Altın Portakal Törenine Ünlü Yönetmenin 'Küfrü' Damga Vurdu
Altın Portakal ödül törenine yönetmen Ertem Görenç'in 'Türk sinemasını rahat bırakın, yoksa festivalin formatına uyarak ananızı ... ederim' sözleri damga vurdu.51. Altın Portakal Film Festivali Kapanış Töreni'ne yönetmen Ertem Göreç'in konuşması damgasını vurdu.Bu yıl 51'ncisi düzenlenen Altın Portakal Film Festivali'nin kapanış töreni gerçekleşti. Çeşitli dallarda ödüller sahibini buldu. Törende ise bir konuşma özellikle dikkat çekti.Ödül töreninde konuşma yapan yönetmen ve senarist Ertem Göreç 'Türk sinemasına Türkiye sineması diyorlar. Birinin adı Ahmet ise ona Mehmet diyebilir misiniz? Sinemamıza artık küfür edebiyatı hakim. Bana Türk sinemasına tecavüz etmeyin demek düşüyor. Bu küfür edebiyatıyla ilgili lafımı bağlayayım; Türk sinemasını rahat bırakın, yoksa festivalin formatına uyarak ananızı ... ederim' diye konuştu.İKİ KERE ALTIN PORTAKAL KAZANDI1950 yılında 'Kanlı Sevda'yı çekerek yönetmenlik kariyerine başlayan Göreç, 'Otobüs Yolcuları' ve 'Karanlıkta Uyananlar' filmleriyle sinemaya damgasını vurdu. 'Karanlıkta Uyananlar' ile 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali'inde En İyi 3. Film Ödülü'nü, 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ise yine En İyi 3. Film Ödülü'nü Pamuk Prenses ve 7 Cüceler ile kazandı.18. İstanbul Film Festivali'nde de 1999 yılında Onur Ödülü alan Göreç'in pek çok filmi bulunuyor.
Ne Yatırım Teşviği Arttı Ne Yatırım İştahı Kaldı
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, teşvik ve ekonomi politikasınınsilbaştan yenilenmesi, yeni bir hikaye yazılması gerektiğini söyledi. “Erdoğan“cari açık azalacak” dedi cari açık patladı”, “ithalat bağımlılığı kalmayacak”dedi, müptela olundu, “6.bölge yıldız olacak” dedi, 6. Bölge duman oldu. Nesöylediyse tersi oluyor!” diyen Umut Oran’ın açıklaması şöyle:•             Demokrasiendekslerinde gerileyen Türkiye’nin ekonomisinde hesaplar şaştı, dış politikadariskler anormal derecede büyüdü, yatırımcı önünü göremiyor.•             12 yıl sürenekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı. Küresel para musluklarınınkısılmasıyla yükselen kur girdi, yüksek faiz ise kaynak maliyetlerinibüyütüyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi durma noktasına gidiyor. •             Demokrasi ve hukukdevletinden uzaklaşma, izlenen yanlış dış politika, bölgede devam eden savaşınkapıya dayanması yatırımları frenliyor. Belirsizlik ve güven kaybı, yatırımcıyıcaydırıyor, yatırımlara darbe vuruyor. •             Yatırım eğilimindekidüşüşle Türkiye işsizine iş ve aş yaratamaz hale geliyor. Oysa umudunu yitiripiş aramayı bırakanlarla birlikte 5.5 milyon dolayında işsizi bulunan Türkiyeiçin yatırımlar hayati önemde. •             Teşvik mevzuatı2004’ten bu yana 5 kez değiştirildi, 2012’de getirilen 6 bölgeli son teşvik sistemi de bu atmosferde işeyaramıyor. •             Ekonomi, siyaset vedış politikada bozulmanın, jeopolitik risklerin aşırı arttığı 2014 yılındayatırımdan kaçış da hızlandı, işsizlik artışı ivme kazanıyor.•             İlk sekiz aydateşvik belgesi alınan yatırım projesi sayısı geçen yıla göre yüzde 19, yatırımtutarı yüzde 24, öngörülen istihdam yüzde 28 düşüş gösterdi. Özelliklemadencilik yatırımlarında yüzde 70’e yakın düşüş var. Sanayide, enerjide,tarımda yatırım eğilimi hızla geriliyor. •             Yatırımlarda enhızlı düşüş, yeni teşvik sisteminin “yıldızı” olacağı iddia edilen Doğu veGüneydoğu’daki en yoksul 15 ili kapsayan 6. Bölgede. Bölgeye yönelik yatırımtutarı, ilk sekiz ayda yarı yarıya azaldı.•             Yatırım iklimininoluşabilmesi için ise öncelikle demokrasi ve hukuk devleti olmak, siyasal vemakroekonomik istikrarı, iç ve dış barışı, ülkenin geleceğine güven ve inancısağlamak, kısacası Türkiye’yi “normalleştirmek” gerekiyor.Ekonomi, iç siyaset ve dış politikada giderek artan istikrarsızlık vedarboğaz, ülkede yatırım iklimini yok ediyor. Ekonomi krizin, ülke savaşıneşiğinde; IŞİD-PKK teröre arasına sıkışmış Türkiye, hem siyasi hem ekonomikaçıdan derin bir batağa saplanmış durumda. Yüksek kur girdi maliyetlerini,yüksek faiz ise kaynak maliyetlerini yükseltiyor, ekonomi ve siyasette artanbelirsizlik ve güven kaybı, önünü göremeyen yatırımcıyı caydırıyor, yatırımlaradarbe vuruyor. Makroekonomik hedefler tutmuyor, ekonomi yavaşladı, durmanoktasına gidiyor, işsizlikte artış hız kazanıyor.Yatırımları canlandırmak amacıyla teşvik mevzuatı 2004’ten bu yana 5kez değiştirildi. Sonuncusu 19 Haziran 2012’de yürürlüğe giren yeni teşviksisteminde, ülke genelinde yatırımları harekete geçirmeye yönelik teşviklergetirilirken, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermek için de en cazipteşvik unsurları, sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi en düşük 15 Doğu veGüneydoğu ilini kapsayan 6. Bölge için öngörülmüştü. Eski Ekonomi Bakanı ZaferÇağlayan, bu bölgenin “yeni teşvik sisteminin yıldızı” olacağını ilan etmişti.Ancak getirilen teşvikler, ülkede siyasi ve ekonomik istikrar giderek daha dabozulduğu için işe yaramıyor. Teşvik sistemi bu atmosferde yatırım eğiliminiharekete geçiremiyor. İLK SEKİZ AYDA TEŞVİKLERDE SERTDÜŞÜŞ…Ekonomi, siyaset ve dış politikada bozulmanın arttığı, Türkiye’ningiderek derin bir batağa saplandığı 2014 yılında yatırım eğilimindeki gerilemebelirginleşti.Geçen yıl ilk sekiz ayda 3 bin 332 olan yatırımcıların aldığı toplamteşvik belgesi sayısı, bu yıl aynı dönemde 2 bin 691’e geriledi. Sekiz aylıkdönemlere göre toplam yatırım tutarı 51.2 milyar liradan 39 milyar lirayageriledi. Geçen yıl Ocak-Ağustos döneminde düzenlenen teşvik belgelerikapsamındaki yatırımlarda toplam yıl 121 bin 466 kişilik istihdam yaratılacağıbelirlenmişti. Bu yıl ise aynı dönemde öngörülen istihdam 87 bin 939’da kaldı.Veriler, teşvik belgesi alınan yatırım sayısının ilk sekiz ayda geçen yıla göreyüzde 19, öngörülen yatırım tutarının yüzde 24, yaratılması öngörülenistihdamın yüzde 28 azaldığını gösteriyor. Enflasyonla indirgendiğinde iseyatırım tutarındaki reel düşüş yüzde 30’a ulaşıyor. TÜM SEKTERLÖRDE KAN KAYBI VAR…Teşvik belgesi bağlanan yatırımlardaki düşüş, özellikle madenciliksektöründe yüzde 70’e yaklaştı. Geçen yıl ilk sekiz ayda 198 madencilikyatırımı için teşvik belgesi alınırken bu yıl sayı 123’e, bu belgelerdeöngörülen yatırım tutarı da 5.3 milyar liradan 1.8 milyar liraya geriledi.Geçen yıl teşvik belgesine bağlanan madencilik yatırımlarında 7 bin 683 kişilikistihdam öngörülürken, bu yıl bu sayı 3 bin 345’le bunun yarısına dahiulaşmadı. İlk sekiz ayda teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarında sadecehizmetlerde artış, diğer tüm sektörlerde ise düşüş yaşandı. Enerji sektörüneyönelik yatırım tutarı yaklaşık yüzde 40 düşüşle 13 milyar liradan 7.9 milyaraindi. Üretimi, istihdamı ve ihracatıyla ekonominin lokomotifi olan imalatsanayiinde gerçekleştirilecek yatırımlar yüzde 31 düşüşle 20.8 milyardan 14.4milyara geriledi. Toplamda zaten çok düşük bir paya sahip olan tarım sektörüneyönelik yatırım tutarı da yüzde 36 düşüşle 420 milyon lira oldu. MADENCİLİĞİ ERDOĞAN BİTİRDİ…Madencilik yatırımlarındaki sert düşüşte, 16.06.2012 tarih ve 28325sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile kamukurum ve kuruluşlarının sahip oldukları taşınmazların kullanımı; bu çerçevedeyeni maden ruhsatı verme yetkisinin Başbakanlık iznine bağlanması etkili oldu. Bu genelge, yeni maden ocağı ruhsatı alma ve süresi bitenleri yenilemeiçin yapılan başvuruları değerlendirme ve onaylama yetkisini bir kişinin; odönem Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan’ın uhdesine verildi. Ogünden itibaren madenciler hem yeni ruhsat almada, hem de süresi dolanruhsatlara ilişkin süre uzatımlarında sorun yaşadı. Başbakanlık’ta izinbekleyen maden ruhsatı sayısı 10 binleri geçti. “İnceleme” gerekçesiylebekletilen başvurular nedeniyle, 3213 sayılı Maden Yasası’nda öngörülen 3yıllık süre aşıldığı için bazı işletme ruhsatları iptal oldu. Çoğu yeni ruhsatbaşvurusu da geri çevrildi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması ile bu yetki yeniBaşbakan’a geçmiş oldu. EN HIZLI DÜŞÜŞ, EN YOKSUL 15İLDEEkonomi ve siyasetteki bozulmanın doruğa ulaştığı yılın ilk sekizayında belgeye bağlanan yatırımlarda en sert düşüş, yeni teşvik sisteminin“yıldızı” olacağı öne sürülen Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis,Diyarbakır, Hakkâri, Iğdır, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak veVan’ı kapsayan 6. Bölge’de gerçekleşti. Bu bölgeye yönelik yatırım eğilimiadeta bıçak gibi kesildi. Bölgede gerçekleştirilmek üzere yönelik yatırımlar yarı yarıya azaldı.Sekiz ayda bu 15 ilde gerçekleştirilmek üzere teşvik belgesi alınan yatırımsayısı yüzde 28 düşüşle 294’e, yapılacak yatırımların tutarı ise yüzde 43düşüşle 3 milyar liraya geriledi. 15 ile yönelik yatırımlarda öngörülenistihdam da yüzde 36 düşüşle 12 bin 119’a geriledi. 2013’ün ilk sekiz ayında 6.Bölgeye yönelik 406 teşvik belgesi kapsamında 5.3 milyar liralık yatırım vebununla 19 bin 21 kişilik istihdam öngörülmüştü. Geçen yıl sekiz ayda toplamyatırımların yüzde 10.4’ünü alan bu bölgenin payı daha da düşerek yüzde 7’lereindi. Yatırımlarda 6. Bölgenin ardından en hızlı düşüş ise Adana, Aydın,  Bolu, Çanakkale, Denizli, Edirne, Isparta,Kayseri, Kırklareli, Konya, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova’dan oluşan ortaderecede gelişmiş illeri kapsayan 2. Bölgede yaşandı. Bu bölgeye yönelikyatırım tutarı yüzde 38 düşüşle 10.1 milyar liradan 6.2 milyara geriledi.Teşviğe bağlanan yatırım tutarı Afyon, Amasya, Artvin, Bartın, Çorum,Düzce, Elazığ, Erzincan, Hatay, Kastamonu, Kırıkkale, Kırşehir, Kütahya,Malatya, Nevşehir, Rize ve Sivas’ı kapsayan 4. Bölge’de yüzde 32 düşüşle 5.9milyara; Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli veMuğla’dan oluşan en gelişmiş 8 ili kapsayan 1. Bölge’de yüzde 23 düşüşle 14milyar liraya,  düştü. Yatırım tutarı Balıkesir, Bilecik, Burdur, Gaziantep, Karabük, Karaman,Manisa, Mersin, Samsun, Trabzon, Uşak, Zonguldak illerini kapsayan 3. Bölge’deyüzde 2’lik bir cari artışla 6.9 milyar; Adıyaman, Aksaray, Bayburt, Çankırı,Erzurum, Giresun, Gümüşhane, Kahramanmaraş, Kilis, Niğde, Ordu, Osmaniye,Sinop, Tokat, Tunceli ve Yozgat’ın yer aldığı 5. Bölge’de de yüzde 9.5 artışla3.3 milyar lira oldu. Enflasyonla indirgendiğinde ise bu iki bölgede de reelanlamda yatırım artışı olmadığı dikkati çekiyor. 6. BÖLGE “YILDIZ” OLAMADIYeni teşvik sisteminde; iller sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre 6bölgeye ayrılarak, bunlar içinde Doğu ve Güneydoğu’daki en yoksul 15 ilikapsayan 6. Bölge’ye özel teşvikler getirilmişti. Bu özel teşvikler sayesinde,sosyoekonomik düzeyi en düşük ve en fazla göç veren 6.bölge illerinde yatırımpatlaması öngörülmüş, yeni dönemde bölgenin “yıldız” olacağı ifade edilmişti.Ancak özel teşviklerin bölgede yatırım artışına katkısı sınırlı kaldı. Bölgenin2011 yılında yüzde 4 olan toplam yatırımlardan aldığı pay 2012’de yüzde 7.4’eçıktı. 6. Bölgenin 2013’ün ilk sekiz ayında yüzde 10’u aşan payı, izleyendönemde düşmeye başladı ve yılın tümü itibariyle de yüzde 8’e geriledi.Bölgenin yatırımlardan aldığı payın bu yıl ilk sekiz ay itibariyle yüzde 7.8’edüştüğü dikkati çekiyor. Ülkedeki siyasal istikrarsızlık, ekonomideki bozulma ve belirsizliktende en fazla bu bölge etkileniyor. 2014’te yatırım ikliminin giderek bozulmasınedeniyle yatırımlarda en hızlı kan kaybının bu bölgede yaşandığı gözleniyor.Bölgeler arası derin gelişmişlik farkları, birçok sosyoekonomik sorunuberaberinde getiriyor. Buna karşılık en gelişmiş ve en fazla göç alan 8 ili kapsayan 1. Bölgeyatırımlardan en büyük payı almaya devam ediyor. Bu bölgenin yatırımlarda yüzde40’ın üzerindeki payının 2013’ün tümünde yüzde 30’a gerilemişken, bu yılyeniden yükselişe geçtiği görülüyor. İlk sekiz ayda teşvik belgesine bağlananher 100 liralık yatırımın 36 liralık bölümü, gelişmişlikte diğer 73 ili açıkara geride bırakan bu 8 ile yönelik bulunuyor. Başka deyişle en gelişmiş 8 il,yeni teşvik sisteminde de yatırımcının gözdesi olmaya devam ediyor. GERÇEKLEŞEN YATIRIMLARDA DA KANKAYBITeşvikli yatırım verileri, yeni başlamış ya da başlayacak; önümüzdekidönemde gerçekleştirilecek yatırım projelerine ilişkin durumu gösteriyor.Teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarındaki azalma, ülkedeki yatırımeğilimindeki gerilemeye işaret ediyor. GSYH büyüme verileri ise gerçekleşenyatırımlardaki durumu gösteriyor.Yılın ilk altı ayına ait GSYH verilerine göre özellikle özel sektörünyatırımlarında kan kaybı yaşandı. İlk altı ayda inşaat yatırımlarının etkisiyleyüzde 2.7 büyüyen kamu gayri safi sabit sermaye oluşumu genel büyümeye 0.1 puankatkı yaparken, özel sektörün gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 2.9gerileyerek genel büyüme oranını 0.6 puan düşürdü. Ancak stok değişimi ilebirlikte düşünüldüğünde yatırımlardaki kan kaybı ve bunun genel büyümeyiyavaşlatıcı etkisi daha yüksek boyutlarda. Kamu ve özel sektörün gayri safisabit sermaye oluşumları ile stok değişimi toplamı, yatırımlardaki gerçekeğilimi gösteriyor. Bu üç kalemin toplamında yatırımlar, geçen yılın aynıdönemine göre yüzde 4.7 küçüldü. Bu da genel büyümeyi 1.2 puan düşürdü.Yatırımlardaki düşüşün negatif etkisi, yurt içi tüketimin büyümeye yaptığıyüzde 1.2’lik pozitif katkıyı sıfırladı. Devletin nihai tüketim harcamalarınınbüyümeye 0.6 puan katkı yaptığı ilk yarıda GSYH’de kaydedilen yüzde 3.3’lükbüyümenin önemli bölümü, TL’deki değer kaybı nedeniyle ithalatın baskılanmasısonucu dış ticarette ortaya çıkan lehte gelişmeden kaynaklandı. YATIRIM YOKSA İŞ DE YOKYatırımlardaki gerileme ile işsizlikteki artış paralel gidiyor. Ağustositibariyle işsiz sayısı 2 milyon 867 bine ve işsizlik oranı yüzde 9.8’eyükseldi. (Mevsim etkilerinden arındırılmış göstergelere göre ise işsiz sayısı3 milyonun üzerinde ve oranı yüzde 10.4 düzeyinde. Bu bazda tarım dışı işsizlikoranı yüzde 12.5). Dar tanımlı resmi işsizlik oranı 2000 yılında sadece yüzde6.5 düzeyinde bulunuyordu ve Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizininyaşandığı 2001 yılında bile yüzde 8.4 olmuştu. AKP’nin iktidara geldiği 2002yılında oranı yüzde 10.3 olan işsizlikle mücadelede 12 yılda bir arpa boyu yolualınmadı.Üstelik dar tanımlı işsizlik verileri, sadece aktif olarak işarayanları kapsıyor. Ağustos 2014 itibariyle sayıları 2 milyon 580 bine ulaşan“umudunu yitirip iş aramaktan vazgeçen” işsizler de dâhil edildiğinde toplamişsizler ordusu 5 milyon 456 bin kişi ile birçok ülke nüfusundan daha büyük birsayıya, işsizlik oranı da yüzde 17.1’e ulaşıyor. YATIRIMLAR NEDEN GERİLİYOR? •             Yeni teşvik sistemi,zaten ekonomi, dış politika ve iç siyasette belirsizliğin arttığı, Türkiyeekonomisinin yavaşlama eğilimine girmeye başladığı bir süreçte uygulamayakonulmuştu. Bu alanlarda sıkıntının zirveye ulaştığı, jeopolitik risklerin deaşırı büyüdüğü 2014 yılında yatırım eğilimindeki gerileme daha dabelirginleşti. •             Ekonomideki olumsuzgidişat nedeniyle; yatırım için harcanacak ve uzun vadede geri dönecek olanparalar riske atılmak istenmiyor. Sanayici, önünü görmeden böyle bir riskegirmek istemiyor. (Devletin verdiği teşvikler peşin ödeme değil, yatırımcınınyapacağı harcama ileride ödeyeceği vergi ve diğer ödemelerinden mahsupediliyor).  •             Yatırımın tamamınıdevlet bile ödese, sanayicinin ürettiği malı satması lazım, oysa iç tüketimdefrene basılıyor. Bu yüzden yatırım yapmak isteyenler de ihtiyatlı davranıyor. •             Hükümetin iç teröreyönelik başlattığı “açılım” sürecinin akıbeti ve mahiyetine ilişkin kuşkularvar.  •             6. Bölgeyi oluşturanillere yatırım konusunda çekingenlik hala devam ediyor. •             Hükümetin dışpolitikası, bölge ülkeleriyle olan ticareti vurdu, ülke ekonomisine büyük birmaliyet yükledi, bölgeyle ticarete dayalı yatırımların önünü kesti.•             Suriye ve Irak’tadevam eden savaş, IŞİD terörü, bunu durdurmaya yönelik uluslararası girişimlerve bu süreçte hükümetin izlediği politikalar, belirsizlik ve riskleriartırıyor, Bölgemizde giderek büyüyen savaş nedeniyle dış pazarlara erişimdezorluk yaşanıyor. Türkiye’nin sonu belirsiz tehlikeli bir mecraya sürüklenmeihtimali de yatırımcıyı korkutuyor, yatırım iştahını kırıyor. •             Özellikle Fedkararlarıyla küresel likidite bolluğu döneminin sona erdirilmesi ile 12 yılsüren ekonomiyi sıcak para ile çevirme dönemi kapandı.  Ekonomiyi dış kaynağa aşırı bağımlı halegetiren hükümet, bu yeni finansal iklimde farklı bir oyun planı geliştiremedi,ekonomide kriz tehlikesi büyüyor.•             Küresel paramusluklarının kısılmasıyla yılın başlarında döviz yükselişe geçmiş, sermayekaçışının önünü kesmek için şok faiz artırımına gidilmişti. Ekonomide hâkimolan pahalı döviz -yüksek faiz koşulları güçlenerek sürüyor. Bu gelişme kaynakve girdi maliyetlerini büyüttüğü için yatırımcıyı yatırım yapmaktan caydırıyor.•             Demokrasiden, hukukdevletinden, dış politika teamüllerinden uzaklaşma nedeniyle ekonomi, siyasetve dış politikada ortaya çıkan olumsuz gidişatta ülkeye güven azalıyor.•             Riski en yüksek veen kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye yatırım yapılabilirliktengiderek uzaklaşıyor.•             Yapısal reformlarınhayata geçirilmemesi de yatırım eğilimini kırıyor, hükümetin bu konudaki ataletibu kritik süreçte de sürüyor. YATIRIM İKLİMİ İÇİN“NORMALLEŞME” GEREKİYORYatırım iklimi için iç ve dış politikada, tam demokrasinin yaşamageçirilmesinde, yargı bağımsızlığının sağlanması, ifade özgürlüğünün sağlanmasıgibi her alanda normalleşme sağlanması gerekmektedir. Acilen şu adımlarınatılması gerekmektedir:- Yapısal reformlar gerçekleştirilmeli, çünkü altyapı olmadan yatırımolmaz-Bağımsız denetim kurumları hükümet boyunduruğundan kurtarılmalı- Ekonomik ve Sosyal Konsey (ESK) yeniden ekonominin aktif etkenihaline getirilmeli- Ekonomiden sorumlu bakanlıklar arasında eşgüdüm sağlanmalı, ortaksöylem yakalanmalı, çelişkili açıklamalardan artık vazgeçilmeli- Yeni bir anlayışla 10 yıllık kalkınma planı ortaya konulmalı,ekonomik seferberlik ilan edilmeli- Ekonomi programı yeni baştan yazılmalı, hedeflerdeki yüzde 100’e varansapmalar bir daha yaşanmamalı- Yeni istihdam, sanayi, dış ticaret ve tarım politikası yaşamageçirilmeli- Teşvik politikası silbaştan yazılmalı en az 10 yıllık bir planlamayaşama geçirilmeli. İl bazında, sektörel istihdam odaklı, net ihracat hedefli,SMART (Spesifik, Ölçülebilir, Ulaşılabilinir, Gerçekçi, Zaman takvimi belirli)teşvikler getirilmeli. - GAP tamamlanmalı
Ebola'nın Görüldüğü Ülkelerden Senegal'e Girişler Yasak
Türkiye'nin Dakar Büyükelçisi Zeynep Sibel Algan, Ebola vakasının görüldüğü ülkelerden Senegal'e hava ve deniz yoluyla girişin yasaklandığını belirtti.Algan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 'Sınırlarda çok ciddi tedbirler alınmış durumda, şu anda sınırlar kapalı. Sierra Leone, Liberya ve Gine dahil olmak üzere Ebola vakası görülen ülkelerden hava ve denizyolu ile ulaşım yasak ancak Ebola vakası görülen ülkelerle kara sınırı olması hastalık riskini arttırıyor' dedi.Senegal'de sadece bir Ebola vakası tespit edildiğini dile getiren Algan, 'O da zaten Gine'den geldi. Ailesinin çeşitli fertlerini Ebola'dan kaybeden üniversite öğrencisi, buradaki amcasının yanına kaçıp geldi ve onun hastalanması ile Senegal, Ebola virüsünün bulunduğu ülkeler listesine girdi' diye konuştu.Büyükelçi Algan, Ebola vakasının bölgede 'çok iyi' idare edildiğini vurgulayarak, şunları söyledi:'Gineli genç ve temasta olduğu kişiler ivedikle tedavi altına alındı. Neyse ki karantina altına alınan diğer kişilere virüs bulaşmadığı anlaşıldı. Bu büyük bir şans. Söz konusu genç de iyileşti ve ülkesine gönderildi.'Ebolanın ekonomi üzerindeki etkisiEbola virüsünün ekonomiyi olumsuz etkilediğini kaydeden Algan, 'Kanaatimce Ebola vakası çok büyük bir felaket, öyle ki bundan bölge ülkeleri de etkileniyor. Vakaların görüldüğü ülkelerin ekonomilerine tesir etmesinin yanı sıra tüm Batı Afrika'yı da etkisi altına alıyor. Son dönemde ortaya çıkan rakamlara göre, Ebolanın Batı Afrika ekonomisini şu ana kadar 30 milyon dolar sekteye uğrattığı düşünülüyor. Ebola, bir an önce tedbir alınmazsa sadece Batı Afrika'yı değil, tüm ülkeleri hatta dünya ekonomisini etkileyebilecek bir felaket' ifadelerini kullandı.Büyükelçi Algan, Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, Ebola'nın son görüldüğü tarihten itibaren 42 gün yeni bir vakaya rastlanmaması durumunda bölgenin 'temizlenmiş' olarak kabul edildiğini sözlerine ekledi.Cemil ÖksüzAA
10. Yılında Rekor Avcısı Lionel Messi
Barcelona'nın yıldızı Lionel Messi, ilk resmi maçına 10 yıl önce bugün çıkmıştı. Barça ile 10 yılda 21 kupa kaldıran Arjantinli, 434 maçta 361 gol, 140 asist, 26 hat-trick yaptı.İşte Messi'nin rekorları;
24 Köy Suyunu Altın Madenine Verdiler
Kaz Dağlarında, 24 köyün içme suyunu karşılayan Ağı Dağı’nda siyanürlü altın madenine ÇED olumlu belgesi verildi. Çanakkale İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü, madenle birlikte su kaynaklarının kullanılamaz hale geleceğini ifade etti. Şirket ise, ‘kullanılamaz’ hale getireceği 24 köyün suyu karşılığında bir adet gölet yapmayı taahhüt etti.TÜM DAĞ VE ETEĞİ MADEN SAHASI OLUYORİlk ÇED başvurusu mahkemece iptal edilen Kanadalı Alamos Gold şirketine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hem ÇED olumlu kararı hem de kapasite artırım izni verildi. Kestane ağaçları ve zümrüt gibi ormanları ile göz kamaştıran Ağı Dağı’nda 7 ayrı altın sahası alan Alamos Gold, dağın eteğindeki Söğütalan köyü yakınlarına zenginleştirme tesisi kurmak istiyor. Böylece şirket, Kızılelma köyü, Söğütalan, Bayramiç Karaköy ve Zeybekçayırı’na kadar uzanan tam 6 bin küsur hektar alanda madencilik için ruhsat almış oldu.İL ÖZEL İDARESİ: SULAR KULLANILAMAZ HALE GELİRAltın madenine ÇED olumlu izninin verildiği raporun eklerindeki belgeler, yöredeki altın işletmeciliğinin zararlarını ortaya koyuyor. Altın madeni ile ilgili görüşü sorulan kurumlardan Çanakkale İl Özel İdaresi Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü, 28.09.2011 tarihli yazısında maden alanında Etili Grup İçme Suyu tesisine ait 4 adetiçme suyu kaynağı bulunduğunu belirtiyor. Bu kaynakların 1968 yılından beri 24 köyün içme suyunu karşıladığının aktarıldığı yazıda, “ÇED başvuru dosyası incelendiğinde, Ağı Dağı altın madeninin işletme faaliyeti ile birlikte bu su kaynaklarının kullanılamaz hale geleceği görülmüştür” deniliyor. Müdürlük bölgede yapılacak madenciliği, ancak su kaynaklarının yerine yeni su kaynakları bulunması şartına bağlıyor.ŞİRKET: GÖLET YAPARIMŞirket ise, İl Özel İdaresinin bu görüşünün ardından projesini revize ederek, ‘kullanılamaz’ hale getireceği içme suları karşılığında Zeybekçayırı köyünde bir gölet yapmayı ÇED Raporuna koydu.Çanakkale İdare Mahkemesi, Kaz Dağlarında yapımı planlanan 10’un üzerinde altın madeni projesinİ, toplam etkisinin ortaya konmaması nedeniyle iptal etmişti.ZEHİRLİ SULARLA SULANACAK OVALARAğı Dağı dağından beslenen Karaköy tarafındaki dereler Bayramiç Barajı ve Karamenderes/Skamander Nehri’ni besliyor. Bu nehrin suları Bayramiç, Ezine ve Batakovası’nda tarımsal sulamada kullanılıyor. Oradan da Ege Denizine dökülüyor. Ağı Dağı’ndan beslenen Çan ve Etili tarafındaki dereler ise Karabiga’dan denize dökülen Kocabaşçayı’nı besliyor. Çan ve Biga ovası bu derelerden tarımsal sulama yapıyor.SİT KORUMA STATÜSÜ NEDEN KALDIRILDI?Çanakkale Koruma Bölge Kurulu Raporunda, maden alanında 1. derece arkeolojik ve doğal sit olarak tescil edilmişken, kurulun 2003 yılında bu sit tescilini “maddi hata” gerekçesi ile kaldırdığı dile getiriliyor. Bu hatanın ne olduğu ise belirtilmiyor. Yerel kaynakların verdiği bilgilere göre, bölgede Söğütalan köylülerinin “Roma Kalesi” dediği yapı kalıntıları ve antik çağdan kaldığı düşünülen maden ocakları bulunuyor.Özer AKDEMİR
Reklam
Messi'nin Barcelona'daki 10. Senesi
Lionel Messi ilk resmi maçına 16/10/2004 tarihinde Espanyol karşısında henüz 17 yaşındayken çıktı. İlk golünü ise aynı sezon içinde Albacete karşısında bularak Katalan ekibinin en genç golcüsü unvanını aldı. Sezon sonunda Barça mutlu sona ulaşırken, Messi ise çıktığı 7 maçta bulduğu tek golle takımına katkı yaptı.
Reklam
17 Aralık Soruşturmasına Takipsizlik Verildi
25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Aralık soruşturmasında 53 kişi hakkında takipsizlik kararı verdi.Eski AKP'li bakanlar Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış ve Muammer Güler'in istifasıyla sonuçlanan 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi.Savcı Celal Kara'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında eski İçişleri Bakanı Güler'in oğlu Barış Güler, Bakan Zafer Çağlayan'ın oğlu Kaan Çağlayan, Reza Zarrab ve Halk Bankası eski Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi tutuklanmıştı.İş adamı Rıza Sarraf ile eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan'ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında, 'usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı' gerekçesiyle, bu suçlardan kovuşturmaya gerek duyulmadığı ifade edildi.Başsavcılık, aynı kapsamda soruşturulan eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Arslan'a ilişkin de 'dosyasının ayrılması' kararı verdi. Dosyası, 'Yardım Toplama Kanunu'na muhalefet' suçundan yürütülmek üzere başka bir esasa kaydedilen Arslan hakkında diğer suçlardan ise takipsizlik hükmü kuruldu.25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında da 96 şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca takipsizlik kararı vermişti.T24
Galip Derviş Ekranlara Geri Dönüyor
Kanal D'nin, başrollerinde Engin Günaydın, Algı Eke, Ersin Korkut ve Orhan Güner'in yer aldığı komedi polisiye dizisi Galip Derviş 19 Ekim Pazar günü yeni bölümleriyle yeni sezona başlıyor.Altın Küre ve Emmy ödüllü “Monk” dizisinin uyarlaması olan “Galip Derviş”, yeni sezonda kahkaha ve macera dolu yepyeni bölümleriyle Pazar akşamları, saat 23.00’de Kanal D’de ekrana gelecek.CNNTürk
"Twitter ile Yeniden Doğdum"
Twıtter'daki esprili ve muhalif paylaşımları ile tüm dikkatleri üzerinde toplayan şarkıcı Atilla Taş, 'Twitter bana kendi medyamı oluşturma imkanı verdi.Twıtter'daki esprili ve muhalif paylaşımları ile tüm dikkatleri üzerinde toplayan şarkıcı Atilla Taş, 'Twitter bana kendi medyamı oluşturma imkanı verdi. Küllerimden tekrardan doğdum. Kariyerimi müzik alanında devam ettirmesem de sosyal medyada kendime bir yer açtım' diye belirtti .Atilla Taş, İzmir Ekonomi Üniversitesi'nde (İEÜ) Medya Kulübü ile Medya ve İletişimciler Derneği tarafından yapılan 2. Medya Günleri çerçevesinde yapılan  'Sosyal Medya Kullanımı' başlıklı söyleşiye yer aldı . İEÜ Konferans Salonu'ndaki söyleşiye ilgi yoğun oldu. Bir Twitter fenomeni haline gelen Taş, 'Kariyerim hemen hemen sıfırı tüketmişti. Kariyer olarak bitmiş bir adamdım. Albümleri satmayan, konserlerine kimse gelmeyen kariyer olarak gerçekten yerin dibini görmüş bir insan olarak karşınızda duruyorum. Twitter bana kendi medyamı oluşturma imkanı verdi. Kendine ilişkin bir televizyonunun, gazeten, yerin var. Bunu iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Küllerimden tekrardan doğdum. Kariyerimi müzik alanında devam ettirmesem de sosyal medyada kendime bir yer açtım' diye belirtti .Twitter'da ilk başlarda Atilla Taş olarak bulunmadığını, kendisine yönelik çok fazla çok büyük bir önyargı olduğunu  ifade eden Taş, bu alandaki potansiyeli keşfettiğini belirtti . Gerçek kimliğini açıklayınca takipçi sayısının 1500'lerden 300'lere dek düştüğünü ifade eden Taş, ' Olağanüstü bir ön yargı vardı. Siyasi tweetler atmıyordum. Gezi vakaları esnasında 'Taksim'de bu kadar biber gazına ihtiyaç yok. Ben bir konser versem kimse kalmazdı, vatandaşlar dağılırdı' tweetimin peşinden ön yargılarda çok büyük kırılmalar oldu. İnsanlar kendimle alay ettiğimi gördü' diye açıkladı .İnsanların kendisiyle alakalı ön yargılarını giderdiğini ifade eden Taş, 'Kendinizle dalga geçerseniz insanların elinden bu zevki almış oluyorsunuz. İnsanlar sizinle dalga geçmekten keyif almıyorlar. Bugüne dek sosyal medyada bana edilen küfür kimseye edilmemiştir. Şayet bunun yanında çok fazla da sevenim var. Üzgünüm fakat çok fazla da hesap kapattırdım. Türkiye'nin yer aldığı politik durum maalesef bazı şeylere seyirci kalmamıza mani oluyor. İronik yaklaşıyorum' diye belirtti . Türk Time
Reklam
Yeni Çalışma Paketinde Neler Var?
Son şekli verilecek çalışma paketinde, iş güvenliğine ikazlara rağmen uymayan işçinin tazminatsız işten çıkarılma yolunun açılmasından, iş güvenliği uzmanlarının ücretlerinin ödenmesi için bir fon kurulmasına, kamuda asıl işi yapan işçilerin kadroya alınmasına kadar birçok düzenleme var.Hürriyet gazetesinin Nuray Babacan ve Hacer Boyacaoğlu imzalı haberinde, çalışma hayatında milyonlarca insanı yakından ilgilendiren yeni paketin detaylarına yer verildi. Taraflarla görüşülerek son şekli verilecek pakette, iş güvenliğine ikazlara rağmen uymayan işçinin tazminatsız işten çıkarılma yolunun açılmasından, iş güvenliği uzmanlarının ücretlerinin ödenmesi için bir fon kurulmasına, kamuda asıl işi yapan işçilerin kadroya alınmasına kadar birçok düzenleme var.Paketle ilgili konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, “Kiralık işçi diye hiçbir sosyal güvencesi olmadan insanların çalıştırılması kabul edilemez. Sendikalara da söyledim; ‘Formül bulun bu pakete koyalım’ diye. Çalışma süresinin 3-4 ayı geçmemesi gerekiyor, böylece örgütlenmelerinin önünde de engel olmaz. Ama 12 aya ulaşırsa o zaman sömürü olur. 100.000′lerce mevsimlik işçi, 100.000′lerce ev çalışanı bu durumda, kayıt dışı gözüküyorlar. Bu kişilerin istihdam bürolarıyla ilişkilendirilmesi gerekiyor. Bu boşluğun işçi lehine doldurulması için iyi bir fırsat olduğunu onlara da söyledim” dedi.“OVİT TÜNELİ’NDE FAALİYET SÜREMEYECEK”Başbakanla iki toplantı yaparak paketi görüştüklerini ve öncelikli konuları içeren bir çalışma paketinin TBMM’ye geleceğini aktaran Çelik, “İş güvenliği ihmallerine ceza arttırımı, sertifikalı işçi çalıştırma zorunluluğu, kapatma ve faaliyeti durdurma cezalarına uymayıp mühür kıran işletme sahiplerine verilecek para cezasının hapis cezasına çevrilmesi gibi ciddi düzenlemeler olacak. Örneğin Ovit Tüneli’nde şu anda faaliyet sürüyor, böyle olamayacak” dedi.2015 Temmuz ayına kadar belli meslek dallarında tüm işçilerin sertifikalı olması zorunluluğu geleceğini belirten Çelik, bunun tek istisnasının meslek ve sanat okulu mezunları olacağını ifade etti. Çelik, baret bulundurma zorunluluğunun geleceğini ve iki taraf için de bu kurala uymamanın cezası olacağını söyledi.İHALELERDEN İŞVEREN MEN EDİLECEKBakan Çelik’in ipuçları verdiği pakette yer alan düzenlemelerin başında ölümlü iş kazası yaşanan işyerinde, işverenin kusurlu bulunması halinde bir yıl boyunca kamu ihalelerinden men edilmesi bulunuyor. İşverenin kusurlu olduğu kazalardan sonra yapı müteahhitliği yetki belgesi bir yıldan 2 yıla kadar askıya alınacak. Rödövans veya götürü usülü ile yapılan işlerde, üretim zorlamaması olmaması için gerekli planlama yapılacak, aksi durumda ihale sözleşmesi feshedilecek.İSG FONU KURULACAKİşyerlerinde denetim yapan iş güvenliği uzmanlarının ücretinin işveren tarafından ödenmesi, son dönemde tartışılan konuların başında geliyor. Pakette bu konuda da radikal bir değişikliğe gidiliyor. Buna göre iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimlerinin ücretlerinin ödenebileceği bir iş sağlığı ve güvenliği fonu kurulacak. İşyerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfı dikkate alınarak belirlenecek ve işverenlerce aylık olarak ödenecek ücretler bir fonda toplanacak. Fonun işveren, çalışan ve iş sağlığı/güvenliği profesyonellerinin temsilcilerinden oluşacak bir kurul tarafından yönetilmesi sağlanacak. Bu alandaki profesyonelerin her bir saati için ücretleri belirlenecek ve iş güvenliği uzmanları ile iş yeri hekimlerinin ücretleri bu fondan ödenecek.Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kanununda belirtilen yükümlülüklerden herhangi birini, yazılı olarak hatırlatıldığı halde yerine getirmemesi, yazılı uyarıya rağmen iş güvenliği kurallarına uymaması durumunda haklı fesih gündeme gelecek. Bir başka deyişle tazminatsız işten çıkarma uygulanabilecek.KAMUDA TAŞERONA KADRO YOLU AÇILIYORYeni düzenlemeye göre, kamuda asıl işi yaptığı tespit edilen işçiler kazanılmış haklarından vazgeçerlerse kadrolu olabilecekler. Bu düzenleme, dava açarak taşeron işçi olarak asıl işi yaptığını mahkeme kararıyla tespit ettiren kamudaki çalışanları kapsıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü, sağlık bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi’nde çalışan taşeron işçiler bu madde kapsamına giriyor. Kamuda belirlenen asıl işler kapsamında taşeron olarak çalışan işçiler için de kadro yolu açılacak. Fabrika, şantiye, atölye, çiftlik ve arazi gibi işyerlerindeki işçiler eliyle gördürülmesi gerekli olan işlerde fiilen çalışanlar sürekli işçi kadrosuna alınacak. Diğerleri ise sözleşmeli personel olacak. Bunun için ihale sözleşmesinin bitiş tarihi geçerli olacak, bu tarihten itibaren çalışanlar idareleri tarafından yeni işlerine atanacak.PAKETTEKİ DİĞER DÜZENLEMELERÇok tehlikeli işlerden başlayarak bakanlık tarafından yayınlanan mesleklerde çalışanlara belirli bir sürenin sonunda mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu getirilecek. Bunun için gerekli belge ve sınav ücretinin tamamı 2018 yılı sonuna kadar işsizlik sigortası fonundan karşılanacak.İdari para cezaları yeniden düzenlenecek. Artık cezalar çalışan sayısı ile çarpılarak bulunacak. 250’den fazla çalışanı olan ve çok tehlikeli sınıfta faaliyet gösteren bir işyerinde cezalar yüzde 400 artırılacak.Maden kanununda değişiklik yapılarak maden iş yerlerinin iş sağlığı ve güvenliği teftişi Enerji Bakanlığı’na verilecek. İnşaatlarda ise iş sağlığı ve güvenliği konusunda yapı denetim firmalarına sorumluluk verilecek.Bir yıl boyunca ölümlü iş kazası olmayan tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde işverene yüzde 1 prim kolaylığı sağlanacak. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilecek teşviklerde iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri de sunulacak projelerde yer alacak.Durdurma kararı verilen işyerinde bu kararın uygulanmasını engelleyen veya savsaklayan kamu görevlileri hakkında da ali veya idari soruşturma açılacak.Zete
Bu Hafta 9 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i yerli, 9 film vizyona girecek.'İncir Reçeli'İlki büyük beğeni toplayan yönetmen Aytaç Ağırlar'ın filmi 'İncir Reçeli', ikinci serisi ile beyaz perdede yerini alacak.Başroldeki müzisyen ve oyuncu Halil Sezai Paracıkoğlu'nun canlandırdığı içine kapanık Metin ile hayata cıvıl cıvıl bakan Duygu'nun hüzünlü aşk hikayesini konu alan ilk filmin ardından üç yıl sonra gelen ikinci yapımda yine Halil Sezai başrolde oynuyor. Filmde Halil Sezai'ye Şafak Pekdemir, Sinan Çalışkanoğlu, Ahmet Uz ve Selim Akgül eşlik ediyor.Halil Sezai'nin hayat verdiği Metin karakteri, bu kez Duygu ile yaşadığı aşkın ardından gelen yoğun yalnızlık dönemi içinde izleyici karşısına çıkacak.Filmde, sevdiği kadını kaybettikten sonra uzun süreli bir yas dönemine giren ve barlarla şarkı söylemeye başlayan Metin'in, Şafak Pakdemir'in canlandırdığı Gizem'le yaşadıkları anlatılıyor.'Balık'Derviş Zaim'in yazıp yönettiği ve Bülent İnal, Sanem Çelik, Gizem Akman ile Myroslava Kostyeva'nın oynadığı 'Balık', insan-doğa ilişkisi üzerine odaklanıyor.Film, çevrenin hor kullanılmasını ve insanın bundan zarar görmesini konu ediniyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen 'Balık', Derviş Zaim’in 'Devir' adlı filminden sonra doğa konusunda yaptığı ikinci filmi olma özelliğini taşıyor.Bursa Gölyazı'da yaşayan balıkçı bir ailenin hayat hikayesini ve doğayla mücadelesini beyaz perdeye aktaran film, 21. Altın Koza Film Festivali'nden 'En İyi Senaryo' ödülünü almasının yanı sıra Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de yarışıyor.'Hay Way Zaman: Dersim’in Kayıp Kızları'Nezahat Gündoğan'ın yönettiği belgesel film 'Hay Way Zaman: Dersim'in Kayıp Kızları'nda, bir kadının 74 yıl sonra 83 yaşında kızıyla birlikte çıktığı köklerini arama yolculuğu izlenebilecek.'İki Tutam Saç: Dersim'in Kayıp Kızları' belgesel filminden sonra bulunan yüzlerce kayıp kızdan biri olan Emoş Gülver'in yaşadıklarına odaklanılan filmde, 1938'de Dersim'de yaşananlara çocuk yaşlarda tanıklık eden, ailesi yok edilen ve kültüründen koparılan yaşlı kadının köklerini arama yolculuğunu anlatılıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen film, 2013 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Belgesel Jüri Özel Ödülü aldı.'Üç, İki, Bir… Kestik'Mustafa Kılınç, Evren Maral, Nuri Yiğit ile Recep Yener'in oynadığı 'Üç, İki, Bir... Kestik' adlı filmin yönetmenliğini Kerem Sarı yaptı.Komedi türündeki film, küçük bir Ege köyünde yaşayan sinema tutkunu Süleyman Oturak'ın, katıldığı çekilişten çıkan kamera ile ekibini oluşturup bir film yapmaya karar vermesini ve dünyaya derdini anlatmanın peşine düşmesini konu alıyor.'Albatrosun Yolculuğu'Salih Bolat, Ufuk Kaplan, Şenol İpek, Ercan Kesal, Betül Arım, Önder Paker, Kerem Can San, Ebru Doğdu, Barış Alemdar ve Zeynep Solman Kul gibi isimlerin oynadığı 'Albatrosun Yolculuğu' filminde, bir şairin serüven dolu yaşamı anlatılıyor. Bu serüvenin arka planında ise aşkların, sahtekarlıkların, mutsuz aşıkların, kanun kaçaklarının, yaşamın kıyısına tutunmuş kişilerin, yolculuk sevdalısı savruk insanların serüvenleri; şiirsel bir dille aktarılıyor.Toplumun şairlere ve sanatçılara bakışının sorgulandığı filmin yönetmenliğini Cengis Temuçin Asiltürk yaptı.'Yargıç'Robert Downey Jr., Vera Farmiga, Robert Duvall ve Billy Bob Thornton'un oynadığı 'Yargıç' isimli filmin yönetmen koltuğunda David Dobkin oturuyor.Dram türündeki filmde Robert Downey Jr., Hank Palmer adlı büyük şehirde yaşayan ve çalışan başarılı bir avukatı canlandırıyor.Filmin konusu özetle şöyle:'Hank, çocukluğunu geçirdiği kasabaya, kasabanın yargıcı olan babası cinayetle suçlandığında geri döner. Araları pek iyi olmasa da babasının davasının ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışan Hank, yıllar önce koptuğu ailesi ile de tekrar bir araya gelmenin yollarını bulacaktır.''Unutulmaz Aşk'Michael Hoffman'ın yönettiği ve Michelle Monaghan, James Marsden, Luke Bracey ile Liana Liberato'nun oynadığı 'Unutulmaz Aşk' adlı filmde, iki eski lise aşkı olan ve 20 yılın ardından sevdikleri bir arkadaşlarının cenazesi için geldikleri küçük kasabalarında yeniden bir araya gelen Dawson ve Amanda'nın hikayesi izlenebilecek.'Şeytan Tepesi'Peter Facinelli, Sophia Myles ve Nathalia Ramos başrolünde oynadığı korku ve gerilim türündeki Hollanda yapımı 'Şeytan Tepesi' filminin yönetmenliğini daha önce görsel efekt konusunda çalışmalar yapan Victor Garcia üstlendi.Kolombiya'da araba yolculuğu yapan bir ailenin etrafında dönen filmin konusu şöyle:'Bir adam, asi kızı, eski karısı, karısının sevgilisi ve kendi nişanlısı araba yolculuğuna çıkmak zorunda kalır. Kolombiya'nın Medellin kentinde girdikleri ıssız bir yolda sel sularından ciddi bir kaza geçirirler. Kuytu bir yerde sıkışıp kaldıklarını anladıklarında, tek yaşam belirtisi gösteren yöne doğru ilerlerler. Buldukları yer, yaşlı bir adam tarafından işletilen eski bir moteldir. Yaşlı adam fark etmeden evi gezdikleri sırada, bodrum katında kilitlerin arkasına atılmış küçük bir kızla karşılaşırlar ve onu oradan çıkarırlar. Ancak özgürlüğüne kavuşturdukları kız düşündükleri gibi yardıma muhtaç birisi değildir hatta oldukça tehlikelidir.''Kikoriki: Yenilmez Takım'Haftanın tek animasyon filmi 'Kikoriki: Yenilmez Takım'da; Kikoriki adasının sevimli sakinlerinin, teknoloji tarafından bozulmamış cennetlerinden ayrılıp gittikleri büyük şehirde giriştikleri maceralar anlatılıyor.Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Bir Girişimci Olarak Doğduğunu Gösteren 5 İşaret
Girişimci insanlar toplumun farklı farklı kesimlerinden gelen kişiler. Ancak hemen hemen hepsi benzer kişilik özeliklerine sahiptirler. Özgüvenden meraka kadar girişimcilerin bazı doğal nitelikleri vardır. İşte size bir girişimci olarak yaratıldığınıza dair 5 temel işaret:
Reklam
Başarılı İnsanların Yirmili Yaşlarında Tadına Vardıkları 13 Deneyim
Günümüzün başarılı birçok insanı, bulundukları yere tepeden inme gelmedi. Bilgilerini, zekalarını, kaynaklarını nasıl kullanacaklarını öğrene öğrene tırmandılar basamakları. İşte başarılı kimselerin 20'li yaşlarında tecrübe edip ders çıkardıkları, size biraz ışık tutacak 13 adım.
"Bu Tarz Benim" Programını Alt Etmek İçin Yayına Sokulabilecek Alternatif 5 Program
Bu Tarz Benim programının aldığı reyting ve sosyal medyada yarattığı etki eminiz ki diğer TV'lerin gözünden kaçmamıştır. Harıl harıl benzer program formatları düşündüklerine eminiz. İstedik ki onların işlerini kolaylaştıralım ve Bu tarz benim programını alt edebilecek alternatif program fikirleri sunalım. Editör kadromuz ile uzun saatler boyunca tartıştık ve sonunda 5 program önerisi ile karşınıza çıktık. Ufak bir telif ücreti mukabili bu programları isteyen TV kanalına verebiliriz. Bizimle irtibata geçmeleri kafi. Acun duydun mu?DİKKAT: Sansürlenmiş de olsa galeri küfürlü içerik barındırır.
Reklam
'Bor Madenlerinin Özelleştirilmesinde Gizli Formül'
Sendika ve meslek odalarına göre hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program, bor madenlerinin özelleştirilmesinin gizli formülünü içeriyor. ve yıllardır yapılamayan borların özelleştirilmesini başarmayı hedefliyor...Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2015-2017 yıllarını kapsayan üç yıllık programlarına göre Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait olan sülfürik asit ve borik asit fabrikalarının özelleştirileceğini açıkladı. İlgili sendika ve meslek odalarına göre bu açıklama gizli bir taktik içeriyor. Buna göre özelleştirme kamuoyu önünde tartışılacağı zaman AKP hükümeti şu savunmayı yapacak: Sadece ve sadece borik asit ve sülfürik asit fabrikaları özelleştirildi. Bor madenlerin ruhsatı devlette.HİÇBİR ENGEL KALMAYACAK!Evrensel'de yer alan habere göre, bor madenlerinin işletilmesi ve bor kimyasalları üretiminde hammadde güvenilirliğini tehlikeye atacak bir özelleştirme girişiminin kesinlikle doğru olmadığını söyleyen sendika ve meslek örgütleri şu açıklamayı yaptı: Bugün borda hammadde üreten sülfürik asit ve borik asit fabrikalarının özelleştirilmesi, yarın bor madenlerinin işletilmesinde yeni özelleştirmelerin gündeme getirilmesini kolaylaştıracaktır. Adım adım bor madenleri özel sektöre devredilecektir. Borik asit ve sülfürik asit fabrikalarının özelleştirilmesi sonucu yapılacak yasa değişiklikleriyle bor, toryum ve uranyum madenlerinin üretiminin özel sektörce yapılmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır”Bu özelleştirmeler yapıldığı takdirde bor madenlerimizin özelleştirilmesinin yolunun açılacağına dikkat çekilen açıklamada “Böylece yıllardır yapılamayan borların özelleştirilmesi başarılacaktır” denildi.‘MÜLKİYET DEVLETTE KALACAK’ SAVUNMASI ANLAMSIZAçıklamada, siyasi iktidar tarafından, “Rezervlerin ve ruhsat sahasının mülkiyeti devlette kalacaktır” savunmasının hiçbir anlam ifade etmeyeceği şu sözlerle belirtildi: “Çünkü madenin üretilme izninin devredilmesi nedeniyle rezervi tükendiğinde mülkiyet kavramı, içi boşaltılmış bir kağıt parçasından ibaret olacaktır.”Açıklamada, aranmasından, işletmesine ve uç ürüne dönüştürülmüş ürünün pazarlanmasına kadar, her aşamasının kamu eliyle yürütülen bir bor endüstrisinin ülkenin ve halkın yararına olduğu belirtildi. “Bor tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle yapılır” şeklindeki yasa hükmünün korunması talep edildi. Yeni icat edilmiş olan baypas yöntemlerinin yaşama geçmemesi gerektiği vurgulandı.AKP VAZGEÇMİYOR2012 yılında, bor tuzları, trona ve asfaltit madenleri ile nükleer enerji hammaddelerinin işletilmesine dair kanunda değişiklik öneren bir tasarı hazırlamıştı. Tasarıda, “Bu madenlerin ruhsat sahaları ve rezervleri devletin mülkiyetinde kalmak ve elde edilecek ürün ve atıkların satışı devlet eliyle yapılmak kaydıyla; dekapaj, ürün çıkarma, kırma eleme, ayıklama ve yıkama, paketleme, tahmil-tahliye, nakliye ile temizlik ve diğer benzeri işler ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir” denilmekteydi.İstenen yasa değişikliğiyle bor, toryum ve uranyum madenlerinin üretiminin özel sektörce yapılmasının önünde hiçbir engel kalmayacak, Soma örneğinde olduğu gibi özel sektörün üreteceği ürünlerin devletçe alımı garantilenmekteydi.Tasarı, meslek odaları ve sendikaların, olaya müdahil olması ve mücadelesi sonucu yaşama geçirilememişti.BOR MADENİ GELECEK İÇİN ÇOK ÖNEMLİPetrol- İş, ESM, Türk Enerji Sen sendikaları ile Jeofizik, Jeoloji, Kimya, Maden, Metalurji ve Malzeme mühendisleri odalarının ortak açıklamasında bor özelleştirmesiyle ilgili önemli uyarılar yer aldı.Hükümetin açıkladığı borik asit ve sülfürik asit fabrikalarının özelleştirilmesiyle toryum ve uranyum gibi nükleer enerji hammaddelerinin üretiminin devlet tekelinden çıkarılacağı uzun vadede çok uluslu şirketlerin eline geçeceği belirtildi. “Uranyum ve toryum gibi nükleer enerji sektörünün girdileri olan madenlerimizin korunmasını ülkemizin güvenliği açısından oldukça önemli buluyoruz” denildi. İstanbul/EVRENSEL
Apple, Dünyanın En İnce Tabletini Tanıttı
Apple, yeni nesil tabletleri iPad Air 2 ve iPad mini 3'ü merkezinin bulunduğu Cupertino'daki etkinlikte tanıttı.Apple, 9 Eylül'de tanıttığı iPhone 6'dan sonra ikinci büyük etkinliğini gerçekleştirdi. Cupertino, California'daki Apple merkezinde düzenlenen etkinlikte, ilk olarak iPad Air 2 tanıtıldı.Sahneye çıkan CEO Tim Cook, sunulduğu ilk günden bu yana 225 milyon iPad satıldığını belirterek, iPad satışlarının 2014'ün üçüncü çeyreği sonuna kadar küresel PC satışlarını geride bıraktığına dikkat çekti. Üçüncü çeyrek sonunda 70 milyon iPad satılırken, Lenovo, HP, Dell ve Acer Apple'ın gerisinde kaldı.iPad'in müşteri memnuniyetinin çok yüksek olduğuna dikkat çeken Cook, iPad mini Retina modelinin kullanıcılardan yüzde 100 memnuniyet geri bildirimi aldığını belirtti. Cook, mevcut iPad uygulamalarının 675 bine ulaştığını söyledi.Cook, sahnede sunduğu iPad Air 2'nin bir kalem kadar olan inceliğine dikkat çekerek, 'Görebiliyor musunuz' sorusunu sordu. Tabletin altın renkli olması dikkat çekti.Parmak izi sensörü geldiCook'un ardından sahneye gelen Apple küresel pazarlama müdürü Phil Schiller, iPad Air 2'nin özelliklerini sundu:7.9 inç Retina display ekran,6.1 mm kalınlığında. iPad Air'den yüzde 18 daha ince. Schiller, iPad Air 2'nin, dünyanın en ince tableti olduğunu belirtti. İki iPad Air 2, bir orijinal iPad ile aynı kalınlıkta.Touch ID parmak izi sensörü.Apple Pay mobil cüzdan özelliği. NFC (Yakın Alan İletişimi) teknolojisi bulunmuyor.Daha ince bir ekranla gelen iPad Air 2, ışın yansımasını yüzde 56 oranında azaltan özelliğe sahip.A8X işlemcisi. İkinci nesil 64 bit işlemci, 3 milyon transistör içeriyor. Merkezi işlemci birimi bir önceki modele göre yüzde 40 hızlı olan A8X'in grafik işlemci birimi ise 2.5 kat daha hızlı.iPad Air 2, orijinal iPad'e oranla grafik performansında 180 kat daha hızlı.Batarya ömrü 10 saat.Apple'ın hareket sensörlü işlemcisi M8.8 MP iSight kamera. 1.12 mikron piksel kamera, f/2.4 diyafram açıklığına sahip. Kamera, 1080p HD video çekebiliyor.Multi in Mutli Out (MIMO) ile Wi-Fi 802.11ac standardı. Bir önceki modele göre 2.8 kat hızlı Wi-Fi bağlantısı ve maksimum 866 Mbps bağlantı hızı.20 LTE bandında 150 Mbps’a kadar mobil veri hızını destekliyor.FiyatlariPad Air 2 Wi-Fi modellerin fiyatı 16 GB, 64 GB ve 128 GB modelleri için sırasıyla 499, 599 ve 699 dolar olarak belirdi.iPad mini 3 fiyatı ise 399 dolar olarak belirdi.Al Jazeera
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Hep kimsenin duymaktan hoşlanmadığı şeyleri söylemek zorunda kalıyorum. Çünkü istenmedik şeylerin olmaması için öncelikle hoşlanmadığımız gerçeklere katlanmamız gerektiğini düşünüyorum.İstersek, biraz kafayı çalıştırarak kendimizi de başkalarını da sürekli kandırmaya devam edebiliriz, ama böylesi hiçbir derde derman olmaz. Geçtiğimiz hafta içine girdiğimiz karanlık tünelden çıkış yolu bulmanın yolu, önce ne olduğunu iyi kavramak veya kavramaya çalışmak.Bal demekle ağız tatlanmadığı gibi, barış demekle barış gelmeyeceği belliydi. ‘Savaşmanın kolay, barışmanın zor olduğu’ nu herkes söyleyip duruyor, ama zorluğa katlanmak işimize gelmiyor.
Reklam