Altın Portakal Yönetiminden 'Özür ve Uzlaşı' Çağrısı
Cuma günü başlayacak 51’inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 6 ayrı ödül kategorisinden 11 jüri üyesinin istifası, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin festivalden çekilme kararı ve çeşitli sinema platformlarının aldığı boykot kararına, dün akşam saatlerinde yenisi eklendi.BELGESELCİLER ÖZÜR VE ÖZELEŞTİRİ İSTEDİFestivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisinde yer alan 15 belgeselin 13’ünün yönetmeni, Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etti. Açıklamada belgeselciler, filmlerinin Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmediklerini, festivallerin bağımsızlık ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olması gerektiği belirtildi.FESTİVAL KOMİTESİNDEN YANITBelgeselcilerin, dün saat 20.00 sıralarında ’51’inci Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali Komitesi ve Kamuoyuna’ başlığı altında yaptığı açıklamaya, festival komitesi sabah saatlerinde karşılık verdi. ’Kamuoyuna önemli duyuru’ başlığıyla yapılan açıklama, uzlaşı çağrısıyla başladı. Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeselinin Ulusal Belgesel Film Yarışması’ndan çıkartılmasıyla başlayan sürece ilişkin net ifadelerin yer aldığı açıklamada şu sözler yer aldı:'Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100’üncü yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.''BİZ DE SORUMLUYUZ'Sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını açıklayan Festival Komitesi 'Sansür kabul edilemez' diyerek devam ettiği açıklamasında çok kısa sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdiklerini ve hiç beklemedikleri bir krizle karşılaştıklarını dile getirdi. 'Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz' denilerek, beklenen özür bir şekilde dile getirildi. Açıklama şöyle devam etti:'Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.'SİNEMA BAYRAMI OLSUNHülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi adına yapılan açıklama, 'Hepimizin ve sinemamızın ortak çıkarı, bir tartışmaya tüm festivali kurban etmemektir. Karşılıklı suçlamalar ve ithamlar yerine, konuşup tartışarak çözemeyeceğimiz bir konu ve sorun olmadığı inancındayız. Meselenin tüm taraflarını 51. Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz' ifadeleriyle sona erdi.Emre BAYLAN/ ANTALYA, DHA
Dünyada Tanınmalarını Sağlayan Yapımları ile 28 Ünlü Yönetmen
Geleceğe Dönüş Zemeckis ilk kez seksenli yıllarda çektiği Geleceğe Dönüş filmleri ile ismini duyurdu. 1994 yılında yönettiği Forrest Gump filmi ile En İyi Yönetmen Oscarını aldı, film ayrıca en iyi film ve en iyi senaryo da dahil olmak üzere toplam altı oscar ödülünün sahibi oldu.
Otoyol, Köprü ve Limanlar Özelleştiriliyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek , devletin birçok alandan çekileceğini ve buraları daha etkin, daha verimli çalıştırabilecek özel sektöre devredeceklerini açıkladı.Şimşek, bundan hem devletin hem vatandaşın hem de özel sektörün kazançlı çıkacağını dile getirdi.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, yapılan özelleştirmeler sonucunda başta petrokimya, demir-çelik, petrol rafinerisi, alkol-tütün ve elektrik dağıtım olmak üzere birçok sektörden devletin tamamen çekildiğini belirten Şimşek, bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon ve hava taşımacılığı gibi sektörlerdeki payının ise azaldığını söyledi.Bakan Şimşek, sadece gelir amaçlı bir özelleştirme programı yürütmediklerini de vurgulayarak, bu sayede verimlilik artışı sağlandığını ve rekabetçi bir yapının kurulmasına katkı sağladıklarını ifade etti. Şimşek, bu sayede kaynakların rasyonel kullanımı ve kalitenin de kendiliğinden geldiğini kaydetti.Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları görüşmede de özelleştirme uygulamalarını değerlendirdiklerinin anlatan Şimşek, bunun sonucunda şans oyunlarından tamamen çekilmeye karar verdiklerini bildirdi.Milli Piyango'ya ait şans oyunlarının ihalesini tamamladıklarını hatırlatan Şimşek, imtiyaz sözleşmesine Danıştay'ın görüşünü beklediklerini ifade etti. Şimşek, yakın zamanda Spor-Toto'nun özelleştirmesini de yapmayı düşündüklerini bildirdi.Maliye Bakanı Şimşek, özelleştirme yapılan sektörlerle ilgili bakanlıklarla sıkı bir diyalog içinde olduklarını belirterek, her alanda Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştıracak, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacak bir iktisadi ortam yaratmaya çalıştıklarını söyledi.Önümüzdeki dönemde de her zamanki gibi rekabetçi ve şeffaf ihaleler düzenleyeceklerini anlatan Şimşek, özelleştirilecek alanları şöyle açıkladı:'Kısa zaman içinde elektrik üretim santralleri, otoyol ve köprüler, bazı limanlar ve Erzurum Kış Olimpiyatları Tesislerini özelleştireceğiz. 25 şeker ve 5 makine olmak üzere şeker fabrikalarını ve geliri Halkbank'a aktarılmak üzere Halk Sigorta ile Halk Emeklilik'i de özelleştirmeyi düşünüyoruz. Ayrıca, gayrimenkuller, arsalar ve Güllük Marina gibi önemli özelleştirme projeleri de yerel ve uluslararası yatırımcıların ilgisine sunulacak.Bunların yanı sıra Türksat'a ait Kablo-TV operasyonları, BOTAŞ'ın iletim hatlarının, TEİAŞ'a ait kamu hisselerinin yüzde 49 hissesinin ve TPAO'nun halka arzı, İstanbul'un önemli projelerinden Haydarpaşa Projesi, ölçü ve ayarlar hizmetinin özelleştirilmesi, üzerinde çalıştığımız ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın uygun görüşünü beklediğimiz Eti Maden'e ait sülfirik ve borik asit fabrikalarının özelleştirilmesi ülkemizde rekabetin ve verimliliğin artmasına, kamunun üzerindeki istihdam ve finansman yükünün azaltılmasına büyük katkı sağlayan özelleştirme uygulamaları olacak. Ayrıca, genel olarak özelleştirme programına almak üzere birçok sektörden yeni şirketler üzerinde de çalışıyoruz.'1986-2014 yılları arasında yaklaşık 70 milyar dolar özelleştirme uygulaması yapıldığı bilgisini veren Şimşek, Özelleştirme İdaresi'nin aynı dönemdeki özelleştirme uygulamaları giderlerinin 163 milyon dolar, ilan-reklam ödemelerinin 85 milyon dolar ve danışmanlık hizmet alımı giderlerinin 123 milyon dolar olduğunu bildirdi.Şimşek, rakamlara göre toplam 371 milyon dolar giderin olduğunu ifade etti.Buna karşılık, teminat gelirleri ile idarenin hazırladığı şartname, tanıtım dosyası gibi dokümanların satışından elde edilen gelirin ise 480 milyon dolar olduğuna dikkati çeken Şimşek, bu büyüklüğün de özelleştirme giderlerinin çok üstünde bir rakama tekabül ettiğini sözlerine ekledi.T24
İşçiden İşsizlik Fonu İçin Kesilen 246 Milyon TL Nerede?
SGK işçilerden kesilen milyonlarca lirayı İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarmadı. Fonun kaybı 246 milyon lirayı buldu.İşçinin işsiz kaldığında tek dayanağı olan işsizlik sigortası fonuna yine işçiden kesilen milyonlarca liranın aktarılmadığı ortaya çıktı. Ancak Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) bunun takibini yapmadı. İŞKUR, SGK’yi suçladı. Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'ı haberine göre, işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fonun toplam kaybı 246 milyon lirayı buldu. Ayrıca mevzuata aykırı olmasına karşın İŞKUR’da birçok giderin de fon gelirlerinden karşılandığı belirlendi.Sayıştay’ın İŞKUR denetim raporunda, işçilerin işsiz kaldıklarında bir süre ücret aldıkları işsizlik sigortası fonuna ilişkin usulsüzlüklere dikkat çekildi. Rapora göre, işsizlik sigortası primlerini tahsil etmekle görevli olan SGK, İŞKUR’a eksik ödeme yaptı. Ancak İŞKUR’un gerekli takibi yapmaması nedeniyle bundan doğan alacağı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve alacağın takibine ilişkin herhangi bir işlem yapmadığı ortaya çıktı. SGK tarafından tahsil edilen işsizlik sigortası prim gelirlerinin hesap edilebileceğine dikkat çekilen raporda, şöyle denildi:“Sonuç olarak yüzde 1’i sigortalı, yüzde 2’si işveren payı olmak üzere matrahın yüzde 3’ü tutarındaki 6 milyar 23 milyon 855 bin 789,92 TL’nin SGK tarafından fona aktarılması gerekmektedir. Buna karşın 2013 yılında fona toplam 5 milyar 850 milyon 24 bin 797.42 TL aktarıldığı, tahsil edilmeyen 173 milyon 830 bin 992,50 TL tutarındaki alacağa ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı ve bu tutarın muhasebe kayıtlarında yer almadığı görülmüştür.”Raporda, prime esas kazancın SGK’den yapılan tahsilat üzerinden hesaplanması ve bu hesaplamanın alacağın tamamı üzerinden yapılamaması nedeniyle, işsizlik sigortası devlet payı tutarının da eksik tahsil edildiği kaydedildi. Toplam 246 milyon eksik!Raporda bu durum şöyle ifade edildi:“Kurumun 2013 yılında tahsil etmesi gereken devlet payı tutarının 2 milyar 7 milyon 951 bin 929.97 TL iken Hazine’den toplamda 1 milyar 934 milyon 809 bin 608.09 TL tahsil ettiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fon kaynağında toplamda 246 milyon 973 bin 314.38 TL eksiklik olmuştur.”Mustafa Çakır | Cumhuriyet
Nobel Tıp Ödülü Sahiplerini Buldu
ABD'li John O'Keefe ile Norveçli araştırmacı çift May-Britt ve Edvard Moser, bu yıl Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştı. Bilim insanları beyinde dâhili navigasyon sistemi işlevi gören hücreler keşfetmiş, sözkonusu hücrelerin yön tayininde önemli rol oynadığı kanıtlanmıştı. Nobel Tıp Ödülü'nün bu yıl 870 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. 2014 Nobel ödüllerini kazananlar, bu hafta içinde duyuruluyor. Yarın fizik, çarşamba günü kimya, merakla beklenen barış ödülünün sahibi ise cuma günü açıklanacak.Haftaya pazartesi günü ekonomi ödülünün sahibi belli olacak. Edebiyat ödülünün açıklanacağı gün henüz kesinleşmedi. Gözlemciler bu alandaki ödülün sahibinin geleneklere uyularak perşembe günü belli olmasını bekliyor.Nobel Ödülleri, Alfred Nobel'in ölüm tarihi olan 10 Aralık'ta törenle sahiplerine sunulacak.  Nobel tıp ödülüne geçen yıl insan hücrelerindeki temel taşıma işleminin veziküller (kesecikler) yardımıyla gerçekleştirildiğini saptayan Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görülmüştü.Deutsche Welle Türkçe
Reklam
Altın Portakal'da Sansür ve Otosansür Tartışması Sürüyor
Altın Portakal’daki belgesel yarışmasından çıkarılan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı film küfürlü bir İngilizce altyazının çıkarılmasıyla yeniden yarışmaya alındı. Belgesel Sinemacılar Birliği “Sansür kadar sansür baskısıyla oluşan otosansüre karşı da daha güçlü kararlılık” gerektiğini açıkladı. Birlik, benzer uygulamalara davetiye çıkarmamak adına festivalden çekildi.Reyan Tuvi’nin yönettiği ve Gezi Direnişi belgeseli “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in yarışma seçkisinden çıkarılmasıyla büyük bir kriz yaşayan 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali, filmin yeniden yarışmaya alınmasıyla çöküşün eşiğinden döndü.Ancak, Altın Portakal yönetiminden yapılan açıklamada, belgeselin “yeniden gönderilen versiyonunun yapılan değerlendirmesi sonucunda” yarışmaya davet edildiğinin belirtilmesi, kafalarda soru işaretleri uyandırdı.Tuvi’nin filminin, “bir İngilizce altyazının kaldırılması” sonucunda festivalde yarışabileceği öğrenildi.Yönetmen Reyan Tuvi ise, twitter hesabından yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi:“Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması’nda yarışacak. Bir haftaya yakın süredir devam etmekte olan ve sinema sektöründe topyekûn çok önemsediğim bir tartışma başlatan bu durum, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmamla sora erdi. Belgeselimiz, İstanbul Film Festivali ve diğer festivallerde izleyici ile buluştuğu haliyle, kurgusuna dokunulmadan Antalya izleyicisi ile buluşacak. Sokaklarda, duvarlardan küfürleri boyayarak silen ve “küfürle değil, inatla diren” diyen kadınları selamlıyorum. Bana destek veren, yanımda duran herkese, içtenlikle teşekkür ederim.”Ceren Çıplak/Cumhuriyet
Bu Kitabı Okuyan 500 Bin Dolar Kazanabilir
500 bin dolar ödüllü kitap 'Endgame', dünyayla aynı anda yarın Türkiye'de satışa çıkıyor.Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Pena Yayınları'ndan çıkacak kitabın okuyucuları, bulmacayı çözüp 500 bin dolar değerindeki altını kazanmak için yarışacak.Sinema, bilgisayar oyunu, sosyal ağlar, bir dizi hikaye ve sayısız interaktif uygulamayı kapsayan yapısıyla dünyada şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı kitap projesi olduğu belirtilen Endgame'in oyun platformu Google tarafından hayata geçilirken, filmin çekimini ise 20th Century Fox üstlenecek.ABD'li yazar James Frey'in üç kitaplık dizisinin ilk romanı olan Endgame, 38 ülkeyle aynı anda yayımlanacak.Genç yetişkinleri hedefleyen dizi, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin başlamasıyla 12 kadim uygarlığın temsilcisi olan 12 özel gencin, dünyanın ve kendi ırklarının kurtuluşu olan 3 anahtarı arama mücadelesini anlatıyor.Türkiye'deki ismiyle 'Endgame: Çağrı', bir maç sırasında Fenerbahçe Stadı'na düşen bir meteorla başlıyor ve bu, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin ilki oluyor. Doğduklarından beri dünyayı kurtarmak için yetiştirilen, farklı niteliklere ve güçlere sahip 13-20 yaş arası gençler, bu işaretin ardından 3 anahtarı bulmak için amansız bir mücadeleye girişiyor.Romanın satırlarında gizli ipuçlarını bulan ve şifreleri çözen okuyucular, dünyanın herhangi bir yerinde saklanan anahtarla, Las Vegas'taki bir otelin lobisinde duran ve içinde 500 bin dolar değerinde altın bulunan kasayı açma şansına sahip olacak. İkinci kitap 1 milyon dolar, üçüncü kitap 1,5 milyon dolar, toplamda ise 3 milyon dolar değerinde altın kazanma fırsatı sunulacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen James Frey, birçok platformda var olacak bir proje şeklinde tasarlanan kitabın, roman ve hikaye kitabının yanı sıra bilgisayar oyunları, sinema filmi, sosyal ağlar ve e-kitapları kapsayacağını ifade etti.Kitap, Uğur Mehter tarafından Türkçe'ye çevrildi.AA
Reklam
"Derin Galatasaray Var; Çok Derin Galatasaray Var"
Faruk Süren, Galatasaray'ın başkanlık süreci hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu.Galatasaray Kulübü’nün Eski Başkanı Faruk Süren, Habertürk Gazetesi’nden Balçiçek İlter’e çok konuşulacak açıklamalar yaptı… Gelecek dönemde aday olabileceğini söyleyen eski başkan, ‘Galatasaray Kulübü’ne ortak şart’ dedi… ‘Şu anda hazırlıklı değilim ancak daha sonra yeniden Galatasaray başkanlığına aday olabilirim’ dedi.İşte Faruk Süren’in bomba açıklamaları…Siz ayrılalı 13 yıl oldu. Niye hep sizin döneminiz ve siz konuşuluyorsunuz?Mütevazı olmayacağım bu konuda. Galatasaray bugün bir yere gelmişse, biz 1996’da iktidara gelip şirketi kurduğumuz içindir. 2001’de o sürece bir sekte vuruldu, tersine döndü ve tamamlanamadı. Neler çektim ben orada… “AIG kendi şirketi, Galatasaray’ı kendine satıyor” falan dediler. AIG eğer benim olsaydı herhalde benim suratımı göremezlerdi, ne başkanlığı? (gülüyor)Siz sahi niye Galatasaray’a başkan oldunuz? Güç müydü aradığınız?O bir sevgi, anlatamam.Nasıl Galatasaraylı oldunuz?İlkokulda olmuşum, neden oldum hatırlamıyorum. Annemde Galatasaray diploması vardı. O zaman kızlar yok okulda ama Fransa’dan gelince olgunluk imtihanına orada girmiş. Babası Marsilya’da yaşıyordu. Belki ondan etkilendim. Sonra basketbol oynadım. 1978’de eşimin amcası Talat Sadıkoğlu, Suphi Batur Başkan’ın ikinci adamıydı ve beni üye yaptı.Fanatik misiniz?Hayır, yapım müsait değil. Üstelik fanatizm kötü bir şey. Seyirci olarak bir derece kabul edilebilir ama yöneticilikte hiç olmaz.“Galatasaray’a başkan olmak zor, derin Galatasaray var” derler. Neden sizi başkan yaptılar?Bilemiyorum. Derin var; çoook derin var hatta bakıp dibini göremiyorsun. O derece derin…‘KIRAÇ EVET DEMEDEN BAŞKANLIK ZOR’İnan Kıraç mı başkan yaptı sizi?Etkisi vardı tabii…İnan Kıraç ‘Evet’ demeden başkan olunabilir mi?Zor… Hatta mümkün değil. O zamanlar daha zor hatta.Peki sonra neden sizden vazgeçti?Mantığı anlamak için soruyorum… O derin toplumun tasavvurunun üzerinde bir hedef koydum çünkü…Bu iyi bir şey değil mi?Ya size deli diyorlar ya da benimsemişlerse gülüyorlar. O iş gerçekleşince o hal fazla geliyor. Bu başarı fazla geldi. Hem de yapı.‘Tenekeyle yolladılar’ diyorsunuz.Ne kavga ettik AIG konusunda. Hedef şuydu. Sportif AŞ kurulacak. Bir müddet sonra AIG girecek para koyacak. Gelir artacak, temettü vasıtasıyla futbolu finanse edeceğiz. 3 yıl sonra AIG çıkacak. Futbol AŞ ile birleştireceğiz ve halka açılacağız. 11 olağanüstü kongre geçirdik, ne tartışmalar ne tartışmalar… Ve 2000’de gerçekleştirdik. Derken bir kriz oldu, bir de benim bu kadar ileri gitmem herhalde rahatsız etti ki, bir kampanya başladı hakkımda. Bir anda düğmeye basıldı. Gazetelerde öyle negatif bir kampanya başladı ki…Madem böyle derin bir yapıyı biliyorsunuz, olacaklara hiç ihtimal vermediniz mi?İhtimal verdim ama ne yapayım? GS camiası diğer başkanlara, rahmetli Özhan’a da böyle bir kampanya başlatıldığında muazzam bir tepki göstermişti, sahip çıkan ilanlar verildi. Bana sağ olsunlar hiçbir şey yapmadıkları gibi, gitmem için de bayağı yardımcı oldular.İnan Kıraç mektepli olmamanıza rağmen desteklemişti, neden vazgeçti sizden?AIG yüzünden.Kendi cebinizi mi doldurduğunuzu düşündüler?Bunu düşünmemişlerdir umarım. “Bu bizi dinlemiyor, aştı, çok büyüdü” diye… Star tavırlarım yoktur benim aslında.Aslıtürk (Eski Şişli Belediye Başkanı Gülay ve eşi Orhan Aslıtürk) operasyonu size kadar uzandı sonra…Onlarınki legal değildi. Bizim durumumuzda bir şey yoktu ama amaç sadece itibarsızlaştırma kampanyasıydı zatenYani Galatasaray Başkanı olmasaydınız özel işlerinizde bu kadar üzerinize gidilmeyecek miydi?Katiyen. Tamamen o konumun varlığı yüzünden‘G.SARAY ELİTİYLE AŞK-NEFRET İLİŞKİSİ VAR’Pişman oldunuz mu başkan oldunuz diye?Çok üzüldüm, eşim ve ailem de çok üzüldü. İtibarsızlaştırıldım. Google’a gir bak ne söylediğimi anlayacaksın. Piyasada başka bir algı oluşturuldu.Nedir o algı?“Adam son derece zeki ama çok kıvrak.” Son derece zeki de değilim, kıvrak da… Yazılmamış etik kurallara bile uyan biriyim ben. Ama o algıyı oturttular. Ne yapayım? 13 yıl oldu bırakalı ama toplum o yaratılan imaj gibi olmadığımı fark ediyor. Galatasaray eliti de bunu fark edecek bir gün.Daha fark etmedi mi?Hayır.Elit ne kadar etkili camiada?Çok etkili. Aşk ve nefret ilişkisi. Hem seviyorlar hem de nefret ediyorlar.Kimden?Bizim gibilerden…Kimsiniz siz?Mesela Alp Yalman da o kategori. Bilemiyorum tarzımız mı hoşlarına gitmiyor, açıklığımız mı?Neden peki?Siz de beyaz Türk’sünüz… Tarzınız da uyuyor o elite aslında. Ben o beyaz Türklerden değilim.Nedir farkınız?Beyazın da beyazı var biliyor musun. Belki de çok uluslararası olmak rahatsız ediyor. Kokteyller yapılıyor örneğin, birbirlerini ağırlıyorlar kendi aralarında. Oysa amaç başkalarını çağırmaktır. Davet ederim, ‘Kim var’ diye sorarlar, kim varsa var, sen gel… Bu bakış açısı rahatsız etti galiba.Derin Galatasaray elitlerinden biri neden başa geçmiyor? İnan Kıraç?Bence de… Etkindi bugüne kadar, artık zamanı gelmiştir. Alp Yalman’ı da katabilirlerdi bu yapıya.İnan Kıraç’tan başka kim var o derin yapıda?Selahattin Beyazıt var… Çok etkindir. Bir tabaka var… Divan Kurulu’na bak yeter. Önemli adamlar var. Çok adam var bana isim sorma…Alp Yalman’ı severler mi?Onu da fazla şey yapmazlar… Alp çok zeki ama çok zor bir görev aldı. Galatasaray ‘başkanlık sistemi’dir. Çok zor, eskisi gibi değil, Alp epey bir süredir kopuk, o beni endişelendiriyor. Rakamlar çok büyük. Ama cesaretine hayran oldum hazırlıksız bir şekilde çıktı, bravo ona…‘ÜNAL AYSAL’I PARALI DİYE SEÇTİLER’Ünal Aysal, Riva meselesi yüzünden mi gitti?Hayır, dedikodular var ama… Yetkisi zaten vardı. Benim anlamadığım bir şey var; onu getirdi Divan’a. Bizim şirketin imtiyazlı hisseleri olur. Bu hisseler kulübe ait ve satılamaz, devredilemez, teminat olarak gösterilemez. Bu Divan’da bu imtiyazdan vazgeçme gibi bir teklif oldu. Divan itiraz etti. Bu sebepten mi acaba? Anlayamadım.Riva’nın etrafındaki arazileri aldı dedikodusu var…Ottoman Fon diye bir fon aldı o arazileri ama… O şirketin Ünal’ın eski eşinin oteli Les Ottomans’la alakası yok. Arap ağırlıklı bir fon. Sanmıyorum.700 küsur milyon dolar borç var. Kazaklar’la hatta Katarlılar ile ortaklık yapılacak, takım satılacak deniyor.Kim olur bilmem ama ortak şart… Riva’nın değerlendirilmesi de lâzım. Ama bu kulübün borcunu, ihtiyacını karşılamaz. Borç da değil sorun. Teminatlar borcu ödüyor zaten. İşletme sermayesi eksikliği dert. Nakit akışı lazım. Gelen ortağın en az 200 milyonla gelmesi lazım. İmtiyazlı hisseler kulüpte kalmak üzere birileriyle ortaklık yapılabilir. Bir sermaye artırımı yapılır. Sonradan yatırımdan çıkacak bir fon olmalı. Galatasaray’ı dış borsalara sürmek lazım.Derin Galatasaray Ünal Aysal’ı neden başkan yaptı peki?Çok başarılı ve çok zengin olduğu için. Dediler ki, hem mektepli hem de bizden, para da koyar. Para filan da vermedi, ağalık yaptı tabii biraz ama bekleneni vermedi. Yüzlerce milyon dolar aktarmadı, belki birkaç milyon dolar vermiştir‘EN ÇOK F.BAHÇE İLE KAVGADAN RAHATSIZ OLDUM’Neden vazgeçtiler peki şimdi?SPK ile, federasyonlarla, Fenerbahçe ile kavgalıyız. En çok Fenerbahçe kavgasından rahatsız oldum ben. Niçin kavga ediyoruz? Çok büyük camia, çok büyük bir kulüp. En önemli rakibimiz, müşterek menfaatlerimiz var. Bir gösteri endüstrisinin önemli oyuncularındanız. Neden kavga? Biz birlik olmalıyız.Kavgacı bir yapısı yok aslında Ünal Aysal’ın.Yok. Etrafındakiler onu yanlış yönlendirdi. 3 Temmuz zaten çok alaturka oldu, böyle bir yarası var rakibinin, sen niye üzerine gidiyorsun? Zaten herkes uğraşıyor, sen bırak bari.“Özel hayatım yıpratıldı” dedi.O bir şey değil. Bundan dolayı insan alınıp gidiyorsa eyvah. Ne yaşadı ki?.. Bence sıkıldı. Bir de problemler var tabii. Nakit açığı var, halletmesi lazım. 60 milyoncuk gibi bir nakit lazım. 2015 Mayısı’nda bir 70 milyoncuk daha… Buna kendi mecbur kalacak diye rahatsız oldu belki. Bir de şirketinin merkezi Belçika’da, belki oraya gitmek istiyor…Yurtdışına mı yerleşecek?Öyle düşünüyorum, gidecek. O yüzden derin Galatasaray bir anda bıraktı Aysal’ı. Önce kalması lazım denildi. Belki de Türkiye’den ayrılacağını anladılar. Sıkılmış olabilir, rahatsızlık duyabilir ama bunun bir yolu var. İstifa yoluyla olmaz. Galatasaray elitleriyle toplanılır ve 3 ay sonra olağanüstü seçime gidilir. İstifa olunca tüzüğe göre 1 ay içinde seçim… Gittik ikna etmek istedik. Kesinlikle kabul etmedi. “Siz olun aday” dedi, “Bıktım ayrılıyorum.” İşte bu Galatasaray yönetme bilgisi noksanlığı. Çok zor duruma soktu kulübü. “Yes man”leri topladı etrafına. Sen işi çok iyi biliyorsan ancak profesyonellerle çalışabilirsin. Ama bilmiyorsan 3 yılda öğrenemezsin. Rahle-i tedristen geçmen gerekir. Yönetim kurullarında çalışırsın, pişersin. Öyle tepeden inme olmaz.Önemli isimler uzaklaştırıldı…Evet. Ali Dürüst, Refik, Adnan Öztürk, Ali Gürsoy… Ona, “Sen yönetmiyorsun Ali yönetiyor” dediler.Etraf? Kim?Bu yanlış kararlarda en etkin olan Sedat Doğan’dır!Abdurrahim Albayrak için ne düşünüyorsunuz?Çok önemli bir adam, lazım. Bizim ülkemizde kulüpler gerçek profesyonel seviyeye gelene kadar bize lazım. İngiltere ya da Almanya’da değil ama Türkiye’de lazım. Canla başla kalbini bu işe koyan bir adam. Türk toplumu duygusal. Neden adamı yolluyorsun?‘TALEP GELİRSE ADAY OLACAĞIM’Siz tekrar aday olacak mısınız?Hazırlıklı değilim. İşimin çok önemli bir evresindeyim ve bitirmem lazım. Galatasaray yüzde 100 vaktini alır adamın.Şöyle anlıyorum, bu zor süreç geçecek, ara dönem sonrası siz aday olacaksınız?Olabilir tabii. Neden olmayayım?Tenekeyle yolladılar diye mi geri dönmek istiyorsunuz, bir nevi ‘Oh olsun’ diye mi?Yo, yine tenekeyle yollarlar merak etme…Gerçekten mi?Bu söyleşiden büyük tepki alacağım, gör. Yine yollarlar.Yollanacağınızı bile bile neden adaylık peki?Çünkü bizim temelini attığımız, yaptığımız şey kötü yönetildi ama başarılı oldu. Stadı da kaybettik, bu stat bizim değil, biz Ali Sami Yen’i bilerek kaybettik.Nasıl bilerek?Faruk’un stadı olmasın diye. Net! 2002’de ekonomi düzeldi, faizler düştü. Stadın ihalesi yapılmıştı zaten, tekrar yapılabilirdi. Bir de pislik attılar “Bu paraya bu planlar yapılır mı?” diye… Para götürmüşüm yani oradan… Ondan sonra anladılar ki böyle bir stadın planları ancak böyle bedellerle olabilir. Mahsus itilaf yarattılar.Peki bütün bunları yaşamış biri olarak nasıl tekrar aday olmayı düşünüyorsunuz?Talep olursa aday olacağım çünkü Galatasaray ilişkisi mantıken izah edilecek bir şey değil. Bu bir mikrop hatta virüs, ilaç işlemiyor. Şu anda Galatasaray’dan öç almak isteyenler var, zamanında gönderilenler arasında. O işlere de girmemek lazım. Bu bir endüstri, gösteri endüstrisi. Galatasaray’ın öyle yönetilmesi gerekiyor; kim ne derse desin. Sevdiğim bir Çin atasözü var: Küçük insanların gölgeleri uzadıkça o ülkede güneş batıyor…Habertürk
Galatasaray'a Burak'tan Kötü Haber
Galatasaray Kulübü Burak Yılmaz'ın sol ayağında yırtık ve ödem olduğunu bildirdi. Futbolcunun tedavisine başlandı.Burak Yılmaz'ın sol ayağında yırtık ve ödem olduğu bildirildi.Galatasaray resmi internet sitesinden Sağlık Raporu: Burak Yılmaz başlığıyla verilen bilgide, 'Oyuncumuz Burak Yılmaz'ın bugün sponsor hastanemiz Liv Hospital'da yapılan MR tetkiklerinde; sol ayak bileği dış ön yan bağında yırtık, eşlik eden ayak bileği ödemi ve ayak bileği kemiklerinde kemik iliği ödemi tespit edilmiştir.' denildi.Burak Yılmaz dünkü Erciyesspor maçında bir pozisyonda rakibinin ayağına basmış ve uzun süre yerde kalmıştı. Yıldız oyuncunun Türkiye kadrosundan çıkarılıp çıkarılmayacağı ise henüz belli değil.Eurosport
Reklam
Sabah: 'Abdullah Gül'ün Telefonu İki Yıl Dinlendi'
Sabah gazetesi, 17-25 Aralık operasyonlarının ardından dinlenmediği yönünde değerlendirmeler yapılan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gü l' ün telefonunun 2 yıl süreyle dinlendiğini öne sürdü. Gazetenin Aliye Çetinkaya imzasıyla manşetten duyurduğu habere göre, TİB'de yapılan illegal dinlemelere ilişkin soruşturmada MGK Genel Sekreterliği'nin yaptığı eşleştirmeler sonucu Abdullah Gül 'e 2012'de verilen K2 Kriptolu telefonun, 2014'ün Şubat ayına kadar '4649' koduyla 2 yıl süreyle dinlendiği saptandı.TİB'de yapılan illegal dinlemelere yönelik incelemeler kapsamında savcılık, kimin kullandığı tespit edilemeyen bazı kriptolu telefon numaralarının sahipleriyle ilgili bilgileri Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği'nden istedi. MGK, kriptolu telefonların numaraları ile TİB'de bulunan IMEI'ler üzerinde eşleştirme yaptı. Yapılan çalışmalar sonrasında 'Gizli' ibareli, mühürlü bir zarfla savcılığa hangi IMEI numarasının kime ait olduğu ve ne kadar süre kullanıldığı bilgisi gönderildi.MGK'nın tespitlerine göre 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e ait sonu '4649' ile biten IMEI numaralı kriptolu telefonun da dinlendiği anlaşıldı. Gül'e 2012 yılında verilen K2 Kriptolu telefonunun 2014'ün Şubat ayına kadar '4649' koduyla dinlendiği belirtildi.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kriptolu telefonların dinlenmesine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında daha önce TİB'de dinlendiği tespit edilen 76 kriptolu telefonun 26'sının MİT ve Genelkurmay'ca iç ve dış operasyonlarda kullanılan kriptolu telefonlar olduğu tespit edilmişti. Bilirkişinin, TİB'de illegal dinlemelere ilişkin silinen dijital veri tabanını kurtarma çabaları sırasında kriptolu telefonlara ait IMEI numaraları tespit edilmişti. Yapılan incelemede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bakanlara ait kriptolu telefonların belirli periyotlarla aylarca dinlendiği ortaya çıkmıştı.TBMM Başkanı Cemil Çiçek , Dışişleri Bakanlığı döneminde Başbakan Ahmet Davutoğlu , Genelkurmay Başkanı Necdet Özel , MİT Müsteşarı Hakan Fidan , AYM Başkanı Haşim Kılıç, eski bakan Ömer Dinçer , Enerji Bakanı Taner Yıldız, eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay , İçişleri Bakanı Efgan Ala , eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin , Başbakan yardımcısı Bülent Arınç , Tarım Bakanı Mehdi Eker, Orman Bakanı Veysel Eroğlu , Başbakan Yardımcısı Ali Babacan , Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz , Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı , eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım , eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan , Adalet Bakanı Bekir Bozdağ , eski Aile Bakanı Fatma Şahin , Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ortadoğu danışmanı Sefer Turan , eski Gümrük Bakanı Hayati Yazıcı.T24
TÜSİAD Başkanı Dinçer: 'Hükümet Yargı Konusunda Bize Kulak Vermeli'
Haluk Dinçer: Uzun dönemli bir büyümenin sağlanması için sanayi sektörünün milli gelirde payının artırılmasının son derece önemli olduğu kanaatindeyizTürk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı Haluk Dinçer , 'Bizim gibi özgürlükçü ve sadece çağdaş ilkeleri referans alan kuruluşların bu dönemde sesine daha fazla kulak verilmeli. Biz 82 Anayasası’nın getirdiği yapıya da, 2010 Referandumu’nda yargı bağımsızlığı ile ilgili düzenlemeye de, bu sene başında HSYK Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe de karşıydık' dedi.Radikal'den Jale Özgentürk 'e konuşan Dinçer, ekonomide yaşanan dalgalanmayı, hukuk sistemini, başörtüsü serbestisi hakkındaki görüşlerini aktardı.Özgentürk'ün 'TÜSİAD Başkanı'ndan hükümete: Sesimize kulak verin' başlığıyla yayımlanan (5 Ekim 2014) söyleşisi şöyle:Dinçer 2015 te tekrar aday olup olmayacağına ilişkin soruyu Şu an sorumluluğum 2013-2014 TÜSİAD Programını başarıyla sonlandırmak' yanıtını veriyor.TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, parlamento ve hükümetin iş dünyası, STK'lar, sendikalar gibi kurumlara kulak kabartmasını ve bunun bir kültür olması gerektiğini belirtiyor.TÜSİAD'a haziran ayında başkan olan Haluk Dinçer, 2015 başına kadar sürecek görev döneminde eski başkanlardan farklı pozitif bir muhalefet sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile göreve başladığından beri birkaç kez bir araya gelen Dinçer, 'daha ılımlı' algısını şöyle yorumluyor:'Eski yönetime göre daha ılımlı bir durum algısı var ise bu durumu, görüş alışverişi sürecinin daha verimli, daha yapıcı olduğu anlamında yorumlamak mümkün. Bu arada hükümetlerimizin, parlamentonun sivil topluma, iş dünyası örgütlerine, sendikalara, düşünce kuruluşlarına daha fazla kulak kabartmasını, yapıcı eleştirilerden yarar sağlamasını ve bu sürecin bir içselleşmiş bir kültür olmasını bekliyoruz.'Dinçerle başkanlık dönemi ile Türkiye'nin farklı sorunlarına ilişkin görüşlerini konuştuk:Türkiye’de içeride ve dışarıda sıkıntılı gelişmeler var. Dövizde artış sürüyor. Ekonomi nasıl etkilenecek?2013 yılı Mayıs ayında başlayan küresel finansal belirsizlikler neticesinde, Türkiye de dâhil olmak üzere tüm gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde değer kayıpları, kur artışları yaşandı. Bazı iyileşmelere rağmen artış sürüyor. 2014’te dünya genelinde devam eden risk algısındaki bozulma, cari açığı yüksek, yani dış finansmana bağlı, Türkiye de dahil gelişmekte olan ekonomiler açısından olumsuz gelişmelerin başında geliyor. Bu artışların Türkiye ekonomisine en belirgin olumsuz yansıması kur-enflasyon geçişkenliğinde gözlemleniyor. Enflasyon Merkez Bankası’nın yılsonu hedefi olan yüzde 5’in bir hayli üzerinde seyrediyor. Bu çerçevede, döviz kuru hareketliliği ve Merkez Bankası’nın sıkı para politikası, fiyat istikrarı açısından dikkatlice izlememiz gereken alanlar.Kur artışları elektrik ve doğalgaza zam olarak yansıdı…Elektrik ve gazdaki artışın dolaylı etkisi maliyet artışlarının yarattığı baskı olacaktır. Bu maliyet artışı nihai ürünlere de yansıyacaktır. Bu doğrudan ve dolaylı etki neticesinde enflasyonun baskı altında olması ihtimaldir. Biz yine de enflasyonun 2015’te düşmesini beklemekteyiz. Ancak en önemli konu şudur: Enflasyon son kertede bir parasal genişleme olgusudur ve sıkı para politikası, orta dönemli enflasyon hedefinin en önemli güvencesidir…Türkiye son yıllarda gayrimenkule dayalı büyüme gösterdi. Şimdi tartışılıyor.Türkiye son 10 yılda ekonomi politikalarında önemli reformlarla ciddi bir değişim gösterdi. Bu değişim süresinde kuşkusuz gayrimenkul ve hizmet sektörü de ön plana çıktı. Gayrimenkulde rant ve kârlılık son dönemlerde çok yükseldi, haliyle yatırımcı bu sektöre yöneldi. Banka kredilerinde de son on yılda, sanayi yatırımlarına sağlanan kredilerin toplam kredilerdeki payı yarı yarıya azalırken, inşaat ve konut yatırımlarına verilen kredilerin payı iki katına çıktı. Uzun dönemli bir büyümenin sağlanması için sanayi sektörünün milli gelirde payının artırılmasının son derece önemli olduğu kanaatindeyiz.Sanayi nasıl yeniden güç kazanacak?Hukuki belirsizlikler, esnek olmayan işgücü piyasası, yatırım yerinin tespiti, finansman kaynaklarına erişim, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması ve yatırım teşviklerinin yetersizliği gibi engelleri kaldıracak politikaların oluşturulması gerekmekte. Diğer yandan sınırlı tasarrufları eriten ve rant ekonomilerine olanak sağlayan düzenleme, politikalar süratle gözden geçirilmeli ve bu sürdürülemez inşaat bağlantılı genişleme, kontrol altına alınmalıdır.Tüm kurumlar 2023 yılı hedefleri üzerine çalışıyor. Hedefleri nasıl değerlendiriyorsunuz?Öncelikle ülkelerin orta-uzun dönemli hedefler belirlemesi, stratejik planlar üretilmesi kalkınma disiplini açısından çok değerli. Bu bir gelişmişlik göstergesi... Hedefler de iddialı olmalı, iddiasız hedef heyecan yaratmaz. 2023 hedefleri de iddialı. Bu hedeflere nasıl ulaşılacağı aynı derecede önemli. Elbette, hedeflerin kontrol edilemeyen dışsal parametreleri var. Örneğin, yakın coğrafyamızdaki jeo-stratejik dalgalanma, AB’nin içinde bulunduğu iktisadi krizden çıkış süresi veya hammadde fiyatlarında ortaya çıkacak olağanüstü dalgalanmalar yeni parametreler. Bu nedenle hedeflerin sürekli gözden geçirilmesi, gerekirse revize edilmesi, toplumsal heyecanın korunması açısından gerekli olabilir.Siz o tarihte nerede görmek istiyorsunuz Türkiye'yi?Biz 2023’te Türkiye’yi bugünkünden çok daha rekabetçi, orta-üst teknoloji bandında daha fazla mal ve hizmet üreten, sanayisinin ekonomi içindeki payını yüzde 20’lerin oldukça üzerine çıkartmış, kadınlarda iş gücü katılımını 10 puan kadar yukarı çekmiş, kayıtdışı ekonomi oranını ihmal edilebilir bir düzeye indirebilmiş, Kopenhag Siyasi Kriterlerini tümüyle karşılamış ve AB’ye tam üye olabilecek bir ülke olarak görmek istiyoruz, çabamız da bu yöndedir. Bu ulaşılabilir bir hedeftir. 62. Hükümet Programı da bu yönde atılacak adımlarla paraleldir. Önemli olan işbirliği anlayışıyla, sabırla, tahammüllü ve odaklı olarak çalışmaya devam etmek.Türkiye'nin ekonomi dışında en büyük sorunu hukuk sistemi. Siz de sık sık vurguluyorsunuz.Türkiye’de yargının mevcut durumunu da aşan bir hukuk sorunu var. Gündemin ilk sıralarındaki konudan bahsedecek olursak yargının siyasallaşması -veya yargıya çok haksızlık etmeyelim-, yargının günlük siyasi tartışmanın aracı haline getirilmesi sorunu acil çözüm bekliyor. Hiçbir kesim yargının işleyişinden memnun değil. Bugünkü iktidar da memnun değil.Ne yapılmalı?Bizim gibi özgürlükçü ve sadece çağdaş ilkeleri referans alan kuruluşların bu dönemde sesine daha fazla kulak verilmeli. Biz 82 Anayasası’nın getirdiği yapıya da, 2010 Referandumu’nda yargı bağımsızlığı ile ilgili düzenlemeye de, bu sene başında HSYK Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe de karşıydık.Çünkü bunların hiç biri yargıya müdahaleden uzak, rahat bir çalışma ortamı sağlamıyor hep belli denge hesapları gözetiyordu. Yapı değişecekse, bunun yasama veya yürütme etkisini artırıcı yönde olmaması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri ışığında yapılması lazım.Eğitimde kılık kıyafet konusunda yeni kararlar alındı. 10 yaşındaki çocukların da türban takabilmesine imkan sağlandı. Kararları nasıl yorumluyorsunuz?Bugüne kadar, Türkiye’de eğitimin kapsayıcılığıyla, yaygınlığıyla ilgili önemli reformlar gerçekleştirildi. Eğitimi kalkınmanın en temel taşıyıcı unsuru olarak görüyoruz. Kalitesinin arttırılması gerektiğine de dikkat çekmeye çalışıyoruz. Bu konu bizim için öncelikli ancak eğitim alanını düzenleyen kuralların konmasında, devletin, toplumun çeşitli kesimlerinin taleplerine duyarlılıkla yaklaşması ve özgürlük alanını herkese açmasını arzu ediyoruz.Yaklaşım doğru değil mi?Son günlerde kamuoyunda gündeme gelen, Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’in de bu anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.Geçen yıl, okullarda serbest kıyafet düzenlemesi ve velilerin çoğunluğunun muvafakatiyle okul kıyafeti belirlenebilmesi imkanı getirilmişti. Bununla birlikte, ilgili düzenleme 4'üncü madde*de (açıklama en altta) yer alan, öğrencilerin kılık kıyafetinin nasıl olacağına dair ayrıntılı düzenlemeler, ailenin iradesi ve çocukların arzusunu kısıtlayıcı niteliktedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme de dikkate alındığında, özgürlüklere en uygun yaklaşımın, ilgili yönetmelikteki sınırlamaların tümüyle kaldırılması olduğunu düşünüyoruz. Vatandaşlarımız, ebeveynler ve çocuklarımız, okul kıyafeti konusunda kendilerine uygun olan en doğru kararı verecektir.Türkiye'nin eğitimde ihtiyacı nedir?TÜSİAD olarak Türkiye’nin eğitim konusunda ihtiyacı olan en önemli alanın yaygınlaşan eğitimin niteliği olduğuna inanıyoruz. Maalesef eğitimin niteliği konusunda arzu ettiğimiz yerde değiliz. Nitelikli eğitim demek, sadece nitelikli istihdam demek de değildir. Nitelikli demokrasi, nitelikli toplum, nitelikli öğretmen, yani nitelikli birey demektir. Genç ve dinamik nüfusumuza, temel bilimlerde yetkinleşmeyi, sorgulama ve analitik düşünceyi, yaratıcılık ve yenilikçiliği kazandırmaya ihtiyacımız var.TÜSİAD Başkanı olarak biraz daha ılımlı mesajlar veriyorsunuz. Ya da öyle algılanıyor. Bir tavır değişikliğinden söz edebilir miyiz?TÜSİAD olarak sadece politikalar temelinde parlamento ve hükümetle görüş alışverişinde bulunuruz. Demokratik standartların geliştirilmesi, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak olan makro ve mikro reform ajandası üzerinde çalışırız. Hiçbir yönetimin farklı bir ajandası olmaz. Dolayısıyla, TÜSİAD duruş ve tutumunun, ılımlı olmak sert olmak veya çatışmacı olmak barışçı olmak gibi bir eksende değerlendirilmesini kabul edemeyiz. Eski yönetime göre daha ılımlı bir durum algısı var ise bu durumu, görüş alışverişi sürecinin daha verimli, daha yapıcı olduğu anlamında yorumlamak mümkün. Bu arada hükümetlerimizin, parlamentonun sivil topluma, iş dünyası örgütlerine, sendikalara, düşünce kuruluşlarına daha fazla kulak kabartmasını, yapıcı eleştirilerden yarar sağlamasını ve bu sürecin içselleşmiş bir kültür olmasını bekliyoruz.DEİK’te çalışmalara devam edecek misiniz? Yabancı muhataplarınız nasıl algıladı durumu?DEİK, Türk iş dünyasının yurtdışına açılımı doğrultusunda oldukça faydalı hizmetler yürüten bir hizmet kurumu. Gerek iş konseylerinde yer alan iş insanları, gerekse yetişmiş kadroları ve kurumsal hafızası ile önemli bir deneyime sahip. Bu değerler korunduğu takdirde DEİK’in yeni statüsü ile çalışmalarına devam etmemesi için hiç bir sebep yok. Yapılan açıklamalardan anladığımız da, bu deneyimin korunacağı yönünde. Yabancı muhataplarımızla bu konu özelinde görüşmüş değiliz. TÜSİAD olarak DEİK ile çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yeter ki, kamu dışındaki kurumların hangisi hizmet kurumudur, hangisi temsil kurumudur, hangisi özeldir hangisi yarı kamudur? Bu konularda kafa karışıklığına mahal veren düzenleme ve uygulamalar olmasın.Haluk Dinçer'in kaldırılmasını istediği 4'üncü maddenin kapsamı şöyleKılık ve kıyafet sınırlamaları MADDE 4 - (1) Öğrenciler;a) Öğrenim gördükleri okulun arması ve rozeti dışında nişan, arma, sembol, rozet ve benzeri takılar takamaz,b) İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetler giyemez,c) Yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez,ç) Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek giyemez,d) Siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamaz ve giysileri giyemez,e) Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunur, makyaj yapamaz, bıyık ve sakal bırakamaz. 3üncü maddenin altıncı fıkrası hükümleri saklıdır.T24
Galatasaray Moral Depoladı
Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ile Galatasaray Spor Toto Süper Lig'in 5.haftasında kozlarını paylaştı.Kadir Has Stadı'nda oynanan zorlu mücadelede sarı-kırmızılılar 2-1'lik galibiyete ulaştı.Galatasaray'ın gollerini 52. dakikada Burak Yılmaz ile dakikalar 67'yi gösterdiğinde frikikten Wesley Sneijder kaydederken, Erciyesspor'un golü 81'de Caner Osmanpaşa'dan geldi.Alınan bu sonucun ardından Erciyesspor 3 puanda kalırken Galatasaray ise 10 puana yükseldi.Ligin bir sonraki haftasında Bülent Korkmaz'ın öğrencileri deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaşacak olurken, sarı-kırmızılılar Türk Telekom Arena'da Fenerbahçe'yi ağırlayacak.ERCİYES'TE 2 EKSİKEv sahibi Erciyesspor'da sakatlıkları bulunan Jacques Zoua ve İlhan Parlak bu karşılaşmada forma giyemedi.Konuk ekip Galatasaray'da ise sakat ve cezalı oyuncu bulunmazken Emre Çolak, Gökhan Zan, Hakan Balta ve Bruma teknik direktör Cesare Prandelli tarafından Kayseri'ye gelen kafileye dahil edilmedi.ESKİ TAKIMINA KARŞIGalatasaray teknik direktörü Cesare Prandelli, sezon başında Erciyesspor'dan transfer edilen Yasin Öztekin'e ilk 11'de görev verdi.Geçen sezon Erciyesspor formasıyla gösterdiği performansın ardından sezon başında Galatasaray'a transfer olan Öztekin'i, Prandelli eski takımına karşı yapılan maçta ilk 11'de görevlendirdi. Öztekin, ileri uçta Burak Yılmaz ve Olcan Adın ile takımı için gol aradıNECATİ HARCADIErciyesspor, Galatasaray'ın ataklarını engellerken bir yandan da rakip kalede gol aradı. İlk tehlike Necati Ateş ile geldi. 14. dakikada ceza alanı üzerinde Muslera ile karşı karşıya kalan Necat'nin şutuna Chedjou müdahale ederken mutlak bir golü önledi.YASİN NET FIRSATI HARCADI!Kanatlardan etkili olmaya çalışan Galatasaray, rakip kalede gol arasa da ilk devrede sadece net 1 fırsat yakalayabildi.Felipe Melo, savunma arkasına koşu yapan Yasin Öztekin'i topla buluştururken, net bir gol kaçtı. 24. dakikada ceza alanı içinde kaleci Gökhan ile karşı karşıya kalan orta saha oyuncusu, topu kalecinin üzerine vurunca skor 0-0'da kaldı.İlerleyen dakikalarda daha dengeli bir oyun oynanırken savunma oyuncularının başarılı hamleleri, etkili pozisyonları önledi ve ilk devre golsüz tamamlandı.BURAK YILMAZ ÖNCE KAÇIRDI, SONRA...Galatasaray ikinci devreye etkili başlarken henüz ilk dakikalarda Burak Yılmaz gole yaklaşan isimdi.Rakip savunma arkasına çok iyi kaçan Burak'a atılan pasta golcü futbolcu topu göğsüyle alıp ceza alanına girdi ama karşı karşıya pozisyonda vuruşu sağ direğin dibinden dışarıya gitti.Sarı-kırmızılılar golü ise kornerden buldu! 52. dakikada kullanılan köşe vuruşunda Selçuk'un ceza alanına ortasında Semih topu kafasıyla kale sahasına indirdi. Burak topu kontrol etmek isterken top biraz yükseklik kazandı ama Burak yükseklik kazanan topu ayağıyla ağlara gönderdi.SNEIJDER FRİKİKTEN YAZDITeknik direktör Cesare Prandelli son yarım saatlik bölümde Yasin'in yerine Hamit Altıntop'u oyuna sürdü. Erciyesspor'da ise Edinho ve Kader Mangane oyundan çıkarken Cem Can ve Barış Memiş sahaya girdi.Değişikliklerin ardından Galatasaray'da Wesley Sneijder skoru 2-0'a taşıdı. 67. dakikada kaleyi karşıdan gören noktadan şutunu çeken Sneijder, Gökhan'ı mağlup ederek harika bir frikik golüne imzasını attı.MELO ISKALADI, FARK 1'E DÜŞTÜSon bölümde savunmasında ciddi boşluklar veren ev sahibi ekip, sarı-kırmızılılara birçok fırsat sağladı ancak Galatasaray hücumda organize olamayınca goller kaçtı.Ev sahibi ekip 81'de kullandılan kornerde ise farkı 1'e düşürdü. Ceza alanına yapılan ortada savunmanın karşıladığı topu ceza alanı içi son çizgi yakınlarında Murat aldı ve kale sahasına pasını verdi. Melo'nun ıska geçtiği topa Caner yakın mesafeden vurarak golünü attı.Son dakikalarda Erciyesspor daha fazla risk alırken, Prandelli; Sneijder'in yerne Dzemaili'yi oyuna aldı.Çabalar sonuç vermezken mücadele Galatasaray'ın 2-1'lik üstünüğüyle bitti.Sporx
Reklam
Can Candan, Altın Portakal Belgesel Jüri Başkanlığı'ndan Çekildi
‘Gezi belgeseli ‘ Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’in Altın Portakal Film Festivali’nde sansürlenmesine karşı ilk somut tepki, Ulusal Belgesel Yarışması Ana Jüri Başkanı Can Candan’dan geldi. Candan, yönetmenliğini Reyan Tuvi’nin yaptığı belgesel filmin sansürlenmesine tepki olarak görevinden çekildi.Belgesel yarışması ana jüri başkanı, “Sansürün, sorumsuzluğun, manipülasyonun ve baskının olduğu yerde ben yokum” ifadelerini kullandı.Candan, yaptığı yazılı açıklamada yaşanan süreci dikkatle takip ettiğini belirtip, festival komitesinin ön jürinin iradesine müdahale etmesinin meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve festival yönetiminin de sorumluluğu yönetmenin üzerine atarak sansüre ek olarak bir de Tuvi üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı.Candan , “Varılan bu noktada Ulusal Belgesel Film Yarışması Ana Jüri Başkanı olarak benim gönül rahatlığıyla görevime devam edebilmem ve 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin bir parçası olabilmem mümkün değildir” ifadelerini kullandı.AKP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen festivalin yönetimi, Reyan Tuvi’nin belgeselini ön jüri tarafından yarışmaya değer bulunmasına rağmen Türk Ceza Kanunu’nun şahsa ve cumhurbaşkanına hakaret suçlarını düzenleyen ‘125. ve 299. maddelerine aykırı ifade ve içerik’ nedeniyle yarışma programına alınmamıştı. Yönetimin bu kararı, ön jüride bulunan üç ismin yazılı açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.Yönetim dün yazılı bir açıklamayla kararını filmde ‘insan haklarının rencide edilmesi’ ne bağlarken, aynı zamanda festival komitesinde görev alan SİYAD Yönetim Kurulu Genel Başkanı Alin Taşçıyan da Diken’e ortada sansür değil, filmi korumaya yönelik bir karar bulunduğunu söylemişti.SİYAD üyesi 59 yazar da bugün yazılı açıklamayla sansürü protesto edip, ‘Çağdışı, kabul edilemez’ demişti.Bir protesto da festivalde jüri üyesi olarak görev yapan 11 isimden gelmiş, ortak açıklamayla, kararın geri alınması istenmişti.Ulusal Uzun Metraj Film Yarışma Jüri Başkanı Yılmaz Erdoğan ise ‘ortaya karışık’ konuşmuş, bir yandan, “Sansür varsa ben yokum” derken, bir yandan da, kendisinin söz konusu kararla ilgisinin bulunmadığını söyleyip filmin tekrar değerlendirilerek uzlaşmaya varılmasını önerdi.Diken
MOD | Türk Yapımı Kısa Film
1987 yılında Bodrum’da doğan ve bu güne kadar yayınlanmış 3 kitabı bulunan Deniz Tarsus, sinema alanında da edebiyattaki kadar iddialı olduğunu MOD filmiyle bizlere gösteriyor.Yeryüzündeki dengelerin bozulduğu, insanların hayal kurmaya güçlerinin kalmadığı bir dönemde, kendilerine zarar verme pahasına bir makinadan destek alıp mutlu gelecek hayallerine erişen bireylerin hikayesi bu. Distopik olarak nitelendirebileceğimiz MOD, hikayesi kadar hikayenin işlenişiyle de övgüyü hak ediyor. Ülkemizde çekilen bazı uzun metraj filmler bile görsel efekt anlamında çok amatörken, imece usulü çekilen bu kısa filmde her saniyenin ayrıntılı bir şekilde düşünülüp, üzerinde ince ince çalışıldığı belli oluyor. Filmin görsel efektlerini yapan Ethem Onur Bilgiç’in görüntü yönetmenliğini de üstlenerek temelden müdahele edebilmesi ortaya çıkan sonucun bu kadar başarılı olmasında önemli bir etken olmuş. Mekan, kostüm, aksesuar gibi incedetayların atmosferi destekliyelim derken sırıtma ihtimali çok yüksektir fakat MOD’da, bütün bunlar olabildiğine sade ve tamamlayıcı. Filmde fon olarak kullandığı karanlık gelecek tablosunun ucunu özelikle açık bırakan Tarsus, asıl derdinin o dünyada yaşayan birisinin hikayesi olduğunu söylemeye çalışıyor bize.    Sanat alanında kaliteli üretimin imkanlardan ziyade, harcanılan enerjiyle doğru orantılı olduğuna inanırım. MOD, bu durumun en güzel örneklerinden. 2013 yılında Cannes Film Festivali’nde Türkiye Masası’ndada gösterilen, yerli ve yabancı festivallerde gösterilmiş ve çeşitli ödüller de toplamış olan film, bu günlerde Varvara isimli, sünger avcılarının hikayesini işleyecek bir belgesel üzerinde çalışan Deniz Tarsus ile tanışmak için güzel bir fırsat.
Reklam
Gürkan Şef'ten Kurban'da Lezzet Tüyoları
Kurban Bayramı gelir de kavurma yapılmaz mı? “Bir türlü beceremiyorum, ya lastik gibi ya da taş gibi oluyor.” diyenler için ete dair ne varsa Türkiye’nin diplomalı ilk kasabı, ünlülerin etçisi Gürkan Şef’e sordum. Hem kavurdu hem cevapladı.Yemek Bahane'nin bu haftaki konuğu Türkiye'nin ilk diplomalı kasabı Gürkan Topçu. Nişantaşı'ndaki mekanında ziyaret ettiğim Gürkan Şef bildiğiniz üzere kısa süre önce Kanal Türk ekranında ‘Mangal Zamanı' adlı yeni bir programa başladı. Her hafta bir ünlüyle mangal eşliğinde sohbet eden ve izleyicileriyle mangal yapımına dair püf noktaları paylaşan ‘etin jönü’nü yakalamışken ve hazır da Kurban Bayramı'yken ete dair bilinen bilinmeyen ne varsa sordum. Nefessiz geçen söyleşimiz sonrası Kurban Bayramı'nın olmazsa olmazı kavurma pişirdi Gürkan Şef, her adımında yapılan hataları anlattığı kavurmayı yedirmeden de göndermedi bizi. Bu arada suşiden hoşlanmayan şefimiz kendi icadı etşisini ve son günlerde ünlü futbolcularla meşhur olan ilik suyunu da tattırdı bana. Et suyunu meyve suyu gibi içmek biraz garip gelse de hoşuma gitti. Etşiye gelince benim gibi karpaçyodan hoşlanmayanlara şiddetle tavsiye ederim. Dış panesi susamla, iç dolgusu ise göbek marul, özel bir sos, salatalık ve avakodo ile yapılan, yanında galeta ve soya sosuyla servis edilen etşiye bayıldım. Kısa keseyim. Biliyorum daha et kesecek kavurma yapacaksınız. Son bir tavsiye; bu röportajı okumadan kavurma pişirmeyin sakın. Zira Gürkan Şef bir sürü tavsiyesi var sizlere. Bayramınız mübarek, kavurmanız lezzetli olsun.Türkiye’nin diplomalı ilk kasabısınız. İngiltere’de et akademisini bitirmişsiniz. Kasaplık hayalleri süsleyecek bir meslek değil. Çocukken sorduklarında kasap olmak istiyorum demiyordunuz herhalde değil mi?Hayır, ama yalnızca et yemeği değil doğramayı da çok severdim. Ailem gıda işiyle uğraşıyor. Sebze meyve topluyor. Bu açıdan mutfağa uzak değildim. Ama etle ilgilenen yoktu. Kurban bayramlarında çocuklar hayvan kesilirken uzaklaşır ya da uzaklaştırılır. Ben acayip meraklıydım. Durur izlerdim. 11 yaşımda başladım et doğramaya. Kasapla birlikte deri yüzerdim. Denizliliyim, Anadolu’da büyümüş biri olarak antrikot, bonfile vs. nedir bilmem zordu ama kendi kendime et keşfi yapardım. Burası çok lezzetli, burası çok yumuşak derdim.Anneniz kızmaz mıydı et doğramanıza?Hayır, 13 yaşıma geldiğimde evde etle ilgili bütün işleri ben yapar, etleri ben doğrar olmuştum.İtalya’ya mutfak eğitimi almaya gidip bir ay sonra geri dönmüşsünüz. Makarna ve pizza kesmedi mi sizi?(Gülüyor) Aynen. Makarna ve pizza değildi içimdeki aşk. Doğru zamanda doğru insanlarla tanıştım ve kararımı et eğitimi almaktan yana kullandım. Cenab-ı Allah yeniden dünyaya getirse yine bu mesleği seçerdim. Günde abartısız en az 16 saat çalışıyorum.Gözünüzü et bürümüş desenize…(Gülüşmeler) Kırmızı etle ilgilenmeyi de, yemeyi de çok seviyordum. Etçilim, aslan burcuyum.Et okulu açarsınız artık…İnşallah. 2015 yılı hedeflerim arasında hem bir et sanatları akademisi hem de kırmızı et ve steak hakkında A’dan Z’ye her türlü bilginin yer aldığı bir kitap projesi var. Akademi projesiyle hem bu mesleğe gönül vermiş gençlere eğitim vereceğiz hem de şubelerimizde çalıştırılmak üzere kendi şeflerimizi yetiştirmiş olacağız.Eskiden ayağını bacağını kıran, ya kırıkçıya ya çıkıkçıya giderdi. Şimdi kırığını alan size geliyor…(Gülüyor) Et suyu daha doğrusu ilik suyu içmeye geliyorlar. Kemikler çabuk kaynasın, güçlensin diye. Aslında herkesin bildiği bir şey ama ünlü futbolcular içti diye patladı bir anda. Ayrıca sadece bu maksatlı değil, et yemeye başlamadan önce minik shot bardaklarında bundan ikram ediyoruz ki midemiz ete hazırlansın. Kış mevsimi için ise doğal antibiyotik.Fenerbahçeli futbolcu Caner Erkin, sakatlığı sonrası sizden 12 litre et suyu satın almıştı. Ne var Allah aşkına içinde bu kadar etkili?Kaval kemiklerini kök sebzelerle birlikte 72 saat boyunca kaynatıyoruz. Ardından süzüp 1 gün dinlendiriyoruz. İçinde inanılmaz bir emek var. Başka futbolcu arkadaşlarımız da geliyor. Oyuncular da. Şükrü Özyıldız da küçük bir çatlak problemi yaşamıştı. Bir buçuk ay her gün içti.Ünlülerden konu açılmışken kim ne yer ne sever?Alişan, kuzu pirzola çok sever. Hayatımda bu kadar kuzu pirzola âşığı bir insan görmedim. Hastası resmen. Çok et tüketiyor. Gerçi şu ara ameliyat oldu, az ama sık yiyerek devam ediyor. Şükrü Özyıldız, bonfileci. Ayrıca iliği acayip seviyor. İlik suyuyla pişirilmiş eti ver bir kilo yer tek oturuşta. Haftada dört gün yiyor bunu. Burak Yılmaz, lokumcu. Caner, sakatlığından dolayı daha çok kuzu incik ve soslu etler yiyor. Işın Karaca da lokumcudur.Yiyecekleri eti onlar mı seçiyor, siz mi yönlendiriyorsunuz?Hepsini uzun zamandır tanıdığım için ne yiyeceklerini gayet iyi biliyorum. Bu yüzden geldiklerinde sipariş almam kesinlikle.Mekânın girişinde ünlülerin isimlerinin yazılı olduğu camdan bir dolap var…Bu ilk olarak Avustralya’da yapılan bir sistem. Kuru dinlendirme olarak adlandırılıyor. Etleri isim ve tarihleyip asıyoruz. Karşısında da Himalaya tuzundan oluşan bir duvar var. Dolabın içi 0-2 derece. Tuz etin nemini alıyor ve kurumasını sağlıyor. Etler 28 günde kuruyor. Süre dolduktan sonra sahibini çağırıyoruz süre doldu gel ye diye. Grup olarak yenmesi lazım. Çünkü kesildi mi bitmek zorunda.Herkesi ete doyuruyorsunuz, siz ne yersiniz?Her gün et yiyorum. Diyebilirim ki 365 günün 360 günü ete dokunan, yiyen biriyim.Dikkat edin, et komasına girmeyesiniz…Yıllardır böyle. 3 ayda bir sağlık kontrolünden geçiyorum. Allah’a şükür hiçbir sağlık problemim yok. Güne sucuk ile başlıyorum. En az 200-250 gram sucuk yiyorum. Toplamda günde bir kilo 200 gram et tüketiyorum.Maşallah!20 çeşit menü var burada. Her birinden 80 gram yeseniz bir kilo altı yüz gram yapar. Demek ki 50 gram yiyorum. Tadına bakmak zorundayım. Sonuçta işim bu. Yeni bir ürün geliyor vs.Katlanamadığınız bir et yemeği var mı?Olabilir mi? Hepsine bayılıyorum.Steak houselarda neden etler ya az pişmiş ya da kanlı oluyor?Eti ne kadar pişirirseniz o kadar lezzeti gider.Biz kadınlar da tam tersini düşünüyoruz ama…Bu arada steak houseların et restoranlarından farkı ne?Steak demek doğal et demek. Steak houselarda yapılan etin içine hiçbir baharat girmez. Sadece yağ ve tuz. Et servis edilirken ara sıcaklar falan gelmez önden. Yanında sadece salata olur.Et pişirmeye dair püf noktalarıDana ve kuzuyu birlikte pişirmeyin: Zira biri yumuşak, biri serttir. Lezzetler yenik çıkar o etten keyif alınmaz.Dana etini önce haşlayıp sonra kavurmayın: Yumuşasın ve daha kolay pişsin diye bu yönteme başvuruluyor ama oldukça yanlış. Çünkü etin bütün lezzeti suyunda kalıyor.Kavurma yaparken bunlara dikkat!-Kavurma için sac, döküm tava da kullanılabilir ama çelik olması çok daha iyi, çünkü ısıyı çok daha hızlı alır. Döküm geç ısınır. Et çelik tencerede daha keyifli pişer.-Teflon tavada kavurma kesinlikle yapılmamalı. Teflon tava yeterli ısıyı sağlayamadığı için mühürlemeyi gerçekleştiremeyecek, bu yüzden etiniz suyunu tavaya bırakacak. Siz etinizin piştiğini zannedeceksiniz oysa bu sırada sıvı kaybediyor olacak. Sıvı kaybetmesi lezzet kaybı da demek.-Tencere iyice ısıtıldıktan sonra (hafiften dumanlar yükseldiği zaman) sırasıyla önce kavram yağı, sıvısı çıktıktan sonra da (iyice sarımtırak bir hal aldığı ve kuruduğu vakit de) etler eklenmeli. Sadece kavurma yaparken değil, sebze yemeklerinde bile tencere soğukken malzeme asla tencereye konulmamalı.-Neden yüksek ateş? Çünkü bir nevi mühürleme işlemi yapılmış oluyor. Mühürleme neden önemli? Çünkü bu işlemle sıvı, etin içine hapsedilir. Bu şekilde de et yumuşak ve lezzetli olur. (Et yemeklerinde ve ızgaralarda yüksek ateş gerekli.)-Kavurma yaparken et de yağ da eşit parçalar halinde doğranmalı ki parçalar eşit sürede pişsin. Aksi takdirde küçükler daha erken pişecek büyük parçayı pişireyim derken de küçükleri yakacaksınız.-Kavram yağı kavrulduktan ve sıvısını tencereye bıraktıktan sonra tüm taneleri tencereden alınmalı. Zira etler ilave edildiğinde, et pişerken yağ yanıp siyah noktalar haline dönüşebilir.-En önemli püf noktalarından biri tuz. Izgaralık ette iri taneli tuz kullanılmalı (kaya ya da deniz tuzu), etli tencere yemeklerinde ise sofra tuzu. Izgaralık ette tuz önceden atılırken tencere yemeklerinde ise sonradan konulmalı. Bu yüzden kavurmaya da tuz en son eklenmeli.-Kuzu kavurma yapıyorsanız kuzu etinin o keskin kokusunu yumuşatmak için kavururken bir miktar limon sıkabilirsiniz. Asidik özelliği olduğundan bu kokunun gitmesine yardımcı olacak. Birkaç dal biberiye de ilave edilebilir.Ne kadar yağ o kadar lezzet!En iyi kurban kavurması hayvanın neresinden olur?Koldan. Buttan da olur ama kol buta göre daha lezzetlidir. Çünkü but kaslı olabilir. Kolda ise kas mevcut değildir. Bu yüzden kol etiyle yapılan kavurma çok daha keyiflidir.Küçükbaş büyükbaş fark eder mi?Hayır. Sonuçta anatomileri aynı.Uzmanlar kavurma yaparken yağa dikkat diyor, yağsız mı kavrulmalı et?Ben yağı, eti lezzetlendirmek için kullanıyorum. Piştikten sonra zaten posa haline geliyor. Hoşlanmayanlar ya da sağlığına dikkat edenler çıkarabilir. Sıvılaşan kısmı lezzet katıyor, bize de lazım olan bu kısım. Dana etinin sırt kısmından elde edilen antrikotun kenarında yer alan yağ da ızgara yapılırken çıkarılmamalı, lezzetsiz olur. Piştikten sonra isterseniz yemeyin. Yağ, ızgarada pişen etin hava almasını sağlıyor.Kavurmaya kattığımız yağ kuyruk yağı mı?Hayır, kavram yağı. İç bölgeden, böbreklerin üzerinden çıkan yağ ama kuyruk yağı da kullanılabilir.Kurban etinin ne zaman yeneceği konusu her sene tartışılır. Uzmanlar dinlendirilmesini söylüyor. Etin ustası ne diyor?Kurban kesildikten sonra âdet yerini bulsun diye akabinde kavurma yapılır. Sakatat kısmını ise akşam tüketilmeli. Ancak normal koşullarda kurban kesildikten sonra dört parçaya ayrılmalı, delikli tülbent bezine sarılarak artı dört dolabında (dipfrizde değil) 72 saat dinlendirilmeli.Meraklı çocuk gibi olacak ama eti neden dinlendiriyoruz, ne oluyor dinlendirince?Kurbanınız kesildikten sonra et seğirmeye devam eder. Yani kaslar hâlâ yaşar. Kaslarının ölmesi için en az 48, en fazla 72 saate ihtiyaç var. Kaslar öldükten sonra et parçalanmalı. Bu şekilde zayiat yani lezzet kaybı daha az olacaktır. Ayrıca dinlenmiş eti kesmek, kürek kemiğinden ayırmak çok daha kolay olur. Taze taze kestiğinizde kemik etin içine girebilir. Etin kendini çekmesi lazım. Dinlenmiş et elle bile kemiğinden ayrılabilir.Hangi eti ne yapmalı?Bonfile, antrikot, kontrfile asla tencere yemeklerinde kullanılmamalı. Kemikli büyük etler kesinlikle ızgaralık olmalı. Kaburga kısmından pirzola, but, gerdan ve incikten haşlama, koldan kavurma, antrikottan ızgara. Döş kısmından ise kıyma çektirilmeli. Tek seferlik kullanımlar için kıyma 250, 500 gram ve 1 kiloluk olarak paketlenmeli. Fazlası buzluktan çıkarıldığında kullanılmazsa bir dahaki sefere lezzet kaybına uğrar. Döş kısmından çektiğimiz kıyma dolma için uygun. Dolmalık kıyma ise dişe gelir olması açısından tek sefer çekilmeli. Köftelik ise iki sefer çekilebilir.En değerli parçası neresi?Kuzu ve dana küşlemesi yani bonfilesi çok kıymetlidir.Neden değerli?Sırt kısmında 2 kemik arasındaki uzantıda sıkıştığı için çok yumuşaktır. Hayvan hareket ettikçe et kasa dönüşür ama bu bölgedeki et kemik arasında sıkıştığında, hareket etmez dolayısıyla kas oluşmaz. O yüzden insanların tercihi hep bonfiledendir ama favorim antrikot. Çünkü ne kadar yağ o kadar lezzet.Lezzetli et pişirmenin altın kuralı nedir?3 kuralı var: Doğru kasap, doğru et, doğru ekipman.Zaman
Fitch, Türkiye'nin Görünümünü Durağanda Bıraktı
Fitch, Türkiye'nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyede tuttu, görünümü durağanda bıraktı.Fitch raporunda enflasyonun Merkez Bankası'nın beklentilerinin üstünde seyretmeye devam ettiğini belirtirken, seçim sonrasında ekonomi yönetiminin de değişmemiş olmasının yapıcı olduğunu ifade etti.Fitch Ratings'in açıklamasında bölgedeki jeopolitik riskin Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyecek düzeyde olmadığı görüşüğüne yer verildi.Derecelendirme kuruluşu Fitch Türkiye’nin BBB- kredi notunu teyit etti. Görünümü durağan’da bıraktı. Fitch, Türkiye’nin kredi notunu 5 Kasım 2012′de BB+’dan yatırım yapılabilir seviyesi olan BBB-’ye yükseltmişti.T24
Dolar 2.30 TL'yi Gördü
ABD tarım dışı istihdam verisinin eylül ayında 248 bin kişi çıkmasının ardından dakikalar içinde 2.30 TL'yi aştı.Piyasalar yurtiçinde bayram havasına girerken yurtdışı gelişmeler başta Türk Lirası olmak üzere birçok yatırım aracında sert dalgalanmalar yarattı.ABD'de eylül ayında tarım dışı istihdam verisi eylül ayında 248 bin kişi gerçekleşerek 215 bin olan beklentileri çok aştı.Bunun üzerine dolar dakikalar içinde TL'ye karşı değer kazanmaya başladı. Veri öncesi 2.27 TL'de seyreden dolar verinin açıklanmasının ardından hemen sonra 2.3017 TL'ye kadar çıktı.Dolar 15:55 itibariyle 2.2990 TL'den işlem görüyor.Uzmanlar tarım dışı istihdam verisinin ABD için olumlu çıkması durumunda 2.30 TL seviyesinin aşılabileceğini, bir sonraki kritik seviyenin 2.33 TL olduğunu belirtiyor.BİST 100 endeksi ise bayram tatiline girdiği için birinci seansta 74 bin 384 puandan kapadı ve şimdilik ABD verilerinden etkilenmedi.FAİZ ERKEN ARTACAK ENDİŞESİABD tarım dışı istihdam verileri ABD ekonomisinde güçlenmeye işaret etmesiyle önem taşıyor. ABD ekonomisinin hızlı toparlanması ile Amerikan merkez bankası'nın (Fed) 2015 Haziran ayı yerine daha erken faiz artıracağı düşüncesi de güçleniyor. Bu beklenti Eylül ayında TL'nin yüzde 6'ya yakın değer kaybetmesine yol açmıştı. Türkiye ile birlikte Brezilya Reali ve Endonezya Rupisi gibi para birimleri de yüzde 4-7 arasında değer kayıpları yaşamıştı. Hürriyet
Altın Portakal'ın Salt Film Festivali Olmadığını Kanıtlayan 7 Olay
Ülkemizin en popüler ve en fazla kıymet gören 'film' festivali Altın Portakal uzun yıllar boyu polemik ve tartışmaların da odak noktası oldu aslında. Geçtiğimiz senelere dair hatırımda kalan bu olayları yan yana koyunca en son Altın Portakal'da ne zaman yalnızca filmleri konuştuğumuzu unuttum ve aşağıdaki liste doğdu.
Reklam