onedio
Muhammed Ali'ye Dair Gerçekler
Bu galeride yalnızca Muhammed Ali'nin hayatının bir kesitini  değil onun nezdinde bu ırkçılığa maruz kalan insanlara şahit olacaksınız. Görkemli yaşamına rağmen yaşadığı zorlukları bir nebze olsun göstermek isterim. Nazım Hikmet'in dediği gibi ...Bir tek ülke istiyorum adı 'DÜNYA'Bir tek Irk istiyorum adı 'İNSAN'Bir tek kaynak istiyorum adı 'SEVGİ'
Tarihte İran'ı Yönetmiş 10 Türk Devleti
Samanîler'den ayrılıp Afganistan'ın Gazne kentine yerleşen Alp Tegin'in 961 yılında kurduğu devlettir. Tam anlamıyla bağımsızlığı 977'de Sebük Tigin'in başa geçmesiyle gerçekleşmiştir. Daha sonraları İran üzerine yayılan Gazneliler, en parlak dönemini Sultan Mahmut ile yaşamıştır. Bu dönemde hem Hindistan'a 17 kez sefer yapılarak İslam bu bölgede yayılmış, hem de Abbasi Halifeliği Büveyhoğulları'ndan korunmuştur. Selçuklular'ın 1040 yılında yapılan Dandakan Savaşı ile güç kazanmasının ardından Gazneliler dağılmış, 1186'da Gurlular'ın son Gazneli sultanı Hüsrev Melik'i tutsak almasıyla devlet resmen son bulmuştur.
3 Boyutlu Kaligrafi Denemeleriyle Dikkatleri Üzerine Çeken Türk Grafiker: Tolga Girgin
Grafiker ve elektronik mühendisi Tolga Girgin, artık her şeyin üç boyuta büründüğü dünyamızda, kağıt üzerinde de harikalar yaratıyor. Farklı perspektiflerden çizimler yaparak, çalışmalarına gölgelendirmeler de ekleyen Tolga Girgin'in bazı işleri o kadar gerçekçi ki, görenlerde harfler adeta damlıyormuş hissi yaratıyor. Başarılı grafikerin çalışmalarını Instagram ve Behance üzerinden takip edebilirsiniz.
Edgar J. Hoover Yıllarca Afro-Amerikan Yazarları Fişlemiş
If We Must Die adlı ünlü şiirinin dizelerini Winston Churchill’in bile ezbere okuduğu bilinen “Harlem Rönesansı”nın ünlü Jamaikalı yazar Claude McKay’in hayatını araştıran akademisyen William Maxwell, FBI’ın yıllarca Afro Amerikalı yazarları sıkı şekilde takip edip fişlediğini ortaya çıkardı. Yeni açıklanan belgeler, aralarında Langston Hughes ve James Baldwin gibi ünlü yazarların da bulunduğu önde gelen 51 siyah Amerikalı yazarın, 1919-1972 yılları arasında FBI tarafından izlendiğini ve raporlandığını tespit ediyor. Özellikle 1924-1972 arasındaki göreviyle, FBI’ın en uzun ömürlü başkanı sayılan Edgar J. Hoover’ın sert ve tutucu bakışının hâkim olduğu döneme denk gelen “sıkı” takip ve fişleme ile ilgili belgelerin ABD’nin “en karanlık” tarihini aydınlatması da bekleniyor.FİŞLEMELER 13 BİN 892 SAYFAEdgar J. Hoover, özellikle 1952-1960 arasındaki Eisenhower döneminin MacCarthy soruşturmalarıyla kendini gösteren baskıcı tutumunun perde arkasındaki ismi olarak anılıyordu. Afro Amerikalı yazarların izlenmesiyle ilgili şimdiye kadar bilinmeyen bilgilere ulaşan William Maxwell, Claude McKay’in hayatı ile ilgili FBI’dan, gizliliği kalkan belgeler geldiğinde, içinde yazarın yakından izlendiği ve “adı çıkmış zenci devrimci” notunun bulunduğu istihbarat bilgileriyle karşılaştı. Araştırmasını genişleten Maxwell, üzerlerinde FBI’ın “Dikkat edilmesi gereken Afro modernistler” notunu düştüğü 106 adet dosyayı incelemek istedi. Bu dosyaların 51’inin siyahi yazarlara ait olduğunu tespit eden Maxwell, her biri üç ilâ bin 884 sayfa arası tutan fişleme belgelerine ulaştı. Sadece Afro Amerikalı yazarlara ilişkin FBI fişlemeleri, 13 bin 892 sayfa tutuyor.SİYAHİLER DÜNYANIN HER YERİNDE İZLENMİŞHoover’ın FBI’da ilk çalışmaya başladığı ve Harlem Rönesansı’nın ortaya çıktığı 1919 yılından, ölümüne dek görevde kaldığı ve Siyahi Sanat hareketinin zirveye ulaştığı 1972 yılına kadar bu fişlemenin devam etmesinin anlamlı olduğuna dikkat çeken Maxwell, bu tutumun Hoover’ın siyah protesto hareketleri ve sol siyasetin, edebiyattaki potansiyelini keşfetmeye yönelik kişisel ilgisinden kaynaklandığı görüşünde. Akademisyenin araştırmasından çıkan bir diğer ilginç sonuç da, Afro Amerikalı yazarların sadece ABD’de değil, FBI tarafından dünyanın her yerinde izlenmesi… Örneğin, Claude McKay Sovyetler Birliği’ne gidişi ve dönüşünde izlenmiş ve 1923’de ABD’ne dönüşünde ülkeye girişi için çeşitli zorluklar çıkarılmış. FBI, Hoover döneminde siyah yazarları, Avrupa, Afrika ve Latin Amerika’daki bütün seyahatleri boyunca izlemiş.Guardian
Alberto Giacometti Sergisi Pera Müzesi'nde
Geçen yüzyılın sanat ve kültür hayatının simge isimlerinden ressam heykeltıraş Alberto Giacometti'nin seçme eserlerinden oluşan sergi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde dün sanatseverlerle buluştu.1901-1966 yılları arasında yaşamış İsviçreli ressam heykeltıraş Alberto Giacometti'nin seçme eserleri Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde dün görücüye çıktı. 26 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek sergi vakfın '10. Yıl Kutlama Programı' kapsamında hazırlandı.Paris Ekolü'ne dahil olan sanatçı, en önemli eserlerini bu şehirde verdi ve Sürrealizm, Ekpresyonizm, Kübizm, Formalizm akımlarında önemli katkılarda bulundu.Sanat hayatı boyunca yaşadığı zihinsel değişimleri eserlerine köklü değişiklikler olarak yansıtan Alberto Giacometti, Joan Miro, Pablo Picasso ve Balthus gibi dönemin dev isimleriyle arkadaşlıklar kurmuştu.Bu da heykel sayılır mı?Bir dönem insan figürlerinden uzaklaşsa da sanat hayatının büyük bölümünde insan modeller kullandı. Hatta bir dönem giderek küçülen boyutlarla yaptığı heykellerle, heykel sanatını 'Bu figür de heykel sayılır mı' dedirten minimalist bir alana taşıdı. Öte yandan hatırı sayılır paralara satabileceği heykelleri eritip, tahrif edip başka heykeller yapması da onun bir başka nevi şahsına münhasır özelliğiydi. Birçok heykel ve tablosunda da karısı Anetta'yı model olarak kullanmıştı. Bunlardan bazılarını bu sergide görmek, hatta onun karısıyla çalışırken fotoğraflandığı kareleri görmek mümkün.
Faith No More’un Yeni Albümünün İsmi Belli Oldu: 'Sol Invictus'
Faith No More basçısı Bill Gould, yoldaki Faith No More albümü hakkında açıklamalarda bulundu. Sol Invictus adıyla yayınlanacak albüm 10 şarkıdan oluşacak. Gould’a göre albüm, grubun başladığı noktaya dönüşü anlamına geliyor.19 Mayıs’ta grubun sahibi olduğu Reclamation plak şirketinden yayınlanacak olan Sol Invictus, 18 yıl aranın ardından gelen ilk Faith No More albümü olacak. Gould, albümün çıkış noktasının 2011 yılında Buenos Aires’te bir konserde ilk kez çaldıkları ”Matador” isimli şarkı olduğunu söylüyor. Grubun erken dönemlerinde de ilham kaynağı olan Roxy Music ve Siouxsie and the Banshees gibi grupları albümdeki genel sound için referans olarak gösteren Gould, hipnotik ve gotik bir Faith No More albümünün yolda olduğunu vurguluyor.Son Faith No More albümünün üzerinden geçen 18 yılda, gruptaki herkesin kendi projeleriyle yoğun bir şekilde çalışıp kendini geliştirdiğini dile getiren Gould’a göre, Sol Invictus albümünde gruptaki müzisyenlerin bu deneyimlerinden izler bulmak mümkün.Albümün şarkı listesini aşağıda görebilirsiniz.1. “Sol Invictus”2. “Superhero”3. “Sunny Side Up”4. “Separation Anxiety”5. “Cone of Shame”6. “Rise of the Fall”7. “Black Friday”8. “Motherfucker”9. “Matador”10. “From the Dead”Sol Invictus‘tan yayınlanan ilk single ”Motherfucker” da aşağıdan dinlenebilir.Bantmag
Reklam
Yoldaki Florence and the Machine Albümünden İlk Sesler
Florence and the Machine, henüz adı resmi olarak açıklanmayan yeni albümlerinin haberini “How Big, How Blue, How Beautiful” isimli bir video’yla verdi.Vincent Haycock ve Tabitha Denholm tarafından yönetilen klipte, çoğunlukla grubun solisti Florence Welch’i kendisinin başka bir versiyonuyla bir çeşit etkileşim içinde izliyoruz.Grup aynı zamanda 9 Şubat akşamı, Shoreditch’de düzenledikleri bir yemekte içlerinde The XX üyeleri, Jessie Ware gibi sanatçıların da olduğu bir grup yakın dostlarına yeni albümü baştan sona dinletmişti. Dinletide bulunanlardan çıkan dedikodulara göre yeni albümün ismi What Kind of Man olup, çıkış şarkısıyla aynı adı paylaşacakmış.Bant Mag
Reklam
Gözlerimiz, Düşündüğümüzden Çok Şey Anlatıyor
Yeni tanıştığımız birinin karizmatik olduğunu düşünmemiz, büyük ölçüde bakışlarına ve bizimle kurduğu göz temasına bağlıdır. İletişimin sadece yüzde 7’si sözlü ifadelerden oluşurken, bakışlar da dahil olmak üzere beden dili yüzde 93’ünü kapsar. Ayrıca kişilerin söyledikleri ve jestleri birbirine zıt mesajlar içerdiğinde, karşılarındaki kişinin hareketlere söylenenlerden 5 kat daha fazla inandığı, yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.
'100 İllüstrasyonla Türk Sinemasının 100. Yılı' Sergisi Yarın Açılıyor
Küratörlüğünü Bant Mag.’ın üstlendiği 100 İllüstrasyonla Türk Sinemasının 100. Yılı sergisi, yarın Beyoğlu’ndaki TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi’nde açılıyor. Sergi, 15 Mart’a kadar ziyaret edilebilir.İlk olarak 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde görücüye çıkan sergi, Sevmek Zamanı ‘ndan Eşkıya’ ya, Muhsin Bey ‘den Kış Uykusu ‘na Türk sinemasına damgasını vurmuş 100 filmin, Bant Mag. illüstratörleri tarafından yapılmış illüstrasyonlarından oluşuyor.Sergide çalışmaları yer alan illüstratörler şöyle:Gökhan AkbabaSaydan AkşitAykut AydoğduEzgi BeyazıtEthem Onur BilgiçFurkan ‘Nuka’ BirgünVardal CanişCan ÇetinkayaBerkay DağlarBurak DakSedat GirginSadi GüranMark HaleMurat PaltaNaz TanselAsuman TanyaşDuygu Topçu Mert TugenAda Tuncer Mehmet UluşahinSergi pazartesi günleri hariç her gün 10:00-18:00 saat aralığında ziyarete açık. Sergi hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz. Aşağıda da sergide yer alan çalışmalardan bazılarını görebilirsiniz.
Reklam
Boston Dynamics Akıllı ve Dengeli Robot-Köpek Spot’u Tanıttı
İleri seviye akıllı robotlar tasarlayan Amerika merkezli Boston Dynamics köpeği andıran yeni robotunu tanıttı. ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Darpa ajansı için robot bilim alanında Ar-Ge çalışmaları yapan şirket, 2013 yılında Google tarafından satın alınmıştı. Şirket bu süreçten sonra yine kendi içinde özerk olarak projelerini geliştirmeye devam etmişti.
Reklam
Suya Yeniden Hayat Veren Manipüle Edilmiş 32 Yaratıcı Fotoğraf Çalışması
Suyun saflığı ve duruluğu temsil ettiği herkesçe bilinen bir olgu. Çeşitli kaynaklardan en iyilerini derlediğimiz su konsepti kapsamında profesyonelce manipüle edilmiş bu fotoğrafların bazılarında yaratıcılıkta sınır tanımamış ve bazılarında ise insanı dinginleştiren bir akvaryum havası var.Kaynakhttps://newevolutiondesigns.com/20-water-art-wallpapershttp://www.hongkiat.com/blog/water-photo-manipulation/http://www.urdutehzeb.com/showthread.php/12472-Water-Art-!!!http://www.blog.pps.com.pk/23-brilliant-water-artworks-please-be-thankful-to-water/http://www.designswan.com/archives/stunning-digital-water-art-by-b-o-k-e.html
Sürücüsüz Araçlar İngiltere Yollarında
Otonom yani kendi kendine giden otomobiller İngiltere şehirlerinde test edilmeye başlanıyor.Birçok firmanın üzerinde çalıştığı sürücüsüz otomobillerin testleri için İngiltere’de de hazırlıklar başladı. İlk olarak İngiltere’nin Greenwich, Bristol, Milton Keynes ve Coventry şehirlerinde başlayacak testlerde 3 farklı araç yola çıkacak.İlkbahar aylarında başlayacak testlerin amacı ise otonom araçların yollarda nasıl çalıştığını gözlemlemek ve olası sorunlar konusunda düzenlemeler yapmak. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği izinle başlayan testlerde araçlar gerçek yol şartlarında kullanılacak.Greenwich’te denenecek olan yüzde 100 elektrikli araç Gateway iki nokta arasında insan taşımak için ’shuttle’ olarak kullanılacak. Ulaştırma Bakanlığı bu araçlarla ilgili mevzuat düzenlemelerinin de 2017 yılına kadar yapılacağını açıkladı.Dünya devleri çalışıyorAralarında Google, Uber ve benzeri teknoloji firmalarının da bulunduğu birçok şirket otonom araçlar konusunda çalışmalar yapıyor. Ayrıca BMW ve Audi gibi otomobil üreticileri de bu tip araç ve özellikler konusunda çözümler sunuyor. Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde yollarda kendi kendine gidebilen araçların sayısının artması bekleniyor. Birçok ülkede bu araçların kullanımı için deneme, test ve mevzuat değişiklikleri konusunda çalışmalar da yapılıyor.Kaynak: BBC
Reklam
Erdoğan: '1915 Olayları Objektif Yazılmadı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya'da Bogoto Externado Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nce düzenlenen '1915: Osmanlı İmparatorluğu'nun En Uzun Yılı Sempozyumu'nda konuştu.Bu yıl 1915 olaylarının 100. yılı olduğunu hatırlatan Erdoğan, 100 yıl boyunca, Ermenilerin Türklere ve Türklerin Ermenilere yaptıklarının, sağlıklı şekilde konuşulmadığını, tartışılmadığını ve doğru şekilde kaleme alınmadığını söyledi.Propaganda, algı operasyonları ve kirli siyasetin 100 yıl boyunca tarihin ve tarihi gerçeklerin önünde olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:Tarih egemen güçlerce yazılmıştırTarih egemen güçlerce yazılmıştır. Tarihin, tarihçiler tarafından yazılması gerektiğini düşünüyoruz. Tarihe 1915 olayları olarak geçen hadiseler, egemenler tarafından yazılan olaylar olarak görüldü. 100 yıl boyunca Türklerin Ermenilere, Ermenilerin Türklere yaptıkları objektif olarak yazılamamıştır. Eğer Ermeni diasporası samimi ise biz bütün arşivlerimizi açıyoruz. İncelemesi yapılmış belge sayısı 1 milyonun üzerindedir. Ermenistan ve üçüncü ülkeler de varsa onlar da açsınlar. Tarihçiler, görevliler çalışsınlar sonra gelsin sunsunlar.Erdoğan, 1915 olaylarına ilişkin arşivleri daha da genişletmenin peşinde olduklarını dile getirerek, Ermenistan'a kendilerinin el uzattığını söyledi.'Elimiz havada kaldı'Geçen yıl 23 Nisan'da yazdığı mektubu, bu işi takip edenlerin gayet iyi bileceğini dile getiren Erdoğan, 'İlişkileri düzeltmenin, yeni bir sayfa açmanın gayreti içinde olduk. Ne yazık ki, Ermeni diasporasının da etkisiyle bizim elimiz her seferinde havada kaldı. Bu yıl, 100. yıl dönümünde, biz yine samimi, içten çağrılarımızı tekrarlıyoruz. Gelin, bu meseleyi siyasetin alanından çıkaralım, bilime ve bilim insanlarına havale edelim' diye konuştu.Bu yıl, 24 Nisan'da Çanakkale Savaşları'nın 100. yıl dönümünde, Türkiye’de büyük bir uluslararası merasim düzenleneceğini anımsatan Erdoğan, birçok ülkeye davet gönderildiğini, bazılarının şu ana kadar katılacaklarını teyit ettiklerini ve yeni teyitler de beklediklerini kaydetti.'Biz isterdik ki o atmosferi teneffüs etsinler'Ermenistan devletini de davet ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Biz isterdik ki gelsinler, 24 Nisan’da Çanakkale’de bulunsunlar, o atmosferi teneffüs etsinler, bizim oradaki yüz binlerce şehidimizin arasında yaşananları anlamaya çalışsınlar. Ama bunu yapmadılar. Nezaket kurallarını çiğneyen açıklamalarla, bir kez daha barışın, diyaloğun önünü kapattılar. Biz, 1915 olayları konusunda da barış ve diyalog çabalarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Biz propagandayla, algı operasyonlarıyla, uluslararası siyaseti çirkinleştirerek değil, tarih biliminin ışığında bu meseleyi ele almaya devam edeceğiz.''Biz kimseyi soykırımla suçlamıyoruz'Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Balkanlar'da sayıları milyonlarla ifade edilen bir Müslüman nüfusun, çatışmalarda ve sürgün yollarında hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:'Ama biz bundan hareketle kimseyi soykırımla suçlamıyoruz. Tarihi olayların kendi dönemleri ve kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kayıpları anmak, onların hatıralarını yaşatmak başka bir şeydir, bunun üzerinden siyasi ve diplomatik sonuçlar devşirmeye çalışmak başka bir şeydir. Biz, hatıralara saygı duyulmasına varız ama bunun üzerinden ülkemize ve milletimize yönelik bir düşmanlık kampanyası yürütülmesine asla izin veremeyiz.''Birinci Dünya Savaşı'nı iyi analiz etmek zorundayız''Eğer, bugünü anlamak, bugünün dünya siyasetini doğru yorumlamak istiyorsak, mutlaka ve mutlaka Birinci Dünya Savaşı'nı iyi incelemek, iyi analiz etmek zorundayız' değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:'Bugün, tüm dünyayı ilgilendiren birçok uluslararası meselenin kökeninde, Birinci Dünya Savaşı vardır. Filistin meselesi, bugün can alıcı bir noktada bulunan Irak ve Suriye meseleleri, Yemen, Mısır, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Balkanlar'daki sorunlar, Birinci Dünya Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkmış, ne yazık ki 100 yıldır devam eden sorunlardır. Afganistan meselesi, Somali başta olmak üzere Afrika'daki yoksulluk, bugün bütün dünyayı tehdit eder hale gelen terör meselesi, aynı şekilde Birinci Dünya Savaşı'nın ürettiği sorunlardır.''Terör denilince maalesef Ortadoğu akla geliyor'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı Devleti'nden geriye kalan topraklarda yapay şekilde çizilen sınırlarla etnik, dini ya da mezhebi unsurlara dikkat edilmeksizin, yeni ülkelerin ihdas edildiğini belirterek, 'Öyle tahmin ediyorum ki Kolombiya'daki dostlarımız, özellikle de genç arkadaşlarımız, öğrenci arkadaşlarımız, Ortadoğu'nun neden bu kadar çalkantılı bir bölge olduğunu merak ediyorlardır' yorumunu yaptı.Bölgeden, her gün çatışma ve savaş haberlerinin geldiğini kaydeden Erdoğan, 'Hemen hemen her gün bir katliamın, toplu kıyımın, bir saldırının haberi buralara kadar ulaşıyor. Terör denilince, maalesef en önce Ortadoğu akla geliyor' ifadesini kullandı.'Halklar arasında yapay sınırlar oluşturuldu'Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan düzenin iyi anlaşılması gerektiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:'Ortadoğu ismi verilen bölge, Birinci Dünya Savaşı sonrasında, işte tam da böyle bir bölge olmak üzere kurgulanmıştır. Ortadoğu, bundan 100 yıl önce, savaşı kazananlar tarafından, bir çatışma, bir kriz bölgesi olarak tasarlanmış ve bu tasarım, 100 yıl boyunca tam da hedeflendiği şekilde muhafaza edilmiştir. Ortadoğu'daki sınırlara baktığınızda, sınırların cetvelle çizilmiş gibi dümdüz olduğunu görürsünüz. Araplar, aralarındaki hiçbir hassasiyet gözetilmeksizin, farklı ülkeler olarak parçalanmışlardır. Hatta akrabalar, aynı şekilde köylerinden geçen sınırlar nedeniyle birbirlerinden koparılmışlardır. Türkiye'nin sınırları dahi, köylerin, kasabaların içinden geçmiş, akrabalar, kardeşler iki farklı ülkenin vatandaşları olarak birbirlerinden ayrılmışlardır.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Sınırlar, sadece topraklara değil, aynı zamanda zihinlere, kültürlere, inançlara da zorla empoze edilmiş, halklar arasında yapay sınırlar oluşturulmuş, kardeşler, birbirlerine hasım hale getirilmişlerdir' dedi.Bugün, İsrail ve Filistin'in bulunduğu toprakların, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde olduğunu anımsatan Erdoğan, Osmanlı Devleti'nin, tesis ettiği mükemmel idare sistemiyle, bu bölgeyi adaletle yönettiğini, huzurlu ve güvenli bir bölge olarak muhafaza ettiğini dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi:'Birinci Dünya Savaşı yapıldı, Osmanlı Devleti bu topraklardan çekildi ve işte o andan itibaren, bu bölge kanla, gözyaşıyla, zulümle anılmaya başlandı. Filistin'e çok yoğun bir göçü oldu, demografi değişti. Biliyorsunuz, 1948 yılında da İsrail devleti kuruldu. Tabii, İsrail Devleti, 1948'de kurulduğu sınırlarda kalmadı. İsrail, bugün hala sınırlarını genişletmenin, Filistin topraklarını daha fazla işgal etmenin, Filistinlileri o coğrafyadan tamamen silmenin gayreti içinde.''İsrail, 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli'Erdoğan, 'Biz Türkiye olarak, İsrail devletinin genişleme politikalarına ve bu yönde yaptığı ağır zulümlere, ağır katliamlara itiraz ettiğimizde, bunu dünyada çok farklı yerlere çekmeye çalışıyorlar' diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bizim Türkiye olarak bu konuda tavrımız çok nettir. 'İsrail, 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli, Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin devletinin kurulmasına, Filistinlilerin egemenlik haklarına saygı göstermelidir' diyoruz. Bunu yapmadığı sürece İsrail, bölgenin zalim, terörist devleti olmaya, bütün bölgeyi kan gölüne çeviren bir sorun olmaya devam edecektir' değerlendirmesinde bulundu.'İsrail zulmü ve İsrail terörü devam ettikçe de hem Ortadoğu'da hem de tüm insanlığın vicdanında kanama hiçbir zaman durmayacaktır' yorumunu yapan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bakın biz, Türkiye olarak, Filistin-İsrail meselesinde, Suriye, Irak meselesinde, Mısır, Libya meselesinde insani ve vicdani bir duruş sergilediğimizde, dünyada bazıları bundan ciddi şekilde rahatsız oluyorlar. Mısır'da biz rahatsız olduk. Niye? Halkın oylarıyla seçilip iş başına gelmiş olan, yüzde 52'yle, Mursi'ye karşı, onun kabinesinde Milli Savunma Bakanı olan şu andaki Sisi, darbe yapmak suretiyle onu cumhurbaşkanlığından indirip hapse atıyor ve şu anda da maalesef naylon iddianamelerle onun hakkında idam kararı verdiriliyor. Burası anlamlıdır, eğer biz insani ve vicdani olarak bir şeye karar vereceksek, biz bu dünyada darbecilerin değil, sandıktaki iradenin yanında olmaya mecburuz. Türkiye'ye yönelik, son derece ağır, haksız ve gerçekten ahlak dışı ithamlarda bulunanlar işte bunu hazmedemeyenlerdir.'Kaynak: AA ve DHA
Reklam