'Yasin Börü ve Arkadaşlarının Katil Zanlıları Yakalandı'
Başbakan Davutoğlu, 'Diyarbakır'da katledilen Yasin Börü ve 3 arkadaşının katil zanlıları 16 kişi, bugün sabah yakalandı ve adalete sevk edildi' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, TOFAŞ tesislerinde, ABD'ye ticari araç ihracı dolayısıyla düzenlenen törene katıldı.Davutoğlu, Bursa'daki Tofaş Türk Otomobil Fabrikası'nda düzenlenen 'Doblo Amerika Üretime Başlangıç ve İhracat Töreni'nde yaptığı konuşmada, bugünün hem Tofaş, Koç Holding ve Fiat Chrysler için hem de Bursa ve Türkiye için bir gurur günü olduğunu söyledi.Bu gurur gününe katkıda bulunan yetkililere ve emekçilere teşekkür eden Davutoğlu, şunları kaydetti:'Eminim rahmetli Vehbi Koç eğer burada olsaydı, 'Ülkem varsa ben de varım' demesinin bir doğrudan somut göstergesinin hayata geçmesinden büyük bir memnuniyet duyardı, onu da rahmetle anıyorum. Gerçekten bir gurur günü, Doblo Amerika'nın ihracatına başlanmasına katılmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Biraz önce rakamlar verildi, 175 bin Doblo ihraç edilecek, Kamil Bey'in verdiği rakamlara göre. Türkiye'ye baktığımızda 2002'de toplam 357 bin araç üretiyorduk. Yani 2002'de üretilen araç sayısının neredeyse yarısı, sadece 'Doblo Amerika' olarak Amerika'ya ihraç edilecek.'Davutoğlu, toplam Doblo ihracatının 3.2 milyar dolar olacağını ifade ederek, sözlerini şöyle devam ettirdi:'Otomotiv sektörünün 2002'de Türkiye'deki ihracatı ise 3.3 milyar dolardı. Yani 2002'de ihraç edilen bütün otomotiv sektörü ihracatının neredeyse toplamı kadar sadece Doblo ihraç edilmiş olacak. Bu, aslında Türk ekonomisinde ve otomotiv sektöründe ölçeğin ne kadar büyüdüğünü gösteren çok önemli rakamlar. Tebrik ediyorum, üç açıdan son derece önemli bir gelişmedir. Birincisi üretim açısından, reel sektördeki canlanma ve üretim kapasitesi açısından. İkincisi ihracatımız açısından, üçüncüsü ise bu ihracatın yöneldiği hedef açısından. Yani ihracatın Kuzey Amerika'ya, ABD'ye ve Kanada'ya yapılıyor olması açısından. Bu da başlı başına önemlidir.'Başbakan Davutoğlu, üretim açısından bakıldığında, Türkiye'de son 12 yılda gerçekleşen gayrisafi milli hasıla büyümesinin, 3.5 misli artan yani 250 milyar dolarlardan 820 milyar dolarlara çıkan büyümenin iç dengelerine bakıldığında, aslında Türkiye ekonomisinin yükselen bir güç olarak kendini dünya ekonomisine entegre ederken, sanayinin gösterdiği performansı takdirle yad etmek gerektiğini vurguladı. Ekonomideki güzel gelişmeler'Son birkaç gün içinde aslında ekonomimizin yine küresel ekonomi içindeki performansı bakımından çok güzel gelişmelere şahit olduk' diyen Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:'Geçen cuma günü İstanbul Borsası yüzde 7,5 yükselişle dünyada yükselen 3. borsaydı. Endekste de en yüksek performans gösteren 3. borsaydı. Bu performansla son 15 ayın en yüksek düzeyine ulaştık. Yine gösterge tahvil bileşik faizleri de yüzde 7,6 civarına düşerek temmuz 2013'ten beri ulaştığımız en düşük düzeye indi. Bunlar çok olumlu göstergeler ama hepimizi gururlandıran bir başka önemli gelişme, 1 Aralık 2014'ten itibaren G-20 dönem başkanlığını üstlenmiş olmamız... Bu olağanüstü bir gururdur. G-20 dönem başkanlığı ile küresel ekonominin tabiri caizse bir yıl için patronluğunu, yönlendiriciliğini üstlenmekle bugün burada Doblo ihracatının gerçekleşme törenini aynı haftada yaşıyor olmamız hem ülke bazında hem Tofaş'ımızın bir sanayi kuruluşu olarak bu performansta sağladığı katkı açısından çok önemli, güzel bir tesadüf.'Davutoğlu, bu tesadüflerin çok yaşanacağının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Çünkü Türk ekonomisi büyürken şirketlerimizin üretim kapasiteleri de artacak. Burada bir hususa dikkati çekmek istiyorum. Özellikle dünya ekonomisi küçülürken, küresel ekonomide daralma yaşanırken ve bütün dünya neredeyse yüzde 2 performansını yakalamaya çalışırken, Türkiye küresel krizden sonra dahi dünyada en yüksek büyüme performansını gösteren ülkeler arasında yer aldı. G-20 zirvesi için Avustralya'da bulunduğumuzda liderler arasında yapılan özel oturumda her ülkenin kendi ekonomik perspektifini ve yapısal dönüşüm programını anlatması istendiğinde Türk ekonomisini anlatırken üç hususa dikkatleri çektim. Bir siyasi istikrar, iki makro ekonomik istikrar, rasyonel makro ekonomik politikalar, üçüncüsü de yapısal reformlar ve şartlara intibak eden yeni yapısal atılımlar.' İkinci ekonomik hamle programıDavutoğlu, 62. hükümeti kurar kurmaz bütün bu unsurları da ihtiva edecek şekilde hükümet programlarını, ikinci ekonomik hamle programı olarak ilan ettiklerini dile getirdi.Arkasından orta vadeli programı açıkladıklarını, ardından da sektörel yapısal dönüşüm programlarının ilk dokuzunu açıkladıklarını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:'Şimdi son 12 yıl içindeki bu performansımızın, ekonomik büyüme performansımızın en önemli, en sihirli, tabiri caizse anahtarı, güven ve istikrardır. Bütün yatırımcılar, iç veya dış yatırım sahipleri, öncelikle rasyonel aktörler olarak öngörülebilirliğe bakarlar. Yani 'Acaba o ülkede görünür bir gelecekte herhangi bir kriz yaşanır mı? Bir türbülans olur mu? Alınan siyasi kararlar uygulanabilir mi, uygulanamaz mı?' Bu en önemli kriterdir. Orta vadeli programda çok iddialı ve dengeli hedefler ortaya koyabilirsiniz ama herkesin bakacağı şudur; bu orta vadeli programı uygularken bu yıllar içinde acaba aynı siyasi kadro, ekip ve mantık o ülkeyi yönetmeye devam edecek mi? Soru budur.'Davutoğlu, çok güzel tanımlamalar yapmanın yetmeyeceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:'Önemli olan o güzel tanımlamaları, o güzel hedefleri hayata geçirecek siyasi istikrarın sürüp sürmeyeceğidir. 1990'lı yıllarda dünya ekonomisi büyürken ve genelde bu genişleme dolayısıyla bütün ülkeler özellikle de Marksist ekonomiden liberal ekonomiye geçen Doğu Avrupa ülkelerinde büyük ekonomik kalkınmalar sağlanırken, Türkiye'nin gayrisafi milli hasılasını büyütememesinin, ekonomik kriz yaşamasının nedenlerinin başında 16 ayda değişen hükümet gerçeği vardır. 16 ayda değişen ve aynı zamanda da koalisyon olan hükümetlerin herhangi bir uzun dönemli perspektif üretmeleri, ülkede yatırımı teşvik edecek şekilde sanayiye ve yatırımcıya güven telkin etmesi mümkün değil.'Türkiye'de, ekonomi bakanlığının bir partide, diğer sektörel yatırım yapacak bakanlıkların başka partilerde olduğu günlerin yaşandığını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Bunu şunu için vurguluyorum. Siyasi istikrar, ekonomik istikrarla birlikte yatırımı teşvik etmenin en önemli araçlarındandır ve gururla ifade ediyorum Türkiye'de sağlanan demokratik istikrar, istikrar eğer demokratik yolla sağlanmazsa başka problemler çıkartır, demokrasiyle birlikte gelen istikrar ekonomik kalkınmanın anahtarıdır. Onun için bizim öncelikle hedefimiz, bu istikrar ortamını en güçlü şekilde sanayicimizin, iş dünyamızın rahat yatırım yapıp önünü görebileceği, yapacağı yatırımların uzun dönemli perspektiflerdeki planlamalarını, sürdürülebilir bir yönetimle vurgulandığı gibi devam ettirmesidir.'Başbakan Davutoğlu, 'Çok ciddi teşviklerle altı bölgeye ayırarak Türkiye'yi, yatırımları özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya da yaymak oralara da getirmek istedik. Şimdi önümüzdeki dönemde ilk teşvik sistemini tekrar gözden geçirerek, Ar-Ge ve teknoloji yoğunluklu yatırımlara yeni teşvikler getirmenin çabası içindeyiz. Ama bakınız, istikrar o kadar önemli ki çözüm süreciyle birlikte Doğu ve Güneydoğu'ya olağanüstü bir ilgi uyanmaya başladı son iki yılda ve ciddi yatırım kaymaları başlamıştı. Kobani bahane edilerek 6-7 Ekim olaylarının, aslında Türk ekonomisinin bu bölgeye dönük olarak da ciddi bir yeni dönem başlangıcı önünde engelleyecek şekilde gerçekleşmiş olması hepimiz için dikkatle düşünülmesi gereken bir husustur' dedi.3 yeni binek araç projesiyle devam edilecekKoç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın da katılımıyla TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası AŞ'nin üretim tesislerinde düzenlenen 'Doblo Amerika Üretime Başlangıç ve İhracat Töreni'ndeki konuşmasında, Başbakan Davutoğlu'na bu heyecanı paylaştığı için teşekkür etti. Koç, 'Ülkemize, kendimize ve otomotiv sektörünün geleceğine duyduğumuz inançla yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Doblo'nun yenilenmesiyle başlayan yatırımlarımıza, biri yeni sedan, diğerleri station wagon ve hatchback olmak üzere 3 yeni binek araç projesiyle devam edeceğiz. Süregelen yatırımlarımız haricinde sadece bu modellerle yaptığımız toplam yatırım miktarı 1,4 milyar dolara ulaşıyor. Gururla eklemek isterim ki bu tarihi yatırımlar aynı zamanda TOFAŞ mühendisliğinin ve işçiliğinin küresel arenadaki başarısını da açıkça ortaya koymuş oluyor' diye konuştu.Mustafa Koç, 'Uzun vadeli bakış açısıyla 2010 yılından bu yana otomotiv sektörüne yaptığımız yatırımlar 10 milyar TL'ye ulaşmaktadır. TOFAŞ'ın son dönemde imza attığı yeni yatırımlar da ülkemize ve geleceğimize olan inancımızın birer göstergesidir' dedi.AA
TOKİ'den 'AK Saray' Cevabı: 'Maliyeti Açıklanırsa Ekonomi Zarar Görür'
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, TOKİ'ye, 'Ak Saray'ın maliyetini sordu. TOKİ'den 'Maliyetinin açıklanması ülke ekonomi çıkarlarına zarar verir' cevabı geldi.Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisine inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın  (Ak Saray) maliyetiyle ilgili tartışmaya TOKİ'de katıldı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 1 milyar 370 milyon lira olarak açıkladığı maliyeti mimarlar, TOKİ'ye sordu. TOKİ'den, “Maliyetinin açıklanması ülke ekonomi çıkarlarına zarar verir.” cevabı geldi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, resmi yazıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'ndan AOÇ arazisine inşa edilen sarayın maliyetlerini istedi. TOKİ ise yine resmi yazıyla bilgi ve belgelerin zamanından önce açıklanması halinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar vereceğini iletti.TOKİ'nin, odaya gönderdiği cevapta şu ifadelere yer verildi: “Ülkenin ekonomik çıkarlarına ilişkin bilgi veya belgeler başlıklı madde 17 'Açıklanması ya da zamanından önce açıklanması halinde, ülkenin ekonomik çıkarlarına zarar verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi veya belgeler, bu kanun kapsamı dışındadır.' Hükmü gereğince, idaremiz tarafından bilgi verilmesi uygun görülmemiştir.” 'MALİYET 5 MİLYAR LİRANIN ÜSTÜNE ÇIKABİLİR'TOKİ'nin cevabını yorumlayan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, sarayın tamamen bitmesi halinde maliyetinin beklenenin çok üzerinde olacağını iddia etti. Candan, saray maliyetinin 5 milyar liranın üzerine çıkabileceğini savunarak, “Kaçak Saray'ın maliyetlerinin 5 katrilyonun üzerinde olabileceğini ve bu maliyetin buzdağının görünen kısmı olduğunu açıklamıştık. TOKİ'nin maliyeti açıklamama nedeni, ülkenin ekonomisine zarar verecek olması ise bu demektir ki kaçak sarayın maliyeti açıklandığında, borsada spekülatif bir durum yaşanacak, dudaklarımızı uçuklatacak bir maliyeti olduğu anlamına geliyor. Bu nedenle tarafımıza bilgi verilmemesi Kaçak Saray'ın maliyeti ekonomik kriz nedeni olacak boyutta olduğunu düşündürüyor. Maliyetin açıklanandan çok daha yüksek olduğunu söylemiştik, zira açıklanana eş bir maliyet olsaydı Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı rakamı TOKİ de açıklamaktan çekinmezdi. Kesin olarak söyleyebiliriz ki Kaçak Saray'da maliyet açıklanan rakamdan yani 1,5 katrilyondan yüksektir” ifadelerini kullandı. 'Milletin sarayı' ifadeleriyle harcanan paranın gizlenmeye çalışıldığını kaydeden Candan, “Kılıf bulmaya çalışsalar da yaptıkları aşırı lüks harcama hiçbir şekliyle kabul görecek durumda değil. Halkın yoksulluğuna çözüm aramak yerine lüks içerisinde, jakuzili, havuzlu, buhar odalı, hamamlı cumhurbaşkanlığı konutu yaptıranlar, ekonomik krize neden olacak bir maliyetle, halkın kullanımında olan Atatürk Orman Çiftliği gasp ederek kaçak saray yaptıranlar iktidarlarını sürdüremezler” şeklinde konuştu.BAŞBAKANLIK'TAN BİLGİ ALINMimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından resmi yazıyla TOKİ'ye sorulan sorular arasında Başbakanlık binasının toplam inşaat maliyeti, kaba ve ince inşaat imalatları, çevresindeki 40 metre genişliğindeki yol maliyeti, işçilik maliyeti, peyzaj düzenlemesinde ithal edilen ağaçların maliyeti, çevre düzenleme ihale işlerini alan şirketlerin bilgileri, temizlik, bahçe bakımı, aydınlatma ve işletme giderleri yer aldı. TOKİ bu sorulara ilişkin Başbakanlık'tan bilgi alınması istedi.ANKARA / CİHAN
DİSK: 'Asgari Ücret 1.800 Net! Saraylar Değil Ekmeğimiz Büyüsün'
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko, asgari ücretin “net 1.800 lira” olması gerektiğini vurguladı.Asgari ücretle ilgili değerlendirme yapan Beko, 2015 yılı asgari ücretinin Aralık ayı içinde belirleneceğine işaret ederek, hükümetin hedeflediği zam oranının 3+3 olarak açıkladığını hatırlattı ve ekledi:“Zam oranı ile hükümet işçilere günlük 1 lira civarında bir zammı uygun gördüğünü duyurdu. Hükümet açlık sınırının altında bir asgari ücrette ısrar ederek, yeniden bir sosyal cinayete imza atacağını şimdiden ilan etti. Hükümetin zam oranının önceden açıklaması ile Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantıları bir kez daha anlamsızlaştı. Yıllardır ‘orta oyunu’ olarak nitelendirdiğimiz bu komisyon toplantılarının senaryosunu ve oyunun sonunu artık herkes biliyor.”Kani Beko, kişi başına düşen milli gelirin 2014 yılı itibarıyla aylık 1.800 lirayı aştığını ifade ederek, “Hükümet bu rakamla çok övünüyor. Biz işçiler 4 kişilik hanemiz için payımıza düşenin sadece birini talep ediyoruz. En azından yaşamak için buna ihtiyacımız var. Ve soruyoruz: Hanemizin payına düşen aylık en az 7.200 liramız nerede?” dedi ve şöyle devam etti:“Ekonomi büyürken biz alınteri döküyoruz, çalışırken biz ölüyoruz, biz sakatlanıyoruz, biz hastalanıyoruz. Madem Türkiye ekonomisi büyüyor, bizim aşımız, bizim ekmeğimiz neden büyümüyor? Büyümeden pay alsaydık, birilerini zengin ettiğimiz oranda zam alsaydık şimdi asgari ücret yaklaşık 1.800 lira olacaktı. Çünkü; Cumhurbaşkanlığı bütçesi geçtiğimiz yıla göre neredeyse 2 katına çıktı. Bu ülkede tüm değerleri üretenler için daha düşük bir artış kabul edilemez. Asgari ücret artış oranı, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin artış oranına eşitlenmelidir. Bu rakam yaklaşık net 1.800 liradır. Çünkü, 4 kişilik bir hanede yoksulluk sınırı 3.500-4.000 lira civarındadır. Asgari ücret için belirlenmesi gereken gerçek tutar aslında budur. Yoksulluğa mahkum eden ücrete asgari ücret denmez! İki kişi çalışmamıza rağmen çocuklarımızı yoksulluğa mahkum etmemek için net 1800 lira şarttır.”“Asgari Ücret 1.800 Net!” sloganı ile yüz binlerce işçiye ulaşmak üzere bildiriler hazırladıklarını da vurgulayan Beko, yürütecekleri kampanyayı da şöyle anlattı:“Bu bildirileri kentlerin meydanlarında, işçi havzalarında, iş yerlerinde dağıtacağız. Türkiye’nin dört bir yanında stantlar açacak, basın açıklamaları düzenleyecek, eylemler, yürüyüşler organize edeceğiz. Ve de Asgari Ücret Tespit Komisyonu milyonlarca işçinin geleceğini belirlerken kapının önünde olacak ve şu sloganlarımızla kulaklarını çınlatacağız: Asgari ücret 1.800 net! Saraylar değil ekmeğimiz büyüsün.” DHA
Hükümetin Teklifi: Asgari Ücrete 1 Lira Zam
Milyonlarca işçinin geçinmeye çalıştığı asgari ücrete yapılacak zammı belirlemek üzere taraflar yarın bir araya gelecek. Ancak adı “pazarlık masası” olsa da her seferinde işçi kesiminin tekliflerine daha ilk günden kapıyı kapatan hükümetin yapacağı zam teklifi şimdiden belli.Cumhurbaşkanlığı Sarayı için 1 milyar 370 milyon liranın harcandığı Türkiye’de hükümet yaklaşık 8 milyon işçinin bir ay geçinmeye çalıştığı 891 liralık asgari ücrete günlük 1, aylık 31 lira zam önerisiyle masaya oturacak. Günlük bir simit parasına denk gelen zammı reddeden Türk-İş, aile bireyleri dikkate alınmadan sadece tek bir çalışanın yaşama maliyetinin bin 447,67 lira olduğuna vurgu yaptı. DİSK ise asgari ücretin net bin 800 lira olmasını istedi.Mustafa Çakır'ın Cumhuriyet'te yer alan haberine göre, Türkiye’deki yaklaşık 8 milyon işçi asgari ücret ile geçinmeye çalışıyor. Yani işçilerin yüzde 70’e yakını halen 891 lira olan asgari ücretle ayın sonunu getiriyor. Aileleri ile birlikte düşünüldüğünde ise asgari ücret yaklaşık 20 milyon insanı doğrudan etkiliyor. Brüt bin 134 lira olan asgari ücretten sosyal güvenlik pirimi, gelir vergisi, damga vergisi, işsizlik sigortası için yüzde 21.4 oranında kesinti yapılıyor. Bu da asgari ücretin 242,97 lirasının kesintilere gitmesi anlamına geliyor. Kesintilerin ardından bekar bir işçinin eline 891,3 lira geçiyor. Asgari ücretli bir çalışan 2014 yılında bordrodan yapılan kesintiyle toplam 823,32 lira vergi (gelir ve damga vergisi toplamı) ödüyor. Asgari ücretli işçi sosyal güvenlik ile işsizlik sigortası pirimi olarak da yılda toplam bin 984,50 lira ödemek zorunda kalıyor. Günlük 29,70 liraya denk gelen asgari ücretle işçi, 1 kg et bile alamıyor.2015 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere ilk toplantı yarın yapılacak. Hükümet yüzde 3+3 zam teklifiyle masaya oturacak. Bu da net asgari ücrete aylık 31,60 lira zam anlamına geliyor. Bu durumda asgari ücret günlük bir simit parası yani 1 lira artmış olacak. Asgari ücretlinin eline geçecek saat ücreti de 14 kuruş artacak. Bu artışın bir yumurta parası bile olmadığına çeken Türk-İş’in Kasım 2014 açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre, aile bireyleri dikkate alınmadan sadece tek bir çalışanın yaşama maliyeti bin 447,67 lira. Türk-İş asgari ücretin de en az bu kadar olmasını istiyor. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarının bir önceki yıla göre 160 TL ve yaşam maliyetinin de 519 TL arttığına işaret eden Türk-İş, devletin resmi verilerine göre de ülke genelinde ortalama kira tutarının ayda 615 lira olduğuna dikkat çekti. Türk-İş, “İşveren ve hükümet temsilcileri tarafından işçi kesimi temsilcilerinin muhalefetiyle belirlenen asgari ücret günümüzde sadece 891,03 TL’dir. Ve özel kesimde bu ücret düzeyinde çalışmak durumunda/zorunda olan milyonlarca işçi bulunmaktadır. Yapılacak düzenlemeyle bu milyonlara yüzbinlerce göçmen ve sığınmacı çalışan da eklenecektir. Bu ücret politikasıyla, insanların çaresizliği istismar edilmektedir” vurgusunu yaptı.DİSK: Net 1800 lira olsunDİSK ise net asgari ücretin bin 800 lira olmasını istedi. Milyonlarca işçinin yaşamını ve geleceğini belirleyen asgari ücretin bu yıl da bir ortaoyunu ile belirlenmek istendiğine işaret eden DİSK, hükümet programında yüzde 3+3 olacağı önceden duyurulan asgari ücret için tespit komisyonunun toplanacağını, toplantılar yapılacağını belirtti. DİSK, “Böylesi bir orta oyunundan çıkacak olan bir kez daha açlık sınırının altında bir asgari ücrettir. Ekonomi büyürken, bu büyüme uğruna işçiler ölürken, ekmeğimizin değil sarayların büyümesine seyirci kalamayız. İşçinin dört kişilik hanesine bir kişilik ‘kişi başına milli gelir’ bile düşmemesi kader/fıtrat değildir. Açlık sınırının altında asgari ücret cinayettir” değerlendirmesini yaptı.Mustafa Çakır | Cumhuriyet
Reklam
Putin: 'Doğalgazda Yüzde 6 İndirim Sağlayacağız'
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ankara'ya geldi. İlk olarak Anıtkabir'i ziyaret eden Putin, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından karşılandı.Özel uçağı ile saat 13.08'de Ankara'ya gelen Putin ve beraberindeki heyeti, Esenboğa Havalimanında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile Rusya Büyükelçiliği yetkilileri karşıladı.Uçaktan indikten sonra tören kıtasını selamlayan Putin, Şeref Salonu'na girmeden aprona getirilen özel aracına binerek, konvoyu ile havalimanından ayrıldı.
'Hitler Atatürk Hayranıydı' Denilen Kitapta Ne Anlatılıyor?
Adolf Hitler’in Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu hayranlığa dair belge ve iddiaları derleyen yeni bir kitap yayımlandı. Stefan Ihrig’in kaleme alığı ‘ Nazilerin Hayalindeki Atatürk (Atatürk in the Nazi Imagination) ‘ isimli kitapta, Hitler’in 1’inci Dünya Savaşı sonrasında Atatürk’ün Anadolu’da verdiği mücadeleden ve bazı politikalarından ilham aldığına dair tezler sıralanıyor.Kitapta, ‘ çaresiz ve perişan haldeki ‘ Almanya’nın gözünde, Türkiye’de yaşananların ‘ milliyetçi bir hayalin gerçekleşmesi ‘ olarak algılandığı belirtiliyor; tarihsel bir perspektiften, savaş sonrası ‘ küllerinden doğmak isteyen ‘ Almanların, kurtuluş mücadelesini kazanan bir Türkiye’ye nasıl baktığı anlatılıyor.Yıldıray Oğur ve Hilal Kaplan’ın da gündemindeHarvard Üniversitesi Yayınları tarafından 27 Kasım 2014’te yayımlanan kitap, hükümete yakın yazarlar tarafından da adeta altın madeni muamelesi gördü. Türkiye gazetesinden Yıldıray Oğur iki gündür köşesini bu kitaba ayırırken, bugün Yeni Şafak’tan Hilal Kaplan da aynı konuyu ele aldı. İki yazar da, Hitler’in Atatürk hayranlığını ‘ Atatürk’ün suçuymuş ‘ gibi lanse ederek dillerine doladı.Amerikan haber sitesi Daily Beast’in derlemesine göre, kitapta öne çıkan belge ve iddialar arasında şunlar yer alıyor:‘Hitler ve Goebbels kişisel olarak hayrandı’Hitler, iktidara yükselirken İtalyan diktatör Benito Mussolini’yi değil, Atatürk’ü örnek aldı. Öyle ki, Türkiye’yi kendisinin ‘ parlayan yıldız ‘ı olarak görüyordu.Naziler, ‘Türk Ulusal Hareketi’ni model aldı; Hitler ve propaganda bakanı Joseph Goebbels Atatürk’e kişisel hayranlık besliyordu.1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanlar, özellikle de ülkedeki muhafazakar kesimler, Paris Barış Konferansı’nda kendilerine adil davranılmadığına, hatta bürokratlar ve Berlin’deki azınlıklar tarafından ihanete uğradıklarına inanıyordu. 1’inci Dünya Savaşı’nda kendileri gibi yenilgiye uğrayan Türklerinse, Sevr Anlaşması’ndan sonra ‘ küllerinden doğması ‘, Almanları derinden etkiledi.Ihrig bu konuda şu ifadeleri kullanıyor: ” Çaresiz ve perişan haldeki Almanya’nın gözünde, bu durum milliyetçi bir hayalin gerçek olması ya da daha ziyade bir tür aşırı ulusal bir pornografiydi.’ ‘‘Aşk hikayesi’ yaşanıyorduAlman gazeteleri 29 Haziran 1919’da, Paris’te imzalanan ve toprak kaybedip devasa bir tazminat ödemek zorunda bırakan Versay Barış Anlaşması’nı manşetlerine taşımıştı. Sadece iki gün sonraysa, Daily Beast’in deyimiyle, ‘ Mustafa Kemal Paşa’yla bir aşk hikayesi ‘ başladı. Türkiye, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı’na dair haberler gazete manşetlerine yükseldi.
Reklam
Puskas Ödülü Adayı Birbirinden Güzel 10 Gol
FIFA, Puskas Ödülü için adayları açıklarken rabona vuruşuyla gündemden düşmeyen Lamela'nın golüne yer verilmedi.Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) düzenlediği ve yılın en iyi golüne verilen 'FIFA Puskas Ödülü' için adaylar belli oldu.FIFA'dan yapılan açıklamaya göre, unutulmaz Macar futbolcu Ferenc Puskas'ın anısına 2009'dan beri düzenlenen ''en iyi gol'' ödülünün adayları arasında, Fransa 1. Futbol Ligi'nde (Ligue 1) Paris Saint Germain forması giyen İsveçli Zlatan İbrahimoviç, İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester United'ın golcüsü Hollandalı Robin van Persie ve İspanya'da Real Madrid forması giyen Kolombiyalı James Rodriguez de yer aldı.FIFA ve France Football dergisinin internet sayfaları üzerinden yapılan oylama 1 Aralık'a kadar sürecek.Bu tarihten itibaren aday sayısı 3'e düşecek ve ödül, 12 Ocak 2015'te İsviçre'nin Zürih kentinde yapılacak FIFA Altın Top Gala Töreni'nde açıklanacak. Galada, kadınlarda ve erkeklerde yılın en iyi futbolcularının yanı sıra, Yılın En İyi İlk 11'i ile erkek ve kadın futbolunun en iyi teknik direktörleri de ilan edilecek.2010 yılında Hamit Altıntop'un milli formayla Kazakistan'a attığı golle kazandığı ödülü, 2009 yılında Cristiano Ronaldo, 2011'de Neymar, 2012'de Fenerbahçe forması altında attığı golle Miroslav Stoch ve 2013'te İsveçli futbolcu Zlatan İbrahimoviç almıştı.2014 'FIFA Puskas Ödülü'nün adayları ve gollerin atıldığı karşılaşmalar şöyleTim Cahill: 18 Haziran 2014, Avustralya - Hollanda (2014 FIFA Dünya Kupası)Diego Costa: 23 Kasım 2013, Atletico Madrid - Getafe (İspanya)Marco Fabian: 15 Şubat 2014, Cruz Azul - Puebla (Meksika)Zlatan İbrahimoviç: 19 Ekim 2013, Paris St. Germain - SC Bastia (Fransa)Pajtim Kasami: 21 Ekim 2013, Crystal Palace - Fulham (İngiltere)Stephanie Roche: 20 Ekim 2013, Peamount United - Wexford Youths (İrlanda Cumhuriyeti)James Rodriguez: 28 Haziran 2014, Kolombiya - Uruguay (2014 FIFA Dünya Kupası)Camilo Sanvezzo: 6 Ekim 2013, Vancouver Whitecaps - Portland Timbers (ABD-Kanada)Hisato Sato: 8 Mart 2014, Sanfrecce Hiroshima - Kawasaki Frontale (Japonya)Robin van Persie: 13 Ekim 2014, İspanya - Hollanda (2014 FIFA Dünya Kupası)Goal.com
"Annem Bana Kara Büyü Yaptı"
Beşiktaş’ın Avrupa Ligi’ndeki rakiplerinden Tottenham’ın dünyaca ünlü golcüsü Adebayor, annnesi kendisine kara büyü yaptığı için bir süredir kötü oynadığını iddia etti.İngiltere Premier Ligi takımlarından Tottenham Hotspurs’da forma giyen Emmanuel Adebayor, bir süredir sahada iyi bir performans sergilemiyor olmasının “annesinin ona kara büyü yapmasına bağlı olduğunu” söyleyerek şaşkınlık yarattı.Togo asıllı 30 yaşındaki Forvet oyuncusu Gana’nın Peace FM radyosuna verdiği röportajda “Elbette ben rahip değilim, futbolcuyum. O yüzden kimin cadı olduğunu söylemek bana düşmez. Annemi evden kovduğumu iddia ediyorlar ama o kendisi evi terk etti. Onunla konuşmuyorum çünkü o herkese işlerimin iyiye gitmeyeceğini söylüyor. Benim hakkımda konuşmayı, bana kara büyü yapmayı bırakmaları gerekiyor” dedi.“AİLEM ŞİMDİDEN SERVETİMİ BÖLÜŞÜYOR”Ailesinin milyonlarca sterlinlik servetini bölüşmek için şimdiden planlar yapmaya başladığını ve ona zarar vermek için “Kara büyücülerle anlaştığını” da söyleyen futbolcu “Aralarında evlerimi arabalarımı bölüşüyorlar. O ölünce bu ev senin olacak bu araba ise benim diye konuşuyorlar” dedi.HAFTADA 170 BİN STERLİN ALIYORTakımından haftada 170 bin sterlin maaş alan futbolcunun ailesi ise, Adebayor’un annesini “cadı olduğunu iddia ederek evden koyduğunu, akrabalarının telefonlarına çıkmadığını ve onlara hiçbir maddi yardımda bulunmadığını” iddia etti.MÜSLÜMAN ŞİFACILAR BEYNİNİ YIKADIFutbolcunun Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan kamyon şöförü ağabeyi Kola ise Sun gazetesine yaptığı açıklamada “Annem hergün oğlum beni cadı olmakla suçladı diyerek ağlıyor” dedi.42 yaşındaki Kola “Alfalar”olarak bilinen Müslüman şifacıların kardeşinin beynini yıkadığını iddia etti ve “Benim ailem Hristiyan ancak Müslüman şifacıları ziyaret etmek sıra dışı bir durum değil. O kötü şifacılar ile görüşüyor ve bütün bunlara onlar neden oluyor” dedi.12 MAÇTA 2 GOL ATABİLDİ30 yaşındaki Adebayor bu sezon 10 Premier Lig, 2 Avrupa Ligi maçı oynadı. Premier Lig’de 2 gol atarken, 1 de asist yaptı.Hürriyet
Reklam
Startup Mentor Türkiye Girişimcilerle Mentorları Buluşturuyor!
Ankara – Startup Mentor Türkiye, gerçek bir firması ve çalışan bir ürün ya da servisi olan girişimcileri alanlarında deneyimli mentorlarla Aralık ayında ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde buluşturuyor!Temel hedefi Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini desteklemek ve geliştirmek olan Startup Mentor Türkiye Programı, girişimcileri tecrübeli mentorlarla buluşturarak gelişmelerine imkan yaratmayı amaçlayan bir girişim. Startupların birçok ortak sorununa yardımcı olabilecek ulusal ve/veya uluslararası deneyime sahip mentorları daha görünür kılmak, yatırım yapılabilir startup sayısını arttırabilmek, ve birçok açıdan sınırlı kapasitesi olan startupların gelişmelerine katkı sağlayabilmek için, ‘bilgi’, ‘deneyim’ ve ‘network’ sağlayabilecek mentorlarla girişimcileri “ücretsiz” buluşturan bir program. Başvuru Tarihi ve KoşullarıStartup Mentor Türkiye Programına başvuru yapmak isteyen startuplar için son tarih 2 Aralık'a kadar uzatıldı. Mentorların başvuru tarihi ise 25 Kasım 2014’de sonlandı. Başvurular arasından 15 girişimin seçileceği ve eşleştirildikleri mentorlar ile çalışmalara başlayacağı Startup Mentor Turkey programı kapsamında ‘1 gün bootcamp’ ve ‘3 ay mentorluk desteği’ sağlanacak.Partnerler:SMT Programı, özel sektör, sivil toplum, akademi, yatırımcı ekosistemi ve akredite iş melekleri  ağlarından oluşan geniş bir listenin partnerliğinde gerçekleştirilmektedir.– ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu– ODTÜ Girişimcilik Merkezi– Galata İş Melekleri Ağı– Boğaziçi Mezunları İş Melekleri Ağı (BUBA)– Sirket Ortağım Melek Yatırımcı Ağı– TURKISHWIN – Uluslararası Kadın Ağı– Embriyonix Kuluçka Programı– Viveka Kuluçka Merkezi– Sabancı Üniversitesi Kuluçka Merkezi SUCool– Gazi Teknopark– Onedio.com– İcerik.com– JCI Ankara– European Mentoring & Coaching Council – Avrupa Mentorluk ve Koçluk KonseyiDetaylı bilgi için: http://www.startupmentorturkey.com/info@startupmentorturkey.com
'İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğine Uyulmayacaksa Kömürümüzden Vazgeçmeye Hazırız'
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, maden faciasının meydana geldiği Ermenek'in ekonomi ve ticaretin maden sahalarından elde edilen gelirle sağlandığını söyledi. Yıldız, 'Ama hiçbir işçi kardeşimizin canı, hiçbir işçi kardeşimizin gördüğü zarar, bizim kömürümüzden daha değersiz değil. Tam tersi daha da değerli. Eğer işçi sağlığı ve iş güvenliğine uyulmayacaksa, biz Enerji Bakanlığı olarak oradaki kömürümüzden vazgeçmeye hazırız' dedi.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ak Parti Karaman Merkez İlçe Olağan Kongresi'ne katılmak için Karaman'a geldi. Yunus Emre Konferans Salonu'nda gerçekleşen kongrede partililerine seslenen Bakan Yıldız, Ermenek'te yaşanan maden kazasının Türkiye’yi derinden üzdüğünü ifade ederek, bu tür kazaların bir daha yaşanmamasını diledi.'Gerekirse kömürden vazgeçeriz'Bakan Yıldız, maden faciasının meydana geldiği Ermenek'in, ekonomi ve ticaretin maden sahalarından elde edilen gelirle sağlandığını ancak, bakanlık olarak gerekirse oradaki kömürden vazgeçebileceklerini belirtti. Bakan Yıldız, şöyle konuştu:'Çalışma Bakanlığımızın yaptığı çok güzel çalışmalar var ve kanunlaştırılmak üzerede bakanlar kuruluna sunuldu. Ondan sonra da meclisten geçecek. Biz işçi sağlığına uymayan yerlerin kapatılmasından yanayız. Biliyorum Ermenek’in ticareti, özellikle maden sahalarından gelen gelirlerle beraber orada ticaret ve ekonomi oluşuyor. Ama hiçbir işçi kardeşimizin canı, hiçbir işçi kardeşimizin gördüğü zarar, bizim kömürümüzden daha değersiz değil. Tam tersi daha da değerli. Eğer işçi sağlığı ve iş güvenliğine uyulmayacaksa biz Enerji Bakanlığı olarak oradaki kömürümüzden vazgeçmeye hazırız.''Karaman'da iş imkanı var'Karaman'da iş imkanı olduğunu ve Ermenekliler'in, Karaman'a gelip çalışabileceğini ifade eden Bakan Yıldız, Karaman’da iş, istihdam, iş bulma olanağı bulunduğunu söyledi. Yıldız, 'O yüzden Ermenek’teki kardeşim de gelip burada çalışabilecek. Eğer o maden ocakları o şartlara uyabiliyorsa, o maden ocakları devam edecek. Eğer o şartlara uymuyorsa, o maden ocakları kömür üretimi yapamayacaklar' dedi.Soma'daki kesilen zeytin ağaçlarına değinen Bakan Yıldız, kendilerine, 'Siz ağaçları mı, zeytinliği mi yoksa santralleri mi tercih edersiniz ?' diye sorulduğunu anlatırken şöyle konuştu:'Biz ne zeytinimizden vazgeçeriz, ne yeşilimizden vazgeçeriz, ne de santrallerimizden vazgeçeriz. Bunların her birisi bizim. Bu Ayrancı’daki kömürler, Soma’daki kömürler, Ak Parti’nin kömürü falan değil. 77 milyonun kömürü. Biz aldığımız Ak Parti oylarıyla 77 milyonumuza hizmet götürüyoruz. Oradaki bir kısım üslup hatalarını, bir kısım usul hatalarını görmemezlikten gelemeyiz. Çok iyi niyetli insanlarımız orada feveran ettiler. Hepsinin iyi niyetli olduğunu tabii ki söyleyemem. Ama bilelim ki orada bir kaynağın değerlendirilmesi söz konusu vardır.'Bakan Yıldız, konuşmasının ardından Ankara'ya hareket etti.DHA
Reklam
Reklam
En Pahalı Caddeler İstiklal ve Bağdat
İstanbul'da İstiklal ve Bağdat caddelerinde dükkân kiraları bir önceki yıla göre yüzde 6, 67 artış gösterdi. İstiklâl Caddesi’nde 100 metrekarelik bir mağazanın aylık kirası ortalama 24 bin euroya ulaştı.ABD merkezli gayrimenkul ve yatırım danışmanlık firması Jones Lang LaSalle’in (JLL) açıkladığı Türkiye Perakende Pazarı Raporu’na göre yedi lokasyonda dükkân açmak neredeyse imkânsız hale geldi. En pahalı üç lokasyon ise İstiklâl Caddesi, Bağdat Caddesi ve Nişantaşı olarak belirlendi.2014 yılı üçüncü çeyrek sonu itibariyle İstiklal ve Bağdat caddelerinde kira bedelleri bir önceki yıla göre yüzde 6,67 artış gösterdi. Bu iki caddede birincil kira arzında metrekare fiyat ortalaması 240 euro oldu. Yani yüz metrekarelik bir mağazanın aylık kira bedeli 24 bin euro.Ortalama kira bedelinin metrekare başına 200 euro civarında olduğu Nişantaşı’nda kira bedellerinin, artan perakende talebiyle birlikte 2015 yılında da yükselmesi bekleniyor.JLL raporuna göre, 2015 yılında Bahariye Caddesi ve Beşiktaş Çarşı’da da kira bedellerinde yükseliş trendi sürecek. Alemdağ ve Nispetiye caddelerinde ise fiyatların mevcut seviyelerini koruması bekleniyor.Kaynak: AA
Uzaylılar Hakkında Sıkıntı Yaratan 7 Konu
Yıllardır gelip gidiyorlar, uçuyorlar, insan kaçırıp çip takıyorlar, peki ne faydalarını gördük? Bir selam vermişlikleri mi var? Merhaba deyip, bir çayımızı içmişlikleri mi var? Nedir bu uzaylıların derdi, uçup uçup gidiyorlar, görünüp kayboluyorlar. Nedir sıkıntıları, nedir problemleri, ne istiyorlar? Nereden buluyor bu uzaylılar biz mutsuzken gülünecek şeyleri ?
İsviçre'de "Altın" Referandumu Yapılıyor
İsviçreliler, Merkez Bankası'nın altın rezervlerini tüm rezervlerinin yüzde 20 seviyesinde tutmasını içeren teklif, bugün referandumda oylanıyor.'İsviçre altınımızı biriktir' sloganıyla düzenlenen referandumda halk 'evet' oyu kullanırsa Merkez Bankası, rezervlerinin en az yüzde 20'sini altın olarak tutmakla yükümlü olacak.Son anketlere göre, 'evet' oyu vereceğini söyleyenler bir ay öncesine nazaran 6 puan düşerek yüzde 38'de kaldı.Ankette 'hayır' cevabı verenler yüzde 39'dan yüzde 47'ye çıktı. Teklifin kabul edilmesi için kararsızların neredeyse tamamının 'evet' demesi gerekiyor. Bu nedenle teklifin reddedilmesi bekleniyor.Teklifin referandumda kabul edilmesi durumunda Merkez Bankası, beş yıl içinde piyasadan yaklaşık bin 600 ton altın satın almak zorunda kalacak. Dünya genelinde bir senede üretilen altın miktarının yaklaşık 2 bin 700 ton olduğu düşünülürse İsviçre'nin piyasadan beş yılda bin 600 ton altın almasının altın fiyatlarında büyük artışa yol açacağı tahmin ediliyor. Merkez Bankası'nın altın rezervi şu anda yüzde 6-7 seviyelerinde bulunuyor.Halk Partisi tarafından sunulan teklife hükümet, Merkez Bankası ve birçok siyasi parti karşı çıkıyor. Maliye Bakanı Eveline Widmer-Schlumpf, Merkez Bankası'nın bin 40 tonla gereğinden fazla altını olduğunu ve teklifi destekleyenlerin istikrarsız ve riskli bir metal olan altını olduğundan daha önemli gösterdiğini söylemişti.Yarınki referandumda altın rezervleri dışında ülkeye göçün sınırlanması ve İsviçre'deki zengin yabancıların daha fazla vergi vermesine yönelik teklif de oylanacak. İsviçrelilerin bu iki teklif için de daha çok 'hayır' oyu kullanması bekleniyor.İstatistiklere göre, İsviçre'nin nüfusu 8,2 milyon ve 2 milyonu İsviçre vatandaşı değil. Yılda 80 binden fazla Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke vatandaşı İsviçre'ye göç ediyor. İsviçreli çevreciler, ülkeye göçmen girişinin yılda 16 bin kişiyle sınırlandırılmasını teklif etmişti. İsviçre halkı, teklifin kabul edilmesi halinde AB ile ilişkilerin olumsuz etkilenmesinden çekiniyor.Üçüncü teklifte ise hedefte ülkedeki zengin yabancılar var. Bu teklifle zengin yabancılara uygulanan vergi oranının artırılması isteniyor. Teklif kabul edilirse gelir ve mal varlığına göre vergilendirme yapılacak.AA
‘Meğer Zenginmişiz': TÜİK Başkanı’na Göre Tek Eksiğimiz ‘Kanıt’
Milli gelir hesaplamasında ‘revizyon’ a gitmeye hazırlanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Birol Aydemir, Türkiye ekonomisinin, rakamların gösterdiği yerde olmadığını savundu. Aydemir, “Madem zenginiz, ispatlayın dense yapamıyorum. Eldeki veri kaynaklarımız yetersiz, yapamıyoruz” diye konuştu.Hürriyet gazetesinden Aysel Alp’in haberine göre, daha fazla veri kullanılarak hesaplanmaya başlanacak milli gelirde bir artış yaşanacağını belirten Aydemir, “10 bin civarındaki kişi başına milli gelirimiz belki 11 bine, 12 bine çıkacak. Ancak bu durumu, ‘Bir gecede zenginleştik’ diye değil, ‘Meğerse zenginmişiz’ diye yorumlamak doğru olur” dedi.TÜİK’in Antalya’da düzenlediği ‘istatistik okuryazarlığı’ seminerinde konuşan Aydemir, milli gelir hesaplamalarında kullanılan verilen eksik olduğunu kaydetti.Zenginlerin ve eğitimlilerin gerçek durumlarını gizlediğini savunan Aydemir şunları söyledi: “Bu iki kesimden mustaribiz. Köye gittiğinizde adam sizi oturtuyor, yemek yediriyor bütün sorularınıza cevap veriyor. Zengin ve eğitimliler ise içeri almıyor, doğru veriyi vermiyor.”Eldeki veri kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle ‘zenginliği ispatla’ denilse bunu yapamayacaklarını kaydeden Aydemir, milli gelir hesaplamalarının anketle değil idari kayıtla yapılması gerektiğini vurguladı.Türkiye’nin ‘ispatlanamayan’ zenginliğini, İngiltere ile karşılaştıran Aydemir şöyle devam etti: “İngiltere’deki arabaların lükslüğü ile bizdekileri karşılaştırın, şaşırırsınız. Orada arabalar küçüktür. Bizde İstanbul’daki lüks arabalara, yeni arabalara bir bakın. Para yok da bu nereden geliyor? Yüksekova’da lüks arabaları gördünüz mü, ya lüks evleri. Bizdeki evler arabalar çok büyük. İstanbul’da arabalar, evler çok zengin.”Aydemir Türkiye’yi ABD’yle kıyaslamayı da ihmal etmedi: “ABD’deki en zengin yerleri gördüm. ABD’de öyle lüks evleri filmlerdekileri bırakın, toplumun geniş kesimine bakın. Oradaki evlerin eşyası bizim gecekondulardan bile daha az. Bizde gidin gecekonduya televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi var. ABD’ye gidin bunların hepsi birden olan evi bulamazsınız. Çamaşır makinesi yok, ortak kullanıyorlar. Erzincan’da benim köyümde çamaşır makinesi olmayan ev yok. Oysa ABD’de milli gelir 40-50 bin dolar, bizde 10 bin dolar civarında.”Diken
Reklam