Angry Birds'den İlk Kare!
'Angry Birds'ün yıldızlardan oluşan ses kadrosu bir milyar atışla ortaya çıkarıldı.Son 48 saatte Angry Birds hayranları oyunda ortaya çıkan bir şey fark ettiler: Bir milyar atıştan sonra, Angry Birds filminin ilk görüntüsünü ve seslendiren ünlü oyuncuları açığa çıkartabiliyorlardı. İşte filmin bu ilk görüntüsü bugün, TSİ 16:00'da tüm dünyada görücüye çıktı.Jason Sudeikis (Horrible Bosses, We're the Millers) başroldeki sinirli Red karakterini seslendiriyor. Josh Gad , hızlı Chuck ve Danny McBride (This is the End, Eastbound & Down) uçarı Bomb'a sesleriyle hayat veriyorlar. Bill Hader (Saturday Night Live, Cloudy with a Chance of Meatballs) domuz tarafına katılıyor. Maya Rudolph (Bridesmaids, The Maya Rudolph Show) Matilda ve Peter Dinklage (Game of Thrones, X-Men: Days of Future Past) da efsanevi Mighty Eagle karakterlerini seslendiriyorlar.ABD'de 1 Temmuz 2016'da vizyona girmesi planlanan Angry Birds'ü Fergal Reilly ve Clay Kaytis yönetiyor. Yapımcılar John Cohen ve Catherine Winder . Yönetici yapımcılar Mikael Hed ve David Maisel. Yazar Jon Vitti . Tüm dünyada Sony Pictures tarafından dağıtılacak film bir Rovio yapımı.Basın bülteninden derlenmiştir
Türkiye'nin Tam Bir Turizm Cenneti Olduğunun 7 Kanıtı
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) her sene ülkelerden gelen verileri toplayarak sıralamayı açıklar. Bu verilere göre 2013 yılında Türkiye Dünya sıralamasında Almanya ve Birleşik Krallık’ı geride bırakarak ilk 6 da yer almıştır. Listenin üst sıralarında İtalya, İspanya, Çin, A.B.D. ve Fransa bulunur. Avrupa sıralamasında ise Fransa, İspanya, İtalya’dan sonra 4’üncü sıradadır. Gayet iyi derecelere sahip olan Türkiye turizmi, yükseliş ivmesini korumaktadır.
Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü?
“Vücut ısınız 10 santigrat derece, beyin fonksiyonlarınız durmuş, kanınız akıtılmış ve kalbiniz durmuşsa, herkes bunu ölüm olarak tanımlama konusunda hemfikir olacaktır,” diyen Arizona Üniversitesi’nden Peter Rhee. “Ama sizi yine de hayata döndürebiliriz,” diye devam ediyor.Maryland Üniversitesi’nden Samuel Tisherma n ile birlikte, bedenin saatlerce ‘gecikmeli canlandırma’ adı verilen durumda kalmasının mümkün olduğunu gösterdiler. Bugüne kadar sadece hayvanlar üzerinde denenmiş olan bu uygulama, vücuttan kanın boşatılmasını ve vücut ısısının 20 santigrat derece düşürülmesini gerektiriyor.Yaralanma hali giderildikten sonra kan geri pompalanıyor ve vücut ısısı yavaş yavaş yükseltiliyor. “Kan geri pompalandığında vücut hemen pembeleşiyor,” diyor Rhee. Vücut ısısı belli bir dereceye ulaştığında kalp kendiliğinden çalışmaya başlıyor. “Çok ilginç bir şekilde, 30 derecede kalp birdenbire tek tek atmaya başlıyor; ısı yükseldikçe kalp atışı da kendiliğinden artıyor,” diyor. Bu işlemden geçen hayvanlar uyandığında pek yan etki görülmeden ertesi gün normale dönüyor.Bir süre önce Tisherman’ın, bu tekniğin Pennsylvania’da kurşun yarası almış insanlar üzerinde deneneceğini açıklaması bütün dünyada yankı yaratmıştı. Yani yaralanma sonucu kalp atışları duran bu hastalar için bu uygulama son şansları olacaktı.Tisherman kamuoyunun bu tekniği bilim-kurgu olarak algılamasını istemiyor. Ancak Rhee bu çalışmanın böylesi bir deneyin başlangıcı olabileceği görüşünde.New York Devlet Üniversitesi’nden Sam Parnia bu konuda şunları söylüyor: “Hepimiz ölümün mutlak bir an olduğu düşüncesiyle yetiştirildik; ölünce artık geri dönüşünüz yok gibi. Bu bir zamanlar doğruydu, ama şimdi kalp masajının keşfinden bu yana şunu anladık ki öldükten saatler sonra bile vücudunuzdaki hücreler ‘ölü’ hale gelmiyor hemen… Kadavra olduktan sonra bile hala hayata döndürülebilirsiniz yani.”Tisherman artık ölümü, tanımın sübjektif olduğunun farkında olmakla beraber, doktorların kalp masajından umut kestikleri an olarak değerlendiriyor. Geçen Aralık ayında Resuscitation adlı dergide yayımlanan bir makale çalkantı yaratmıştı. Makalede, hastanelerin acil servislerinde çalışan doktorlar arasında yapılan bir ankette, bu doktorların %50’sinin, ‘Lazarus olgusu’ olarak adlandırılan ve artık umut kesilen bazı hastalarda kalbin kendi kendine yeniden çalışmaya başlamasına tanık oldukları belirtiliyordu.Kalbi yeniden çalıştırmak işin sadece başlangıcı; kalp durması ardından görülen oksijen yetersizliği, başta beyin olmak üzere hayati organlarda ciddi hasara yol açabiliyor. Tisherman, oksijensiz geçen her dakikada bu organlar yavaş yavaş ölmeye başlıyor,” diyor.Tisherman’ın öğretmeni ve 1960’larda geliştirdiği kalp masajı tekniğiyle ölüm algısının değişmesine yol açan bir bilim adamı olan Peter Safar bu soruna da bir çözüm getirmiş: Buz parçalarıyla vücut ısısını 33 dereceye kadar düşürüp hücrelerin daha yavaş çalışmasını sağlayarak oksijen eksikliğinin yol açacağı hasarı asgariye indirmek.Kalbi yeniden çalıştırılmak için uğraşılırken, kan dolaşımını ve oksijen pompalama görevini üstlenen makinelerle birlikte bu uygulama da kalp durması ve beyin ölümü vakaları açısından yeni bir fırsat yarattı.Bir süre önce Texas’taki bir hastanede 40 yaşındaki bir adamın üç buçuk saat süren kalp masajı boyunca zihni melekelerini yitirmeden hayatta kaldığı bildirilmişti. Ancak doktorların bu kadar uzun süre kalp masajına devam etmesini sağlayan motivasyon unsuru, kalp masajı sırasında hastanın bilincinin geri gelmesi ve konuşmaya başlaması olmuş. Buna şahit olan doktorlar daha önce böyle bir vakayla karşılaşmadıklarını belirtiyor.Kalp durmasına travma sonucu yaralanma (kurşun yarası ya da araba kazası) durumu da eşlik ediyorsa hayata döndürme işlemlerini bu kadar uzun süreli uygulamak şu an için mümkün değil. Bugün açısından cerrahların yapabileceği en iyi şey, kol ve bacaklara giden atardamarları tıkadıktan sonra göğsü açıp kalp masajı yaparak yaralar dikilinceye kadar beyne birazcık kan akışını sağlamak. Bu durumda hayatta kalma oranı yüzde 10’dan daha az.Bu nedenle Tisherman, vücut ısısını 10-15 dereceye kadar düşürerek doktorlara ameliyat için birkaç saat daha kazandırmak istiyor. Bu ölçüde vücut soğutma işlemi bugün de bazı kalp ameliyatlarında uygulanıyor. Tisherman’ın projesinde ise bu işlem ilk kez hastaneye ‘ölü’ olarak gelen kişilere uygulanıp kişi yeniden hayata döndürülmeye çalışılacak. Ölüm nedeniyle metabolizma durmuş olduğundan ve hücreleri canlı tutmak için kan gerekmediğinden vücuttaki kan boşaltılıyor ve vücudun hızlı bir şekilde soğuması için yerine tuzlu soğuk su dolduruluyor. Bu vücudu soğutmanın en hızlı yolu olarak biliniyor.Tisherman, Rhee ve başka bilim insanlarıyla 20 yıllık bir çalışma sonucunda bu uygulamanın güvenli ve etkili olduğunu kanıtlayacak verileri toplamış. Deneylerin birçoğunda ölümcül yara almış domuzlar kullanılmış. Hayvanlar gerektiği kadar hızlı bir şekilde soğutulabilmişse ki bu vücut ısısını dakikada 2 derece düşürmek demek, yüzde 90’dan fazlası, bir saatlik işlemin ardından vücutlarına kan geri pompalandığında yeniden canlanmış. Bu hayvanlar üzerinde yapılan testler, beyin aktivitelerinde de herhangi bir hasar oluşmadığını ve hafıza kaybı ortaya çıkmadığını göstermiş.Bu uygulamanın insanlar üzerinde denenmesi için izin almak kolay olmamış elbette. Ama bu yıl Tisherman’a Pennsylvania eyaletindeki Pittsburgh kentinde silahla yaralanmış hastalar üzerinde pilot deneme yapması için izin verilmiş. Baltimore ve Tuscon’da da deneme hazırlıkları yapılıyor.Bütün tıbbi araştırmalarda olduğu gibi bunda da hayvanlar üzerindeki deneylerden insana geçiş bazı zorluklar içeriyor. Örneğin hayvanlara ameliyat sonrası kendi kanları verilmiş; insanlara ise kan bankalarında haftalarca beklemiş kanlar nakledilecek. Ayrıca hayvanlar anestezi altında yaralanırken, ateşli silahla yaralanmış insanlar normal haldeyken bu yarayı almış olacağı için vücudun bu travmaya vereceği tepki farklı olabilir. Fakat Tisherman iyimser bakıyor. “Domuzlar ve köpekler kanama halinde insana benzer tepki veriyor,” diyor.Diğer doktorlar ise gelişmeleri ilgiyle izliyor. Bir doktor, beyni korumak için vücudu alışılagelmiş uygulamadan çok daha fazla soğutmak gerektiğini birçok kişinin bildiğini, ama uygulamadan korkulduğunu belirtiyor.Denemeler başarılı olursa Tisherman bu işlemleri farklı travmalarda da kullanmak istiyor. İlk denemede kurşunla yaralanmış olanların seçilmesinin nedeni, kan kaybı kaynağının kolay bulunması. Ancak bir gün bu işlemin araba kazalarındaki yaralanmalarda görülen iç kanamalarda, kalp krizi ve daha başka hastalıklarda da uygulanması ümit ediliyor.David Robson / BBC Türkçe
1960’tan Günümüze En Seksi 28 Bond Kızı
Gelecek filmde yeni Bond kızı’nın Rihanna olacağı Hollywood’da zaten uzun süredir tartışma konusuyken i-cloud hesaplarının da hacklenmesi, yönetmen ve senarist ekibi bu düşünceden vazgeçtirecek gibi. Zira tüm zamanların Bond kızları arasında bir bikini ve ölçü standardı olduğu ve Rihanna’nın bu vücut ölçülerine uymadığı güzel yıldızın arkasında konuşulan dedikodular arasında.İşte 1960‘lardan günümüze tüm Bond kızları;
'İstanbul Sessiz Sinema Günleri' 9 Ekim'de Başlıyor
İstanbul Modern Sinema, Kino İstanbul tarafından İstanbul Şehir Üniversitesi işbirliğiyle bu yıl ilk kez düzenlenecek olan İstanbul Sessiz Sinema Günleri’ne ev sahipliği yapacak. 9-12 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek ve farklı özelliklerdeki çeşitli filmlerin gösterileceği programın teması “Sessiz Esdasız Geldiler” olarak belirlendi.Programda gösterilecek filmlerin arasında dünyanın çeşitli arşivlerinden Osmanlı dönemi görüntülerinin bir araya getirildiği “Osmanlı’dan Görüntüler” kapsamında bir seçki, Orson Welles’in uzun süre kayıp olduğu sanılan ve seyirciyle ilk kez 2013 yılında buluşan Too Much Johnson (“Çok Johnson”) adlı 1938 tarihli filmi, Türkiye sinemasının 100. yılı kutlanırken, 1914’te, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına ramak kala çekilmiş pasifist Belçika filmi Maudite Soit la Guerre (“Savaş Cehennemdir”) ve diğer ülkelerden yüz yıllık örnekler yer alıyor.Festival kapsamında 10 Ekim Cuma günü Prof. Dr. Nezih Erdoğan, Prof. Dr. Peyami Çelikcan gibi akademisyenlerin katılacağı “Osmanlı’dan Sinema Manzaraları” adlı bir söyleşi de gerçekleşecek.Bantmag
Altın Portakal'ın Salt Film Festivali Olmadığını Kanıtlayan 7 Olay
Ülkemizin en popüler ve en fazla kıymet gören 'film' festivali Altın Portakal uzun yıllar boyu polemik ve tartışmaların da odak noktası oldu aslında. Geçtiğimiz senelere dair hatırımda kalan bu olayları yan yana koyunca en son Altın Portakal'da ne zaman yalnızca filmleri konuştuğumuzu unuttum ve aşağıdaki liste doğdu.
10 Muhteşem Fotoğrafla Ön Yargılarınızı Yıkın
Joel Pares, ABD’li bir fotoğrafçı, yapmış olduğu çalışmayla bizi içimizde ki çirkin önyargıları sorgulamaya iten bir fotoğraf serisi oluşturmuştur.İnsanların dış görünüşleri sosyo-ekonomik satatü veya cinsel tercihine göre çeşitli gruplar tarafından uğradığı önyarıgıların sembolik karakterlerini karşımıza çıkarmış fotoğrafçı bu serisinde.Bu çalışmada insanların sadece dış görünüşleriyle yargılanamayacağını bizlere anlatmış.Örneğin bir gangster bir Harvard mezunu olarak çıkıyor bu çalışmada karşımıza.Fotoğrafçı bu çalışmada gözlerimizi açmak ve bize birini yargılamadan önce iki kere düşünmek gerektiğinide hatırlatıyor.Kaynak: http://antikkafa.com/10-fotografta-on-yargilarinizi-kirin/
Maroon 5 Grubu Cinsel Şiddet Propagandası Yapmakla Suçlanıyor
Amerikan pop-rock grubu Maroon 5 cinsel şiddet propagandası yapmakla suçlandı.Bilboard’un haberine göre, istismar, taciz ve ensest kurbanlarına yardımcı olan Rainn eylemcileri tarafından yapılan açıklamada “Romantizmin arkasına düşülen bir şey gibi gösterilen bu gibi ciddi suçlara eğlence sektöründe yer olmamalıdır” ifadelerine yer verildi.Maroon 5 klibinin içeriğinde başlıca rollerde yer alan kişi Adam Levine (kasap) grubunun solisti eşliğinde Behati Prinsloo’yu canlandıran kızı takip ediyor ve gizlice fotoğrafını çekiyor. Levine ve Prinsloo gerçek hayatta evliler.Rusya'nın Sesi
Titan'ın 'Sihirli Adası' Yeniden Belirdi
Satürn sistemini gözlemleyen Cassini uzay aracı, birkaç ay önce tespit ettiği Titan'daki 'sihirli adayı' yeniden gözlemledi. Ancak sırrı çözülemeyen adanın değiştiği fark edildi.Cassini'nin ilk olarak Haziran ayında fotoğraflarını elde ettiği Titan'daki esrarengiz yapı, ortadan kaybolduktan birkaç ay sonra yeniden belirdi. Titan'ın sıvı metan dolu Ligeia Mare denizinde tespit edilen ve 'sihirli ada' olarak adlandırılan yapı, yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.Cassini, sihirli adayı tespit ettiği bölgeyi ilk kez 2007 yılında görüntülemiş ve fotoğraflar, karanlık bir alan ortaya koymuştu. Cassini, yazın çektiği fotoğraflarda Ligeia Mare'deki bölgede değişim gözlemlemişti. Bir süre gözden kaybolan esrarengiz yapı, yeniden ortaya çıktı.Bilim insanları, denizde yaşanan buharlaşmanın söz konusu değişime neden olduğunu düşünüyor. Yakınlardaki kıyı şeridinde bir değişim yaşanmaması, bu olasılığı güçlendiriyor. Diğer olasılıklar arasında ise dalgalara neden olan güçlü rüzgarlar, suyun yüzeyine yükselen gaz kabarcıkları, su üzerinde yüzen katı maddeler veya sığ sularda sürüklenen katı nesneler yer alıyor.NASA, öne sürülen olasılıklardan 'daha ilginç' bir durumun da söz konusu olabileceğini belirtse de, dünya dışı canlı ihtimali şu an çok güçlü görünmüyor. NASA, değişimlerin buzul uydu Titan'daki mevsimsel değişimlerden de kaynaklanıyor olabileceğini ifade etti.Cassini radar ekibinin başında yer alan Stephen Wall, 'Bilim gizemleri seviyor. Bu anlaşılmaz durum, Titan'da heyecan verici bir değişime tanıklık etmemizi sağlıyor. Değişim üzerindeki gözlemlere devam ederek daha fazla detay elde edebileceğimizi umuyoruz' dedi.NASA, yapılacak gözlemlere rağmen ne olduğunu bilinmeyen yapının esrarını ancak Titan'a gönderilecek bir uzay aracıyla çözebileceklerini belirtti.Kaynak: Al Jazeera
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 2'i yerli 5 film vizyona girecek.'Pek Yakında'Yönetmen Cem Yılmaz'ın son filmi 'Pek Yakında' sinemaseverlerle buluştu.Senaryosunu da Cem Yılmaz'ın yazdığı filmde Cem Yılmaz, Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt ile Emin Gürsoy rol aldı.'Asasız Musa'Aydın Orak'ın yönettiği ve Turgay Tanülkü, Aydın Orak, Selamo, Murat Toprak, Şenay Aydın, Anter Anter, Rahşan Anter ile Dicle Anter'in oynadığı 'Asasız Musa' adlı film izleyici ile buluşacak.Kürt aydın Musa Anter'in yaşamındaki dönüm noktalarını metaforik bir dille konu alan filmde karakter devamlılığı oyuncularla değil, karakteri simgeleyen fötr şapka, pardösü ve tahta bavul ile sağlanıyor. Metafor ve imgelerle anlatılan biyografi türündeki filmde Anter'i 10 farklı oyuncu canlandırdı.'Prens'Las Vegas polis departmanından emekli olan ve her şeyden elini eteğini çeken eski bir dedektifin, kızının kaçırılmasının ardından sahalara geri dönmek zorunda kalışını konu alan 'Prens', aksiyon meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.Yönetmenliğini Brian A Miller'ın üstlendiği, senaryosunu Andre Fabrizio ve Jeremy Passmore'nin kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda ise John Cusack, 50 Cent, Jason Patric, Bruce Wills ve Gia Mantegna yer alıyor.'Dracula: Başlangıç'Gary Shore'un yönettiği ve baş rolünde Luke Evans'ın yer aldığı film, Dracula'ya dönüşen adamın başlangıç hikayesini anlatıyor.Aksiyon ve macera türündeki filmde Luke Evans'a Sarah Gadon, Dominic Cooper, Diarmaid Murtagh ve Samantha Barks eşlik ediyor.Gary Shore'ın bu ilk yönetmenlik tecrübesinde; gerçek bir efsane olan Vlad the Impaler'ın hikayesine odaklanılarak, Drakula'nın ve vampir mitolojisinin köklerine inilecek.'Winx Club: Okyanusun Gizemi'Iginio Straffi'nin yönettiği 'Winx Club: Okyanusun Gizemi' çocukların ilgisini çekmeye aday.Winx perilerinin maceralarının yer aldığı serinin 3. filminde; imparatorun tahtına göz koyan ve güçlerini bütün dünyaya kanıtlamak isteyen Trix cadılarına karşı verilen mücadele izlenebilecek.Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA