onedio
10 Madde ile Pis Değil, Sadece Dağınık ve Normal Olduğunuzun Kanıtı
Yıllardır bana hep dağınık olduğum söylendi durdu. Bu konuyu tartışmayacağım. Evet, dağınığım. Bir yere yetişmem gerektiğinde, uyanıp kahvaltı yapmadan önce üzerime bir tişort geçirip hazırlanmam 3 ya da 4 dakikamı alır. Hatta çoğu zaman kahvaltı bile yapmam, direkt çıkarım evden.Benim sıkıntım, bana 'pis' gibi şeyler söylenmesinde. Bu biraz daha farklı bir durum. Kimse alınmasın ama bunu diyen kişi, bir boktan anlamıyor demektir.Bu nedenle ben 'dağınık' kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Çünkü, hem kulağa daha hoş geliyor hem de ben zaten günlük temel işlerimi gayet düzgün bir şekilde yerine getirebiliyorum fakat sadece biraz 'pasaklıyım'.Her neyse. Eğer tüm işlerinizi ayarlayabiliyorsanız ve 'o dağınıklığın' içinde bile bir düzeniniz varsa bence dağınık olmakta bir sıkıntı yok. Fakat etrafta bunu anlamayan bir sürü insan var.Steve Jobs, Mark Twain ve Albert Einstein'ın çalışma masaları dağınık değil tam anlamıyla bir felaketti fakat görüyoruz ki bu çok da kötü bir şekilde sonuçlanmadı, değil mi?Yaptıklarınızı, şimdi bahsedeceğim 10 madde ile ilişkilendirebiliyorsanız, bu demek oluyor ki 'pis' değil sadece dağınıksınız, ki yukarıdaki örneklere baktığımızda bu da o kadar kötü bir şey değil sanırım.
Gül'e 'Gezi' Sorusu Soran Akademisyen: 'Ülkeme Dönemiyorum'
Harvard Üniversitesi'nde bir konferansta konuşan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e 'Gezi olayları ve insan hakları ihlalleri' ile ilgili soru sorarak dikkatleri üzerine çeken Dr. Emrah Altındiş, olaydan sonra büyük bir komploya maruz kaldığını ifade etti.Muhtemel baskılardan dolayı, çok özlediği Türkiye'ye dönüşünü ertelediğini dile getiren Altındiş, Türkiye'ye dönerse tutuklanma korkusu yaşadığını da dile getirdi. 'Şu an kiminle görüşsem 'sakın Türkiye'ye gelme' diyorlar' diye konuşan Dr. Altındiş'in dönüşü ertelemesinin diğer sebebi ise Türkiye'deki üniversitelerin AK Parti baskısı altında olması.30 Mayıs'ta Gül'e soru sorduktan sonra adeta hayatının değiştiğini söyleyen Dr. Altındiş, Cihan Haber Ajansı'na olayın ardından yaşadığı süreci anlattı. Dr. Altındiş, 17 Temmuz'da kimliği henüz belirlenemeyen birileri tarafından, kendisinin DHKP-C örgütü üyesi ve çok tehlikeli bir terörist olduğunun iddia edildiği, profesyonelce hazırlanmış İngilizce bir mektubun bölümdeki bütün öğretim üyelerine mail atıldığını söyledi.Genç akademisyen, 'Öğretim üyelerine gönderilen e-mailde, hayatlarının tehlikede olduğu, DHKP-C isimli yasa dışı örgüte üye çok tehlikeli bir terörist olduğum ve her an harekete geçebileceğim ifade ediliyordu. Hemen gereğinin yapılmasını istiyorlardı. Hocaların az da olsa bir kısmı bu gönderilen e-maili idrak edemedi. Gül'e soru sorduğumu bilen hocalar ise bu konuda duydukları üzüntüyü ve bana desteklerini dile getirdi. Bir yandan Harvard da bir soruşturma başlattı hakkımda. Benim terörist olup olmadığım araştırıldı. Buradaki soruşturmada aklandım. O esnada çalıştığım bölümden ayrıldım, yine Harvard Üniversitesi'nde dünyaca ünlü başka bir laboratuvarda çalışmaya başladım.' diye konuştu.LİDERLER, SORU SORMA HAKKIMIZI GARANTİ ETSİNTehdit mesajlarından sonra Türkiye'den Tabipler Odası, KESK, DİSK, Eğitim-Sen gibi birçok kurum ve binlerce insandan teşekkür ve destek mesajı aldığını kaydeden Dr. Altındiş, 'Türkiye'de bir insan barıştan, insan haklarından, eşitlik ve demokrasiden yanaysa bu tarz tehditlerle karşılaşıyor; dolaysıyla ben istisna değilim. Maalesef hakaret edenlerin içinde 3 tane öğretim görevlisi de var. Benim tehditleri engelleyecek, bu konuda yapabileceğim birşey yok; ama Türkiye'de yetkililerin yapabileceği bir şey var. 'İnsan hakları ihlalleri konusunda bizlere soru sormak ve bizim hesap vermemiz normal bir durumdur.' şeklinde bir açıklama yaparlarsa belki tehditler azalır. Tehditler devlet tarafından mı yoksa iktidar yanlısı kişiler tarafından mı yapılıyor bilemiyorum.' şeklinde konuştu.Dr. Altındiş, insan hakları konusunda soru sorarak yanlış bir şey yapmadığını ve aldığı tehditler karşısında hukuki hakkını sonuna kadar arayacağını belirtti.GÜVENLİK RİSKİ VE HÜKÜMET KONTROLÜNDEKİ YÖK BENİ ENGELLEYECEĞİ İÇİN DÖNÜŞÜMÜ ERTELEDİMDört yıl önce doktorasını İtalya'da tamamlayan ve hala Harvard'da çalışan genç bilim adamı, doktora sonrası araştırmalarını bitirdikten sonra amacının Türkiye'deki kamu üniversitelerinde çalışmak olduğunu; ancak bu şartlarda ülkeye dönmenin çok mümkün olmadığını söyledi. 'Türkiye'ye dönersem devlete hakaretten ya da saçma sapan bir terör örgütü iddiası ile tutuklanıp tutuklanmayacağımı bilmiyorum, malum memlekette hapse atmadıkları muhalif kalmadı.' diyen Dr. Altındiş, 'Türkiye'de şu an YÖK ve TÜBİTAK dahil bütün kurumlar iktidarın kontrolünde. Üniversitede kadro alabilir miyim? Kadro alırsam laboratuvar kurabilir miyim? Bilim yapabilir miyim? Hem güvenlik risklerinden, hem de şu koşullarda işimi, bilimimi yaptırmayacaklarından ötürü bu planlarımı erteledim. Ama bir gün mutlaka döneceğim tabii ki.' diye konuştu.İNSANLAR ÖLÜYOR, YOLSUZLUKLAR YAPILIYOR; AMA KİMSE KONUŞMUYOR'Türkiye'yi rezil ettin' şeklinde çok hakaret ve tepki aldığını anlatan Dr. Altındiş, 'Sınır Tanımayan Gazeteciler'e göre Türkiye basın özgürlüğünde 180 ülkeden 154. sırada, OECD rakamlarına göre eğitimde 34. ülkeden son sıradayız. Youtube, Twitter daha geçenlerde kapatılmıştı. Nüfusun yaklaşık yüzde 20'si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Her gün dört işçi iş cinayetlerinde öldürülüyor; Avrupa'da birinci, dünyada üçüncüyüz. Kadın erkek eşitliğinde 140 ülke arasında 124. sıradayız, her gün bir kadın cinayete kurban gidiyor. Saraylar yapılıyor, yolsuzluklar yapılıyor ama kimse konuşmuyor. Türkiye bunları mı hak ediyor? Benim haklı sorum mu bizi rezil ediyor yoksa bu bağımsız raporlar, gerçekler mi ?' şeklinde kendini savundu.SORUDAN DOLAYI HİÇBİR PİŞMANLIĞIM YOK; BU CESARET BULAŞICI!Eski Cumhurbaşkanı Gül'e soru sorduktan sonra hayatı altüst olduğu halde yaptıklarından hiçbir pişmanlık duymadığını belirten genç bilim adamı şöyle devam etti: 'Kesinlikle hiçbir pişmanlığım yok. Gerçekleri dile getirmek bir bilim insanının esas görevi. Ayrıca insan haklarından ötürü zarar görmüş, Gezi'de çocuklarını kaybetmiş aileler ve Roboski'de öldürülmüş ailelerden teşekkür aldım. Azıcık bir iç ferahlaması yarattıysam mağdurlarda, o bana ömür boyu yeter. İnsan haklarına saygı duymak zorunda dünyadaki bütün devletler. Türkiye'deki yetkililer de buna dahil. Sorumlulara tüm bu sorular sorulacak. Türkiye toplumu demokrasi ile ilgili soruları her gün sokakta soruyor ve bu cesaret de bulaşıcı.'LİDERLER BU TARZ SORULARLA YÜZLEŞMEK ZORUNDA'Cumhurbaşkanı veya Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen tüm yetkililer bu tarz sorularla yüzleşmek zorunda; çünkü insan hakları ihlalleri her gün devam ediyor ve onlar sorumlu' diyen Dr. Altındiş, Kobani olaylarında onlarca kişinin öldürüldüğünü; ama bir kişinin bile tutuklanmadığını hatırlattı.Şu ana kadar hakkında herhangi bir dava açılmadığı halde Türkiye'ye dönme planlarını bir süre erteleyen Dr. Altındiş, 'Şu an kiminle görüşsem, siyasetçiler, gazeteciler 'Türkiye'ye sakın gelme.' diyor. Bir süre Türkiye'ye gitmeyi düşünmüyorum. Ailemi özellikle dedemi ve Karşıyaka'yı (İzmir) çok özledim.' dedi.GELECEKTEN ÇOK UMUTLUYUMArkasında birilerinin gücü var iddialarının da birer iftira olduğunu vurgulayan Dr. Altındiş 'Benim ne Amerikan vatandaşlığım var, ne yeşil kartım, ne siyasi bir parti veya bir cemaatle ilişkim. Emeğimle geçinen bir insanım. Sadece Türkiye toplumunun sağduyusu, iyiliği, güzelliği var arkamda. Cesaretimi HES'lere karşı direnen Karadenizli teyzelerden, taşerona direnen işçilerden, eşitlik isteyen Kürtlerden, Alevilerden, İslam'ı gözünü para bürümüşlerin elinden kurtarmaya çalışan antikapitalist Müslümanlardan, cinayetlere karşı direnen kadınlardan alıyorum. Türkiye insanı çok daha güzel bir yaşamı hak ediyor ve ben gelecekten çok umutluyum' diye konuştu...CHA
Sesi 4,5 Oktavlık Bir Aralığa Sahip Mükemmel Ses "Cem Adrian"
ibrahim yaziciTek başında koro, sesi 4,5 oktava kadar ulaşabilen ender insanlardan olan Cem Adrian'ın müzik kariyeri Fazıl Say ile tanıştıktan sonra başladı diyebiliriz. Gerçek soy adı 'Filiz' olan Cem Adrianın sahne ismi olan Adrian'ı doğduğu ve büyüdüğü Edirne şehrinin antik çağlardaki ismi olan Hadrianoupolis'ten esinlenerek almıştır. İbrahim yazici'ya gore bin yilda bir defa rastlanabilen 7 oktavlik inanilmaz girtlak sahib olan Cem Adrian sesiyle hayranlarını büyülediği ve onları tabiri caizse hipnotize ettiğini söylesek yanlış olmaz :) Aşağıda o muazzam sesin şarkılarıyla sizleri başbaşa bırakıyorum.
Radiohead Yeni Albüm İçin Stüdyoya Giriyor
Radiohead severlere müjde! Thom Yorke’un eylül ayında yayınladığı yeni solo albümü öncesinde sık sık konuşulan, hatta zaman zaman grup elemanları tarafından da dile getirilen “Radiohead’in toplanıp yeni bir albüm için stüdyoya girmesi” olayı gerçekleşiyor!Grubun diğer elemanları gibi Radiohead dışında bir çok projeyle uğraşan gitarist Jonny Greenwood, BBC Radio 1’a verdiği bir röportajda grubun şu sıralar birlikte stüdyoya girerek yeni albüme dair çalışmalara başladığını söyledi.Greenwood, konu hakkındaki düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor:“Ne zaman tekrar birlikte çalmaya başlasak, tam olarak ne yapacağımızı ve bunu gerçekten nasıl yapacağımızı bilmediğimizi hissediyorum. Daha önce denediğimiz yöntemlerin iyi sonuç vermesi onları her zaman kullanabileceğimiz anlamına gelmiyor. Bu nedenle şu sıralar yeni yaklaşımlar üzerine düşünüyor ve bu doğrultuda denemeler yapıyoruz. Dolayısıyla albümün ne kadar sürede hazır olacağına dair hiçbir fikrim yok.”Bantmag
1984 Yeniden Beyazperdeye Uyarlanıyor
Yeni 1984 uyarlamasının kamera arkasına Paul Greengrass geçecek!George Orwell'ın ölümsüz distopyasından beyazperdeye uyarlanan 1984 filmi, Michael Radford tarafından beyazperdeye uyarlanmış ve büyük oranda orijinaline sadık uyarlamalar arasında yerini almayı başarmıştı.Son olarak Kaptan Phillips ile salonlarımızı ziyaret eden ve şu sıralar yeni Bourne filmi için kolları sıvayan Paul Greengrass, yeni 1984 uyarlaması için düşünülen ilk isim oldu. Henüz projede yer alacak başka hiç bir isim açıklanmamış olsa da, yapımcılar yeni 1984 filminin bir yeniden çevrim değil, Orwell'ın eserini kaynak alacak yeni bir uyarlama olarak nitelendireceklerini belirtti!Bakalım Greengrass'ın versiyonu, Radford'un etkileyici uyarlamasının başarısını yakalayabilecek mi? Bu sorunun cevabını alabilmek için bir süre daha beklememiz gerekecek!Beyazperde
Reklam
İnternette Yararlı Şeyler İzlemek İsteyenlere: En Çok İzlenen 20 TED Konuşması
'Paylaşmaya değer fikirler' sloganıyla oluşmuş ve açılımı 'Technology, Entertainment, Design' olan kar amacı gütmeyen bir Sapling Foundation'in sahip olduğu uluslararası konferans zinciridir. Konuşmacılar genellikle yazarlar, profesörler ve iş dünyasının ileri gelen kişileri olmakla beraber her konuşmanın insanı bir tarafından vuran yanlarını görmek hiç de zor değil. İnternette yararlı bir şeyler izlemeyi isteyen tüm Onedio okurları için ilaç niteliğinde: Şimdiye kadar izlenmiş 20 TED Konuşması Serüveni! Sıralama TED.com, YouTube, iTunes ve benzeri bir çok sitedeki izlenme sayılarının toplamı baz alınarak hazırlanmıştır.
Afganistan'ın 1960'lı Yıllarda Nasıl da Bugünkünden Farklı Olduğunu Gösteren 21 Şaşırtıcı Fotoğraf
1960'lı yılların Afganistan'ında çekilmiş fotoğraflar, ülkede hakim olan barış ve huzur havasını çok net bir bakış açısıyla ortaya koyuyor. Arizona State Üniversitesi'nden Dr. Bill Podlich, 60'lı yıllarda Afganistan'da bulunan sosyal hayatın, Amerika'da sahip olabileceğiniz sosyal hayattan çok da farklı olmadığını söylüyor.İşte bombalarla mahvedilmemiş ve insanların yüzünden mutluluk akan Afganistan'dan 21 inanılmaz fotoğraf;
Reklam
Muazzam Filmlerden Bilgisayarınıza Duvar Kağıdı Yapmalık 50 Efsane Sahne
etiket
Muazzam filmlerden sinematografisi ile hayran bırakan sahneler... Yüksek çözünürlükte, bilgisayarınıza arka plan yapasınız diye.ÖNEMLİ NOT: Görsellerin yüksek çözünürlüklü hallerini indirmek için, görselin üstüne geldiğiniz zaman hemen solunda çıkan paylaşma menüsünün en altındaki ok tuşuna basarak görseli bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Reklam
Kutup Ayısı Kalmayacak
İklim değişikliği kutup ayılarını tehdit etmeye başladı. Alaska’da ve Kanada’nın kuzeybatısındaki kutup ayılarının sayısı 900’e düştü.Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre, 2004 yılında, ABD’nin Alaska eyaleti ve Kanada’nın kuzeybatısında bin 500 kutup ayısı yaşıyordu.Son sayım, şu anda bölgede yaşayan kutup ayısı sayısının 900’e gerilediğini ortaya koydu.Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı, söz konusu verileri Ecological Applications adlı dergide yayınlanan bir araştırmaya dayandırdı. Kanadalı ve ABD'li bilim insanları araştırmada, iklim değişikliğinin hayvanların yaşamını tehdit ettiğini vurguladı.Dünya çapında kutup ayılarının toplam sayısının yaklaşık 20 bin ila 25 bin olduğu tahmin ediliyor.Çevre örgütleri Kuzey Kutup Denizi'nde hava sıcaklığının son 100 yılda 5 derece kadar yükseldiğine dikkat çekiyor.Deutsche Welle Türkçe
Reklam
Binlerce Yıllık Tarih Suda Boğulacak
Erzincan Kemah’ta yapımına başlanan Kemah Baraj ve HES projesiyle Mezopotamya coğrafyasının kadim halklarına ait onlarca arkeolojik mirasın sular altında kalacağı ortaya çıktı. Urartu, Roma, Pers, Arap, Selçuklu ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapan bölgede acilen arkeolojik çalışma yapılmazsa, koca bir tarih baraj ve HES projesiyle, öğrenilmeden tarih olacak.Erzincan Kemah’ta yapımına başlanan Kemah Baraj ve HES projesiyle Mezopotamya coğrafyasının kadim halklarına ait onlarca arkeolojik mirasın sular altında kalacağı ortaya çıktı. Urartu, Roma, Pers, Arap, Selçuklu ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapan bölgede acilen arkeolojik çalışma yapılmazsa, koca bir tarih baraj ve HES projesiyle, öğrenilmeden tarih olacak.Erzincan ve Kemah arasında Fırat Nehri’nin ana kolu olan Karasu Nehri üzerinde AK-EL Kemah Elektrik Üretim AŞ tarafından yapımına başlanan ve sondaj çalışmaları bitirilen Kemah Barajı ve 2 HES projesi yaklaşık 20 kilometrelik bir alanı su altında bırakacak ya da etkileyecek. Şirketin Çevre ve şehircilik Bakanlığı’ndan 2013’te olur almayı başardığı ÇED raporunda, bölgedeki 3 tarihi yapı (Alp Tren İstasyonu, Ardos Mezarlığı ve Acemoğlu Köprüsü) dışında hiçbir korunması gereken kültürel varlıktan söz edilmiyor.ÇED raporunun aksine bölgede, 20’yi aşkın noktada onlarca kültürel ve arkeolojik eser olduğu ortaya çıktı. Hangi döneme ait olduğu ancak araştırmalar sonucunda bilinebilecek olan bu eserler, Kemah Barajı ve 2 HES projesinin hayata geçmesi durumunda sular altında kalacak ve koca bir tarih, ortaya çıkarılmadan tarih olacak.DAHA KAZMADAN TARİH BULDULARArkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Üyeleri Hasan Binay ve Mertcan Hepgoncalı, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Üyeleri Aynur Işık ve Gizem Demirci’den oluşan bir heyet, su altında kalacak olan köylerde hiç kazı yapmadan, sadece fotoğraflama çalışması yaparak 4 günlük bir gezi gerçekleştirdi. Bu gezide, prehistorik (tarih öncesi) dönemden başlayarak, Demir Çağ uygarlıklarından Urartu, Roma, Pers, Arap, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait su altında kalacak ya da etkilenecek olan mimari yapı kalıntıları, çanak çömlek parçaları, su değirmenleri, tarihi yol kalıntısı bulundu. Ayrıca, heyetin araştırmasına göre, cumhuriyetin erken dönemlerinin endüstriyel mirasına ait tren yolu işletmesi, istasyon binaları, köprüleri ve onlarca tüneli de yok olacak endüstriyel miraslar arasında.‘BİR ZEUGMA OLABİLİR’Daha önce Marmaray gibi çeşitli kurtarma kazılarında da çalışan ve heyette yer alan Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesinden Hasan Binay, bölgede mutlaka arkeolojik çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Bölgede yapılacak arkeolojik çalışmalarla, Urartu, Roma, Pers, Arap, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait hiç bilinmeyen verilere ulaşabileceğini söyleyen Binay, “Zeugma gibi bir mozaik de ortaya çıkabilir. Marmaray kazılarının İstanbul’un bilinen tarihini değiştirmesi gibi, bölgenin tarihini değiştirecek şeyler de çıkabilir. Araştırma yapılmazsa, bunları bilemeyebiliriz” diye konuştu.ERDOĞAN ‘ÇANAK ÇÖMLEK’ DEMİŞTİDönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan Marmaray için, “Çanak çömlek yüzünden Marmaray gecikti” açıklamasında bulunmuş, ancak kurtarma kazılarıyla birlikte Neolitik Çağ (Cilalı Taş Devri) buluntularına kadar, nemli eserler gün yüzüne çıkmıştı.Ortaya çıkan bu önemli bilgilerin ardından gözler bilirkişi aşamasında olan mahkemenin vereceği karar çevrildi.
İngiliz Eleştirmenlerden Kış Uykusu'na Tam Not
Nuri Bilge Ceylan'ın 2014 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan filmini, İngiliz sinema eleştirmenleri övgü yağmuruna tuttu.Nuri Bilge Ceylan’ın İngiltere sinemalarında bugün gösterime giren “Kış Uykusu” filmi, İngiliz sinema eleştirmenleri tarafından övgü yağmuruna tutuluyor.Financial Times gazetesi, “Kış Uykusu gösterildiği her şehir ve ülkede görülebilecek en iyi şey” derken, The Guardian, “Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu, muazzam, hüzünlü ve inandırıcı bir trajikomedi” yorumunu yaptı.Financial Times gazetesinin sinema eleştirmeni Nigel Andrews tarafından kaleme alınan eleştiride, “Nuri Bilge Ceylan’ın muhteşem filminde hiçbir şey olmuyor, ama yine de her şey oluyor” ifadesine yer verildi.Gazete, Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmiyle Cannes Büyük Jüri ödülüne layık görüldüğünü hatırlatarak, “Kış Uykusu” için “Bir kez daha olağanüstü; bir kez daha konuşkan, bir kez daha içinizi dağlayan; bir kez daha uzunluğu acımasız” ifadelerine yer verdi.Filmin senaryosunun Ceylan ve eşi Ebru tarafından “muhteşem” bir şekilde kaleme alındığını belirten Financial Times, şöyle devam etti:“Bu film kendi kendini aldatmanın gerçekle yüzleşmesi. Bu gerçek birinin kendisine kendisi hakkında gerçekçi olması. Hikayenin saçaklarından kıyamet asılıyor. Herkes ruhen kendi varlığını yeniden biçimlendirmek için teşvik ediliyor.”The Guardian gazetesi ise fimin açıkça Anton Çehov’dan ilham aldığını, bu yıl Cannes film festivalinde görücüye çıkmasından bu yana eleştirmenler tarafından Çehov’un “Mükemmel İnsanlar” (1886) ve “Eczacının Karısı” (1892) hikayeleri ile özdeşleştirildiğini, ancak Ceylan’ın böyle bir uyarlama yapmadığını söylediğini belirtiyor.The Telegraph gazetesi ise film için “şeytanca zeki” ifadesini kullandı.CNN Türk
Reklam
Çevresine Adapte Olabilen Robot Geliştirildi
Robotlar insanlar Mars’a gitmeden ortamı hazırlamak zorunda kalabilir fakat ya onlar da başarısız olursa? University of Oslo’dan araştırmacılar etrafındaki beklenmedik problemlere adapte olan ve hatta kendisi için 3B yazıcılardan parça bastıran robot tasarladılar. Örnek olarak yukarıdaki robot aslında dört adet bacağa sahipmiş ancak bir bacağı kopunca üç bacakla nasıl ilerleyeceğini keşfetmiş. Bir başka robot türü ise bilim adamlarının sadece “ne yapması gerektiğini, ne kadar hızlı hareket etmesi gerektiğini ve ne kadar verimli çalışması gerektiğini” söylemesiyle tamamen kendi kendini tasarlayan ve otomatik iyileşen bir yapıya sahip olabilir. Bu tip robotların iyice geliştirilmesi uzun sürecek olsa da uzay şartlarında tamamen bağımsız olan robotlar çok önemli olabilir.
Bazı Şarkılar Neden Dilimize Dolanır?
Bazı şarkılar bir kez dilimize dolandı mı zor kurtuluruz.Beynimizin bir bölümünün kontrolümüz dışında olduğunun göstergesidir bu aynı zamanda.Bazen günlerce, hatta aylarca sürer bu takıntı. Nedenini bilmeksizin o şarkıyı mırıldanıp dururuz.Psikologlar açısından bu durumun en ilginç yanı işte beynimizin bu kontrol dışı bölümüdür. Davetsiz gelir bu şarkılar ve bırakmak istediğimizde de gitmezler. Beynimizin ses provası yapan kısmında yaşayan parazit gibidirler.Londra’daki Goldmiths Üniversitesi’nde bu konu üzerine araştırma yapan bir ekip dile dolanan şarkılar listesinde 5000’den fazla şarkı tespit etmiş. Bunların çoğu nakaratlar içeren basit şarkılardır; ama liste başı olup da gündemde çok kalan şarkılar değildir dilimize dolananlar ve herkesinki farklıdır.Nörolog Oliver Sacks, Musicophilia adlı kitabında, dile dolanan şarkıların “beynimizin müziğe karşı aşırı hassasiyetini gösterdiğini” ifade ediyor. Müzik tekrar içerir; dilmize dolanan şarkılardan kurtulmanın zorluğu da bundan kaynaklı olabilir. Yani şarkının tümünü söylemekten ziyade hafızamıza takılıp kalan bölümlerini tekrarlayıp dururuz. Bazıları şarkıyı baştan sona söylemenin takıntılı tekrarlardan kurtulmayı sağladığını söylerken, bazıları da bunun işe yaramadığını belirtmiştir.Tekrarlar içermenin yanı sıra müzik, düzenli karşımıza çıkan şeyler arasında her defasında aynı şekilde karşımıza çıkmasıyla da farklılık gösterir. Örneğin çitler de görsel olarak tekrarlar içerir, ama her karşılaşmamızda farklı bir açıdan ya da farklı ışık ortamlarında görürüz onları. Fakat bir şarkı dinlediğimizde her defasında tıpa tıp aynı şeyi işitiriz. Tekrarlar hatırlamayı etkileyen önemli bir faktördür. Belki de bu yüzden bir müziği tekrar tekrar işitmek hafızamızda derin çentikler açar ve dilimize dolanan şarkılar bu çentiklerde kök salar.Bu şarkılarda ayrıca ilginç bir hava da vardır; tekrarlar içeren basit özelliğinin yanı sıra onları cazip kılan, akılda kalıcı özellik katan bir hava. Hafıza sistemimize girmelerinin nedeni de bu olabilir.Bir şarkı sürekli dilinize dolanıyorsa, onu dinlemeden de, sadece adının geçmesiyle de dile dolanma durumu tekrarlanabilir. Demek ki bu, geçici bir durum değil, uzun dönemli hafızayla ilgili bir olgu.İnsan hafızasıyla ilgili araştırmalarda, kısa dönemki hafızamızda “köle sistemleri” olarak adlandırılan olgulara dikkat çekilmiştir. Bunlar, belleğimizin görüntü ve sesleri yakalayan bölümleridir ve bir şeye yoğunlaştığımız kısa süre boyunca onları canlı tutmamızı sağlar.Köle sistemlerden biri “zihnin gözü”dür ve görsel bilgileri toplar; diğeri ise örneğin telefon numaralarını hatırlamamızı sağlayan “içkulak”tır. Dile dolanan şarkıların etkilediği kısım işte burasıdır. Gün içindeki planlarımızı, yapılacak işler listesini veya başıboş düşünceleri tekrarlamak yerine içkulağımız bir şarkının birkaç notasına veya sözlerine takılır. Hiç aklımızı meşgul etmeyen bir yanımız, bizim isteklerimizi yerine getirecek yerde bize karşı dönmüş, istemediğimiz halde bir şarkıyı sürekli tekrarlar olmuştur.Modern psikolojinin zihnimizle ilgili vargılarından biri, onun bütünlük halinde olmadığıdır. Yani zihnimizde olup biten tek şey kendi özümüzle ilgili algımız değildir. Zihnimiz, tümüyle bilmediğimiz ve tümüyle kontrolümüz altında olmayan bir iç dünyadır.Dilimize dolanan şarkılardan kurtulmanın en iyi yolu başka bir şeyle ilgilenmektir. Bilişsel mekanizmamızın bir parçası olan ve sesleri hatırlama ve tekrarlama işlevi gören içkulağımız, dilimize dolanan şarkının etki alanına girmiştir. Kontrolümüz altında olmayan bu alana istediğimiz kadar “kes sesini” diyelim, işe yaramayacak, belki de durumu daha da kötüleştirecektir. Yapılacak en iyi şey, onu başka bir işle görevlendirmektir.Bir şarkı ilginç özelliklerinden dolayı dilimize dolanıyorsa, ondan kurtulmanın çaresi benzer bir şarkı söylemek olabilir. Böylece o şarkıyı canlı tutan hafıza ortamının emsalsizliği ortadan kalkacaktır. Bir dahaki sefere siz deneyin, bakalım işe yarayacak mı!BBC Türkçe
Ezilmiş Muz ile 3 Boyutlu Baskı!
3B yazıcılarında yiyecekleri kullanarak çikolata, şeker ve hatta dondurma basanları bile gördük. Peki muz kullanarak 3 boyutlu baskı yapabileceğinizi düşünmüş müydünüz? 3Digital Cooks’un kurucusu Luis Rodriguez Alcalde düşündü. Son projesinde muz peltesini ve PLYUMP adını verdiği 3B yazıcılar için püre hazırlayıcısını kullanarak katı objeler basmayı keşfetti. Tahmin edebileceğiniz gibi ezilmiş muz şekil almak konusunda biraz başarısız, dolayısıyla Alcalde patates nişastası da kullanmak zorunda kaldı. İlk ürünü de biraz ürkünç oldu.Pek çoğumuz çevremizde geri dönüşüm için kullanılmak üzere farklı materyaller için farklı çöp kutuları görmüşüzdür: plastikler, kağıtlar, camlar vb. Geri dönüşüm merkezlerinde her şeyin gerçekten ayrı olduğuna emin olmak için ZenRobotics Recycler kullanılabiliyor.Bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen sistem gelen materyalleri cinsine göre ayırabiliyor.
7 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i yerli 7 film vizyona girecek.'Kumun Tadı'Melisa Önel'in yönettiği ve Mira Furlan, Timuçin Esen, Ahmet Rıfat Şungar ile Mustafa Uzunyılmaz'ın oynadığı 'Kumun Tadı' izleyici ile buluşacak.Dünya prömiyeri 64. Berlin Film Festivali'nin 'Forum' bölümünde yapılan film, kamyon şoförü Hamit'in yaşadıklarını konu alıyor.'Asfalt Çiçekleri'Yapımcılığını ve yönetmenliğini Kamil Koç'un yaptığı 'Asfalt Çiçekleri', haftanın bir başka dram türündeki filmi.Hilmi Korkmaz, Sema Şahingöz, Sinem İslamoğlu ile Semir Aslanyürek'in oynadığı film, genç bir ressamın arayış hikayesini anlatıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen filmin çekimleri, İstanbul, İzmit, Osmancık, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, İzmir, Selçuk ve Konya'da yapıldı.'Ümmü Sıbyan: Zifir'Efe Hızır'ın yönettiği 'Ümmü Sıbyan: Zifir' filminin oyuncu kadrosunda Melisa Akman, Berkan Bulut, Rabia Kaya ile Mustafa Kırantepe gibi isimler yer alıyor.Korku türündeki film, lise son sınıfta okuyan bir grup arkadaşın mezun olmadan önce son bir çılgınlık yapmaya karar vererek, gece okula gizlice girip ruh çağırma seansı yapmaları sonucu yaşanan olayları beyaz perdeye aktarıyor.'Karışık Kaset'Sarp Apak, Özge Özpirinçci, Bülent Emin Yarar, Ulaşcan Kutlu, Aslıhan Kapanşahin, Burak Sarımola, Atilla Taş, Öznur Serçeller ile Sevinç Erbulak'ın oynadığı 'Karışık Kaset' adlı filmin yönetmenliğini Tunç Şahin yaptı.Filmde Ulaş karakterini canlandıran Sarp Apak ile İrem karakterine hayat veren Özge Özpirinçci'nin 20 yıl önce başlayıp, günümüze dek gelen aşk serüveni anlatılıyor.'Karışık Kaset', Uygar Şirin'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlandı.'Seni Seviyorum Adamım'Biray Dalkıran'ın yönettiği ve Barış Kılıç, Gizem Karaca, Asuman Dabak, Yıldız Kültür, Ayşen Gruda, Aslı Omağ ile Murat Serezli'nin oynadığı 'Seni Seviyorum Adamım' izleyici ile buluşacak.Film, mesleğine küserek KKTC'de sahil kasabasına yerleşen, eskiden oldukça başarılı bir müzik yapımcısı olan Ömer ile hayatının son günlerini yaşadığını öğrenen genç ve yetenekli genç kız Ezel'in hikayesini konu alıyor.'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1'Dünyada ilgiyle izlenen 'Açlık Oyunları' film serisinin merakla beklenen üçüncü bölümü 'Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1', Türkiye'deki sinema severlerle buluşacak.Francis Lawrence'in yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Robert Knepper, Julianne Moore ve Elizabeth Banks yer aldı.'Şeflerin Savaşı'Jean Reno, Michael Youn, Raphaelle Agogue ile Julien Boisselier'in oynadığı 'Şeflerin Savaşı' filminin yönetmenliğini Daniel Cohen üstlendi.Komedi türündeki filmde; restorana gelen yeni müdürün, moleküler gastronomide uzmanlaşmış daha genç bir şef getirmek istemesi ve şefin restorana bir yıldızını kaybettirmeye çalışması anlatılıyor.AA
Reklam