87. Oscar ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film Birdman olurken, En İyi Kısa Animasyon Feast'e layık görüldü. Patrick Osborne'ün yönettiği Walt Disney Animasyon Stüdyoları tarafından yaratılan kısa animasyonu izliyoruz...
87. Oscar ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film Birdman olurken, filmin yönetmeni Inarritu da en iyi yönetmen ödülüne layık görüldü.Dünyanın en prestijli ödülleri kabul edilen Oscar'lar 87. kez dağıtıldı. Dolby Tiyatrosu'nda düzenlenen gecenin sunuculuğunu Neil Patrick Harris yaptı. En iyi film, Birdman'e giderken; en iyi yönetmen ödülü de Birdman'in yönetmeni Inarritu oldu.
Türk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşımaktan ziyade sosyal ve kültürel temalarla doludur. Bunların bazıları sonradan İslâmî öğeler ile değiştirilmiştir. Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynı Tengricilik'te de olduğu gibi tektanrıcı bir temelden, zamanla çoktanrıcı bir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geçtikleri Zerdüştlük, Mani dini ve Budizm de Türkler'in mitolojisinden izler taşımaktadır. İşte Türk halkarının mitolojilerinde önemli bir yer edinmiş ve farklı şeylerle özdeşleştirilmiş 9 hayvan:
Ubisoft’un ünlü oyunu 'Assasin’s Creed, sinemaya uyarlanıyor. Daha önce Michael Fassbender’in rol alacağı açıklanan uyarlamanın oyuncu kadrosuna son katılan isim ise Marion Cotillard oldu. Filmin yönetmenliğini Justin Kurzel üstleniyor. Kurzel, bu sene vizyona girecek olan 'Macbeth' filminin de yönetmeni. Sinemaya bir film serisi halinde uyarlanması planlanan 'Asassin’s Creed‘de, Cotillard’ın hangi rolde olacağı henüz bilinmiyor. Filmin stüdyosu 20th Centruy Fox, filmin yayın tarihi olarak 21 Aralık 2016’yı belirledi.Milliyet Sanat
Artan verilerin ışığında, insan soyunun bir gün kendi sonunu getirebileceği hususundaki endişeler, tüm dünyada giderek artıyor. Ama böyle kötü bir son yaşansa da, tarih boyunca ürettiği bütün bilgiyi saklamanın yolunu da bulmuş görünüyor. İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nden bir grup bilim insanı, bilgileri, canlı organizmaların tüm bilgilerini depolayan DNA’ya yüklemenin yolunu buldu
Bu yıl sekizincisi düzenlenen Keş!f Yarışması’nın kazananı Brezilya’dan “August Winds/Ağustos Esintisi”yle Gabriel Mascaro oldu.Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması’nın birincisi Suriye ve Fransa ortak yapımı, Ossama Mohammed ve Wiam Simav Bedirxan‘ın yönettiği “Silvered Water, Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi” seçildi.Aslı Daldal, Esin Küçüktepepınar ve Metin Gönen’den oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisinin seçimi ise Irak Kürdistanı yapımı “Mardan”ın yönetmeni Batin Ghobadi’den yana oldu.Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülü Orhan İnce’nin yönettiği Adem Başaran‘ın oldu.
Japonya'da Mart 2011'de yaşanan yıkıcı depremde ağır hasan gören Fukuşima nükleer santralinin, okyanusa radyasyon sızdırdığı tespit edildi. Santraldeki radyasyon oranı ise normalin 70 kat üzerinde.Fukuşima Daiichi nükleer santralini işleten Tokyo Electric Power (TEPCO) firması, nükleer santraldeki radyasyon seviyesinin çok tehlikeli bir boyuta ulaştığı uyarısında bulundu. Santralde yer alan ve denize yeraltı ve yağmur suyu karışan bir oluğa yerleştirilen alıcılarla yapılan ölçümler, denize normalin 50 ila 70 katı radyasyon karıştığını ortaya koydu.TEPCO, santraldeki nükleer atık depolayan tanklarda bir tehlike tespit edilmediğini, oluğun ise kapatılarak Pasifik Okyanusu'na radyasyon sızıntısının engellendiğini açıkladı. TEPCO, Pazar günü yapılan ölçümlerde radyasyon sızıntısına işaret eden ölçümlerin hızla azaldığını ancak gün sonunda normalin 10 ila 20 katı arasında sonuç verdiğini belirtti.AFP'de yer alan bilgiye göre ani azalmanın nedeni bilinmiyor. TEPCO nükleer atık depolarında sızıntı olmadığını belirtirken, okyanusa su sızdıran oluğun ise kapatılarak ölçümlere devam edildiği ifade edildi.9 Mart 2011'de yaşanan depremins oluşturduğu tsunami, Fukuşima santralinin güvenlik duvarını yıkmış ve ortaya çıkan ağır hasar çekirdek erimesine neden olmuştu. TEPCO, nükleer reaktörü soğutmak için kullanılan radyasyonlu su ile eriyen yakıt çubuklarını halen tam olarak temizleyebilmiş değil.Dağlardan gelen yeraltı suyunun nükleer santralin altında geçerek Pasifik Okyanusu'na akması, Japon yetkililerin en kısa zamanda önüne geçmesi gereken sorun olarak beliriyor.Kaynak: Al Jazeera
Bilim insanları bin yıl öncesinden kalma bir Buda heykelini bilgisayarlı tomografi (CT) taramasından geçirince heykelin içinde mumya olduğunu ortaya çıkardı. Mumyanın iç organlarının yerinde kağıtlar bulundu.Hollanda'daki Drents Müzesi'nde bulunan M.S. 1100 yılına ait Buda heykelinin içinde, heykelin pozisyonunu almış halde duran mumya olduğu ortaya çıkarıldı. Heykeli incelemeye karar veren bilim insanları, Amersfoort kentindeki Meander Medikal Merkezi'ne CT taraması gerçekleştirdi. Tarama, heykelin içinde bir Buda rahibi olduğunu ortaya çıkardı.Buda sanatı uzmanı Erik Brujin'in kontrolünde yapılan analizlerde, ibadet halindeki pozisyonda bulunan mumyadan endoskopi ile numune alındı. Araştırmacılar, içinde Buda ustası bulunan ilk heykeli keşfettiklerini belirtirken, mumyanın Çin Meditasyon Okulu ustalarından Liuquan'a ait olduğu tahmin ediliyor.Organ değil antik yazılar çıktıAraştırmacılar yapılan analizlerde mumyanın üzerinde şaşırtıcı keşifler yaptı. Liuquan'ın göğüs ve karnınndan alınan numunelerde halen ne olduğu bilinmeyen bir materyale rastlanırken, organların bulunması gereken boşluklarda çizimler içeren kağıtlar bulundu.Sci-Tech sitesinde yer alan bilgiye göre, kağıtlar antik Çin karakterlerine ait çizimler içeriyor. Bilim insanları bulunan heykelin 'yaşayan Buda' inanışını temsil ettiğine inanıyor. Eski zamanlarda bazı Çinliler mumyalanmanın ölüm değil ancak ileri bir ruhsal seviyeye erişmek olduğuna inanırken, bazıları da daha fazla aydınlanmanın yolu olarak kabul ediyordu.
Hepimiz ailede birilerine az ya da çok benzeriz, onların genlerini taşıyoruz sonuçta. Genler dış görünüşümüzü fazlasıyla etkiliyor. Annemizden göz rengimizi, babamızdan burun şeklimizi bir başkasından diğer fiziksel özelliklerimizi alıyoruz. Bazılarımız ise yakın akrabalarımıza neredeyse tıpatıp benziyoruz. Akrabalarının kopyası olan insanların, benzedikleri aile büyükleriyle aynı yaşta çekilmiş fotoğraflarını derledik!
Endüstriyel müzik, transgresif ve kışkırtıcı temalar üzerinden yola çıkan deneysel bir müzik türüdür. İlk endüstriyel sanatçıları avangart'dan etkilenmiş, eserlerinde ses ve gürültü üzerinde deneyler yapmış ve faşizmle okültizm gibi tartışmalı konuları ele almıştır. Bu müzik türü en başta türe ismini veren Industrial Records'a bağlı performans sanatçıları ve müzisyenleri tanımlamak için kullanırken, türün yeraltı kültüründe yayılması ile çeşitli sanatçıları etkilemiştir.Endüstriyel müzik, estetik açısından performans sanatı ve edebiyat dahil çeşitli sanatçılardan etkilenmiştir. Özellikle elektronik müzik grubuKraftwerk'in müziğin gelişiminde önemli bir rolü olduğu söylenebilir. İlk akım endüstriyel sanatçılarından olan Genesis P-Orridge aynı zamanda The Doors'u ve Frank Zappa'yı da önemli bir ilham kaynağı olarak nitelendirmiştir. Aynı zamanda endüstriyel müzik sanatçıları,William S. Burroughs ve Friedrich Nietzsche'den de esinlenmiştir.Müziğe ismini veren Industrial Records, 1976 yılında bir grup İngiliz avangart sanatçısına destek vermek için kurulmuşturtur. Throbbing Gristle albümlerini ve kayıtlarını buradan yayınlamıştır.Throbbing Gristle'dan sonra Whitehouse, SPK ve Nocturnal Emissions gibi gruplar da bu türde müzik yapmaya başlamıştır. Daha sonra dünya çapından çeşitli sanatçılar da bu türle ilgilenmeye başlamış ve endüstriyel müziği çeşitli müzik türleriyle karıştırmaya ve yeni müzik aletleri kullanmaya başlamıştır. Almanya'da Einstürzende Neubauten endüstriyel müziğinde metal perküsyonları ve gitar kullanmış; deler çekiç gibi aletleri performanslarında kullanmıştır. Kanada'da Skinny Puppy endüstriyel müziği daha fazla elektronikleştirmiş; Die Krupps ve Laibach da müziklerini heavy metal alt yapısı üzerine kurmuştur. Coil de ambient müziği endüstriyelle karıştırmaya başlamıştır.Kimi sanatçılar da 1980'li ve 1990'lı yıllarda folk müziği, noise, dans müziği, post-punk, heavy metal ile hip-hop gibi müzik türleri ile endüstriyel müziği karıştırmışlardır. Endüstriyel rock ve endüstriyel metal bunlar arasından en başarılıları olmuştur. 1990'larda Nine Inch Nails, Ministry ve Marilyn Manson müzik grupları büyük bir başarı ve hayran kitlesi kazanmış; onların başarıları da bazı diğer endüstriyel müzisyenlerinin ün kazanmasını sağlamıştır.Not : Liste ilk başta 100 parçadan ibaretti ama 100 video aynı anda teknik sorun oluşturduğu için listeyi 20 parça ile sınırlamak zorunda kaldım. Daha fazla şarkıyı dinlemek istiyorsanız Deezer'daki çalma listeme gözatabilirsiniz.Industrial
İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı(İKSEV) tarafından hazırlanan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile düzenlenen 22. İzmir Avrupa Caz Festivali 05-21 Mart 2015 tarihleri arasında Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde cazsever kulaklarla buluşmaya hazırlanıyor... Birçok kültür-sanat aktivitesini bünyesinde bulunduran program içeriğinde 10 konser, 2 sergi, 6 film gösterimi, 4 atölye çalışması, seminer ve söyleşiler, cazlı öğle kahvesi, moda-tasarım ve caz temalı tüm gün sürecek açık etkinlikler yer almaktadır. Festivalin amacı, Avrupa’nın ve Türkiye’nin kendi alanlarında önemli gelişmeler sağlamış caz sanatçılarını bir araya getirerek bu kültürü geniş kitlelere yaymaktır. İtalya, Fransa, Avusturya, Lüksemburg, Polonya, Slovakya ve İsviçre’den gelen caz sanatçıları İzmirli caz severlerle buluşurken, çok sayıda genç izleyici Avrupa Cazını dinlemek, anlamak, öğrenmek ve sevmek fırsatını bulmaktadır. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin en büyük farkı, eğitim ağırlıklı olmasıdır. Festivale konser vermek için gelen sanatçılar atölye çalışmaları ve ustalık sınıflarıyla İzmirli genç sanatçılara birikimlerini aktarmaktadır.22. İzmir Avrupa Caz Festivali, 5 Mart 2015 saat 20.30da başlayacak olan Ufuk-Bahar & Erik Truffaz açılış konserinin ardından İzmir'i caz müziğinin efsaneleriyle hareketlendirmeyi hedefliyor.Detaylı bilgi için http://www.iksev.org
Lise hayatımız boyunca birçok şey öğrendik, bazılarımız hala öğrenmeye devam ediyor. Kimimiz sözel derslerde iyiydi, kimimizde sayısal kafası vardı. Peki öğrendiğimiz bunca bilginin ne kadarını hatırlıyoruz? Öğrenmek için testi çözmelisin! İyi eğlenceler!
DİKKAT AĞIR SPOİLER ALARMI !!! 5.SEZON 10. BÖLÜME KADAR İZLEMEMİŞ OLANLAR AŞAĞIYA İNMESİN!!!WALKİNG DEAD İZLERKEN HEPİMİZİN HAS**TİR DEDİĞİ ANLAR VARDIR. BURADA ONLARDAN BAZILARINA YER VERDİM.
Karol Nienartowicz, Polonyalı bir dağ fotoğrafçısı. 6 yıldır Avrupa'daki dağlarda seyahat eden Karol, dağlara tırmanıp, vahşi doğada kamp kurup, gecelerini çadırında geçiren birisi.Çektiği fotoğraflar ise görülmeye değer. Fotoğrafıçının facebook adresine şuradan ulaşabilirsiniz : Karol Nienartowicz - Mountain Photographer
Bu minik kızımız ailesinin de yardımıyla bebekliğinden beri her yıl Oscar'da en iyi film kategorisinde yarışan filmleri birer birer canlandırıyor. Ben seneye yapacağı çalışmaları şimdiden bekliyorum valla sizi bilemem. Daha eski çalışmalarını görmek isteyenler tumblr adresine buyursun: http://dontcallmeoscar.tumblr.com
1946 yılında Salvador Dali ve Walt Disney “Destino” adında 6 dakikalık bir animasyon filmi yapmak için birlikte çalışmışlardır. Resimli öyküleri tamamlanan sürrealist animasyon bütçe problemlerinden dolayı rafa kaldırılmıştır ve 2003 yılına kadar tamamlanamamıştır. Roy Disney unutulmuş olan projeyi hayata geçirmiştir.