÖNETMENGökhan Oğuztimur
'Gül, Erdoğan ve Eşleri Milli Saraylar'dan Tarihi Eser Talep Etti mi?'
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e Milli Saraylarla ilgili sorular yöneltti. Çetin, “Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir?” dedi.Çiçek’in yanıtlaması istenen CHP’li Çetin’in soru önergesi şöyle: Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ya da eşi Hayrünnisa Gül tarafından TBMM yönetimindeki Milli Saraylardan Cumhurbaşkanlığında sergilenmek üzere ya da başka amaçla tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edilen tarihi eserler nelerdir? Bunların sayısı nedir? Görev süresi sona ermek üzere olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Milli Saraylara iade edilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bunlar nelerdir ve sayısı nedir? Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edildi ise hangi eserler istenmiştir? Verilen tarihi eserler iade edilmiş midir? Milli Saraylar tarafından başka kurum ve kuruluşlara verilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bu kurumlarca iade edilmeyen tarihi eserlerin sayısı nedir? Ankara-ZETE
Reklam
Lady Gaga 21 TIR ve 144 Kişilik Ekibiyle Geliyor
Ünlü şarkıcı Lady Gaga, Türkiye'ye 21 tır ve 144 kişilik ekibiyle geliyor.Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, 'Lady Gaga's artRAVE: the ARTPOP Ball' turnesi kapsamında 68 şehirde, 78 performans sergileyecek şarkıcı, 16 Eylül'de İTÜ Stadyumu'nda Türkiye'deki ilk konserini verecek. İstanbul konseri, turnenin Avrupa ayağının da ilk konseri olma özelliği taşıyor. Toplam 21 tır ile İstanbul'a gelecek şarkıcıya sahnede, 14 dansçı ile 5 grup üyesi eşlik edecek. Gaga'nın sahnesi için dev bir bahçe ile 15 dev ağaç, 146 metrelik bir hortumla şişirilecek.Sahnede giydiği renkli kıyafetler içinde 14 gardrop kıyafeti ile gezen Lady Gaga, konserinde yaklaşık 30 saniyede kıyafetlerini değiştiriyor. Lady Gaga, İstanbul konserinde Alejandro, Bad Romance, Poker Face, Born This Way ve son albümünde bulunan G.U.Y gibi ünlü şarkılarını yorumlayacak.CNN Türk
Aylık 20 Liraya 600 Bin e-Kitap
Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Okuma eylemimiz teknolojinin gelişmesiyle farklı şekillere girdi. Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. Dünyanın online kitap devi Amazon okuma eylemimizi gittikçe farklı hallere büründürmeye devam ediyor. Amazon, geçtiğimiz hafta yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba sınırsız erişim sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. E-kitabın yanı sıra Amazon'un sitesinde yer alan iki bin kadar sesli kitaba da ulaşmayı kolaylaştıran uygulama yayıncılık endüstrisinde büyük bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hem e-kitaba hem de sesli kitaba ulaşmayı birlikte sağlayan uygulama yazarlardan, yayıncılardan ve okurlardan farklı tepkiler alırken yayıncılık dünyası, bu uygulamanın kitap endüstrine neler getireceğini konuşuyor. Zaman gazetesinden Musa İğrek'in haberine göre E-kitap pazarının yüzde 60'ını elinde bulunduran Amazon'un 'sınırsız okuma' ve 'keşfetme özgürlüğü' olarak adlandırdığı bu yeni uygulamasına, yüksek e-kitap fiyatlarına yumuşatıcı bir etki gibi olarak görülüyor. Uygulamanın okura sunduğu bu olanağın yanı sıra yazarların bu uygulamayla daha fazla okura ulaşacağı düşünülüyor. Amazon'un bu yeni programından faydalanmak için e-kitap okuma cihazına sahip olmak gerekmiyor çünkü akıllı telefon ve tablet uygulamalarından da programa erişim sağlanabiliyor. Şirket şimdilik sadece Amerika'da başlattığı bu projeyi, yakın zamanda dünyanın dört tarafında yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Uygulama, bu alanda hizmet veren diğer şirketler ve Amazon arasında da yeni bir yarışın habercisi. Amazon'un rakip olarak gördüğü Oyster ayda 9,95 dolara 500 bin, Scribd ise ayda 8,95 dolara 400 bin e-kitaba erişim imkânı tanıyor. Sürekli eleştiri konusu olan yüksek e-kitap fiyatlarına karşın bu uygulamaların en mutlu tarafı yüz binlerce kitaba ulaşan okurlar kuşkusuz, fakat yayıncılar ve yazarlar cephesinde çeşitli ihtilaflar var. Ödünç e-kitap pazarı kızışıyor Kindle Unlimited, film (Netflix gibi) ve müzik endüstrisinde (Spotify gibi) yaygın olan ödünç alma yönteminin kitaba uygulanmış hali olarak yorumlanıyor. Yayıncılık dünyasında 'altı büyükler' diye anılan (Penguin ve Random'un birleşmesinden önce), Hachette Book Group, HarperCollins, Macmillan, Simon and Schuster ve Penguin Random House ise bu anlaşmanın dışında kalmayı tercih ederken, ödünç e-kitap pazarı da daha da kızışacağa benziyor. Zira, yayınevlerinin bu tavrı, tüm pazara sahip olan Amazon'a karşı muhalif bir duruş olarak değerlendiriliyor. Uygulamaya yapılan eleştiriler ise her kitaba erişimin olmamasının ve telif hakkı dolmuş yazarların kitaplarının çokluğu. Amazon'un bu yeni programı, bireysel yayıncılık yapan yazarlara dikkati çekti, zira en çok satan e-kitap listelerinin başlarında bu yazarların kitapları yer alıyor. Yayıncılık dünyasında seslerini daha da gür çıkarmaya başlayan bu yazarlar, kitaplarını sadece Amazon'da yayımlamayı kabul ederse programa dahil olabiliyor. Amazon ayrıca başka e-kitap satış platformlarından yazarların kitaplarını çekmesini istiyor, ki bununla diğer e-kitap satış platformlarına (Scribd ve Oyster) bir nevi çelme takmaya çalışıyor. Kişisel yayıncılık yapan yazarlar, küçük bir azınlık gibi gözükse de bu kitlenin e-kitap pazarında önemli bir payı var ve her geçen gün kitlesini çoğaltıyor. Yayın dünyasında demokratik ve özgür bir hareket olarak görülen kişisel yayıncılık, pazarda yüzde 60'lık bir paya sahip olan bu dev karşısında zorlu bir seçim yapmak zorunda. Bu kitlenin Amazon'a biat edip e-kitaplarını tek bir elden satışını yapmaları eleştirilirken, Amazon'un bu politikasının diğer e-kitap ödünç hizmeti veren şirketlere karşı bir yıpratma stratejisi olarak görülüyor. Öyle ki, Amazon'un bu programına katılmayan yazarları kitaplarını satmayarak bir cezalandırmaya gittiğini de söyleyebiliriz.T24
Reklam
İlk Karavanın Hikayesi: Eccles Karavanları
Karavancılığın hikayesi aslında yüzyıllarca öncesine dayanmakta. Nitekim karavan kelimesinin kökü 'kervan' kelimesinden türemiştir ve bundan uzun yıllar önce at arabaları zamanında da atlarla çekilen karavanlar zaman zaman toprak yollarda boy göstermiştir. Eskiden beri dizayn edilen bu tekerlekli taşıtların günümüze kadar ulaşmasına katkı sağlayan bir şirket olan Eccles ise günümüzde de karavan üretmeye devam ediyor.
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
Reklam
En İyi 12 Game of Thrones Karakteri
Tyrion Lannister, Tywin ve Joanna Lannister'ın üçüncü ve en genç çocuklarıdır. Cüce olduğu için Küçük Şeytan ya da Yarım Adam olarak da çağrılır. Kitap serisinin önemli POV karakterlerinden biridir. TV dizisinde Peter Dinklage tarafından canlandırılmaktadır.
Sokak Sanatçısı INSA'dan 16 GIF-iti Örneği
Rengarenk sokak sanatı işleriyle tanıdığımız INSA, dur durak bilmeyen projelerini artık gif şeklinde yayınlamaya karar vermiş. İyi de etmiş. Capcanlı çizgileriyle gönlümüzde taht kuran sokak sanatçısı, İngiltere'de caddeleri panayıra dönüştürüyor. Desenleri birsüredir bikinileri süsleyen INSA'nın bu hayatta daha başka ne isteyeceğini bilemiyoruz.
The Cut’ın Fragmanı Yayınlandı
Fatih Akın'ın The Cut - Kesik filminin fragmanı yayınlandı.  Çekimleri Ürdün, Küba, Kanada, Malta ve Almanya’da gerçekleştirilen The Cut (Kesik), 1915′de Mardin’de yaşayan 2 çocuk babası bir Ermeni’nin ailesinden koparılmasını ve iki kızına tekrar kavuşma çabasını konu ediniyor. The Cut filminin senaryosu Fatih Akın ve Mardik Martin'e ait. Fatih Akın'ın son filmi The Cut'un başrolünde Cezayir asıllı ünlü oyuncu Tahar Rahim yer alıyor. Rahim'e The Cut filminde Simon Abkarian, Arsinee Khanjian ve George Georgiou'nun yanı sıra Türk oyuncular Akın Gazi, Numan Acar, Korkmaz Arslan gibi isimler de eşlik ediyor.
Reklam
İstanbul'a Havaray Geliyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yeni projesi Havaray ile trafik büyük ölçüde rahatlayacak. 47.8 kilometrelik 10 ayrı hatta günde 200 bin yolcu taşınabilecek. İstanbul'da toplu taşımada yeni bir dönem başlıyor. Metrobüs , metro , tramvay ve teleferikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi ulaşım yatırımlarına Havaray Projesi de (Havada giden tramvay) eklendi. Kısa mesafe olarak 10 ayrı hatta düşünülen sistem, mevcut trafiği ve yolları etkilemeden havadan sefer yapacak. Havaray Projesi'nin etüt çalışmaları için ilk ihaleyse önümüzdeki ay gerçekleşiyor. Raylı sistemi havaya taşıyarak alternatif bir yol ortaya çıkartan İstanbul Havaray Projesi'nin hangi semtlerden geçeceği de büyük oranda belirlendi. Metrobüsle entegre çalışacak Havaray hatlardan 4'ü Anadolu Yakası'nda bulunurken, 4'ü de Avrupa Yakası'nda yapılacak. Sütunlar üzerinde hareket edecek olan havaray , böylece mevcut trafiği ve yolları da etkilemeyecek. Toplu taşımada metro ve metrobüs gibi sistemlerle de entegre olacak havaraylar, kısa mesafeli ulaşımı büyük oranda rahatlatacak. Duraklar arası yolculuk 2 dakika Şu anda minibüslerin ulaşımı sağladığı bölgelere yapılacak havaraylar sonrası minibüslerin kaldırılması gündeme gelmesi bekleniyor. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Japonya ve Çin'de de gözde toplu taşıma sistemi olarak kullanılan havarayla günde 40-50 bin yolcu taşınabiliyor. Yüksek kapasiteli olanlar günde 200 bin yolcu kapasitesine ulaşabiliyor. Sistemin duraklar arası yolculuk süresi ise 2 dakika olacak. Kaynak: Sabah
Hile Yok Bakış Açısına Göre Sanat Var!
Dünyaca ünlü Fransız sanatçı George Rousse ıssız binalarda yarattığı renkli ve geometrik optik illüzyonlarla adeta büyülüyor. George Rousse’ın çalışmalarını ilk anda anlamak biraz zor gibi görünse de doğru açı yakalandığında eserler karşısında etkilenmemek elde değil. Fotoğraflarını görmek için tıklayın
Reklam
Tecrübeli Japon Kök Hücre Araştırmacısı İntihar Etti
Japon kök hücre araştırmacısı Yoshiki Sasai intihar etti. Sasai'nin son yayınları araştırma dünyasında çalkantılara yol açmıştı. Bu yıl başında Nature dergisinde yayınlanan iki makalesiyle kök hücre araştırması alanında büyük tartışma yaratan araştırmacı Yoshiki Sasai bugün çalıştığı RIKEN Enstitüsü’nde ölü bulundu. Sasai kolay bir başkalaşım yöntemiyle farklı türdeki hücrelerden kök hücre üretilebileceğine dair ipucu elde etmişti. Japon haber kaynaklarından alınan bilgilere göre Sasai, yüksek prestijli bir enstitü olan Kobe’deki RIKEN Enstitüsü’nün güvenlik görevlileri tarafından kendini asmış olarak bulundu. Yapılan basın açıklamasında 52 yaşındaki Sasai’nin Nature makalelerini birlikte yayına hazırladığı çalışma arkadaşlarına veda mektubu bıraktığı belirtildi ancak mektubun içeriği kamuoyuyla paylaşılmadı. Nature dergisinde yayınlanan makalelerin ardından kök hücre araştırmacıları arasında ciddi tartışmalar yaşanmış ve bu makalelerde elde edilen sonuçlar dünyadaki pek çok laboratuvar tarafından tekrar edilememişti. Süregiden tartışmalar ve yapılan incelemeler sonrasında makalelerin yazarları her iki makaleyi de yayından çekmek zorunda kalmıştı. Bu makalelerde kimi deneylerin yanlış yapıldığı, bazı kısımlarda ise sonuçların çarpıtıldığı ve intihal yapıldığı belirlenmişti. Kök hücre alanında önemli çalışmalara imza atan Sasai’nin son olaylardan olumsuz olarak etkilendiği biliniyordu. Sasai son yıllarda kök hücrelerden laboratuvarda ufak organcıklar geliştirilmesi konusunda ciddi başarılara imza atmıştı. Bugün alınan ölüm haberi başta Japonya ve tüm dünyadaki araştırmacıları yasa boğdu.Sol Portal
Vay Be Dedirtecek Altıncı His Teknolojisi
Altıncı His Teknolojisi , dijital bilgiyi kullanarak fiziksel dünyamızı daha zenginleştirmeye yarayan giyilebilir bir teknoloji. Bu teknolojiyi bulan Pranav Mistry, MIT Media Lab ‘da çalışan bir Hintli. Google Glass ile hayatımıza girmeye çalışan giyilebilir teknoloji kavramı, aslında tahminlerimizden öte yeniliklere açık. Google Glass, bize sadece bir gözlük yardımıyla hayatımızı kolaylaştırabilecek bir ürün sunuyor.Altıncı His Teknolojisi sahibi P.Mistry şu düşünceden yola çıkmış: “Yaşantımızdaki günlük objeler ve jestler hakkındaki bilgimiz ve onları kullanma biçimimiz, dijital dünyayla olan etkileşimimize nasıl uyarlanabilir?… Klavye ve fare kullanmak yerine, neden bilgisayarımı fiziksel dünyayla etkileşim kurduğum şekilde kullanamayayım?”Bilgisayarın faresi ile başlayan bu araştırma, kağıtlara aldığımız notları SMS ile göndermeye, 3 boyutlu çizim yapabilen kalemlerden uçak biletini kullanarak Google Maps’de arama yapmaya kadar birçok alana yayılmış.
Antarktika'da Dev Penguenler Yaşıyordu
Antarktika'da yapılan yeni araştırmalar, bir zamanlar boyu 2 metreye ulaşan dev penguen fosillerini ortaya çıkardı. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait yeni ayak ve kanat fosilleri, canlının 115 kilo ağırlığa erişebildiğini gösterdi. Antarktika'nın Güney Amerika'ya en yakın olduğu noktanın açıklarında yer alan Seymour Adası'nda yapılan araştırmalar, bir zamanlar dünyada 'mega penguenler'in yaşadığını gösterdi. New Scientist'in haberine göre, binlerce penguen kemiği bulunduran bölgede yapılan yeni kazılar, bugüne kadar rastlanmış en büyük fosillere ulaşılmasını sağladı. Arjantin'in La Plata Müzesi araştırmacıları tarafından bulunan yeni kemiklerin, geçmişte tanımlanmış olan Palaeeudyptes klekowskii türüne ait olduğu ancak geçmişte bulunan kemiklerden farklı olduğu belirtildi. Yeni kemikler 37-40 milyon yıl önce yaşamış olan penguenin boyunun 2 metreye, ağırlığının ise 115 kiloya kadar ulaşabildiğine işaret etti. Günümüzde yaşayan en büyük penguenler olan İmparator penguenlerin boyu en fazla 1.36 metreye ulaşırken, ağırlıkları 46 kiloya kadar çıkıyor. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait geçmişteki en büyük fosiller, nesli tükenen canlının en fazla 1.5 metre boya erişebildiğini göstermişti. Araştırmanın başında yer alan Carolina Acosta Hospitaleche, 'dev penguenin hayatta olduğu dönemin tüm penguen türleri için en iyi zamanlar olduğunu, Antarktika kıyılarında 10-14 türün hep beraber yaşadıklarını' söyledi. Comptes Rendus Palevol dergisinde yayımlanan en son araştırmada, P. klekowskii'ye ait yeni ayak ve kanat kemikleri bugüne kadar türe ait en büyük fosiller olarak kayıtlara geçti. Kemikleri inceleyen ABD'nin Bruce Müzesi'nden Dan Ksepka, 'kemiklerin tanık olduğu en büyük penguen fosilleri olduğunu belirterek, bir zamanlar gerçekten dev penguenlerin yaşadığını' ifade etti. Al Jazeera
Reklam