Mükemmel Bir Zamanlamayla Çekilen 9 Yaratıcı Bulut Fotoğrafı
Fotoğrafçılık sanatı doğru zamanda doğru yerde olmayı gerektirir. Ve şartlar uygunsa 'İşte o an' dediğimiz çalışmalar ortaya çıkar. Ancak bazen de, ufak dokunuşların yardımıyla, sıradan bir manzara bile oldukça başarılı bir fotoğraf karesine dönüşebilir. Teknik bilgi ve doğru ekipman dışında asıl olan, şüphesiz yaratıcılık ve hayal gücüdür. Bu sayede ortaya özgün işler çıkar. Tıpkı galerimizde örneklerini göreceğiniz fotoğraflar gibi...
Sezen Aksu'nun Başka Sanatçılar İçin Bestelediği 30 Şarkının Kendi Sesinden Yorumu
Sezen Aksu büyük bir ses, çok iyi bir besteci. Melodisyenlikte aşması bir tarafa gönüllere hitap eden sözleri dallarından taşarcasına taşıyan kirazlar gibi taşıyan her bir melodisinde bir ses duyulan eşsiz bir sanatçı.Bazı şarkıları başkalarına verdiğinde hayıflanırız:-Bunu Sezen Aksu kendi söyleseydi keşke, diye.İşte o şarkılardan ve Sezen Aksu'nun sadece kendi seslendirdiği şarkılardan biraz paylaşıyoruz.
Türkiye'nin İlk 3D Animasyon Filmini İlk Hafta Sonu Sadece 1 Kişi İzledi
Geçtiğimiz yıl bakanlıktan alınan hibeyle çekilen Türkiye'nin ilk animasyon (3D) filmi Uzay Kuvvetleri 2911'i ilk hafta sonu sadece 1 kişi izledi.Kültür Bakanlığı'nın sinema, televizyon, dizi, yayıncılık ihracatında 1 milyar dolar seviyesine ulaşabilmek için dağıttığı hibeler sayesinde çekilen filmlerin sayısı katlanarak büyüyor. Sinema sektörüne yeni yüzler, yeni yönetmen ve yapımcılar kazandırmak amacıyla dağıtılan hibeler diğer yandan da hayal kırıklığına neden olan projeleri beyaz perdeye çıkarıyor. Türkiye Gazetesi'nden Güven Adalı'nın haberine ve Kültür Bakanlığı Sinema Denetleme Kurumu verilerine göre, 2013 yılında gösterime giren 85 yerli uzun metraj filmin 26'sına yani yüzde 30'una devlet destek verdi. 2014'te ise 168 Türk filmi sinemada izleyicilerle buluştu. Kaç adet filmin devlet desteği aldığı henüz açıklanmasa da bu rakamın 50'yi geçmesi bekleniyor. FİLMİ 12 KİŞİ İZLEDİGeçtiğimiz yıl gişede rekor hasılat ve izleyici rakamlarına ulaşan filmler çıkartan Türk sineması, sadece birkaç salonda gösterime giren, 1.000 kişinin bile izlemediği onlarca filme de tanıklık etti. Hayal kırıklığına neden olan filmler arasında yalnızca 12 seyirciyi sinemaya çekerek 72 TL gişe hasılatı elde edebilen 'Rüzgârla Bir' en dikkat çeken yapıt oldu. Mayıs 2014'te izleyiciyle buluşan Türkiye'nin ilk animasyon filmi Uzay Kuvvetleri 2911'i ise sadece 522 kişi izledi. 2 hafta gösterimde kalan ve 90 salonda izleyici ile buluşan film 3 bin 805 TL hasılat elde edebildi. (Box Office Türkiye)   EN AZ 700 BİN TL GEREKİYORBir film için azami 700 bin liraya ihtiyaç duyulduğunu belirten uzmanlar, gişede hayal kırıklığına uğrayan filmlerin düşük bütçeli yapımlar olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu filmlerin büyük bölümü ise ya devlet desteği ya da banka kredisi ile çekiliyor. 'Sonsuz' filminde ve nisan ayında vizyona girecek 'Sonsuz Bir Aşk'ta başrol oynayan, yaz aylarında çekilecek yeni bir filmde de yönetmen koltuğuna oturmaya hazırlanan aktör Ferhat Gündoğdu, devlet desteğinin sinema sektörü için çok önemli olduğunu fakat doğru projelerin desteklenmediğini ifade etti. Gişede başarısız olan filmleri izlemediğini fakat desteklerin yanlış projelere kaymış olması ile başarısız filmlerin çekilebildiğini söyleyen Gündoğdu, “Maalesef kaliteli filmlerimiz sinemada seyirci toplayamıyor. Küfür ile güldüren filmlerin gişede daha başarılı olduklarını görüyoruz. Eminim ki gişede başarısız olmuş fakat senaryo ve oyuncularıyla başarılı filmler de vardır. Fakat devlet desteğini alarak başarısız projeler sinema perdesine çıkabiliyor” dedi.
'Mutlu Bir Türkiye Çok Zor Değil'
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 'Temel amacımız; mutlu, huzurlu, herkesin işinin ve aşının olduğu bir Türkiye. Bu çok zor değil' dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, temel amaçlarının 'mutlu, huzurlu, herkesin işinin ve aşının olduğu bir Türkiye' olduğunu belirterek, 'Bu çok zor değil. Devleti yöneten kişinin akılcı politikalar üretmesi halinde, bu tür sorunları çözersiniz. Çözen ülkeler var' dedi.Kılıçdaroğlu, Beşiktaş'taki Four Seasons Hotel'de düzenlenen ve 35 ülkeden iş adamları, politikacılar, bilim adamları, diplomatlar ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen Dünya İş Konseyi Liderler Konferansı'na katıldı.Burada katılımcıların sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, 'Dünyaya entegre olmaktan bahsederken YÖK'ün denklik ve yurt dışı eğitim politikalarını yorumlar mısınız?' şeklindeki soru üzerine, 'CHP iktidarında, YÖK diye bir kurum olmayacak. Bütün üniversiteler bilgi üretecek. Üniversiteler özgür ve özerk olacak' ifadelerini kullandı.Kılıçdaroğlu, 'Türkiye'nin gelir dağılımı adaletsizliği, ne zaman düzelir?' sorusuna karşılık, gelir dağılımında artan farkı konuşmasında dinleyicilerin bilgisine sunduğunu belirterek, vergi politikalarıyla, kamu harcamalarıyla ve sosyal destek programlarıyla gelir dağılımında düzenleme yapmanın mümkün olduğunu, bir ülkede işsizlik, yoksulluk, açlık ve sefalet varsa o ülkede barışın ve huzurun sağlanamayacağını söyledi.'Temel amacımız; mutlu, huzurlu, herkesin işinin ve aşının olduğu bir Türkiye. Bu çok zor değil. Devleti yöneten kişinin akılcı politikalar üretmesi halinde, bu tür sorunları çözersiniz. Çözen ülkeler var. Yeniden bulacağımız bir mucize değil bu. Vergi politikasını, bütçe politikasını, sosyal destek programlarını buna göre yaparsınız, bütün yoksul yurttaşları sosyal destek programları kapsamına alırsınız' diyen Kılıçdaroğlu, 4 yıllık CHP iktidarında Türkiye'de yoksulluğun sıfırlanacağını anlattı.'Sosyal devlet olgusu, toplum belleğine yerleştirilmeli'Kılıçdaroğlu, CHP'nin sosyal politikaları hakkındaki bir soruya karşılık, sosyal devlet olgusunun çok daha fazla tartışılması ve toplumun belleğine yerleştirmeleri gerektiğini kaydetti.Sosyal devletin tarifini yapan Kılıçdaroğlu, 'Sosyal devlet şu; işçisi de işvereni de örgütlenecek. Belli amaçlar çerçevesinde, insanlar bir araya gelip sivil toplum örgütleri kuracak. Bir kişi işsizse, devlete dönüp 'benim işsizliğimi sen gidermek zorundasın' deme hakkı olan devlettir sosyal devlet. Eğer bir aile yoksulsa iktidara, hükümete, devlete dönüp 'Benim açlığımı gidermek zorundasın sen ey devlet' deme hakkına sahiptir. Bu hak, yurttaşın elinden alınmış durumda. Neden? Çünkü hükümetin yaptığı yardımlar, sosyal devletin gereği olarak algılanmıyor' diye konuştu.'İktidarda olanlar bu yardımı sanki ceplerinden yapıyorlarmış gibi bir algıyı yaratıyorlar. O algı toplumda beslenerek büyüyor' diyen Kılıçdaroğlu, yardımların vatandaşların vergisinden yapıldığını dile getirdi.Vatandaşın ödediği verginin nereye harcandığını soramamasının sosyal devletin güçlenmesinin önünde engel oluşturduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Benden vergi alınıyorsa o verginin hesabını iktidar vermek zorundadır. Ödediğim verginin hesabını soramıyorsam, o ülkede demokrasi henüz oturmamış demektir. Sosyal devlet, bu açıdan çok ama çok önemli' dedi.Kılıçdaroğlu, sosyal devletten sendikaların söz etmediğini, sivil toplum örgütlerinin, aydınların, köşe yazarlarının, üniversitelerin arzu edildiği kadar bahsetmediğini anlatarak, 'Eğer sosyal devleti ve onun gereklerini bu topluma yeteri kadar anlatabilirsek farklı bir dünyayı hep beraber inşa etmenin yollarını aşacağız. Sosyal devlet, çok önemli bir kavramdır. Sosyal devlet, halkına hesap veren devlettir. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği Türkiye, sosyal devleti güçlü bir toplum demektir. Hepimiz bu konuda çalışacağız' değerlendirmesinde bulundu.'İnsani gelişmişlik endeksinde ilk 20'ye girmemiz lazım''İktidarda olsaydınız neyi farklı yapardınız?' sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, demokrasi ve hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede gelişme olmayacağını, gelişmişliğin sadece kişi başına düşen gelirle ölçülemeyeceğini söyledi.Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:'İktidarın hedefi; ilk 10'a girmek. Biz 'İlk 10'a girmek yeterli değil. Ayrıca insani gelişmişlik endeksinde ilk 20'ye girmemiz lazım' diyoruz. Yani 20 yılda bizim en az 40 basamak yükselmemiz gerekiyor. İnsani gelişmişlik endeksinde gerilerdeyseniz sizin demokrasinizin adı hibrit demokrasi, yarım demokrasi oluyor. Bu ülkenin insanına bu yakışmaz. Biz olsaydık şayet iktidarda, emin olun bizim üniversitelerimiz dünyanın en saygın üniversiteleri arasında girmiş olurdu. En az 10 üniversite. Çünkü o üniversiteler özgür, özerk olacaktı. bilim, bilgi üreteceklerdi. Baskı altında olmayacaklardı. Her türlü düşüncenin özgürce konuşulduğu kurumlar olacaktı.'Kılıçdaroğlu, bir iş adamının Türkiye'de çip üretmek istediğini ve bunun için bir milyar dolara ihtiyacı olduğunu dile getirerek, 'Ben başbakan olsaydım bu parayı gözüm kapalı verirdim. Türkiye çip üretmeli, yüksek teknolojiye geçmeli. Eğer siz katma değeri yüksek ürün üretmiyorsanız başarılı olma, rekabet etme şansınız sıfır' diye konuştu.Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin 2023, 2071 gibi hedeflerini de eleştirdi.'Dört yılda Türkiye'nin kaderi değişir'Kılıçdaroğlu, dünyada teknolojik gelişmelerin çok hızlı ilerlediğini aktararak, Türkiye'de üniversitelerin, bilimin dışladığını, eğitimin ortaçağ düzeyine indiğini, çocukların denek olarak kullanıldığını ileri sürdü.İş dünyasına seslenen Kılıçdaroğlu, 'Eğer bu politika ve bu iktidar böyle giderse, yakın bir gelecekte, siz ancak üçüncü dünya ülkelerinin talep ettiği ürünleri üretebilir ve ancak onlara pazar bulabilirsiniz. Bu düşünce beni ürkütüyor. Bu süreç de beni ürkütüyor' ifadelerini kullandı.Devletin kin, öfke, duygu ile değil akıl ve mantıkla yönetileceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, önyargı ile insanlara yaklaşılamayacağını, kişinin eksikliğini bir başkasını dinleyerek tamamlayabileceğini bildirdi.Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin 1980'lerde ekonomik açıdan 14 olan dünya sırasının şu anda 19 olduğunu savunarak, böyle giderse ilk 20'den çıkılacağını anlattı.Yabancı sermaye girişinin az olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Bizim vizyonumuz, Türkiye'yi bilgi toplumuna çağıran vizyondur. 21. yüzyılda ciddi bir atılım yapmak isteyen Türkiye'nin vizyonudur. Türkiye, sorunlarını çözme ve aşma kabiliyetine sahip. Bunun için bilgi de birikim de insan da siyasi parti de var. Gelin bu seçimlerde tercihlerimiz doğru kullanalım. Gelin bir 4 yıllık fırsat verin. 44 yılda Türkiye'nin kaderi değişir, Türkiye çağ atlar' şeklinde konuştu.Uğur Aslanhan, AA
'3. Köprü ve 3. Havalimanı Gibi Projeler İstanbul'un İklimini Değiştirecek'
3. köprü, 3. havalimanı ve Kanal İstanbul gibi mega projeler iklimi bile değiştirecek. İstanbul’da sıcaklık 2050’de 3 derece artacak Istrancalar’ın suyu azalacak.Nüfus artışı, yeşil tahribat ve iklim değişikliği gibi sorunlar su kaynaklarını olumsuz etkilerken, 5 bilim insanının hazırladığı raporda, İstanbul için ürkütücü tespitler yer alıyor.Dünya Su Günü'nde yayımlanan “İstanbul’un Su Krizi ve Kolektif Çözüm Önerileri” başlıklı bir rapora göre; 2050’ye kadar İstanbul’daki sıcaklık değerleri 3 derece artacak.Mert İnan'ın Milliyet'te yayımlanan haberine göre, raporda yer alan dikkat çekici tespitler şöyle:Endüstrileşme tehlikesi: En yüksek seviyeye sahip ilk üç tatlı su kaynağı Ömerli, Elmalı veKüçükçekmece. Alibeyköy, en fazla endüstrileşmiş havzadır.Sürdürülebilir değil: 31 Temmuz 2014 tarihinde İstanbul’un tüm barajlarında toplam 164,5 milyon metreküp su hacmi kalmış, Sakarya Nehri’nden ek su aktarımı yapılmıştır. İstanbul’a başka havzalardan sürekli su taşınmasına yönelik bir su yönetimi sürdürülebilir olmayacaktır.Arıtma tesisleri yetersiz: Sakarya Nehri’nin sanayi ve evsel atıklarla kirlenmesi sonucunda su kalitesi çok düşüktür. Melen ve Yeşilçay’ın su kalitesine göre inşa edilmiş mevcut arıtma tesisleri, Sakarya Nehri’nin suyunu arıtmaya uygun değildir.Sıcaklık 2.6 derece artacak: 2020-2050 döneminde İstanbul’un su varlıklarının önemli kısmını kapsayan alanda yıllık en yüksek sıcaklıkların yaklaşık 2,6 derece artması beklenmektedir. Sıcaklık artışının yaz aylarında İstanbul ve çevresinde 3 derece civarında olması öngörülüyor.Yaz yağışları azalacak: İstanbul’da 2020-2050 dönemi için kış mevsimi yağışlarında artış olacağı öngörülürken, yaz ve sonbahar yağışlarında azalma beklenmektedir.Mega projeler iklimi bozacak: 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul arazi kullanımı, nemlilik, sıcaklık, gaz ve enerji akışı ile albedo özelliklerde değişikliklere neden olacak, yeni ve ek ısı kaynakları yaratacaktır. Bu doğal olmayan değişim iklimler dizisini bozabilecek hatta yok edebilecektir. Projelerin yapıldığı alanlar yüksek olasılıkla birer kentsel ısı adasına dönüşecektir.3. Köprü tamamlandığında Kuzey Marmara Otoyolu ile birlikte toplamda 8 bin 715 hektarlık ormanlık alan yok edilecektir. Çökelme ve trafik nedeniyle egzoz gazları baraj göllerinde toplanan suyun kirlenmesine yol açacaktır. Özellikle Ömerli baraj gölünde oluşacak kirlilik DSİ’nin önemli yatırımlarından biri olan Melen Projesi’ni de olumsuz yönde etkileyecektir. 3. Havalimanı işletmesinden kaynaklanacak kurşun bakır ve çinko gibi kirleticiler Terkos Gölü’nü ağır metallerle kirlenmiş bir göl haline getirecektir. Kanal İstanbul, gerçekleşirse İstanbul’da kullanılan suyun yüzde 6.7’sini karşılayan Sazlıdere Havzası ortadan kalkacaktır. Avrupa Yakası’nda yapılacak 4 ayrı yeni kent projesiyle Silivri’den, Bekirli’ye kadar olan tüm yeraltı su kaynakları tehlike altındadır. Kirlenen yeraltı sularının ise temizlenmesi neredeyse imkansızdır.Günlük kayıp miktarı 600 bin metreküpTürkiye genelinde şebekelerin çok eski olması ve suyun iyi yönetilmemesinden dolayı yüzde 43 oranında kayıp-kaçak yaşanmaktadır. Megakent için kayıp-kaçak oranı yüzde 27 seviyesindedir. Yıllık toplam 909 milyon 454 bin metreküp su verilen İstanbul’da yüzde 24’lük bir kayıp; günlük 600 bin metreküp suyun boşa gitmesidir. İstanbul’daki mevcut su kayıp oranı, Sakarya’dan getirilen suya denktir.
Halil Sezai'nin İsyan Şarkısı Hiç Bu Kadar Eğlenceli Olmamıştı
Okan Bayülgen'in programına konuk olan Halil Sezai, ünlü şovmenin şakalarından yine kurtulamadı. Özellikle sanatçının en ünlü şarkısı olan 'İsyan' ile ilgili bölümde Okan Bayülgen'in yayınladığı video hem izleyenleri hem de stüdyodakileri kahkaha krizine soktu.
Reklam
Son 15 Yılın Eurovision Birincileri
1963, 2000 ve 2013 olmak üzere 3 defa birinciliğin tadına bakan Danimarka bu şarkıyla milenyumun ilk birincisi olarak Eurovision tarihine geçmiştir.
Reklam
Sanatçı, Akademisyen ve Yazarlardan HDP'ye Destek Çağrısı
Aralarında Murathan Mungan, Nur Sürer, Nejat İşler, Vedat Türkali’nin de bulunduğu sanatçı, akademisyen, sendikacı, politikacı ve yazarlar 7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde HDP ile dayanışmak için çağrı metni yayımladı.Birçok yazar, sanatçı, akademisyen, sendikacı, politikacı ve yazar tarafından imzalanan metin şöyle:“Bu kez sıradan bir seçimle karşı karşıya değiliz. Bu kez ciddi biçimde Türkiye’nin geleceği oylanıyor. Bu kez her seferkinden daha sorumluyuz” denilen çağrı metninde, “Biz aşağıda imzası olanlar, 7 Haziran seçimlerinde HDP ile etkin bağımsız bir dayanışma çalışması yürütmek gerektiğini düşünüyoruz. Seçimlere sayılı günler kala, açık ve net bir politik tutum almaya ve bunu hayata geçirmeye ihtiyacımız var. Bugüne dek mücadele yürütülen tüm alanlarda olduğu gibi, sandıkta da AKP’yi geriletmek gerekiyor.2015 seçimlerinde vereceğimiz oyu düşünürken; Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun tarihsel bir dönemeçten geçtiği koşullarda gerçekleştiğini, seçim sonucunda oluşacak yeni TBMM’nin ve kurulacak yeni hükümetin, Türkiye’nin yakın ve orta vadedeki geleceğinin biçimlendirilmesinde gerekli olan siyasal ve yasal düzenlemelerin tek kaynağı olacağını, Türkiye’deki tüm siyasal, toplumsal güçler açısından seçimlerin hâlâ önemli bir siyasal mecra olarak önümüzde durduğunu en başa koymalıyız. Bu nedenle bize göre, AKP’yi geriletebilmek, Erdoğan’ın başkanlık hesaplarını bozmak, Türkiye’de ve Ortadoğu’da barışın önünü açmak için HDP seçim barajını geçmelidir.Türkiye’nin geleceğine ilişkin kaygılar taşıyan her sorumlu yurttaşı desteğe çağırıyoruz. Tüm Türkiye halklarının, emekçilerin, Alevilerin, laiklik mücadelesini vazgeçilmez gören yurttaşların, aydınların, sanatçıların, bilim insanlarının, sendikaların, demokratik kuruluşların, kadın örgütlerinin, doğa/çevre hareketlerinin, LGBTİ topluluklarının ve sivil inisiyatiflerin, Gezi’de olduğu gibi geniş bir dayanışma ve direniş koalisyonu ile yan yana gelmesine ihtiyaç duyuyoruz.Dayanışma çalışmasının, AKP’yi geriletme hedefinin en başına konularak, kamucu, laikliği savunan, özgürlükçü bir bakış açısıyla sürdürülmesini önemli buluyoruz. Böylece HDP’ye verilecek desteğin genişlemesine, açıkça görülen kimi kararsızlıkların giderilmesine olumlu bir katkısı olacağını düşünüyoruz. Böylesi bir zemin, seçim sonrasında kurulacak, geliştirilecek ilişkiler açısından da önemlidir.Biz aşağıda imzası olanlar, AKP diktasına karşı mücadele etmek ve HDP’ye omuz vermek için gönüllü olmak ve bu amaçla bağımsız bir seçim çalışması yürütmek isteyen herkesi, birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak üzere 29 Mart’ta TTMOB Karaköy Mimarlar Odası’nda düzenlenecek toplantıya çağırıyoruz.İmzacılarAbdurrahman Atalay, Adnan Saatçi, Ahmet Haluk Ünal, Ahmet Tonak, Ahmet Ümit, Akif Burak Atlar, Akif Kara, Ali Mert, Ali Şimşek, Anıl Güler, Arman Yılmaz, Aslı Baran Kaya, Aslı Filiz, A. Mücella Yapıcı, Başar Toros, Behçet Çelik, Bingöl Erdumlu, Burhan Sönmez, Bülent Akbay, Bülent Aslanhan, Bülent Çoşkungür, Bülent Öz, Can Atalay, Can Ersoy, Cansu Yapıcı, Cem Kaptanoğlu, Cemal Polat, Cenk Cihangir, Cenk Dik, Cenk Gündoğdu, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Çetin Ali Nergis, Çoşkun Adalı, D.Özlem Bilgili, Doğan Halis, Ebru Sorgun, Ece Temelkuran, Eda Derya Toper, Edvar Aksakal, Elif Refiğ, Emre Öztürk, Enbiya Kırali, Ender Özkahraman, Enis Riza Sakızlı, Ercan Yavuz, Erge Yeksan, Eriş Bilaloğlu, Ertuğrul Mavioğlu, Ersin Tosun, Esra Türkekul, Evren İşler, F. Naciye Biten, Feridun Koç, Fırat Yücel, Fuat Ercan, F. Serkan Acar, Gaye Boralıoğlu, Gökhan Dinçer, Gönül Kıvılcım, Güçlü Gözüaydın, Gülgün Nergis, Gülsüm Kav, Gün Zileli, Günseli Andaç Atalay, Hakan Güneş, Hakan Koçak, Hakan Öztürk, Hakan Tanıttıran, Haldun Açıksözlü, Haluk Yurtsever, Hamdi Özyurt, Harun Balcıoğlu, Hasan Ali Sönmez, Hasan Efe Uyar, Haydar Karataş, Hayri Erdoğan, Hayri Erol, Hüseyin Erdoğan, Hüseyin Eroğlu, Hüseyin Karabey, Hüseyin Sezer, Hüseyin Terzioğlu, Hüsnü Arkan, İbrahim Sinan Ege, İhsan Hacıbektaşoğlu, İlknur Birol, İsmet Aktaş, İnan Temelkuran, Kaan Müjdeci, Kemal Tanışan, Koray Türkay, Kubilay Kartal, Latife Tekin, Mahir Ünsal Eriş, Masis Kürkçügil, Mehmet Çevik, Mehmet Özgen, Mehmet Türkay, Meliha İnce, Metin Cihan, Metin Solmaz, Metin Yeğin, Mithat Ercan, Moray Morgül, Murat Uyurkulak, Murathan Mungan, Mustafa Atalay, Muzaffer Tekin, Mübarek Berkyürek, N. Çiğdem Atalay, Nadir Öperli, Nazır Kapusuz, Nejat İşler, Nermin Yıldırım, Neslihan Önderoğlu, Nezih Kazankaya, Nur Sürer, Onur Keşt, Orhan Eskici, Osman Akınhay, Oylum Yılmaz, Ozan N. Kaya, Ömer Kamil Kartal, Özge Akman, Özgür Altın, Özgür Ay, Özgür Barış Akbayır, Özgür Doğan, Özgür Karaduman, Pelin Buket Olcay, Pertev Aksakal, Recep Yılbaşı, Reis Çelik, Rezzan Yeşilbaş, Rıfat Karadağ, Rıza Gezici, Sabri Kuşkonmaz, Sanem Deniz Kural, Sedat Biten, Sedat Yılmaz, Sema Kaygusuz, Sema Günaydın Solaklı, Seray Şahiner, Serdar Yazıcı, Seren Yüce, Serkan Öngel, Seyhan Kaya, Seyhan Şahin Ay, Suzan Geridönmez, Şevkat Bahar Özvarış, Tayfun Budak, Tevfik Güneş, Tuğrul Eryılmaz, Tursun Baydar, Vedat Türkali, Yasemin Zeytinoğlu, Yeşim Dinçer, Zafer Aydın, Zafer Kıraç, Zeyyat Usalp, Ziynet Özçelik.”Zete
Reklam
Şiir Kitapları Yerine Kendini Şarkılarda Bulan 14 Şiir
Bu akşam da sensizliği anılara sarıp içtim Kaybettikten sonra anlıyor insan, Meğerse hiç kimseyi senin kadar sevmemişim Bir dönsen, en güzel yerinde biten o rüya yeniden yaşanır istesenYıldızları sermez miyim ayaklarına, geldiğin yollara toz olmaz mıyım Yine şafak söküyorUykuların unuttuğu gözlerim, yine tavanda Ne vardı diyorum Ah bir dönseydin sonunda Şarjörüne hasret sürdüm sazımın, şimdi hüzün işgalinde yüreğim Ve ben hala mor salkımlı o sokakta, bıraktığın yerdeyim...
Reklam
Aşık Veysel, Vefatının 42. Yıl Dönümünde Mezarı Başında Anıldı
Halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, ölümünün 42. yıldönümünde Sivas'ın Şarkışla İlçesi'ne bağlı Sivrialan Köyü'ndeki mezarı başında anıldı.Hayata 78 yaşında veda eden Aşık Veysel Şatıroğlu'nun ölümünün 42. yıldönümü nedeniyle mezarı başında anma töreni düzenlendi. Törene Vali Alim Barut, CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, Şarkışla Kaymakamı Davut Gül, Gemerek Kaymakamı Yusuf Özbey, İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Okçin Akşit, İl Emniyet Müdürü Turgay Çalışkan, protokol üyeleri ile çok sayıda kişi katıldı. Törende Aşık Veysel için dua edilerek mezarına karanfil bırakıldı. 2 erkek ve 4 kız çocuğu bulanan Şatıroğlu'nun anma törenine çocuklarından ve torunlarından katılan olmaması dikkat çekti.
Reklam
Şener Şen: 'Meğer Ne Kadar Sevgisizmişiz'
Şener Şen, 'Meğer ne kadar sevgisizmişiz... Meğer ne kadar hoşgörüden yoksunmuşuz... Bu cinnet halinden kurtulmazsak sonumuz iyi değil' dedi.Şener Şen, Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen 20. Türk - Alman Film Festivali kapsamında yaptığı açıklamaların ardından sosyal medyada kendisini hedef alan eleştirilere cevap verdi.Cumhuriyet'in haberine göre 'Sadece birkaç cümle söyleyip gideceğim' diyen Şen, 'Meğer ne kadar sevgisizmişiz... Meğer ne kadar hoşgörüden yoksunmuşuz... Halkına ileri demokrasiyi layık görmeyen iktidarlar yüzünden sıradan vatandaşlar benimle aynı görüşten değilsin diye birbirleriyle kavgaya tutuşuyorlar. Türkiye’de herkesin aklını başına toplaması lazım. Bu cinnet halinden kurtulmazsak sonumuz iyi değil.' dedi.ŞENER ŞEN NE DEMİŞTİ?Şener Şen, “Sizi neden bu tür toplumsal içerikli olaylarda ve gösterilerde göremiyoruz?” sorusuna  şu yanıtı vermişti: “Filmlerde sosyal içerikli mesajlar da var dediniz. Sonra dediniz ki yürüyüşlerde sizi görmüyoruz. O kadar ayrı alanlar ki... Biri oyuncunun ödevi, yaptığı filmlere hayat görüşünü yansıtmaktır. Bilfiil politikanın içinde olma, siyasetin içinde olma başka bir alandır. Bunu da sadece eylem yapan, hayatta başka hiçbir şey yapmayan, güzel film sevdalısı olmayanlara bırakıyoruz. Benden bu kadar.”
Hayvan İstismarı Yapılan 20 Film
Hayvanların dünyasında ekonomik ya da kişisel çıkarlar yoktur ya da herhangi bir hayvan sosyal hayatı içinde şöhret olmaya ihtiyaç duymaz. Film sektöründe kendisine bir ödül hedefleyen hayvan olduğunu da sanmıyorum. Soruyorum “Ne uğruna ve ne hakla?'' Hayvanların film setlerinde kötü şartlara maruz kalmaması için  American Humane Association (AHA) çekim sürecinde filmlerde monitör olarak yer almaktadır.   Lakin Aha  film amacıyla kullanılan tüm hayvanları değil, sadece filmde yer alan hayvanların zarar görüp, görmediğine bakıyor. Yani filmde yer alan hayvanlarsa ancak çekim sırasında ölür veya yaralanırsa, hayvana zarar verilmiştir olarak kabul ediliyor.   Hayvanların yoğun olarak kullanıldığı filmlerin  hayvanlarla ilgili çalışmalar yapan dernekleri ve kampanyaları maddi olarak desteklediği iddiası ve AHA' nın zarar görmüş hayvanlara rağmen bazı filmlere  'Bu filmde hayvanlar zarar görmemiştir' kredisi vermesi kafalarda soru işaretlerine yol açıyor.Ekolojik dengede tüm canlıların eşit olduğuna inanan biri olarak setlerde telef olan yüzlerce hayvan var ve keyifle izlenen bu filmlerden bazılarına göz atalım dedim.
Reklam