onedio
Türkiye ‘Küresel Barış Endeksi'nde 128. Sırada!
Seçim süreci, yolsuzluk, basın özgürlüğü gibi faktörlerin ele alındığı ‘Küresel Barış Endeksi’nde Türkiye 128. sırada yer aldı Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından hazırlanan ve silahlı çatışmaların yanı sıra askeri harcamalar ve demokratik ortam gibi kriterleri de içeren barış endeksinde Türkiye 162 ülke arasında ancak 128. sırada yer bulabildi. Türkiye'nin çevresindeki ülkeler de listenin en son sıralarında yer alıyor. Avustralya merkezli sivil toplum kuruluşu Ekonomi ve Barış Enstitüsü (The Institute for Economics and Peace / IEP), yeryüzündeki çatışma ve savaş alanlarını inceleyerek bir ‘barış endeksi’ oluşturdu. 162 ülkeyi kapsayan ve silahlı çatışmaların yanı sıra basın özgürlüğü, askeri harcamalar, suç oranı gibi kriterleri de kapsayan ‘Küresel Barış Endeksi’ne (GPI) göre yalnızca 11 ülke “barış içinde” yaşıyor. En çatışmalı Suriye, en barışçıl İzlanda  Ülkelerin, çeşitli kriterlerle puanlandığı ve bir ucu ‘barışçıl’ diğer ucu ‘çatışmalı’ olarak adlandırılan bir listede sıralandığı endekste 162. sırada ve barışa en uzak durumda olan ülke, 3 yılı aşkın süredir kanlı bir iç savaşın pençesinde olan Suriye… Rusya ve Kuzey Kore’nin de alt sıralarda bulunduğu listenin 161. sırasında Afganistan, 160. sırasında Güney Sudan, 159. sırasında Irak ve 158. sırasında Somali yer alıyor. Türkiye ise 128. sırada. Listenin en altında yer alan ve “barış içinde” olarak kabul edilen ülkeler ise sırasıyla şöyle: İzlanda, Danimarka, Avusturya, Yeni Zelanda, İsviçre, Finlandiya, Kanada, Japonya, Belçika ve Norveç. Birçok faktöre bakılıyor Araştırmacılar, çeşitli veriler ışığında hazırlanan listede, ülkelerin askeri harcamaları, toplum güvenliği ve ülke içinde ve uluslararası yaşanan çatışmaların yanı sıra aralarında, suç oranı, polis gücü, hapisteki insan sayısı, silahlara erişim, siyasi terör, yer değiştirmek zorunda kalan insanların sayısı, seçim süreci, hükümetin işlevselliği, yolsuzluk, basın özgürlüğü ve işsizliğin de bulunduğu birçok faktörü inceledi. Dünyanın 2007’den bugüne daha az barışçıl hale geldiğini belirten Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün yöneticisi Camilla Schippa, “Barış durumu, son yıllarda yavaş ama düzenli bir şekilde azalıyor. Arap Baharı ve küresel ekonomik kriz gibi önemli ekonomik ve jeopolitik olaylar, birçok ülkeyi çatışma riski altında bıraktı” dedi. Türkiye 128’inci sırada  Listenin 128’inci sırasında yer alan Türkiye’de, şiddetin ulusal maliyeti 52 milyar 520 milyon dolar olarak belirlendi. İnsan hakları kategorisinde 10 üzerinden 3.8 alan Türkiye, siyasi kültürde 5, askeri harcamalarda 1.4, siyasi istikrarda 2.5, vatandaşların savaş isteğinde 4 ve basın özgürlüğünde 100 üzerinden 45.9 puan aldı. Tüm diğer ülkelere buradan ulaşabilirsiniz.. T24
'Matematiğe Yeteneksiz' Denilen Bir Kadının 'Matematik Nobeli'ne Gidiş Öyküsü
İranlı matematikçi Meryem Mirzakhani'nin hayatı lise müdürünün kendisini Uluslararası Matematik Olimpiyatları'na göndermesiyle değiştiİranlı matematikçi Meryem Mirzakhani, matematiğin Nobel’i diye de anılan Fields Madalyasını kazanan ilk kadın oldu. Mirzakhani aynı zamanda 1936’dan beri dört yılda bir verilen bu ödülü kazanan ilk İranlı da olmayı başardı. İşte ünlü matemetikçi Meryem Mirzakhani’nin 5harfliler.com’dan Arkadaş Özakıntarafından derlenen yaşam öyküsü:Mirzakhani, küçükken matematikçi olmayı düşünmüyormuş hiç. Kitap okumayı, kendi kendine hikayeler uydurmayı seviyormuş, ve televizyonda ünlü kadınların hayatlarına dair belgeseller seyredip, bir gün büyük bir yazar olma hayali kuruyormuş. Ailesi ise ünü, başarıyı pek dert etmiyormuş ama anlamlı ve kendisini tatmin edecek bir mesleği olmasını diliyormuş. “Çok iyi bir ortamda büyüdüm,” diyor Mirzakhani.
Formayı Erken Çıkardığı İçin Diskalifiye Edildi!
2014 Avrupa Atletizm Şampiyonasında 3000 engelli finalinde altın madalya kazanmıştı ama son 150 metre formasını çıkarması nedeniyle hakemler tarafından diskalifiye edilen Fransız atlet ''Mahiedne Mekhissi''.
The Economist: Erdoğan Zirvede
Haftalık The Economist dergisindeki Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi zaferini ele alan yazıda, Erdoğan'ın bugüne kadar sembolik olan Cumhurbaşkanlığı makamını etkin bir siyasi yapıya dönüştürmesinin 'endişe verici' olabileceği yorumu yapıldı. Erdoğan'ın padişah gibi gösterildiği bir fotoğrafla yayınlanan yazıda, 'Erdoğan kesinlikle seçim kazanmasını biliyor. Son seçimle birlikte Erdoğan 9'uncu seçiminden de zaferle çıkmayı başardı' deniyor. Seçimlerin büyük ölçüde adil geçtiği belirtilen yazıda 'Erdoğan'In demokratik meşruiyeti sorgulanamaz' deniyor. 11 yıllık Başbakanlık döneminde Erdoğan'ın Türkiye'yi hiç bir siyasi liderin yapamadığı kadar büyük bir dönüşümden geçirmeyi başardığı ifade edilen yazıda Erdoğan'In başarıları şöyle sıralanıyor: 'AKP'nin 2002'de iktidara gelmesinden bu yana yıllık ortalama yüzde 5 büyüme yakalandı. Enflasyon kontrol altına alındı. Asker daha güçlü bir sivil kontrolün altına sokuldu. Kürtlere daha önce hiçkimsenin vermediği kadar çok hak tanındı. 2005'te ise Erdoğan'dan önceki liderlerin sadece düşünü kurabileceği Avrupa Birliği (AB) adaylığı statüsü kazanıldı.'Eleştirilere sert yanıt' Ancak Erdoğan'ın Çankaya Köşkü'ne çıkmasının tedirgin edici olduğu yorumu da yazıda yer alıyor. 'Asker, laik yapılanma ve siyasi muhalefet sindirilince Erdoğan giderek otoriterleşti. Geçtiğimiz yıl Türkler Gezi Parkı protestolarında sokağa çıkınca Erdoğan'ın yanıtı biber gazı ve polis oldu' denen yazıda, yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturmanın ortaya çıkmasının ardındansa yargı üzerindeki denetimin artırıldığı ifade ediliyor. Erdoğan'ın eleştirilere karşı tutumunun da ele alındığı yazı şöyle devam ediyor: 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak (bu gazetecilerin arasında uzun yıllardır The Economist'in temsilciliğini yapan bir isim de var) ve interneti sansürlemek oldu.' 'Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı daha da endişe verici hale getiren konu ise makamı etkin bir siyasi yapı haline getirmek istemesi' denen yazıda, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı'nı Fransa'daki gibi bir yapıya büründürmek istediği ifade ediliyor. 'Kendisine yöneltilen eleştirilere Erdoğan'ın yanıtı bağımsız medya ile gazetecilere saldırmak ve interneti sansürlemek oldu.' Bu dönüşümün sağlanabilmesi için Anayasa değişikliğinin gerektiği de hatırlatılan yazıda, 'AKP tek başına bu değişikliği yapabilecek gibi gözükmüyor. Ancak Kürtlerle anlaşarak yeterli çoğunluğa ulaşabilirler' deniyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Erdoğan'ın güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı ofisinde Cumhuriyet'in kuruluşunun 100'üncü yıldönümü ve sonrasında görevde kalmaya devam edebileceği de yazıda yapılan yorumlar arasında.'Güçlü lider için güçlü kurumlar gerekli' Ancak bölye bir sonucun çoğulcu demokrasiye inananlar için çok da iç açıcı olmayacağı ifade ediliyor ve yazı şöyle devam ediyor: 'Güçlü başkanların görev yaptığı sistemler işleyebilir. Ancak bunun için kuvvetli kurumlar gerekir ve bu alanda Türkiye'nin eksikleri var. Erdoğan'ın otoriter eğilimleri sorunu daha da kritik hale getiriyor. Peki ama neden Erdoğan tüm bu endişelere kulak assın ki? Bu sorunun iki yanıtı var: Kırılgan bir ekonomi ve kendi siyasi mirası.' Erdoğan'ın bugüne kadar girdiği seçimlerden hep başarıyla çıkmasının ardında yaşam standartlarını hızla yükseltmesinin olduğu ifade edilen yazıda 'Ancak ekonomi artık yavaşlıyor. Yüksek cari açık ülkeyi dış finansmana bağımlı hale getirmiş durumda. Küresel faiz oranları yükseldiği zaman Türkiye darbe alabilir' deniyor. Yazının ekonomi ile ilgili bölümü şöyle devam ediyor: 'Ayrıca Türkiye 'orta gelir tuzağı'na düşme riskiyle de karşı karşıya. İhraç ettiği temel ürünlerde rekabet gücünü kaybederken, daha yüksek teknolojili ürünlerin üretimine geçişi sağlamakta zorlanıyor. Türkiye'nin büyümeye devam edebilmesi için hem reformlara hem de yabancı sermayeye ihtiyacı var. Erdoğan şu ana kadar reformlara çok fazla ilgi göstermedi. Her ne kadar yabancı yatırımcılar otoriter rejimleri hazmedebilse de, Erdoğan'ın yaptığı gibi toplumu kutuplaştırarak sosyal kırılganlık yaratılmasından çok hoşnut olmazlar.''Rota tekrar Avrupa'ya dönmeli' Türkiye'nin bir gün AB üyesi olabileceği ümidinin de yabancı yatırımcıların gözünde artı puan olduğu ifade edilen yazıda, 'Erdoğan tam bu noktada siyasi mirasını düşünmeli. Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli' deniyor. Yazıda AB üyeliğinin şu an uzak bir ihtimal gibi gözüktüğü ifade ediliyor. Ancak ülkenin AB normlarından uzaklaşmasının bu süreci imkansız hale getireceği uyarısı da yapılıyor. 'Devasa altyapı projeleri yapmak hoş, ancak Erdoğan Türkiye'nin moderleştiğini söylemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine çekmeli.'Erdoğan'ın niyetleri konusunda ilk sınavın ise Başbakan seçimi olacağı vurgulanıyor. 'Sözünü sakınmayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oyunun içinde olduğunu gösterdi. Gül yurtiçinde ve yurtdışında itibara sahip bir isim ve kısa bir süre Başbakanlık koltuğunda da oturmuştu' denen yazıda, AKP'nin kurucularından birisi olan Gül'ün Erdoğan'a karşı bağımsızca durabilecek siyasi etkinliğinin olduğu da belirtiliyor. Yazı şu mesajla sonlanıyor: 'Erdoğan'ın güçlü bir başbakanı kabul etmesi Türkiye açısından daha olumlu olacaktır. Eğer bir kukla başbakan yaratmak konusunda ısrarcı olursa insanlar onu Atatürkle kıyaslamayı bırakıp Putin'le karşılaştırmaya başlayabilir. BBC Türkçe
Premier Lig: Vine Paylaşımlarını Engelleyeceğiz
İngiltere Premier Lig yetkilileri BBC'ye taraftarların internete gol videoları koymasının önüne geçeceklerini söyledi.Dünya Kupası sırasında sosyal medyaya binlerce izinsiz gol videosu konuldu.İngiltere'de sezon yarın açılıyor ve bu eğilimin devam etmesi bekleniyor.Fakat Premier Lig, telifli görüntüleri yayınlamanın yasa dışı olduğunu söyleyerek, taraftarları görüntüleri internete koymamaları konusunda uyardı.Üstelik televizyonda görüntüyü dondurup geriye alabilme imkanı her isteyenin bir maçın istediği bölümünü görüntüye almasını müthiş kolaylaştırdı.Dünya Kupası'nda bir golü mü kaçırdınız, ne gam!Vine yoluyla sosyal medyaya bir kaç dakika içinde yüklenen görüntüler taraftarlara belli anları defalarca seyretme ve paylaşma imkanı veriyor.Fakat bir çok futbolsever bu tür videoları Twitter gibi sosyal paylaşım alanlarına koymanın telif yasalarını çiğnemek anlamına geldiğinin farkında değil.Premier Lig yetkilisi Dan Johnson BBC Newsbeat programında 'Taraftarların bir şeyi görüp, anında yakalamalarını ve paylaşmalarını anlıyorsunuz tabi, ama nihayetinde, yasaları çiğnemiş oluyorlar' dedi.Televizyon şirketleri Premier Lig maçlarını gösterebilme hakkını elde edebilmek için milyonlar ödüyorlar.Johnson 'Bu telif haklarının ihlalidir ve futbolseverlere bu görüntüleri paylaşmamalarını tavsiye ediyoruz. Twitter ile işbirliği içinde, bu tür faaliyetleri engellemek amacıyla gif ya da Vine tarama teknolojileri geliştiriyoruz' diye konuştu.Premier Lig yetkilisi 'Biliyorum keyif kaçırıcı gibi geliyor kulağınıza, ama telif haklarımızı korumak zorundayız' diye ekledi.İngiltere Premier Lig maçlarını üç sezon gösterebilmek için Sky Spor ve BT Spor 3 milyar sterlin ödeyerek bir rekora imza attılar.Sun ve Times gazeteleri de maçların internet sitelerinde yayın hakkını satın aldı ve insanların bu görüntülere ücretsiz ulaşabilmesi fikrinden çok rahatsızlar.Premier Lig gollerini gösteren Sun+'ya abone olmak için ayda 8 sterlin (yaklaşık 29 Türk lirası) ödemek gerekiyor.Bu siteler, topun ağlara dokunuşundan itibaren iki dakika içinde videoları izleyicilerine sunmaya çalışıyor.Sun gazetesinin Spor bölümü editör yardımcısı Dean Scoggins da bu yayın hakları için büyük paralar ödediklerini ve gazetenin avukatlarıyla yasadışı paylaşımlar konusunda atacakları adımları değerlendirmekte olduklarını söyledi.Resmi olmayan paylaşımların kalitesi çok iyi olmayabilir ama önemli olan bedava olmaları.İnternetteki en çok kullanılan futbol Vine hesaplarından bazılarının yüzbinlerce takipçisi var.Televizyonlar daha gollerin tekrarını tamamlamadan görüntüleri sosyal medyaya aktaran bir kullanıcı Nick, 'Ben yapmasam, bir başkası mutlaka koyacak' diyor ve golden sonraki saniyeler ve dakikalar içinde çok sayıda görüntünün internete düştüğünü söylüyor.Twitter ise bu konudaki tutumunu, 'Vine kullanıcıları üçüncü tarafların haklarını ihlal eden içerik koyamazlar' diye özetliyor.
Reklam
İşsizlik Geriledi
Türkiye'de işsizlik oranı, bir önceki aya göre 0,2 puan gerileyerek yüzde 8,8 oldu. İşsiz sayısı ise aynı dönemde 2 milyon 579 binden, 2 milyon 551 bin kişiye düştü. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı ise Mayıs ayında yüzde 9,5'a kadar çıkarak 8 ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Mahiedine Mekhissi Benabbad Birinci Olduğu Yarışmadan Diskalifiye Edildi
22- Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, erkekler 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Fransız atlet Mahiedine Mekhissi Benabbad, yarış bitmeden formasını çıkardığı için diskalifiye edildi.İsviçre'nin Zürih kentinde düzenlenen 22. Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, erkekler 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Fransız atlet Mahiedine Mekhissi Benabbad, yarış bitmeden formasını çıkardığı için diskalifiye edildi. Letzigrund Stadı'nda yapılan şampiyonanın üçüncü gün akşam seansında, erkekler 3000 metre engelli final yarışında, 8:25.30'luk derecesiyle birinci gelen Fransız Benabbad, yarışın son metrelerinde formasını çıkardığı için Avrupa Atletizm Şampiyonası Komitesi'nin kararıyla diskalifiye edildi. Diskalifiye kararı sonrasında Fransa delegasyonu, komitenin aldığı karara itiraz etti. Yarış sona ermeden formasını çıkarak birinciliğini kutlamaya başlayan Benabbad, yarış sonunda bu nedenle sarı kart görmüştü. Fransız atlet, sonrasında stadyumda kutlamalara devam etmiş ve atletin diskalifiye olduğu açıklanmamıştı. Bu kararın ardından yarışta ikinci gelen Fransız Yoann Kowal 8:26.66'lık derecesiyle altın, üçüncü gelen Polonyalı Krystian Zalewski 8:27.11 ile gümüş, dördüncü gelen İspanyol Angel Mullera ise 8:29.16'lık derecesiyle bronz madalyanın sahibi oldu. Türk atlet Tarık Langat Akdağ ise 8:33.13'lük derecesiyle dokuzuncu sırada bitirdiği yarışta sekizinciliğe yükselmiş oldu. Öte yandan erkekler 100 metre engelli finalinde üçüncü gelen Fransız atlet Dimitri Bascou, yarış sırasında rakibinin koşu hattına girdiği için diskalifiye oldu.eurosport
Reklam
İşte Yılmaz Özdil'in Hürriyet'te Yayımlanmayan Yazısının Tam Metni
Hürriyet gazetesinde Enis Berberoğlu nun Genel Yayın Yönetmenliği'nden istifasının ardından ikinci tartışma Yılmaz Özdil konusunda yaşanıyor. Özdil'in son yazısına son anda müdahale edildi ve Hürriyet'in bugünkü (15 Ağustos 2014) sayısına konmadı. T24'ün aldığı bilgilere göre, Hürriyet'in en çok okunan yazarlarından olan Yılmaz Özdil'in Başbakan Tayyip Erdoğan 'ı eleştiren son yazısına müdahale edildi. Özdil'in, Başbakan adayları tartışmasına değindiği yazıda, Tayyip Erdoğan'dan boşalacak makam için Bilal Erdoğan 'ı işaret eden ironik bir üslup kullanıyor. Özdil'in Erdoğan'ı eleştiren yazısına son anda müdahale edildiği ve ilk baskılardan itibaren gazeteye konmadığı belirtildi. Yılmaz Özdil’in Hürriyet gazetesinin bugünkü (15 Ağustos 2014) nüshasında yayımlanmayan yazısının tam metni şöyle: 'Başbakan kim olsun? Valla benim içimden geçen isim, Bilal… Birincisi, devlette devamlılık esastır, devlet dediğin babadan oğula’dır. İkincisi, hiç unutmam, 2005 senesinde Brüksel’deki NATO zirvesinde, ABD Başkanı Bush, İngiltere Başbakanı Blair ve bunun babası bir araya gelmişti, Bush parmağıyla bunu gösterip “çalışıyor mu bu” diye sormuştu, babası “çalışıyor” demişti, Bush da daha bi saniye önce çalışıp çalışmadığını bile bilmediği halde “çok akıllı bi çocuk” demişti, Blair de gülerek “tıpkı babası gibi” demişti. Üçüncüsü, Bush’la Blair haklıydı, hakikaten çok zeki bi çocuk… Küçükken okuyacak parası bile yoktu, Remzi’nin bursuyla okudu. Şimdi, çalışarak kazandığı paralarını 48 saat sıfırlıyor, hâlâ 30 milyon avrosu kalıyor, zekâsını düşün yani. Dördüncüsü, milletvekili olmasına filan gerek yoktur, doğuştan milli egemendir, “23 Nisan” doğumludur. Seçim meçim yapılmasın, çocuk bayramı’nda makama oturtulsun, bi daha kalkmasın, ister assın ister kessin. Beşincisi, vakıfçı olduğu için memlekete dair her mevzuya vâkıftır… Babası ne zaman sıkışsa onu arar, telefon eder, Fenerbahçe’yi şöyle yap der, telefon eder, şu işadamını kucağa oturt der, telefon eder, çiftlik ne oldu diye sorar. Gerçi biraz yavaş anlar, ha bire anlamadım babacım der ama, olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur, imam oğlunda da olur. Bilal’den şahane başbakan olur. Bilal olmazsa… Hayırsever Rıza cuk oturur. O da maaşallah Bilal gibi zekâ küpü, henüz 26 yaşındayken 86 milyar dolarlık altın ihracatı yaptı. Ayrıca… Bakanların yarısı zaten emrinde. Hayırsever olduğu için, seviyor bakanlarımızı. Kimine kol saati alıyor, kimine takım elbise alıyor, kimine çikolata kutusu gönderiyor. Bakanlarımız da onu seviyor. Mesela, içişleri bakanımız gerekirse önüne yatıyor. Başbakanımız “yuh çekersen, tokadı yersin” diyor, vatandaşları yumrukluyor, yerlerde tekmeletiyor, Rıza da “hırsız var” diyeni, korumalarına yakalattırıyor, ağzını burnunu kırdırtıyor. Tam halef-selef olsun. Böyle başa böyle tarak olsun. Yok eğer, Rıza da uymazsa… Müteahhit Cengiz olsun. Malum “tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak” derler, nasıl olsa milletin orasına koyacak, bari başbakan olarak koysun. Ahaliyi donuna kadar soymalarına rağmen, ahali itiraz edeceğine “soyuyorsa beni soyuyor, sana ne” diye kavga ediyorsa… “Gör bak, milletin orasına koyacağız” diyen müteahhit Cengiz’e törenle plaket veriliyorsa… Allah yardımcımız olsun, müteahhit Nihat da bu Cengiz’in başbakan yardımcısı olsun. Çünkü n’aapsın bu şartlarda Nihat, koymazsa kabahat. Müteahhit Cengiz de olmazsa… Sayın Apo olsun. Hatırlarsınız, tapesi sızmıştı, “Tayyip’in beni üçüncü kişi olarak konumlandırması tesadüf değil” demişti. Nedir devlet protokolü? Birinci kişi cumhurbaşkanı, ikinci kişi meclis başkanı, üçüncü kişi başbakan… E madem öyle, tesadüf olarak kalmasın, resmiyet kazansın, “Yeni Türkiye” protokolüne geçilsin. Apo tek başına başbakan olmasa bile, hiç olmazsa eşbaşbakan olsun. Yasin el Kadı, dışişleri bakanı olsun. Recep İvedik, kültür bakanı olsun. Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Hande Yener, Mustafa Sandal, Alişan, Cengiz Kurtoğlu, Berdan Mardini, Ece Erken, Şafak Sezer kabineye girsin, Burhan Kuzu gene bi şey yapılmasın, düz milletvekili kalsın, delirsin. Acun, hükümet sözcüsü olsun. Google’dan ayet sallayan, bakara makaracı Egemen Bağış’ı da Ekmeleddin’den boşalan İslam İşbirliği Teşkilatı’nın başına getirdin miydi, tadından yenmez gari.' Kaynak: T24
Reklam
Üstün Yaratıcılığa Sahip Kişilerde Görülen 17 Farklı Davranış Biçimi
Yaratıcılık, tuhaf ve genellikle de mantık dışı görünen bir şeydir. Yaratıcı düşünce biçimi, bazı kişilik türleri için sabit ve belirgin bir karakter özelliğidir. Ama duruma ve şartlara göre de değişebilir. İlham ve fikirler en beklenmedik anda birden bire zihnimizde belirebilir, ama onlara en çok ihtiyaç duyduğumuz zaman bir türlü ortaya çıkmazlar. Yaratıcı düşünce özel bir algılama yeteneği gerektirirse de, düşünme sisteminden tamamen farklıdır. Nörolojik bilim bugün yaratıcılıkla ilgili çok karmaşık bir fotoğraf ortaya koymaktadır. Bilim insanları artık yaratıcılığın sandığımız gibi sağ ve sol beyin farklılığıyla (sol beyin = mantıklı ve analitik, sağ beyin= yaratıcı ve duygusal ) açıklanamayacağını anlamış bulunuyor. Gerçekten de, yaratıcılığın bir dizi bilişsel süreçler, sinirsel akımlar ve duygular sonucu ortaya çıktığı düşülmekte, ancak yaratıcı zekanın nasıl çalıştığı hakkında hala net bir bilgimiz yok. Psikolojik açıdan bakıldığında da, yaratıcı kişilikleri belirlemek çok zordur. Zira bu kişiler genelde karmaşık ve çelişkili davranışlar sergiler ve alışkanlıklardan ya da rutin işlevlerden uzak durmaya çalışır. Bu sadece “acı çeken sanatçı” şablonu da değildir – sanatçılar belki de daha zor anlaşılan kişilerdir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor. Yaratıcılık konusunda uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalar yapan New York Üniversitesi Profesörlerinden Scott Barry Kaufmann, Huntington Post’la yaptığı söyleşide “Aslında yaratıcı kişilerin kendi kendilerini anlayabilmeleri de çok zordur. Zira yaratıcı benlik yaratıcı olmayan benlikten çok daha karmaşıktır. En belirgin şekilde ortaya çıkan özellikler, yaratıcı benliğin çelişkileri ve tutarsızlıklarıdır…. Hayal gücü yüksek olan kişilerin zihinleri daha karmaşıktır” diyor. Yaratıcı kişiliğin “tipik” bir tarifi olmasa da, üstün yaratıcılığa sahip kişilerde belli davranışlar ve karakter özellikleri görüldüğü kabul ediliyor. Bu kişilerde görülen 17 farklı davranış biçimi aşağıda yer alıyor:
Reklam
Franck Ribery Milli Takım Kariyerine Nokta Koydu
Bayern Münih’in yıldız ismi Franck Ribery, Fransa Milli Takımı kariyerine nokta koyduğunu açıkladı. Kicker ‘e verdiği röportajda kararını açıklayan Ribery, bundan sonra milli takım forması giymeyeceğini ifade etti. Sakatlığı nedeniyle 2014 Dünya Kupası kadrosundan çıkartılan ve turnuvada görev alamayan Ribery, daha önce 48 resmi maçta Altın Horozlar için sahaya çıkmıştı. 31 yaşındaki Ribery’nin Fransa’nın ev sahipliği yapacağı Euro 2016′da görev alması bekleniyordu. Geçtiğimiz günlerde Didier Deschamps ile kavgalı olan Samir Nasri de milli takımı bıraktığını açıklamıştı.AMK Spor
Türk Siyasetinden 10 Sürreal Fotoğraf Daha
aethewulf un Türk siyasetine damga vuran 10 sürreal fotoğraf galerisine, eksik olmasına gönlümün elvermediği 10 fotoğrafla katkı yapmak istedim. Bu fotoğraf hakkında bilgi bulamadım ama çocuk her yerde çocuk işte
Reklam
3. Havalimanının Adı  ‘RTE’  mi Olacak?
İddialara göre üçüncü havalimanının ismi netleşti: Recep Tayyip Erdoğan... Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, üçüncü havalimanının adının Recep Tayyip Erdoğan olacağı iddiasına ''Böyle bir şey olursa hakkı... Çok emeği var'' yanıtını verdi. Ekonomi kulislerinde dolaşan bilgilere göre, dünyanın en büyük havalimanları arasında yer alacak olan üçüncü havalimanının ismi belirlendi ancak, çeşitli spekülasyonlara neden olmamak için isim şimdilik gizli tutuluyor.  İddiaya göre, 3. havalimanının temeli atılmadan önce ismi konusunda da uzun soluklu çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile projeyi üstlenen firmalar tarafından gerçekleştirildi.  Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'ın haberine göre, Mevlana, Fatih, Kanuni, Atatürk gibi birçok isim üzerinde duruldu. Ancak, bu isimler üzerinde uzlaşma sağlanamadı.  Projeyi gerçekleştiren ortaklar ise, üçüncü havalimanının isminin RTE olmasını önerdi. Bu teklif hükümet üyeleri tarafından da kabul edildi. Ve ismin temel atma töreninde Başbakan Erdoğan tarafından açıklanması kararlaştırıldı. İstanbul'a yapılan 3. havalimanının adının Recep Tayyip Erdoğan olacağı iddialarının sorulması üzerine Elvan, Başbakan Erdoğan'ın 12 yıldır bu ülkenin imarı ve kalkınmasında önemli rol oynadığını söyledi. Milli gelirin 3-4 kat arttığını dile getiren Elvan, 'Bu ülkede istikrar oluşmuşsa, halen güçlü bir şekilde büyümeye devam ediyorsak, Türkiye olarak rekabet gücümüz artmışsa bunu Başbakanımıza borçluyuz. Millet de zaten bunun karşılığını Başbakanımıza verdi. İnşallah 12. Cumhurbaşkanı olarak görevine başlayacak. Böyle bir şey olursa hakkı. Çok emeği var. Dolayısıyla ne yapılsa azdır diye düşünüyorum' ifadelerini kullandı. Kaynak: Taraf | AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Yıl 2009. Hani şu Balyoz davasının sahte delillerinin üretildiği yıl. ( 11 no’lu CD’deki tarih çelişkileri ve Gölcük donanmasında bulunan 5 no’lu harddiskte yapılan çalışmalar bu tarihi işaret ediyordu.) İşte o yılın Ekim, Kasım veya Aralık ayı. Odaklanın. Ve hatırlamaya çalışın bakayım. O vakitlerde kimlerle yazıştınız e-postanız üstünden? Yahoo, Hotmail ya da Gmail’inizden. Patronunuzla, annenizle, dostunuzla, sevgilinizle, kuzeninizle, çocuğunuzla… Bankanızla? İnternet üstünden alışveriş yaptığınız şirketle? Psikiyatristinizle? Doktorunuzla? Kan tahlil sonuçlarınızı gönderen laboratuvarla? Kredi kartı ekstrenizi mi e-posta ile alıyorsanız? Cep telefon faturanızı ve konuşma dökümünüzü? Sosyal medyadaki hesaplarınızla ilgili güncellenen bilgilerinizi?
Reklam