onedio
Can Candan, Altın Portakal Belgesel Jüri Başkanlığı'ndan Çekildi
‘Gezi belgeseli ‘ Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’in Altın Portakal Film Festivali’nde sansürlenmesine karşı ilk somut tepki, Ulusal Belgesel Yarışması Ana Jüri Başkanı Can Candan’dan geldi. Candan, yönetmenliğini Reyan Tuvi’nin yaptığı belgesel filmin sansürlenmesine tepki olarak görevinden çekildi.Belgesel yarışması ana jüri başkanı, “Sansürün, sorumsuzluğun, manipülasyonun ve baskının olduğu yerde ben yokum” ifadelerini kullandı.Candan, yaptığı yazılı açıklamada yaşanan süreci dikkatle takip ettiğini belirtip, festival komitesinin ön jürinin iradesine müdahale etmesinin meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve festival yönetiminin de sorumluluğu yönetmenin üzerine atarak sansüre ek olarak bir de Tuvi üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı.Candan , “Varılan bu noktada Ulusal Belgesel Film Yarışması Ana Jüri Başkanı olarak benim gönül rahatlığıyla görevime devam edebilmem ve 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin bir parçası olabilmem mümkün değildir” ifadelerini kullandı.AKP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen festivalin yönetimi, Reyan Tuvi’nin belgeselini ön jüri tarafından yarışmaya değer bulunmasına rağmen Türk Ceza Kanunu’nun şahsa ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarını düzenleyen ‘125. ve 299. maddelerine aykırı ifade ve içerik’ nedeniyle yarışma programına alınmamıştı. Yönetimin bu kararı, ön jüride bulunan üç ismin yazılı açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.Yönetim dün yazılı bir açıklamayla kararını filmde ‘insan haklarının rencide edilmesi’ ne bağlarken, aynı zamanda festival komitesinde görev alan SİYAD Yönetim Kurulu Genel Başkanı Alin Taşçıyan da Diken’e ortada sansür değil, filmi korumaya yönelik bir karar bulunduğunu söylemişti.SİYAD üyesi 59 yazar da bugün yazılı açıklamayla sansürü protesto edip, ‘Çağdışı, kabul edilemez’ demişti.Bir protesto da festivalde jüri üyesi olarak görev yapan 11 isimden gelmiş, ortak açıklamayla, kararın geri alınması istenmişti.Ulusal Uzun Metraj Film Yarışma Jüri Başkanı Yılmaz Erdoğan ise ‘ortaya karışık’ konuşmuş, bir yandan, “Sansür varsa ben yokum” derken, bir yandan da, kendisinin söz konusu kararla ilgisinin bulunmadığını söyleyip filmin tekrar değerlendirilerek uzlaşmaya varılmasını önerdi.Diken
Kayıp Sanılan 1916 Yapımı Sherlock Holmes Filmi Depodan Çıktı
Merkezi Paris’te yer alan Fransız film arşivinde, 1916 yılında çekilen sessiz Sherlock Holmes klasiği bulundu. Keşfi ilginç kılan bir diğer unsursa, Amerikan aktör ve oyun yazarı William Gillette’in performansının kaydedildiği tek film olması.Uzun metrajlı ve ‘Sherlock Holmes’ adlı filmin, Charlie Chaplin klasiklerinin de çekildiği Chicago Essanay Stüdyoları’nda yapıldığı belirlendi.Birgün’de yer alan habere göre, filmde Dedektif Holmes ve Profesör Challenger’ın fikir babası olan Arthur Conan Doyle’un ünlü gizem unsurları bulunuyor. Doyle, Gillette’in ünlü dedektifi canlandırabilecek en iyi aktör olduğunu düşünüyordu.Fransız Sinematek’inde çalışanlar tarafından tesadüfen bulunan filmin, yıllar önce kataloglama sırasında yapılan bir yanlış nedeniyle kayıp sanıldığı açıklandı.İngiliz Film Enstitüsü küratörlerinden Bryony Dixon, “Bulunan film, kayıp Sherlock Holmes filmleri listesinde bir numarada yer alıyordu. Dolayısıyla, oldukça heyecan verici bir keşif” dedi.Film, yapılacak dijital restorasyon çalışmalarının ardından gelecek yıl Ocak ayında Fransa’da düzenlenecek bir festivalde gösterilerecek. Film, bunun ardından ABD’nin San Francisco kentinde düzenlenen sessiz film festivalinde de izleyiciyle buluşacak.ZETE
İsveç'te Rahim Nakli Yapılan Kadın Doğurdu
İsveç'te tıp tarihinde ilk kez rahim nakli yapılan bir kadın doğum yaptı.Gothenburg Üniversitesi ve Stockholm Tüp Bebek Ünitesi'nde görevli doktor Mats Brannstrom liderliğindeki ekibin rahim nakli yaptığı 36 yaşındaki kadının, geçen ay bir erkek çocuk dünyaya getirdiği bildirildi.İsmi açıklanmayan kadına, geçen yıl menopoza girmiş, iki çocuk sahibi 61 yaşındaki yakın bir aile dostundan alınan rahim nakledildi.Vücudunun organı reddetmemesi için ilaç tedavisi gören kadın, nakilden altı hafta sonra rahmin sağlıklı olduğunun göstergesi olarak adet görmeye başladı.Bir yıl sonra Brannstrom ve ekibi, organın iyi çalıştığından emin olunca kadından alınan yumurta ve kocasının spermini kullanarak laboratuvar ortamında dölledikleri tek bir embriyoyu kadının rahmine yerleştirdi.Tek böbrekli kadın, tüp bebek tedavisi sırasında, biri gebelik sırasında olmak üzere hafif seyreden üç reddetme vakası yaşadı, ancak hepsi ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edildi.Maliyeti Jane ve Dan Olsson Bilim Vakfı tarafından karşılanan araştırmada gebelik 31. haftaya kadar normal seyrederken, annenin preeklampsi geliştirmesi ve ölümcül kalp ritminin tespiti üzerine erkek bebek sezaryenle dünyaya getirildi.Gebeliğin bu döneminde normal karşılanan, 1 kilo 800 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, doğumdan sonraki 10 gün boyunca yenidoğan ünitesinde tutuldu. Şu anda evlerinde olan bebek ve annenin durumlarının iyi olduğu belirtildi.Tüm bu işlemlerden önce sağlıklı yumurtalıklara sahip İsveçli kadının, 4 bin 500 kız çocuğunda bir rastlanan bir durum olan rahimsiz dünyaya geldiği ifade edildi.Mats Brannstrom, böyle yaşlı bir rahmin işe yaraması karşısında şaşkınlığa düştüğünü belirterek, 'Bebek harika. Ebeveynlerin sevincini ve onları nasıl mutlu ettiğimizi görmek çok güzel' dedi.Brannstrom, öte yandan sezaryen sırasında nakledilen rahme zarar vermiş olabileceğinden endişe ettiğini belirterek, annenin, rahminin ikinci bir hamilelik için hazır olup olmadığını anlamak için birkaç hafta beklemeleri gerektiğini söyledi.Yine ismi açıklanmayan baba, karısı ve kendisinin, deney aşamasındaki prosedürün işe yaracağından emin olduğunu belirterek, bebek için 'Çok ama çok tatlı, hiç bağırmıyor bile, sadece mırıldanıyor' dedi.Bebeklerinin, diğer çocuklardan hiçbir farkı olmadığını belirten baba, 'Anlatacak güzel bir hikayesi var. Birgün nasıl dünyaya geldiğini ve dünyada bu şekilde doğan ilk bebek olduğunu öğrenmek için gazetelere bakabilir' diye konuştu.Brannstrom ve meslektaşları, son iki yılda dokuz kadına rahim nakletti, ancak yaşanan komplikasyonlar iki vakada organların çıkarılmasıyla sonuçlandı.Yıl başında Brannstrom, yedi kadına embriyo transferine başladı. Bu kadınlardan ikisinin de en az 25 haftalık hamile olduğu açıklandı.Türkiye'deki çalışmalarTürkiye'de de rahim nakli konusunda çalışmalar sürüyor.Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Estetik Rekonstrüktif Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, 8 Ağustos 2011'de 23 yaşındaki Derya Sert'e kadavradan rahim nakli yapmış, Sert dünyada bu şekilde nakil yapılan ilk kişi olmuştu.Özkan ve ekibi, sonrasında embriyo transferi yapılan Sert'in geçen yıl hamile kaldığını açıklamış, ancak kadının gebeliği 8. hafta sonundaki kontrolünde embriyo kalp atışlarının izlenmemesi üzerine sonlandırılmıştı.Bazı uzmanlar, hayattaki bir kişiden rahim alınmasını etik dışı ve hayat kurtarıcı olmayan bir ameliyat için bağışçı açısından çok riskli buluyor.AA
Reklam
Angry Birds'den İlk Kare!
'Angry Birds'ün yıldızlardan oluşan ses kadrosu bir milyar atışla ortaya çıkarıldı.Son 48 saatte Angry Birds hayranları oyunda ortaya çıkan bir şey fark ettiler: Bir milyar atıştan sonra, Angry Birds filminin ilk görüntüsünü ve seslendiren ünlü oyuncuları açığa çıkartabiliyorlardı. İşte filmin bu ilk görüntüsü bugün, TSİ 16:00'da tüm dünyada görücüye çıktı.Jason Sudeikis (Horrible Bosses, We're the Millers) başroldeki sinirli Red karakterini seslendiriyor. Josh Gad , hızlı Chuck ve Danny McBride (This is the End, Eastbound & Down) uçarı Bomb'a sesleriyle hayat veriyorlar. Bill Hader (Saturday Night Live, Cloudy with a Chance of Meatballs) domuz tarafına katılıyor. Maya Rudolph (Bridesmaids, The Maya Rudolph Show) Matilda ve Peter Dinklage (Game of Thrones, X-Men: Days of Future Past) da efsanevi Mighty Eagle karakterlerini seslendiriyorlar.ABD'de 1 Temmuz 2016'da vizyona girmesi planlanan Angry Birds'ü Fergal Reilly ve Clay Kaytis yönetiyor. Yapımcılar John Cohen ve Catherine Winder . Yönetici yapımcılar Mikael Hed ve David Maisel. Yazar Jon Vitti . Tüm dünyada Sony Pictures tarafından dağıtılacak film bir Rovio yapımı.Basın bülteninden derlenmiştir
Reklam
Türkiye'nin Tam Bir Turizm Cenneti Olduğunun 7 Kanıtı
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) her sene ülkelerden gelen verileri toplayarak sıralamayı açıklar. Bu verilere göre 2013 yılında Türkiye Dünya sıralamasında Almanya ve Birleşik Krallık’ı geride bırakarak ilk 6 da yer almıştır. Listenin üst sıralarında İtalya, İspanya, Çin, A.B.D. ve Fransa bulunur. Avrupa sıralamasında ise Fransa, İspanya, İtalya’dan sonra 4’üncü sıradadır. Gayet iyi derecelere sahip olan Türkiye turizmi, yükseliş ivmesini korumaktadır.
Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü?
“Vücut ısınız 10 santigrat derece, beyin fonksiyonlarınız durmuş, kanınız akıtılmış ve kalbiniz durmuşsa, herkes bunu ölüm olarak tanımlama konusunda hemfikir olacaktır,” diyen Arizona Üniversitesi’nden Peter Rhee. “Ama sizi yine de hayata döndürebiliriz,” diye devam ediyor.Maryland Üniversitesi’nden Samuel Tisherma n ile birlikte, bedenin saatlerce ‘gecikmeli canlandırma’ adı verilen durumda kalmasının mümkün olduğunu gösterdiler. Bugüne kadar sadece hayvanlar üzerinde denenmiş olan bu uygulama, vücuttan kanın boşatılmasını ve vücut ısısının 20 santigrat derece düşürülmesini gerektiriyor.Yaralanma hali giderildikten sonra kan geri pompalanıyor ve vücut ısısı yavaş yavaş yükseltiliyor. “Kan geri pompalandığında vücut hemen pembeleşiyor,” diyor Rhee. Vücut ısısı belli bir dereceye ulaştığında kalp kendiliğinden çalışmaya başlıyor. “Çok ilginç bir şekilde, 30 derecede kalp birdenbire tek tek atmaya başlıyor; ısı yükseldikçe kalp atışı da kendiliğinden artıyor,” diyor. Bu işlemden geçen hayvanlar uyandığında pek yan etki görülmeden ertesi gün normale dönüyor.Bir süre önce Tisherman’ın, bu tekniğin Pennsylvania’da kurşun yarası almış insanlar üzerinde deneneceğini açıklaması bütün dünyada yankı yaratmıştı. Yani yaralanma sonucu kalp atışları duran bu hastalar için bu uygulama son şansları olacaktı.Tisherman kamuoyunun bu tekniği bilim-kurgu olarak algılamasını istemiyor. Ancak Rhee bu çalışmanın böylesi bir deneyin başlangıcı olabileceği görüşünde.New York Devlet Üniversitesi’nden Sam Parnia bu konuda şunları söylüyor: “Hepimiz ölümün mutlak bir an olduğu düşüncesiyle yetiştirildik; ölünce artık geri dönüşünüz yok gibi. Bu bir zamanlar doğruydu, ama şimdi kalp masajının keşfinden bu yana şunu anladık ki öldükten saatler sonra bile vücudunuzdaki hücreler ‘ölü’ hale gelmiyor hemen… Kadavra olduktan sonra bile hala hayata döndürülebilirsiniz yani.”Tisherman artık ölümü, tanımın sübjektif olduğunun farkında olmakla beraber, doktorların kalp masajından umut kestikleri an olarak değerlendiriyor. Geçen Aralık ayında Resuscitation adlı dergide yayımlanan bir makale çalkantı yaratmıştı. Makalede, hastanelerin acil servislerinde çalışan doktorlar arasında yapılan bir ankette, bu doktorların %50’sinin, ‘Lazarus olgusu’ olarak adlandırılan ve artık umut kesilen bazı hastalarda kalbin kendi kendine yeniden çalışmaya başlamasına tanık oldukları belirtiliyordu.Kalbi yeniden çalıştırmak işin sadece başlangıcı; kalp durması ardından görülen oksijen yetersizliği, başta beyin olmak üzere hayati organlarda ciddi hasara yol açabiliyor. Tisherman, oksijensiz geçen her dakikada bu organlar yavaş yavaş ölmeye başlıyor,” diyor.Tisherman’ın öğretmeni ve 1960’larda geliştirdiği kalp masajı tekniğiyle ölüm algısının değişmesine yol açan bir bilim adamı olan Peter Safar bu soruna da bir çözüm getirmiş: Buz parçalarıyla vücut ısısını 33 dereceye kadar düşürüp hücrelerin daha yavaş çalışmasını sağlayarak oksijen eksikliğinin yol açacağı hasarı asgariye indirmek.Kalbi yeniden çalıştırılmak için uğraşılırken, kan dolaşımını ve oksijen pompalama görevini üstlenen makinelerle birlikte bu uygulama da kalp durması ve beyin ölümü vakaları açısından yeni bir fırsat yarattı.Bir süre önce Texas’taki bir hastanede 40 yaşındaki bir adamın üç buçuk saat süren kalp masajı boyunca zihni melekelerini yitirmeden hayatta kaldığı bildirilmişti. Ancak doktorların bu kadar uzun süre kalp masajına devam etmesini sağlayan motivasyon unsuru, kalp masajı sırasında hastanın bilincinin geri gelmesi ve konuşmaya başlaması olmuş. Buna şahit olan doktorlar daha önce böyle bir vakayla karşılaşmadıklarını belirtiyor.Kalp durmasına travma sonucu yaralanma (kurşun yarası ya da araba kazası) durumu da eşlik ediyorsa hayata döndürme işlemlerini bu kadar uzun süreli uygulamak şu an için mümkün değil. Bugün açısından cerrahların yapabileceği en iyi şey, kol ve bacaklara giden atardamarları tıkadıktan sonra göğsü açıp kalp masajı yaparak yaralar dikilinceye kadar beyne birazcık kan akışını sağlamak. Bu durumda hayatta kalma oranı yüzde 10’dan daha az.Bu nedenle Tisherman, vücut ısısını 10-15 dereceye kadar düşürerek doktorlara ameliyat için birkaç saat daha kazandırmak istiyor. Bu ölçüde vücut soğutma işlemi bugün de bazı kalp ameliyatlarında uygulanıyor. Tisherman’ın projesinde ise bu işlem ilk kez hastaneye ‘ölü’ olarak gelen kişilere uygulanıp kişi yeniden hayata döndürülmeye çalışılacak. Ölüm nedeniyle metabolizma durmuş olduğundan ve hücreleri canlı tutmak için kan gerekmediğinden vücuttaki kan boşaltılıyor ve vücudun hızlı bir şekilde soğuması için yerine tuzlu soğuk su dolduruluyor. Bu vücudu soğutmanın en hızlı yolu olarak biliniyor.Tisherman, Rhee ve başka bilim insanlarıyla 20 yıllık bir çalışma sonucunda bu uygulamanın güvenli ve etkili olduğunu kanıtlayacak verileri toplamış. Deneylerin birçoğunda ölümcül yara almış domuzlar kullanılmış. Hayvanlar gerektiği kadar hızlı bir şekilde soğutulabilmişse ki bu vücut ısısını dakikada 2 derece düşürmek demek, yüzde 90’dan fazlası, bir saatlik işlemin ardından vücutlarına kan geri pompalandığında yeniden canlanmış. Bu hayvanlar üzerinde yapılan testler, beyin aktivitelerinde de herhangi bir hasar oluşmadığını ve hafıza kaybı ortaya çıkmadığını göstermiş.Bu uygulamanın insanlar üzerinde denenmesi için izin almak kolay olmamış elbette. Ama bu yıl Tisherman’a Pennsylvania eyaletindeki Pittsburgh kentinde silahla yaralanmış hastalar üzerinde pilot deneme yapması için izin verilmiş. Baltimore ve Tuscon’da da deneme hazırlıkları yapılıyor.Bütün tıbbi araştırmalarda olduğu gibi bunda da hayvanlar üzerindeki deneylerden insana geçiş bazı zorluklar içeriyor. Örneğin hayvanlara ameliyat sonrası kendi kanları verilmiş; insanlara ise kan bankalarında haftalarca beklemiş kanlar nakledilecek. Ayrıca hayvanlar anestezi altında yaralanırken, ateşli silahla yaralanmış insanlar normal haldeyken bu yarayı almış olacağı için vücudun bu travmaya vereceği tepki farklı olabilir. Fakat Tisherman iyimser bakıyor. “Domuzlar ve köpekler kanama halinde insana benzer tepki veriyor,” diyor.Diğer doktorlar ise gelişmeleri ilgiyle izliyor. Bir doktor, beyni korumak için vücudu alışılagelmiş uygulamadan çok daha fazla soğutmak gerektiğini birçok kişinin bildiğini, ama uygulamadan korkulduğunu belirtiyor.Denemeler başarılı olursa Tisherman bu işlemleri farklı travmalarda da kullanmak istiyor. İlk denemede kurşunla yaralanmış olanların seçilmesinin nedeni, kan kaybı kaynağının kolay bulunması. Ancak bir gün bu işlemin araba kazalarındaki yaralanmalarda görülen iç kanamalarda, kalp krizi ve daha başka hastalıklarda da uygulanması ümit ediliyor.David Robson / BBC Türkçe
1960’tan Günümüze En Seksi 28 Bond Kızı
Gelecek filmde yeni Bond kızı’nın Rihanna olacağı Hollywood’da zaten uzun süredir tartışma konusuyken i-cloud hesaplarının da hacklenmesi, yönetmen ve senarist ekibi bu düşünceden vazgeçtirecek gibi. Zira tüm zamanların Bond kızları arasında bir bikini ve ölçü standardı olduğu ve Rihanna’nın bu vücut ölçülerine uymadığı güzel yıldızın arkasında konuşulan dedikodular arasında.İşte 1960‘lardan günümüze tüm Bond kızları;
Reklam
'İstanbul Sessiz Sinema Günleri' 9 Ekim'de Başlıyor
İstanbul Modern Sinema, Kino İstanbul tarafından İstanbul Şehir Üniversitesi işbirliğiyle bu yıl ilk kez düzenlenecek olan İstanbul Sessiz Sinema Günleri’ne ev sahipliği yapacak. 9-12 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek ve farklı özelliklerdeki çeşitli filmlerin gösterileceği programın teması “Sessiz Esdasız Geldiler” olarak belirlendi.Programda gösterilecek filmlerin arasında dünyanın çeşitli arşivlerinden Osmanlı dönemi görüntülerinin bir araya getirildiği “Osmanlı’dan Görüntüler” kapsamında bir seçki, Orson Welles’in uzun süre kayıp olduğu sanılan ve seyirciyle ilk kez 2013 yılında buluşan Too Much Johnson (“Çok Johnson”) adlı 1938 tarihli filmi, Türkiye sinemasının 100. yılı kutlanırken, 1914’te, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına ramak kala çekilmiş pasifist Belçika filmi Maudite Soit la Guerre (“Savaş Cehennemdir”) ve diğer ülkelerden yüz yıllık örnekler yer alıyor.Festival kapsamında 10 Ekim Cuma günü Prof. Dr. Nezih Erdoğan, Prof. Dr. Peyami Çelikcan gibi akademisyenlerin katılacağı “Osmanlı’dan Sinema Manzaraları” adlı bir söyleşi de gerçekleşecek.Bantmag
Altın Portakal'ın Salt Film Festivali Olmadığını Kanıtlayan 7 Olay
Ülkemizin en popüler ve en fazla kıymet gören 'film' festivali Altın Portakal uzun yıllar boyu polemik ve tartışmaların da odak noktası oldu aslında. Geçtiğimiz senelere dair hatırımda kalan bu olayları yan yana koyunca en son Altın Portakal'da ne zaman yalnızca filmleri konuştuğumuzu unuttum ve aşağıdaki liste doğdu.
10 Muhteşem Fotoğrafla Ön Yargılarınızı Yıkın
Joel Pares, ABD’li bir fotoğrafçı, yapmış olduğu çalışmayla bizi içimizde ki çirkin önyargıları sorgulamaya iten bir fotoğraf serisi oluşturmuştur.İnsanların dış görünüşleri sosyo-ekonomik satatü veya cinsel tercihine göre çeşitli gruplar tarafından uğradığı önyarıgıların sembolik karakterlerini karşımıza çıkarmış fotoğrafçı bu serisinde.Bu çalışmada insanların sadece dış görünüşleriyle yargılanamayacağını bizlere anlatmış.Örneğin bir gangster bir Harvard mezunu olarak çıkıyor bu çalışmada karşımıza.Fotoğrafçı bu çalışmada gözlerimizi açmak ve bize birini yargılamadan önce iki kere düşünmek gerektiğinide hatırlatıyor.Kaynak: http://antikkafa.com/10-fotografta-on-yargilarinizi-kirin/
Reklam
Maroon 5 Grubu Cinsel Şiddet Propagandası Yapmakla Suçlanıyor
Amerikan pop-rock grubu Maroon 5 cinsel şiddet propagandası yapmakla suçlandı.Bilboard’un haberine göre, istismar, taciz ve ensest kurbanlarına yardımcı olan Rainn eylemcileri tarafından yapılan açıklamada “Romantizmin arkasına düşülen bir şey gibi gösterilen bu gibi ciddi suçlara eğlence sektöründe yer olmamalıdır” ifadelerine yer verildi.Maroon 5 klibinin içeriğinde başlıca rollerde yer alan kişi Adam Levine (kasap) grubunun solisti eşliğinde Behati Prinsloo’yu canlandıran kızı takip ediyor ve gizlice fotoğrafını çekiyor. Levine ve Prinsloo gerçek hayatta evliler.Rusya'nın Sesi
Reklam
Titan'ın 'Sihirli Adası' Yeniden Belirdi
Satürn sistemini gözlemleyen Cassini uzay aracı, birkaç ay önce tespit ettiği Titan'daki 'sihirli adayı' yeniden gözlemledi. Ancak sırrı çözülemeyen adanın değiştiği fark edildi.Cassini'nin ilk olarak Haziran ayında fotoğraflarını elde ettiği Titan'daki esrarengiz yapı, ortadan kaybolduktan birkaç ay sonra yeniden belirdi. Titan'ın sıvı metan dolu Ligeia Mare denizinde tespit edilen ve 'sihirli ada' olarak adlandırılan yapı, yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.Cassini, sihirli adayı tespit ettiği bölgeyi ilk kez 2007 yılında görüntülemiş ve fotoğraflar, karanlık bir alan ortaya koymuştu. Cassini, yazın çektiği fotoğraflarda Ligeia Mare'deki bölgede değişim gözlemlemişti. Bir süre gözden kaybolan esrarengiz yapı, yeniden ortaya çıktı.Bilim insanları, denizde yaşanan buharlaşmanın söz konusu değişime neden olduğunu düşünüyor. Yakınlardaki kıyı şeridinde bir değişim yaşanmaması, bu olasılığı güçlendiriyor. Diğer olasılıklar arasında ise dalgalara neden olan güçlü rüzgarlar, suyun yüzeyine yükselen gaz kabarcıkları, su üzerinde yüzen katı maddeler veya sığ sularda sürüklenen katı nesneler yer alıyor.NASA, öne sürülen olasılıklardan 'daha ilginç' bir durumun da söz konusu olabileceğini belirtse de, dünya dışı canlı ihtimali şu an çok güçlü görünmüyor. NASA, değişimlerin buzul uydu Titan'daki mevsimsel değişimlerden de kaynaklanıyor olabileceğini ifade etti.Cassini radar ekibinin başında yer alan Stephen Wall, 'Bilim gizemleri seviyor. Bu anlaşılmaz durum, Titan'da heyecan verici bir değişime tanıklık etmemizi sağlıyor. Değişim üzerindeki gözlemlere devam ederek daha fazla detay elde edebileceğimizi umuyoruz' dedi.NASA, yapılacak gözlemlere rağmen ne olduğunu bilinmeyen yapının esrarını ancak Titan'a gönderilecek bir uzay aracıyla çözebileceklerini belirtti.Kaynak: Al Jazeera
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 2'i yerli 5 film vizyona girecek.'Pek Yakında'Yönetmen Cem Yılmaz'ın son filmi 'Pek Yakında' sinemaseverlerle buluştu.Senaryosunu da Cem Yılmaz'ın yazdığı filmde Cem Yılmaz, Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt ile Emin Gürsoy rol aldı.'Asasız Musa'Aydın Orak'ın yönettiği ve Turgay Tanülkü, Aydın Orak, Selamo, Murat Toprak, Şenay Aydın, Anter Anter, Rahşan Anter ile Dicle Anter'in oynadığı 'Asasız Musa' adlı film izleyici ile buluşacak.Kürt aydın Musa Anter'in yaşamındaki dönüm noktalarını metaforik bir dille konu alan filmde karakter devamlılığı oyuncularla değil, karakteri simgeleyen fötr şapka, pardösü ve tahta bavul ile sağlanıyor. Metafor ve imgelerle anlatılan biyografi türündeki filmde Anter'i 10 farklı oyuncu canlandırdı.'Prens'Las Vegas polis departmanından emekli olan ve her şeyden elini eteğini çeken eski bir dedektifin, kızının kaçırılmasının ardından sahalara geri dönmek zorunda kalışını konu alan 'Prens', aksiyon meraklılarını sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.Yönetmenliğini Brian A Miller'ın üstlendiği, senaryosunu Andre Fabrizio ve Jeremy Passmore'nin kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda ise John Cusack, 50 Cent, Jason Patric, Bruce Wills ve Gia Mantegna yer alıyor.'Dracula: Başlangıç'Gary Shore'un yönettiği ve baş rolünde Luke Evans'ın yer aldığı film, Dracula'ya dönüşen adamın başlangıç hikayesini anlatıyor.Aksiyon ve macera türündeki filmde Luke Evans'a Sarah Gadon, Dominic Cooper, Diarmaid Murtagh ve Samantha Barks eşlik ediyor.Gary Shore'ın bu ilk yönetmenlik tecrübesinde; gerçek bir efsane olan Vlad the Impaler'ın hikayesine odaklanılarak, Drakula'nın ve vampir mitolojisinin köklerine inilecek.'Winx Club: Okyanusun Gizemi'Iginio Straffi'nin yönettiği 'Winx Club: Okyanusun Gizemi' çocukların ilgisini çekmeye aday.Winx perilerinin maceralarının yer aldığı serinin 3. filminde; imparatorun tahtına göz koyan ve güçlerini bütün dünyaya kanıtlamak isteyen Trix cadılarına karşı verilen mücadele izlenebilecek.Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Reklam