Tası Tarağı Toplayıp Uruguay'a Yerleşmek İçin 29 Sebep
Soğuk iklimleri sevmeyenler için bu sefer daha sıcak bir iklim öneriyoruz. Ücretsiz sağlık, eğitim hizmetleri, ülke genelinde internet erişimi, ücretsiz park, bahçe ve müzeleri, orta halli devlet başkanı, güzel kızları, ucuz benzini ve Uruguay'ı yaşanılır kılan daha onlarca sebep... Uruguay şu sıralar ülkemizde oldukça popüler. Nedeni ise son günlerde adını sıkça duyduğumuz Çiftlik Bank'ın firari CEO'su Mehmet Aydın.
Ay'da En Fazla Toprak Sahibi İlk 10 Kişinin Serveti Ve Yatırım Yaptığı Miktar
İşte Ay Vakfı Tarafından Açıklanan 10 Kişi,Ay Vakfı (Lunarregistry.com) tarafından açıklanan resmi dönüm (1000 m2) fiyat listesi:Sea Of Tranquility (Sessizlik Denizi) Bölgesinde Dönüm Fiyatı: 37.50 $Lake Of Dreams (Rüyalar Gölü) Bölgesinde Dönüm Fiyatı: 34.25 $Sea Of Serenity (Huzur Denizi) Bölgesinde Dönüm Fiyatı: 31.25 $Sea Of Vapours (Buhar Denizi) Bölgesinde Dönüm Fiyatı: 18.95 $Yapılan yatırımların hangi bölgeden yapıldığı açıklanmadığı için bu dört fiyatın ortalamasını baz alarak hesapladık: 30.48 $ İşte Sonuç;
Babacan-Bank Asya-Yiğit Bulut Üçgeni TBMM’de
CHP, Irak'ta ihracatçıların IŞİD nedeniyle uğradığı zararı da takip ediyorBaşbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başdanışmanı Yiğit Bulut arasında bir süredir devam eden gerilim Bank Asya kriziyle zirveye çıkarken, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, ekonomi yönetimindeki bu çift başlılığı ve yaşanan usulsüzlükleri TBMM gündemine taşıdı. Oran, IŞİD nedeniyle ihracatçıların Irak’ta uğradığı zararın giderilmesi için önlem alınıp alınmadığını da hükümete sordu.AB’de bunun örneği var mı?CHP’li Umut Oran, Bank Asya ile ilgili olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesinde şu soruları yanıt istedi:Geçmişte Başmüzakareci göreviniz de olduğu için yakından tanıdığınız ve tam üyesi olmaya çalıştığımız AB’de ekonomi yönetimleri arasında bu tür çelişkilerin yaşandığı başka bir örnek var mıdır? Ekonomi yönetimi başıbozuk mu?Aranızdaki bu çelişki ve tartışma hükümetinizin ekonomi yönetimdeki başıbozukluğu mu göstermektedir?ABD’de 2008 yılında merkezi hükümet bankaları kurtarmaya çalışırken Türkiye’de tam tersi biçimde Bank Asya’nın batırılmaya çalışılmasının gerekçesi nedir?Kırılgan 5’li riski artmaz mı?Türkiye’de tam da Dünya ekonomisinde “Kırılgan Beşli” ülkeler arasına alınmış ve Arjantin temerrüde düşmüşken hükümetiniz bu tavrı ülkemiz için riski daha da artırmıyor mu?Yabancı yatırımcı kaçar!Hükümet üyesi ve yönetim kadroları arasındaki bu çelişki ve Bank Asya’ya kural dışı getirilen baskılar yabancı yatırımcının güvenini sarsıp, Türkiye’ye gelmekten vazgeçmesine yol açmaz mı?Zararı kim karşılayacak?Bank Asya ile ilgili bu çelişkiler ve gelinen durum “paralel yapı” ile mücadelenin bir unsuru mudur?Borsa İstanbul’da işlem gören bir şirket olan Bank Asya’nın oluşan zararı ve hissesini elinde bulunduran vatandaşların zararını kim karşılayacak?İşlem gören hisse senedi fiyatlarına dışarıdan yapılan siyasi müdahale serbest piyasa ekonomisine uygun mudur? Yapılan bu açıklamaların bankacılık sektörüne ve ekonomiye verdiği zararın sorumlusu kimdir?Hangi adli işlemler yapılacak?Piyasaların sahip olmadığı bu bilgiyi siz hangi kaynaktan edindiniz? İçeriden edinilen bu bilgiyi açıklayarak hükümetiniz herhangi bir menfaat edinmiş midir? 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 106. maddesine göre ortada bir bilgi suiistimali var mıdır? Varsa sorumluları için hangi adli ve idari işlemi uygulayacaksınız?BDDK ve SPK’nın tavrıBank Asya’nın ortak alıp almaması, yerli yabancı gruba satılıp satılmayacağı tamamen yönetim kurulunun takdirindeyken her halka açık finans kuruluşu gibi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) mutat denetimine tabi Bank Asya’nın satışıyla ilgili açıklamalar yapmak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ‘itibarın korunması’ başlıklı 74. Maddesine göre suç değil midir? Bu suçun sorumlularıyla ilgili herhangi bir adli veya idari soruşturma başlattınız mı?Bank Asya ile ilgili olarak yapılan spekülasyonlar karşısında, gereğinin yapılması istemiyle BDDK ve SPK nezdinde girişimde bulundunuz mu?BDDK’ya Bank Asya’yı kapat baskısı mı var?Bank Asya’nın kapatılması için BDDK nezdinde hükümetinizin baskı yaptığı iddiası doğru mudur?Irak’ta 2 bin Türk şirketi etkilendiUmut Oran, Irak’ta ihracatçıların oluşan zararı için de Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’ya şunları sordu:Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütünün Erbil’e kadar dayanması Türkiye ile olan ticareti de olumsuz etkilemiştir. Bölgede faaliyet gösteren 2 bin şirketimiz de bu koşullardan olumsuz etkilenmiştir. Irak’a karayolu ile yapılan sevkiyatlarda yaşanan güvenlik sorununu nasıl aşacaksınız? Bu konuda alınmış bir karar var mı?İhracat yarı yarıya düştüMayıs ayında 1 milyar dolar ihracat yaptığımız Irak’a Temmuz ayı ihracatımız 569 milyon dolara gerilemiştir. Çatışmaların şiddetlenmesi ve Kuzey Irak’ın daha fazla zarar görmesi halinde tüm ticaretin durma noktasına gelme olasılığı karşısında hükümetiniz önlem aldı mı, bunlar nelerdir?TIR şoförleri haraç veriyorTürk TIR’larının yaklaşık 3 aydır Bağdat ve Basra gibi güneydeki merkezlere farklı yollarla ulaştığı ve bazı şirketlerin ise IŞİD terör örgütüne haraç vermek zorunda kaldığı bilinmektedir. Hükümetiniz bu duruma neden sessiz kalmaktadır, bunu nasıl önleyeceksiniz?Son verilere göre 1.5 milyon nüfuslu Erbil’de yaklaşık 200 bin Türk vatandaşının yaşadığı tahmin edilmektedir. Bölgede yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Irak’taki son gelişmelerin ardından sınır kapılarında herhangi bir kısıtlama yapıldı mı?
Nietzsche'den İyi Yazmanın 10 Kuralı
8 Ağustos 1882 ile 24 Ağustos 1882 tarihleri arasında Nietzsche; Lou Andreas-Salomé'ye yazdığı mektuplarda iyi bir yazar olmak için sahip olunması gereken on altın kuralını açıklar.
'Sadece Türkiye'yi Değil Muhalefeti Dahi Dönüştürdük'
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, 'Biz sadece Türkiye'yi değil muhalefeti dahi dönüştürdük, değiştirdik' dedi.ANKARACumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı seçimi kampanyası kapsamında, Etlik Mahallesi'nde düzenlenen mitingde vatandaşlara hitap etti. “Barışın, kardeşliğin, adaletin, dayanışmanın başkenti Ankara, seni bugün bir kez daha hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Ankara, senin bütün ilçelerini selamlıyorum, bütün semtlerini, caddelerini, sokaklarını selamlıyorum. Ankara, 80 vilayetten gelip buralı olan, Ankaralı olan tüm Ankaralı kardeşlerimi selamlıyorum” diyerek konuşmasına başlayan Erdoğan, Afganistan’dan Cezayir’e, Azerbaycan’dan Sudan’a cumhurbaşkanı seçimi için Ankara’ya gelen tüm dost ve kardeş ülkelerin gençlerini selamladığını söyledi. Ankara’nın manevi şahsiyetleri Hacı Bayram Veli, Seyit Hüseyin Gazi, Abdulhakim Arvasi, Bünyamin Ayaşi, Ali Semarkandi ve Tacettin-i Veli hazretlerine hürmetlerini ilettiğini dile getiren Erdoğan, “Gazi Mustafa Kemal’i, Kurtuluş Şavaşımızın kahraman kumandanlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi hürmetle anıyorum. İstiklal Marşı'nı Ankara’da yazan merhum Mehmet Akif’e bir kez daha Rabbim’den rahmet niyaz ediyorum” diye konuştu. Erdoğan, 80 vilayete elini uzattığı, dünya başkentleri arasında itibarlı bir yeri olduğu, mazlumlara umut ışığı olduğu için Ankara ile iftihar ettiğini belirterek, “Ankara, sen Gazze’nin yanında dimdik duruyorsun. Sen, mazlumların yanında sarsılmadan duruyorsun. Sen, Suriyeli gariplere sahip çıkıyorsun. Sen, Türkmen kardeşlerine güç veriyorsun, işte onun için seninle iftihar ediyoruz Ankara. Allah sizlerden razı olsun, Rabbim Ankara’yı korusun, Rabbim kardeşliğimizi, dayanışmamızı, yol arkadaşlığımızı daim eylesin” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı seçiminin Türkiye, millet, tüm dost ve kardeş halklar için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, seçime 1 gün kadığını, 5 Temmuz’da Samsun’da başladıkları kampanya sürecinde 27’si il olmak üzere 40 yerde miting düzenlediklerini, yarın da “41 kere maşallah” diyerek Konya’da vatandaşlarla buluşacaklarını anlattı. Başbakan Erdoğan, dün Malatya ve Gaziantep’te vatandaşlarla muhteşem bir buluşma gerçekleştirdiklerini, Ankara’ya gelmeden önce Kayseri’de sıcağın altında 100 binlerle kuçaklaştıklarını belirterek, “Yarın Konya’da inşallah bu süreci noktalıyoruz. Buradan Ankara’ya coşkunuz, heyecanınız, ahdevefanız için teşekkür ediyorum. 81 vilayetin hepsine, bu harekete, davaya, kardeşlerine sahip çıktıkları için sonsuz şükranlarımı sunuyorum” değerlendirmesinde bulundu. Milletin, pazar günü tarihinde ilk kez doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanını tayin edeceğini, Allah’ın izni, halkın takdiriyle milletin kendi oylarıyla seçtiği ilk cumhurbaşkanının belli olacağını ifade eden Erdoğan, “Pazar gününe hazır mıyız Ankara? Sandığa gidiyor muyuz Ankara? Yeni Türkiye’ye ‘evet’ mi Ankara? Güçlü Türkiye’ye ‘evet’ mi Ankara? Öncü Türkiye’ye ‘evet’ mi Ankara? Türkiye’nin gücüne güç katıyor muyuz Ankara? Milletin adayına oy veriyor muyuz Ankara? Kim o aday, kim? Maşallah, süphanallah, barakeallah. Ankara kararını vermiş. Başkent Ankara tercihini yapmış, Ankara tarihi güne hazırlanmış, rabbim sizlerden razı olsun” diye konuştu. Erdoğan, Ankara’nın Selçuklu ile cihan devleti Osmanlı dönemini yaşadığını, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışına, İstiklal mücadelesine, Cumhuriyetin kuruluşuna yakından şahitlik yaptığını hatırlatarak, şöyle devam etti: “10 Kasım 1938’de Gazi Mustafa Kemal hayata gözlerini yumdu. Hemen ertesi gün 11 Kasım’da şurada Ulus’taki İkinci Meclis Binasını askerler kuşattı. Neden biliyor musunuz? İsmet İnönü’yü zorla cumhurbaşkanı seçtirebilmek için. Bunu da yaptılar. TBMM’yi tehdit ederek İsmet İnönü’yü cumhurbaşkanı seçtirdiler. Bu CHP var ya bu CHP… Bu CHP zihniyetinin gidecek yeri yok. Çankaya milletten koptu, Çankaya diğer vilayetlerden koptu, Çankaya yanı başındaki Yenimahalle’ye, Keçiören’e, Mamak’a, Gölbaşı’na bile uzaklaştı. Çankaya duymaz oldu, görmez oldu, hissetmez oldu. Çankaya milletin derdiyle dertlenmez oldu. O kadar ki bazı kendini bilmezler çıktı, ‘Kabe Arap’ın olsun bize Çankaya yeter’ diye şiirler yazdılar. 1920’de Meclis’te, İlk Meclis açıldığında Meclis’in duvarında ne yazıyordu biliyor musunuz? Şura Süresi’nin 38. ayeti yazıyordu. Ne diyor bu ayet? ‘Onlar, aralarında işlerini istişare ile görürler.’ Meclis, bu işi görüyordu. Sonra bunu kaldırdılar, ‘hakimiyet milletindir’ yazısını koydular. Sonra bunu da değiştirdiler, ‘egemenlik ulusundur’ yazdılar. İsmet İnönü döneminde bu yazıyı da Meclis’in duvarından sildiler. Sadece Çankaya'yı değil, Meclis’i de milletten koparmak istediler.” Başbakan Erdoğan, 1950’de Demokrat Parti’nin seçimi kazanmasının ardından Ankaralıların Ulus’taki Meclis binasının önüne toplandığını, gece yarılarına kadar oradan ayrılmadığını, Adnan Menderes ve arkadaşlarının ilk işlerinin “egemenlik ulusundur” levhasını Meclis’in duvarına asmak olduğunu aktardı. Erdoğan, “Merhum Menderes geldi, milletle Meclis’i kuçaklaştırdı, merhum Celal Bayar geldi, Çankaya ile milleti kuçaklaştırdı. Merhum Özal geldi, Sayın Abdullah Gül geldi, Çankaya milletle buluştu. Şimdi inşallah 10 Ağustos’ta Çankaya ile millet arasındaki bütün engeller Allah’ın izniyle ortadan kalkıyor. 10 Ağustos’ta millet Çankaya’nın kilitlerini tamamen kaldırıyor, 10 Ağustos’ta millet bir kez daha ama bu sefer daha güçlü şekilde Çankaya ile kuçaklaşıyor, Çankaya ile bir oluyor, beraber oluyor” ifadesini kullandı. 'Cumhurbaşkanlığı makamını vesayet kurumu olmaktan tamamen çıkarıyoruz' Cumhurbaşkanı seçimi için hazırladıkları reklam filmini anımsatan Başbakan Erdoğan, 'Sürgün artık sona eriyor, aşık ile maşuk artık buluşuyor, millet sahibi olduğu yıldızı getiriyor, ehline teslim ediyor. Çankaya'nın kapıları artık ardına kadar millete açılıyor. Meclis üzerindeki, milli irade üzerindeki baskıları kaldırmıştık şimdi Çankaya üzerindeki cumhurbaşkanlığı üzerindeki baskıları, tehditleri kaldırıyor; cumhurbaşkanlığı makamını vesayet kurumu olmaktan tamamen çıkarıyoruz' ifadelerini kullandı. Erdoğan, hazırladıkları reklam filminden MHP'lilerin rahatsız olduğunu belirterek, şunları söyledi: 'Neden biliyor musunuz? Ezan varmış, seccade varmış. Seccadenin üzerinde başı yaşmaklı benim Anadolulu bacım varmış. YSK'ya MHP şikayet etti; YSK, 6'ya 4 oy çokluğuyla onların istediği gibi karar verdi, verdiniz de ne oldu. Ben buradan sesleniyorum; 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Hadi gel şimdi beni sustur, bu benim İstiklal marşım ya. Böyle bir anlayış, mantık olabilir mi? Bu MHP'nin bilyeleri dağıldı, Kılıçdaroğlu'na bakar oldu, Pensilvanya'ya bakar oldu, bilye dağıttı bilye. 'Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu.' Bitti, ya huyundan ya suyundan, Kılıçdaroğlu'nun peşine takılırsan gideceğin yer burası. Onlar ezanlarımızı susturmadı mı? Bu CHP, Kuran kurslarımızı kapatmadı mı? Bunlar imam hatipleri kapatmadı mı? Bunlar Kur-an'ı kapatmadı mı? Bunlar başörtümüze saldırmadı mı? Yıllarca bu ülkede okullara, üniversitelere, imam hatiplere başörtüsünden dolayı rahatsız oldular, katsayısını getirdiler ve bu ülkede inancını yaşamak isteyenlere, inancını yaşatmadılar. Ey CHP senin mazin bu kadar karanlık. Şimdi ne oldu? MHP de onun peşine takıldı.' Şu anda başörtülü olarak üniversiteye gidildiğini, imam hatiplerde bir sıkıntı olmadığını, katsayının kalktığını, istenilen üniversiteye gidildiğini ve devlet dairelerinde çalışıldığına değinen Başbakan Erdoğan, 'Bu akşam Kanal 7'de yayımlanacak programda yardımcı doçent kardeşimiz enteresan bir şey söyledi. 'Ben, öğrenci olarak başörtülü okuyamadığım üniversitede, şimdi yardımcı doçent olarak başörtülü görev yapıyorum. Onun için sizlerden Allah razı olsun' dedi. Mesele bu, baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş meğer. Halkın rızası, hakkın rızası mesele bu' diye konuştu. 'Milletin yoksulluğunu görmediler ezanla uğraştılar' Erdoğan, başkentin on yıllar boyunca milletin gündeminden farklı gündemlerle meşgul olduğunu dile getirdi. Ankara'daki siyasetçilerin, idarecilerin kimi zaman cumhurbaşkanları ve başbakanların milletin sorunlarıyla uğraşmak yerine başka işlerle uğraştıklarını kaydeden Başbakan Erdoğan, 'Milletin yoksulluğunu görmediler ezanla uğraştılar, milletin feryadını duymadılar camilerle uğraştılar, eğitimin kalitesini yükselteceklerine, eğitimi yaygınlaştıracaklarına on yıllarca bunlarla uğraştılar. Türkiye'yi büyütmek yerine gittiler halkın diniyle, inancıyla, kültürüyle uğraştılar. Ekonomiyi büyültmek yerine 'sermayeye yeşil' dediler, 'kızıl, ak, kara' dediler. Milletin ekmeğiyle uğraştılar' değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, 3 Kasım 2012'de söz konusu olumsuzluklara son verdiklerini vurgulayarak, gereksiz tartışmaların içine girmediklerini, yapay gerilimlerle oyalanmadıklarını, yasaklara, yoksulluğa ve yolsuzluğa savaş açtıklarını, 12 yılda Ankara'nın bambaşka bir şehir olduğunu anlattı. 'Demokratik tokat atalım' 'Bu, Kılıçdaroğlu denilen zavallı, siyasette hala çırak bile olamadı, bu zavallı maalesef hala edep dışı konuşmalar yaparak, hayasızca bazı hakaretler yapıyor' diyen Erdoğan, 'Bu, Kılıçdaroğlu'nun bu Bahçeli'ye bunun peşine takılan Ekmel'e, Pensilvanya'ya gelin pazar günü şu sandıktan oyları, sandıkları bütünleştirerek adeta patlatırcasına bir demokratik tokat atalım, fazla zamanımız kalmadı. Pazar akşamı partimizin genel merkezinden herkesin 'balkon konuşması' dediği o tarihi konuşmayı inşallah sizlerle buluşarak yapalım' dedi. Erdoğan, Ankara'nın şu anda bölgesinde demokrasinin, özgürlüklerin başkenti olduğunu artık yasaklayan değil özgürlükleri teslim eden bir başkent olduğunu ifade etti. Başörtüsünün artık kamuda, üniversitede serbest olduğuna, farklı dil ve lehçelerde konuşmak ve yayın yapmanın serbest olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Göğsünü gere gere 'ben Türküm, Kürtüm, Lazım, Çerkezim, Boşnakım, Romanım, Sünniyim, Aleviyim' demek serbest mi? Bizden önce neden bunlar denemiyordu? Niye söylenemiyordu, inançları yaşamak, yaşam tarzlarını idame etmek serbest mi? Kılıçdaroğlu rahatsız olmuş. Erdoğan niye böyle söylüyor, bu ayrımcılıktır. Bugüne kadar Alevi vatandaşım, Alevi olduğunu söylemediği için rahatsızdı işte onun önünü açtık, Sen de Alevisin, çık rahat rahat 'ben Aleviyim' de, korkma, rahat ol, huzurlu ol ben de Sünniyim, Sünni olduğumu rahatça söylüyorum, milleti aldatmayalım. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Mevlana'ya sevgin olduğunu söylüyorsun, ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün, aldatıcılardan olma. Biz bunu sağladığımız için Türkiye büyüdü, bunu teşhis ettiğimiz için Türkiye ekonomisi büyüdü.' 'Veren el, alan elden üstündür' Milli gelirin 820 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, 'Ey MHP, bankaları boşalttın, bankaları' dedi. Göreve geldiklerinde zor durumda bulunan Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halk Bankası'nın şimdi güçlendiğini ifade eden Erdoğan, 'Yolsuzlukların olduğu bir Türkiye'de bunlar olabilir miydi?' diye sordu. Erdoğan, 'Bakınız IMF'ye borç... CHP'nin yavrusu DSP, kendilerini ziyarete gittik. 'Bizim için öyle diyorsunuz ama biz yavru değiliz' dediler. 'Ya' dedim, 'Bırak o işi, bal gibi yavrusunuz. Ha, değilseniz, onlar sizin yavrunuz' dedim. Ne oldu? Gittiler, beraber yürüyorlar şimdi yolda. Ana ile yavru beraberler, yan yana, birlikte yürüyorlar. Bir şey olacaklarından filan değil, o ayrı mesele' diye konuştu. İktidarı IMF'ye 23,5 milyar dolar borçla devraldıklarına değinen Erdoğan, geçen yıl 14 Mayıs'ta Türkiye'nin IMF'ye borcunun sıfırlandığını belirtti. IMF'nin iimdi Türkiye'den 5 milyar dolar borç istediğini kaydeden aktaran, 'Veririz. Veren el, alan elden üstündür' ifadesini kullandı. AK Parti'den önceki iktidarın Merkez Bankasını boşalttığını bildiren Erdoğan, 'Ey Bahçeli, neyi, kime anlatıyorsun? Merkez Bankasının kasasında neredeyse bir şey kalmamıştı. 27,5 milyar dolar... Bunun da ciddi kısmı altın, bunun yanında da yurt dışındaki vatandaşlarımızın parasıydı. Ama şimdi 133 milyar dolar kasamızda paramız var. Nereden, nereye' değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, Ankara ile İstanbul, Konya ve Eskişehir arasındaki yüksek hızlı tren hattına işaret ederek, Ankara'nın, hızlı trenin başkenti olduğunu söyledi. Ankara'nın, havayollarının, savunma, uzay ve uydu sanayilerinin de başkenti olduğunu ifade eden Erdoğan, 'Önceki gün İstanbul'da bir kardeşimiz Edirne Keşan'da, Türkiye'de üretilen bir insansız hava aracını 24 saat 34 dakika havada kalarak bir rekor kırdı. Adı Bayraktar. Türkiye'de üretiliyor, kendi mühendislerimiz, teknisyenlerimiz üretiyor. Baba, evlatlar, hep beraber, ailece bunu yaptılar' dedi. 'Muhalefeti dahi dönüştürdük' Türkiye'nin kendi tankını, helikopterini, savaş gemisini, piyade tüfeğini, uydu ve roketini tasarlayarak, ürettiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: 'Ey gidi CHP, ey gidi MHP, sabah akşam başörtüsüyle uğraşırsan bu seviyeye gelemezsin. Sabah akşam milletin inançlarıyla uğraşırsan, ta Moğolistan'daki ilk Türk anıtlarına, Saraybosna'daki Osmanlı camilerine, köprülerine ulaşamazsın. Ama biz ulaştık, yollarını yaptık. Hani sen milliyetçiydin ya? Sen kafatası milliyetçisisin. Vatansever değilsin. Milliyetperver değilsin. Milletin diliyle, inancıyla, kültürüyle, yaşam tarzıyla uğraşırsan ekonomiyi büyütemezsin, ihracatı artıramazsın. 36 milyar dolardan aldık, bak şimdi 155 milyar dolara geldik. Nereden nereye... Bakın şimdi CHP ne yaptı, dikkat edin burası çok önemli, sözüm ona dindar, muhafazakar bir şahsı cumhurbaşkanı adayı gösterdi. CHP genel müdürü şimdi gittiği yerlerde kitaptan, Hz. Peygamberden bahsediyor. Allah lafzı celilini ağzına alıyor. Hamdolsun, ne kadar güzel. Güzel şeyler oluyor. O da alıştı bu işlere. Güzel, güzel. Aman yarabbim, ne güzel gelişmeler. Öbür taraftan HDP'nin adayı 77 milyona hitap etmeye, 'bayrak' demeye, 'vatan' demeye, 'cami' demeye başladı. Baktım ki hutbelerden de bahsediyor. Baktım, Diyanet İşleri Başkanlığını eleştiriyor. Diyor ki 'Diyanet İşleri Başkanlığı hutbeleri, merkezden gönderiyor.' Allah Allah, bak neleri takip etmeye başladı. Ya senin camiyle işin var mı? Bunlar sipariş üzerine bu işleri yaparlar, sipariş. Bunların ibadeti falan, hepsi bunların tamamıyla aldatmaya yöneliktir, oy kazanmaya yöneliktir. Bunlar olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi olanlar değildir. Biz sadece Türkiye'yi değil, muhalefeti dahi dönüştürdük, değiştirdik.' 'Haddini bil' Artık muhalefete ve onun adayına söz söylemeyeceğini ifade eden Erdoğan, 'muhalefetin ne kadar içler acısı durumda olduğunun zaten görüldüğünü' söyledi. Erdoğan, şunları söyledi: 'Artık Pensilvanya dengesini yitirdi. Beddua üzerine beddua ediyor. CHP seçimden umudunu kesti, artık millete hakaret ediyor. Müslümanlara hakaret edilmesine seyirci kalıyor. Aynı programa çıkıyor, aynı programda, bu Doğan Grubu'nun yayın organında, görsel medyada çıkıyor bir tane aşağılık kadın, afedersin onun yanında Müslümanlara hakaret ediyor. Bunda ise ses yok. Şu hale bak. Kimsin sen ya? Sen kimsin? Önce haddini bil. Sen nasıl olur da yüzde 99'u Müslüman olan böyle bir ülkede, kalkarsın da 'Müslümanlardan başka bir şey mi bekleyeceksiniz' dersin? Kimsin sen? MHP derseniz, bu yönetim MHP'yi aldı, CHP'nin ve Pensilvanya'nın kuyruğu haline getirdi. Durumları gerçekten içler acısı. 30 Mart'ta Ankara'da bir ortak aday çıkardılar, derslerini aldılar. Ortak adayları hala kaybettiğine inanmış değil, mahkeme kapılarında sonuç bekliyor. 10 Ağustos'ta da ortak adaylarının akıbeti aynı olacak.' Erdoğan, cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için 'Ortak aday tam manasıyla evlere şenlik' nitelemesinde bulundu. 'Kılıçdaroğlu, ağlanacak haldesin' Merhum Gazeteci Savaş Ay'ın, Kılıçdaroğlu'nun Genel Müdürlüğü dönemindeki SSK hastaneleriyle ilgili programını hatırlatan Erdoğan, 'Çok başarılı bir genel müdür, değil mi? Adam gülüyor ya, sırıtıyor. Hastaneler rezalet... Sırıtıyor ya, gülüyor. Hani güleriz, ağlanacak halimize var ya, Kılıçdaroğlu sen busun, ağlanacak haldesin. Bu adamı nasıl oldu da CHP'ye getirdiler? Kaset, kaset, kaset' diye konuştu. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, 'Başbakan bunu çıkarmak zorunda' dediğini belirten Erdoğan, 'Git sen çıkar ya. Yargı var, her şey var, git çıkar. Ben sana yolu gösterdim. İşte 'bu dinleyenler, bu gözetleyenler seni de gözetlediler' diyorum. Eğer bu Başbakan samimi olmasaydı, sen bugün daha da rezil olacaktın. Anayasa tartışmalarında anında olaya Binali Yıldırım kardeşimle biz müdahale ettik, hemen yayından kaldırıldı. Bizim bu iyiliğimizi hala görmüyor ve diyor ki 'Başbakan bunu çıkarsın.' Ya sen hala kalkıp da Kılıçdaroğlu'nu korumaktan vazgeç. Dürüst ol sen de. Maalesef Kılıçdaroğlu, Bahçeli, ikisi de bu oyunlara, bu Pensilvanya oyununa geldikleri halde, birçok arkadaşını aday gösteremedikleri halde, hala akıllanmadılar. Bunlar evlere şenlik.' 'Buradan ortak adaya bir ders verin. Bilmiyor, öğretin' diyen Erdoğan, İstiklal Marşı'ndan 'Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda/ Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda/Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda/Etmesin tek vatanımdan, beni dünyada cüda' dizelerini okudu. Erdoğan, 'Mesele bu. Ankara, Ekmel'e İstiklal Marşı'nın bu dörtlüğünü öğretti. Ama Ekmel ne diyor, 'Bu Çanakkale Şehitleri herhalde' diyor' dedi. 'Her gün gaf, her gün hata, her gün skandal' Konuşmasında MHP'ye ve CHP'ye gönül verenlere seslenerek, İstiklal Marşı'nı bile bilmeyen birine oy vermemeleri ve cumhurbaşkanı seçmemeleri gerektiğini belirten Erdoğan, HDP'nin ise bu işlerle ilişkisi olmadığını, kongrelerinde Türk bayrağının bulunmadığını, İstiklal Marşı'nın söylenmediğini anımsattı. Erdoğan, HDP'ye gönül verenlere de seslenerek, İstiklal Marşı'nı tanımayan, bayrağa saygı duymayan bu anlayışa gereken dersin verilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Hakkari'de Türk bayrağı olmadan miting yaptığını anımsatan Erdoğan, 'Bunların hali bu. Diyorum ki keşke 40 gün önce değil de 2-3 ay önce ortaya çıksaydı bu ortak aday, millet daha da çok eğlenirdi. Her gün gaf, her gün hata, her gün skandal' dedi. Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu'nun, 'Ben edebiyatçıyım. İstiklal Marşı'nı, Çanakkale Şehitleri'ni bilirim. Yahya Kemal'in Süleymaniye'de Bayram Namazı'nı bilirim' sözlerine dikkati çeken Erdoğan, Yahya Kemal'in 'Süleymaniye'de Bayram Namazı' diye bir şiirinin bulunmadığını, 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' diye bir şiiri olduğunu vurguladı. Erdoğan, 'Ben inanıyorum ki Ankara'da CHP'ye, MHP'ye gönül vermiş kardeşlerim, Saadet Partisi'ne, BBP'ye gönül vermiş kardeşlerim bu monşer adaya destek olmayacaklar. Ankara'dan 10 Ağustos'ta inşallah farklı bir sonuç bekliyoruz. Ankara'da sadece AK Partili kardeşlerimden değil bütün vatandaşlarımdan güçlü bir destek bekliyoruz' ifadelerini kullandı. Erdoğan, 10 Ağustos'un Ankara'yı değiştireceğini, Çankaya'yı çok güçlü kılacağını, 77 milyonun bir, tek yürek ve hep birlikte Türkiye olacağını dile getirdi. 'Bayrağımızın, pasaportumuzun, paramızın itibarını çoğaltacağız' Erdoğan, Ankara'nın ilçelerini, mahallelerini çok daha güçlü kılacaklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Ankara Kızılcahamam'ın Güven Mahallesi'ne de ulaşacak, Gazze'ye de ulaşacak, Ankara Şereflikoçhisar'ın Yeşilyurt Mahallesi'ne de ulaşacak, Somali'ye de ulaşacak, Güdül'ün Çukurören Mahallesi'ne de ulaşacak, Irak'ta Tuzhurmatu'daki Türkmenlere de ulaşacak. Selçuklu'nun mirasını geleceğe taşıyacağız, Osmanlı cihan devletinin mirasını geleceğe taşıyacağız. Cumhuriyetimizi daha da güçlendirecek, bayrağımızın, pasaportumuzun, paramızın itibarını daha da çoğaltacağız.' Ankara'ya yatırımlar Ankara'ya 12 yılda yapılan yatırımlara da işaret eden Erdoğan, 'Ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 50 katrilyon lira. Ulaştırma ve haberleşmede 12,5 katrilyon, toplu konutta 11 katrilyon, eğitimde 5 katrilyon, gençlik ve sporda 2,5 katrilyon, enerjide 2 katrilyon, orman ve su işlerinde 2 katrilyon, sağlıkta 1,5 katrilyon yatırım yaptık. Ankara sağlıkta yaptığımız tesislerle ülkemizin kalbi olacak. Toplamda 7 bin 226 yatak kapasiteli Etlik ve Bilkent sağlık kampüslerinin yapımı devam ediyor. 2 şehir hastanesi kuruyoruz Ankara'ya. Birisi Etlik'te birisi Bilkent'te' diye konuştu. Ankara'yı Konya, Eskişehir, Bilecik, Sakarya, Kocaeli, İstanbul ile hızlı tren aracılığıyla buluşturduklarını, bunun devamının geleceğini bildiren Erdoğan, Avrupa'nın müstesna bir ülkesi olarak Başkentray'ın çalışmalarının hızla devam ettiğini, Batıkent-Sincan, Kızılay-Çayyolu metrolarının tamamlandığını, Keçiören-Tandoğan metro hattı yapım çalışmalarında sona yaklaşıldığını, test sürüşlerine başlayacaklarını, Kızılay'dan Esenboğa Havalimanı'na giden Ulus, Siteler, Kuzey Ankara Projesi, Pursaklar, Saray fuar alanının da güzergahında bulunduğu bir metro hattı daha kurulacağını söyledi. Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, bunlar da hayata geçirildiğinde Ankara'nın toplu taşım konusunda çağ atlayacağını belirterek, Ankara-Niğde, Ankara-İzmir, Ankara-Samsun arasında 3 otoyol projesiyle ilgili altyapı çalışmalarının son sürat devam ettiğini, 10 Ağustos'un ülke ve Ankara için milat olacağını kaydetti. Vatandaşlardan iradelerine, sandıklara, demokrasiye sahip çıkmalarını isteyen Erdoğan, Türkiye'de bulunan gurbetçilerin 44 gümrükte oylarını kullanabileceğini anımsattı. Erdoğan, Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat olduğunu, 12 yıldır tarih yazdıklarını ifade ederek, 'İnşallah 10 Ağustos'ta yeni Türkiye'nin, büyük Türkiye'nin tarihini yazacağız. El ele, gönül gönüle daha güçlü bir Türkiye'yi inşa edeceğiz. Mutlaka sandığa gidin, güçlü Türkiye için, yeni Türkiye için oyunuzu kullanın. İleride çocuklarınıza, torunlarınıza, 'evladım, torunum, işte ben milletin ilk cumhurbaşkanını seçtiği o seçimde oy kullandım' deyin. 'Halkın oylarıyla belirlenen ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullandım' deyin' şeklinde konuştu. Meydandaki vatandaşlardan ellerini kaldırmalarını isteyen Erdoğan, 'Bize Allah yeter, bize millet yeter, kardeşlerim bize Ankara yeter. Dualarınızda Gazze'yi unutmayın, dualarınızda Mısır'ı, Libya'yı unutmayın, Suriye'deki, Irak'taki mazlum kardeşlerinizi unutmayın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun, Allah bizi utandırmasın, mahçup etmesin. Milli irade, milli güç, hedef 2023' diye konuştu. Mitingden notlar Mitingin gerçekleştirildiği alana eşi Emine Erdoğan’la gelen Başbakan Erdoğan, platforma çıkarak vatandaşları selamladı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği mitingde bazı vatandaşların da çevre binaların pencere ve balkonlarından mitingi izlediği görüldü. Erdoğan, konuşmasının ardından Saadet Partisi'nden istifa eden Amasya Hamamözü İlçesi Belediye Başkanı Bahattin Destebaş, MHP’den istifa eden Çorum Uğurludağ Belediye Başkanı Remzi Torun ve BBP’den istifa eden Karaman Sarıveliler Belediye Başkanı Hayri Samur’a AK Parti rozetlerini taktı. Erdoğan, daha sonra mitingi izlemek üzere alanda bulunan yabancı gençlerle selamlaştı. Vatandaşları da selamlayan Erdoğan, kendisi için “Uzun Adam” şarkısını besteleyen ve geçen hafta hayatını kaybeden sanatçı Murat Göğebakan’a da vatandaşlardan Fatiha okumalarını istedi. Çok sayıda pankartın bulunduğu miting alanında 'Vefayı Senden Öğrendik Sen Nereye Biz Oraya', 'Zalimler Korksun Bakışından Mazlumlar Sana Gardaş Olsun', 'Ankara Sana İnanıyor' şeklindeki pankartların yanı sıra Başbakan Erdoğan'ın reklam filminde okuduğu, Sezai Karakoç’un 'Ey Sevgili' şiirinden bölümlerin yer aldığı pankartlar dikkati çekti. Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan ve Emrullah İşler, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Salih Kapusuz ve Abdulhamit Gül, AK Parti Genel Sekreteri Haluk İpek ve milletvekillerinin de katıldığı mitingde, yabancı siyasetçi ve konuklar da yer aldı. Muhabir: Kadir Karakuş, Enes Kaplan, İlkay Guder, Barış Kılıç, Selma Bıyıklı Adabaş
Dünya Kentlerini Ziyaret Etmek İçin En Uygun Aylar Hangileri?
Bu sene iznim gecikti, bir türlü fırsat bulamadım, her yer çoktan dolmuş kalacak yer ayarlayamadım gibi cümlelerin tatil planınızdaki etkisini en aza indirmek için tüm sene boyunca nereye ne zaman gidilir, bu işten en uyguna nasıl çıkılır sorularına nokta atışı cevaplar!Kaynak
Reklam
Hürriyet: 'Enis Berberoğlu Kendi Arzusuyla İstifa Etti, Yorumlar Asılsız'
'Bazı internet sitelerinde yapılan asılsız yorumlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereğini duyduk'Eski Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ’nun istifasıyla ilgili Hürriyet’ten yapılan açıklamada, “Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, bugün kendi arzusuyla bu görevinden ayrılmıştır. Bazı internet sitelerinde arkadaşımızın ayrılışı hakkında bir dizi siyasi senaryonun üretildiği görülmektedir” denildi. Açıklamada, “Enis Berberoğlu, herhangi bir siyasi anlam verilmemesi için bu kararını, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce açıklamayı tercih etmiştir. Onun bu hassasiyetine rağmen bazı internet sitelerinde yapılan asılsız yorumlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereğini duyduk” ifadelerine yer verildi. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu’nun istifasının perde arkasında, gazeteyi yaparken karşı karşıya kaldığı sınırlamalardan bunalmasının olduğu ve Berberoğlu’nun Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan ’ın gazetenin çalışanları önünde, “Yaptığın gazeteyi beğenmiyorum Enis” sözlerine de kırıldığı belirtilmişti. Hürriyet İnternet’ten Enis Berberoğlu’nun istifasıyla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, bugün kendi arzusuyla bu görevinden ayrılmıştır. Bazı internet sitelerinde arkadaşımızın ayrılışı hakkında bir dizi siyasi senaryonun üretildiği görülmektedir. Enis Berberoğlu, herhangi bir siyasi anlam verilmemesi için bu kararını, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce açıklamayı tercih etmiştir. Onun bu hassasiyetine rağmen bazı internet sitelerinde yapılan asılsız yorumlar nedeniyle bu açıklamayı yapma gereğini duyduk. Sevgili okuyucularımıza duyurulur. 2009’dan beri görevdeydiDaha önce Hürriyet’in ekonomi yazarlığını ve Ankara Temsilciliği görevini yapan Berberoğlu, Ertuğrul Özkök ’ün yaklaşık 20 yıl oturduğu Genel Yayın Yönetmenliği görevini 2009’da devralmıştı.T24
İstanbul'dan Kaçmak İçin Yakın Yerler; KIRKLARELİ
Kırklareli;Nazardan kaçırılmış doğası, zengin tarih ve kültür varlıkları, Karadeniz'deki uzun ve kimi yerde pudra tozu misali kumsallarıyla donatılmış dingin denizi, Rumelili hissedişi yüksek bal yürekli insanları, engin mutfağı ile bu lezzetlere ev sahipliği yapan pek çoğu doğanın koynunda yer alan lezzet duraklarıyla, İstanbul'un insanı boğan keşmekeşinden kaçmak isteyenler için eşsiz bir seçenektir.Keşfetmeye var mısınız ?KırklareliKırklareli Gezi Rehberi
Reklam
Ermeni Ustadan 'Allah'ın Adları' Rekoru
Türkiye'nin Ermeni vatandaşlarında 22 yıllık kuyum mıhlama ustası Şenol Vayvalako, 7 yıl önce rüyasında Hz. Muhammed'i gördükten sonra Müslüman oldu. Vayvalako, 4.5 yıllık çalışmayla 15 bin Star Daimond taşını tek tek işleyerek, Allah'ın 99 adı olan 'Esma'ül Hüsna'nın yer aldığı bir eser ortaya çıkardı. ANTALYA - Antalya'nın Muratpaşa İlçesi'nde oturan 1 çocuk babası, Ermeni asıllı Türk vatandaşı kuyum mıhlama ustası 40 yaşındaki Şenol Vayvalako, 7 yıl önce rüyasında Hz. Muhammed'i gördüğünü ve bunun üzerine Müslümanlığa geçtiğini söyledi. Yaşadıklarının herkese nasip olamayacağını belirten Şenol Vayvalako, “O rüyadan sonra kendimi çok değerli gördüm. İslam için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Esma'ül Hüsna konusunda karar kıldım. Ancak yapılıp yapılamayacağına karar vermem 1 yılımı aldı. Danıştığım kişilerin bana verdiği cevap, bunun yapılamayacağı yönündeydi. Ama ben yine rüyama inanarak evimi, arabamı satıp bu işi yapmaya karar verdim. Allah da bana nasip etti, yaptım. Yaklaşık 5 yılımı aldı. Bu dünyada bir ilk. Böyle bir eseri tasarlayıp yapabilen kimse çıkmamış' diye konuştu. AFRİKA'DAN ABANOZ AĞACI, GÜMÜŞ VE ALTIN KAPLAMA Eser hakkında da bilgi veren Şenol Vayvalako, şunları söyledi: “Afrika'dan abanoz ağacı getirttim. Fırına koyduktan sonra 1 yıl beklettim. Bu ağaçta hiçbir boyama, renklendirici yok. Ağacın içini oyup, şekil verdiğim metale desenleri tek tek işledim. Arkasına işlemelerle birlikte altın kaplama yaptım. Üstünde yaklaşık 7- 7.5 kilogram gümüş var. Her birini 18 gram altınla kapladım. Arkasını 22 ayar altınla kapattım. Ortaya, yekpare tek bir pano çıktı. Bu eser yağlı boya değil, kazıma, oyma değil, başlı başına bir tasarım. Eserin üzerine işlediğim taşlar laboratuvar üretimi. Star Daimond denilen bir taş. Yaklaşık 15 bin adet taş kullandım.' GUİNNESS REKORLAR KİTABI'NDAN HABER BEKLİYOREserin Guinness Rekorlar Kitabı'na girmesi için başvurduklarını sözlerine ekleyen Vayvalako, şöyle dedi: “Rekorlar Kitabı yetkilileri, bize daha önce böyle bir eserin yapılmadığını söyledi. Birkaç gün içerisinde Guinness Rekorlar Kitabı'ndan da haber alacağız. İnşallah o kitaba da gireceğiz. Türkiye 'yi tüm dünyaya tanıtıp, adımızı duyurmuş olacağız. Dünyada eşi benzeri olmayan bir eser ortaya çıkardığını iddia eden Vayvalako, “Özellikle Arap ülkelerindeki şeyhler, milletvekilleri almaya geldi. Bu eserin Türkiye'de ekspertiz değerinin belirlenmesini istiyoruz. Ben kar marjı gözetmiyorum. Bu eserden gelecek parayla Kuran-ı Kerim'i ayet ayet yazmak istiyorum' diye konuştu. Kısa süre önce yaşadığı deneyimleri de paylaşan kuyum mıhlama ustası Vayvalako, konuşmasını şöyle tamamladı: “Ben bir yola girdim. 4.5 yıl hiçbir gelirim olmadan sadece bu eseri yaptım. Ben Ermeniyim, Hıristiyandım. Kuran ve İncil yanımda. Rüyamda peygamber efendimizi görüp, 'Hayır ben bu işi yapmıyorum' diyemezdim. Şimdi bunu verip daha büyüğünü yapmak istiyorum.' Süleyman EKİN/DHA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Geçen salı gecesi CNNTürk ’te katıldığım bir programda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’de ahlaki çöküş yaşandığını ve halkın bir kısmının sorgulama yeteneğine sahip olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: “ Bir kitle var ki bu yüzde 25 ile 35 arasında değiştiği söyleniyor... Bu kitle hiç bir şeyi sorgulamıyor. ” Ben de bu görüşüne cevaben dedim ki: “ Bunu Türkiye’de, bir Müslüman ülkesinde beklemek biraz zor değil mi? Çünkü neticede İslam, merkezine bireyi değil cemaati alan bir din. ” Bu cümlem üzerine yazar Levent Gültekin ’in lügatimize kazandırdığı “ Erdoğanistler ” bir linç kampanyası başlattılar. Kendilerine dindar diyen bu kişiler ağza alınamayacak küfür, hakaret ve tehdidi üzerime yağdırdılar. Kimi hemcinslerim dâhil. Yeni Şafak konuyu dün manşetine taşıdı. Fotoğrafımı basmayı da ihmal etmedi. Beni açıkça hedef gösterdi. Başbakan dün koroya katıldı. Meydanlarda beni yuhalattı.
Reklam
Milletin Parası Erdoğan'ın Ceb-i Hümayun'u Oldu!
Bir tek oy, tek adam dönemini sandığa, tarihe gömecek, işte o senin oyun!   ·         Başbakanlığı döneminde kişisel servetini katlayarak dünyanın en zengin başbakanları arasına girdi, ailesini gemi filosu, holding, hastane, şirket, vakıf; yakınlarını multi milyarder yaptı, milyarlarca liralık haksız serveti gizlemekte zorlandı. ·         Cumhurbaşkanlığına aday oldu ama Başbakanlık görevinden istifa etmedi; elindeki devasa kamu kaynaklarını, tüm devlet olanaklarını haksız ve adaletsiz biçimde kendi propagandası için kullandı. ·         Seçim kampanyasının finansmanında kamu kaynak ve imkânları yetmez gibi açtığı bağış kampanyası ile '1 TL bile olsa verin' diyerek vatandaşlardan en az 25 milyon TL topladı. ·         Erdoğan'ın Başbakanlığı süresinde hem Başbakanlık Bütçesi'nden (açık) hem de 'örtülü ödenek'ten (gizli) yaptığı harcamalar ise parmak ısırtıyor . ·         1991-2002 döneminde Akbulut, Demirel, Çil­ler, Yıl­maz, Er­ba­kan ve Ece­vit hükümetlerinde Başbakanlık Bütçesi'nden yapılan toplam 2.2 milyar TL harcamaya karşılık, kısa süreli Gül hükümeti hariç tamamına yakınında Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu 2002-2014 dönemindeki harcama 25 milyar lirayı aştı. ·         Önceki 12 yıldaki başbakanların örtülü ödenekten yaptığı toplam harcama sadece 442.5 milyon lira olurken; Tayyip Erdoğan'ın örtülü harcaması ise bu yılın Haziran ayı sonu itibariyle tam 7.3 milyar liraya ulaştı. ·         Erdoğan, önceki 12 yıldaki tüm başbakanların başbakanlık bütçesinden yaptığı toplam harcamanın 11 katı, örtülü ödenek kullanımının ise 17 katı harcama gerçekleştirdi . ·         Erdoğan, devleti de gırtlağına kadar borca soktu. Erdoğan döneminde ' merkezi yönetim ' (Merkez Bankası, belediyeler vb. hariç, sadece hükümetin, yani başbakanın tasarrufundaki kamu) borcunda patlama yaşandı. Önceki 58 başbakanın 80 yılda yaptığı toplam 260.2 milyar liralık borcun üstüne Erdoğan, 11.5 yılda net 333.3 milyar lira ekledi.   ·         Erdoğan'ın başbakanlığında, ekonomideki her başarısızlığına kılıf gösterdiği ' faiz lobisi 'ne devletin borçları için ödenen faiz 600.3 milyarla, önceki 12 yılı beşe katladı. ·         Başbakanlığı döneminde onlarca yolsuzluk ve usulsüzlüğe imza atan, bulunduğu makamı kişisel servetini büyütmede kullanan, devletin kaynaklarını çarçur edip haksız biçimde dağıtan, halkı ve ülkeyi büyük borç altına sokan Erdoğan, şimdi Köşk'e çıkarak kendisine tam bir saltanat kurmaya niyetleniyor. ·         Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı koltuğuna oturması ülkede rejim sıkıntına yol açacaktır. Seçilmesi durumunda Erdoğan, Anayasa ile belirlenen görev sınırlarının aşarak yürütme erkini de elinde tutup her konuda tek yetkili, tek söz sahibi, yani padişah olmaya yeltenecektir. ·         Cumhurbaşkanlığı seçimi artık çok önemli, yurttaşlarımıza 'küsme sandığa git, boş verme oy ver' diye sesleniyorum. Kul hakkını, yetim hakkını korumak için, milletin parasını, kendi paranın, devlet hazinesinin çarçur edilmemesi için oyunu kullanman çok önemli. Oyunu demokrasinin güçlenerek, tüm kurum ve kurallarıyla çalışmasından yana ver. Bir tek oy, tek parti, tek adam dönemini sandığa, tarihe gömecek, işte o senin oyun! Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde istifa etmeyip, kamu kaynakları ve tüm devlet olanaklarını kendisi için kullanarak adaletle en küçük ilgisi olmadığını bir kez daha kanıtlayan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 yıla yakın sürede Başbakanlık makamını kullanarak açıktan ve ' örtülü ' biçimde devlet kasasından yaptığı harcamalarla da parmak ısırtıyor. Erdoğan, Başbakanlığı döneminde onlarca yolsuzluk ve usulsüzlüğe imza attı, hukuku, demokrasiyi adeta rafa kaldırdı, halkı kutuplaştırıp bölünmenin eşiğine, Türkiye'yi bölgede tüm komşularıyla sorunla hale getirdi. Devletin kaynaklarını çarçur edip haksız biçimde dağıtan, halkı ve ülkeyi büyük borç altına sokan Erdoğan, makamını kişisel servetini büyütmede kullandı, dünyanın en zengin başbakanları arasına girdi, ailesini gemi filosu, holding, hastane, şirket, vakıf; yakınlarını multi milyarder yaptı, haksız yoldan elde edilmiş milyarlarca liralık serveti 'sıfırlamakta' zorlandı. Sıradan bir memurun bile adaylık durumunda görevinden istifası gerekirken Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde de pişkinliğini sürdürerek, Başbakanlıktan istifa etmedi; elindeki devasa kamu kaynaklarını, tüm devlet olanaklarını haksız ve adaletsiz biçimde kendisi için kullandı. Devletin uçağıyla, resmi makam arabasıyla yurt içi ve yurt dışında mitinglere gitti, kendi propagandasını yaptı. Diğer adaylar kendi mütevazi bütçeleri ile kampanya yürütürken, Erdoğan seçim mitinglerinde devlet imkanlarını alabildiğine kullanarak bencil ve adaletsiz kişiliğini bir kez daha ortaya koydu. Seçim kampanyasının finansmanında kamu kaynak ve imkânları yetmez gibi açtığı bağış kampanyası ile yıllardır yoksul bıraktığı, ağır borç altına soktuğu halktan ve baskı uygulayıp gözdağı verdiği işadamlarından 25 milyon TL topladı. KAMUNUN PARASINI SU GİBİ HARCADI… Erdoğan, Başbakanlığı süresinde hem Başbakanlık Bütçesi'nden (açık) ve hem de 'örtülü ödenek'ten (gizli) yaptığı harcamalarla da parmak ısırttı ve kendinden öncekilere açık ara fark attı . Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Tan­su Çil­ler, Nec­met­tin Er­ba­kan ve Bü­lent Ece­vit başkanlıklarında kurulan hükümetlerin iş başında olduğu 1991-2002 dönemindeki 12 yılda Başbakanlık Bütçesi'nden yapılan toplam 2.2 milyar TL harcamaya karşılık, kısa süreli Gül hükümeti hariç tamamına yakınında Erdoğan'ın başbakan olduğu 2002-2014 dönemindeki AKP hükümetlerinde Başbakanlık kurumunun toplam harcaması 25 milyar lirayı aştı. Erdoğan başbakanlıkta henüz 12 yılı dahi dolmadan, önceki 12 yıldaki tüm başbakanların başbakanlık bütçelerinden yaptığı toplam harcamanın 11 katı harcama gerçekleştirdi. HİÇBİR BAŞBAKAN BU KADAR 'ÖRTÜLÜ' HARCAMADI… Erdoğan, bütçede ' gizli hizmet gideri ' olarak yer alan, ' örtülü ödenek ' diye adlandırılan kalemden denetimsiz yaptığı harcamada ise ölçüyü daha da kaçırdı. Önceki 12 yıldaki tüm başbakanların örtülü ödenekten yaptığı toplam harcama sadece 442.5 milyon lira olurken; Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde yaptığı örtülü harcamalar ise bu yılın Haziran ayı sonu itibariyle tam 7 milyar 303 milyon liraya ulaştı . Erdoğan, önceki 12 yıldaki tüm başbakanların örtülü ödenek kullanımının 17 katı harcama gerçekleştirdi. Ka­mu Ma­li Yö­ne­ti­mi ve Kon­trol Ka­nu­nu­'nun 12. mad­de­si­ne gö­re yalnızca dev­le­tin mil­li gü­ven­li­ği ve yük­sek çı­kar­la­rı ile iti­ba­rı­nın ge­rek­le­ri, si­ya­si, sos­yal ve kül­tü­rel amaç­lar ve ola­ğa­nüs­tü hiz­met­ler­le il­gi­li kullanılması gereken ör­tü­lü öde­neğin, baş­ba­ka­n ve ai­le­si­nin ki­şi­sel har­ca­ma­la­rı ile si­ya­si par­ti­le­rin ida­re, pro­pa­gan­da ve se­çim ih­ti­yaç­la­rın­da kullanılmaması gerekiyor. Erdoğan ise önceki hiçbir başbakanın yapmadığı bir şekilde, örtülü ödeneği adeta ' gizli hazinesi ' gibi kullandı ve fütursuzca harcadı. Erdoğan'ın örtülü ödenekten yaptığı harcamalardaki astronomik artış dikkat çekicidir, bu kaynakların kullanım şekli şaibelidir. 58 BAŞBAKAN 80 YILDA TOPLAM 260, ERDOĞAN 11.5 YILDA 333 MİLYAR BORÇ ALDI Başbakanlık makamını kullanarak devlet kaynaklarını açık ve örtülü biçimde har vurup harman savuran Erdoğan, devleti de gırtlağına kadar borca batırdı. Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, ' merkezi yönetim ' (Merkez Bankası, yerel yönetimler gibi kamu kuruluşları hariç, sadece hükümetin, yani başbakanın tasarrufundaki kamu) borcunda adeta patlama yaşandı. 57- Ecevit hükümeti, Kasım 2002 seçimleri sonrasında, Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı olması nedeniyle Abdullah Gül başkanlığında kurulan 58. AKP hükümetine 145.3 milyar lira iç ve 86.1 milyar lira da dış olmak üzere toplam 231.4 milyar liralık merkezi yönetim borç stoku devretmişti. 58- hükümet, CHP'nin desteğiyle siyasi yasağını kaldırdığı Erdoğan'ın, yapılan bir ara seçimle TBMM'ye girmesini sağladı, Mart 2003'te Erdoğan başkanlığında 59. hükümet kuruldu. İlk Erdoğan hükümeti 162.6 milyar lirası iç, 97.6 milyar lirası dış olmak üzere 260.2 milyar liralık merkezi yönetim borcu devraldı. Merkezi yönetim borç stoku bu yılın Haziran sonu itibariyle 408.4 milyarı iç, 185 milyarı dış olmak üzere tam 593.4 milyar liraya ulaştı. ' Borç yiğidin kamçısıdır derler, ama yiğitsen kamçıdır, değilsen felakettir ' diyen Erdoğan, önceki 58 başbakan 80 yılda toplam 260.2 milyar liralık borcun üstüne, 11.5 yılda net 333.3 milyar lira ekledi . Kısa süreli Gül hükümeti de dahil edildiğinde AKP öncesinde toplam 231.4 milyar lira olan merkezi yönetim borç stokuna, AKP hükümetleri döneminde net 362.1 milyar lira daha eklendi. Önceki 80 yılın sonundaki borç stoku, son 11.5 yılda 2.5 katına çıktı.  Diğer kuruluşlarla birlikte kamunun iç ve dış toplam borç stoku ise 2002-2014 döneminde 379 milyar lira artarak 257 milyar liradan 636 milyar liraya yükseldi. 12 YILDA 'FAİZ LOBİSİ'NE ÖDENEN 600 MİLYAR TL Tayyip Erdoğan, ekonomideki her başarısızlığını ' faiz lobisi 'nin komplolarına bağladı, hayali odaklara kendince meydan okudu, seçmen tabanının muhayyilesinde ' faiz lobisini titreten lider ' hamaseti yarattı. Oysa Erdoğan döneminde giderek büyüyen borçluluk nedeniyle iç dış kreditörlere astronomik miktarda kaynak aktarıldı, faiz lobisi denilen odaklar adeta ülkenin kanını emdi. Bu yılın tamamında 52 milyar lira olması beklenen faiz servisi ile son 12 yılda devletin iç ve dış borçları için kreditörlere ödenen toplam faiz 600 milyar lirayı aşıyor. 2003-2014 döneminde ödenen toplam faiz, önceki 12 yıldakinin neredeyse 5 katı… KÜSME SANDIĞA GİT! Cumhurbaşkanlığı seçimi artık çok önemli, yurttaşlarımıza 'küsme sandığa git, boş verme oy ver' diye sesleniyorum. Kul hakkını, yetim hakkını korumak için, milletin parasını, kendi paranın, devlet hazinesinin çarçur edilmemesi için oyunu kullanman çok önemli. Oyunu demokrasinin güçlenerek, tüm kurum ve kurallarıyla çalışmasından yana ver. Bir tek oy, tek parti, tek adam dönemini sandığa, tarihe gömecek, işte o senin oyun!
NBC: 'Tarantino Bana 'Kulübe Hoş Geldin!' Dedi'
'Kış Uykusu', Altın Palmiye kazandığı Cannes Film Festivali'ne ev sahipliği yapan Fransa'da dün vizyona girdi. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Fransa gazetelerine verdiği röportajlarda, Altın Palmiye'nin henüz hayatını değiştirmediğini söyledi.Nuri Bilge Ceylan’a Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazandıran ‘Kış Uykusu’, festivale ev sahipliği yapan Fransa’da dün gösterime girdi. Daha evvel ‘Koza’ adlı kısa metraj filmiyle adım attığı Cannes Film Festivali’nde, festivalin en uzun filmlerinden biriyle büyük ödülü alan yönetmen, 3 saat 20 dakikalık filmin gösterimi dolayısıyla Fransa’nın büyük gazetelerine söyleşiler verdi.Liberation gazetesine tam sayfa röportaj veren Türk sinemasının ünlü yönetmeni, ödülün kariyeri ve hayatında yarattığı etkiye dair soru üzerine; “Belki bir sonraki filmim daha hızlı ilerleyecek. Ama şimdilik hayatımda fazla bir değişiklik olmadı. Elbette film her yerde gösterime girecek ve bu benim daha da tanınmama yardımcı olacak. Ödül gecesindeki seramoniden sonra toplu fotoğraf çekiminde de ilk duyduğum cümle bu olmuştu. Quentin Tarantino bana ‘Kulübe hoş geldin! Ben Altın Palmiye aldığımda festival başkanı da bana aynı şeyi söylemişti’ demişti” sözleriyle yanıt verdi.‘HER KARAKTERDE BİRAZ BEN VARIM’“Buna benzer büyük ödüller almakta bir tehlike olduğunu söyleyebiliriz. Sanatçının bir yanını öldürebilir, çünkü bir sondur neticede. Ama diğer taraftan heyecanım sönmedi. Ben hayatı zor kaldıran biriyim ve sürekli olarak sanata ihtiyacım var. Benim sinema yapma ihtiyacım buradan geliyor. Yaşamakta zorlandığım zor şeylerden söz etmeye devam edeceğim. Sanki film yaparak kendi varlığımla pazarlık ediyorum. Kış Uykusu’nun her karakterinde biraz benden izler var. Ama elbette kendimi en çok Aydın’a yakın hissediyorum. Filmlerimde benden izler olduğu gibi, karakterlere insanların hiç sevmediğim yanlarını da koyuyorum.” HürriyetArzu Morin ÇAKIR
Bank Asya Hisseleri Hükümet'ten Gelen Açıklamalarla Çalkalanıyor
Bank Asya hisselerinde son iki gündür sert hareketler yaşanıyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın “Ziraat, Bank Asya ile görüşüyor” açıklaması ile yüzde 7 yükselen hisseler, bu kez Başbakan Başdanışmanı Yiğit Bulut’un bu açıklamaları yalanlaması ile açılışta yüzde 9 düştü. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın dün bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada “Biz hükümet olarak kararımızı verdik. Kamunun da katılım bankacılığı sektöründe olmasını istiyoruz ve bu konuda bankalarımız nezdinde çalışmalarımız sürüyor. Ziraat Bankası, Bank Asya’yı satın alırsa kamunun bir katılım bankası olur” dedi. Bu açıklamanın ardından Gülen Hareketi’ne yakınlığı ile bilinen Bank Asya hisseleri dünü yüzde 7 yükselişle kapattı. Fakat bankanın hisseleri yılbaşından bu yana yüzde 11 aşağıda. Fakat Babacan’ın dün yaptığı açıklamalar aynı akşam Başbakan Başdanışmanı Yiğit Bulut tarafından yalanlandı. Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alacağından Başbakan’ın haberinin olmadığını söyleyen Bulut, bazı kesimlerin Babacan’ın söylemi üzerinden spekülasyon yaptığını ve kazanç elde ettiğini belirtti. Yiğit Bulut, Sky 360 televizyonuna yaptığı açıklamalarda “Babacan’ın sözlerini çok speküle ettiler ve ardından bir spekülasyon gelişti. Bank Asya’da yüzde 10’luk yani TL olarak karşılığı 100 milyon lira civarında bir değer artışı oldu” dedi. Bulut, Bank Asya üzerinden büyük bir vurgun yapıldığını ve bundan dolayı SPK’yı göreve çağırdığını belirtti. “SPK da bugün bu hisselerde kimlerin alımlar yaptığını kimlerin satış yaptığını çok ciddi olarak takip etmeli” dedi. Bunun üzerine Bank Asya hisseleri bugüne yüzde 9’luk değer kaybıyla başladı. Saat 10:00 itibariyle ise yüzde 6 aşağıda olan Bank Asya hisseleri 1,23 TL’den işlem gördü. Hisselerde aşırı oynaklık nedeniyle Bank Asya’nın borsadaki işlem sırası geçici kapatıldı. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı Bank Ays ile yapılan vergi tahsilatına ilişkin protokelleri sonlandırdığını açıkladı. Bu kararla Bank Asya 8 Eylül’den itibaren vergi daireleri adına vergi tahsilatı yapamayacak. Toplam aktiflerde geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en büyük İslami bankası olan Bank Asya bu yıl sıralamada 3. sıraya gerilerken, birinci sırada Türkiye Finans geldi. WSJ Türkiye
Reklam
'Konuşun Be! Cemaat Kimden, Ne Aldı?'
7. Ticaret ve Sanayi Şurası'nda konuşan Erdoğan, 'İş adamlarına şantajlar kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Bunları konuşun be!' dedi. TOBB Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'nda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nın ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan söz aldı. Başbakan Erdoğan, 'Sadece siyaseti değil, emniyeti, yargıyı değil iş dünyasını da dizayn etmeye çalışmışlar. Ananaslar, rafineri işleri gelip gidiyor. Tehditler, şantajlar, kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Kusura bakmayın birçok iş adamı bu konuda konuşmuyor, konuşun be, kimden ne aldılar, konuşun' ifadelerini kullandı. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, sert olduğu yönündeki eleştirilere 'Ortada alçakça ihanet var. Bu ihanet karşısında susanlar varsa durumlarını gözden geçirsinler. 'Tayyip Erdoğan sert' diyorlar. Ben bunlar karşısında sert olmaya devam edeceğim' dedi. ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN SATIRBAŞLARI; 'TOBB'un Filistin ve Türkmenler konusundaki duyarlılığını takdir ediyoruz. Yurtdışında birçok seyahate gittik oralarda sizlerle birlikte temasta buluntuk. İş dünyamızın sorunlarını dile getirdik. 'TÜRKİYE DAHA HIZLA UÇUŞA GEÇECEKTİR' Sadece iki gün sonra milletimiz sandığa gidiyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. cumhurbaşkanı seçilecek. Sizlerin de desteği ile 2007 yılında Anayasa'yı değiştirdik. Tarihimizde ilk kez ilk elden milletimiz asaleten cumhurbaşkanını seçecek. 12 yıllık Başbakanlık döneminin ardından görev değişikliği gerçekleşecek olursa hiç kuşkuşuz toplumun farklı kesimlerinden bazı sorular geliyor. Türkiye'nin geleceği için son derece önemli olan çözüm sürecinin geleceği, paralel yapıyla mücadelenin geleceği merak ediliyor. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı ile seçilmiş hükümet el ele gelmek suretiyle Türkiye'yi çok daha hızla uçuşa geçirecektir. Ekonomik istikrarının korunması konusunda tüm önceliklerimiz aynen devam ediyor. 'BU TÜRKİYE'NİN MÜCADELESİ' Genel başkanlar bakanlar başbakanlar değişebilir. Ancak ilkeler partisi olarak partimizin politikaları asırlar boyunca devam edenyürüyüş ile şekillenmiştir. İsimler değişse de istikrar devam edecektir. Ak Parti çok köklü bir siyasi hareketti. Bizim partimiz istişarelerin partisi olmuştur. Bundan sonra partimizin yetkili organları belirlediğimiz hedefler doğrultusunda geleceği biçimlendirmeye devam edecektir. Çözüm sürecinin bizzat takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bunu nihayete erdirmek için mücadelemiz sürecek. Paralel yapıyla mücadele benim ya da partimin mücadelesi değil Türkiye'nin mücadelesidir. Milli güvenlik meselesidir. ZEKERİYA ÖZ GÖNDERMESİ Paralel yapının hedefi Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bir savcı çıkıp edep dışı devlet ahlakından öte bir başbakana saygısızlık yapabiliyorsa bu ülkede yargı artık şüpheleri üzerine çekmeye başlamış demektir. Yargı kararlarıyla konuşulur. Siyaset yasama yürütmedeki varlığı ile görevi yasalar çerçevesinde yürütür. Ülkenin bağımsızlığı söz konusu olduğunda hiç kimse şantaja tehdide boyun eğmez. Benim veya başkasının olamsı önemli değil. Bir başbakanın yabancı devlet başkanlarıyla yaptığı konnuşma neden dinlenir? Eğer dinleniyorsam uluslararası sorunu çözmemiz mümkün olabilir mi? Bunu rahatlıkla dinliyorlar, dinlemekle kalmıyorlar uluslararası servislere de aynen servis ediyorlar. Utanmadan sıkılmadan vatanseverlikten bahsediyorlar. Kendi organlarında da yayınladılar. 'SERT OLMAYA DEVAM' Bakanımla kriptolu telefonla yaptığım konuşma aynen servis edildi .Bu dinlemeler casusluk faaliyeti değil de nedir? Sayın Mahmud Abbas ile yaptığım konuşmaları bunlar ne için kullanacak. Ortada alçakça ihanet var. Bu ihanet karşısında susanlar varsa durumlarını gözden geçirsinler. 'Tayyip Erdoğan sert' diyorlar. Ben bunlar karşısında sert olmaya devam edeceğim. 'İŞ ADAMLARINDAN HARAÇ ALINIYOR' Sadece siyaseti değil, emniyeti, yargıyı değil iş dünyasını da dizayn etmeye çalışmışlar. Ananaslar, rafineri işleri gelip gidiyor. Tehditler, şantajlar, kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Kusura bakmayın birçok iş adamı bu konuda konuşmuyor, konuşun be, kimden ne aldılar, konuşun. CHP, MHP 'düşmanımın düşmanı dostumdur' diyip bu vatan hainleriyle iş görüyorlar. Dün bizi sırtımızdan hançerlediler. Yarın ellerinden imkan gelirse şimdiki yol arkadaşlarını sırtından bıçaklayacaklar. 'ANLAMIYORSAN, SANA DA YAZIKLAR OLSUN' CHP, MHP içinde milletvekillerini izlediler, dinlediler, kaydedip şantaj yaptılar. Sayın Baykal, seni gözetleyenlerin de bunlar olduğunu anlamıyorsan sana yazıklar olsun. Seni gözetleyeneler de bunlar. Bu ihanet çetesiyle birlikte yürümek en başta kendine ihanettir. 30 Mart'ta Pensilvanya ile işbirliği yapanlar gereken cevabı milletten aldı. 10 Ağustos'ta milletten daha ağır cevap alacaklar. Biz sizden cesur kararlı adımlar bekliyoruz. Emeğinizle alın terinizle bu vatanı büyütüyorsunuzz. Paralel ihanet cephesiyle mücadelede de en ön safta yerinizi almanız gerekir. 12 yılda gerçekleştirdiğimiz reformlar ekonomiyi her türlü dalgalanmaya karşı korunaklı hale getirdi. 8 tane seçim yaşadık 9'uncuyu yaşıyoruz. Ekonomi seçimlerden etkilenmiyor. Biz seçim ekonomisi tesis etmiyoruz. Darbe girişimlerini, çete tehditlerini yaşadık ekonomi bu badireleri atlattı. Bölge krizleri yaşıyoruz ekonomi dimdik ayakta duruyor. İki gün sonra seçim var hamdolsun ekonomide sıkıntı yok. Çünkü piyasalar bize güveniyor. 'BİR ZAHMET ANAYASA'YI OKU' Ekonomide elde ettiğimiz başarılar benim için çok önemli. Aday arkadaşlardan 'benim yolla, enerjiyle ilgim olmayacak' diyenler var. Bir zahmet buyur da Anayasa'nın 104. maddesini aç oku. Cumhurbaşkanı'nın neden sorumlu olduğunu görürsün. Biz cumhurbaşkanlığı makamına süs eşyası vazo yerleştirmiyoruz. Bu ülkenin kalkınmasından tutun, birliği, bütünlüğünden sorumlu olacak, Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağıracak gerektiğinde. Benim ardımdan gelecek Başbakan ve ekibinin de istikrar en önemli hedeflerinden biri olacak. Türkiye'nin milli gelirini 12 yılda 3 kattan fazla artırdık.'haberler.com
Bank Asya Bilmecesi: Ali Babacan Görüşme Var Dedi, Yiğit Bulut Yalanladı
Başbakan Yardımcısı Babacan, Ziraat Bankası’nın cemaate yakınlığıyla bilinen Bank Asya’yı satın almak için görüşmeler yaptığını açıkladı. Açıklamanın, Başbakan Erdoğan’ın bankanın mali yapısının iyi olmadığı iddiasından sonra gelmesi dikkat çekti. Bank Asya kaynakları ise Ziraat ile resmi bir görüşme olmadığını söylüyor. Pelin Ünker'in Cumhuriyet'te yer alan haberine göre Ziraat Bankası cemaate yakınlığıyla bilinen Bank Asya’yı satın almak için görüşmelere başladı. Açıklamayı dün bir televizyon kanalına Başbakan Yardımcısı Ali Babacan yaptı. Başbakan Yardımcısı Babacan, Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alma konusunda görüşmeler yaptığını belirterek, “Henüz bu görüşmeler neticelenmedi ama neticelenirse bizim arzu ettiğimiz bir şey oluşur. Ziraat Bankası, Bank Asya’yı satın alırsa böylece kamunun bir katılım bankası olmuş olur. Bunu arzu ediyoruz. Bankacılık sistemi açısından da bankanın kendisi açısından da olumlu bir sonuç oluşur diye düşünüyoruz” dedi. 17 Aralık yolsuzluk operasyonu ile birlikte iktidara yakın kurumların mevduatlarını çektikleri söylentileriyle gündeme gelen Bank Asya, mart ayında Katarlı Qatar Islamic Bank ile satın alma görüşmelerine başlamıştı. Erdoğan 26 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Şu anda Bank Asya iyi bir konumda değil. Bu aldığım bir bilgidir. Qatar Islamic Foundation bir defa burayı alma noktasında değil. Onu ilan ederek kendilerine oradan piyasalarda psikolojik bir destek sağladılar” demişti. Bank Asya kaynakları ise Ziraat Bankası ile resmi bir görüşme olmadığını söyledi. Başbakanın daha önce yaptığı açıklamaları da hatırlatan kaynaklar, bunun yeni bir gözdağı olduğuna işaret ederek, bir Başbakan’ın bir finans kuruluşu hakkında ‘durumu kötü’ şeklinde bir açıklama yapmasının Bankacılık Yasası’na aykırı olduğuna dikkat çekti. Kaynaklar, Erdoğan’ın Bank Asya’nın fiyatını düşürmek için manipülasyon yaptığı yorumunda bulundu. Babacan, Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alma konusunda görüşmeler yaptığını söylemesi Bank Asya hisselerine alım getirdi. Bankanın hisseleri yüzde 8.26 yükseldi. Bayram sonrası hisseler Erdoğan’ın sözleriyle yüzde 6.20 çakılmıştı. 17 Aralık’tan önceki akşama kadar bankanın hisse senetleri yüzde 40 değer yitirmişti.  YİĞİT BULUT YALANLADI Başbakan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut, Ali Babacan'ın Bank Asya'nın Ziraat'e satılacağı yönündeki açıklamasını yalanladı Başbakan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut, açıklamaya ilişkin, 'Sayın Bakan'ın sözleri Başbakan Erdoğan 'ın bilgisi dahilinde değildir. Babacan'ın Sözlerini çok speküle ettiler ve ardından bir spekülasyon gelişti. Bank Asya'da yüzde 10′luk, yani TL olarak karşılığı 100 milyon lira civarında bir değer artışı oldu' dedi.
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
… Başbakan’ın aralarında 3 yıl olan iki konuşmasında da, etnik kimliklerle ilgili olarak aynı vurguyu yapmış olması, bunun artık bir dil sürçmesi olmadığını, “amacını aşan” bir söz olmadığını açıklıkla ortaya koyuyor. Ve ne yazık ki ortaya ırkçı bir Başbakan portresinin çıkmasına da neden oluyor. Bir etnik kimliği hakaret olarak algılamak, ondan söz ederken “affedersiniz” eklemesi yapma ihtiyacını duymak, başka hiçbir şeye işaret etmiyor.Bu açık bir ırkçı nefret suçudur! Ama kuşkusuz ki Türkiye’de kovuşturulamayacak bir suç! Birincisi söyleyen Başbakan, yargı kendisine bağlı, hiçbir savcının cesaret edip de bir fezleke düzenleyemeyeceği bir sistem var. İkincisi zaten dokunulmazlığı var, üçüncüsü cumhurbaşkanı olmayı da başarırsa zaten artık hayatının sonuna kadar sürecek bir dokunulmazlığa da sahip olacak!Ama işlediği bu suçun kovuşturulamıyor olması, bu suçun üzerine yapışmış bir kara leke olarak ebediyete kadar kalmasına da engel olmayacak. Tarih, birçok başka kötü özelliklerinin arasında “ırkçı” sıfatını da isminin önüne ekleyecek, öyle anılacak. Bundan sonra istediği kadar kardeşlikten, “yaradılanı yaradandan dolayı sevmekten” söz etsin.
Dünyanın En Büyük Borsa Hurafeleri
Borsa hakkında fazla bilgisi olmayıp kulaktan dolma bilgilere göre borsayı değerlendiren kişiler tarafından efsane haline gelmiş hurafeler vardır. Borsanın bir kumarhane olduğu, para yatırdığınızda tüm paranızı zaten kaybedecek olduğunuz bir oyun olduğu gibi en bilindik hurafeleri mutlaka duymuşsunuz. Peki, bu hurafelerin gerçekle bir ilgisi bulunuyor mu? Her şeyden önce borsa bir kumarhane değildir ve borsaya para yatırdığınız zaman mantıklı bir şekilde hareket ederseniz para kazanırsınız. Borsanın tanımı yapılırken, menkul kıymetlerin alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalar kelimeleri kullanılır. Kurumsal olmaları ve piyasa olmaları, bunlara ek olarak küresel ekonomi ve ülke ekonomisi adına birçok katkısı olması borsanın bir kumarhane olmadığını açıklamaktadır. Aynı zamanda denetlenen kurumlardır ve belli bir düzene göre işlemektedir. Borsalarda yaşanan bazı çöküşler, spekülasyonlar ve asılsız tüyolardan kaynaklanan kayıplar kişilerin borsaya dolandırma merkezi olarak bakmasına neden oluyor. Libor skandalı, Londra Balina Skandalı ve manipülasyon gibi yasal olmayan faaliyetler, borsayı yanlış tanıtmaktadır. Ama borsa denetlenmektedir ve bu faaliyetlerin karşılığında cezai işlemler uygulanmaktadır. Borsanın en klişe hurafelerine bakacak olursak; Hisse Senedi Yatırımı Sadece Kumardır! Birçok kişinin düşündüğü ve inandığı hurafe budur. Hisse senedi alıp satarak para kazanmayı planlayan kişilerin dolandırılacağı düşünülür. Oysa ki, hisse senedi yatırımları ile ünlü birçok borsacı bulunmaktadır. Bu kişilerin paralarını kaybetmelerinin çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında bilgisizlikleri gelmektedir. Bilgisizlikten doğan birçok nedenle para kaybı meydana gelir. Aynı zamanda borsa başka bir kişiden aldığı tüyo ile hareket eden kişiler de para kaybetmeye mahkumdur diyebiliriz. Hisse senedi, sermaye şirketlerinin ortaklarına, ortaklıklarını ve paylarını belgelemek amacıyla verdikleri menkul kıymettir. Hisse senedi sahiplerinin çeşitli sorumlulukları ve hakları bulunmaktadır. Aynı zamanda şirketin kendine kaynak yaratması, tanınması ve güveni sağlaması adına borsaya açılması da şarttır. Borsaya açılan şirketin hisse senetleri alınıp satılmaktadır ve bu hisseler borsada listelenmekte, kayıt altında tutulmaktadır. Daha sonra da şirketin performansına, verimliliğine, karlılığına, sermaye artırımına ve sermaye büyüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak hisseleri de değerlenmektedir ve bu hisselere sahip olan kişiler para kazanmaktadır.Borsa Zenginler ve Aracılar için Özel Bir Kulüptür! Borsada yalnızca zenginlerin servetine servet kattığı düşünülmektedir. Ama bu da tamamen yanlıştır. Ayrıca aracıların piyasaya müdahale etmesi mümkün değildir ve denetlenen kurumlardır. Borsaya minimum teminat ile girerek yaptığınız başarılı işlemler sonucunda borsadan para kazanırsınız. Portföyünüzün büyüklüğüne ve başarısına göre de daha çok kazanç elde edersiniz. Zengin bir kişinin borsaya 100 bin lira ile girdiğini düşünürsek daha büyük kazanç elde edeceği bir gerçektir. Çünkü 100 bin ile oluşturulan portföy minimum teminatla oluşturulan portföye göre daha büyüktür.Başarısız Şirketlerin Geri Geleceği Amatör yatırımcıların düştüğü bir hurafedir. Eskiden başarılı olmuş ama şu anda başarılı olmayan şirketlerin hisselerinin tekrardan zirveye ulaşacağına inanmaları ve bu nedenle de bu hisseleri satın almalarının karlı olduğu söylenmektedir. Bu noktada yapılması gereken iyi bir borsa bilgisi, piyasa takibi ile analizleri doğru bir şekilde uygulayıp yorumlayabilmektir.Yükselen Hisseler Mutlaka Düşmelidir! Teknik analistlerin inancına göre zirveye ulaşan hisse senetleri mutlaka düşüş yaşayacaktır. Ama bazı durumlarda fizik yasaları borsa ile uyuşmamaktadır. Belli bir noktaya düşen veya yükselen hisse senetleri destek ve direnç noktalarını kırabilir. Bu durumda da analizlerin önemi bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Arz ve talebe göre bu kırılmalar meydana gelebilir ve bu nedenle de piyasada oluşan arz ve talep durumu iyi bir şekilde yorumlanabilmelidir.Biraz Tüyo Almak İyidir! Borsa para kazanılan bir ortamdır ve söz konusu para kazanmak olduğu zaman kimse kimseye güvenmemelidir. Böyle bir ortamda kimse size bedavadan tüyo vermeyecektir. Tüyolar büyük olasılıkla bir spekülasyonunun varlığını göstermektedir. Bu nedenle de başkasına para kazandırmak için bu tüyolara inanabilirsiniz. Ama başkasına kazandırıyorsanız, siz kaybediyor olabilirsiniz. Borsa hakkında bilgi ve deneyim kazanarak kendi stratejilerinizi oluşturmalı ve başkalarından edindiğiniz bilgilere göre işlem yapmamalısınız. Günümüzde internet sayesinde bilgi edinmek ve deneyim kazanmak eskiye göre çok daha kolaydır. Bu olanaklardan tam anlamıyla faydalanarak kendinize en uygun yatırım stratejisini bulmalısınız ve planlarınız dahilinde disiplinli bir şekilde işlemlerinizi gerçekleştirmelisiniz. Yatırım yapmak sıkı bir çalışma ve çaba gerektirmektedir. Eğer kolay yoldan para kazanmak istiyorsanız, borsa bunun için uygun bir yer değildir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
2014 Yılında Dünyanın En Zengin 10 Ekonomisi
Para tarih boyunca birçok formda karşımıza çıkmıştır ve her daim gücün simgesi olmuştur. Bir ülkenin zenginliği ekonomisinin ne kadar iyi ve sağlam durumda olduğunu göstermektedir. İş gücünün yüksek olması anlamına gelir ve buna bağlı olarak da yaşam kalitesi artmaktadır. Ticari işlemler eski zamanlardan bugüne kadar parasal döviz temelli olarak devam etmiştir. Eskiden imparatorluğun gücü ve sürdürülebilirliği anlamı taşıyan ekonomik güç, günümüzde de aynı anlamı taşımaktadır. Zengin ülkelere bakıldığı zaman acı bir gerçekle de karşılaşılmaktadır. Her ne kadar yaşam kalitesi yüksek olsa dahi, yoksulluk oranı yüksel olabilmektedir ve gelir eşitsizliği durumu ile karşılaşılabilmektedir. Dünya Bankası tarafından yapılan araştırmaya göre dünyanın en büyük ekonomisine sahip 12 ülkesinin ekonomisi, dünya ekonomisinin üçte ikisini oluşturmaktadır. World Factbook tarafından yapılan araştırmaya göre de kişi başı milli gelir üzerinden ve yoksulluk sınırında yaşayan kişilere göz önüne alınarak dünyanın en zengin ekonomileri sıralandırılmıştır. Bu sıralamalar yapılırken, IMF ve Dünya Ekonomik Görünümü göz önüne alınmıştır. Aşağıda bulacağınız sıralama ise World Factbook araştırmasından yola çıkılarak Amerikan doları alım gücüne dayalı olarak sıralandırılmış dünya en zengin ekonomileridir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
Reklam