Suda Doğum Hakkında Bilmedikleriniz
Suda doğum , son zamanlarda insanların bu konudaki bilgilerinin artışı ile beraber popülerliği arttırmış bir yöntemdir. Bu yöntem için ilaç kullanmaya ya da suni sancı yöntemlerine gerek kalmamaktadır. Suda doğum un tercih edilme sebeplerinin arasında sezaryen oranını düşürmesi de gelmektedir. Ayrıca önceleri çoğunlukla ev ortamında mümkün olan bu teknik artık hastanelerde suda doğum havuzlarının bulunmasıyla beraber tercih edilmesi daha kolay bir yöntem olmuştur. Ayrıca kadınların doğum esnasında çektikleri acıları azalttığı söylenen bu yöntem kadınlar için muhteşem bir tercih olmaktadır.Nasıl gerçekleşir?Annenin sancılarının başlaması ile birlikte başlar. Özel bir kıyafet giydirilen anne yaklaşık 36-38 derece su bulunan havuza girer. Suyun ısısı ve temizliği son derece önemlidir. Bebek kesesindeki sıvı kan yada idrarla kirlenen su belirli aralıklarla değiştirilmelidir. Su ısısının 36-38 dereceler arasında kalmasına da dikkat edilmelidir. Doğum sırasında herhangi bir anestezi yada suni sancı uygulamalarına gerek yoktur. Bu anne ve bebek sağlığı için önemli bir artıdır. Sıcak suyun gevşetici etkisi sayesinde anne ve bebek yakından takip edilir. Bu sırada bebeğin kalp atışları da sürekli izlenmektedir. Suda doğum ile ilgili korkulan bebeğin kafasının küvete çarpması yada nefes alamaması gibi çekinceler son derece yersizdir. Bebeğiz zaten anne karnında sıvı bir ortamda yaşadığını unutmamalıyız. Bebeğin nefes alması gereken zaman ise kordonu kesildikten sonradır bu işlem yapılırken de bebeğin kafası sudan çıkmış durumda olacaktır.
Genç Kadınları Lider Pozisyonlarına Taşımak İçin Neler Yapmalı?
PwC, 2014 Dünya Kadınlar Gününde “Gelecek kuşakta çeşitlilik – Yarının kadın liderlerini geliştirmek” başlıklı bir rapor yayınladı Şirketler genç kadınları lider pozisyonlarına taşımak için neler yapmalı? PwC, 8 Mart 2014 Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlarının işyerinde yükselmesini sağlayacak doğru ortamları yaratmak için şirketlerin neler yapması gerektiğine ilişkin bir rapor yayınladı. “Next generation diversity – Developing tomorrow’s female leaders” (Gelecek kuşakta çeşitlilik – Yarının kadın liderlerini geliştirmek) adlı raporda Milenyum kadınlarını şirketlere çekmek, elde tutmak ve geliştirmek adına büyük önem taşıyan altı temel konu ele alınıyor. Rapordaki kilit konular şöyle sıralanıyor. Günümüz kadınları şirketler için büyük önem taşıyor, çünkü onlar önceki kuşaklara kıyasla daha eğitimliler ve iş gücüne daha fazla katkıda bulunuyorlar. Milenyum kadınları önceki tüm kuşaklardan daha yüksek öz güvene sahip ve kariyer fırsatlarına daha fazla önem veriyor. Çeşitlilik konusunda iyi bir geçmişi olan işverenlerle çalışmak istiyor. Milenyum kadınları kuşağı, iş hayatında eşi benzeri olmayan şirket kültürü değişikliklerine neden olabilir. Milenyum kadınları, düzenli olarak geribildirim almayı bekliyor; teknik konularda oldukça bilgili olsalar da, geribildirim görüşmelerini yüz yüze yapmayı tercih ediyor. Bu kuşağın Milenyum kadınlarının uluslararası deneyim talebi çok fazla. Onlar için işveren ve sektör imajı ve itibarı çok büyük önem taşıyor. PricewaterhouseCoopers International Ltd.’nin Başkanı, Dennis Nally şunları söylüyor: “Çeşitlilik bizim için en önemli konulardan biri, işte bu yüzden Milenyum kadınlarına odaklanmak istiyoruz. Her yıl tüm dünyadaki okullardan çeşitli yetenekleri işe alıyoruz, bunlar arasında binlerce milenyum kadını da bulunuyor. İşe aldığımız kadınların başarılı olması ve liderliğe hazırlanması için gerekli ortamı sağlamak istiyoruz.” PwC Türkiye Şirket Ortağı Beste Gücümen ise, şunları ekliyor: “Sürdürülebilir değişikliği yakalamak için lider rolünü üstlenen kadınlara odaklanmak yeterli değil. Liderlik seviyesinde çeşitlilik konusuyla ilgilenmeliyiz ancak aynı zamanda çalışanlarımıza ilk aşamadan itibaren destek vermeliyiz. Bunun için öncelikle Milenyum kadınlarını çekme, geliştirme ve elde tutma yollarını daha iyi anlamalıyız.” PwC tarafından hazırlanan “İş Dünyasında Kadınlar Endeksi” nin (Women in Work) ikincisi de yayınlandı. Endeks, 27 OECD ülkesini, kadınların ekonomik gücüne ilişkin beş kilit göstergeyi biraraya getiren bir ölçüte göre; erkeklerle gelir eşitliği; iş hayatında kadınların sayısı ve erkeklere oranı; kadınlarda işsizlik oranı; ve tam zamanlı kadın çalışanların oranı olarak sıralıyor Endekste, Kuzey ülkeleri başı çekmeye devam ediyor; Norveç, kadınların işsizlik oranının düşük olması ve kadın- erkek arasındaki gelir farkının az olması nedeniyle birinci sırada olmayı sürdürürken, Danimarka ve İsveç sıralamada onu takip ediyor. Bu üç ülke, sıralamanın ilk yapıldığı yıl olan 2000 yılından bu yana Endekste her yıl ilk üçte yer aldı. Ekonomik kriz, Güney Avrupa ülkelerindeki oranları ise kötü etkilemeye devam ediyor. 2012 yılında Portekiz, İspanya ve Yunanistan’da kadın- erkek gelir farkı büyüdü ve kadınların işsizlik oranı arttı. Bu durum, bu ülkelerin ekonomik gücünün azaldığını gösteriyor. Endekste yer alan iki Asya ülkesi, Kore ve Japonya’nın ise diğer OECD ülkelerine yetişmek için önünde uzun bir yol var. Her ne kadar bu iki ülke 2000 yılından bu yana reel rakamlarda ilerleme kaydetmiş olsa da, diğer ülkeler daha belirgin kazançlar elde etti. Bu ülkelerin zayıf performansının altında yatan nedenler ise kadın- erkek gelir farkının nispeten daha yüksek ve kadınların işgücüne katılım oranının ise daha düşük olması. Hollanda ve İrlanda ise beş basamak yükselerek geçtiğimiz yıldan bu yana Endekste en büyük ilerlemeyi kaydeden iki ülke oldu. Kadın-erkek gelir farkının düşük olması bunda büyük rol oynadı. Editöre notlar 1- “ Developing tomorrow’s female leaders”( Yarının kadın liderlerini geliştirmek) raporunu adresinden indirebilirsiniz. 2- PwC’nin Dünya Kadınlar Günü faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için adresini ziyaret edebilirsiniz. 3- Çeşitlilik hakkında daha fazla görüşe PwC’nin Toplumsal Cinsiyet Gündemi bloğundan ulaşabilirsiniz.4- PwC’nin İş Dünyasında Kadınlar Endeksi (WWI) OECD’den ve ulusal istatistik ofislerinden elde edilen verileri kullanarak kadınların ekonomik gücünü yansıtan beş kilit ölçütün ağırlıklı ortalamasından meydana geliyor. · Kadın- erkek gelir farkı (%25 ağırlık) · Kadınların iş gücüne katılım oranı (%25 ağırlık) · Kadın ve erkeklerin iş gücüne katılım oranlarındaki fark (%20 ağırlık) · Kadınlarda işsizlik oranı (%20 ağırlık) · Tam zamanlı işe sahip kadın çalışanların oranı (%10 ağırlık). 6- Sonraki sayfada yer alan tablo PwC’nin İş Dünyasında Kadınlar Endeksi sıralamaları ve hesaplamanın yapıldığı dört yıla ilişkin 27 OECD ülkesinin puanlarının ayrıntılarını gösteriyor: 2000, 2007, 2011 ve 2012. Ülkeler en güncel endeks olan 2012 endeksinin puanlamalarına göre sıralanmıştır.
Diyeti Bozmamak İçin 6 Altın Kural
Diyet yapanların yüzde 90′ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirten diyetisyen Mine Bilge’den diyeti bozmamak için altın öneriler Araştırmalara göre çoğu kişinin normalin üzerinde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor. Diyetisyen Mine Bilge, diyet yapanların yüzde 90’ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirtiyor. Kış gelince daha az hareket edip kendimizi daha çok yemeye veriyoruz. Hal böyle olunca kilo almak kaçınılmaz oluyor. Nisan geldiğinde panik başlıyor: ‘Çok kilo aldım, hemen diyete başlamam, yaza kadar kilo vermem lazım!’ Diyetlerden diyet beğenmek de kolay olmuyor, diyeti devam ettirmek de. Araştırmalara göre diyet yapanların yüzde 90’ı bir hafta bile dolmadan diyeti bırakıyor. Diyetisyen Mine Bilge ‘Yüzde 75 için normalin üstünde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani başka bir deyişle yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor’ diyor. Günlük enerjinin yüzde 50-55’inin karbonhidratlardan, yüzde 15-20’si proteinlerden, yüzde 25-30’unun da yağlardan sağlanması gerekiyor. 1000 kaloriden az diyetler kas ve saç kaybına neden olabiliyor. Diyette istikrar için 6 altın kural *Sürekli tartılmayın: Kiloyu sık sık kontrol etmek sadece cesaretinizi kırar. Gün içerisindeki ödem miktarının artması, bağırsaklarınızın çalışıp çalışmaması gibi bir çok sebep hatalı ölçümlere neden olacaktır. Beslenme günlüğü tutun: Yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi saat saat mutlaka yazıp, kontrol edin. Besin çeşitliliği sağlamış ve neyin eksik neyin fazla olduğunu görmenizi sağlamış olursunuz. Haftada 1 öğününüzü serbest bırakın! Yasaklı yiyecekler daha cazip hale gelir. Yasaklı diyetler, tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalıştığınız yiyecekleri bir süre sonra cazip hale getirecek ve sabah- akşam kendinizi o yiyecekleri tüketir halde bulacaksınız. Gözünüzü korkutmayacak hedefler belirleyin. 15 kilo vermeye şartlanmaktansa önce 3 kilo vermeyi hedef edinin, başardığınızda sevinin. Her gün aynı besinleri tüketmek diyeti sıkıcı kılar. Farklı şeyler tüketin. Tüketimlerinizde küçük değişiklikler yapmaya çalışın. Gün içerisinde enerjinizi ve motivasyonunuzu koruyabilmek için güne her gün farklı bir kahvaltı ile başlayın.
38 m2'lik Daireye 5 Oda 1 Salon Sığdıran Mimarlar
New York Manhattan’da 38 m2′lik bir stüdyo daireyi mimarlar 5 oda 1 salon haline getirmiş. Stüdyo daire New York’ta varolan barınma sorununa bir çözüm olarak ortaya çıkıyor. 38 metrekareye tuvalet ve mutfak dışında ekstra misafir ranzası ve 12 kişilik yemek masası sığdıran mimarlar sizi çok şaşırtacak. Dairenin Nasıl 5 Oda 1 Salon Olarak Kullanıldığını Mutlaka İzleyin.
Sütyen Takmak Zararlı mıdır?
Örtmek, desteklemek ve kaldırmak amacıyla kullanılan sütyen, göğüslere zarar veriyor mu? Son günlerde kamuoyunda tartışılan kadın iç giyiminin nadide bir parçası sütyeni, bazı kadınlar yararlı, bazı kadınlar ise zararlı olduğunu savunuyor. Acaba sütyen takmak göğüs sağlığı ve estetiği açısından zararlı mı yoksa yararlı mı? Bu konudaki sorularımızın cevaplarını Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği ( ISAPS) üyesi Estetik Cerrah Op. Dr. Metin Kerem yanıtlıyor. Op. Dr. Metin Kerem: “Sütyen kullanmanın meme sağlığına kesinlikle bir zararı yoktur. Aksine normal boyutlarda ve üzerinde göğüslere sahip olan her kadın sütyen kullanmalıdır. Düzenli sütyen kullanımı göğüs sarkmasını geciktiren bir faktördür.”diyor. Sütyen gerekliliğinin göğüs boyutu ile bire bir ilişkili olduğunu söyleyen Dr. Metin Kerem, küçük göğüslü kadınların bu anlamda daha rahat olabileceğini söylüyor: “Küçük göğüsler daha hafif olduğundan yer çekiminden daha az etkileniyor ve kolay kolay bozulmuyorlar. Bu anlamda küçük göğüslü kadınlar aslında çok daha şanslı. Çünkü gebelik ve emzirme dönemlerinden sonra dahi bu tip göğüsler daha çabuk toparlanıyor. Bir problem olsa dahi bunu basitçe bir meme protezi yerleştirerek çözebiliyoruz, oysaki iri göğüslü kadınlar özellikle doğum sonrası küçültme ve/veya dikleştirme gibi daha detaylı operasyonlara ihtiyaç duyabiliyorlar” diyor. Peki ya sütyen kullanılmazsa ne olur? Dr. Metin Kerem, sütyen kullanmılmazsa göğüslerin yer çekimine yenik düşeceğini belirtiyor. Sütyen kullanımının amaca göre değişeceğini söylüyor ve ekliyor: “Günümüzde pekçok kadın sütyeni göğüslerini dik ve dolgun göstermek için kullanıyor ki bu da çoğu zaman anlaşılıyor. Özellikle gece elbisesi, gelinlik gibi özel kıyafetlerde sütyen dolguları çok itici durabiliyor. Bu tür elbiseleri taşımanın en güzel yolu sütyensiz olmak, ancak bunun için genelde bizim yardımımız gerekiyor. Meme protezi operasyonu yaptıran kadınların ilk yaptığı şey bu sütyenlerle vedalaşmak oluyor. Doğal göğüs boyutu iri olan kadınlar ise bunu saklamak için sütyen kamuflajına başvurabiliyorlar.” Dr. Kerem; sütyen seçiminin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, sütyenin göğüslerin en iyi dostu olduğunu sözlerine ekliyor. Sütyensiz giyimin moda olsa bile devamlı olarak sutyensiz olmanın doğru olmadığını belirtiyor. Yerçekimine karşı koymanın ise en etkili yolunun ise düzenli sütyen kullanmak olduğunu vurguluyor.
Siyah Noktalardan Kurtulun
Siyah noktalar pek çok kadının ortak sorunlarından biri. Bu sorun genellikle yağlı ve geniş gözenekli ciltlerde görülmekte. Oluşma sebepleri ise beslenme ve gün boyunca cildimizde biriken kir, yağ ve makyaj. Sivilceler ise siyah noktanın bir sonraki aşaması, eğer sivilceleri oluşmadan yok etmek istiyorsak siyah nokta konusuna özen göstermemiz gerekiyor. Sivilce olmadan kurtulunan siyah noktalar sivilcesiz bir cilt için atılacak en büyük adımdır. Siyah noktalardan kurtulmak için öncelikle gözenekleri açmamız gerekiyor. Buhar banyosu bunun en iyi yolu. Başınızın üstüne bir çarşaf veya havlu örterek geniş bir kaba koyduğunuz sıcak suyun buharına yüzünüzü tutun. 5-10 dakika bekledikten sonra siyah noktalarınız daha kolay temizlenecektir. Bu konudaki hatalı davranışlardan biri ise siyah noktaları temizlemek için sıkmak. Bunun yerine iğnesinin çıkarttığınız şırıngayla siyah noktaların üzerine hafifçe bastırarak onları çıkartmayı deneyebilirsiniz. Şırıngayla çıkaramadığınız siyah noktalarla sakın inatlaşmayın. Bu yüzünüzle leke, iz bırakabilir. Kalan siyah noktalar için çözüm ise peeling.Evde yapabilecek peeling tarifi;Gözenekleri temizleyip sıkılaştıran maske: 1 çorba kaşığı balı, 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı ufalanarak kurutulmuş papatya ve 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış taze nane ile karıştırarak yüzünüze ve ensenize sürün. 10-15 dk bekledikten sonra ılık su ile durulayın.Geniş gözenekleri sıkılaştırıcı maske: Püre haline getirilmiş ya da dilimlenmiş domatesleri yüzünüze sürün. Kuruduktan sonra soğuk su ile cildinizi durulayın.Gözenekler için derin bakım ve temizlik: 100 lt kaynamış suya yarım limonun suyu ve kabuklarını, ardından 1 avuç dolusu bitki (biberiye, kekik, nane, mercanköşk, fesleğen, karanfil, maydanoz, kimyon, anason ya da rezene, papatya, lavanta ya da mürver çiçeği. (Not:Evinizde hangileri varsa) ekleyin. Sonra kabı masanın üzerine koyun ve saçınızı şeffaf bone ya da havlu ile kapatın. 25 cm’lik mesafeyle yüzünüzü 15 dk boyunca kaynamış suya tutun. Ardından soğuk su ile yüzünüzü durulayın.
Reklam
Diş Telleri Tarihe Karışıyor
Yeni nesil uygulamalardan olan Invisalign yöntemi ile görünümümüze zarar vermeden diş ve çene yapımızda olumlu değişiklikler yapılması mümkün. Konuyu işin uzmanı Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu ile görüştük.Geleneksel diş tellerinin dış görünümü bozması yüzünden tedaviyi zora soktuğunu söyleyen Kışlaoğlu yeni ve eski yöntem arasında farkları şöyle özetliyor;“Geleneksel diş telleri, yetişkinlik döneminde daha uzun sürebilen diş çarpıklığı tedavisini, dişlerin özellikle de ön yüzeylerini saran aparatlar nedeniyle zora sokabilmektedir. Söz konusu diş telleri, iş hayatının gerektirdiği prezantabl görünüme gölge düşmesini istemeyen kadın ve erkeklerin tedavi cesaretini kırabilmektedir. Teknolojinin getirdiği yenilikler neticesinde kullanılmaya başlanan yeni nesil tedavilerden olan , görünmez olması ve çıkarılıp takılabilmesi sayesinde, çalışanlara büyük avantajlar sağlamaktadır.”Tel gibi dikkat çekici aparatlara ihtiyaç duymadan uygulanması açısından değerli olan yöntemi şeffaf braket ve diş arkasından sabitleme yöntemi (Lingual braket) olmak üzere iki şekilde uygulanabilmekte. Şeffaf braketlerin bilgisayarda 3 boyutlu olarak modellenmesiyle diş yapısına en uygun ve kişiye özel olarak üretiliyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu bu iki yöntemin de 2 hafta kadar bir süre kullanıldığını belirtiyor.Çağdaş Kışlaoğlu, bu yöntemin estetik açıdan önemini vurgulayarak: “Invisalign yöntemi kullanılarak diş çarpıklığının tedavi edilme süresi, dişlerin de durumuna bağlı olarak, 1 ile 1,5 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Ortodonti uzmanı desteğiyle yürütülecek olan bu süreç, geleneksel ortodonti yöntemlerinde daha uzun sürebileceği gibi, estetik açıdan da kişilerin sosyal ve iş yaşantılarında tatminsizlik sorunuyla karşı karşıya kalmalarına neden olabilecektir. Ancak uygulaması sayesinde, tedavinin daha kısa sürmesi ve kişilerin estetik kaygılarını da aynı anda gidermek mümkün olmakta, kişiler iş yaşamlarında hayal ettikleri gülüşü sergileyebilmektedir” diyor.
Bir Bardak Suyun 46 Faydası
Suyun faydalarını öğrenelim, daha çok tüketelim! Bir bardak suyun 46 yararı var Suyun insan vücudu için hayati önemde olduğunu bilmeyen yok. Az su içmek, vücudun tüm dengesini alt üst edebilir. Su; metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevlidir. Bakın bir bardak su içtiğinizde vücudunuzda neler oluyor! İşte suyun faydaları Susuz kalmak cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir. Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz. Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz. Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler. DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır. Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir. Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metabolik aşamalarında görev yapar. Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır.
Reklam
Göz Şişmesi Nasıl Geçer?
Sabahları aynaya baktığınızda şiş gözler görmek istemiyorsanız göz şişmesi ile ilgili haberimizi mutlaka okuyun. Göz hastalıkları mutlaka ama mutlaka önemsemeniz gereken konuların en başında geliyor. Hem birçok organ rahatsızlık sinyalini göz üzerinden veriyor hem de göz, sosyal hayatımızda en çok kullandığımız organ olduğu için bu açıdan da ayrı bir öneme sahip. Göz şişmesi neden olur? Uykusuzluk, alışılandan fazla kitap okumak, yorgunluk ve stres gibi nedenler gözlerinizin şişmesine ve kızarmasına neden olur.Göz şişmesinedenleri arasında ayrıca alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklar ve havasız ortamlarda bulunmak ve yemeklerinizde çok fazla tuz olması da bulunur. Göz şişmesi nasıl geçer? Göz şişmesi, bu rahatsızlığa sebep olan durumu ortadan kaldırdıktan bir süre sonra kendiliğinden geçecektir. Fakat siz evinizde uygulayacağınız birkaç basit uygulama ile göz şişmesi durumundan kurtulabilirsiniz. Bunlardan biri patetesi ve salatalığı yuvarlak dilimleyip 25 dakika boyunca şişen gözleriniz üzerinde tutmak ve daha sonra gözlerinizi iyice durulamaktır. Bir diğer yöntemde ise buz dolu poşeti dayanabildiğiniz kadar gözlerinize tutup bekletmek. Geçmişten günümüze gelen en önemli çözüm ise hepimizin bildiği gibi; çay. Demlenmiş çaya batırdığınız pamuğu 15 dakika boyunca gözünüzde bekletin. Bu uygulamayı yeşil çay ile de deneyebilirsiniz.
Asya'da Yeni Bir Kuş Türü Keşfedildi
Bilim insanları, türünün yalnızca tek bir örneği olan yeni bir kuş familyası keşfetti. Tüneyen ötücü kuşlardan serçe familyasını inceleyen araştırmacılar, hayat ağaçlarında 10 farklı dal tespit etti. Uzmanlar, çalıkuşu ve diğer ötücü kuşlara benzeyen yeni kuş türünün 'Elachura' olarak tanımlanmasını tavsiye ediyor. Araştırma, Biyoloji Mektupları (Biology Letters) adlı dergide yayımlandı. İsveç Uppsala Üniversitesi Ziraat Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Per Alstrom, “Türünün tek örneği olan bu kuş, en büyük grup olan tüneyen kuşlar içinde yaşayan en eski temsilci. Bu familya dünyadaki 10 bin 500 kuş türünü yüzde 36’sını kapsıyor” dedi. Araştırmayı Uppsala Üniversitesi ve Çin Bilim Akademisi ortak yürüttü. Daha önce Spelaeornis formosus, olarak bilinen Elachura formosa , Himalayalar’dan Çin’in güneyine kadar uzanan bölgede tüneyen ötücü kuşların küçük bir türü. Prof. Alstrom bu türü, “çok gizemli ve subtropikal dağlık ormanlardaki karışık bitki örtüsünün derinlerine gizlendiği için gözlemlemesi güç” olarak tanımlıyor. “Fakat, erkek kuşlar kuluçka döneminde kendilerine has çok tiz bir sesle ötmeye başlıyor. Bu ses Asya’daki hiçbir diğer kuşun sesine benzemiyor. Bazen çalıların arasında bir dala konmuş halde görülebiliyor.” Prof. Alstrom, bu yeni tür kuşun daha önce fark edilmemiş olmasını da ‘çalıkuşu ve diğer ötücü kuşlarla’ büyük benzerlikler taşımasına bağlıyor. Uzman, Elachura’nın diğer türlerle aynı doğa şartlarında yaşadığı için gelişim sırasında benzerlikler doğabileceğini söylüyor. Biyologlar, kuşların kalıtımsal yapılarını anlamak için DNA’larındaki moleküler farkları inceledi ve gelişimlerini açığa çıkardı. Araştırmacılar geçtiğimiz yıllarda da benzer yöntemlerle yaptıkları keşiflerde aladoğan türünün, atmacadan çok, şakrakkuşu türüne yakın olduğunu tespit etmişti. Prof. Altrom, moleküler incelemelerin kuş türleri arasındaki bağı anlamak için büyük öneme sahip olduğunu ve bu yolla yapılan araştırmalarda, flamingo ve dalgıç kuşları ile şahin, papağanı ve ötücü kuşlar, tarla kuşu ve bıyıklı baştankara arasındaki ilişkilerin de gözlemlendiğini söylüyor. Prof. Alstrom, “Daha fazla tür incelendikçe, gelecekte yeni keşifler de yapılabilir. Ama, Elachura gibi keşfedilmeyi bekleyen türünün tek örneklerinden çok fazla kalmadığını düşünüyorum” diyor.BBC
Reklam
Nicki Minaj’dan Çıplak Duş Selfie’si
ABD’li R&B şarkıcısı Nicki Minaj Instagram hesabından paylaştığı çıplak duş selfie pozlarıyla hayranlarına gönderme yaptı.31 yaşındaki ünlü şarkıcının duş alırken pozları hayranları tarafından sosyal medyada paylaşıldı.Fotoğrafların devamı için tıklayın
Skoda'nın Yeni "Vision"U
Skoda Vision C konsepti, markanın gelişiminin ve tasarım anlayışındaki bir sonraki aşamanın simgesi olarak Cenevre Motor Show’da beğenilere sunuldu. Fuarda, ailelere ve maceracı ruhlara hitap eden Octavia Scout modelinin yanı sıra CNG (Sıkıştırılmış Doğal Gaz) ile çalışan seri üretim ilk Octavia da yerini alırken, eşsiz ve özel Octavia L&K, Yeti, Rapid Spaceback ve Citigo’nun Monte Carlo versiyonları da tanıtıldı. Çek otomobil üreticisi Skoda, markanın dinamizmini Cenevre Motor Show’da sergilediği yeni modeller ve versiyonlarla bir kez daha ortaya koydu. Son yıllarda dinamik modeller ve tasarım felsefesindeki gelişimle kaydettiği başarıyı “VisionC” coupe konseptiyle bir sonraki aşamaya taşıyan Skoda, fuarda yeni Octavia Scout ve doğalgazlı Octavia G-TEC’in dünya lansmanları gerçekleştirdi. Ayrıca yeni Octavia’nın en üst donanım seviyesini oluşturan Laurin & Klement versiyonu da Cenevre’de ilk kez görücüye çıktı. Skoda, sportif donanımlara sahip Yeti, Rapid Spaceback ve Citigo’nun yeni Monte Carlo özel versiyonlarını da fuarda sergiledi. Önemli bir kilometre taşı: “Skoda VisionC” Dinamik ve seçkin bir 5 kapılı coupe tasarım çalışması olan “Skoda VisionC”, kusursuz çizgileri ve mükemmel orantılara sahip hatlarıyla ön plana çıktı. Skoda’nın bu tasarım çalışması, aynı zamanda fonksiyonellik ve çevreye saygı anlamında da sofistike bir araç. Skoda’dan beklendiği üzere oldukça ferah bir iç mekana, mükemmel aerodinamik yapıya sahip Skoda VisionC, aynı zamanda doğal gazla çalışıyor. Marka açısından bir ilk olan beş kapılı coupe tasarımını görücüye çıkartan Skoda, böylece yeni araç konseptlerine uzak olmadığını da açıklıkla ortaya koydu. VisionC’yi, tasarım anlayışlarının bir sonraki aşamasının habercisi olarak niteleyen Skoda CEO’su Prof. Dr. Winfried Vahland, “Bu araç, Skoda’nın hareketli bir marka olduğunu açıkça kanıtlıyor. Skoda’nın geleneksel değerlerinden ödün vermeden, sofistike tasarımlar sunup, markanın duygusal karizmasını pekiştirmeyi amaçlıyoruz. Şirket tarihinin en büyük model atağı çerçevesinde, önümüzdeki yıllarda model ailemizi genişletmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz” dedi. Skoda Satış & Pazarlama’dan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Werner Eichhorn da Cenevre’de görücüye çıkan “VisionC” konseptinin, marka tasarım dili açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu vurgulayarak, “Skoda VisionC, heyecan verici ve açıkça, atılım içinde olan bir markayı temsil etmekte” diye konuştu. Çok yönlü ve maceraya hazır “Skoda Octavia Scout” Yeni Skoda Octavia Scout modelinin dünya lansmanı da Cenevre’de yapıldı. Bir crossover olan Octavia Scout, güçlü off-road aracı görüntüsü, zorlu zemin koşullarında bile mükemmel olan sürüş dinamikleri, güçlü modern dört tekerlekten çekiş sistemi ve yenilikçi teknolojileriyle gerçek bir scout konsepti deneyimi sunuyor. Çok yönlülüğüne ek olarak, yeni Octavia Scout, yeni nesil Octavia’nın tüm en iyi özelliklerini de üzerinde barındırıyor: yüksek fonksiyonellik, olağanüstü ferah iç mekan, mükemmel kalite, en yeni güvenlik ve konfor donanımları. Farklı yeteneklere sahip olan Octavia Scout, off-road koşullarında olduğu kadar, çarpıcı maceracı görünümüyle kendisini caddelerde de fark ettiren gerçek bir karakter. Güçlü ön ve arka tamponlar, aracı çevreleyen plastik koruma bantları Octavia Scout modelinin ayırt edici görsel özelliklerinden. Yerden yüksekliği 171 mm’ye çıkarılan araç, böylece standart Octavia’dan 33 mm daha yüksek hale gelirken, iç mekanında da Scout modeline özel bazı tasarım unsurları taşıyor. Beşinci nesil Haldex kavrama sistemine sahip dört tekerlekten çekiş sistemi, arazi koşullarında bile mükemmel sürüş kalitesi sunuyor. Yeni Octavia Scout, mükemmel yokuş tırmanma performansı ve yol tutuşuyla da yüksek puanlar topluyor. Octavia Scout’ta ayrıca yenilikçi çok kollu arka aks bulunuyor. Güçleri 184 PS’ye kadar ulaşan motor seçenekleri arasında iki dizel ve bir benzinli motor bulunuyor. Bir önceki modelle karşılaştırıldığında yeni Octavia Scout’ta emisyon ve tüketim değerleri ortalama yüzde 20 oranında düşürüldü. Skoda Octavia G-TEC: “doğayı önem veren erişilebilir teknoloji” Octavia’nın seri üretim ilk doğalgazlı versiyonu olan “Skoda Octavia G-TEC” de Cenevre’de dünya lansmanı yapılan modelleri arasında yer aldı. Yeni Octavia G-TEC, Skoda yelpazesini doğa dostu ve erişilebilir modellerle genişletmesi açısından önemli bir kilometre taşını simgeliyor. 1.4 TSI 110 HP’lik hem benzin hem de doğalgazla çalışabilen motora sahip Octavia G-TEC, bir depo yakıtla maksimum 1.330 km menzile ulaşabilen “yakıt ekonomisi uzmanı” olarak nitelendiriliyor. İki tam dolu gaz tankı toplam 410 km’lik menzil sağlıyor. CNG tankları boşken, araç otomatik olarak benzinle yola devam ediyor. Sadece benzinle aracın katedebildiği toplam yol ise 920 km. Octavia G-TEC doğa dostu Green paket ile (Start-stop sistemi ve fren enerjisi geri kazanım sistemi standart) satılıyor. Yakıt tüketimi 100 km’de 5.4 m3 (3.5kg), doğal gaz ve emisyon değeri yalnızca 97 g/km. Doğa dostu doğal gaz seçeneği Skoda Octavia’nın Octavia Combi modellerinde de sunuluyor. Octavia, Çek üreticinin Citigo’dan sonra doğal gazlı versiyona sahip ikinci aracı oluyor. Ekonomik, düşük emisyonlu Skoda GreenLine modelleri, olağanüstü çevresel değerler sunuyor. Şu anda emisyon değerleri 120 g CO2/km’nin altında olan 97 Skoda modeli bulunurken, bunun 17’sinin CO2 salımı 100 g CO2/km’nin altında. Eşsiz ve zarif “Octavia L&K” Cenevre Motor Show’da tanıtılan ve Çek üreticinin kurucularından Laurin ile Klement’in isimlerini simgeleyen Skoda Octavia L&K ise eşsiz bir zarafet sunuyor. Bu üst donanım paketi ise Skoda Octavia ve Octavia Combi’de yer alıyor. L&K paketinin donanımları arasında; 18 inç alüminyum jantlar, LED gündüz farlarına sahip bi-xenon farlar, LED teknolojili stop lambaları, iç mekandaysa 4 kollu çok fonksiyonlu direksiyon simidi, eşsiz kahverengi deri/Alcantara koltuklar, Canton ses sitemi ve yeni dekoratif döşemeler bulunuyor. Yeni Octavia L&K, üç güçlü motor seçeneğine sahip. Bunlar 1.8 TSI/184 HP benzinli, 2.0 TDI/150 HP ve 2.0 TDI/184 HP dizel motorlar. 1.8 TSI ve 2.0 TDI/150 HP motorlarda manuel veya DSG otomatik şanzıman seçenekleri bulunuyor. 2.0 TDI/150 HP’lik manuel şanzımanlı dizel motor, 4 tekerlekten çekiş sistemiyle tercih edilebiliyor. 2.0 TDI/184 HP motor seçeneğiyse 6 ileri DSG şanzıman ve dört tekerlekten çekiş sistemiyle 2014 yılının ikinci yarısından itibaren satışa çıkıyor. Monte Carlo model ailesi genişliyor Skoda’nın Cenevre’de sunduğu diğer yenilikler ise daha sportif tarza sahip üç yeni Monte Carlo versiyonu. Çek üretici, Yeti, Rapid Spaceback ve Citigo’nun Monte Carlo versiyonlarını ilk kez bu fuarda sergiledi. Bu üç yeni üyenin katılmasıyla, daha önceden tanıtılan Fabia ve Fabia Combi’yle birlikte Monte Carlo özel modellerinin sayısı da 5’e yükseldi. Sportif tasarıma sahip araçlarda etkileyici siyah 15–17 inç alüminyum jantlar, karartılmış arka yan camlar ve ayırt edici siyah tasarım unsurları kullanılıyor. Yeti ve Rapid Spaceback Monte Carlo, siyah tavana sahip. Monte Carlo modellerinin iç mekanında özel kırmızı dikişli direksiyon simidi, siyah iç mekan ve özel tasarımlı spor koltuklar bulunuyor. Bu özel modeller Skoda’nın motor sporlarındaki başarısını simgeliyor.
Reklam
20 Fotoğraf İle Paris Moda Haftası
Elbiseler,makyaj trendleri derken bu senenin akseuar trendleri de çok ilginç tasarımlara sahip. Gelin hep beraber Paris moda haftasındaki aksesuarlar göz atalım.kaynak:http://www.vogue.it/
Reklam
En Enteresan 12 Fobi
Fobi nedir? Öncelikle bunu bi’ açıklayalım. Fobi, herhangi bir şeye karşı duyulan korkunun, kişinin gündelik yaşantısını olumsuz yönde etkilemesidir. Ayrıca şunu da genel kültür olsun diye söyleyelim; fobi kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir ve Phobos, Yunan mitolojisinde korku tanrısıdır.Ayrıca klinik psikolojide, fobi, genel kaygı bozukluğu başlığı altında tanımlanır. Klinik psikolojide, sosyal fobi, spesifik fobi ve agorafobi olmak üzere üç fobi olmasına rağmen, klinik psikologlar karşılaşmış oldukları ilginç mi ilginç spesifik fobilerin bir listesini hazırlamışlar. Bize de incelemek düşüyor. Haydi, “En Enteresan 12 Fobi” listesine bakalım o halde.1. Triskaidekafobia – 13 sayısından korkmak.2. Tripanofobia – Şırınga korkusu3. Sokerofobia – Kaynana korkusu4. Latrofobi – Doktor korkusu5. Pogonofobi – Sakaldan korkmak6. Fobofobi – Korkmaktan korkmak7. Olfaktofobi – Kokulardan korkmak.8. Mnemofobi – Anılardan korkmak.9. Lailofobi – Konuşmaktan korkmak.10. Geliofobi – Gülmekten korkmak.11. Kronofobi – Zamandan korkmak.12. Katoptrofobi – Aynalardan korkmak.“En Enteresan 12 Fobi” listesine baktınız. Peki ya söyleyin, listede olan ya da olmayan korkularınız var mı? Bizimle paylaşın!
Protein Çeşitleri ve Aralarındaki Farklar
Aynı 23 amino asitten üretilmiş olsalar bile bütün proteinler aynı değillerdir. Farklı fonksiyonları vardır ve vücudun farklı bölgelerinde çalışırlar. İki çeşit protein vardır; tam protein ve eksik protein. Tam protein doku üreten sekiz gerekli amino asidin uy­gun bir şekilde dengesini sağlar ve et, kümes hayvanı, deniz mahsulleri, yumurta, süt ve peynir gibi hayvan kökenli yi­yeceklerde bulunur. Eksik proteinin bazı temel amino asitlere ihtiyacı vardır ve tek başına alındıklarında verimli değillerdir. Bununla birlikte, küçük miktarlarda hayvan kaynaklı proteinle bir­leştirildiklerinde tam hale gelirler. Çekirdeklerde, kabuklu yemişlerde, bezelyede, tahıllarda ve fasulyelerde bulunur. haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme ve diyet
Vince Türkiye'de İlk Mağazasını Açıyor
İstanbul’da açılan lüks mağazalara bir yenisi daha eklendi. Moda tutkunların yakından takip ettiği Vince markası artık Türkiye’de! Günlük kıyafetten aksesuara, geniş ürün yelpazesiyle, günlük giyimin vazgeçilmez markaları arasında yerini alan Vince, modern tasarımları ile şehirli kadın ve erkeğin vazgeçilmez markalarından biri olacak gibi… BCBGMAXAZRIA markasının Türkiye distribütörü, Gökse Tekstil’in sahipleri Seda&Gökhan Çelik’in bünyesine kattığı dünyaca ünlü moda markası Vince Türkiye’deki ilk mağazasını Mart ayında Akasya AVM’de açıyor.haber kaynağı: stiltutkusu.com/moda-haberleri
Otomobil Markaları Amblemleri ve Anlamları
Şirketin kurucusu Karl Benz, Deutz'daki motor fabrikasındaki görevinin ilk yıllarında, Köln ve Deutz manzaralı evinin tepesine bir yıldız amblemi koymuş, eşine yazdığı mektuplarda bu yıldızın günün birinde başarıyı ve gücü temsil edeceğini ve fabrikasının üzerinde parlayacağını söylemişti. Yıldız Daimler'in, motorlu araçların 'karada, suda, havada' evrenselliğini simgelemektedir. 1909'da tescil edildi.1916 yılında yıldızın etrafı, içinde dört küçük yıldızın ve Mercedes isminin yer aldığı bir daireye çevrildi.1926'da Daimler-Benz birleşmesi ile Benz'in defne yapraklarından çelengi yıldızın etrafını sardı.Bu arada belirtelim markadaki Mercedes ismi şirketin kurucusu Karl Benz'in büyük kızının ismidir. Benz de soyadlarıdır.Ayrıca bazı modellerinin arkasında görüp de merak edenler için;AMG (Aufrecht Melcher Großaspach), Hans-Werner Aufrecht ve Erhard Melcher tarafından 1967 yılında Almanya'nın Stuttgart şehrindeki Großaspach kasabasında kurulmuş bir modifiye şirketidir. AMG bir kısaltma olup; kurucularının soyadları ve bulundukları kasabanın baş harflerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. AMG; Hans Werner Aufrecht - Eberhard Melcher - Großaspach'.
Reklam