EPDK, Akaryakıtta Tavan Fiyat Uygulama Kararı Aldı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), akaryakıtta yeniden tavan fiyat uygulama kararı aldı.EPDK'dan yapılan yazılı açıklamada, 'Kurumumuz bugünkü kurul toplantısında, dağıtım şirketlerinin akaryakıt fiyat oluşumlarında belirlenen fiyat metedolojisine uymamaları nedeniyle, 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu ilgili hükümleri gereğince tavan fiyat uygulama kararı almıştır. Alınan karar Resmi Gazete yayımlanmasına müteakip yürürlüğe girecektir. Kurul kararı gereği benzinde rafineri çıkış fiyatının üzerine eklenecek marj 34 kuruş/litre, motorinde ise rafineri çıkış fiyatının üzerine eklenecek marj 37 kuruş/litre olarak sınırlandırılmıştır. Bu şekilde pompa fiyatında 9-10 kuruş/litre mertebesinde indirim oluşmaktadır' denildi.DHA
Erdoğan Akademisyenlerle Başkanlık Sistemini Konuşacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yarın Cumhurbaşkanlığı Sofrası'nda hukuk, siyaset bilimi, kamu yönetimi, sosyoloji ve iletişim alanlarından akademisyenlerle bir araya gelecek.Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda gerçekleşecek toplantı saat 13.00'te başlayacak.Toplantıda, düşünce kuruluşları ve üniversitelerden akademisyenlerin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya da bulunacak.Başkanlık sisteminin sohbetin önemli başlıklarından biri olması beklenen toplantıya, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Direktörü Güven Sak, Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) Başkanı Birol Akgün ile Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) Yönetim Kurulu Başkanı Nafiz Can Paker, düşünce kuruluşlarının temsilcileri olarak katılacak.Toplantının konukları arasında YÖK üyesi, anayasa hukukçusu Prof. Dr. Yavuz Atar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Gonca Bayraktar Durgun, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail Coşkun, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Alkan, Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. M. Akif Kireççi ve Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hamit Emrah Beriş de olacak.Gazeteci Gülay Göktürk'ün de davetli olduğu toplantıda, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ve Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Kalın da bulunacak.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki ilk Cumhurbaşkanlığı Sofrası yemeğini 14 Ocak 2015'te vermişti.AA
Apple, Dünyanın En Değerli Markası
En yakın takipçisi Samsung'a 46,5 milyar dolar fark atan Apple, bu yıl 128,3 milyar dolarlık değeri ile yine dünyanın en değerli markası seçildi.Dünyanın En Değerli 500 Markası Araştırması'na göre Apple, 128 milyar doları aşan değeriyle 4. kez dünyanın en değerli markası oldu. Bu yıl en değerli 5 markanın değeri, geçen yıla göre yüzde 12,3 artarak 413,4 milyar dolara yükseldi.Brand Finance'in 'Global 500- Dünyanın En Değerli 500 Markası Araştırması'ndan derlenen bilgilere göre, marka değerini bir yılda yüzde 23 artıran Apple, en yakın takipçisi Samsung'a 46,5 milyar dolar fark attı.EN DEĞERLİ MARKALAREn değerli markalar sıralamasında Samsung, 81,7 milyar dolarlık marka değeriyle ikinci sırada yer alırken, şirketin marka değeri geçen yıla göre yüzde 4 arttı. Bu markaları 76,6 milyar dolarla Google, 67 milyar dolarla Microsoft ve 59,8 milyar dolarla Verizon izledi.Bu yıl en değerli 5 markanın değeri geçen yıla göre yüzde 12,3 artarak 368 milyar dolardan 413,4 milyar dolara yükseldi.Twitter, geçen yıla göre marka değerini en fazla artıran şirket oldu. Twitter'in 2013'te 1,5 milyar dolar olarak belirlenen marka değeri, bu yıl yüzde 185 artışla 4,3 milyar dolara yükseldi. Sosyal paylaşım sitelerinden Facebook'un marka değeri ise geçen yıla göre yüzde 146 artışla 24,1 milyar dolara ulaştı. Şirket, bir yılda kaydettiği bu başarıyla listedeki yerini 122'nci sıradan 30'uncu sıraya taşıdı.ABD 188 MARKASIYLA İLK SIRADAAraştırmada yer alan 31 ülke arasında 188 markasıyla başı çeken ABD'nin markalarının değeri 2 trilyon 33 milyar dolar olarak belirlendi. Bu ülkeyi, 42 marka ve 397,7 milyar dolarlık marka değeriyle Çin, 40 marka ve 349,1 milyar dolarlık marka değeriyle Japonya takip etti.İngiltere'nin 40, Fransa'nın 33, Almanya'nın 29, İsviçre'nin 18 markasının yer aldığı listede, bu yıl da Türkiye'den hiç bir marka yer almadı.Sputniknews
Forex Nedir?
Uluslararası döviz piyasası. Son dönemlerde oldukça popüler olmaya başladığı için yakından inceleyelim istedim.İletişim için;https://tr.linkedin.com/pub/evrim-nazlıcan/62/79b/b6a
Cillop Gibi Akıllı Telefonlar ve Özellikleri
Sadece incelik, tasarım ve boyut anlamında değil, teknoloji anlamındada da pek çok yüksek özelliği olan iPhone 6'nın renkte gümüş, altın ve uzay grisi; kapasite olarak 16GB, 64GB, 126GB seçenekleri bulunuyor. Toplam ağırlığı ise sadece 129 gram.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
ÖNCEKİ günkü yazıma “Kandil yine Öcalan’ın elini güçlendiriyor” başlığını attım. Dünkü Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi ’nin yazısının başlığıysa “Öcalan’a Kandil darbesi” ydi Halbuki ikimiz de aynı şeyden, PKK/KCK yöneticilerinin, kendilerine Öcalan ’ın “silah bırakma” ile ilgili mesajını getiren HDP heyetine verdikleri cevaplardan söz ediyoruz. Dolayısıyla içimizden en az birinin, belki de ikimizin birden yanılıyor olması gerekir.Selvi’ye göre Kandil, Öcalan’ın silah bırakılması çağrısına direniyor, onun “örgüt liderliğinden doğal liderliğe” savrulmasına neden oluyor. Bunun isabetli bir akıl yürütme olduğu kanısında değilim. Nedenini Selvi ’nin aynı yazısından bir soruyla açıklamak mümkün: “Eğer Öcalan’ın örgüt üzerinde etkisi yoksa devlet onunla niye görüşsün?”
Reklam
Öfkenin Bir Hitabet Sanatı Olduğu Kadın Erkek Eşitliğinin Fıtrata Aykırı Sayıldığı Yalnız ve Güzel Ülkem
Camına kartopu attı diye diye bir insanı öldürmenin hitabet sanatı, 20 yaşında bir kıza tecavüz etmeye çalışıp beceremeyince öldürüp yakmanın fıtrat meselesi olduğu günlerden geçiyoruz. Tepedeki insanlar öfkeyi, şiddeti, eşit olmamayı, kutuplara ayrılmayı normalleştirdikçe kaybettiklerimiz hep bizden oluyor, yitirdiğimiz hep vicdanımız oluyor. Nuh Köklü ve Özgecan Aslan bu iki sembol isim altında binlerce kadın binlerce insan, normalleştirilen öfke, nefret, şiddet, vs. yüzünden elimizden kayıp giden insanlar. Peki böyle olmak zorunda mıydı?
Şalgam Suyundan Köfteciye.. İşte Süper Lig'in Sponsorları
Süper Lig'deki Anadolu takımlarının sponsorları arasında şalgam suyu, makarna, gazoz ve köfteci gibi farklı firmalar bulunuyor.Spor Toto Süper Lig'de mücadele eden Anadolu takımlarına şalgam suyu, makarna, gazoz, köfteci, inşaat, elektrik gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalar sponsorluklarıyla destek veriyor.Türk Hava Yolları'ndan (THY) alışveriş merkezine (AVM), şalgam suyu, makarna ve gazoz markalarından, köftecilere, inşaat, elektrik ve petrol şirketlerinden bankalara kadar çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren firmalar, Spor Toto Süper Lig'deki Anadolu takımlarına forma reklamı karşılığında sponsorluk yapıyor.İspanya La Liga ekiplerinden Barcelona ve Manchester United gibi Avrupa'nın futbol devlerinin ulaşım sponsoru olan THY, Türkiye'de ise Trabzonspor'a uluslararası maçlarda göğüs reklamı vererek destek oluyor.Gaziantepspor'a Doğanay Şalgam, Akhisar Belediyespor'a iç ve dış maçlarda dönüşümlü Keskinoğlu ve Ramiz Köfte, Mersin İdmanyurdu'na Arbella Makarnaları, Gençlerbirliği'ne Hedef Filo ve Eskişehirspor'a Sürat Kargo gibi farklı alanlardan şirketler, ligde formalara verdikleri reklamlarla görünür olmaya çalışıyor.Spor Toto Süper Lig'deki Anadolu takımlarının sponsorları şöyle:Trabzonspor THY, Lukoil Eurasia Petrol, Yıldız Holding, Denizbank, Acıbadem, Türkiye Garanti Bankası, Anadolu SigortaGaziantepspor Doğanay Şalgam, Turkish Oil, AvvaGençlerbirliği İCK Yapı, Hedef FiloMedicana Sivasspor Marka Alışveriş Merkezi, Aksa Elektrik, Tony MontanaAkhisar Belediyespor Keskinoğlu ve Ramiz KöfteMersin İdmanyurdu Soil Petrol, Arbella Makarnaları, Kadoil Petrol, AVES ve Grup şirketleriEskişehirspor ETİ, Arçelik, Denizbank, Acıbadem, Sarar, Polimeks, Solgar, Sürat KargoBursaspor Uludağ Limonata, Bak Yapı, CoppaÇaykur Rizespor ÇAYKUR, AKSA Holding, SANKO HoldingSAİ Kayseri Erciyesspor Suat Altın İnşaatKardemir Karabükspor KARDEMİR, Çelik-İş Sendikası, RZK Çelik, Solgar VitaminTorku Konyaspor Torku, Mepaş, Adese, SelvaAA
Reklam
Başbakan Davutoğlu: 'Hükümete Kimse Ev Ödevi Veremez'
Başbakan Davutoğlu, 'Hükümete kimse ev ödevi veremez. Kamu düzeni hepimizin ihtiyaç hissettiği bir husustur' dedi.İSLAMABADBaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Hükümete kimse ev ödevi veremez. Kamu düzeni hepimizin ihtiyaç hissettiği bir husustur. Kamu düzeni söz konusuysa Selahattin Demirtaş da TBMM'de görev yürüten bir milletvekili. TBMM'de bir partinin grup başkanı olarak hukuk kuralları içinde davranması lazım' dedi.Davutoğlu, Refah Üniversitesi tarafından Serena Otel'de düzenlenen konferansın ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Pakistan'da büyük bir misafirperverlikle karşılandıklarını aktaran Davutoğlu, mevkidaşı Navaz Şerif ile baş başa görüşmelerinde, ikili ilişkilerin dışında bölgesel gelişmeleri de ele aldıklarını bildirdi.Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısında, konseyin daha da güçlendirilmesi için takip mekanizmaları ve teknik çalışma ekipleri kurulması konusunda mutabakata vardıklarını bildiren Başbakan Davutoğlu, önemli bazı kararlar da aldıklarını, bunların başında serbest ticaret anlaşmasının biran önce imzalanması için ekonomi bakanlarının çalışmaları yönünde mutabakatın bulunduğunu aktardı.Davutoğlu, 'Türkiye ile Pakistan arasındaki ticarette son dönemde düşüş görülüyordu. Bunda küresel ekonomideki daralma ve Pakistan'ın ekonomisindeki gelişmeler başta olmak üzere birçok faktör vardı. Serbest Ticaret Anlaşmasını imzalamamız durumunda kısa sürede önce 3 milyara, sonra 5 milyara, kademeli olarak da 10 milyara kadar çıkan bir dış ticaret hacmi öngörüyoruz' dedi.Başbakan Davutoğlu, ulaştırma alanında işbirliği çerçevesinde hızlı tren ve lokomotif yapımı konusunda Pakistan ile ortak girişimlerde bulunma konusunda perspektif olduğunu, ayrıca hava uçuşlarının frekanslarının arttırılması konusunda prensipte pozitif bir yaklaşım bulunduğunu bildirdi.Davutoğlu, Pakistan'a Türk yatırımlarının artması konusunda ortak çaba gösterilmesinin söz konusu olduğunu belirterek, şunları söyledi:'Enerji, tarım, turizm alanlarında, öğrenci değişimleri alanında da önemli bazı kararlar aldık. Takip ettiğiniz gibi 11 anlaşma imzalandı. Türkiye ile Pakistan'ın artık sadece dostluk ve kardeşlik irtibatları üzerinden değil, ortak stratejik perspektifle de bir gelecek inşa etmeleri, daha önce Cumhurbaşkanımızın, başbakan olarak eşbaşkanlık yaptığı 3 yüksek düzeyde iş birliği toplantısında ele alınan ve mutabık kalınan 40 anlaşmanın da bundan sonra hayata geçirilmesi için yine bir takip mekanizması kuracağız. Ayrıca Afganistan'daki gelişmeler, Hindistan-Pakistan ilişkileri ve Suriye, Irak başta olmak üzere Ortadoğu'daki gelişmeler konusunda fikir alışverişi yapma imkanı bulduk. Çok verimli bir toplantı oldu. Türk-Pakistan İşbirliği Konseyi toplantısı da gerçekleşti.'SorularBaşbakan Davutoğlu, 'KCK'dan Çözüm Süreci'ne yönelik bir açıklama geldi. 15 Şubat ile birlikte kritik bir sürece girildiği belirtildi. İzleme heyeti kurulması, artık biran önce müzakerenin başlaması gerektiği vurgulandı. Bu konuya yorumunuzu merak ediyorum. Ayrıca Demirtaş'tan grup toplantısında iç güvenlik paketine ilişkin bir açıklama vardı. Muhalefet ile ortak hareket edeceklerini ve Meclis'i kilitleyecekleri yönünde bir açıklama vardı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?' sorusu üzerine, bu konudaki görüşlerini Pakistan'a hareketinden önce de dile getirdiğini bildirdi.Çözüm Süreci'nin samimiyet ve cesaret ama en önemlisi iyi niyet gerektirdiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:'Her gün çözüm süreci dememiz yetmez. Gerekli adımların atılması lazım. 2013 Mart'ında yani 2 sene önce Çözüm Süreci bağlamında önemli bir aşama söz konusu olduğunda, 2 ay içinde tüm silahlı unsurların, Mayıs, Haziran ayından itibaren Türkiye'den çekilmesi ve silahlı mücadeleye son verilmesi çağrısı yapılmıştı. Şimdi bugün yapılan açıklamalar 2 sene sonra hala Çözüm Süreci'nden ne anlaşıldığı konusunda bazı çevrelerin kafalarının karışık olduğu intibası veriyor. Bizim tutumumuz açıktır. Türkiye'de her şeyin ilacı demokrasidir. Her şeyin ilacı fikir özgürlüğüdür. Her şeyin tartışılacağı platform da Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir, sivil toplum yapılarıdır. Eğer bir ülkede demokrasi varsa, fikirler açıkça paylaşabiliyorsa, herkes kanaatini ifade edebiliyorsa, düşüncesini istediği dilde, istediği şekilde gündeme getirebiliyorsa, şimdi sormak zamanı değil mi, o zaman silahlara ne ihtiyaç var? Nedir yani silahı gerekli kılan şartlar. Fakat yok Türkiye'yi bir Suriye, Irak şartlarına dönüştüreceğiz gibi bir yaklaşım içinde olunacaksa ya da böyle bir anlayış varsa, bunu da kabul etmek veya buna teslim olmak mümkün değil. Biz de Çözüm Süreci'nin kritik bir aşamada olduğunu söylüyoruz. Bugün yapılacak açıklamalar, atılacak adımlar konusunda herkesin her zamankinden daha fazla dikkatli olması lazım. Türkiye kesinlikle bu anlamda bu kritik aşamada. Hükümetimiz, Çözüm Süreci noktasında herhangi bir tereddüt içinde değildir. Dikkat ederseniz, her açıklamamız, her attığımız adım bizzat benim başkanlığımda yürütülen Çözüm Süreci Kurulu toplantılarından sonra oluyor. Burada çok açık ve net bir şekilde yürüyen, hükümet tarafından yürütülen bir politika var. Ancak her gün değişik çevrelerden KCK şu açıklamayı yaptı, HDP bu açıklamayı yaptı gibi sürekli bir iniş çıkış trendi olursa burada samimiyet sorgulanmaya başlar. Öncelikle 2013 Nevruz'una, Mart'ına verilen söze uygun bir şekilde silahlı yöntemin terk edildiği ifadesini beklemek hepimizin hakkı. Bu yönde adımlar atıldığında barışçıl ortamda her şey tartışılabilir, konuşulabilir.''Tarihi bir sahne'Selahattin Demirtaş'ın 'Muhalefet ile birlikte Meclis'i kilitleriz' açıklamasını da değerlendiren Davutoğlu, 'Herhalde CHP ve MHP'yi kastediyor. İlginç yani. Demirtaş ile MHP ile HDP'nin aynı yerde buluşması her şeyden önce dikkate şayan. Bunun altını güçlü bir şekilde çizelim. Aynı şekilde tek parti zihniyetine sahip ve birçok baskıcı yöntem kullanan CHP ile geçmişte Doğu ve Güneydoğu'daki Dersim olayı başta olmak üzere yapılan tutumdan hala bir iç muhasebe ve özür dilemek cesareti bile göstermeyen CHP ile HDP'nin de yan yana gelmesi ilginç. Bu tarihi bir sahne' diye konuştu.İç Güvenlik ve Özgürlüklerin Korunması Paketi dedikleri tasarıda, bürokrasinin önüne geçip vatandaşın işini kolaylaştıran, özgürleştirici maddeler bulunduğunu aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Jandarmanın İçişleri Bakanlığına bağlanması var. Bu arada molotofkokteyline karşı tavır da var. Bonzai ile ilgili tavır da var. Bu pakete bu üç parti eğer birlikte karşı çıkacaksa, bu başlı başına bir siyaset dersidir. Herkesin bu tabloya bakıp gerekli dersi alması lazım. Kim ülkede özgürlük istiyor. Kim jandarmanın İçişlerine bağlanması suretiyle özgürlükleri, sivilleşmeyi teşvik ediyor, kim buna karşı çıkıyor? HDP ile MHP'nin birlikte buna karşı çıkmalarını izleyeceğiz ya da kim molotofkokteyli, 6-7 Ekim olayları dolayısıyla halkın hayatını karanlığa boğan o üç günü yaşadık. Bundan sonra herhalde sık sık bu görüntüleri belki de Meclis'te izletmek gerekir ki herkes buraya, bu iç güvenlik yasasına nasıl geldiğimizi görsün. O günlerde Kılıçdaroğlu'nun, Bahçeli'nin ne dediğini hatırlasın. Şimdi Demirtaş ile yan yana duracaklarsa seçime giderken herhalde bundan daha açıklayıcı bir tablo yok. Bunların karşısında özgürlükleri savunan, herkesin ismini istediği gibi değiştirme özgürlüğünü hayata geçiren bu yasayı hazırlayan AK Parti var. Halkın güvenliği söz konusu olduğunda molotofa da, bonzaiye de terör muamelesi yapan AK Parti var. Uyuşturucuların özgürlüğünü savunan HDP, CHP, MHP var. Uyuşturucu tacirlerine yönelik ya da Kobani olayları bahane edilerek halka o baskıyı yapanların karşısında bakalım nasıl birlikte olacaklar göreceğiz ama kim birlikte olursa olsun, bir kez daha söylüyorum, İç Güvenlik Reformuyla ilgili yapıcı bir teklifleri varsa getirsinler. Ancak, kilitlemek gibi Meclisle uyumlu olmayan bir dil kullanıp, yıkıcı bozguncu bir tavır sergileyeceklerse bunlara biz ne Meclisi kilitlettiririz ne de onların bu anlamda tehditlerine boyun eğeriz. O yasa ülkemizin ihtiyaçlarına hitap eden bir yasadır. 6-7 Ekim olaylarındaki sahneleri hatırlayan milletimiz eminim bu yasaya desteği verecektir. Onlar da birlikte ne yaparlar, birlikleri beraberlikleri hayırlı olsun diyeyim bu yeni bir sahne ama biz milletle birlikte olmaya devam edeceğiz.''Ev ödevi verme yetkisi yok'Davutoğlu, 'Devam niteliğinde silahsızlanmanın altını çizdiniz ama HDP Başkanı size bir soru yöneltti. Silahsızlanma çağrıları yapıyorlar ama hükümetin de bir on maddelik ev ödevi var. Başbakan bundan neden söz etmiyor?' sorusu üzerine, kimsenin hükümete ev ödevi veremeyeceğini belirterek, 'Kamu düzeni hepimizin ihtiyaç hissettiği bir husustur. Kamu düzeni söz konusuysa Demirtaş da TBMM'de görev yürüten bir milletvekili. TBMM'de bir partinin grup başkanı olarak hukuk kuralları içinde davranması lazım. Kimsenin kimseye ev ödevi verme diye bir yetkisi yok' diye konuştu.Kamu düzenini savunmanın herkesin menfaatine olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Fakat ülkede kamu düzenini savunmak hepimizin menfaati. Meşru otoriteyi kullananlar dışında silahlı bir gücün varlığı söz konusuysa o her zaman gayrimeşrudur. Bu konuda hiç kimse de benim talep ettiğim şey hukuk devleti içinde talep edilen husustur. Milletin talebidir. En fazla da son 6-7 Ekim olaylarında da büyük ıstırap çekmiş Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki Kürt vatandaşlarımızın talebidir.'Her şeyin konuşulabileceğini aktaran Davutoğlu ama bunun birinin diğerine ev ödevi verdiği veya şartları öne sürdüğü bir çerçeve olamayacağını belirtti.Yeni bir anayasanın hazırlanacağını, 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de yeni bir siyasi tablo oluşacağını ifade eden Davutoğlu, yeni bir anayasaya hep beraber yürünebileceğini, pozitif bir dil kullanılması gerektiğini söyledi.Başbakan Davutoğlu, ''Demokratikleşmeyle ilgili şu hususları birlikte alalım' dendiğinde pozitif bir gündem oluşur ama pozitif gündemin yanına silah, tehdit, şiddet gibi unsurları koyarsanız inandırıcı olmazsınız. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de bu dile herhangi bir şekilde prim vermez' dedi.'Eğit-donat önce başlamış bir süreç'Suriyeli muhaliflere yönelik 'eğit-donat programı'na yönelik soruyu da yanıtlayan Davutoğlu, 'Türkiye'nin güvenli bölge talebinin daha çok Türkiye'nin filli olarak böyle bir koalisyon içinde yer alması yani üsleri vesaire ile ilgili bir konudur. Eğit donat ise zaten bu tartışmalardan önce başlamış bir süreç belli ölçülerde yani yeni bir konu değil. Şimdi bir çerçeve oturtuluyor. Olumlu gelişmeler de var. Eğit donat bu anlamda bir dönemdir yürütülen bir faaliyet ama Türkiye'nin fiili bir askeri faaliyet içinde yer alması ise ayrı bir konudur orada bahsettiğimiz hususlar geçerlidir yani güvenli bölge vesaire özellikle mülteci akınını engellemek ve Suriye içinde tutmak için teklif ettiğimiz hususlar hala geçerliliğini korumaktadır' şeklinde konuştu.'Özgecan Aslan cinayetinin ardından toplumda duyarlılık oluştu, kadına şiddet konusu tartışılıyor. Hükümetin önümüzdeki süreçte atacağı somut adımlar var mıdır?' sorusuna Davutoğlu, şu yanıtı verdi:'Burada aslında kritik psikolojik eşik anlamında önemli bir noktadayız. Özgecan kızımızın katledilmesi yüreğimize bir ateş düşürmüştür ama toplumda da bir duyarlılık oluşturmuştur. Bu önemli bir husus. Burada da bütün dolmuş şoförlerimizin sanki muhtemel bir suçlu gibi görülmesi de son derece yanlış ki onlar da bugün son derece anlamlı tavırlar sergilediler Özgecan'ın ailesiyle dayanışma anlamında. Bütün yolcuların namuslarının kendilerine emanet olduğunu ifade ettiler. Bu bizim kültürümüzde zaten var olan bir husus. Bu duyarlılığın uyanması çok önemli, özellikle Özgecan'ın babasının verdiği mesajlar kültürümüze, tarihimize güzel destansı ifade olarak geçmiştir. Cezasını bu katiller mutlaka bulacak, bu hunharca saldırıyı yapanlar ama bunlara karşı en erdemli cevabı Sayın Mehmet Arslan verdi. Bizim yapacağımız zaten var olan 2007'den 2012'ye 2012'den 2015'e yürütülen stratejinin iyi bir etki analizini yaparak nerelerde daha neler yapmak lazım, bunları tek tek tespit etmek. Sonrasında da inşallah önümüzdeki dönemde adımları ortaya koymak. Buton gibi pratik teklifler de olabilir ama eğitime dönük toplumsal duyarlılığı artırmaya dönük tedbirler de söz konusu olur, hukuki tedbirler de söz konusu olur.'Pakistan'ı ziyaret eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, akademik kariyeri sırasında asla siyasete girmeyi planlamadığını, yeni kitaplar yazmayı, yeni öğrenciler yetiştirmeyi ve yeni üniversiteler kurmayı planladığını söyledi.Davutoğlu, İslamabad'daki Serena Otel'de, Refah Üniversitesi tarafından düzenlenen konferansta yaptığı konuşmasına başlarken, 'bir başbakan olarak değil, bir profesör, bir ilim öğrencisi olarak' konferansta bulunduğunu ifade etti.Başbakan Davutoğlu, akademik kariyerinin ilk döneminde bazı yazılarında İslam dünyasının siyasi, ekonomik, askeri ve diğer bazı zorluklarla karşı karşıya olduğunu vurguladığını, öte yandan İslam dünyasının karşılaştığı temel zorluğun entelektüellik olduğunu, entelektüel zorlukları aşmadan, zihniyet sorunlarını ele almadan kurumsal, yapısal sorunları ele almanın mümkün olmadığını, zihniyeti değiştirmeden, dönüştürmeden tarihin akışına uygun bir cevap verilemeyeceğini ifade etti.Medeniyetlerin yüzyıllardır askeri başarılar veya ekonomik üstünlükleri nedeniyle değil, yeni bir dünya görüşü veya zihniyet üzerine ortaya çıktığını, siyaset ve ekonominin bu entelektüel dönüşümleri takip ettiğini dile getiren Davutoğlu, tarihe bakıldığında Miladi 5. Yüzyılın büyük bir dönüşüm asrı olduğunu, Yunan felsefesinden İran’daki Zerdüştlüğe, Hindistan’da Budizm, Çin’de Konfüçyanizme kadar tüm dünyanın entelektüel bir dönüşüm yaşadığını bildirdi.Davutoğlu bu dönüşümü, Büyük İskender’in askeri başarıları ve Çin'in Han hanedanlığı altında siyasi geleneğinin yükselişinin takip ettiğini, aynı şekilde, İslam medeniyetinin askeri başarılar nedeniyle değil, yeni bir vahiy, tevhid ve insanların eşitliğine dayalı bir anlayış üzerinde yükseldiğini, yeni bir dünya anlayışının İslam medeniyetinin ortaya çıkışının temeli olduğunu ifade ederek, 'Eğer bugün İslam medeniyetinden bahsediyorsak, temel referans noktası bir zihniyet, inanç ve dünya görüşü dönüşümüdür. Eğer bizim tarihimizde sadece sultanlarımız ya da büyük fatihlerimiz olsaydı, entelektüeller ve bilginlerimiz olmasaydı bir geleneğimiz de olmazdı. Biz bir geleneğe sahibiz çünkü Peygamber Efendimizi takip eden bilginlerimiz vardı ve bu gelenek bugüne kadar geldi' diye konuştu.Siyasi dönüşümün, entelektüel dönüşümün sonucu olduğunu, bugün ihtiyaç duyulan şeyin de, yeni bir entelektüel uyanış olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Biz akıllarımızı yeniden inşa ediyoruz. Bu ilk adım. Gelenekler ve tarihi gerçekler referans alınmadan ve bir araya getirmeden tarihi değiştirmek imkansız. Şimdi iki tarafta da çalışıyorum. Akademisyen olarak teorik yanı ve şimdi siyasette uygulayıcı olarak karşılaştırma yapabiliyorum. Bilimsel bir çalışma ya da entelektüel bir çaba, tarihi bir anlayış ve siyaset mantığı olmadan o çalışma bir teori veya kitaplarda güzel bir paragraf olarak kalacaktır. Entelektüel kısmı, etik boyutu olmayan bir siyaset, değerleri olmayan yapı, mekanizma bir süre sonra tiranlık olur' dedi.Geçmişteki Müslüman medeniyetlerinin dini, bilimi ve bilgiyi dinleyen siyasi liderler, İbn-i Haldun gibi tarihin nereye gittiğini bilen entelektüeller sayesinde başarılı olduğunu dile getiren Davutoğlu, 'Bugün dünyamızda eksik olan şey entegrasyon. Gelenekten nasıl başarı hikayesi ortaya çıkarılacağına dair sentezimiz yok' diye konuştu.Davutoğlu ayrıca bugün özgüvene de ihtiyaç duyulduğunu, ancak bunun abartıdan uzak olmasını gerektiğini söyledi.Özgüvenin ardından entelektüel zorluklara da ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Davutoğlu, Malezya'da çalıştığı günlerde, birlikte çalıştığı iş arkadaşlarının tutkularının, umutlarının, hedeflerinin Müslüman dünyasında insanlığın vicdanı olacak, vizyon sahibi yeni bir nesil ortaya çıkarmak olduğunu söyledi. Davutoğlu, daha sonra çeşitli görevlere gelen o günlerdeki öğrencileriyle gurur duyduğunu belirtti.Başbakan Davutoğlu, DAEŞ ve El-Kaide'nin İslam için bütün siyasi ve ekonomik başarı hikayelerini engelleyen kötü bir imaj oluşturduğuna değinerek, bu örgütlerin barışın dini İslam'ın, sanki Müslümanlar sadece diğerlerine saldırmak için, diğer Müslümanlara veya gayrimüslimlere saldırmak için var olduğu şeklinde algı oluşturduğunu belirtti ve bu imaj ve psikolojiyle, sadece siyasi araçlarla değil üniversitelerle, entelektüel aktarımlarla mücadele edilebileceğini dile getirdi.İslam'ın tarih boyunca baskıya karşı çıktığını, özgürlük ve hür irade dini olduğunu vurgulayan Davutoğlu, İslam'ın belli bir ulusun, kabilenin ya da ırkın dini olmadığını, siyah ve beyazların, Afrikalıların ve Asyalıların, Avrupalıların ve Amerikalıların, kadınların ve erkeklerin, gençlerin ve yaşlıların, herkesin eşit olduğunu söyledi.'Bugün gördüğümüz şu ki, bugün İslam'ı temsil ettiklerini iddia edenler İslam'a, ona zarar vermek isteyenlerden daha fazla zarar veriyor' ifadesini kullanan Davutoğlu, çözümün ise düşünce sisteminde olduğunu vurguladı.Bir kültür ya da gelenek entelektüel bir prototip üretemiyorsa onların medeniyet olarak görülemeyeceğinin altını çizen Çavuşoğlu, Yunan filozofların, Brahmanların ve Müslüman alimlerin yeni entelektüel prototipler olduğunu söyledi. Şimdi ortak değerler üzerinden herkesi kucaklamak yerine başka şeyhleri ve başka insanları öldürmek için fetva veren din adamları olduğunu kaydeden Davutoğlu, psikolojik uyanışın özgüven, entelektüel uyanışın ise yeni bir düşünce sistemi oluşturmak, insanlığın özgürlüğünü ve onurunu temel alan yeni bir zihniyet yapısı olduğunu dile getirdi.Etiğin, siyasetin, ekonomik kaynakların canlanmasını birbirine bağlı olduğunu işaret eden Davutoğlu, zihniyet yapısının dönüştürülmeden ya da insanların kalbine ve aklına hitap etmeden ekonomik başarı hikayesinin de başarılamayacağını söyledi.Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Pratik hayatta öğrendiğim şu ki, neyi savunuyor, neyin propagandasını yapıyorsan insanlar onu önce sende görmeli. Senin kişiliğin istisna değil. Eğer belli tavırları övüyorsan, insanlar önce seni yürüyen bir ahlak olarak görmeliler. Sağlam hafızası olanlara yürüyen kütüphaneler diyoruz. Siyasiler de yürüyen ahlaklar olmalılar. Alimler yürüyen zihinler olmalılar.'İdeal ve gerçek arasındaki farkın Yunan filozoflarından bugüne kadar gelen bir problem olduğunu ifade eden Davutoğlu, 'Görevimiz bunları bir araya getirmektir' diye konuştu.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Bosna Hersek, Kosova, Dağlık Karabağ gibi bölgesel gerilimlerin, jeopolitik değişimlerin ya da depremlerin var olmayı sürdürdüğünü belirterek, Ukrayna krizine de değindi.Sovyetler Birliği'nin çöküşü sonucu ortaya çıkan sorunların hala mevcut olduğunu, ikinci depremin 11 Eylül saldırılarında yaşandığını belirten Davutoğlu, '11 Eylül olayları bu dünyada kimsenin güvende olmadığını ortaya koymuştur. Ya hep birlikte güvende olacağız ya da kimse güvende olmayacak. Bu olay Irak ve Afganistan müdahalesini başlatan bir şok dalgası yarattı. Tekrar Müslüman dünyası bu depremin bir parçası oldu. Hala bu depremi hissetmeye devam ediyoruz' dedi.Konuşmasında Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo'ya düzenlenen silahlı saldırının ardından Fransa'nın başkentinde düzenlenen terörü protesto yürüyüşüne katıldığını hatırlatan Davutoğlu, aynı gün Paris'te Müslüman liderlerle görüştüğünü ve Berlin'deki ırkçılar tarafından yakılan camiyi ziyaret ettiğini dile getirdi ve 'Dünyadaki bütün Müslümanlar bir ikilemle veya bir sorunla karşı karşıya. ABD’de üç Müslüman öldürüldü ve buna yeterince cevap verilmedi, biz tüm dünya liderlerinden aynı cevabı beklerken, aynı sesi yükseltmelerini beklerken. İnsanlar buna karşı ortak bir tutum geliştirmeye başladılar. Müslümanlar hep olduğu gibi önceden, şimdi ve gelecekte de küresel bir toplum olmaya devam edecekler. Bu çerçevede Müslümanların bu sorunla yüzleşmeleri gerekiyor' ifadesini kullandı.Davutoğlu, üçüncü deprem olarak nitelendirdiği 2008'deki ekonomik krizde sadece dünya değil İslam aleminin sarsıldığını vurgulayarak, dördüncü depremin de 2011'de yaşanan Arap Baharı olduğunu söyledi.'Biz bu bahardan yazın gelmesini umut ediyorduk. Ancak yaz değil kış geldi. Demokrasinin yerine Müslümanların önüne konulan iki seçenek çok acı vericiydi; Ya Suriye, Mısır veya başka bir yerde otoriter rejim geri dönecek ya da terör örgütü IŞİD. Birisini kabul edin dediler. Neden üçüncü bir seçenek verilmedi. Şia, Sünni, Türk, Arap, Kürt, İranlı, Pakistanlı bir arada yaşasaydı' diyen Davutoğlu, İslam'ın, özü şiddet olan bir din olsaydı çok kültürlü, çok dinli bir İslam tarihi var olamayacağını belirtti.Venedik’te 2006'da danışmanken katıldığı 'küresel kültür ilişkilerinin geleceği' hakkında bir konferansta birçok entelektüel, akademisyen ve siyasinin, sanki Müslümanlar çok kültürlülüğün kaynağı değilmiş gibi İslam toplumunu eleştirdiğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:'Sonunda onlara şu şekilde cevap verdim. Basit bir soru sordum. Burada hepimiz entelektüeliz. Şimdi buradan Hristiyan, Müslüman ve kutsal mekanların bir arada olduğu çok kültürlü bir şehre gitmeye kalksak nereye gideriz. Londra, Berlin veya Paris’e mi gideriz yoksa İstanbul’a, Şama, Kahire’ye, Fas’a mı? İslam tarihi çok kültürlülüğü çok dinliliği bünyesinde barındırır. İstanbul’da size aynı yerde bulunan onlarca cami, kilise ve Sinagog, onlarca örnek verebilirim. Size neden bu örneği veriyorum. İslam toplumunun bu çoğulcu yapısı günümüz küresel dünyasına geri getirilmeli. İslami şehir hayatı tekilci değil, İslam kültürü tekilci değildi.''İnsanlığı her zaman üç kısma ayırırım: Gelenek, çağdaşlık ve küresellik' diyen Başbakan Davutoğlu, küreselliği değerlerimiz çerçevesinde yorumlayabilecek yeni düşünürlere ihtiyaç olduğunu söyledi ve 'Değerlerimizi görmezden gelmek bizi yozlaşmanın kölesi yapar. Yozlaşmayı görmezden gelmek bizi ütopik düşünürler yapar. Önemli olan tüm bu değerleri öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin zihinlerine yerleştirmektir. Bu ortak akıl oluştuğunda ya benim geçmişte olduğum gibi bir akademisyen olun ya bugün olduğum gibi bir siyasi hiçbir çatışma olmayacaktır. Geçmişte akademik hayatımda neyi savunmuşsam bugün de aynı değerleri savunuyorum' dedi.Ahmet Davutoğlu, krizler karşısında küresel alternatif oluşturabilmek için ilk olarak zihinlerin yeniden inşasının, yaklaşımların yeniden şekillendirilmesinin ve halka çalışmaya hazır olunmasının gerekliliğini vurgulayarak, insanlarla iletişim halinde olmadan bunun gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.Davutoğlu, 'Halkla birlikte başarıya ulaşabilirsiniz. Şayet başkentte oturursanız herhangi bir değişim ortaya koyamazsınız. Sizler halkın nabzını, ülkenin nabzını hissederseniz neler gerçekleştirebileceğinizi hissedersiniz' dedi.Refah Üniversitesi'nden ders verebilmiş olma arzusunu da dile getiren Davutoğlu, Pakistan'ın kendisi için ikinci değil birinci evi olduğunu söyledi.'Şundan eminim ki ve derinden hissediyorum ki Pakistan bizim kalbimiz, kaderleri kaderimiz' diyen Davutoğlu, 'Şayet buradan kötü bir haber gelirse bu haber bizim kalbimize dokunur. Herhangi bir çağrı olmaksızın Pakistan'a yardım kampanyası kendiliğinden başlar. Buradan iyi haberler almak istiyoruz' ifadesini kullandı.Pakistan'da geçen seçimde yaşanan iktidar değişiminin güzel bir örnek olduğuna değinen Davutoğlu, Pakistan halkının başarısının, çalışkanlığının ve çalışmaya hazır nüfusunun ve stratejik konumunun çok önemli değerler olduğunu kaydetti.Demokratik bir istikrara ihtiyaç söz konusu olduğunu dile getiren Davutoğlu, demokratik bir istikrar ve vizyoner bir yaklaşım, akademik ve sosyal hayattaki durumla birlikte Pakistan'ın yükselen bir yıldız, Refah Üniversitesi'nin de bunun merkezinde olacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.AA
Halkbank Altın Sette Turladı
Erkekler Voleybol Şampiyonlar Ligi'nde Halkbank, play-off rövanş maçında, Belogorie Belgorod ile karşılaştı.DenizBank Avrupa Erkekler Voleybol Şampiyonlar Ligi'nde Halkbank, 12'li play-off rövanş maçında, deplasmanda Rus Belogorie Belgorod'a 3-1 yenildi. İlk maçta rakibini aynı sonuçla mağlup eden Türk temsilcisi, altın seti 15-11 alarak, tur atladı.Halkbank karşılaşmaya çok iyi başladı. İyi organize olan ve etkili servislerle rakibinin hücum gücünü düşüren Türk temsilcisi, Emre ve Ulaş'ın bloklarıyla ilk teknik molayı 8-5 önde tamamladı. Belogorie Belgorod, Grozer ve Smolyer ile sayı üretirken, Halkbank, Sokolov, Kubiak ve Juantorena ile farkı korudu. Boy ortalaması 2 metrenin üzerinde olan Rus ekibi, 2 metre 18 santimetrelik oyuncusu Musersky'ye rağmen file önünde Halkbank'ı durdurmakta zorluk çekti. Uzun rallilerde rakibine sayı kaptırmayan Halkbank, 2. teknik molasını 16-11 önde bitirdiği seti 25-14 alarak, setlerde 1-0 öne geçti.Belgorie Belgorod, 2. sete Musersky'nin servis atışlarından aldığı iki sayıyla başladı. Tetyukhin ve Smolyar'ın etkili olduğu bölümde Rus ekibi, Musersky ile blokta geçilmez oldu. Farkı çabuk açan Belogorie Belgorod, ilk teknik molayı 8-4 önde geçti. Savunmada açıklar veren Halkbank, hücum gücünü de yitirdi. 4-0'lık iki serinin ardından farkı 8'e kadar çıkaran (15-7) Rus temsilcisi, 2. teknik molayı da 16-8 önde tamamladı. Molanın ardından Sokolov ile üst üste 3 sayı alan Halkbank, setin kalan bölümünde istediği oyunu sahaya yansıtamadı. Grozer,Tetyukhin ve Musersky'nin başarılı performanslarıyla farkı koruyan Belogorie Belgorod, seti 25-17 alarak, durumu eşitledi: 1-1Halkbank, ilk maça oranla servislerdeki etkisini oldukça artıran Rus rakibi karşısında ilk topların karşıya geçmesini engelleyemedi ve hücumda güç kaybetti. Bloktaki yüksek yüzdesini bu sette de sürdüren Belogorie Belgorod, ilk teknik molayı 8-2 açık farkla önde kapattı. Molanın ardından 4-0'lık seri yakalayan Rus temsilcisi farkı açmaya devam etti (12-3) Motivasyonunu iyice kaybeden Halkbank toparlanamadı. İkinci teknik molayı 16-8 önde geçen Belogorie Belgorod, seti 25-16 alarak, 2-1 öne geçti.Dördüncü set karşılıklı sayılarla başladı. Rus ekibi bloktaki etkisini sürdürürken, Halkbank Juantorena ile sayı üretti. İlk teknik mola 8-7 evsahibi takımın üstünlüğüyle geçildi. Tetyukhin'in yıldızlaştığı bölümde seyirci desteğini de arkasına alan Belogorie Belgorod karşısında savunmada üst üste hatalar yapan Halkbank, farkın açılmasına engel olamadı. İkinci teknik molayı 16-10 önde geçen Rus temsilcisi, seti de 25-22 önde tamamladı ve maçı 3-1 kazandı.İki takım arasında Ankara'da yapılan ilk maç, 3-1 Halkbank'ın üstünlüğüyle tamamlandığı için her iki takım da 3 puana ulaştı. Bu nedenle tur atlayan takımı belirlemek için 'altın set' oynandı. Maçın hemen ardından 15 sayı üzerinden oynanan altın set, karşılıklı sayılarla başladı. Halkbank Sokolov ve Resul ile sayılar üretirken, evsahibi takım Grozer ve Tetyukhin ile skora ortak oldu (5-5). Saha değişimine 8-6 önde giren Halkbank, pasör Ulaş, Sokolov ve Resul'ün başarılı oyunuyla seti 15-11 alarak, 6'lı play-off grubuna yükseldi.Sports Palace Cosmos'u dolduran Rus taraftarlar, takımlarına maç boyunca yoğun destek verdi. Az sayıdaki Türk taraftar da tribünlerde yer alarak, Halkbank'ı yalnız bırakmadı.İnternet Haber
Reklam
IŞİD'in Tarihi Eser Kaçakçılığında Türkiye Durağı
Suriye'deki tarihi eserler, artık Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) için önemli bir gelir kaynağı. BBC, IŞİD'in yağmaladığı eserlerin Suriye'den kaçırılıp Türkiye ve Lübnan üzerinden Avrupa'ya nasıl götürüldüğünün izini sürerek ticaretin aktörleri ile konuştu.Eserleri Türkiye'den geçiren aracılardan birinin adı Ahmed. Yağmalanmış eserleri satabilmek için onun gibi bir aracıya ihtiyaç var.Ahmed aslında Suriye'nin doğusundan. Şu anda ise Türkiye'nin güneyinde bir kentte. Polis yerini öğrenmesin diye, hangi kentte olduğunu söylemiyor.Aracılık edenlerTürkçe konuştuğu için, yerel tacirlere eşya satıp satamayacağını soran Suriyeli kaçakçılarla içli dışlı.Video konferans yazılımı Skype üzerinden BBC'ye konuşan Ahmed, içi tarihi eser dolu bir battaniyeyi gösteriyor. Hayvan heykelleri, insan figürleri, bardaklar, vazolar, paralar.Sadece son bir kaç ay içinde topraktan gün yüzüne çıkarılmışlar.Ahmed eserleri göstererek 'Suriye'nin doğusundan, Rakka'dan, IŞİD tarafından kontrol edilen alanlardan geliyorlar' diyor. IŞİD'in ticareti kontrol etmede etkin bir rolü olduğunu da ifade ediyor.Eserleri ülkeden çıkarmak için kazı yapmak isteyen herkesin IŞİD müfettişlerinden izin alması gerek. IŞİD bulguları denetliyor, putperestlik olarak gördükleri insan figürlerini yok ediyor.Ahmed'in gösterdikleri denetimde gözden kaçanlar. IŞİD bunlardan yüzde 20 'vergi' kesiyor. Ahmed 'Vergi her şey' diyor.Petrol ve insan kaçakçılığının yanı sıra, IŞİD'in gelir kaynaklarından birisi de tarihi eser kaçakçılığı haline gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler geçen hafta Suriye'den tarihi eser ticaretini tamamen yasaklayan bir karar açıkladı ve IŞİD'i 'terörist saldırı' kapasitesini güçlendirmek için tarihi mirası yağmalakla suçladı.'1,1 milyon dolara' tek parçaTicaretin ana gövdesini taşlar, heykeller ve altın oluşturuyor; bu ticaret hayli karlı olabiliyor.Ahmed 'Bir parçanın 1,1 milyon dolara satılabildiğini gördüm' diyor ve ekliyor: 'Milattan önce 8500 yılına aitti.'Yakından görülebilsinler diye her bir parçayı nazikçe kaldırıp bilgisayarının kamerasına yaklaştırıyor.Bu parçaları alabilmek için kaçakçılara hayli büyük bir miktar ödemek zorunda kalmış ve hiçbir parçayı kaybetmek istemiyor.Ahmed eserlerin son durağının Batı Avrupa olduğunu söylüyor. Ahmed, 'Türk tüccarlar bunları Avrupa'daki tüccarlara satıyor. Alıcıları arayıp eserlerin fotoğraflarını gönderiyorlar... Avrupa'dan insanlar gelip eserleri kontrol ediyor ve alıp götürüyor' diyerek devam ediyor.Sınırdan geçirenler: KaçakçılarBurada adını Muhammed olarak vereceğimiz adama ulaşmamız için birçok telefon görüşmesi yapmamız ve çok dil dökmemiz gerekti. Muhammed aslen Şamlı ama şu anda ticaretini Suriye Lübnan sınırındaki Bekaa vadisinde sürdürüyor. Muhammed 21 yaşında ama, üzerindeki tişört, dar kot pantolon ve siyah süet ayakkabılarla çok daha genç görünüyor.Beyrut'un merkezinde bir apartmanda oturduğumuzda, alçak sesle konuşan bu genç adamı duyabilmek için eğilmemiz gerekti. Muhammed yağmalanan eserleri Suriye'den nasıl çıkardıklarını anlattı.'Halep'te ticaret yaptığımız üç arkadaşımız var. Bu adamlar Halep'ten sınıra buraya kadar tüm yolu geliyor ve eserleri içeri sokabilmek için bir taksi sürücüsüne para ödüyor.'Muhammed taşıması kolay küçük parçalara odaklanmış. Ama bunun bile çok riskli hale geldiğini anlatıyor.'Değeri en yüksek olan, küpe, yüzük, heykeller, taştan büstler gibi parçaları getirmek için elimizden geleni yapıyoruz.'Muhammed'in kârı yüksek, ancak daha iyi bağlantıları olan büyük oyuncuların 'bazı parçaları 500 bine, hatta 1 milyona' sattığını söylüyor.Suriye'deki ticareti kimin kontrol ettiğini sorduğumda ise Muhammed'in sesi sertleşiyor: 'IŞİD bunu yapan esas örgüt. Ticareti onlar kontrol ediyor, özellikle Halep'teki müzelerden çalıyorlar.''Bu militanların denizaşırı bağlantıları olduğunu biliyorum. Telefon görüşmelerini önceden yapıyorlar ve yurt dışındaki bağlantılarını kullanarak parçaları yolluyorlar.'Muhammed hala sınır ötesi ticaret yapıyor, ama artık tarihi eserlerle değil. 'Yakalanınca cezası çok ağır. Sizi IŞİD üyesi olmakla suçluyorlar.'Ticareti yapanlar: SatıcılarBeyrut'un merkezinde herhangi bir turistik eşya dükkanı. Cam vitrinlerin içinde antika gaz lambaları, yüzükler, cam eşyalar. Kırklı yaşlarının sonlarındaki dükkan sahibi az ve öz konuşan bir adam, değişik bir satış taktiği var. Dükkandaki eşyaların sahte olduğunu açıklıkla söylüyor.Ama bana, elinde Hellenistik ve Bizans dönemlerine ait olan yaklaşık 1000 yaşında orjinal parçaların da olduğu konusunda garanti veriyor.Başka neler getirebileceğini merak edip soruyorum, örneğin mozaikler?Arkeologlar bana mozaiklerin yağmalandığı bilgisini vermişti.Bana hangi tür mozaik istediğimi soruyor.Suretler, hayvanlar, geometrik desenler?'Eğer alıcı iseniz, ciddi bir pazarlık yapabiliriz... her zaman bir yol vardır' diyor.Bunun yasal olup olmadığını sorduğumda, gülümsüyor ve bana bu parçaları legal bir şekilde yurt dışında çıkarmanın tek yolunun müzeden alınmış resmi belgeler olduğunu söylüyor.Eğer sadece küçük bir parça mozaik istiyorsam, şansımı deneyebileceğimi, ama bunun yakalanma riski nedeni ile ciddi bir karar olduğunu söylüyor.Ücret karşılığında onları benim için İNgiltere'ye yollayabileceğini söylüyor ama bunun maliyetinin binlerce sterlin olacağını söylüyor.Ayrılırken el sıkışıyoruz ve bana kartını veriyor.Kaçak tarihi eserleri satın almam için teklif sunulması sadece 10 dakika içinde gerçekleşti.Yakalayanlar: PolisNicholas Saad, Lübnan'ın uluslararası hırsızlık bürosu şefi. Ofisini FBI'dan ve Scotland Yard'dan alınan sertifikalar süslüyor. Saad Lübnan'da yeni yapılan bir baskında ele geçirdikleri Roma büstlerinin fotoğraflarını gösteriyor.Karakol binasının çatısına çıkıyoruz, dağların arkası Suriye sınırı.Saad'in ekibi yüzlerce çalıntı eser ele geçirmiş. Arkeologları milattan önce döneme dayanan Roma, Yunan dönemlerinden kalma çok değerli eserler olduğunu söylemiş. AMa bu eserlerin piyasası Lübnan değil. 'Lübnan bir geçiş istasyonu, Avrupa'ya açılan bir kapı. Esas para Avrupa'da yapılıyor' diyor.Piyasa: Eserleri alanlarŞam'daki antika eserler bölümünün başındaki Dr. Mamun Abdülkerim'e ulaşmak günler alıyor. Ulaştığımda ise Abdülkerim'in öfkeli olduğunu görüyorum.'IŞİD'in kontrolündeki alanlarda felaket yaşanıyor, birçok sorun var. IŞİD sadece para için birçok şeye saldırıyor.Yağmayı durdurmak imkansız ama Abdülkerim ticareti durdurmak konusunda kararlı.'Birçok kaynak aracılığı ile birçok nesnenin Suriye'den Avrupa'ya, İsviçre'ye, Almanya'ya, İngiltere'ye ve Dubai ve Katar gibi Körfez ülkelerine gittiğinden eminiz' diyor.Herkes ana pazarın Avrupa olduğunu söylüyor.İngiltere'de konu hakkında bir soruşturma ya da bir gözaltı yaşanmış değil.Emniyet'in sanat ve antika birimini 10 yıldan fazla süredir yönetmiş olan Vernon Rapley ise 'Bu tür eserlerin alındığına dair şüphem yok' diyor.Rapley halen eski birimi ile irtibat halinde ve Suriye'den gelen eserlerin burada satıldığından da emin.Bu tür eserlerin ticaretinin 'sosyal olarak kabul edilemez' hale gelmesini istiyor ki gelecekte 'insanların evlerini bu eserlerle dekore etmeye çalışan dekoratörlerle karşılaşmayalım.'Simon Cox, BBC Türkçe
Michael Jordan'ı Michael Jordan Yapan 15 Şey
etiket
Şüphesiz ki basketbol deyince çoğumuzun aklına ilk gelen isim Michael Jordan’dır. Bir çok otoriteye göre, özellikle 80’lerden sonra modern basketbolun en iyi oyuncusu O’dur. Kazandığı şampiyonluklar, aldığı ödüller, kişiliği ve bir çok özellikleri ile pek çok kişinin basketbolu sevmesine sebep olan Michael Jordan’ı Michael Jordan yapan şeyler nelerdir peki?
TFF Başkanı Demirören, KKTC'de
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, TFF ile Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) arasında yaşanan sorunun Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) kuralları çerçevesinde çözüleceğini söyledi.Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, davetlisi olarak KKTC'ye gelen Yıldırım Demirören’i Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. Kabulde, Başbakan Yardımcısı Ekonomi Turizm Kültür ve Spor Bakanı Serdar Denktaş, Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) Başkanı Hasan Sertoğlu ve diğer yetkililer hazır bulundu.Cumhurbaşkanı Eroğlu kabulde yaptığı konuşmada, Demirören ve ekibini KKTC’de görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Eroğlu, Kıbrıs’ta da Türkiye’de olduğu gibi yediden yetmişe herkesin futbola meraklı olduğunu ifade etti. Eroğlu, TFF ile KTFF ilişkilerinin FIFA nezdinde engellemelerle karşılaştığına işaret ederek, Türkiye’de federasyon başkanlığı yapmanın zorluklarını anlattı.TFF Başkanı Yıldırım Demirören de Kıbrıs’taki futbolun sorunlarına çözüm aradıklarını, birincil amaçlarının KKTC’nin FIFA nezdinde tanınması olduğunu söyledi. Federasyon olarak yapıcı neticeler alma amacında olduklarını belirten Demirören, 'Buranın sorunlarını kendi sorunumuz gibi görüyoruz' dedi.Bir gazetecinin, 'TFF ile KTFF arasında yaşanan sorunları nasıl aşmayı planlıyorsunuz?' sorusuna Demirören, 'Muhakkak sorun çözülecek ama ne şekilde çözülürse çözülsün FIFA’nın kuralları çerçevesinde çözülecek' yanıtını verdi.AA
Reklam
İşsizlik ‘Kriz Var’ Diyor
Kasım döneminde işsizlik zayıf iç talep ve işgücüne katılımdaki artışla en son Şubat 2011’de görülen yüzde 10.7’ye yükseldi. Genç işsizler yüzde 19.9’a ulaştı. DİSK-AR’a göre geniş tanımlı işsizlik yüzde 17.5, işsiz sayısı 5 milyon 473 bin oldu.Çözümlenemeyen yapısal sorunların başında gelen işsizlikte artış eğilimi devam ediyor. Eksik büyüme ile kısır bir döngüye oturan işsizlik oranı kasımda bir önceki aya göre 0.3 artarak yüzde 10.7 oldu. İşsiz sayısı aynı dönemde 3 milyon 43 binden 3 milyon 96 bin kişiye çıktı.Cumhuriyet'te yer alan habere göre, akademisyenler işsizlikte artış eğiliminin süreceğini dile getirirken, düşük büyümeye işaret eden işsizlik artışının Merkez’e ‘faiz indir’ baskını artıracağı da dile getirildi.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014’ün kasım ayına ilişkin ‘Hanehalkı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı kasımda 3 milyon 96 bin kişi oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,7, kadınlarda yüzde 13 olarak hesaplandı. Kasımda,15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin sayısı 25 milyon 874 bin kişi, istihdam oranı yüzde 45.1 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 64.2, kadınlarda da yüzde 26.6 olarak gerçekleşti.Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 180 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 20 milyon 694 bin kişi oldu. İstihdam edilenlerin yüzde 20’si tarım, yüzde 20.4’ü sanayi, yüzde 7.6’sı inşaat, yüzde 52’si hizmetler sektöründe yer aldı.Her beş gençten birinin işsiz olduğunu vurgulayan Öztrak, “Verileri işsizlikteki artış eğiliminin sürdüğünü gösteriyor” dedi. Öztrak’a göre, işsizlik 45 ayın zirvesine çıktı.
Kılıçdaroğlu: 'AKP Döneminde 5 Bin 406 Kadın Öldürüldü'
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarı döneminde 5 bin 406 kadının öldürüldüğünü belirterek “tam bir katliam” dedi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. CHP grup toplantısı Özgecan için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satırbaşları:Neden kadına önem vermiyoruz. Ölümü unuttuk, nasıl ceza vereceğiz onu tartışıyoruz. Asıl tartışılması gereken konu bu konuları nasıl engelleriz. İdam olsa ne olur. Sorun çözülecek mi? Bu bir kişinin sorunu değil. Yarı açık cezaevine döndü Türkiye. Kadın kaç doğum yapacak, nasıl doğum yapacak ona da karar verecekler, sokağa hamile kadın çıkmasın ona da karar kılacaklar.'ÖZGECAN TOPLUMUN VİCDANI OLDU'Eğer bunu toplumun zihnine şırınga ederseniz bu olayları önleyemezsiniz. Sanane kadının kaç çocuk doğuracağından, nasıl giyineceğinden… Özgecan toplumun vicdanı oldu. Biz ne söylersek söyleyelim ateş düştüğü yeri yakıyor. Allah kimseye evlat acısı vermesin. Bunu yaşayan birisi olarak söylüyorum. Bütün kadınlar ayağa kalktı. Toplumun vicdanı rahatsız, kanıyor. Bu siyasal iktidar size nefes aldırmamaya ant içmiş bir iktidardır. Her şeye müdahale ediyorlar. 2002-15 döneminde 5406 kadın öldürüldü. Tam bir katliam.Kadına yönelik şiddet yüzde 1400 arttı. İlgili bakan ‘Kadına yönelik şiddet abartılıyor’ diyor. Dünya Ekonomik Forumu diye bir kuruluş var. Kadınlarla ilgili istatistik yayınlıyorlar. Türkiye son 10 yılda 20 basamak geriledi. Kadınlar 20 basamak geriye itildi. Bu rakamlar uygar dünyanın rakamları. Ekonomik aktiviteye katılım açısından 140 ülke arasından 132’nci sıradayız.'183 KİŞİ POLİS KURŞUNUYLA HAYATINI KAYBETTİ'Küçümsediğimiz Afrika ülkeleri bizim çok çok önümüzde. 183 kişi 2007’den beri bu yana hayatını polis kurşunuyla kaybetti. Polis adam öldürmek için kişinin hayatını güvenceye almak için vardır. İç Güvenlik Yasa Tasarısı geldi. Geçireceğiz diyorlar. Niçin? Verilen yetkiler az, daha fazla vereceğiz. Gelsin bakalım hep beraber göreceğiz Biz üzerimize düşeni parlamentoda yapacağız.Bu ülkenin demokrasisi için mücadele vereceğiz. 20’sinde Ankara Tabip Odası’nın duruşması var. Gezi’de yaralanan vatandaşlara sağlık hizmeti verdi. Vay sen misin sağlık hizmeti veren? Doktorun görevi bu… O duruşmada biz Ankara Tabip Odası’nı yalnız bırakmayacağız.'BENİM NAMUS BORCUM'Bir bölgede Romanlarla ilgili anket çalışması yapılmış. Hiç okula gitmeyenlerin oranı yüzde 24. Ortaokul mezunu Yüzde 8.4. Üniversite mezunu binde 4. Sigortalı çalışan sayısı yüzde 3.5…Onun için sorunu en derinden yaşayan kesimdir Romanlar. 12 yılda size hiçbir şey yapılmadı. Sizin bütün sorunlarınızı çözmek benim namus borcumdur. Romanlarla oturduk, toplantı yaptık. TC’de eşit yurttaş olmak istiyoruz diyorlar. Sizin hakkınız… AB’nin Romanlarla ilgili bir raporu var. Diyorlar ki AB’nin var, Türkiye’nin de olsun. Neden olmasın. Her Roman mahallesinde bir kadın merkezi olmalı. CHP’li tüm belediyelere talimat verdim. Bulunduğunuz yerlerde Kadın merkezi yapılacak. Roman mahallesinde çocuklar için kreş ve etüd merkezi olacak. Bunun talimatını da verdim.'SULUKULE CAN ALICI BİR ÖRNEK'Ayrıca Romanların bir doğuştan gelen alışkanlıkları var. Olağanüstü müzik yetenekleri. Çocukların bu konuda yetiştirilmeleri lazım. Sulukule örneği can alıcı bir örnektir. Romanlara 'size şehrin dışında yer yapacağız' dediler. Sosyal donatı alanları bile yok. Oraya sürülen roman kardeşlerimiz yoksulluğu en derinden yaşıyor. Niye biz Parlamento’da yokuz diyorlar. Romanların derdini birisi dile getirecekse yetki verin diyorlar. Onun da sözünü veriyorum size. Hiç merak etmeyin.'ECEVİT HÜKÜMETİ YAPTI'Ecevit iktidarının son, AKP’nin ilk dönemi. Bir ekonomik kriz vardı. Ecevit hükümeti enflasyonu düşürdü yüzde 30’lara. MB’ye bağımsızlık verdiler, sıcak siyaset müdahale etmeyecek. Demokrasi aslında bu tür kurumlara sıcak siyasetin müdahale etmemesidir. Bu alan ne kadar genişlerse ülkeye huzur gelir. Bunları Ecevit hükümeti yaptı, önlemleri aldı, ağır fatura ödedi, siyasetten çekildi. Bunlar geldi. Manevi değerlerimizi güçlendirmemiz lazım dediler. 'Üç temel anahtar' dediler, 'Yoksulluk, yolsuzluk ev yasaklarla mücadele edeceğiz' dediler.Yolsuzluk konusunda AKP’nin ciddi bir mücadele verdiğini düşünen varsa beni arasın. Sevgili Peygamberimiz diyor ki ‘öyle bir zaman gelecek, rüşvet hediye adı altında alınıp verilecek.’ Bugünün Türkiyesi’ni tanımlıyor. Yoksullukla mücadele edeceklerdi. Yoksul sayısı 29 milyonu aştı. Bu rakam devletin resmi rakamı. TÜİK’in rakamı… Neden yoksulluk 12 yılda bitmedi. Yoksulluğu bitirmek için değil idare etmek için, vatandaşı kendisine muhtaç etmek için iktidar oldular. Söz veriyorum yoksulluğu 4 yıl içinde tarihe gömeceğim. İnsanın insana kulluğunu engelleyeceğim. Kimse gidip birilerine el avuç açmayacak.HER 4 VATANDAŞTAN BİRİ DEPRESYONDAYasaklarla mücadele edeceklerdi. Yeni yasaklar geliyor. Adaletten kaçanlar partisi oldular, aldı kaçtı partisi oldular, ayakkabı kutusu partisi oldular. TÜİK anket yapmış vatandaş mutlu mu diye. Mutlu vatandaş sayısında düşüş var. Araştırmalara göre her 4 vatandaştan birisi depresyonda. 37 milyon kutu antidepresan ilaç kullanılmış. Memlekette huzursuzluk var. Onu baskılamaya çalışıyorlar.  Olur ya biri itiraz eder. Yoksa vatandaşın eline silah alıp birini öldürecek hali yok.İşsizlikte yenir akamlar açıklandı. 5.5 milyon gencimiz işsiz. İşsizliği önleyeceğiz diye bir çaba yok. Gidiyor Avrupa’ya diyor ki ‘Gelsinler Avrupalı işsizler Türkiye’ye gelsin’’ diyor. Aziz Nesin’in bile aklına gelmezdi.Şimdi yeni bir kanun getirdiler. Yurtdışından insan getirecekler Türkiye’de çalışsın diye. Allah bilir ya onun için de komisyon alacaklardır. Malum ya bu işleri çok iyi bilirler.'BOŞANMA DOĞUM YÜZDESİNİ GEÇTİ'Boşanma yüzdesi doğum yüzdesini geçti. Manevi değerleri güçlendireceklerdi. Ceplerini güçlendirdiler, aileleri perişan ettiler. Araştırma yapmışlar. Boşanmanın nedenleri, ekonomik, şiddet görme, aileler arası geçimsizlik… Kendileri söylüyor bunları.  İçinde bulunduğunuz tablo nedir görün diye size rakamlar vereceğiz. Vatandaşların bankalara borcu 2002’de 6 katrilyon eski para ile…. 2014’de 352 katrilyon…  Borçlu vatandaşlarım korkma, CHP’nin iktidarında benim Başbakanlığımda seni bu borçlardan kurtaracağım.AKP’ye oy verirsen yarın seni evinden de edecek. Ağızlarından işsizliği önleyeceğiz diye bir cümle çıktı mı? Çıkamaz da. Ama ben söz veriyorum CHP’nin iktidarında işsiz bırakmayacağım. 12 yılda en çok işlenen suçlar, hırsızlık, dolandırıcılık ve yaralama.Başbakanlık koltuğunda oturan kimse yok ki. 2009 ile 2013 arasında bir veya birden fazla uyuşturucu kullanan çocukların sayısındaki artış yüzde 658.7… Bunlar bizim çocuklarımız. Bu ülkede hükümet var mı? Bana sesleniyor ‘’Eyy Kılıçdaroğlu’’… Kılıçdaroğlu sana söylüyor gereğini yapsana, çocukları bu bataklıktan kurtarsana.. Ülke iyi yönetilmiyor.Ekonomi politikası çöktü. İşsizlik bunun en temel göstergesidir. Sağlık politikası; emekli kardeşlerime sesleniyorum benim Başbakanlığımda Ramazan ve Kurban bayramında birer maaş ikramiye alacaksın. Huzurlu Türkiye neymiş herkes görecek. Ajanslar
Reklam
Süper Lig'de Yaprak Dökümü: 7 Ayda, 12 Ayrılık!
Spor Toto Süper Lig'in 20. haftası itibarıyla kulüpler, 12 kez teknik adam değişikliğine gitti.Sezona teknik direktör Mustafa Kaplan ile başlayan Gençlerbirliği, Kaplan'ın görevine son verilmesinin ardından takımı İrfan Buz'a emanet etmişti. Ligde dün 2-1'lik Eskişehirspor yenilgisinin ardından bir kez daha teknik direktörüyle yollarını ayıran başkent temsilcisinde, kulüp başkanı İlhan Cavcav, İrfan Buz ve ekibinin işine son verdiğini açıkladı.Gençlerbirliği ve Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor, sezon içinde iki kez teknik adam değişikliğine giderek bu istatistikte ilk sırada yer aldı.Spor Toto Süper Lig'de daha önce Gençlerbirliği'nin yanı sıra Trabzonspor, Torku Konyaspor, Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor, Eskişehirspor, Balıkesirspor, Galatasaray, Çaykur Rizespor, Medicana Sivasspor ve Akhisar Belediyespor teknik direktör değiştiren takımlar olmuştu.8 takım 'istikrar' dediSpor Toto Süper Lig'de yer alan 8 takım ise sezona başladığı teknik adamlarla mücadelesini sürdürüyor.Beşiktaş, Fenerbahçe, Bursaspor, İstanbul Başakşehir, Mersin İdmanyurdu, Kasımpaşa, Kardemir Karabükspor ve Gaziantepspor, sezona başladıkları teknik adamlarla yollarına devam ediyor.Eurosport
‘Şiddet Bir Sonuçtur, Kaynağına İnilmezse Tedbirler Pansuman Kalacaktır’
Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasına Mersin'in Tarsus İlçesi'nde vahşice öldürülen Özgecan Aslan'ı anarak başladı. Toplumsal şiddetin arttığına dikkat çeken Bahçeli, 'şiddet bir sonuçtur, nedenleri gün yüzüne çıkarılmadıktan sonra uygulanacak tedbirler pansuman işlemi görecektir' dedi.Bahçeli, konuşmasında şunları söyledi:ÖZGECAN ASLAN'IN KATİLLERİ EN AĞIR DÜZEYDE CEZALANDIRILSINSosyal ve ekonomik çalkantı devamlı körüklenmektedir. Türkiye hepimizi endişeye sürükleyen bir şiddet döngüsüne kilitlenmek üzeredir. Tarsus’ta akıl almaz yöntemlerle katledilen Özgecan kızımız nasıl bir cinnetle karşı karşıya kaldığımızı göstermiştir. Öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesinin acısını yürekten paylaşıyor, katillerin en ağır düzeyde cezalandırılmasını temenni ediyorum.KADINA ŞİDDET NEDEN BU KADAR YAYGINLAŞTIKadına yönelen şiddet dalgasının masum canlara kast eden saldırıların niçin bu kadar yaygınlaştığını mutlaka araştırmak zorundayız. Toplumsal huzurumuza musallat olan bu kanlı tablonun arkasındaki perde aralanmadıkça maalesef Özgecan’ların katledilmesini engellememiz mümkün değildir. Şiddet bir sonuçtur, tedavi edilmedikçe vicdanları kanatmaya devam edecektir.MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYORDün işsizlik verileri açıklanmıştır. 2014 yılı Şubat ayı itibariyle işsizlik oranını hesaplamada yeni bir yönteme geçildiğinden işsiz sayısının çerçevesi kurnazca daraltılmıştır. AKP bayat numaralarla işsizliğin üzerini örtmektedir. Yine de mızrak çuvala sığmamaktadır. Kim ne söylerse söylesin toplam işsiz sayısı 6 milyona yaklaşmakta her evi haneyi ateş gibi sarmaktadır. Sosyal ve ekonomik istikrarsızlığı besleyen sayıları 2 milyonu aşan Suriyeli sığınmacılar ise işsizliği kemikleştirmektedir.AKP TAM BİR BAŞARISIZLIK MARKASIİşsizlik sorununu çözmeyen, niyeti de bulunmayan AKP hükümeti tam bir başarısızlık markasıdır. Kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 33,9’dur. Herhangi bir sosyal güvencesi olmayanların oranı yüzde 35’e yaklaşmıştır.İşin bir başka düşündürücü tarafı da çalışma çağındaki nüfusumuzun sadece 25 milyon 874 bininin istihdam ediliyor olmasıdır.AKP’nin ekonomi politikaları duvara toslamakla kalmamış, milyonlarca vatandaşımızı işsiz bırakmıştır. AKP yalana, toz pembe hayal tacirliğine devam etmektedir. Davutoğlu hala istihdam oluşturduk hikayelerinden medet ummaya devam etmektedir.TEKİRDAĞLI KAAN İŞSİZSE VEBALİ HARAM YİYEN AKP ZİHNİYETİNİN SIRTINDAGelişmiş ülkelerde de işsizlik var ne yapalım diyen 17-25 Aralık failleri çoktan günaha batmışlardır. Trabzonlu Dursun, İzmirli Filiz, Tekirdağlı Kaan işsiz kalmışsa bunun vebali haram yiyen AKP zihniyetinin sırtındadır. Birkaç kişinin istihdam edileceği işlere binlerce insanımız müracaat ediyorsa suçlu bellidir. AKP yakın, yandaş, hısım, dünür ve akrabalara iş bulma, bunları işe sokma, yağmadan pay verme hususunda beceriklidir. AKP kul hakkını yemede, insan şerefini çiğnemede, hazine kaynaklarını dağıtmada rakipsizdir. Yolsuzluk yoksulluk ve rüşvet mekanizmasının mimarı AKP’dir. Bize göre işsizlik bir kader değildir. MHP işsizliği yenecek kuvvet ve azme sahiptir.ZENGİNDEN FAKİRE GELİR TRANSFERİ SAĞLAYACAĞIZAç ve açıkta kim varsa elinden tutacağız. Elimizi uzatıp gönlümüzü açacağız. Orta sınıfa soluk aldıracağız. Zenginden fakire gelir transferi sağlayacağız. İşsizlik ödeneğinden yararlanma şartlarını esnetmeyi, 4/C'lilere kadro vermeyi, taşeron işçileri kadrolu yapmayı, emeklilikle yaşa takılanlarla ilgili biriken sıkıntıları gidermeyi, ihtiyaç sahibi her aileden en az bir kardeşimize iş imkanı sağlamayı, kamuda boş kadrolara atama yapmayı, üniversiteyi bitirmiş evlatlarımızın yüzünü güldürmeyi mutlaka başaracağız, yapacağız.ADALETLİ BÖLÜŞÜM BİZİM İŞİMİZBizde atalet yoktur, buna karşılık adaletli bölüşüm bizim işimizdir. Külfet ve minnette, nimette ortaklık kurmak bizimle tecelli edecektir. Biz mazeret üretmeyeceğiz. Çözüm üreten ekonomi, nihayetinde de yaralara merhem olan ekonomi yöntemini tesis ve temin edeceğiz. İnanıyoruz ki bir söz ağızdan bir kere çıkacaktır. Dürüstlük her baba yiğidin harcı olmayacaktır. Yapacağımız şeyleri söyler, başaracağımızın garantisini veririz. Türk siyasetinin 46 yıllık çınarına, Türkiye sevdasının simgeleşmiş burcuna başka türlüsü de yakışmayacaktır.NÜFUSUMUZUN YARIYA YAKINI MUTSUZGeçtiğimiz hafta 2014 yılına ait yaşam memnuniyeti araştırması TÜİK tarafından açıklanmıştır. Mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı 2013’de yüzde 59 iken, 2014’de yüzde 56’ya gerilemiştir. Nüfusumuzun yarıya yakını mutsuz, huzursuzdur. Türkiye’nin mutluluk konusunda da kutuplaşması hayra alamet görülmeyecektir. Makas günden güne açılmaktadır.NÜFUSUMUZUN YÜZDE 64'ÜNÜN TAKSİT VE BORCU VARSürekli yoksulluk riski altında bulunan 10 milyon vatandaşımız bulunmaktadır. Nüfusumuzun yüzde 39,7 sızdıran çatı çürümüş penceresi olan konutta oturmaktadır. Nüfusumuzun  yüzde 42,2’si ısınamamakta, yüzde 64’ünün de taksit ve borcu bulunmaktadır. Sayıları 58 milyonu aşan vatandaşımız yıpranmış mobilyalarını yenilemekten mahrumdur. Asgari ücretle geçinen kardeşimiz ekonomik krizin pençesindedir. İki milyon taşeron işçimiz zulüm altında inlemektedir. Taşeron uygulaması AKP iktidarı döneminde günden güne azmıştır. Kısaca özetlediğim bu Türkiye resminin neresinde zenginlik, refah ve gelişme vardır? Milyonlarca insanımız sefalet şartlarında yaşarken, kaçak ve karanlık saraya sessiz kalmak mümkün müdür? Ayakkabı alamayan, palto bile giyemeyen fakir fukaranın hakkına göz dikmek hangi ahlaka sığacaktır? İşine gelmeyince dünyada yalnızlığı umursamadığını söyleyen, işi gelince de fıldır fıldır dünyayı dolaştığını iddia eden Erdoğan’ın haram ve hizmeti nereye kadar sürecektir?ERDOĞAN, LATİN AMERİKA'NIN SICAĞINDA BOL BOL TERLEMİŞTİRTerlemek isteyen Erdoğan, Latin Amerika’nın sıcağını bulunca bol bol terlemiştir. Çocuğunu okuturken saçlarına ak düşmüş kardeşim, akşam eve gelirken marketi uzaktan seyreden vatandaşım bu haksız ve ahlaksız yönetimi daha ne kadar görmezden geleceksiniz? Erdoğan ve Davutoğlu milletimizin sırtından geçiniyor. Helal kazançları aşırıyor. Hala görmeyecek miyiz? Cumhurbaşkanı sarayıyla, gezmediği, görmediği gitmediği konaklamadığı yer bırakmamıştır. Erdoğan dünya turu atmakta, gökyüzünden yere bir türlü inmemekte, kıtalararası seyahat acentesi gibi çalışmaktadır. Erdoğan göçmen kuşlar gibi uçmuştur da hangi başarıyı elde etmiş, milletimizin hangi ihtiyacını karşılamıştır? İşsizlik mi yavaşlamış, ülkemizin gücü mü artmıştır? Ukrayna kriziyle ilgili arabulucu ülkelerden birisi mi olduk? Ortadoğu'da, Balkanlar'da sözümüzü mü dinlettik?EĞER HIRSIZLIK BİR MİSYONSA BÖYLE BİR VİZYONUMUZ YOKErdoğan dünkü bir konuşmasında bizi de hedef koyarak, “Proje desen proje yok. Vizyon desen yok, hayal desen yok” diyerek sanki aktif siyasetin içindeki siyasi şahsiyet gibi zırvalamıştır.Eğer villada soygun paralarını eritmek, yolsuzluk havuzlarında milyon dolarla ıslanmak bir projeyse bizim böyle bir projemiz ne görülmüş, ne görülecek. Eğer hırsızlık bir vizyon, ihanet misyonsa, biliniz ki ne böyle bir vizyonumuz nede böyle bir misyonumuz vardır. Biz bu hayasızlığı tepeleyecek Türk milletinin eğilmeyecek koluyuz.Erdoğan çalışmadan ziyade aynanın karşısına geçip çalanlardan bahsederse daha samimi olacaktır. Erdoğan 2023’ün değil de 17-25’in şifrelerini anlatırsa doğru bir iş yapmış sayılacaktır. Türkiye hırsıza, uğursuza, kanun kaçaklarına, yolsuzluk çetelerine bırakılmayacak kadar değerli ve azizdir. İnanıyorum ki Allah'ın yüce kitabında yasakladığı ne kadar kötülük varsa tarafı olanları millet vicdanı affetmeyecektir. 7 Haziran’da bu iş kökten ve tümden bitecektir.TOPLUMSAL ŞİDDET ARTIYORToplumsal şiddet tesirini artırmaktadır. Şiddet bir sonuçtur, nedenleri gün yüzüne çıkarılmadıktan sonra uygulanacak tedbirler pansuman işlemi görecektir. Tarsus’ta 20 yaşındaki Özgecan kızımızın hunharca katledilişi hepimizi hüzne boğmuştur. Soğukkanlı katiller burada anlatamayacağım vahşetle Özgecan’ın canını almışlardır. Bu cinayete yurt çapında büyük bir tepki gösterilmiş, milletimiz haklı bir infialle, caniyi, suç ortaklarını protesto etmiştir. Yediden yetmişe herkes Özgecan’a üzülmüştür. Bu kahredici cinayetten sonra sormamız gereken çok şey olduğu açıktır. Kadına, kıza, küçücük kıza olan şiddet niçin böyle yaygınlaşmıştır? Kimse katil olarak doğmayacağına göre, masum bir bebekten azılı canavara dönüşmenin sırrı nedir? Sorun yetişme şartlarında mıdır? Eksik bırakılan yerine getirilmeyen unutulan hangi terbiye ödevlerdir? Konunun uzmanları, akademisyenler ve bilim insanları bugün düşünmeyecek de ne zaman dile geleceklerdir?İdam cezası getirilse de şiddet durmayacaktır. 2008’de İtalyan sanatçının tecavüz edilerek öldürülmesi insanlıkla bağdaşmakta mıdır? Erdoğan’ın Münevver Karabulut cinayetinde kendi başına bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya ifadeleri bugünkü duruşuyla uyumlu mudur? 2013’de Nevşehir’de Japon turistin öldürülmesi ve Fatih’te tecavüz edilerek canı alınan ABD’li kadın aklımızdan çıkmamıştır.SON 10 YILDA 7122 KADIN KATLEDİLMİŞKadına şiddet facia ve felaket ötesidir. Son 10 yılda 7122 kadın katletilmiş, 5 bine yakın kadın da tecavüze uğramıştır. 2008’den bu tarafa kadın cinayetleri yüzde 1400 çoğalmıştır. Bu rakamlar sözün bittiğini apaçık işarettir. 2014’te 294, sadece bu yılın ocak ayında 20 kadın hayata veda etmiştir. Şunu bilmenizi temenni ediyorum ki dökülen kadın kanı medeni toplum iddialarını çürütmektedir.Şimdiye kadar kanun çıkarılmış ancak netice doğurmamıştır. Kampanyalar tertip edilmiş, toplantılar, organizasyonlar düzenlenmiş, raporlar hazırlanmış, bir faydası dokunmamıştır. Yine taciz, tecavüz, ölüm saldırı vakaları almış başını yürümüştür. Kadına uzanan ellerin kırılmasını söyledik. Başbakan da dillendirmiş, her kesim bu kararlılıkta olmuştur. Peki vahşet ve şiddet dili niçin bu kadar hakimdir? Kusur kimse? Yanlış nerededir? Şunu kabul edelim ki toplumlar için büyük tehlike dengeyi kaybetmektir. İddiali değişim sloganları tecrübeyle desteklenmediği zamanlarda anlam bunalımı, ahlaki çöküşler ortaya çıkmaktadır. Hukuk askıda adalet kenarda ise suçlu sayısı patlamaktadır. Toplumsal adalet duygusu göçtüğü anda, yaptırım sistemi alabora olduğu takdirde şiddet egemen olmalıdır.MADEM İDAM CEZASINA İHTİYAÇ VAR...Şimdi herkes idam cezasının getirilmesiyle ilgili yorum yapmakta. AKP idam tartışmalarının önünü açmaktadır. Burada ciddi bir samimiyet noksanlığı olduğu açıktır. Madem idam cezasına ihtiyaç vardır, o zaman AKP’nin elini tutan da olmayacaktır. Başbakan ve partisine sesleniyorum. Hadi buyrun, idam cezasıyla ilgili düzenlemeyi hemen hazırlayın, harekete geçin de ne kadar dürüst olduğunuzu görelim. Yürürlükteki hukuk mevzuatında insan öldürenlere, en bayağı mide bulandırıcı suçları işleyenlere gerekli ağır cezalar ön görülmüştür. Mesele hukuku vicdanlara uygun tatbik etmektir. Eğer ana kaynak kurutulmazsa, istediğiniz kadar dar ağacı kurun, ceza yağdırın ne yazık ki acı verici vakalardan kurtulma şansınız olmayacaktır.AKP HÜKÜMETİ SİYASAL DENGEYİ BOZMUŞTURBugün yaşadığımız travmalar düne benzemektedir. Bir yanda kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapmak… Mahkemeleri darbeci milli irade düşmanı gibi göstermek, adalete güveni sekteye uğratmaktadır. Hırsızlık yapan, hainlik eden arkasını iktidara dayamış kişi dışarıda gezmekte, sıradan suçlu ise cezaevini boylamaktadır. Sosyal değişme nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz arayışının niçin nasıl sorularıyla genişletilmesidir. AKP hükümeti siyasal dengeyi bozmuştur. Bu itibarla toplum şiddete teslim olmuştur. Erdoğan’ın kavgacı tutumu, suçları, bir süre sonra ters tepmiş ortaya çıkan sosyal fatura iyice kabarmıştır.OBAMA'YA SESLENEN CUMHURBAŞKANI'NA 'NEREYE KADAR SÜRECEK BU ZULMÜN' DİYE SORMAK HAKKIMIZMeksika’da cinayete kurban giden üç kardeşimiz için haklı olarak Obama’ya seslenen cumhurbaşkanına, bizim de nereye kadar sürecek bu zulmün Erdoğan diye sormak bizim hakkımızdır. Özünde zalim olanların, zulmü felsefe haline getirenlerin insani davranmaları, dün mahkum olmayacaktır yarın da olmayacaktır. Yeni Özgecan'ların olmaması için herkes sorumluluk bilinciyle hareket etmeli, ayrımcı dilini acilen kesmelidir. Toplumun içinde bulunduğu şiddetli dalgalanmanın cinnet hali önlenemezse, Türkiye üçüncü dünya ülkeleri klasmanına düşecektir. Bu durumda demokrasi yaşayamaz, ülkemiz ayakta ve bağımsız kalamaz.PKK'NIN SİLAH BIRAKMASI TEK BİR ŞARTLA MÜMKÜNDÜR. O DA...İktidar, İmralı ve Kandil gelgitinde siyasi namus tapusunu düşürmüştür. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre cani başı, PKK’dan 21 Mart Nevruz günü bir silahsızlanma kongresinin toplanmasını istemiştir. Sonrasında da müzakerelere geçileceği, pazarlıkların resmiyete döküleceği söylenmiştir. Siyasi bölücüler ortak açıklamadan bahsetmektedir. Başbakan'dan bakanlara kadar hükümet cenahı iyi şeylerin olacağını, Türkiye’nin bir bahar havası yaşayacağını söylemektedirler. En son iyi şeyler olacak denildiği zaman milletimizin nasıl bir kabus yaşadığı ortadadır. Bu ne kepazeliktir, bu ne utanmazlıktır. İmralı canisinin iki yıl önce PKK’ya silah bırakma ve sınır dışına çekilme çağrısı ne sonuç vermiştir de bu sefer ki verecektir? PKK’nın silaj bırakması tek bir şartla mümkündür, o da Türkiye’nin çatır çatır bölünmesidir. PKK bugünkü durumuna kan dökerek, pusu kurarak, bedenlere mermi doldurarak gelmiş, AKP’nin zaaflarından da sonuna kadar istifade etmiştir.HDP'NİN SEÇİMLERE GİRMESİ PAZARLIKLARA GÖRE ŞEKİL ALACAKAKP-PKK koalisyonu seçimden önce her şey güllük gülistanlık olmuş gibi bir hava uyandıracak, milletimizin umutlarıyla oynayacaktır. HDP’nin seçimlere girmesi ise pazarlıklara göre şekil alacaktır. AKP ile PKK anayasayı değiştirip, milli devleti parçalama konusunda hem fikirdir. AKP ve PKK Öcalan’ın önce ev hapsi, sonra planlanan eyalet yasalarıyla serbest bırakılması bağlamında da hemen hemen aynı görüştedir. Yani AKP PKK’laşmış, PKK da AKP maskesi takmıştır.MİT Müsteşarı'nın siyasete taşınması ise İmralı - Kandil ortak yapımı ve talebidir. Türkiye’nin illegal bir terör örgütüyle ruhen özdeşleşmesi olur şey değildir. Anayasayı açalım, yasaları okuyalım, millete soralım. Bunun tek karşılığı çıkacaktır o da Türkiye’ye kapkara ihanettir. Gerçekte ne silah bırakan görülecek ne terörden vazgeçen bulunacak ne de hain emelleri terk eden olacaktır.ERDOĞAN VE ÖCALAN BAŞKANLIK SİSTEMİNDE SÖZ KESMİŞErdoğan ve Öcalan başkanlık sisteminde söz kesmiştir. Türkiye çözülmekte, haince çembere alınmaktadır. Erdoğan’ın silah bırakma çağrısının kısa sürede yapılacağını söylemesi, iki yıl öncesine dönülmesi aynı ezber ve senaryoların yaşanması demektedir. Süreç ihanetiyle kızışan pazarlıklar, PKK’ya göz yummak, İmralı’ya göz kırpmak, federasyona davetiye çıkarmaktadır. Devletin düştüğü duruma bakınız ki İmralı canisinin yakalanışının 16’ncı yılında bölücüler polisler eşliğinde gösteri yapmakta, molotofla her yeri savaş alanına çevirenler, AKP’nin güvencesiyle tahammülleri aşmıştır.GARANTÖR MHPDavutoğlu kıvraklıklar göstermekte, Erdoğan ise uçan sarayıyla gezmektedir. Çok şükür Türk milleti teröre dur diyecek kuvveti kendi bağrından çıkarmıştır. Bu millet bölünmeyecektir, teminatı Milliyetçi Hareket Partisi'dir. İmralı izbeliğinde hazırlanan ihanet taslakları yanıp kül olacaktır, garantör MHP’dir. Ankara’nın tarihi emanetleri yaşayacak milli mücadelenin kutlu hatıraları meşale gibi önümüzü aydınlatacaktır. Şehit ile caniyi aynı kefeye koyan, katil ile maktulü bir gören siyasi akbabalar kaybedecek Türk milleti 7 Haziran’da zafere uyanacaktır.İÇ GÜVENLİK PAKETİİç güvenlik paketinin tüm karşı çıkışımıza rağmen Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesine başlanacaktır. 21 yasada değişiklik ön gören tasarısının güvenlik kaygısıyla hazırlanmadığı ortadadır. Maskeli veya kravatlı molotoflu veya havai fişekli, mayınlı teröristler AKP ile al tekke ver külah ilişkisi içindedir. İç güvenlik kisvesi altında Meclis’e getirilen bu tasarının kanunsuzluğa makyaj olduğu malumunuzdur. Hakim ve savcılara ait yetkilerin vali kaymakam ve polislere verilmesi güvenlikle nasıl ilişkilendirilmektedir? Telefon dinlemelerinde polise ilk 48 saat için dinleme yetkisi neden verilmektedir? Valilere her türlü yasak ve el koyma yetkisiyle birlikte, yürüyüşlerde polislere toplu gözaltına alma ruhsatı vermek nasıl izah edilecektir?HDP İLE YAN YANA GELMEMİZ KIYAMETLE OLMAYACAK BİRŞEYDİRBaşbakan sahiden de molotof atanı dert ediyorsan, maske takıp terör estirenleri mesele yapıyorsa TCK’ya bakması yeterlidir. Davutoğlu iç güvenlik paketine itirazımızdan dolayı bizi HDP ile aynı kareye koymuş ve ismimin başına da molotof ve bonzai çirkin sıfatlarını iliştirmiştir. Sayın Başbakan kendini fazla zorlama, fazla yorulma. Kimin HDP’nin kuyruğu uyruğu PKK’nın uşağı olduğunu aziz milletimiz gayet iyi bilmektedir. Bizim HDP ile yanyana gelmemiz kıyametle olmayacak bir şeydir. Ama siz ve saraydaki haminiz, HDP’nin çanağında tıka basa yiyeli çok seneler olmuştur. Sayın Davutoğlu, sağ gözün İmralı canisi ise, sol gözün 17-25 Aralık'tır.YA HAPLANDIN YA KULLANDINMolotof ve bonzai laflarına gelince… Ya haplandın da kullandın, ya da tehditle söyledin. Biz senin gibi Serok Ahmet’i, saraya vitrin süsü olmuş Ahmet’i ilk kez görüyor, ilk kez şahit oluyoruz. Sayın Davutoğlu var git işine, bize ilişme. Sen Saray etrafında dönmeyi dene bizimle aşık atamazsın. Kalite ve kalibrenle bil ki tozumuza bile yetişemezsin.Ajanslar
Benzinde 6-7 Kuruşluk Artış
Benzinin litre fiyatına ortalama 6-7 kuruş zam geldi. Ankara'da benzinin litresi 4,44-4,45, İstanbul'da ise 4,42-4,45 liraya yükseldi.Akaryakıt dağıtım şirketleri, benzinin litre fiyatına ortalama 6-7 kuruş zam yaptı.Son düzenlemenin ardından, Ankara'da benzinin litre satış fiyatı 4,38-4,39 liradan 4,44-4,45 liraya yükseldi.İzmir'de 4,38-4,39 liradan satılan benzinin litre fiyatı 4,44-4,46 lira oldu. İstanbul'da ise benzinin litre fiyatı 4,35-4,38 liradan 4,42-4,45 liraya yükseldi.Akaryakıt ürünlerinin perakende satış fiyatları, dağıtım şirketlerinin maliyetine ve rekabet şartlarına, illere ve söz konusu şirketlere göre litrede birkaç kuruş farklılık gösterebiliyor.AA
Dolar 2,45'in Altına Geriledi
Dolar/TL, bankalararası piyasada 2,45 seviyesinin altına geriledi. Geçen hafta çarşamba günü 2,5132 ile tarihi zirvesini görmesinin ardından düşüşe geçen dolar/TL, yeni haftanın ilk işlem gününde de geriliyor.Analistler, Ukrayna'da sağlanan ateşkes ve ABD'de açıklanan makroekonomik verilerin beklentilerin altında kalmasının küresel piyasalarda iyimserliği artırdığını ve dolar/TL'nin düşüşe geçmesini sağladığını belirtiyor.Bugün bankalararası piyasada güne 2,4619'dan başlayan ve geçen haftanın ikinci yarısında başlayan düşüşünü bugün de sürdüren dolar/TL, 2,4458'e kadar geriledikten sonra şu dakikalarda 2,4470 seviyelerinden işlem görüyor.Güne 2,8105'ten başlayan avro/TL de avro/dolar paritesindeki yatay seyre karşın 2,7918 seviyesine kadar geriledikten sonra şu dakikalarda 2,7925'den alıcı buluyor. Gün içinde en düşük 1,1388'i gören avro/dolar paritesi ise 1,14'ün hemen üzerinde yatay bir seyir izliyor.Destek olacakAnalistler, dolar/TL'de teknik olarak 2.4460 seviyesinin destek olarak takip edileceğini, bu seviyenin altına gerilemesi durumunda 2,4220 seviyesinin gündeme gelebileceğini kaydediyor. Yunanistan ile ilgili haber ve açıklamaların özellikle avro/dolar paritesi üzerinde belirleyici olabileceğini ifade eden analistler, bugün ABD piyasalarının resmi tatil olması nedeniyle kapalı olduğunu, dolayısıyla döviz piyasasında pozitif görünümün korunabileceğini tahmin ediyor.Finansgündem
Reklam