onedio
Nike'dan Dünyanın İlk Tam Dokunmatik, Hareket Sensörlü Basketbol Sahası
Ünlü spor giyim markası Nike, genç basketbolseverler için Çin’de gerçekleştirdiği etkinlikte dünyanın ilk tam dokunmatik, hareket sensör destekli ve LED görselleştirme teknolojisine sahip sahasını inşaa ederek hayranlık uyandıran bir çalışmaya imza attı. Nike Rise kapsamında Lakers’ın yıldız oyuncusu Kobe Bryant ile genç yeteneklere eğitim veren firma, Şanghay’daki etkinliği daha dinamik ve keyifli hale getirmek için sıra dışı bir yol seçti. House of Mamba sahasının zeminini dokunmaya duyarlı ekranlarla kaplayan Nike, ek olarak entegre hareket sensörleri ve LED teknolojisiyle yaratıcılığın sınırlarını zorladı. Her bir oyuncunun saha içerisindeki hareketlerini anlık şekilde takip eden sistem, oyuncu performanslarını istatiksel olarak kayıt altına alırken; oyuncular ise interaktif çemberlerle işaretleniyor. Tamamen dijital altyapıya sahip olan saha diğer taraftan müsabakalarda etkin bir reklam aracına dönüşerek sunduğu görsel şölenle izleyicilerin beğenisini kazanıyor. Genel itibariyle bilgisayar oyununu gerçek hayata taşıyan Nike, böylelikle farkını bir kez daha ortaya koymayı başarıyor.teknolojioku
Sanat Ne Anlatır? 6 Gizemli Yapıt ve Öyküleri - 3
Mitolojiye ilgi duyan hemen herkesin bildiği üzere tanrılar tanrısı Zeus, kadınlara olan düşkünlüğü ile bilinmektedir. Söylenmektedir ki, Sparta tanrıçası Leda'ya vurulan Zeus güzeller güzeli tanrıçayı elde etmek için, bembeyaz bir kuğu kılığına girerek ona sahip olmayı başarıyor. Ancak zamanlama manidar(!) Çünkü o gece aynı zamanda Leda'nın gerdek gecesidir. Leda ve müstakbel eşi, tanrının oynadığı bu oyundan habersiz 2 çocuk sahibi olurlar. Biri Pollux diğeri ise Truva'dan duyduğumuz Helen'dir.  Resim de gördüğümüz yumurta kabukları bu iki çocuğu temsil etmektedir. Dahi deli Dali o dönemlerde günceli yakalamanın ancak bilim ve teknoloji kuramlarını takip etmekten geçtiğine inanmaktaydı. Özellikle atom bilimine ve bombasına beslediği hayranlık kendi röportajlarında sık sık karşımıza çıkmaktadır. Resimde gördüğümüz kadın karısı olan Gala'dır. Resimde dikkat çeken noktaların başında hiç bir nesnenin bir birine temas etmemesidir. Tıpkı Atomlar gibi! Atom bilimine kafayı takan ressamımız, kusursuz bir bakış açısı ile mitolojik bir konuyu, atom bilimi ile harmanlayarak ortaya kendine has bir sanat eseri çıkarmayı başarmıştır.
Sanal Gerçeklik Teknolojileri
Uzun süredir, özellikle bilim ve kurgu seven meraklıların beklediği sanal gerçeklik dünyasında gezebileceğiniz sanal gerçeklik teknolojileri sonunda tamamen hayatımıza girdi. Mark Zuckerberg, sanal gerçeklik gözlüğünün önemini fark etmiş ve alanında lider olan Oculus VR ‘ı 2.4 milyar dolar gibi bir rakama satın almıştı. Alanında öncü olan Oculus Rift ‘in hızlı gelişimi ve bu gelişimin pek çok geliştirici ile oyun meraklılarının ilgisini çekmesi, birçok kişi ile firmayı bu alanda çalışmalar yapmasına teşfik etti. HER ALANDA KULLANILMAYA BAŞLANDI Yeni sanal gerçeklik gözlüklerinin geliştirilmesi ve bu işe ilgi duyan kişiler ve şirketlerin artması ile sıra bu cihaz ile uyumlu çalışan ve bu gözlükleri daha gerçekçi kılan teknolojilerin geliştirilmesine gelmiş durumda. Panopticam gibi 360 derece çekim yapan kameralar ile Oculus Rift gibi sanal gerçeklik gözlükleri farklı anlamlar kazanmaya başlamış durumda. Her açıdan çekim yapan kameraların sağlayacağı olanaklar ile sadece eğlencede kalmadığı gibi, Norveç ordusunda tank kullanan askerlerden, insansız hava araçlarını kontrol etmeye, oyun oynamaya ve tehlikeli görevler için simulasyon eğitimlerine kadar pek çok alanda kullanılabiliyor. 360 DERECE ÇEKİM VE EL, KOL HAREKETLERİ 360 derece çekim yapabilen kameranın verdiği gerçeklik hissine bir de elinizi, kolunuzu salladığınızda sanal ortamda bunun yansıması, sanal dünyası gözümüze iyiden iyiye gerçek kılmaya başlamış durumda. Bizde bu yazımızda bu çılgın teknolojilerin yapılış amaçları ile neleri yapabildiklerine kadar içeriklerinden bahsedelim dedik. Amerika’lı girişimci Palmer Luckey isimli kişi ve ekibi tarafından geliştirilen Oculus Rift, başlangıçta Kickstar projesi olarak biliniyordu. Özellikle Facebook’un şirketi toplamda 2.4 milyar dolar değer ile satın alması Oculus Rift’e gösterilen ilginin de doğal olarak artmış olmasını sağladı. Geliştiriciler için satılmasına rağmen Oculus Rift Developer Kit 2 , şimdiden pek çok amaç ve analiz için kullanılabiliyor. Üstelik Oculus Rift fikri o kadar tuttu ki, Sony Playstation 4 ile birlikte çalışacak olan Project Morpheus’u geliştirmeye başlamış durumda. Apple ve Samsung gibi teknoloji devleri de bu fuara dahil olmak üzere çalışmalara çoktan başladılar bile. Oculus Rift ile bir oyun oynamaya başladığınız zaman kendinizi 3D olarak tasarlanmış oyunun içinde bulabiliyorsunuz. Sağa sola dönmeniz veya gözlerinizi kapatmanız birşey ifade etmiyor. Artık adeta sanal ortamın parçalarından birisi haline gelebiliyorsunuz. İnanılmaz bir oyun deneyimi sunan Oculus Rift, alanında şuanda birinci olmuş durumda. PEKİ PROJECT MORPHEUS ? Sony, her ne kadar Oculus VR kadar bu alanda kendisini gösterebilmiş olmasa da elinde Playstation gibi bir büyük cevher bulunuyor. Bu demek oluyor ki gelecek zamanlarda Sony ekibi, bu cevheri değerlendirerek PS 4 veya üstü modellerde birleştirmeler yapabilir. Ayrıca ses konusunda üç boyutlu bir sanal sisteme sahip olan Sony’nin sanal gerçeklik gözlüğü Project Morpheus kullanırken, kafanızı sağa sola çevirdiğinizde duyduğunuz seslerin oranının değişeceği belirtiliyor. Playstation’dan alışkın olduğumuz DualShock gibi teknolojilerin de bulunacağı söylenen sanal gerçeklik gözlüğü, Playstation Camera ile çalışan 3D sensör ile kafanın tam olarak nerede durduğunu belirleyebiliyor. Project Morpheus , ekranından tıpkı Oculus Rift gibi her göz için 960 x 1080 çözünülürlükte görüntü kalitesi sunabiliyor.PCHOCASI
Reklam
Büyük Acının 15'inci Yılı
Yalova’da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 15'inci yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma etkinliğinde felakette yaşamlarını yitirenler dualarla anıldı.Marmara Depremi’nde hayatını kaybedenler için düzenlenen program, Yalova Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği’nin düzenlediği meşaleli yürüyüşle başladı. Yalova Meydanı'ndan hareketle Gazipaşa Caddesi üzerinden 17 Ağustos Parkı'daki Deprem Anıtı’na yürüyen mahalle afet gönüllüleri, meşaleler yaktı. Yürüyüşe katılanlar anıtın önünde saygı duruşunda bulunuldu. Toplam 2 bin 504 kişinin hayatını kaybettiği, 10 bin 201 bina ve işyerinin yıkıldığı Yalova’da bu yıl düzenlenen törene Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, AK Parti Yalova Milletvekili Temel Coşkun, İl Genel Meclisi Başkanı Yaşar Demirel ile parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda kişi katıldı. Aradan geçen 15 yıla rağmen acılar yürekleri dağlarken etkinliğe katılanlar büyük afetin simgesi Deprem Anıtı’na akın ederek çiçeklerle donattr. Aradan geçen 15 yıla rağmen silinmeyen acı yeniden yürekleri dağladı. Yürüyüşe katılan İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu kısa bir konuşma yaptı. Doç.Dr. Gündoğdu, bu gibi felaketlerden ders çıkarılması gerektiğini vurgularken, 'Marmara’daki olası depremlerle ilgili mücadele etmemizi geliştirmemiz lazım. Başka da yolu yok. Mahalle afet gönüllülüğü konusunda eğitim almamız gerekiyor. Örgütlü olursanız devlet de sizi ciddiye alır ve beraber afeti önleme planlarını işlerler' dedi. Yalova Belediyesi tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da Deprem Anıtı’nda bir anma programı düzenlendi. Anıtta yakınlarını kaybedenler dualar okudu. Büyük felakette hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu mermer bloklara çiçek koyan Yalovalılar, deprem döneminde çekilmiş fotoğrafların yer aldığı sergiyi gezdi. Anma programında İl Müftülüğü görevlileri Kuran-ı Kerim ve ilahiler okudu. YÜZYILIN felaketi olarak nitelendirilen ve merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük İlçesi olan 7.4 şiddetindeki 17 Ağustos 1999 depreminde yaşamlarını yitirenler Kocaeli'nin Gölcük İlçesi Kavaklı sahilinde anıldı. Kavaklı sahilinde anma etkinliği depremde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlandı. Anma etkinliğine Ak Parti Milletvekili İlyas Şeker, Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat ve vatandaşlar katıldı. 'GENÇLERİN EĞİTİLMESİNE ÖNEM VERMELİYİZ' Deprem konusunda gençlerin eğitimine önem verilmesi gerektiğini söyleyen Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat konuşmasına söyle devam etti: 'Yaşadıklarımız bizim kent depremleriydi. Dolayısıyla sonuç olarak baktığımızda çok sık olmayan, ama nadir yaşadığımız 100-130 yılda olabilecek bir depremi yaşadık. Gölcük depremi Türkiye Cumhuriyeti'nde 1939 depremi sonrasında en büyük depremdir. Afetle mücadele çok kolay bir olgu değildir. Depreme karşı bilinçli bir toplum haline gelebilmemiz ve depreme dayanıklı binalarda oturmamız gerekmektedir. Gençlerimiz depremi unuttular. Bazıları da bilmiyor, onun için gençlerimizi bilinçli bir şekilde deprem konusunda eğitmeliyiz' dedi. 'BİLİNÇLİ BİR TOPLUM HALİNE GELMELİYİZ' Depremin büyüklüğü arttıkça tahrip gücünün artıcağını söyleyen Kalafat konuşmasını söyle sürdürdü: 'Japonya ile Türkiye'yi mükayese ettiğimizde Japonya'da 5.7 büyüklüğündeki depremin şiddeti 4'tür. Çünkü Japonya'da bütün binalar depreme dayanıklı yapılmıştır. Evlerindeki eşyaları sabitlemişlerdir. Türkiye'de olan depremlerde 5.7 büyüklüğündeki depremin şiddeti 8 olur. Çünkü depreme dayanıksız konutlardır. Bu depremde hasar olur can kaybı olur. Bunu engellemek bizim elimizdedir. Depreme dayanıklı binalarda oturursak can kaybı ve yaralanmaları berteraf etmiş oluruz. Gençlerimizin eğitilmesine önem vermeliyiz. Yağmur ve kar yağması gibi düşünerek bilinçli bir toplum haline gelmeliyiz. Doğa ile karşı karşıya gelirsek doğa bizden öcünü çıkartacaktır. Siz sulak yerlerde bina yapmakta ısrar ederseniz doğa bir depremde bunları yıkar.' DEPREM ÖLDÜRMÜYOR BİNALAR ÖLDÜRÜYOR İnsanları depremin öldürmediğini binaların öldürdüğünü söyleyen Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, 'Asrın felaketi olarak bilinen Gölcük Depremi'nin üzerinden dolu dolu 15 yıl geçti. Yaşadığımız deprem felaketinde kaybettiğimiz canlar ve şehitler hepimizin yüreklerinde hala yaşıyorlar. Geride kalan engelli kardeşlerimiz, gözü yaşlı dünya kamuoyu o günü unutmadı ve unutmayacağız. Gelecek nesillere şuan bir mesaj vermekteyiz. Diyoruzki biz Gölcüklüler olarak hazırlıksız yakalanarak bir felaket yaşadık. Gölcük maddi kayıplarını önemli bir ölçüde kazanmış bir şekilde. Geriye dönmeyen canlarımız ve şehitlerimiz var. Onları rahmetle anıyoruz. Onların istek ve beklentileri doğrultusunda haykırıyoruz. Şehitlerimizi deprem öldürmedi depreme dayanıklı olmayan binalar yüzünden onlar şehit oldu' dedi. HEPİMİZİN ÜZERİNE DÜŞEN CİDDİ SORUMLULUKLAR VAR Herşeyi belediyeden ve hükümetten beklemenin yanlış olduğunu söyleyen Ak Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, 'Depremlerle ilgili sadece ve sadece yıldönümlerinde hatırlanmamalı. Bu konunun sürekli gündeme getirilmesini insan arzu ediyor. Ben yüksek mühendis olarak depremin ne olduğunu bilmiyordum. Türkiyenin yüzde 80-90'ı deprem ve doğal afetlerden bilgisi yoktu. Gün geçtikçe unutuluyor. Unutulmaması lazım. Olası bir depremde aynı miktarda can kaybının verilmemesi ve can kaybının minimum seviyeye alınmasının önlemlerinin alınması lazım. Sadece bu çalışmaları belediye ve hükümetlerden beklemek yanlış. Hepimizin üzerine düşen ciddi sorumluluklar var' diye konuştu. Kuran'ı Kerim Tilaveti ve tasavvuf müsikisi dinletisinin ardından deprem sergisi gezildi. BAKAN IŞIK KONUŞURKEN ANMA PROGRAMINDA OLAY ÇIKTI 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 15. yıldönümü konuşmalarının yapıldığı Kavaklı Sahiline Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık saat 00.00'da geldi. Bakan Işık, selamlama konuşması yaptığı sırada alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğu iddia edilen Recep Aydın isimli kişi Bakan Işık'a seslenerek, 'Depremle ilgili konuşuyorsunuz Gölcük'te bir prefabrik ve çadır yok' diyerek tepki gösterdi. Bakan Fikri Işık'da 'Gel konuşalım' diye yanıt verdi. Bakan Işık'ın korumaları tarafından işsiz olduğu öğrenilen Recep Aydın alandan uzaklaştırılıp, gözaltına alınmak istedi. Bu sırada Aydın kollarına giren polislere 'Başka koruma yok mu? Başbakanın korumalarını da gönderin' dedi. Aydın ifadesi alınmak üzere Gölcük Polis merkezine götürüldü. İnsanları depremin öldürmediğini binaların öldürdüğünü söylen Bakan Işık, 'Rabbim tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Depremi hep birlikte yaşadık. Aradan 15 yıl geçti. Depremin bu süre içerisinde yaralarını sardık. Kocaeli'nin her yeri nakış nakış işlendi. Eskiye göre çok daha güzel bir şehir yaptık. Yapamadıığmız tek şey şehitlerimizi geri getirememek. Yapacağımız tek şey onların ruhlarına fatihalar okumak. Deprem şehitlerini unutmayacağız. Deprem gerçeğini de unutmayacağız. Burası deprem bölgesi. Deprem öldürmüyor insanların binalar öldürüyor, hırsı ihtirası öldürüyor. Kendi aramızda o gece yaşanan dayanışmayı unutmayacağız. Deprem anından itibaren insanların tek vucud olma durumunu da unutmayacağız. Dünyanın bize gösterdiği ilgiyi unutmayacağız. Kocaeli'nde yaşanan 1999 depreminin ardından Van'da yaşanan depremde dünyada en hızlı müdahele edilen ve en başarılı müdahele edilen depremlerden birisi oldu. Birinci yılında 20 bine yakın konut hak sahiplerine teslim edildi' dedi. SAAT 03.02’DE DENİZE KIRMIZI KARANFİL Felaketin olduğu saat 03.02'de Deprem Anıtı önünde depremde yaşamını yitirenler anısına denizekırmızı karanfil bırakıldı. Buradaki törende konuşan ve depremin acılarını unutmadıklarını söyleyen Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, “Aradan 15 yıl geçmesine rağmen depremin izleri hepimizde kaldı. Geçmişten ders alıp yapılarımızı güvenli bir şekilde inşaa etmemiz gerekiyor. Biz depremde yaşamlarını yitirenler anısına her yıl burada olacağız.' diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından saat 03.02 gece denize kırmızı karanfiller bırakıldı. ADAPAZARI'NDA DEPREM ŞEHİTLERİ İÇİN KURAN OKUNDU ADAPAZARI'nda 17 Ağustos Depremi'nin 15'nci yıldönümünde 'Tatangalar' adlı Sakaryaspor taraftar grubu Kent Meydanı'nda Kuran-ı Kerim okuttu, helva ve ayran dağıttı. Marmara Depremi'nin 15'inci yıldönümüne Sakaryaspor taraftar grubu Tatangalar anma etkinliği düzenledi. Etkinliğe, depremde yakınlarını kaybedenler de katıldı. Program Yıldız Kuran Kursu öğrencilerinin Kuran-ı Kerim okuması ile başladı. Kuran-ı Kerim okunması ardından hazırlanan helva ve ayran etkinliğe katılanlara dağıtıldı. 1999 depreminin olduğu saat 03.02'de etkinliğe katılanlar depremde yaşamlarını yitirinler için 1 dakikalık saygı duruşu yaptı. Ergün AYAZ-Soner GÜLEZER- Süheyla GÖZDERELİLER-Ömür ÇİÇEK/YALOVA, DHA
Reklam
Antik Mısır ile İlgili Bilmeniz Gereken 20 Şey
etiket
Antik Mısır, insanoğlunun binlerce yıl önce kurduğu sanat ve bilim yönünden en etkileyici medeniyetlerden bir tanesidir. Eski Mısırlılar, ilkel bir toplumun devamı olamayacak kadar engin bir tecrübeye ve bilgi birikimine sahiptiler.
Reklam
Para Vermeyen Tarantino'nun Fragmanını İzleyemeyecek
ABD'li yönetmen Quentin Tarantino, senaryosunun internete sızmasıyla gündeme gelen The Hateful Eight adlı filminin fragmanının yalnızca sinemada ve Sin City: A Dame to Kill For'dan önce izlenebileceğini açıkladı.ABD ’li yönetmen Quentin Tarantino, The Hateful Eight adlı filminin fragmanının yalnızca Sin City: A Dame to Kill For’un gösterimlerinden önce izlenebileceğini açıkladı. Telegraph'ın haberine göre, fragmanı izlemek isteyenlerin sinema biletine para vermesi gerekiyor. Serinin ilk filmi Sin City’nin bir sahnesini yöneten Tarantino’nun kararı sinemaseverleri şaşırttı. The Hateful Eight’in senaryosunun sızdırılmasıyla sinirlenen ve projeyi bir süreliğine rafa kaldıran ünlü yönetmen, daha sonra kararından vazgeçerek filmin 2015’in başlarında vizyona gireceğini duyurmuştu. CNNTürk
Bilim Kurgu Senaryoları Bu Restoranda Gerçek
Çin'in Kunshan kentinde açılan bir restoranda yemek pişirmeden etrafı temizlemeye ve servise kadar bütün hizmetleri robotlar yerine getiriyor.Restoranın kurucusu Song Yugang, kızının ev işleri yapmaktan hoşlanmadığını söylemesi ve bu işleri yapacak bir robot geliştirmesini istemesi üzerine böyle bir uygulama başlattığını belirtti. Restorandaki 10 robotun ikisi kapıda gelen müşterileri karşılarken dördü servis ve temizlik işleriyle uğraşıyor. Mutfakta çalışan dört robotun ikisi malzemeleri doğruyor, ikisi yemek pişiriyor. Günlük kullanımdaki 40 cümleyi anlayabilen robotların her birinin maliyeti ise ortalama 6 bin 500 dolar, yani bir insanın yıllık maaşına eşit.teknokulis
Dünya'ya Ulaşan İlk Yıldızlararası Parçacıklar
Bilim insanları, 2006 yılında Dünya'ya dönen bir uzay aracının üzerinden alınan örneklerde, Güneş Sistemi dışından geldiği belirtilen kozmik materyal tespit etti. NASA'nın Stardust uydusundaki kapsülle Dünya'ya taşınan yıldızlararası metaryal arasında, Güneş Sistemi'nin dışından geldiği belirtilen yedi kozmik tanecik bulundu. Kozmik toz taneleri, bilim insanlarının yanı sıra 30 bin sivilin yardımıyla teşhis edildi. Tamamen boş olmayan ve mikroskobik parçalarla dolu olan yıldızlararası uzaydaki materyalin, Güneş Sistemi dışındaki yıldızların çekirdeklerinde oluştuğu ve soğudukları süreçte uzaya yayıldıkları biliniyor. Bilim insanlarının inceleme şansı bulacağı kozmik parçalar, yıldızlararası tozların geçmişi ve dönüşümü hakkında önemli bilgiler sunacak. Araştırmada yer alan California Üniversitesi Uzay Bilimleri Laboratuvarı'ndan Andrew Westphal, BBC'ye yaptığı açıklamada, 'Aldığımız sonuçlar yıldızlararası toz parçacıklarının karmaşık yapısı ve çeşitliliği hakkında ilk bilgileri sunuyor' ifadesini kullandı. Yedi kozmik parçacık üzerinde yapılan ve sonuçları Science dergisinde yayınlanan analizde, 'geçmişteki astronomik gözlem ve teorilere kıyasla, yeni parçaların büyüklük, kimyasal bileşik ve yapı bakımından çok daha farklı olduğu' belirtildi. 30 bin gönüllü yardım etti Stardust görevi, Comet Wild 2 adlı kuyrukluyıldızdan saçılan parçacıkları toplamak ve Dünya'ya getirmek için düzenlemişti. Uzay aracı, kuyrukluyıldızdan saçılan numunelerin yanı sıra, kozmik yaşı daha fazla olan yıldızlararası tanecikleri de toplamayı başardı. Yıldızlararası Toz Toplayıcısı (IDC) adı verilen bir cihazla donatılan Stardust, en hafif insan yapımı madde olarak bilinen aerojelden üretildi. Yüzde 99'undan fazlası boşluk olan maddenin 132 sıra halinde dizilmesiyle oluşturulan IDC, saniyede 5 km hızla ilerleyen kozmik toz parçalarının üzerine yapışmasıyla numune topladı. Uzay aracının topladığı sayısız parçacığı incelemek için Stardust projesine 30 binden fazla gönüllü katıldı. Binlerce insan, bilim insanlarıyla beraber çapı metrenin milyonda biri kadar olan parçacıkları inceledi. Dr. Westphal, incelemeler sonucu silika, oksijen ve çeşitli metaller içeren minerallere sahip yedi parçacığı tespit ettiklerini söyledi. On milyonlarca yıllık geçmişi bulunan yıldızlararası tozların analizi, Güneş Sistemi'nin dışında olan bitenler hakkında gökbilimcilere önemli ipuçları verebilir. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Beyoncé'un "Drunk In Love"ını Harika Bir Acapella Performansıyla Dinleyin
Ağzından çıkardığı ses ve ağız hareketleriyle müzik performansı gösteren şarkıcı ve söz yazarı Mike Tompkins, Beyoncé'nin hit şarkısı 'Drunk In Love'ına mükemmel bir Capella Remix'i yapmış.Hayranlarına harika bir işitsel şölen yaşatan Tompkins, Cumartesi günü London Music Hall'ı Beyoncé ile inletti.Unutmayın, izleyeceğiniz videoda 'müzik' namına duyduğunuz her şey, Mike Tompkins'in ağzından çıkıyor.
Reklam
Abakan Yerli Kahraman Projesi
Merhaba. Adım Kurt Ram. Sinema yazarı ve yönetmeniyim. İki yıldır üzerinde uğraştığım Abakan adlı sinema projem için, tanıtım filmi çekme kararı aldım.Bu kararı almamın ana nedeni yapımcıların projeye olan inançsızlığı oldu. Bende şöyle düşündüm, mademki projenin Türkiye’de yapılamayacağını düşünüyorlar, o halde bir tanıtım filmi çekip onlara bunu yapabileceğimi göstereyim.  Ortalama beş dakika olacak tanıtım filmi, profesyonel sinema ekibi ve ekipmanlarıyla çekilecek.Ardından Vimeo ve Youtube gibi sosyal sitelerde sunum yapılacak. Bu sayede insanların projeye nasıl tepki verdiklerini, böyle bir film izlemek isteyip istemediklerini test etmiş olacağız. Dolayısıyla proje başarılı bulunursa, insanlardan filme olumlu tepkiler alırsak, uzun metraj filmin de önü açılmış olacak.Netice olarak sinemalarda Abakan adlı halk kahramanının filmini izleyebileceğiz.  Abakan Superman gibi özel yetenekleri olan bir karakter değil. Daha ziyade Batman gibi kendini eğitmiş, üstün dövüş kabiliyeti olan bir karakter.Filmde Abakan’ın görsel olarak nasıl bir karakter olduğunu, yani kostümünü görebileceğiz. Yeteneklerini, kullandığı kılıç, ok gibi silahları estetik anlamda tatmin edici bir şekilde görsele dökeceğiz.  Abakan projesinde en büyük amaç yerli bir halk kahramanı yaratmak. Yeşilçam döneminde, Kara Murat, Battalgazi, Köroğlu gibi kahraman filmleri sinemalarda oynadığında, izleyen halk salonda heyecandan yerinde duramıyordu, filmler kitleler tarafından izleniyordu, kaldı ki hala sevilerek izleniyorlar. Bugünün en büyük eksikliklerinden biri kahraman filmlerinin yapılmamasıdır. Kahramanlar halka cesaret ve umut verir. Ötesinde gençlerin Ironman, Batman, Spiderman gibi sevilen ithal kahramanlara alternatif olarak, kendi kültüründen doğran kahramanlara ihtiyaçları olduğu inancındayım.  Kahraman filmleri özellikle Amerikan sinema sektörünü ayakta tutan en önemli türlerden biridir. Bu yalnızca maddi değil, kültürel anlamda da ülkelerinin tanıtımını layıkıyla yapmalarına olanak sağlamaktadır. Aynı şekilde Tükiye'de çekilecek yerli bir kahraman filmi de kültürümüzü uluslararası arenada tanıtmakta büyük rol oynayacaktır.  Son olarak kendimden çok kısa bahsedeyim, MSM Sinema ve TV mezunuyum. Çokça kısa film, deneysel film çalışmam ve video klip çalışmam var. Ek olarak 2008 yılında yapmış olduğum Bir Zamanlar Kumbağ’da adlı orta metraj filmi ve 2013 yılında yönetmenliğini üstlendiğim Türk Dövüş Sanatı Sayokan’ın belgeselini çektim.  Hayalini kurmuş olduğum bu projeyi gerçekleştirmek için desteğinize ihtiyacım var. İnanıyorum ki Abakan başarıya ulaşırsa, beraberinde birçok yapımcıya ilham verecek ve birçok yerli kahraman sinemalarda boy göstermeye başlayacaktır.  Eğer sinemalarda yerli kahramanlar olmalı diyorsanız, bende bu işin bir parçası olmak istiyorum diyorsanız söz sizde.  Hepinize şimdiden sonsuz teşekkür ederim.Crowdfon sitesinden destek verebilirsiniz.https://www.crowdfon.com/proje/detay/792/5117
En İyi 11 Oasis Şarkısı
1991'de Manchester'da çıkan grup The Beatles,T-rex gruplarının etkisinde kalmıştır ve rock'n roll tarihinde en kısa sürede en büyük başarıyı yakalayan grup olarak anılır.Kendine özgü vokaliyle efsane olan grubun kanımca en iyi 11 şarkısını sıraladım.İyi Seyirler.
'6 Yıl İçinde Yerli Oto Yollarda'
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin 2020 öncesinde yerli otomobilin üretimine geçebileceğini belirtirken, elektriklinin yanında hibrit otomobil teknolojisine de vurgu yaptı. Bunun için tek babayiğit olmayabileceğinin altını çizen Işık, “Tek babayiğitle gideceğiz diye bir şey yok. 5 ana ekipman üzerinde çalışıyoruz. Somutlaşınca paylaşacağız” dedi. Bakan Işık, önceki gün Ak Parti resepsiyonda gazetecilerin soruları üzerine yerli Otomobilüretimiyle ilgili çalışmaları anlattı. Işık, şunları söyledi: “2020 öncesinde yerli otomobil üretimine geçeriz. Otomobil üreticilerinin hibrite geçiş süreci yavaş ilerliyor. Bizim için daha hızlı hareket etme şansı var. Yerli otomobil stratejisi belirlendi.TÜBİTAK’ta çalışmalar ilerledi. Tek babayiğitle gideceğiz diye bir şey yok. Bir kişi için büyük yük olabilir. Seri hibrit ticarileşiyor. Biz de dünyanın gidişini ıskalamadan gidiyoruz. Yol haritamız belli. 5 ana ekipman üzerinde çalışılıyor. Batarya, elektronik aksam, yazılım, elektrik motoru ve alternatör. Bunların hepsinde ayrı ayrı çalışma var. Somutlaşınca paylaşacağız.” Işık, “Devrim otomobili konusunda dönemin siyasi iktidarı doğru hareket etseydi, bugün Türkiye Hyundai gibi büyük markaları vardı” diye konuştu. Milliyet
Altın Portakal Penelope Cruz ile Javier Bardem'i Bekliyor
51- Altın Portakal Film Festivali yaklaşırken, festivali düzenleyen ekipte İş Ortakları Direktörü Nurcan Kuzucan, Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, Eski Direktör Hülya Uçansu, Yapımcı Elif Dağdeviren, Sinema Yazarı Alin Taşçıyan ve İletişimci Serap Engin yer aldı. Dağdeviren, “Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var” dedi. Hürriyet gazetesinden Zeynep Miraç ’a konuşan Altın Portakal ekibi, festivale dair ipuçları verdi. Zeynep Miraç’ın söyleşisi şöyle: Yerel seçimlerin ardından görevi devralan ekip 51. Altın Portakal’a dair tüyolar verdi. Nurcan Kuzucan (iş ortakları direktörü), Zeynep Özbatur Atakan (yapımcı), Hülya Uçansu (eski direktör), Elif Dağdeviren (yapımcı), Alin Taşçıyan (sinema yazarı), Serap Engin (iletişimci) 51. Altın Portakal’ı düzenleyen ekibin kadınlardan oluşması bir tesadüf mü? Elif Dağdeviren : Her konunun iyisini bulduk ve onlar kadınlardı. Özel olarak tasarlamadık. Yerel seçimlerden sonra alelacele bir Altın Portakal ekibi kurmamız gerekti. Tasarlanmış değildi ama başta benim, sonra da buluştuğumuz herkesin kadın olan inancı böyle bir ekibi kurdu. Biz bir araya gelince erkek önerilerine kulaklarımızı tıkamaya başladık. Bütün ekipte yalnızca iki erkek var. Bugüne kadar sinemada bir kadın hâkimiyeti var mıydı? Hülya Uçansu : En ağır yükü kim taşıyor? Genelde kadınlar. Daha çok özveriyle, daha düşük ücretle çalışanlar hep kadınlar. Bu ülkede ağır işçiler kadınlar. Dikkat edin, kadın yapımcılar yükselmeye başladı şimdi. Zeynep (Özbatur Atakan) bunların başında geliyor. Zeynep Özbatur Atakan : Hepimiz Türkiye koşullarında mucize gibi işler üretiyoruz. Hep limitler içinde en iyisini yapmayı öğreniyoruz. Elimizde çok kısa bir süre var. Beni aradılar, ‘Kış Uykusu’nun galasından hemen sonraydı ve “Bu yaz bir planın var mı?” dediler. Ben tatile çıkmayı düşünüyordum. Ama şimdi buradayım ve çalışıyorum. Altın Portakal’ın son döneminde dünya sinemasından pek çok konuk gelmişti. Bu yıl kimleri ağırlayacaksınız? Elif Dağdeviren : Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var. Çok kısa bir süre var ve yapmayı hayal ettiklerinizin bir bölümü eksik kalacak. Bu size bir risk olarak görünmedi mi? Elif Dağdeviren : Bu bir risk. Ama sinema ağırlıklı bir iş yaparsak bu kısa süreyi iyi değerlendirebiliriz. Festival tabii ki yan etkinlikleriyle bir festival haline geliyor. Bazılarını 2015’te ya da 2016’da yapabiliriz, şimdi esas amacımız sinemayla sektör buluşmasını sağlamak. Hülya Uçansu : Önceki yönetimden yeni ekibe pek bir miras kalmadı. Hiçbir bilgi devrolmadı. O nedenle de festival tecrübesi olanların birikimi devreye girdi. Teknoloji olmayan yıllar kâbus gibiydi, ama şimdi teknoloji neredeyse ışık hızında hizmet veriyor. Yanına birikim ve sürat eklendi. Yönetmeliklerin hepsi baştan yazıldı. Hiçbir ekip bunu daha hızlı çıkaramazdı. Bu ekip yalnızca bu yıl için mi bir araya geldi, yoksa önümüzdeki Altın Portakal festivallerinde devam edecek mi? Elif Dağdeviren : İnşallah uzun soluklu olacak. Çıkan sonuç bizi nereye taşıyacak bakalım. Aramızda önümüzdeki seneler için plan yapıyoruz. Menderes Türel kaldığı sürece hepimiz oradaymışız gibi davranıyoruz. Ama Türkiye, dinamikleri çok çabuk değişen bir ülke. Eskiden beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, şimdi bir yıllık zor yapılıyor. Onun için bu bizim temennimiz. Hülya Uçansu : Yaptığımız basın toplantısında gelen haklı bir soru vardı: “Altın Portakal ne zaman kurumsallaşacak?” Belediyeler tarafından düzenlenmesinin yarattığı bir engel var, yönetimler değişiyor. Antalya’da arşiv çalışması yok. Eski jüriler bile bulunamıyor. Şimdi bir bilgi-belge merkezi başlatılması konusunda konuşuyoruz. Alin Taşçıyan : Benim belediyelerin sinemaya verdiği zarar üzerine bir yazım var. Ki bunu yazdığımda Altın Koza ve Altın Portakal için çalışıyordum. Bu işin patronu bile olsa, parasını ve kabiliyetlerini koyup kenara çekilmesi gerek. Onlar değişiyor ama sinema değişmiyor. Aynı insanlar üretime devam ediyor. En büyük eleştirilerden biri de gösterim koşullarının kötülüğü. Türkiye’nin hiçbir yerinde, İstanbul dahil, ideal koşullarda film gösterilemiyor. Biz Menderes Türel’den salonların elden geçirilmesi sözünü alıp yola çıktık. Hatta bir festival sarayı yaratma tasarısı konuşuluyor. Antalya Belediyesi şu an AK Parti’de. Siyasetin festivali etkilemeyeceğine dair bir güvence aldınız mı? Elif Dağdeviren : Menderes Türel bunu net bir şekilde açıkladı. Filmlerin içerikleri dahil hiçbir şeye karışılmayacağının garantisini verdi. Serap Engin : 2007 yılında festivalin açılış filmi olarak Ang Lee’nin “Lust Caution” filmini gösterdik. Venedik Film Festivali’ne gidip izlemiştim. İtalya’da Papalık erotik sahneler nedeniyle itiraz ettiği için film gösterilemiyordu. Oradan Antalya’ya geldiğimde bunu Menderes Bey’e söyledim, “Festival komitesi karar verdiyse neden olmasın?” dedi ve biz o filmi gösterdik. Hülya Uçansu : Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği sorulduğunda da, “Filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir” dedi. Nurcan Kuzucan : Festivalin 51 yıllık geçmişine baktığınızda sürekli tekrarlayan bir ana sponsor, devletin dışında yok. Ya belediye ya Kültür Bakanlığı. Bir güven, bir markalaşma sağlanmamış. Şu ana kadarki çalışma sürecinde de siyasetle ilgili hiçbir kaygıyla karşılaşmadık. 51. Altın Portakal’ın bütçesi nedir? Elif Dağdeviren : Şu anda bir bütçe vermem zor. Şu da var. Geçmiş birkaç yılın borçları var. Antalya Belediyesi bu borçları ödemeye karar verdi. Zeynep Özbatur Atakan : Ben aynı zamanda Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği başkanıyım. Geçtiğimiz yıl Antalya’daki ödül paralarının ödenmemesiyle ilgili sektörde sıkıntılar yaşadık. Bunu düzeltmeden güven ortamı sağlamak zordu. Bu borçların ödenmesi çok önemli. Bundan önce Altın Portakal Film Festivali ile ilgili izleniminiz neydi? Sizinki nasıl olacak? Alin Taşçıyan : Yanlış kişiye soruyorsun. Bana kırmızı halı, tören, şatafat de, arkama bakmadan kaçayım. Öte yandan bir gelenek ve talep var. Benim aşırı uçta görüşlerim var, mümkünse hiç tören olmasın. Ama yapılacaksa da durmuş oturmuş, kibar yapılmasını istiyorum. Hülya Uçansu : Alin’in radikal yaklaşımının yanında benim organizasyonun daha evrensel standartlara getirilmesi konusunda isteğim var. Elbette ki 50 yıl önce Türkiye’de bir film festivali başlatıldığında o günün ölçüleriyle bakılmış. İçine sayısız konser, eğlence konmuş. O dönemin Yeşilçam çalışanlarının Antalya Film Festivali’nde geçirilecek on güne çok farklı yaklaşımları olmuş. Ancak bunlar zamanla bir tür imtiyaza dönüşmüş. Eğer biz Antalya’yı uluslararası standartlara taşımak istiyorsak, bu eski kemikleşmiş hatalar geride bırakılmak zorunda. Yapamıyorsak biz de başarısız olacağız. Orası eski sinemacıların tatil yaptıkları bir yer değil. Serap Engin : Altın Portakal, tüm olumsuz eleştirilere rağmen sinema sektörünün en önemsediği festivallerden biri. Geçen yıllardaki hatalar yapılmayacak. Ama kırmızı halı ya da galaları yok sayamayız. En önemli amaç elbette filmlerin seyirciyle buluşması, ancak renkli etkinlikleri göz ardı etmek mümkün değil. 50 yıldır sinemaya ev sahipliği yapan Antalya seyircisinin diğer şehirlerin seyircisinden bir farkı var mı? Alin Taşçıyan : İki döneme ayırmak lazım. İlk dönemde sadece ulusal yarışma yapılır, diğer filmler gösterilmezdi. İzleyici ilgisi azdı. Sonra uluslararası program başladı, izleyici dönmeye başladı. Bir şehirde 50 yıl fil festivali yapılıyorsa, o şehirde bambaşka bir sinema ortamı olmasını bekleriz. Sıkı bir sinefil kitlesi yok ama oluşacak inşallah. Zeynep Özbatur Atakan : Türkiye’deki sinema endüstrisinin neye ihtiyacı olduğuna dair de kafa yoruyoruz. Bu yıl yurtiçi projeleri değerlendireceğiz, önümüzdeki yıl bölgesel projelerin de başvuracağı iki aşamalı bir bölümümüz var. Festivaller artık yalnızca filmleri göstermekle kalmıyor, filmlerin başlamasına motivasyon sağlayan ödüller de veriyorlar. Ben zaten bir projenin fikir aşamasından itibaren finansmanını yaratacağına inanıyorum. Bir de kurgu aşamasındaki filmlerin ödüllendirileceği bir bölümümüz var. Bu şekilde yeni yapımcılar, yönetmenler keşfedilecek.T24
Reklam