En Yaratıcı Çocuk Mobilyaları
Çocukların ihtiyaçları yetişkinlerden çok farklı. Onların mobilyaları rahat kullanılmalı, sevimli görünmeli, tehlike yaratabilecek keskin çizgiler içermemeli ve çocuğun doğasına uygun olmalılar.Architecture of Life ekibi olarak çocukların ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda doğal ve sevimli görünebilen en güzel çocuk odası mobilyalarını sizler için seçtik.
Türk Havucunu Çaldılar
Çokuluslu Biyoteknoloji Şirketi Monsanto, bitki çeşit hakkını talep ettiği Türkiye kaynaklı Mor havucu pazara sürüyor... Hint asıllı tohum aktivisti ve yazar Vandana Shiva tarafından Buğday Derneği'ne iletilen yazıya göre, Çokuluslu Biyoteknoloji Şirketi Monsanto, bitki çeşit hakkını talep ettiği Türkiye kaynaklı Mor havucu pazara sürüyor. GDO'ya Hayır platformunun bir parçası olan Buğday Derneği'nin Yönetim Kurulu Başkanı Güneşin Aydemir, konuyla ilgili şöyle görüş bildirdi: “Yerli çeşitlerimiz sadece kültürel çeşitliliğimizin bir parçası veya gıda güvenliğimizin garantisi değildir. Yerli çeşitler aynı zamanda üreticiler elinde sürekli olarak kendilerini yenileyen ve ekolojik şartlara uyum sağlayan tohumları içerir. Dolayısıyla tohumlar, onları eken çiftçiler, ekildikleri coğrafya ile bir bütündür. Biyo-korsanlık, çeşitleri sadece genetik malzemeler olarak görmeye, toplumun bütününe ait olan -dolayısıyla da kimseye ait olmayan- bu zenginliği kendilerine mal etmeye, çiftçiliği köleleştirmeye çalışmanın adıdır ve ekolojik yaşam mücadelesi içinde olan herkesin bu konuda uyanık olması gerekir. Mor havuç örneği tohumların sadece çiftçilikle devam ettirilmesi değil aynı zamanda genetik materyal olarak topluma ait olması gerektiğini çok güzel anlatıyor. Yerli çeşitlerin sahiplenilmesi ile ilgili hukuki mevzuatın bu bağlamda ele alınması zaruridir.” Biyoçeşitlilik, tarım, biyogüvenlik gibi konularda danışmanlık hizmeti veren Prickly Research’ın (www.pricklyresearch.com) Genel Müdürü, 1994 yılından beri biyoçeşitlilik üzerinde çalışmalar yürüten Edward Hammond’ın 20 Şubat 2014 tarihinde kaleme aldığı yazı aşağıdaki gibi: 'Çoğu insan havucun turuncu olduğunu düşünür. Bu daha çok, 16. ve 17. yüzyıllarda Hollandalı bitki ıslahatçılarının, Hollanda krallığının rengini öne çıkarmak için havucu bu renkte üretmeleri ve böylece, havucun geleneksel rengi olarak turuncu rengin kabulüne yol açmış olmalarının sonucudur. Bitki ıslahçılarının 300 yıldır üzerinde durmadığı mor havucu, Monsanto’nun bağlı kuruluşu Seminis neden şimdi yeniden üretmeye kalkışıyor? Sebebi yoğun bitki yetiştiriciliği mi? Hayır. Genetik mühendislik mi? O da değil. Seminis, mor havucu pazara çıkarmak için dünyada renkli havuç üretimine ara vermemiş bir yer olan Türkiye’nin güneyine giderek buralı çiftçilerden tohum satın aldı. Basit bir eleme sürecinden sonra, şirket bu havucun kendisine ait olduğunu iddia etti ve hem ABD’de (US PVPA Sertifikası 200400327) hem de AB’de (EU CPVO Sertifikası 20050779) bitki çeşit hakkını (PVR) aldı. Sertifika, 1999 yılının Kasım ayında, eski bir Seminis temsilcisi John Wester’in Adana, Türkiye’de bir çiftçi pazarından açık tozlaşma ile üremiş yerel, yani çiftçiye ait havuç tohumu satın aldığını, bu tohumu Seminis havuç yetiştiricisine gönderdiğini, tohum paketinin üzerinde isim yazmadığını, bu nedenle “Türkiye menşeli Siyah Havuç” olarak isimlendirildiğini ifade ediyor. Ardından, kendi talebinden utanmışçasına, tohum derlemeyi aşağıdaki şekilde tarif ederek, köy pazarlarındaki tohumun kendi fikri mülkiyet hakkı için satın alınmış olmasını haklı gösteriyor. ‘’ABD tarım bakanlığının ve uzak, izole bölgelerden yabani bitki gen kaynakları toplayan bu gibi çalışmaları, yeni ve heyecan verici bir çeşitlilik sağladığından çok değerli çalışmalardır.” Yeni ve heyecan verici çeşitlilik deniyor, ama Seminis’in durumunda, tohum derlemesi çeşitliliği korumak amaçlı değil, fikri mülkiyet hakkı ve kar için yapılmıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki Seminis, tarım alanın merkezinde yer alan 1,5 milyon nüfuslu Adana’yı uzak ve izole bölge olarak ileri sürmesi doğru değildir. “Türkiye menşeli Mor Havuç” olarak adlandırılan yerel çeşidin, Seminis’in fikri mülkiyeti olan Anthonina’ya dönüşmesi süreci hiç de karmaşık değildi. Mor Havuç herhangi bir türle melezleştirilmedi. Seminis yalnızca Türk tohumunu ekti ve filizlenenler arasından çabucak kendi amacına en uygun olanları, yani istenen kök şeklini sağlayan ve mor renkli bitkileri seçti. 2000 yılı sonları ve 2004 yılı başları arasında Kaliforniya’da altı nesil üretilmesi sonrasında, Mor Türk havucundan Anthonina’nın dolaysız elemesi tamamlanmış oldu. Bunun ardından Seminis, önce ABD’de, sonra da AB’de bitki çeşit hakkına başvurup bunu elde etti. Mor Türk Havucunun geçmişi hakkında başka neler biliyoruz? Bitki Çeşidi Hakkı savunucuları muhtemelen, Türkiyeli çiftçilerin Mor Türk Havucunu ekmeye devam edebileceklerini söyleyerek Monsanto’nun Anthonina’yı kendine mal etmesinde yanlış bir şey olmadığını savunacaklardır. Zarar verildi mi? Hayır. Türkiyeli çiftçilerin kendi havuçlarını ekmeye devam edebilecekleri doğru olsa da, konu bu değil. Tartışma bazı kritik konuların etrafından dolanıyor: İlk olarak, Seminis havucu kendine mal etmek için fazla bir işlemden geçirmiş değil. Anthonina, özellikle havucun en çok pazarlanabilir özelliği olan rengi açısından, özünde Türkiyeli çiftçilerinin melezlemiş olduğu tohum ile aynı. Monsanto esasen kendi melezlemediği şeyin Bitki Çeşit Hakkı’na sahip. İkinci olarak, fayda-paylaşımı da tamamen göz ardı edilmiş. Monsanto’nun, genetiği Türkiye’de olan kaynaklara (havuç tohumlarının ABD’ye gönderilmesinden iki yıl önce, 1997 yılında Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni imzalamıştı) erişebilmiş olması ve bunlardan yararlanmaya devam etmesi mor havucu melezlemiş olan çiftçilere herhangi bir yarar sağlamıyor. Monsanto’nun, başka birinin getirdiği yeniliği sahiplendiğini belgeleyen bu olayda tohumun kaynağına ilişkin kilit detaylar ifşa oldu. Bitki çeşit hakkına başvuranların daha ağzı sıkı olduğu veya kaynak tohumları nereden elde ettiğinin sorulmadığı durumlarla ise daha sık karşılaşılıyor, bu da bitki çeşidi koruma yasasındaki çiftçilerin kaynaklarının ve getirdiği yeniliklerin çalınabilmesine yol açan kabul edilmez bir eksikliktir.”
Mart Ayı Burç ve Astroloji Videoları
Lütfen burç yorumlarını 'Yükselen Burcunuza' göre de izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisine sorup hemen öğrenebilirsiniz.  Sorularınız için LÜTFEN TIKLAYIN  
Hem Zararsız Hem Lezzetli Atıştırmalıklar
Kalori hesabı yapmak hepimiz için can sıkıcı ama bir yandan da yemek yemek dünyanın en güzel şeylerinden birisi. O zaman hiç değilse önümüzdeki seçenekleri daha sağlıklı hale getirelim.Kadinca Özel
Takıntılı İnsanlardan mısınız?
Obsesiflik bir kişilik özelliğidir ve bu özelliklerin bir kişide bulunması anormallik sayılmaz. İleri düzeye taşınması ruh hastalığı sayılabilse de ufak tefek takıntılı davranışlar hemen hemen hepimizin hayatında yer almaktadır.
Daha Sağlıklı ve Güzel Dudaklar
Daha sağlıklı ve güzel dudaklar için neler yapmalıyız? Su için Su, ağzımızın yanı sıra vücudunuz içinde en sağlıklı içecektir. Bol su tüketmeyi diyetisyenlerin de önerdiğini bilmekteyiz. Bizim su önerimiz bu sefer metabolizma için değil. Su içtiğinizde ağzınızın içi temizlenir ve çürük riski de azalır. Fakat şekerli ve asitli sular bu konuda bir işe yaramamakla beraber zarar da verir. Bu sular diş çürümesini hızlandırır ve diş etlerine hasar verir. Sakızın şekersizini seçin Vücudun ağız kokusuna karşı güçlü bir silahı bulunmaktadır. Tükürük! Ağız kokusuna karşı doğal bir çözüm! Ağzınız kurudukça kokunun daha etkili olduğunu hissedebilirsiniz. Sabahları nefesinizin kokmasının sebebi bu kurumadır. Gece tükürük üretim miktarının en aza inmesi nedeniyle ağzınız kokar. Sakızlar tükürük üretimini arttırır, bu yüzden kokusuna karşı kullanılabilir. Tabi şekersiz olması diş sağlımız için daha uygundur. Şekersiz ve ağız kokusuna karşı etkili bir tercih de yapabilirsiniz. Tarçının gücü Tarçının keskin kokusunu her yerde tanırız. Bunun sebebi kokusunun baskın olmasıdır. Kokusunun bu özelliği tarçını ağız kokusuna karşı çok etkili bir baharat konumuna sokar. Tarçın kokusu sebebiyle ağız kokusu ile savaşmaya çok uygun bir baharat olmakla beraber ağız temizliği içinde çok etkilidir. İçerisinde bulunan ve kokuyla savaşan maddeler bakteri oluşumunu da engeller. Kahve, kırmızı şarap ve çay tüketimini azaltın Sadece koku ve bakteriler değil görünümde oldukça önemlidir. Çay ve kahvenin ardından dişlerimizi fırçalamalı hatta bu içecekleri azaltmalıyız. Bu içecekler dişte lekelenmelere neden olur. Dişin yüzeyinde oluşan lekeler temizlenebilirken içeride meydana gelenler kalıcı renk değişimlerine sebep olur. Bu tip dişlerde leke bırakan içecekleri tüketirken pipet kullanmamız kötü etkileri bir miktar da olsa engelleyecektir. Söndür o sigarayı Sigara hakkında çok bir şey söylememize gerek yok aslında! Sigaranın ağız kokusundaki kötü etkisi içenler tarafından fark edilmese de biliniyor. Çevrenizdekiler söyleyemese de ağzınız izmarit gibi koktuğunun farkındalar. Ferah bir nefes için sigarayı bırakın. --------------------------------------------------------
Reklam
Saçlarım Yağlı, Ne Yapmalıyım?
Modern ve koşuşturmaca içindeki hayat bazen istediğimiz kadar kendimize zaman ayıramamamıza neden olabilir. Dış güzelliğimizin önemli bir parçasını oluşturan saçlarımız da bundan nasibini alabiliyor. Peki saçlarımızı yıkamaya fırsatımız yok ve mutlaka dışarı çıkmamız gerekiyorsa ne yapabiliriz?Maşa kullanın. Bukleler her zaman daha havalı ve daha dikkat çekicidir. Biraz da sprey ile tamamdır.Dağınık topuz yapın. Toplamadan önce de biraz saçlarınızı öne eğip kabartırsanız daha da dolgun görünecektir.Renkli saç bantları kullanın. Bu hem dikkati saç bandına verecek hem de saçınızın yağlı olduğunun farkına varılmasını önleyecektir.Kuru şampuan kullanın. Her zaman tercih edeceğiniz bir şey olmayabilir ama iki ayağınız bir pabuca girdiyse özellikle kahküller için kurtarıcı olacaktır.Büyük tokalar kullanın. Biraz cesaretin hiçbir sakıncası yok. Renkli büyük çiçekli tokalar da birkaç bukle ile bambaşka bir hava verecektir.
Cinsel Gücü Artırıcı Besinler
Cinsellikle E vitamini arasında ilişki olduğu konusunda pek çok iddia vardır. Çalışmalar erkeklerde ve dişilerde do­ğurganlığı artırdığını ve erkeklik gücünün yenilenmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Erkeklerde ve kadınlar­da cinsel isteği kuvvetli bir şekilde etkilediği henüz kanıtlanmamıştır. Bir başka dikkate değer seks besini çinkodur. Bir erke­ğin vücudunda en yüksek çinko oranı prostatta bulunur ve mineralin yetersizliği testikular körelmeye ve prostat sıkın­tısına neden olabilir. Eğer libidonuzu artırmak ya da sadece geceleri cinsel ya­şantınızı canlandırmak istiyorsanız aşağıdakilerden bazıları­nı günlük diyetinize ekleyiniz: Kuşkonmaz Yulaf (Avena sativa) Avokado Arpa Bira mayası Kakule Havuç Tarçın Kişniş Döllenmiş tavuk yumurtası Ginkgo biloba Ginseng Kava Kava İstiridye Çamfıstığı Ayva Sarsaparilla (saparna kökü) Shiitake mantarı Soya gıdaları..haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Reklam
Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve Mineraller
B1 vitamini Ortalamanın üzerindeki miktarlar (thiamin)   depresyon ve endişe krizlerini hafifletmeye yardımcı olur.B6 vitamini Dopamin ve norepinephrin gibi doğal (piridoksin) antidepresanların yeterli üretimine yardım eder.Pantotenik asit  Doğal bir gerilim azaltıcıdır.C vitamini stresle mücadelede esastır.Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve MinerallerB12 vitamini sinirliliği azaltmaya, konsantrasyonu artırmaya, enerjiyi yükseltmeye ve sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur.Kolin sinir tepilerini beyine gönderir ve sakinleştirici bir etki üretir.E vitamini  beyin hücrelerinin ihtiyaç duyulan oksijeni almasına yardım ederFolik asit yetersizliklerinin zihinsel hastalığa katkıda bulunan faktörler oldukları bulunmuştur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Kıvanç ve Sevgilisi İlk Kez Aynı Karede!
Dizi ekibi,Kıvanç Tatlıtuğ ile Farah Zeynep Abdullah'ın romantik öpüşme sahnesinin damgasını vurduğu bölümü çekimlerin devam ettiği St. Petersburg’da izledi.kaynak:http://gecce.com/
Reklam
Halı Saha Maçlarının Klasikleşen 17 Serzenişi
Halı saha maçları Türk erkeğinin en önemli sosyal aktivitesidir.   Küçükken odasının duvarlarını sevdiği takımın posterleriyle donatan, evin içinde çoraptan top yapıp oynayan çocuk büyüyünce futbolcu olma özlemini bir nebze de olsa halı saha maçı yaparak dindirir. Halı saha maçlarının 0-0 biteni görülmemiştir, duyulmamıştır. Ve her defasında aynı serzenişlere sahne olur..
En Trend Oje Renkleri
Uzaktan bakınca siyah gibi ama yakından çok daha fazlası olan koyu tonlardaki ojeler bu sezon çok moda. kaynak:http://www.bellasugar.com/
Reklam
Vücut Dili ve Gizleme Sanatı
Bazen bir bakış, bir hareket 1000 kelimeye bedeldir. Ve bu gerçek Joe Navarro’yu işinde oldukça meşgul etti. FBI’daki memuriyetinde uzman sorgucu görevi ona, insanların konuşmadan ne demek istedikleri konusunda ve yüz okuma tekniklerinde eksperlik kazandırdı. Emekli olduğunda ise bu yeteneğini poker dünyasına taşıyarak vücut dili konusundaki uzmanlığını gösterdi. Navarro’nun bazı ilginç görüşleri var: Çoğumuz gerek bir poker masasında, gerek ofiste, gerekse de evde kendimizi ele veriyoruz. İşte onun en önemli gözlemleri; Nasıl Öne Doğru Eğildiğine Dikkat Et. Herhangi bir şeyle ilgilendiğimizde, öne doğru eğilme ya da dik oturma hareketlerine meyilliyiz. Bir şeyle ilgilenmediğimizde ise bunun tam tersi geri çekilir ya da yayılırız. Navarro bunu poker oyuncularında çok gördüğünü söylüyor. Ayrıca bunun yönetim kurulu odaları ve yatak odalarında da oldukça sık yapıldığını belirtiyor.  Gözlerini Denetle. Heyecanlandığımızda gözlerimiz büyür. İyi ya da kötü bir olay olması bu gerçeği değiştirmiyor. Eğer endişelendiğin bir konuda birini alt etmek istiyorsan amaçlı bir şekilde başka bir yere bakmalısın. Navarro’ya göre, başkalarının senin gözlerini okumasını önlemek için gözlerini sürekli bir hedefe kilitlemelisin ve bunun çalışmasını devamlı yapmalısın.  Hareketsiz Dur. Başkalarının, senin hakkında sadece sana bakıyorlarsa bir fikir yürütmeleri mümkündür. Bunu önlemenin tek yolu ise: görünmez olmak. Peki görünmez olmanın en güzel yöntemi nedir? Bu aslında nerede olduğunuza bağlı. Poker masasında, kollarınız, bacaklarınız, boynunuz ve başınızı mümkün olduğu kadar sessiz tutmanız gerekmekte. İşyerinde ve evdekianlamı ise bağırıp çağırmalara karşı daha dayanıklı olarak gizemli birçekicilik kazanmaktır. Ne kadar sessiz olursanız o kadar iyidir. Özetle,FBI uzmanından gelen önerilerin hepsini sanırım anladınız. İstediğinizi eldeetmenin en iyi yolu sanırım vücut dilinizi en uygun şekilde kullanarak yukarıdaanlatılanları mümkün olduğunca gerçekleştirmek. Sabırlı olun. Sessiz olun. Enönemlisi is gözlemleyin. Buradan öğrendiklerinizi akıllıca sürekli test edin.Eğer doğru kartları oynarsanız, diğerlerinde hiçbir cevap yokken sizde olacak.
İlişkinizi Kurtaracak 3 Öneri
İlişkinizde sorunlar çıkmaya mı başladı? Merak etmeyin!... Kurtarmak çok kolay...FLÖRT EDİN: Uzmanlar birlikte olan çiftlerin seks yapmaları için belli bir süre beklemeleri gerektiğini savunuyor. Seksin de bir randevu gibi yaşanması gerektiğini düşünen uzmanlar, ilişkinin ilk günlerinde birlikte aktiviteler yapılması gerektiğini söylüyor: 'Birlikte sinemaya gidin, yemek yiyin ya da yürüyüş yapın, çift olarak birlikte zaman geçirin.' EVDEN DIŞARI ÇIKIN: Daha iyi bir aşk hayatınız olmasını istiyorsanız, bazı geceler evden dışarı çıkın. Uzun bir süre birlikte olan çiftlerde seksin rutin bir hale geldiğini savunan uzmanlar, evin dışında yaşanan seksin çifte heyecan kattığını savunuyor. YATAK ODANIZI YENİDEN DEKORE EDİN: Evinizde; özellikle de yatak odanızda yapacağınız bazı değişiklikler aşk hayatınıza renk katabilir. Bunun için illa aynalarla kaplı bir odaya ya da su yatağına ihtiyacınız yok, ışıklandırma da yapacağınız küçük bir değişiklik bile inanılmaz farklılıklara neden olacak. Örneğin yatak odanızdan televizyonunuzu çıkarmakta seks hayatınıza tahmin ettiğinizden çok daha olumlu etki edecektir.COSMOTURK | Kadınlara özel en kapsamlı haber portalı
Reklam
En Saygın Harvard… ODTÜ de Listede…
İngiltere'nin başkenti Londra'da yayın yapan Times Yüksek Öğretim (THE) adlı haftalık derginin dün açıkladığı Dünyanın En Saygın 100 Üniversitesi listesine Türkiye'den tek bir üniversite, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) girdi. ggghaber.com
Kaş Yapalım Derken Göz Çıkarmayalım
Estetik doğru yapıldığında cildi gençleştirir, ruhu yeniler diye belirten Bahçeşehir Dermamed Kliniği Medikal Estetik Hekimi, Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında doğru bildiğimiz yanlışların yaygın olduğu belirtiyor.Medikal estetik tedavilerinin uzman hekimler tarafından yapılması gerekliliğinin altını çizen Dr.Gülen Altun, hastaların medikal estetik hakkında araştırma yapmasını ve mutlaka uzman kontrolünde bu süreçlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında en sık bilinen yanlışları şöyle sıralıyor:“Hepimiz yaşlanmaya karşı koyarak yüzümüzün daha genç ve canlı görünmesini istiyoruz. Yüzümüzdeki çizgilerin azaltılarak daha gergin, genç ve sağlıklı görünmesi için bir çok tedavi uygulanmaktadır. Bunlar arasında botoks, son yıllarda en çok bilinen ve konuşulan tedaviler arasında yer alıyor. Ancak botoks ile ilgili bir çok yanlışın doğru sanıldığını görüyoruz. Yüzü gençleştirmek ve canlılaştırmak için yapılan her işlemin botoks olduğu yanılgısı yaygındır. Botoks, yüzün her bölgesinde uygulanabilen bir tedavi değildir. Botoks genellikle göz çevresinde, dudak kenarında ve alında oluşan mimik çizgilerinin azaltılmasında etkili olmaktadır. Bu nedenle, dolgun dudaklarının sırrı sanılanın aksine botoks uygulaması değildir. Dudaklara hacim verme işlemi dolgu tedavileri ile gerçekleştirilmektedir.Çok derin boyun kenarı çizgileri ve göz altı çizgilerinde de botoks uygulaması yapılabileceği düşünülmektedir. Ancak bu tarz derin çizgilerin tedavisi dolgu uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Dolgu tedavileri ile çizgilerde anında fark edilen bir hafifleme ve akabinde de yok olma görülmektedir.Botoks çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde uygulanabilen bir tedavi yöntemi değildir. Çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde hastaların plastik cerrahiye yönlenmeleri gerekiyor. Bu nedenle, çok ileri yaşlarda, özellikle 65’in üzerindeki yaşlarda, botoks tedavisi etkili olmayacaktır. Dolayısıyla, erken yaşlarda botoks yapılmamalı düşüncesi de yanlıştır. Botoks işlemine erken yaşlarda başlamanın faydası vardır, çünkü kasların kasılması ne kadar erken yumuşatılırsa o kadar az kırışıklık oluşmaktadır.Bilinenin aksine, botoks işleminde yüzdeki tüm çizgileri yok etmek donuk ve doğal olmayan ifade oluşmasına sebep olur. Bu nedenle, botoks işlemi mutlaka kişinin yaşına, fiziksel özelliklerine göre kişiye özel olarak uygulanmalıdır. Aksi halde birbirinin aynı ifadeli yüzler ortaya çıkar ki, bu da kişiyi güzelleştirmek yerine daha yaşlı görünmesine sebep olacaktır. Botoksun etkisi geçtiğinde uygulanan bölgedeki kırışıklıklar tekrar ortaya çıkar ve fazlalaşır düşüncesi de yine doğru bildiğimiz bir yanlıştır.Botoks, sadece estetik amaçlar için uygulanmamaktadır. Aşırı terleme ve migren tedavisinde de botoks tedavisi tercih edilmektedir.”Dolgu tedavilerinde kullanılan hyaluronik asit ile ilgili de yanlış bilinen bilgiler olduğunu belirten Dr.Gülen Altun, “Hyaluronik asidin vücutta var olmadığı, ancak bu tarz tedaviler yolu ile vücuda enjekte edildiği düşünülüyor. Aksine, ciltte belirli bir miktarda hyaluronik asit bulunmaktadır. Yeni doğmuş bir bebeğin vücudunda da hyaluronik asit bulunmaktadır. Ancak, 20′li yaşlarda cilt daha az hyaluronik asit üretir ve bu düzey, yaş ilerledikçe iyice azalır. Bu süreçte yapılacak dolgular, cildi hızlı bir biçimde canlandırmak için en ideal çözüm olacaktır. Hyaluronik asit, dokuya bio molekül olarak en uyumlu maddedir, bu madde dışında kullanılan dolgu maddeleri cilt ile uyum sorunu yaşatabilir ” diye açıklıyor.
Suda Doğum Hakkında Bilmedikleriniz
Suda doğum , son zamanlarda insanların bu konudaki bilgilerinin artışı ile beraber popülerliği arttırmış bir yöntemdir. Bu yöntem için ilaç kullanmaya ya da suni sancı yöntemlerine gerek kalmamaktadır. Suda doğum un tercih edilme sebeplerinin arasında sezaryen oranını düşürmesi de gelmektedir. Ayrıca önceleri çoğunlukla ev ortamında mümkün olan bu teknik artık hastanelerde suda doğum havuzlarının bulunmasıyla beraber tercih edilmesi daha kolay bir yöntem olmuştur. Ayrıca kadınların doğum esnasında çektikleri acıları azalttığı söylenen bu yöntem kadınlar için muhteşem bir tercih olmaktadır.Nasıl gerçekleşir?Annenin sancılarının başlaması ile birlikte başlar. Özel bir kıyafet giydirilen anne yaklaşık 36-38 derece su bulunan havuza girer. Suyun ısısı ve temizliği son derece önemlidir. Bebek kesesindeki sıvı kan yada idrarla kirlenen su belirli aralıklarla değiştirilmelidir. Su ısısının 36-38 dereceler arasında kalmasına da dikkat edilmelidir. Doğum sırasında herhangi bir anestezi yada suni sancı uygulamalarına gerek yoktur. Bu anne ve bebek sağlığı için önemli bir artıdır. Sıcak suyun gevşetici etkisi sayesinde anne ve bebek yakından takip edilir. Bu sırada bebeğin kalp atışları da sürekli izlenmektedir. Suda doğum ile ilgili korkulan bebeğin kafasının küvete çarpması yada nefes alamaması gibi çekinceler son derece yersizdir. Bebeğiz zaten anne karnında sıvı bir ortamda yaşadığını unutmamalıyız. Bebeğin nefes alması gereken zaman ise kordonu kesildikten sonradır bu işlem yapılırken de bebeğin kafası sudan çıkmış durumda olacaktır.
Reklam