‘Türk Devleti İşletme, Şirket, Holding Değildir’
Basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir'' sözlerine yanıt verdi. Bahçeli, ''Türk devleti işletme, şirket, holding değildir. Türk devlet geleneğinde kârı odak alan A.Ş. özelliği de yoktur olmamıştır' dedi.Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları:Kendi kariyer planlamasından başka gözü bir şey görmeyen Erdoğan, Türkiye’ye dolar şoku yaşatmıştır. Doların artışına rağmen Şubat ayında ihracat yüzde 13 azalmıştır. Orta vadeli program mart ayı dolmadan çökmüştür. AKP’nin ekonomi planları yırtılmıştır. Ağırlaşan sefalet şartları alarm zilleri çalmaktadır.AKP’nin ekonomi politikaları vatandaşımızı perişan etmiştir. Erdoğan’ın dengesiz ve densiz açıklamaları Türkiye ekonomisini yoğun bakıma sokmuştur. Kazanan faizciler, rantiyeciler, döviz stokçularıdır. Kazanan dolar milyarderi Erdoğan, sevinen hırsız çetesidir. Dünyada petrol fiyatları düşerken ülkemizde düzenleme adı altında fatura kabarmıştır.AKIL HOCALARININ FISILDAMASIYLA MB İLE UĞRAŞTIDöviz artışına çanak tutan AKP’nin ilkesiz ve düşüncesiz adımlarıdır. Devletin tepesinde yaşanan atışma ve anlaşmazlıklar vatandaşımıza vahim şekilde sirayet etmiştir. Erdoğan’ın Başbakan Yardımcısı ve MB Başkanı'nı tahkir etmesi yanındakilerin tavsiyesiyle olmuştur. Akıl hocalarının fısıldamasıyla MB ile uğraşan Erdoğan aynı zamanda bu kurumun bağımsızlığını gölgelemiştir. Erdoğan artık kriz çıkaran bunalım icat eden bir konuma alçalmıştır.. Türk milleti bu adama tahammül etmeyecektir.ÇELİMSİZ VE ÇEYREK BAŞBAKANÇelimsiz ve çeyrek Başbakan siyasi ve ekonomik göstergeleri tersine çevirmek için muazzam bir Türkiye karşıtı kampanya olduğuna dikkat çekmek istemektedir. Madem Türkiye karşıtı kampanya varsa Davutoğlu apar topar ABD hükümetinin haberi bile olmadan New York’a neden gitmiştir. Başbakan beyhude yere çabalamaktadır, çünkü inandırıcılığı sıfırdır.HER ŞEY TATLIYA BAĞLANACAKSA BU KRİZE NE GEREK VARDI?Sonunda her şey tatlıya bağlanacak idiyse bu kadar krize ne gerek vardı. Milyonların vebalini kim taşıyacak? Suçlu kimdir? Döviz lobisine uşaklık yapan kimlerdir? Dövizdeki fahiş artış Erdoğan için ballı börek olabilir ancak milletimiz için vahim bir eziyettir. Uyanan milli ruh gerçekleri görmüştür. Dövizin, işsizliğin hesabı 7 Haziran’da sorulacaktır.Türk milleti bizimle kol kola girerek saray soytarılarıyla yollarını ayıracaktır.TÜRK DEVLETİ ŞİRKET DEĞİLDİRTürk devleti işletme, şirket, holding değildir. Türk devlet geleneğinde kârı odak alan A.Ş. özelliği de yoktur olmamıştır. Devlet, şirket gibi yönetilmeyecektir. Erdoğan dilinin ucuna ne geldiyse fütursuzca söylemektedir.Erdoğan sonunda içindeki derdi de söylemiştir. Konuşma yapan bu şahıs ''Bir A.Ş. nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir'' demiştir. Erdoğan ya ruhen iflah olmaz bir hastalığın pençesindedir ya da aklını mantığını yemiş bitirmiştir.CUMHURBAŞKANI ETTİĞİ YEMİNLERİ ÇİĞNEDİTürkiye Cumhuriyeti’nin şirket gibi yönetilme hedefi itiraf edilmemiş bir rejim değişikliği hedefini deşifre etmektedir.Erdoğan ecdat yadigarı bu devleti kimlere bölüştürmeyi hedeflemektedir. Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir körlük ve ucubeliktir. Erdoğan meydanı boş bulmuştur. Türkiye Erdoğan karanlığı ile boğuşmaktadır. Cumhurbaşkanı ettiği yeminleri tamamen çiğnemiştir.BÖYLE GİDERSE YURTDIŞINA KAÇMASI SÜRPRİZ OLMAYACAKTIRErdoğan artık görevini kötüye kullanmaktan sorumlu ve suçludur. Cumhurbaşkanlığı makamı bize göre işgal altındadır. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi için gece gündüz zehir kusmaktadır. Haddini aşmış, kırmızı çizgiyi geçmiştir. Öyle kontrolden çıkmış, öyle gözünü hırs bürümüştür ki her şeyi kendine hak görmektedir. “TC’yi tek taraflı feshettim” dese kimseden ses çıkmayacaktır. Erdoğan musibeti Türkiye’yi mahvolmanın eşiğine getirmiştir. Böyle giderse Erdoğan’ın Zeynep Abidin Bin Erdem gibi yurt dışına kaçması kimse için bir sürpriz olmayacaktır. Çünkü gidişat onu göstermektedir. Söylediği yalanlar cepheleşmeyi tetiklemiştir. Maalesef MİT basit bir hafiye teşkilatı haline getirilmiştir.DİYARBAKIR'A GİDİNCE 'KÜRT SORUNU' DİYEN, BALIKESİR'İ GÖRÜNCE BUNU İNKAR EDEN...''Kürt sorunu herkesten önce benim sorunumdur'' diyen yalancı Erdoğan’dır. Diyarbakır’a gidince Kürt sorunu diyen Balıkesir’i görünce bunu inkar eden Erdoğan’ın artık çark makinesi kıvırma üstadı olduğu bellidir. Kimse kurtulamayacaktır. Erdoğan ve AKP hükümeti milli güvenliğimiz için PKK kadar tehlikelidir. Talihsizliktir ki milletin bekası için duyulan kaygılar 1910’ların Türkiye’si ile örtüşmeye başlamıştır.UYARIYORUM, HERKES AYAĞINI DENK ALSIN, SABRIMIZI YANLIŞ ANLAMASINUyarıyorum herkes ayağını denk alsın kimse sabrımızı yanlış anlamasın. Nevruz’da Türkiye yeniden dirilecek yüklerinden kurtulacaktır.Ajanslar
Ekonomi Bakanı Olarak Türkiye Ekonomisini Kurtarabilecek misin?
2015, dünya genelinde bir ekonomik durgunluk portresi çizdi, maalesef Türkiye de bu negatif iklimden etkilenen ülkelerden. Doların TL karşısında 2.65 düzeyini görmesi, Borsadaki durağan tablo ekonomimize yönelik endişeler doğurdu.Peki bundan nasıl kurtulacağız? Gemiyi ekonomi alanında son derece deneyimli, Türkiye gündemini iyi okuyan bir teknokrat olarak bildiğimiz bir isme, sana emanet etmeye karar verdik. Bakalım Türkiye ekonomisini kurtarabilecek misin... Göreve geldiğin gün ofisinde oturup ülkenin genel ekonomik seyrini düşünürken, iki seçeneğin var.
Güneşten Elektrik Üretimine Yatırım Yapmak İçin 5 Neden
Yenilenebilir enerji kaynaklarında yatırım yapmak isteyen insanların karar vermekte zorlandıkları konudan biri hangi yöntemle enerji üretimi yapmalıdır.  Nitekim elektrik üretim sistemlerininde kendine göre avantajlı ve avantajsız tarafları vardır. Bu yazımda solar sistem olan ges projelerini güneş enerjisi ile elektrik üretimi yapmak isteyenlere rehber olmasını diliyoruz.1. Bütçeye göre yada ihtiyaca göre sistem hazırlama imkanıDiğer elektrik üretim sistemleri çok yüksek oranda maliyetlere neden oluyor onun içinde özelikle bireysel ve kobi gibi isletmeler elektrik üretimi yapamıyor. Oysa ges sisteminde kendine göre 5000 dolarla bile sistem kurup elektrik üretimi mümkündür.2. Modüler ve taşınabilirdir.Diğer Sistemler kurulumda tam yapılmalı ve bir yere taşınması mümkün değildir. Oysa güneş enerji sistemler modüler olduğundan zamanla sisteme ek yapılmasına izin veriyor. Küçük sistem kurmak ve daha sonra ekleme yaparak elektrik üretimi artırılır. Taşınması kolaydır arzu edilirse sokulur ve başka bir yerde sistem kurulur. Ev taşıyanlar. Yazlık eve gidenler tatil. Tarımsal sulama. Hayvancılılık ve arıcılar. Yaylaya çıkanlar için uygundur.3. İsletme giderleri çok düşüktürDiğer sistemler daime takip edilmeli ve teknisyenler ile teknikerler  olmalıdır. Ayrıca sürekli bakim. Onarım tamir işlemleri çıkıyor ve bir sorun olduğunda üretim tamamen duruyor. 2 yılda bir reslerin dişli sistemlerin değişilmesi gerekiyor hareketli olduğu için bol bol sorun çıkarıyor oysa ges sistemlerinde sadece korumak ve temizliğini yapmak yeterlidir sistem konusunda teknik bilginiz olması gerekmez en basit elektrik bilgisi ile sistemi sökme ve tasıma durumunuz mümkün ayrıca hareketli parça yok onun için ariza denilen olay çok düşüktür panellerin birini zarar gelse de üretim  devam ediyor.4. Sürekli üretim olanağıDiğer enerji kaynakları da  geste olduğu gibi güneşe bağlı sistemlerdir. Uzun donem kuraklık ve mevsimsel değişimden  etkilenirler. Özelikle resler hava değişikliğinden  dolayı rüzgar olmaz ve üretim durur.  Ges sistemlerinde ise güneşin dogması yeterlidir. Ges sistemlerinin elektrik üretimi meydana gelmemesi için panellerin  kirli yada havanın kapalı gece olması lazım. Bu sistemler gece üretim yapamıyor. onun içinde gündüz üretilen enerjinin depolaması yada gece şebekeden enerji alması mümkündür. Depolama aküleri de sistem fiyatını artırıyor. 5. Sesiz ve çevrede kirlenme yapmazSolar sistemler sesiz ve çevreyi kirletmez hata zaman zaman dekor ve üretim bir arada olur. özelikle seralarda yazlıklarda. Villalarda çatıyı solar panelle kapadıklarında  hem dekoratif  ve elektrik üretimi bir arada olur. Diğer sistemleri biliyorsunuz zaten. siz orada olmasınız da otomatik üretim gerçekleşir ve her at hesabınıza para yatar. Simdi bir daha düşünün neden güneş panelleri ile elektrik üretimi yapmanın kolay ve rahatlığını . İster enerji üretimi yaparak satmak olsun  İsterseniz de evinizin is yerinizin elektrik  giderlerini sıfırlamak doğal gaz giderlerini azaltmak yada sıfırlama olsun ges yatırımını mutlaka düşünün. Unutmayın güneş fatura göndermez ama size para kazandırır. Ayrıca kendini amorti etmesi 5 yıl ortalama ve üretim 25 yıldan fazla devam ediyor.  kredi ile sistem finanse edilse kredi ödemesinden sonra  bile yatırımcıya para bırakırken kendini ödedikten sonra çok tatlı denecek para kazandırıyor.  Abit Gülistan 
İçerik Kurallarını Güncelleyen Facebook Atatürk Kriteri Getirdi
Dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg, paylaşılan içerikleri düzenlediği ‘Topluluk Standartları’na ‘Atatürk kriteri’ getirdiklerini açıkladı. Zuckerberg, “Türkiye’de Atatürk’e hakaret etmek yasadışı. Türkiye’nin kültürel ve tarihsel değerleri için Atatürk’e hakaret edildiğinde kaldıracağız” dedi.Facebook CEO’su Mark Zuckerberg, kendi Facebook hesabından yaptığı açıklamada ülkelerin kültürel ve tarihsel farkları arasında daha hassas davranabilmek için Topluluk Standartları’nı güncellediklerini ifade etti. Hürriyet'ten Ahmet Can'ın haberine göre, Zuckerberg, “Şu anda Facebook’un kullanıldığı ülkeleri tanımaya ihtiyacı var. Her ülkenin kendine has ifade sınırları var. Örneğin, Türkiye’de Atatürk’e hakaret etmek yasadışı. Almanya’da Nazilerin Yahudileri katlettiği inkâr edilemiyor. Veya Müslüman ülkelerde dine küfür etmek suç olarak kabul ediliyor. Bu yüzden Topluluk Standartları’nı güncelledi. Bu kriterlere uymayan içerikleri kaldıracağız” dedi.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
İşsizlik Aralık'ta yüzde 10,9 ile son 4 yılın zirvesinde gerçekleşti.TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılı Aralık döneminde 3 milyon 145 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 10,2 kadınlarda ise yüzde 12,6 oldu. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,9 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 20,2 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 11,2 olarak gerçekleşti.
Reklam
Fenerbahçe Forvetlerinden Yana Dertli
Fenerbahçe, forvetlerinin sadece 1 gol atabildiği son 4 maçta 8 puan yitirdi. Formsuz golcüler, ligde gol krallığı yarışında da geride kaldı.Spor Toto Süper Lig'de zirve yarışında kritik puanlar yitiren Fenerbahçe, forvetlerinin performansından dertli.Sarı-lacivertli takım, forvetlerinin sadece 1 gol atabildiği ligin son 4 maçında 8 puan yitirdi. İlk 11'in vazgeçilmez isimleri Emmanuel Emenike ve Moussa Sow, gol attıkları 20. haftadaki Gaziantepspor mücadelesinin ardından adeta sessizliğe büründü.Gaziantep deplasmanında forvetlerin de skora katkı yaptığı 5-0'lık galibiyetin ardından 23. haftadaki Galatasaray derbisinde forvet oyuncularından sadece Kuyt ile bir gol bulan sarı-lacivertli ekibin , son 4 maçta 4 golünün 3'ünü ise orta alan ve savunma oyuncuları Raul Meireles, Egemen Korkmaz ve Mehmet Topal kaydetti .Kadıköy'de 21. hafta mücadelesinde Akhisar Belediyespor'a 2-1 yenilen Fenerbahçe tek golünü Meireles ile buldu. 22. hafta Torku Konyaspor deplasmanından Egemen Korkmaz'ın golüyle 1-1'lik eşitliği yakalayıp bir puan çıkaran sarı-lacivertli takım, 24. haftada Gençlerbirliği maçındaki tek golünü Mehmet Topal ile kaydetti.Krallık yarışında yoklarSarı-lacivertli takımın formsuz golcüleri, gol krallığı yarışında da rakip forvetlerin gerisinde kaldılar.Beşiktaşlı Demba Ba ve Bursasporlu Fernandao'nun 15'er golle zirvede bulunduğu krallık yarışında, 14 golle Trabzonspor'un golcüsü Cardozo rakiplerini takip ediyor.Spor Toto Süper Lig'de Galatasaraylı Burak Yılmaz'ın 13, Akhisar Belediyesporlu Gekas'ın 12, Trabzonsporlu Mehmet Ekici, İstanbul Başakşehirli Semih Şentürk'ün ve Kardemir Karabüksporlu Traore'nin de 9'ar golü bulunuyor.Fenerbahçe'nin en skorer isimleri Kuyt ve Sow'un gol sayısı ise 8 olması dikkati çekiyor.24 maçın 10'unu boş geçtilerFenerbahçe'nin forvetleri, Süper Lig'de 24 maçın 10'undan suskun kaldı.Ligde 3. haftada 1-0 kazanılan Gaziantepspor, 4. haftada 2-0 kaybedilen Akhisar Belediyespor, 6. haftada 2-1 kaybedilen Galatasaray, 12. haftada 1-0 kazanılan Balıkesirspor, 14. haftada 1-0 kazanılan Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor, 15. haftada 1-0 kazanılan Mersin İdmanyurdu, 19. haftadaki Trabzonspor (0-0), 21. haftada 2-1 kaybedilen Akhisar Belediyespor mücadelesinde, 22. haftada 1-1 tamamlanan Torku Konyaspor ve 24. haftadaki Gençlerbirliği deplasmanında forvetlerden ses çıkmadı.Söz konusu maçlarda orta alan oyuncuları Emre Belözoğlu (2), Alper Potuk, Meireles (2), Mehmet Topal (2) savunma oyuncusu Egemen Korkmaz, sarı-lacivertli takımın gollerini attı.Emenike 21 maçta 4 golFenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın ilk 11 kurgusunun değişmez ismi Emenike, ligde forma giydiği 21 maçta sadece 4 kez golle buluştu.Ligin 1. haftasında ve 18. haftasında Kardemir Karabükspor'u 3-2 ve 2-1'lik skorlarla yendikleri, 8. haftada Beşiktaş'ı 2-0 geçtikleri ve 20. haftada Gaziantepspor'u 5-0 mağlup ettikleri maçlarda gol atan Nijeryalı forvet, ilk 11'de sahaya çıktığı maçların 14'ünde ise suskun kaldı.Sarı-lacivertli takımda geride kalan sezonda (2013-2014) 24 haftalık periyodu 9 golle geçen Nijeryalı oyuncunun skora katkısı bu sezon düşük kaldı.Sow ve Emenike'nin en son 20. haftadaki Gaziantepspor maçında gol attığı Fenerbahçe'de, genelde yedek kalan 4 gollü forvet Webo ise en son 3,5 ay önce 11. haftadaki Eskişehirspor mücadelesinde gol atmıştı.AA
Cem Uzan, İsviçre'yi Mahkemeye Verdi
Halen Fransa’da yaşayan Türk iş adamı Cem Uzan, tasarruflarını rızası olmadan Türkiye’ye iade eden İsviçre’yi mahkemeye verdi. Cem Uzan, İsviçre’den 300 milyon Euro’luk tazminat talep ediyor.Uzan birkaç yıl önce ailesinin altın ve diğer varlıklarını bloke ettiği ve sonrasında hepsini Türkiye’ye aktarmasından dolayı İsviçre’yi suçluyor. Uzan bu transferin hukuksuz ve mesnetsiz olduğunu iddia ederek, Türkiye ile İsviçre arasında yürürlükte olan yatırım koruması anlaşması çerçevesinde kendisinin yatırımcı olarak sahip olduğu hakların ihlal edildiğini ifade ediyor.DHA
Reklam
13 Yaşında Tecavüzcüsüyle Evlenen Kız Çocuğu 1 Ay Sonra Öldürüldü
Niğde Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu tarafından erken yaştaki evliliklerin değerlendirilmesi için geliştirilen ’Güçlü Kadınlar’ projesi kapsamında il genelinde evlilik yaşının 15-16 olduğu hatta bazı köylerde evlilik yaşının 12’ye kadar düştüğü belirlenen Niğde’de, bir çocuk gelin dramı daha ortaya çıktı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın Türkiye genelinde yaptığı erken yaşta annelik araştırmasında 19 yaş altı doğurganlıkta Türkiye birincisi çıkan Niğde’de daha 13’ünde nikahsız evlendirilen H.Ü'nün evliliğinin üzerinden 1 ay geçtikten sonra 21 Ekim 2014’te odasında göğsünden tabancayla vurulmuş halde bulundu. Daha 13 yaşında sevdiği adamın tecavüzüne uğradığı ortaya çıkan bu nedenle de babasından utandığı için evlenmek zorunda kaldığı belirtilen H.Ü'nün cenazesi otopsinin ardından İçmeler Köyü’nde toprağa verildi.SAVCI ŞÜPHELENDİOlayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı, intihar iddiasından şüphelenince soruşturmasını derinleştirerek sürdürdü. H.Ü'nün geçen yaz Facebook’ta komşu köyde oturan fırın işçisi İ.A. ile tanışıp görüşmeye başladıkları, ardından da kaçarak nikahsız evlendikleri belirlendi. Cumhuriyet Savcısı’nın hazırladığı iddianamede, küçük gelinin tecavüze uğradığı, ardından da kaçmak zorunda kaldığı vurgulandı.TECAVÜZ UTANCIİddianameye göre, 1 aylık nikahsız kocasını aldattığı iddiasıyla H.Ü'yü ölüme götüren olay ise şöyle yaşandı:'İ.A., Eylül ayında H.Ü'ye tecavüz etti. Küçük kız daha sonra teyzesini arayarak, ’İ.A. bana tecavüz etti. Babamın yüzüne bakamam, evden kaçacağım’ dedikten sonra telefonu kapattı. Bunun üzerine teyzesi, H.Ü annesini arayarak durumu anlattı. Anne, kızı H.Ü'ye ’Teyzen sana tecavüz edildiğini söyledi, ben buna inanmadım. Yarın doktora gidelim’ dedi. H.Ü ise, teyzesinin anlattıklarının doğru olduğunu ve evden kaçacağını belirtip aynı gece İ.A. birlikte kaçtı. Daha sonra A.’nın babası Rahmi A., kızın babasını arayarak ’Düğün yapacağız’ dedi. Babanın bunu kabul etmesinin ardından aileler arasında yapılan düğün töreniyle İ.A. ile H.Ü nikahsız birlikte yaşamaya başladı.'’GELİN KENDİNİ VURDU’Gençlerin düğünün üzerinden yaklaşık 1 ay geçtikten sonra İ.A.’nın annesi 57 yaşındaki Aysel, 21 Ekim 2014’te karayoluna çıkarak yoldan geçen araçlardan yardım istedi. O sırada devriyede olan jandarma ekibi Aysel A.’ın yanına gitti. A.’nın ’Gelin kendini vurdu, yardım edin’ demesi üzerine jandarma eve gittiğinde balkonda ağlayan Rahmi A. ile karşılaştı. Rahmi A. da jandarmaya ’Gelin kendini vurdu’ dedi. Odaya giren ekipler, H.Ü'nün cesediyle karşılaştı. Yapılan ilk incelemede H.Ü'nün göğsüne isabet eden tek kurşunla öldüğü belirlendi. O sırada evde olmaya İ.A. ise yaklaşık 1 saat sonra eve geldi.’HİÇ OLMAZSA BİRİ YATSIN’Olayın ardından Rahmi A., Aysel A. ve İ.A.’nın Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadeleri alındı. Ağlayarak jandarmaya ’Gelin kendini vurdu’ diyen Rahmi A. ve eşi Aysel A., savcılıkta çelişkili ifadeler verdi. Rahmi A., silah sesi üzerine odanın kapısını açıp içeri girdiğinde H.Ü'yü sırt üstü yerde yatarken bulduğunu ve cesedi çevirmediğini söyledi. Aysel A. ise ses üzerine odaya girdiğinde H.Ü'nün dizlerinin üzerindeyken eşi Rahmi’nin gelinine sarıldığını söyledi. İ.A. ise, H.Ü ile kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini söyledi. İfadelerin ardından 3 şüpheliyi serbest bırakılırken, çelişkili ifadeleri nedeniyle H.Ü'nün cinayete kurban gitmiş olabileceğini değerlendirilerek 3’ünün telefonu dinelemeye alındı. Teknik takip sonucunda Rahmi A., olaydan sonra görüştüğü K.G.’ye, 'Kendini vurdu, vuruldu' dedi. Aynı K.G., telefonda Aysel A.’ya, 'İ.A. veya biri suçu üzerine alsın, ’Kazaen ben yaptım’ desin. Hiç olmazsa biri yatsın' dedi. Aysel A. ise 'Ya olmaz, sonradan ifade döner mi?’ diye cevap verdi.’İNTİHAR OLMASI MÜMKÜN DEĞİL’Soruşturma devam ederken ifadesi alınan Halil’in kız arkadaşı R.K., H.Ü İ.A. ile evliyken telefonda kendisiyle ’Aşkım, canım’ diyerek görüştüğünü söyledi. Bir diğer tanık P.B. ise, H.Ü'nün öldükten İ.A.’nın kendisine Facebook’tan ’Seni seviyorum’ diye mesaj yazdığını, ’H.Ü'yü sevmiyor muydun?’ diye sorması üzerine ise İ.A.’nın, 'Ben, H.Ü'yü mecbur kaldığım için kaçırdım. Çünkü H.Ü ile cinsel ilişkiye girdik' şeklinde cevap verdiğini söyledi. Soruşturma sırasında savcılığa jandarmanın olay yeri inceleme raporu da ulaştı. Raporda H.Ü'nün ’Uzak atış’ ile öldüğü, Rahmi A.’nın gömleğinde, Aysel A.’nın hırkasında ve olay sırasında ’Kapalı’ olduğunu söyledikleri kapıda atış artığının bulunduğu ve bu nedenle de olayın intihar olmasının mümkün olmadığı belirtildi. İddianamede; ifadeler, raporlar ve teknik takip sonucunda elde edilen deliller sonucunda olayla ilgili, 'Şüpheli Rahmi savunmasında, oturma odasının kapısının kapalı olduğunu beyan etmiş ise de kapıdan çıkan atış artıklarının kapının açık olduğunu ve muhtemelen Rahmi’nin kapı aralığından atış yaptığını gösterdiği, ifadesi alınan tanığın maktulün kendisine telefonda ’Aşkım, canım’ diye hitap ettiğini beyan ettiği, bu nedenle maktulün başka erkeklerle konuştuğu için Rahmi A. tarafından namus nedeniyle öldürülmüş olabileceği, Aysel’in ise olay esnasında eşinin yanında bulunduğu, çünkü el, yüz ve giysilerinde atış artığı tespit edildiği, eşine söz ve davranışlarıyla engel olmayarak destek vermek suretiyle eşinin kasten adam öldürme suçuna yardım eden olarak katıldığı kanaatine varıldığı' denildi.DAVA AÇILDIElde edilen deliller nedeniyle Rahmi A., eşi Aysel ile birlikte gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmeyen Rahmi A. 16 Aralık’ta katil zanlısı olarak tutuklanırken, eşi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.Soruşturma sonunda iddianamesini tamamlayan Cumhuriyet Savcısı, Rahmi A. hakkında ’çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu, Aysel A. hakkında ’Öldürmeye yardım ve cinsel istismara yardım etmek’ suçlarından 36 yıla kadar hapis istemiyle Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.Savcı, kızı kaçıran İ.A. hakkında başlattığı soruşturma sonunda Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nde açtığı ayrı bir davada ’çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçlarından 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.Uğur MART- Adnan ÇELEBİ/NİĞDE, (DHA)
İşsizlik Son 4 Yılın Zirvesinde
İşsizlik Aralık'ta yüzde 10,9 ile son 4 yılın zirvesinde gerçekleşti.TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2014 yılı Aralık döneminde 3 milyon 145 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 10,2 kadınlarda ise yüzde 12,6 oldu. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı yüzde 12,9 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde 20,2 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 11,2 olarak gerçekleşti.İstihdam oranı yüzde 44,7 olduAralık 2014 döneminde 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin sayısı, 25 milyon 642 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 44,7 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 63,6, kadınlarda ise yüzde 26,2 olarak gerçekleşti.Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 10 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 632 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin yüzde 19,5’i tarım, yüzde 20,5’i sanayi, yüzde 7,1’i inşaat, yüzde 52,8’i ise hizmetler sektöründe yer aldı.İşgücüne katılma oranı yüzde 50,2 olarak gerçekleştiİşgücü 2014 yılı Aralık döneminde 28 milyon 787 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 50,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,8, kadınlarda ise yüzde 30 oldu.Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 33,2 olarak gerçekleştiHerhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı 2014 yılı Aralık döneminde yüzde 33,2 olarak gerçekleşti. Bu oran tarım sektöründe yüzde 81,2 iken, tarım dışı sektörlerde yüzde 21,6 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam arttı işsiz sayısı azaldıMevsim etkilerinden arındırılmış istihdam sayısı bir önceki döneme göre 100 bin kişi artarak 26 milyon 205 bin kişi olarak gerçekleşti.İstihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 45,7 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlerin sayısında 2014 yılı Aralık döneminde, bir önceki döneme göre 58 bin kişilik azalış gerçekleşti. İşsizlik oranı ise 0,2 puanlık azalış ile yüzde 10,4 oldu.Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre değişim göstermeyerek yüzde 51 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerde en fazla artış 67 bin kişi ile hizmet sektöründe gerçekleşti.Dünya
20. Yüzyılın Okunması Gereken 50 Romanı
Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder. Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır. 1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu. 2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar. 3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır. 4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur. 5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır. 6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır. 7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır. 8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder. 9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir. 10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker. 11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır. 12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor. 14. Yabancı (1942) – Albert Camus Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır. 15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur. 16. 1984 (1949) – George Orwell 1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır. 1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır. 18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir. 19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır. 20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler. 21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir. 22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir. 23. Gece (1958) – Elie Wiesel Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir. 24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir. 25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır. 26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir. 27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir. 28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır. 29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler. 30. Herzog (1964) – Saul Bellow Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar. 31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir. 32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır. 33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir. 34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır. 35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir. 36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer. 37. The Color Purple (1982) – Alice Walker Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor. 38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar. 39. Watchmen (1986) – Alan Moore Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır. 40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır. 41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin 1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır. 42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır. 43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür. 44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir. 45. Life After God (1994) – Douglas Coupland Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır. 46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar. 47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır 48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır. 49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir. 50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır. Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır. (Onlineaccredittedegrees) | Notosoloji
Reklam
Türk Ekonomisini Değerlendirmek İçin Kullanabileceğiniz 10 Gıda Ürünü
Ekonomik analizler yapmak, Türk ekonomisinin nereye gittiğini görmek için makro, mikro, vb. ekonomik bilgilere sahip olmanız gerekmez. Ekonomi ile ilgili kararların 'tatlıya bağlanarak' çözüldüğü ülkemizde tabii ki ekonomik değerlendirmeleri de etli ekmeğe, az pilav üstü kuruya, güveçte balığa bakarak yapacağız.
Demba Ba'nın Altın Sezonu
Erciyes maçının yıldızı 1 gol-2 asistle Demba Ba oldu. Senegalli yıldız bu sezonki gol sayısını 24 yaptı, geçmiş sezonlarla arayı açtı.Beşiktaş'ın yıldız golcüsü Demba Ba, Erciyesspor maçının kahramanı oldu. Sivasspor ile geçtiğimiz hafta oynanan maçta suskun kalan Senegalli forvetin gol orucu en fazla 1 hafta sürdü. Erciyesspor'u mağlup eden siyah-beyazlılarda Demba Ba penaltı noktasından 1 gol attı, Olcay ve Motta'ya olmak üzere 2 de asist yaparak galibiyetin mimarı oldu.Demba Ba böylece ligdeki gol sayısını 15'e çıkardı. Avrupa'da 8, kupada 1 golü bulunan 29 yaşındaki oyuncu, bu sezon siyah-beyazlı forma ile toplam gol sayısını 24 yaptı. Chelsea, Newcastle United, West Ham United ve Hoffenheim gibi takımlarda forma giyen Demba Ba, yeni adresinde adeta patlama yaptı.Yıldız futbolcu ulaştığı rakamlarla kariyerinin zirvesine çıktı, en iyi sezonunu Kara Kartal'da yaşadı. Demba Ba sürekli attığı gollerle her hafta rekorunu daha da geliştiriyor.Milliyet, Onur Dinçer
Ankara'da Beşiktaş'tan Gol Yağmuru
Galatasaray'ın puan kaybı sonrasında liderliği tekrar yakalamak için SAİ Kayseri Erciyesspor karşısına çıkan Beşiktaş, bu sezonun en farklı galibiyetini 5-1'le alarak zirvenin yeni sahibi oldu.Spor Toto Süper Lig'de Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor'u Ankara'daki Osmanlı Stadı'nda konuk eden Beşiktaş'ta teknik direktör Slaven Bilic, takımını geçen haftaya göre 4 değişiklikle sahaya sürdü. Teknik direktör Bilic, Tolgay Arslan, Mustafa Pektemek ve Motta'ya Kayseri ekibi önünde ilk 11'de şans verdi. Balıkesirspor maçında kırmızı kart gören ve cezası nedeniyle Medicana Sivasspor karşısında oynamayan Pedro Franco ise cezasını tamamladı ve yeniden formasına kavuştu. Bu arada esame listesinde yer alan Serdar Kurtuluş'un yerine, ısınmadan sonra Ersan Gülüm başladı. Kurtuluş'un sol arka adalesinde çekme olduğu öğrenildi.Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor Teknik Direktörü Mehmet Özdilek ise bir önceki lig maçına göre kadroda 4 değişiklik yaptı. Özdilek, ligde geçen hafta oynadıkları Gençlerbirliği maçında ilk 11'de yer alan Necati Ateş ve Sylla'yı yedek kulübesine çekerken, Mehmet Akgün ve Drenthe'ye ise ilk 11'de şans verdi.Karşılaşma iki takım için durağan başladı. Beşiktaş, orta sahada topu tutarak pozisyon bulmaya çalışırken, konuk takım da siyah beyazıların etkili hücum hattına fırsat vermemek için dikkatliydi. 25. dakikada ev sahibi ekip öne geçti. Olcay Şahan'ın pasında topu önüne alan Gökhan Töre'nin uzak mesafeden vuruşunda, Anıl'a çarpan top kaleci Gökhan Değirmenci'nin üstünden filelerle buluştu. 33. dakikada Olcay Şahan'ın Caner'in dışarı çıkması için bıraktığı topu kapması ve ardından düşürülmesiyle Beşiktaş bir de penaltı kazandı. Atışı kullanan Demba Ba, ligdeki 5. penaltı golüyle farkı ikiye çıkardı. İlk yarının son dakikasında Beşiktaş'ı iyice rahatlatan gol geldi. Geçen hafta Atiba'ya asist yapan Necip, bu kez Demba Ba'yı gördü, onun klas pasında farkı 3'e çıkaran isim Olcay oldu. Ankara'daki maçların etkili ismi Olcay bu maçı da boş geçmemiş oldu.İkinci yarıya golle başlayan takım Erciyesspor oldu. 47. dakikada Drenthe, muhteşem bir frikik golüyle farkı ikiye indiren isim oldu. Hollandalı isim, böylece ligdeki 3. golünü de çok klas biçimde atmış oldu. Erciyes bu golden sonra Edinho ile bir kez da direği geçemedi. Ancak 70. dakikadan sonra kontrolü tamamen ele geçiren Beşiktaş, 77. dakikada Mustafa Pektemek ile bir gol daha buldu ve farkı tekrar üçe çıkardı. 79. dakikada sahne sırası Motta'ya geldi. Brezilyalı'nın ceza sahası dışından attığı şut defansa çarptı ve ağlara gitti.Beşiktaş, bu sezonki en farklı galibiyetini 5-1'le alarak hem 54 puanla liderliği ele geçirdi, hem de kritik Brugge ve Fenerbahçe maçları öncesinde moral buldu. Erciyespor ise 20 puan da kaldı.Lig Tv
Reklam
"Kriz Görüntüsü Oluşturmak İçin Özellikle Çalışıyorlar Ama Nafile"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Kardeşim neyin eksik senin. Bir Kürt olarak sen bu ülkede Cumhurbaşkanı oldun mu? Oldun. Başbakan çıkardın mı? Çıkardın. Bakan çıkardın mı? Çıkardın. Devletin en üst kademelerine yönetici gönderdin mi, gönderiyor musun? Var. Türk Silahlı Kuvvetlerinde var mısın? Var. Ne istiyorsun daha, ne istiyorsun?' dedi.Erdoğan, 'Balıkesir Ekonomi Ödülleri 2015 Töreni'nde konuştu.Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:'Gezi'den 17-25 Aralık darbe teşebbüsüne kadar son yıllarda yaşadığımız tüm hadiselerin gerisinde hep aynı amaç var. Şimdi de dövizle, faizle, manipülasyonla, fısıltıyla, MİT Müsteşarı ile ellerine ne geçerse onunla, aynı yöndeki gayretlerini sürdürüyorlar. Ekonomideki belirsizlik, bir kriz görüntüsü oluşturmak için özellikle çalışıyorlar ama nafile. Bunların hepsi koskoca bir hiç, bunları başaramazlar. Bundan sonra da başaramayacaklar''Biz ne zaman, nerede, ne yapacağımızı çok iyi biliriz. Dışarıdan birileri köşelerinde bir şeyler yazıyorlar, bunların hiçbirisi bizim aklımıza girmez. Bizim aklımıza bir şey girer, biz ne yaptığımızı, nasıl çalıştığımızı, aldığımız neticelerle ortaya koyuyoruz. Filanca iş adamının, filanca holdingin, filanca üst aklın veya filanca köşe yazarlarının yazdıkları yazılar bizim aramızdaki muhabbeti ortadan kaldırmaz.Bir iş adamı gibi bu ülkenin yönetilmesini istemez misiniz? Benim derdim, bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen. Bu ülke bu şekilde sıçramaz.Ben diyorum ki bir siyasi partinin kapatılması gibi bir madde gündeme gelse, bunun için söylenmesi gereken, 'bir siyasi partinin kapatılması teklif dahi edilemez' diye bir hükmün oraya gelmesi lazım. Ancak suçu işleyen kimse, onlar bu işin bedelini öder. Kökünden bunun kazınması lazım.'CNN Türk
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Seçime az bir süre kaldı. Liderler çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. AK Parti’den sonra CHP’de de süreç hızlandı. CHP bu ayın sonunda ön seçim yapacak. Ön seçim, CHP’de ciddi bir mobilizasyon yaratmış durumda. MHP ve HDP’de ise henüz büyük bir hareketlilik gözlenmiyor. Önceki gün Mehmet Acet’in İskele Sancak programında seçimi konuştuk. KONSENSUS Araştırma’dan Murat Sarı ve ANAR’ın sahibi İbrahim Uslu vardı. İbrahim Uslu, AK Parti için anketler yapan bir isim. Ancak üç genel, üç yerel, iki referandum ve cumhurbaşkanlığı seçimini bilen bir şirketi var. KONSENSUS ise ANAR’a göre daha bağımsız hareket ediyor. Ancak her iki şirketin araştırmalarında da yakın sonuçlar çıkıyor. Öncelikle muhalefetin iddialı sözlerine rağmen iktidar değişmiyor. AK Parti’nin birinciliği devam ediyor. Hatta CHP ve MHP’nin sayısal toplamı AK Parti’nin oyu kadar etmiyor. Murat Sarı yayında KONSENSUS’un Şubat 2015 araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Sarı, bulduğu sonuçları rakamsal aralık olarak sunmayı tercih ediyor:AK Parti: Yüzde 45-48CHP: Yüzde 25-28MHP: Yüzde 14-17HDP: Yüzde 7-9
Reklam
Putin Nerede? 5 Teori
Rusya'da gündemin birinci maddesi ne rublenin değer kaybetmesi ne de Ukrayna. Rusya tek bir şeyi merak ediyor: 'Putin nerede?'Putin neredeyse 10 gündür ortalıkta gözükmüyor. Bir çok etkinliği, Kazakistan gezisi ve Rus İstihbarat Teşkilatı FSB yöneticileri ile yapacağı toplantılar da iptal edildi. Herkes Putin'in nerede olduğunu bulmaya çalışırken, ortaya çıkan iddialar da gittikçe ilginçleşiyor.
2256 Yılından Geldiğini İddia Edip Borsada Rekor Kazanç Sağlayan Andrew Carlssin
etiket
Hikayenin başlangıcı gayet normal gibi gelebilir, ancak Andrew Carlssin ismindeki bu borsacıyı diğerlerinden farklı kılan, bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde parasını yüz binlerce kat artıracak olmasıyd!2003 yılına gelindiğinde, Calrssin borsadan 350 milyon dolar kazanmıştı. Bu neredeyse imkansıza yakın gibi görünüyordu, ama olmuştu. Peki nasıl?
'Doların Yükselmesi O Kadar da Kötü Değil'
Maliye Bakanı, doların yükselişinin olumlu yönleri olduğunu savunarak 'Bu tür kur hareketleri, küresel ölçekte büyümenin yeniden dengelenmesine biraz yardımcı olabilir' dedi.Bursa Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin kapanış konuşmasını yapan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, doların yükselişinin bazı olumlu yönlerinin olduğunu savunarak, 'Dolar açısından konuşuyorum. Bu o kadar da kötü değil. Küresel ekonomi açısından konuşuyorum. Çünkü bu türden kur hareketleri, bu kadar kısa sürede olması her ne kadar soru işaretleri uyandırıyorsa da küresel ölçekte büyümenin yeniden dengelenmesine biraz yardımcı olabilir' dedi.Küresel döviz piyasalarında olup bitenlerin sürpriz olmadığını vurgulayan Şimşek, 'Küresel döviz piyasalarında olup bitenler çok büyük sürpriz değil. Doların bu kadar hızlı değer kazanması, reel efektif döviz kuru son sekiz ayda yüzde 17 yükseldi. Bu çok dramatik bir yükseliş. Bu yükselişte Amerika'nın iç dinamikleri Amerikan ekonomisinde pozitif gelişmeler etkili olduysa da kısmen dünyanın diğer bazı bölgelerinde Avrupa, Avro bölgesi gibi oradaki olumsuz gelişmelerin etkisi söz konusu' ifadelerini kullandı.'Enerji verimliliğinde gerideyiz'Türkiye'de çok büyük bir sürdürülemez cari açık olduğu görüşünün gerçeği yansıttığını belirten Şimşek şu ifadelere yer verdi:'Diyebilirsiniz ki Türkiye'de çok büyük bir sürdürülemez cari açık var makro bir problem. Doğru. Fakat bu problemin temelinde ne var diye sorarsanız bence mikro düzeydeki sorunlar var. Yani düşük verimlilik, tasarruf düzeyi var. Enerji verimliliğinde oldukça geriyiz.''Dalgalanmalar, kredi notunu etkilemez'Şimşek konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ekonomide yapısal reform vurgusu yaptı. Maliye Bakanı, Siyasi istikrar olmadan bir ülkede reform yapmanın mümkün ama kolay olmadığını belirtirken, 'Sırf piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle kredi notu değişmez. Jepolitik durum değişti mi? IŞİD, geçen yıl bir çok yeri ele geçirdi. Bu sene öyle mi? Geçen seneye göre jeopolotik gerginlerin daha kötü olduğunu düşünmüyorum' dedi.Şimşek'e Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Merkez Bankası arasındaki faiz tartışması da soruldu. Şimşek buna 'Türkiye'deki tartışmalar iç tartışmalardır. Esas politika ve yol haritasında değişiklik yok. Avrupa'da da tartışmalar oluyor' yanıtını verdi.Kredi notu derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'nin notunu değiştirip değiştirmeyeceğine dair bir soruya da 'Kredi notu kuruluşların 3A verdikleri ülkeler 2008'de battı. Düşük not verdikleri Türkiye ise yıldızlaştı. Değerlendirmeyi size bırakıyorum' karşılığını verdi.Şimşek başkanlık sistemiyle ilgili olarak da 'Hiçbir sistem yapısal sorunları çözmeden başarılı olamaz. Hiçbir sistem reformsuz Türkiye’yi birinci lige yükselmez. Yönetimde istikrar ve reformla birinci lige yükselmesi söz konusu olabilir' yorumunu yaptı.DHA - Al Jazeera Turk
Atletizm'de 1 Altın, 1 Gümüş
Atletizmde 15. Avrupa Atmalar Kış Kupası'nda yarışan Türk Milli Takımı iki madalya elde etti.Türkiye Atletizm Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, Portekiz'in Leiria kentinde bugün başlayan organizasyonda yarışan Türk sporculardan Emel Dereli, kadınlar gülle atmada altın, Özkan Baltacı ise erkekler çekiç atmada bronz madalya kazandı.Dereli , üçüncü hakkında yaptığı 17,45'lik atışıyla birinci sırada yer alırken, Baltacı, 69,07'lik derecesiyle 3. oldu.Kupada bugün yarışan diğer milli atletlerden, kadınlar cirit atmada Eda Tuğsuz 54,04'le, erkekler disk atmada da Ercüment Olgundeniz 63,07'lik derecesiyle 6. sırada yer aldı. Kadınlar gülle atmada Dilek Özada, 14,05'lik derecesiyle 16. sırada kaldı.TRTSpor
Reklam