Guayanalı bir anne ve İrlandalı bir babanın evladı olarak 1988'de Barbados'ta dünyaya gelen Rihanna, müzik ve şov dünyasının son on yıldaki en büyük isimlerinden biri olmayı başarmış bir isim. Hem sesi hem de fiziğiyle dünya çapında bir fenomen yıldız olan Rihanna, başarılarının yanı sıra çalkantılı ve sansasyonel hayatıyla da çok konuşulan bir ünlü.Sosyal medyayı da çok iyi kullanan Rihanna, 15 milyondan fazla takipçisiyle Instagram'ın da efsane hesaplarından birine sahip. Neredeyse her yaptığı paylaşım ayrı bir magazin haberi olan Rihanna, özel hayatıyla en çok konuşulan ünlüler arasında belki de ilk sıralarda yer alıyor. Peki küçük yaşlarda müzik hayatına başlayan Rihanna nasıl dünya çapında bir fenomen oldu? İşte size instagram paylaşımları eşliğinde Rihanna'nın hayatı:
Google’ın tercüme hizmetinin yaygınlaşmasıyla yanımızda sanki canlı bir tercüman taşır hale geldik. Artık dil engelinin kalmadığı söyleniyor. Küçük teknik sorunlara rağmen, bu uygulama sayesinde yanlış anlamaların ortadan kalktığı bir geleceğe adım attığımız söylenebilir. Oysa tarihte böylesi yanlış anlamalar hiç de az olmamış. İşte birkaç örne
Yaşadığımız mekanları aydınlatma ve havalandırmadan öte, kültürel boyutta mimari bir öge olmuştur pencere. Estetik kaygılar duyarak inşa ettiğimiz yapılarımızın, dünyaya açılan duygusal boşluğuydu bir zamanlar. İstanbul’un, ‘dönüşüm’lere kurban ettiğimiz, yıkılmayı bekleyen ya da yıkılmaya terk edilmiş birçok semtinde hâlâ içimizi ısıtan, beton yığınlarının içinde ‘nefes’ almamızı sağlayan yapılar mevcut. Instagram’ın bakış açısı en zarif fotoğrafçılarından olan Hatice Ekşi’nin pencereleri de Instagram’da adeta nefes almanızı sağlıyor. Mutlaka takip edilmesi gereken hesaplardan biri!
Bu listede yer alan kitaplar çokça bilinen 1984, Cesur Yeni Dünya, Sineklerin Tanrısı, Otomatik Portakal vb. kitapların haricinde ve çoğu onlardan çok daha iyi olan distopyaları içermektedir. Göz ardı edilen bu kitapları okumadan ölmeyin...Kaynak: Meçhul Fanzin
Ocak ayının sonunda yaptığımız haberde yeni Indiana Jones filmi ile ilgili önemli bir dedikoduyu sizlere duyurmuştuk. LucasFilm’in Disney’e satılmasından sonra Disney, Star Wars için kolları sıvamış ancak hakları birkaç firmaya ait olduğu için Indiana Jones’u gündemine almamıştı. Geçtiğimiz sene ise Indiana Jones’un hakları, daha önce de dağıtımcılığını yapan Paramount firmasına devredildiği açıklanmıştı.O zamandan beri adından hiç bahsedilmeyen Indiana Jones için önemli bir dedikodu gündeme gelmiş ve yeni Indiana Jones rolü için Chris Pratt’in adı belirtilmişti. Guardians of the Galaxy’deki muhteşem rolünden sonra Jurassic World’de başrol oynayan Pratt, internette de Indiana Jones rolü için onayı almış durumda.Kendi açıklaması, henüz böyle bir teklif gelmediği ancak gelirse de düşünebileceğini çünkü Indiana Jones’un sinema tarihi için önemli bir karakter olduğu yönünde. Öte yandan haberimizin başlığındaki gibi yeni Indiana Jones’un yönetmenliği için de bir talip var.
ABD'li bilim insanları aşılamaya yönelik yeni bir yaklaşımın maymunları HIV virüsünden tamamen koruduğuna dair güçlü sonuçlar elde ettiklerini açıkladı.Aşılar normalde bağışıklık sistemini enfeksiyonla mücadele için eğitiyor. Ancak Kaliforniya Scripps Araştırma Enstitüsü'nden araştırmacılar, maymunların DNA'sını, değiştirerek, hücrelerin HIV'le savaşan özellikler kazanmasını sağladı.Araştırma ekibi elde edilen sonuçları 'büyük bir adım' olarak niteliyor ve yakında insanlar üzerinde denemelere başlamak istiyor.Bağımsız uzmanlar da bu fikrin 'dikkate değer' olduğunu söylüyorlar. Araştırmacılar yeni tedavi yöntemi sayesinde üzerinde deney yapılan maymunların HIV virüsüne karşı bağışıklık sistemi geliştirebildiğini söylüyor.Yeni geliştirilen teknik, sağlıklı kas hücreleri içine yeni bir DNA bölümü sokmak için gen terapisi prensibine dayanıyor.Eklenen DNA şeridi, HIV virüsünü etkisiz hale getirecek bağışıklık sisteminin gelişmesi için talimatlar içeriyor.HIV'e dayanıklı yeni yapı taşları daha sonra sürekli olarak kan dolaşımına pompalanıyor.Nature dergisinde bildirilen deneyler, maymunların en az 34 hafta boyunca HIV'in her türünden korunduğunu gösteriyor.Araştırma ekibinin başı olan Prof. Michael Farzan BBC'ye şunları söyledi: 'Eksiksiz koruma sağlayacak bir yaklaşıma tüm alternatiflerden daha yakınız, ama insanlara bunu vermenin güvenliği başta olmak üzere önümüzde bir çok engel var.'BBC
Scarlett Johansson’un bir başlayıp bir biten müzik kariyeri yeni bir döneme giriyor. 2008’de Tom Waits ile birlikte “Anywhere I Lay My Head” adlı bir albüm yayınlayan Johansson, 2009 yılında da Pete Yorn ile ikinci albümü “Break Up”ı yapmıştı.Çeşitli albüm ve müzikallerde de şarkı söyleyen tecrübeli oyuncu bu defa yeni bir grupla müzik hayatına devam etmeyi planlıyor. HAIM’den Este Haim, müzisyen söz yazarı Holly Miranda, Julia Haltigan ve Kendra Morris ile “The Singles”ı kuran Johansson’un grubu ile çıkarttığı ve prodüktörlüğünü TV on the Radio’dan Dave Sitek’in yaptığı ilk single’a kulak verin.
Ömrümüzü nasıl geçirdiğimize bakarsak ilginç şeylerle karşılaşırız.78 yaşına geldiğimizde kaba bir hesapla dokuz yılımızı televizyon seyrederek, dört yılımızı araba sürerek, 92 günümüzü tuvalette, 48 günümüzü ise seks ile geçirmiş oluruz.Fakat ömür boyu yaptığımız etkinliklerin en uzunu hiç şüphesiz uykudur. 78 yaşına bastığımızda, uykuda geçirdiğimiz zaman 25 yılı bulmuş olacaktır. Peki, bu süreyi biraz daha azaltmak mümkün müdür? En fazla ne kadar süreyle uyanık kalınabilir? Uykusuz kalmanın sonuçları nelerdir?Kendimizi uykusuzlukla sınamaya kalktığımızda bunun ne kadar zor olduğunu görürüz. Uzmanlar uyuma dürtüsünün yemenin bile önüne geçtiğini, uyumamak için ne kadar çabalasak da beynimizin kendiliğinden uykuya dalacağını söylüyor.
Fotoğraf sanatçısı Laurent Chehere, sırrını vermediği bir şekilde yarattığı uçan evleriyle Fransa'da bir fotoğraf sergisi açmış. 'Flying House' isimli bu sergi oldukça ilgi görmüş. Baktıkça daha da gerçekçi gelen bu yeni nesil sanat eserleri Pixar'ın Up! filmini çağrıştırsa da, fotoğrafçı bu evlerle bugüne kadar sayısız ödül kazanmış.
Wo hu cang longhttp://www.imdb.com/title/tt0190332/Efsanevi savaşçı Li Mu Bai, Yeşil Kader adını verdiği sihirli kılıcını bölge valisine vermesi için Yu Shu Lien'e teslim eder. Ancak kılıç çalındığı zaman tüm şüpheler, Li'nin ustasını öldüren kötü şöhretli bir kaçak olan Jade Fox üzerinde toplanır.
Bütün toplumlarda yaygın olarak görülen nazar inancının kökeni, Neolitik çağlara kadar uzanmaktadır. Girit’te, Aşağı Mısır’da, Malta’da, Kuzey Fransa’da ve Britanya’da, Bronz çağına ait, balta şeklinde yapılmış nazarlıklar (amuletler) bulunmuştur. Araştırmalar sonucunda, eski dönemlerden itibaren Batı’da ve Doğu’da büyünün ve nazarın kötü etkilerine inanma ve bunlara karşı tedbirler alma bilgisinin köklü olduğu görülmüştür. Aynı şekilde uğursuz gözlerden gelen fenalığı ortadan kaldırmak için Mısırlılar, Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından el şeklindeki muskaların kullanıldığı tespit edilmiştir.Geçmişten günümüze varlığını sürdüren bu inanış, ülkemizin hemen her köşesinde günlük hayatın içerisinde ve bütün etkinliğiyle varlığını devam ettirmektedir. Galerimizde halk arasında, nazara karşı etkili olduğuna inanılan; mavi boncuk, delikli taş, nal, yumurta kabuğu gibi çeşitli nazarlıklar kullanma vb. pratikler anlatılacaktır.
Kadın Kadına Öykü Yarışması 'Ses' temasıyla 10. kez kadınların öykülerine yer veriyor. Kaos GL Derneği’nin 2006 yılından bu yana sürdürdüğü yarışmanın bu yılki öyküleri için son başvuru tarihi 17 Nisan 2015.'Varoluşla başladı ilk ses. İlk kalp atışla. Sonra gözlerimizi açtığımızda, sesler iki oldu üç oldu… Bir kadın bir kadına aşık olduğunda da o sesler bir şarkı oldu belki de. Neye, kulak verdiğinizde, varlığınızı duyumsamıştınız? Bir ses edin, gelin birlikte şarkı söyleyelim,' sözleriyle yola çıkan 10. Kadın Kadına Öykü yarışması kadınların seslerini kattığı öykülere yer veriyor.* Detaylı bilgi için tıklayınız.Sabitfikir
Kahramanımız Frank Castle gerçekçi bir dünyada yaşamaktadır. Süper kahramanların olmadığı, kötü adamların uyuşturucu satıcılarından ve seks tüccarlarından oluştuğu bir dünyada. G.Ennis'in 60 sayılık serisinden oluşan eserde, hikaye boyunca sayısız suçluyu cezalandıran Punisher'ın, aynı zamanda duygusal anlamda zarar görmüş hayatı da okuyuculara anlatılıyor.
İskoçya’nın Selkirk kentinde, Sir Arthur Conan Doyle tarafından yazılmış yeni bir Sherlock Holmes hikâyesi bulundu.The Telegraph gazetesinin haberine göre, tarihçi Walter Elliot, evinin tavanarasında bir Sherlock Holmes hikâyesi buldu. İngiliz edebiyatı uzmanları metnin Doyle’a ait olduğunu doğrularken, Elliot, “Sherlock Holmes: Discovering the Border Burghs and, by deduction, the Brig Bazaar” adlı hikâyenin yer aldığı 113 yıllık kitapçığı 50 yıl kadar önce bir arkadaşından aldığını söyledi. “Kaç tane basıp ne kadarını sattıkları konusunda hiç bir fikrim yok” diyen Elliot, “kitap yaklaşık 40-50 yıldır bende. Ancak bana birisi vermiş olmalı, çünkü satın aldığımı hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.Doyle, son Sherlock Holmes metninden 80 yıl aradan sonra ortaya çıkan, bin 300 kelimelik kısa öyküsünü yıkılan bir köprünün yeniden yapımına katkı sağlamak amacıyla yazmış.İskoçya’daki Selkirk kasabasındaki ahşap köprü, sel sonucu 1902 yılında yıkılır. Yerel halk ise köprüyü yeniden yapacak parayı toplamak için 1904 yılında üç günlük kermes organize eder. Kermeste ayrıca yerel halktan kişilerin yazdığı öykülerin yer aldığı 48 sayfalık “The Book o’ the Brig” isimli bir kitapçık satılır. Selkirk ve çevresindeki bölgeleri ziyaret etmeyi seven Doyle da kitaba katkıda bulunur.Yaklaşık 8 santimetreye 25 santimetre ebatlarında, yumuşak kahverengi karton kapaklı kitapçık Selkirk’te açılacak geçici bir müzede, Elliot’un, o dönemde yeniden inşa edilen köprüyü resmeden tablosu ile birlikte sergilenecek.Sabitfikir
Süper kahramanları nasıl biliriz? Daima hayatlarını masum insanları kurtarmaya adayan, tehlikeyle adeta dans eden kişiler olarak değil mi? İçerikte göreceğimiz fotoğraflarla 'süper kahraman da olsa, insan insandır!' diyeceğinize şüphemiz yok. Kahramanların oyuncaklarına günlük aktiviteleri yaptıran ve bunları fotoğraflayan kişi, fotoğrafçı Edy Hardjo. Edy hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için, Facebook ve Instagram sayfası.
Alman ordularının, Avrupa'nın birçok noktasında kontrolü ele geçirmeye başlaması ve bu bölgelerdeki Yahudileri toplama kamplarına göndermesi, genel bir huzursuzluk yaratmıştı. Yahudiler, yalnızca Alman egemenliği altında değil, henüz Nazi askerlerinin ayak basmadığı bölgelerde de yoğun baskı altındaydı. Romanya'daki Nazi katliamları ve Romanya hükümetinin Yahudi karşıtı yasalarıAlmanya'nın Yahudi karşıtı uygulamaları, başta yürürlüğe girdiği işgal altındaki Polonya olmak üzere birçok ülkede Yahudilerin üzerindeki baskıyı artırmaya başladı. Polonya'daki Nazi yasaları, o dönemde Romanya'da da uygulanmaya başladı. 1941'de, Romanya'nın Yaş şehrinde yaklaşık 4bin Yahudinin Naziler tarafından katledilmesi sonrasında, ülkeden ayrılmak isteyen Romen Yahudileri, bir gemi ile Filistin'e gitmeye karar verdi.
Wes Anderson Büyük Budapeşte Oteli filminin yönetmeni. Dün yapılan Oscar ödüllerinde ise filmi ile kendisi de aday gösterilmişti. Burada ise Rishi Kaneria tarafından yapılan ve Wes Anderson'ın filmlerinin karşılaştırılmasını izleyeceğiz. Rishi burada Wes'in filmlerinde yoğun olarak kullandığı renkler olan kırmızı ve sarıya dikkat çekerek muhtemelen yönetmenin en sevdiği renkler olduğu vurgusunu yapmış.
En son 2010 senesinde 'Heligoland' adlı stüdyo albümünü yayınlayan ve uzun zamandır kendisinden bir haber alınmayan Massive Attack, New York'lu hip hop grubu Run the Jewels ile stüdyoya girdi. Run the Jewels'dan El-P, her ne kadar grupla sadece konuşmak için bir araya geldiklerini belirtse de, söylentiler her iki grubun ortak bir çalışmaya imza atacağı yönünde.2013 senesinde 'Run the Jewels' ve ertesi senede 'Run the Jewels 2' adlı iki stüdyo albümüne sahip olan Run the Jewels, son stüdyo albümü ile Billboard listelerine girmeyi başarmış ve ismini müzik dünyasında duyurmuştu.Radyo eksen