AVM’ler Bayram ve Pazar Günleri Kapalı Olacak
Fiili satış alanı 400 metrekarenin üzerinde olan hiper market ve gross marketlerin içinde olduğu büyük marketlere mesai ayarı geliyor. Buna göre büyük marketler pazar günü ve resmi tatillerde “müşteri trafiğine kapalı” olacak.BÜYÜK mağazaların haksız rekabet yaratan “maliyetin altında zararına satış” yapması ve süresi belirsiz indirimli satış kampanyası düzenlemesi yasaklanıyor. Alışveriş Merkezleri, Büyük Mağazalar ve Zincir Mağazalar Kanun tasarısı Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Düzenlemeyle kuruluş izni almadan kurulan ve ticari faaliyette bulunan AVM’ler, büyük mağazalar ve zincir mağazalar vali tarafından kapatılabilecek. Bunların işletmecilerine satış alanları itibariyle metrekare başına 10 lira para cezası verilecek.ZARARINA SATIŞ YASAKHürriyet’ten Erdinç Çelikkan’ın haberine göre büyük mağazalar tedarikçi ve üreticilerden satın aldıkları ürünleri kendi markaları altında satmaları halinde bu satışların toplamı cirolarının yüzde 30’unu geçemeyecek. Son kullanma tarihini açıkça etikette veya ambalajda belirtmeden tüketim mallarında indirimli veya hediyeli satış kampanyası düzenlenemeyecek. Büyük mağazalar diğer işletmeler zarar verecek veya haksız rekabet oluşturacak şekilde maliyetinin altında zararına satış yapamayacak.SABAH AÇILIŞ 10.30 AKŞAM KAPANIŞ 20.30Büyük mağazalar (fiili satış alanı 400 metrekarenin üzerinde) tasfiye, işyeri değişikliği, kış ve yaz mevsim değişimi, bayram ve özel günlerde, seri sonu satışlarda bağlı olduğu odadan indirimli satış izni alacak. Çalışma günlerinde sabah saat 10.30’da açılacak olan büyük mağazalar cumartesi hariç, pazar günü ve resmi tatil günleri tamamen, diğer günler ise saat 20.30’dan itibaren müşteri trafiğine kapalı olacak.YÖRESEL RAF ŞARTISayıları 400’ü bulan AVM’lere yöresel ürün zorunluluğu getiriliyor. Buna göre AVM’lerde mağaza satış alanının en az yüzde 1’ine denk alanda yöresel ürünler için yer ayrılacak.MESCİT ZORUNLULUĞUSatış alanı 2 bin 500 metrekarenin üzerinde olan AVM’lerde hijyen şartlarına uygun erkek ve bayan tuvaleti, mescit ve çocuk odası oluşturulacak.BÜYÜK MAĞAZA=400 METREKARENİN ÜZERİ SATIŞ ALANITASARIDA pazar ve cumartesi hariç resmi tatil günlerinde kapalı olmasına karar verilen büyük mağaza tanımı şöyle: Park ve depolar hariç satış alanı itibariyle fiili satış alanı 400 metrekarenin üzerinde olan süpermarket, hipermarket, mega market, gross market, tanzim, indirimli satış mağazası ve benzeri isimler altında tüketim maddeleri ve ihtiyaç malzemelerinin toptan veya perakende satışının yapıldığı işyerleriyle bunları ihtiva eden alışveriş merkezleri.Kaynak: Hürriyet
"Süper Fikrim Var Ama Param Yok!" Diyenler İçin 7 Fon Bulma Platformu
Aklımıza çok güzel fikirler ve proje tasarıları gelse de yeterli paramız olmayabiliyor. Yatırımcımız varsa bile tek bir kaynaktan gereken tüm tutarı sağlamak zor olabiliyor. Neyse ki; iyi fikir sahipleriyle, iyi fikirlere bağış yapmak isteyen gönüllüleri bir araya getiren platformlar var.
OECD: Türkiye Gelir Dağılımı Eşitsizliğinde İkinci Sırada
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) üye ülkelerin çoğunda son 30 yılın en yüksek gelir dağılımı eşitsizliği yaşandığı bildirildi. Türkiye gelir dağılımı eşitsizliğinde Meksika'nın ardından ikinci oldu...OECD raporunda üye ülkelerde gelir dağılımı eşitsizliğini son yıllarda önemli ölçüde arttığı vurgulanırken, üye ülkeler arasında zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek arttığı, üye ülkelerin çoğunda son 30 yılın en yüksek gelir dağılımı eşitsizliğinin yaşandığı kaydedildi.Üye ülkelerde zenginlerin toplam nüfus içindeki payının yüzde 10 olduğuna dikkat çekilen raporda, zenginlerin, yoksullardan ortalama 9,5 misli daha fazla kazandığı ifade edildi.Raporun sonuç bölümünde, gelir dağılımı eşitsizliğinin ekonomik büyüme üzerinde kaçınılmaz olarak olumsuz etki yaptığı, gelir dağılımı eşitsizliğiyle mücadelenin toplumları daha adil ve ekonomilerini daha güçlü hale getirdiği uyarısı yapıldı.
Bakan Fikri Işık'dan Torpil İddialarına Cevap: 'Tuhaf Olan Ne Anlayabilmiş Değilim'
Sanayi Bakanı Fikri Işık, CHP'nin bir yakınının TÜBİTAK Genel Sekreterliği’ne getirilmek için memur yapıldığı iddialarına yanıt verdi. Işık 'Genel sekreter olmak için memur olma şartı yok. Arkadaşımız o kurumda 25 yıl çalışmış pek çok hizmeti olmuş. Siyasal bilimler mezunu bir arkadaşımızı genel sekreter olarak atamışız, ne tuhaf anlayabilmiş değilim' dedi.Sanayi Bakanı Fikri Işık, NTV Ekonomi Müdürü Gökay Otyam’ın sorularını yanıtladı.Bakan Fikri Işık, CHP'li Haluk Koç'un torpil iddialarına ilişkin şunları söyledi'Benimle ilgili dünkü yazıyı gördüm. Yakın arkadaşı Arif Koyuncu, TÜBİTAK’a Genel Sekreter yapılmak için memur yapılmış. Tabii, bu arkadaşların ellerine tutuşturulan bir kağıdı incelemek gibi bir zahmete katlanmadıklarını biliyoruz. Genel sekreter olmak için memur olma şartı yok. Arkadaşımız o kurumda 25 yıl çalışmış pek çok hizmeti olmuş. Biz göreve gelince Ankara Siyasal Bilimler mezunu bir arkadaşımızı genel sekreter olarak atamışız, ne tuhaf anlayabilmiş değilim. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu çok fazla oluyor paralelcilerin ellerine tutuşturdukları kağıtları hemen okuyorlar. Ondan sonra böyle komik durumlara düşüyorlar. İstisnai kadro, Ak Parti döneminden önce verilmiş bir haktır. Dolayısıyla hiç kimse kendisine verilen hakkın kullanımından dolayı bunu niye kullandınız gibi bir şey söylenmez. Dolayısıyla bugün Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK başkanlığı döneminde kendi bizzat yakın akrabası kaç kişiyi SSK’ya aldığı ile ilgili haberler var. Sayın Haluk Koç onlarla da ilgilense iyi olur.'HALUK KOÇ'UN İDDİASICHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç geçtiğimiz pazar günü 85 kişilik bir liste açıklayarak torpil yapıldığını iddia etmişti. Haluk Koç, Bilim ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın yakın arkadaşı Arif Koyuncu'nun, bir belediyede özel kalem müdürlüğü görevinin ardından, istisnai kadrodan memur yapıldıktan sonra önce TRT'de müşavir, ardından TÜBİTAK'ta Genel Sekreter yapıldığını iddia etmişti.Kaynak: NTV
HES'ler Yolunu Kesti, Mersin Balığının Nesli Tehlikede
Dünyanın en değerli balıkları arasında gösterilen ve Türkiye’de nesli tükenmek üzere olan mersin balığı, hidroelektrik santrallerinin (HES) tehdidi altında.Yumurtlamak için Sakarya Nehri’ne giren balıklara HES’lerde uygun geçişler bırakılmadığı ortaya çıktı. Havyarının pahalı olmasından dolayı ‘altın yumurtlayan balık’ olarak da adlandırılan mersin balığının nesli, aşırı avcılık ve yumurtlama alanlarının azalması sebebiyle tükenme noktasına gelmişti.Zaman’da yer alan habere göre, geçtiğimiz yıllarda, Rusya’dan getirilen yumurtalardan elde edilen yavrular Karadeniz’e bırakıldı. Uygun ortam bulup çoğalmaya başlayan balıklar, yumurtlamak için Karadeniz’den Sakarya Nehri’ne giriyor. Ancak son dönemde nehir üzerine inşa edilen HES’ler, balıkların varlığını tehlikeye soktu. Üremek için nehrin uygun bölgelerine doğru yüzen balıklar, HES’ler sebebiyle geçiş yolu bulamıyor ve ilerleyemiyor. Üstelik Sakarya Nehri üzerinde 8 ayrı elektrik santrali kurulması için de çalışmalar devam ediyor.Mersin balıkları üzerine çalışma yapan İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Devrim Memiş, HES’lerdeki balık geçişlerinin, mersin balığı ve diğer türler için uygun olmadığını söyledi. Mersin balığının, yumurtlama göçlerinin baraj ve setlerle engellendiğini dile getiren Memiş, “Sakarya Nehri’nde balığın yumurtlama alanları var. HES’lerdeki balık geçişleri küçük olduğu için mersin balıkları buralardan geçemiyor. Buraların acilen genişletilmesi lazım.” dedi. Sakarya Nehri’nin denize döküldüğü alanın 2-3 kilometre yukarısında balıkçıların yavru mersin balıklarına rastladığını anlatan Memiş, şunları dile getirdi:“Bu yumurtlama olduğunu ispatlıyor. Güzel bir haber. Balığın göç yolunu korumamız gerek. Bakanlığa ve DSİ’ye yazdık. Geçitler yapılmalı. Balık yok olmadan önlem alınmalı. Ferizli bölgesinde planlanan HES yapılırsa balığın hareket alanı kısıtlanacak. En azından faaliyete geçen HES’e kadarki alan serbest olsun. HES olursa yukarıya gidemeyecek balık.”T24
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
İsterdim ki bunlar Ekşi Sözlük yazarlarının biraz gülmek biraz eğlenmek üzere uydurduğu yahut dünyanın çeşitli yerlerindeki olaylardan esinlenerek ürettiği başlıklar olsun. Lakin değil. Hunileri hazırlayın o yüzden. Sıralıyorum…Şehir Tiyatroları Müdürlüğü’ne güreş hakemi bir zabıtanın atanması…*Ağaç kesen muhalefet belediye başkanının ağaç kesme şampisi bir iktidarın Orman Bakanı tarafından dile dolanması…
Reklam
Yaratıcılığı Kışkırtmanın 25 Yolu
Gördüğünüz ilginçlikleri, acayip tabelaları, garip anları, hepsini not edin. Neyin işinize yarayacağını düşünmeden, sanki sadece kayıt tutuyormuşsunuz gibi yapın bunu. Fikir üretirken bunlar yerini bulacaktır.
Merkez Bankası'ndan Dolara Müdahale
Merkez Bankası, 2.28 seviyesini geçen dolar karşısında günlük döviz satım ihale tutarını 20 milyon dolardan 40 milyon dolara çıkardı.Doların 2,28'i aşması sonrasında Merkez Bankası’ndan (MB) müdahale geldi.MB, günlük döviz satım ihale tutarını 20 milyon dolardan 40 milyon dolara çıkardı. Bu uygulama yarından itibaren geçerli olacak.MB’den yapılan açıklamada, “Son günlerde döviz kurlarındaki oynaklıkta görülen artış nedeniyle günlük döviz satım ihale tutarı 9 Aralık 2014 tarihinden itibaren “en az 20 milyon ABD Doları”ndan “en az 40 milyon ABD Doları”na yükseltilecektir” denildi.Açıklama sonrasında dolar düşüşe geçti. Gün içinde en yüksek 2.2810 seviyelerini gören dolar, saat 16:00 itibariyle 2.2680 TL'den işlem görüyor.1 HAFTA ÖNCE DÜŞÜRMÜŞTÜMerkez Bankası, 28 Kasım’da döviz satım ihale tutarını 40 milyon dolardan 20 milyon dolara düşürmüştü.Sadece bir hafta sonra ihale tutarında değişikliğe gidilmiş oldu. Dolar bugün 2,28'i aşarak yaklaşık iki ayın en yüksek düzeyini görmüştü.Dünya
Bülent Arınç'tan 'Şehirlerin İsimleri Değişebilir' Sinyali
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa, Diyarbakır ve Hakkari'yi örnek vererek eski isimlerini isteyen şehirlerin bu taleplerinin karşılanabileceğini söyledi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, bazı şehirlerinin isminin değiştirilebileceği sinyalini verdi. Manisa’nın isminin de tarihte geçtiği gibi ’Saruhan’ olabileceğini dile getiren Arınç, 'Geçenlerde ’bazı illerin isimleri değişse ne olur?’ diye konuşuldu. Düşünün bir karar verin. Manisa’nın ismi ’şu olsun’ diye karar verirseniz biz de bunu yaparız. İhtiyaç varsa tabi. Hakkari benim adım ’Çölemerik’ olsun diyorsa, öbür taraftan ’bakır da neymiş? Diyarbekir olsa daha güzel olur’ diyen varsa düşüneceğiz kardeşim. Zaman düşünme ve uygulama devri' dedi.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa’da Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Manisa Şubesi’nin istişare toplantısına katıldı. Toplantıda ayrıca Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemal Çelebi, Ak Partili Manisa milletvekilleri Selçuk Özdağ, Muzaffer Yurttaş, Uğur Aydemir, Recai Berber ve işadamları da yer aldı. Toplantıda konuşan MÜSİAD Şube Başkanı Abdullah Tekin, dernek olarak Manisa ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için çalıştıklarını söyledi. Toplantıda işadamlarına seslenen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 'MÜSİAD’ı seviyoruz, takdir ediyoruz. Sadece ekonomik ticari alanda değil, Türkiye’nin her konusuyla yakından ilgilenen demokratikleşme özgürleşme konusunda çalışmalar yapan MÜSİAD’ın konuğu olmak çok önemli. Bir hemşehriniz, arkadaşınızım. Manisa’ya hayat verenlerle, emeğini alın terini ortaya koyanlarla bir aradayız. Belli bir nesil zaman içinde önemli görevler alıyor, biz de bundan mutluluk duyuyoruz' dedi. Manisa’nın yıllardır İzmir’in gölgesinde kaldığını dile getiren Arınç, kentin gelişimine dikkat çekti.ŞEHİRLERİN İSİMLERİ DEĞİŞEBİLİR ÖNERİSİBaşbakan Yardımcısı Arınç, bazı şehirlerinin isminin değiştirilebileceği sinyalini verdi. Manisa’nın isminin de tarihte geçtiği gibi ’Saruhan’ olabileceğini dile getiren Arınç, 'Geçenlerde bazı illerin isimleri değişse ne olur diye konuşuldu. Yozgatlı Bekir Bozdağ hemen atıldı, ’Yozgat’ın eski ismi ’Bozok'tu’ yine Bozok olsun’ dedi. Ben de kendime dedim, ’Manisa’nın yerine bir isim olsa acaba Saruhan mı olur başka bir yer mi olur.’ Siz de düşünün, düşünmek parayla değil. Düşünün bir karar verin. Manisa’nın ismi şu olsun diye karar verirseniz biz de bunu yaparız. İhtiyaç varsa tabii. Hakkari, ’benim adım Çölemerik olsun’ diyorsa , öbür taraftan bakır da neymiş, ’Diyarbekir olsa daha güzel olur’ diyen varsa düşüneceğiz kardeşim. Zaman düşünme ve uygulama devri' dedi.İSTİKRAR VURGUSUDünyanın ekonomik krizlerle boğuşurken Türkiye’de 7 milyon kişinin istihdam edildiğini söyleyen Başbakan Yardımcısı Arınç, ihracatın da arttığını hatırlattı. Faizlerin düştüğünü ve işsizliğin tek haneli rakamlara indiğini kaydeden Arınç , '1999-2000 yıllarını bilirim. O zaman da milletvekiliydim. Esnafı dolaşıyorum, ekonomik kriz vardı. ’Otuz kırk yıldan bu yana esnafım hiç bu kadar üzülmemiştim. Ama bu sefer ümidimi kaybettim’ dedi. İnsan ümidini kaybetmemeli. Ümit kaybedilirse her şey kaybedilir. Eski günlerin özlemini çeken insanlar var mıdır? ’Hayır olur mu deli misin sen?’ diyenler olabilir. Valla az da olsa var. Bunlar gitsin de eski günler gelsin. Gözlerini kan bürümüş bazı zavallı tipler var. İstikrar dediğimiz şey içtiğimiz su kadar önemlidir. Bu istikrarı AK Parti iktidarı olarak anlamayın. Ama hangi parti olursa olsun istikrar farklı bir şeydir. Kurumların görevlerini yaptığı, ekonomide önemli adımların atıldığı, herkesin 50 yıl sonrasını görebileceği dönemden bahsediyorum' diye konuştu.YATIRIM 200 MİLYAR DOLARA ÇIKMIŞDünyanın en büyük ekonomik kuruluşlarıyla toplantı yaptıklarını, ekonomi zirvesinin kapanış töreninde konuşacağını söyleyen Başbakan Yardımcısı Arınç, 'Ben onlara ekonomiyi çok iyi bildiğim için konuşmuyorum. ’Siz bize Türkiye’nin siyasi istikrarını anlatın, Türkiye için yakın uzak tehlikeler nedir? Biz yatırımlarımızı ona göre yönlendirmek istiyoruz’ diyorlar. O insanlar inanıyor yatırımlarına devam ediyor. Dolaylı ve doğrudan yatırım 200 milyar dolar seviyesine çıktı. Türkiye öyle bir sistem kurdu ki kamu bütçesinden değil yap- işlet- devret modeliyle de yatırım yapıyor. Biz bu havaalanları tünelleri, yap işlet devret metoduyla yapıyoruz' dedi.ÇÖZÜM SÜRECİNE DEĞİNDİİstikrarın sona ermesini isteyenlerin olduğunu iddia eden Başbakan Yardımcısı Arınç, çözüm sürecinin başarılı olması halinde Türkiye’nin uçuşa geçeceğini söyledi. Başbakan Yardımcısı Arınç, 'Türkiye’de bu istikrar birileri istemese yeni yeni oyunlar sergilese dahi Türkiye’de kavga istenmesine rağmen halkımız bunlara itibar etmeyecek. Birliğimiz bozulmayacak. Çözüm süreci Türkiye’nin önündeki en büyük handikaptır. Çözüm süreci başarılı olursa Türkiye uçuşa geçer. Take off durumundan saatte 900 kilometre hızla giden uçağa döner' diye konuştu.ARGE ÇALIŞMALARINA ÖNEM VERİLMESİNİ İSTEDİİşadamlarına yenilik ve ARGE çalışmalarına önem vermelerini tavsiye eden Başbakan Yardımcısı Arınç, yapılan yenilikler sayesinde Türkiye’nin savunma sanayinde ihraç yapmaya başladığını açıkladı. Başbakan Yardımcısı Arınç, 'Hükümetimizin yaptığı en başarılı işlerden biri ARGE yatırımlarına destek vermektir. ARGE ve inovasyonla yeni üretimler yapın. Bedelli askerlikten gelecek parayı kamunun bütçesine girmeden savunma sanayiye aktaracağız. İnanıyor musunuz bunları bir de ihraç ediyoruz. Endonezya’ya Malezya’ya zırhlı personel taşıyıcı, gemi ihraç ediyoruz. Türkiye savunma sanayide iyi noktaya geldi. Eskiden uçağı alırdık, uçmayı bile beceremezdik. Tankların modernizasyonunu bile yabancı ülkelere verecek duruma gelmiştik. Bilgisayar yazılım hariç yüzde 90’ını yapacak durumdayız. İşadamlarımızdan da piyasanın ihtiyacı olan işlerle cari açığın ortadan kaldırılmasına fayda olacak ürünler üretmenizi bekliyoruz' diye konuştu. Mehmed Hakkı ÖZBAYIR- İlker KILIÇASLAN/MANİSA/DHA
Reklam
İstanbul Trafiğinin Yıllık Maliyeti 6.5 Milyar TL
Toplam 112 rotada yapılan çalışmada, megakentte trafikte geçirilen her 60 dakikanın 40 dakikasının kayıp olduğu ortaya çıktı. Trafikte yaşanan gecikmenin yıllık maliyeti yaklaşık 6.5 milyar TLİstanbul’da ana arterlerde gerçekleşen trafik sıkışıklığı düzeyleri ve dönemler arasında yaşanan farklılıkları ortaya çıkarmak için hayata geçirilen ‘İstanbul Trafik Otoritmi’ çalışmasında ilginç sonuçlar elde edildi. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Lojistik Uygulamaları ve Araştırmaları Merkezi tarafından hayata geçirilen projede TEM, E-5 ve bağlantı yollarındaki araçların geçiş hızları ile varış süreleri hesaplanarak, trafikte kaybedilen zaman dilimleri yüzdeler olarak ortaya çıkarıltıldı. Toplam 112 rotada yapılan çalışmalar sayesinde, İstanbul trafiğinin yüzde 84’üne denk gelen kısmının da istatistik verileri de tespit edildi.29 yerine 100 dakika sürüyorMilliyet gazetesinden Mert İnan'ın haberine göre ölçüm ve hesaplamalar trafiğin en yoğun olduğu 07.00 - 09.00 ve 18.00 - 20.00 saatleri arasında gerçekleştirilirken, her 30 saniyelik zaman diliminde 300 bin farklı araçtan alınan veriler kaydedildi. ‘İstanbul Trafik Otoritmi’ çalışmasına göre megakentte ortalama olarak trafikte geçirilen her 60 dakikanın 40 dakikasının kayıp olduğu, kaybedilen zamanın yaklaşık yüzde 40’ının trafik yoğunluğundan kaynaklandığı ortaya çıkarıldı.Trafiğin en yoğun olduğu saatlerde normalde 29 dakikada gidilmesi gereken bazı güzergâhların ise 100 dakikalık sürede katedildiği tespit edilirken, İstanbul trafiğinde en yoğun güzergâhın İSTOÇ-FSM olduğu belirlendi. Bu güzergâhta saat 18.00 ile 20.00 arasında yaşanan trafik sıkışıklığı nedeniyle sürücülerin yüzde 81’lik bir zaman kaybı yaşadığı belirlendi.‘Pik saatler’de ortalama sürelerKozyatağı - Taksim17.61 kilometrelik mesafe trafiğin açık olduğu saatlerde 50 kilometre süratle 21.13 dakikada geçilirken, Sabah ve akşam saatlerinde 14.25 kilometreye düşen sürat nedeniyle 73.97 dakikada gidilebiliyor.Bakırköy - Mecidiyeköy80 kilometre süratle açık trafikte 12 dakikada gidilen mesafe, pik saatlerde 8 kilometreye düşen araç hızı nedeniyle 115 dakikada katediliyor.Taksim - Maslak45 kilometre araç hızıyla açık olan trafikte 18 dakikada gidilen mesafe, sabah ve akşam saatlerinde 21 kilometrenin altına düşen sürat nedeniyle 40 dakikanın üzerinde katediliyor.Cevizlibağ - Avcılar19 kilometrelik mesafe 50 kilometre ortalama hızla gidildiğinde 23 dakikada katedilirken, ortalama hız 16 kilometreye düştüğü için 68 dakikada gidiliyor.Mecidiyeköy - Maslak14 kilometrelik mesafe 50 kilometre hızla 17 dakikada gidilirken, mesai saatlerinin başlangıç ve bitiş dilimlerinde 16 kilometreye düşen hız nedeniyle 50 dakikada gidiliyor.Kozyatağı - Atatürk Havalimanı50 kilometrelik mesafe 50 kilometre hızla 60 dakika sürüyor. Mesai dilimlerinde 22 kilometreye düşen hız bu süreyi 136 dakikaya çıkartıyor.FSM Köprüsü- İstoç20 kilometre mesafe ortalama 40 kilometre süratle 23 dakikada gidiliyor. Ancak pik saatlerde 10 kilometre ortalama hız nedeniyle bu süre 112 dakikaya çıkıyor.Sabah saatlerinde araç başına 10.8 liraBeykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Okan Tuna ve Yrd. Doç. Dr. Serkan Gürsoy, yapılan çalışma hakkında şu bilgileri verdi: “300 bin farklı nokta ve araçtan, her 30 saniyede bir data verisi alıyoruz. Özel bir işletim sistemi ile dataları 9 aydır analiz ediyoruz. Araçların üzerindeki GPS aletleri sayesinde konum, hız ve yönlerinin ortalamasını alıyoruz. Sabah işe giderken E-5 rotasını kullanan bir kişi dönüşte farklı rota izleyebiliyor. Nedeni, mesai saatlerinin sabit, işten çıkış saatinin esnek olması. İBB trafik raporuna göre her gün 200 bin araç Avrupa-Asya koridorunu kullanıyor. Hafta içi sabah saatlerinde araç başına 10.8 lira kayıp yaşandığını hesapladık. Bu koridorda aylık zarar 2 milyon 185 bin TL. 3 milyonu aşkın aracın bulunduğu İstanbul’da trafikteki gecikme nedeniyle ortalama yıllık 6.5 milyar TL ekonomik kayıp yaşanıyor.”Kaynak: Milliyet
Reklam
Kurtlar Vadisi'nin Yapımcısından Yeni Dizi: Haşhaşiler
Kurtlar Vadisi'nin ekibi yeni bir dizi hazırlıyor. Selçuklu dönemini anlatacak olan dizide Haşhaşiler, Hasan Sabbah, Alparslan, Ömer Hayyam gibi karakterler yer alacak.Pana Film’in yeni dizi projesi hakkında ilk detaylar ortaya çıktı. Selçuklu İmparatorluğu’nun altın döneminin anlatılacağı yapımda Alparslan, Hassan Sabbah, Nizam-ül Mülk, ve Ömer Hayyam gibi tarihe damga vuran karakterler yer alacak.Sultan Alparslan’ın Anadolu’nun kapılarını Türklere açtığı 11. ve 12. yüzyıla ışık tutacak olan projede dönemin dikkat çeken tarihi kişileri yer alacak. Hassan Sabbah’ın ve kurduğu Haşhaşi örgütünün dönemin devletlerinde estirdiği terör faaliyetlerini de izleyici karşısına çıkacağı yapımın önemli mekânlarından birisi de Haşhaşilerin merkezi olan Alamut Kalesi olacak.Pana Yazım Grubu tarafından kaleme alınan yapımın tarih danışmanlığını Prof. Dr. Mehmet Çelik yapıyor. Oyuncu kadrosu saklanan yapımın yakında izleyici karşısına çıkması bekleniyor.Pana Film’in yakın dönem planları arasında dizi projesi ile birlikte ‘Alparslan’ konulu bir film de yer alıyor.     Yazete.com
Reklam
Kapatılan Linyit Ocağı, ‘Zeytin Madeni’ne Dönüştürüldü
Soma’da iktidara yakın Kolin şirketinin 6 bin ağacın hukuka aykırı olarak kesilmesine tepkiler dinmemişken, Aydın’dan ‘ örnek ‘ bir haber geldi. İktidarın enerji politikaları nedeniyle doğa tahribatiyla karşı karşıya bulunan birçok köyün aksine, Aydın’ın Kuloğulları köyü, kapatılan linyit ocağındaki zeytinlik çalışmasıyla dikkat çekiyor.Hürriyet’ten Erdal İpekeşen’in haberine göre, Aydıner isimli firma, 2007’de linyit madeni bulunan araziyi satın alarak, madeni işletmek yerine 13 bin ağaçlık bir zeytin ormanı kurmayı tercih etti.Habere göre, Aydıner firması önce araziyi teraslayarak tarım yapılır hale getirdi, incelemeler neticesinde toprağın en çok zeytine uygun olduğunu tespit ederek çalışmalara başladı.2007’de önce zeytinlik oluşturulmaya başlanırken, zeytin fabrikasının da temelleri atıldı. Bu süreçte Ziraat Mühendisi Mücahit Özkaya danışmanlık, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü de teknik destek sağladı. Köy muhtarı Dursun Ertürk’ün de yıllara dayanan çiftçilik tecrübesinden yararlanıldı, Ertürk işletmenin başına getirildi. Köylüler de madende çalışmak yerine toprakta çalışma fırsatı elde etti.Arazide yerel çeşitlerden Memecik zeytin çeşidine ayrı bir önem veriliyor. Bunun yanında Gemlik zeytin çeşidi seçilmiş. Çiftlikte tarım ilacının kullanılmadığı belirtiliyor, bunun yerine fidanların etrafına fare ve diğer kemirgenlere karşı PVC boruları geçirilmiş. Sinek ve böceklere karşı da hindi, kaz, ördek, tavuk, horoz gibi kanatlı hayvanlar kullanılmış.Köy Muhtarı Dursun Ertürk kanatlı hayvanlara ‘parasız çalışan işçilerim’ ismini vermiş. diyor. Bu kanatlıları da yine modern tarım kapsamında yaşlandıklarında kesip satmayı düşünüyorlar.Ağaçların arasında büyüyen otları ise gezici ağıllarla koyunların temizlemesi sağlanmış. Ertürk’ün buluşu ile tekerlekli kafesler üretilmiş ve koyunların bu kafesler içinde götürüldükleri yerde otlamaları sağlanmış.Kraterleşmiş maden havuzları ise yapay göletlere dönüştürülmüş, göletlerin içinde balık ve kaplumbağa ile beraber kaz ve ördekler ve bazen yaban kazları bulunuyor.Bir zamanlar ‘Açık Alan Kömür İşletmesi’ olan sahada kurulan çiftliğin zeytinyağı şimdi yarışmalarda ödüller almaya başlamış. Milano’da Gino Celletti’den Monocultivar Zeytinyağı yarışmasında altın madalya kazanmış, Roma’da 2015 yılı kataloğunda dünyanın en iyi 500 zeytinyağından biri olarak ‘çok iyi’ dereceyle yer almayı başarmışlar.Diken
AKP Seçimler Öncesi Çağlayan, Güler ve Bağış'ı Yüce Divan'a mı Çıkaracak?
AKP içinde 'Seçimler yaklaşırken suça bulaşanları neden koruyalım' görüşünün daha sık dillendirilmeye başlandığı ifade edildi17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddialarına ilişkin TBMM’de kurulan Soruşturma Komisyonu, şüpheli dört eski AKP’li bakanı dinledi. Kulislerde, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan , eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ve eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ’ın Yüce Divan’a gönderilmesi için parti içinde bir eğilim olduğu konuşuluyor.AKP içinde “Seçimler yaklaşırken suça bulaşanları neden koruyalım” görüşünün daha sık dillendirilmeye başlandığı ifade ediliyor. Bu yönde bir iddia da süreci yaptığı hukuki değerlendirmeleriyle ve başvurularıyla yakından takip eden savcı kökenli CHP milletvekili Ali Özgündüz’den geldi. Özgündüz de “AKP içindeki mütedeyyin vekiller, bize rahatsızlıklarını aktarıyor” dedi.Dilek Gedik’in Taraf’taki haberine göre, Meclis Soruşturma Komisyonu’nun yılbaşından hemen sonra raporunu hazırlayarak eski dört bakan hakkındaki görüşünü açıklaması bekleniyor.Raporun “Yüce Divan” yönünde olması durumunda TBMM Genel Kurulu’nda gizli oylama yapılacak. Kulislere yansıyan bilgilere göre, Soruşturma Komisyonu’nun AKP’li üyelerinin eski bakanların ifadelerinin alındığı toplantılardaki tavırları bile bu yönde eğilimin bir işareti.Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın dışındaki üç bakanın komisyondaki mesaileri oldukça sert geçti. Şüpheli konumunda olan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ve eski AB Bakanı Egemen Bağış’a sadece muhalefet partili komisyon üyelerinin değil AKP’li üyelerin de soruları, iktidar partisi içindeki rahatsızlığın işaretleri olarak değerlendirildi.AKP yönetiminin, seçim kararının alınmasına kısa bir süre kala, Soruşturma Komisyonu’ndan çıkacak sonucun belirleyici olabileceğini değerlendirdiği ve siyaseten “Yüce Divan’a gidip, aklansınlar” seçeneğini Meclis grubu ve parti tabanından gelen baskılar ışığında değerlendirebileceği ifade ediliyor.CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz de AKP Grubu içindeki mütedeyyin milletvekillerinin rahatsız olduğunu belirterek “İdeolojik dinciler değil gerçek dindarlar rahatsız. Mütedeyyin milletvekilleri rahatsızlıklarını bize aktarıyor” bilgisini verdi.Özgündüz, bu milletvekili grubunun 17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları ile ilgili süreci ve Meclis Soruşturma Komisyonu çalışmalarını yakından takip ettiğini dile getirerek “AKP’nin vicdan sahibi milletvekilleri, iddiaları, delilleri merak ediyor. Yolsuzluklara bulaşanları niye koruyalım diyorlar. İsterlerse kendilerine orijinal fezlekeyi incelemeleri için göndeririz” çağrısında bulundu.T24
Maliye Bakanı Şimşek: '25 Alanda Değişim Öngörüyoruz'
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 'Türkiye'nin rekabet gücünü, verimliliğini artıracak, Türkiye’yi hızlı büyüme patikasına oturtacak, yeni kapsamlı bir reform programı hazırladık. 25 alanda değişim ve dönüşüm öngörüyoruz' dedi.Şimşek, Avrupalı Türk Demokratlar Birliği'nin (UETD) Frankfurt'ta düzenlediği bir toplantıya katıldı. Bakan Şimşek'e Türkiye'nin Frankfurt Başkonsolosu Ufuk Ekici de eşlik etti.Şimşek burada yaptığı konuşmada, Frankfurt'ta uluslararası yatırımcılarla bir araya geldiğini belirterek, 'Almanya'nın önde gelen fonları, bunlar gelişmekte olan ülkelere yatırım yapıyorlar. Onların bütün temsilcileriyle, fon yöneticileriyle bir araya geldik. Türkiye'deki son reform çalışmaları ve Türkiye'nin ekonomik görünümüne ilişkin fikir alışverişinde bulunduk' dedi.Türkiye'nin AK Parti hükumetleri döneminde büyük bir değişim ve dönüşüm yaşadığını ifade eden Şimşek, bunun en önemli sebebinin siyasi istikrar olduğunu vurguladı.Ülkelerin kalkınması adına siyasi istikrarın tek başına yeterli olmayacağını anlatan Şimşek, 'Mesela Orta Doğu'da, Orta Asya’da, dünyanın bir çok köşesinde 30-40 yıl iktidarda olan şahıslar, partiler var. Ancak beraberinde reform yapmazlarsa, o ülkelerin refahı artmıyor. Çünkü reform çok önemli. Türkiye'de ise siyasi istikrarın olduğu dönemlerde çok güçlü reformlar yapılıyor. Rahmetli Menderes, Rahmetli Özal dönemlerini hatırlayın. O dönemler Türkiye'nin hızlı çıkış yaptığı dönemlerdi. Ortak özellik hem siyasi istikrar var, yani güçlü bir iktidar var hem de reformcu bir kimlik var' ifadelerini kullandı.'1990 yılından 2002 yılına kadar yerimizde saymışız'AK Parti hükümetleri döneminin de böyle bir dönem olduğunu ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:'Türkiye gerçekten bu dönemde bir çok sorununu çözdüğü gibi bir zıplama dönemi yaşadı. Basit bir örnek vereyim 1990 yılında Türkiye'nin milli geliri 200 milyar dolar, 2000’li yılların başına gelirseniz yine 200 milyar dolar. Yani 10 yılda yerimizde saymışız. 2002’de AK Parti iktidara geldiğinde milli gelirimiz 200 milyar dolarmış. Geçen sene, bu küresel krize, avro bölgesindeki borç krizine, Orta Doğu’daki çalkantılara, petrol fiyatlarının 10-15 yıl öncesine göre 20 dolarlardan 100 dolarlara çıkmasına rağmen Türkiye milli gelirini 820 milyar doların üzerine çıkardı.Yani 1990 yılından 2002 yılına kadar yerimizde saymışız. Aslında dünyada da büyük bir kriz yokken kendi krizlerimizle boğuşmuşuz. Siyasi istikrarsızlık var ama 2000’li yılların başından itibaren büyük bir değişim ve dönüşümün temelini oluşturacak siyasi bir istikrar var, uzun vadeli bir vizyon var ve reformlar uygulanınca Türkiye o zaman gerçekten dünya ile arayı hızlı bir şekilde kapatabiliyor.'Türkiye'nin siyasi istikrar ve reformları 20 yıl daha devam ettirmesi durumunda büyük ekonomilerle arasındaki farkı tamamen kapatacağına işaret eden Bakan Şimşek, 'Bir rakam vermek açısından söyleyeyim. AB üyelerinin geliri diyelim ki 100 avro ise bizim 2000’li yılların başında 30 avro civarındaydı, yaklaşık olarak söylüyorum. Mesela basitleştiriyorum, geçen sene Avrupa 100 iken biz 55’e çıkmışız. Arayı ciddi bir şekilde kapatmaya başlamışız' diye konuştu.'Vergilerin yüzde 23’ünü eğitime harcıyoruz'Bakan Şimşek, Türkiy’de son 12 yılda vergi gelirlerinin dağılımının değiştiğine de değindi. Türkiye'nin en büyük payı eğitime ayırdığına dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:'2002 yılında Türkiye’de bütün bireylerden, bütün şirketlerden, bütün çalışanlardan toplanan vergi 100 liraysa bunun 86 lirası, yani yüzde 86’sı devletin faizine gidiyordu. Yani devletin o kadar borcu var ki, geriye bir şey kalmıyordu. Geriye kalan yüzde 14 ile ne yapacaksınız? Maaş mı ödeyeceksiniz, yatırım mı yapacaksınız? Sağlıkta devrim mi yapacaksınız? Mümkün değil. Bu nedenle devlet o dönemde herkese borçluydu. IMF’ye de borçlu, hatta memuruna borçlu, işçisine borçlu zaten hizmet yapamıyor sağlık sistemi berbat bir durumda. Şimdi bakın çok değil 12 yıl sonra bugüne baktığınız zaman, mesela 2014 yılı için topladığımız her 100 liralık verginin biz şimdi 86 lirasını tam tersini millete hizmet olarak sunuyoruz. Yüzde 14’ ü faize gidiyor, yüzde 86’sı eğitime, sağlığa, altyapıya, araştırma geliştirmeye gidiyor ve tabii ki fakirlere yardıma gidiyor. Türkiye bu anlamda büyük bir başarı sağladı.Şu anda bir bütçe dönemindeyiz. 2015 bütçesi Meclis'te. Muhalefeti dinlerseniz sanırsınız ki hangi ülkeden bahsediyorlar. Yarını bu ülke çıkartamayacak gibi anlatıyorlar. Halbuki vergilerin yüzde 23’ünü biz eğitime harcıyoruz. En büyük önceliği eğitime verdik. 2000’li yılların başında bütçeden en büyük pay savunmaya gidiyordu. Biz şimdi en fazla parayı milli eğitime veriyoruz. İkinci sırada sağlık geliyor. Sağlığa da vergi gelirlerinin yüzde 21’ini veriyoruz. Aslında sağlık ve eğitim beraber vergi gelirlerinin neredeyse yarısını oluşturuyor. Geriye bir o kadarını sosyal güvenliğe yani emeklilere, sosyal kesimlere destek olarak veriyoruz. Bir o kadarını yatırım olarak harcıyoruz. Vatandaşın teveccühünün aslında arkasında bu davanın millete bir hizmet davası olduğu açık ve net.''Türkiye Avrupa'nın 2. büyük ekonomisi olabilir'Şimşek, Türkiye'nin Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya’nın ardından Avrupa’da en büyük altıncı ekonomiye sahip olduğunu ifade etti.Yapılan tüm uluslararası çalışmalara göre Türkiye’nin 2040-2050’li yıllarda Avrupa’da en büyük ikinci ekonomi olabileceğini belirten Şimşek, Türkiye’nin genç nüfusu ve eğitime destek vermesiyle yaklaşık 820 milyar dolar olan milli gelirini 5 trilyon dolar civarına ve kişi başına düşen milli geliri de 50-60 bin dolarlara çıkarabileceğini dile getirdi.'Türkiye’yi hızlı büyüme patikasına oturtacak yeni, kapsamlı bir reform programı hazırladık'Avrupa Birliği’nin (AB) son ilerleme raporunda Türkiye’nin 33 fasıldan 30’unda ilerleme sağladığını açıklamasını hatırlatan Şimşek, '26 fasılda ileri düzeyde AB’ye uyum var diyor. Bu şu demek aslında; siyasi engeller olmasa Türkiye şu anda AB ile müzakerelerde 26 faslı açıp kapatmış demek. Bunu kendileri söylüyor. Geriye bir kaç fasıl kalacaktı ve aslında normalde Türkiye çoktan üyeliğe neredeyse hazır noktada' şeklinde konuştu.Türkiye'nin yeni reform paketine ilişkin ekonomi alanında da gelişmeler olduğunu aktaran Şimşek, şunları kaydetti:'Başbakanımız reform programının bir kısmını açıkladı. Biz bir yıldır ekonomi ekibi olarak bir reform programı üzerine çalıştık. Türkiye’de ikinci nesil reformları, Türkiye’nin rekabet gücünü, verimliliğini artıracak, Türkiye’yi hızlı büyüme patikasına oturtacak yeni kapsamlı bir reform programı hazırladık. 25 alanda değişim ve dönüşüm öngörüyoruz. Onlara ilişkin bin 300’e yakın tedbir var. Bu tedbirler enerji verimliliğinden tutun, tasarrufların artışına kadar. Finans piyasalarının gelişmesinden tutun Türkiye’nin dünyada 5. en büyük sağlık ihracat merkezi olmasına kadar bir çok alan var.Bütün bu alanlara ilişkin hangi reformu hangi kurum ne zaman yapacak ve ne kadarlık bir bütçe gerekiyor bunların hepsi belirlendi. Biz seçimi beklemeyeceğiz. Seçimden önce de reformların bir kısmını uygulamaya koyacağız. Dolayısıyla Türkiye bir anlamda yatırımlar açısından daha cazip olacak. Tabii Türkiye’nin sorunları var, eksikler var. Türkiye daha gelişmekte olan bir ülke. Biz daha her şeyi halletmedik ama gerçekten büyük ilerleme var.''Modada İtalya’yı geçmek istiyoruz'Türkiye’nin bir çok alanda dünyanın alanında en iyi ülkeleriyle rekabet edeceğini ve bu ülkeleri geçeceğini ifade eden Bakan Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:'Örneğin modada İtalya’yı geçmek istiyoruz. Dünyanın en iyi tekstil konfeksiyon üretim üstlerinden birisiyiz. Markalaşma, tasarım noktasında bazı eşikleri, bazı aşamaları kaydedersek onları geçeriz. Çünkü üretim bizde. Biraz daha katma değeri yüksek alanlara, dizayna, tasarıma ağırlık vereceğiz. Biz şuan da turizmde dünyanın en büyük altıncı ülkeyiz. Vatandaşımız yılda 32 milyar dolar turizm geliri elde ediyor. 36 milyona yakın turist geliyor. Turizmde niye Fransa’yı geride bırakmayalım? İstanbul Paris’i niye geçmesin? Bunlar olacak. Biz iktidara geldiğimizde İstanbul’a gelen turist sayısı 2-3 milyondu. 12 yılda 10 milyonu aştı. Aynı şeyi makine tesisatta yapacağız. Dünyanın en iyi ülkelerinden bir tanesi Almanya. Bu konuda da biz burayla yarışmak istiyoruz.'Bakan, Şimşek konuşmasının ardından UETD üyeleriyle fotoğraf çekildi. Ardından, Almanya'dan ayrılan Şimşek, akşam saatlerinde Türkiye'ye hareket etti.AA
Fenerbahçe Tek Golle 3 Puanı Aldı
Spor Toto Süper Lig'in 12. haftasında Fenerbahçe, tarla gibi bir zeminde oynanan maçta deplasmanda Balıkesirspor'u 1-0 mağlup etti. Sarı-lacivertliler'e altın değerinde 3 puanı kazandıran gol, kaleci Emrullah'ın büyük hatasının da payıyla Portekizli yıldız Raul Meireles'ten geldi.Spor Toto Süper Lig'in 12. haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Balıkesirspor ile karşılaştı. Ligde son 2 maçında 4 puan bırakan İsmail Kartal'ın ekibi, Balıkesir Atatürk Stadı'ndan 3 puanı, Meireles'in tek golüyle aldı. Balıkesir Stadyumu'nun 'tarlayı' anımsatan kötü zemininde oynanan futbolun kalitesi oldukça düşük kaldı. Zorlu zemin şartlarında oynanan maçta, duran toplar ve doldur-boşaltlarla rakip kalede tehlike yaratmaya çalışan iki ekibin maçında Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren gol büyük bir hata sonucu geldi.Maçın 40. dakikasında Meireles'in sağ kanattan ceza sahasına ortaladığı top, doğrudan kaleye yöneldi. Kaleci Emrullah Şalk, üzerine gelen topu elinden kaçırınca Fenerbahçe zorlu deplasmanda 1-0 öne geçti.Karşılaşmanın ikinci yarısında zeminin daha da ağırlaşması nedeniyle iki ekip defansif bir anlayışa büründü. Sarı-lacivertliler'de teknik direktör İsmail Kartal 69'da Kuyt'ın yerine Alper Potuk'u, 75'te Emre Belözoğlu'nun yerine Selçuk Şahin'i ve 85'te Sow'un yerine Emenike'yi sahaya sürdü. Ev sahibi ekibin maçın son bölümünde çok adamla yaptığı akınlardan sonuç çıkmayınca Fenerbahçe sahadan 1-0 galibiyetle ayrıldı.Bu sonucun ardından puanını 24'e çıkaran Fenerbahçe, maç fazlasıyla 1. sıraya yükseldi. Ligde üst üste 8. maçından da galibiyet çıkaramayan Balıkesirspor ise 2 puanla son sırada kaldı.MAÇTAN NOTLAREMRE'YE BÜYÜK PROTESTOBalıkesirspor deplasmanında ilk 11'de başlayan Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel'e tribünlerden tepki geldi. Balıkesirspor taraftarı top Emre Belözoğlu'na geldiğinde tepki gösterdi. Aynı tepkilerini Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel'e de gösteren Balıkesirli taraftarlar top Volkan Demirel'in ayağına geldiğinde ıslıkla tepki gösterdi.Tepkilerin sebebi ise Emre'nin PFDK'dan aldığı cezanın az olması olarak yorumlandı.İKİ EKİP 38 YIL SONRASpor Toto Süper Lig'de 38 yıl sonra karşılaşan Balıkesirspor ile Fenerbahçe arasında yapılacak maçta 2 bine yakın polis, jandarma ve özel güvenlik personeli görev yaptı. Balıkesirsporlu futbolcular, sahaya, 'Bütün insanlar özgür ve eşit doğar' yazılı dövizle çıktı.Rakibiyle ligde daha önce 1975-1976 sezonunda yaptığı maçlarda deplasmanda 3-0 yenilen ve sahasında golsüz berabere kalan Balıkesirspor'un 38 yıl sonra Fenerbahçe'yi konuk ettiği mücadeleye taraftarlar büyük ilgi gösterdi.Fenerbahçe taraftarı, kale arkasında kendilerine ayrılan bölümü, kırmızı-beyazlılar, kapalı ve maratonu doldururken, kale arkalarında yer yer boşluklar görüldü.Maç için stat içi ve dışında yoğun güvenlik önlemi alınırken, 2 bine yakın polis, jandarma ve özel güvenlik personeli görev yaptı.156 basın mensubunun akredite olduğu maç öncesinde sahaya ısınmak için çıkan her iki takımın oyuncuları da taraftarlarınca tezahüratlarla desteklendi.AZİZ YILDIRIM OTELDE İZLEDİTakımıyla Balıkesir'e gelen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, cezası nedeniyle maçı konakladığı otelinde televizyondan izledi. Sakatlığı bulunan Diego ile Serdar Kesimal, Balıkesir'e gelmezken, teknik direktör İsmail Kartal, ligde son yapılan Eskişehir maçı kadrosunda 3 değişiklik yaparak takımını sahaya sürdü. Eskişehir maçında forma giymeyen Alves ile maçın ikinci yarısında oyuna dahil olan Mehmet Topal ve Webo ilk 11'de sahaya çıktı. Kartal, Kadlec, Alper Potuk ve Emenike'yi yedek soyundurdu. Balıkesirspor'un hafta içinde sözleşme imzaladığı teknik direktörü Kemal Özdeş ise Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçı kadrosunda 2 değişiklik yaptı. Özdeş, Okan Alkan ve İlhan Depe yerine Jabbie ve Alanzinho'yu ilk 11'de sahaya sürdü. Sakatlığı devam eden Andre Nuno ve Santos kadroya alınmadı.Bugün, Balıkesirspor Kulübü yöneticileri, teknik heyet ve futbolculara, İl Emniyet Müdürlüğü tarafından moral kahvaltısı verildi. Kahvaltıya, il yöneticileri katıldı.Fotomaç
Reklam