onedio
23 Şaşkınlık Verici Fotoğraf İle 1950 Ve 1960'lı Yılların Modern Ülkesi: Mısır
Bugünlerde Mısır hakkında birkaç şey okursanız, toplumun büyük bir kimlik karmaşası yaşadığını göreceksiniz. Fakat bu durum çok da yeni sayılmaz, çünkü Mısır, modern bir toplum olmak ile kapalı bir toplum olmak arasından her zaman gidip gelmişti. Özellikle 20. yüzyılın ortasında, 'Modern Mısır' nasıl olmalı üzerine oldukça ciddi tartışmalar yapılıyordu. Ülkenin 1950 ve 1960'lı yıllarından derlenmiş bu görüntüler, Mısır halkının o dönemki eğilimlerinin, günümüzden çok farklı olduğunu gözler önüne seriyor.
Maden Mühendisleri: Ermenek Planlama Hatası
Maden Mühendisleri Odası, Ermenek'te üç firmanın birbirinden habersiz planlama yapması nedeniyle, suyla dolu eski bir ocağa fazla yaklaşıldığını söyledi. Planlama hatasının Soma'ya benzer olduğuna dikkat çekildi.Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Maden Mühendisleri Odası (MMO), Ermenek’te 18 işçinin mahsur kaldığı madenle ilgili tespitlerini kamuoyuna sundu. Açıklamada, Ermenek'teki kazanın Soma faciasında olduğu gibi, havza madenciliği yapılmamasından kaynaklandığı ifade edildi.Olayın yaşandığı bölgede üç ayrı firmanın maden işlettiğini söyleyen MMO, bu firmaların ‘havza madenciliği’ yapmadığını, yani imalatlarının birbirlerini nasıl etkileyeceğini bilmeden planlama ve üretim yaptıklarını belirtti.Yakınlardaki eski madenlere fazla yaklaşılması nedeniyle, bu alanlarda yıllar boyu biriken yaklaşık 10 bin metreküp suyun ocak içerisine dolduğunu söyleyen uzman heyet, olayın planlama ve üretim hatası olduğunu ifade etti.“İşletmeler birbirlerinden habersiz”Açıklamada, Soma ve Elbistan’da yaşanan faciaların da benzer sebeplerle meydana geldiği ifade edildi:“Havza madenciliği, bir havzada bulunan madenlerin, bütüncül bakış açısı ile planlanması ve üretilmesi anlamına gelir.Aynı havzada farklı firmaların, değişik ya da aynı zamanda yaptıkları planlama ve üretimi birbirlerinden bağımsız, habersiz, birbirlerini olumsuz etkileyebilecek şekilde yerine getirilmesi politikası sürdükçe Soma‘da, Elbistan‘da ve son olarak Ermenek‘te yaşanan facialar gelecekte de yaşanabilecektir.”Maden ocağındaki su seviyesinin, işçilerin mahsur kaldığı seviyenin üzerinde olduğunu söyleyen MMO heyeti, ocakta çalışan işçilerin genellikle çevre köylerden geldiğini, sendikasız ve düşük ücretlerle çalıştıklarını aktardı.“En büyük sorumlu MİGEM”Madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm bilgilerin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nde (MİGEM) toplandığını söyleyen heyet şu tespiti paylaştı:“MİGEM ruhsat verirken havza madenciliğini göz önünde bulundurmamakta, bu da planlama ve işletmede parçalı durum doğurmaktadır. Bunun sonucunda aynı sahadaki işletmelerden kaynaklanacak gaz ve su baskınları gibi tehlikeler bilinememekte, önlem alamamaktadır.”“Sektörde uygulanan rodövans ve taşeronlaştırma uygulamaları da parçalı üretim mantığı ile yürütüldüğü için kazanın başka bir diğer önemli nedenidir” diyen Maden Mühendisleri Odası, “Dolayısıyla kazanın ve kaybedilen canların en büyük sorumluluğu MİGEM‘e aittir” açıklamasını yaptı.Ellerindeki verilere göre 2008 yılında 43 maden çalışanının iş kazasında yaşamını yitirdiğini söyleyen MMO, bu sayının yıllar içinde düzenli olarak yükselerek bu yıl 400 civarına geldiğini ifade etti.Maden Mühendisleri Odası ayrıca ülkede her yıl bin 500 işçi ölümünün gerçekleştiğine dikkat çekerek, iş güvenliğine ilişkin kararlarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yalnız hareket ettiği ve üniversitelere, sendikalara ya da meslek örgütlerine danışmadığı ifade edildi.Rodövans ve taşeronlaşma uygulamalarının acilen bitirilmesi gerektiğini savunan MMO, madenlerin mühendislik bilim ve tekniğine, ölçek ekonomisine ve havza madenciliğine uygun olarak planlanması tavsiyesinde bulundu.Kaynak: TMMOB Maden Mühendisleri Odası ve Al Jazeera
Engin Günaydın'ın Yeni Filmi İçimdeki Ses'in Fragmanı Yayınlandı
Engin Günaydın’ın senaryosuna imza attığı ve başrolünde oynadığı komedi filmi İçimdeki Ses, 5 Aralık'ta vizyona giriyor.Kendi dünyasında yaşayan, özgüveni yetersiz bir yazar olan Selim (Engin Günaydın); doğru dürüst bir ilişkisi olamadığından, yalnızlıktan kurtulmak için son çare annesiyle birlikte yaşamaya karar verir. Gittiği spor salonunda sakarlığı nedeniyle, herkesin hayran olacağı kadar güzel ve zengin Ayşıl (Leyla Tuğutlu) ile tanışır. Selim’e aşık olan Ayşıl, mutluluğa giden yolun; Selim’in umreden yeni dönmüş, kendi kafasındaki gelin adayını arayan annesi Mehpare (Füsun Demirel) ve onun kadın arkadaş grubundan geçtiğini düşünür. Ayşıl, Mehpare ve onun tayfasıyla başlarından bir sürü komik olayın geçeceği bir yolculuğa çıkmayı göze alır.
Google 'Kanımıza Girecek'
Arama motoru devi Google'ın geliştirme aşamasında olduğu bir hap kan damarlarında dolaşarak kanserli hücreleri tespit edecek.Farklı alanlarda çalışmalarıyla bilinen Google'ın sağlık alanındaki yatırımları artıyor. Firma, kandaki şeker miktarını gözyaşından ölçen kontak lens projesinden sonra kanserli hücreleri tanıyan hap şeklinde bir cihaz geliştirmeye başladığını açıkladı.Google'ın üzerinde çalıştığı proje aslında nano partiküllerle kaplı bir hap. Bu hap, kana karıştığında kanserli ya da zararlı olabilecek hücrelerle ilgili bilgileri toplayabilecek. Toplanan bu veriler ise anında doktora iletilerek hastanın durumu hakında bilgi sahibi olması sağlanacak.ABD'de düzenlenen WSJD konferansında konuşan Google X laboratuvarı Yaşam Bilimleri Şefi Andrew Conrad, nano partiküllerden oluşan haplar sayesinde kanserli ya da hasta hücreleri tespit etmeyi hedeflediklerini açıkladı.Çalışmalarla ilgili olarak ortaya çıkan bir ürün olmasa da uzun vadede hastalıkların nano haplar sayesinde teşhis ve hatta tedavi edilebileceği düşünülüyor.Kaynak: Google
Reklam
Marilyn Monroe'nun Kitaplığı
Ölümünden 50 yıl sonra bile Marilyn Monroe hâlâ Hollywood'un en önemli yıldızlarından biri olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor. Monroe hakkında az bilinen şey ise iflah olmaz bir kitap kurdu olduğu. Monroe, 1916'da Fransız gazeteci George Belmont'a, 'Çekimlerin olmadığı zamanlarda ne yaptığımı kimse tahmin edemez' demişti. 'Okula gidiyordum! Bir süre Kaliforniya Üniversitesinde gece kurslarına katıldım. Ame­rikan tarihi ve edebiyat tarihi üzerine dersler aldım ve çok okumaya başladım. Birçok harika yazarın kitabını okuma şansım oldu.' 1962 yılının Ağustos ayında öldüğünde Monroe, arka­sında dört yüzden fazla kitaptan oluşan saygın bir kitaplık da bıraktı. Kitaplara şöyle bir göz gezdirildiğinde ilk dikkati çeken, Monroe'nun büyük bir D.H. Lawrence hayranı olduğu. Romanlara olan ilgisi, listede yer alan Ralph Ellison'm Görülmeyen Adam\, Hemingway'in Güneş de Doğar ve Dostoyevski'nin birçok romanıyla da belli oluyor. Bunun yanında hiç çocuğu olmayan ve bunun için duyduğu üzüntüyü de daha önce dile getiren Monroe'nun kitaplı­ğında Dr. Spock'm Baby and Child Care'i gibi çocuk bakım kitapları da göze çarpıyor. Listede öne çıkan öbür kitaplar ise şu şekilde: Düşüş , Albert Camus, Kamelyalı Kadın , Alexander Dumas, Muhteşem Gatsby , F. Scott Fitzgerald, Rusya'dan Sevgilerle , Ian Fleming, Ulysses , James Joyce, Yolda , Jack Kerouac, Venedik'te Ölüm , Thomas Mann, Seçilmiş Oyunlar , George Bernard Shaw, Kırmızı Güller , Sean O'Casey, Huckleberry Finn'in Maceraları , Mark Twain, Metafizik , Aristoteles, Madam Bovary , Gustave Flaubert, Guermantes Tarafı , Marcel Proust, Nana , Emile Zola, Toplu Oyunlar , Molière, Hz. Musa ve Tektanrıcılık , Sigmund Freud, Adlandırılamayan , Samuel Beckett, Sanatçının Genç Bir Köpek Olarak Portresi , Dylan Thomas, Ses ve Öfke - Döşeğimde Ölürken , William Faulkner, Dublinliler , James Joyce, The Collected Short Stories , Dorothy Parker, Kırmızı ve Siyah , Stendhal, The Poems And Fairy-Tales , Oscar Wilde, Alice Harikalar Diyarında , Lewis Carroll, Soneler , William Shakespeare. * Bu yazıyı NotosÖykü dergisinin Nisan-Mayıs 2014 tarihli 45. sayısından aldık.Bianet
Bach'ın Besteleri Karısının mı?
Johann Sebastian Bach hakkında ilginç bir iddia ortaya atan Profesör Martin Jarvis, birçok eserin ünlü besteci tarafından değil, karısı Anna Magdalena tarafından yapıldığını öne sürdü.Dünyaca ünlü besteci Johann Sebastian Bach hakkında ilginç bir iddia ortaya atıldı. Avusturalya’daki Charles Darwin Üniversitesi profesörü Martin Jarvis, Johann Sebastian Bach’ın bestelediği onlarca eserinin aslında karısı Anna Magdalena tarafından bestelendiğini öne sürdü.Bach’ın, aralarında Goldberg Varyasyonları’nın da yer aldığı eserlerinin aslında ikinci karısı Anna Magdalena’ya ait olduğunu iddia eden Profesör, “Bach’a atfedilen onlarca yapıtı karısının bestelediği kanısına vardım” dedi.8 YILLIK KRİMİNAL ÇALIŞMAİddiasını ilk olarak 2006’da ortaya atan profesör, geçtiğimiz sekiz yıl boyunca Bach’ın el yazısı, imzası ve yapıtlarını inceledi. Adli tıp uzmanlarından da yardım alan Jarvis, notalardaki el yazılarının ve mürekkep kullanımının Bach’a değil, eşine ait olduğunu belirledi.Profesör amacının yetenekli bestecilerin hep erkek olduğu yolundaki inanışını tersine çevirmek olduğunu söyleyerek, tarih kitaplarına Anna Magdalena da girebileceğini belirtti. Belgeleri inceleyen adli tıp uzmanı Heidi Harralson da, “Bilimsel olarak bu iddiayı makûl kabul etmek için sebeplerimiz var” açıklamasıyla bestelerin Bach’ın eşi Anna’ya ait olabileceğine dikkat çekiyor.BELKİ DE ERKEK İSMİ KULLANIYORDUDünya müzik tarihinin doğru kabul ettiği bilgilere göre Anna Magdelana, Bach’ın son yıllarında üzerinde çalıştığı besteleri yalnızca kağıda geçiriyordu. Ancak araştırmacılar Anna’nın bu notaları birinden duyar gibi değil; kendi aklından geçer gibi yazdığı kanısına vardı. Kendi el yazısıyla birçok düzeltme de yapmış olması, Anna’nın asıl besteci olduğunu kanıtlar nitelikte bulunuyor. Araştırmacılara göre bu teori, ‘kadın besteciler’le ilgili akıllarda oluşan birçok soruya da yanıt verir nitelikte.Heidi Harralson, “Belki de kadın besteciler ün kazanabilmek için erkek isimlerini kullanıyorlardı” diyor. 1701 yılında doğan Bach’ın ikinci eşi Anna Magdalena, yetenekli bir şarkıcıydı. Çift, 1721’de evlendi. Profesör Jarvis’e göre, ikili 1713 yıllarının başında tanıştı. Anna’nın ölümünden sonra birçok el yazısı yok edildi.Written by Mrs. Bach adlı bir belgesel üzerinde çalışan Profesör Martin Jarvis, filminde Anna Magdalena’nın yaşamını anlatacak. TELEGRAPH
Reklam
Şiirlerle 29 Ekim
Var Olsun CumhuriyetYaşasın Türk Milleti,Bizler YaşatacağızŞanlı Cumhuriyeti.
Minimal Tasarımlarla; "Cumhuriyetin Getirdikleri"
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bugün yaşadığımız modern hayatı borçlu olduğumuz tüm bireylere, Cumhuriyeti omuzlarında yükseltenlere ve Cumhuriyetin bugünkü çocuklarına saygılarımızla, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun! İşte ReputeUs'tan minimal tasarımlarla 'Cumhuriyetin Getirdikleri'...
Reklam
Süper Kahraman Filmlerinin Acilen Kurtulması Gereken 7 Klişe
Biliyoruz, biliyoruz, çizgi romanlar klişelerden beslenen yaratıklar. Buna yapacak bir şey yok. Ölenin ölü kalmadığı, bilim adamı dediğinin kesinlikle her koşulda mucizeler yaratabildiği, yetimliğin süper kahraman olmak için mecburi bir ön koşul olduğu bir medya çizgi romanlar. Biz de onu öyle sevdik ve kabullendik. Tamam da, filmleri biraz kalıbı bozsa olmuyor mu? Çok şey istemiyoruz, sadece artık şu aşağıdaki 7 klişeden dışarı çıksalar, bir daha şu kanunları sinema sahnesinde görmesek ölümüne memnun oluruz, eminiz.
90'lı Yıllara Damga Vurmuş Unutulmuş Şarkılar!
90'lı yıllar Türk Pop Müziği'nin altın çağıdır, bu dönemde çıkan birçok grup ve şarkıcılar döneme damgasını vurmuş olup birçok hit şarkıya imza atmışlardır. Günümüzde ise bu isimlerden sadece birkaçı müzik hayatlarına devam etmiştir. 90'lı yıllara özlemin arttığını günümüzde sıkça yapılan cover parçalardan anlıyoruz. Biz de burdan yola çıkarak sizlere unutulmuş ama aaa evet vardı diyebileceğiniz bir liste hazırladık....
En İyi 15 Hans Zimmer Film Müziği
Hepsi birbirinden kaliteli, dinledikçe insanı başka diyarlara götüren Hans Zimmer müziklerinden derlediğim en iyi 15 Soundtrack.. Keyifle dinleyiniz...
Reklam
Sırlarla Dolu "Beyin" Hakkında Bilinmesi Gereken 24 Şaşırtıcı Gerçek
etiket
Hepimizin en büyük isteği, sağlıklı olan ve aktif çalışan bir beyine sahip olmak. Zinde kalıp, mantıklı kararlar verebilmenin sırrı da bu aslında; 'düzgün çalışan bir beyin'. Peki günlük hayatımızda yaptığımız hareketler beynimizi nasıl etkiliyor, bu konu hakkında neler biliyoruz? İşte günlük hayatta karşılaştığımız, beyin fonksiyonlarımızı etkileyen dış etkenler ve beyin hakkında bilmediğimiz bazı gerçekler;
Reklam
Papa: 'Evrim Teorisi Yaratılışla Çelişmiyor'
Katolik Kilisesi’nin lideri Papa Francesco, tek tanrılı dinlerdeki yaratılış inancıyla evrim teorisinin aslında çelişmediğini, aksine birbirini tamamladığını söyledi.Vatikan’daki Papalık Bilim Akademisi’nde bir konuşma yapan Papa Francesco, “Bugün dünyanın kökeninin dayandırılıdığı Büyük Patlama (Big Bang), ilahi bir yaratıcının müdahalesi fikriyle çelişmiyor, aksine bunu gerekli kılıyor” dedi.Papa, “Doğanın evrimi, yaratılış kavramına ters düşmüyor, çünkü evrim teorisi de evrimleşen varlıkların yaratılmış olmaları ön koşulunu gerektiriyor” diye konuştu.Öte yandan bu Büyük Patlama ve evrimleşme süreçlerinin tesadüfi olmadığını, ilahi bir iradenin ürünü olduğunu söyleyen Papa şöyle devam etti:“Yaradılış hikayelerini okuduğumuzda Tanrı’yı elinde sihirli değneği olan ve her şeyi yapabilen bir büyücü gibi hayal etme yanılgısına düşebiliyoruz. Ama öyle değil. Tanrı varlıkları yarattı ve onları kendisi tarafından her birine bahşedilen kurallar çerçevesinde gelişmeye açık halde bıraktı, gelişmeleri ve kendi bütünlüklerine erişmeleri için. Yaratılış süreci bu şekilde yüzlerce, binlerce yıl içinde ilerledi ve sonunda bizim bugün bildiğimiz haline ulaştı.”Papa, bu bağlamda bilim adamlarına düşen görevin de doğanın evrimsel mekanizmalarını keşfederek “Yaratıcı’nın tasarımında var olan gelişmeyi sağlamak” olduğunu belirtti. Papa, doğaya zarar vermeninse “Tanrı’ya karşı işlenmiş büyük bir günah” olduğunu vurguladı.BBC Türkçe
19 Şaşırtıcı Maddede Gerçek Osmanlı Torunları
etiket
Popüler tarih okumalarında karşılaştığımız tezviratlardan bir tanesi Osmanoğlu ailesinin adeta birer IŞİD militanı gibi yaşadığı varsayımı. Gerçeklikten tamamen kopmuş bu mitolojik anlatıya göre Osmanlı Padişahları ve aileleri her türlü dünya nimetinden uzak bir şekilde yaşıyor, cinselliğe kata bulaşmıyor, içki içmiyor, seküler yaşam biçimlerinin tümünden alabildiğine kaçıyor. Öyle bir portre çıkıyor ki Osmanlı sülalesi İbn-i Teymiyye'nin itikadına göre selefi gibi yaşarken, birden 'Cumhuriyet' diye bir bela geliyor, bütün itikadı yok ediyor, Halife Sultan ve ailesini memleketten kovuyor, başımıza türlü belalar getiriyor. Elbette hiçbir veri ile desteklenmesi mümkün olmayan bu mitolojik tarih okumasının tarihsel bir tarafı yok. İdeolojik bir bakış açısıyla kurgulanmış bu tarih anlatısı 'İslam diniyle yönetilen bir Türkiye' talebini Osmanoğlu ailesi örneği üzerinden vererek, kurduğu karşıtlıkla mevcuda karşı bir tutum almaya çalışıyor. Gerçek nedir? Bazı fotoğraflarla göstermeye çalıştık.
Profesyonel Ekipmanla Çekilmiş, Hava Kuvvetlerimize Ait 33 Uçak Fotoğrafı
Çoğumuzun daha önceden gördüğü, bildiği, duyduğu Hava Kuvvetlerimiz'de uçan uçaklarımızın usta eller ve usta makinayla çekilmiş fotoğrafları. Havacılık tutkusunu fotoğraf sanatına yönlendirmiş Zafer Buna'nın birbirinden güzel 33 fotoğrafı. Fotoğraflarını kullanmamıza izin verdiği için Zafer Buna'ya teşekkürler.Buyrun başlayalım...
Reklam