Elektrik Faturası Haberleri

Elektrik Faturası ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Elektrik Faturası ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Ey Zenginler! Allah'ın Hakkını Verdiniz Mi?
İyi ama bugün hangi servet sahibine, hangi zengine sorarsanız, cevap olarak ‘Bunlar benim emeğimin karşılığı. Mücadele ettim, alınterimle kazandım’ yanıtını alırsınız.Yani adam hepsini emeğimle kazandım diyor, helalinden kazandım diyor buna ne diyeceğiz diyorsunuz? O zaman buna da şu soruyu soracağız. Helalinden zengin olur mu? O kadar servet, milyonlarca liralık mal, mülk emekle kazanılabilir mi? Bunu ifade etmek için de Nisa Süresi'ndeki bir başka ayette deniyor ki; Erkekler için kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlar için de kazandıklarından bir pay vardır. Yani emek verdiğimizin de tamamı bize ait değildir. İnsan için emek vardır dedi ya, burada da diyor ki, ‘Emek vererek kazandıklarının da tamamı sana ait değildir. İhtiyacın kadarını alabilirsin içinden. Geri kalanını elinden çıkaracaksın. İyi ama benim kazandığım nasıl oluyor da başkasına ait oluyor? Şöyle ki; insanlar vermeleri gerekeni vermediği için, kendi dışındakilerin hakkını vermedikleri için biriktiriyorlar. Biriktirenlere de zengin diyorlar. Birinde birşey birikmişse içinde başkasının hakkı vardır. O hakkı vermediği için zengindir. Yoksa zengin olabilmesi mümkün değildir.Hak ile neyi kastediyorsunuz? Sonuçta bu servet sahipleri çıkıp, ‘biz gereken desteği, yardımı da yapıyoruz muhtaç olanlara, zekatımızı veriyoruz’ diyebilirler.Koç ailesine, Türkiye'nin en zenginlerine soruyorum; Sizin o kazandıklarınızın tamamının kendi emeğinizle olduğunu, helalinden olduğunu iddia ediyorsunuz, o zaman şu sorulara cevap verin. Soluduğunuz havanın hakkını verdiniz mi? Nasıl yani? Havanın hakkını verdiniz mi? Şimdi siz o kadar malı, mülkü şu havayı soluyarak kazanmadınız mı? Hava olmasa çalışamazsınız. Allah diyor ki, Allah'ın hakkını verin. Allah'ın hakkı ne demek? Şu havanın hakkı demek. Kime vereceksiniz, Allah’a naıl vereceksiniz? İşte Allah burada kendi yerine yoksulları koyuyor. Sekiz sınıf insanı koyuyor. Yoksullar, fakir, fukaralar, köleler, yetimler vs... Bunlara diyor vereceksiniz. Yeryüzünde Allah'ın hakkını bunlar temsil ediyor. Bunlara verdiğin zaman Allah'ın hakkını vermiş oluyorsun. Allah'ın havada, yağmurda, suda, ateşte, toprakta hakkı var. Bunları siz yaratmadınız. Bunların hepsini siz yaratmadınız, o yarattı ve sizin istifadenize sundu. Mesela küçük bir hesap yapacak olursak, suyu para ile satıyorlar. Şu suyu kim yarattı? Allah yarattı, peki niye bunu parayla satıyorsun? ‘İşte bunu dağdan getirdim, kutunun içine koydum ve insanlara ulaştırdım.’ Tamam, o zaman bunu kamu hizmeti olarak yap. Aynı şeyi hava için yaparlarsa ne yapacağız. Havanın da tıpkı su gibi şişelerin içine konduğunu düşünün. Soluduğumuz havayı... Gelecekte böyle yapma ihtimalleri var mı? Var. Bu imansız kapitalistler böyle birşey yapabilir mi? Yapabilir. Buna cidden inanıyor musun? Cidden inanıyorum. Bunu yapan adam havayı da yapar arkadaş. Bir zamanlar bu su da ücretsizdi. Devlet kamu hizmeti olarak sağlıyordu bunu. 387 çeşit vergi veriyoruz o zaman bununla yapacaksın. Daha ne parası istiyorsun. Elektrik faturası, su faturası, doğalgaz faturası ne bunlar ya? Tüm bunları vergilerden alacaksın. Bunların hepsi kamu hizmeti. Sosyal devlet, sosyal adalet budur.O zaman hakları böylesine geniş bir yelpazede ele alacak olursak sayısız hak çıkacaktır ortaya değil mi?Evet aynen öyle. Şimdi havanın hakkını verseydin eğer Sabancı, Koç, Ülker, Türkiye'nin zenginleri, Bill Gates dünyanın zenginleri, bu kadar zengin olabilir miydiniz? Olamazdınız. Çünkü o biriktirdiklerinizin içinde verilmemiş haklar var. Onları vermediğiniz için size zengin diyorlar. Daha bir sürü hak var sıralanacak. Mesela sizi dokuz ay karnında taşıyanın hakkını verdiniz mi? Size bir harf öğretenin hakkını verdiniz mi? Herkes kendi hayatını hesaplasın, annenizden tutun, size bir şey öğreten herkesin kazandıklarınız üzerinde hakkı vardır. Ben geçenlerde hesapladım, 70 kişi çıktı. Hatırladığım. İlkokul öğretmenimden tutun da Kuran’ı öğreten hafıza kadar. Çünkü ben aynı zamanda onların ürünüyüm. Hepimiz bir emeğin ürünüyüz. Onların hakkını vereceksiniz. Vermezseniz size işte biriktirdiğiniz için zengin diyorlar. Zenginliğin kökeninde hak vermeme vardır. Hazreti Ebubekir, 600 bin dirhemlik servetinin yüzde 90'ınını köleleri azad etmek için kullandı. Müslüman olduğu andan itibaren vermeye başladı ve öldüğünde hiçbirşeyi kalmamıştı. Peki neden böyle yaptı? Şunun için. Bu hakkın onlara kölelerden geçtiğini farketti ve onları tek tek geri verdi. Bu zaten sizin hakkınızdı dedi. Devletin maaşı ile geçindi halife olarak.Peki günümüz itibariyle bir Müslüman için ortalaması nedir bu bakış açısının?Bir müslümanın çağımızda bir arabası ve bir evinin olması yeterlidir. Bir evinin, arabasının, evini geçindirecek maaşının, kimseye muhtaç olmayacak kadar rızkının olması, bunun da bir yıl kadar bir kenarda bekletilmesi caizdir. Bundan fazlası yasaktır. Şimdi böyle olunca mülkün Allah'a ait olduğunu önce bir söylemek sonra emeğin sadece bir şeye sahip olmak için ölçü olduğunu kabul etmek gerekiyor. Emeğin de tamamının değil içerisinden sadece bir bölümünün bize ait olduğunu, geri kalanının başkasının hakkı olduğunu kabul etmektir. Kuran, zenginlerin malının üzerinde yoksulların hakkı vardır diyor. İşte bunu kastediyor. Biriktirenlerin, birikimi üzerinde yoksulların , hakkı vardır. Mahrum bırakılmışların ve isteyenlerin, ihtiyaç sahibi olanların hakkı vardır diyor.Bu söylediğinizi bir kapitalistin, servet sahibinin kabul etmesi mümkün değil hocam…Evet Kuran’ın bu yaklaşımını bir kapitalistin bunu kabul etmesi mümkün değil. Herkesin kazandığı kendinedir, isteyen isteyene verir, isteyen vermez der kapitalist bakış. Senin kazandığında herkesin hakkı vardır. Bunları vermek durumundasın. İnfak dediğimiz şey budur. Aksi halde harama batmış bir şekilde yaşamış olursun. Bir başka ayette de şöyle denir: ‘Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. Deki ihtiyaçtan fazla olanı.’ Bunun da kapitalizm ile bağdaşması mümkün değildir. Bu okuduğum ayetlerin hiçbiri kapitalizmle bağdaşmaz. Başka bir ayette gene denir ki; ‘Mallar sizler arasında dönüp dolaşan bir devlet olmasın.’ Başka bir ayette denir ki; ‘Onlar yanındakimizle eşit hale geliriz korkusu ile vermiyorlar. Allahın nimetini inkar mı ediyorlar.’ Başka bir ayette de, ‘Biz yeryüzünde rızık ve rızık kaynaklarını ihtiyacı olanlar arasında eşitçe bölüşülsün diye yarattık.’ Bu da yine kapitalizme aykırıdır. Böyle onlarca ayet söyleyebilirim. Bu açıdan bakıldığında Kuranda ortaya konulan İslamın kapitalizmle bağdaşması mümkün değildir. Yani sermaye ile para biriktirmecilikle, zengin sevicilikle ve onunla yaşamakla bağdaşması mümkün değildir. Bir defa herşeyden evvel ölüm vardır. Kefenin cebi yoktur. Hiçbirini mezara götüremeyeceksin o zaman niye biriktiriyorsun?Peki biriktirmemesi halinde ne yapılması gerektiğini de söylüyor mu Kuran?Eğer bir iş yapıyorsan yap ona birşey dediğimiz yok. Elinde bir birikim varsa şu dört yoldan birini yapman gerekiyor. Bir iş ve istihdam yaratacaksın. Herkesin hakkını vereceksin, işçinin hakkını çalmayacaksın. Sekizini alıp ikisini vermeyeceksin. Beşe beş bölüşeceksin. Bunu yapmıyorsan infak etmen gerekiyor. Ver ki başkası bunu yapsın. Bunu da yapmıyorsan vakfetmen gerekiyor. Bunu da yapmıyorsan elindeki birikimi başkasına borç vermen gerekiyor ve adam da zor durumdaysa borcu da silmen gerekiyor. Çünkü nasılsa sende ihtiyaçtan fazla. Asla ve kat'a ihtiyaçtan fazlasını elinde tutmaman, biriktirmemen gerekiyor. Biriktirirsen ne olur.? Ateş olur. Tevbe Süresi 35. ayette ‘Biriktirdiklerinizle dağlanacaksınız’ diyor. ‘Biriktirdiklerinizle dağlanacaksınız. O gün, biriktirdikleriniz alınlarınıza, sırtlarınıza vurulacak, tadın kendi nefsiniz için biriktirdiklerinizi’ denecek. Bunlar Kuran'dan ayetlerdir.İyi ama hocam tüm bu söylediklerinizi neden insanlar camilerde hocalardan, televizyonlarda sürekli biçimde hadis ve menkıbelerden dem vuran dinci tayfadan duymuyor? Neden bahsedilmiyor? Siz mi yanlış yoldasınız yoksa onlar mı?Doğru bu ayetlerden hiçbirini televizyondaki hocalardan duyamazsınız. Hiçbir vaizden bunları duyamazsınız. Hatta isterseniz deneyin. Niye bahsetmiyorlar? Kuran'ın özü, ruhu bu çünkü. Şimdi biz burada bunları anlatmakla insanları yoksulluğa mı çağırıyoruz. Fakir fukura olun mu diyoruz. Hayır. Hakka, hukuka, adalete çağırıyoruz. Haram yemeyin diyoruz, alnınızın teriyle, emeğinizle geçinin diyoruz. Böyle bir yaşam onurlu ve şerefli bir hayattır diyoruz.Bahsettiğiniz çevreler daha çok başörtüsü, namaz, niyaz ile ilgili gördüğüm kadarıyla…Bizim müslümanlar öyle bir hale geldiler ki artık, saçının tek teli görünmeyecek diye ıyametleri koparıyor ama aynı hassasiyeti bir damla alınteri için göstermiyor. Bir damla alınteri bana geçti diye kıyametleri koparan bir müslüman hacı abi görmedim. Üç ay üstü üstüne kirasını ödemedi diye kiracısını evden attırıyor. Apartmanının kapısında da 'Mülk Allah'ındır' yazıyor. Karakola geliyor, burada seccade yok mu seccade diye ikindi namazını kılmak için seccade arıyor. Komiser de 'Sana seccade yok. Zaten senin kıldığında kabul olmaz bana göre' diyor. Kiracısını evden attırmış, karakolluk olmuşlar, mahallede rezalet çıkarmış, gelmiş karakolda da seccade arıyor, ikindi namazı çok önemli diye bir de namaz hakkında karakoldakilere nutuk çekiyor. Niye geldin sen buraya? Kiracını evden attırdın diye. Apartmanının 12 dairesi var, bir dairesinde kendisi oturuyor, diğer kiracısı parasını veremiyor diye attırıyor onu. Apartmanının kapısında da ‘Mülk Allah’ındır’ diye yazıyor.YARIN GÜNÜMÜZDE MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI...** KIRKTA BİR ZEKAT NE DEMEKTİR?** PEYGAMBER DÖNEMİNDE CAMİLER NASILDI?** MÜSLÜMANLAR SALAT'I TERK Mİ ETTİ?** AVRUPA'DA İNSANLAR DAHA MI ADİL VE MUTLU?** DİN BİR İNANÇ MI YOKSA YAŞAM BİÇİMİ MİDİR?
Tatillerde Aile Evine Gitmenin En Güzel 16 Yanı
Öğrenci / bekar evlerinde, yurtlarda vb. her ne kadar eğlencenin dibine vurulsa da, ve kankaların yerini hiç kimse alamayacak olsa da, bazen bunlara bir pause verip, aile evine dönüp, ruhu ve bedeni arındırmak gibisi yok. Evin olduğu memlekete dönüş, aile ocağı inanılmaz derecede rahatlatıcı bir terapi merkezi.
Ak Saray’ın Aylık Elektrik Maliyeti '700 Bin TL'
1,3 milyar TL maliyetli ‘Ak Saray‘ın, aylık ortalama 700 bin TL’lik elektrik faturası giderinin olacağı hesaplandı...Atatürk Orman Çiftliği’ne kaçak biçimde yapılan ‘saray’ hakkında verilere dair kamuoyuna ‘güvenlik gerekçesiyle’ resmi bir açıklama yapılmıyor. Ancak ‘saray’ın 35 bin metrekarelik bir alana inşa edilmiş yaklaşık 300 bin metrekarelik bir kapalı alana sahip olduğu biliniyor. Diğer bir ifadeyle ‘Ak Saray’ın sadece kapalı alanı 30 adet futbol sahası büyüklüğünde. Birgün’den Uğur Koç’un haberine göre, bu veriler üzerinden  bir değerlendirme yapan EMO eski yöneticisi Nevzat Çeltek, Cumhurbaşkanlığı’nca kullanılan kaçak binanın kurulu elektrik gücünün 10 bin kVA (Kilovolt amper) olarak öngörüldüğünü söyledi.YÜZDE 40 OLURSA...Çeltek şöyle devam ediyor: “Bu asgari bir güç öngörüsü olup, günümüzde yöneticilerin lüks tüketim anlayışının da etkisi düşünüldüğünde, verimlilik yöntemleri gelişmekle birlikte tüketimin de geliştiğini dikkate almak gerekmektedir. Bu nedenle yapının aylık tüketiminin, eşzamanlılık faktörleri ile birlikte, kurulu gücünün yüzde 40 oranında daimi kullanımda olduğu, yukarıda baz alınan rakamsal verilere göre 1 milyon 800 bin kilovat saat olduğu hesaplanmıştır.”ASGARİ ÖNGÖRÜ: 700 BİN!Isıtma-soğutma sistemleri, iç ve dış aydınlatma gibi faktörlerin birlikte düşünülmesi gerektiğini belirten Çeltek “Bu tüketimin maddi karşılığı, EPDK’nin resmi daireler için geçerli kılınan ticarethane tarifesi üzerinden hesaplama yapıldığında aylık olarak yaklaşık 700 bin TL olacaktır” dedi. Buna göre ‘Ak Saray’ın sadece elektrik gideri için kamunun cebinden yıllık yaklaşık 8,5 milyon TL çıkacak.Kaynak: Birgün
Umut Oran: 'Kaçak Saray’ın Elektriği İçin Her Vatandaş 1 Kuruş Vergi mi Ödeyecek?'
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Cumhurbaşkanlığı’nın bin odalı kaçak sarayının aylık elektrik faturasının 700 bin TL’yi bulacağını anımsatarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a, “76 milyon vatandaştan ayda 1 kuruş vergi mi toplayacaksınız? Ya da 700 bin liralık elektrik faturası için 34 milyon elektrik abonesine aylık 2 kuruşluk yeni kesinti kalemi mi ilave edilecek?” diye sordu.35 bin m2 kapalı alanı varEnerji Bakanı Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesini TBMM’ye sunan CHP’li Umut Oran, önergesinde, “Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetine aykırı davranılıp binlerce ağaç kesilerek ve imar yasasına aykırı biçimde kaçak olarak yapıldığı mahkeme kararıyla sabit olan ve sadece inşaatı 1,37 katrilyon liraya malolan Başbakanlık-Cumhurbaşkanlığı Sarayının 300 bin metrekare üzerine kurulu 35 bin metrekare kapalı alandan oluştuğu belirtilmektedir” dedi. Oran, Bakan Yıldız’A şu soruları yöneltti:Elektrik Mühendisleri Odası hesapladı- Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) eski yöneticisi Nevzat Çeltek’in Cumhurbaşkanlığı’nca kaçak olarak kullanılacak binanın kurulu elektrik gücünün 10 bin kVA (Kilovolt amper) olacağı şeklindeki öngörüsü doğru mudur? AOÇ’de yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayının kurulu elektrik gücü kaç kVA’dır?Aylık elektrik tüketimi 1 milyon 800 bin kilovat saat- Cumhurbaşkanlığı Sarayının aylık elektrik tüketiminin, eşzamanlılık faktörleri ile birlikte, kurulu gücünün yüzde 40 oranında daimi kullanımda olduğu göz önüne alındığında yaklaşık 1 milyon 800 bin kilovat saat olacağı bilgisi doğru mudur?Yıllık 8,5 milyonluk faturayı kim ödeyecek?- Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın, her türlü ısıtma-soğutma sistemleri, iç ve dış aydınlatma gibi faktörleri birlikte düşünülerek, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) resmi daireler için geçerli kılınan ticarethane tarifesi üzerinden hesaplama yapıldığında aylık olarak yaklaşık 700 bin lira elektrik faturası mı ödenecektir? Cumhurbaşkanlığı Sarayı için yıllık 8,5 milyon lira elektrik faturasını kim ödeyecek?Vatandaşa aylık 1 kuruşluk vergi mi geliyor?- Cumhurbaşkanlığının imar mevzuatı açısından kaçak konumundaki sarayının aylık 700 bin liralık elektrik faturasının ödenmesi için 76 milyon vatandaştan ayda 1 kuruş vergi mi toplayacaksınız? Ya da 700 bin liralık elektrik faturası için 34 milyon elektrik abonesine aylık 2 kuruşluk yeni kesinti kalemi mi ilave edilecek?
14 Maddede "Gelişmiş Bir Demokraside Sarayda Oturmanın Maliyeti!"
'Bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinin sorularını cevaplayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek,  Ak Saray'ın maliyetinin 1 milyar 370 milyon lira olduğunu açıkladı. Şimşek, saray için Başbakanlık bütçesinden 964 milyon harcandığını, 2015'te 300 milyon lira ödenek ayrıldığını bildirdi.'Rakamlar bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Ama gelişmiş demokrasilerde sıradan her vatandaşın yapılan harcamalarla ilgili soru sorma hakkı vardır...Bir saray, bir ülkenin prestijine, elbette önemli katkı yapabilir. Özellikle de, o sarayın sakinleri aynı zamanda da birer mütevazi vergi mükellefi oldukları gerçeğini, halkıyla açıkça paylaşıyorsa. Aslında bu tür bir şeffaflık, topluma önderlik etmenin en güzel yoludur. Herkes tarafından bir süper güç olarak kabul edilen Amerika'da, 'Beyaz Saray'da oturmanın bir faturası var. Kimilerine göre ödeniyor kimilerine göre de ödenenler gerçekleşen harcamaların binde biri bile değil. İşte o faturalar:
Hemen Bugün Başlatılması Gereken 10 Yardım Kampanyası
Ethem Sarısülük'ü öldüren polise yardım kampanyası açıldığını öğrenince şaşırmadık ve hemen ardından Yeni Türkiye'de derhal düzenlenmesi gereken kampanyaları sizler için bir araya getirdik. Uyuma vatandaş milli iradene falan sahip çık!http://onedio.com/haber/ethem-sarisuluk-u-vuran-polis-icin-resmi-yardim-kampanyasi-426049
Sayaç Okuma Süreleri Uzadı, Elektrik Faturaları Tavan Yaptı
Bazı dağıtım şirketlerinin sayaç okuma sürelerini uzattığı gerekçesiyle bu ay abonelerin elektrik faturası şişti. Vatandaş protesto ederken, şirketler kendini ‘mevzuata uygun’ diye savunuyor. EPDK ise konuyu mercek altına aldı.Elektrik faturanızda bir gariplik mi var? Örneğin geçtiğimiz ay 100 lirayken, bu ay bir anda 200 liraya mı çıktı? Sebebi, faturalandırma döneminin değişmesi olabilir. Yani dağıtım şirketi, 30 gün yerine, daha uzun bir süreyi kapsayan tüketim dönemini faturalandırmış olabilir. Son olarak Antalya’da vatandaşlara iki ay elektrik faturası göndermeyen elektrik dağıtım şirketi, daha sonra iki aylık yüklü miktarda faturalar göndermeye başlayınca kamuoyunda infiale sebep oldu. Hürriyet'ten Merve Erdil'in haberine göre; Normalin iki katı gelen elektrik faturalarını ödemede sıkıntı yaşayan vatandaşlar imza kampanyası başlattı. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde, “Tüketicinin tüketim dönemi, bir aydan az olmamak ve bir yılı geçmemek üzere, görevli tedarik şirketi tarafından belirlenir” deniliyor. Bu da elektrikte faturalandırma döneminin 1 yıla kadar uzayabilmesine imkan tanıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), dağıtım şirketlerinden uzun fatura dönemleriyle alakalı savunma talep edecek. Son dönemde elektrik faturalarında gün uzatımı ya da kısaltımı nedeniyle, vatandaşlar mağduriyet yaşıyor. Elektrikte bir aylık tüketimin faturalanması gerekirken, bazı dağıtım şirketlerinin okuma tarihlerinde değişiklik yaptığı ve kimi zaman gün kısaltımına giderek 20 günlük tüketimi faturaladığı, kimi zaman da gün uzatımına giderek 70 günlük tüketimi faturaladığı ortaya çıktı. Son olarak Antalya’da, ödeme düzenlemesi yaptığı gerekçesiyle bazı abonelere 2-3 aylık fatura tek seferde yansıyınca, yüksek meblağlarla karşı karşıya kalan vatandaşlar tepki gösterdi. EPDK ise konuyu mercek altına aldı. KonuşulacakBir EPDK yetkilisi, mevzuatta fatura dönemiyle alakalı “bir aydan az, bir yıldan fazla olmamak üzere” şeklinde hüküm bulunduğuna işaret ederek, “Ayrıca altı aydan fazla olan sayaç okumalarına da taksitlendirme imkanı getirildi. Uzun okuma aralıkları mevzuata aykırı değil ancak abone grupları bazında bir ayrım yapılabilir. Örneğin tarımsal sulama birlikleri, sulama sezonu başlayınca ürün kaldırana kadar fatura gelmesin istiyor. Bu da altı ayı bulabiliyor. Diğer taraftan, uzun faturalandırma süreleri meskenlerde sıkıntıya yol açıyor. Bu sıkıntının olduğunu görmüş olduk. Şirketlerle oturup konuşulması gerekiyor. Bu konuda yükümlülükler getirilebilir” diyor.Diğer bedellere dikkatEMO yetkilileri, süre uzatımları dışında faturalarda zaman zaman kesme bağlama veya sayaç bedeli gibi ekstra yansımalar da olabildiğine, bunlara ayrıca dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Faturalandırma süreleri, elektrik faturasındaki ilk okuma tarihi ve son okuma tarihi kalemlerine bakılarak görülebiliyor.EPDK gerekçesini şirketlere soracakAynı yetkili, 2013 yılsonunda da benzer sorunlar yaşandığını ifade ederek, “Şirketlere uyarı yazısı yazdık ve ‘Sözleşmeler Hukuku’nun genel ilkelerine uyun’ dedik. Yine sıkıntı yaşanan dağıtım bölgelerinden gerekçelerini talep edeceğiz. Sıkıntıların Antalya, Ankara ve İstanbul’un bazı bölgelerinde yaşandığı görülüyor” diyor. İstanbul’da aralık ayında 152 TL, ocakta ise 245 TL elektrik faturası gelen bir tüketicinin, bu faturalarını bizim için inceleyen Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) temsilcileri şunları kaydediyor: “Elektrik sayaçlarının en az 30 günlük periyodlarla okunması gerekiyor. Yılda bir kereye mahsus, okuma periyodunu kaydırmak için bir ay 20 gün, bir sonraki ay 40 gün olabilir. Ancak daha önceki faturalarda da 20 gün çıkıyorsa bu usulsüz bir okumadır. İncelediğimiz faturada aralık ayında 20 günlük periyodu, bir sonrakinde 40 günde çıkarmış...”Faturada farklılık oluşur mu?EMO temsilcileri, faturalandırmanın günlük tüketimin yapıldığı aya göre belirlendiğini ifade ederek, “Diyelim ki ilk okuma 16 Aralık, son okuma tarihiniz 16 Ocak. Aralıktaki tüketim o ayın tarifesi, ocaktaki tüketim ocak tarifesi üzerinden alınır. Ki aralık ve ocak tarifesi arasında faturayı etkileyecek büyük fark yok. Ocakta okundu, 2015’in zamlı fiyatlarıyla fatura kesildi’ iddiası doğru değil” diyor. EPDK yetkilileri ise “70 günlük tüketim faturalandırıldığında 70’e bölünüyor. 15 Ocak’ta fatura kesildiyse, 15 günü ocak, geriye kalan 55 gün bir önceki dönem tarifesinden faturalandırılır. 70 gün eşit tüketim kabul edilir ve o ayın tarifesine göre faturalandırılır. Yine de Tarife Dairesi inceleyecek” diyor.CLK: Taksit  imkânı verilecekCLK Akdeniz’den yapılan açıklamada, yüksek faturalar nedeniyle ödeme güçlüğü çeken abonelere taksitlendirme imkanı verileceği belirtildi. Açıklamada, şöyle denildi: “Bu uygulamanın sonucunda sınırlı sayıda abonemize 30 günden daha uzun süreli fatura hesaplanmıştır. Fatura hesaplanmasında bir hata olmamasına rağmen, tüketim gün sayısını 30 günden fazla olması ve tüketimin yüksek olduğu döneme denk gelmesi nedeniyle bazı abonelerimizin tek seferde ödeme güçlüğü yaşadığı tespit edilmiştir. Abonelerimiz müşteri hizmetlerimize müracaat ederek taksitlendirme yapabilir.”
‘Nefesimiz Düşmanların Ensesinde Olacaktır’
MHP Genel Başkanı Bahçeli, 'Nefesimiz, Türk ve Türkiye, Türk milleti düşmanlarının her an, her zaman, her daim enselerinden ayrılmayacaktır' dedi.MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisince Kırşehir Cacabey Meydanı'nda düzenlenen 'Nefesimiz Ensenizde Olacaktır' temalı açık hava toplantısında yaptığı konuşmada, kendilerini görkemli heyecan dalgası altında kavuşturan Allah'a sonsuz şükrettiğini belirtti.Toplantı katılımcılarına teşekkürlerini sunan Bahçeli, şöyle konuştu:'Milli bir coşku içinde toplanan siz değerli kardeşlerimi kutluyor, şükranlarımı sunuyorum. Kırşehir'in gururu, milletimizin iftiharı, saza nefes veren, türküleriyle gönüllerimizi fetheden merhum ozanımız Neşet Ertaş diyor ki 'denizi seyretmek gibidir bozkırda gökyüzünü seyretmek.' Bugün Kırşehir'in semalarında, bozkırın tertemiz ufkunda milli vakarın, milli ruhun, milli asaletin sedası çınlamaktadır. Kırşehir'in manevi gökyüzünde umut yıldızları parlamakta, zafer güneşleri yılgınlık ve karamsarlık buzlarını eritmektedir. Ahiler diyarı Kırşehir doğrunun yanında, Hakk'ın ve hakkaniyetin tarafında sapasağlam duruş sergilemektedir. Cacabey'in torunları, Ahi Evran'ın ahfadı, istismar, inkar ve ihanetten kalpleri kaskatı kesilmiş çevrelere gönlü kapalı, yüzü dönük durmaktadır. Sizlerle gurur duyuyor ve iftihar ediyorum.'Ahiliğin önemini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:'Bu kaynak kuramayacak, bu sancak Allah'ın izniyle düşmeyecektir fakat Türk milletinin kazanımlarını, geçmişin hatıralarını hiçe sayan bir iktidar, Türkiye'yi hızla çöküşe götürmektedir. Nitekim vatan, nefes almakta zorlanmaktadır. Demokrasi yoğun bakımda, yoğun taarruz altındadır. Ay yıldızlı al bayrağımız solgun, üzgün ve yorgundur. Türkiye çok kötü yönetilmektedir. Kırşehirli kardeşim geleceğinden ümitsizdir. Hiç kimse hayatından memnun değildir. Ahi Evran'ın anıları yok sayılmakta, sözleri, tavsiyeleri terk edilmektedir. Devlet geleneğimiz, binlerce yıllık teamül ve tercihlerimiz nefsine yenik düşmüş, hırslarına teslim olmuş bir şahsiyet tarafından heba ve israf edilmektedir. Bir defa buna 'dur' demek, buna engel olmak hepimizin boynunun borcudur.''10 Ağustos 2014'te Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, istikrarsızlığın sembolü, kavga ve gerilimin simgesi mertebesine çıkarak ne huzur bırakmış ne de esenlik koymuştur' diyen Bahçeli, şunları söyledi:'Yaklaşık 5,5 ay önce yemin ederek resmen Cumhurbaşkanı olan Erdoğan, bu kısa zamanda anayasal sınırlarını sayısız kere aşmış, yetki ve sorumluluklarını defalarca kötüye kullanmıştır. Erdoğan, anayasayı ihlal etmiştir. Erdoğan, yeminlerini bozmuş, yeminlerini çiğnemiştir. Şeref ve namusla arasına kalın duvarlar dikmiştir. Tarafsız olması gerekirken açıktan açığa 7 Haziran'da yapılacak milletvekilliği genel seçimleri için AKP'ye oy istemiştir. 30 Ocak'ta Kırşehir'e gelerek toplu açılış kisvesi altında siz muhterem vatandaşlarıma AKP'nin fiili eş başkanı gibi konuşmuştur. Durmamış, duraksamamış bu sorumsuz ve ahlaksız tavrına en son Bursa'da da devam etmiştir. Biz daha önce Erdoğan nerede miting yaparsa orada olacağımızı, aynısıyla cevap vereceğimizi ve karşı duracağımızı söylemiştik. Meydanın boş olmadığını kararlılıkla vurgulamıştık. Erdoğan'ın kanunsuz, hukuksuz ve despot uygulamalarını yanına bırakmayacağımızı, Türkiye'nin iflasına sessiz kalamayacağımızı ilan etmiştik. Bu itibarla madem Erdoğan buraya kadar gelip AKP lehine kule nöbetçiliğini, ileri karakol vazifesini Cumhurbaşkanlığı makamına yakıştırmış o zaman bize düşen de buna cevap vermektir. Erdoğan nerede olursa olsun, siyasi propagandaya nerede tevessül ederse etsin nefesimiz ensenizdedir.''Nefesimiz, hainlerin ensesinde olacaktır'Devlet Bahçeli, 'nefeslerinin zalimlerin, hainlerin, müzakerecilerin ensesinde olacağını' belirterek, 'Nefesimiz, Türk ve Türkiye, Türk milleti düşmanlarının her an, her zaman, her daim enselerinden ayrılmayacaktır çünkü bizim nefesimiz, Türk tarihi, Türk kültürü, Türk dilidir. Bizim nefesimiz, Anadolu'yu vatan yapan kahramanların şuurudur. Erdoğan ve havarileri, Türkiye'nin boğazına çöreklenmiştir. Erdoğan ve yandaşları, aziz milletimizin ve Kırşehir'in nefes borusunu kesmek için mücadele vermektedir. Buna izin veremeyiz, buna göz yumamayız. Bunu normal göremeyiz' dedi.Alandakilere, 'Erdoğan, PKK ile anlaştı, İmralı canisinden vize aldı diye başkanlık sistemine sıcak bakacak mısınız? 'Ne olmuş Amerika Birleşik Devletleri'nde de var Türkiye'de de olsun' diyecek misiniz? Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan adamın partizanlık yapmasına, siyasi taraf tutmasına hoşgörü gösterecek misiniz?' sorularını yönelten Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Cevabınız hayırsa, Erdoğan neden bahsetmekte, neyin peşinde koşmaktadır? Kırşehir'in azmi bu kadar kati ve kesinse Erdoğan kime neyi kabullendirecektir? 'Tek adam olacağım' diyorsa Kırşehir bu oyuna gelmeyecektir. 'Kral, emir, şah, tiran, dikdatör olacağım' hevesindeyse, buna Türk milleti müsaade etmeyecek, onay vermeyecektir. Yeni Türkiye parolasıyla milli bekayı, milli varlığı, milli kimliği parçalamak isteyenler hayallerinde boğulacak, bozgunculuğun çamurunda soluk alamayacaklardır. Sözüm Kırşehir'de yaşayan AKP'ye ve diğer partilere oy vermiş bütün kardeşlerimedir. Gelin elinizi vicdanınıza koyun, gelin samimiyetle muhasebe yapın. Özellikle AKP'ye oy vermiş kardeşlerim bir an için düşünün, bir an için tefekkür edin, Erdoğan'ı başbakan yaptınız, cumhurbaşkanı makamına layık gördünüz, buna saygı duyuyorum fakat 12 yıl Türkiye'yi yönetmiş Erdoğan hala sizden hala AKP'ye oy veren vatandaşlarımdan yetki istiyor, yeni unvanlar bekliyor. Kazanan Erdoğan'dır. 1 katrilyon 370 trilyona mal olan kaçak ve karanlık sarayda oturan Erdoğan'dır. Çalan, soyan, yürüten 17-25 Aralıkçılarıdır. Şu işe bakınız ki yükselen Erdoğan'dır, dolar milyarderi olan, villaları, gemileri, kupon arazileri sıra sıra düzen yine Erdoğan'dır. Kırşehirli mazlumu, mağduru, işsizi, yoksulu hatırlayan, önemseyen, derdiyle dertlenen var mıdır? Varsa nerededir?'MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti.'Ne berbat bir düzendir ki çalışan sizsiniz, çalan onlardır. Vergi ödeyen sizsiniz, aşıran onlardır. Emek veren sizsiniz, alın teri hırsızları onlardır. Onları uzaklarda aramayın, onları görmek için başka yerlere bakmayın, millete küfreden havuzcular, devletin malını deniz gören asalaklar onlardandır. 30 yaşındaki bir İranlı karaparacı ve bu karanlık simanın eline düşen eski bakanlar onlardandır. Ayakkabı kutularına milyon doları koyan, yatak odalarına servet saklayan hırsızlar onlardandır. Rüşveti bağış gören, yolsuzluğu kapatmak için fetvalar düzen sahte alimler onlardandır. Hırsızı günah işleme özgürlüğü olarak temin eden arsızlar onlardandır. Bir kolunuzdaki saate bakın bir de 700 bin liralık saat takanları düşünün. İşte bunlar ve elbise kılıflarında, çikolata kutularında rüşvet alan onlardandır. 17-25 Aralık'ta ele geçen soygun paralarını 'paralel polisler koydu' diyerek hayasızca iftira atan ve sonra da faiziyle birlikte geri alınca ses çıkarmayan haramzadeler, onlar arasındadır.''Onların gücü ve güvencesi saraydadır' ifadelerini kullanan Bahçeli, 'Onların sevk ve idaresi, sarayda oturmaktadır. Biliyorum sizler su, elektrik, kömür ve diğer ısınma faturalarını zar zor ödüyorsunuz. Son zamanlarda ilave kayıp kaçak bedellerine de mahkum ediliyorsunuz. Aylık elektrik faturası 700 bin lirayı aşan, ısınma bedeli ise 10 trilyon lirayı bulan bir sarayın maliyetini de maalesef sizler karşılıyorsunuz. Sizler kıt kanaat geçiniyorsunuz ama din diyen, diyanet sömürüsü yapan ne var ki Allah'tan da korkmayan müsrifler, münafıklar saraylarda lüks ve şatafat içinde yüzmektedir. Bu hak mıdır, adalet midir, insanlık mıdır? Sizler gideceğiniz yere ya yürüyerek ya dolmuş veya otobüsle ulaşıyorsunuz. Şu acınası hale bakınız ki maliyeti 410 trilyon lira olan ve tamamen cebinizden çıkan paralarla karşılanan uçan saray, birilerine dünya turu attırmaktadır. Aç kalan sizsiniz, açıkta kalan sizsiniz, muhtaç olan sizsiniz, ihtiyaç sahibi sizlersiniz. Buna karşılık doyan bellidir, yiyen bellidir, dolaşan, dolandıran, milli idareyi dolmuşa bindiren, servetine servet ekleyen yine bellidir' diye konuştu.Bahçeli, Kırşehir'in bağlarında üzüm kalmadığını, kalan ürünün de para etmediğini savunarak, 'Pekmez üreticisinin karnı doymadı, ürünü fayda etmedi. Kaman cevizi ithalatla rekabet edemedi, üreticilerimizin keyfi kaçtı, sattıkları borçlarına yetmedi. Çiçekdağlı çiftçimizin hasadı tarlada kaldı, Mucurlu esnafımızın siftahı belirsiz bir geleceğe bırakıldı. Erdoğan, Merkez Bankası ile kayıkçı kavgası yaparken döviz fırladı. Sıkıntılarınız arttı, dara düştünüz. Kırşehirli kardeşlerimin banka borçları devasa boyutlara ulaştı. Erdoğan'a sorarsanız bunlar fasa fisodur, fuzuli şikayetlerdir' dedi.Bahçeli, 'Erdoğan'a bakarsanız mesele başkanlık sistemidir, tüm meseleler, tüm sorunlar başkanlık sistemi gelince birdenbire çözülecektir. Bu zihniyete göre bugüne kadar parlamenter sistem hep engel çıkarmış, hep ayak bağı olmuştur. Kırşehirli ne yemiş, ne içmiş, nasıl geçinmiş Erdoğan'ın umrunda bile değildir. Şimdi AKP'ye oy veren kardeşlerim Allah için söylesin, Allah için itiraf etsin, bu zulüm düzenine, bu karanlık serüvene nereye kadar destek vereceklerdir? Yetmedi mi hırsızlıklar, yetmedi mi yolsuzluklar, yetmedi mi ihanet ve melanetler. Bu kara kışa, bu kabus geceye, bu karanlık seline, bu gelir dağılımı adaletsizliğine nereye kadar dayanılacaktır?' diye konuştu.'Haram sultası sürsün deniliyorsa AKP doğru adrestir' ifadesini kullanan Bahçeli, 'İhanet kervanı ilerlesin deniliyorsa AKP makul bir seçenektir. Türkiye federasyona gerilesin, İmralı canisi ev hapsine çıksın, PKK'lılar affedilsin, Türk milleti kardeş kavgası yaşasın isteniyorsa AKP ve başkanlık sistemi bulunmaz Hint kumaşıdır' dedi.Bahçeli, Erdoğan'ın, parlamenter sistemin bütün avantajlarını kullana kullana bugünlere geldiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:'12 Eylül, Türkiye'yi felaketten felakete sürüklemiş, iftira, ihanet, yalan, riya, nankörlük, vefasızlık çarkının dişlileri arasında ögütmüştür. Şimdilerde parlamenter sistemi tüm kötülüklerin anası olarak mahkum etmektedir. Türkiye'nin güçlü bir şekilde geleceğe yürümesi için başkanlık sistemini şart koşmaktadır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde vasat bulunan, hızlı karar alma, hızlı icraat kabiliyetlerinin başkanlıkla sağlanacağını iddia etmektedir. 2023 yılında Türkiye'nin dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına girmesi başkanlıkla mümkün olacakmış. Dikkat ediniz Erdoğan, 'Türkiye'de çok başlılık var' demektedir. Halbuki 2002'den beri kendisi her şeyi kontrol etmekte, tek adamlığa oynamaktadır. Başkanlıkla ülkemizin uçacağını söylemektedir. Demek ki devri iktidarında Türkiye'nin süründüğünü, belini doğrultamadığını görmüş, sonunda yakayı ele vermiştir. Erdoğan, 'bu gömlek bu bedene dar gelmektedir' diyerek milletimizin aklıyla, irfanıyla alay etmektedir. Giydiği gömlekleri değiştirip kılıktan kılığa giren Erdoğan, yeni bir gömlek edebiyatına meyil etmiştir. Erdoğan, milli gömleğini çıkartıp BOP gömleğini giyerek yıllarca aldatmış, kandırmış, zamanımızı çalmıştır ancak Türk milleti gömlek değiştirmez, değiştireceği gömleği de asla giymez, giymemiştir. Şerefini gömlek gibi giyip çıkartan, tarafsızlık yeminini ampul gibi yakıp söndüren bir şahsiyet, Türkiye'ye istikamet çizemez. Milletimizin aklını artık çelemez.'Erdoğan'ın açıkça siyaset yaptığını savunan Bahçeli, 'Suç işlemekte, vatana ihanet konusunda arka arkaya delil üretmektedir. Bunu da 'istikbale yönelik kanaatlerimi söylüyorum' diyerek saptırmaya gayret etmektedir. Dahası Erdoğan'ın başkanlık sistemiyle ilgili sözleri geçmişini topyekün yalanlamaktadır. Parlamenter sistemin kusurları madem fazla varsa yıllarca söylenen 'geliştik, büyüdük, kalkındık, sözü dinlenen ülke olduk' iddialarını bugünlerde nasıl yorumlamak lazımdır. Erdoğan, baştan ayağa yalan olmuş çıkmıştır' diye konuştu.Devlet Bahçeli, şunları söyledi:'Sarayın ağzının içine bakan, ne söylediği, nerede durduğu belli olmayıp Erdoğan'a göre rota değiştiren fotokopi Başbakan ise zavallı ve çelimsiz bir hale düşmüştür. Erdoğan, Davutoğlu'nun yetersizliğinden, kamera şakası gibi bir başbakan olmasından dolayı devreye girmiş ve her şeyi göze almıştır. 7 Haziran seçimlerinde AKP'ye 400 milletvekili isteyen, bu yolla anayasayı değiştirip Öcalan canisiyle başkanlık sistemini kurma hedefine sahiplenen Erdoğan, geri dönüşü olmayan bir mecra ve maceraya sapmıştır. Erdoğan'ın umduğu, beklediği, dayattığı başkanlık sistemi Kırşehir'in büyümesine, zenginleşmesine hizmet etmeyecektir. Böyle giderse sistem değişikliği ve yeni bir rejim nakli konusunda ısrar devam ederse uyarıyorum, Türkiye demokrasi rayından çıkabilecektir. Erdoğan'ın şu anda tek kaygısı, kendisi ve etrafını emniyete almak, geleceklerini garanti etmektir. 'Bizim millete hizmetten başka gayemiz yok' sözü hikayedir. 'Hak davasından gayrı davamız yok' sözü ise kuyruklu yalandır çünkü Türk milleti, 7 Haziran'da iktidarı değiştirirse ki olacak olan budur, ne kadar kıyıda köşede haram yiyen ve hain varsa mutlaka hesap verecektir.''Türkiye, tek bir kişinin insafına kalmıştır'Merhum ozan Neşet Ertaş'ın 'Can yakıp da kalp kırma, senin de gül benzin solacak bir gün. Her canlının kalbi Allah'a bağlı, herkes ettiğini bulacak bir gün' sözünü anımsatan Bahçeli, 'Ertaş ne güzel söylemiş. Allah'ın şaşmaz adaletidir, herkes ettiğini bulacak, yaptığını çekecektir. Buna imanımız tamdır' dedi.'Halihazırda Türkiye'de hükümet fiilen yoktur. Türkiye, tek bir kişinin insafına kalmıştır' diyen Bahçeli, 'Başbakan etkisiz, yetkisiz, pasif ve edilgendir. Erdoğan hükümetin iplerini eline almış, Davutoğlu'nu çekip çevirmektedir. Şeffaflık konusunda geri atmak zorunda kalan Davutoğlu, yalancı baharlar gibidir. Davutoğlu'nun siyasi ilke ve yaptırım becerisi sıfırın altındadır. Saray görevlisi Başbakan'ın bize omurgalı olmaktan bahsetmesi boyunu aşan bir çamur, kendi omurgasızlığını kapatamayan bir kirlenmişliktir. Omurga mavalı okuyan Sayın Başbakan, onu bunu bırak da Erdoğan'ın tutsağı haline nasıl geldiğini açıkla. Yeni bir Misak-ı Milli'den bahseden, yani yeni baştan sınır çizmeye özenen müflis Davutoğlu, sen önce dilinin altındaki baklayı, kulağına fısıldanan fitneyi gel de Kırşehir'e anlat. Davutoğlu sistem değişikliği meselesini soğukkanlı bir şekilde ve rasyonel argümanlarla tartışmaya atıf yapsa da kendisini ciddiye alan yoktur. Yine bizzat Davutoğlu'nun insan haklarına inanan, evrensel temel ilkelerden hareket eden bir siyasi kültürün olduğu yerde başkanlık sistemi ve parlamenter sistem arasında fark olmayacağına dönük imasını duyan da görülmemektedir' şeklinde konuştu.Bahçeli, başkanlık sisteminin emperyalizmin bir tavsiyesi olduğunu, Erdoğan'ın da yıllar evvel bunu dile getirdiğini iddia ederek, 'Başkanlık sistemi, bir özentinin sonucudur, kaldı ki Erdoğan bir zamanlar bu görüştedir. Yıllar içinde komplonun, Türkiye'yi çekemeyen çevrelerin, Türklük hasımlarının kucağına düşen Erdoğan, dününü ezip geçmiştir. Öyle ki günü gününü tutmamıştır. Erdoğan, sürekli yön değiştiren, fırıl fırıl dönen, kara mizah, kararmış vicdandır. Bu şahsiyetten Türkiye'ye hayır gelmeyecektir. Denetimsiz bir başkanlık sistemiyle Türkiye'nin başına bela kesilecek, medeniyet mücadelemizin ayağından çekiştirecektir. Başkanlıkta her şeyin güzel olacağını söyleyen Erdoğan'a sorarım, bugünü kadar her şeyi kötü yaparken aklın neredeydi? İyi yapmak için elini tutan mı vardı? İkide bir ABD'yi örnek veren Erdoğan, bu ülkede başkanın esas itibarıyla dış politika ve savunma dışında ne kadar zayıf olduğunu bilmekte midir? Başkanlık sistemiyle federasyonun geleceğini yani milli ve üniter devlet yapısının iflas edeceğini niçin gizlemektedir?' ifadelerini kullandı.Bahçeli, şöyle devam etti:'Kırşehir'den soruyorum, Erdoğan, PKK terör örgütüyle kurduğu al ver sürecinde başkanlık sistemiyle ilgili aldığı destek sözünü ne zaman açıklayacaktır? Kandil'deki teröristlere kriptolu telefon hediye edip, arkasından geceleri sohbet eden Erdoğan, başkanlık karşılığında teröristlere ne vermiş, neyi vaad etmiştir? Görüyorsunuz, duyuyorsunuz, ibretle izliyorsunuz. AKP, özerkliğin önünü açmak üzeredir. İmralı'ya her gün ihanet katarı gidip gelmekte, pazarlıklar alçakça sürdürülmektedir. Türkiye, Erdoğan'ın şahsi ikbal ve ihtirasları uğruna kandan ve şiddetten beslenen vampirlere peşkeş çekilmektedir. Doğu ve Güneydoğu'da devlet geri çekilmiştir. Asker sinmiş, polis karakollara hapsolmuştur. Cizre, sözde kurtarılmış terör şehri gibidir. Pilot yakan, gazetecilerin kafasını kesen, masum canları alan cani sürüsü IŞİD, Türkiye düşmanı PKK, PYD, peşmerge, AKP ile kol koladır. Teröristler gemiyi azıya almıştır. Bölücülük, şehirleri mesken tutmuş, bölücü militanlar uzun namlulu silahlarla egemenlik haklarımıza nifak kusmuşlardır. Erdoğan, bölünme masasında sizlerin geleceği üzerinde kumar oynamakta, koltuk hırsıyla Kırşehir'e, şehit yadigarı bu kutlu vatana kasdetmektedir.'Alandakilere 'Şimdi siz söyleyin, gür sesle sorularıma lütfen cevap verin. Başkanlık kılıfı altında Türkiye bölünsün mü? Çözüm diyerek barış tantanası yargarasıyla bin yıllık kardeşlik hukuku bozulsun mu? İmralı canisi ev hapsine, sonra da özgürlüğüne kavuşsun mu? Vatandan cayalım mı, milletten vazgeçelim mi, devlete son verelim mi?' diye soran Bahçeli, 'Kırşehir 'hayır' diyorsa, AKP, PKK ortaklığı nasıl başaracak, milli ve manevi yok oluşumuzu nasıl sağlayacaktır? Hainleri baştacı yapan, gelmişimizi ve geçmişimizi bombalayan bir iktidar nasıl ayakta kalacak, bu milletin yüzüne ne hakla bakacaktır. İstenen çatısı delik, kapısı yıkık, önü kapalı, sırtı yaralı, muhafazasız, yalnız, itilmiş, kakılmış, sürülmüş bir millettir' dedi.'Projelendirilen kanlı bir iç kavgadır''Projelendirilen kanlı bir iç kavgadır. Planlanan büyüme soslu küçülme ve içe doğru büzülmedir' ifadesini kullanan Bahçeli, 'Ecdadın hatıraları yutulmaktadır. Cumhuriyet'in sütunları baltalanmaktadır. Vatan ve millet nedir bilmeyen namus yoksunları, milletimizin önüne derin hendekler kazmaktadır. Hem ruhlarını hem de yurtlarını satma konusunda tükenmez istismar madeni olan ruhsatlı ve sicilli bölücüler, sizleri, Kırşehir'i, aziz ülkemizi yakmak, kavurmak için sıradadır. Tehlike büyüktür görünüz, tehdit vahşidir anlayınız. Türkiye elimizden kayıp gitmektedir, 'artık yeter' deyiniz. Millete 'koyun' diyen, çıktığı her avda çantası dolu dönen AKP'den kurtulmak için ayağa kalkınız, sandıkta Türk ve İslam vicdanını bağımsız ve güçlü Türkiye ülküsüyle buluşturunuz. Buna var mısınız, buna hazır mısınız? MHP'ye 'evet', AKP'ye 'git' diyecek misiniz? 'Türkiye'de her şey terstir, çare başkanlıktır' diyecek Erdoğan'a sarayı dar edecek, hakkınızı, nafakanızı, helalinizi savunacak mısınız? Allah hepinizden razı olsun. Kunduna getirip 1923'ten Cumhuriyet'in emanetlerinden, Milli Mücadele'den intikam almaya hazırlanan Mondoros bakiyelerine, Sevr hayranlarına, yabancı beslemelerine teslim olmayacağınızı görmek gücümüze güç katıyor. Kırşehir'in umutlarıyla oynayanlar, milletimizin ayağına çelme takanlar boşuna sevinmeyin, bozkurtun nefesi alayınızın ensesindedir' diye konuştu.MHP'nin 46. kuruluş yıl dönümüBahçeli, bugünün aynı zamanda asırları aşarak gelen büyük milletin yakın tarihte özel bir misyon üstlenmiş olan MHP'nin 46. kuruluş yıl dönümü olduğunu belirterek, 'Hepimize kutlu olsun. 1969 yılının 8-9 Şubat'ında başlayan faziletli yolculuğun üzerinden 46 uzun yıl geçmiştir. Türkiye'ye sevdalı ve İslam'a bağlı gönüllerle milletimizin kucaklaşması sonsuza kadar yüreklerde yanacak millet aşkını alevlendirmiştir. Aklında vatan ve millet sevgisinden başka hiçbir kaygı taşımayan, tertemiz vicdanların al bayrağın yanına üç hilali sancak yaparak başladıkları yürüyüş çok şükür bugünlere gelmiştir' dedi.'Bu davanın ve dava arkadaşlarımızın yegana kazancı, müsterih olmuş bir vicdan, yerine getirilmiş milli bir görev, vatan nöbetinin haklı gururu, bir hilal uğruna toprağa düşmüş fidanlara okunan Fatiha'nın huzuru ve Allah katında ulaşılmış şehadetten başka hiçbir şey değildir' diyen Bahçeli, 'Bu itibarla geride kalan 46 yıl kolay geçmemiş, kolay yaşanmamıştır. Tarih ve olaylar, tanıktır. 46 yıl çiledir, çabadır, çalışmadır. 46 yıl heyecandır, inançtır, sevdadır. 46 yıl yürektir, şuurdur, sabırdır. 46 yıl kavgadır, mağduriyettir, mahkumiyettir. 46 yıl vicdanımızın sesi ve şehidimizin son nefesidir' diye konuştu.Bahçeli, 'Bizi bilenler bilir, biz kendimiz için hiçbir şey aramayız, istemeyiz, dilemeyiz ama milletimiz mevzubahis olursa kararlılığımızın, ülkülerimizin, arayışlarımızın sınırı yoktur. Bu yüzden MHP gözlerini ufkun ötesine sonsuzluğa dikmiştir. MHP, Türklüğün kucakladığı hakkaniyetli bir küresel dengenin tesisine imkan sağlamak için mücadele vermektedir. İnançsa aranan, heyecansa istenen, kadro, şuur, uzmanlık, cesaretse dilenen MHP, burada, Kırşehir'in huzurunda, Türk milletinin hizmetindedir' dedi.Yıllarca kendi yollarını kendilerinin çizdiğini, kimseye minnet etmediklerini dile getiren Bahçeli, 'Yıllarca önümüze çekilen engelleri aştık, örülen bariyerleri geçtik, yıllarca birleşecek gövde arayan ve millet kaynağından doğan pınarları bünyemize katarak büyüdük. Vatan dedik, bayrak dedik, millet dedik, dosdoğru olduk, doğrudan ayrılmadık. Türkiye dedik, Turan dedik, Kur'an dedik, kardeşlik şerbetinden içtik, herkesi bağrımıza bastık teslimiyetçi olmadık' şeklinde konuştu.'7 Haziran'da Türkiye kazansın, Türk milleti zenginleşsin diyoruz. Nusubet bulutlarını kovmak için hazırız, ihanetin belini kırmak için hazırız, istikrarı sağlamak, hepinize herkese kazandırmak için hazırız. Çiftçinin, esnafın, memurun, işçinin, sanayicinin nefesi ve kuvveti MHP'dir. Umutsuzluğun koyu sisini dağıtmak MHP inançlıdır. Yoksuklluğun, yolsuzluğun ve yasakların kökünü kurutmak için MHP iradelidir. MHP varsa huzur vardır, MHP varsa işsizlik, sefalet son bulacaktır. MHP varsa hainler, zalimler, eşkıyalar, döviz, faiz, rant lobisi kaçacak delik arayacaktır. Üç hilale verilen her oy, Türk milletinin aydınlık yarınlarına destektir. Üç hilale verilen her oy, Türkiye'nin kalkınma mücadelesine yardımdır. Üç hilale verilen her oy, mazluma şifa, garibe deva, kardeşliğe rızadır.''Kırşehirli kardeşlerim, 7 Haziran'da kendiniz, sevdikleriniz, sevenleriniz ve yavrularınız için oy vereceksiniz' diyen Bahçeli, 'Verdiğiniz oy yerini bulsun, sonuç versin diyorsanız MHP sizinle, sizlerin emrindedir. Verdiğiniz oy bağınıza, bahçenize, tezgahınıza, iş yerinize, hanenize bolluk ve güzellik getirsin diyorsanız MHP elini uzatmış sizleri beklemektedir. Türküm, Müslümanım, gelişmeye ve değişmeye açığım demek için son durak, MHP'nin iktidarıdır. İnsanca yaşamak için MHP son çaredir. MHP, içinde milletin olmadığı, içinde Türk ve İslam değerlerinin bulunmadığı hiçbir hedefi asla kabul etmeyecektir. MHP, aslını, neslini asla ve asla inkar etmeyecek Türkiye'yi şaha kaldırmak için, milletin yüzünü güldürmek için geceyi gündüze katacak ve çok çalışacaktır. Nefesimiz kötülerin, kötülük yapanların, milli değerlerimize diş bileyenlerin ensesinde olacaktır. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Ne mutlu Türküm diyene.'Tuğba Yardımcı, AA
'Saray'ın Elektriğini Kesecek Mert Bir Memur Aranıyor'
CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ali Demirçalı yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın elektrik faturasını ellerine ulaştığını belirterek konuyu TBMM'ye taşıdı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın 100 bin liralık gecikme bedeli olduğunu belirlediklerini söyleyen Demirçalı, 'Sarayın elektriğini kesecek mert bir memur arıyorum. Vatandaşı bu beladan kurtarsın' dedi.Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın 100 bin liralık gecikme bedeli olduğunu belirlediklerini söyleyen CHP Adana Milletvekili Ali Demirçalı, 'Saray'ın vatandaşa maliyeti arttıkça artıyor. Sarayın elektrik faturası ise ortalığı karıştıracak. Sadece bir aylık fatura bedeli 1 milyon lirayı aşan Saray'ın borcuna da sadık olmadığı ortaya çıktı. Sarayın elektriğini kesecek mert bir memur arıyorum. Vatandaşı bu beladan kurtarsın' dedi.Ali Demirçalı'nın yazılı açıklaması şöyle; '18.12.2014 ve 21.01.2015 tarihleri arasındaki elektrik faturası bedeli 1 milyon 140 bin 567 TL. Söz konusu dönemde 89 bin 262,053 kilovat elektrik tüketimi yapılmış. Enerji fonuna 8 bin, TRT'ye 16 bin TL'lik kesinti yapılmış. KDV matrahı 974 bin Katma Değer Vergisi ise 175 bin TL. Faturanın son ödeme tarihi ise 18.2.2015 olarak düzenlenmiş. Faturadaki en önemli detay ise önceki dönemden 106 bin 770 TL'lik borcun olması. Faturada bu borç ödenmez ise elektriğin kesileceği belirtiliyor.