onedio
CEO Fabrikası Üniversiteler
Tercihlerin yapıldığı bu dönemde üniversite ve kariyer bağlantısı da öne çıkıyor. Yeni bir araştırmanın sonuçları Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 14’ünün ODTÜ mezunu olduğunu gösteriyor. ODTÜ’yü, Boğaziçi ve İstanbul Teknik üniversitesi takip ediyor... Üniversite sınavına giren öğrencilerin tercihlerini yaptığı bugünlerde gözler en iyi eğitim veren kurumlara çevrildi. Üniversite tercihi, gençlerin iş dünyasındaki kariyerlerini de belirliyor. İnsan kaynakları danışmanlık firması Data Expert, 3 bin 850 üst düzey yönetici üzerinde yaptığı araştırma sonucunda Türkiye’nin en iyi firmalarındaki tepe yöneticilerinin hangi okullardan mezun olduğunu buldu. ODTÜ birinci sırada Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 14’ü Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu. Listede ODTÜ’yü yüzde 12 oranla Boğaziçi Üniversitesi ve yüzde 10’la İstanbul Teknik Üniversitesi takip ediyor. ODTÜ ve İTÜ, özellikle mühendislik alanında verdikleri mezunlarla Türk İş dünyasına katkıda bulunurken, Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarının başarısıyla dikkat çekiyor. Bu üç üniversiteden mezun yöneticilere her sektörün tepesinde rastlanıyor. Listede 4. ve 5. sırayı Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi paylaşıyor. Başarıları köklü eğitim geleneğine ve her yıl çok sayıda mezun vermelerine bağlanıyor. Marmara Üniversitesi özellikle İletişim ve Ekonomi, İktisat alanında verdiği mezunlarla dikkat çekiyor. Çoğu mühendis kökenli Araştırmaya göre vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada bulunan bilkent Üniversitesi, hacettepe Üniversitesi’nin ardından 7. sırada yer alıyor. İlk 10’da yer alan diğer üniversiteler ise sırasıyla Yıldız Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi. Listedeki bu üniversitelerin özellikle İşletme, Endüstri Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, İktisat, Uluslararası İlişkiler gibi bölümlerinin mezunlarının iş dünyasındaki yönetici pozisyonlarına daha hızlı ulaşabildiğini gözler önüne seriyor. Üst düzey yöneticilerin yaklaşık yüzde 50’sinin Mühendislik bölümlerinden mezun olması da araştırmanın diğer çarpıcı verileri arasında. Listede en çok yöneticinin yetiştiği bölüm İşletme görünüyor. Ancak bu durum daha çok bu bölümden mezun kişi sayısının yüksek olmasına bağlanıyor. Data Expert tarafından hazırlanan araştırma, mühendislik fakültesi mezunlarının şirketlerin yönetiminde her alanda yer alabildiğini de gösterdi. Yönetimden pazarlama, satış koltuklarına ve hatta insan kaynakları koltuklarına kadar her alanda mühendislerin bulunduğu göze çarpıyor. Üst düzey koltuklarda oturan yöneticilerin yüzde 46’sı mühendis. Kadınların hâlâ adı yok Araştırmaya göre, Türkiye’de yaklaşık 4.000 üst düzey koltukta oturan yöneticilerin neredeyse büyük çoğunluğu erkek. Hasan Altunkaya, “Bu konuda atılımlar sürse de Türk iş dünyasında model olabilecek, standart öngörüleri yıkabilecek politikalara ihtiyaç var” diyor. Diğer sonuçlara göre, üst düzey koltuklarda halen 45 üstü yaş aralığında olan yöneticilerin çoğunlukta olduğu görülse de yaşı 40-45 arasında olanların sayısı hiç de az değil. Altunkaya, özellikle aile şirketlerinin halen Türkiye’de büyük dilimi oluşturması, patron şirketi mantığının sürmesi ve uzun yıllar şirketlerinin başlarında olmasının yaş oranını yukarı çıkardığını vurguladı. Y jenerasyonu emin adımlarla hızlı geliyor... Araştırmaya göre Y jenerasyonu, X jenerasyonuna göre iş dünyası konusunda daha sakin. İş hayatına atılmakta acele etmiyorlar ve genelde üniversite, eğitim süresini uzatmayı hedefliyorlar. Fakat bu durum gerçek bir iş deneyimiyle çok geç karşılaşmalarından dolayı, adaptasyon sürecini zorlu bir yokuşa sürüyor. Hanife BaşMilliyet
X-Men'i Kıskandıracak Süper Güçlere Sahip 10 ÖYM Sanığı
Bu ülkede doğmuş, yaşamış her insan evladının içine dert olan büyük sorunlardan birisi de şunca güzel memlekette bir süper kahraman çıkarma şansına sahip olamamaktır. El oğlu Süpermen'le, Örümcek Adam'la, Batman'le övünüp, Flash'ından Kaptan Amerika'sına süper kahramana doyamazken, Karaoğlan'dı, Yüzbaşı Volkan'dı bunları takip etmek hepimizin içinde bir ukde, bir yara oldu. Allah'tan demokrasimiz başka memleketleri imrendirecek bir hızla ilerleyerek ufukta kayboldu ki biz de yıllar yılı aradığımız süper kahramanlara mahkeme zabitlerinde kavuşma imkanı bulduk. Bu liste, mahkeme tutanaklarında, savcı iddianamelerinde yer alan iddialar çerçevesinde hazırlandı. Polis fezlekeleri, savcılar tarafından hazırlanıp mahkemelere sunularak kabul edilen iddianameler hatta mahkeme kararlarıyla sabit ki Türkiye'de akıl almaz sayıda süper güce sahip insan var. Bu insanlar görünmez olabiliyor, zamanda seyahat edebiliyor, en temel fizik kurallarını leblebi çekirdek niyetine yemeğine katık edip aynı anda üç yerde bile olabiliyor. Eğer güçlerini evreni kurtarmak, dünyaya barış getirmek için kullansalar 15 dakikada cihanda tozu alınmamış salon bile bırakmayacak bu süper kahramanları sizlere tanıtmak ve gece dualarınızdan onların isimlerini eksik etmemenizi sağlamak istedik. Kimbilir belki yarın jilet gibi kostümünü üstüne çekip karanlıkları aydınlığa çevirecek o biri çok uzak değil, hatta sandığımızdan da yakın, komşunuz olabilir.
Sadece Knight Online Oynayanların Anlayabileceği, Yaşam Standardı Olmuş 23 Gerçek
Güzelim yurdum insanının oyuncu kesiminin vazgeçilmez oyunlarından biridir Knight Online... Başlayıp tadını 1 kere aldın mı bırakamadığın, oynadıkça oynayasın gelen bir oyun. Kimisi kendini öyle kaptırmıştır ki sosyal yaşantısı, okul hayatı kötüye gider. Düzelticem diye 'Bu sefer bırakıyorum' der bırakır. Ama bu 'bırakma' uzun sürmez. Oynamayı bıraktım demesine rağmen sürekli aklından çıkmaz, hep bir özlem ile geri dönmek ister. Sonunda okul, askerlik yada ne yüzden bıraktıysa bu sebep ortadan kalkınca kendini tutamaz bir heyecanla gene başlar bu oyuna. Vazgeçilmez bir aşk gibidir Knight Online. Bir kere kendini ona kaptırdın mı, geri dönüşü yoktur.
Dünyamızın Bilinmeyen Gerçekleri!
Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biri olan Dünya hakkında bilinmeyenbelki milyonlarca, belki de daha fazla şey var. Pek çok bilim insanı ve kaşif Dünya üzerinde çalışmalarına devam ediyor ve her geçen gün dünya hakkında yeni bilgi ve gerçekleri ortaya çıkartıyorlar. Dünya ile ilgili bu bilgilerin içinden en ilginç olanlarını derlemeye çalışmak istedik ve ortaya faydalı ve enteresan bilgilerle dolu uzun bir liste çıktı. İşte dünyamız hakkındaki ilginç ve enteresan bilgiler! DÜNYA HAKKINDA BİLİNMEYEN GERÇEKLER -Dünya, bir bowling topundan bile daha pürüzsüzdür. Bowling topunun üzerindeki, hissedilemeyen pürüzlerin aksine, en yüksek dağ ile en derin okyanus bile Dünya yüzeyinin kalınlığının sadece 5.000′de 1′ini oluşturur. -Her gün, uzayda yarattığımız uydu çöplüğünden ortalama olarak 1 parça Dünya’ya geri düşmektedir. -Her gün uzaydan Dünya’ya 100 ton ağırlığında meteorit tozu düşmektedir. -Ozon deliği küçülmektedir. 2012 senesinde deliğin büyüklüğü, son 10 senedeki tüm değerlerden daha küçüktü. -Eğer fabrikalara uygulanan CO2 salınımı ücretlendirmesi üzerinden hesap yapılacak olursa, atmosferin parasal değeri 4.300.000.000.000.000 Sterlin olacaktır. Atmosferdeki her metreküp başına 1.3 CO2 molekülü düşer. -Dünya’da üretilen en pahalı yapı, yapımı için 150 milyar dolar harcanmış olan Uluslararası Uzay İstasyonu’dur. -Dünya üzerinde keşfedilmiş en dayanıklı canlı olan Tardigrad, vakumlu uzay ortamında 10 gün hayatta kalabilmektedir. -Çin’deki hava kirliliği uzaydan görülmektedir ancak Çin Seddi, uzaydan görülemez. -Bir günde tam olarak 24 saat yoktur. Doğrusu, 23 saat 56 dakika 4 saniyedir. -Günümüzde, an itibariyle Dünya etrafında 22.000 adet uydu dolanmaktadır. Bunların sadece %5′i çalışmaktadır, %8′inin yakıtı bitmiştir, %87′si ise bozuktur/çalışmamaktadır. -Dünya’ya düşen en büyük meteor, krater oluşturmamıştır. Meteor, yapısı itibariyle köşeli ve kenarları düz olduğu için, muhtemelen bir taşın suda sekmesi gibi yüzeyde sekmiş ve durmuştur. -Armstrong Limiti olarak bilinen yükseklik limiti yerden 19 kilometredir. Bu limitten sonra astronot kıyafeti giymek gerekmektedir. Eğer giyilmeyecek olursa, vücuttaki su, vücut sıcaklığında kaynamaya başlayacaktır. -Dünya’daki suların %97′si tuzlu, %3′ü tatlı sudur. -Antarktika’daki toplam buz miktarı, Atlas Okyanusu’ndaki su miktarına eşittir. -Bir Litre okyanus suyu içerisinde, 1 gram altının 13 milyarda biri kadar altın elementi bulunur. -Dünyaya her saniye 50 ila 100 şimşek düşer. -Denizlerdeki atıkların %90′ı plastiklerdir. -Okyanuslarda ortalama 1.000.000 adet tür yaşadığı düşünülmektedir. Üstelik tüm okyanus türlerinin sadece%33′ünün keşfedildiği düşünülmektedir. -Dünya üzerindeki tüm volkanik aktivitelerin, %90′ı okyanus tabanlarında gerçekleşmektedir. -Dünya’nın en derin noktası olan Mariana Çukuru, okyanus yüzeyinin yaklaşık 11 kilometre dibindedir. -Dünya, Güneş Sistemi içerisinde levha tektoniğine sahip tek gezegendir. Ancak eğer levha hareketi olmasaydı, karbon tüketilip yenilenemezdi ve Dünya, tıpkı Venüs gibi aşırı ısınırdı. -Nadir elementler olarak bilinen kimyasallar, sanıldığı kadar ‘nadir’ değildirler. Lutetyum elementi Dünya kabuğunda altından 200 kat daha fazla bulunur. Ki bu, nadir elementler arasında en seyrek bulunanıdır. -Dünya’daki altının %99′u, çekirdeği içerisinde bulunur. Öyle ki, Dünya’nın çevresini 45 santimetre kalınlığında sarabilecek kadar altın vardır. -Dünya’nın çekirdek kısmı 5500 santigrat derece sıcaklıktadır. Bu sıcaklık, Güneş’in yüzey sıcaklığına hemen hemen eşittir. -Dünya’nın kalbi olarak sayabileceğimiz çekirdek, 2500 kilometre çapa sahip bir demir küredir. Akkor olacak düzeyde sıcak olmasına rağmen, çekirdek üzerindeki basınç o kadar fazladır ki, demir bu sıcaklıkta eriyemez. -Dünya’nın en büyük kristalleri, 55 ton ağırlığındadır. Bu kristaller, Meksika’nın altındaki Naica gümüş madenlerinde yatmaktadır. -Dünya üzerinde açılan en derin delik, Sakharin-1 kuyusudur ve 12.4 kilometre derinliğe inmiştir. Dünya’nın yüzeyinden merkezine olan uzaklık (yarıçapı) ise 6371 kilometredir. -Dünya’nın en derin noktasında (karada) yaşayan bakteriler, yüzeyin 2.8 kilometre altında bulunmuştur. Bu bakteriler hayatta kalabilmek için uranyumdan yayılan radyoaktiviteyi kullanarak suyu kullanılabilir enerjiye dönüştürecek bir metot geliştirmiştir. -Amazon Nehri’nin yaklaşık olarak tam altında, yer yüzeyinden 4 kilometre derinlikte, Rio Hamza Nehri adı verilen bir su akmaktadır. Bazı noktalarda 400 kilometre kadar genişliğe ulaşabilen bu nehir, toprağın içerisinde saatte sadece 1 milimetre akabilmektedir. -Her yıl, Sahra Çölü’nden Amazon Ormanları’na 40 milyon ton ağırlığında, besince zengin kum taneleri uçmaktadır. -Türkmenistan’da bulunan Cehennem Kapısı isimli çukur, yer altında sıkışmış gazın, düzgün bir krater içerisinde alev almasından ötürü, 40 yıldan uzun bir süredir, durmaksızın yanmaktadır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık, 1922 yılında Libya’nın El Azizia ilinde kaydedilen 57.8 santigrat derece sıcaklıktır. -Dünyada şimdiye kadar kaydedilen en soğuk gün, Antarktika’daki Vostok İstasyonu’nda kaydedilmiştir ve -89.2 santigrat derecedir. -Dünya üzerindeki ilk canlılık örneklerine günümüzden 3.5 milyar yıl öncesine ait tabakalarda, Avusturalya’darastlanmaktadır. Bu o kadar uzun bir süredir ki, o dönemde atmosferde oksijen bile bulunmamaktadır. -Dünya’nın en kurak bölgesi olarak bilinen Antarktika’nın Kuru Vadi bölgesine son 2.000.000 yıldır hiç yağış düşmemiştir. -Bugüne kadar gezegenimizde 106.000.000.000 insan yaşamıştır. 2050 yılına ulaştığımızda Dünya’da 9.200.000.000 insan olacağı tahmin edilmektedir. -Dünya’nın yaşı yaklaşık olarak 5 milyar yıl olarak hesaplanırken, Dünya’daki yaşam yalnız son 150 – 200 milyon yılda vardır. Yani ‘yaşam’, Dünya hayatının yalnız 5% – 10%’u kadardır. -Dünya’nın en büyük çölü Sahara, 9 000 000 km2′siyle neredeyse ABD büyüklüğündedir. -Güneş ışınları (ışık fotonu) Dünya’ya 8 dakika 3 saniye içinde ulaşmaktadır. -Dünya’nın en büyük şelalesi, 979 metresiyle Venezuella’daki Angel Şelalesidir. -Asya kıtası Dünya kuru alanının %30′unu kaplamaktadır ve Dünya nüfusunun 60%’ını barındırmaktadır. -Dünyanın en geniş alana yayılmış kenti 25.427 km2 ile Avustralya’nın Mt.Isa Queensland kentidir. -Dünyanın en çok ülke ile sınır komşusu olan ülke Çin’dir. Çimin komşu ülke sayısı ise 15 dir. -Dünyanın en yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda olan Çin’in Webzhuan bölgesidir. -Dünyada en çok can kaybına yol açan Cyclone adlı kasırga Bangladeş’te 1991 yılında gerçekleşmiştir ve 200.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.teknokulis
Geleceğin Savaş Teknolojisi: İnsansız Savaş Uçakları
Adını Keltik mitolojisindeki gök gürültüsü ve yıldırımlar tanrısından alan 'Taranis' isimli uçak, İngiltere'nin çokuluslu savunma şirketi BAE Systems'ın da en tuhaf görünen hava aracı. Firma, gri, pürüzsüz kanatları geriye doğru uzanan kama şeklindeki bu İnsansız Savaş Uçağı (UCAV), veya genel adıyla insansız hava aracı (İHA) için 'İngiltere'de üretilen en gelişmiş savaş uçağı' diyor. Taranis, çatışma bölgelerinde uzun menzilli atışlar yapabilecek insansız savaş uçaklarının bir prototipi olarak tasarlandı. İngiltere'nin en yeni savaş uçağı 'Thyphoon' modelinin 2030 yılında yenisiyle değiştirilmesi planlanıyor. Taranis projesinin başarısı, İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne gelecekte kullanacağı pilotlu ve pilotusuz savaş uçakları konusunda karar vermesi için yardımcı olacak. Taranis hakkındaki detaylar gizli tutuluyor. Ama boyutları yaklaşık, Hava Kuvvetleri'nin mevcut eğitim uçağı Hawk kadar. Düşük radar kapasitesi ve kızılötesi ışınlarla nesneleri tespit etme özelliklerine sahip olacak şekilde tasarlanan Taranis'in gelişmiş bir egzoz sitemi var. Motorlarının ısısıyla çıkabilecek izlerin takip edilmemesi ve vurulmaması için farklı bir teknolojiye sahip. Savunma şirketi BAE Systems'la Taranis'in üretimi için ortak çalışan Rolls-Royce'un araştırma geliştirme birimi başmühendisi Conrad Banks, 'Yapmamız gereken gaz türbinini tamamen savaş uçağının bedenine iliştirmekti' diyor. BAE Systems, bu hafta düzenlenen Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı'nda, Taranis'in adı gizli tutulan bir bölgede yaptığı test uçuşlarını ve gelişmiş gizlilik yetenekleriyle ilgili son havadisleri paylaştı. BAE Systems'ın geleceğin savaş uçakları mühendisliği birimi müdürü Chris Garside 'Taranis projesi, İngiltere hükümeti ve İngiltere sanayisini nasıl bir arada çalışabileceğini gösteren muazzam bir örnek' yorumunu yapıyor. Avrupa'nın tek insansız savaş uçağı projesi Taranis değil. Kanalın hemen diğer ucu Fransa'da da, Dassault Aviation adlı havacılık firması, Neuron isimli benzer bir savaş uçağının denemelerini yapıyor. Fuarda ayrıca, Fransa ve İngiltere, iki yıl boyunca savaş uçakları sistemlerinin gelişimi için 120 milyon sterlin'lik (205 milyon dolar) ortak çalışma planını açıkladı. Proje kapsamında, Taranis ve Neuron'un denemelerinden alınan dersler de birleştirip ortak çalışma yürütülecek. Fransa geçen yıl, bütçe kaygılarını göz önünde bulundurarak ABD'nin US Reaper model insansız hava aracından almaya karar verdi. Avrupa devletleri, tek başlarına insansız savaş uçakları için etkin bir pazar olacak kadar büyük değil. Dolayısıyla, bu sistem ancak, diğer ülkelerle beraber çok uluslu İHA'lar geliştirmeleri durumunda ekonomik olabilir. Farnborough fuarında, her türden, her boyuttan insansız hava aracına (İHA) sahip olan 80 firma var. Fakat bu İHA'ların çoğu silah taşımaya uygun tasarlanmamış. Büyük çoğunluğu bilgi taşımak ve gözlem amaçlı geliştirilmiş. Dünyanın en sık İHA kullanan birimi ABD silahlı kuvvetleri, 8 bin İHA'ya sahip olabilir ama yalnızca yüzde 1'i silahlı. İnsanlı ya da insansız, savaş uçakları geliştirmenin ve üretmenin pahalı olduğu, ekonomik bir gerçek. Taranis şimdiden 185 milyon sterline mal oldu. Yine de, artan maliyetlerine rağmen İHA'lar tüm dünya genelinde hava kuvvetlerinde önemli bir rol oynamaya devam edecek. Bunun nedeni ise açık: İnsansız hava araçları sıkıcı ama karmaşık meseleleri çabucak halledebiliyor. Yapamadıkları şey ise, nüanslara dayanan kararlar alabilmek. Bu nedenle hem pratik hem de ahlaki nedenlerle yakın zaman içerisinde bu insansız araçların insanlı uçakların yerini tamamen aldıklarını görmemiz mümkün olmayacak. Geleceğin savaşları açısından daha mümkün olan ise, insansız araçların insanlılarla beraber iş görmesi. Fakat bu kadar farklı sistemlere sahip yapıları yakın şekilde çalıştırma konusu henüz üzerinde çalışılmaya başlanmış bir mesele. Bu yıl başında, Dassault'un Neuron İHA'sı, insansız savaş uçakları açısından önemli bir ilki gerçekleştirdi ve yanında bir diğer savaş uçağı olan Fransa'nın son model insanlı jeti Rafale ile beraber uçtu. Fakat insansız savaş araçları Taranis ve Neuron gibi İHA'lara benzemeyebilir. İnsansız savaş araçları, şu anda var olan ve hali hazırda pilotların kullandığı savaş jetlerinin insansız versiyonları olabilir. İsveç'in Saab firması, Gripen tipi çok amaçlı savaş uçağının insansız modelini geliştirme fikrini değerlendirmeye aldı. Saab'ı bu fikre iten sebep ise, hava kuvvetleri için, bir geleneksel uçak bir de insansız savaş uçağı üretmek yerine tek tip bir uçak gövdesi geliştirmenin daha ucuz olacağı gerçeği. Saab Genel Müdürü Hakan Buskhe, 'Bu, bir uçağın çeşitli görevler için pilotlu mu pilotsuz mu uçacağına dair kararlar alınırken uygun maliyetli çözümler bulma arayışıyla ilgili' diyor. Yalnızca İsveçliler değil, Boeing de F-16 savaş uçakları için benzer bir değerlendirme yapıyor. Avrupalı politikacıların askeri İHA'larla ilgili karşılaştıkları zorluklara rağmen, küresel İHA pazarı, son yıllarda birçok ülkede kısıtlanan askeri bütçelerin büyük oranda dışında tutuluyor. Pazar yılda yüzde 5'e yakın büyüyor ve İngiliz danışmanlık şirketi IHS'nin uzmanlarına göre gelecek 10 yılda da büyümeye devam edecek. Pazar, 2014 ve 2023 yılları arasında 90 milyar dolara kadar çıkacak. Fakat, bu büyümeyi sağlayacak olan, kısa vadede küçüleceği öngörülen ABD savunma pazarı olmayacak. İHA pazarının ABD dışında yıllık büyüme oranının da gelecek on yılda yüzde 10 veya daha fazla olacağı öngörülüyor. IHS danışmanlık kuruluşundan İHA uzmanı Derrick Maple, 'Bu oranın çoğu, kendi sanayilerini geliştiren Rusya ve Çin'den geliyor' diyor ve ekliyor: 'Öncelikli talepleri kendileri için kullanmak fakat özellikle Çin'in ihraç etme isteği var.' Uzman, Rusya'nın da 'gelecek on yılda 10 milyar dolardan fazla harcama amacında olduğunu' belirtiyor ve 'İnsansız savaş araçları üretecekler' diyor. Taranis'in başarısına rağmen, Avrupalı ülkelerin, 2030 yılı sonrasında pilotlu savaş uçaklarının yanında kendi insansız savaş uçaklarını üretip üretmeyecekleri henüz kesin olarak bilinmiyor. İHA uzmanı Maple, 'Çok uluslu programların geliştirilmesi siyasi olarak zorlayıcı bir durum' diyor ve şöyle devam ediyor: 'Ama bana göre bunun üstesinden gelmek Avrupa için bir ihtiyaç, aksi halde ABD ve İsrail'e bağımlı olmaya devam edecekler.'BBC Türkçe
Reklam
Gezicilere Atfedilen 10 Fantastik Komplo
etiket
Gezi olayları başladığından beri eylemlere katılanlar 25 farklı ülkenin ajanı olmakla, etkin bir şekilde darbe yapmakla, teröristlikle ve çapulculukla itham edildi.Bu dönemde gezicilere atfedilen en ilginç 10 komployu derledik, uzay gemisi yapmamızı engellemekten, Marmaray sabotajına, atom bombası imalatından, çadırlarda seks yapmaya işte Gezicilerin korkunç suç karnesi. (Not: Kabataş'ta başörtülü bir kadına 100 - 150 kadar üstleri çıplak deri eldivenli eylemcinin saldırdığı iddiası hakkında kamera kayıtları ortaya çıktığı ve bu iddianın apaçık yalan olduğu ispatlandığı için bu iddiaya yer verilmedi)
2.2 Milyon Dolar Olan Richard Mille Saatleri Tükendi
Dünyaca tanınmış lüks saat tasarımcısı ve saatleri “Saklı milyarderlerin saati” olarak hatıralan Richard Mille’nin yeni tasarım saatleri daha üretilmeden tükendi. 2.2 milyon dolar ücret yaftasıyla yalnızca 10 adet üretilecek Richard Mille imzalı EM 56-02 Sapphire Tourbillon saatler daha bir tanesinin imalatı bitmeden kapış kapış gitti. Saatin kordonunda şeffaf safir kullanılacak. Ana kadran 5’inci derece titanyumdan yapılacak. Saatin bitirmesi için 40 gün ara vermeden makine işçiliğine ek, değişik modeller için 400 ek saat daha işçilik gerekiyor. Richard Mille’nin ürettiği bugüne kadarki saatlerin en ucuzu ise 170 bin dolar civarında. Mille bir sene içinde yalnızca 3000 saat üretiyor. Mille Apple, Samsung gibi devlerin akıllı saat atağından ise çekinmediğini ifade etti.
Reklam
Demirtaş: 'Cumhurbaşkanı Olursam Allah Erdoğan'a Yardım Etsin'
HDP’nin Cumhubaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Köşk yolundaki kampanya çalışmalarını açıkladı.Seçim çalışmalarını açıklayan Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , Berkin Elvan 'ın annesini alkışlatarak, 'Ne mutlu onlara ki çocukları katledildiğinde, Gezi'de dağda cezaevinde çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler' dedi. Demirtaş, cumhurbaşkanlığı seçiminde izleyeceği yol haritası ve kampanya boyunca sürdüreceği çalışmalara ilişkin, Şişli Kent Kültür Merkezinde basın toplantısı yapıyor. Toplantı Yaşar Kemal ve Adalet Ağaoğlu 'ndan gelen mesajların okunması ile başladı. Selahattin Demirtaş'ın seçim sloganı 'Bir Cumhurbaşkanı Düşünün' başlığını taşıyor. Demirtaş'ın konuşmasından satır başları şöyle: Türkiye'nin siyasi atmosferinin bu kadar kaotik olduğu bir ortamda ısrarla ve inatla söylememiz gereken barışa ve kardeşliğe dair ne varsa söylemek için buradayım. Cumhurbaşkanı ilk kez halk tarafından seçiliyor. Demokratik bir seçim demedik demeyeceğim. Halk tarafından seçiliyor olması tek başına yetmiyor. Halkın önüne yeteri kadar seçeneklerin çıkmış olması gerekirdi. Herşeyden önce cumhurbaşkanlığı aday belirleme süreçleri maalesef ki demokratik olmadı. Anayasa uzlaşma komisyonuna sunduğumuz teklifte halkın da kendi insiyatifiyle istediği kişiyi aday gösterebilmeli demiştik. Sadece parlamentonun veya 20 milletvekilinin tekeliyle aday gösterilme süreci demokratik değildir. Bu bir kez daha seçimin parlamento tarafından onaylanması anlamına gelir. Adayları da asillerin seçmesi gerekirdi vekillerin değil. Kadın aday olmaması da büyük bir talihsizliktir. Kadın özgürlüğünü bu seçim kampanyasına yansıtmaya çalışacağız. 'Bütün bu antidemokratik seçimler içerisinde... AKP'nin adayını bir kişi belirledi. Çatı aday ise daha demokratikti. İki kişi belirledi onu da. En azından bu antidemokratik ortamda, bizler kendi adaylık sürecimizi mümkün olduğunca ortaklaştırmaya nasıl bir cumhurbaşkanı istiyoruz tartışması üzerinden isme doğru gittik. Biz önce ismi belirleyip o ismi bir şok şeklinde PR yaparak aday belirleme süreci yaşamadık. 10 binlerce kadının erkeğin gencin layıkıyla temsiliyeti yerine getirebileceği bir ortamda görev bana verildi. 10 binlerce kişi aday olamadığımız için bu görev bende somutlaştı. Benim adayım şu ilkelere uygun olsun diyen kim varsa hepsinin ortak haklarını savunacağım. Yarışın kendisi de antidemokratik. Hazineden yardım alanlar var almayanlar var. Bizi destekleyen partiler hazineden yardım almıyor. Diğer partiler yani diğer adayları destekleyen partiler hazineden yardım alarak bu kampanyayı yürütüyor. Bizler Türkiye'nin emekçilerin yoksulları ezilenleri ALevileri emekçileri yok sayılmış emekçileri olarak hazineden destek almadık ama hazine gibi gönüllerinizle bu kampanyayı yürüteceğinizi bildiğimiz için bir halk kampanyası olarak kampanyamızı yürüteceğiz. Bizim için bu çok daha kıymetli çok daha değerlidir. Devlet yardımı da yok valinin kaymakamın imkanları da bizim elimizde değil. Bunların hepsi seçim yarışının antidemokratik bir şekilde işleyeceğinin göstergesidir. Biz 3 aday olarak elbette ki bütün Türkiye coğrafyasının ve halklarının ortak taleplerini temsil etme iddiasıyla ortaya çıktık. Ama söylemler eylemler verilen mesajlar hiç de bütün Türkiye'yi kapsayacak şekilde ilerlemiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası mı yoksa parti grup toplantıları mı yapılıyor belli değil: Ötekileştiren bir dil üzerinden kampanya yürütülüyor. Bu dilin siyaseten bir karşılığı olduğu için şu anda düşündüğü tek şey bu yüzde 50'yi konsolide etmek tutabilmek. Allah'ın yarattığı diğer kesimler. Başbakan bunu çok idrak edemiyor. Zannediyor ki Allah sadece AKP'ye oy verenleri yaratmış, geri kalanları o yaratmamış gibi davranıyor. Kurduğu dil eşitlik dili değil. Biz bütün bu kampanya süresince birazdan size sunacağımız yeni yaşam belgemizle il il Türkiye'yi dolaşıp bu ilkeleri hatırlatacağız. Bunlar zaten sokakta yüreğimizde var olan ilkelerdir. Kardeşliğimiz vardı onu yeniden canlandırabiliriz hissiyatını yaşatmaya çalışacağız. Bizler meydanlarda ve alanlarda acılı anneleri onların taziyesinin yarattığı öfkeyi yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. 7'den 70'e küçükten büyüğüe herkesin cumhurbaşkanı olacağız. Bu salonda bugün acısı meydanlarda yuhalatılmış bir anayı müsadenizle alkışlatmak istiyorum. Berkin Elvan'ın annesini müsaadenizle alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki çocukları katledildiğinde, Gezi'de dağda cezaevinde çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadı bu anneler. Her zaman kardeşlik barış mesajı verdiler. Bizler acıları yarıştırmayan. Ortaklaştıran bu dili siyasete hakim kılabilirsek rehberimiz de bu olacaktır. ''Ekmel Bey’in gönderdiği 1000 TL’yi kenara koyarsak' Ekmel Bey’in bize gönderdiği 1000 TL’yi bir kenara bırakırsak kampanyamıza halkın her kesiminden bize oy versin vermesin bize ilgi olduğunu görüyoruz. Devlet yardımları da yok. Söylemler tüm Türkiye’yi kapsayacak şekilde değil. Daha önce de meydanlarda herhalde bu dilin siyaseten bir karşılığı olduğunu eve yüzde 50’ye yakın eksimi tuttuğu için tek istediği bunu konsolide etmek. Zannediyor ki Allah sadece AKP’ye oy verenleri yaratmış, diğerlerini yaratmamış diye düşünüyor herhalde. Biz meydanlarda acılı anneleri yuhalatacak bir dilden kaçınacağız. Herkesin ezilmiş kimliği ile cumhurbaşkanı olmaya çalışacağız. Berkin Elvan’ın annesini bu salonda alkışlatmak istiyorum. Ne mutlu onlara ki eşi Hrant öldürüldüğünde, Gezi’de çocukları katledildiğinde intikam naraları atmadılar bu anneler. Acıları yarıştırmayan bu dili siyasete hakim kılabilirsek rehberimiz bu olacaktır. Yeni yaşam çağrısı Çağrımız yeni yaşam çağrısı. Çağrımız Türkiye’deki tüm halkların birbiri ile özgürce yepyeni bir yaşam inşa etmeleridir. Hayalini kurduğumuz cumhurbaşkanı sokakta halkla birlikte olacaktır. Yeni yaşam etnik, dinsel, cinsel, sınıfsal ayrımcılığın karşısında sesi duyulmayanın yanında yeşerecektir.Türkiye artık yol ayrımında. Ya devlet otoritesini daha da pekiştirecektir, ya da radikal demokratik değişimi tercih edecek. Bu seçimlerde 3 aday ama 2 çizgi yarışıyoruz. Bizim çizgimiz neo-liberal düzen içinde tekçi, mezhepçi bir tercihe zorlanmayı reddeden çizgidir. Devletin küçüldüğü, yurttaşın büyüdüğü bir sistemi hedefliyoruz. Devlet tek bir kişiyle artık yönetilmeyecek. Cumhur meclisleri ile halkın doğrudan yönetime katılmasının önünü açacağız. Çiftçi, emekli meclisleri olacak. MGK gibi vesayetçi bir yapı ile değil demokratik kurullarla yönetilecek. 'Tetikçilik son bulacak' Devlet Denetleme değil Halk Denetleme Kurulu olacak. Kürt sorununun çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesi ile eşzamanlı yürüyecek bir süreçtir. Bunu sağlayacak irade vardır bizlerde. Her türlü tekçilik son bulacak. Devletin anayasası döneminden halkların anayasası dönemine geçiş olacak. Mevcut anayasanın başyazarları kısa bir dönem önce müebbete mahkum oldu. Devletin kutsandığı, halkalrın yok sayıldığı bu anayasanın topyekun değiştirilmesi artık ertelenemez bir sorundur. Herkesin sosyal hayatını özgürce yaşamasının önü açılmalıdır. Anadilinde ibadet hakkı tanınmalı. Diyanet kaldırılmalı. Nefret suçlar içeren ayrımcı söylemler temizlenmeli ve bunlara cezai yaptırımlar getirilmeli 'Yaşam hakkı sadece insanlar için değil' Bergama köylülerinin siyanürlü altın madenlerine direnmesinden bugüne doğa katliamları ülke gündeminden düşmüyor. Deresinin üzerine HES yapımına direndiği için jandarmadan dayak yiyen Karadenizli kadın yaşam alanalrı tehdit edilen köylüler… Karnımızı doyuran toprak, su ve bu dünyayı paylaştığımız diğer türler. Yaşam hakkı sadece insanlar için geçerli değildir. Tüm canlıların yaşam hakkını savunmak temel ilkelerimizden olacaktır.   'Zorunlu din dersleri kaldırılmalı' Zorunlu din dersleri kaldırılmalı. Bireylerin din eğitimleri taleplerine uygun olarak kendisinin seçmesi sağlanmalıdır. Eğitim sınav merkezi olmaktan çıkarılmalı, YÖK kaldırılmalıdır. Her gün en az 5 kadının sokakta katledilmesine tanık oluyoruz.  Yeni yaşam ancak kadınların öncülüğünde örgütlenebilir.  Farklı kimliklerin ve inançların birbirleri içinde erimeden bir arada yaşayacağı anlayış temelini oluşturuyor. Soruları olan varsa rahatlıkla sorabilir. Kızmayacağız, bağırmayacağız, azarlamayacağızSoru-cevap - İhsanoğlu miting yapamayacak. Başbakan 31 ilde yapacak. Paralel devlet yapılanmasına yönelik ne düşünüyorsunuz? - KCK davalarında tutuklu olanlar tahliye edildi. KCK’da paralel devlet yapılanmasının operasyonu olabilir mi? Demirtaş: Adayların nasıl kampanya yürüteceği kendi bileceği iş. Türkiye’de derin devlet olgusu hep olageldi. AKP’nin paralel demesi abesle iştigal. Evrenin her hangi bir yerinde kesişen iki çizgiye paralel denmez. Bıraksınlar biz her ikisine paralel diyelim ama AKP paralel diyemez. Hukuk dışına çıkmış suç işlemiş kim olursa olsun cemaa ya da parti mensubu olur kesinlikle hesap sorulması lazım. Bir kişi cemaat sempatizanı diye suçlanamaz. Suç işleyip işlemediğine bakılacak. Cemaati suç olarak tanımak hukukdışışık olur. KCK operasyonları sırasında AKP ve cemaat b,irlikte yönetiyordu iktidarı. O günlerde henüz öküz ölmemiş, ortaklık bozulmamıştı. - Bayağı iddialı vaatleriniz var. En iyi hükümet en az hükmedendir dediniz. Bunu sizinle olmayan hükümetle nasıl sürdürürsünüz? - İkinci tura kalırsa ne tutum belirleyeceksiniz? - Seçilirseniz Erdoğan’la nasıl çalışacaksınız? Demirtaş: Tek bir kişi çıkıp ben bütün bunları yapacağım diyorsa asıl aldatmaca oradadır. Ben sizlerin mesajını taşımakla görevli hissediyorum kendimi. Bu mücadele süreç işidir. Bunları cumhurbaşkanı yapsın diye önermiyoruz. Yeni yaşamı birlikte inşa edeceğiz. Bir tek kişinin bunları yaptığı sisteme demokrasi denmiyor. İkinci turla ilgili diğer adaylara da sormak lazım. İkinci tur için onlardan biri ya beni destekleyecek ya da boykot yapacaklar. Ben tavrımı net olarak ifade ettim. Beni destekleyen hiç kimse ikinci turda bunu destekle diye oy vermiyor. Kediler trafoya girmez ve hile yapılmaz da ikinci tura gidemezsek çekilmeyeceğiz kimse lehine. Üstüne bir de koltuk kazanırsak ona da yok demeyeceğiz. Ben kazanır da cumhurbaşkanı olur ve Başbakan da Erdoğan olursa Allah ona yardım etsin. Demokrasiye, çoğulculuğa alışacak. Öyle toplantılarda ‘kalk gidiyoruz’ diyemeyecek. - Bağlama sloganı fikri size mi ait? - Bağlamadan başka bir enstrüman çalamıyor musunuz - Fotoğraflardan biri Tanrıkulu’nun mekanında mı çekildi? Demirtaş: Yan tarafında.. Mekan desteği yok. Çay parasını nerede verirsen oturabiliyorsun. Sadece bağlama çalabiliyorum. Halkın umutlarını, geleceğini çalmıyorum.  - Kampanyanızda Gezi vurgusu çok ön planda. İkinci turda destek vermezseniz kimseye bunun Erdoğan’ın lehine olacağı söyleniyor. İki aday arasında bir fark yok mu sizce? Demirtaş: Adaylığımı bir televizyon kanalında açıklamadım. Açıklamayı yapana kadar bir ay boyunca o çevrelerde toplantı yapılmıştı. 2. Turda Ekmel Bey’i ya da Tayyip Bey’i destekleyeceğimiz kararımız yok. Bize oy verenler ilkelere oy veriyor. 2 aday da bu ilkelerin kenarından bile geçmiyor. 2 aday da bu ilkeleri hiçbir şekilde savunabilecek bir çizgiyi temsil etmiyor. Tayyip Bey'e karşı herhangi bir adayı desteklemek diye bir ilke olamaz. Tayyip olmasın her kim olursa olsun adayını ilkesel olarak yanlış buluyorum. Tayyip Bey olmasın biz olalım. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tüm dünya liderlerini Eylül’de New York’ta iklim değişikliğine karşı tedbir almak için çağrıda bulundu. Toplantı tarihi cumhurbaşkanı seçiminden bir ay sonra? Demirtaş: Ben onu programa aldım zaten. Toplantıya gidebilirsem bu anlattıklarımızı tüm dünya liderleri arasında en cesurca savunabilecek Türkiye’den giden cumhurbaşkanı olur - Çankaya kalıcı barış açısından stratejik önem taşıyor dediniz? Demirtaş: Barış sürecinin içeriğine dair bugün burada anlattıklarım. Bunların Çankaya’ya taşınması barış sürecinin kalıcı adımı olur. Biz barış derken başka bir şey söylüyoruz kendileri barış derken başka bir şey kast ediyor - Kadına geniş yer veren açıklama sizden geldi. 2. Turdaki tavrınıza dair yaptığınız açıklamalar kafamda net bir yere oturmadı. Toplumun diğer kesimlerini nasıl kucaklayacaksınız?  Demirtaş: Ben kadın hakları ve özgürlüğü konusunda eş başkanlık modeli başta olmak üzere kadın arkadaşlarımız kendi direnişleriyle başroldedir. 2. Turda ne yapacağımız bizim kesinlikle 2. Tura kalmayacağımız algısına yöneliktir ki yanlıştır. 2. Tur 15 gündür. Bunlar orada 5 yıl ne yapacak? Ben 15 gün ikinci turda olacağım da sizin oy verecekleriniz 5 yıl Çankaya’da olacak. Demirtaş’ın Çankaya’da koltuğa oturması bu ilkeleri kazandık anlamına gelmez.'Yüzde 50+1 yeter' - Anketlerde isminiz pek ön planda değil. Hedefiniz nedir? - Batı’dan oy alabilecek misiniz? - Türk Bayrağı ile poz verir misiniz cumhurbaşkanı olduğunuzda? Demirtaş: Mütevazi bir adayım. Yüzde 50+1 alayım yeter diyorum. Hedefim o. Bayrak siyaseti de Türkiye’de bizim ucuz bir şekilde yapacağımız siyaset değil. Cumhurbaşkanı olursam olmasam da bayrağın layık olduğu şekilde tüm toplumu temsil edeceğini söylüyorum. Bayrak bir çok suçu ve günahı örtmek içinde kullanıldı. Bayrağı en büyük hakareti de onlar yaptı. Biz hiçbir zaman hakaret etmedik. Bayraklara, renklere saygı duyduk. Asıl hakareti yapanlar milliyetçi, bayrak sevdalısı olanlar ilan edildiler. Düzeltilmesi bunun da ben cumhurbaşkanı olunca daha kolay olur. Bayrak bizden yana değil onlardan yana tehdit altındadır. - Erdoğan’ın politikası gösteriyor ki cumhurbaşkanlığı seçimi rejimi de değiştirecek? Demirtaş: Rejimi biz değiştirelim dediğim için adayım yoksa rejim değişmesin dediğim için değil.'Vicdani ret hakkını savunuyorum' Askerlik yapmak istemeyen erkekler için ne yaparsınız? Demirtaş: Vicdani ret hakkını savunurum. Zorunlu askerliğin kaldırılması gerektiğini savunuyorum.  T24
Şans Oyunları Oynamayı Bırakmanız İçin 20 İbretlik Sebep
etiket
Bir şehir efsanesini çökertiyoruz sevgili okuyucularımız. 'Para var huzur var'diye bir şey yok. Para beladır, para illettir, para perişanlıktır. Zengin olma hayallerini bırakın ve fakirliğinizin kıymetini bilin. Hayır başımıza güneş geçmedi. Hayır delirmedik. Hayır Tibet'e de gitmiyoruz, sadece tecrübelerden faydalanıyoruz buyrunuz;
Reklam
Dünya Kupası'nın Altın Eldivenleri
Almanya'nın şampiyonluğuyla tamamlanan 2014 FIFA Dünya Kupası, kalecilerin ortaya koyduğu üst düzey performanslarla akıllarda yer etti.Turnuva sonunda 'Altın Eldiven' ödülüne layık görülen Alman Manuel Neuer başta olmak üzere, özellikle Amerika kıtası temsilcilerinin kalecileri, sergiledikleri performansla ön plana çıktı. ABD'den Tim Howard, Meksika'dan Guillermo Ochoa, Kosta Rika'dan Keylor Navas, Şili'den Claudio Bravo ve Kolombiya'dan David Ospina ile Uruguay'ın Galatasaraylı file bekçisi Fernando Muslera gibi kendilerini kulüp takımlarında kanıtlamış birçok başarılı eldiven, Dünya Kupası'nda bu kez ülkeleri adına önemli performanslar ortaya koydu. Brezilya 2014'te bir kez daha yetiştirdiği kalecilerle göze çarpan Amerika kıtası, geçmiş yıllarda Türkiye'de forma giyen Claudio Taffarel, Oscar Cordoba ve Aly Faryd Mondragon'un yanı sıra, Rene Higuita, Sergio Goycochea, Jose Luis Chilavert, Dida ve Rogerio Ceni gibi isimleri dünya futboluna armağan etti. 'Panzerler'in kalesi Neuer ile emin ellerde Almanya Milli Takımı'nın Dünya Kupası şampiyonluğunda pay sahibi olan başlıca isimler arasında, Manuel Neuer yer aldı. 'Panzerler'in kalesini emanet ettiği 28 yaşındaki file bekçisi, tipik kaleci özelliklerinin yanı sıra, ceza alanının dışında topla bir libero misali oynamasıyla oyunun geriden kurulması anlamında da takımına önemli bir katkı sağladı. Neuer, 18 gol atıp 4 gol yiyen Almanya Milli Takımı ile 2014 FIFA Dünya Kupası'nın en başarılı kalecisi seçilerek, 'Altın Eldiven' ödülüne layık görüldü. Kupanın unutulmazı Tim Howard Dünya Kupası'nın adından en fazla söz ettiren ismi, ABD'nin file bekçisi Tim Howard oldu. Başarılı performansıyla sosyal medyada da birçok ilginç paylaşımın kaynağı olan Howard, takımının Belçika ile oynadığı ikinci tur maçında 16 kurtarışa imza atarak Dünya Kupası tarihine geçti. 35 yaşındaki file bekçisinin kalesini koruduğu ve ikinci turda elenen ABD, turnuvada 5 gol atıp, 6 gol yedi. 'Örümcek adam' Guillermo Ochoa Meksikalı Guillermo Ochoa, Dünya Kupası'nda performansıyla en fazla dikkati çeken isimler arasına girdi. Grup aşamasında yalnızca 1 gol yiyen ve Meksika'nın kalesini başarıyla koruyan 28 yaşındaki file bekçisi, yaptığı kurtarışlarla taraflı tarafsız tüm futbolseverlerin beğenisini topladı. Ochoa, grup karşılaşmasında Hırvat oyuncu Ivan Perisic'in golüne engel olamazken, ikinci turda ise takımının Hollanda'ya 2-1'lik skorla elenmesini önleyemedi. 'Portakallar' karşısında son anlara kadar kurtarışlarıyla rakip takıma gol izni tanımayan Ochoa, son dakikalarda birisi penaltıdan olmak üzere kalesinde iki gol gördü. Başarılı kaleci, turnuvada oynadığı 4 maçta 3 gol yedi. Kosta Rika'da Navas etkisi Kupanın sürpriz takımlarından Kosta Rika'da elde edilen çeyrek final başarısında en önemli pay, kuşkusuz kaleci Keylor Navas'a ait. Kosta Rika'nın 27 yaşındaki file bekçisi, yaptığı olağanüstü kurtarışlarla Dünya Kupası'nın adından söz edilen kalecileri arasına girdi. Navas, forma giydiği 5 maçta kalesinde yalnızca 2 gol gördü ve turnuvanın en az gol yiyen kalecisi oldu. Kolombiya'nın kalesi Ospina ile güvende Kolombiya Milli Takımı kalecisi David Ospina, Dünya Kupası'nda çeyrek finalde elenen ülkesinin kalesinde oynadığı 5 maçta 4 gol gördü. C Grubu'nda mücadele eden Kolombiya'nın Fildişi Sahili ve Japonya maçlarında birer gol yiyen 25 yaşındaki kaleci, 2-0 kazanılan ikinci tur maçında ise Uruguay'a karşı kalesini kapadı. Güney Amerika'nın futbol dünyasına kazandırdığı önemli kalecilerden biri de Aly Faryd Mondragon. Bir dönem Galatasaray'da da forma giyen ve turnuvada Ospina'nın yedekliğini üstlenen Mondragon, Brezilya'daki Dünya Kupası'nda tarihe geçti. Emektar kaleci, Japonya karşılaşmasında Ospina'nın yerine oyuna dahil olarak 43 yaş 3 gün ile Dünya Kupası tarihinde forma giyen en yaşlı futbolcu unvanını, Kamerunlu Roger Milla'nın elinden aldı. Şili'nin kalesi Bravo'ya emanet Yeni sezon için İspanyol devi Barcelona ile anlaşan Şilili kaleci Claudio Bravo, Dünya Kupası'ndaki performansıyla ön plana çıktı. Turnuvaya ikinci turda Brezilya'ya yenilerek elenen Şili'de oynanan 4 maçta da sahaya çıkan Bravo, bu karşılaşmalarda kalesinde 4 gol gördü. 31 yaşındaki file bekçisi, aynı zamanda kaptanlığını yaptığı Şili Milli Takımı'na tecrübesiyle liderlik etti. Julio Cesar'ın acı vedası Turnuvayı hayal kırıklığıyla kapatan Brezilya'nın en talihsiz ismi, kaleci Julio Cesar olarak göze çarptı. Evsahibi takımın tecrübeli file bekçisi, özellikle ikinci turda Şili'yi eledikleri maçta kurtardığı penaltılarla takımını çeyrek finale taşıdı. Ancak yarı finalde 7-1'lik tarihi Almanya yenilgisinde kariyerinin en kötü maçlarından birini yaşayan Julio Cesar, üçüncülük maçında alınan 3-0'lık Hollanda mağlubiyetinin ardından milli takım formasına şanssız bir şekilde veda etti. Yarı finale kadar sergilediği performansla güven veren ve yalnızca 4 gol yiyen 34 yaşındaki kaleci, turnuva sonunda kalesinde 14 gol gördü. Courtois güven verdi Belçika Milli Takımı'nın yakaladığı altın jenerasyonun temel parçalarından biri kaleci Thibaut Courtois. İspanya'da Atletico Madrid'in yaşadığı tarihi sezonda pay sahibi olan Courtois, Dünya Kupası'nda çeyrek finalde Arjantin'e boyun eğen Belçika'nın kalesinde yine güven verdi. 22 yaşındaki file bekçisi oynadığı 6 karşılaşmada 3 gol yedi. Muslera'lı Uruguay ikinci turda takıldı Uruguay Milli Takımı'nın kalesini başarıyla koruyan Fernando Muslera, Brezilya 2014'te takımıyla gruptan çıkma başarısı gösterdi. Muslera, ikinci tura yükselen Uruguay ile her zamanki performansının bir adım uzağında kalsa da yeteneğiyle Güney Amerika'nın çıkardığı başarılı kalecilerin arasında yer alıyor. 28 yaşındaki Galatasaraylı kaleci, turnuvada 4 maçta 6 gol yedi.
Dünya Basını Messi'nin Ödül Almasına 'Skandal' Dedi
FIFA'nın finali kaybeden Messi'yi mutlu etmek için Altın Top Ödülü'nü yıldız futbolcuya verdiği öne sürüldü.Dünya Kupası finalinin ardından, bireysel ödüller de sahiplerini buldu. Lionel Messi , Dünya Kupası'nda gösterdiği performansla en iyi oyuncuya verilen Altın Top Ödülü'ne layık görülürken tartışmaları da beraberinde getirdi.Başta İspanyol basını olmak üzere pek çok ülkede Messi’nin, Altın Top Ödülü’nü almasını “skandal” olarak değerlendirdi. Hürriyet'te yer alan habere göre, FIFA’nın finali kaybeden Messi’yi mutlu etmek için böyle bir karar aldığı öne sürülürken, sosyal medyada da insanların tepkisi farklı değildi. Alman kaleci Neuer, Altın Eldiven Ödülü'ne layık görüldü. En İyi Genç Oyuncu ödülü Fransız Paul Pogba'ya giderken, Altın Ayakkabı'nın sahibi ise Kolombiyalı futbolcu James Rodriguez oldu. Ancak Altın Top Ödülü anons edildiğinde ise büyük bir şaşkınlık yaşandı. Herkes Müller yada James Rodriguez’in bu ödülü kucaklayacağını sanıyordu ancak kazanan Messi oldu. Grup maçlarında takımı adına 4 gol ve 1 asistle oynayan Messi, sonraki karşılaşmalarda beklentinin altında kaldı. Özellikle finalde çok şey beklenen Messi, takımının mağlubiyetine engel olamadığı gibi etkisiz futboluyla da dikkat çekti.T24
Reklam
Ronaldo Filistinli Çocukları Yine Unutmadı
Real Madrid'in süper yıldızı Ronaldo, İsrail zulmü altındaki Filistinli çocuklar için 2 milyon dolar bağışta bulundu.Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo, İsrail'in Filistin'de uyguladığı zulme tepkisiz kalmadı. Futbolunun yanı sıra yaptığı yardımlarla gündeme gelen Ronaldo, Dünya Kupası dönüşü Filistinli çocuklara ramazan bayramı dolayısıyla 2 milyon dolar bağışta bulundu. Bu, Ronaldo'nun Filistinli çocuklara ilk yardımı değil. Portekizli yıldızın, 2012 yılında satışa çıkardığı Altın Ayakkabı ödülü 1.5 milyon avroya satılmıştı. Ronaldo, bu parayı da Filistinli çocuklara bağışlamıştı. Stargazete
Mekandan Hatun Kaldırmak İçin 18 Altın Kural
Mekandan kız kaldırmak bir Türk erkeği için; sünnet, ehliyet, askerlik gibi tamamlanması gereken bir görevdir. Bu tarihi adımı atamamış hiç bir erkeğin tam olarak hayat çizgisini doğru olarak devam ettirdiğinden bahsedilemez. Şimdi birbirimizi kandırmayalım bu ülkede yaşayan erkeklerin ancak %1'i bu ulvi görevi yerine getirmiştir. Geri kalan %99'un bir kısmı ya bu işi beceremeyeceğini baştan kabul etmiştir, ya da 'Ben de yaptım' diye yalan söylemektedir. Yalana ve boyun eğmeye gerek yok arkadaşlar. Bu listedeki 18 şeyi kesinlikle yapmadığınız sürece şans size de gülecektir. Koca yaz boş kollarla geçmez, haydin barlara gece kulüplerine bilimum hatun bulunası yerlere koşun, vatan sizden hizmet bekler!
Reklam
Ülkemizde Zamana Tanıklık Eden Saat Kuleleri
Diğer bir adı Tepsi Minare olan saat kulesi, Saltuklu Emirlerinden İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey tarafından İçkale Camisi’nin minaresi ve gözetleme köşkü olarak yaptırılmış. Ezan okunan yer olarak 'Tepe Minare', üstünün yıkılmasıyla 'Kesik Kule' ve 'Minare Kule' adını aldı. Kırım Savaşı’ndan önce kuleye bir saat yerleştirilince 'Saat Kulesi' adıyla tanınmaya başladı. Kırım savaşından sonra bu saati Ruslar yerinden söküp almış ve bunun üzerine 1877 yılında İngiltere tarafından bugünkü saat armağan edilmiş.Üst kısımda, saatten 1.50 m. aşağıda kuleyi çepeçevre kuşatan Arapça küfi yazılı yazıtta “İkbal dinin ışığı, İslâm’ın kutbu, devletin yardımcısı, milletin zahiri, arkası, meliklerin ve emirlerin güneşi Ebil Kasım oğlu Ebil Muzaffer Gazi İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey içindir” yazısı bulunuyor.
Reklam