Kendi Blogunuzla Sitenize Renk Katın
Kurumsal site, foroğrafçılık sitesi ya da e-ticaret sitesi... Hangi amaçla site kurarsanız kurun, bir blog sitenize her zaman renk katar. Eğer siz de bir blog açmak ve yazılarınızla internette yer almak istiyorsanız aşağıdaki videoları takip ederek dakikalar içerisinde kendi blogunuzu oluşturabilirsiniz.
Belediyenizi Sevmeniz için 30 Neden
Sosyal medyayı artık devlet kurumları da kabullendi, örneklerini görmeye başladık. Ama bunlardan bazıları süper, pek şeker, pek bi doğru kullanıyorlar Twitter'ı Mwitter'ı.  Ataşehir Belediyesi de bu kurumlardan biri. İçinizi geçirmeyen devlet kurumu mu olur? Olmuş :)
Mükemmel Bir Çocuk Yetiştirmenin 10 Altın Kuralı
Çocuğunuzun mükemmel olması, 3 yaşında okumayı sökmesi, 4 yaşında 4 işlemi kusursuz yapabiliyor olması, geniş bir arkadaş çevresine sahip, lider kişilikli, söz dinleyen, en az 3 farklı kursa gidip, 5 yaşında 2 farklı enstrümanı çalabilen, sporla ilgili, TV izlemeyeni bilgisayar oynamayan, 'siz çok yorulmuşsunuzdur, ben bu gece erken yatayım da siz de kafanızı dinleyin' diyen biri olması için uymanız gereken kurallardır.
'2000'li Yılların Yıldız Ülkesi Türkiye'ye Ne Oldu?'
TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz ve beraberindeki heyet Washington’da üst düzey temaslarda bulundu. ‘2000’li yılların yıldız ülkesi Türkiye’ye ne oldu?’ türünden sorularla karşılaştıklarını kaydeden Yılmaz, “Bunlar Türkiye’de yargı bağımsızlığındaki eksikliklerin tespitidir.” dedi. ABD temaslarında Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı ve bölgesel sorunların gündeme geldiğini belirten Yılmaz, 'Konulara Amerikalılarla aynı optikten bakıyoruz'' diye konuştu. Yılmaz, Washington'da düzenlediği basın toplantısında, ABD'deki temaslarına ilişkin bilgi verdi. Buradaki görüşmelerinde, Türkiye-ABD ilişkilerine ilave olarak Türkiye'nin bölgesinde enerji merkezi olması, Avrupa ile ABD arasında müzakereleri yürütülen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) ve bölgesel sorunların gündeme geldiğini belirten Yılmaz, 'Konulara Amerikalılarla aynı optikten bakıyoruz'' diye konuştu. Türkiye'nin bölgede enerji koridoru olmanın ötesinde merkeze dönüşmesinin büyük fırsat yaratacağını dile getiren Yılmaz, bunun için enerji piyasası meydana getirmenin önemine işaret etti. Yılmaz, Beyaz Saray'da Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Direktörü Tara Leweling ve Türkiye Politikaları Direktörü Christina Bobrow'la bir görüşme yaptığını bildirerek, Türkiye'yle ilişkiler ve bölgesel güvenlik konularını ele aldıklarını söyledi. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns ve Ekonomi, Çevre ve Enerjiden Sorumlu Müsteşar Catherine Novelli ile yaptığı görüşmede, Türkiye'yle ilgili konulara gösterdikleri hassasiyetten memnuniyet duyduğunu kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin gerekli reformları yerine getirerek 'örnek ülke' olarak gelişebilmesine önem verdiklerini belirtti. Yılmaz, eski ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke ile de bir görüşme yaptıklarını anlatarak, yeni dönemde merkez bankalarının rolü konusunu ele aldıklarını ifade etti. Aralarında Peterson Enstitüsü'nün de yer aldığı çeşitli ekonomi çevreleriyle yaptıkları temaslarda, dünya ekonomisinin krizden çıkma yolunda ilerlediğini ancak büyüme hızının eskisi gibi olamayacağı sonucuna ulaştıklarını dile getiren Yılmaz, gelişmiş ülkelerin düşük enflasyon dönemi yaşamasına karşın gelişmekte olan ülkeler için fiyat artışının hala gündemde bulunduğunun altını çizdi. Avrupa ile ABD arasında müzakereleri yürütülen TTIP anlaşmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Yılmaz, bu konu çerçevesinde ABD Ticaret Temsilci Yardımcısı ve TTIP Başmüzakerecisi Dan Mulaney'le görüşme yaparak Türkiye'nin görüş ve kaygılarını ilettiklerini kaydetti. Yılmaz, TTIP sürecinin dışında kalmak istemediklerine dikkati çekerek, 18 yıllık Gümrük Birliği sayesinde Avrupa'ya entegrasyonun başarıldığını, bu yüzden müzakerelerde en azından gözlemci statüsüne sahip olmayı arzu ettiklerini sözlerine ekledi. Yılmaz, ABD'nin başkenti Washington'daki temaslarına ilişkin düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 'Türkiye'nin imajını bir önceki ziyaretinize göre nasıl bulduğunuz' sorusuna Yılmaz, şu yanıtı verdi: '(2000'li yılların yıldız ülkesi Türkiye, ne oldu size) gibi sorularla karşılaşıp, bizim bu konudaki görüşlerimizi öğrenmek istediler. Hakikaten biz 2000'li yılların çok başarılı reformlarını gerçekleştirmiş, ekonomisini 10 yılda ikiye katlamış başarılı bir ülkeyiz. Sonuçta iki katı da olsa büyük bir başarı. Dünyadaki en hızlı büyüyen ekonomilerden biri biz değil miydik? Bu en hızlı büyüyen ekonomide AB uyum sürecinde gerçekleştirilen reformlar, demokratikleşme reformları... Bunların hepsi bizi gururlandıran, Türkiye'nin ilerlemesini, yerinin çok saygın hale gelmesini sağlayan reformlar değil miydi? Biz buralara önceden geldiğimiz zaman daha keyifliydik doğrusunu isterseniz. Bu gelişimizde 'Türkiye'de reform iştahı neden eksildi' sorusunun cevabının arandığını gördük.' Yılmaz, ekonomik krizin gelişmekte olan bütün ülkelerde reformları yavaşlattığına dikkati çekerek, dünyadaki çok bol finansal kaynakların, biraz reformların yapılmasını geciktirdiğini anlattı. 'Finansal kaynakların azaldığı bir dönemde reformları geciktirmek en büyük tehlike' diyen Yılmaz, 'O bakımından herkesin reform ajandasına geri dönmesi lazım. Dünyadaki rekabete ayak uydurmak istiyorsak, Türkiye bu yüzyılın parlak yıldızı olmayı istiyorsa reformlarına hız vermesi lazım, rakiplerinden de daha hızlı olması lazım' ifadesini kullandı. Yılmaz, AB süreci reformlarında 3 yıllık yaşanan boşluğun da reformların gecikmesinde etkili olduğunu vurguladı. Yılmaz, yatırım ortamındaki en büyük şartın hukuk olduğunu ve bu konudaki eksiklikler giderilmezse yatırımın gelmeyeceği yönündeki düşüncesini her zaman dile getirdiğini kaydetti. Türkiye'de başarılı bir ekonomik performansın olduğunun herkes tarafından bildiğini belirten Yılmaz, şunları söyledi: 'Türkiye'nin ekonomik performansıyla ilgili herkesin bir moral bozukluğu, bir havlu atmışlığı yok. Burada (ABD'de) Türkiye'nin ekonomik performansıyla ilgili beklenti hala yüksek. Ancak ekonomiyle ilgili altyapının, reformların eksik kaldığına veya onlardan geri dönüldüğünü ilişkin şüpheler doğuyor. 'Siz ne düşünüyorsunuz' diyorlar. Biz de 'Türkiye bunları aşacak, hızlı bir şekilde Türkiye'nin reform ajandasına dönmesini bekliyoruz, bekleyin' mesajı verdik.' Bir gazetecinin, son günlerde tartışılan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın sözlerine dair düşüncesini sorması üzerine de Yılmaz, şu yorumda bulundu: 'Bunları, Türkiye'de hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi, yargı bağımsızlığındaki eksikliklerin giderilmesi konusundaki tespitler olarak değerlendiriyorum. Bu, hepimizin Türkiye ile ilgili beklentileridir. Bu konudaki reformların, kurumların geliştirilmesi hepimizin beklentisi. Bir iş ve yatırım ortamının birinci gereği hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı... Bunu her fırsatta Türkiye'de ben dile getiriyorum.' Muharrem Yılmaz, bir soru üzerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1915 yılı olaylarına ilişkin taziye mesajını da 'çok önemli bir gelişme' olarak değerlendirdi. Kongre üyeleriyle görüşmelerinde 1915 yılı olaylarının gündeme geldiği bilgisini veren Yılmaz, 'Sayın Başbakan'ın açıklaması çok önemli, çok önemli bir gelişme ve bence meseleye insani boyutu temelinde bir yaklaşım gösterildi. Bu çok önemli bir temel. Bu temel üzerinden doğru aklın üretilmesi lazım' değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, bu acının azaltılacağı bir ortak rasyonel akıl geliştirilebileceğini düşündüğünü kaydetti.T24
Reklam
"Türk Futbolu İçin Çok Umutlu Değilim"
Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı.Bu akşam Atletico Madrid formasıyla Chelsea karşısında yarı final rövanş maçına çıkacak Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı. İspanya Ligi’nde şampiyonluğu hayal dahi edemeyeceğini belirten milli oyuncumuz şampiyonlar ligi’ndeyse sezon başında final oynama hedefinin olduğunu söyledi. Arda ayrıca gece yastığa başını koyduğunda eğer çok geç olmadan bir gün Türkiye’ye dönmesi durumunda Avrupa’da kupa kazandıracak bir kadronun içinde yer alabileceğini ve o takıma liderlik edebileceğinin hayalini kurduğunu belirtti. “Bu halimi seviyorum” diyor Arda. Kısa saç ve uzun sakal... “Böyle havalı bir şey oldu. Kendime geldim.” Arda’nın çeşitli ve her biri olay yaratan saç stillerinden sonra denediği bu imajı, 300 Spartalı filmiyle birlikte anılmıştı. Taraftarlar, Arda’yı Atletico Madrid’in Real Madrid’i 14 yıl aradan sonra mağlup ettiği maçın ardından filmdeki “Kral Leonidas” karakterine benzettiler. Gerard Butler’ın hayat verdiği bu karakter, gerçek bir öykünün kahramanıydı ve klasik antik çağda var olmuş Sparta Uygarlığı’na komuta ediyordu. Küçük devletini düşman işgaline karşı savunan ve sayıca çok üstün Pers Krallığı’na boyun eğdiren Spartalılar, bunu Kral Leonidas’ın o damarı sayesinde başarmışlardı: İnatçı, risk almayı seven ve korkusuz... Kralın 300 kişilik orduyla Persleri alt etmesi için sihire ihtiyacı vardı. Tıpkı Arda Turan gibi... 'Gözümün korktuğu şeyden korkmam' Kral Leonidas’ın tüm bu vasıfları, Arda Turan’ı ona benzetenlerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Gözümün gördüğü bir şeyden korkmam” diyor Arda. Barcelona’ysa çıkar oynarız. Real Madrid’se çıkar oynarız. Evet, dünyanın en iyi takımları, en büyük takımları... Ama öyle kimseden korkacak bir durumumuz yok!” Kral Leonidas, Atletico Madrid forması giyse, muhtemelen o da Real ve Barça için aynı şeyleri söylerdi. Atletico Madrid’le 2017 yılına kadar sözleşmesini uzatan Arda, Madri’de oldukça mutlu... Bu sezon İspanya’ya ve Avrupa’ya damga vuran takımdan ayrılmak gibi bir düşüncesi yok. Elbette kimse sezon başında ligde Atletico Madrid adına böyle bir senaryoyu hayal etmiyordu. Arda da öyle... Açıkçası iyi bir peformans sergileyip ligi ilk dört sırada bitireceğimizi tahmin ediyordum” diyor. Ama asla son haftalara girilirken Real Madrid ve Barcelona’nın önünde puan farkıyla lider olacağımızı düşünmemiştim.” Ligdeki insanüstü” performansa şaşırmış olsa da Şampiyonlar Ligi için büyük” düşünüyordu. Hayallerimi çok fazla söylemiyorum çünkü bazen kendim gibi gülüyorum. O kadar büyük hayallerim var ki...” diyor ama artık Avrupa’nın bir numaralı organizasyonu için sezon başında düşündüklerini rahat rahat söyleyebilir. Sezon başında Şampiyonlar Ligi’nde finale gitmek gibi bir hayalim vardı.” Arda, Atletico Madrid’in sahası Vicente Calderon Stadı’nın çimlerinde FourFourTwo’nun sorularını içtenlikle yanıtladı. Takım olarak bu sezon çok yoğun bir fikstürde mücadele ettiniz. Fiziksel olarak ne durumdasın? Yıprandık... Vücut olarak hepimizin yıprandığı aşikâr. Bizim oynadığımız sistemde biz topa sahip olan değil, topun arkasında duran bir takımız. Savunma üzerine kurulu bir sistemimiz var. O yüzden özellikle benim gibi ikinci bölgenin kenarlarında oynayan oyuncular için çok sıkıntılı bir sistem bu. Çok fazla efor sarfedilen bir sistem. Ama sezon sonuna kadar elimizden ne geliyorsa yapacağız. Simeone senin için “İspanyolca bilmiyor ama onunla bakışarak, vücut diliyle anlaşıyoruz” demişti. Aranızda nasıl bir iletişim var? Biz onunla sahanın içinde bazen bir bakışla bile anlaşıyoruz. Bakışıp gülüşüyoruz... Mesela Şampiyonlar Ligi müziği çaldığında dönüp bana bakar ya da büyük maçlarda seramoniye çıkarken gelip kulağıma bir şey fısıldar... Beni çok fazla geliştirdiğini, çok yönlü bir oyuncu yaptığını düşünüyorum. Beni benden daha iyi tanıyor ve çok iyi kullanıyor. Enerjimi, gücümü ve zekâmı maksimum seviyede kullanabilecek ender hocalardan biri. Onun yönetiminde daha fazla efor sarfedip daha az gole gidip atağı organize ediyorum. Tamamıyla hocanın istedikleri doğrultusunda hareket ediyorum. Zaten doğrusu da bu... Real Madrid ve Barcelona’yla baş edip, onları alt etmek nasıl bir duygu? Barcelona ve Real Madrid’in çok özel oyuncuları var. Messi ve Ronaldo’nun durumu, Neymar’ın ve Bale’in durumu... Çok özel oyunculara sahipler. Ama onlarla savaşmak hoşumuza gidiyor. Finansal güçleri, taraftar sayıları, global değerleri ortada. Ama bizim kendi halinde, taraftarıyla bütünleşmiş, birbiri için savaşan, daha özel bir halimiz var. İnsanların gözünde daha sempatiğiz. Bu güçle, her şeyi kazanabiliriz. Peki sence Atletico Madrid’in başarısı sürdürülebilir olacak mı? Bence Atletico Madrid transfer politikasını çok iyi sürdürebilen bir kulüp. Zaten bu seviyeyi korursak yayın gelirlerinde payımız artacaktır. Tabii ki kulüp olarak Real Madrid ve Barcelona’nın seviyesine ulaşmak çok zor. Zaman alacaktır. Ama Atletico Madrid İspanya’da bu konuda potansiyeli olan en büyük kulüp. Diğer taraftan yeni stat geliyor, yeni tesisler geliyor... Her sene Şampiyonlar Ligi’nde kalıp ligde şampiyonluğu kovalayabilecek bir durumumuz var. O yüzden her şey olabilir. Bir röportajında “Fiziksel olarak Messi ve Ronaldo kadar iyi olmam mümkün değil” demiştin. Senin için zirve noktası neresi? Açıkçası 27 ile 31 yaş arasında sahip olduğum potansiyeli daha fazla açığa çıkarabileceğimi düşünüyorum. Eğer Atletico Madrid gibi dünya devleriyle yarışan, uluslararası arenada boy gösteren bir takımın oyuncusuysam içimde çok büyük bir potansiyel var demektir. Sadece bunu daha sürekli bir hale getirmeliyim. Ama bunu tabii lafta bırakmamak, çok çalışmak lazım. Özellikle Atletico Madrid kariyerine bakınca “çalışmak” kelimesinin senin için anahtar kelime olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle… Mesela bizim takımda Raul Garcia muhteşem bir örnek. Bir gün kitap yazarsam kitabımda muhteşem bir yeri olacak. Yüzde 30 yetenek, yüzde 70 çalışmadır. Çalışırsan oynarsın. Gerçekten kitap yazacak mısın? Evet yazacağım. Çok laylaylom bir kitap olmayacak. Herkesi eleştiren, gerçekleri söyleyen bir kitap olacak. Basının önünde her şeyi söyleyemiyorsun, politik davranıyorsun. Atletico Madrid’e gittiğin ilk aylarda TFF’nin Tam Saha dergisine verdiğin röportajda “Burada insan olarak bir birey olduğumu hatırladım” demiştin. Hala böyle mi düşünüyorsun? Çok büyük laf etmişim be! Doğru laf etmişim ama... Hâlâ arkasındayım! Mesela biraz önce antrenman bitti, bundan sonra hayat bana ait. Kimsenin hatrı gönlü yok. Türkiye’de sürekli birilerini ziyaret etmeniz gerekiyor. Kırılanlar var, bozulanlar var, dedikodular var. Dedikodulara cevap vermek zorundasın... Galatasaray taraftarıyla arandaki buzlar eridi mi? Galatasaray camiasının her zaman altın çocuğu oldum. El bebek gül bebek yetiştik. Tabii ki sorunlar oldu, ağladık sızladık falan. Ben de Galatasaray’a karşı elimden gelenin en iyisini vermeye çalıştım. Sadakatli davranmaya çalıştım. 24 yaşına kadar hep Avrupa takımları isterken Galatasaray’da kaldım. Bu da gözardı edilmemeli. ‘Bırakıp kaçtı’ diyenler var. Ben bırakıp kaçmadım. Takım sekizinciyken iğneyle çıkıp oynadım. Doktorlar orada... Takım yeni sezonda muhteşem bir kadro kurmuştu, şampiyon olacağı belliydi, ben o zaman gittim. Bırakıp kaçmak o zamanlar ben sakatım deyip oynamamaktı. Herkes Manisa’da nasıl oynadığımı biliyor. Öyle üç kuruşa beş köfte yok. Peki bu süreçte suçlu Galatasaray taraftarı mıydı? Taraftar suçlu olur mu? Arda Turan diye stadı inletirken iyiydi. Şimdi kötü mü olacak? Ve sen de kafana koydun ve Atletico Madrid’in yolunu tuttun… Çünkü yaşam alanı bırakmadılar bana... Eğer yaşam alanı verilseydi Selçuk, Burak, Sabri, o zaman Caner de bizdeydi; bu kadroyla Şampiyonlar Ligi olmasa da en azından Avrupa Ligi’nde şampiyon olabilirdik. Hâlâ bazen yatarken eğer çok geç olmadan bir gün dönersem Avrupa’da bir kupa kazandıracak kadronun içinde yer alabilirim diye düşünüyorum. Madrid’de mutlu musun? Burada kendime ait vaktim oldu. Kendimi bıraktım. Düşünme fırsatı buldum. Kafam temizlendi. Geçen gün okuyorum, Selçuk’la Burak’ın stattan arabalarıyla ayırlmaları bile problem. Kardeşim nolur ya! Maç bitmiş, ne istiyorsa yapsın futbolcu. İstiyorsa yürüyerek gitsin. Burada biz maça iki saat kala otomobillerimizle geliyoruz, herkes de otomobiliyle ayrılıyor. Kız arkadaşıyla maça gel, ne var bunda? Profesyonel futbolcu milyon dolarlar kazanıyor. İşyerine ihanet edecek kadar aptal mı? İhanet eden zaten üç gün sonra kendini sahada belli eder. Şikayetçi olduğun hiç mi bir şey yok? Bütün gün uyuyorlar (gülüyor). Geç yemek yiyorlar. Benim de bu yüzden kilo problemim oluyor, moralim bozuluyor. Saat 21:30’da yemek daha yeni başlıyor! Karnını nasıl doyuruyorsun? Her kültürün yemeğini yiyebiliyorum. Dünya mutfağını da seviyorum. Çin yemeği seviyorum ama çok kızartma işi var. Çünkü biz küçükken Bayrampaşa’da arka tarafta Çin restoranı vardı, hep oraya gider yerdik (gülüyor). Paella seviyorum. Deniz mahsullerinden böcekleri çok seviyorum. Şimdi ‘Ne havaya girmiş’ diyecekler ama çok seviyorum, ne yapayım. Sonradan görme olduğum için bunların hepsini çok seviyorum (gülüyor). Galatasaray’daki süreci de takip ediyor musun? Futbolcular da baskı altında... Çok fazla takip etmiyorum çünkü canım sıkılıyor, üzülüyorum. Arkadaşlarımın hepsi özel oyuncular, korunmaya ihtiyaçları yok. Sonuçta son iki senenin şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali var. Birazcık saygı diyorum. Mancini’yi başarılı buluyor musun? Mancini zaten durumu açıkladı. ‘Ben buraya yeni takım kurma hedefiyle geldim’ dedi. O tabii Avrupa’da görmediği tarzda şeyler gördüğü için yadırgaması, sinirlenmesi çok normal. Ama Türkiye şartları böyle, alışması lazım. Hedefinin bu sene olmadığını söyledi. Beklemek lazım... Manchester City’de, Inter’de yıldız oyuncuları idare etmek ve başarılı olmak... Bunlar büyük işler. Mancini büyük bir hoca. Sana göre Türkiye’den Avrupa’ya gidebilecek oyuncular kimler? Gökhan Gönül ve Caner Erkin oynayabilir. Selçuk İnan, Burak Yılmaz ve Semih Kaya da öyle... Arda, Olcan Adın’ın da büyük potansiyeli olduğunu düşünüyor. Trabzon’da bütün yük ona kalıyor. Salih Uçan’ın, Emre Çolak’ın, Muhammed Demirci’nin ve Muhammed Demir’in kendini geliştirmesi lazım. Cenk Tosun’da iyi bir potansiyel var. Oyuncularımızın potansiyeli var ama bu potansiyel yetmeyebilir. Çalışmak, üzerine koymak lazım çünkü buralar başka bir seviye. “Arda Turan’ın başarısı, Türk futbolunun başarısı değildir.” Bu görüşe katılıyor musun? Yüzde 100 katılıyorum. Şansım çok yanımda oldu. Ben Mleda Boleslav maçında böyle olmasam... Millet bana şımarık falan diyor ya, öyle olmasam bugünlere gelemezdim ki! Ben nasıl oynayacağımı çözdüm, biraz Şam şeytanlığı yaptım. Böyle oynarsam formayı alırım diye kendi yolumu buldum. Sana bir süpergüç verip, “Türk futbolunda bir şeyi değiştirebilirsin” deseler neyi değiştirirsin? Bir hakkım olsa bütün kulüplerin altyapı tesislerini değiştiririm. Yataklı, eğitmenli, psikolojik danışmanlı, özel hocalı, İngilizce eğitmenli... Muhteşem çim sahalar... İşin temeli burada. Altyapı hocasına 2-3 bin lira maaş verirsen bu iş olmaz. Kulüp, altyapılarına kaynak ayıracak ki orası maddi olarak tatmin olunan bir yer olsun. Böylece eski futbolcu yorumculuğa kaçmayıp o işe odaklansın. Maalesesf altyapı hocalığını önemsizleştirdiler, itibarsızlaştırdılar. Kulüplerin altyapı hocaları kendi statlarında maç bile izleyemiyorlar! Türk futbolunun geleceği için umutlu musun? Çok umutlu değilim, çok da endişeli değilim. İpin üzerinde gidiyoruz. Fatih hoca bunun planlarını yapıyor. Sadece onun değil, altında çalışan herkesin aç olması lazım. Mesela bu ülke Abdullah Avcı’yı kaybetmemeli. Abdullah hoca bir gün tekrar bu milli takımın başına gelebilmeli. Bir kere olmadı diye vazgeçmemeliyiz.
Reklam
Annenize İstediğiniz Yemeği Yaptırabileceğiniz 20 Anneler Günü Hediyesi
Biliyorsunuz ki ( ya da artık bileceksiniz :) ) Mayıs ayının ikinci haftası anneler günü.. Size şimdiden anneler günü hediyesi olarak annenize ne alacağınızı belirlemenizi tavsiye ediyoruz. Çünkü daha sonra etrafınızdaki kişileri 'Sence anneme ne hediye alsam?' sorusuyla boğuyorsunuz. İyisi mi siz şimdiden kararınızı verin ve hediyenizi kenara koyun, günü gelince de annenizi mutlu etmiş olmanın keyfini çıkarın. Sizlere sunacağımız hediye fikirleri, annenize istediğiniz yemeği yaptırabileceğiniz etkiye sahip. Ve ta ta taam huzurlarınızda en güzel 20 anneler günü hediyesi..
Başarılı İşletmeci Olmak İçin Muhasebe Öğrenin
İş dünyasında işletmeci, girişimci olmak isteyen herkes mali yönetim ve işletmeyi analiz etmesi için muhasebe bilgisi gerekiyor, Muhasebe bilgisi olmadan firmanın gelir giderini analiz ederek ileriye dönük planlar yapamaz ve sorunları da göremez. Sorunları görmek ve tedbirler almadan da doğru finans yönetimi olmaz. İşletme ne kadar güçlü ve karlı bir iş dalında faaliyet gösterse de yatırımları yönetmekte ve maliyet , kar hesaplamalı hatalı olduğu zaman iflas kaçınılmaz olur. İşletmenin gidişatı ve finansal durumunu öğrenmek için muhasebecinize de sora bilirseniz ancak bilginiz olmadığından dolayı onun söylediklerine inanır ve kendi bakış acınızda olayları göremeyerek yeni yaklaşımlar bulunamazsınız. Her ne kadar bu işleri yasal olarak muhasebeciler yapsa da bir işletmecinin yorum yapacak kadar bilgisi olmalı ve ön muhasebeden anlamalıdır. Yatırım yaparken, kişisel ve kurumsal gelir, giderleri takip etmek için mesleği ve işi ne olursa olsun finansal bilgi ve muhasebeden haberdar olmak zorunda. Yoksa sağlıklı yatırımlar ve işletmelere sahip olamaz. İlerde işletme kurmayı düşünenler, Yönetici adayları veya şu anda işletme sahipleri muhasebe bilgilerini gözden geçirerek temel bilgilerini tamamlamalıdır. Diyelim ki kendi işinizi kurdunuz ve muhasebeden anlamadığınız için muhasebeci tuttunuz. O zaman da tümüyle muhasebecinin dediklerine mahkûm kalmamak, onun yaptıklarını anlayıp, izleyebilmek için asgari bir muhasebe bilgisine ihtiyacınız olacaktır. Yönetimde farklı bakış acıları için işletme danışmanlarına da arada bir sormanız sizin için karlı olacaktır.
Reklam
Masallardan Fırlamış Gibi Görünen 26 Gerçek Mekan
Sosyal soru cevap sitesi Quora'da bir konunun altında tartışılmış... Dünya'daki peri masallarından fırlamış gibi görünen yerler nereler?   Eğer peri masallarından hoşlanıyorsanız bu mekanları da çok seveceğinizden emin olabilirsiniz. İyi eğlenceler dileriz...
Türkiye Ekonomisi Hakkında Bilmeniz Gereken 7 Şey
Bu ülkenin ekonomisi 820 milyar dolarlık milli geliriyle dünyanın 17. büyük ekonomisi oluyor. Önümüzdeki dönemde yıllık ortalama yüzde 4 oranında büyürse Türkiye 2030’da dünyanın en büyük 11. ekonomisi olacak.  Taraf gazetesinden Süleyman Yaşar Türkiye ekonomisi hakkında bilmeniz gereken yedi şeyi özetledi. Taraf /Süleyman Yaşar
Reklam
İnternetten Online Yatırım Nasıl Yapılır?
İnternet günümüzde birçok kişiye iş imkanı sağlayan, gelir kaynağı olan, günlük rutin işlerin kolayca yapılabildiği bir hale geldi. Gelişen teknoloji ile birlikte yoğun bir şekilde kullanılmaya başlayan internet, günlük yaşantımızın vazgeçilmez parçalarından birisi haline geldi.Web üzerinden ek gelir elde etmek isteyen ve daha fazla paraya ihtiyaç duyan kişiler tarafından interneti tercih ediliyor. Bu sayede fazla zaman harcamadan, yorulmadan ve aileye ayrılacak vakitten çalmadan para kazanılabiliyor. Aynı zamanda interneti birikimlerinizi değerlendirebileceğiniz, yatırım yaparak para kazanabileceğiniz güvenli bir araç olarak da kullanabiliyorsunuz. İnternetten yatırım yaparak kısa sürede güvenli bir şekilde kazanç elde edebilirsiniz.Hangi Piyasalarda İnternetten Yatırım Yapılıyor?Günümüzde çok çeşitli finans piyasalarının bulunduğunu söyleyebiliriz. Ama bunlar arasında gerek güvenlik, gerek yasallık, gerekse elde edilen kazanç anlamında forex, borsa piyasası ve VOB diğer piyasaları geride bırakıyor. Borsa piyasası bilinen en eski yatırım piyasası olarak görülmektedir. Hemen herkesin borsa hakkında az çok bir fikri vardır ve genellikle ‘kağıt alınıp satılan’ bir yer olarak biliniyor. Borsa nasıl oynanır 1 olarak şimdiye kadar vermiş olduğumuz bilgiler ile borsada yalnızca kağıt olarak bilinen hisse senetlerinin alınıp satılmadığını anlattık. Aynı zamanda borsa işlemlerinin artık internetten yapıldığından da sıklıkla bahsettik.Forex piyasası, yeni nesil bir finans piyasasıdır ve işlemleri tamamen internet üzerinden gerçekleştirilir. Ülkemizde 2010 yılında yasallık kazanmış ve aracı kurumları Sermaye Piyasası Kurulu denetimine girmiştir. Bu şekilde de Türk yatırımcıların güveni kazanılmış ve güvenli bir şekilde yatırım yapılmaya başlamıştır. Forex, günümüzün en kazançlı ve avantajlı finans piyasası olarak görülmektedir. Tüm dünya üzerinden yönetilen küresel bir piyasa olduğundan bahsettik ve bu sayede yatırım işlemlerinin hafta sonları hariç haftanın 5 günü 24 saat boyunca yapılabildiğini söyledik.Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası da işlem özellikleri bakımından geleceğe yönelik güvenli ve vadeli yatırım yapmak isteyen kişiler tarafından tercih edilmektedir. VOB işlemleri de günümüzde internetten fiziki olmayan şekillerde yapılmaktadır ve yatırımlardaki amacı spekülasyon, arbitraj, hedge olan kişileri bünyesinde bulunduruyor.DEVAMI: http://www.borsanasiloynanir1.com/online-yatirim-nasil-yapilir/
Edebiyat Tarihinin En İyi 25 Giriş Cümlesi
Yazarlar puslu zamanların büyülü namelerini bize söylerken, içimize dokunan kelimeler beğendikleri bir yere geçip oturmaktaydı. Serçelerin şarkısı, ulusların yıkılışı, medeniyetin hançerleri, melankoliye meyilli kahraman veya anti-kahramanlar bize kulaklarımızı dört açmamızı söylüyorlardı. Bulundukları yerlerden... PS: Eğer bu galeriyi okumaya niyetliyseniz devam edin. Birkaç satır okuduktan sonra burada daha fazla olmak isteyeceksiniz. Bu yüzden devam edin. Burada kalmaya devam edin. Kendinize bakın, hala tek parçaysanız o zaman bu haberi okumanız için bir sorun yok demektir.
Reklam
Volkan Demirel Rekora Koşuyor
Fenerbahçe'nin tecrübeli file bekçisi Volkan Demirel 19. şampiyonlukla birlikte tarihe geçmeye hazırlanıyor.Fenerbahçe'nin milli kalecisi Volkan Demirel adını sarı lacivertli kulübün tarihine altın harflerle yazdırmaya hazırlanıyor. Beş şampiyonluğa bir yıldızın verildiği ligimizde, Fenerbahçe ile beşinci şampiyonluğuna hazırlanan Volkan Demirel, 19. şampiyonlukla birlikte sarı lacivertli takımın formasındaki yıldızlardan birinin altına imzasını atacak. Rüştü Reçber'in Barcelona'ya transferiyle birlikte Recep Biler ile girdiği forma rekabetinden galip ayrılan Volkan, o tarihten bu yana yaşanan dört şampiyonlukta takımın kalesini koruyordu. 19- şampiyonlukla birlikte Fenerbahçe'de dört şampiyonluk yaşayan Rüştü Reçber'i geride bırakacak olan Volkan Demirel, bu özelliğiyle kulüp tarihinin en fazla şampiyonluk yaşayan kalecisi ünvanına da kavuşacak. Toni Schumacher, Rüştü Reçber, Cihat Arman ve Engin İpekoğlu gibi unutulmaz isimlerin yanı sıra hala Spor Toto Süper Lig'de forma giyen Oğuz Dağlaroğlu ve Serdar Kulbilge gibi isimlerle de şampiyonluk kazanan Fenerbahçe'nin en çok şampiyonluk kazanan kalecisi olacak olan Volkan için 19. şampiyonluk şüphesiz diğerlerinden çok daha anlamlı olacak.eurosport
Orwell Ödülü'nün Adayları Açıklandı
George Orwell adına verilen ve Britanya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olarak kabul edilen Orwell Ödülü’nün adayları açıklandı. Sue MacGregor, Robert McCrum ve Trevor Phillips’ten oluşan seçici kurul, ödüle başvuran 235 kitap arasından altı ödülü kısa liste için seçti. Margaret Thatcher’ın biyografisini kaleme alan Charles Moore, This Boy adlı kitabında yetiştiği dönemi anlatan Alan Johnson, kitlesel göçlerin Britanya’ya “zarar verdiğini” öne sürdüğü kitabıyla epey tartışa çıkaran David Goodhart, Gaiutra Bahadur, Frank Dikötter ve James Fergusson ödüle aday gösterildi. Kazanan, aynı zamanda üç bin sterlin tutarındaki para ödülünün de sahibi olacak. Orwell Ödülü, Georger Orwell’in “siyasî metni, sanat eserine dönüştürme” görüşüne paralellik gösteren eserlere veriliyor. Ödül, uzun listesine muhafazakâr yazarları da eklediği için eleştirilmişti. Ödülün direktörü ve tarihçi Jean Seaton, “İnsanlar kaç kere ‘Orwell mezarında ters döndü’ dediler, ben bile ipin ucunu kaçırdım artık” dedi. Ödülün kazananı, 21 Mayıs’ta Londra’da düzenlenecek törenle açıklanacak. Thatcher biyografisi de aday » Coolie Woman, Gaiutra Bahadur » The Tragedy of Liberation, Frank Dikötter » The World’s Most Dangerous Place, James Fergusson » The British Dream, David Goodhart » Margaret Thatcher: The Authorised Biography, Charles Moore Taraf
Kız Çocukların Annelerine Asla Anlatamadığı 10 Şey
Anneler Günü yaklaşıyor, şu inadınızdan vazgeçseniz annenize en güzelhediyeyi vermiş olacaksınız belki de... Mesela yıllardıranlatamadığınız bazı şeyleri kabullenmiş gibi yapabilirsiniz(En azından bir günlüğüne :)) Onlar neler mi? İşte annenizebir türlü anlatamadığınız ve anlatamayacağınız 10 şey:
Reklam