Sinemanın En İyi 25 Yönetmeni
Sinema denince akla gelen Hollywood ve türevleri içerisindeki en iyi, en çok kazanan ve en başarılı gişelere ulaşan yönetmenlerden bir liste çıkaralım dedik. Sonra demeyin ki yok efendim bu niye yok şu niye yok. Liste gişeye dayalı sayılır.
Tarihe Yön Vermiş Adı Bilinmeyen 10 Önemli İnsan
Tarih içinde önemli bir yere sahip ama adını kimselerin bilmediği 10 insanı sizlerle tanıştırmak, onlara içimizden geçenleri söylemek istedik. Çok daha fazlası olduğunu biliyoruz ama bu bir başlangıç olsun.
Ceylanpınar'da 3 Askeri Kim Vurdu?
Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesi Altın Köyü'nde yaşamını yitiren 3 askeri kimin vurduğu tartışma konusu oldu. Olayın olduğu günden bu yana üç farklı kaynaktan, üç farklı açıklama gelmesi kafaları karıştırdı. İlk açıklamayı yapan vali kaçakçıları, Genelkurmay PKK /PYD'yi, PYD (YPG) kaçakçıları, yerel kaynaklar ise IŞİD'i suçluyor. Radikal'den Bahadır Özgür'ün haberine göre; ateş hattındaki bölgede kaçakçılar da, IŞİD de, PYD de bulunuyor. Dolayısıyla her bir açıklamanın bir parça doğruluk payı var. Ama saldırıyı kimin gerçekleştirdiğine dair akıllardaki soru işaretini giderebilecek hiçbir doğrulama şu ana kadar gelmedi. Şimdilik herkesin üzerinde uzlaştığı tek doğru bilgi 3 askerin şehit olduğu. Olayın olduğu günden bu yana haber ajansları, gazeteler ve televizyonlar da konu üzerinde uzlaşabilmiş değil. Kimi ajans ve televizyonlar haberleri halen 'kaçakçı' olarak geçerken, kimileri de PYD'yi işaret ediyor. İşte gün gün Şanlıurfa saldırısıyla ilgili akılları karıştıran çelişkili açıklamalar… Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, Altın Köyü'nde kaçakçılarla askerler arasında çatışma çıktığını resmen açıkladı. Vali, 2 askerin şehit olduğunu, 1 askerin de yaralandığını bildirdi. Valiye göre, olay şöyle gerçekleşti: 'Saat 22.00 sıralarında yaklaşık 15 kişilik kaçakçı grubunun sınırı geçerken askerlerin ’dur’ ihtarı üzerine açtığı ilk ateş sırasında 2 askerimiz şehit oldu, 1 askerimiz de yaralandı.' Valinin bu açıklamasının ardından haber ajanslarında da bölgedeki askeri birliklerde görevli komutanların da saldırıyı kaçakçıların gerçekleştirdiğine dair bilgiler verdiğini yazdı. Valinin açıklamasından sonra sabah saatlerinde Genelkurmay internet sitesinden resmi bir duyuru yayımlayan Genelkurmay, akılları daha da karıştırdı. Genelkurmay açıklamasında Şanlıurfa'daki saldırıyı PKK/PYD'nin gerçekleştirdiğini bildirdi. Üstelik Genelkurmay bu açıklamada ilk defa PKK ile PYD'yi aynı örgüt gibi sundu. Açıklamada 'en az 6 PKK/PYD'linin de öldürüldüğü' belirtildi. Genelkurmay'ın açıklamasından bir gün sonra Ceylanpınar’ın karşısındaki Serêkaniyê kentindeki YPG Komutanlığı, Genelkurmay’ın açıklamasının doğru olmadığını duyurdu. YPD, Türkiye 'ye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmediklerini yaralı veya yaşamını yitiren bir YPG'li olmadığını bildirdi. Serêkaniyê Binxet Halk Meclisi Başkanı Ferec Mihemed de yine bölgenin kaçakçıların kullandığı bir bölge olduğunu, olay ile PYD ve YPG'nin ilişkilendirilmesinin maksadını sorguladıklarını söyledi. Resmi yetkililer ve YPG dışında yerel kaynaklara dayandırılan haberlerde ise saldırının IŞİD tarafından gerçekleştirildiği ileri sürüldü. Fırat Haber Ajansı'nın Gazeteci Seyit Evran'a dayandırarak verdiği haberde, 'Evran'ın IŞİD'e yakın kaynaklara dayandırarak verdiği bilgilere göre, saldırının IŞİD tarafından düzenlendiği ve saldırının IŞİD tarafından resmi olarak üstlendiğini açıkladı' denildi. İlk gün 'kaçakçılar' diyen Şanlıurfa Valisi, Genelkurmay açıklamasından sonra tamamen farklı bir açıklama yaptı. Üstüne üstlük PKK/PYD ile çatışmaların bölgede halen devam ettiğini duyuran vali şunları söyledi: 'Olay taze şu an çatışma devam ediyor. Ceylanpınar ilçesine bağlı Aşağı Doruklu köyünde 2 veya 3 kişi tahmin ediyoruz PYD, PKK teröristlerle çatışma devam ediyor. Şu anda bir şey diyemiyorum, bizde herhangi bir yaralı yok, orası her anlamda takviye edilmiştir' dedi.Radikal | Posta
'AKP Hükümetleri İsrail’e Karşı Hiç Ambargo Uyguladı mı?'
CHP’den hükümete, İsrail’e jet yakıtı ve Kuzey Irak’tan petrol satışı sorusu 124 ton jet yakıtı gönderilen İsrail’e artık satış yapılmaması girişiminiz var mı? Kuzey Irak’tan iki ay içinde birisi İsrail’e toplam 3 tankerle ham petrol satışı yapıldı mı? ANKARA CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, İsrail’e Filistin’i bombalarken kullandığı jet yakıtı satışı yapılması ve Kuzey Irak petrolünün aralarında İsrail’in de olduğu bazı ülkelere 22 Mayıs’tan itibaren satışının başlamasını TBMM gündemine taşıdı. Umut Oran, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a, “Yunan firmasına ait Mariner A’nın Türkiye’den İsrail Hayfa’ya taşıdığı 124 ton jet yakıtı İsrail’in Filistin’e düzenlediği hava saldırılarında kullanılabileceği gerekçesiyle Hükümet ve bakanlık olarak bundan sonra İsrail’e jet yakıtı ihracatı, satışı yapılmaması için girişimde bulanacak mısınız? AKP Hükümetleri İsrail’e hiç ambargo uyguladı mı? Kuzey Irak petrolünün satışı Ceyhan üzerinden başladı mı, son iki ay içinde 3 milyon tonluk ham petrol birisi İsrail’e olmak üzere 3 tankerle taşındı mı?” diye sordu. CHP’li Umut Oran, Enerji Bakanı Yıldız’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı soru önergesi sundu. İlk önergesinde İsrail’in savaş uçaklarının da kullandığı jet yakıtı satışını ikinci önergesinde ise Wall Street Journal’in gündeme getirdiği Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin Ceyhan üzerinden dünyaya ham petrol satışına başlaması ve 2 ay içinde 3 tankerle 3 milyon ton ham petrolün bu şekilde taşınmasını gündeme getirdi. İsrail’e Mart ayında 124 ton jet yakıtı satıldı Enerji Bakanına yöneltilen ilk önergedeki sorular şöyle: Türkiye ile İsrail arasında 2014 yılı içerisinde gerekleşen kerosen (jet yakıtı) ithalat-ihracat miktarı ne kadardır? Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2014 yılının Mart ayında Türkiye’den İsrail’e 124.562 kg kerosen (jet yakıtı) satıldığı görülmektedir. Bu jet yakıtı kaç seferde Türkiye’den İsrail’e taşındı, bu yükün alıcı ve satıcıları kimlerdir, bu satış için kaç ABD doları ödeme yapılmıştır? İsrail'e giden jet yakıtının, Mersin ve Dörtyol limanlarından gönderildiği bilgisi doğru mudur? Yunan firmasının Mariner A tankeri Angora lnvestment Trust İNC adlı Yunan firmasına ait olan Malta bayraklı 'MARINER A' isimli tankerin bu iş için özel olarak kullanıldığı ve gemi takip sistemine göre, 3 Haziran-9 Temmuz 2014 tarihleri içerisinde Hayfa ve Mersin arasında 7 sefer yaparak jet yakıtı taşıdığı bilgisi doğru mudur? Ham petrol taşıyan tankerlerin genellikle 100 bin grosstondan büyük tankerler olduğu 25.364 grosstonluk MARINER A’nın ise oil (gaz ve yağ) ve Chemical (kimyasal) tanker olduğu ve özel olarak sadece kerosen (jet yakıtı) taşıma özelliği bulunduğu bilgisi doğru mudur? Jet yakıtıyla Filistin bombalanıyor! Mariner A’nın Türkiye’den İsrail Hayfa’ya taşıdığı jet yakıtı İsrail’in Filistin’e düzenlediği hava saldırılarında kullanılabileceği gerekçesiyle Hükümet ve bakanlık olarak bundan sonra İsrail’e jet yakıtı ihracatı, satışı yapılmaması için girişimde bulundunuz mu, bulanacak mısınız? AKP, İsrail’e hiç ambargo uyguladı mı?Bakanlık olarak İsrail’e karşı son 10 yıl içerisinde herhangi bir yaptırım veya kısıtlamada bulundunuz mu, yapıldıysa bu kısıtlamalar/ambargolar nelerdir?IKBY ile anlaşmalar neler? Umut Oran’ın ikinci önergesinde ise şu sorular yer aldı: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile enerji, petrol alanında hangi anlaşma, sözleşmeleri imzalamıştır, yürürlüğe konuldular mı, her birisinin içerikleri nedir? İlk yükleme 22 Mayıs’ta! Wall Street Journal’de yayınlanan makalede sözü edildiği biçimiyle (www.wsj.com.tr/article/SB10001424052702304058404580044583953952258.html?dsk=y&mg=reno-tr ) Ceyhan’da IKBY’ye ait 1.048.000 ton ham petrolün United Leadership adlı tankere yüklendiği ve tankerin 22 Mayıs 2014’te ayrıldığı bilgisi doğru mudur? Bakanlık kayıtlarınıza göre bu yükün sahibi ve satıcısı-alıcısı kimlerdir? Irak Merkezi Hükümeti’nin ABD nezdinde devreye girerek bu satışı engellemek istemesi üzerine United Leadership’in Akdeniz’de iki hafta boyunca gezdikten sonra 3 Haziran'da Fas'ın Muhammediye Limanı'na ulaşarak yükünü buraya boşaltmak istediği, ancak bir ABD Dışişleri Bakanlığı’nın devreye girmesiyle limandan ayrılan geminin Fas kıyılarında yüküyle birlikte demirleyerek halen beklediği bilgisi doğru mudur? Irak hükümetinin kara listesi ne olacak? Haziran'dan bu yana birer milyon varil IKBY ham petrolünü taşıyan 3 tankerin daha benzeri biçimde Ceyhan’dan harekete ederek Türkiye'den ayrıldığı bilgisi doğru mudur? Irak Hükümeti Devlet Petrol Pazarlama Organizasyonu (SOMO) ile mevcut bağlarını koparmamak için dünyanın önde gelen petrol şirketleri ve rafinerilerinin, IKBY ile ticaret konusunda çekimser davrandıkları doğru mudur? Türkiye de bu çekimserliği paylaşmakta mıdır? IKBY ile yapılan petrol ticaretinin ileride SOMO aracılığıyla Türkiye’ye ağır enerji yaptırımları uygulanması sonucunu doğurma riski var mıdır? United Leadership yola çıktıktan bir ay sonra, 29 Haziran'da, SOMO’nn, müşterilerine ABD şirketi Core Laboratories NV'nin Hollanda merkezli birimi Saybolt International BV'yi kara listeye aldığı doğru mudur? Yine Ceyhan’da 9 Haziran’da benzeri biçimde ham petrolü yüklenen ikinci tanker olan United Emblem’in de Malta'ya doğru yola çıktığı, uluslararası sularda bekleyen geminin bir hafta sonra yükünü SCF Altai adlı gemiye devrettiği, böylelikle, IKBY’nin ilk petrol satışının Türkiye aracılığıyla gerçekleştirildiği doğru mudur? Ceyhan’dan İsrail’in Aşkelon limanına! United Amblem'den IKBY petrolünü alan Altai isimli tankerin daha sonra doğuya giderek İsrail'in Aşkelon Limanı'na demirleyerek yükünü boşalttığı bilgisi doğru mudur? Halkbank’a 93 milyon dolar yatırıldı Petrolün boşaltılmasından iki gün sonra IKBY'nin Türkiye Halk Bankası hesabına 93 milyon dolar yatırılmasının gerekçesi nedir? Bu ödeme SCF Altai isimli tankerin Ceyhan’dan 9 Haziran’da hareket eden ham petrolün İsrail limanına boşaltması ile ilgili olarak yapılmadı mı? United Leadership Fas'ın Atlantik kıyısına yakın bir yerde halen 5 haftalık bekleyişini sürdürürken, IKBY petrolü taşıyan üçüncü tankerin Ceyhan'dan Malta'ya doğru yola çıktığı, Malta'dan Kıbrıs'a, oradan da Süveyş Kanalı'nı geçerek Sri Lanka'ya yöneldiği bilgisi doğru mudur?
Yanlış Yerde Çadır Kurma Kurbanı 20 İnsan Evladı
'Bana bir kaldıraç verin dünyayı yerinden oynatayım' diye boşuna dememişler. Edepsizlik değil, terbiyesizlik değil. Her erkek bir gün bir yerde çadır kurar, kurmuştur, kuracaktır. Mühim olan insanlık, mühim olan tarihe altın harflerle geçmeyecek şekilde gözlerden uzak yaşamak bu anı.'Burada bir çadır kurulacaktı, onu da ben kurdum' tadında Tatar Ramazanlaşmanın alemi yok. Ama işte kimileri de var ki yiğidin malının meydanda olduğunun altını çizmekle kalmayıp üstünü de fosforlu kalemle tarıyor. Buyurun cenaze namazına;
Reklam
Abdullah Gül: 'Bölgemiz Ateş İçerisinde'
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, Suriyeli göçmenlerin barındırıldığı Beydağı Konaklama Tesisleri'nde incelemelerde bulunmak üzere Malatya'ya geldi.Beraberinde Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile birlikte uçakla Malatya’ya gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü havalimannda Malatya Valisi Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Malatya Milletvekilleri Öznur Çalık, Mücahit Fındıklı, Ömer Faruk Öz ve yetkililer karşıladı. Daha sonra karayolu ile şehir merkezinin dışında Fatih Köyü yakınlarında kurulan konteyner kentine geçen Cumhurbaşkanı Gül burada yetkililerden bilgiler aldı. İftar yemeği öncesi beraberindekiler ile konteyner kenti gezen Cumhurbaşkanı Gül, savaştan kaçan Suriyeli ailelerle görüştü. Gül daha sonra konteyner kentin meydanında kurulan iftar sofrasına konuk olacak. İftara katılacak Suriyeli aileler de ellerinde Türk Bayrakları ile Cumhurbaşkanı Gül’ü bekledi. GÜL: BÖLGEMİZ ATEŞ İÇERİSİNDE Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Malatya’da bulunan Beydağı Konaklama tesislerinde barınan Suriyeli vatandaşlarla iftar açtı. Beraberinde Başbakan yardımcısı Beşir Atalay ile iftar programına katılan Cumhurbaşkanı Gül, iftar sonrası yaptığı konuşmada orta doğuda yaşanan olaylara değindi. Gül, bölgenin ateş içerisinde olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: 'Bu mübarek Ramazan akşamı sizlerle birlikte sizlerle iftar açmaktan duyduğum memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Sizler tarihinizde zor bir dönemi yaşıyorsunu. Maalesef evinizden, yurdunuzdan oldunuz ve buralara kadar geldiniz. Bizler İslam tarihinde de en iyi şekilde bilindiği gibi ensar muhacir ilişkisini yaşıyoruz. Tabi ki biz Müslümanlara düşen de kardeşleriniz olarak onlara kucağımızı açmak ve en güzel misafirperverliği yapmaktır. Şimdi bunun için uğraşıyoruz. Biliyorumki sizlere nede kadar imkanlar tanınsa da sizleri altın kaferlere de koysak, sizin eviniz gibi olamaz. Her milletin tarihinde acı tatlı günler vardır. Suriye halkı olarak ta bin yıla dayalı komşuluk ilişkilierimiz olarak siz şimdi tarihinizin çok zor dönemini yaşıyorsunuz. Tarihimizde Türkler olarak bizlerinde acılı günleri olmuştur. bizlerde sürgün edilmişiszid. Çok acı çektiğimiz günler olmuştur. Dolayısıyla siz kardeşlerimizin acısını daha derinden hissediyoruz. Bu nedenle sizlere kucak açarak kardeşlik görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Bu vesile ile bütün vatanaşlarımı da tebrik etmek istiyıorum. Onlarda bu acıyı hisediyorlar sizlere misafirperverlik yapıyorlar. Bu vesile ile bu büyük duyarlılığı gösteren Hükümetimize, Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay’a AFAD’a, ve bu kamp Malatya olduğu için Malatyalı vatandaşlarımıza valiliğimize belediyemize şükranlarımı ve teşekkürlerimi burada sunmak istiyorum.' GÜL: BÜTÜN İSLAM DÜNYASI NEREDEYSE PERİŞAN Cumhurbaşkanı Gül, ramazan ayında özellikle İslam coğrafyasında yaşananlardan duyduğu üzüntüye dedeğinerek, 'Maalesef bu mübarek Ramazan’da içimiz kan ağlıyor, bütün islam dünyası neredeyse perişan. Tanıdığımız insanlar, tanıdığımız şehirler katlediliyor. Göz yaşları ve kan, maalesef bu Ramazan’da islam dünyasının çok üzüntülü bir gerçeği oldu. Bu bölgenin en değerli halklarından Suriye olarak sizler uzun süredir büyük çileler çekiyorsunuz. En tabi hakkınız olan özgürlük ve kendi ülkenizde başınız dik yaşama arzusu karşısında çektiğiniz bu çileler bizleri de derinden üzmekte ve sizin acınızı bütün Türk millleti inanın derinden hissetmektedir. Tanıdığımız şehirleriniz Şam, Halep, Huma, humus’u televizyonlardan harap halini gördükçe inanınki kendi evlerimiz sanki yangın içindeymiş gibi hissediyoruz. İnanıyoruz ki bir gün aklı selim hakim olacak ve bu çekilen çileler bitecek bir taraftan bunun bitmesi ve Suriye’de tekrar huzurun sağlanmamı için Türekiye olarak büyün gücümüzle çalışıyoruz. Burada günlerinizi boşa geçirmeyin burada her türlü fırsatlar veriliyor, bunları değerlendirin. Çocuklarınızı en güzel şekilde okumasını sağlayın. Burada sizler için okullar açtık ve öğretmenler tahsis ettik sizlere' dedi. Bölgenin ateş çemberi içerisinde olduğunu ve sadece Suriye değil, Irak ve Filistin&deki çatışmalardan da duyduğu üzüntüyü ifade etmeye çalışan Gül konuşmasını şöyle tamamladı: 'Bölgemiz ateş içerisinde sadece Suriye değil yangın içinde Irak’ta olan bitenleri görüyorsunuz. Müslümanlar birbirlerini öldürüyorlar, hepimizin yüreği dağlanıyor. Bu olayların nereye gideceğini kimse bilmiyor. İslam dünyası bu şekilde perişan haldeyken, Filistin’de Gazze’de yaşanan facialar ve bu saldırıları yapanları kendilerini çok daha rahat hissederken, son günlerde özellikle İsrail saldırılarını şiddetle kınıyoruz ve bu saldırıların durması için Türkiye olarak büyük gayretler içerisindeyiz. Bütün arzumuz sizlerin burada huzurlu olması ama en kısa süre içerisinde evlerinize ve yurtlarınıza dönmenizdir. Suriye’de siyasi çözümün muhakkak, artık gelmesi lazım. Bu kanın ateşin katliamların artık durması gerekiyor. Ama şunu da bilmenizi isterim Türk halkı daima komşusu olan Suriye halkı ile dayanışma içerisinde olacaktır ve daima size her türlü desteği verecektir. Sizin için bu misafir perverliği ihtiyaç olduğu süre içinde yapmaya devam edecektir. Bu mübarek günlerin yüzü suyu hürmetine bu çilelerin bitmesi bütün İslam ülkelerinin yöneticilerinin aklı selim ile hareket etmesi zulüm ile hiçbir yere gidilmeyeceğini öğrenmesi kendi halkına kucak açmaları gerekmektedir. İnşallah bürgün ülkenize dönersiniz ve sizde evlerinde Türk halkını misafir edersiniz. Burada yapılanları hiçbir zaman unutmazsınız.' GÜL BELEDİYE ÇIKIŞINDA, 'BAŞBAKAN GÜL' SLOGANLARI İLE KARŞILANDI Suriyeli vatandaşlarla iftar yemeğinden sonra Malatya Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü çıkışta Malatyalılar 'Başbakan Gül' sloganları ile karşıladı. Malatya Beydağı Konaklama Tesisi'nde Suriyeli vatandaşlarla iftarını açan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, daha sonra Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır'ı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Gül'ün Belediyede olduğunu öğrenen vatandaşlar ise uzun süre dışarıda bekledi. Yaklaşık yarım saat süren ziyaret sonrası çıkışta vatandaşlar Cumhurbaşkanı Gül'ü alkış ve sloganlarla karşıladı. Gül ise arabaya binmek yerine kendisini bekleyen vatandaşların yanına gitti. Burada vatandaşlarla sohbet eden ve fotoğraf çektiren vatandaşlar sık sık 'Başbakan Gül' şeklinde slogan attılar. Gül daha sonra Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile birlikte Malatya'dan ayrılmak üzere havaalanına hareket etti. Mikail PELİT/ MALATYA, (DHA)
Reklam
İsrail'den Türk Mallarına Boykot
İsrail'in en büyük süpermarketleri birbiri ardına Türk mallarına karşı boykot başlattı. Rami Levi ve Blue Square, Türk firmalarının ürünlerini raflarından kaldıracaklarını, ancak Türkiye'de üretilen ama kendi markalarını taşıyan ürünleri, stokları bitene kadar satmayı sürdüreceklerini de kaydetti. İsrail'in Kanal 10 Televizyonu, süpermarket zincirlerinin bu kararının Türkiye için yaklaşık 93 milyon dolar dolayında kayıp anlamına geleceğini öne sürdü. 'İSRAİL'E DÜŞMAN ÜLKENİN MALLARINI SATAMAYIZ' Brand For You'nun CEO'su Rafi Sheffer de Türkiye'deki üreticilerle bağlarını kesmeleri konusunda henüz bir karar almadıklarını söyledi. İsrail'deki en büyük süpermarket zinciri Super Sol'un de boykot uygulamasına katılması da bekleniyor. Şirket, Türk mallarının çok daha ucuza gelmesine rağmen, İsrail'e düşman bir ülkenin mallarını satmanın ilkelerine aykırı olduğunu iddia etti. sondakika.com
Televizyon Dünyasının En Zeki 10 Karakteri
Televizyon tarihindeki en zeki karakterleri listeleme fikri eminim herkezin aklına gelmiştir. Ama bu liste ayrı bir liste. Sadece IQ değil, pratik zeka, hakimiyet, karakteristik özellikleri de içinde barındıran bir liste. Okudukça nalayacak ve hak vereceksiniz. Keyifli okumalar.
İş yaşamında başarıya ulaşmak için bilmeniz gereken 40 gerçek
Kariyer yolunuz ne olursa olsun, işinizle ilgili aldığınız tavsiyeler genelde aynıdır. Yaşadığınız problemlerin aynıları ya da benzerleri mutlaka geçmişte birileri tarafından deneyimlenmiş, uygun çıkış yolları bulunmaya çalışılmıştır.Her sektörün kendi içinde bazı artıları ve eksileri, farklı problem çözme yöntemleri ya da iş geliştirme taktikleri mutlaka vardır. Ancak bazı gerçekler tüm iş kolları için geçerlidir ve hangi mesleği yapıyor olursanız olun mutlaka izlemeniz gereken belli başlı adımlar ve problem çözme becerileri vardır.Uplifers olarak, iş yaşamının tüm dünyada geçerli olan kurallarını, püf noktalarını ve tüyolarını sizler için derledik;Devamı: http://www.uplifers.com/is-yasaminda-basariya-ulasmak-bilmeniz-gereken-40-gercek/#ixzz385cTOXPA
Reklam
New York City Amerika'nın En Mutsuz Şehri
Veriler Harvard profesörü Edward Glaeser, Vancouver Ekonomi Okulu profesörü Joshua Gottlieb ve Harvard doktora öğrencisi Oren Ziv tarafından yazılan ön makaleden alındı. Bilgiler, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından yapılan Davranışsal Risk Faktörü İzleme Sistemi (BRFSS) anketinden elde edildi. Anketteki bilgiler yaş, cinsiyet, ırk, gelir ve diğer faktörlere göre uyarlandı. (Bu ayarlama önemli – örneğin kadınların erkeklerden evlilerin ise bekarlardan ve boşanmış kişilerden daha mutlu olduğu ortaya çıktı.) Kısacası New Yorklular anketteki veriler 'uyarlandığında' en mutsuz kişiler çıktı. Bu 'uyarlamaları' dikkate almazsanız dahi 'uyarlanmamış' verilere göre New Yorklular yine de 177 metro bölgesinin en mutsuz üçüncü kişileri. Wall Street'te çalışanların da ciddi şekilde dertli olduklarını söylemekte fayda var. Para mutluluğu satın alır sözünü hatırlayınız. Belki almıyordur. En mutlu beş şehrin hepsi de Louisiana eyaletinde bulunuyor. Ayrıca Louisiana en mutlu eyalet de. Bu eyalet içerisindeki en mutlu şehir ise Lafayette. New York City'den sonraki en mutsuz şehirler ise Missouri eyaletindeki St. Joseph, Indiana eyaletindeki South Bend, yine Indiana'daki Evansville şehri ve Kentucky eyaletindeki Henderson. WSJ
Ay'ın Toprak Ağasından, Ay'ın Yeraltı Rezervleri Hakkında Bilmemiz Gerekenler
Lunarregistry.com (Ay'ın toprak kayıtları ve Ay vakfı) tarafından Ay'da en fazla toprak sahibi olan ilk 10 kişiyi açıklayarak ve bu 10 kişinin arasından 440.000 dönüm ile 6.Sıradan listeye girmiş olan Emre Özerginli tarafından Ay'a inişin 45.Yıldönümü sebebiyle yaptığı açıklama.'Ay'ı keşfetme ve İnsanlı Ay yolculuğu projesi kapsamında A.B.D tarafından gerçekleştirilen Apollo programı sonucunda ve devam eden çalışmalar sonucunda Ay'dan bazı numuneler getirilmiştir.Özellikle Apollo 11'in görev esnasında 'sessizlik denizi' adlı bölgeden alınan numuneler ve bu numunelerde yapılan analizlere göre Platin, Titanyum, Zirkonyum, İtriyum elementlerinin varlığı tespit edilmiştir.    Ay'ın diğer bölgelerinde ise genel olarak Demir, Çinko, Bakır, Gümüş ve Altın rezervleri tespit edilmiştir.    Ay'ın oluşumu hakkında tam olarak bilgi sahibi değiliz..Eğer Mars büyüklüğündeki bir gök cisminin şiddetle Dünyaya çarpması sonucu uzaya fırlayan taş ve toprak parçaların zamanla birleşerek Ay’ı oluşturmuşsa ki yapılan araştırmalar bunu gösteriyor.Öyleyse Dünya'da bulunan element ve minarellerin birçoğunun Ay'da da bulunacağından eminiz.Yapılan son araştırmalar %99 oranla bunu doğruluyor.   Yukarıda belirttiğim gibi uydumuz yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin.Yapılan bu büyük çaplı yatırımların karşılığını, kendisinden beklenen sonucu verecektir.'    İşte Emre Özeginli'nin  Ay'ın yeraltı zenginliği hakkında yaptığı konuşmayı derleyerek sizlere sunuyorum.Emre Özerginli'nin Ay'da kolonileşme hakkındaki görüşlerini ileriki günlerde yazacağım.
Reklam
CEO Fabrikası Üniversiteler
Tercihlerin yapıldığı bu dönemde üniversite ve kariyer bağlantısı da öne çıkıyor. Yeni bir araştırmanın sonuçları Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 14’ünün ODTÜ mezunu olduğunu gösteriyor. ODTÜ’yü, Boğaziçi ve İstanbul Teknik üniversitesi takip ediyor... Üniversite sınavına giren öğrencilerin tercihlerini yaptığı bugünlerde gözler en iyi eğitim veren kurumlara çevrildi. Üniversite tercihi, gençlerin iş dünyasındaki kariyerlerini de belirliyor. İnsan kaynakları danışmanlık firması Data Expert, 3 bin 850 üst düzey yönetici üzerinde yaptığı araştırma sonucunda Türkiye’nin en iyi firmalarındaki tepe yöneticilerinin hangi okullardan mezun olduğunu buldu. ODTÜ birinci sırada Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 14’ü Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu. Listede ODTÜ’yü yüzde 12 oranla Boğaziçi Üniversitesi ve yüzde 10’la İstanbul Teknik Üniversitesi takip ediyor. ODTÜ ve İTÜ, özellikle mühendislik alanında verdikleri mezunlarla Türk İş dünyasına katkıda bulunurken, Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarının başarısıyla dikkat çekiyor. Bu üç üniversiteden mezun yöneticilere her sektörün tepesinde rastlanıyor. Listede 4. ve 5. sırayı Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi paylaşıyor. Başarıları köklü eğitim geleneğine ve her yıl çok sayıda mezun vermelerine bağlanıyor. Marmara Üniversitesi özellikle İletişim ve Ekonomi, İktisat alanında verdiği mezunlarla dikkat çekiyor. Çoğu mühendis kökenli Araştırmaya göre vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada bulunan bilkent Üniversitesi, hacettepe Üniversitesi’nin ardından 7. sırada yer alıyor. İlk 10’da yer alan diğer üniversiteler ise sırasıyla Yıldız Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi. Listedeki bu üniversitelerin özellikle İşletme, Endüstri Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, İktisat, Uluslararası İlişkiler gibi bölümlerinin mezunlarının iş dünyasındaki yönetici pozisyonlarına daha hızlı ulaşabildiğini gözler önüne seriyor. Üst düzey yöneticilerin yaklaşık yüzde 50’sinin Mühendislik bölümlerinden mezun olması da araştırmanın diğer çarpıcı verileri arasında. Listede en çok yöneticinin yetiştiği bölüm İşletme görünüyor. Ancak bu durum daha çok bu bölümden mezun kişi sayısının yüksek olmasına bağlanıyor. Data Expert tarafından hazırlanan araştırma, mühendislik fakültesi mezunlarının şirketlerin yönetiminde her alanda yer alabildiğini de gösterdi. Yönetimden pazarlama, satış koltuklarına ve hatta insan kaynakları koltuklarına kadar her alanda mühendislerin bulunduğu göze çarpıyor. Üst düzey koltuklarda oturan yöneticilerin yüzde 46’sı mühendis. Kadınların hâlâ adı yok Araştırmaya göre, Türkiye’de yaklaşık 4.000 üst düzey koltukta oturan yöneticilerin neredeyse büyük çoğunluğu erkek. Hasan Altunkaya, “Bu konuda atılımlar sürse de Türk iş dünyasında model olabilecek, standart öngörüleri yıkabilecek politikalara ihtiyaç var” diyor. Diğer sonuçlara göre, üst düzey koltuklarda halen 45 üstü yaş aralığında olan yöneticilerin çoğunlukta olduğu görülse de yaşı 40-45 arasında olanların sayısı hiç de az değil. Altunkaya, özellikle aile şirketlerinin halen Türkiye’de büyük dilimi oluşturması, patron şirketi mantığının sürmesi ve uzun yıllar şirketlerinin başlarında olmasının yaş oranını yukarı çıkardığını vurguladı. Y jenerasyonu emin adımlarla hızlı geliyor... Araştırmaya göre Y jenerasyonu, X jenerasyonuna göre iş dünyası konusunda daha sakin. İş hayatına atılmakta acele etmiyorlar ve genelde üniversite, eğitim süresini uzatmayı hedefliyorlar. Fakat bu durum gerçek bir iş deneyimiyle çok geç karşılaşmalarından dolayı, adaptasyon sürecini zorlu bir yokuşa sürüyor. Hanife BaşMilliyet
Reklam
X-Men'i Kıskandıracak Süper Güçlere Sahip 10 ÖYM Sanığı
Bu ülkede doğmuş, yaşamış her insan evladının içine dert olan büyük sorunlardan birisi de şunca güzel memlekette bir süper kahraman çıkarma şansına sahip olamamaktır. El oğlu Süpermen'le, Örümcek Adam'la, Batman'le övünüp, Flash'ından Kaptan Amerika'sına süper kahramana doyamazken, Karaoğlan'dı, Yüzbaşı Volkan'dı bunları takip etmek hepimizin içinde bir ukde, bir yara oldu. Allah'tan demokrasimiz başka memleketleri imrendirecek bir hızla ilerleyerek ufukta kayboldu ki biz de yıllar yılı aradığımız süper kahramanlara mahkeme zabitlerinde kavuşma imkanı bulduk. Bu liste, mahkeme tutanaklarında, savcı iddianamelerinde yer alan iddialar çerçevesinde hazırlandı. Polis fezlekeleri, savcılar tarafından hazırlanıp mahkemelere sunularak kabul edilen iddianameler hatta mahkeme kararlarıyla sabit ki Türkiye'de akıl almaz sayıda süper güce sahip insan var. Bu insanlar görünmez olabiliyor, zamanda seyahat edebiliyor, en temel fizik kurallarını leblebi çekirdek niyetine yemeğine katık edip aynı anda üç yerde bile olabiliyor. Eğer güçlerini evreni kurtarmak, dünyaya barış getirmek için kullansalar 15 dakikada cihanda tozu alınmamış salon bile bırakmayacak bu süper kahramanları sizlere tanıtmak ve gece dualarınızdan onların isimlerini eksik etmemenizi sağlamak istedik. Kimbilir belki yarın jilet gibi kostümünü üstüne çekip karanlıkları aydınlığa çevirecek o biri çok uzak değil, hatta sandığımızdan da yakın, komşunuz olabilir.
Sadece Knight Online Oynayanların Anlayabileceği, Yaşam Standardı Olmuş 23 Gerçek
Güzelim yurdum insanının oyuncu kesiminin vazgeçilmez oyunlarından biridir Knight Online... Başlayıp tadını 1 kere aldın mı bırakamadığın, oynadıkça oynayasın gelen bir oyun. Kimisi kendini öyle kaptırmıştır ki sosyal yaşantısı, okul hayatı kötüye gider. Düzelticem diye 'Bu sefer bırakıyorum' der bırakır. Ama bu 'bırakma' uzun sürmez. Oynamayı bıraktım demesine rağmen sürekli aklından çıkmaz, hep bir özlem ile geri dönmek ister. Sonunda okul, askerlik yada ne yüzden bıraktıysa bu sebep ortadan kalkınca kendini tutamaz bir heyecanla gene başlar bu oyuna. Vazgeçilmez bir aşk gibidir Knight Online. Bir kere kendini ona kaptırdın mı, geri dönüşü yoktur.
Dünyamızın Bilinmeyen Gerçekleri!
Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biri olan Dünya hakkında bilinmeyenbelki milyonlarca, belki de daha fazla şey var. Pek çok bilim insanı ve kaşif Dünya üzerinde çalışmalarına devam ediyor ve her geçen gün dünya hakkında yeni bilgi ve gerçekleri ortaya çıkartıyorlar. Dünya ile ilgili bu bilgilerin içinden en ilginç olanlarını derlemeye çalışmak istedik ve ortaya faydalı ve enteresan bilgilerle dolu uzun bir liste çıktı. İşte dünyamız hakkındaki ilginç ve enteresan bilgiler! DÜNYA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER -Dünya, bir bowling topundan bile daha pürüzsüzdür. Bowling topunun üzerindeki, hissedilemeyen pürüzlerin aksine, en yüksek dağ ile en derin okyanus bile Dünya yüzeyinin kalınlığının sadece 5.000′de 1′ini oluşturur. -Her gün, uzayda yarattığımız uydu çöplüğünden ortalama olarak 1 parça Dünya’ya geri düşmektedir. -Her gün uzaydan Dünya’ya 100 ton ağırlığında meteorit tozu düşmektedir. -Ozon deliği küçülmektedir. 2012 senesinde deliğin büyüklüğü, son 10 senedeki tüm değerlerden daha küçüktü. -Eğer fabrikalara uygulanan CO2 salınımı ücretlendirmesi üzerinden hesap yapılacak olursa, atmosferin parasal değeri 4.300.000.000.000.000 Sterlin olacaktır. Atmosferdeki her metreküp başına 1.3 CO2 molekülü düşer. -Dünya’da üretilen en pahalı yapı, yapımı için 150 milyar dolar harcanmış olan Uluslararası Uzay İstasyonu’dur. -Dünya üzerinde keşfedilmiş en dayanıklı canlı olan Tardigrad, vakumlu uzay ortamında 10 gün hayatta kalabilmektedir. -Çin’deki hava kirliliği uzaydan görülmektedir ancak Çin Seddi, uzaydan görülemez. -Bir günde tam olarak 24 saat yoktur. Doğrusu, 23 saat 56 dakika 4 saniyedir. -Günümüzde, an itibariyle Dünya etrafında 22.000 adet uydu dolanmaktadır. Bunların sadece %5′i çalışmaktadır, %8′inin yakıtı bitmiştir, %87′si ise bozuktur/çalışmamaktadır. -Dünya’ya düşen en büyük meteor, krater oluşturmamıştır. Meteor, yapısı itibariyle köşeli ve kenarları düz olduğu için, muhtemelen bir taşın suda sekmesi gibi yüzeyde sekmiş ve durmuştur. -Armstrong Limiti olarak bilinen yükseklik limiti yerden 19 kilometredir. Bu limitten sonra astronot kıyafeti giymek gerekmektedir. Eğer giyilmeyecek olursa, vücuttaki su, vücut sıcaklığında kaynamaya başlayacaktır. -Dünya’daki suların %97′si tuzlu, %3′ü tatlı sudur. -Antarktika’daki toplam buz miktarı, Atlas Okyanusu’ndaki su miktarına eşittir. -Bir Litre okyanus suyu içerisinde, 1 gram altının 13 milyarda biri kadar altın elementi bulunur. -Dünyaya her saniye 50 ila 100 şimşek düşer. -Denizlerdeki atıkların %90′ı plastiklerdir. -Okyanuslarda ortalama 1.000.000 adet tür yaşadığı düşünülmektedir. Üstelik tüm okyanus türlerinin sadece%33′ünün keşfedildiği düşünülmektedir. -Dünya üzerindeki tüm volkanik aktivitelerin, %90′ı okyanus tabanlarında gerçekleşmektedir. -Dünya’nın en derin noktası olan Mariana Çukuru, okyanus yüzeyinin yaklaşık 11 kilometre dibindedir. -Dünya, Güneş Sistemi içerisinde levha tektoniğine sahip tek gezegendir. Ancak eğer levha hareketi olmasaydı, karbon tüketilip yenilenemezdi ve Dünya, tıpkı Venüs gibi aşırı ısınırdı. -Nadir elementler olarak bilinen kimyasallar, sanıldığı kadar ‘nadir’ değildirler. Lutetyum elementi Dünya kabuğunda altından 200 kat daha fazla bulunur. Ki bu, nadir elementler arasında en seyrek bulunanıdır. -Dünya’daki altının %99′u, çekirdeği içerisinde bulunur. Öyle ki, Dünya’nın çevresini 45 santimetre kalınlığında sarabilecek kadar altın vardır. -Dünya’nın çekirdek kısmı 5500 santigrat derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık, Güneş’in yüzey sıcaklığına hemen hemen eşittir. -Dünya’nın kalbi olarak sayabileceğimiz çekirdek, 2500 kilometre çapa sahip bir demir küredir. Akkor olacak düzeyde sıcak olmasına rağmen, çekirdek üzerindeki basınç o kadar fazladır ki, demir bu sıcaklıkta eriyemez. -Dünya’nın en büyük kristalleri, 55 ton ağırlığındadır. Bu kristaller, Meksika’nın altındaki Naica gümüş madenlerinde yatmaktadır. -Dünya üzerinde açılan en derin delik, Sakharin-1 kuyusudur ve 12.4 kilometre derinliğe inmiştir. Dünya’nın yüzeyinden merkezine olan uzaklık (yarıçapı) ise 6371 kilometredir. -Dünya’nın en derin noktasında (karada) yaşayan bakteriler, yüzeyin 2.8 kilometre altında bulunmuştur. Bu bakteriler hayatta kalabilmek için uranyumdan yayılan radyoaktiviteyi kullanarak suyu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek bir metot geliştirmiştir. -Amazon Nehri’nin yaklaşık olarak tam altında, yer yüzeyinden 4 kilometre derinlikte, Rio Hamza Nehri adı verilen bir su akmaktadır. Bazı noktalarda 400 kilometre kadar genişliğe ulaşabilen bu nehir, toprağın içerisinde saatte sadece 1 milimetre akabilmektedir. -Her yıl, Sahra Çölü’nden Amazon Ormanları’na 40 milyon ton ağırlığında, besince zengin kum taneleri uçmaktadır. -Türkmenistan’da bulunan Cehennem Kapısı isimli çukur, yer altında sıkışmış gazın, düzgün bir krater içerisinde alev almasından ötürü, 40 yıldan uzun bir süredir, durmaksızın yanmaktadır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık, 1922 yılında Libya’nın El Azizia ilinde kaydedilen 57.8 santigrat derece sıcaklıktır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en soğuk gün, Antarktika’daki Vostok İstasyonu’nda kaydedilmiştir ve -89.2 santigrat derecedir. -Dünya üzerindeki ilk canlılık örneklerine günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait tabakalarda, Avusturalya’darastlanmaktadır. Bu o kadar uzun bir süredir ki, o dönemde atmosferde oksijen bile bulunmamaktadır. -Dünya’nın en kurak bölgesi olarak bilinen Antarktika’nın Kuru Vadi bölgesine son 2.000.000 yıldır hiç yağış düşmemiştir. -Bugüne kadar gezegenimizde 106.000.000.000 insan yaşamıştır. 2050 yılına ulaştığımızda Dünya’da 9.200.000.000 insan olacağı tahmin edilmektedir. -Dünya’nın yaşı yaklaşık olarak 5 milyar yıl olarak hesaplanırken, Dünya’daki yaşam yalnız son 150 – 200 milyon yılda vardır. Yani ‘yaşam’, Dünya hayatının yalnız 5% – 10%’u kadardır. -Dünya’nın en büyük çölü Sahara, 9 000 000 km2′siyle neredeyse ABD büyüklüğündedir. -Güneş ışınları (ışık fotonu) Dünya’ya 8 dakika 3 saniye içinde ulaşmaktadır. -Dünya’nın en büyük şelalesi, 979 metresiyle Venezuella’daki Angel Şelalesidir. -Asya kıtası Dünya kuru alanının %30′unu kaplamaktadır ve Dünya nüfusunun 60%’ını barındırmaktadır. -Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti 25.427 km2 ile Avustralya’nın Mt.Isa Queensland kentidir. -Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Çimin komşu ülke sayısı ise 15 dir. -Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir. -Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.teknokulis
Geleceğin Savaş Teknolojisi: İnsansız Savaş Uçakları
Adını Keltik mitolojisindeki gök gürültüsü ve yıldırımlar tanrısından alan 'Taranis' isimli uçak, İngiltere'nin çokuluslu savunma şirketi BAE Systems'ın da en tuhaf görünen hava aracı. Firma, gri, pürüzsüz kanatları geriye doğru uzanan kama şeklindeki bu İnsansız Savaş Uçağı (UCAV), veya genel adıyla insansız hava aracı (İHA) için 'İngiltere'de üretilen en gelişmiş savaş uçağı' diyor. Taranis, çatışma bölgelerinde uzun menzilli atışlar yapabilecek insansız savaş uçaklarının bir prototipi olarak tasarlandı. İngiltere'nin en yeni savaş uçağı 'Thyphoon' modelinin 2030 yılında yenisiyle değiştirilmesi planlanıyor. Taranis projesinin başarısı, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne gelecekte kullanacağı pilotlu ve pilotusuz savaş uçakları konusunda karar vermesi için yardımcı olacak. Taranis hakkındaki detaylar gizli tutuluyor. Ama boyutları yaklaşık, Hava Kuvvetleri'nin mevcut eğitim uçağı Hawk kadar. Düşük radar kapasitesi ve kızılötesi ışınlarla nesneleri tespit etme özelliklerine sahip olacak şekilde tasarlanan Taranis'in gelişmiş bir egzoz sitemi var. Motorlarının ısısıyla çıkabilecek izlerin takip edilmemesi ve vurulmaması için farklı bir teknolojiye sahip. Savunma şirketi BAE Systems'la Taranis'in üretimi için ortak çalışan Rolls-Royce'un araştırma geliştirme birimi başmühendisi Conrad Banks, 'Yapmamız gereken gaz türbinini tamamen savaş uçağının bedenine iliştirmekti' diyor. BAE Systems, bu hafta düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda, Taranis'in adı gizli tutulan bir bölgede yaptığı test uçuşlarını ve gelişmiş gizlilik yetenekleriyle ilgili son havadisleri paylaştı. BAE Systems'ın geleceğin savaş uçakları mühendisliği birimi müdürü Chris Garside 'Taranis projesi, İngiltere hükümeti ve İngiltere sanayisini nasıl bir arada çalışabileceğini gösteren muazzam bir örnek' yorumunu yapıyor. Avrupa'nın tek insansız savaş uçağı projesi Taranis değil. Kanalın hemen diğer ucu Fransa'da da, Dassault Aviation adlı havacılık firması, Neuron isimli benzer bir savaş uçağının denemelerini yapıyor. Fuarda ayrıca, Fransa ve İngiltere, iki yıl boyunca savaş uçakları sistemlerinin gelişimi için 120 milyon sterlin'lik (205 milyon dolar) ortak çalışma planını açıkladı. Proje kapsamında, Taranis ve Neuron'un denemelerinden alınan dersler de birleştirip ortak çalışma yürütülecek. Fransa geçen yıl, bütçe kaygılarını göz önünde bulundurarak ABD'nin US Reaper model insansız hava aracından almaya karar verdi. Avrupa devletleri, tek başlarına insansız savaş uçakları için etkin bir pazar olacak kadar büyük değil. Dolayısıyla, bu sistem ancak, diğer ülkelerle beraber çok uluslu İHA'lar geliştirmeleri durumunda ekonomik olabilir. Farnborough fuarında, her türden, her boyuttan insansız hava aracına (İHA) sahip olan 80 firma var. Fakat bu İHA'ların çoğu silah taşımaya uygun tasarlanmamış. Büyük çoğunluğu bilgi taşımak ve gözlem amaçlı geliştirilmiş. Dünyanın en sık İHA kullanan birimi ABD silahlı kuvvetleri, 8 bin İHA'ya sahip olabilir ama yalnızca yüzde 1'i silahlı. İnsanlı ya da insansız, savaş uçakları geliştirmenin ve üretmenin pahalı olduğu, ekonomik bir gerçek. Taranis şimdiden 185 milyon sterline mal oldu. Yine de, artan maliyetlerine rağmen İHA'lar tüm dünya genelinde hava kuvvetlerinde önemli bir rol oynamaya devam edecek. Bunun nedeni ise açık: İnsansız hava araçları sıkıcı ama karmaşık meseleleri çabucak halledebiliyor. Yapamadıkları şey ise, nüanslara dayanan kararlar alabilmek. Bu nedenle hem pratik hem de ahlaki nedenlerle yakın zaman içerisinde bu insansız araçların insanlı uçakların yerini tamamen aldıklarını görmemiz mümkün olmayacak. Geleceğin savaşları açısından daha mümkün olan ise, insansız araçların insanlılarla beraber iş görmesi. Fakat bu kadar farklı sistemlere sahip yapıları yakın şekilde çalıştırma konusu henüz üzerinde çalışılmaya başlanmış bir mesele. Bu yıl başında, Dassault'un Neuron İHA'sı, insansız savaş uçakları açısından önemli bir ilki gerçekleştirdi ve yanında bir diğer savaş uçağı olan Fransa'nın son model insanlı jeti Rafale ile beraber uçtu. Fakat insansız savaş araçları Taranis ve Neuron gibi İHA'lara benzemeyebilir. İnsansız savaş araçları, şu anda var olan ve hali hazırda pilotların kullandığı savaş jetlerinin insansız versiyonları olabilir. İsveç'in Saab firması, Gripen tipi çok amaçlı savaş uçağının insansız modelini geliştirme fikrini değerlendirmeye aldı. Saab'ı bu fikre iten sebep ise, hava kuvvetleri için, bir geleneksel uçak bir de insansız savaş uçağı üretmek yerine tek tip bir uçak gövdesi geliştirmenin daha ucuz olacağı gerçeği. Saab Genel Müdürü Hakan Buskhe, 'Bu, bir uçağın çeşitli görevler için pilotlu mu pilotsuz mu uçacağına dair kararlar alınırken uygun maliyetli çözümler bulma arayışıyla ilgili' diyor. Yalnızca İsveçliler değil, Boeing de F-16 savaş uçakları için benzer bir değerlendirme yapıyor. Avrupalı politikacıların askeri İHA'larla ilgili karşılaştıkları zorluklara rağmen, küresel İHA pazarı, son yıllarda birçok ülkede kısıtlanan askeri bütçelerin büyük oranda dışında tutuluyor. Pazar yılda yüzde 5'e yakın büyüyor ve İngiliz danışmanlık şirketi IHS'nin uzmanlarına göre gelecek 10 yılda da büyümeye devam edecek. Pazar, 2014 ve 2023 yılları arasında 90 milyar dolara kadar çıkacak. Fakat, bu büyümeyi sağlayacak olan, kısa vadede küçüleceği öngörülen ABD savunma pazarı olmayacak. İHA pazarının ABD dışında yıllık büyüme oranının da gelecek on yılda yüzde 10 veya daha fazla olacağı öngörülüyor. IHS danışmanlık kuruluşundan İHA uzmanı Derrick Maple, 'Bu oranın çoğu, kendi sanayilerini geliştiren Rusya ve Çin'den geliyor' diyor ve ekliyor: 'Öncelikli talepleri kendileri için kullanmak fakat özellikle Çin'in ihraç etme isteği var.' Uzman, Rusya'nın da 'gelecek on yılda 10 milyar dolardan fazla harcama amacında olduğunu' belirtiyor ve 'İnsansız savaş araçları üretecekler' diyor. Taranis'in başarısına rağmen, Avrupalı ülkelerin, 2030 yılı sonrasında pilotlu savaş uçaklarının yanında kendi insansız savaş uçaklarını üretip üretmeyecekleri henüz kesin olarak bilinmiyor. İHA uzmanı Maple, 'Çok uluslu programların geliştirilmesi siyasi olarak zorlayıcı bir durum' diyor ve şöyle devam ediyor: 'Ama bana göre bunun üstesinden gelmek Avrupa için bir ihtiyaç, aksi halde ABD ve İsrail'e bağımlı olmaya devam edecekler.'BBC Türkçe
Reklam