onedio
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Geçen salı gecesi CNNTürk ’te katıldığım bir programda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’de ahlaki çöküş yaşandığını ve halkın bir kısmının sorgulama yeteneğine sahip olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu düşüncelerini şu sözlerle ifade etti: “ Bir kitle var ki bu yüzde 25 ile 35 arasında değiştiği söyleniyor... Bu kitle hiç bir şeyi sorgulamıyor. ” Ben de bu görüşüne cevaben dedim ki: “ Bunu Türkiye’de, bir Müslüman ülkesinde beklemek biraz zor değil mi? Çünkü neticede İslam, merkezine bireyi değil cemaati alan bir din. ” Bu cümlem üzerine yazar Levent Gültekin ’in lügatimize kazandırdığı “ Erdoğanistler ” bir linç kampanyası başlattılar. Kendilerine dindar diyen bu kişiler ağza alınamayacak küfür, hakaret ve tehdidi üzerime yağdırdılar. Kimi hemcinslerim dâhil. Yeni Şafak konuyu dün manşetine taşıdı. Fotoğrafımı basmayı da ihmal etmedi. Beni açıkça hedef gösterdi. Başbakan dün koroya katıldı. Meydanlarda beni yuhalattı.
Milletin Parası Erdoğan'ın Ceb-i Hümayun'u Oldu!
Bir tek oy, tek adam dönemini sandığa, tarihe gömecek, işte o senin oyun!   ·         Başbakanlığı döneminde kişisel servetini katlayarak dünyanın en zengin başbakanları arasına girdi, ailesini gemi filosu, holding, hastane, şirket, vakıf; yakınlarını multi milyarder yaptı, milyarlarca liralık haksız serveti gizlemekte zorlandı. ·         Cumhurbaşkanlığına aday oldu ama Başbakanlık görevinden istifa etmedi; elindeki devasa kamu kaynaklarını, tüm devlet olanaklarını haksız ve adaletsiz biçimde kendi propagandası için kullandı. ·         Seçim kampanyasının finansmanında kamu kaynak ve imkânları yetmez gibi açtığı bağış kampanyası ile '1 TL bile olsa verin' diyerek vatandaşlardan en az 25 milyon TL topladı. ·         Erdoğan'ın Başbakanlığı süresinde hem Başbakanlık Bütçesi'nden (açık) hem de 'örtülü ödenek'ten (gizli) yaptığı harcamalar ise parmak ısırtıyor . ·         1991-2002 döneminde Akbulut, Demirel, Çil­ler, Yıl­maz, Er­ba­kan ve Ece­vit hükümetlerinde Başbakanlık Bütçesi'nden yapılan toplam 2.2 milyar TL harcamaya karşılık, kısa süreli Gül hükümeti hariç tamamına yakınında Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu 2002-2014 dönemindeki harcama 25 milyar lirayı aştı. ·         Önceki 12 yıldaki başbakanların örtülü ödenekten yaptığı toplam harcama sadece 442.5 milyon lira olurken; Tayyip Erdoğan'ın örtülü harcaması ise bu yılın Haziran ayı sonu itibariyle tam 7.3 milyar liraya ulaştı. ·         Erdoğan, önceki 12 yıldaki tüm başbakanların başbakanlık bütçesinden yaptığı toplam harcamanın 11 katı, örtülü ödenek kullanımının ise 17 katı harcama gerçekleştirdi . ·         Erdoğan, devleti de gırtlağına kadar borca soktu. Erdoğan döneminde ' merkezi yönetim ' (Merkez Bankası, belediyeler vb. hariç, sadece hükümetin, yani başbakanın tasarrufundaki kamu) borcunda patlama yaşandı. Önceki 58 başbakanın 80 yılda yaptığı toplam 260.2 milyar liralık borcun üstüne Erdoğan, 11.5 yılda net 333.3 milyar lira ekledi.   ·         Erdoğan'ın başbakanlığında, ekonomideki her başarısızlığına kılıf gösterdiği ' faiz lobisi 'ne devletin borçları için ödenen faiz 600.3 milyarla, önceki 12 yılı beşe katladı. ·         Başbakanlığı döneminde onlarca yolsuzluk ve usulsüzlüğe imza atan, bulunduğu makamı kişisel servetini büyütmede kullanan, devletin kaynaklarını çarçur edip haksız biçimde dağıtan, halkı ve ülkeyi büyük borç altına sokan Erdoğan, şimdi Köşk'e çıkarak kendisine tam bir saltanat kurmaya niyetleniyor. ·         Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı koltuğuna oturması ülkede rejim sıkıntına yol açacaktır. Seçilmesi durumunda Erdoğan, Anayasa ile belirlenen görev sınırlarının aşarak yürütme erkini de elinde tutup her konuda tek yetkili, tek söz sahibi, yani padişah olmaya yeltenecektir. ·         Cumhurbaşkanlığı seçimi artık çok önemli, yurttaşlarımıza 'küsme sandığa git, boş verme oy ver' diye sesleniyorum. Kul hakkını, yetim hakkını korumak için, milletin parasını, kendi paranın, devlet hazinesinin çarçur edilmemesi için oyunu kullanman çok önemli. Oyunu demokrasinin güçlenerek, tüm kurum ve kurallarıyla çalışmasından yana ver. Bir tek oy, tek parti, tek adam dönemini sandığa, tarihe gömecek, işte o senin oyun! Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde istifa etmeyip, kamu kaynakları ve tüm devlet olanaklarını kendisi için kullanarak adaletle en küçük ilgisi olmadığını bir kez daha kanıtlayan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 yıla yakın sürede Başbakanlık makamını kullanarak açıktan ve ' örtülü ' biçimde devlet kasasından yaptığı harcamalarla da parmak ısırtıyor. Erdoğan, Başbakanlığı döneminde onlarca yolsuzluk ve usulsüzlüğe imza attı, hukuku, demokrasiyi adeta rafa kaldırdı, halkı kutuplaştırıp bölünmenin eşiğine, Türkiye'yi bölgede tüm komşularıyla sorunla hale getirdi. Devletin kaynaklarını çarçur edip haksız biçimde dağıtan, halkı ve ülkeyi büyük borç altına sokan Erdoğan, makamını kişisel servetini büyütmede kullandı, dünyanın en zengin başbakanları arasına girdi, ailesini gemi filosu, holding, hastane, şirket, vakıf; yakınlarını multi milyarder yaptı, haksız yoldan elde edilmiş milyarlarca liralık serveti 'sıfırlamakta' zorlandı. Sıradan bir memurun bile adaylık durumunda görevinden istifası gerekirken Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde de pişkinliğini sürdürerek, Başbakanlıktan istifa etmedi; elindeki devasa kamu kaynaklarını, tüm devlet olanaklarını haksız ve adaletsiz biçimde kendisi için kullandı. Devletin uçağıyla, resmi makam arabasıyla yurt içi ve yurt dışında mitinglere gitti, kendi propagandasını yaptı. Diğer adaylar kendi mütevazi bütçeleri ile kampanya yürütürken, Erdoğan seçim mitinglerinde devlet imkanlarını alabildiğine kullanarak bencil ve adaletsiz kişiliğini bir kez daha ortaya koydu. Seçim kampanyasının finansmanında kamu kaynak ve imkânları yetmez gibi açtığı bağış kampanyası ile yıllardır yoksul bıraktığı, ağır borç altına soktuğu halktan ve baskı uygulayıp gözdağı verdiği işadamlarından 25 milyon TL topladı. KAMUNUN PARASINI SU GİBİ HARCADI… Erdoğan, Başbakanlığı süresinde hem Başbakanlık Bütçesi'nden (açık) ve hem de 'örtülü ödenek'ten (gizli) yaptığı harcamalarla da parmak ısırttı ve kendinden öncekilere açık ara fark attı . Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Süleyman Demirel, Tan­su Çil­ler, Nec­met­tin Er­ba­kan ve Bü­lent Ece­vit başkanlıklarında kurulan hükümetlerin iş başında olduğu 1991-2002 dönemindeki 12 yılda Başbakanlık Bütçesi'nden yapılan toplam 2.2 milyar TL harcamaya karşılık, kısa süreli Gül hükümeti hariç tamamına yakınında Erdoğan'ın başbakan olduğu 2002-2014 dönemindeki AKP hükümetlerinde Başbakanlık kurumunun toplam harcaması 25 milyar lirayı aştı. Erdoğan başbakanlıkta henüz 12 yılı dahi dolmadan, önceki 12 yıldaki tüm başbakanların başbakanlık bütçelerinden yaptığı toplam harcamanın 11 katı harcama gerçekleştirdi. HİÇBİR BAŞBAKAN BU KADAR 'ÖRTÜLÜ' HARCAMADI… Erdoğan, bütçede ' gizli hizmet gideri ' olarak yer alan, ' örtülü ödenek ' diye adlandırılan kalemden denetimsiz yaptığı harcamada ise ölçüyü daha da kaçırdı. Önceki 12 yıldaki tüm başbakanların örtülü ödenekten yaptığı toplam harcama sadece 442.5 milyon lira olurken; Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde yaptığı örtülü harcamalar ise bu yılın Haziran ayı sonu itibariyle tam 7 milyar 303 milyon liraya ulaştı . Erdoğan, önceki 12 yıldaki tüm başbakanların örtülü ödenek kullanımının 17 katı harcama gerçekleştirdi. Ka­mu Ma­li Yö­ne­ti­mi ve Kon­trol Ka­nu­nu­'nun 12. mad­de­si­ne gö­re yalnızca dev­le­tin mil­li gü­ven­li­ği ve yük­sek çı­kar­la­rı ile iti­ba­rı­nın ge­rek­le­ri, si­ya­si, sos­yal ve kül­tü­rel amaç­lar ve ola­ğa­nüs­tü hiz­met­ler­le il­gi­li kullanılması gereken ör­tü­lü öde­neğin, baş­ba­ka­n ve ai­le­si­nin ki­şi­sel har­ca­ma­la­rı ile si­ya­si par­ti­le­rin ida­re, pro­pa­gan­da ve se­çim ih­ti­yaç­la­rın­da kullanılmaması gerekiyor. Erdoğan ise önceki hiçbir başbakanın yapmadığı bir şekilde, örtülü ödeneği adeta ' gizli hazinesi ' gibi kullandı ve fütursuzca harcadı. Erdoğan'ın örtülü ödenekten yaptığı harcamalardaki astronomik artış dikkat çekicidir, bu kaynakların kullanım şekli şaibelidir. 58 BAŞBAKAN 80 YILDA TOPLAM 260, ERDOĞAN 11.5 YILDA 333 MİLYAR BORÇ ALDI Başbakanlık makamını kullanarak devlet kaynaklarını açık ve örtülü biçimde har vurup harman savuran Erdoğan, devleti de gırtlağına kadar borca batırdı. Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde, ' merkezi yönetim ' (Merkez Bankası, yerel yönetimler gibi kamu kuruluşları hariç, sadece hükümetin, yani başbakanın tasarrufundaki kamu) borcunda adeta patlama yaşandı. 57- Ecevit hükümeti, Kasım 2002 seçimleri sonrasında, Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklı olması nedeniyle Abdullah Gül başkanlığında kurulan 58. AKP hükümetine 145.3 milyar lira iç ve 86.1 milyar lira da dış olmak üzere toplam 231.4 milyar liralık merkezi yönetim borç stoku devretmişti. 58- hükümet, CHP'nin desteğiyle siyasi yasağını kaldırdığı Erdoğan'ın, yapılan bir ara seçimle TBMM'ye girmesini sağladı, Mart 2003'te Erdoğan başkanlığında 59. hükümet kuruldu. İlk Erdoğan hükümeti 162.6 milyar lirası iç, 97.6 milyar lirası dış olmak üzere 260.2 milyar liralık merkezi yönetim borcu devraldı. Merkezi yönetim borç stoku bu yılın Haziran sonu itibariyle 408.4 milyarı iç, 185 milyarı dış olmak üzere tam 593.4 milyar liraya ulaştı. ' Borç yiğidin kamçısıdır derler, ama yiğitsen kamçıdır, değilsen felakettir ' diyen Erdoğan, önceki 58 başbakan 80 yılda toplam 260.2 milyar liralık borcun üstüne, 11.5 yılda net 333.3 milyar lira ekledi . Kısa süreli Gül hükümeti de dahil edildiğinde AKP öncesinde toplam 231.4 milyar lira olan merkezi yönetim borç stokuna, AKP hükümetleri döneminde net 362.1 milyar lira daha eklendi. Önceki 80 yılın sonundaki borç stoku, son 11.5 yılda 2.5 katına çıktı.  Diğer kuruluşlarla birlikte kamunun iç ve dış toplam borç stoku ise 2002-2014 döneminde 379 milyar lira artarak 257 milyar liradan 636 milyar liraya yükseldi. 12 YILDA 'FAİZ LOBİSİ'NE ÖDENEN 600 MİLYAR TL Tayyip Erdoğan, ekonomideki her başarısızlığını ' faiz lobisi 'nin komplolarına bağladı, hayali odaklara kendince meydan okudu, seçmen tabanının muhayyilesinde ' faiz lobisini titreten lider ' hamaseti yarattı. Oysa Erdoğan döneminde giderek büyüyen borçluluk nedeniyle iç dış kreditörlere astronomik miktarda kaynak aktarıldı, faiz lobisi denilen odaklar adeta ülkenin kanını emdi. Bu yılın tamamında 52 milyar lira olması beklenen faiz servisi ile son 12 yılda devletin iç ve dış borçları için kreditörlere ödenen toplam faiz 600 milyar lirayı aşıyor. 2003-2014 döneminde ödenen toplam faiz, önceki 12 yıldakinin neredeyse 5 katı… KÜSME SANDIĞA GİT! Cumhurbaşkanlığı seçimi artık çok önemli, yurttaşlarımıza 'küsme sandığa git, boş verme oy ver' diye sesleniyorum. Kul hakkını, yetim hakkını korumak için, milletin parasını, kendi paranın, devlet hazinesinin çarçur edilmemesi için oyunu kullanman çok önemli. Oyunu demokrasinin güçlenerek, tüm kurum ve kurallarıyla çalışmasından yana ver. Bir tek oy, tek parti, tek adam dönemini sandığa, tarihe gömecek, işte o senin oyun!
NBC: 'Tarantino Bana 'Kulübe Hoş Geldin!' Dedi'
'Kış Uykusu', Altın Palmiye kazandığı Cannes Film Festivali'ne ev sahipliği yapan Fransa'da dün vizyona girdi. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, Fransa gazetelerine verdiği röportajlarda, Altın Palmiye'nin henüz hayatını değiştirmediğini söyledi.Nuri Bilge Ceylan’a Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi kazandıran ‘Kış Uykusu’, festivale ev sahipliği yapan Fransa’da dün gösterime girdi. Daha evvel ‘Koza’ adlı kısa metraj filmiyle adım attığı Cannes Film Festivali’nde, festivalin en uzun filmlerinden biriyle büyük ödülü alan yönetmen, 3 saat 20 dakikalık filmin gösterimi dolayısıyla Fransa’nın büyük gazetelerine söyleşiler verdi.Liberation gazetesine tam sayfa röportaj veren Türk sinemasının ünlü yönetmeni, ödülün kariyeri ve hayatında yarattığı etkiye dair soru üzerine; “Belki bir sonraki filmim daha hızlı ilerleyecek. Ama şimdilik hayatımda fazla bir değişiklik olmadı. Elbette film her yerde gösterime girecek ve bu benim daha da tanınmama yardımcı olacak. Ödül gecesindeki seramoniden sonra toplu fotoğraf çekiminde de ilk duyduğum cümle bu olmuştu. Quentin Tarantino bana ‘Kulübe hoş geldin! Ben Altın Palmiye aldığımda festival başkanı da bana aynı şeyi söylemişti’ demişti” sözleriyle yanıt verdi.‘HER KARAKTERDE BİRAZ BEN VARIM’“Buna benzer büyük ödüller almakta bir tehlike olduğunu söyleyebiliriz. Sanatçının bir yanını öldürebilir, çünkü bir sondur neticede. Ama diğer taraftan heyecanım sönmedi. Ben hayatı zor kaldıran biriyim ve sürekli olarak sanata ihtiyacım var. Benim sinema yapma ihtiyacım buradan geliyor. Yaşamakta zorlandığım zor şeylerden söz etmeye devam edeceğim. Sanki film yaparak kendi varlığımla pazarlık ediyorum. Kış Uykusu’nun her karakterinde biraz benden izler var. Ama elbette kendimi en çok Aydın’a yakın hissediyorum. Filmlerimde benden izler olduğu gibi, karakterlere insanların hiç sevmediğim yanlarını da koyuyorum.” HürriyetArzu Morin ÇAKIR
Bank Asya Hisseleri Hükümet'ten Gelen Açıklamalarla Çalkalanıyor
Bank Asya hisselerinde son iki gündür sert hareketler yaşanıyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın “Ziraat, Bank Asya ile görüşüyor” açıklaması ile yüzde 7 yükselen hisseler, bu kez Başbakan Başdanışmanı Yiğit Bulut’un bu açıklamaları yalanlaması ile açılışta yüzde 9 düştü. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın dün bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada “Biz hükümet olarak kararımızı verdik. Kamunun da katılım bankacılığı sektöründe olmasını istiyoruz ve bu konuda bankalarımız nezdinde çalışmalarımız sürüyor. Ziraat Bankası, Bank Asya’yı satın alırsa kamunun bir katılım bankası olur” dedi. Bu açıklamanın ardından Gülen Hareketi’ne yakınlığı ile bilinen Bank Asya hisseleri dünü yüzde 7 yükselişle kapattı. Fakat bankanın hisseleri yılbaşından bu yana yüzde 11 aşağıda. Fakat Babacan’ın dün yaptığı açıklamalar aynı akşam Başbakan Başdanışmanı Yiğit Bulut tarafından yalanlandı. Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alacağından Başbakan’ın haberinin olmadığını söyleyen Bulut, bazı kesimlerin Babacan’ın söylemi üzerinden spekülasyon yaptığını ve kazanç elde ettiğini belirtti. Yiğit Bulut, Sky 360 televizyonuna yaptığı açıklamalarda “Babacan’ın sözlerini çok speküle ettiler ve ardından bir spekülasyon gelişti. Bank Asya’da yüzde 10’luk yani TL olarak karşılığı 100 milyon lira civarında bir değer artışı oldu” dedi. Bulut, Bank Asya üzerinden büyük bir vurgun yapıldığını ve bundan dolayı SPK’yı göreve çağırdığını belirtti. “SPK da bugün bu hisselerde kimlerin alımlar yaptığını kimlerin satış yaptığını çok ciddi olarak takip etmeli” dedi. Bunun üzerine Bank Asya hisseleri bugüne yüzde 9’luk değer kaybıyla başladı. Saat 10:00 itibariyle ise yüzde 6 aşağıda olan Bank Asya hisseleri 1,23 TL’den işlem gördü. Hisselerde aşırı oynaklık nedeniyle Bank Asya’nın borsadaki işlem sırası geçici kapatıldı. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı Bank Ays ile yapılan vergi tahsilatına ilişkin protokelleri sonlandırdığını açıkladı. Bu kararla Bank Asya 8 Eylül’den itibaren vergi daireleri adına vergi tahsilatı yapamayacak. Toplam aktiflerde geçtiğimiz yıl Türkiye’nin en büyük İslami bankası olan Bank Asya bu yıl sıralamada 3. sıraya gerilerken, birinci sırada Türkiye Finans geldi. WSJ Türkiye
'Konuşun Be! Cemaat Kimden, Ne Aldı?'
7. Ticaret ve Sanayi Şurası'nda konuşan Erdoğan, 'İş adamlarına şantajlar kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Bunları konuşun be!' dedi. TOBB Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası'nda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nın ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan söz aldı. Başbakan Erdoğan, 'Sadece siyaseti değil, emniyeti, yargıyı değil iş dünyasını da dizayn etmeye çalışmışlar. Ananaslar, rafineri işleri gelip gidiyor. Tehditler, şantajlar, kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Kusura bakmayın birçok iş adamı bu konuda konuşmuyor, konuşun be, kimden ne aldılar, konuşun' ifadelerini kullandı. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, sert olduğu yönündeki eleştirilere 'Ortada alçakça ihanet var. Bu ihanet karşısında susanlar varsa durumlarını gözden geçirsinler. 'Tayyip Erdoğan sert' diyorlar. Ben bunlar karşısında sert olmaya devam edeceğim' dedi. ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN SATIRBAŞLARI; 'TOBB'un Filistin ve Türkmenler konusundaki duyarlılığını takdir ediyoruz. Yurtdışında birçok seyahate gittik oralarda sizlerle birlikte temasta buluntuk. İş dünyamızın sorunlarını dile getirdik. 'TÜRKİYE DAHA HIZLA UÇUŞA GEÇECEKTİR' Sadece iki gün sonra milletimiz sandığa gidiyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. cumhurbaşkanı seçilecek. Sizlerin de desteği ile 2007 yılında Anayasa'yı değiştirdik. Tarihimizde ilk kez ilk elden milletimiz asaleten cumhurbaşkanını seçecek. 12 yıllık Başbakanlık döneminin ardından görev değişikliği gerçekleşecek olursa hiç kuşkuşuz toplumun farklı kesimlerinden bazı sorular geliyor. Türkiye'nin geleceği için son derece önemli olan çözüm sürecinin geleceği, paralel yapıyla mücadelenin geleceği merak ediliyor. Seçilmiş bir cumhurbaşkanı ile seçilmiş hükümet el ele gelmek suretiyle Türkiye'yi çok daha hızla uçuşa geçirecektir. Ekonomik istikrarının korunması konusunda tüm önceliklerimiz aynen devam ediyor. 'BU TÜRKİYE'NİN MÜCADELESİ' Genel başkanlar bakanlar başbakanlar değişebilir. Ancak ilkeler partisi olarak partimizin politikaları asırlar boyunca devam edenyürüyüş ile şekillenmiştir. İsimler değişse de istikrar devam edecektir. Ak Parti çok köklü bir siyasi hareketti. Bizim partimiz istişarelerin partisi olmuştur. Bundan sonra partimizin yetkili organları belirlediğimiz hedefler doğrultusunda geleceği biçimlendirmeye devam edecektir. Çözüm sürecinin bizzat takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bunu nihayete erdirmek için mücadelemiz sürecek. Paralel yapıyla mücadele benim ya da partimin mücadelesi değil Türkiye'nin mücadelesidir. Milli güvenlik meselesidir. ZEKERİYA ÖZ GÖNDERMESİ Paralel yapının hedefi Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bir savcı çıkıp edep dışı devlet ahlakından öte bir başbakana saygısızlık yapabiliyorsa bu ülkede yargı artık şüpheleri üzerine çekmeye başlamış demektir. Yargı kararlarıyla konuşulur. Siyaset yasama yürütmedeki varlığı ile görevi yasalar çerçevesinde yürütür. Ülkenin bağımsızlığı söz konusu olduğunda hiç kimse şantaja tehdide boyun eğmez. Benim veya başkasının olamsı önemli değil. Bir başbakanın yabancı devlet başkanlarıyla yaptığı konnuşma neden dinlenir? Eğer dinleniyorsam uluslararası sorunu çözmemiz mümkün olabilir mi? Bunu rahatlıkla dinliyorlar, dinlemekle kalmıyorlar uluslararası servislere de aynen servis ediyorlar. Utanmadan sıkılmadan vatanseverlikten bahsediyorlar. Kendi organlarında da yayınladılar. 'SERT OLMAYA DEVAM' Bakanımla kriptolu telefonla yaptığım konuşma aynen servis edildi .Bu dinlemeler casusluk faaliyeti değil de nedir? Sayın Mahmud Abbas ile yaptığım konuşmaları bunlar ne için kullanacak. Ortada alçakça ihanet var. Bu ihanet karşısında susanlar varsa durumlarını gözden geçirsinler. 'Tayyip Erdoğan sert' diyorlar. Ben bunlar karşısında sert olmaya devam edeceğim. 'İŞ ADAMLARINDAN HARAÇ ALINIYOR' Sadece siyaseti değil, emniyeti, yargıyı değil iş dünyasını da dizayn etmeye çalışmışlar. Ananaslar, rafineri işleri gelip gidiyor. Tehditler, şantajlar, kumpaslar yapılıyor. İş adamlarından haraç alınıyor. Kusura bakmayın birçok iş adamı bu konuda konuşmuyor, konuşun be, kimden ne aldılar, konuşun. CHP, MHP 'düşmanımın düşmanı dostumdur' diyip bu vatan hainleriyle iş görüyorlar. Dün bizi sırtımızdan hançerlediler. Yarın ellerinden imkan gelirse şimdiki yol arkadaşlarını sırtından bıçaklayacaklar. 'ANLAMIYORSAN, SANA DA YAZIKLAR OLSUN' CHP, MHP içinde milletvekillerini izlediler, dinlediler, kaydedip şantaj yaptılar. Sayın Baykal, seni gözetleyenlerin de bunlar olduğunu anlamıyorsan sana yazıklar olsun. Seni gözetleyeneler de bunlar. Bu ihanet çetesiyle birlikte yürümek en başta kendine ihanettir. 30 Mart'ta Pensilvanya ile işbirliği yapanlar gereken cevabı milletten aldı. 10 Ağustos'ta milletten daha ağır cevap alacaklar. Biz sizden cesur kararlı adımlar bekliyoruz. Emeğinizle alın terinizle bu vatanı büyütüyorsunuzz. Paralel ihanet cephesiyle mücadelede de en ön safta yerinizi almanız gerekir. 12 yılda gerçekleştirdiğimiz reformlar ekonomiyi her türlü dalgalanmaya karşı korunaklı hale getirdi. 8 tane seçim yaşadık 9'uncuyu yaşıyoruz. Ekonomi seçimlerden etkilenmiyor. Biz seçim ekonomisi tesis etmiyoruz. Darbe girişimlerini, çete tehditlerini yaşadık ekonomi bu badireleri atlattı. Bölge krizleri yaşıyoruz ekonomi dimdik ayakta duruyor. İki gün sonra seçim var hamdolsun ekonomide sıkıntı yok. Çünkü piyasalar bize güveniyor. 'BİR ZAHMET ANAYASA'YI OKU' Ekonomide elde ettiğimiz başarılar benim için çok önemli. Aday arkadaşlardan 'benim yolla, enerjiyle ilgim olmayacak' diyenler var. Bir zahmet buyur da Anayasa'nın 104. maddesini aç oku. Cumhurbaşkanı'nın neden sorumlu olduğunu görürsün. Biz cumhurbaşkanlığı makamına süs eşyası vazo yerleştirmiyoruz. Bu ülkenin kalkınmasından tutun, birliği, bütünlüğünden sorumlu olacak, Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağıracak gerektiğinde. Benim ardımdan gelecek Başbakan ve ekibinin de istikrar en önemli hedeflerinden biri olacak. Türkiye'nin milli gelirini 12 yılda 3 kattan fazla artırdık.'haberler.com
Bank Asya Bilmecesi: Ali Babacan Görüşme Var Dedi, Yiğit Bulut Yalanladı
Başbakan Yardımcısı Babacan, Ziraat Bankası’nın cemaate yakınlığıyla bilinen Bank Asya’yı satın almak için görüşmeler yaptığını açıkladı. Açıklamanın, Başbakan Erdoğan’ın bankanın mali yapısının iyi olmadığı iddiasından sonra gelmesi dikkat çekti. Bank Asya kaynakları ise Ziraat ile resmi bir görüşme olmadığını söylüyor. Pelin Ünker'in Cumhuriyet'te yer alan haberine göre Ziraat Bankası cemaate yakınlığıyla bilinen Bank Asya’yı satın almak için görüşmelere başladı. Açıklamayı dün bir televizyon kanalına Başbakan Yardımcısı Ali Babacan yaptı. Başbakan Yardımcısı Babacan, Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alma konusunda görüşmeler yaptığını belirterek, “Henüz bu görüşmeler neticelenmedi ama neticelenirse bizim arzu ettiğimiz bir şey oluşur. Ziraat Bankası, Bank Asya’yı satın alırsa böylece kamunun bir katılım bankası olmuş olur. Bunu arzu ediyoruz. Bankacılık sistemi açısından da bankanın kendisi açısından da olumlu bir sonuç oluşur diye düşünüyoruz” dedi. 17 Aralık yolsuzluk operasyonu ile birlikte iktidara yakın kurumların mevduatlarını çektikleri söylentileriyle gündeme gelen Bank Asya, mart ayında Katarlı Qatar Islamic Bank ile satın alma görüşmelerine başlamıştı. Erdoğan 26 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Şu anda Bank Asya iyi bir konumda değil. Bu aldığım bir bilgidir. Qatar Islamic Foundation bir defa burayı alma noktasında değil. Onu ilan ederek kendilerine oradan piyasalarda psikolojik bir destek sağladılar” demişti. Bank Asya kaynakları ise Ziraat Bankası ile resmi bir görüşme olmadığını söyledi. Başbakanın daha önce yaptığı açıklamaları da hatırlatan kaynaklar, bunun yeni bir gözdağı olduğuna işaret ederek, bir Başbakan’ın bir finans kuruluşu hakkında ‘durumu kötü’ şeklinde bir açıklama yapmasının Bankacılık Yasası’na aykırı olduğuna dikkat çekti. Kaynaklar, Erdoğan’ın Bank Asya’nın fiyatını düşürmek için manipülasyon yaptığı yorumunda bulundu. Babacan, Ziraat Bankası’nın Bank Asya’yı satın alma konusunda görüşmeler yaptığını söylemesi Bank Asya hisselerine alım getirdi. Bankanın hisseleri yüzde 8.26 yükseldi. Bayram sonrası hisseler Erdoğan’ın sözleriyle yüzde 6.20 çakılmıştı. 17 Aralık’tan önceki akşama kadar bankanın hisse senetleri yüzde 40 değer yitirmişti.  YİĞİT BULUT YALANLADI Başbakan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut, Ali Babacan'ın Bank Asya'nın Ziraat'e satılacağı yönündeki açıklamasını yalanladı Başbakan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut, açıklamaya ilişkin, 'Sayın Bakan'ın sözleri Başbakan Erdoğan 'ın bilgisi dahilinde değildir. Babacan'ın Sözlerini çok speküle ettiler ve ardından bir spekülasyon gelişti. Bank Asya'da yüzde 10′luk, yani TL olarak karşılığı 100 milyon lira civarında bir değer artışı oldu' dedi.
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
… Başbakan’ın aralarında 3 yıl olan iki konuşmasında da, etnik kimliklerle ilgili olarak aynı vurguyu yapmış olması, bunun artık bir dil sürçmesi olmadığını, “amacını aşan” bir söz olmadığını açıklıkla ortaya koyuyor. Ve ne yazık ki ortaya ırkçı bir Başbakan portresinin çıkmasına da neden oluyor. Bir etnik kimliği hakaret olarak algılamak, ondan söz ederken “affedersiniz” eklemesi yapma ihtiyacını duymak, başka hiçbir şeye işaret etmiyor.Bu açık bir ırkçı nefret suçudur! Ama kuşkusuz ki Türkiye’de kovuşturulamayacak bir suç! Birincisi söyleyen Başbakan, yargı kendisine bağlı, hiçbir savcının cesaret edip de bir fezleke düzenleyemeyeceği bir sistem var. İkincisi zaten dokunulmazlığı var, üçüncüsü cumhurbaşkanı olmayı da başarırsa zaten artık hayatının sonuna kadar sürecek bir dokunulmazlığa da sahip olacak!Ama işlediği bu suçun kovuşturulamıyor olması, bu suçun üzerine yapışmış bir kara leke olarak ebediyete kadar kalmasına da engel olmayacak. Tarih, birçok başka kötü özelliklerinin arasında “ırkçı” sıfatını da isminin önüne ekleyecek, öyle anılacak. Bundan sonra istediği kadar kardeşlikten, “yaradılanı yaradandan dolayı sevmekten” söz etsin.
Reklam
Dünyanın En Büyük Borsa Hurafeleri
Borsa hakkında fazla bilgisi olmayıp kulaktan dolma bilgilere göre borsayı değerlendiren kişiler tarafından efsane haline gelmiş hurafeler vardır. Borsanın bir kumarhane olduğu, para yatırdığınızda tüm paranızı zaten kaybedecek olduğunuz bir oyun olduğu gibi en bilindik hurafeleri mutlaka duymuşsunuz. Peki, bu hurafelerin gerçekle bir ilgisi bulunuyor mu? Her şeyden önce borsa bir kumarhane değildir ve borsaya para yatırdığınız zaman mantıklı bir şekilde hareket ederseniz para kazanırsınız. Borsanın tanımı yapılırken, menkul kıymetlerin alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalar kelimeleri kullanılır. Kurumsal olmaları ve piyasa olmaları, bunlara ek olarak küresel ekonomi ve ülke ekonomisi adına birçok katkısı olması borsanın bir kumarhane olmadığını açıklamaktadır. Aynı zamanda denetlenen kurumlardır ve belli bir düzene göre işlemektedir. Borsalarda yaşanan bazı çöküşler, spekülasyonlar ve asılsız tüyolardan kaynaklanan kayıplar kişilerin borsaya dolandırma merkezi olarak bakmasına neden oluyor. Libor skandalı, Londra Balina Skandalı ve manipülasyon gibi yasal olmayan faaliyetler, borsayı yanlış tanıtmaktadır. Ama borsa denetlenmektedir ve bu faaliyetlerin karşılığında cezai işlemler uygulanmaktadır. Borsanın en klişe hurafelerine bakacak olursak; Hisse Senedi Yatırımı Sadece Kumardır! Birçok kişinin düşündüğü ve inandığı hurafe budur. Hisse senedi alıp satarak para kazanmayı planlayan kişilerin dolandırılacağı düşünülür. Oysa ki, hisse senedi yatırımları ile ünlü birçok borsacı bulunmaktadır. Bu kişilerin paralarını kaybetmelerinin çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında bilgisizlikleri gelmektedir. Bilgisizlikten doğan birçok nedenle para kaybı meydana gelir. Aynı zamanda borsa başka bir kişiden aldığı tüyo ile hareket eden kişiler de para kaybetmeye mahkumdur diyebiliriz. Hisse senedi, sermaye şirketlerinin ortaklarına, ortaklıklarını ve paylarını belgelemek amacıyla verdikleri menkul kıymettir. Hisse senedi sahiplerinin çeşitli sorumlulukları ve hakları bulunmaktadır. Aynı zamanda şirketin kendine kaynak yaratması, tanınması ve güveni sağlaması adına borsaya açılması da şarttır. Borsaya açılan şirketin hisse senetleri alınıp satılmaktadır ve bu hisseler borsada listelenmekte, kayıt altında tutulmaktadır. Daha sonra da şirketin performansına, verimliliğine, karlılığına, sermaye artırımına ve sermaye büyüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak hisseleri de değerlenmektedir ve bu hisselere sahip olan kişiler para kazanmaktadır.Borsa Zenginler ve Aracılar için Özel Bir Kulüptür! Borsada yalnızca zenginlerin servetine servet kattığı düşünülmektedir. Ama bu da tamamen yanlıştır. Ayrıca aracıların piyasaya müdahale etmesi mümkün değildir ve denetlenen kurumlardır. Borsaya minimum teminat ile girerek yaptığınız başarılı işlemler sonucunda borsadan para kazanırsınız. Portföyünüzün büyüklüğüne ve başarısına göre de daha çok kazanç elde edersiniz. Zengin bir kişinin borsaya 100 bin lira ile girdiğini düşünürsek daha büyük kazanç elde edeceği bir gerçektir. Çünkü 100 bin ile oluşturulan portföy minimum teminatla oluşturulan portföye göre daha büyüktür.Başarısız Şirketlerin Geri Geleceği Amatör yatırımcıların düştüğü bir hurafedir. Eskiden başarılı olmuş ama şu anda başarılı olmayan şirketlerin hisselerinin tekrardan zirveye ulaşacağına inanmaları ve bu nedenle de bu hisseleri satın almalarının karlı olduğu söylenmektedir. Bu noktada yapılması gereken iyi bir borsa bilgisi, piyasa takibi ile analizleri doğru bir şekilde uygulayıp yorumlayabilmektir.Yükselen Hisseler Mutlaka Düşmelidir! Teknik analistlerin inancına göre zirveye ulaşan hisse senetleri mutlaka düşüş yaşayacaktır. Ama bazı durumlarda fizik yasaları borsa ile uyuşmamaktadır. Belli bir noktaya düşen veya yükselen hisse senetleri destek ve direnç noktalarını kırabilir. Bu durumda da analizlerin önemi bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Arz ve talebe göre bu kırılmalar meydana gelebilir ve bu nedenle de piyasada oluşan arz ve talep durumu iyi bir şekilde yorumlanabilmelidir.Biraz Tüyo Almak İyidir! Borsa para kazanılan bir ortamdır ve söz konusu para kazanmak olduğu zaman kimse kimseye güvenmemelidir. Böyle bir ortamda kimse size bedavadan tüyo vermeyecektir. Tüyolar büyük olasılıkla bir spekülasyonunun varlığını göstermektedir. Bu nedenle de başkasına para kazandırmak için bu tüyolara inanabilirsiniz. Ama başkasına kazandırıyorsanız, siz kaybediyor olabilirsiniz. Borsa hakkında bilgi ve deneyim kazanarak kendi stratejilerinizi oluşturmalı ve başkalarından edindiğiniz bilgilere göre işlem yapmamalısınız. Günümüzde internet sayesinde bilgi edinmek ve deneyim kazanmak eskiye göre çok daha kolaydır. Bu olanaklardan tam anlamıyla faydalanarak kendinize en uygun yatırım stratejisini bulmalısınız ve planlarınız dahilinde disiplinli bir şekilde işlemlerinizi gerçekleştirmelisiniz. Yatırım yapmak sıkı bir çalışma ve çaba gerektirmektedir. Eğer kolay yoldan para kazanmak istiyorsanız, borsa bunun için uygun bir yer değildir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
2014 Yılında Dünyanın En Zengin 10 Ekonomisi
Para tarih boyunca birçok formda karşımıza çıkmıştır ve her daim gücün simgesi olmuştur. Bir ülkenin zenginliği ekonomisinin ne kadar iyi ve sağlam durumda olduğunu göstermektedir. İş gücünün yüksek olması anlamına gelir ve buna bağlı olarak da yaşam kalitesi artmaktadır. Ticari işlemler eski zamanlardan bugüne kadar parasal döviz temelli olarak devam etmiştir. Eskiden imparatorluğun gücü ve sürdürülebilirliği anlamı taşıyan ekonomik güç, günümüzde de aynı anlamı taşımaktadır. Zengin ülkelere bakıldığı zaman acı bir gerçekle de karşılaşılmaktadır. Her ne kadar yaşam kalitesi yüksek olsa dahi, yoksulluk oranı yüksel olabilmektedir ve gelir eşitsizliği durumu ile karşılaşılabilmektedir. Dünya Bankası tarafından yapılan araştırmaya göre dünyanın en büyük ekonomisine sahip 12 ülkesinin ekonomisi, dünya ekonomisinin üçte ikisini oluşturmaktadır. World Factbook tarafından yapılan araştırmaya göre de kişi başı milli gelir üzerinden ve yoksulluk sınırında yaşayan kişilere göz önüne alınarak dünyanın en zengin ekonomileri sıralandırılmıştır. Bu sıralamalar yapılırken, IMF ve Dünya Ekonomik Görünümü göz önüne alınmıştır. Aşağıda bulacağınız sıralama ise World Factbook araştırmasından yola çıkılarak Amerikan doları alım gücüne dayalı olarak sıralandırılmış dünya en zengin ekonomileridir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
Reklam
Dünden Bugüne Fenerbahçe Formaları
Her ne kadar kulübümüzün kuruluş tarihi 1907 olarak kabul edilmiş olsa da, Fenerbahçe tarihi 1890’lara dayanmaktadır.Kulübün ilk logosu Fenerbahçe Burnu’ndaki fenerden esinlenerek hazırlanmış, formalarda kullanılacak renkler ise bahçesindeki papatyalardan esinlenilmişti. Papatyaların, kıskançlık ve temizliği simgeleyen sarı-beyaz renkleri Fenerbahçe Futbol Kulübü’nün ilk renkleriydi.
Keban Barajı'nda Son 40 Yılın En Büyük Kuraklığı
Elazığ’ın Keban İlçesi'ndeki Keban Barajı'nda, son 40 yılın en büyük kuraklığının yaşandığını belirten, Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (TEÜ A.Ş) Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, önceki yıllara oranla elektrik üretiminin yüzde 50 oranında düştüğünü söyledi.2012 yılı Ağustos ayında 842 olan su kodu, bu yıl 837'nin altına düştü.Kış ve bahar mevsiminde beklenen yağışların gelmemesi üzerine yaşanan kuraklık, bölgede elektrik üreten barajları olumsuz etkiledi. Fırat Nehri üzerinde kurulan ve Türkiye'nin ilk dev yatırımı olan Keban Barajı'nda yaşanan kuraklık nedeniyle, elektrik üretimi yüzde 50 oranında düştü. Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (TEÜ A.Ş) Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, baraj gölündeki mevcut suyu yıl sonuna kadar idareli kullanacaklarını belirterek, 'Kuraklığın Keban Barajı üzerindeki etkileri, üretimimizi planlama yaparak bu yıl mevcut olan suyumuzu yıl sonuna kadar idareli kullanmak zorunda kalacağız. Şu an itibariyle Keban Barajı’na gelen su miktarı 5.5 milyar metreküp su. Ancak genel anlamda ortalama olarak Keban Barajı’na gelen su miktarı ise 17 milyar metreküp su. Yani yılların ortalamasını aldığınızda bu değerin çok altında bir değer olduğunu şu anda görmekteyiz' dedi. 2013 yılı ile kıyaslandığında elektrik üretiminde yüzde 50 oranında bir düşüş yaşandığını ifade eden Doğan, 'Şu anda bulunduğumuz göl kodu itibariyle 830.77 seviyesindeyiz. Şu anda mevcut suyumuzla yani hiç su gelmese dahi mevcut suyumuzla 1 milyar 770 milyon kilowatt saat elektrik üretebiliriz. Şu an itibariyle zaten ürettiğimiz elektrik 1 milyar 995 milyon kilowatt saat. Dolayısıyla üretebileceğimiz enerjiyi daha planlı üreterek yıl sonuna kadar bunu idareli olarak kullanmak zorundayız. Geçen yıl bu tarih itibariyle ürettiğimiz enerji 2 milyar 882 milyon kilowatt saat. Şu an itibariyle yani 2014 yılında ürettiğimiz enerji 1 milyar 995 milyon kilowatt saat. Dolayısıyla yüzde 50 civarında bir düşüş söz konusu' diye konuştu. SON 40 YILIN EN DÜŞÜK SU SEVİYESİ TEÜ A.Ş Teknik Müdür Yardımcısı Yusuf Doğan, baraj gölündeki su seviyesinin, son 40 yılın en düşük seviyeye geldiğini belirterek, 'Mevcut gelen su itibariyle kıyaslama yaptığımızda, Mayıs ayı sonu itibariyle Keban Baraj Gölü’ne gelen su, 4,5 milyar metreküptür. Geçen yıl Mayıs ayı sonu itibariyle Keban Barajı’na gelen suyun miktarı 12 milyar 200 milyon metreküptü. Dolayısıyla suyun gelişine bakıldığında, yani su gelirlerine baktığımızda; üçte bir oranında bir düşüş söz konusu. Bunu da yıl sonu itibariyle bir tahminde bulunursak son 40 yılın belki en düşük seviyesinde bir su gelirine sahip olacağız. Şu anki Keban’ın mevcut suyuyla hiç su gelmese dahi ki şu anda 150 ile 200 metreküp saniyede su gelmekte; bu su ile 1 milyar 700 milyon kilowat saat civarında bir enerji üretebiliriz. Bunu gelen suyla birlikte de kıyasladığımızda, aslında bu yılı atlatabileceğimiz bir enerji üretebileceğiz' dedi.DHA
Dolar 2,16'yı Aştı
Dolar, Türk Lirası karşısında gelişen ülkelerdeki bozulma ve Moody's endişeleriyle 2,16'yı geçerek son dört ayın en yüksek seviyesini gördü.
Reklam
Furkan Bayrak, Dünya Şampiyonu Oldu!
Dünya Gençler Güreş Şampiyonası'nda, 74 kiloda Furkan Bayrak altın madalya kazandı. Türkiye Güreş Federasyonu'ndan yapılan yazılı açıklamada, Hırvatistan’da düzenlenen şampiyonanın ilk gününde mindere çıkan Furkan Bayrak'ın, İranlı rakibi Payma Bouyeri’yi 4-2 mağlup ederek, dünya şampiyonu olduğu bildirildi. 2016 ve 2020 Olimpiyatları'nda altın madalya hedefleyen başarılı sporcu, sabah seansında Hintli, Belaruslu, Ermeni ve Alman rakiplerini mağlup ederek, finalde güreşmeye hak kazandı. Final müsabakasında İranlı güreşçi Payma Bouyeri karşısında geriye düşmesine rağmen maçı bırakmayan milli güreşçi, minderden 4-2 galip ayrıldı ve altın madalyanın sahibi oldu.Sporx
Bastır Parayı Tıp'ta Oku
Devlet ve vakıf üniversiteleri arasında puan farkları şaşırtıcı boyuta ulaştı. Öğrencilerin en çok tercih ettiği tıp, hukuk gibi bölümlerde dahi puan farkları 265’i aşıyor. Parası olan üniversitede istediği bölüme girebiliyor Üniversitelerde merkezi yerleştirmeler tamamlandı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) yayınladığı sayısal veriler, üniversitelerin aynı bölümlerindeki puan farklılıklarını gözler önüne seriyor. Milliyet'ten Mine Özdemir'in haberine göre, devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki puan makası her geçen yıl açılırken, vakıf üniversitelerinin burslu, burssuz programları arasındaki farklar da giderek büyüyor.  Öyle ki öğrencilerin en çok tercih ettiği, önceki yıllarda kazanmanın çok zor olduğu tıp, hukuk gibi fakültelerde dahi bu farklar dikkat çekiyor. Bu yıl vakıf üniversitelerinin tıp fakültelerinde burslu ve burssuz programlar arasındaki fark 240’a kadar ulaşıyor. Tıp fakültesi olan tüm üniversiteler arasındaki puan farkı ise 241’e kadar çıkıyor. Yine öğrencilerin en çok tercih ettiği bölümlerden hukuk fakültelerinde de puan farkları 265’e kadar ulaşıyor. Yani bir anlamda ilk 10 bindeki öğrenci ile bir milyonuncu öğrenci aynı sınıfta okuyacak. Bu durum sınıftaki öğretim kalitesinin en iyi öğrenciler aleyhine bozulmasına neden oluyor. Yüzde 100 burslu pek çok öğrencinin, sonraki yıl, üniversite değiştirmesinin ve özellikle de vakıflardan, devlete yönelmesinin en önemli nedeni bu. Kısacası parası olan üniversitede istediği bölüme girebiliyor. 256 puanlı hukuk fakültesi Hukuk fakültelerinde en yüksek puan 521 puanla Galatasaray Üniversitesi’ne ait, en düşük puan ise 256 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’nde. Devlet üniversiteleri arasındaki en düşük puan 393 ile Atatürk Üniversitesi’nde. Yani en düşük puanlı devlet üniversitesiyle vakıf üniversiteleri arasındaki fark 137. Yine vakıf üniversitelerinin burslu burssuz programları arasında çok yüksek farklılıklar bulunuyor. En yüksek puan farkı 228 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’nde. Üniversitenin hukuk fakültesi tam burslu programına 484 ile öğrenci alırken, burssuz (ücretsiz) programına 256 puanla öğrenci alıyor. Yine Fatih Üniversitesi de 210 puan farkıyla dikkat çekiyor. Üniversitede tam burslu programın taban puanı 500 iken yüzde 25 burslu öğrenci alan programın puanının 290 olduğu görülüyor. Psikolojide fark 280’e ulaştı Gözde bölümlerden olan ve her yıl neredeyse kontenjanlarının tamamını dolduran psikoloji bölümünde de 280’e ulaşan puan farklılıkları dikkat çekiyor. Psikoloji bölümünde en yüksek puan 484 ile Boğaziçi Üniversitesi’ne ait, en düşük puan ise 204 ile Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde. Devlet üniversiteleri arasında en düşük puan ise 395 ile Bingöl Üniversitesi’nde. Bu durumda en düşük puanlı devlet üniversitesiyle vakıf üniversiteleri arasındaki fark 191. Vakıf üniversitelerinin burslu burssuz programları arasındaki puan farkı da 225’e kadar çıkıyor. Psikoloji bölümünde en yüksek puan farkı 225 ile İstanbul Şehir Üniversitesi’ne ait. Üniversite İngilizce Psikoloji Bölümü’ne 457 puanla öğrenci alırken, burssuz programına 256 puanla öğrenci alıyor. Yine Üsküdar Üniversitesi’nde 220, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 210, Bahçeşehir Üniversitesi’nde 210, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde 200, Fatih Üniversitesi’nde 204, Doğuş Üniversitesi’nde 200 puan farkı dikkat çekiyor. Tıpta makas açılıyor Devlet üniversiteleri arasında en yüksek puan 531 ile İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce programına ait. Vakıf üniversitelerinde ise en yüksek puan 541 ile Koç Üniversitesi’nde, en düşük puan da 300 ile Yakın Doğu Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde yer alıyor. Tıp fakültesinin burslu burssuz programlarındaki en fazla fark 221 ile Bahçeşehir Üniversitesi’nde. Diğer üniversitelerdeki puan farkları ise şöyle: Yakın Doğu Üniversitesi’nde (İng) 147, Fatih Üniversitesi 114, Şifa Üniversitesi’nde 110, Yakın Doğu Üniversitesi’nde 98, Turgut Özal Üniversitesi’nde 95, Acıbadem Üniversitesi’nde 94, Zirve Üniversitesi’nde 93, İstanbul Bilim Üniversitesi’nde 88, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde (İng) 85, Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde 82, Yeditepe Üniversitesi’nde 79, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde 78, Maltepe Üniversitesi’nde (İng) 76, Mevlana Üniversitesi’nde 68, Bezmialem Üniversitesi’nde 54, Maltepe Üniversitesi’nde 55, Ufuk Üniversitesi’nde 47, Başkent Üniversitesi’nde 44 oldu. Tıp fakültesindeki bütün programlarına burslu öğrenci alan Koç Üniversitesi’nde tam burslu ve yüzde 50 burslu programları arasındaki fark da 33’e kadar çıktı.Milliyet
Reklam
Mercedes Türkiye'de 'Minibüs' Üretip İhraç Edecek
Türkiye'de kamyon ve otobüs imalatı yapan Alman otomotiv devi artık hafif ticari Sprinter minibüsleri Türkiye'de imal edecek. Araç ilk etapta 100 ülkeye ihraç edilecek Radikal'den Mehmet Ali Kantarcı'nın haberine göre, Türkiye ’de en çok tercih edilen minibüslerden Mercedes-Benz Sprinter artık dünya pazarları için sadece Türkiye’de imal edilecek. Mercedes’in Dusseldorf’daki tesislerinde üretilip Türkiye’ye boş olarak gönderilen Sprinter 2007’den beri Tuzla’da üstyapıcı firma işbirliğiyle minibüse çevrilip sadece iç pazarda satılıyordu. Tuzla’daki Arobus ve İnova firmaları işbirliği ile 20 bin Sprinter minibüse dönüştürülerek Türkiye’de yollara çıktı. Satış ve üretimde başarı sağlayan Mercedes-Benz Türk Daimler yönetiminin ilgisini çekti. Yaklaşık 1 yıl süren görüşmeler sonrasında Mercedes headquarters, Sprinter’in minibüs versiyonlorunun Türkiye’de üretilip başta Afrika, Ortadoğu ve D.Avrupa olmak üzere yaklaşık 100 ülkeye ihraç edilmesi kararını aldı. Mercedes-Benz Türk ihracatçı ünvanını da alacak Bu yıl ı içinde tamamlanması planlanan Sprinter Minibüs ihracat projesi ile Mercedes-Benz Türk, Arobus ve İnova ile birlikte ürettiği araçları farklı ülkelere ihraç etmeye başlayacak. Bu sayede Mercedes-Benz Türk hafif ticari araçlar ürün grubunda da sadece ithalatçı değil aynı zamanda ihracatçı ünvanını alacak . Türkiye rol model MB Türk AŞ Hafif Ticari Araçlar Pazarlama ve Satış Müdürü Tufan Akdeniz “Arobus ile 2007 'de başlayan ilişkimiz şu anda stratejik iş ortaklığına dönüştü. . Bilindiği gibi Türkiye’nin otomotiv alanındaki bilgi birikimi ve deneyimi artık Avrupa standartlarında üretim yapılmasını sağlıyor. Biz de Arobus ile birlikte bu bilgi birikimini Sprinter Minibüs ihracatı yaparak dünyanın bir çok ülkesi ile paylaşabileceğiz. ”dedi. Daimler Global Hafif Ticari Araçlar Satış ve Paz. Müdürü Klaus Maier, 'Daimler, Mercedes-Benz Türk, Arobus ve İnova birlikteliği birçok ülke ve üstyapıcı için rol model oldu. Bu model, müşteri ihtiyaç ve taleplerinin Mercedes-Benz kalitesi ile en iyi şekilde karşılandığının en somut örneğini oluşturmakta. Gelecekte de bu tip stratejik ortakların Daimler bünyesinde artması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diye konuştu. Milliyet
Kış Uykusu Oscar Yolcusu!
Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde Altın Palimiye ödülünü kazanan 'Kış Uykusu' filmi Oscar'da ülkemizi temsil edecek. 87. Oscar Akademi Ödülleri’nde Türkiye’yi, 67. Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye” ödülü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filmi temsil edecek.
10 Ülkenin Düğün Gelenekleri
Çin'de düğün yapmak için bir astroloji uzmanının doğum tarihine ve saatine bakarak yorum yapması gerekiyor.  Eğer horoskoplar uygunsa düğün hazırlıkları başlıyor. Yalnız bu da değil 7. ayın 15'inen sonra evlenmek uğursuzluk kabul ediliyor.
Reklam