Kılıçdaroğlu: 'Oy Oranımız Düşerse İstifa Edeceğim'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran'daki genel seçimlerde partisinin oy oranının düşmesi durumunda istifa edeceğini açıkladı. Kılıçdaroğlu, CHP'nin şu an yüzde 30 oy oranını aştığını belirterek, 'CHP'nin aldığı oy düşerse bırakırım. Siyaseti hiçbir zaman koltuk merakı için yapmadım. Bizim projelerden daha iyi proje ortaya koyan ikinci bir siyasi bir parti yok' dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk TV’de Habertürk yazarı Yavuz Semerci moderatörlüğünde Habertürk yazarı Fehmi Koru, Habertürk yazarı Soli Özel, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Arif Erdem, Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Kartoğlu, Habertürk ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım’ın sorularını yanıtladı.CHP Genel Merkezi’ndeki mescitZete'de yer alan habere göre CHP Genel Merkezi’ndeki mescit ile ilgili bir soru soran ve CHP’nin günümüzde çok değiştiğini belirten Fehmi Koru, “Artık yeni bir CHP var” dedi. CHP’nin artık muhazafakarların da oyunu almak istediğini söyleyen Koru, CHP Genel Merkezi’nde karşılaştığı bir durumu anlattı. Koru şöyle konuştu:“Buraya erken gelmiştim. ‘Elimi yüzümü nerede yıkayabilirim?’ diye sorduğumda aşağıdaki koridora yönlendirdiler beni. Oraya gittiğimde baktım ‘mescit’ yazıyor. CHP Genel Merkezi’ndeyiz şuanda ve sizin mescidiniz var. Kapıyı açtım, namaz kılan da vardı orada. Yeni CHP, eski bildirgede yer alan ürkütücü şeylere de sahip çıkmış oluyor mu?” sorusuna Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi:“Şu anda vatandaşlarımın emin olmasını isterim. Dünya değişiyor, insanlar değişiyor. Fikirler değişiyor ve gelişiyor. CHP de gelişecek. CHP sonuçta sosyal demokrat bir parti. Şunu açıklıkla söyleyebilirim. Son 3-4 yılda en büyük değişimi yaşayan partiyiz. Şunu açık ve net söylüyorum: İmam Hatip okullarını kapatmayacağız. Niye kapatalım? Tam tersine İmam Hatip okuluna giden bir çocuğun iyi eğitimi garanti edeceğiz. Türkiye başörtüsü yüzünden 25 yıl enerjisini kaybetti.”Yüzde 35 oy oranı hedefiCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:“Türkiye’deki gergin siyasal atmosferin ve aşırı kutuplaşmasının getirdiği bir sorun var. Bu sorun yeni yeni çözülmeye başladı. Ben olabildiğince sağlıklı ve tutarlı bir hedef koydum; yüzde 35. Bu hedefi koyarken de iktidar yüzde 34 ile iktidar oldu. Biz onun üzerinde bir rakam telaffuz ediyoruz. Daha da yüksek olabilir. Gün geçtikçe bizim oy oranımızın arttığını ben biliyorum.CHP’nin seçim vaatleriVatandaşımızın derdi başından aşkın. Sonuçta biz siyasetçiyiz, bizim vatandaşların sorunlarına çözüm üretmemiz lazım. Ben yirmi yedi buçuk yılımı devlete verdim. Bütün bu sorunları görünce, biz de siyasal bir partiyiz, bunların nasıl çözülmesi gerektiği konusunda oturduk. Bir uzman ekip uzun uzun çalıştı, projelerimizi ürettik. Çalışırken şuna dikkat ettik; afaki vaatlerden kaçınalım, ayakları yere basan projeler üretelim.Merkez Türkiye projesiBildirgemizde kısa dönem sorunlarına çözümlere yer verdik. Türkiye küresel ticarete entegre olmak zorunda. Türkiye’nin coğrafi üstünlükten kaynaklanan bir avantajı olması gerekiyor. Pırlanta yüzüğü gibi bir yerdeyiz. Bu üstünlük doğalgaz hatları ve petrol hatları dışında hiç kullanılmadı. Biz bunu üretim hattı üssü için kullabiliriz. Şu hedefi koyduk; denizle bağlantısı olmayan ülkelerin küresel limanı haline getireceğiz Türkiye’yi, büyük bir avantaj sağlayacağız.”Gazetecilerin “Davutoğlu’nun kitabından mı yararlandınız?” sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:“Hayır, emin olun sayın Davutoğlu’nun kitabını okumadım. Orada var mıdır, yok mudur bu ayrıntılar bilmiyorum. Varsa da aklın yolu bir. Eğer bizim ayrıntılar o kitapta varsa çok da mutlu olurum. Ama şu eleştiriyi yapmaktan da kendimi alamam. Kendi kitabında varsa neden kendi siyasi partinin projesi haline dönüştürmedin de CHP’yi bekledin. Demek ki bizim projemiz doğru bir proje.”“Ortadoğu’da barışı sağlayacağız”Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri değerlendiren CHP lideri, “Biz Ortadoğu’da barışı sağlayacağız. İran Ortadoğu’da en etkin ülke olarak çıktı. Bu proje bölgenin barışını da garanti altına alıyor” diyerek şunları söyledi:“2 milyon Suriyelimiz var. Türkiye’de yaşayan 3 tür Suriyeli var. Bir kampta yaşayan Suriyeli var, iki sokaklarda dilenen Suriyeliler, üç durumu iyi olan ev kiralayan, iş yeri açan Suriyeliler. Bu toplumun değişik kesimlerinde tepkiler doğuruyor. Biz Suriye’de barışı sağlayacağız. İki milyon Suriyeliyi de kendi ülkelerine göndereceğiz. Hükümet bunun bir kısmını alıyor, ‘Kılıçdaroğlu Suriyelileri gönderecek’ diyor. Biz elbette savaşın ortasına insan göndermeyiz. Ben “neden Suriyelilere 5,5 milyar dolar harcadınız, bu para gereksizdir” diye bir cümle de kullanmadım. Elbette Türkiye kendi ülkesine gelen savaştan kaçan insanlara kucak açacaktır. Türkiye yanlış politika izledi, fatura ödedi.”CHP’nin ekonomik vaatleri“Türkiye’de kaynak var. Kaynak için dışarıdan borç almayı doğru bulmuyorum” diyen Kılıçdaroğlu, CHP’nin ekonomik vaatlerini şöyle anlattı:“Asgari ücret 1500 lira. Asgari ücretten vergiyi kaldıracağız. İş veren üzerine ağırlıklı bir yükün gelmemesi lazım onu da biliyoruz. Vergi borcu olmayan, sigorta prim borcu olmayan işadamına bir yıl süreyle sıfır faizli kredi vereceğiz.Bununla üç ayrı avantajı sağlıyoruz. Kişi gelecek vergisini ödeyecek çünkü sıfır faizli kredi alacak. İş veren kredi alınca yatırım yapacak işini büyütecek. Daha adil bir vergi düzeni getireceğiz. Devlette israf var, onu önleyeceğiz.”“Diyanet” tartışmasıDiyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez’e makam aracı tahsis edilmesi ile başlayan tartışmalara değinen CHP lideri, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın siyasetten uzak olması lazım. Gazetelerde, televizyonlarda haberler var. Bazı siyasetçiler camide insanları toplayıp siyasi propaganda yapıyorlar. Ben bunu inanca saygısızlık olarak görüyorum. Hiç kimsenin inancına siyaset müdahale etmemeli” dedi. HDP binalarına saldırıAdana ve Mersin’de HDP binalarına düzenlenen saldırılar hakkında hükümetin saldırganları DHKP-C’li, HDP’nin de IŞİD bağlantılı olması konusunda konuşan CHP lideri, “Kim olursa olsun, ister IŞİD, ister DHKP-c, ister sade vatandaş. Bir seçim bürosuna saldırı varsa burada suç vardır. Yakalarsınız onu adalete teslim edersiniz. Özel bir tanımlama yapmanın bir mantığı yok. Arkasında bir örgüt var mıdır, yok mudur ona güvenlik kuvvetleri bakarlar” dedi.Çözüm süreci ve HDP’nin barajı aşmasıÇözüm süreci konusunda “Samimi ve dürüst olacaksınız. İki tarafın da samimi olduğuna inanmıyorum. Süreç duruyor, niye duruyor bilmiyoruz” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’nin seçim barajını aşması konusunda şunları dedi:“Biz parti olarak seçimlerde yüzde 1 oy alan bir partinin en azından genel başkanının parlamentoda temsil edilmesini istiyoruz. Kürt siyasal hareketinin parlamentoda temsili de önemlidir. Her siyasal partinin aşmasını isteriz, onun da aşamasını isteriz. Elbette bütün siyasal partiler bizim rakibimiz. Ama biz ülkemizi ve onun geleceğini düşünmek zorundayız. Siyaset bir çatışmanın bir kavganın unsur olmamalı.Muhataplık için HDP’nin barajı aşması önemli. Biz parti olarak bir hükümetin ya da onun görevlendirdiği birisinin İmralı’yla görüşmesini doğru bulmuyoruz, meşru da bulmuyoruz. Bizim siyasal muhatabımız meşru makam olmak zorundadır. HDP barajı aşmazsa da resmi muhatap olur.”Yeni AnayasaCHP lideri, yeni anayasada 60 madde üzerinde sağlanan anlaşmaya dikkat çekerek, “60 madde üzerinde uzlaşma olması önemli. İlk çıkaracağımız yasa; siyasi ahlak yasası olacak. Kesin hesap komisyonu kuracağız. Kamu harcamaları sağlam denetlenmeli. Vatandaşın günlük derdine dokunmamız lazım. Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilmesi lazım” diye konuştu.Tarafsızlık tartışmasıCumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün, seçimlere ilginin düşük olduğu yönünde yaptığı açıklamaya değinen CHP lideri, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu gözlemi doğrudur ama kendisi açısından doğrudur. Bizim açımızdan doğru değildir” diyerek şunları söyledi:“Son derece heyecanlı mitingi meydanlarımız var. Sayın Cumhurbaşkanı keşke TBMM’de yemin etmeden “ben gidip oraya oturacağım” deseydi. Bence daha mantıklı olurdu. Yeminin arkasında durmamak ağır bir vebaldir. Başbakan ile ortak hareket ediyorlar. Bir siyasal partiye açıkça oy istiyor. Kabahat Cumhurbaşkanı’ndan çok YSK’dadır. Hukuk çalışmıyor. YSK kalksın Cumhurbaşkanı’na ceza versin demiyorum ama anayasal tarafsızlığını hatırlatma yükümlülüğü vardır. Yargıç korkunun tutsağı olabilir mi? Cumhurbaşkanı’na verilen sorumsuzluk en büyük sorumluluktur.”Koalisyon tartışması ve istifa açıklaması“İktidar olamazsak halkı suçlama lüksümüz yok. Yılların algılarını 1-2 seçimde değiştiremezsiniz. Bize oy vermeyenlerde ciddi bir sempati oluştu” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran’da tek başına iktidar olmak istediklerine vurguladı.Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngiltere’deki seçimleri örnek göstererek “kaybedenin istifa etmesi gerektiği” yönündeki çağrısı için, “CHP’nin aldığı oy düşerse bırakırım. Siyaseti hiçbir zaman koltuk merakı için yapmadım. Bizim projelerden daha iyi proje ortaya koyan ikinci bir siyasi bir parti yok. Herkes eşit mesafedeyim. Bu seçimlerde toplumun önemli bir kesiminden oy alacağımızı düşünüyoruz. Bizim stratejimizi belirleyen bir firma var. O firmanın bir yaptığı anket bizim oy oranımızı 30’u aşar diyor.” dedi.
Kravatın Tarih Boyunca Geçirdiği Evrim: Yıllara Göre Kravat Modası
Bir erkeğin dolabında mutlaka yer alan, özel günlerde ya da işe giderken tercih ettiği, her yıl farklı bir modayla karşımıza çıkan bir aksesuar: kravat. Kravatı yalnızca okulda ya da işte kullandığımız bir aksesuar, bir giyim eşyası olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü tarihi M.Ö 221 yılına dayanıyor.Gelin birlikte bu kravat modasının içine düşelim ve görelim. Evrensel bir modanın takipçisi olalım.
Futbol Dünyasında Eğitimi ve Zekâsı ile Öne Çıkan 11 İsim
Futbol hayatımıza renk katan, güzel bir oyun... Futbolcular ve teknik adamlar ise bu oyunun en önemli aktörleri. Genellikle futbol dünyasının içindeki isimler kültürel birikimleri ve eğitimleri açısından hafifsenirler. Ancak bu genel futbolcu tipinin çok dışında olan isimler de mevcut. İşte futbol dünyasında eğitim ve zekaları ile fark yaratan 11 isim...
Türkiye'de Değiştirilmesi Gereken 13 Acı Gerçek
'Cennet' gibi ama aynı zamanda büyük sorunlarla uğraşan bir ülke Türkiye, kimilerinin 'vatandaşı olmasak aslında eğlenceli ülke' dediği...Evet, Türkiye'nin maalesef önemli sorunları var ancak bu sorunları aşma potansiyeli de...Öncelik ise sorunlara dair farkındalık sahibi olmak. İşte hepimizin çözülmesi için uğraş vermesi gereken 13 acı gerçeği...
Törenle Atılan 4 Metrekarelik Yurt Temeli...
Geçen pazartesi günü Kütahya’nın Emet ilçesinde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kütahya Valisi Şerif Yılmaz ve Ak Parti Milletvekili Vural Kavuncu’nun da katıldığı, 200 kişilik kız yurdu için 4 metrekarelik bir alana temel atma töreni tartışmalara sebep oldu.
Demirtaş Hayat Tv'de Soruları Yanıtladı
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Hayat Televizyonu'nda Arif Koşar'ın moderatörlüğünde gazeteciler Fatih Polat, Özgür Mumcu ve Melis Alphan'ın sorularını yanıtladı.Fatih Polat: HDP'nin Diyanet'in kapatılmasına dair söylemi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından devamlı dile getiriliyor. Adil Gür, HDP'ye giden oyların bir kısmının AKP'ye geri döndüğünü söyledi. Siz de aynı gün bir mitingde bunlara yanıt verdiniz. Tabii siz Adil Gür'ü okudunuz da mı bu mevzuya girdiniz bilmiyorum ama HDP'nin tabii bir laiklik vurgusu var ama bir reel politik bir kaygı hissediyor musunuz bu konuda?Selahattin Demirtaş: AKP'yle aramızdaki tartışma bir din tartışması değil. AKP'nin dini kullanma, ticarileştirme, kendi siyasi çıkarlarına alet etme ve din tüccarlığı tartışmasıdır. İslamiyet bu toprakların, toplumun bir gerçeği. Bu gerçeği dikkate almayan hiçbir siyaset ağırlıklı İslam toplumunda siyaset yapamaz. Ben inançlı bir siyasetçiyim ama solcuyum ezilenden yana bir siyasetçiyim aynı zamanda da inançlıyım. Özgürlükçü bir laikliği savunmamız lazım. Laiklik hep din karşıtlığı şeklinde yorumlandı.AKP, dini neoliberal yüzünü gizlemek için kullanan çıkarcı bir partidir.Fatih Polat: İnanç İşleri Başkanlığı'nın devletle ilişkisi nasıl olacak?Selahattin Demirtaş: Diyanet işleri başkanlığı başbakanlığa bağlı memur gibi görev yapan bir kurum. Kaymakamlıkta çalışan kimseden farkı yok. Din adamı devletten emir almamalı sadece dini inancı da değil bütün dini inançların temsilcileri tarafından ortak yönetilen bir mekanizma. Bu yapı camiye de kiliseye de hizmet verir. Bu yapı özerk yapıdır. İhtiyaçlarını belirler. Din inanç merkezi devletten emir almaz. Başbakana rapor vermez. Kulu kölesi gibi talimatlar alamaz. Bizim önerdiğimiz yapı tam da bu. Vicdanı olan herkesin evet diyebileceği bir yapı önerdik. AKP anlaşılmaması için ısrarla HDP din karşıtlığı yapıyor  diye mevzunun anlaşılmamasını örgütlemeye çalıştı. Ama kamuoynu takip edenler bilyor AKP bu konuda kaybetti.Çiğlik yapan AKP'den beslenenlerdir köşe yazarları her yerden saldırıyor bir okuyun bakalım geçmişte Diyanete karşı yazıları var, bugün AKP'den daha fazla savunan yazılar yazıyorlar.Bu konuda hata yaptığımızı düşünmüyorum. Bu ülkede açlık yolsulluk var. Diyanetin bütçesini tartışmazsak orada her türlü kepazelik dönmeye devam eder.Sağlık Bakanlığının 1.5 milyon, Diyanet'in 5 milyon bütçesi var kimse denetlemiyor. Neden kutsal bu durum? Kutsal olan dindir Diyanet değil. Toplum bu konuda aydınlandıkça dini çiğ kullanan politikacılar barınamazlar.Melis Alphan: Sonuçta dediğiniz gibi bir sistem(İnanç İşleri Başkanlığı) olsa da başta AKP varken yine bir baskı olmaz mı?Demirtaş: Üniversiteler üniversite yönetimi özerk olsa yukardan aldıkları para ile değil o yönetimi seçenler denetler.Özgür Mumcu:  İmamlar sizin dedğiniz sistemde devlet memuru mu olacak ya da Alevilerde olduğu gibi cemaatler mi sağlayacak bu maaşı?Demirtaş: Tüzel kişilik olarak her cemaat özgürce faaliyet yürütebilmeli. Bir ibadethane ben kendim hallediyorum diyorsa hayır illa para vereceğiz diyemezsiniz. Veya bir cemevinde dede biz bütçe istiyoruz diyorsa yerel yönetim bunu karşılamalı bu isteğe bağlanmalı. Özgür bir biçimde Cemevi İbadethane diyorsa bnu tartışamazsınız devlet olarak.Özgür Mumcu: Bugün Erdoğan Diyanet için bir süprizim var dedi sizin bir tahmininiz var mı?Demirtaş: Bilmiyorum bir tahminim yok. Herhalde Diyanet'i kaldırıp İnanç İşleri Başkanlığı kuracağım demeyecektir. Diyanet işlerinin başkanının yerinde olsam bir din adamının siyaset adamından süpriz bir karar alma, açılım yapma gibi bir şeyi olamaz. İslamiyet  binlerce yıldır büyük acılarla bugünlere geldi. Bütün peygamberlerin yaşamları örnektir. Hz. Muhammed de kendi yaşamıyla bunu anlattı, yaşayarak gösterdi.Yaşamınız öylesine dine uygun olmalı ki insanlar inanan inanmayan gıptayla bakmalı. Sizin toplumunuz yoksulluk içinde yaşıyor. Taşeron işçilik var. İşsizlik var. Siz 1 trilyonluk arabaya binerken hiç üzülmeyeceksiniz. Peygamberin hayatına saygınız varsa illa onun gibi yaşasınlar demiyorum ama bu devletteki israfa haram deyin. Yarın sürpriz ne olursa olsun ben bir din adamıyım demen lazım, lüks içinde yaşamamam gerek demem lazım. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz beyefendi süpriz yapacakmış. Çiğ konuşmalar bunlar.Arif Koşar: İnanç İşleri Başkanlığı bir devlet kurumu mu olacak?Demirtaş: Özerk derken bazı yerlerde devletten yardım alabilir tabii ama yerel yönetim hukuku olmalı bizim önerimiz bu. Tabii bunu din adamları tartışmalı. Cemaatler tartışmalı. Biz öneriyoruz Tabii bu iyi değil şöyle yapsak daha iyi derlerse onlar karar vermeli.Gezi'de Diyanet, 'biber gazı caizdir' diye açıklama yaptı. Din adamının işi bu mu olmalı.Özgür Mumcu: Gezi meselesi açılmışken konuşuldu eleştirildi ama Gezi'de size dönük eleştiriler için ne düşünüyorsunuz?Demirtaş: Çoğunlukla haksız eleştirilerdi Geziye darbe demedim diye binlerce kez açıklamama rağmen hala aynı şeyleri yazanlar var.Yeterince yer alınmadığına dair insanlar eleştirebilir tabii ama biz 'ama'sız savundukKendine Türk solu diyen bir çevre var. Bu grup faşisttir. Onlarla yan yana durmayız dedim.Arif Koşar: Erdoğan'ın Diyanet süprizini Cüneyt Özdemir açıklamış Zırhlı Mercedes'miş ne diyorsunuz?Demirtaş: Güvenlik içinse bilemem tabii..Özgür Mumcu: Güvenlik demişken Sırrı Süreyya Önder size dair tehdit aldıklarına ilişkin istihbaratlar geldiğini söyledi.Demirtaş: Bir süredir hem bana hem Sırrı beye geliyor. Bunları çok dile getirmedik ama Sırrı bey ifade etmiş. Türkiye'de yurttaşların güvenliğini sağlayacak olan devlettir. Sıradan yurttaşlar için de geçerlidir. Yaşadığımız ülke normal bir ülke değil Suriye'de, Irak'ta yaşananlar ortada. Türkiye'nin içinde de sorun ve sıkıntılar var. Türkiye'nin içinde de iç savaş çıkarmak isteyen güçler olabilir. Devletin bu konuda önlem alması gerekir.Mersin-Adana gibi kozmopoitik illere bomba gönderiliyorsa, siz biliyor ve önlemiyorsanız devlet olmazsınız. Zaten şu anda da yönetemiyorsunuz Bu tür dönemlerde dikkatli olmak gerekir.  114 saldırı oldu bürolarımıza vs.Arif Koşar: Bu saldırıların sonunda gözaltına alınan oldu mu?Demirtaş: Bir kişi tutuklandı o da dostlar alışverişte görsün diye. İlk duruşmada serbest bırakılır. Siz bir AKP bürosuna çelenk bırakmaya gidin doğduğunuza pişman ederler.  Bırakın AKP bürosunu indirme vs. Ters kelepçe takarlar gençler de tutuklanır.100 kişi toplanıyor. HDP binasına kaymakam geliyor haklısınız tamam tabelayı indireceğiz diyorlar polis onları izliyorAkşam TV'de izliyoruz 'HDP ile gerginlik' ne gerginliği ya faşist saldırı olmuş. Organize saldırılar yapıyorsunuz.  Cumhurbaşkanı ağzından çıkan lafın nereye varacağını bilmez mi...Fatih Polat: Başbakan ve Cumhurbaşkanının ifadelerinden sonra  kargolu saldırılar özel harp yöntemlerini akıllara getirdi. Ne düşünüyorsunuz?Demirtaş: Hükümetin açıklamaları ortada tabii sorumlu olarak orayı arayacağız. Sorumlu mevki olarak kimi göstereceğiz? Bu ülkede kimin güvenliği tehdit altındaysa sorumlusu hükümettir. Nedenn yapıyorlar peki, 94'ün koşulları yok. 81 ilde 550 adayla sahada çalışma yapıyor HDP. Türkiye neden bundan korkar? Bu program bölücü bir program değil. Tam tersine birleştirici bir program. Bunun toplumdan destek alması toplum adına nasıl bir tehdit yaratabilir ki? Tek dil tek din tek adam karşısında çoğulcu kültür gerçeğini anayasal güvenceye kavuşturmak isteyen bir seçim programı AKP açısından tehdit yaratır.  Seçimden sonra baraj aşılınca şu anda sahip oldukları hegemonyayı kaybedecekler. Ne yaparsak yapalım barajn altında bırakalım fikrini pompalıyor AKP. HDP yapması gerekeni yapıyor. Hükümetin tehlike oluşturan programlarını frenliyor.Fatih Polat: CHP'den yeterli destek gördüğünüze inanıyor musunuz saldırılar sonrası?Demirtaş: CHP açıklama yaptı saldırıların kınanması noktasında hassasiyetlerini açıkladılar.Arif Koşar:  Ekonomi gündemi ile devam edelim. Ekonomi seçimlerde ilk kez bu kadar gündem oldu. Ve metal direnişinden sorular geliyor. Renault Tofaş direnişinden mesajnız var mı?Demirtaş: Tabii ki dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Onurlu bir direniş sergiliyorlar kamuyonunun gündemin taşımaları ile hükümetin işçi karşıtı programı da teşhir oluyor. Metal işçilerini yalnız bırakmamak lazım. Metal işilerinin direnişi çok kıymetli çok anlamlı. Türkiye'de ekonominin kaymağını özellikle otomotiv sektörü yiyor. Ama işçiler kan ağlıyor. Türkiye'nin neredeyse tüm arabalarını onlar üretiyor. ama ancak kendilerini geçindirebilecek kadar maaş alıyorlar.Melis Alphan: Toplumda görünmez olan insanlar işçiler. Özellikle mevsimlik tarım işçileri... İş cinayetlerinde bile görünmez oluyorlar. İşçiler arasında da en kötü durumda olan onlar.Demirtaş: Gerçekten tarım işçileri haberlere bile çoğu zaman trafik kazası olarak geçiyorlar. Ne tazminat hakları var. Öncelikle şu soruyu yanıtlamamız lazım. Mevsimlik işçiler neden topraklarını terk ediyor? İnsanlar neden kendi verimli topraklarında geçinemiyor? Mesele Harran medeniyetin beşiği ve insanları besleyen yerlerdir. O toprakların insanları göçebe olarak yaşıyor. Geçimlik çiftçiliği özendirmemiz lazım sanayileşmiş tarımı desteklemek yerine küçük tarımı desteklememiz lazım.Alphan: Küresel baskıyla nasıl baş edeceksiniz?Demirtaş: Devletin pazar desteği sunması lazım üreticinin doğrudan tüketici ile buluşabileceği bir alan sağlanması lazım. Devletin kâr amacı olarak bakmadan her halükarda desteklenmesi lazım. Devlet çiftçiye bakarken şirket gibi bakıyor. Bütçeye katkısı nedir zarar edersem vermeyeyim diye bakıyor.Mevsimlik işçiler açısından öncelikli çözüm bulundukları yerde istihdam yaratılması. Siz bunu yaratmanıza rağmen mevsimlik işçi olarak çalışmak isteyen varsa onların seyahat güvenliğini sağlamanız lazım. Sigortalı taşınabilmeleri lazım. Sosyal güvencelerin sağlanması gerekir, asgari ücretin altında çalıştırılmamalılar, çocukların çalıştırılmasının yasaklanması şart.Kölelerden hiçbir farkı yok maalesef. Bugün tarım işçileri modern düzenin köleleridir. Miliyetçi ayrımcı uygulamalarla da karşılaşıyorlar. Bunların tamamı kapsamlı bir proje ile çözülebilir.Özgür Mumcu: Mevsimlik işçiler aynı zamanda seçmen . Mevsimlik işçilerin oy kullanması içn önlem aldınız mı?Demirtaş: Kendi seçim bölgemde gitmek istiyorum diyen herkese hangi partiye bakmaksızın otobüs kiralayacağız. Ben gidecek imkana sahip değilim diyen herkesi taşımaya hazırız.Fatih Polat: İşçiler demişken iş cinayetlerine gelelm. Soma, Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetiydi. Siz ilk bölümde de taşeronu değerlendirdiniz. HDP'nin bildirgesinde taşeronlaştırma kaldırılacak diyor ama aşama aşama kaldırılacak deniyor. Neden yekten değil?Demirtaş: Kamuda yekten kaldırılabilir ama özel sektörde taşeronu kaldırdık dediğiniz zaman yatırımlar durabilir. Özel sektörün risk alabileceği riskin de belirli kısmını devletin üstleneceği bir sistem olmalı. Belediyelerde birçok hizmette taşeron var. Yasakladık derseniz ertesi gün kadrolu eleman tahsisi olmayacaksa işler sıkıntılı olabilir. Bu yüzden aşamalı diyoruz.Melis Alphan: Madenlerde toplu ölümler olunca gündeme geliyor ama yerin üstünde de kömürden kaynaklı ölümler yaşanıyorSeçim beyannamenizde diğer partilerden farklı bir yerdesiniz. Termiklere son vereceğiz diyorsunuz. Kömürü  terk edip yenilenebilir bir enerji vadediyor musunuz. Anlaşılmıyor beyannameden.Demirtaş: Evet nükleere karşısınız da HES'lere karşısınız da sanayiyi nasıl döndüreceksiniz deniyor. Sağlıklı büyüme diye bir şeyden bahsediyoruz. Yerelin imkanı ile ekolojik dengeyi sağlayacak bir sağlıklı büyümeden bahsediyoruz. Bu kadar büyük mega kentlerin enerjisi elbette çok olur ama bizim önerdiğimiz sistemde bu kadar mega projeye gerek yok. İstanbul'a bakın, yaşanmıyor.Kanal İstanbul'a karşıyız. Yapmayıver Kanal İstanbul'u? Sen onu yaptığın zaman, İstanbul gene on milyon kadar göç alacak. Sen Çorum'dan Artvin'den göç alacağına o paraları oralarda harca. Bizim ekonomik programımız yerelde büyümeyi öngörüyor. Yerel kaynaklardan, güneş rüzgar olabilir ama oraya yetecek kadar enerjiyi İstanbul'a taşımaya gerek yok.Kentsel olarak enerji büyümeyi arttırır devasa konutlar AVM'lere enerji ihtiyacı doğurur. İşte o zaman kömüre o kadar ihtiyaç var. Şu anda termik HES enerji üretmeyelim dediğimizde sistemi düzenlememiz lazım buna bağlı enerji politikası daha temiz enerjiye uygun hale gelecektir.Arif Koşar: İzleyici sorusu: Sayın Başkan Erdoğan'ı başkan yapmayacaksak ne yapacağız...Demirtaş: Kendisi Cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanlığı yetkileri kısıtlanmalıdır. Rektörleri atama yetkisi olmamalı. Her gün bir şehirde açılış yapmamalıdır. Yalan söylememelidir. Kendisinin cumhurbaşkanı olarak görev yapmasında sıkıntı yok. Bir dahaki seçimlere de genç bir Cumhurbaşkanı ile yola devam etmelidir Türkiye.İzleyici sorusu: Sınav sistemine ilişkin görüşleri neler?Demirtaş: Sınav sistemi kaldırılmalı. Ortaöğretimden itibaren gençleri yeteneklerine göre eğitebilmeliyiz. Özel yetenek sınavları vardı geçmişte bazı yerlerde uygulanıyor ama bütün üniversitelerde de uygulanabilir. İnsanlar kendi yeteneklerine göre üniversiteye girebilmeli. Gençler birbiriyle yarıştırılıyor. Bu ülkenin gençleri yarıştırılıyor. Kazanamayan aptal olduğıu için mi kazanamıyor. Hayır. Fırsat verilmediği için. Ortaöğrenimden başlayarak isteyen istediği okula girebilmeli.İzleyici sorusu: Başbakan sana Selahattin demeyeceğim demişti rahat uyuyabiliyor musunuz?Demirtaş: Hayır hala kendime gelmiş değilim.Avrupa'da oy kullanacaklara: Katılım hala düşük. Verilecek her oy çok önemli. Avrupa'da yaşayanlardan rica ediyorum, vereceğiniz her oy etkili olacak.Çerkes Soykırımı: Çerkes soykırımının yıl dönümü. Çok trajik soykırımlardan birisi. Bütün Çerkes halklarının Çarlık Rusyası tarafından soykırıma uğramasıdır. Hala Çerkes soykırımı yeryüzünde soykırım olarak tanınmamış soykırımlardan birisi olarak önümüzde duruyor.   Bu konuda artan bir bilinç var ama Türkiye'de iktidar bu konuda Rusya üzerinde bir baskı oluşturmadı. Çerkes halklarının yürüttükleri demokratik mücadelenin yanında olduğumuzu ifade ediyoruz. Çerkes halkının kendi anadilini öğrendiği, eğitimini aldığı bir sistemi savunuyoruz. Çerkes soykırımı ancak yıldönümünde hatırlanıyor. Türkiye'de Çerkesler 'zenginliğimiz' olarak ifade ediliyor ama öyle değil. Çerkesler, Kürtler, Aleviler bu toprakların gerçeğidirler. Soykırımın tanınması lazım.Yiğit Bulut'a: Jöleyi bıraksın yeter.Özgür Mumcu: Cumhuriyet gazetesinde mülakat yapıldı barış süreci devam ederse destek olabiliriz diye... Siz öyle bir beyanım olmadı dediniz. Aynı soruyu ben sorayımDemirtaş: İçeriden dışarıdan AKP ile yol almıyoruz. Çözüm sürecini yürütmek sürdürmek istiyorlarsa çözüm sürecinin muhatabıyız, bunun sürdürülmesi için çabalarız. Can bey değer verdiğimiz bir arkadaşımızdır. Koalisyon yokbaşkaları buna rağmen benim izlenimim böyle derse bu kendisini bağlar. Bizim politikamızda böyle bir koalisyon yok.Özgür Mumcu: Ahmet Davutoğlu seçim barajı indirilebilir ama vakti zamanında HDP bize destek vermedi ded.iDemirtaş: Güçleri mi yoktu, bu kadar yalan olabilir mi bak, güvenlik yasasını o kadar direnişe rağmen yarısını çıkardın bunu da yapsaydın. Kendi simülasyonları üzerinden bir tartışma yarattılar. 3 model üzerinden dar bölge.AKP, insanların barajdan dolayı HDP'ye yöneldiğini düşünüyor. Onun için barajı neden kaldrmadık diye soruyorlar. Ama HDP barajı aşamazsa da kesinlikle barajı kaldırmayacaklar. Tek başına iktidar olamayacağını biliyoruz HDP'nin ama ilkeli bir muhalefet yaparak bir sonraki seçimlerde sol bir iktidar hedefimiz var.ÇÖZÜM SÜRECİSüreçte mevcut durumun üzerine ne katarak ilerleyebiliriz buradan bakmak lazım. İktidarda kim varsa barış sürecini onunla yürütürüz. Ama şu an gelinen noktadan geriye götüren tartışmalar sürece katkı sunmaz.HDP baraja bağlı olmaksızın büyük bir muhalefet merkezi oldu. Biz bu programı baraja endeksli olarak kurmadık, bu bir siyasi mücadeledir.Toplum da bu programı benimsiyor. Oy oranı düşüktür diye bu programdan vazgeçemeyiz. Barajı kesinlikle aşabileceğimizi düşünüyorum.SEÇİM GÜVENLİĞİBirçok sandıkta birden fazla görevlimiz olacak. Bir de teknik olarak takip sistemi kurduk akıllı telefonlar üzerinden. Bu sistemle bizim verimizle YSK'nın verileri uyuşmazsa itirazda bulunacağız. İnsanlar oy verecek ama oyunun güvenli bir şekilde sandıktan çıkıp çıkamayacığına inanmış değil. Türkiye hala ileri demokrasi safsatası altında halka bu korkuyu yaşatıyor. Gücümüz olursa bu oy sistemini de değiştireceğiz. Dünyanın her yerinde bilgisayar üzerinden oylar kullanılıyor. Bağımsız bir denetim mekanizmasıyla da oylar kullanılıyor.BU PROGRAM YÜZDE 10'DAN FAZLASINI HAK EDİYORHDP'ye sempatiyle bakan yüzde 30'luk bir kitle var. HDP barajı aşmalıdır diyen yüzde 54'lük bir kitle var. Bu program yüzde 10'dan çok daha fazlasını hak ediyor. Hırsızlğa bulaşmamış bir parti barajla uğraşıyor.EŞ BAŞKANLIKAKP eş başkanlığı tartıştı ama iki erkek olarak tartıştı. Şu an Davutoğlu da zaten eş başkanlık yetkisine sahip değil.SEÇİM ÇALIŞMALARIErzincan, Balıkesir, Malatya gibi ilk defa gittiğim illerde coşkulu mitingler vardı. Hiçbir yerde az bir kitleyle karşılaşmadım.SURİYESuriye toplumunun tamamı iç savaş içerisinde. Çözüm bulunacaksa öncelikli olarak bütün güçlerin bir masa etrafında toplanması gerekir. Mevcut rejimi dışlayarak çözüm bulunmaz. Zaten Esad'ın bir tabanı da var orada. Biz daha çok orada merkezi bir yönetimden çıkılmasını öneriyoruz, bölgesel yönetimler, herkesin yönetimde söz sahibi olacağı, oradakli insanların da istediği bir modeli desteklemek daha yerinde olur. Her devlet orada kendi adına birilerini savaştırıyor. Türkiye de birilerini destekliyor. Türkiye oradaki savaşın bir parçasıdır. Türkiye etkili olmak istiyorsa taraf tutmayı bırakmalıdır.KADIN CİNAYETLERİKadın cinayetlerinde Batman öne çıkan bir yerdi ve ciddi çalışmalar sonucu oran çok düştü. Şu anda Türkiye'nin her yerinde yaşanan bir sorun kadın cinayetleri. Eğitim politikası, medyanın dili değişmediği zaman erkek zihniyetini yok edemezsiniz. Egemen olan erkektir, devlet de eril olarak düşünülür. Bu anlayışta yönetmek erkeğe mahsus bir şeydir. Böyle bir zihniyete göre kadının katledilmesi caizdir. Kadın hayatın her alanında bir metadır. Böyle bir zihniyete göre kadının katledilmesi caizdir. Kadın hayatın her alanında bir metadır. Üç çocuk dayatması tam da bu zihniyetin tezahürüdür. Kadının mutlaka ev dışına çıkabileceği faaliyetlerin önünü açmamız lazım. Bir kadının evde çalışıyor olması onun emeğinin olmadığı anlamına gelmezEvde çalışan kadını işsiz kadın olarak göremezsiniz. Siyasal yaşama da kadının katılılımın önünün açılması lazım. Kadın cinayetlerinde mutlaka özel mahkemelerin oluşması gerekiyor. Yargının erkek değil kadın olması gerekir. Kadınlar parlamentoda daha çok görünür olmalı.Ben bunları partimdeki kadınlardan öğrendim. Kadın arkadaşlarımız istemesek bile zorlaya zorlaya hem teori de hem pratikte bunu bize öğretiyorlar. Partimizdeki bütün kadrolar akademik toplumsal cinsiyet eğitiminden geçerler. Bize de onlar öğrettiler.İzleyici sorusu: Neden mitinglerinizde Türk bayrağı yok?Demirtaş: Türk bayrağıyla mitinge gelmek isteyen kimseyi engellemedik. Öyle bir önyargımız, hassasiyetimiz yok. Türkiye'de bayrak milliyetçiliğin sembolü olarak görülüyor ve oraya yüklenen anlam resmi ideolojinin kendisidir. Bize oy verenler içinde Türk de var Kürt de Ermeni de var. Vatandaşı olduğumuz devletin sembolüdür.Siz asgari ücretle ilgili yaptığınz açıklamalarda düzenlemeler öngörüyosunuz ama işvereneri zorlayacak diye size dönük sorular geldiğinde biz onları da mağdur etmeyiz dediniz Neden işverenler biraz mağdur olsa ne olur?Demirtaş: Çoğu küçük atölye sahibidir bunlardan bahsediyorum. Biz onları mağdur etmeyiz. Borsadan banka faizlerinden rant alanından para kazananlardan değil. Onları tamamiyle mağdur edeceğiz hırsızlık yapıyorlar. Çalışma saatlerini de düşürmeyi öneriyoruz mesela günlük 7 saat. Dolayısıyla yeni istihdam alanları da açacağız. Az kazanandan az çok kazanandan da çok vergi almamız gerek ama çok büyük paralar kazananların ödediği vergi çok azdır. Emek politikaları işletmecinin aleyhine olmak zorunda değil İşletmeler iflas eder eğer çalışma saati 7 saat asgari ücret 1800 olur diyorlar ya Hayır vergi adaletsizliğiyle alakalı.NATO hakkında ne düşünüyorsunuz?NATO bir savaş örgütüdür, Gladio örgütüdür Kirli işlere bulaşmıştır bütün ülkelerde. Türkiye'nin bu üyeliğini de yararlı bulmuyoruz.Fatih Polat: Kadına dair açıklama yaptınız ama Bildirgede de öneml noktalar var. Yaptığınız kamuoyu araştırmalarında kadınların oy oranına dair bir gözleminiz var mı?HDP'nin aldığı oyların yüzde 52'si erkeklerden geliyor. Seçim dönemleri bütün bu politikaların anlatılması için önemli bir fırsattır. Bu nasıl bir toplumsal dönüşüme yol açar diye bakıyoruz Pragmatist baksaydık şu 'sosyal yardım poitikaları'na bakardık kadını eve hapseden yardım eden, bundan vazgeçilmesi gerek.Özgür Mumcu: Milletvekiliği dokunulmazlığının kaldırılacağını söylüysorunuz ifade özgürlüğü dışında?Demirtaş: Evet, kürsü dokunulmazlığı kalmalı.Fatih Polat:  Geçtiğimiz gün bir çocuk yolda çevirdi sizi 'lan bir dur' dedi. Başka böyle şeyler yansıyor mu, yansımayan neler var?Demirtaş: Bakış açımız aynı kendimizi halkın üzerinde görmüyoruz ama fotoğraf çektirmekten siyaset yapamıyoruz.Şu an Hayat TV önünde yüzlerce kişi var balkon konuşması yapacak mı diye soruyorlar?Hayır ben sevmiyorum balkon konuşmasını.
Reklam
Guinness Rekorlar Kitabı'nın Sayfalarını Dolduran 26 Şarkıcı ve Grup
Adele satışlarıyla rekor kırdı ve İngiliz şarkıcı Guinness Rekorlar kitabına girmeye hak kazandı. Adele’in 3 rekoru var. İki single’ı ve albümünü 5 kere üstüste İngiltere’de zirvede tutmayı başaran ilk şarkıcı. Bunu en son 1963 senesinde The Beatles grubu başarmıştı. İkinci olarak, albümü 21’i İngiltere’de bir senede 3 milyon satarak rekor kırdı. Üçüncüsü ise İngiltere’de en uzun zirvede kalan albüm. Adele’in ablümü, İngiltere’de tam 11 hafta boyunca birinci sırada kaldı. Bu rekoru en son Madonna kırmıştı.Kaynak
Lojistik Sektörü Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey
Lojistik; bir ürünün ilk üreticiden son tüketiciye kadar olan nakliye, depolama, gümrükleme, ambalajlama, dağıtım gibi tüm süreçlerini ifade eder. Bir başka tanımla lojistik; doğru ürünü, doğru yerde, doğru zamanda, doğru miktarda, doğru şekilde, doğru kalitede, rekabetçi bir fiyatla sağlamaktır. Dünyanın en büyük lojistik organizasyonu olan Tedarik Zinciri Uzmanları Konseyi’nin (Council of Supply Chain Management Professionals, CSCMP) tanımıyla lojistik; “Müşterinin ihtiyaçları doğrultusunda hizmetler de dahil olmak üzere tüm ürünlerin ve ilgili bilgilerin çıkış noktasından varış noktasına kadar etkili ve verimli bir biçimde taşınması ve depolanması için gerekli prosedürleri planlama, uygulama ve denetleme sürecidir. (Kaynak: Müsiad, Lojistik Sektörü Raporu)
Reklam
10 Maddede Süte Siyaset Katmak
21 Mayıs Dünya Süt Günü vesilesiyle sütün ne kadar da politik bir içecek olduğunu bir düşünelim istedim. İşte hem Dünya'dan hem Türkiye'den örnekleriyle süt ve siyaset ilişkisi!
Harvey Keitel Festival İçin İstanbul'a Geliyor
Harvey Keitel, ISTANBUL’74 tarafından düzenlenen İstanbul Uluslarası Sanat ve Kültür Festivali için Türkiye’ye geliyorBu yıl 5’ncisi düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali, ‘Mean Streets’, ‘Taxi Driver’, ‘Alice Does’nt Live Here Anymore’, ‘Thelma&Louise’, ‘Reservoir Dogs’, ‘Pulp Fiction’ ve ‘From Dusk Till Dawn’ gibi sinema tarihinin kült filmlerinin oyuncusu Harvey Keitel’ı ağırlıyor.Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Paolo Sorrentino'nun yönettiği ‘Youth’ filminin başrolündeki Keitel, Cannes’da filminin gösteriminin ertesi günü İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali için konuşmacı olarak İstanbul’da sinema severlerle buluşacak.22-24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek ve “Sanat ve Kültürde Gerçekçilik Üzerine Diyaloglar” temasını ele alacak festival, 22 Mayıs’ta Istanbul’74 Galatasaray’da, 23 Mayıs’ta Vakko Moda Merkezi’nde, 24 Mayıs’ta ise  Soho House İstanbul’da gerçekleştirilecek. 3 gün sürecek festivalde edebiyat, tasarım, moda, müzik, tiyatro ve sinema gibi sanatın pek çok alanında gerçekleştirilecek panel ve etkinlikler, ücretsiz ve herkesin katılımına açık olacak.Milliyet Sanat
Reklam
Derbinin Hakemi Hüseyin Göçek
Geçmişte Galatasaray basket takımında oynaması nedeniyle Beşiktaşlıların tepkisini çeken atamaya MHK Başkanı Yusuf Namoğlu, Radyospor'da Ünlü Boya’nın sunduğu Aydın Cingöz ile Haber Aktif’te açıklık getirdi.Tartışmalar üzerine Haber Aktif'e katılan Namoğlu'nun açıklamaları şöyle: ' Hüseyin Göçek küçükken Galatasaray altyapısında basket oynamıştır ancak ondan önce Beşiktaş altyapısında futbol oynadı.Onun da fotoğrafları var. Boyu uzun olduğu için Galatasaray tarafından keşfedilip basket takımına alınmış.Son zamanlarda formu üst düzeyde bir arkadaşımız. Biz ona güveniyoruz. Tartışma yaratan Beşiktaş-Kasımpaşa maçından sonra da güvenimi açıklamıştım. İki tarafın da altyapısına hizmet etmiş biri için taraflı diyemezsin.Hüseyin Göçek derbi maçını yönetmeyi hak eden bir arkadaşımız.Eğer Hüseyin Göçek sadece G.Saray forması giymiş olsaydı bu maça atamazdık. Vicdanen inandığımız yolda devam ediyoruz, eksileri ve artıları göz önüne alarak hak edeni o maça atıyoruz. Ayrıca Cüneyt Çakır Türkiye'nin gururu olmuştur. Onu maça en iyi şekilde hazırlamak bizim görevimizdir.”Radyo Spor
Reklam
Kılıçdaroğlu ‘Yüzyılın Projesi’ni Açıkladı, İşte Detaylar...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hazırlıkları yaklaşık bir yıldır süren yeni vizyon projesi “Yüzyılın Projesi”nin sunumunu yaptı. Anadolu'da kurulacak yeni mega kentin özel bir yasayla hayata geçeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Bu proje bölgemize barışı, zenginleşmeyi getirecek, yoksulluğu bitirecek' dedi. Projeye göre, 20 yılda 200 milyar dolarlık yatırım hedefleniyor ve 2 milyon 200 bin kişiye iş imkanı sağlanacak. Proje tamamlandığında ekonomiye 147 milyar dolarlık katma değer yaratacak. İşte detaylar...
Reklam
Ronaldo "Altın Ayakkabı"ya Koşuyor
İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) ekibi Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo, Avrupa liglerinde en çok gol atan oyunculara verilen 'Altın Ayakkabı' ödülünü kariyerinde 4. kez kazanmak için gün sayıyor.Kariyerinde 2007-2008'de Manchester United, 2010-2011 ve 2013-2014'te Real Madrid ile olmak üzere 3 defa 'Altın Ayakkabı' sahibi Ronaldo, bu sezon da 45 golle ödüle en yakın isim olarak dikkati çekiyor.UEFA sıralamasındaki ilk 5 ligde (İspanya, İngiltere, Almanya, İtalya, Portekiz) mücadele eden futbolcuların gol sayılarının ikiyle çarpıldığı Altın Ayakkabı ödülü puanlamasında, Barcelona'nın Arjantinli yıldızı Lionel Messi 41 golle ikinci sırada bulunuyor. İki futbolcuyu 25 golle Manchester City'nin Arjantinli forveti Sergio Agüero takip ediyor.İlk 5 ligin ardından UEFA sıralamasında 21. sıraya kadar olan liglerde top koşturan futbolcuların gol sayılarının 1,5 ile çarpıldığı listede, Avusturya ekibi Salzburg'dan 30 gollü İspanyol Jonathan Soriano dördüncü sırada yer alıyor. Listenin beşinci sırasını ise 22'şer golle Barcelona'dan Brezilyalı Neymar ve Atletico Madrid'ten Fransız Antoine Griezmann paylaşıyor.
Ekonominin En Çok Konuşulduğu Seçim: Partilerin Vaatleri Neler?
Seçimlere 17 gün kala siyasi partilerin vatandaşın cebine hitap eden, ekonomi ağırlıklı vaatleri ağırlık kazanıyor.7 Haziran’da seçmenler sandık başına giderek, iradesini ortaya koyacak. Yurt içinde yaklaşık 54 milyon, yurt dışında 3 milyon seçmen, 4 yıl direksiyonu emanet edeceği kadroyu seçecek.Bu seçim sürecinde en çok konuşulan ekonomik vaatler oldu. Parti liderleri ve milletvekili adayları daha çok vatandaşın cebine hitap edecek hedeflerini bir bir sıraladı.Bloomberg HT, seçmenin aklından geçen bütün ekonomik sorulara yanıt vermek üzere partilerin kurmaylarıyla yaklaşık 3 hafta süren bir yayın yaptı. Partilerin, ülkenin ekonomik gidişatına ilişkin görüşlerini seyirciye aktardı.
İzledikten Sonra 'Özgürlük Her Şeydir!' Mottosunu İçinizde Hissedeceğiniz 23 Yol Filmi
Yol miti, Amerikan kültürünün önemli bir parçasıdır. Hayatlarındaki yegane amaçlarından olan 'ilerlemek' kavramıyla örtüştüğü için de ayrı bir yere sahiptir. Yönetmen perspektifine göre farklılık gösterse de yol kavramının işlendiği filmlerde, tehlikelerle dolu, fakat  bir o kadar da olgunlaştırıcı bir dönemle karşılaşırız. Yolun sonunda varılan -genelde kırsal- yerlerde yüzleşilen içsel güdüler, bastırılmış duygular, eşitsizlikler, ne zaman ki kente geçiş olur -yani feraha kavuşulur-, işte o zaman sonlanır. Yolculuk öncesi ve sonrası, hiçbir şey aynı değildir aslında. Yolculuğa çıkan kişi, o kişi değildir artık. Olmuştur o!Kategorisinde kült haline gelmiş filmlerle, yakın dönem filmlerinin muhteşem birleşimi; arşivlerde olması gereken bir içerik diyebilirim sanırım. İzledikten sonra içinizde oluşacak dünyayı gezme hissiyatına karşı çıkmayın derim.. Hepinize iyi seyirler diliyorum!
Reklam