İlk Buluşmada Ne Giyilir?
Bir ilişkinin en tatlı zamanları flörtün yeni başladığı zamanlardır. O heyecan o kalp atışları ne güzeldir. Ve buluşmaların tatlı stres konusu “Ne giysem?” İşte size ilk buluşmada nasıl giyinmeniz gerektiğine dair ipuçları: Yeni aldığınız bir şeyi giymeyin. Özellikle yeni bir ayakkabıyı ilk kez giymenin yeri asla ilk buluşma değil. İçinde kendini rahat hissedeceğiniz, giydiğiniz zaman size iyi şeyler hatırlatan bir kıyafet olsun. Tarzınız ne olursa olsun kendi stilinize uygun olan bir etek veya elbise tercih edin. Erkeklerin feminen tarzı daha çok sevdiği bir gerçek. Genel bir kural gibidir ama biz yine de hatırlatalım. Dekolteyi sadece bir bölge için kullanın. Hem göğüs dekoltesi hem de mini etek giymeyin mesela. Tercihen nereye gideceğinizi sorun ve ona göre giyinin. Yine de aklınızda bulunsun fazla şık olmak özensiz olmaktan her zaman daha iyidir. Vücut hatlarınızı saran ama kesinlikle yapışmayan bir şey olsun. Onun hayal gücüne de fırsat tanıyın. Eğer vücudunuzda dövme, piercing varsa saklamak için kesinlikle özel bir şey yapmayın. Sizi nasılsanız öyle görsün ve kabul etsin. Ve elbette kendiniz olun.
Onunla Beraber Olursam Hakkımda Ne Düşünür?
Onunla beraber olmayı mı düşünüyorsunuz? İlk önce ikinizin de aynı sebeplerden orada olduğundan emin olun. Tanıştık, beğendik, kalbimiz çarpıyor. Buluştunuz ve her şey şahane gidiyor. Gecenin sonunda sizi evine davet etti ya da kibarca ona bir kahve yapıp yapamayacağınızı soruyor? Kafanızın içinde sorular: “İlk buluşmada beraber olmamalı mıyım? Beraber olursak beni bir daha aramaz mı? Ne kadar sonra beraber olmak mantıklı?” Elbette bu işlerin bir matematiği yok, bazı kadınlar ilişkinin adı konana kadar beraber olmak istemez bazı kadınlar da nasıl denemeden ayakkabı almıyorsak ten uyumu olup olmadığını bilmeden ilişkiyi uzatmayı tercih etmez. Önyargılar kaçınılmaz. İlk buluşmada beraber olan kadını hafife alan erkek çok fazla. Cinsiyetler arasındaki denge maalesef hala adil değil ve kadının kendini erkeğin gösterdiği ilgi üzerinden tanımlaması da işin içine girince olaylar daha da çetrefilli hale geliyor. Yine de ilk düşünmeniz gereken şey karşınızdaki erkeğin sizin hakkınızda ne düşüneceği değil sizin kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Başkalarının bizimle ilgili düşüncelerini ve yargılarını kontrol etme imkanımız yok. Farkında olduğumuz ve değiştirebileceğimiz tek şey kendimizle kurduğumuz ilişkidir. İsterseniz beraber olursunuz istemezseniz olmazsınız. Önyargıları olan insan bu tavrını eninde sonunda ortaya koyacaktır. Esas sorunlardan birisi ise kadınların seks ile duygularını ayırt etmede daha çok güçlük yaşamasıdır. Tam da bu yüzden karşınızdaki erkekle ilgili duygularınızı henüz anlamadan beraber olmak sonrasında duyduğunuz özlemin neden kaynaklandığını çözememenize de sebep olabilir. Ve bazen tek bir reddedilme ya da beraber olduktan sonra sizi aramayan erkek başlı başına bir şey ifade etmese de üst üste gelen olaylar özgüveninize zarar verebilir ya da bir ilişkinin devam edeceğine dair inancınızı kırabilir. İlk olarak yapmanız gereken şey kendi ruhunuzu, kendinize olan inancınızı korumak. Beklemek veya bekletmek ilişki üzerinde sihirli değnek etkisi yapmaz ya da onun gözünde daha değerli olmazsınız ama duygularınızı daha iyi tartmanıza yardımcı olabilir. Hoşlandığınız, sevdiğiniz erkeği kaybetme korkusuyla sevişmek de sadece onun önyargıları yüzünden istediğiniz halde sevişmemek de tek başına doğru değil. İlk önce kendinizle kurduğunuz ilişki sevgi ve saygı dolu olsun. Kendinize güvenin ve kendinize saygı duyun.
8 Mart'a Dair: Kızkardeşlik
Kadıncaözel.com’un güzel kadınları! Memleketin bu kadar karışık olduğu bu günlerde, nereden çıktı bu kutlama dememek lazım… Keza savaşı dans ile protesto etmek, Gezi olaylarında meydanda çalınan piyano, kara mizah gibi kaçışlarımız olmasaydı, “ umudu ” yitirirdik. Her karanlığın içinde bir ışık aramak gerek, sonra o ışığa doğru yürümek. Yürüdükçe yakınlaşırız ancak aydınlığa. Yoksa faydası yok oturmanın karanlıkta! Kadınlar günü vesilesiyle belki de bazılarınızın aşina olduğu ama benim yeni tanıştığım bir kavramla tanıştırmak istiyorum sizi. Kızkardeşlik. Birkaç ay önce İstanbul’da düzenlenen bir OSHO kampına katıldım. Kampın ana teması “Kadın Olmak”tı. İngilizcesi “sisterhood” olan, kız kardeşlik kavramı ile burada tanıştım. İlgilenenler için referans vermek isterim. İnternetten uzun yıllar Osho ile aynı evde yaşamış eğitmenin isimi aratınız. “Ma prem shunyo” yazarsanız, dünyanın her yerinde verilen bu workshoplar ile ilgili bilgi edinebilirsiniz. Kız kardeşlik kavramı Avrupa’da ve Amerika’da almış başını gidiyor! Neden mi? Çünkü çareyi her yerde aradık, bir tek birbirimizde aramayı unuttuk! Sağlık, mutluluk ve özgürlük devredilebilir konular değildir. İnsan kendi sağlığına kendi sahip çıkmalıdır. Keza sağlık sigortalarının ve sağlık kurumlarının en gelişkin olduğu ülke olan Almanya’da nüfusa oranla hasta sayısının dünyada birinci sırada olduğunu biliyor muydunuz? Neden mi? Çünkü insan, sağlığını devlete devretmiş! Nasıl olsa para ödemiyor ya… Sağlığının öz sorumluluğunu gitgide daha az almaya başlamış. Aynı bu örnekteki gibi, özgürlük de devredilebilir bir şey değildir. Özgürlük, öz sorumluluk gerektirir. Özgürlük verilmez, alınır. Biz kadınlar, bize “haklarımızın verilmesi” için hep erkeklerin ağzına baktık. Hep devletten bir şeyleri farklı yapmasını bekledik. Lakin gözüken o ki, aynı hastasını on dakikada muayene ettikten sonra unutup kendi hayatına dönen bir doktor gibi, devlet de, önümüze bir iki teselli kemiği attıktan sonra, yine erkek egemenliğinin günlük iktidar kavgalarına geri dönüyor. O halde… Çare birbirimizde! Çare, rakip değil , kız kardeş olduğumuzu hatırlamakta! Kapitalizm denen tek dişi kalmış canavar hayatlarımıza sirayet etmeden önce zaten kadınlar komün halde yaşar ve davranırmış. Kadınların aybaşları, doğumları hep kadın grupları arasında erkekler “dışarıda” bırakılarak yaşanırmış. Kadının en büyük destekçisi yine kadınmış. Yaşı büyük olan kadın, genç kadına tecrübelerini aktarır, hayatı öğretirmiş. Bireyselleştik, harika oldu değil mi? Usta-çırak ilişkisinin iş hayatında bitmesi gibi, sosyal anlamda da hikayeler aracılığıyla aktarılan hayat tecrübelerinin yerini “google” aldı. Nasıl yaşamamız gerektiğini reklamlardan öğrenir olduk. Ve yalnızlaştık. Ve birbirimize sırtımızı döndük. Kadın kadına rakip oldu. Kapitalizmin sevdiği bir kadın şablonu oluştu. Zayıf, şık giyinen, güzel arabalara binen, saçı başı yapılı kadın. E tabii ki böyle olacak kapitalizmin kadını, ona bir şeyler satmalı! İşte bu noktada kıyaslama başladı. Ve sınıf farklılıkları. Rekabet ve haset girdi devreye. Ve ne yazık ki, düşman olduk birbirimize. Aslında biz kadınlar aynı gemideyiz, öyle değil mi? Aşkı, sevgiyi sadece bir erkeğe yönelttik. Birbirimizi sevmeyi, yarenlik etmeyi unuttuk. Erkek egemen bir toplumda, erkek avına çıkan cadılara dönüştük. Yardımlaşmayı, kadın olmanın sezgisel gücünü, şefkatini unuttuk. Tabiata aykırı davranarak, güvenli evlerimizde ebe ve aile büyüğü kadınlar ile doğum yapmak yerine, florasan ışıklı hasta/hanelerde karnımızı kestirerek doğurmayı uygarlık sandık. Sevgili kız kardeşlerim, Kız kardeş olmak için illa ki kan bağı gerekmiyor! Bu bir yaklaşımdır. Önce yakın çevremizden başlayarak, birbirimizi sevmeyi hatırlayalım derim. Birbirimizin iyiliğini gözetelim. Birbirimizi onurlandıralım. Nüfusun yarısını oluşturuyoruz! Güçlenmek için neden erkeklere ihtiyacımız var? Değişim içten dışa başlar. Biz önce sevgi ile örgütlenelim. Birbirimize arka çıkalım. Kıskançlığı, rekabeti bir yana bırakıp, birbirimizi yükseltmek için el ele tutuşalım… Kadınlar gününüz kutlu olsun! Zeynep Tezcan
Acaba Sizi Yeterince Cazibeli Buluyor Mu?
Erkeklerin bu konuda ne düşündüğünü duymak hem şaşırtacak, hem de kendinize güveninizi arttıracak. İşinize yarayacak bir kaç tüyo verelim;Onları hareketlerinizle etkileyinStresten dudaklarını ısıranlardan mısınız? Sizler stres içinde kıvranırken, karşımızda dudaklarınızı ısırdığınızı gören erkeklerin çok hoşuna gidiyor.Kravat bağlamayı bilmenizde fayda var. Çünkü kıravatını bağladığınız bir erkek anında etki alanınıza girer.En önemlilerden biri de elbette masaj. Sadece ‘masaj’ sözcüğü duymak bile karşınızdakinin keyfini yerine getirecektir.Göz teması çok önemlidir. Göz göze geldiğniz an gözlerinizi kaçırmadığınız taktirde özgüveniniz onu etkileyecektir.Giyim tarzınızın şehvetiÇıplaklık seksidir düşüncesi gücünü kaybedeli çok oldu. Artık kıyafetlerimizle seksi olma zamanı. Dekolte giymeden dekolte vermek ustalık ister!Seksiliğin ilk adımı topuklu ayakkabı ile başlar. Sessizliği yaran topuk sesleriniz erkeğin kalp ritmini bozmalıdır adeta.Üst olarak tercihiniz boyundan bağlı ve straplez olmalıdır. Ufacık bir frikiğinizle bile onun kimyasını bozabilirsiniz.Halka küpelerle iddialı duruşunuzugarantilersiniz ve onu kendinize hapsedebilirsiniz.Tek omzu düşük kıyafetleri çok seksi bulduklarından da emin olabilirsiniz. Deri ya da lateks kıyafetleri de unutmamak gerek. Seksiliğiniz sizi saran deri parçalarla kat ve kat artacak.Saçların doğru kullanımı önemliKadını kadın yapan en önemli silah kuşkusuz saçtır. Saç rengi tercihi erkekten erkeğe değişse de, buluştukları ortak noktalar da bulunmakta.Erkeklerin çoğu için kadın dediğin uzun saçlıdır. Örneğin kahkülü çok seviyorlar. Üstelik bir işle meşgulken yüzünüze düşen saçı kenara alış şekliniz çok önemli bu hareketle de onu çıldırtabilirsiniz. Her ne kadar klişe olsada çok etkili olan bir yöntem de saçlarınıza kalem kullanarak verdiğiniz dağınık topuz modeli.Bilimsel yöntemİngiltere’de Leeds Üniversitesinde yapılan bir araştırma ya göre erkekleri etkilemek isteyen kadınların tenlerinin yüzde 40’ını açıkta bırakması gerektiğini söylüyor. Psikolog Colin Hendrie’nin yürüttüğü araştırmaya göre bundan daha kapalı giyinen kadınlar muhafazakar olarak algılanırken, yüzde 40’ın üzerinde açanlar ise sadakatsiz olarak görülüyor.
Çocuğunuzun Televizyon Bağımlılığı Nasıl Önlenir?
Çocukların bilgisayar ve TV karşısında geçirdikleri zamanı dengeli biçimde ayarlayabilmek ailelerin en önemli görevleri olmuş durumda.Sanıyorum ki çocukların tatil dönemlerinde bilgisayar ve TV'nin başından kalkmadığı gerçeğine hepimiz aşinayız. Bunun ana sebebi tatil günleri dışında onları bu aygıtlardan uzak tutma çabanız. Ve bunu yapış şekliniz. Çocuğa, TV ve bilgisayar başında geçirdiği süreyi azaltmasının gerekçesi olarak dersleri öne sürüldükçe o da, tüm boş vaktinde tekrar bu aygıtların başına geçmek isteyecektir. Derslerinden ziyade bu aygıtların zararlarından bahsedilmesi daha kalıcı bir çözüm olacaktır. Sonuç olarak çocukların bilgisayar başında fazla zaman geçirmesi çocukların gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Aşırı televizyon izlemek çocukların hareket kabiliyetinin azalmasına ve obezite başlangıcına kadar gidebiliyor. 2 yaş altı çocukların televizyon izlemeleri onlar için oldukça zararlıdır.Televizyondan nasıl uzaklaştırılmalı?0-2 yaş arası bebeklik dönemidir. Bu dönem bebeğin en çok iletişime, insan ilişkisine ihtiyacı olduğu dönemdir. Bu döneminde televizyon karşısında bırakılan bebeklerde gelişim gerilikleri görülmektedir. Fakat özellikle bu dönemde çocuğun TV karşısında geçirdiği zamanın sorumlusu ailedir. Çocukla iletişime geçmek onunla ilgilenmek, onu TV ile baş başa bırakmaktan kat be kat zor olduğu için, ebeveyn TV'yi kurtarıcı olarak görmektedir. Bununla birlikte televizyondaki her programın çocuk için uygun olmaması, çocuğun TV de izlediklerinin kontrol edilmemesi, yanlış şeyler öğrenip, korkular geliştirmesine ya da şiddete yönelmesine dahi sebep olabilir.Anne babalar evde kurallar oluşturma ya da aşırı disiplin uygulamalarına başvurmamalıdır. Çünkü çocuk her yaşta aileyle inatlaşmayı seçecektir. Disiplinin dozunun arttırılarak disipline edilen çocuklar için ise bu durum TV'den daha zararlıdır. Baskılarınız çocuğun silik bir karaktere sahip olmasına sebep olur. Çocuğa Televizyonun zararlarının anlatılması özellikle yapabileceği alternatif hobiler bulmasına yardımcı olmanız çok önemlidir. TV izleme süresi kesin kurallarla kısıtlanmamalı ve TV izlerken aniden kapatılmamalıdır. Çocuğa boş zamanını değerlendirecek aktiviteler konusunda yardımcı olmadan ne yapmayacağını söylemek mantıklı bir davranış olmadığı gibi yarardan çok zararlı olur.
Reklam
Markette Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?
Markete gittiğinizde, alışveriş sonunda kasada gördüğünüz rakama “Nasıl bu kadar çok geldi? Anlamıyorum.” dememek için birkaç öneri:Öncelikle fiyat araştırması yapmalısınız. Alacağınız ürünün hangi markette daha ucuz olduğunu inceleyebilirsiniz. Bazı dönemlerde marketler bazı markalar ile anlaşmalar yaparak fiyatlarında indirim yapıyor ya da kampanyalar düzenliyor. Bu bilgiler marketlerin internet sitelerinde haftalık olarak bulunabiliyor ya da el ilanları şeklinde duyuru yapılabiliyor. Bu sitelerden ve ilanlardan takipte olup, ürünleri bu dönemde almanızı tavsiye ediyoruz. Farklı marketlerde alışveriş yapmak aynı zamanda size spor yapma imkanı da sağlayacaktır. Her gün düzenli olarak yapmanız gereken yürüyüşünüzü de böylelikle yapmış olacaksınız.“Vaktim az olduğu için markete gittiğimde ihtiyacım olan her şeyi bir anda almam gerekiyor.” diyorsanız da, gitmeden önce mutlaka “İhtiyaç Listesi” yapmanızı öneriyoruz. Bu liste size hem zaman hem de para kazancı sağlayacaktır. Gereksiz ürünleri almanızı engelleyecektir.Tüketici davranışlarındaki incelemelere göre marketler cirolarını dengelemek adına, her ayın 15’inden sonra, ayın ilk günlerine göre ürünlerini daha hesaplı satıyor. Bütçeniz ve ihtiyacınıza uygun ise alışverişlerinizi ayın 15’inden sonraki dönemler için planlayınız.Alışverişten önce mutlaka karnınızın tok olduğuna emin olun . Araştırmalar gösteriyor ki aç karnına alışverişe gitmek sepetinizde gereksiz pek çok ürünün bulunmasına yol açıyor.Almak istediğiniz ürünlerin son kullanma tarihlerini mutlaka kontrol edin. Raf görevlileri özellikle süt, yoğurt ve peynir gibi çabuk bozulan ürünlerin son kullanma tarihleri yakın olanlarını raflarda öne alıyor. Siz de dolabın kapağını açtığınızda ilk elinize gelen ürünü alma eğilimiyle, yakın tarihte bozulacak bir ürünü sepete koymuş oluyorsunuz.İhtiyacınıza ve eve taşıyabilme kapasitenize göre ürünlerin mutlaka ekonomik boylarını tercih etmelisiniz. Ekonomik boy ambalajlarında kullanım zorluğu yaşıyorsanız, pazardan alacağınız çok şık plastik saklayıcılarla bu sorunu çözebilirsiniz.
Doğum Lekeleri Endişe Yaratmalı mı?
Bebeklerde görülen doğum lekeleri aileleri endişelendirmesi gereken bir hastalık belirtisi değildir . Mavi, pembe, mor ya da kahverengi renkte olan lekeler yenidoğan bebeğin vücudunun herhangi bir bölgesinde görülebilir. Bunlar bazen bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, bazen de tedavi dahi gerektirmeden kendi kendine kaybolabilmektedir. Neden olur? Doğum lekeleri birçok bebekte görülebilen bir durumdur. Farklı renklerde görülen doğum lekelerinin pek çoğunun sebebi tam bilinemiyor. Lekelerin büyük bir çoğunluğu geçici ve tedaviye gerek duyulmadan zaman içerisinde yok olur. Yeni doğan bebeklerin yüzde onunda doğum lekesi vardır. Bu lekeler, deri altında kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. Genelde düz veya kabarık, pembe, kırmızı veya mavimsi görünümdedirler. Birçok doğum lekesi kalıtsal değildir ve gebelik esnasında olan bir olaydan kaynaklanmazlar.
Reklam
Komik Şekillerde Büyüyen 15 İlginç Meyve ve Sebze
etiket
Belki rastlantı eseri, belki de uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle garip şekillerde büyüyen meyve ve sebzeler yine yüzümüzü güldürmeye devam ediyor. Bu durumun sağlık boyutunu bir kenara bırakırsak ortaya çıkan şekiller gerçekten aşırı komik...
Reklam
İdrar Kaçırma Nedenleri Nelerdir?
Günlük işleriniz esnasında, istemsiz ve ani şekilde idrarın, idrar yolundan dışarı akmasına ”idrar kaçırma” denmektedir. İdrar kaçması genellikle idrar yolundan olur. Ancak bazı özel ve istisnai durumlarda kalın bağırsak ya da kadınlarda genital organ yoluyla da olabilir. Bu sorun bazı hastalarda günlük yaşamı ve normal aktiviteleri engelleyecek oranda yüksek olabilir. Gülme, öksürme, hapşırma, egzersiz yapma, yürüme hatta oturma, veya ağır bir eşya kaldırırken idrar kaçırılıyorsa, idrara çıkmaya yetişmeden kaçırma sorunu yaşanıyorsa, bu histen kurtulmak için sık sık idrara çıkma ihtiyacı hissediliyorsa, idrarın tamamen boşaltılamadığı hissediliyorsa bu bir sorundur. Ve uzmana başvurulması gerekir. Bir uzman yardımıyla idrar kaçırma nedeni ve idrar kaçırma tipi belirlenerek uygun bir tedavi biçimi bulunması gerekir. Yaşam kalitesini düşüren ve iş hayatı, sosyal yaşam ve kişisel alanı etkileyebilen bu sorundan kurtulmak için farklı iyileşme yolları ve çözümler mümkündür. Her iki cinsiyette de görülebilen bu sorun için, idrar kaçırmanın değişik tipleri, nedenleri ve nedene göre değişik tedavileri vardır. İdrar kaçırma çok sık görülen ve tedavisi mümkün bir problemdir. Her cinsiyet ve yaşta görülebildiği gibi bir hastalık da değildir. Birçok farklı tipi ve tedavi şekilleri mevcuttur. Bu sebeple, tedavi yöntemi de idrar kaçırmanın formuna göre değişmektedir. İdrar kaçırma başlıca 3 ana grupta incelenir Stress inkontinans (İdrar kaçırma): Kas,sinir güçsüzlüğüne bağlı olarak idrar kaçırma Acil İdrar Yapma Gereksinimi: İdrar kesesinin kontrol edilemeyen otomatik kasılmasına bağlı olarak idrar kaçırma Karışık tip: Her iki durumun da varlığıyla idrar kaçırma İlerleyen yaş Fazla kilolu olmaz, obezite Kalıtımsal sebepler Kabızlık İdrar enfeksiyonları (kadınlarda sistit, mesane iltihabı) Vajinal enfeksiyonlar İdrar taşları ve tümörleri Zor doğumlar, Menopozla ilişkili hormonal değişiklikler Şua tedavisi Sinirsel hastalıklar ve erkeklerde görülen prostat büyümesi Kadınlarda devamlı idrar kaçırmaya sebep: mesane-vajina arasında ya da böbrekle mesane arasındaki idrar borusu (üreter) vajina arasında oluşacak birleşmeler Kontrolsüz şeker hastalığı Alkolizim Prostat kanseri için yapılan ameliyatlar Adele gevşeten, tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, sakinleştirici, depresyona karşı alınan ilaçlar, alerji ilaçları da idrar kaçırmaya sebep olabilir. Beyin fonksiyonlarında yavaşlamaya neden olan hastalıklar (demans, alzheimer, damarsal hastalıklar vb) Yukarıda sayılanları genelde idrar kaçırma sorunu için neden olarak sayabiliriz. Bunun için muayene, günlük idrar takip çizelgesi, kişinin kaçırdığı idrar miktarının tespit edildiği ped testi ve gerekirse ürodinami adı verilen mesanenin nasıl çalıştığını gösteren testlerle bu teşhis konulabilir. Tedavisinde ise egzersiz, ilaç tedavisi ve çeşitli ameliyat yöntemleri uygulanabilir. Erkekler kadınlara göre bu sorunu daha az yaşamaktadır. Çünkü idrar tutmayı sağlayan kas yapıları fizyolojik olarak daha sağlamdır. Ve bunu bozabilecek doğumlara maruz kalmadıklarından bu sorunu daha az yaşarlar. Bu nedenle idrar kaçırma genel olarak erkeklerde kadınlara oranla daha az görülür. Fakat görülmesi durumunda kadınlardan daha şiddetli yaşanır denilebilir. Prostat büyümesine bağlı mesane çıkım tıkanıklığının zamanında tedavi edilmemesine bağlı ortaya çıkan idrar kaçırma durumu ve prostat ameliyatları sonrası görülen idrar kaçırma en sık görülen nedenler arasındadır. İdrar kaçırma özellikle menopoz sonrası dönemde ve doğum yapma sayısı fazla kadınlarda görülebilen 30 yaşını geçkin her dört kadından birinde görülebilen ciddi ve yaygın bir sorundur. Doğum yapmamış genç kadınlarda bile zaman zaman görülebilir. Kadınların ömürlerinin uzaması ile sorun daha da büyümektedir.Kadınlarda idrar kaçırma şikayetlerinin en önemli nedeni genetik yapıdır. Bağ dokusu, kalıtımsal olarak zayıf ve sarkmaya eğilimli olan bireylerde, bu problem sıklıkla oluşur.Genital organların sarkması ise çoğunlukla zor ve sık doğumlar, kronik öksürük ve astım hastalığı, ağır yük kaldırma, kronik kabızlık, aşırı şişmanlık gibi etkenlerin varlığında oluşur ve sonuç olarak “İdrar kaçırma” problemi oluşur. Cerrahi olmayan tedavi: Amaç, elde olmayan idrar kaçırmaya katılan faktörlerin iyileştirilmesini sağlamaktır. Bu tedavi yöntemi problemi kötüleştiren faktörlerin mesela, kabızlık, şişmanlık, sigara kullanımı, aşırı sıvı alımının önlenmesi gibi ve çoğalmış karın içi basıncını dengelemek için hastanın pelvis tabanı yeteneğini arttırmaya yönelik kaslar ile kadınlık hormonu durumunun düzeltilmesini amaçlar. Kegel egzersizleri: Pelvis, tıpta leğen kemikleri arasında kalan bölgedir. Doğum sırasında, bebeğin takip edeceği yol burasıdır. Pelvis bölgesinde çok sayıda kaslar vardır. Bu kasların eğitimi idrar yaparken, bu bölge kaslarının sıkılması ile idrar akımının durdurulması ve bir süre tutulması ile sonra tekrar gevşetilmesi ile olur. Bu işlemi yaparken hangi kasların kasılmasının bu etkiyi sağladığı anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu kas grupları öğrenildikten sonra, gün boyu 200 kere kasılması ve gevşetilmelidir. 5 yavaş, 5 hızlı hareket günde en az 5 kere yapılmalıdır. Hamilelik süresincede en az 3 kez yapılmalıdır ve doğum sonrası da minimum 10 kez yapılmalıdır. Kegel egzersizleri Özellikle doğum sonrası sık olarak görülen öksürmek, aksırmak, gülmek ile idrar kaçırmayı engellemektedir. İlaçla tedavi :Konunun uzmanı hekimler tarafından karar verilen, mesane gevşetici ilaçların kullanımı buna uygun olan kişilerde fayda sağlamaktadır. Cerrahi tedavi : Gerçek stress inkontinansın tedavisi, cerrahi yöntemlerle yapılan tedavi biçimidir.. Bu sorunu düzeltmek için günümüzde uygulanan çeşitli ameliyat tipleri mevcuttur.
Kalıcı Sarışınlığın Doğal Yolu
Çoğu kadının sarı saçlara sahip olmak istediği bilinen bir gerçek. Tabi bunu yaparken saçlarının yıprandığının da farkındalar. Boya ve saç açıcıların saça verdiği zarar, bir çok kadının sarışın olma hayalini yitirmesine sebep olmakta. Doğal çözüm yolu var Sarışın olmayı istiyorsunuz ama bunu yaparken saçınızı kimyasallara maruz bırakmak istemiyorsunuz. Bunu doğal yollardan yapmak isteyenler için önerimiz bal kullanımı. Balın içinde bulunan hidrojen peroksit saç renginin açılmasını sağlıyor. Nasıl kullanılır? Yarım fincan kaliteli ve mümkünse bitkisel bir saç kreminin içine 4 fincan bal ekleyin. Nemli saça bu karışımı sürün ve plastik bone ile kapatın. Sekiz saat kadar saçınızda bekletin. Ardından yıkayın. Bu işlemi haftada bir kez tekrarlayın. Saç renginizin açılmaya başladığını göreceksiniz.Tüm Kadın haberleri için Kadinca Moda - Kadın - Yaşam - Sağlık - Aşk - İlişkiler sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Sevilen Çizgi Film Slugterra’nın Karakterleri Joker Toys Mağazalarında
Ünlü çizgi film Slugterra’nın karakterleri, düelloya farklı bir boyutgetirecek birbirinden farklı özellikleriyle Joker Toys mağazalarında çocukları bekliyor.Heyecan ve hareketin hiç bitmediği Slugterra dünyasının yepyeni sülükleri ile minikler hem tüm kahramanları biriktirerek koleksiyonu tamamlayabiliyor hem de iddialı düellolara katılıp arkadaşlarıyla dilediği gibi değişim yapabiliyor. Çocukların hayal dünyasını geliştirecek Slugterra karakterleri ayrıca dönüşüme uğrama özelliğine sahip.Slugterra tutkunu çocukların vazgeçilmezi Slugterra Sülük Fırlatıcı ile de minikler en sadık sülüklerini fırlatıcının üstüne yerleştirerek düellonun keyfine varıyor. İster tek ister ikili oynanma imkânı da sunan Slugterra Sülük Fırlatıcı ayrıca taşınabilir boyutlarıyla eğlencenin tadını her yerde çıkarmak isteyen çocuklara güzel bir alternatif sunuyor.Tüm Slugterra oyuncakları,  bebek ve çocuklara yönelik Türkiye’nin en zengin ürün yelpazesini ve marka çeşidini tüketiciye sunan Joker Toys mağazalarında gülümseten fiyat garantisiyle aile ve çocukları bekliyor.www.joker.com.trfacebook.com/jokerlebuyuyorumtwitter.com/jokermagazalari
Reklam
Kadın Hakları Tarihi
8 Mart, yani ‘Dünya Kadınlar Günü’. Peki, dünya kadınları günümüze gelene kadar ne mücadeleler verdiler? Dünden bugüne kadın hakları! Sizler için 157 yıl öncesinden başlayan bir kadınlar günü dosyası hazırladık. Dünden Bugüne “Kadınlar Günü” Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir. Bu olaylardan 53 yıl sonra Danimarka’nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857’de New York’ta başlayan, kadınların haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar. Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi. Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olmak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Bazı tarihi adımlar 19- yüzyılın sonlarında kadınların oy verme hakkına kavuşabilmesi konusu kadın hakları hareketi için önemli bir aşama temsil etmiştir. Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918′de verilmiştir. Bu yasa tüm kadınları kapsar. 1902′de Avustralya’da kadınlar seçme hakkı kazanmıştır. 1906 yılında Finlandiya kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. O yıllarda Rusya büyük çarlığına bağlı bir düklük olan Finlandiya, dünyada ilk kadın milletvekillerinin meclise girdigi ülke ünvanını da taşir. 1907 yılında 19 kadın milletvekili meclise girmeyi başarmıştır. Norveç 1913′te, Danimarka ve o zaman Danimarka’ya bağlı olan Izlanda da 1915′de kadınlara oy hakkı vermiştir. Kanada’da Quebec bölgesi hariç, kadınlar 1917′de seçme ve 1920′de seçilme hakkı elde ederken, Quebec’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1940 yılında verilmiştir. 1917′de Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden bir kısmında da kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir. Bu hak 1918 yılı genel seçimlerinde ilk defa kullanılmıştır. 12 Kasım 1918′de Avusturya kadınlarına oy hakkı vermiş, onu takip eden günlerde 30 Kasım 1918′de Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı yasayla garantilenmiş ve 19 Ocak 1919seçimlerinde kadınlar ilk defa oy kullanmıştir.Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanınmış, Kasım 1920′de kadınlar ilk parlemento seçimlerine katılmışlardır.[9] 1918 yılında 30 yaşının üstünde olup, bazı özel durumlarda oy kullanabilme hakkını elde etmiş olan, Birleşik Krallık kadınları için tam oy hakkı 1928 yılında sağlanmıştır. Güney Afrika Cumhuriyeti ırklarlarına göre kadınlara 1930′da beyaz ırka, 1984′de Hint ırkına , 1994′de de siyah ırka, oy hakkı tanımıştır. Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930′da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. 1933′te Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık 1934′te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935′de ilk defa meclis seçimlerine katılan türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler. Fransa’da 4 Ekim 1944′de yapılan yasa değişikliğiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 29 Nisan 1945′te ilk defa belediye seçimlerine katılan kadınlar 21 Ekim 1945′te de ilk defa parlemento seçimlerinde oy kullandılar. 1925′de belediye seçimlerinde oy kullanmaya başlayan İtalyan kadınları 1946′da ilk genel seçimlere katıldılar. Brezilya’da 1934′de, Filipinler’de 1937′de, Arjantin ve Meksika’da 1946′da, Japonya’da 1945′te, Çin’de 1947′de, Liberya’da 1947′de, Uganda’da 1958′de ve Nijerya’da 1960′da kadınlar oy verme hakkına sahip oldular. İsviçre’de kadınların seçme ve seçilme hakkıni elde etmesi 7 Şubat 1971′de gerçekleşirken İsviçre’ye bağlı Appenzell kantonunda ise 1990′ı bulmuştur.
İş Hayatında Başarılı Olmak İsteyen Kadınlar İçin 20 Tavsiye
Güne erken başlayın.Sorunları engellemenin sorunları çözmekten kolay olduğunu unutmayın.Tüm yanıtları bilmeye çalışmak yerine doğru soruları sorun.Tavsiye almak istiyorsanız doğru kişilere danışın.Büyük sorunları küçük parçalara ayırın, sonra teker teker çözün.Hedeflerinizi mutlaka yazın.Kazandığınızdan az harcayın.Konuşmadan önce iyice düşünün.Yalnızca yerine getirebileceğiniz ricaları kabul edin.Küçük de olsalar başarılarınızı kutlayın.Hatalıysanız kabul edin.Kendinizi sık sık ödüllendirin.İlerlemenizi ve başarmanızı engelleyen arkadaşlarınızdan vazgeçin.Üzgünlüğün geçici olduğunu unutmayın.İntikam peşinde koşmayın.Spora zaman ayırın. Bedeninize saygı gösterin.Her gün mutlaka okuyun.Televizyona günde 1 saaten fazla vakit ayırmayın.Kendinize günde 15 dakika sessiz bir zaman ayırın.Hiçbir şey için sağlığınızı tehlikeye atmayın.
Reklam
Hazar Ergüçlü Yalınayak Kaçtı!
“Medcezir”in genç oyuncusu Hazar Ergüçlü, erkek arkadaşıyla görüntülenmemek için İstiklal Caddesi’nde yalınayak koştu.Hazar Ergüçlü, önceki akşam bir erkek arkadaşıyla Taksim’deydi. Gittikleri kulüpte geç saatlere kadar eğlenen ikili, çıkışta habercilerle karşılaşınca panik yaşadı.Genç adam Ergüçlü’yü tek başına bırakıp uzaklaşırken, ünlü oyuncu da gazetecilerden kaçmak için yağmura ve soğuğa aldırmadan topuklu ayakkabılarını çıkarıp yalınayak koşmaya başladı.kaynak:http://www.acunn.com/
Eski Sevgiliye Dönmemek İçin 4 Neden!
Bu nedenleri okuduktan sonra eski sevgilinize tekrar dönme konusunu bir daha düşüneceksiniz.1) TUHAFLIKLARI ARTIK SEVİMLİ DEĞİL! Rahatsız edici! Eskiden, zamanında randevunuza yetişememesi bir bakıma sevimli gelirdi, şimdi ise sinirlerinizin zıplamasına neden oluyor. Spagettisini yerken çıkardığı sesler, çizgi romanlara olan ilgisi çocukça ve tatlıydı ama şimdi olgun olmadığının bir göstergesi. Bu tür şeyler zamanla asla daha sevimli gözükmez... 2) KAVGALAR AYNI! Sizin hala dırdır ettiğinizi düşünüyor. Sorumsuzca sarhoş olmasına katlanamıyorsunuz. O sizin en ufak şeylere bile büyük reaksiyonlar verdiğinizi düşünürken, siz de onun tartışma esnasında soğuk davranarak kabalık ettiğini düşünüyorsunuz. Yeniden bir araya gelmeyi gözden geçiren çiftler, genellikle sadece iyi zamanlarına odaklanırlar; peki ama ya birbirinizi öldürmek istediğiniz zamanlar? 3) ARTIK FİZİKSEL ÇEKİM YOK! Bir yere kadar zaten hepimiz eski sevgililerimizi sevmez miyiz? Ama bu hala başımızı döndürdükleri anlamına gelmez. Arzu ve tutku ilişki sürecinde yoğunluğunu kaybeder. Bir de ilk kez dokunduğunuz bir tenin sebep olduğu heyecanı aklınıza getirin. 4) DİĞER SEÇENEKLER İLGİNİZİ ÇEKMİŞTİ. Hala eski sevgilinizle ilgilendiğinize emin misiniz? Ama başkaları ile flört etmediniz mi? Hatta çıktınız ya da çıkmak istemediniz mi? Peki şimdi... AŞK - CİNSELLİK - COSMOTURK
En Yaratıcı Çocuk Mobilyaları
Çocukların ihtiyaçları yetişkinlerden çok farklı. Onların mobilyaları rahat kullanılmalı, sevimli görünmeli, tehlike yaratabilecek keskin çizgiler içermemeli ve çocuğun doğasına uygun olmalılar.Architecture of Life ekibi olarak çocukların ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda doğal ve sevimli görünebilen en güzel çocuk odası mobilyalarını sizler için seçtik.
Reklam