Gezicilere Atfedilen 10 Fantastik Komplo
Gezi olayları başladığından beri eylemlere katılanlar 25 farklı ülkenin ajanı olmakla, etkin bir şekilde darbe yapmakla, teröristlikle ve çapulculukla itham edildi.Bu dönemde gezicilere atfedilen en ilginç 10 komployu derledik, uzay gemisi yapmamızı engellemekten, Marmaray sabotajına, atom bombası imalatından, çadırlarda seks yapmaya işte Gezicilerin korkunç suç karnesi. (Not: Kabataş'ta başörtülü bir kadına 100 - 150 kadar üstleri çıplak deri eldivenli eylemcinin saldırdığı iddiası hakkında kamera kayıtları ortaya çıktığı ve bu iddianın apaçık yalan olduğu ispatlandığı için bu iddiaya yer verilmedi)
2.2 Milyon Dolar Olan Richard Mille Saatleri Tükendi
Dünyaca tanınmış lüks saat tasarımcısı ve saatleri “Saklı milyarderlerin saati” olarak hatıralan Richard Mille’nin yeni tasarım saatleri daha üretilmeden tükendi. 2.2 milyon dolar ücret yaftasıyla yalnızca 10 adet üretilecek Richard Mille imzalı EM 56-02 Sapphire Tourbillon saatler daha bir tanesinin imalatı bitmeden kapış kapış gitti. Saatin kordonunda şeffaf safir kullanılacak. Ana kadran 5’inci derece titanyumdan yapılacak. Saatin bitirmesi için 40 gün ara vermeden makine işçiliğine ek, değişik modeller için 400 ek saat daha işçilik gerekiyor. Richard Mille’nin ürettiği bugüne kadarki saatlerin en ucuzu ise 170 bin dolar civarında. Mille bir sene içinde yalnızca 3000 saat üretiyor. Mille Apple, Samsung gibi devlerin akıllı saat atağından ise çekinmediğini ifade etti.
Demirtaş: 'Cumhurbaşkanı Olursam Allah Erdoğan'a Yardım Etsin'
HDP’nin Cumhubaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Köşk yolundaki kampanya çalışmalarını açıkladı.Seçim çalışmalarını açıklayan Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , Berkin Elvan 'ın annesini alkışlatarak, 'Ne mutlu onlara ki çocukları katledildiğinde, Gezi'de dağda cezaevinde çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler' dedi. Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde izleyeceği yol haritası ve kampanya boyunca sürdüreceği çalışmalara ilişkin, Şişli Kent Kültür Merkezinde basın toplantısı yapıyor. Toplantı Yaşar Kemal ve Adalet Ağaoğlu 'ndan gelen mesajların okunması ile başladı. Selahattin Demirtaş'ın seçim sloganı 'Bir Cumhurbaşkanı Düşünün' başlığını taşıyor. Demirtaş'ın konuşmasından satır başları şöyle: Türkiye'nin siyasi atmosferinin bu kadar kaotik olduğu bir ortamda ısrarla ve inatla söylememiz gereken barışa ve kardeşliğe dair ne varsa söylemek için buradayım. Cumhurbaşkanı ilk kez halk tarafından seçiliyor. Demokratik bir seçim demedik demeyeceğim. Halk tarafından seçiliyor olması tek başına yetmiyor. Halkın önüne yeteri kadar seçeneklerin çıkmış olması gerekirdi. Herşeyden önce cumhurbaşkanlığı aday belirleme süreçleri maalesef ki demokratik olmadı. Anayasa uzlaşma komisyonuna sunduğumuz teklifte halkın da kendi insiyatifiyle istediği kişiyi aday gösterebilmeli demiştik. Sadece parlamentonun veya 20 milletvekilinin tekeliyle aday gösterilme süreci demokratik değildir. Bu bir kez daha seçimin parlamento tarafından onaylanması anlamına gelir. Adayları da asillerin seçmesi gerekirdi vekillerin değil. Kadın aday olmaması da büyük bir talihsizliktir. Kadın özgürlüğünü bu seçim kampanyasına yansıtmaya çalışacağız. 'Bütün bu antidemokratik seçimler içerisinde... AKP'nin adayını bir kişi belirledi. Çatı aday ise daha demokratikti. İki kişi belirledi onu da. En azından bu antidemokratik ortamda, bizler kendi adaylık sürecimizi mümkün olduğunca ortaklaştırmaya nasıl bir cumhurbaşkanı istiyoruz tartışması üzerinden isme doğru gittik. Biz önce ismi belirleyip o ismi bir şok şeklinde PR yaparak aday belirleme süreci yaşamadık. 10 binlerce kadının erkeğin gencin layıkıyla temsiliyeti yerine getirebileceği bir ortamda görev bana verildi. 10 binlerce kişi aday olamadığımız için bu görev bende somutlaştı. Benim adayım şu ilkelere uygun olsun diyen kim varsa hepsinin ortak haklarını savunacağım. Yarışın kendisi de antidemokratik. Hazineden yardım alanlar var almayanlar var. Bizi destekleyen partiler hazineden yardım almıyor. Diğer partiler yani diğer adayları destekleyen partiler hazineden yardım alarak bu kampanyayı yürütüyor. Bizler Türkiye'nin emekçilerin yoksulları ezilenleri ALevileri emekçileri yok sayılmış emekçileri olarak hazineden destek almadık ama hazine gibi gönüllerinizle bu kampanyayı yürüteceğinizi bildiğimiz için bir halk kampanyası olarak kampanyamızı yürüteceğiz. Bizim için bu çok daha kıymetli çok daha değerlidir. Devlet yardımı da yok valinin kaymakamın imkanları da bizim elimizde değil. Bunların hepsi seçim yarışının antidemokratik bir şekilde işleyeceğinin göstergesidir. Biz 3 aday olarak elbette ki bütün Türkiye coğrafyasının ve halklarının ortak taleplerini temsil etme iddiasıyla ortaya çıktık. Ama söylemler eylemler verilen mesajlar hiç de bütün Türkiye'yi kapsayacak şekilde ilerlemiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası mı yoksa parti grup toplantıları mı yapılıyor belli değil: Ötekileştiren bir dil üzerinden kampanya yürütülüyor. Bu dilin siyaseten bir karşılığı olduğu için şu anda düşündüğü tek şey bu yüzde 50'yi konsolide etmek tutabilmek. Allah'ın yarattığı diğer kesimler. Başbakan bunu çok idrak edemiyor. Zannediyor ki Allah sadece AKP'ye oy verenleri yaratmış, geri kalanları o yaratmamış gibi davranıyor. Kurduğu dil eşitlik dili değil. Biz bütün bu kampanya süresince birazdan size sunacağımız yeni yaşam belgemizle il il Türkiye'yi dolaşıp bu ilkeleri hatırlatacağız. Bunlar zaten sokakta yüreğimizde var olan ilkelerdir. Kardeşliğimiz vardı onu yeniden canlandırabiliriz hissiyatını yaşatmaya çalışacağız. Bizler meydanlarda ve alanlarda acılı anneleri onların taziyesinin yarattığı öfkeyi yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. 7'den 70'e küçükten büyüğüe herkesin cumhurbaşkanı olacağız. Bu salonda bugün acısı meydanlarda yuhalatılmış bir anayı müsadenizle alkışlatmak istiyorum. Berkin Elvan'ın annesini müsaadenizle alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki çocukları katledildiğinde, Gezi'de dağda cezaevinde çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler. Her zaman kardeşlik barış mesajı verdiler. Bizler acıları yarıştırmayan. Ortaklaştıran bu dili siyasete hakim kılabilirsek rehberimiz de bu olacaktır. ''Ekmel Bey’in gönderdiği 1000 TL’yi kenara koyarsak' Ekmel Bey’in bize gönderdiği 1000 TL’yi bir kenara bırakırsak kampanyamıza halkın her kesiminden bize oy versin vermesin bize ilgi olduğunu görüyoruz. Devlet yardımları da yok. Söylemler tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde değil. Daha önce de meydanlarda herhalde bu dilin siyaseten bir karşılığı olduğunu eve yüzde 50’ye yakın eksimi tuttuğu için tek istediği bunu konsolide etmek. Zannediyor ki Allah sadece AKP’ye oy verenleri yaratmış, diğerlerini yaratmamış diye düşünüyor herhalde. Biz meydanlarda acılı anneleri yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. Herkesin ezilmiş kimliği ile cumhurbaşkanı olmaya çalışacağız. Berkin Elvan’ın annesini bu salonda alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki eşi Hrant öldürüldüğünde, Gezi’de çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadılar bu anneler. Acıları yarıştırmayan bu dili siyasete hakim kılabilirsek rehberimiz bu olacaktır. Yeni yaşam çağrısı Çağrımız yeni yaşam çağrısı. Çağrımız Türkiye’deki tüm halkların birbiri ile özgürce yepyeni bir yaşam inşa etmeleridir. Hayalini kurduğumuz cumhurbaşkanı sokakta halkla birlikte olacaktır. Yeni yaşam etnik, dinsel, cinsel, sınıfsal ayrımcılığın karşısında sesi duyulmayanın yanında yeşerecektir.Türkiye artık yol ayrımında. Ya devlet otoritesini daha da pekiştirecektir, ya da radikal demokratik değişimi tercih edecek. Bu seçimlerde 3 aday ama 2 çizgi yarışıyoruz. Bizim çizgimiz neo-liberal düzen içinde tekçi, mezhepçi bir tercihe zorlanmayı reddeden çizgidir. Devletin küçüldüğü, yurttaşın büyüdüğü bir sistemi hedefliyoruz. Devlet tek bir kişiyle artık yönetilmeyecek. Cumhur meclisleri ile halkın doğrudan yönetime katılmasının önünü açacağız. Çiftçi, emekli meclisleri olacak. MGK gibi vesayetçi bir yapı ile değil demokratik kurullarla yönetilecek. 'Tetikçilik son bulacak' Devlet Denetleme değil Halk Denetleme Kurulu olacak. Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile eşzamanlı yürüyecek bir süreçtir. Bunu sağlayacak irade vardır bizlerde. Her türlü tekçilik son bulacak. Devletin anayasası döneminden halkların anayasası dönemine geçiş olacak. Mevcut anayasanın başyazarları kısa bir dönem önce müebbete mahkum oldu. Devletin kutsandığı, halkalrın yok sayıldığı bu anayasanın topyekun değiştirilmesi artık ertelenemez bir sorundur. Herkesin sosyal hayatını özgürce yaşamasının önü açılmalıdır. Anadilinde ibadet hakkı tanınmalı. Diyanet kaldırılmalı. Nefret suçlar içeren ayrımcı söylemler temizlenmeli ve bunlara cezai yaptırımlar getirilmeli 'Yaşam hakkı sadece insanlar için değil' Bergama köylülerinin siyanürlü altın madenlerine direnmesinden bugüne doğa katliamları ülke gündeminden düşmüyor. Deresinin üzerine HES yapımına direndiği için jandarmadan dayak yiyen Karadenizli kadın yaşam alanalrı tehdit edilen köylüler… Karnımızı doyuran toprak, su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler. Yaşam hakkı sadece insanlar için geçerli değildir. Tüm canlıların yaşam hakkını savunmak temel ilkelerimizden olacaktır.   'Zorunlu din dersleri kaldırılmalı' Zorunlu din dersleri kaldırılmalı. Bireylerin din eğitimleri taleplerine uygun olarak kendisinin seçmesi sağlanmalıdır. Eğitim sınav merkezi olmaktan çıkarılmalı, YÖK kaldırılmalıdır. Her gün en az 5 kadının sokakta katledilmesine tanık oluyoruz.  Yeni yaşam ancak kadınların öncülüğünde örgütlenebilir.  Farklı kimliklerin ve inançların birbirleri içinde erimeden bir arada yaşayacağı anlayış temelini oluşturuyor. Soruları olan varsa rahatlıkla sorabilir. Kızmayacağız, bağırmayacağız, azarlamayacağızSoru-cevap - İhsanoğlu miting yapamayacak. Başbakan 31 ilde yapacak. Paralel devlet yapılanmasına yönelik ne düşünüyorsunuz? - KCK davalarında tutuklu olanlar tahliye edildi. KCK’da paralel devlet yapılanmasının operasyonu olabilir mi? Demirtaş: Adayların nasıl kampanya yürüteceği kendi bileceği iş. Türkiye’de derin devlet olgusu hep olageldi. AKP’nin paralel demesi abesle iştigal. Evrenin her hangi bir yerinde kesişen iki çizgiye paralel denmez. Bıraksınlar biz her ikisine paralel diyelim ama AKP paralel diyemez. Hukuk dışına çıkmış suç işlemiş kim olursa olsun cemaa ya da parti mensubu olur kesinlikle hesap sorulması lazım. Bir kişi cemaat sempatizanı diye suçlanamaz. Suç işleyip işlemediğine bakılacak. Cemaati suç olarak tanımak hukukdışışık olur. KCK operasyonları sırasında AKP ve cemaat b,irlikte yönetiyordu iktidarı. O günlerde henüz öküz ölmemiş, ortaklık bozulmamıştı. - Bayağı iddialı vaatleriniz var. En iyi hükümet en az hükmedendir dediniz. Bunu sizinle olmayan hükümetle nasıl sürdürürsünüz? - İkinci tura kalırsa ne tutum belirleyeceksiniz? - Seçilirseniz Erdoğan’la nasıl çalışacaksınız? Demirtaş: Tek bir kişi çıkıp ben bütün bunları yapacağım diyorsa asıl aldatmaca oradadır. Ben sizlerin mesajını taşımakla görevli hissediyorum kendimi. Bu mücadele süreç işidir. Bunları cumhurbaşkanı yapsın diye önermiyoruz. Yeni yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Bir tek kişinin bunları yaptığı sisteme demokrasi denmiyor. İkinci turla ilgili diğer adaylara da sormak lazım. İkinci tur için onlardan biri ya beni destekleyecek ya da boykot yapacaklar. Ben tavrımı net olarak ifade ettim. Beni destekleyen hiç kimse ikinci turda bunu destekle diye oy vermiyor. Kediler trafoya girmez ve hile yapılmaz da ikinci tura gidemezsek çekilmeyeceğiz kimse lehine. Üstüne bir de koltuk kazanırsak ona da yok demeyeceğiz. Ben kazanır da cumhurbaşkanı olur ve Başbakan da Erdoğan olursa Allah ona yardım etsin. Demokrasiye, çoğulculuğa alışacak. Öyle toplantılarda ‘kalk gidiyoruz’ diyemeyecek. - Bağlama sloganı fikri size mi ait? - Bağlamadan başka bir enstrüman çalamıyor musunuz - Fotoğraflardan biri Tanrıkulu’nun mekanında mı çekildi? Demirtaş: Yan tarafında.. Mekan desteği yok. Çay parasını nerede verirsen oturabiliyorsun. Sadece bağlama çalabiliyorum. Halkın umutlarını, geleceğini çalmıyorum.  - Kampanyanızda Gezi vurgusu çok ön planda. İkinci turda destek vermezseniz kimseye bunun Erdoğan’ın lehine olacağı söyleniyor. İki aday arasında bir fark yok mu sizce? Demirtaş: Adaylığımı bir televizyon kanalında açıklamadım. Açıklamayı yapana kadar bir ay boyunca o çevrelerde toplantı yapılmıştı. 2. Turda Ekmel Bey’i ya da Tayyip Bey’i destekleyeceğimiz kararımız yok. Bize oy verenler ilkelere oy veriyor. 2 aday da bu ilkelerin kenarından bile geçmiyor. 2 aday da bu ilkeleri hiçbir şekilde savunabilecek bir çizgiyi temsil etmiyor. Tayyip Bey'e karşı herhangi bir adayı desteklemek diye bir ilke olamaz. Tayyip olmasın her kim olursa olsun adayını ilkesel olarak yanlış buluyorum. Tayyip Bey olmasın biz olalım. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tüm dünya liderlerini Eylül’de New York’ta iklim değişikliğine karşı tedbir almak için çağrıda bulundu. Toplantı tarihi cumhurbaşkanı seçiminden bir ay sonra? Demirtaş: Ben onu programa aldım zaten. Toplantıya gidebilirsem bu anlattıklarımızı tüm dünya liderleri arasında en cesurca savunabilecek Türkiye’den giden cumhurbaşkanı olur - Çankaya kalıcı barış açısından stratejik önem taşıyor dediniz? Demirtaş: Barış sürecinin içeriğine dair bugün burada anlattıklarım. Bunların Çankaya’ya taşınması barış sürecinin kalıcı adımı olur. Biz barış derken başka bir şey söylüyoruz kendileri barış derken başka bir şey kast ediyor - Kadına geniş yer veren açıklama sizden geldi. 2. Turdaki tavrınıza dair yaptığınız açıklamalar kafamda net bir yere oturmadı. Toplumun diğer kesimlerini nasıl kucaklayacaksınız?  Demirtaş: Ben kadın hakları ve özgürlüğü konusunda eş başkanlık modeli başta olmak üzere kadın arkadaşlarımız kendi direnişleriyle başroldedir. 2. Turda ne yapacağımız bizim kesinlikle 2. Tura kalmayacağımız algısına yöneliktir ki yanlıştır. 2. Tur 15 gündür. Bunlar orada 5 yıl ne yapacak? Ben 15 gün ikinci turda olacağım da sizin oy verecekleriniz 5 yıl Çankaya’da olacak. Demirtaş’ın Çankaya’da koltuğa oturması bu ilkeleri kazandık anlamına gelmez.'Yüzde 50+1 yeter' - Anketlerde isminiz pek ön planda değil. Hedefiniz nedir? - Batı’dan oy alabilecek misiniz? - Türk Bayrağı ile poz verir misiniz cumhurbaşkanı olduğunuzda? Demirtaş: Mütevazi bir adayım. Yüzde 50+1 alayım yeter diyorum. Hedefim o. Bayrak siyaseti de Türkiye’de bizim ucuz bir şekilde yapacağımız siyaset değil. Cumhurbaşkanı olursam olmasam da bayrağın layık olduğu şekilde tüm toplumu temsil edeceğini söylüyorum. Bayrak bir çok suçu ve günahı örtmek içinde kullanıldı. Bayrağı en büyük hakareti de onlar yaptı. Biz hiçbir zaman hakaret etmedik. Bayraklara, renklere saygı duyduk. Asıl hakareti yapanlar milliyetçi, bayrak sevdalısı olanlar ilan edildiler. Düzeltilmesi bunun da ben cumhurbaşkanı olunca daha kolay olur. Bayrak bizden yana değil onlardan yana tehdit altındadır. - Erdoğan’ın politikası gösteriyor ki cumhurbaşkanlığı seçimi rejimi de değiştirecek? Demirtaş: Rejimi biz değiştirelim dediğim için adayım yoksa rejim değişmesin dediğim için değil.'Vicdani ret hakkını savunuyorum' Askerlik yapmak istemeyen erkekler için ne yaparsınız? Demirtaş: Vicdani ret hakkını savunurum. Zorunlu askerliğin kaldırılması gerektiğini savunuyorum.  T24
Şans Oyunları Oynamayı Bırakmanız İçin 20 İbretlik Sebep
Bir şehir efsanesini çökertiyoruz sevgili okuyucularımız. 'Para var huzur var'diye bir şey yok. Para beladır, para illettir, para perişanlıktır. Zengin olma hayallerini bırakın ve fakirliğinizin kıymetini bilin. Hayır başımıza güneş geçmedi. Hayır delirmedik. Hayır Tibet'e de gitmiyoruz, sadece tecrübelerden faydalanıyoruz buyrunuz;
Dünya Kupası'nın Altın Eldivenleri
Almanya'nın şampiyonluğuyla tamamlanan 2014 FIFA Dünya Kupası, kalecilerin ortaya koyduğu üst düzey performanslarla akıllarda yer etti.Turnuva sonunda 'Altın Eldiven' ödülüne layık görülen Alman Manuel Neuer başta olmak üzere, özellikle Amerika kıtası temsilcilerinin kalecileri, sergiledikleri performansla ön plana çıktı. ABD'den Tim Howard, Meksika'dan Guillermo Ochoa, Kosta Rika'dan Keylor Navas, Şili'den Claudio Bravo ve Kolombiya'dan David Ospina ile Uruguay'ın Galatasaraylı file bekçisi Fernando Muslera gibi kendilerini kulüp takımlarında kanıtlamış birçok başarılı eldiven, Dünya Kupası'nda bu kez ülkeleri adına önemli performanslar ortaya koydu. Brezilya 2014'te bir kez daha yetiştirdiği kalecilerle göze çarpan Amerika kıtası, geçmiş yıllarda Türkiye'de forma giyen Claudio Taffarel, Oscar Cordoba ve Aly Faryd Mondragon'un yanı sıra, Rene Higuita, Sergio Goycochea, Jose Luis Chilavert, Dida ve Rogerio Ceni gibi isimleri dünya futboluna armağan etti. 'Panzerler'in kalesi Neuer ile emin ellerde Almanya Milli Takımı'nın Dünya Kupası şampiyonluğunda pay sahibi olan başlıca isimler arasında, Manuel Neuer yer aldı. 'Panzerler'in kalesini emanet ettiği 28 yaşındaki file bekçisi, tipik kaleci özelliklerinin yanı sıra, ceza alanının dışında topla bir libero misali oynamasıyla oyunun geriden kurulması anlamında da takımına önemli bir katkı sağladı. Neuer, 18 gol atıp 4 gol yiyen Almanya Milli Takımı ile 2014 FIFA Dünya Kupası'nın en başarılı kalecisi seçilerek, 'Altın Eldiven' ödülüne layık görüldü. Kupanın unutulmazı Tim Howard Dünya Kupası'nın adından en fazla söz ettiren ismi, ABD'nin file bekçisi Tim Howard oldu. Başarılı performansıyla sosyal medyada da birçok ilginç paylaşımın kaynağı olan Howard, takımının Belçika ile oynadığı ikinci tur maçında 16 kurtarışa imza atarak Dünya Kupası tarihine geçti. 35 yaşındaki file bekçisinin kalesini koruduğu ve ikinci turda elenen ABD, turnuvada 5 gol atıp, 6 gol yedi. 'Örümcek adam' Guillermo Ochoa Meksikalı Guillermo Ochoa, Dünya Kupası'nda performansıyla en fazla dikkati çeken isimler arasına girdi. Grup aşamasında yalnızca 1 gol yiyen ve Meksika'nın kalesini başarıyla koruyan 28 yaşındaki file bekçisi, yaptığı kurtarışlarla taraflı tarafsız tüm futbolseverlerin beğenisini topladı. Ochoa, grup karşılaşmasında Hırvat oyuncu Ivan Perisic'in golüne engel olamazken, ikinci turda ise takımının Hollanda'ya 2-1'lik skorla elenmesini önleyemedi. 'Portakallar' karşısında son anlara kadar kurtarışlarıyla rakip takıma gol izni tanımayan Ochoa, son dakikalarda birisi penaltıdan olmak üzere kalesinde iki gol gördü. Başarılı kaleci, turnuvada oynadığı 4 maçta 3 gol yedi. Kosta Rika'da Navas etkisi Kupanın sürpriz takımlarından Kosta Rika'da elde edilen çeyrek final başarısında en önemli pay, kuşkusuz kaleci Keylor Navas'a ait. Kosta Rika'nın 27 yaşındaki file bekçisi, yaptığı olağanüstü kurtarışlarla Dünya Kupası'nın adından söz edilen kalecileri arasına girdi. Navas, forma giydiği 5 maçta kalesinde yalnızca 2 gol gördü ve turnuvanın en az gol yiyen kalecisi oldu. Kolombiya'nın kalesi Ospina ile güvende Kolombiya Milli Takımı kalecisi David Ospina, Dünya Kupası'nda çeyrek finalde elenen ülkesinin kalesinde oynadığı 5 maçta 4 gol gördü. C Grubu'nda mücadele eden Kolombiya'nın Fildişi Sahili ve Japonya maçlarında birer gol yiyen 25 yaşındaki kaleci, 2-0 kazanılan ikinci tur maçında ise Uruguay'a karşı kalesini kapadı. Güney Amerika'nın futbol dünyasına kazandırdığı önemli kalecilerden biri de Aly Faryd Mondragon. Bir dönem Galatasaray'da da forma giyen ve turnuvada Ospina'nın yedekliğini üstlenen Mondragon, Brezilya'daki Dünya Kupası'nda tarihe geçti. Emektar kaleci, Japonya karşılaşmasında Ospina'nın yerine oyuna dahil olarak 43 yaş 3 gün ile Dünya Kupası tarihinde forma giyen en yaşlı futbolcu unvanını, Kamerunlu Roger Milla'nın elinden aldı. Şili'nin kalesi Bravo'ya emanet Yeni sezon için İspanyol devi Barcelona ile anlaşan Şilili kaleci Claudio Bravo, Dünya Kupası'ndaki performansıyla ön plana çıktı. Turnuvaya ikinci turda Brezilya'ya yenilerek elenen Şili'de oynanan 4 maçta da sahaya çıkan Bravo, bu karşılaşmalarda kalesinde 4 gol gördü. 31 yaşındaki file bekçisi, aynı zamanda kaptanlığını yaptığı Şili Milli Takımı'na tecrübesiyle liderlik etti. Julio Cesar'ın acı vedası Turnuvayı hayal kırıklığıyla kapatan Brezilya'nın en talihsiz ismi, kaleci Julio Cesar olarak göze çarptı. Evsahibi takımın tecrübeli file bekçisi, özellikle ikinci turda Şili'yi eledikleri maçta kurtardığı penaltılarla takımını çeyrek finale taşıdı. Ancak yarı finalde 7-1'lik tarihi Almanya yenilgisinde kariyerinin en kötü maçlarından birini yaşayan Julio Cesar, üçüncülük maçında alınan 3-0'lık Hollanda mağlubiyetinin ardından milli takım formasına şanssız bir şekilde veda etti. Yarı finale kadar sergilediği performansla güven veren ve yalnızca 4 gol yiyen 34 yaşındaki kaleci, turnuva sonunda kalesinde 14 gol gördü. Courtois güven verdi Belçika Milli Takımı'nın yakaladığı altın jenerasyonun temel parçalarından biri kaleci Thibaut Courtois. İspanya'da Atletico Madrid'in yaşadığı tarihi sezonda pay sahibi olan Courtois, Dünya Kupası'nda çeyrek finalde Arjantin'e boyun eğen Belçika'nın kalesinde yine güven verdi. 22 yaşındaki file bekçisi oynadığı 6 karşılaşmada 3 gol yedi. Muslera'lı Uruguay ikinci turda takıldı Uruguay Milli Takımı'nın kalesini başarıyla koruyan Fernando Muslera, Brezilya 2014'te takımıyla gruptan çıkma başarısı gösterdi. Muslera, ikinci tura yükselen Uruguay ile her zamanki performansının bir adım uzağında kalsa da yeteneğiyle Güney Amerika'nın çıkardığı başarılı kalecilerin arasında yer alıyor. 28 yaşındaki Galatasaraylı kaleci, turnuvada 4 maçta 6 gol yedi.
Reklam
Dünya Basını Messi'nin Ödül Almasına 'Skandal' Dedi
FIFA'nın finali kaybeden Messi'yi mutlu etmek için Altın Top Ödülü'nü yıldız futbolcuya verdiği öne sürüldü.Dünya Kupası finalinin ardından, bireysel ödüller de sahiplerini buldu. Lionel Messi , Dünya Kupası'nda gösterdiği performansla en iyi oyuncuya verilen Altın Top Ödülü'ne layık görülürken tartışmaları da beraberinde getirdi.Başta İspanyol basını olmak üzere pek çok ülkede Messi’nin, Altın Top Ödülü’nü almasını “skandal” olarak değerlendirdi. Hürriyet'te yer alan habere göre, FIFA’nın finali kaybeden Messi’yi mutlu etmek için böyle bir karar aldığı öne sürülürken, sosyal medyada da insanların tepkisi farklı değildi. Alman kaleci Neuer, Altın Eldiven Ödülü'ne layık görüldü. En İyi Genç Oyuncu ödülü Fransız Paul Pogba'ya giderken, Altın Ayakkabı'nın sahibi ise Kolombiyalı futbolcu James Rodriguez oldu. Ancak Altın Top Ödülü anons edildiğinde ise büyük bir şaşkınlık yaşandı. Herkes Müller yada James Rodriguez’in bu ödülü kucaklayacağını sanıyordu ancak kazanan Messi oldu. Grup maçlarında takımı adına 4 gol ve 1 asistle oynayan Messi, sonraki karşılaşmalarda beklentinin altında kaldı. Özellikle finalde çok şey beklenen Messi, takımının mağlubiyetine engel olamadığı gibi etkisiz futboluyla da dikkat çekti.T24
Reklam
Ronaldo Filistinli Çocukları Yine Unutmadı
Real Madrid'in süper yıldızı Ronaldo, İsrail zulmü altındaki Filistinli çocuklar için 2 milyon dolar bağışta bulundu.Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo, İsrail'in Filistin'de uyguladığı zulme tepkisiz kalmadı. Futbolunun yanı sıra yaptığı yardımlarla gündeme gelen Ronaldo, Dünya Kupası dönüşü Filistinli çocuklara ramazan bayramı dolayısıyla 2 milyon dolar bağışta bulundu. Bu, Ronaldo'nun Filistinli çocuklara ilk yardımı değil. Portekizli yıldızın, 2012 yılında satışa çıkardığı Altın Ayakkabı ödülü 1.5 milyon avroya satılmıştı. Ronaldo, bu parayı da Filistinli çocuklara bağışlamıştı. Stargazete
Mekandan Hatun Kaldırmak İçin 18 Altın Kural
Mekandan kız kaldırmak bir Türk erkeği için; sünnet, ehliyet, askerlik gibi tamamlanması gereken bir görevdir. Bu tarihi adımı atamamış hiç bir erkeğin tam olarak hayat çizgisini doğru olarak devam ettirdiğinden bahsedilemez. Şimdi birbirimizi kandırmayalım bu ülkede yaşayan erkeklerin ancak %1'i bu ulvi görevi yerine getirmiştir. Geri kalan %99'un bir kısmı ya bu işi beceremeyeceğini baştan kabul etmiştir, ya da 'Ben de yaptım' diye yalan söylemektedir. Yalana ve boyun eğmeye gerek yok arkadaşlar. Bu listedeki 18 şeyi kesinlikle yapmadığınız sürece şans size de gülecektir. Koca yaz boş kollarla geçmez, haydin barlara gece kulüplerine bilimum hatun bulunası yerlere koşun, vatan sizden hizmet bekler!
Ülkemizde Zamana Tanıklık Eden Saat Kuleleri
Diğer bir adı Tepsi Minare olan saat kulesi, Saltuklu Emirlerinden İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey tarafından İçkale Camisi’nin minaresi ve gözetleme köşkü olarak yaptırılmış. Ezan okunan yer olarak 'Tepe Minare', üstünün yıkılmasıyla 'Kesik Kule' ve 'Minare Kule' adını aldı. Kırım Savaşı’ndan önce kuleye bir saat yerleştirilince 'Saat Kulesi' adıyla tanınmaya başladı. Kırım savaşından sonra bu saati Ruslar yerinden söküp almış ve bunun üzerine 1877 yılında İngiltere tarafından bugünkü saat armağan edilmiş.Üst kısımda, saatten 1.50 m. aşağıda kuleyi çepeçevre kuşatan Arapça küfi yazılı yazıtta “İkbal dinin ışığı, İslâm’ın kutbu, devletin yardımcısı, milletin zahiri, arkası, meliklerin ve emirlerin güneşi Ebil Kasım oğlu Ebil Muzaffer Gazi İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey içindir” yazısı bulunuyor.
Reklam
Reklam
Geçmişten Günümüze Dünya Kupası Topları
Bu topa vurmak oldukça zor olsa gerek. Kafa vurmayı falan düşünmeyin bile. Çünkü tamamen deriden. Yağmurlu havalarda ıslandığını düşünün bir de... İyice ağırlaşır. İşte Tiento! İnsan bakınca '' nerdeeen nereye'' demek istiyor.
Umut Oran: Temiz Siyaset İçin ‘Hayati’ İstifa
Wright Kardeşler mezarlarından Hayati Yazıcı’ya katıla katıla gülüyorlardır Hayati Beyin mantığı Gana-İstanbul-Dubai üçgeninde, Bermuda Üçgeninde kayboldu! Bu kadar tesadüf ancak planlayarak olur! Maşallah Bakanlar Kurulu’nun dörtte biri Zarrab’ın altınlarının önünü açmak için seferber olmuş. Türk halkı “beşi bir yerde”yi sever Soruşturma komisyonunu beşlemek lazım. ANKARA Merkezinde Rıza Zarrab’ın olduğu, uçakla 1,5 tonluk altın kaçakçılığı yapılmasıyla ilgili yolsuzluğun üzerinin kapatılmaması için Varan 1, 2, 3 dosyalarını açıklayan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, dosyanın finalini Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’yı istifaya davet ederek yaptı.  Oran, “Hayati Yazıcı, uçağın ikmal için indiğini söylüyor, Gana-İstanbul-Dubai arasındaki üçgende uçak niye fazladan 4 bin km uçsun? Wright Kardeşler mezarlarından Hayati Yazıcı’ya katıla katıla gülüyorlardır. Hayati Beyin mantığı Gana-İstanbul-Dubai üçgeninde, Bermuda Üçgeninde kayboldu! Bu kadar tesadüf ancak planlayarak olur! Maşallah Bakanlar Kurulu’nun dörtte biri Zarrab’ın altınlarının önünü açmak için seferber olmuş. Soruşturma komisyonu 4 eski bakan için 64 günde zor kuruldu ama eksik oldu. Türk halkı “beşi bir yerde”yi sever komisyonu beşlemek lazım. Temiz siyaset için ‘Hayati’ istifa” diye konuştu. TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP’li Umut Oran, 62. kuruluş yıldönümünden dolayı Türkiye Gazeteciler Sendikası’nı kutlayarak sözlerine başladı. Bugünün Dünya Hukuk Günü olduğunu da anımsatan Umut Oran, şöyle konuştu: GİZEMLİ VE PAHALI UÇAK! Gelin şimdi de onlarca hukuksuzluğu bünyesinde barındıran gizemli ve pahalı bir uçaktan bahsedelim. Hani geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik verdiği uçak. Önce hukukun görevini yapmasını bekledim fakat yargının kapattığı dosyayı açma görevi de bize düştü. Geçen haftadan bu yana dikkat çekmeye çalıştığım konuyu biliyorsunuz. Gana’nın Başkenti Akra’dan havalanan ULS Havayollarına ait TC-ABK KZU755 sefer sayılı kargo uçağı 1 Ocak 2013’te İstanbul Atatürk Havalimanı’na indi ve bugüne dek süren bir zincirleme yolsuzluk silsilesi başladı. Herkesin tatil rehavetinde olduğu bir günde üstelik Sabiha Gökçen’e inmesi gerekirken yoğun sis nedeniyle Atatürk Havalimanına inmişti bu uçak. DOĞAL TAŞ DEDİLER! İran’da tutuklanan ve tüm malvarlığına el konulan Babek Zencani’nin kiraladığı bu uçağın yükünün “doğal taş” olarak bildirilmesinden şüphelenen gümrükçüler yaptıkları arama sonucunda 1,5 ton altın taşındığını görünce uçağı mühürlediler. Uçak personeli yükle ilgili ne bir fatura ne konşimento hiçbir belge sunamadılar. MÜTHİŞ TELEFON TRAFİĞİ BAŞLIYOR Bu mühürlemeden sonra Ankara’ya kadar uzanan müthiş bir telefon ve kurye trafiği başladı. 17 Aralık sonrasında ortalığa saçılan tapelerde de gördük ki insanın küçük dilini yutacağı o kadar çok telefon görüşmesi yapılmış ki. Reza Zarrab mesela hemen kankası olan Ekonomi Bakanı olan Zafer Çağlayan’ı arıyor, Zafer Beyin özel Kalem Müdürü Onur Kaya, Gümrük Bakanlığı Müsteşarı Ziya Altunyıldız’ı arıyor. O kadar rahatlar ki Zarrab adamına, “Bakan Beyi aradım daha ötesi var mı ki” diyebiliyor, pes! Yine bu diyaloglardan dürüstlük abidesi memur Teoman’ı da öğreniyoruz UÇAK GİTTİKTEN BİR AY SONRA BAKAN TALİMAT VERİYOR Zarrab’ın sözlerinden anlıyoruz ki ‘daha ötesi’ de varmış ve o da devreye girince sonuçta uçak 17 Ocak’ta Türkiye’den Dubai’ye gitti. Ama Sayın Bakan Hayati Yazıcı ancak bir ay sonra aklı başına geldi ve 15 Şubat’ta altın kaçakçılığıyla ilgili soruşturma talimatı verebildi. Olay basına yansımasa bu talimatı da mı vermeyecekti acaba! Neden bir ay bekledi? MÜFETTİŞİ SINIRLAYAN İFADELER Üstelik Hayati Bey, soruşturma talimat yazısında, “uçağın taşıdığı eşyanın transit eşyası olduğunu, Dubai’ye gittiğini, akaryakıt ikmali için Türkiye’ye iniş yaptığını” savunarak araştıracak müfettişe yol ve yordam göstermeyi de ihmal etmiyor. Sayın Bakan nereden biliyorsun 1,5 ton altının Dubai’ye gittiğini ve ikmal için İstanbul’a inildiğini? Uçağın rotasını sen mi çizdin? Üstelik o kadar kör gözüne parmak iş yapıyor ki müfettişe bir ayda soruşturmanı bitir diyor. Buradan mektup yazsan Gana’dan bir ayda anca yanıtı gelir! MÜFETTİŞ: KAÇAKÇILIK VAR AMA… Gümrük Başmüfettişi de 18.3.2013 tarihli raporunda, “Külçe altınların Gana’dan, Gana mevzuatına uygun olmayan bir şekilde kaçak olarak yurt dışına çıkarıldığını” belirtiyor ama her ne hikmetse sonuç bölümünde Kaçakçılık Yasasına muhalefetten işlem yapmaya gerek görmüyor ve konunun idari para cezalarıyla kapatılmasını sağlıyor. İnsanüstü bir çalışmayla uluslar arası boyutu da olan bir olayı bir ayda inceleyip çözerek raporunu yazan başmüfettişin acaba Gana ile hiç yazışma yapmadan internet sitelerine girip hiçbir resmi niteliği olmayan bazı sayfalardan kes, kopyala, yapıştır yaparak dosya hazırlaması ne kadar hukukidir? Kaçakçılık Mücadele Yasası’na göre kiralanmış olan bu uçağa bile devletin el koyması mümkünken konuyu geçiştiriyor. WRİGHT KARDEŞLER HAYATİ YAZICI’YA GÜLÜYOR Altıncı hissi güçlü olan Hayati Bey, uçağın akaryakıt ikmali için İstanbul’a indiğini aslında Dubai’ye gittiğini söylerken eminim Wright Kardeşler mezarlarından kendisine Hayati Yazıcı’ya katıla katıla gülüyorlardır. Çünkü Gana ile İstanbul arası havadan 7 bin 354 kilometre, İstanbul’la Dubai arası da 2 bin 992 kilometre. Yani Gana’dan İstanbul aktarmalı Dubai uçuşu toplam 10 bin 346 kilometre. Oysa Gana ile Dubai arası ise 6 bin 293 km. Madem bu uçak Dubai’ye gidecekti neden fazladan 4 bin 53 kilometre uçuyor! Burada mantık aramayın çünkü Hayati Beyin mantığı Gana-İstanbul-Dubai üçgeninde, Bermuda Üçgeninde kayboldu! ‘DERİNLİKLİ’ DIŞİŞLERİ DE DEVREDE Zarrab ‘daha ötesini’ hep aramış dosya da onu da görüyoruz çünkü hiç ilgisi yokken bu olaya Dışişleri Bakanlığı da karışmış. Dışişleri, 8 Ocak 2013’te Gümrük Bakanlığına resmi olarak başvurarak “yapılacak bir görüşmede ele alınmak üzere konuyla ilgili tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesini” istiyor. ‘Derinlikli’ Dışişleri’miz Ortadoğu batağıyla ilgileneceğine Zarrab’ın uçağının akıbetinin peşine düşüyor. 292 KG ALTIN KAYBOLUYOR KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL! Olaydaki soru işaretleri o kadar fazla ki hangi birisini anlatayım bir de uçaktaki 1,5 tonluk altının durduğu yerde çekmesi, ağırlığını yitirmesi var. Uçak mühürlendiğinde 1 Ocak’ta 1500 kg olan altın her ne hikmetse 16 Ocak’taki incelemede 1208 kilograma düşüvermiş. 292 kg altın durduğu yerde 15 günde buharlaşır mı arkadaşlar üstelik Ocak ayında? Kimsenin umurunda da değil ‘arkadaş nereye gitti bu 292 kg altın’ diye soran da yok, Tam 16,4 milyon dolarlık altın kayboluyor beyefendiler için rutin bir işlem umursamıyorlar bile, insaf! TAPELERDEN SONRA YAZICI’DAN YENİ TALİMAT Bir yıl sonra tapelerin ortalığa dökülmesiyle Gümrük Bakanlığında yeni bir telaş başlıyor ve Hayati Bey uçağın gitmesinden 371 gün sonra 24 Ocak’ta yeniden soruşturma talimatı vermek zorunda kalıyor. Üstelik bu talimatın içine dürüst memur Teoman da katılıyor ve 17 gümrükçü hakkında güya inceleme yapılıyor. O zaman biz de sayın bakana soralım 18 Mart 2013 tarihli ilk müfettiş raporu yanlış mıydı ki ikinci inceleme talimatını veriyorsun? İlkinde usulsüzlük varsa o raporu düzenleyen müfettiş hakkında neden inceleme yaptırmadın? BAKANLARIN ¼’Ü ZARRAB’IN ALTINLARI İÇİN SEFERBER OLMUŞ Arkadaşlar bu kadar tesadüf ancak planlayarak olur! Maşallah Bakanlar Kurulu’nun dörtte biri Zarrab’ın altınlarının önünü açmak için seferber olmuş. Tüm bu karanlık çarpık ilişkileri alt alta koyduğumuzda ortaya çıkan sonuç şudur ki Gümrük bürokratlarının Hayati Beyin onayı olmadan tek bir adım atması dahi mümkün olamazdı. Altın dolu uçak take-off yapabildiyse bu Hayati Yazıcı ve uçağın pilotu sayesindedir. YOLSUZLUKLA İLGİLİ 2 HADİSİ HATIRLATTI Muhalefet ağzıyla kuş tutsa dahi itibar etmeyen AKP hükümetine Hadis-i Şerifle sesleneyim belki etkilenirler bu mübarek ramazan ayında. Peygamber efendimizin 'Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa mutlaka cezalandırırdım', 'Rüşveti alan da veren de cehennemdedir'hadislerini unutmuşa benziyorlar. SORUŞTURMA KOMİSYONU 5’LEMEK LAZIM Soruşturma Komisyonu AKP’nin engellemesi yüzünden 64 gün sonra kuruldu. Ama eksik oldu, çünkü sadece 4 bakan için kuruldu.Biliyorsunuz Türk halkı “beşi bir yerde”yi sever bunu beşe tamamlamak lazım ve bunun için gerekeni yapacağız. Ama öncesinde geçmişte hakimlik de yapmış olan Hayati Yazıcı’yı, “peygamber postu” da denilen bu yüce mesleğin onurundan dolayı istifaya davet ediyorum. TEMİZ SİYASET İÇİN HAYATİ İSTİFA DİYORUM.
Reklam
'Gencecik Kızlarımıza Sıkmabaş, Sevgi Dolu Gençlerimize Çapulcu Dedirtmem'
Seçim bildirgesini okuyan muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu , “Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem” dedi. İhsanoğlu, “28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim” diye konuştu. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim bildirgesini okuyor. İhsanoğlu konuşmasına, tıpkı Başbakan Tayyip Erdoğan gibi duayla başladı. İhsanoğlu, “Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin” dedi. Ekmeleddin İhsanoğu, kampanyası boyunca kullanacağı seçim bildirgesini açıklarken şunları söyledi: Cumhuriyetimizin en kritik dönemlerinden birinde, cumhurbaşkanının ilk kez vatandaşların oylarıyla belirleneceği bu dönemde, Türkiye’nin 12’nci cumhurbaşkanı adayı olarak huzurunuzdayım. Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin. Bu çok hassas dönemde seçime giderken, ülkemizin içeride huzurunu korumaya, komşularıyla ihtilaflarını çözmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ey azizler diye hitap etmek istiyorum. Erzurumlu İbrahim Hakkı dostlarına şu şekilde seslenirdi “Ey aziz, ey azizler” çok hassas dönemden geçiyoruz. Daha fazla huzura ihtiyacımız var. Ben MHP, CHP dahil, AKP, HDP, BBP seçmenlerinin, tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayıyım. Hiçbir partiye diğer partilerden daha yakın veya uzak değilim. Her partide namusuyla çalışan bürokrat teknokrat var. Benim tüm ülkede, sevdiğim saydığım milletim vardır. Sevgili ey azizler, elimde bir avuç tohum var. Bu tohumları ekmek istiyorum. Sevmek istiyorum. Sevgi ekeyim ki sevgi filizlensin. İnsanlarımız kavga etmesin. 28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim. Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem. Ali İsmail Korkmaz da onlardan biriydi. Onun da tüm kaybettiğimiz canların da ruhu şad olsun. Elbette her yerde her zaman bu gibi demokratik gösterileri suiistimal etmeye çalışan gruplar olacaktır. Şurada 1000 kişi toplansa, önce su satan esnaf, sonra polis, sonra o küçük gruplar. Devletin görevi sapla samanı ayırmaktır. Bu ülkeyi üçe beşe bölmekle, her fırsatta ikilik çıkartmakla siyaset yapılır belki ama devlet yönetemez. Analar bu çocukları doğuruyor, yemiyor içmiyor büyütüyor. Gençlerimiz çok kıymetli, tüm gençlerimiz hepsi çok kıymetli. Edirne’deki evlatlarımız çok kıymetli, Hakkari’deki evlatlarımız da çok kuvvetli. Kadınlarımız da çok kuvvetli. Ama ne yazık ki kadınlarımız ne siyasette ne de istihdamda hak ettikleri noktalara gelebilmişlerdir. Çocuk gelinlerde dünya üçüncüsüyüz. Cinayetlerde de üst sıradayız. Ben çocuklarımızın katil olmayacağı, kimsenin kimsenin canına kast etmeyeceği bir Türkiye hayal ediyorum. Ey azizler, saygı. Ekeceğimiz diğer tohum saygıdır. Üslüpta saygı. Bağımsız yargı, bir suç iddiasıyla ilgili hükmünü bildirmedikçe, böyle bir hükmü vermek, yargısız infaz demektir. Maalesef ülkemizde yargısız infazları görüyoruz. Herkesin herkesle ilgili peşin bir hükmü var. düşünceler kamplaşıyor. Saygısızlık tarafların hepsini üzer, zarar verir. Bu sebeple, cumhurbaşkanı seçilirsem derin yaralar almış, hatta neredeyse kangren haline dönüşmüş bu ilişkileri saygı çerçevesinde iyileştirmek için çalışacağım. Hükümleri hukuk versin, hukuka herkes güvensin, hiç kimse adaletten üstün değildir. Suçu ispatlanmadıkça hiç kimse suçlu değildir. O halde adalete saygılı, muhalefete saygılı, farklı görüşlere sahip olanlara saygılı olmak. Hükümete saygılı, toplumun her kesimine saygılı olmak için bu tarlaya saygı ekmemiz gerekecek. Saygı ekmek için verin elinizi. Ey azizler. Dirlik. Ekeceğimiz diğer tohum da dirlik. Ne demek dirlik? Dirlik bir insanın sağlığı, huzuru, güveni demektir. Fertleri dirlik içinde bir toplum, topyekun dirlik içindedir. Oysa çoğumuz borçluyuz. Hem devlet hem millet boçlu. Zenginin borcu olabilir, ama onun çocuklarının eğitimi aksamaz, sofrada bal kaymak eksik olmaz. Ya fakirin borcu? Bak pahalı arabaya, zengin çok görünür fakir az görünür. Ödenemez biçimde kredi kartı borcu içinde. Bu borcu ödemek için vatandaşlarımız yemelerinden içmelerinden kesiyorlar. Köylü memur esnaf işçi işsiz, nereye gitsem duyduğum tek şey bu faizli borçlu halidir. Diyeceksiniz ki cumhurbaşkanlığı icra makamı değildir. Evet icra yetkisi yoktur ama icrayla el ele vererek, çağrı yaparak, yetkisini ve pozisyonunu kullanarak yol gösterir. Cumhurbaşkanları yol yapmaz ama yol gösterir. Türkiye’nin en yoksul kesimini bir basamak yukarı çıkartmak, çok büyük bir siyasi mutabakat meselesidir. Zordur ama imkansız değildir. AK Partilisi, CHP’lisi, HDP’lisi el ele verirse, bu sosyal yaraya çözüm üretiriz. Hür düşünce olmazsa, Amerika’nın akıllı telefonuna Güney Kore rakip olamaz. Eğitimde, sanatta her alanda sonsuz hürriyet. Hürriyet, demokraside şarttır. Hürriyet olmazsa demokrasi olmaz, demokrasi olmazsa hürriyet olmaz. Bu hürriyet havasını keserseniz o ülke nefessiz kalır. Şu tabloda görüyorsunuz. Türkiye’de 2000 yılında dünyanın 18’nci ülkesi. 2014’de 19’ncü ülkesi. 14 yılda geldiğimiz yer burasıdır. Yani gerilemiş, gelirimiz artmış mı artmış, ama herkesin geliri artmış. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Ve potansiyelimiz büyüktür. Bu gençler kahve köşelerinde ömür tüketiyorlar. Gençlerin aklını fikrini bilime, sanayiye kanalize etmeliyiz. Bunun sonunda ne oluyor, işte bu tablolar çıkıyor. Dünyanın gittiği yer patenttir, bilimdir, matematiktir. Bunlara dikkat etmezsek, düne göre iyi oluruz belki ama rakiplerimize göre iyi olur muyuz esas soru bu. Biz şimdiye kadar tek bir Nobel kazandık, o da Orhan Pamuk sayesinde. Bilimde, tıpta, fizikte, kimyada Nobel kazanmadık. Bizimle yarışa, bizden sonra kalkan ülkeler bunu başardı. Ben size Hindistan’dan Çin’den bahsetmeyeceğim. Mısır’dan Pakistan’dan bahsedeceğim. 80’li yıllarda Pakistan’dan fizik ödülü almıştır. 15 yıl önce Mısır’dan bir kimyager ödül almıştır. Türkiye bu hedefe ulaşması için çalışması lazım. Daha fazla destek ve toplumda huzur. Diyorum ki dirlik ekmek için verin elinizi. Tarlamız büyük ve bereketli, tıpkı ülkemiz gibi. Ey azizler, son tohum sevgi saygı ve dirlikten sonra, birlik tohumudur. Birlikte yaşama kültürüne herkesten daha fazla sahip bir milletiz. Yıllardır ortak acılarımız devam ediyor. Suriye’de yaşanan trajedi, Soma’da aç gözlü kapitalist anlayışın faturasına, rehin alınan vatandaşlarımıza, ölen her bir cana ortak olarak üzülüyoruz. Ama çok uzun zamandır hep birlikte sevinemiyoruz, sevinmeyen bir ülke ülke olma vasfını yitirmeye başlar. Barajlarımız, tüp geçitlerimiz, yollarımız hepimizin vergisiyle yapılıyor. Ama bunun için bile ortak bir sevincimiz olmuyor. Bu konuda bile bir ikilik, yarış, 70 sene önceki ülkelerle anlamsız kıyaslamalar arasında kaybolup gidiyor sevinçlerimiz. Dış dünyaya gelince, Atatürk’ün sözünü her yere yazıyoruz “Yurtta sulh cihanda sulh” diyoruz. uygulamada ne kadar başarılı oluyoruz Atatürk şu anda yaşasaydı ne yapardı? Atatürk en akılcı çözümleri üreten bir liderdir. Şunu kesinlikle söyleyebilirim. Şu anda yaşasaydı, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar’da barış ve refah için temelini atmıştı. Filistinli çocuğun attığı tweet, New York’taki Yahudi genci ağlatıyıor. Bir saniyede olup bitiveriyor. Bizim teknik üniversitelerimiz var, aydın modern milyonlarca gencimiz var. Şirketlerimiz çevre ülkelerinde büyük başarılara imza atmışlardır. O halde, paylaşamadığımız nedir? Bu koca coğrafyada değil mezhep milliyet savaşlarıyla despotluk kibir mi üretecek? Yoksa laik demokratik bir biçimde el ele vereceğiz? Barış mı kazanacak savaş mı kazanacak? Birlik mi kazanacak ayrışma mı? Ben birlikten yanayım. Neredeyse bir ay sonra Türkiye önemli bir seçim yapacak, ama bizim elimizde bu masraflı seçimi finanse edecek imkanlar yok. Bir rakibimiz hem iktidar olmanın getirdiği avantajla, hem de başbakanlığın imkanlarıyla bolluk içerisinde bir kampanya yapabilecek. Bazı kanallarda aman Ekmel Bey’i aciz gösterin, dili sürçer ise bunu abartın, iyi bir söz söylerse görmezden gelin, onu örtünüz gibi dolaşıyor. Gizlisi saklısı yok, iftiranın biri bin para. Güvendiğim tek şey var, Türk milletinin derin sağ duyusu. Türk milleti tarih boyunca bunu göstermiştir. Güzel milletime bir çift sözüm var. Aziz kardeşlerim, ey azizler, korkmayınız, Türkiye’de istikrarı sarsacak hiçbir şey yapmayacağım. AK Parti dahil bütün partilerle el ele vereceğim. Ekmek için… Ne demek ekmek için? Milletimizin kültüründe çok kutsal kavramlar var. bunun başında kitap gelir. Biz kitap diye Kuran-ı Kerim'e deriz. Bir başka kutsalımız var, bayrağımızdır. Bayrağımız bizim canımızdır, kanımızdır. Bu devletin tapu senedidir. Bir başka kutsalımız ekmektir. Ekmek bizim için çok kutsal bir kavramdır. Ekmek fırından aldığımız ekmek, Ekmek tüten ocak demektir, ekmek alın teri demektir. Şerefimiz namusumuz demektir. Kitabımıza bayrağımıza ekmeğimize sahip çıkalım. Ben Mehmet Akif Ersoy’un dergahında büyümüş bir gurbetçi çocuğuyum. Taksicisi simitçisi garsonu mevsimlik işçisi hepimizin derdi ekmek. Suriye’nin ekmeği elinden alındı. Sokaklarda perişan biçimde. O kadar zulüm mazlum gördüm ki, en zor şartlarda ara buluculuk yaptım. Filistin’de devlet nişanı alan ilk ve tek Türk benim. 20 bin yetimin kefaletini, Gazze’de Somali’de İslam dünyasının bir çok yerinde, aç susuz kalmış insana, bebeğe, karnını doyurmasına sebep oldum. Yüz binlerce insanın hayatta kalmasına sebep oldum. Çoluğunun çocuğunun mürvetini görmek herkesin hakkı. Torun sevmek herkesin hakkı. Sadece sevgi ekelim, saygı ekelim, nezaket ekelim ki, bu topraklar nice Yunus’lara Nazım’lara Akif’lere vatan olsun. Çünkü ne ekersek onu biçeriz. Güzellikleri ekmek için Türkiyemizin emrindeyim. Allah bu millete devlete zeval vermemesi niyazıyla, hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım. Anadolu Ajansı Aydın ziyaretiniz sırasında, Irak Filistin olayları için Türkiye’nin taraf olmaması gerektiğini ifade etmiştiniz. Bu açıklamanıza eleştiriler yöneltildi. Şu anda İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ediyor. Hayatını kaybedenlerin sayısı 75’i buldu. Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor musunuz? İstanbul’da Türk Sol’u dergisiyle pozunuz çıkmıştı. Bu dergi daha önce sloganlarla gündeme gelmişti. Görüşünüz nedir? Birinci olarak, taraf tutmaması meselesi Filistin’le ilgili değil. Arap ülkeleri kavgalarıyla, arap liderleri arasındaki kavgalarla ilgili söyledim. Bu konuda taraf tutmanın, bölgeye ve Türkiye’ye neler getirdiğini izah etmeye ihtiyaç var. O bakımdan bunu herhalde bir daha açıklama ihtiyacı duymuyorum. Arife Bağdat tarif edilmez. İkinci mesele, Filistinle ilgili olarak benim böyle bir sözüm yok. Bunu söyleyenler herhalde yanlış bilgi edindiler bir yerden. Benim 9 sene içerisinde genel sekreter olarak yaptığım, Filistin halkına yaptığım hizmet herkesin bildiği konudur. 2006 Aralık ayında, Hamas ile Fetih arasındaki ilk ateşkesi ben sağladım. Bunu uzun boylu, mekik diplomasisi icra ederek, Ramallah’da Abbas ile, Gazze’de başbakan ile, Şam’da Hamas lideriyle beraber, o üç merkez arasında mekik dokuyarak, sessizce giderek en sonunda aralık ayının sonuna doğru ateşkes sağladık. Birbirlerini öldürüyorlardı. Bu hamas ile fetih arasındaki ilk ateşkes sayesinde, milli mutabakat hükümetinin kurulması çalışıldı. Hükümetin kuruluş merasimine filistin dışından davet edilen tek kişi bu kardeşiniz olmuştur. Sonra, çalışmalarımız devam etmiştir. Bunlardan bazıları Gazze’ye yapılan saldırılar. Hava saldırıları, karayolundan saldırılar. Biz burada teşkilatımızın karar organlarını davet ettik. BM Güvenlik konseyi kilitlenmişti 2006’da Lübnan’ın güneyinde yapılan saldırılar neticesinde. Biz baskı yaparak güvenlik konseyinin toplanmasını sağladık ve bir ateşkes kararı çıktı. Biz Gazze’ye sayısız defalarca gittim ben. Orada çok büyük sayıda insani yardım, sağlık, barınma gıda icraaları. Bir kalp nakli, kornea nakli yapıldı ilk olarak. Bizim her yerden götürdüğümüz yardımlar sayesinde oldu. Biraz önce gördüğünüz o yaşlı hanımla olan bir fotoğraf vardı, bu Abdurabbu ailesinden 4-5 katlı evi yıkılmış bir hanımın eviydi. Ben o kadıncağızı teselli ediyordum. 77 senesinde İsrail’in gaddarca saldırı neticesinde daha önceki evleri yıkılıyor, kocası öldürülüyor. Bu sefer çocukları öldürülüyor, bütün mal mülk kaybediyor. Ben o kadıncağızı çadırında ziyaret ettim. Ona ve etrafındakilere yardım götürdüm. Daha sonra Kudüs’le ilgili olarak teşkilatımızın tarihinde ilk defa stratejik bir plan yaptık. Kudüslüler eşit vatandaşlık hakkına, insan haklarının tatminine yönelik imkanları yok, işgal altında. Kendi vatanlarında evlerinde yabancı olarak muamele görüyorlar. 60 seneden beri mektep bakımından, hastane bakımındna, ev barınma ihtiyacı bakımından sıkıntı içerisinde. Çünkü işgal kuvvetleri müsaade etmiyor. Biz barınma eğitim sağlık ihtİyacını gidermek için Kudüslülerle beraber, belediye reisi, valisi, filistinle beraber, islam kalkınma bankasını devreye sokarak, bir Kudüs kurtarma planı yaptık. Ben bunu devlet zirvelerine götürdüm ve bunlar kabul edildi, uygulanıyor şimdi. Filistin davasına yaptığım en büyük hizmetlerden birisi, Filistin’in BM ve bağlı kuruluşlarına üyeliğini sağlamaktır. UNESCO’ya tam üyelik olmuştur. Filistin devleti BM’nin bir alt organında tam üye oluyor. Güvenlik konseyinde, Filistin’in tam üye olması mümkün değildi, o zaman gözlemci üye olması lazım. Güvenlik konseyi bildiğiniz sebeplerden dolayı evet demiyordu. Bunları yapan bir insana siz nasıl diyebilirsiniz ki Filistin’e hizmet etmedi? Bana bütün bunların hepsinden en üstünü, Gazze’ye gidip birkaç defa o insanlarla temas etmek, tarihimizin 20’nci ve 21’nci yüz yılın kara lekesi olan Filistin davası, oradaki insani yaşama şartlarının altında yaşayan Gazzelilerin halini görmek ve yardımcı olmak. İkinci gururum, Mescidi Aksa’da, Hazreti peygamberimizin miraca yükseldiği noktada namaz kılmayı nasip etti. Gerisi beni ilgilendirmez. Murat Yetkin / Hürriyet Daily News Atatürk’teki yurtta sulh cihanda sulh sözünün gereğinin yapılmaması gerektiğini söylediniz. Bugün kü dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ey azizler dediniz, Bunlar monşer sözüne atıfla mı söylendi? Ben size referansımı söyledim. Bugün pilotlarınız, diplomatlarınız rehin alınıyorsa ve içeride dışarda siz hedef oluyorsanız komşularınızla herhalde bir sıkıntı vardır. Birkaç ülkede büyükelçiniz yoksa ve eski ticaret yollarınız kapatılmışsa, herhalde burada bir sıkıntı var. Gerçekten bunu gidermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Aksi takdirde bizim dünyadaki yalnızlığımız daha da artacaktır. Mümtazer Türköne / Zaman Temsili demokrasinin vazgeçilmez şartı seçimler. Siz kampanyanızı yeni başlattınız. Sanıyorum bir ay zarfında,seçimin adil şartlarda yapılması meselesi olacak. Sonuçlar üzerinde belki de bir şaibe oluşturacak. Bu itirazlarınız doğrultusunda neler yapmayı planlıyorsunuz? Dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı seçimi iki ayda yapılmaz. ABD’de iki sene falan devam ediyor. Biz iki aya indiriyoruz, bu tuhaf bir şey. Mesele diyoruz ki devlet para vermesin. E peki, birileri devletin imkanlarıyla yararlanıyor? İki aday neden yararlanmasın? Ondan sonra iki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi? Demek ki öyle düşünülmüş. Bugün gazetelerde gördüm. TRT sayın başbakanımıza, 553 dakika tahsis etmiş. Bu abdı acizlerine, bu adaya ve Selahattin beye de üç dakika falan lütfetmiş. Bu milletin gözünden kaçmıyor. Birinci sırada oturanlar hatırlar, üçüncü dördüncü sıradakiler hatırlamazlar. 80’li yıllarda, o devrin muktedirleri, apoletli olanlar, oturdular masa başında siyasi rejim kurdular. Dediler ki Turgut Sunal paşayı sağ partinin başı yapalım, bizim Necdet paşa iyi adamdır onu da sol başkanı yapalım. Rahmetli Turgut Özal çıktı ve buna meydan okudu. Biz de milletin desteğiyle bu seçimi kazanacağız. Abbas Güçlü / Milliyet Eğitime bilime gençlere yönelik vurgular yaptınız. Siyasetçilerden bu kadar çok vurguyu göremiyorduk. Öğretmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sözlerinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için mi geçerli? Hizmet aşkınız devam edecek mi? Kazanamazsanız bu söyledikleriniz rafa mı kalkacak? Şimdi tabi bilim ve teknoloji konusunda benim görüşlerim bir yerde inançlarımdır. Ben fen fakültesinde yetişmiş, doktora sonrasını hep kimyada yapmış bir insanım. Onun için bilimle ilgili ilgim çok yakındadır ve teknik seviyededir. Ben bizim ülkemizin geleceğini ilmi araştırmalarda, yani biz şimdi ilmi araştırma seviyesinde ikinci ligdeyiz. Bu 20 seneden beri bu şekilde. Biz 2023’e hedef koyduk. İlk on ekonomi arasına girmek. Hepimizin çalışmamız lazım. Ama aynı şeyi bilim konusunda araştırma geliştirme konusunda aynı şeyi yapmamız lazım. İkinci ligde birinci lige girmemiz lazım. Siz ileri teknoloji kullanırsanız ve yeni teknolojileri keşfederseniz katma değeriniz yüksek olur. O yüzden ekonomiyle bilim ve teknoloji arasındaki karşılıklı etkileşim çok önemli. Mevkiim ne olursa olsun ona inanacağım. Ezgi Başaran / Radikal Herkesin aday olduğunu söylüyorsunuz. Kürt sorununda nerede durduğunuzu öğrenmek istiyorum. Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz? Prensipte Abdullah Öcalan ile görüşülmesine ne dersiniz? Kürt meselesi bizim en hassas, mühim meselemizdir. Barış elbette barış. Savaş elbette hayır. Ve barışla bu işi halletme yollarını bulmamız lazım. Bu barışı sağlamak için bizim çok önemli tecrübelerimiz var. biz bin senedir beraber yaşıyoruz. Sosyal hayatlarımız örf adetlerimiz yemeklerimiz her şeyimiz. Birbirine baktığınız zaman kimin Kürt kimin Türk olduğunu fark etmek mümkün değil. ama dil farkı var. o dile karşı da ülkemiz hata yapmıştır. Biz her şeyi sopayla halletmeye çalışmış bir mirastan geliyoruz maalesef. İnsanları susturmak, ana dillerini konuşmamalarını sağlamak kabul edilemez bir şey. Ben yabancı bir ülkede doğdum. Benim için ana dilim, ana sütü gibi, ana dili insanın temel hakkıdır. Ana dilini konuştuğu yer vatandır. Eğer siz konuşamıyorsanız siz vatanınızda yaşamıyorsunuz. Bu olacak şey değil, çok büyük haksızlık oldu. bunun giderilmesi şarttır. Bunu nasıl yapacağız? Bu bin senelik tarihin, genlerimize işlemiş kodlarıyla, bugün insan hak ve hürriyetlerinin anayasa konması, kanunların geliştirilmesi, hedef aldığımız AB normlarını getirmektir ve bu gibi problemi meselesi olan tek ülke biz değiliz. Bunları yaparken sonunda siz bunu muhakkak Meclis’e götürmeniz lazım. Parlamentonun bunu kabul etmesi lazım. Ülkede bir milli mutabakatın olması lazım. Bunu sağlamadığınız takdirde bu barış aksak bir barış olur. Doğuracağı sıkıntılar menfaatlerden daha fazla olur. Ateşkesin devam etmesi lazım. İnsanların hürriyet içerisinde istedikleri yerde yaşamaları lazım. Bunu yaparken, ülkenin toprak bütünlüğünü, hakimiyet milletindir, anayasal sisteminin korunması lazım, bayrağın birliği ve resmi dilin birliği konusunda büyük bir anlayış görüyorum. Biz bu imkanlara sahibiz. Elbette cumhurbaşkanı bunları kolaylaştırıcı rol oynaması lazım. Halk oylamasıyla seçilecek cumhurbaşkanının bir elinde anayasa bir elinde halktan aldığı güçle hükümete destek verebilir, bu yolları açabilir. Ayrıntılar geliyor...T24
İş Stresini Azaltmanın 8 Yolu
Stres başımızın belası.. Özellikle modern yaşamın getirdiği en büyük sorunlardan biri. Hatta birçok hastalığın sebebi stres. Yoğun iş temposuyla birlikte kaçınılmaz son stres! Peki iş stresi ni en aza indirgemenin yolları ne olabilir? İş stresini nasıl azaltabiliriz? Bir listeniz olsun. Ve bu liste hem yapmanız gerekenleri hem de yapmamanız gerekenleri içersin. Bu şekilde nerede “evet”, nerede “hayır” demeniz gerektiğini çok daha rahat hatırlayabilirsiniz. En önemlisi de, kendinize gerçekçi hayaller kurup, olmayacak durumlar için hazırlıklı olabilirsiniz. Çok bunaldığınız anlarda derin bir nefes alın. Sakin olun. Stresini en kolay yenmenin bir yolu da sakin olmayı öğrenmek. Bir de, vücudunuzun aynı şekilde, hep aynı enerjiyle hareket etmeyeceğinin bilincinde olun. Kahkaha stresi azaltır. Çevrenizdeki insanlara gülümserken, kendiniz de istemeden mutlu olursunuz. Ama zorla gülümsemeyin, içten olun. Gülümsemek tüm gününüzü motive edecektir. Çalışırken 5 dakikalık ara vermek sizi motive eder. Bunun için oturduğunuz sandalyeden kalkın, birkaç dakikayı kendinize ayırın. Merdiven çıkın, çay için, arkadaşlarınızla konuşun. Hem bu şekilde egzersiz de yapmış olursunuz. Çalışma arkadaşlarınız bir konuda sizinle fikir birliğinde değilse, ne olursa olsun, kendinizi kötü hissetmeyin; onları iyi dinleyin ve ortak konular belirleyin. Sıkıntılarınızı ve yapmak istediklerinizi paylaşabileceğiniz bir mentor bulun. Bir mentordan destek almak, hem ruhsal hem de iş dünyasında size iyi gelebilir. Uykusuzluk da stres yaratır. Uyku düzeninizi şekillendirerek kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. Bu şekilde işteki konsantrasyonunuz da artar. Stresli bir günün ardından iyi bir uyku çekin. Stresinizi azaltacak iyimser arkadaşlar edinin. Onlarla birlikte olun, bir araya gelin. Hatta işyerinde de pozitif düşünen arkadaşlarınızla yan yana gelmeye özen gösterin. Keyfinizi yerine getireceklerini unutmayın. Kaynak : Mahmure
Gülmek İçin Yapılmış Birbirinden Saçma Burç Yorumları
İnternetin fenomen yorumlarından biri olan özellikle kızların hergün baktığı burç yorumları.Peki nedir bu burç işi,inanana lafım yok ama kimisine göre gerçekten saçma geliyor.İşte bunlarda tamamen komiklik olsun diye kafadan uydurulmuş burçların birbirinden saçma yorumları.
Reklam