Yeni Steve Jobs Filminin Çekimlerine Ait İlk Fotoğraflar Sızdı
Geçtiğimiz ay Steve Jobs’un hayatını konu alan filmin çekimleri başlamış ve Jobs’un biyografisini kaleme alan Walter Isaacson’ın kitabından yola çıkılarak hazırlanan filmin çekimleri, Jobs’un doğduğu evin garajında start vermişti. İngiliz The Daily Mail gazetesi ise yeni Steve Jobs filminin çekim aşamasını içeren fotoğrafları yayınladı.Paylaşılan fotoğraflara bakıldığında filmde Steve Jobs’u canlandıran Michael Fassbender, Steve Wozniak‘ı canlandıran Seth Rogen ve filmin yönetmeni Danny Boyle görülüyor. Fotoğraflarda dikkat çeken en önemli şey ise Jobs rolüyle karşımıza çıkacak Michael Fassbender’ın Steve Jobs’a hiç benzememesi.
‘Diktatörle Savaşan Kadınlar'
Gazeteci Özlem Ertan, ilk romanı ‘Âşık Kadınlar Denizhanesi’ ile okuru fantastik bir dünyaya götürüyor. Bu dünyanın kadınları ise diktatör ruhlu bir tanrının baskıcı yönetimine karşı savaşıyor.İstanbul Boğazı’nda, daha önce varlığından dahi haberdar olmadığınız fantastik bir âlem bulunduğunu düşünün… Farklı devirlerde dünyaya gelmiş, hayatı boyunca değişik mücadeleler vermiş kadınların son durağı olan bu âlemin adı, Âşık Kadınlar Denizhanesi. Gazeteci Özlem Ertan’ın, Müptela Yayınları’ndan çıkan bu ilk romanını okuduğunuzda, bu büyülü dünyanın içine sızabilirsiniz.Fantastik bir kurgusu olan “Âşık Kadınlar Denizhanesi” adlı kitap, gerçek yaşama dair pek çok gönderme barındırıyor. Tek suçu âşık olmak olan kadınların, diktatör bir tanrının baskıcı yönetimine karşı nasıl ayaklandığını ve Âşık Kadınlar Denizhanesi’nde demokratik, adil bir yönetim kurma çabasını anlatıyor.Akıcı dili ve merak uyandıran kurgusuyla dikkat çeken roman, bir vapur güvertesinde başlıyor. Kitabın, duygularını sevdiği erkeğe anlatmaya bir türlü cesaret edemeyen başkahramanının etrafı bir anda martılar tarafından çevriliyor. Sonra da başkahraman kendini martıya dönüşmüş olarak buluyor. Sonradan öğreniyor ki, denizden her geçişinde âşık olduğu adamın adını gökyüzüne, martılara fısıldadığı için İstanbul Boğazı’nın acımasız tanrısı Boros’u çok kızdırmış. Boros da, utangaç âşığı martıya dönüştürerek kızgınlığını bir nebze olsun yatıştırmış.Kitap boyunca başkarakterin adını öğrenemiyoruz. Zira Âşık Kadınlar Denizhanesi’nde karşılaştığı tüm varlıklar ona ‘Martı’ diye hitap ediyor. Okurlar, Martı’nın gözünden İstanbul Boğazı’ndaki fantastik âleme bakıyor ve orada hepsi de birbirinden kederli pek çok kadınla tanışıyor.“Âşık Kadınlar Denizhanesi”nin en ayırt edici özelliklerinden biri de içerdiği kadın öyküleri. Martı’nın, tanrı Boros tarafından hapsedildiği dünyada yaptığı yolculuk, bu kadınların hikâyeleriyle anlam kazanıyor. Bu kadınlardan biri olan Füsun, Kız Kulesi'nde yaşıyor. Neredeyse bir asır önce ölüp Âşık Kadınlar Denizhanesi'ne gelmiş. Kız Kulesi'ni terk etmesine izin verilmiyor. Gündüzleri kulenin ıssız yerlerinde saklanıyor, el ayak çekilince ise balkona çıkıp denizi izliyor.Âşık Kadınlar Denizhanesi'nin diğer kahramanları arasında sevdiği ile kaçtığı için babası tarafından öldürülen Cemile, aşkına karşılık bulamadığı için intihar eden Handan, bir trafik kazasında eşiyle birlikte hayatını kaybeden Gülnihal ve asi denizkızı Lilith de var. Kadınları tanrı Boros'a karşı ayaklanmaya teşvik eden de denizkızı Lilith oluyor.Acaba kadınlar, yıllar evvel adaletli bir tanrıçanın idaresinde olan Âşık Kadınlar Denizhanesi'nin yönetimini darbe yoluyla ele geçiren Boros'la girdikleri savaştan galip çıkabilecekler mi? Bu sorunun cevabı, Âşık Kadınlar Denizhanesi adlı kitapta. Kitabında bazı İstanbul efsanelerini de konu edinen Özlem Ertan, olayları birinci tekil şahsın ağzından aktarıyor. Ancak diğer karakterleri de sık sık konuşturarak okura farklı bakış açıları sunuyor.Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
Redmer Hoekstra'dan 'Sıradışı, Tuhaf, Kışkırtıcı' 17 İllüstrasyon
Hollandalı sanatçı Redmer Hoekstra, “tuhaf” bakış açısıyla, hayvanların, insanların, gündelik nesnelerin veya makinelerin sıra dışı ve yaratıcı resimlerini yapıyor. Sanatçı, belirgin olanı tam olarak saptarken canlı ve eşya dünyası arasında beklenmedik bir bağ kuruyor.Hoekstra, zihninin manzarada rahatlıkla yüzebildiği seyahatlerde ya da tren yolculuklarında ilham bulduğunun söylüyor. Bu tuhaf ve ayrıntılı çizimleri tamamlamak için ortama 32-40 saat arasında bir süre çalışan sanatçı, inanılmaz gerçekçilikte ve bir o kadar etkileyici eserler yaratıyor.Gerçek hayattaki öğeleri fantastik bir dünyaya dönüştüren Hollandalı sanatçı Redmer Hoekstra'dan yaratıcı çizimler.
İngiltere 3 Ebeveynli Bebek Teknolojisini Oyluyor
İngiltere parlamentosu bugün üç kişiden alınan DNA ile anneden bebeğe geçen ölümcül genetik hastalıkları önleyebilecek şekilde tüp bebek imkanı sağlanması için oylama yapıyor.Kiliseden tepki çeken ve etik tartışması başlatan bu teknolojiyle ölümcül sonuçları olan mitokondriya hastalıklarına çare bulunabileceği söyleniyor.Meclis yasayı kabul ederse, İngiltere 3 DNA'lı bebekleri onaylayan ilk ülke olacak ve bu bebekler önümüzdeki yıl doğabilecek.Mitokondriya bozukluklarında, beyin hasarı, kas atrofisi, kalp yetmezliği ve körlük oluşabiliyor ve bu bozukluklar sadece anneden bebeğe geçiyor. Mitokondriya neredeyse her hücrede bulunan ve gıdayı enerjiye çeviren küçük bir yapı.Mitokondria içindeki DNA, dış görünüş gibi özellikleri belirlemiyor.Newcastle'da geliştirilen teknoloji, tüp bebek yöntemi ile anne ve babadan alınan DNA'yı başka bir kadından alınan sağlıklı mitokondriya ile birleştiriyor.Bu şekilde doğan bebeklerin yüzde 0,1'lik DNA'sı donörden geliyor ve bu değişiklik diğer nesillere aktarılan kalıcı bir değişiklik oluyor.Parlamentoda bugün TSİ 17'de başlaması beklenen 45 dakikalık bir oturum olacak.Uygulamaya karşı çıkanlardan bir kısmı, bu tekniğin ileride çocuklardaki başka genetik modifikasyonların önünü açacağını öne sürüyor.Uygulamanın yeterince güvenli olmadığını düşünen bilim insanları da var.Teyzesini mitokondriya hasarından kaybeden Rachel Kean ise, 'evet' oyunun 'en zalim ve en yıkıcı bazı hastalıkları sadece gelecek nesiller için değil daha da ilerideki nesiller için de önleyeceğini' söylüyor.Kean uygulama ile genetiği değiştirilmiş tasarım bebeklerin önünün açılacağı endişesi ile ilgili de çok fazla yanlış bilgi olduğunu söylüyor.'Çekirdek DNA'yı değiştirmekten bahsetmiyoruz, özel olarak hastalıkları önlemek için yapılıyor' diyor.BBC Türkçe
Meclis'e ‘Bekâr Erkeğe Cinsel İhtiyaç Ödeneği Verilsin’ Dilekçesi
Avukat Yavuz Balkan, TBMM’ye dilekçe vererek kadına yönelik şiddetin ve cinsel saldırıların önlenebilmesi için bekâr erkeklere cinsel ihtiyaçlarını karşılamak üzere ödenek ayrılmasını istedi. Balkan, haftalık en fazla 75 TL verilmesini önerdi.HaberTürk'ten Saliha Çolak'ın haberine göre; TBMM Dilekçe Komisyonu’na başvuruda bulunan Avukat Yavuz Balkan, kadına yönelik şiddetin ve cinsel saldırıların önlenebilmesi için bekâr erkeklere cinsel ihtiyaçlarını karşılamak üzere ödenek ayrılmasını istedi. Balkan, haftalık en fazla 75 TL ödenek ayrılmasını önerdi.TBMM Dilekçe Komisyonu, dilekçeyi inceledi.Komusyon, bu tür ‘yasal düzenleme’ alanına giren bir konuda, komisyonun yapacağı herhangi bir işlemin olmadığını belirterek, dilekçeyi milletvekillerinin dikkatine sundu. HaberTürk, dilekçenin sahibi 25 yıllık avukat Yavuz Balkan’a ulaştı. Balkan’ın görüşleri şöyle:“Benim bu zamana kadarki gözlemlerime göre kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin yüzde 80’i toplumda erkeklerin cinsel ihtiyaçlarının giderilmemesinden kaynaklanıyor. Yüzde 10’u da kocaların evden uzaklaştırılması kararından kaynaklanıyor. Kocalar evden uzaklaştırma kararını kendilerine yediremiyor. Artık bunlara tırnak içinde ‘erkek’ demek gerekiyor. Erkekliklerine yediremiyorlar.Âşık Veysel’in ‘Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa’ sözüne bakın. Yani, insanları âşık eden, hormonları. İnsanoğlunu kadın olsun, erkek olsun, tabiri caiz ise ‘çıldırtan’ hormonal faaliyetleri. Bir noktada bu hormonlardan kaynaklı ihtiyaçların giderilmesi gerekiyor. Bu ihtiyaç giderilmezse bu durumda ya kadına tecavüz ediyor ya elle sarkıntılık ediyor ya katlediyor.”TBMM Dilekçe Komisyonu’na başvuruda bulunan Avukat Yavuz Balkan, “Erkekler cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilse kadın cinayetlerinin yüzde 99’u önlenir. Bu konuda iddialıyım” dedi.‘Seksoloji ana bilim dalı kurulmalı’Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Adana Şube Başkanı Uzman Doktor Taner Canatar: Bekâr erkeklerin cinsel ihtiyaçlarının karşılanması için ödenek ayrılması, kadına yönelik cinsel şiddet sorununu çözmez. Toplumda cinsel eğitim eksikliği var. Sorunlar bundan kaynaklanıyor. Cinsel eğitim eksikliğinin giderilmesi gerekir. Anaokulundan başlayarak eğitim verilmeli. Daha sonra da ergenlik dönemi, sonrasında evlilik öncesi eğitim, anne-baba eğitimi. Üniversitelerde de seksoloji ana bilim dalı kurulmalı. Bunları yapabilirsek ödenek ayırmaya gerek kalmaz. Cinsellik toplumda yasaklı ve tabu olduğu için bastırılıyor. Ben tıp fakültesini bitirdim, 31 yaşıma gelene kadar cinsel eğitimle karşılaşmadım. Cinsellikle seks farklıdır. Cinsellik, duygusal paylaşımı da içerir. Doğuştan gelen özelliktir. İnsanın kendini özgürce yaşamasıdır. Kadının kadınlığını, erkeğin erkekliğini yaşamasıdır. Cinselliğin bastırılması, sindirilmesi insanların kendini ifade edememesi sorunlara neden oluyor. Kısaca, güneş balçıkla sıvanamaz. Ödenekle olmaz, temellerine inmek lazım.‘Saygı duymayı öğrenecek’Cinsellik Uzmanı Doktor Haydar Dümen: Bu olayın nedenleri çok derin. Erkeklere kadın bulunmasıyla çözülecek bir sorun değil. Öncelikle töre var. Dini inançlardan kaynaklanan töreler var. Namusun kanla temizlenmesi gibi töreler var. Konunun duygusal boyutu var. Kişiler sorunlarını çözemeyince bir noktada irade bitiyor, gözü dönüyor. Yani sorun kadın temin edilerek bitmez. Eğitim çok önemli. Birbirlerine saygı duymayı, birbirlerinin insan olduğunu öğrenecekler.‘Evli erkek de yapıyor’AK Parti Ağrı Milletvekili, TBMM Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu Kâtip Üyesi Mehmet Kerim Yıldız: Hükümetin evliliği teşvik eden uygulamaları var. Ancak şiddet sadece bekâr erkekten gelmiyor, evli erkeklerden de geliyor. Bekârlara ödenek vermek çare olmaz. Buna bir temel insan hakkı olarak bakmak gerekir. Aileyi korumaya yönelik çok sayıda yasal düzenleme yapıldı. Bunların sonuç vermesi için eğitim ve zihinsel dönüşümün gerçekleşmesi gerekiyor.‘Fiziksel bakmak doğru değil’CHP Balıkesir Milletvekili TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu Üyesi, Ayşe Nedret Akova: Bu sorunun sosyolojik, ekonomik nedenleri de var. Sadece erkeğin cinsel ihtiyaçlarının giderilememesinden kaynaklanan bir sorunla karşı karşıya değiliz. Sorunun tüm boyutlarıyla ele alınması lazım ki çözümünde etkili yöntemler geliştirilebilsin. O nedenle fiziksel ihtiyaç noktasında bakmak yeterli olmayacaktır.
Europa'da Olası Yaşam
Jüpiter'in uydusu Europa'nın buz kabuğu altındaki okyanusta olası bir yaşam nasıl mümkün olabilir?Görselde, gel-gitler yoluyla okyanusun yükselip yüzeye taştığı çatlakların böylesi bir yaşamı nasıl etkileyebileceği gösterilmiş. Europa'nın yüzeyi bu çatlaklarla doludur ve çoğunun boyu onlarca, yüzlerce kilometreyi aşabilir: Kuyruklu yıldızlar ve meteorlar yoluyla yüzeye yağan madde, bu çatlaklardan okyanusa sızabilir. Sızıntının olduğu bölgeler aynı zamanda güneş ışığı da alabileceğinden, fotosentez yapan bitkiler bu maddeleri besin olarak değerlendirebilirler. Daha derinlerde yer alan sıcak okyanusta yaşayan canlılar ise, yükselen gel-git yoluyla çatlakların üst kısımlarına ulaşıp, bu bitkilerden faydalanabilir. Böylelikle hayatın devamı için bir besin zinciri oluşabilir.
Google'dan Kanseri 'Bitirecek' Bileklik
Arama motoru olmaktan öte geliştirdiği pek çok teknolojiyle dikkat çeken internet devi Google, kanser teşhisi koyabilecek akıllı hapın ardından bu kez de kanser, kalp krizi gibi rahatsızlıklara teşhis koyabilen bileklik üretiyor.California’da Google X laboratuvarlarında yürütülen çalışmanın henüz erken aşamada olduğu ve araştırma esnasında yapay insan derisinin kullanıldığı açıklandı.İnsan koluna en yakın bir yapay deri ve kol üretilmesinin nedeni ise, şirketin deneylerde doğruluk payını artırmak istemesi olarak açıklandı. Erken teşhisin hayati derecede önemli olduğu kanser ve kalp krizi gibi rahatsızlıkların, Google’ın ürettiği bileklik ile erken teşhis edilecebileceği umuluyor. Çalışmayı yürüten bilim insanı Andrew Conrad, bilekliğin nanopartiküller yardımıyla vücutta hastalık taraması yapacağını ve erken teşhis imkanı sağlayabileceğini öne sürdü.Google’ın nanoteknoloji içeren ve yutulduktan sonra giyilebilir bir cihaz ile birlikte çalışarak vücutta bulunan kanserli hücreleri tespit edebilen bir hap geliştirmekte olduğu da biliniyor.T24
Daha Önce Oscar Kazanamadığına İnanamayacağınız 19 Müthiş Yetenekli Aktör
Bu listede yer alan aktörlerin nasıl ödül alamadıklarına şaşırmamak elde değil doğrusu. Buradaki yıldızlar ya daha popüler olan aktörlere ödüllerini kaptırmış, ya da şanssızlıklarından dolayı oynadıkları filmin en iyi seçilmesi bile onları en iyi oyuncu ödülünü almasına izin vermemiş. Gelin şimdi oyunculukları ile herkesin takdirini kazanmış fakat bir türlü Oscar heykelciğini kazanamamış aktörlere bir göz atalım.
Gücünü Yağmurdan Alan 8 Türkçe Şarkı
Twitter yokken meteorolojik durumlar Türkçe şarkılardan takip ediliyordu. Yağmura karşı duyduğumuz bu garip ilgi geriye güzel şarkılar bıraktı.Tamamen kişisel zevke göre seçilmiş, yağmur konulu 8 şarkılık listemiz aşağıda. Ama hepsi bu mu? Tabii ki değil. Gerisi de dinledikçe sizin aklınıza gelecek.
Dünyadaki İlkleri Konu Alan 15 Şaşırtıcı Bilgi
1850 yılında Portland'a taşındı ve 'şekerli kaymak', 'beyaz dağ', 'dördü birden', 'en büyük ve en güzel' gibi adlarla parafin cikletler üreterek sattı. Bu arada, sattığı cikletlerin içerisine bazı armağanlar koymayı da unutmadı. Sakızla birlikte verdiği ilk armağan, amerikan bayrağıydı.
Gorillaz Geri Dönüyor
Geçtiğimiz yıl Damon Albarn’ın çeşitli röportajlarında sık sık ipuçlarını verdiği haber doğrulandı: Gorillaz geri dönüyor.Grubun yaratıcılarından Jamie Hewllet önceki gün Instagram hesabından siyah beyaz bir Murdoc fotoğrafı paylaşıp takipçilerini meraklandırdı. Sonra da Noodle ve Murdoc’un renkli görsellerini paylaşan Hewllet, hayranların ısrarlı sorularına “Evet Gorillaz dönüyor” diye cevap yazarak haberi doğruladı.Yayınlanan en son Gorillaz albümü 2011 yılında The Fall olmuş ve albüme Paul Simonon ve Bobby Womack gibi isimler de katkıda bulunmuştu.Hafifmüzik
Soul Müziğin Kraliçesi İstanbul'da
Alice Russell, 7 Şubat 2015’te İstanbul Babylon’daRed Bull Music Academy Nights, 2015 sezonuna soul müziğin 21. yüzyıldaki kraliçelerinden biriyle giriyor.Caz, funk ve gospel’ı kendine özgü tarzıyla harmanlayarak neo-soul ile buluşturan Alice Russell, 7 Şubat 2015’te İstanbul Babylon’da olacak. Alice Russell ile müzik üzerine derinlemesine sohbet etmek isteyenler için herkesin katılımına açık bir söyleşi de yapılacak.7 Şubat’ta 14.00’da SALT Beyoğlu Açık Sinema’da yapılacak Alice Russell söyleşisine katılım ücretsiz.1998’den beri dünyanın dört bir yanında müzik efsanelerini ve yeni müzisyenleri dinleyicilerle buluşturan Red Bull Music Academy, 2015 sezonuna İngiliz soul müziğini yeni binyıla taşıyan isimlerden biriyle başlayacak. Red Bull Music Academy Nights’ın 7 Şubat’taki ilk konserinde İngiliz şarkıcı Alice Russell, İstanbul Babylon sahnesinde olacak. Alice Russell’dan önce Ahu, soul ve funk parçalarından oluşan DJ setiyle Babylon sahnesini gecenin ruhuna hazırlayacak.Amy Winehouse’tan Adele’e uzanan yeni nesil İngiliz soul şarkıcıları arasına adını yazdıran Alice Russell, güçlü ve etkileyici sesiyle caz, funk, blues ve gospel tınılarını harmanlıyor. New York Times, Mojo ve Rolling Stone eleştirmenleri tarafından yere göğe sığdırılamayan Alice Russell, Aretha Franklin ve Chaka Khan gibi divaların çizgisinde ilerlerken Stevie Wonder’ın müziğinden de esinleniyor. BBC, Russell’ı “Kült bir sanatçı olmaktan çıkıp İngiliz soul müziğinin kraliçesi olmayı hak ediyor” diye tanımlıyor. The Independent’ın “İngiltere’nin en büyük gizli cevherlerinden biri” dediği Alice Russell, Rolling Stone yazarlarına göre Adele’i tahtından edebilecek kadar güçlü bir ses.İngiliz soul müziğinin 2000’li yıllarda yeniden atağa geçmesinde büyük pay sahibi Alice Russell, ilk olarak The Quantic Soul Orchestra’nın vokalisti olarak ün kazandı. Şarkıcı, sahnede de en az stüdyoda olduğu kadar güçlü, saf, çarpıcı ve kendine özgü vokalleriyle tanınıyor.Bugüne kadar Massive Attack, Fatboy Slim, Mr. Scruff, De La Soul, David Byrne ve Lonnie Liston Smith gibi isimlerle çalışarak rüştünü ispatlayan Alice Russell, “Mad Men” dizisinin yedinci sezonunun tanıtım şarkısı olan “Breakdown”u da seslendirerek 2014’te hayran kitlesini genişletti. Alice Russell, 7 Şubat’ta RBMA Night’ın konuğu olarak Babylon sahnesinde yer alacak. Öncesinde ise RBMA söyleşisi kapsamında Alice Russell müzik serüvenini hayranlarına anlatacak. Salt Beyoğlu Açık Sinema’da saat 14.00‘da yapılacak söyleşide katılım herkese açık ve ücretsiz.Habertürk