Yerli Elektrikli Otomobil Onlara Emanet
Ankaralı firma tarafından geliştirilen 2 yerli elektrikli otomobili Mercedes, Peugeot ve Volkswagen'in bazı modellerinde imzası bulunan Murat Günak tasarlayacak. TÜBİTAK'ın çağrısını yaptığı Türk malı elektrikli araç üretimi için 100 milyon liralık Ar-Ge desteği kapsamında finale kalan 6 projeden ikisi Ankaralı firma tarafından geliştirildi. 'Etox' adı verilen araçları tasarlayacak olan Murat Günak, AA muhabirine, yaklaşık 30 yıldır otomobil tasarladığını belirterek, son dönemde Mercedes grubunda görev aldığını, 2002'den beri sadece elektrikli araba üzerine çalıştığını dile getirdi. Elektrikli otomobilin geleceğine inandığını, bu yüzden bütün gücünü bu alanda harcadığını anlatan Günak, 'Türkiye'ye elektrikli otomobil kazandırmak istiyoruz ama sadece elektrikli araba yetmez çünkü insanların beğenmesi lazım. Biz bir marka kuracağız. Marka kurmadan insanlar bu arabayı beğenmezse, teknik açıdan ne kadar iyi olursa olsun, anlamı olmaz. Teknikle tasarımı bir araya getirip, çok güzel bir araba yapmak istiyoruz' ifadesini kullandı. Projeyi tamamlayıp üretime başlamalarının 2 ya da 3 yılı bulacağını aktaran Günak, 'Aklımda şahane bir tasarım var ama üzerinde çalışmak lazım. Şu anda her araba dinamik olmaya çalışıyor. Bizim arabamız da sportif ve dinamik olacak ama arabamız spor değil, ekonomik olacak' dedi. 'Aile bütçesi için çok iyi olacak' Projeyi geliştiren firmanın sahibi Ercan Malkoç ise elektrikli otomobillerin birkaç yıllık geçmişi olduğunu söyledi. 'Bu yüzden elektrikli otomobil, Türkiye için büyük fırsat ve büyük enerji olacak' diyen Malkoç, 4 prototip otomobil ürettiklerini vurguladı. Elektrikli araçların her şeyden önce çevre dostu olduğuna, yakıt tüketimi açısından önemli tasarruf sağladığına dikkati çeken Malkoç, 'Türkiye'de insanların maaşının 4'te biri yakıta gidiyor. İnsanlar şehir içinde ortalama 70-80 kilometre yol yapıyor. O da bence 'ekonomi ve aile bütçesi için çok iyi olacak' diye düşünüyorum. Şu an ürettiğimiz prototip 100 kilometrede 2 lira yakıyor. Bir insan günde 70 kilometre yol yapıyorsa 3 gün sadece 3 lirayla işine gidip gelebilecek' değerlendirmesinde bulundu. Malkoç, araçlarının satışının yıl sonuna doğru başlayacağını kaydederek, TÜBİTAK'ın nihai değerlendirme toplantısına kalan 6 firmanın desteklenmesi gerektiğini, Murat Günak'ın kendilerine çok değer katan, önemli bir kişi olduğunu dile getirdi. 'Araçlar hafif olmalı' İngiliz Otomobil Firması Lotus'un Küresel Ticari Başkanı Martin Elbs de projeyi kazanmaları halinde Malkoçlar firması işbirliğiyle Türkiye'de güçlü bir ekip kurmak istediklerini ifade etti. Elbs, Lotus için spor ya da elektrikli araba yapmanın birbirine çok benzediğine işaret ederek, 'Spor araba, ne kadar hafif olursa o kadar süratli gider. Elektrikli arabanın hafif olması da pil gücünün daha verimli kullanılmasını sağlar. Onun için pek fark yok. Lotus alüminyumla çalıştığı için hafif araba yapmayı çok iyi biliyor' diye konuştu.veeknoloji
Anket Doldur Para Kazan Gibi İşlerden Uzak Durun
Bu yazımızda anket doldurarak para kazanılır mı? konusunu incelemek istiyoruz. Anket doldurarak para kazanmak kısa bir zaman öncesine kadar büyük bir yalandan farksızdı şimdileri ise orta halli bir çalışma ile çok küçük boyutta bir gelir, yüksek bir çalışma ile azda olsa bir gelir kazanabileceğiniz duruma geldi! Yanlış anlaşılmasın sakın anket doldurarak para kazanabileceğinizi hala daha düşünmüyorum. Çünkü anket ile yoğun bir çalışma sonucu kazanacağınız 3-5 kuruş para sayılmaz. Anket kitabı almak ise tam bir fiyasko! Ama derseniz ki yok ben sadece vakit geçirmek amacındayım o zaman gününüzü facebook yerine anket sitesine giriş yaparak değerlendirirseniz çok az da olsa bir şeyler kazanırsınız. Anket doldurarak para kazanmak yerine network marketing seçeneğini seçmemizin nedeni ise; Kazancınız arasında dağlar kadar fark olduğunu saymazsak ( ki bizim için en önemli etkenlerden biri sanırım para kazanma mevzusu) Anket doldurarak para kazanmak için sürekli bu işi yapmanız gerekecek yani her zaman çalışırsanız kazanırsınız (tabii ki kazanç sayılırsa). Network marketing işinde ise bir sene güzel bir emek vermeniz durumunda işinizi biraz daha indirgeyebilirsiniz. Bir kaç sene sonra çok daha az çalışarak çok daha fazla para kazanma ve daha bir çok imkana sahip olabiliyorsunuz. Anket doldurarak küçük kazançlar elde ederken Network sisteminde hem ürün satışı hem ekip kazançları gerçekte yaptığınız işten daha fazla kazanmanıza olanak sağlıyor. Network işini ciddiye alıp başarıya ulaşan ve gerçekte yaptığı işi bırakıp full time network işi yapmaya başlayan birçok kişi olduğuna emin olabilirsiniz.
Gazze'de Balıkçı Ağına Takılan Apollo Heykeli Kayıplara Karıştı
Gazze'de geçtiğimiz yaz bir balıkçının ağına takılan 2 bin 500 yıllık, paha biçilemeyen ve Yunan şiir ve aşk tanrısı Apollo'yu betimlediği düşünülen bronz heykel kısa süre eBay'de görülmesinin ardından ortadan kayboldu. Cevdet Ebu Gurab eskiden inşaat işçisiydi. Ama 2007'de İsrail'in Gazze Şeridi'ne inşaat malzemeleri sokulmasını sınırlandırmasından sonra, o da babası gibi balıkçılık yapmaya başladı. Cevdet'in küçük bir sandalı var. Bu yüzden asla çok uzaklara açılmıyor. Hep küçük balık avlıyor. O gün Cevdet'in amcası da kendisiyle balığa çıkmış, ama kıyıya erken dönmüş. Cevdet ise avlanmaya devam etmiş. 'Küçük sandalım ve küreğimle denizde yapayalnızdım. Saatlerce bekledim. Denizin derinliklerinde kaderin bana ne sürprizler hazırladığını hayal bile edemezdim.' diyor. 'Bazen dalgalar denizin dibini karıştırırlar. Küçük balıklar da yemek aramak için oraya giderler. Balıkların kıyıdan 100 metre kadar açıktaki bir noktada toplanmaya başladıklarını gördüm. Oraya doğru kürek çekmeye başladım ve denizin dibinde bir insan bedeni gördüm. Bedeninin yarısı kumun altında kalmıştı.' Cevdet ilk anda bu gördüğü manzara karşısında ürkmüş. Suya uzun uzun bakmış ama adamın yüzünü tanımamış. Sonra dalınca ve bedene dokununca bunun 'taş gibi' olduğunu fark etmiş. 'Hareket ettirmeye çalıştım, heykel olduğundan emin olmak için. Ama çok ağırdı.' diyor. 'Altın rengindeydi, altın bir heykel bulduğumu sandım.' Cevdet, yeri işaretlemiş ve akrabalarını yardıma çağırmak için kıyıya çıkmış. Bir süre sonra hep birlikte geri dönmüşler, denize dalmışlar. Heykel yaklaşık dört metre derinlikte duruyormuş. 'Heykeli bir iki metre hareket ettiriyor, sonra suyun yüzeyine çıkıp, nefes alıp, tekrar dalıyorduk.' diyor. Dört saat uğraştıktan sonra heykeli suyun dışına çıkarmayı başarmışlar. Bunun çıplak bir insan heykeli olduğunu görmüşler. Bir at arabasına yükleyip, Cevdet'in evine götürmüşler. Cevdet, 'Karım çırılçıplak heykelin salonun ortasında öylece durduğunu görünce yüzünü kapadı. Üzerini örtmem için yalvardı.' diye anlatıyor gülerek. Cevdet'in amcası Atıf, heykeli birkaç parçaya bölüp, parçaları ayrı ayrı satmayı önermiş. 'Heykelin başındaki renge bakınca altın olduğunu sanmıştım. Oğullarımdan biri heykelin parmaklarından birini kesip kuyumculara göstermeyi önerdi. 'Sonra aklımıza altın satış işleriyle uğraşan bir akrabamız geldi. Onu eve çağırdık. Heykele baktı ve bronz olduğunu söyledi. 'Ama bronz bir heykelin altın bir heykelden daha değerli olabileceğini söylemeyi de ihmal etmedi.' Cevdet heykeli Mısır'a kaçırmayı, burada satmayı düşündü. Ancak Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından yürürlüğe sokulan ablukayı delmek için kazılan bu yeraltı kaçakçılık tünelleri Mısır ordusu tarafından önceki yaz kapatılmıştı ve artık kullanılmıyordu. Komşular sorular sormaya başlayınca, Cevdet Hamas'ın askeri kanatı İzzettin el Kassam tugayında komutan olan bir akrabasından heykeli saklamasına yardım etmesini istedi. 'Heykeli benden alanlar, sattıklarında bana yüklü bir para vereceklerini söylediler. Ama şimdiye kadar bize bir ödeme yapılmadı.' diyor. Heykel eBay'de satışa çıkarıldığında 500 bin dolarlık bir fiyat biçilmiş. Ancak sonra eBay'den de kaybolmuş. Heykelin durumuyla ilgili olarak kaygılandığını, renginin solmaya başladığını, tek gözünün çıkarıldığını anlatıyor. Paris'teki Louvre Müzesi'nden 500 kilogram ağırlığında, 1,75 metre boyundaki bu heykelin satın alınması için verilen teklifi değendirdiklerini söylüyor. Hamas, BBC'nin heykeli görme talebini reddetti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayanlar, heykelin halen militanların elinde olduğunu, militanların heykeli Hamas hükümetine vermeyi reddettiğini söylüyor. Ancak heykelin kimin elinde, ne durumda olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.BBC Türkçe
İşte Avrupa'nın En Genç Başbakanı
Ülke tarihinin en genç başbakanı olan 39 yaşındaki Renzi’nin belirlediği 16 üyeli kabinenin 8’i kadınlardan oluştu. Yarı yarıya tutulan bu oran, İtalya’da ilk kez gerçekleşti. Halihazırda Avrupa’daki en genç hükümet lideri olan Renzi, partisi içinde yaptırdığı oylamayla Letta’yı koltuğundan etmeyi başarmıştı. Matteo Renzi, hafta başından itibaren parlamentoda grubu bulunan siyasi parti temsilcileriyle yürüttüğü istişareler sonrası hazırladığı kabine listesini, 88 yaşındaki Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’ya sundu. Renzi ile Cumhurbaşkanı arasında 2 buçuk saati aşkın süren görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Donato Marra tarafından 65’inci hükümetin kurulduğu resmen açıklandı. Matteo Renzi daha sonra kameralar önüne çıkarak, hükümetin 2018 yılına kadar görevde olacağını ve derhal çalışmalara başlayacaklarını söyledi. İtalya’nın nihayet düzene girdiğini dile getiren Renzi, “Benim gibi 40 yaşın altında birisinin başbakanlık koltuğuna oturması, İtalya’da hiçbir şeyin mümkün olmadığını öne süren birçok genç için de umut oldu” dedi. Napolitano ise, her şeyin iyiye gitmesini dilediğini söyleyip, derhal güçlü değişikliklere gidilmesi ve acilen gerekli olan yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Renzi’nin onaylattığı kabine üyeleri, Cumartesi sabahı yerel saatle 11.30’da yemin edecek. Ancak hükümetin resmi olarak göreve başlaması için parlamentonun her iki kandından da güven oyu alması gerekiyor. Güven oylamasının Pazartesi günü Senato’da, Salı günü ise Temsilciler Meclisi’nde yapılması planlanıyor. Floransa Belediye başkanlığını yürüten Renzi’nin parlamenterliği bulunmuyordu. Renzi, en son 2008 yılında sandıkta liderlerini belirleyen İtalyanların, Silvio Berlusconi’nin 2011’deki istifasının ardından 3’üncü seçilmemiş başbakanı oldu. Başbakanlık Genel Sekreterliği’ne Graziano Delrio getirilirken, 8’i Demokrat Parti (PD), 4’ü Yeni Merkez Sağ Partisi’nden (NCD), 1’i Sivil Seçim (SC) ve 3’ü ise siyaset dışından belirlenen yeni hükümet üyeleri şu isimlerden oluştu: Dışişleri Bakanı: Federica Mogherini (PD) İçişleri Bakanı: Angelino Alfano (NCD) Adalet Bakanı: Andrea Orlando (PD) Savunma Bakanı: Roberta Pinotti (PD) Ekonomi ve Finans Bakanı: Pier Carlo Padoan Ekonomik Gelişmeler Bakanı: Federica Guidi Tarım Politikaları ve Orman Bakanı: Maurizio Martina (PD) Çevre Bakanı: Gianluca Galletti (UDC) Altyapı ve Ulaştırma Bakanı: Maurizio Lupi (NCD) Eğitim, Üniversite ve Araştırma Bakanı: Stefania Giannini (SC) Kültür Bakanı: Dario Franceschini (PD) Sağlık Bakanı: Beatrice Lorenzin (NCD) Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı: Giuliano Poletti Reform ve Parlamentoyla İlişkiler Bakanı: Maria Elena Boschi (PD) Sadeleştirme Bakanı: Marianna Madia (PD) Bölgesel İşler Bakanı: Maria Carmela Lanzetta (PD)Zete
Ya Kazara Erkekler Anne Olsaydı
Bir düşünsenize, ya gerçekten erkekler anne olsaydı? Bizi 9 ay karnında taşıyıp onca emekle büyüten annemizin yerini babamızın alması tüm dünyamızı değiştirmez mi? Bir erkeğin gecenin bir yarısı aşermesini, camdan çıkıp 'Evladım, oğlum, çoocuğumm' dediğini tahmin edebilir misiniz? İşte karşınızda erkekler ya kazara anne olsaydı sorusunun yanıtları...
500 Yıllık 'Popo' Bestesi Çözüldü
Hollandalı ressamı Hieronymus Bosch'un tablosundaki gizli 'popo şarkısı' notalara döküldü Hepimiz hazine avcılarını biliriz. Gizli saklı yerlerde, nadir haritalarla yola çıkan acımasız korsanlar, koca bir sandık dolusu altın için dünyanın bir ucundan diğer ucuna gider, hayatlarını bile o hazineyi bulmaya adarlar. Fakat hazine her zaman altın olmayabilir. En azından Oklahoma Christian Üniversitesi'nde Müzik ve Bilgi Teknolojileri bölümü öğrencisi olan Amelia Hamrick'in keşfettiği hazine, altından değildi. 15- ve 16. yüzyılda etkin olan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch'un triptik eseri olan 'Dünyevi Zevkler Bahçesi / The Garden of Earthly Delights' tablosundaki gizli hazine, cehennemi tasvir eden kısımda yer alan gizli bir detay oldu. Genç öğrenci Hamrick tarafından keşfedilen hazine, aslında bir poponun üzerinde yazan bir piyano bestesiydi. 1939'dan beri Madrid'deki Prado Müzesi'nde bulunan esere internet üzerinden bakarken besteyi fark eden Hamrick, modern müzik aletleri ile modern nota sistemine uyarlayarak, ilk kez sese dönüştürdü. Hieronymus Bosch'un 1503 ve 1504 yılları arasında yaptığı triptik tablonun küçük detayından tarihi bir besteyi ortaya çıkaran Hamrick, bu besteyi 10 gün önce bloğunda '500 yıllık popo şarkısı' adıyla paylaştı. Paylaşımının ardından hızla sosyal medyada dolaşmaya başlayan beste, en sonunda fark edildi. 28 saniyelik bir besteye dönüşen eser, üniversite yetkilileri tarafından '500 yıllık bir müzik gizeminin çözülmesi' olarak yorumlanıyor. Kaynak: Milliyet Sanat
Reklam
Web Sitenizden veya Bloğunuzdan Reklam Yayınlayarak Para Kazanabilirsiniz
Söz konusu internetten para kazanmak olduğu sürece reklam ağlarının önemini göz ardı etmek olmaz. Bir web siteniz veya blogunuz varsa mutlaka reklam geliri elde etmek isteyeceksinizdir. Ama öncelikle web sitenizin orjinal içerikte olması ve belirli bir ziyaretçi kitlesine ulaşması gerekiyor. Kopyala-yapıştır yöntemi ile hazırlayacağınız bir siteden reklam geliri elde etmeniz oldukça zor. SEO optimizasyonu iyi yapılmış bir web siteniz var ise ve bu site özellikle belirli bir konuya odaklanmış ise önemli miktarlarda reklam geliri elde edebilirsiniz. Genellikle görsel olan (Metin tabanlı olanları da mevcut) Banner’ı reklam ağları kanalıyla sitenize yerleştirirsiniz. Büyük web siteleri reklam ajansları aracılığı ile doğrudan müşteriden reklam alırlar. Ancak küçük veya orta halli sitelerin neredeyse tamamı reklam ağlarını kullanırlar. Kullanılan bu reklam ağlarının en meşhur olanı tabii ki Google AdSense’dir. AdSense, içeriğe dayalı bir reklam ağıdır. Web sitenizin içeriğine uygun olan reklamların sitenizde yayınlanmasını sağlar. AdSense’ye üye olduktan sonra eğer siteniz reklam ağına dahil edilirse size bir kod verilir. Size özel olan bu kodu web sitenizde reklamların görünmesini istediğiniz bir yere yerleştirirsiniz. Sonrasında ise ziyaretçilerinizin bu reklamlara tıklamasını beklersiniz. Eğer Google’ı kandırmaya çalışarak reklamlarınızın tıklanma sayısı artıracak yöntemlere başvurursanız üyeliğiniz askıya alınır ve sitenize reklam gönderilmez. Bu yüzden kullanım koşullarını iyi okumanızı tavsiye ederiz. Google AdSense dışında da kullanabileceğiniz yabancı kaynaklı reklam ağları var. Ancak bunların birçoğu Türkçe içerikli siteleri reklam ağlarına dahil etmiyor. Yine de tek alternatifiniz Google değil. Türkiye’de de son yıllarda reklam ağları oldukça arttı. Bu reklam ağlarına üye olarak sitenizde reklam yayınlayabilirsiniz. Geçmişte çok acemice yapılmış olsa da günümüzde artık Türk reklam ağları da oldukça profesyonel olarak çalışmakta. Bizim görüşümüz ise AdSense’yi kullanıyor olsanız da mutlaka bu ağlarda da yer almanız yönünde.
Basın Bülteni Dağıtımı Neden Faydalıdır?
Basın bültenleri yeni medya çağında şirketlerin mesajlarını yaymalarına ve tanıtımlarını yapmaları noktasında en önemli araçların başında geliyor. Günümüzde basın bültenleri şirketlere medyada (dergi, gazete, blog ve haber sitesi) yer edinmeleri konusunda önemli ölçüde  yardımcı oluyor. Basın bültenleri, bültene konu olan şirket ile ilgili arama motorunda etkili bir konumda yer almak açısından da ciddi bir avantaj sağlıyor.Buna rağmen basın bültenlerinin medyada yer alması çoğu zaman pek mümkün olmuyor. Çünkü çoğu basın bülteni, haber olarak değerlendirilecek mecralara ulaştırılamadan çöp olup gitiyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri profesyonel basın bülteni dağıtımı hizmeti almamak olarak ifade edilebilir. Basın bülteni dağıtımı hizmeti almamak hem zaman kaybı hem de prestij kaybı olarak işletmeye yansıyor.Basın bülteni dağıtımı hizmeti almanın birçok faydası var. Bunlara değinecek olursak;Hangi sektörde olduğuna ya da büyük olduğuna bakmaksızın tüm kuruluşlar basın bülteni dağıtımından yararlanabilir. Bir işletme şimdiye kadar medyada hiçbir şekilde yer almamış olabilir. Buna rağmen ticari yayınlarda, dergilerde, bloglarda, haber sitelerinde ve diğer tüm mecralarda haber olabilecek türde hikayeleri olabilir.Tabi ki bunları dile getirmediğiniz sürece tanıtımınızı yapamazsınız.- Basın bülteni dağıtımı oldukça düşük maliyetli bir iştir. Birçok kuruluş basın bültenini kendi yazar ama iş medyaya dağıtım olunca zor ve sıkıntılı bir süreç ile karşılaşılır. İşte bu noktada basın bülteni dağıtımı yapan şirketler devreye giriyor. Bu işlem sırasında firmanın yapacağı tek harcama basın bültenini doğru kişilere ulaştıracak bir dağıtım servisine ödeme yapması. Basın bülteni dağıtımı öyle sanıldığı kadar maliyetli bir iş değil. Ücretli reklâmlarla karşılaştırıldığında ucuz ve en uygun seçenek.Şirketinizin medyadaki görünürlüğünü arttırabilirsiniz. Bu konu özellikle küçük iş ve işletmeler için büyük önem taşıyor. Büyük kuruluşlar da tüketicinin zihninde yer etmek için devamlı mücadele halinde olduğundan dolayı kendileri ile ilgili bültenlerin medyada yer almasını istiyor. Uzun vadeli bir basın bülteni dağıtım stratejisiyle müşterilerinize kim olduğunuzu, ne yaptığınızı ve neden size ihtiyaçları olduğunu anlatmanız kolay olacak. Zaman içinde gazetecilerin de dikkatini çekerek size daha fazla güvenmelerini sağlayabilirsiniz. Bu da bültenlerinizin haber olarak değerlendirilmesini daha da artırır.Basın bültenleri faaliyet gösterdiğiniz sektörde sizin uzman olarak görünmenizde rol oynayabilir. “Bunun benim işletmeme ne faydası olacak?” diye sorabilirsiniz. İlk olarak müşterilerinizin güvenini kazanmış olursunuz. Bir kere size güvendiklerinde ise sizden alma konusunda daha istekli olacakları aşikardır. Ayrıca uzman olmak sağlıklı medya ilişkileri açısından da önemli bir nokta. Sektörünüzle ilgili bir konuda haber yapan  basın mensubu bilgiye ihtiyacı olduğu zaman ilk olarak size ulaşır.İyi hazırlanmış basın bültenleri geniş alanlara yayılabilir. Bülten gönderiminde sadece yaygın medya değil yerel medya da göz önünde bulundurulmalıdır. Büyük medya kuruluşları hikâyelerinin önemli bir bölümünü yerel medyadan alıyor. Haber sektörü bu şekilde işliyor. Bir muhabir bir hikâyeyi ele aldığında o hikâye bir yayından diğerine hızla yayılabiliyor. Bu yüzden içeriği güçlü ve gerçek anlamda haber değeri taşıyacak bültenleri hazırlamak ve dağıtmak önemli.Haberlerinizi daha fazla müşteri kazanmak için kullanmanız, basın bülteni dağıtım hizmeti almak ile mümkün olabilir. Basın bülteni dağıtımı ile potansiyel müşterilerinize ulaşmanız daha kolay olacak. Bülteninizin binlerce farklı yayında yer alması size hem prestij katacak hem de yeni müşteriler kazandıracak. Dağıtılacak basın bültenini yazarken daima potansiyel müşterilerinizi düşünün. Basın bültenini reklam cümleleri ile kurgulamadığınız sürece faydasını göreceksiniz.Yatırımcılar da haberleri yakından takip ediyor. Basın bültenleri ile şirketin başarısını ve şirketteki gelişmeleri vurgulayarak yatırımcıları çekmek mümkün. Yatırımcıların göz atabilmesi için kurumsal web sitesinde online bir basın odası mutlaka bulunmalı.
Reklam
Polis 'Haliç'ten Çıkan 50 Ton Altın'ın Peşinde
Haliç'te bir atölyede tünel kazarak Bizans sarnıcı ve bina kalıntısı bulan 4 defineci gözaltına alındı. Zanlıların buradan yaklaşık 50 ton altın çıkardığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldı. İstanbul'da Haliç kıyısında bir atölyenin içinden tünel kazan define avcılarının 50 ton altın bulduğu ve eriterek sattıkları iddiası polisi alarma geçirdi. Definecilerin kazdığı tünelde Bizans dönemine ait sarnıç ve kemerli bir yapı bulan İstanbul polisi, bulunduğu iddia edilen altının peşine düştü. Olayla ilgili 4 kişiyi gözaltına alan polis, şüphelilerin mal varlığı ve banka hesaplarını mercek altına aldı. Definecilerin bulduğu öne sürülen altının miktarı, Haliç'te Bizans'ın kayıp hazinesinin olduğu yolundaki şehir efsanesini de akıllara getirdi. DEĞERİ 4.5 MİLYAR LİRA İstanbul Beyoğlu'ndaki Haliç Polis Merkezi'ni 31 Ekim 2013 tarihinde arayan bir kişi, Hasköy Okmeydanı Caddesi üzerinde bulunan bir atölyede izinsiz kazı yapıldığını ve kazıda 'yaklaşık 50 ton altın bulunduğunu' iddia etti. Definecilerin altınların bir kısmını eriterek sattığı yönündeki ihbarı değerlendiren ekipler, söz konusu adreste yapılan aramada gözlerine inanamadı. Atölyenin içinde 4 metre derinliğinde dairesel bir çukurun zemininden güney yönüne doğru uzanan bir tünel ortaya çıkarıldı. Ahşap kazıklarla desteklenmiş 1.5 metre yüksekliğinde, 1 metre enindeki tünelin içinde, Bizans dönemine ait bir sarnıç veya mimarinin alt yapısı olduğu değerlendirilen kemerli bir yapı keşfedildi. Yaklaşık 4 metre ilerden sağa doğru kıvrılan tünelin içinde ayrıca, tarihi yapıya bitişik nizamda horasan harç bağlamalı yaprak tuğla örgülü alt kotlara doğru devamlılık arz eden bir mimari yapı kalıntısı da bulundu. Tünelin her noktasını inceleyen polis ekipleri definecilerin bulduğu iddia edilen 50 ton altının izine rastlayamadı. Olayla ilgili 'izinsiz kazı yaptıkları' iddiasıyla K.Ö., Ş.A., A.A. ve K.Ç. adlı kişiler gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliler hakkında soruşturma başlattı. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Kaçakçılık Büro Amirliği ekipleri, soruşturma kapsamında, piyasa değeri yaklaşık 4.5 milyar lirayı bulan 50 ton altınla ilgili bir ipucu aramaya başladı. HESAPLARA İNCELEME Kazı alanında iddia edildiği gibi yaklaşık 50 ton altın bulunup bulunmadığını araştıran polis, altının bir kısmını eriterek sattıkları öne sürülen şüphelilerin mal varlıkları, banka hesapları ve tapu kayıtlarını da incelemeye aldı. BİZANS'IN KAYIP HAZİNESİ Mİ BULUNDU? Definecilerin bulduğu iddia edilen altının miktarı duyanları şaşkına çevirirken, Bizans'ın kayıp hazinesinin Haliç'te olduğu yolundaki şehir efsanesini de akıllara getirdi. Tarihçiler, bölgede Bizans imparatorunun yazlık saray ve kasırlarının bulunduğu, ancak bu kadar çok altının olduğuna ihtimal vermediklerini söyledi. 'BATIKLAR HALİÇ'İN DİBİNDE'  Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı: 'İstanbul'un belli yerlerinde hep altın çıkardı eskiden. Mesela Cerrahpaşa'da her kazıda altın çıkardı. Çünkü orası hem Bizans hem Osmanlı devrinde varlıklı sınıfların oturduğu bölgeydi. Hasköy'de de aynı durum olabilir. Haliç'te Bizans gemilerinin battığı da biliniyor. Ama balçığın içindeki gemiye tünelle ulaşılamaz tabii. 50 ton altın da çok fazla. Bildiğim kadarıyla Amerika'nın keşfinden sonra bu kadar çok altın bulundu.' 'ŞİMDİYE DEK ORTAYA ÇIKARDI' ' Tarihte Hasköy' kitabının yazarı Doç. Dr. Süleyman Faruk Göncüoğlu: 'Hasköy civarında Bizans dönemine ait yazlık saray ve kasır yapıları bulunduğu kaynaklarda geçer. Buradaki sarnıç da bu yapıların alt mimarisi olabilir. Altın bulunup bulunmadığı konusunda net bir şey söylemek mümkün değil. Halkımızda tarihi kalıntının olduğu yerde hazine bulunduğu algısı var. Sırlar ilgi uyandırıyor. Bu kadar büyük hazine olsaydı, şimdiye dek ortaya çıkardı diye düşünüyorum.' Sabah
Borsaya Nasıl Girilir?
Menkul kıymetlerin resmi ortamlarda el değiştirmesini mümkün kılan borsalar, hisse senetleri ile birlikte anılmaktadır. Borsanın tanımı içerisinde geçen piyasa kelimesi de ticari malların alım – satım işlemlerinin gerçekleştirildiği yerler olmalarından dolayıdır. Borsanın tanımı yapılacak olursa; ticarete konu olan malların ve ticari evrakların alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Borsaların kendilerine özgü kuralları ve özellikleri vardır. Ekonomiye büyük katkıları bulunmaktadır ve bu nedenlerden dolayı da kurumsal kimliğe sahiplerdir.Borsalar tarihi açıdan da en eski finansal piyasa olma özelliği taşımaktadır ve deniz ticaretinin yaygınlaşmaya başlaması ile liman kenti olan ülkelerde ilk borsalar görülmeye başlamıştır. İlk olarak emtia denilen tarım ürünleri, değerli madenlerin alım satım işlemlerinin yapılması pazar ve panayırlardan borsacılığın başlamasından kaynaklanmaktadır. Hisse senetleri gibi ticari evraklarla birlikte anılmasının nedeni ise ticaretin yaygınlaşmaya başlaması ile borsaların tam anlamını kazanmaya başlamasıdır.Küçük birikimlerin değerlendirilmesi için bankalara göre iyi olanaklar sunan borsa piyasasında kazanç elde edebilmek için bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Günümüzde internet kullanımının da yaygınlaşması ile borsalar hakkında geniş bilgilerin elde edilebileceği birçok kaynak ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda borsa işlemlerinin de internet üzerinden yapılmaya başlaması da vakit kaybı ve borsa seans salonlarının karmaşasından yatırımcıları kurtarmıştır. İnternet bağlantılı bir bilgisayar yardımıyla borsa seans saatleri içerisinde rahatlıkla yatırım yapma imkanı sunulmaktadır.Borsalar küçük birikimlerin büyütülmesi açısında yatırımcılara iyi bankalara göre daha iyi olanaklar sunmaktadır. Tasarruf sahipleri ile orta ve uzun vadeli fon talep eden kuruluşlar arasında iletişim kurulmasını, sermaye mobilizasyonunda araçların ortadan kalkmasını ve fonksiyonların azalmasına ortam sunarlar. Küçük birikimlerin doğrudan veya dolaylı olarak hızlı bir şekilde yatırımlara aktarılmasını mümkün kılar. Yatırımcıların borsalarda birikimlerini değerlendirmek dışında eğer şirketleri varsa şirketlerinin hisse senetlerinin el değiştirmesini sağlamaktadır. Bunun nedeni borsaların şirketlere öz kaynak sağlamasından kaynaklanmaktadır. Borsalar bu şekilde iktisadi kalkınmanın hızlanmasına ve sağlıklı finansman kaynaklarına kavuşulmasına yardımcı olurlar.Borsa yatırımcısı olmak isteyen kişilerin;Borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, nasıl işlem yapacaklarını, piyasa özelliklerini öğrenmeleri gerekir.Yatırım araçlarını ve nelerden etkilendiklerini bilmeleri gerekir.Psikolojik olarak piyasada işlem yapmaya hazır olmaları gerekir.Piyasa takibinin nasıl en iyi şekilde yapılacağını öğrenmeleri gerekir.İyi bir analiz bilgisine sahip olmaları gerekir. Yatırım yapmak isteyen kişilerin hangi piyasada olursa olsun öncelikli olarak yatırım yapacakları piyasayı tanımaları gerekir. Piyasanın özelliklerini, yatırım araçlarını ve yatırım araçlarının nasıl işlem gördüklerini, fiyatların nasıl oluştuğunu ve hangi faktörlerden etkilendiğini bilmeleri gerekir. Borsaların kurumsal kişiliklerinden dolayı kendilerine özgü kuralları vardır. Yatırımcı olmak isteyen kişinin öncelikle borsa piyasasını tam olarak tanıması gerekir. Bunun için günümüzde çeşitli eğitim olanakları bulunmaktadır. İnternet üzerinden borsalar hakkında bilgi alınabilecek birçok kaynak bulunmaktadır. Aynı zamanda aracı kurumların bazıları demo hesap denilen sanal para ile çalışan bir platform imkanı da sunmaktadır. Yatırımcılar bu platformlarda sermayelerini riske atmadan nasıl yatırım yapmaları gerektiğini uygulamalı olarak öğrenebilmektedir.Yatırımcıların aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini piyasada işlem yapmaya hazırlamaları gerekmektedir. Başka yatırımcıların işlemlerinden ve stratejilerinden etkilenmeden kendi stratejileri ile işlem yapabilmelilerdir. Stresle başa çıkmalı, kazanmaya ve kaybetmeye hazırlıklı olmaları gereklidir.Borsada işlem yapmak için;Yatırım hesabı açtırmak,İnternetten yatırım işlemini başlatmak,Şirketlerin haber ve gelişmelerini takip etmek,Piyasayı takip etmek gerekmektedir.Yatırım HesabıYatırımcının vadesiz bir hesabı yoksa bir banka veya aracı kurumdan yatırım hesabı açtırması gerekir. Ülkemizde Borsa İstanbul’un internet sitesinden yasal olan aracı kurumların listesine ulaşılabilir ve bu aracı kurumlar ile görüşülerek en iyi olanakları sunan kurum ile anlaşılabilir. Seçilecek aracı kurumun yasal olması özellikle dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aracı kurumların denetlenmelerinin öncesinde kendilerini aracı kurum olarak tanıtan birçok kişi nedeniyle yatırımcı olmak isteyenler büyük kayıplar yaşamışlardır ve ülkemizde borsaların gelişmesinin önüne geçmiştir.Bir banka veya aracı kurumda yatırım hesabı açtırılmak istendiğinde görevli kişi birçok evrak imzalayıp doldurulmasını isteyecektir. Bu bilgilerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilerek görevliye teslim edilmesi sonrasında 2 – 3 iş günü içerisinde yatırım hesabı aktif hale gelecektir. Hesap aktif hale geldikten sonra yatırımcı belirli miktardaki teminatı hesabına yatırarak işlem yapmaya başlayabilir.İnternetten YatırımEskiden döviz büroları, bankaların seans salonları, borsaların seans salonları gibi yerlerden gerçekleştirilen işlemler günümüzde internet üzerinden aracılara iletilerek kolaylıkla yapılabilmektedir. Aynı zamanda eskiye göre çok daha hızlı bir şekilde yatırım yapma ve piyasa takibi imkanı internet üzerinden yatırım yapılmaya başlanması ile sağlanmıştır.Yatırım hesabının açtırıldığı kurum veya bankanın internet sayfası ziyaret edilerek yatırım hesabı sekmesinden yatırım işlemleri kolaylıkla başlatılabilir. Yatırım hesabı sekmesinden işlem yapılacak olan yatırım aracının seçilmesi ile işleme başlanır. Yatırım aracı olarak hisse senedi seçilecekse her şeyden önce hisse senedinin ait olduğu şirket ile ilgili araştırmaların yapılması gerekir ve şirketin gelecekte büyüyerek yükseleceği öngörülmelidir. Şirketin büyümesi ile hisse senetleri de değer kazanacaktır.Hangi şirkete ait hisse senedine yatırım yapılacaksa o şirketin ve hisse senedinin kodunun girilmesi gerekecektir. Ayrıca kaç adet hisse alınacağına ve süresine karar verilmelidir. Hisse senetleri alım süreleri seanslık veya günlük olabilir. Seanslık ve günlük işlemlerden kazanç elde edebilmek için ise yatırımcıların kısa vadede işlem yapabilme konusunda kendini geliştirmesi gerekmektedir.Şirket TakibiHisse senedinin ait olduğu şirketin haberlerinin ve gelişmelerinin takip edilmesi geleceğe yönelik öngörü sahibi olunması adına büyük bir önem taşımaktadır. Yatırım işlemlerinde internet üzerinden yapılmasının bir kolaylığı da şirketlerin takibinde ortaya çıkmaktadır. Şirket takibi internet üzerinden şirketin web sayfası üzerinden, aracı kurumların sayfalarından ve bu hizmeti veren diğer web sayfaları üzerinden kolaylıkla yapılabilir.Şirket takibinde yapılmasında, seçilen hisse senedine ait grafiklerin, fiyat değişimlerinin, fiyatların en yüksek ve en düşük seviyelerini, günlük işlem hacimlerini, fiyatların yönü, yıllara göre hisse senedinin istatistiğini, şirketin piyasa değerini, sermayesini, yıllık kar oranlarını, halka açıklık oranlarını takip etmek gerekir.Piyasa TakibiPiyasanın özelliklerinin bilinmesinin yanında yatırımcıların iyi bir piyasa takipçisi olmaları gerekir. Piyasa takibi de hangi piyasa olduğu fark etmeden etkin bir şekilde yapılması gereken bir konudur. Piyasa takibinin tam anlamıyla yapılması yatırımcının yatırımlarını yönlendirmesi adına büyük bir önem taşımaktadır. Ek olarak iyi bir analiz bilgisine de sahip olmalıdır ve piyasadan edindiği bilgiler ile analizler sonucunda edindiği bilgileri birlikte yorumlayabilmelidir. Ancak bu şekilde kazanç getirecek yatırım işlemleri gerçekleştirebilir.Hisse senetleri ile yatırım yapılırken hisse senedinin ait olduğu şirketin takip edilmesinin yanında, şirketin ait olduğu sektöründe takip edilmesi gerekir. Sektörel bir değişim görüldüğünde dolaylı veya direkt olarak şirkette mutlaka etkilenecektir. Aynı zamanda merkez bankalarının para politikaları, hükümetlerde yaşanan ekonomik ve siyasi krizler, ekonomik verileri de hisse senetlerini etkileyecektir. Bu nedenle yalnızca şirketin takip edilmesi değil, piyasa üzerine etkili olabilecek tüm faktörlerin takip edilmesi gerekmektedir.Şirketlerin ve piyasanın takip edilmesi ile edinilen bilgiler analiz edilmelidir. Analizler sonucunda fiyatların gelecekte ne yöne ilerleyecekleri hakkında bilgi sahibi olunacaktır ve risk faktörü de sınırlandırılmış olacaktır.Borsalarda yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikle piyasayı tam anlamıyla tanıması gerekir. Ancak bu şekilde kazanç elde edebilirler ve mevcut risklerin önüne geçebilirler. Son olarak yatırımcıların psikolojik açıdan kendilerini borsada işlem yapmaya hazırlamaları gerekir ve başka yatırımcıların işlemlerinden etkilenmemeleri, aşırı getiri beklentisine girmemeleri gereklidir._http://www.borsanasiloynanir1.com/borsaya-nasil-girilir/_
İnterneti En Pahalı Kullanan Üç Ülkeden Biri Türkiye
Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı’nın araştırması ekonomiye ciddi katkısı olan internetin Türkiye’de pahalı olduğunu gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında internete erişim için ödenen ücretlerde Meksika ve Yunanistan’dan sonra en pahalı ülke.Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde, 2003 yılında 20 bin olan genişbant abone sayısının 2013 yılında 34 milyona ulaştığını söylemişti. Fakat rakamlar milyona ulaşmasına rağmen kalitede bir düzelme yaşanmadı. Türkiye’de dünya genelinde en pahalı internet kullanıldığından yakınan Tüketiciler Derneği (TÜDER) Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Şu an dünyada en pahalı internet bedelini biz ödüyoruz. Bu bir çelişki, internet ve sosyal medyayı destekliyorum diyorsan bu fiyatları düşürmek lazım.” dedi. İnternet gün geçtikçe insan hayatında daha büyük önem kazanıyor. Birçok vatandaş faturalarını, vergilerini hatta hastane randevularını bile internet üzerinden halleder hale geldi. İnternetin hayatımızda bu kadar büyük önem taşıdığı bir ortamda yüksek ücretlendirmelerden rahatsız olan TÜDER Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Birçok şeyden dolaylı vergi alınıyor. Bazı konular istisna sayılmalı. İnternet bu konuların başında geliyor.” şeklinde konuştu. Günümüzde internetin keyfi bir ağ değil bir ihtiyaç olduğu vurgusunu yapan Sevgi, “Türkiye artık internetin halkla halkında internetle yaşadığı bir ülke haline gelmiştir. Bu durumda internetin yüksek bedellerle ücretlendirilmesi bir zulümdür.” dedi. Dünyanın birçok yerinde yaşayan gurbetçiler Türkiye’ye geldiklerinde karşılaştıkları düşük hizmet kalitesinden dolayı kendilerine şikâyetlerde bulunduklarını söyleyen Tüketici Derneği Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Bize gelen şikâyetlerden de anlaşılıyor ki dünyanın en pahalı akaryakıtını kullandığımız gibi en pahalı internet hizmetini en düşük kalitede kullanıyoruz.” dedi. Rekabet ortamı olmasına rağmen ülkemizde internet hizmetinin kötü olduğunu savunan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Türkiye’de internet kullanıcıları, bağlantısı en kötü, en yavaş fakat en pahalı internet bağlantısını kullanıyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan araştırmaya göre, OECD’de internete en yüksek ücreti ödeyen üçüncü ülke Türkiye. Geniş bant internete erişim fiyatları satın alma gücü kıyaslandığında; Türkiye’deki en ucuz internet paketinin dahi OECD’deki neredeyse her ülkeden daha yüksek olduğu görülüyor. OECD içinde en pahalı interneti 1.69 dolarla Meksika kullanırken, onu 1.25 dolar ile Yunanistan, 1.12 dolar ile de Türkiye takip ediyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de internet kullanıcısının çilesi yüksek ücret ödedikten sonra da bitmiyor. OECD Genişbant İstatistikleri’ne göre, Türkiye en pahalı internet kullanan ülkelerden biri oldu. Özellikle yüksek hızlı internet bağlantı maliyetlerinde başı çeken Türkiye’de ortalama bağlantı maliyeti 621 dolarken en yakın takipçisi Lüksemburg’da bu ücret 112 dolar civarında. Zaman
Reklam
Borsa Teknikleri
Birikimlerini değerlendirmek ve yüksek kazanç elde etmek isteyen kişiler borsalarda işlem yapmayı tercih etmişlerse öncelikli olarak borsaların işleyiş mekanizmasını çözmelidir ve daha sonra kendilerine en uygun borsa tekniklerini geliştirerek işlem yapmaya başlamalıdır. Borsalar hakkında çok fazla bilgisi olmamasına rağmen aldığı duyumlar ile borsada yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikli olarak borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, belirli derece bir deneyime sahip olmaları ve daha sonra yatırım yapmaya başlamaları gerekir. Bu aşamaları izleyerek ancak borsalardan kazanç beklenebilir.Borsada nasıl işlem yapılır bilmeden aldığı duyumlara göre borsaya giren ve birikimlerini yatıran kişilerin kayıpla karşılamaları muhtemeldir. Borsanın işleyiş mekanizması hakkında bilgi sahibi olmayan kişiler yıllar boyunca çalışarak edindikleri birikimleri bir anda kaybedebilirler. Bunun nedeni her şeyden önce eğitimsizlik ve psikolojik açıdan aşırı getiri beklentisine girerek kayıp yaşamaya uygun hale gelmesidir. Borsalarda nasıl işlem yapıldığının yanı sıra yatırımcı olmak isteyen kişilerin psikolojik açıdan da kendilerini yatırım yapma konusunda hazırlamaları gerekmektedir.Borsalarda aşırı getiri beklentisi her nokta gözden geçirilse dahi bir noktanın atlanmasına neden olacaktır. Panik ve stresli bir şekilde piyasa takibinin yapılması, kazançlı görünen noktanın aslında borsanın yön değiştirme noktası olduğunu göremez ve bir anda büyük kayıplar ile karşılaşır. Finans piyasalarında yapılan en büyük hatalardan bir tanesi eğitimsiz bir şekilde aşırı getiri beklentisine girilmesi ve psikolojik açıdan yatırımcının borsalara hazırlıklı olmamasıdır. Bunların dışında yapılan hatalar de bu iki nedene bağlı olarak gelişmektedir. Örnek vermek gerekirse; yatırımcının kendine uygun olan borsa tekniğini geliştirmemesi ve başka bir yatırımcının kazanç sağladığı tekniğe göre işlem yapması kayıp yaşaması olasılığını arttırır. Bunun nedeni her yatırımcının bakış açısının farklı olması ve borsalar hakkında bilgisizlik nedeniyle yatırımcının kendine teknik geliştirememesidir.Birikimlerini değerlendirmek için borsalarda yatırım yapmak isteyen kişiler her şeyden önce borsa nasıl oynanır, borsaların işleyiş mekanizması, yatırım aracı, borsada fiyat oluşumu gibi önemli konuları öğrenmeleri gerekir. Yatırımcı olmak isteyen kişiler ancak bunları öğrendikten sonra yatırım yapmaya ve yatırım kararları almaya uygun hale gelecektir. Yatırımcılar borsada işlem yapmaya başlamadan önce alması gereken bir karar da kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi yatırımlar yapacağıdır.Kısa vadeli yatırımcılar hiperaktif kişiliklerdir ve günlük, seanslık alım – satım işlemleri yaparak kazanç elde etmeyi amaçlarlar. Yatırım araçlarının uzun vadeli hareketlerini, geçmişlerini, geleceklerini değerlendirmeden teknik analizlerden aldıkları sinyaller yardımıyla anlık dalgalanmalardan faydalanarak alım – satım kararı alırlar ve kazanç elde ederler. Elde edilen kazançlar uzun vadeli yatırımlara göre küçük miktarlardır ama uzun vadeli yatırımlarda en az 1 yıl elde bulunan hisse senedinin elden çıkarılmasını bekleyecek kadar sabırlı kişilikler değillerdir. Bu nedenle de yatırımcı kendi borsada işlem yapma yeteneklerini keşfetmeli ve kendine buna göre bir borsa tekniği oluşturmalıdır.Uzun vadeli yatırımcıların ise sabırlı olmaları ve seçtikleri hisse senetlerinin geçmişlerini, bugününü değerlendirerek analizler çerçevesinde geleceğe yönelik yatırım kararlarını almaları gerekir. Kendilerine uzun vadede portföylerine zarar getirmeyecek borsa teknikleri geliştirmeli ve en az 1 yıl boyunca elde bulunan hisse senedinin piyasa takibini yapmaları gerekir. Uzun vadeli yatırımcıların 10 – 20 yıla kadar aynı hisse senedini ellerinde tuttukları ama vadesi geldiğinde de gerçekten büyük miktarlarda kazançlar elde ettikleri bilinmektedir. Ünlü milyarder yatırımcılardan örnek vermek gerekirse; Warren Buffett uzun vadeli yatırımcıların en çok kazananlarındandır.Borsa teknikleri geliştirirken yatırımcıların borsalarda en genel yatırım felsefesi olan, “yüksek kazanç isteyenlerin yüksek riski de göz almaları gerekir” görüşünü dikkate almaları gerekir. İyi derecede bir bilgi birikimi ve deneyim sayesinde borsalarda söz konusu olan riskler minimum düzeylerde tutulabilir. Önemli olan yatırımcının risklerini nasıl kontrol altında tutabileceğini bilmesi ve kendini buna göre geliştirmesidir. Borsa teknikleri risklerin minimum düzeyde tutularak yüksek kazanç elde etmeye yönelik olması gerekir. Bunun için de borsaların işleyişi iyi bir şekilde tayin edilmelidir. Aynı zamanda yatırım araçlarının piyasadaki durumlarının ve fiyatlarının etkilendiği faktörlerin üzerinde durulması gerekir.Piyasalarda kazanç getirdiği garanti olduğu söylenen birçok borsa tekniği dolanmaktadır ve yatırımcıların birçoğu da asılsız olan bazı haberler neticesinde dolandırılmaktadır. Tüm bunlara maruz kalmamak adına yatırımcıların kendi yeteneklerine uygun olan stratejileri ve teknikleri geliştirmesi gerekir. Borsa eğitimlerini alan bir yatırımcı böyle yapması gerektiğini en başından öğrenecektir ve eğitimlerini de bu yönde alacaktır. Psikolojik açıdan da kendisine en uygun işlem yapma yöntemini geliştirmesi normal yaşamına devam ederken birikimlerini değerlendirip kazanç elde etmesini mümkün kılacaktır. Çünkü borsalarda işlem yapmak, portföy yönetimi ve piyasayı takip etmek gerçekten de sabır isteyen stresli bir iştir. Bu nedenle yatırımcıların kendilerini psikolojik açıdan da borsada yatırım yapmaya hazırlamaları gerektiği söylenir.Günümüz imkanları ile borsalarda yatırım yapmak eski yöntemlere göre çok daha kolay ve hızlıdır. İnternet kullanımının borsa piyasalarında da hakim olması sayesinde, alım – satım emirlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesinin dışında piyasa takibinin de internet üzerinden gerçekleştirilmesi büyük kolaylıktır. Borsa seans salonlarında geçirilen vakit yerine ev, ofis gibi istenilen mekanda borsa takibinin gerçekleştirilmesi ve yatırımlara bu şekilde yön verilmesi hem zaman kaybını önlemiştir, hem de seans salonlarının stresli ortamından uzaklaşılmasını sağlamıştır.Bilinçli bir şekilde borsalarda yatırım yapmaya başlayan yatırımcılar, kendilerine en uygun borsa teknikleri ile yatırım kararlarını alarak stres yaşamadan, normal yaşamını devam ettirerek birikimlerini değerlendirip kazanç elde edecektir. Bu nedenle borsada işlem yapmaya başlamadan önce aracı kurumlar veya bu amaca hizmet eden kuruluşlardan, internet üzerinden borsa eğitimleri alınmasının önemi unutulmamalıdır.KAYNAK: http://www.borsanasiloynanir1.com/borsa-teknikleri/
Şubat Ayında Neler Oluyor? Ünlü Hayatlardan Haberler
Bafta ödül törenine eşi Brad Pitt'in giydiği smokin ile eşleşen saint laurent takım elbisesi ile Angelina Jolie herkesi şaşırttı. Aynı zamanda da kırmızı halının bu seneki en güzel görüntüsünü yakaladılar.
Freelance Çalışarak Kendi Bilginize ve Yeteneğinize Göre İşler Yapın
Freelance ne demek? Dilimize İngilizceden giren bu değişik kelime ne anlama geliyor acaba, hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz bu kelimenin kökenine bakalım ve ne anlama geldiğini iyice anlayalım. İki ayrı kelime olan free (boş, bedava) ve lance (mızrak) kelimeleri ilk önce 18.yy'da Sir Walter Scott tarafından paralı asker anlamına gelecek şekilde kullanılmış. 19.yy.da da yazar ve ayrıca şair olan Ernest William Hornung sıfat olarak kalitesiz anlamında kullanmış. Zaman sonra paralı asker anlamından uzaklaşıp serbest çalışan anlamında kullanılmış. Şimdi freelance kelimesi herhangi bir iş yerine gitmeden kendi evinde çalışmak, dolayısıyla birçok işi aynı anda yapabilmek; yani çalışma kurallarını ve koşullarını çalışan kişinin kendisi belirlemesi anlamına geliyor. Eğer diyorsanız ki ben işe gitmek, her gün sabah erkenden belirli saatlerde kalkmak, günümün çoğunu evimden uzak bir yerde iş yerinde geçirmek istemiyorum, o zaman freelance çalışmak tam size göre. Uzat ayaklarını, al bilgisayarını eline, istediğin saatte yat, istediğin saatte kalk, keyif senin keyfin! Bu çalışma şeklini daha çok belirli standartlara bağlı kalmak istemeyen kişiler tercih ediyor. Çünkü burada çalışma saatlerini ve izleyeceğin yolu kendiniz belirliyorsunuz. Bir işi kabul ettiğinizde o işi nasıl yapacağınız size kalmış bir şey. Kimse size neden böyle yapmıyorsun, ben bu yöntemi kullanmanı istiyorum gibilerinden sorular soramaz, veya isteklerde bulunamaz. Kuralları siz koyduğunuz için işveren size uymak zorunda. Ayrıca bu yöntem sizin bir şirkete bağlı kalmamanızı, aynı zamanda birçok işverenle çalışacağınızdan birden çok iş hakkında deneyim sahibi olmanızı da sağlıyor. Freelance çalışma alanları daha çok bilgi işlem, gazetecilik, çevirmenlik ve danışmanlık gibi alanlarda yoğunlaşıyor; çünkü bu alanlarla alakalı işler genel olarak belirli bir ofis çalışması gerektirmiyor ve internet vasıtası ile işverenlere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Örneğin bir köşe yazarı günlük yazılarını evinden yazıp yazdıklarını internet üzerinden gönderebiliyor ve böylece ofise gitmesine gerek kalmıyor. Ayrıca bu yazar tamamen bu şirkete bağlı çalışmak zorunda değil, istediği başka bir işi de yine evinden yapabilir. Böylelikle aynı anda birden çok işveren için çalışmış olur. Nasıl iş bulabilir, nasıl freelance çalışabilirsin? Nasıl freelance çalışabilirsiniz hiç düşündünüz mü? En azından ne şekilde sesinizi duyuracak ve bir freelancer olduğunuzu insanlara haykıracaksınız? Bir çok freelancerın kullandığı yöntem bir web sitesi kurmak, burada freelancer, yani serbest çalışan olduğunu belirtmek ve ayrıca daha önce yaptığı çalışmaları bu sitede yayınlayarak işverenlerin o kişi hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak. İlk iş olarak siz de böyle bir site kurabilir, öz geçmişinizi ve daha önceki deneyimlerinizi burada yayınlayabilirsiniz. Böylece günümüzde her şeyi kolaylaştıran internet vasıtası ile işverenler sizi fark edecekler ve isterlerse sizinle irtibata geçecekler. Şunu da aklınızda tutun: Ne kadar çok iş yaparsanız o kadar çok tanınırsınız, o kadar çok iş imkânı size sunulur. Bir diğer yöntemde hepimizin bildiği iş arama sitelerine üye olmak, buraya öz geçmişinizi bırakarak, devamlı bu siteleri takip edip istediğiniz iş için başvuruda bulunmak. Ya da ben iş aramam, onlar beni arasın der; freelancer arayanların öz geçmişinizi görüp sizinle irtibata geçmelerini beklersiniz. Avantajları ve dezavantajları neler? Freelance çalışma şekli ülkemizde çok popüler bir yöntem olmadığından dolayı bu işin hem avantajları hem de dezavantajları mevcut; kişinin beklentileri ile ortaya çıkan sonuç birbirlerinden farklı olabilir. Bu nedenle bu şekilde çalışacak birinin gözlerini kapatıp risk alması ve doğabilecek her türlü olumsuzluğa karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Öncelikle avantajlarından bahsedelim ki biraz olsun içiniz rahatlasın. Bu işin birçok olumlu yönü var. Öncelikle yaptığınız işlerin hepsini kendiniz seçtiğiniz ve bir yere bağlı kalmak zorunda olmadığınız için yaptığınız işten zevk alıyorsunuz. Kendi programınızı kendiniz belirliyor; işinizi hayatınıza uydurabiliyorsunuz. İşinizi zamanında teslim ettiğiniz sürece hangi gün hangi saatte, kaç saat çalışacağınıza kendiniz karar verebiliyorsunuz. En önemli avantajlarından biri kendi evinizden çalışmak, istediğiniz kadar uyumak, erken kalkmak zorunda olmamak. Serbest çalışmanın bu keyif verici avantajlarının yanında sizi düşündürerek karamsarlığa sürükleyebilecek olumsuz yönleri de var. En önemlisi yapacağınız işin belirsizliği. Bu şu demek oluyor: Yaptığınız işler çoğu zaman kısa süreli olduğu için hemen iş bulmanız zor olabilir, bu da kazancınızı etkileyecek büyük bir sorun yaratır. Geleceğinize yön verecek kazanç faktörü belirsizleştiğinde, otomatik olarak bu işten soğuyorsunuz. İkincisi bir şirkete tamamen bağlı olmadığınızdan sağlık sigortası ve emeklilik gibi imkânlardan faydalanamamanız. Hem sağlık masraflarının hem de emeklilik ödemelerinin karşılanması sizin için önemliyse çok zorlanacağınız aşikâr. Bir gün siz de uzun yıllar süren iş hayatı sonunda yorulacaksınız ve evinizde dinlenmek isteyeceksiniz. Bu durumda sigortanızın ve emeklilik maaşınızın olması gerekecek. İşte bu bağlamda yıllarca freelancer olarak çalışmanın size pek bir faydası dokunmayacak. Bu işin bir de sosyal yönden dezavantajı var. Toplumun freelance çalışanlara bakışı pek de iç açıcı değil; freelancerlara işsiz muamelesi yapılıyor ve bu kişisel bir başarısızlık olarak nitelendiriliyor. Bu kişiler evlerinde ya da kendi istedikleri başka bir yerde çalıştıkları için bu bir ciddiyetsizlik olarak algılanıyor. Evet, bir freelancer olmanın avantaj ve dezavantajlarını da öğrenmiş oldunuz. Bu noktada yapmanız gereken hayatınızın nasıl gelişmesini istediğinizi belirlemek; isteklerinizi kafanda oturtmanız ve freelancer olmanın size uygun olup olmadığına kara vermeniz.
Reklam
Güneşi Beklerken'in Oyuncusu Dünyaca Ünlü Dizide
Bol ödüllü dizi Homeland’in İstanbul çekimlerinde, 'Güneşi Beklerken' dizisinin başrol oyuncusu da rol alacak. 'Altın Küre'de 'En iyi televizyon dizisi' dahil birçok ödülün sahibi olan Homeland’de Esin Varan’ın ardından bir Türk oyuncu daha katılıyor. Dünyanın en çok izlenen dizilerinden Homeland’de, ‘Güneşi Beklerken’le tanınan genç oyuncu Kerem Bürsin de rol alacak. Başrollerini Claire Danes ve Damian Lewis’in paylaştığı dizinin İstanbul’daki çekimlerinin ise yakın bir zamanda başlaması planlanıyor. (İHA)
Apple 3. Kez Dünyanın En Değerli Markası Oldu
Brand Finance Global 500 araştırmasına göre listede yer alan 500 markanın değeri 756 milyar dolar artışla 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükselirken, Apple, 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. AA muhabirinin uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance'in 2014 yılı Global 500 araştırmasından derlediği bilgilere göre, Apple bu yıl 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. Bu yıl marka değerini geçen yıla göre yüzde 19,9 oranında artırarak bir yılda marka değerini 17,4 milyar daha yükselten Apple, en yakın takipçisine 25,9 milyar dolar fark attı. En değerli marka sıralamasında Samsung 78,8 milyar dolarlık marka değeri ile Apple'ın ardından ikinci sırada yer aldı. Bu markayı 68,6 milyar dolarla Google, 62,8 milyar dolarla Microsoft, 53,5 milyar dolarla Verizon ve 52,5 milyar dolarla General Electric izledi. Brand Finance'in Global 500 listesinde en değerli 20 marka incelendiğinde, ABD'nin 11, Almanya'nın 3, İngiltere'nin 2, Hollanda'nın, Güney Kore'nin, Hong Kong'un ve Japonya'nın birer markası bulunuyor. Bu yıl en değerli 20 markanın değeri geçen yıla göre yüzde 25,6 oranında artarak 716,4 milyar dolardan 900,1 milyar dolara yükseldi. Brand Finance'in Global 500 araştırmasına göre en değerli 500 şirketin marka değeri bu yıl 2013 yılına göre yüzde 20,9 oranında artarak 3 trilyon 611,7 milyon dolardan 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükseldi. ABD'nin en değerli markalarının değeri 1,9 trilyon doları aştı En değerli 500 marka listesinde de 189 markası ile en fazla markaya sahip ülke ABD olurken, ABD'li markaların değeri bu yıl geçen yıla göre yüzde 18,2 oranında artarak 1 trilyon 614,6 milyar dolardan 1 trilyon 908,6 milyar dolara ulaştı. Japonya 42 markası ve 376,7 milyar dolarlık marka değeri ile ABD'nin ardından ikinci sırada yer alırken, Japonya'yı 32 marka ve 324 milyar dolarlık marka değeri ile Almanya, 37 marka ve 266 milyar dolarlık marka değeri ile Fransa izledi. Bu yıl marka değerini 2013 yılına göre en fazla artıran ülke ise yüzde 159,5 ile Avusturya olurken, bu ülkeyi 146,7 ile Şili, yüzde 142,4 ile Suudi Arabistan takip etti. Aynı dönemde marka değeri en fazla düşen ülke yüzde 56,2 ile Meksika oldu. Meksika'yı yüzde 36,9 ile Brezilya, yüzde 21,5 ile Singapur ve yüzde 12,1 ile Hindistan takip etti. Bankacılık sektörü markaları zirvede Brand Finance Global 500 listesinde yer alan markaların sektörlere göre dağılımı incelendiğinde ise bankacılık sektörünün, 71 marka ve 633,1 milyar dolarlık marka değeriyle listenin ilk sırasında yer aldığı görüldü. Bankacılık sektörüne bu yıl 7 yeni marka dahil olurken, sektör markalarının değeri geçen yıla göre 51,7 milyar dolar artış gösterdi. Bankacılık sektörünü 44 marka ve 615,8 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji sektörü izledi. Bu sektörü 47 marka ve 500,1 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji, 50 marka ve 408,9 milyar dolarlık marka değeri ile perakende sektörü takip etti. Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmede bulunan Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner, Brand Finance Global 500 listesine Türkiye'den hiçbir markanın giremediği belirterek, 'Ülkemizin en önemli sorunu değer yaratamamaktır. Hem kamu sektörünün hem de özel sektörün bu konuya gereken önemi verip, özeni göstermesi halinde, sektörlerimiz sadece sayısal değil, değer bazında da gelişecek ve bu olumlu gelişmenin sonuçları mutlaka dış ticaret tablomuza yansıyacaktır' dedi. 2013 ve 2014 yılları itibariyle dünyanın en değerli 20 marka sıralaması şöyle (milyar dolar): Sıra 2014 Sıra 2013 Marka Ülke Marka Değeri 2014 Marka Değeri 2013 1 1 Apple ABD 104,7 87,3 2 2 Samsung G. Kore 78,8 58,8 3 3 Google ABD 68,6 52,1 4 4 Microsoft ABD. 62,8 45,5 5 10 Verizon ABD. 53,5 30,7 6 7 General Electric ABD. 52,5 37,2 7 11 AT and T ABD. 45,4 30,4 8 8 Amazon ABD. 45,2 36,8 9 5 Walmart ABD. 44,8 42,3 10 6 IBM ABD. 41,5 37,7 11 15 Toyota Japonya 34,9 26,0 12 9 Coca Cola ABD. 33,7 34,2 13 20 China Mobile Hong Kong 31,8 23,3 14 n/a T-Mobile Almanya 30,6 21,5 15 14 Wells Fargo ABD 30,2 26,0 16 13 Vodafone İngiltere 29,6 27,0 17 21 BMW Almanya 29,0 23,2 18 12 Shell Hollanda 28,6 29,8 19 17 Volkswagen Almanya 27,1 23,7 20 22 HSBC İngiltere 26,9 22,9 2013 ve 2014 yılları itibariyle Brand Finance Global500 listesinde yer alan ülkeler, marka sayılarına ve toplam değerlere göre şöyle (Milyar dolar): Ülke Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 ABD 1.908,6 1.614,6 189 186 Japonya 376,7 338,7 42 49 Almanya 324,0 247,0 32 33 Fransa 266,0 212,5 37 31 İngiltere 262,1 218,4 35 32 Çin 229,0 185,3 27 26 G. Kore 152,0 132,8 12 14 İsviçre 120,8 97,3 19 19 Hollanda 112,0 93,8 12 11 Kanada 75,4 74,0 13 14 İspanya 76,2 70,6 10 10 Brezilya 37,8 59,9 5 9 Italya 57,2 51,3 8 8 İsveç 54,8 50,5 7 8 Rusya 42,2 46,4 8 8 Avustralya 50,3 43,9 8 8 Hong Kong 69,9 41,5 7 4 Hindistan 35,7 40,6 5 6 Meksika 7,8 17,8 2 4 Norveç 15,8 16,5 3 3 Malezya 9,2 9,9 1 2 Singapur 7,3 9,3 2 3 BAE 8,9 7,3 2 2 Danimarka 10,2 7,0 3 2 G. Afrika 5,4 5,2 1 1 Lüksemburg 4,8 3,8 1 1 Avusturya 9,6 3,7 2 1 S. Arabistan 8,0 3,3 2 1 Tayvan 3,8 3,0 1 1 Şili 7,4 3,0 2 1 Portekiz 3,1 2,8 1 1 Tayland 3,7 2,6 1 1 2013 ve 2014 yılları itibariyle en değerli 500 markanın sektörlere göre dağılımı şöyle (Milyar dolar): Sektör Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 Banka 633,1 581,4 71 64 Teknoloji 615,8 488,7 44 43 Telekomünikasyon 500,1 385,0 47 46 Perakende 408,9 338,9 50 50 Grup 313,1 257,9 16 18 CNN Türk
Reklam
Kadın Kuşağı İzleyip Kendi Kendine Dert Edinen Anne Tipleri
Anneler annelerimiz... Dünya üzerinde ne kadar çok çeşit anne olsa da, Türk annesinin yeri her zaman farklıdır. O tam 12'den vurmaya ayarlanmış bir adet anne terliği ile donatılmıştır. Ayrıca betona basmanın ve yemek yememenin suç olduğu pek çok aşılmaz kuralı vardır. Genelde tombik ve etine dolgun, tam sevilmelik kıvamdadır. Gıdıklanınca jelibon gibi titrer :) Yaptığı yemekler dillere destandır ve boş zamanlarında mutlaka katıldığı bir altın günü vardır. Komşu teyzeyle yürüyüşe çıkar ve ardından çay içerek kek-poğaça yer, sonrasında 'Ay bu ara ne çok kilo aldım' diye dertlenir. Evde ise dert ortağı TV ile birbirlerine bakışarak ve konuşarak zaman geçirir. İzlediği birbirinden çılgın kadın kuşağı programları ile hayattan dersler alır ve evhamlanır. Genelde sizin üzerinizde uygulayacağı teknikler ile tehlikelerden uzak tutar. İşte bize dünyayı zindan eden ama bir melek kadar masum olan o tapılası kadının 10 özelliği...
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Evlendi mi?
Rusya’da düzenlenen Soçi Olimpiyatları kapsamında bir organizasyona katılan eski Rus jimnastikçi Alina Kabayeva’nın elindeki yüzüğü kameralara göstermesinin ardından Rusya Devlet Başkanı Putin ile evlendiği iddia edildi.Geçtiğimiz günlerde Putin’in Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmede de elinde yüzük olması dikkat çekmişti. Son olarak Kabayeva’nın yüzüğünü kameralara göstermesi sonucundaysa çiftin evlendiği iddia edildi. Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamadaysa Putin’in Kabayeva ile evlendiği iddiaları yalanlandı. Putin’in Haziran ayında Valdai kentinde Kabayeva ile evlendiği iddialarının ortaya atılması sonrası Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov iddiaların canı sıkılan insanların internette uydurduğu bir şey olduğunu belirtti. Putin’in yardımcıları daha önce de defalarca Rusya devlet başkanının altın madalyalı jimnastikçi ile ilişkisi ve çocuğu olduğu iddialarını yalanlamıştı. Rus muhalif blog yazarı Alexei Navalny ise attığı tweette Putin’in Kabayeva ile Iver Manastırı’nda evlendiğini ve bu tören için tüm Valdai kentinde önlem alındığını belirtti.Putin Eylül ayında Valdai kentinde politikacılar ve gazetecilerle konferans düzenlemişti. Rus lider konferanstan 3 ay önce ise eşinden boşanmıştı. Rusya’daki geleneklere göreyse evlilik yüzüğü sol ele değil sağ ele takılıyor.KABAYEVA’NIN 2001 YILINDA DOPİNLİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTI2007 yılından beri Rusya’daki Duma Meclisi’nde milletvekilliği yapan Kabayeva, ritmik jimnastik kariyeri boyunca ise 2 kez olimpiyat madalyası kazandı. Kabayeva’nın 2001 yılında Avustralya’da düzenlenen ve mini olimpiyat olarak adlandırılan Goodwill Oyunları sonrasında dopingli olduğu açıklanmıştı. Doping kararı sonrası açıklama yapan Kabayeva ise Rusya’ya karşı siyasi bir oyun oynandığını belirterek kararın oyunlardan önce açıklanması gerektiğini belirtmişti. Oyunlarda madalya kazandıklarını ve bunun sonucu önlerinin kesildiğini kaydeden Kabayeva bu sayede madalyaların Ukraynalılar tarafından kazanıldığını belirtmişti.İHA
'Onların Adı Bilal ve Sümeyye Değil'
Parti grubunda konuşan MHP lideri, 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değil.' dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında işsizlikten bahsederek 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur' dedi. Hükümete yolsuzluk operasyonuyla ilgili eleştirilerde de bulunan Bahçeli 'Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir' şeklinde konuştu. İşte MHP liderinin açıklamalarından satırbaşları; Türk milleti ekonomik yozlaşmanın içindedir. Esnafın borçları sınırları aşmıştır. İşçimiz ümitsizdir. Çiftçiler deseniz hepten sıkıntıdadır, kuraklık zilleri çalmaya başlamıştır. Milyonlarca vatandaşımız kazanda pişirip kapağında yemektedir AKP SANAL SAADET ZİNCİRİ KURDU Türkiye ekonomisi stratejik dönüşümü sağlayamamıştır. AKP sanal bir saadet zinciri kurmuştur. Türkiye'de herkes sorunludur. Bireysel kredi ve kredi kartını ödeyemeyenlerin sayısı artmıştır. İşsizlik gittikçe artmaktadır. ÇÜNKÜ İSİMLERİ BİLAL VE SÜMEYYE DEĞİL Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe, Mardinli Hüseyin, Vanlı Ahmet, Sinoplu Ali işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. BIRAKIN AYAKKABI KUTULARINI GİYECEK AYAKKABILARI BİLE YOK Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur. Haram okyanusunda düzeni olan, pusulası sahtekarlık, tayfası hırsızlıktan oluşan filoları da yoktur. Bugün adaletsiz, ahlaksız yönetim işsizliği çözmek için hiçbir çalışma yapmamaktadır. ÖNEMLİ OLAN BİLAL'İN ZENGİN OLMASI Erdoğan'a göre varsın işsizlik olsun. Başbakan'a göre önemli olan Bilal'in kanun olarak zengin olup Bilo Ağa seviyesine terfi etmesidir. İşsizler feryat ediyormuş bunlar Başbakan için önemli değildir. 'TÜRKİYE'Yİ KAVGAYA ÇEKİYORLAR' Kürdistan konusu gündemdeki sıcaklığını hiç kaybetmedi. Yıllardır büyük can ve mal kayıplarına neden olan siyasal bölücülüğün mesafe aldığı ortadadır. Bugün hükümetin ilerlediği yol bütün olumsuzluklardan daha vahimdir. Halihazırda ateş çemberinden geçen Türkiye devlet ve millet olarak beka sorunuyla karşı karşıya. Türkiye'yi tuzakların içine çekmek isteyen küresel oyunun işbirlikçilerin niyeti gündemdedir. Bu sinsi oyunun amacı Türkiye'yi kimlik tahrikiyle kavgaya çekmektir. 'BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN'I KURMAK AMACI VARDIR' AKP hükümetinin ise yıkım ve çözülme yolunda yürümekte ısrarlı olduğu anlaşılmaktadır. Bölücü heveslere cesaret verme ve medet umma Türkiye'nin milli birliğini mahvedecek tairhi bir ihanettir. başbakan bu ihanetin içinde doludizgin ilerlemektedir. Bağımsız Kürdistan'ı kurmak amacı vardır. Irak'ın kuzeyindeki peşmerge yönetimi Kürdistan'ın ilk etabı olmuştur. Suriye'nin kuzeyindeki özerklik ikinci etap olmuştur. Tüm dikkatler şimdi Türkiye'ye yönelmiştir. Hainler çözümcüler şarlatanlar vızır vızır provokasyona girmiştir. İmralı canisinin fotoğrafları cilalanarak bilboardlarda sergileniyor. Başbakan müzakere ortağını podyuma çıkarmış gibi çıkarmış Diyarbakır'da sözde özgür önderlikle özgür yaşama yazılı afişin asılmasına göz yummuştur. Nevruz'da mektubu okunan bebek katili, ihanet ajansına çektirdiği fotoğraflarla gündeme gelmiştir. Terörist başı masum gösterilmek istenmektedir. Başbakan rüşvet ve yolsuzlukta kendini yalnız bırakmayan terörist Öcalan'a şükran ve minnetini göstermiştir. Başbakan İmralı canisiyle pazarlığı devam ettirmektedir. 'BAŞBAKAN'IN ÇITI ÇIKMAMIŞTIR' Meclis'teki PKK'lılar AKP icazetiyle belirlenen gruplar halinde İmralı ziyaretlerini sürdürmektedir. İmralı canisi maşaları kanalıyla anlamlı derin müzakerelere geçilmemesi durumda çözüme devamın olmayacağını belirtmiştir. Buna karşı Başbakan'ın çıtı çıkmamıştır. TBMM başkanlığına 12 maddelik toplumsal barış ve müzakere kanun teklifi sunmaları bunun göstergesidir. PKKlılar toplumsal barış ve müzakere bakanlığı isterken, teröristlerin sosyal hayata kazandırılmasını yani affı dayatmıştır. 'ŞEREFSİZLİK DİZ BOYUDUR' AKP hükümeti ise PKK taleplerini seçimden dolayı zamana yaymıştır. AKP PKK'ya ve İmralı'ya tamam demiş sadece zamanlama açısından kuşkularını paylaşmıştır. PKK, BDP ve AKP aynı karanlık emelde birleşmiştir. BDP'liler peşpeşe özerklik konusnudan bahsetmeye 30 Mart'tan sonra gerçekleşeceğine atıf yapmaya başlamıştır. İhanetin dozu öyle artmış ki AKP'nin seçim bildirgesinde yerel yönetimler için özerklik vaadi yer bulmuştur. Anlayacağınız şerefsizlik diz boyudur. Rezalette tüm eşikler aşılmıştır. Vatan düşmanları ittifak yapmıştır. Canibaşının Kenya'da yakalanmasının 15. yılında yapılan küstahlıklara Başbakan henüz sesini çıkarmamıştır. Paralel yapılanma ezberleriyle milleti aldatırken Türkiye çatır çatır bölünmektedir. Özerklik provalarına her gün yenisi eklenirken Başbakan ona buna hain demektedir. Sayın Başbakan hain arıyorsan masada pazarlık yaptıklarına bak. Hain istiyorsan Türkiye'yi satmaya hazırlandığın mihraklara odaklan. Yetmiyorsa boyunca bir ayna bul karşısına geç emin ol ki orada haini göreceksin. 'VATANIMIZ ALEV ALEV YANACAKTIR' AKP'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. PKK dayatmalarının hayata geçmesinin altyapısı başlamıştır. İdari düzenlemeler başlayacaktır. İmralı canisinin hapis koşullarının iyileşmesi yeniden yargılanması ve özgür kalması sağlanacaktır. Başbakan bu tempo ile giderse Türkiye'nin üniter yapısını bozup özerkliği oldu bittiye getirecektir. Yasal düzenlemelerle Türk milleti etnik parçalara ayrılacak son vatanımız alev alev yanacaktır. TMK'nın 10. maddesinin kaldırılması ve anadilde eğitim bu vahim sürecin ara istasyonlarıdır. Milli geleceğimizin dinamitlenmesi için her alçaklık sahnelecektir. yerelden başlanacak özerk yönetim kalkışması bize vatan kaybettirecektir. 'YAVRULARIMIZIN KANINI ELİNDE TAŞIYAN TERÖRİSTLER...' ABD ve AB'nin dayatmaları daha da artacak bölücü tahriplerin daha da cesaret kaznamasıyla iç gerginlik ciddi boyutlara taşınacaktır. Tam bir kaos ortamı olacaktır. İmralı canisinin 500 bin kişi mi ölsün şeklindeki tehditleri kanlı hesabın işaretidir. Bu coğrafyayı biz nice badireler aşarak vatan yaptık. 1000 yıllık kardeşliğe söz kestik. Bir olduk aynı tarih yastığına baş koyduk. Biz bu şekilde Türk milleti olduk. Çağları devirdik zorlukları erittik kem gözleri kovduk iman ve inancımızla kahbe hesaplara karşı durduk. Gerekirse bu vatanı savunmak için her birimiz Çanakkale'de ateşe kafa tutan etten duvar olmaktan çekinmeyiz. Küçücük yavrularımızın kanını elinde taşıyan teröristler Türk milletini ne sanıyor. 'BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR' Devleti hazinesini soyan ve milleti ateşe atan yandaşlarla terörist sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan Türk milleitni nasıl hafife almaktadır. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Milli seferberlik ruhuyla harekete geçmek tarihi görev ve sorumluluktur. 30 Mart ihanetin çürümüşlüğün müzakerenin belinin kırılacağı bir an olacak ve sandıklar milletin ayağa kalkışına şahitlik edecektir. 'YÜZÜNDEKİ DERİ ÖYLESİNE KALINDIR Kİ..' İktidarda kirlenmiş bir zihniyet vardır. masum bir yanı kalmamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir. Ayakkabı kutusundan çıkan paranın Halkbankasından çalınmadığını söylemektedir. Hakikaten bu başbakan şakacı bir adam olup çıkmıştır. 'KİMİN KİMİN ÖNÜNE YATACAĞINI GÖRECEĞİZ' Akla hayale sığmayacak yorumlarda bulunma Başbakanın karakteristik özellikleri arasına girmiştir. Erdoğan devletin kasasının soyulmasını yolsuzluk olarak tanımlamıyorsa meseleyi iyi anlamamış demektir. Devlet soyan irtikap ve nüfuz ticaretiyle servetine servet katana dünyanın her tarafından hırsız vurguncu ve hortumcu denilir. Başbakan'ın yakın dostları soyguncu değil midir? Etiler'deki polis okulunun arazisini talan etmek yolsuzluk değil midir? Usame Kutup'un ve Muaz el Kadı'nın ortağı olduğu ve gizli hissedarları arasında Bilal Erdoğan'ın olduğu yolsuzluk değil midir? iran'ın karanlık işadamının rüşvet kölesi yaptığı dönemin içişleri bakanına bana operasyon var mı sorusuna, 'abicim rahat ol öyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım' demesi yolsuzluk değil midir? Kimin kimin önüne yatacağını göreceğiz. 'BİR BAŞBAKAN DÜŞÜNÜN Kİ...' Bir bakan düşünün ki rüşvet alması yetmiyormuş gibi haram eseri olan özel uçakla umreye gitsin ve kara para ve altın kaçakçılığının merkezi olsun. Rüşvetlere tamah etsin... Bir başbakan düşünün ki doğru bir işi olmasın ne kadar hırsız düzenbaz varsa etrafına toplasın. Başbakan besmeleyle soygun yapacak kadar günahkar olanları, yolsuzluk gemisini yürütecek kadar münafık olanların koruyucusudur. Soruşturma Başbakan'ın saldırılarıyla yıpratılmak istenmektedir. Şüpheliler bir bir serbest bırakılmaktadır. Hırsızlığa yepyeni ekol getiren Halkbank eski genel müdürünün tahliyesi herşeyi gözler önüne sermiştir. Önümüzdeki yakın vadede malum bakan çocukları ile birlikte iranlı rüşvetçinin de serbest bırakılması şaşırtmayacaktır. 'YANDAŞ ALİMLERDEN FETVA ALMIŞTIR' Başbakan'ın Bilali ifadesini 42 günlük gecikmeyle lutfetmiştir. İşadamlarının peşinden bir an olsun ayrılmayan bu evladı muhteşemin avukatı tüm suçlamaların soyut olduğunu söylemiştir. Başbakan oğlunu tam korumaya almış ve dokunulmazlıkla örmüştür. Rüşvet için yandaş alimlerden fetva almıştır. Erdoğan ve partisi yargıya operasyon yapmıştır. Mecliste kabul edilen HSYK teklifi bunun en bariz delilidir. HSYK kanun teklifi Mecliste tekme tokat ve kanlı bir şekilde kabul edilmiştir. 'SAYIN GÜL YETKİSİNİ KULLANMALI' Gazi Meclisteki şiddet sahnelerini millete havale ediyorum. Şayet sayın cumhurbaşkanı sözünde durmaz ve HSYK kanununu onaylarsa yargı tamamen hükümete bağlanacak ve kuvvetler ayrılığı rafa kaldırılacaktır. 12 Eylül 2010 referandumunda dile getirdiğimiz iki gizli gündemden biri olan hSYK iktidara rehin düşecektir. HSYK'daki yapılanmayla Erdoğan yargının tepesine baş yargıç olarak atanacak iyice azacaktır. Sayın Gül yetkisini kullanmalı ve parti çıkarı yerine milletin ve devletin selametini düşünmelidir. HSYK teklifi Çankaya'dan mutlaka dönmelidir.BAŞBAKAN HUKUKU KURŞUNA DİZİYORBaşbakan yolsuzluktan kaçmak için hukuku kurşuna dizmektedirBunların hiçbirinin demokrasiyle alakası yokturTek amaç yolsuzluğu gizlemektedirPaketlerle milletin gözünü boyamaya çalışma çabaları bu kez etkili olmayacaktırTürk milleti siyasi namuslarını kutulara koyanları siyasi enkaz haline getirecektirKABATAŞ SALDIRISININ OLMADIĞI ANLAŞILDIKabataş hadisesiyle ilgili öyle suçlamalar yapıldı ki kimse sessiz kalamazdıKardeşimiz sanki işkenceye maruz bırakılmıştırBaşbakan konuyu grup toplantısına taşımıştır, sakız gibi çiğnemiştirKamera görüntüleri ortaya çıkmış ve saldırının olmadığı anlaşılmıştırBAŞBAKAN ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?Her şey netleştiğine göre Başbakan çıkıp milletten özür dileceyecek erdemi gösterebilecek miCamilerde içki içtiler diyerek duyguları istismar eden bu kişi özür dileyecek miAdli tıp raporuna sarılmaya devam edecek kadar küçülecek mi?Başbakan yanıldığını çok yakında anlayacaktır, gerçekleri gizleyemeycektirMHP hep başı açık veya kapalı kardeşlerimizin hedef yapılmasına çok karşıyızBaşbakan çekirge misali sıçramış ve zıplamıştırArtık sonuna gelmiştirİmana cehalet ekleyenler Allah katında yüz karasıdır, günah kubbesi olacaklatrdırMHP’ye büyük bir sevgi seli vardırBütün mesaimizi artık vatandaşlarımıza harcayacağızBu yüzden 25 Şubat ve 25 Mart arasındaki Meclis grup toplantılarımıza ara veriyoruzYolunuz açık olsunhaberler.com
Ertem Eğilmez'ın 85'inci Doğum Günü Doodle'ı
Ertem Eğilmez'in 85'ınci Doğumgünü dünya devi Google doodle oldu. Ertem Eğilmez (d. Trabzon, 18 Şubat 1929 – ö. İstanbul, 21 Eylül 1989), Türk yapımcı ve sinema yönetmeni. Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz oluşturmuştur. Ertem Eğilmez kimdir ? Ertem Eğilmez hayatı ve biyografisi . Ertem Eğilmez eserleri nelerdir ? İşte Ertem Eğilmez nereli ne zaman öldü ve kariyeri ve hakkında tüm merak edilenler.. İlk ve orta öğrenimini Konya'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra dükkân açıp bakkallık yaptı. Askerlik sonrasında, 1954'te Refik Erduran ile birlikte Çağlayan Yayınevi'ni kurdu. Aynı yıl gene Erduran ve Haldun Sel'le birlikte, birçok karikatüristin yetiştiği Tef adlı mizah dergisini çıkarmaya başladı. Yayın dünyasında çıkardığı cep kitapları ile bir devrim yaptı. Kemal Tahir'e, Mayk Hammer takma adıyla polisiye romanları yazdırdı. Cep kitapları işinde batınca Türkiye'nin ilk langırt makinelerini getirtti[1]. 1961 yılında Efe ve 1964 yılında Arzu Film şirketini kurarak sinemacılığa başladı. Yaman Gazeteci filmiyle yapımcılığa, 1964'te de Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi ile yönetmenliğe adım attı. Bir Millet Uyanıyor'la 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi tarihsel film ödülünü kazandı. Her türü denediyse de, çoğunlukla kolay izlenen ve geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken güldürüler yönetti. 1960'lı yıllardaki popüler aşk filmlerinin ardından, 1970'li yıllarda sevgi, dostluk ve güncel olayları güldürü öğesiyle kaynaştırdığı duygusal güldürülere yöneldi. 1960 yılların sonuna doğru, genellikle aynı oyuncu kadrosunu kullandığı ve ileride 'Arzu Film Güldürüleri' diye adlandırılacak bu filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriye de yer veriyordu. Özellikle 1973'te çektiği Canım Kardeşim, insancıl tavrı, hüzünle güldürüyü kaynaştıran havası ve yer yer ulaştığı şiirsel anlatımıyla dikkati çeker. Karakter oyuncularına başrol veren, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, İlyas Salman, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi güldürü oyuncularının sinemada başarı kazanmalarında payı olan Eğilmez, filmleştirilmesi oldukça güç sayılan Rıfat Ilgaz'ın Hababam Sınıfı romanını 1975'te beyaz perdeye aktardı. Hababam Sınıfı'nın başarısı üzerine Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde ve son olarak da Hababam Sınıfı Güle Güle adlı dört devam filmi çekti. 1980-81 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koyan Eğilmez, bir süre uzak kaldığı sinemaya 1984'te Namuslu filmiyle geri döndü. 1980 yılında yaptığı Banker Bilo ve 1984 yılında yaptığı Namuslu filmleriyle, Türkiye'nin temel sorunlarına bakışı açısını kendi mizah anlayışıyla ele aldı. Geniş ilgi gören Namuslu'yu, ticari açıdan başarısız olan Aşık Oldum (1986) ile gişede büyük bir başarı elde eden Arabesk (1988) izledi.[2] Yönettiği filmler Arabesk (1988) Aşık Oldum (1985) Namuslu (1984) Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) Banker Bilo (1980) Erkek Güzeli Sefil Bilo (1979) Gülen Gözler (1977) Hababam Sınıfı Tatilde (1977) Şabanoğlu Şaban (1977) Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976) Süt Kardeşler (1976) Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975) Hababam Sınıfı (1975) Salak Milyoner (1974) Köyden İndim Şehire (1974) Mavi Boncuk (1974) Oh Olsun (1973) Yalancı Yarim (1973) Canım Kardeşim (1973) Sev Kardeşim (1972) Tatlı Dillim (1972) Senede Bir Gün (1971) Beyoğlu Güzeli (1971) Son Hıçkırık (1971) Kalbimin Efendisi (1970) Küçük Hanımefendi (1970) Sürtük (1970) Boş Çerçeve (1969) İngiliz Kemal (1968) Sevemez Kimse Seni (1968) Nilgün (1968) Ömre Bedel Kız (1967) Yaşlı Gözler (1967) Ölünceye Kadar (1967) Sürtüğün Kızı (1967) Seni Bekleyeceğim (1966) Seni Sevmiyorum (1966) Ben Bir Sokak Kadınıyım (1966) Bir Millet Uyanıyor (1966) Senede Bir Gün (1965) Sürtük (1965) Helal Adanalı Celal (1965) Kart Horoz (1965) Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi (1964) Yazdığı senaryolar Milyarder (1986) Mavi Boncuk (1974) Salako (1974) Boş Çerçeve (1969) Ölmeyen Aşk (1966) Yapımcılığını yaptığı filmler Milyarder - 1986 Şekerpare - 1983 Hababam Sınıfı Güle Güle - 1981 Banker Bilo - 1980 Erkek Güzeli Sefil Bilo - 1979 N'Olacak Şimdi - 1979 İsyan - 1979 Neşeli Günler - 1978 Kibar Feyzo - 1978 Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor - 1978 Sultan - 1978 Nehir - 1977 Cennetin Çocukları - 1977 Gülen Gözler - 1977 Çöpçüler Kralı - 1977 Şabanoğlu Şaban - 1977 Hababam Sınıfı Tatilde - 1977 Aile Şerefi - 1976 Tosun Paşa - 1976 Öyle Olsun - 1976 Süt Kardeşler - 1976 Hababam Sınıfı Uyanıyor - 1976 Bizim Aile / Merhaba - 1975 Ah Nerede - 1975 Hababam Sınıfı - 1975 Delisin - 1975 Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı - 1975 Hasret - 1974 Mavi Boncuk - 1974 Boşver Arkadaş - 1974 Kanlı Deniz - 1974 Salak Milyoner - 1974 Köyden İndim Şehire - 1974 Salako - 1974 Tarkan: Güçlü Kahraman - 1973 Canım Kardeşim - 1973 Yalancı Yarim - 1973 Oh Olsun - 1973 Babaların Günahı - 1973 Tarkan: Altın Madalyon - 1972 Sev Kardeşim - 1972 Tatlı Dillim - 1972 Feryat - 1972 Karaoğlan Geliyor - 1972 Senede Bir Gün - 1971 Hayat Sevince Güzel - 1971 Emine - 1971 Tarkan: Viking Kanı - 1971 Son Hıçkırık - 1971 Beyoğlu Güzeli - 1971 Tarkan: Gümüş Eyer - 1970 Seven Ne Yapmaz - 1970 Kalbimin Efendisi - 1970 Sürtük - 1970 Yavrum - 1970 Dikkat Kan Aranıyor - 1970 Hazreti Ali - 1969 Mezarımı Taştan Oyun - 1969 Fakir Kızı Leyla - 1969 Ayşecik'le Ömercik - 1969 Çakırcalı Mehmet Efe - 1969 Tarkan - 1969 Maskeli Beşlerin Dönüşü - 1968 Sevemez Kimse Seni - 1968 İngiliz Kemal - 1968 Gönüllü Kahramanlar - 1968 Yayla Kartalı - 1968 Maskeli Beşler - 1968 Sürtüğün Kızı - 1967 Büyük Kin - 1967 Silahları Ellerinde Öldüler - 1967 Yaşlı Gözler - 1967 Ömre Bedel Kız - 1967 Kara Davut - 1967 Elveda - 1967 Seni Bekleyeceğim - 1966 Bir Millet Uyanıyor - 1966 Seni Sevmiyorum - 1966 Allahaısmarladık Yavrum / Yarın Ağlayacağım - 1966 Ölmeyen Aşk - 1966 Ben Bir Sokak Kadınıyım - 1966 Denizciler Geliyor - 1966 Allaha Ismarladık - 1966 Bilen Kazanıyor - 1965 Sürtük - 1965 Helal Adanalı Celal - 1965 Taçsız Kral - 1965 Senede Bir Gün - 1965 Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi - 1964 Kırk Küçük Anne - 1964 Gözleri Ömre Bedel - 1964 İki Gemi Yanyana - 1963 Gençlik Hülyaları - 1962 Battı Balık - 1962 Beş Kardeştiler - 1962 Yaman Gazeteci - 1961 Haber Yurdum
Reklam