onedio
Savaş Önemli Yazio: Seks Hayatınızdaki Memnuniyetsizliğinizin Sebebi Akıllı Telefonunuz Olabilir
Cinsel yaşamınızla ilgili herhangi bir memnuniyetsizliğiniz var mı? Cevabınız evetse ya da kafanızı ‘yani, olabilir’ gibi salladıysanız birazdan okuyacaklarınız için dikkatinizi biraz daha toplayın ve ekrana yaklaşın derim. Araştırmalar, modern çağda çiftler arasındaki cinsel memnuniyetsizliklerin akıllı telefonlardan kaynaklanabileceğini işaret ediyor. Hani şu bir an olsun elimizden düşürmediğimiz yatağa beraber girdiğimiz, sabah gözümüzü açar açmaz ekranına baktığımız bağımlılık nesnelerimiz olan cihazlar. Akıllı telefonlar her ne kadar hayatımızı pek çok açıdan kolaylaştıran teknolojiler olsa da giderek insana dair pek çok şeyin yavaş yavaş hayatlarımızda geri planda kalmasına neden oluyor. Durham Üniversitesi'nden yapılan bir araştırmaya göre, insanlar eşlerinden çok akıllı cihazlarından ya da daha doğru bir ifade dijital dünyanın sunduğu nimetler tarafından baştan çıkarılıyor. Ünlü bir prezervatif markasının İngiltere’de 15 çiftle yaptığı bir araştırmanın sonuçları bu bağlamda son derece dramatik. Röportaj temelli bu araştırmaya katılan çiftlerin yüzde 40’ı akıllı telefon veya tablet kullanımı nedeniyle seks yapmayı ertelediklerini ifade etmiş. Araştırmaya katılan çiftlerin çoğu sosyal medya bildirimlerine veya telefonlarına gelen mesajlara daha hızlı yanıtlayabilmek için seks sırasında acele ettiklerini dile getiriyor. Yine katılımcıların üçte biri gelen bir aramayı cevaplamak için ilişkiyi yarıda bıraktıkları durumların olabildiğini belirtmiş. Araştırmanın bir diğer sonucu çiftlerinin dörtte birinin cinsel ilişkilerini akıllı telefonları ile kayda alması. Yüzde 40’ı ise fotoğraflayıp sonrasında fotoğraflara baktığını ifade etmiş. Aslında çok şaşırtıcı bir durum olmasa gerek. Ünlülerin özel fotoğraflarının hack’lenmeleri ilgili haberler yıllardır gündemden düşmüyor. Belki bazılarınız onlar ünlü olduğu için bu gibi nispeten marjinal durumları yaşamaları normal diye düşünebilir. Ama şu bir gerçek ki modern çağın her bireyi için akıllı telefon hayatın her anında baş rolde. Aynı şekilde akıllı telefonlar modern romantik ilişkilerin de merkezinde.
Reklam
Reklam
Reklam
Uğur Batı Yazio: Mutlu Olmak Zorunda mıyız?
etiket
Edebiyat dünyası uzun süredir mutluluk hakkında yazıp durur. Belki de en eski konulardan birisi olmuştur. Felsefe yine buna benzer bir durumdur. Mutluluk belki de yaşamın hem anlamıdır hem de amacı… Bu anlamda beyinbilim , günümüzde hür irade, aşk, suç, karar, davranış, duygu, düşünce gibi birçok konuyu ele aldığı gibi mutluluğu da ele almaktadır… Ve felsefe-edebiyat-ahlak-sanat gibi görece daha subjektif ekollere, objektif bir zemin sunmaktadır. Peki mutluluğun beyindeki tezahürü ne olur? Bu konuyu yazı boyunca ele alacağız. Bir giriş yapalım ve ilk soruyu soralım: Mutluluğun bilimi olur mu? Tüm canlılar için hayatta kalmak, ödüllendirici duygulanımlara bağlıdır. Mutluluk gibi. Ama belkide sadece insan bunun bilincindedir. Bu bağlamda mutluluğu bilinç düzeyinde tecrübe edebilen tek beyin insanın beynidir. Kararlarımızın hesabını ve sonuçlarını tahmin edebilmek gibi yine sadece bizde olan özelliğimiz ise evrimsel olarak bize bir avantaj sunmuş olsa da bu iki ucu keskin bir kılıçtır. ABD’li yazar John Steinbeck in belirttiği gibi: Bilincimiz sayesinde mutluluğu, hazzı ve arzuyu bilinç düzeyinde fark edebiliyorsak da… Bunun kesin bir sonu var gibi görünüyor. Öleceğimiz gerçeği -geri kalan zamanımı güzel geçireceğim- şeklinde bir stratejiyi gündeme getirse de, türümüz özellikle de bu günlerde depresyon ve endişe salgını yaşamaktadır.
Reklam
Pelin Çini Yazio: Demet Işıl Yılmaz’a “Bana Kanseri Anlat” Dedim. “Koku! Pelin Koku!.. Hasta Olmayan Bilmez, Bilemez. Kemoterapi Bütün Hücrelerini Öldürüyor ve Sen İçin Çürürken Kokusunu Alıyorsun”
etiket
Demet Işıl Yılmaz… Genç, güçlü, etkileyici bir insan. Savaşçı bir kadın, güzel bir anne…Onunla pandemi döneminde, sokağa çıkma yasaklarının göbeğinde tanıştık. Tabi ki sosyal medya üzerinden. Ama hani bazen birileriyle yolumuz kesişir ve sanki uzun zamandır zaten tanışıyormuşuz gibi hissederiz ya. Bize de öyle oldu.Çünkü farklı alanlarda benzer mücadeleler vermiş, benzer yenilgiler elde etmiş ve benzer şekilde “yanlış anlaşılmış”tık.  Zaten bana sorarsanız hayatın bizlere geçtiği en büyük kıyaklardan biri, umudumuzu yitirmeye yaklaştığımız o köşe başlarında aniden bir “benzer”imizle karşılaşmamız ve onun kulağımıza “henüz hiçbir şey bitmedi” diye fısıldamasıdır... Demet ile tanıştığımızda meme kanseriyle mücadelesi devam ediyordu. Şimdiyse savaş bitti. O kazandı. Yaşadıklarını yazdı, “Mecburiyetsiz” isimli kitabı yakında çıkacak ve hepimizi derinden etkileyecek biliyorum. Madem meme kanseri farkındalık ayındayız ve yine madem birçoğumuz etrafta gerçekten ne anlama geldiğini bilmediğimiz o pembe kurdeleyi görüyoruz. Ona sormak istedim: “Farkında mıyız? Demet, Kurdelemizi doğru yere takıyor muyuz?
Reklam
Reklam