onedio
Altın Portakal Belgesel Yarışması İptal
Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Film Yarışması’nı iptal etti. Festival komitesi, yarışma bölümünden 15 filmden 13’ünün sansüre karşı tepki olarak çekilmesinin ardından Ulusal Belgesel Film Yarışması iptal ettiğini duyurdu.13 BELGESEL FESTİVALDEN ÇEKİLDİAltın Portakal Film Festivali’nden çekilen 13 belgeselin arasında Reyan Tuvi’nin sansürlenen ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ de var.51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ön-jürisi tarafından yarışma bölümüne seçilen belgesel filmlerimizin TCK’ya göre değerlendirilmiş olması ve ardından Reyan Tuvi’nin filminin sansür mekanizmasına takılarak yarışma dışı bırakılmasına karşı duruşlarının gerçek anlamda festival yönetimince karşılığını bulamadığını söyleyen belgesellerin yönetmenleri, festival komitesinin yaptığı son açıklamayı meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladıklarını açıkladı.“Festival yönetiminin TCK uygulamalarına dair net bir özeleştiri vermemesi, bizim açımızdan, gelecekte yapılacak olan festivallerde de filmlerimizin bu maddelere göre müdahale görebileceği anlamına geliyor.” diyen 11 belgeselin yönetmenleri yarın başlayacak olan festivalde sorunun doğru anlaşılması ve çözülmesi yönündeki umutlarının da yitirdiklerini söyledi.Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde toplamda 15 belgesel yarışacaktı. Sansür tartışmalarının ardından belgesellerini geri çeken yönetmen ve filmleri şöyle;Albina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum, Sefa Tokgöz – Ben Bir Slogan Buldum Anem Benim YanımdaDevrim Akkaya, Cem Doruk – DiyarYasin Semiz – Eymir Neden Paylaşılamadı?Zeynel Koç, Cenk Örtülü – Kêl / O İklimde Kalırdı AcılarEmel Çelebi – Külkedisi DeğilizCem Kaya – MotörEnder Yeşildağ – Sessiz ÇığlıkGüliz Sağlam, İlker Berke – Tepecik Hayal OkuluAhmet Yurtkul - UzakReyan Tuvi – Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekDeniz Yeşil – Yollara DüştükBahriye Kabadayı Dal - Hakkari'nin Gizemli TaşlarıKurtuluş Özgen - Nail V.Aynı seçkideki “Küçük Kara Balıklar” ve “Yüzde 12.29” isimli belgeseller, sahipleri festival programında kalma beyanında bulundukları için her iki film özel gösterim olarak festivalde gösterilecek.‘FESTİVALİ TERK ETMİYORUZ’Antalya Altın Portakal Film Festivali yarın başlıyor. Ekim ayının ilk gününde başlayan sansür tartışmaları ise hızını hiç yitirmeden devam ediyor. Festivalin Ulusal Yarışma Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yer alan 11 filmin yönetmen ve yapımcıları yaptıkları açıklamada sanat eserlerinin TCK’yı referans alan bir değerlendiremeye tabii tutulmasına vurgu yaptı. “Sanat eserleri, ceza kanunlarına göre değerlendirilemez. Bir festivalin programında yer alacak filmlerin seçim süreci sadece ve sadece sinema profesyonelleri tarafından yürütülmelidir.” diyen yönetmenler, ‘sinemanın kendi alanı’ olan film festivalini terk etmeyeceklerini söylediler. bölümünde yer alan 11 filmin yönetmen ve yapımcıları sansüre karşı mücadelelerini sürdürmek için filmlerini geri çekmeyip festivalde olacaklarını duyurdu. Bunun yanı sıra festivalin Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde yer alan 13 belgesel yarışmadan geri çekildi.Belgesellerini festivalden çeken 11 yönetmen imzaladıkları ortak bir metinle geri çekilme kararlarını duyurdular.Filmlerini çekmeyip Altın Portakal’a katılacak olan yönetmen ve yapımcılar festivalde oldukları müddetçe sansüre karşı adımlar atacaklarını ve bu süreci sansürle mücadelede bir fırsat olarak gördüklerini bildirdiler.Bu yıl 51 kez düzenlenecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışmasında yarışacak filmler arasında yer alan ve ortak imzayla filmlerini çekmeyeceklerini bildiren yönetmen ve filmleri şu şekilde; Derviş Zaim’in “Balık”ı, Aysim Türkmen Keskin’in “Çekmeköy Underground”ı, Çiğdem Vitrinel ve Marsel Kalvo’nun ortak yapımı “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”, Ömer Uğur’un “Guruldayan Kalpler”i, Onur Ünlü’nün “İtirazım Var”ı Ayhan Sonyürek’in “İyi Biri”si, Erol Mintaş ve Aslı Erdem’in filmi“Klama Dayika Min / Annemin Şarkısı”, Melisa Önel, Aslı Erdem ve Yamaç Okur’un ortak prjesi “Kumun Tadı”, Murat Düzgünoğlu’nun “Neden Tarkovski Olamıyorum”u, Osman Levent Soyarslan’ın “Oflu Hoca’yı Aramak” adlı filmi ve Kaan Müjdeci’nin “Sivas”ı. Bu bölümde yarışacak filmlerden Ulusal yarışma filmlerinin sansür açıklamasına imza atmayan tek yönetmen ise Kutluğ Ataman oldu. Ataman Altın Portakal’a “Kuzu” adlı filmiyle katılıyor. İstanbul/EVRENSEL
11 Belgeselci Filmini Altın Portakal'dan Çekti
51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde sansür tartışmasının ardından festivaldeki 11 filmin yönetmeni belgesellerini geri çekti.11 yönetmen Festival Komitesi’nin sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını belirttiği açıklamasını “meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladık” diye cevapladı.11 yönetmen arasında sansür tartışmalarıyla gündeme gelen 'Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek' belgeselinin yönetmeni REhan Tuvi de bulunuyor.Belgeselcilerin açıklamaları şöyle:“51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali ön-jürisi tarafından yarışma bölümüne seçilen belgesel filmlerimizin TCK’ ya göre değerlendirilmiş olması ve ardından bir arkadaşımızın filminin sansür mekanizmasına takılarak yarışma dışı bırakılmasıyla başlayan kriz, festival yönetimince son ana dek sorumluluk üstlenmeyen ve polemiklere sebebiyet veren bir tarz ile yönetilmiştir. En başından beri asıl meselenin filmlerimizin TCK maddelerine göre değerlendirilmesi, sansürün meşrulaştırılması sorunu olduğunu söylememize rağmen, sinema dünyasını bölen, spekülasyonların ve manipülasyonların etkin olduğu bir tartışma ortamı yaratılmıştır.“Bizim, festivalin yapılabilmesine dair beklentilerimiz gerçek anlamda festival yönetimince karşılığını bulmamıştır. Yapılan son açıklamanın da meselenin özünü çözmeye dair olmadığını büyük bir hayal kırıklığı ile karşıladık.“Festival yönetiminin TCK uygulamalarına dair net bir özeleştiri vermemesi, bizim açımızdan, gelecekte yapılacak olan festivallerde de filmlerimizin bu maddelere göre müdahale görebileceği anlamına geliyor.“Aşağıda imzası olan, Ulusal Belgesel Yarışma bölümünde yer alan yönetmen ve yapımcılar olarak filmlerimizi festivalden çektiğimizi üzülerek bildiriyoruz.”Cuma günü başlayacak festivalde Rehan Tuvi’nin ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli, ön jürinin kararına rağmen festival yönetimi tarafından TCK’ya aykırı bölümler içerdiği gerekçesiyle programdan çıkarılmıştı.5 Ekim’de filminin yönetmeni Reyan Tuvi, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmasıyla sorunun çözüldüğünü açıklamıştı.Jüri başkanı Can Candan'ı ardından 10 jüri üyesi daha istifa etmiş 13 yönetmen Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etmişti.Hülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi 'Sansür kabul edilemez' dediği açıklamada “Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz' dedi'Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır.'Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.' Filmleri çeken yönetmenler şöyleAlbina Özden, Ayris Alptekin, Fehime Seven, Nazlı Bulum, Sefa Tokgöz - Ben Bir Slogan Buldum Annem Benim YanımdaDevrim Akkaya, Cem Doruk - DiyarYasin Semiz – Eymir Neden Paylaşılamadı?Zeynel Koç, Cenk Örtülü – Kêl / O İklimde Kalırdı AcılarEmel Çelebi – Külkedisi DeğilizCem Kaya - MotörEnder Yeşildağ – Sessiz ÇığlıkGüliz Sağlam, İlker Berke – Tepecik Hayal OkuluAhmet Yurtkul- UzakReyan Tuvi – Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya DekDeniz Yeşil – Yollara DüştükBianet
"Her Takıma Karşı Kazanmak İstiyorum"
Cesare Prandelli, Kulüp Başkanı Ünal Aysal'ın görevini bırakacağını hiç düşünmediğini ancak bu kararın kendisini terk edilmiş hissettirmediğini söyledi.Sarı-kırmızılı takımın gerçekleştirdiği antrenmanın öncesinde gazetecilerle sohbet toplantısı düzenleyen Prandelli, Aysal'ın başkanlığı bırakma kararı hakkında, 'Kendimi terk edilmiş hissetmedim. Hayat, her gün yeniliklerle karşı karşıya bırakıyor. Sözleşme imzalarken başkanın bizi bırakacağını düşünemem. Özel hayatını ve son 3 ayda neler yaşadığını bilmiyorum. İhanete uğramış hissetmedim' diye konuştu.İtalyan teknik adam, bir gazetecinin 'Böyle olacağını bilseydiniz Galatasaray'a gelir miydiniz?' şeklindeki sorusuna, 'Futbolda yarın neler olacağını bilemezsiniz. Buraya geldik. Kazanmak için çalışacağız' yanıtını verdi.Türkiye'de beklemediği durumlarla karşılaştığını anlatan Cesare Prandelli, 'Bunları hiç beklemiyordum. Maalesef böyle bir şey olacağını hiç düşünmemiştim. İki ay önce bir kontrat imzaladım ama bizim başkan böyle bir karar aldı. Benim için çok büyük bir haberdi. Baktığımızda taraftarın da bütün lige karşı az ilgi göstermesi beni çok şaşırttı. Her zaman söylediğim gibi bu tip sorunları ben çözemem. Onun için bunu kabul edip, devam etmemiz gerekir' ifadelerini kullandı.'Herkes gibi ben de her takıma karşı kazanmak istiyorum'Galatasaray taraftarının her zaman kazanmak istemesini çok sevdiğini belirten İtalyan teknik adam, ancak Arsenal gibi büyük takımlar karşısında gerçekçi olmaları gerektiğini söyledi. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 4-1 kaybedilen Arsenal maçından sonra hedeflerinin Türkiye Ligi olduğu yönündeki demeçlerine açıklık getiren Prandelli, şöyle konuştu: 'Bu seneki hedefimiz, 4. yıldızı takmak. Avrupa'da iyi oynayıp, takımımızın güzel yüzünü göstermek ve tabii ki maçları kazanabilmek. Ama gerçekçi de olmamız lazım. Eleştirenler, sadece eleştirmek için konuşuyorsa, Arsenal'in son transferini konuşalım. Alexis Sanchez'i aldırlar ve 60 milyon avro verildi. Onun için bu takımlar Şampiyonlar Ligi'nde oynuyor. Hem taraftarımızın hem de Türklerin mantığını çok seviyorum. Çünkü hiç kimse kaybetmek istemiyor. Herkes gibi ben de her takıma karşı kazanmak istiyorum ama bazen de gerçekçi olmak lazım. Kazanabilirsek ne ala.' Prandeli, Arsenal karşısında agresiflik zamanlamalarında hatalar yaptıklarını anlatarak, 'Arsenal'e karşı sorun kaliteli bir takım olmaları. İlk 20 dakika gayet iyiydik. İki güzel pozisyon da bulduk ama ilk zor atakta takım biraz korktu gibi oldu ve geriye çekildi. Ben de ufak değişikliklerin bile birçoğu için çok büyük travmalara yol açabildiğini fark ettim. Sadece futbolcular için değil, normal hayatımızda da böyle oluyor. Yenilikler her zaman korkutur. Kabul edene kadar biraz zaman geçiyor. Çok çalışman ve onlarla savaşman gerekiyor. Bu istek bize bir kayıp değil. Bunu aşacağımıza inanıyorum' ifadelerini kullandı.'Yeni başkanımızla tanıştığımızda'Cesare Prandelli, Galatasaray Kulübü'nde 25 Ekim'de yapılacak seçimden sonra gelecek yeni başkanla programları hakkında görüşeceğini aktardı. Sarı-kırmızılı takımla ilgili ocak ayından itibaren bazı teknik planlarının olduğunu anlatan Prandelli, şöyle devam etti: 'Yeni başkanımızla tanıştığımızda yeni programlarımızla ilgili konuşma fırsatı bulacağız. Bana sunulan program, ilk 6-7 ayın ekonomik açıdan fair-play çerçevesinde geçeceğiydi. Ocaktan itibaren takımı geliştirebilmek için ödemeler, yeni futbolcu alımı düşünüyorduk. Yeni başkanla bunları konuşacağız. Teknik proje, takımı geliştirebilmek için sunulan bir şeydir. Bende 32 futbolcu var. Onun için oyuncu sayısını azaltmamız lazım. Çünkü fazladan 10 kişi benim ihtiyacımı görmüyor. Bu 10 kişiyi verdikten sonra 1-2 takviye yapılabilir ve takımın biraz daha gelişmesini sağlayabilirsin.'Fenerbahçe derbisi57 yaşındaki teknik direktör, Spor Toto Süper Lig'in 6. haftasında 18 Ekim Cumartesi günü yapacakları Fenerbahçe derbisine kadar hazır olmaları gerektiğini söyledi. Fenerbahçe'nin geçen sezon Türkiye Ligi'nin agresiflik anlamında en iyi takımı olduğunu belirten Prandelli, şu ifadeleri kullandı: 'Derbiye kadar hazır olmamız gerekiyor. Futbol maalesef istekle bitmiyor. Kazanmak için her zaman hazırlanma dönemi olur. Geçen senenin maçlarını izleme fırsatım oldu, Türkiye'de sadece Fenerbahçe agresif olarak oynuyordu. Bu negatif durum değil, topu kaybettiği anda diğer takımlara baskı yaparak zor duruma düşürüyordu. Geçen sezon agresif anlamda en iyi takım Fenerbahçe'ydi. Taraftarlar gibi biz de bu maçı bekliyoruz. Son 10 güne girdik ve ilk soru derbiyle alakalı geldi. Onun için baskı git gide yükseliyor. Oraya vardığında her zaman hazır olman ve maçı nasıl kazanacağını bilmen gerekiyor. Bu tip maçlarda pasif durursanız zora düşme ihtimali daha yüksek oluyor.''Son pasa daha çok çalışmamız lazım'Cesare Prandelli, Galatasaray'da agresiflik, baskı, organizasyon, oyun ve denge gibi faktörlerin üzerinde durduğunu anlattı. Başka takımlara bakmadan kendi felsefelerine göre hareket etmeleri durumunda biraz zaman alsa da sonunda kazananın kendileri olacağından bahseden Prandelli, şöyle konuştu: 'Galatasaray olarak futbol oynamak için doğduk. Başka takımlara bakmayıp, kendi felsefemize göre futbol oynamamız lazım. Tabii ki en başta biraz zorluk çekebilirsiniz. Ama bu yolda oynamaya devam edersek, biz kazanırız. Ofansif ve defansif bölümlerin dengeli olması lazım. Takım maç içinde ikiye bölünmemeli. Bazı maçlarda son pası yapamadığımızdan bahsetmiştik. Son maçta kanattan 48 oyun kurduk ama sadece 4 tanesi sonuca vardı. Demek ki son pasa daha çok çalışmamız lazım. Türkiye'de bu kadar çok kanat oyunu kuran takım yok.''Son maçta olumlu istatistikler var'Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü Süper Lig'de oynanan son Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında takımda gelişmeler olduğunu vurguladı. Diğer maçlara oranla daha olumlu istatistiklerin olduğuna değinen Cesare Prandelli, 'Kayseri Erciyesspor maçında daha çok kaleye gittik ve topu ileride kazandık. Galatasaray'ın hem cesareti hem de gücü olması lazım. İleride oynaması gerekiyor. Defansif olarak daha ileride top kazanmalıyız. Muslera'nın yakınında topu kazandıktan sonra diğer kaleye gidebilmek için 100 metre var. Ama ileride topu kazanırsan, kısa mesafe kat etmeniz gerekir ve kaleye daha hızlı gidersiniz' diye konuştu.'Hamit Altıntop'u yeniden bulduk'Prandelli, sakatlığı nedeniyle geçen sezonun büyük bölümünde, bu sezonun ise ilk haftalarında süre alamayan Hamit Altıntop'un adeta yeniden doğduğunu belirtti. Deneyimli futbolcu hakkında istekli konuşacağını aktaran İtalyan teknik direktör, 'Hamit, maalesef, geçen sezon fiziksel sorunlar yaşadı ve sadece 6 maçta oynadı. Sezon başında çok iyi çalıştı. Ufak tefek fiziksel sorunları olsa da son 15 gün kendini iyi hissetti. Ben de çok mutluyum. Çünkü deneyimli bir futbolcu. Futbolu okuyup, anlayabilen bir oyuncu. Bizim için yeni bir transfer gibi. Hamit'i yeniden bulduk. Tekrardan kendine geldiğini hissediyorum' değerlendirmesinde bulundu. Cesare Prandelli, eleştirilen 3'lü savunma düzeni hakkında ise şunları kaydetti: 'Bu 2 sistemin üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü hazır olmamız gerekiyor. Büyük bir takımın farklı sistemlerle de saha içinde kendini göstermesi gerekiyor. Bu fikir, şundan doğdu; Türkiye'deki bütün bekler ve bizim bekler, ne zaman topu alırsa ileri gidiyor. Topu kaybettiğinizde genel olarak 2 stoper çok yalnız kalıyor. Çünkü mesafeler çok fazla. Saha içinde dengeyi bulmak gerekiyor. Bu iki sistem, çalışmamız gereken sistemler.' Sneijder'i defansın önünde oynatma nedeninden bahseden Prandelli, 'Sneijder'in defansif bloğun önüne gelmesinin sebebi, çok büyük bir kalite oluşturması. Felipe Melo'nun oradaki duruşu çok fazla defansifti. Aslında daha çok orta sahaya destek vermesi gerekiyordu. Biz o sisteme daha az çalıştığımız için o boşluklar oluştu ve maalesef öyle bir sonuç aldık' ifadelerini kullandı.'Pandev ile Burak arasında fark var'Prandelli, milli takım arasından sonra ligde yapacakları Fenerbahçe derbisine Goran Pandev ya da Burak Yılmaz ikilisinden hangisini tercih edeceğiyle ilgili bir soru üzerine, şunları ifade ederek sözlerini tamamladı: 'Pandev ile Burak arasında farklılıklar var. Burak, bilekten sakatlandı. Milli takıma gitti ve oradaki doktorlar yeniden bize gönderdi. Fizyoterapistler eşliğinde tedavi görüyor ve her gün ufak ufak iyileşiyor. Oynatıp, oynatmayacağımla ilgili bir şey söyleyemiyorum. Pandev de çalışmalara devam ediyor. Kendisi, 8 yabancıdan bir tanesi. Unutmayalım ki bir maçta sadece 5 yabancı oynayabiliyor.' Sohbet toplantısının başında gazetecilerin tek tek bayramını kutlayan Prandelli, toplantının ardından ise hatıra fotoğrafı çektirdi.Eurosport 
Nobel Fizik Ödülü Mavi LED Işıklarına
2014 Nobel Fizik Ödülü, mavi LED ışıklarını icat eden üç Japon profesöre verildi.'Işık yayan diyot' (LED) ışıkları, Profesör Isamu Akasaki, Hiroşi Amano ve Şuji Nakamura tarafından icat edildi.Ödülü kazanan bilim insanlarına yaklaşık 2 milyon 450 bin Türk Lirası tutarında ödül verilecek.Haberi Japonya'da uyanır uyanmaz aldığını söyleyen Profesör Şuji Nakamura, basın toplantısında 'Bu inanılmaz bir his' şeklinde konuştu.Nobel Vakfı, icadın kullanışlılığını dikkate alarak ödüle layık görüldüğünü belirtti.Pazartesi günü açıklanan Nobel Tıp Ödülü beynin yer belirleme sistemini keşfeden araştırmacılar Profesör John O'Keefe ile May-Britt Moser ve Edvard Moser'a verilmişti.BBC Türkçe
Yeni iPad İçin 8 Tahmin
Apple’ın her sene olduğu gibi bu ay içerisinde yeni bir iPad tanıtması bekleniyor. İşte yeni iPad’ler hakkında tahminler ve sızıntılar.
Kolay Yoldan Zengin Olmak İsteyenlere: Hala Bulunamamış 7 Gizemli Hazine
Eğer 'gömülü hazine' hikayeleri uydurma masallar sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Hepimizin içinde bir Jack Sparrow ruhu var aslında, bir yerlerde 'hazine' sözcüğünü duyduğumuzda hemen yola çıkıp araştırmalara başlama duygusu baş gösteriyor. Maceracı kişilikler için hazırladığımız bu galeride, varlığı kanıtlanmış fakat henüz bulunamamış 7 gizemli hazineyi sıraladık. Yola çıkacaklar haber etsin, belki hazine avına katılmak isteyen yol arkadaşları olur!
Reklam
Altın Portakal Yönetiminden 'Özür ve Uzlaşı' Çağrısı
Cuma günü başlayacak 51’inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 6 ayrı ödül kategorisinden 11 jüri üyesinin istifası, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin festivalden çekilme kararı ve çeşitli sinema platformlarının aldığı boykot kararına, dün akşam saatlerinde yenisi eklendi.BELGESELCİLER ÖZÜR VE ÖZELEŞTİRİ İSTEDİFestivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisinde yer alan 15 belgeselin 13’ünün yönetmeni, Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etti. Açıklamada belgeselciler, filmlerinin Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmediklerini, festivallerin bağımsızlık ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olması gerektiği belirtildi.FESTİVAL KOMİTESİNDEN YANITBelgeselcilerin, dün saat 20.00 sıralarında ’51’inci Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali Komitesi ve Kamuoyuna’ başlığı altında yaptığı açıklamaya, festival komitesi sabah saatlerinde karşılık verdi. ’Kamuoyuna önemli duyuru’ başlığıyla yapılan açıklama, uzlaşı çağrısıyla başladı. Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeselinin Ulusal Belgesel Film Yarışması’ndan çıkartılmasıyla başlayan sürece ilişkin net ifadelerin yer aldığı açıklamada şu sözler yer aldı:'Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100’üncü yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.''BİZ DE SORUMLUYUZ'Sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını açıklayan Festival Komitesi 'Sansür kabul edilemez' diyerek devam ettiği açıklamasında çok kısa sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdiklerini ve hiç beklemedikleri bir krizle karşılaştıklarını dile getirdi. 'Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz' denilerek, beklenen özür bir şekilde dile getirildi. Açıklama şöyle devam etti:'Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.'SİNEMA BAYRAMI OLSUNHülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi adına yapılan açıklama, 'Hepimizin ve sinemamızın ortak çıkarı, bir tartışmaya tüm festivali kurban etmemektir. Karşılıklı suçlamalar ve ithamlar yerine, konuşup tartışarak çözemeyeceğimiz bir konu ve sorun olmadığı inancındayız. Meselenin tüm taraflarını 51. Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz' ifadeleriyle sona erdi.Emre BAYLAN/ ANTALYA, DHA
Dünyada Tanınmalarını Sağlayan Yapımları ile 28 Ünlü Yönetmen
Geleceğe Dönüş Zemeckis ilk kez seksenli yıllarda çektiği Geleceğe Dönüş filmleri ile ismini duyurdu. 1994 yılında yönettiği Forrest Gump filmi ile En İyi Yönetmen Oscarını aldı, film ayrıca en iyi film ve en iyi senaryo da dahil olmak üzere toplam altı oscar ödülünün sahibi oldu.
Reklam
Otoyol, Köprü ve Limanlar Özelleştiriliyor
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek , devletin birçok alandan çekileceğini ve buraları daha etkin, daha verimli çalıştırabilecek özel sektöre devredeceklerini açıkladı.Şimşek, bundan hem devletin hem vatandaşın hem de özel sektörün kazançlı çıkacağını dile getirdi.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, yapılan özelleştirmeler sonucunda başta petrokimya, demir-çelik, petrol rafinerisi, alkol-tütün ve elektrik dağıtım olmak üzere birçok sektörden devletin tamamen çekildiğini belirten Şimşek, bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon ve hava taşımacılığı gibi sektörlerdeki payının ise azaldığını söyledi.Bakan Şimşek, sadece gelir amaçlı bir özelleştirme programı yürütmediklerini de vurgulayarak, bu sayede verimlilik artışı sağlandığını ve rekabetçi bir yapının kurulmasına katkı sağladıklarını ifade etti. Şimşek, bu sayede kaynakların rasyonel kullanımı ve kalitenin de kendiliğinden geldiğini kaydetti.Geçtiğimiz günlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu ile yaptıkları görüşmede de özelleştirme uygulamalarını değerlendirdiklerinin anlatan Şimşek, bunun sonucunda şans oyunlarından tamamen çekilmeye karar verdiklerini bildirdi.Milli Piyango'ya ait şans oyunlarının ihalesini tamamladıklarını hatırlatan Şimşek, imtiyaz sözleşmesine Danıştay'ın görüşünü beklediklerini ifade etti. Şimşek, yakın zamanda Spor-Toto'nun özelleştirmesini de yapmayı düşündüklerini bildirdi.Maliye Bakanı Şimşek, özelleştirme yapılan sektörlerle ilgili bakanlıklarla sıkı bir diyalog içinde olduklarını belirterek, her alanda Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştıracak, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlayacak bir iktisadi ortam yaratmaya çalıştıklarını söyledi.Önümüzdeki dönemde de her zamanki gibi rekabetçi ve şeffaf ihaleler düzenleyeceklerini anlatan Şimşek, özelleştirilecek alanları şöyle açıkladı:'Kısa zaman içinde elektrik üretim santralleri, otoyol ve köprüler, bazı limanlar ve Erzurum Kış Olimpiyatları Tesislerini özelleştireceğiz. 25 şeker ve 5 makine olmak üzere şeker fabrikalarını ve geliri Halkbank'a aktarılmak üzere Halk Sigorta ile Halk Emeklilik'i de özelleştirmeyi düşünüyoruz. Ayrıca, gayrimenkuller, arsalar ve Güllük Marina gibi önemli özelleştirme projeleri de yerel ve uluslararası yatırımcıların ilgisine sunulacak.Bunların yanı sıra Türksat'a ait Kablo-TV operasyonları, BOTAŞ'ın iletim hatlarının, TEİAŞ'a ait kamu hisselerinin yüzde 49 hissesinin ve TPAO'nun halka arzı, İstanbul'un önemli projelerinden Haydarpaşa Projesi, ölçü ve ayarlar hizmetinin özelleştirilmesi, üzerinde çalıştığımız ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın uygun görüşünü beklediğimiz Eti Maden'e ait sülfirik ve borik asit fabrikalarının özelleştirilmesi ülkemizde rekabetin ve verimliliğin artmasına, kamunun üzerindeki istihdam ve finansman yükünün azaltılmasına büyük katkı sağlayan özelleştirme uygulamaları olacak. Ayrıca, genel olarak özelleştirme programına almak üzere birçok sektörden yeni şirketler üzerinde de çalışıyoruz.'1986-2014 yılları arasında yaklaşık 70 milyar dolar özelleştirme uygulaması yapıldığı bilgisini veren Şimşek, Özelleştirme İdaresi'nin aynı dönemdeki özelleştirme uygulamaları giderlerinin 163 milyon dolar, ilan-reklam ödemelerinin 85 milyon dolar ve danışmanlık hizmet alımı giderlerinin 123 milyon dolar olduğunu bildirdi.Şimşek, rakamlara göre toplam 371 milyon dolar giderin olduğunu ifade etti.Buna karşılık, teminat gelirleri ile idarenin hazırladığı şartname, tanıtım dosyası gibi dokümanların satışından elde edilen gelirin ise 480 milyon dolar olduğuna dikkati çeken Şimşek, bu büyüklüğün de özelleştirme giderlerinin çok üstünde bir rakama tekabül ettiğini sözlerine ekledi.T24
İşçiden İşsizlik Fonu İçin Kesilen 246 Milyon TL Nerede?
SGK işçilerden kesilen milyonlarca lirayı İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarmadı. Fonun kaybı 246 milyon lirayı buldu.İşçinin işsiz kaldığında tek dayanağı olan işsizlik sigortası fonuna yine işçiden kesilen milyonlarca liranın aktarılmadığı ortaya çıktı. Ancak Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) bunun takibini yapmadı. İŞKUR, SGK’yi suçladı. Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır'ı haberine göre, işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fonun toplam kaybı 246 milyon lirayı buldu. Ayrıca mevzuata aykırı olmasına karşın İŞKUR’da birçok giderin de fon gelirlerinden karşılandığı belirlendi.Sayıştay’ın İŞKUR denetim raporunda, işçilerin işsiz kaldıklarında bir süre ücret aldıkları işsizlik sigortası fonuna ilişkin usulsüzlüklere dikkat çekildi. Rapora göre, işsizlik sigortası primlerini tahsil etmekle görevli olan SGK, İŞKUR’a eksik ödeme yaptı. Ancak İŞKUR’un gerekli takibi yapmaması nedeniyle bundan doğan alacağı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve alacağın takibine ilişkin herhangi bir işlem yapmadığı ortaya çıktı. SGK tarafından tahsil edilen işsizlik sigortası prim gelirlerinin hesap edilebileceğine dikkat çekilen raporda, şöyle denildi:“Sonuç olarak yüzde 1’i sigortalı, yüzde 2’si işveren payı olmak üzere matrahın yüzde 3’ü tutarındaki 6 milyar 23 milyon 855 bin 789,92 TL’nin SGK tarafından fona aktarılması gerekmektedir. Buna karşın 2013 yılında fona toplam 5 milyar 850 milyon 24 bin 797.42 TL aktarıldığı, tahsil edilmeyen 173 milyon 830 bin 992,50 TL tutarındaki alacağa ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı ve bu tutarın muhasebe kayıtlarında yer almadığı görülmüştür.”Raporda, prime esas kazancın SGK’den yapılan tahsilat üzerinden hesaplanması ve bu hesaplamanın alacağın tamamı üzerinden yapılamaması nedeniyle, işsizlik sigortası devlet payı tutarının da eksik tahsil edildiği kaydedildi. Toplam 246 milyon eksik!Raporda bu durum şöyle ifade edildi:“Kurumun 2013 yılında tahsil etmesi gereken devlet payı tutarının 2 milyar 7 milyon 951 bin 929.97 TL iken Hazine’den toplamda 1 milyar 934 milyon 809 bin 608.09 TL tahsil ettiği görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; işsizlik sigortası prim gelirlerine ilişkin yeterli kontrollerin yapılmaması nedeniyle fon kaynağında toplamda 246 milyon 973 bin 314.38 TL eksiklik olmuştur.”Mustafa Çakır | Cumhuriyet
Reklam
Nobel Tıp Ödülü Sahiplerini Buldu
ABD'li John O'Keefe ile Norveçli araştırmacı çift May-Britt ve Edvard Moser, bu yıl Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştı. Bilim insanları beyinde dâhili navigasyon sistemi işlevi gören hücreler keşfetmiş, sözkonusu hücrelerin yön tayininde önemli rol oynadığı kanıtlanmıştı. Nobel Tıp Ödülü'nün bu yıl 870 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. 2014 Nobel ödüllerini kazananlar, bu hafta içinde duyuruluyor. Yarın fizik, çarşamba günü kimya, merakla beklenen barış ödülünün sahibi ise cuma günü açıklanacak.Haftaya pazartesi günü ekonomi ödülünün sahibi belli olacak. Edebiyat ödülünün açıklanacağı gün henüz kesinleşmedi. Gözlemciler bu alandaki ödülün sahibinin geleneklere uyularak perşembe günü belli olmasını bekliyor.Nobel Ödülleri, Alfred Nobel'in ölüm tarihi olan 10 Aralık'ta törenle sahiplerine sunulacak.  Nobel tıp ödülüne geçen yıl insan hücrelerindeki temel taşıma işleminin veziküller (kesecikler) yardımıyla gerçekleştirildiğini saptayan Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görülmüştü.Deutsche Welle Türkçe
Altın Portakal'da Sansür ve Otosansür Tartışması Sürüyor
Altın Portakal’daki belgesel yarışmasından çıkarılan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı film küfürlü bir İngilizce altyazının çıkarılmasıyla yeniden yarışmaya alındı. Belgesel Sinemacılar Birliği “Sansür kadar sansür baskısıyla oluşan otosansüre karşı da daha güçlü kararlılık” gerektiğini açıkladı. Birlik, benzer uygulamalara davetiye çıkarmamak adına festivalden çekildi.Reyan Tuvi’nin yönettiği ve Gezi Direnişi belgeseli “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in yarışma seçkisinden çıkarılmasıyla büyük bir kriz yaşayan 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali, filmin yeniden yarışmaya alınmasıyla çöküşün eşiğinden döndü.Ancak, Altın Portakal yönetiminden yapılan açıklamada, belgeselin “yeniden gönderilen versiyonunun yapılan değerlendirmesi sonucunda” yarışmaya davet edildiğinin belirtilmesi, kafalarda soru işaretleri uyandırdı.Tuvi’nin filminin, “bir İngilizce altyazının kaldırılması” sonucunda festivalde yarışabileceği öğrenildi.Yönetmen Reyan Tuvi ise, twitter hesabından yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi:“Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması’nda yarışacak. Bir haftaya yakın süredir devam etmekte olan ve sinema sektöründe topyekûn çok önemsediğim bir tartışma başlatan bu durum, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmamla sora erdi. Belgeselimiz, İstanbul Film Festivali ve diğer festivallerde izleyici ile buluştuğu haliyle, kurgusuna dokunulmadan Antalya izleyicisi ile buluşacak. Sokaklarda, duvarlardan küfürleri boyayarak silen ve “küfürle değil, inatla diren” diyen kadınları selamlıyorum. Bana destek veren, yanımda duran herkese, içtenlikle teşekkür ederim.”Ceren Çıplak/Cumhuriyet
Bu Kitabı Okuyan 500 Bin Dolar Kazanabilir
500 bin dolar ödüllü kitap 'Endgame', dünyayla aynı anda yarın Türkiye'de satışa çıkıyor.Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Pena Yayınları'ndan çıkacak kitabın okuyucuları, bulmacayı çözüp 500 bin dolar değerindeki altını kazanmak için yarışacak.Sinema, bilgisayar oyunu, sosyal ağlar, bir dizi hikaye ve sayısız interaktif uygulamayı kapsayan yapısıyla dünyada şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı kitap projesi olduğu belirtilen Endgame'in oyun platformu Google tarafından hayata geçilirken, filmin çekimini ise 20th Century Fox üstlenecek.ABD'li yazar James Frey'in üç kitaplık dizisinin ilk romanı olan Endgame, 38 ülkeyle aynı anda yayımlanacak.Genç yetişkinleri hedefleyen dizi, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin başlamasıyla 12 kadim uygarlığın temsilcisi olan 12 özel gencin, dünyanın ve kendi ırklarının kurtuluşu olan 3 anahtarı arama mücadelesini anlatıyor.Türkiye'deki ismiyle 'Endgame: Çağrı', bir maç sırasında Fenerbahçe Stadı'na düşen bir meteorla başlıyor ve bu, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin ilki oluyor. Doğduklarından beri dünyayı kurtarmak için yetiştirilen, farklı niteliklere ve güçlere sahip 13-20 yaş arası gençler, bu işaretin ardından 3 anahtarı bulmak için amansız bir mücadeleye girişiyor.Romanın satırlarında gizli ipuçlarını bulan ve şifreleri çözen okuyucular, dünyanın herhangi bir yerinde saklanan anahtarla, Las Vegas'taki bir otelin lobisinde duran ve içinde 500 bin dolar değerinde altın bulunan kasayı açma şansına sahip olacak. İkinci kitap 1 milyon dolar, üçüncü kitap 1,5 milyon dolar, toplamda ise 3 milyon dolar değerinde altın kazanma fırsatı sunulacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen James Frey, birçok platformda var olacak bir proje şeklinde tasarlanan kitabın, roman ve hikaye kitabının yanı sıra bilgisayar oyunları, sinema filmi, sosyal ağlar ve e-kitapları kapsayacağını ifade etti.Kitap, Uğur Mehter tarafından Türkçe'ye çevrildi.AA
Reklam
"Derin Galatasaray Var; Çok Derin Galatasaray Var"
Faruk Süren, Galatasaray'ın başkanlık süreci hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu.Galatasaray Kulübü’nün Eski Başkanı Faruk Süren, Habertürk Gazetesi’nden Balçiçek İlter’e çok konuşulacak açıklamalar yaptı… Gelecek dönemde aday olabileceğini söyleyen eski başkan, ‘Galatasaray Kulübü’ne ortak şart’ dedi… ‘Şu anda hazırlıklı değilim ancak daha sonra yeniden Galatasaray başkanlığına aday olabilirim’ dedi.İşte Faruk Süren’in bomba açıklamaları…Siz ayrılalı 13 yıl oldu. Niye hep sizin döneminiz ve siz konuşuluyorsunuz?Mütevazı olmayacağım bu konuda. Galatasaray bugün bir yere gelmişse, biz 1996’da iktidara gelip şirketi kurduğumuz içindir. 2001’de o sürece bir sekte vuruldu, tersine döndü ve tamamlanamadı. Neler çektim ben orada… “AIG kendi şirketi, Galatasaray’ı kendine satıyor” falan dediler. AIG eğer benim olsaydı herhalde benim suratımı göremezlerdi, ne başkanlığı? (gülüyor)Siz sahi niye Galatasaray’a başkan oldunuz? Güç müydü aradığınız?O bir sevgi, anlatamam.Nasıl Galatasaraylı oldunuz?İlkokulda olmuşum, neden oldum hatırlamıyorum. Annemde Galatasaray diploması vardı. O zaman kızlar yok okulda ama Fransa’dan gelince olgunluk imtihanına orada girmiş. Babası Marsilya’da yaşıyordu. Belki ondan etkilendim. Sonra basketbol oynadım. 1978’de eşimin amcası Talat Sadıkoğlu, Suphi Batur Başkan’ın ikinci adamıydı ve beni üye yaptı.Fanatik misiniz?Hayır, yapım müsait değil. Üstelik fanatizm kötü bir şey. Seyirci olarak bir derece kabul edilebilir ama yöneticilikte hiç olmaz.“Galatasaray’a başkan olmak zor, derin Galatasaray var” derler. Neden sizi başkan yaptılar?Bilemiyorum. Derin var; çoook derin var hatta bakıp dibini göremiyorsun. O derece derin…‘KIRAÇ EVET DEMEDEN BAŞKANLIK ZOR’İnan Kıraç mı başkan yaptı sizi?Etkisi vardı tabii…İnan Kıraç ‘Evet’ demeden başkan olunabilir mi?Zor… Hatta mümkün değil. O zamanlar daha zor hatta.Peki sonra neden sizden vazgeçti?Mantığı anlamak için soruyorum… O derin toplumun tasavvurunun üzerinde bir hedef koydum çünkü…Bu iyi bir şey değil mi?Ya size deli diyorlar ya da benimsemişlerse gülüyorlar. O iş gerçekleşince o hal fazla geliyor. Bu başarı fazla geldi. Hem de yapı.‘Tenekeyle yolladılar’ diyorsunuz.Ne kavga ettik AIG konusunda. Hedef şuydu. Sportif AŞ kurulacak. Bir müddet sonra AIG girecek para koyacak. Gelir artacak, temettü vasıtasıyla futbolu finanse edeceğiz. 3 yıl sonra AIG çıkacak. Futbol AŞ ile birleştireceğiz ve halka açılacağız. 11 olağanüstü kongre geçirdik, ne tartışmalar ne tartışmalar… Ve 2000’de gerçekleştirdik. Derken bir kriz oldu, bir de benim bu kadar ileri gitmem herhalde rahatsız etti ki, bir kampanya başladı hakkımda. Bir anda düğmeye basıldı. Gazetelerde öyle negatif bir kampanya başladı ki…Madem böyle derin bir yapıyı biliyorsunuz, olacaklara hiç ihtimal vermediniz mi?İhtimal verdim ama ne yapayım? GS camiası diğer başkanlara, rahmetli Özhan’a da böyle bir kampanya başlatıldığında muazzam bir tepki göstermişti, sahip çıkan ilanlar verildi. Bana sağ olsunlar hiçbir şey yapmadıkları gibi, gitmem için de bayağı yardımcı oldular.İnan Kıraç mektepli olmamanıza rağmen desteklemişti, neden vazgeçti sizden?AIG yüzünden.Kendi cebinizi mi doldurduğunuzu düşündüler?Bunu düşünmemişlerdir umarım. “Bu bizi dinlemiyor, aştı, çok büyüdü” diye… Star tavırlarım yoktur benim aslında.Aslıtürk (Eski Şişli Belediye Başkanı Gülay ve eşi Orhan Aslıtürk) operasyonu size kadar uzandı sonra…Onlarınki legal değildi. Bizim durumumuzda bir şey yoktu ama amaç sadece itibarsızlaştırma kampanyasıydı zatenYani Galatasaray Başkanı olmasaydınız özel işlerinizde bu kadar üzerinize gidilmeyecek miydi?Katiyen. Tamamen o konumun varlığı yüzünden‘G.SARAY ELİTİYLE AŞK-NEFRET İLİŞKİSİ VAR’Pişman oldunuz mu başkan oldunuz diye?Çok üzüldüm, eşim ve ailem de çok üzüldü. İtibarsızlaştırıldım. Google’a gir bak ne söylediğimi anlayacaksın. Piyasada başka bir algı oluşturuldu.Nedir o algı?“Adam son derece zeki ama çok kıvrak.” Son derece zeki de değilim, kıvrak da… Yazılmamış etik kurallara bile uyan biriyim ben. Ama o algıyı oturttular. Ne yapayım? 13 yıl oldu bırakalı ama toplum o yaratılan imaj gibi olmadığımı fark ediyor. Galatasaray eliti de bunu fark edecek bir gün.Daha fark etmedi mi?Hayır.Elit ne kadar etkili camiada?Çok etkili. Aşk ve nefret ilişkisi. Hem seviyorlar hem de nefret ediyorlar.Kimden?Bizim gibilerden…Kimsiniz siz?Mesela Alp Yalman da o kategori. Bilemiyorum tarzımız mı hoşlarına gitmiyor, açıklığımız mı?Neden peki?Siz de beyaz Türk’sünüz… Tarzınız da uyuyor o elite aslında. Ben o beyaz Türklerden değilim.Nedir farkınız?Beyazın da beyazı var biliyor musun. Belki de çok uluslararası olmak rahatsız ediyor. Kokteyller yapılıyor örneğin, birbirlerini ağırlıyorlar kendi aralarında. Oysa amaç başkalarını çağırmaktır. Davet ederim, ‘Kim var’ diye sorarlar, kim varsa var, sen gel… Bu bakış açısı rahatsız etti galiba.Derin Galatasaray elitlerinden biri neden başa geçmiyor? İnan Kıraç?Bence de… Etkindi bugüne kadar, artık zamanı gelmiştir. Alp Yalman’ı da katabilirlerdi bu yapıya.İnan Kıraç’tan başka kim var o derin yapıda?Selahattin Beyazıt var… Çok etkindir. Bir tabaka var… Divan Kurulu’na bak yeter. Önemli adamlar var. Çok adam var bana isim sorma…Alp Yalman’ı severler mi?Onu da fazla şey yapmazlar… Alp çok zeki ama çok zor bir görev aldı. Galatasaray ‘başkanlık sistemi’dir. Çok zor, eskisi gibi değil, Alp epey bir süredir kopuk, o beni endişelendiriyor. Rakamlar çok büyük. Ama cesaretine hayran oldum hazırlıksız bir şekilde çıktı, bravo ona…‘ÜNAL AYSAL’I PARALI DİYE SEÇTİLER’Ünal Aysal, Riva meselesi yüzünden mi gitti?Hayır, dedikodular var ama… Yetkisi zaten vardı. Benim anlamadığım bir şey var; onu getirdi Divan’a. Bizim şirketin imtiyazlı hisseleri olur. Bu hisseler kulübe ait ve satılamaz, devredilemez, teminat olarak gösterilemez. Bu Divan’da bu imtiyazdan vazgeçme gibi bir teklif oldu. Divan itiraz etti. Bu sebepten mi acaba? Anlayamadım.Riva’nın etrafındaki arazileri aldı dedikodusu var…Ottoman Fon diye bir fon aldı o arazileri ama… O şirketin Ünal’ın eski eşinin oteli Les Ottomans’la alakası yok. Arap ağırlıklı bir fon. Sanmıyorum.700 küsur milyon dolar borç var. Kazaklar’la hatta Katarlılar ile ortaklık yapılacak, takım satılacak deniyor.Kim olur bilmem ama ortak şart… Riva’nın değerlendirilmesi de lâzım. Ama bu kulübün borcunu, ihtiyacını karşılamaz. Borç da değil sorun. Teminatlar borcu ödüyor zaten. İşletme sermayesi eksikliği dert. Nakit akışı lazım. Gelen ortağın en az 200 milyonla gelmesi lazım. İmtiyazlı hisseler kulüpte kalmak üzere birileriyle ortaklık yapılabilir. Bir sermaye artırımı yapılır. Sonradan yatırımdan çıkacak bir fon olmalı. Galatasaray’ı dış borsalara sürmek lazım.Derin Galatasaray Ünal Aysal’ı neden başkan yaptı peki?Çok başarılı ve çok zengin olduğu için. Dediler ki, hem mektepli hem de bizden, para da koyar. Para filan da vermedi, ağalık yaptı tabii biraz ama bekleneni vermedi. Yüzlerce milyon dolar aktarmadı, belki birkaç milyon dolar vermiştir‘EN ÇOK F.BAHÇE İLE KAVGADAN RAHATSIZ OLDUM’Neden vazgeçtiler peki şimdi?SPK ile, federasyonlarla, Fenerbahçe ile kavgalıyız. En çok Fenerbahçe kavgasından rahatsız oldum ben. Niçin kavga ediyoruz? Çok büyük camia, çok büyük bir kulüp. En önemli rakibimiz, müşterek menfaatlerimiz var. Bir gösteri endüstrisinin önemli oyuncularındanız. Neden kavga? Biz birlik olmalıyız.Kavgacı bir yapısı yok aslında Ünal Aysal’ın.Yok. Etrafındakiler onu yanlış yönlendirdi. 3 Temmuz zaten çok alaturka oldu, böyle bir yarası var rakibinin, sen niye üzerine gidiyorsun? Zaten herkes uğraşıyor, sen bırak bari.“Özel hayatım yıpratıldı” dedi.O bir şey değil. Bundan dolayı insan alınıp gidiyorsa eyvah. Ne yaşadı ki?.. Bence sıkıldı. Bir de problemler var tabii. Nakit açığı var, halletmesi lazım. 60 milyoncuk gibi bir nakit lazım. 2015 Mayısı’nda bir 70 milyoncuk daha… Buna kendi mecbur kalacak diye rahatsız oldu belki. Bir de şirketinin merkezi Belçika’da, belki oraya gitmek istiyor…Yurtdışına mı yerleşecek?Öyle düşünüyorum, gidecek. O yüzden derin Galatasaray bir anda bıraktı Aysal’ı. Önce kalması lazım denildi. Belki de Türkiye’den ayrılacağını anladılar. Sıkılmış olabilir, rahatsızlık duyabilir ama bunun bir yolu var. İstifa yoluyla olmaz. Galatasaray elitleriyle toplanılır ve 3 ay sonra olağanüstü seçime gidilir. İstifa olunca tüzüğe göre 1 ay içinde seçim… Gittik ikna etmek istedik. Kesinlikle kabul etmedi. “Siz olun aday” dedi, “Bıktım ayrılıyorum.” İşte bu Galatasaray yönetme bilgisi noksanlığı. Çok zor duruma soktu kulübü. “Yes man”leri topladı etrafına. Sen işi çok iyi biliyorsan ancak profesyonellerle çalışabilirsin. Ama bilmiyorsan 3 yılda öğrenemezsin. Rahle-i tedristen geçmen gerekir. Yönetim kurullarında çalışırsın, pişersin. Öyle tepeden inme olmaz.Önemli isimler uzaklaştırıldı…Evet. Ali Dürüst, Refik, Adnan Öztürk, Ali Gürsoy… Ona, “Sen yönetmiyorsun Ali yönetiyor” dediler.Etraf? Kim?Bu yanlış kararlarda en etkin olan Sedat Doğan’dır!Abdurrahim Albayrak için ne düşünüyorsunuz?Çok önemli bir adam, lazım. Bizim ülkemizde kulüpler gerçek profesyonel seviyeye gelene kadar bize lazım. İngiltere ya da Almanya’da değil ama Türkiye’de lazım. Canla başla kalbini bu işe koyan bir adam. Türk toplumu duygusal. Neden adamı yolluyorsun?‘TALEP GELİRSE ADAY OLACAĞIM’Siz tekrar aday olacak mısınız?Hazırlıklı değilim. İşimin çok önemli bir evresindeyim ve bitirmem lazım. Galatasaray yüzde 100 vaktini alır adamın.Şöyle anlıyorum, bu zor süreç geçecek, ara dönem sonrası siz aday olacaksınız?Olabilir tabii. Neden olmayayım?Tenekeyle yolladılar diye mi geri dönmek istiyorsunuz, bir nevi ‘Oh olsun’ diye mi?Yo, yine tenekeyle yollarlar merak etme…Gerçekten mi?Bu söyleşiden büyük tepki alacağım, gör. Yine yollarlar.Yollanacağınızı bile bile neden adaylık peki?Çünkü bizim temelini attığımız, yaptığımız şey kötü yönetildi ama başarılı oldu. Stadı da kaybettik, bu stat bizim değil, biz Ali Sami Yen’i bilerek kaybettik.Nasıl bilerek?Faruk’un stadı olmasın diye. Net! 2002’de ekonomi düzeldi, faizler düştü. Stadın ihalesi yapılmıştı zaten, tekrar yapılabilirdi. Bir de pislik attılar “Bu paraya bu planlar yapılır mı?” diye… Para götürmüşüm yani oradan… Ondan sonra anladılar ki böyle bir stadın planları ancak böyle bedellerle olabilir. Mahsus itilaf yarattılar.Peki bütün bunları yaşamış biri olarak nasıl tekrar aday olmayı düşünüyorsunuz?Talep olursa aday olacağım çünkü Galatasaray ilişkisi mantıken izah edilecek bir şey değil. Bu bir mikrop hatta virüs, ilaç işlemiyor. Şu anda Galatasaray’dan öç almak isteyenler var, zamanında gönderilenler arasında. O işlere de girmemek lazım. Bu bir endüstri, gösteri endüstrisi. Galatasaray’ın öyle yönetilmesi gerekiyor; kim ne derse desin. Sevdiğim bir Çin atasözü var: Küçük insanların gölgeleri uzadıkça o ülkede güneş batıyor…Habertürk
Reklam
Galatasaray'a Burak'tan Kötü Haber
Galatasaray Kulübü Burak Yılmaz'ın sol ayağında yırtık ve ödem olduğunu bildirdi. Futbolcunun tedavisine başlandı.Burak Yılmaz'ın sol ayağında yırtık ve ödem olduğu bildirildi.Galatasaray resmi internet sitesinden Sağlık Raporu: Burak Yılmaz başlığıyla verilen bilgide, 'Oyuncumuz Burak Yılmaz'ın bugün sponsor hastanemiz Liv Hospital'da yapılan MR tetkiklerinde; sol ayak bileği dış ön yan bağında yırtık, eşlik eden ayak bileği ödemi ve ayak bileği kemiklerinde kemik iliği ödemi tespit edilmiştir.' denildi.Burak Yılmaz dünkü Erciyesspor maçında bir pozisyonda rakibinin ayağına basmış ve uzun süre yerde kalmıştı. Yıldız oyuncunun Türkiye kadrosundan çıkarılıp çıkarılmayacağı ise henüz belli değil.Eurosport
Sabah: 'Abdullah Gül'ün Telefonu İki Yıl Dinlendi'
Sabah gazetesi, 17-25 Aralık operasyonlarının ardından dinlenmediği yönünde değerlendirmeler yapılan eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gü l' ün telefonunun 2 yıl süreyle dinlendiğini öne sürdü. Gazetenin Aliye Çetinkaya imzasıyla manşetten duyurduğu habere göre, TİB'de yapılan illegal dinlemelere ilişkin soruşturmada MGK Genel Sekreterliği'nin yaptığı eşleştirmeler sonucu Abdullah Gül 'e 2012'de verilen K2 Kriptolu telefonun, 2014'ün Şubat ayına kadar '4649' koduyla 2 yıl süreyle dinlendiği saptandı.TİB'de yapılan illegal dinlemelere yönelik incelemeler kapsamında savcılık, kimin kullandığı tespit edilemeyen bazı kriptolu telefon numaralarının sahipleriyle ilgili bilgileri Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği'nden istedi. MGK, kriptolu telefonların numaraları ile TİB'de bulunan IMEI'ler üzerinde eşleştirme yaptı. Yapılan çalışmalar sonrasında 'Gizli' ibareli, mühürlü bir zarfla savcılığa hangi IMEI numarasının kime ait olduğu ve ne kadar süre kullanıldığı bilgisi gönderildi.MGK'nın tespitlerine göre 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e ait sonu '4649' ile biten IMEI numaralı kriptolu telefonun da dinlendiği anlaşıldı. Gül'e 2012 yılında verilen K2 Kriptolu telefonunun 2014'ün Şubat ayına kadar '4649' koduyla dinlendiği belirtildi.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kriptolu telefonların dinlenmesine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında daha önce TİB'de dinlendiği tespit edilen 76 kriptolu telefonun 26'sının MİT ve Genelkurmay'ca iç ve dış operasyonlarda kullanılan kriptolu telefonlar olduğu tespit edilmişti. Bilirkişinin, TİB'de illegal dinlemelere ilişkin silinen dijital veri tabanını kurtarma çabaları sırasında kriptolu telefonlara ait IMEI numaraları tespit edilmişti. Yapılan incelemede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bakanlara ait kriptolu telefonların belirli periyotlarla aylarca dinlendiği ortaya çıkmıştı.TBMM Başkanı Cemil Çiçek , Dışişleri Bakanlığı döneminde Başbakan Ahmet Davutoğlu , Genelkurmay Başkanı Necdet Özel , MİT Müsteşarı Hakan Fidan , AYM Başkanı Haşim Kılıç, eski bakan Ömer Dinçer , Enerji Bakanı Taner Yıldız, eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay , İçişleri Bakanı Efgan Ala , eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin , Başbakan yardımcısı Bülent Arınç , Tarım Bakanı Mehdi Eker, Orman Bakanı Veysel Eroğlu , Başbakan Yardımcısı Ali Babacan , Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz , Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı , eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım , eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan , Adalet Bakanı Bekir Bozdağ , eski Aile Bakanı Fatma Şahin , Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ortadoğu danışmanı Sefer Turan , eski Gümrük Bakanı Hayati Yazıcı.T24
TÜSİAD Başkanı Dinçer: 'Hükümet Yargı Konusunda Bize Kulak Vermeli'
Haluk Dinçer: Uzun dönemli bir büyümenin sağlanması için sanayi sektörünün milli gelirde payının artırılmasının son derece önemli olduğu kanaatindeyizTürk Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkanı Haluk Dinçer , 'Bizim gibi özgürlükçü ve sadece çağdaş ilkeleri referans alan kuruluşların bu dönemde sesine daha fazla kulak verilmeli. Biz 82 Anayasası’nın getirdiği yapıya da, 2010 Referandumu’nda yargı bağımsızlığı ile ilgili düzenlemeye de, bu sene başında HSYK Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe de karşıydık' dedi.Radikal'den Jale Özgentürk 'e konuşan Dinçer, ekonomide yaşanan dalgalanmayı, hukuk sistemini, başörtüsü serbestisi hakkındaki görüşlerini aktardı.Özgentürk'ün 'TÜSİAD Başkanı'ndan hükümete: Sesimize kulak verin' başlığıyla yayımlanan (5 Ekim 2014) söyleşisi şöyle:Dinçer 2015 te tekrar aday olup olmayacağına ilişkin soruyu Şu an sorumluluğum 2013-2014 TÜSİAD Programını başarıyla sonlandırmak' yanıtını veriyor.TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, parlamento ve hükümetin iş dünyası, STK'lar, sendikalar gibi kurumlara kulak kabartmasını ve bunun bir kültür olması gerektiğini belirtiyor.TÜSİAD'a haziran ayında başkan olan Haluk Dinçer, 2015 başına kadar sürecek görev döneminde eski başkanlardan farklı pozitif bir muhalefet sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile göreve başladığından beri birkaç kez bir araya gelen Dinçer, 'daha ılımlı' algısını şöyle yorumluyor:'Eski yönetime göre daha ılımlı bir durum algısı var ise bu durumu, görüş alışverişi sürecinin daha verimli, daha yapıcı olduğu anlamında yorumlamak mümkün. Bu arada hükümetlerimizin, parlamentonun sivil topluma, iş dünyası örgütlerine, sendikalara, düşünce kuruluşlarına daha fazla kulak kabartmasını, yapıcı eleştirilerden yarar sağlamasını ve bu sürecin bir içselleşmiş bir kültür olmasını bekliyoruz.'Dinçerle başkanlık dönemi ile Türkiye'nin farklı sorunlarına ilişkin görüşlerini konuştuk:Türkiye’de içeride ve dışarıda sıkıntılı gelişmeler var. Dövizde artış sürüyor. Ekonomi nasıl etkilenecek?2013 yılı Mayıs ayında başlayan küresel finansal belirsizlikler neticesinde, Türkiye de dâhil olmak üzere tüm gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde değer kayıpları, kur artışları yaşandı. Bazı iyileşmelere rağmen artış sürüyor. 2014’te dünya genelinde devam eden risk algısındaki bozulma, cari açığı yüksek, yani dış finansmana bağlı, Türkiye de dahil gelişmekte olan ekonomiler açısından olumsuz gelişmelerin başında geliyor. Bu artışların Türkiye ekonomisine en belirgin olumsuz yansıması kur-enflasyon geçişkenliğinde gözlemleniyor. Enflasyon Merkez Bankası’nın yılsonu hedefi olan yüzde 5’in bir hayli üzerinde seyrediyor. Bu çerçevede, döviz kuru hareketliliği ve Merkez Bankası’nın sıkı para politikası, fiyat istikrarı açısından dikkatlice izlememiz gereken alanlar.Kur artışları elektrik ve doğalgaza zam olarak yansıdı…Elektrik ve gazdaki artışın dolaylı etkisi maliyet artışlarının yarattığı baskı olacaktır. Bu maliyet artışı nihai ürünlere de yansıyacaktır. Bu doğrudan ve dolaylı etki neticesinde enflasyonun baskı altında olması ihtimaldir. Biz yine de enflasyonun 2015’te düşmesini beklemekteyiz. Ancak en önemli konu şudur: Enflasyon son kertede bir parasal genişleme olgusudur ve sıkı para politikası, orta dönemli enflasyon hedefinin en önemli güvencesidir…Türkiye son yıllarda gayrimenkule dayalı büyüme gösterdi. Şimdi tartışılıyor.Türkiye son 10 yılda ekonomi politikalarında önemli reformlarla ciddi bir değişim gösterdi. Bu değişim süresinde kuşkusuz gayrimenkul ve hizmet sektörü de ön plana çıktı. Gayrimenkulde rant ve kârlılık son dönemlerde çok yükseldi, haliyle yatırımcı bu sektöre yöneldi. Banka kredilerinde de son on yılda, sanayi yatırımlarına sağlanan kredilerin toplam kredilerdeki payı yarı yarıya azalırken, inşaat ve konut yatırımlarına verilen kredilerin payı iki katına çıktı. Uzun dönemli bir büyümenin sağlanması için sanayi sektörünün milli gelirde payının artırılmasının son derece önemli olduğu kanaatindeyiz.Sanayi nasıl yeniden güç kazanacak?Hukuki belirsizlikler, esnek olmayan işgücü piyasası, yatırım yerinin tespiti, finansman kaynaklarına erişim, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması ve yatırım teşviklerinin yetersizliği gibi engelleri kaldıracak politikaların oluşturulması gerekmekte. Diğer yandan sınırlı tasarrufları eriten ve rant ekonomilerine olanak sağlayan düzenleme, politikalar süratle gözden geçirilmeli ve bu sürdürülemez inşaat bağlantılı genişleme, kontrol altına alınmalıdır.Tüm kurumlar 2023 yılı hedefleri üzerine çalışıyor. Hedefleri nasıl değerlendiriyorsunuz?Öncelikle ülkelerin orta-uzun dönemli hedefler belirlemesi, stratejik planlar üretilmesi kalkınma disiplini açısından çok değerli. Bu bir gelişmişlik göstergesi... Hedefler de iddialı olmalı, iddiasız hedef heyecan yaratmaz. 2023 hedefleri de iddialı. Bu hedeflere nasıl ulaşılacağı aynı derecede önemli. Elbette, hedeflerin kontrol edilemeyen dışsal parametreleri var. Örneğin, yakın coğrafyamızdaki jeo-stratejik dalgalanma, AB’nin içinde bulunduğu iktisadi krizden çıkış süresi veya hammadde fiyatlarında ortaya çıkacak olağanüstü dalgalanmalar yeni parametreler. Bu nedenle hedeflerin sürekli gözden geçirilmesi, gerekirse revize edilmesi, toplumsal heyecanın korunması açısından gerekli olabilir.Siz o tarihte nerede görmek istiyorsunuz Türkiye'yi?Biz 2023’te Türkiye’yi bugünkünden çok daha rekabetçi, orta-üst teknoloji bandında daha fazla mal ve hizmet üreten, sanayisinin ekonomi içindeki payını yüzde 20’lerin oldukça üzerine çıkartmış, kadınlarda iş gücü katılımını 10 puan kadar yukarı çekmiş, kayıtdışı ekonomi oranını ihmal edilebilir bir düzeye indirebilmiş, Kopenhag Siyasi Kriterlerini tümüyle karşılamış ve AB’ye tam üye olabilecek bir ülke olarak görmek istiyoruz, çabamız da bu yöndedir. Bu ulaşılabilir bir hedeftir. 62. Hükümet Programı da bu yönde atılacak adımlarla paraleldir. Önemli olan işbirliği anlayışıyla, sabırla, tahammüllü ve odaklı olarak çalışmaya devam etmek.Türkiye'nin ekonomi dışında en büyük sorunu hukuk sistemi. Siz de sık sık vurguluyorsunuz.Türkiye’de yargının mevcut durumunu da aşan bir hukuk sorunu var. Gündemin ilk sıralarındaki konudan bahsedecek olursak yargının siyasallaşması -veya yargıya çok haksızlık etmeyelim-, yargının günlük siyasi tartışmanın aracı haline getirilmesi sorunu acil çözüm bekliyor. Hiçbir kesim yargının işleyişinden memnun değil. Bugünkü iktidar da memnun değil.Ne yapılmalı?Bizim gibi özgürlükçü ve sadece çağdaş ilkeleri referans alan kuruluşların bu dönemde sesine daha fazla kulak verilmeli. Biz 82 Anayasası’nın getirdiği yapıya da, 2010 Referandumu’nda yargı bağımsızlığı ile ilgili düzenlemeye de, bu sene başında HSYK Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe de karşıydık.Çünkü bunların hiç biri yargıya müdahaleden uzak, rahat bir çalışma ortamı sağlamıyor hep belli denge hesapları gözetiyordu. Yapı değişecekse, bunun yasama veya yürütme etkisini artırıcı yönde olmaması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri ışığında yapılması lazım.Eğitimde kılık kıyafet konusunda yeni kararlar alındı. 10 yaşındaki çocukların da türban takabilmesine imkan sağlandı. Kararları nasıl yorumluyorsunuz?Bugüne kadar, Türkiye’de eğitimin kapsayıcılığıyla, yaygınlığıyla ilgili önemli reformlar gerçekleştirildi. Eğitimi kalkınmanın en temel taşıyıcı unsuru olarak görüyoruz. Kalitesinin arttırılması gerektiğine de dikkat çekmeye çalışıyoruz. Bu konu bizim için öncelikli ancak eğitim alanını düzenleyen kuralların konmasında, devletin, toplumun çeşitli kesimlerinin taleplerine duyarlılıkla yaklaşması ve özgürlük alanını herkese açmasını arzu ediyoruz.Yaklaşım doğru değil mi?Son günlerde kamuoyunda gündeme gelen, Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’in de bu anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyoruz.Geçen yıl, okullarda serbest kıyafet düzenlemesi ve velilerin çoğunluğunun muvafakatiyle okul kıyafeti belirlenebilmesi imkanı getirilmişti. Bununla birlikte, ilgili düzenleme 4'üncü madde*de (açıklama en altta) yer alan, öğrencilerin kılık kıyafetinin nasıl olacağına dair ayrıntılı düzenlemeler, ailenin iradesi ve çocukların arzusunu kısıtlayıcı niteliktedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme de dikkate alındığında, özgürlüklere en uygun yaklaşımın, ilgili yönetmelikteki sınırlamaların tümüyle kaldırılması olduğunu düşünüyoruz. Vatandaşlarımız, ebeveynler ve çocuklarımız, okul kıyafeti konusunda kendilerine uygun olan en doğru kararı verecektir.Türkiye'nin eğitimde ihtiyacı nedir?TÜSİAD olarak Türkiye’nin eğitim konusunda ihtiyacı olan en önemli alanın yaygınlaşan eğitimin niteliği olduğuna inanıyoruz. Maalesef eğitimin niteliği konusunda arzu ettiğimiz yerde değiliz. Nitelikli eğitim demek, sadece nitelikli istihdam demek de değildir. Nitelikli demokrasi, nitelikli toplum, nitelikli öğretmen, yani nitelikli birey demektir. Genç ve dinamik nüfusumuza, temel bilimlerde yetkinleşmeyi, sorgulama ve analitik düşünceyi, yaratıcılık ve yenilikçiliği kazandırmaya ihtiyacımız var.TÜSİAD Başkanı olarak biraz daha ılımlı mesajlar veriyorsunuz. Ya da öyle algılanıyor. Bir tavır değişikliğinden söz edebilir miyiz?TÜSİAD olarak sadece politikalar temelinde parlamento ve hükümetle görüş alışverişinde bulunuruz. Demokratik standartların geliştirilmesi, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak olan makro ve mikro reform ajandası üzerinde çalışırız. Hiçbir yönetimin farklı bir ajandası olmaz. Dolayısıyla, TÜSİAD duruş ve tutumunun, ılımlı olmak sert olmak veya çatışmacı olmak barışçı olmak gibi bir eksende değerlendirilmesini kabul edemeyiz. Eski yönetime göre daha ılımlı bir durum algısı var ise bu durumu, görüş alışverişi sürecinin daha verimli, daha yapıcı olduğu anlamında yorumlamak mümkün. Bu arada hükümetlerimizin, parlamentonun sivil topluma, iş dünyası örgütlerine, sendikalara, düşünce kuruluşlarına daha fazla kulak kabartmasını, yapıcı eleştirilerden yarar sağlamasını ve bu sürecin içselleşmiş bir kültür olmasını bekliyoruz.DEİK’te çalışmalara devam edecek misiniz? Yabancı muhataplarınız nasıl algıladı durumu?DEİK, Türk iş dünyasının yurtdışına açılımı doğrultusunda oldukça faydalı hizmetler yürüten bir hizmet kurumu. Gerek iş konseylerinde yer alan iş insanları, gerekse yetişmiş kadroları ve kurumsal hafızası ile önemli bir deneyime sahip. Bu değerler korunduğu takdirde DEİK’in yeni statüsü ile çalışmalarına devam etmemesi için hiç bir sebep yok. Yapılan açıklamalardan anladığımız da, bu deneyimin korunacağı yönünde. Yabancı muhataplarımızla bu konu özelinde görüşmüş değiliz. TÜSİAD olarak DEİK ile çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yeter ki, kamu dışındaki kurumların hangisi hizmet kurumudur, hangisi temsil kurumudur, hangisi özeldir hangisi yarı kamudur? Bu konularda kafa karışıklığına mahal veren düzenleme ve uygulamalar olmasın.Haluk Dinçer'in kaldırılmasını istediği 4'üncü maddenin kapsamı şöyleKılık ve kıyafet sınırlamaları MADDE 4 - (1) Öğrenciler;a) Öğrenim gördükleri okulun arması ve rozeti dışında nişan, arma, sembol, rozet ve benzeri takılar takamaz,b) İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetler giyemez,c) Yırtık veya delikli kıyafetler ile şeffaf kıyafetler giyemez,ç) Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek giyemez,d) Siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamaz ve giysileri giyemez,e) Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunur, makyaj yapamaz, bıyık ve sakal bırakamaz. 3üncü maddenin altıncı fıkrası hükümleri saklıdır.T24
Galatasaray Moral Depoladı
Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ile Galatasaray Spor Toto Süper Lig'in 5.haftasında kozlarını paylaştı.Kadir Has Stadı'nda oynanan zorlu mücadelede sarı-kırmızılılar 2-1'lik galibiyete ulaştı.Galatasaray'ın gollerini 52. dakikada Burak Yılmaz ile dakikalar 67'yi gösterdiğinde frikikten Wesley Sneijder kaydederken, Erciyesspor'un golü 81'de Caner Osmanpaşa'dan geldi.Alınan bu sonucun ardından Erciyesspor 3 puanda kalırken Galatasaray ise 10 puana yükseldi.Ligin bir sonraki haftasında Bülent Korkmaz'ın öğrencileri deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaşacak olurken, sarı-kırmızılılar Türk Telekom Arena'da Fenerbahçe'yi ağırlayacak.ERCİYES'TE 2 EKSİKEv sahibi Erciyesspor'da sakatlıkları bulunan Jacques Zoua ve İlhan Parlak bu karşılaşmada forma giyemedi.Konuk ekip Galatasaray'da ise sakat ve cezalı oyuncu bulunmazken Emre Çolak, Gökhan Zan, Hakan Balta ve Bruma teknik direktör Cesare Prandelli tarafından Kayseri'ye gelen kafileye dahil edilmedi.ESKİ TAKIMINA KARŞIGalatasaray teknik direktörü Cesare Prandelli, sezon başında Erciyesspor'dan transfer edilen Yasin Öztekin'e ilk 11'de görev verdi.Geçen sezon Erciyesspor formasıyla gösterdiği performansın ardından sezon başında Galatasaray'a transfer olan Öztekin'i, Prandelli eski takımına karşı yapılan maçta ilk 11'de görevlendirdi. Öztekin, ileri uçta Burak Yılmaz ve Olcan Adın ile takımı için gol aradıNECATİ HARCADIErciyesspor, Galatasaray'ın ataklarını engellerken bir yandan da rakip kalede gol aradı. İlk tehlike Necati Ateş ile geldi. 14. dakikada ceza alanı üzerinde Muslera ile karşı karşıya kalan Necat'nin şutuna Chedjou müdahale ederken mutlak bir golü önledi.YASİN NET FIRSATI HARCADI!Kanatlardan etkili olmaya çalışan Galatasaray, rakip kalede gol arasa da ilk devrede sadece net 1 fırsat yakalayabildi.Felipe Melo, savunma arkasına koşu yapan Yasin Öztekin'i topla buluştururken, net bir gol kaçtı. 24. dakikada ceza alanı içinde kaleci Gökhan ile karşı karşıya kalan orta saha oyuncusu, topu kalecinin üzerine vurunca skor 0-0'da kaldı.İlerleyen dakikalarda daha dengeli bir oyun oynanırken savunma oyuncularının başarılı hamleleri, etkili pozisyonları önledi ve ilk devre golsüz tamamlandı.BURAK YILMAZ ÖNCE KAÇIRDI, SONRA...Galatasaray ikinci devreye etkili başlarken henüz ilk dakikalarda Burak Yılmaz gole yaklaşan isimdi.Rakip savunma arkasına çok iyi kaçan Burak'a atılan pasta golcü futbolcu topu göğsüyle alıp ceza alanına girdi ama karşı karşıya pozisyonda vuruşu sağ direğin dibinden dışarıya gitti.Sarı-kırmızılılar golü ise kornerden buldu! 52. dakikada kullanılan köşe vuruşunda Selçuk'un ceza alanına ortasında Semih topu kafasıyla kale sahasına indirdi. Burak topu kontrol etmek isterken top biraz yükseklik kazandı ama Burak yükseklik kazanan topu ayağıyla ağlara gönderdi.SNEIJDER FRİKİKTEN YAZDITeknik direktör Cesare Prandelli son yarım saatlik bölümde Yasin'in yerine Hamit Altıntop'u oyuna sürdü. Erciyesspor'da ise Edinho ve Kader Mangane oyundan çıkarken Cem Can ve Barış Memiş sahaya girdi.Değişikliklerin ardından Galatasaray'da Wesley Sneijder skoru 2-0'a taşıdı. 67. dakikada kaleyi karşıdan gören noktadan şutunu çeken Sneijder, Gökhan'ı mağlup ederek harika bir frikik golüne imzasını attı.MELO ISKALADI, FARK 1'E DÜŞTÜSon bölümde savunmasında ciddi boşluklar veren ev sahibi ekip, sarı-kırmızılılara birçok fırsat sağladı ancak Galatasaray hücumda organize olamayınca goller kaçtı.Ev sahibi ekip 81'de kullandılan kornerde ise farkı 1'e düşürdü. Ceza alanına yapılan ortada savunmanın karşıladığı topu ceza alanı içi son çizgi yakınlarında Murat aldı ve kale sahasına pasını verdi. Melo'nun ıska geçtiği topa Caner yakın mesafeden vurarak golünü attı.Son dakikalarda Erciyesspor daha fazla risk alırken, Prandelli; Sneijder'in yerne Dzemaili'yi oyuna aldı.Çabalar sonuç vermezken mücadele Galatasaray'ın 2-1'lik üstünüğüyle bitti.Sporx
Reklam