Kadınların Terketmesi Gereken Alışkanlıklar
Makyajla uyumak Makyajla uyumak pek çok kadını suçlu hissettirse de, mevcut durum suçluluk duygusu dışında cilt için pek çok hasara da sebep olabiliyor. Tıkalı gözenekler ve sivilceler istemiyorsanız yatmadan önce yalnızca birkaç dakikanızı ayırıp makyajınızı çıkartın. Kirli makyaj fırçası kullanmak Makyaj fırçalarınızı gerektiği gibi korumuyorsanız, daha temiz ve iyi durumda olan fırçalar kadar işinizi görmezler. Bilhassa dudak ve göz makyaj fırçaları, düzenli olarak temizlenmediklerinde bakteri ve enfeksiyon riski taşır. Temizliğe karşın eski işlevselliğini yitirmiş fırçalarınız varsa, veda vakti gelmiş demektir. Tırnak yemek Yenmiş, biçimsiz görünen tırnaklar şıklığınızın düşmanı olabilir. Tırnaklarınızdan uzak durabilmek için düzenli olrak maniküre gidin. Eğer kaygı ve endişelerinizden ötürü tırnak yemeye devam ediyorsanız, meditasyon yapmak veya bir profesyonele danışmak size daha fazla yardımcı olabilir. Dudakları yalamak Dudaklarınızı yalamak, tehlikeli bir kısır döngüyü tetikleyebilir! Dudaklarınızdaki kuruluk ve çatlaklar sizi dudaklarınızı yalamaya itse de, daha da kurumuş ve çatlamış dudaklar istemiyorsanız bu alışkanlığınızdan vazgeçin. Dudaklarınızı nemlendirmek için dudak nemlendiricilerinden faydalanabilirsiniz. Güneş kremi kullanmamak Derisi kurumuş ve çatlamış bir ayakkabı yüzeyi gibi cildiniz olsun istemiyorsanız güneşe çıkmadan önce güneş kremi kullanmayı alışkanlık haline getirin. Güneş kremi kullanmak, cildinizin daha uzun süre yumuşak ve kırışıksız kalmasına yardımcı olur. Esmer ya da beyaz tenli hiç fark gözetmeden güneş kremini kullanmayı ihmal etmeyin. Islak saçı taramak Kadınların yaptığı hatalardan bir tanesi de, ıslak saçı taramaktır. Islak saç, kuru saça göre zarar görmeye ve kırılmaya daha meyillidir, bu nedenden sıradan bir saç fırçasıyla saçınızı ıslakken taramak yerine, saçınızı kuruturken seyrek uçlu bir fırçayla tarayın. Sıkı örgü ve atkuyruğu modelleri Traction Alopecia, saç köklerinin çekilmesine bağlı olarak saç dökülmesinin bilimsel adı. Eğer kalıcı veya az zamanlı olarak saçlarınızın dökülmesini istemiyorsanız, saçlarınıza biraz daha nazik davranın.kaynak: stilveyasam.com/güzellik-bakım
Doğal Antibiyotikler
Pekçok hastalığın çaresini doğal yollardan karşılamak mümkün. Her ağrıda ilaçlara sarılmak istemiyorsanız, doğanın size sunduğu mucizevi besinlerden yararlanabilirsiniz. Bu sayede hastayken daha hızlı iyileşir; sağlıklıyken ise daha zor hastalanırsınız.Sarımsak Sarımsakta bulunan allisin maddesi sarmısağın doğal bir antibiyotik olmasını sağlar. Sarımsak on binlerce yıldır, bir çok hastalığı iyileştirmekte kullanılır. Gripten, zatüreye; arpacıktan, vebaya pekçok hastalığa iyi gelir. Her türlü bakteriyi, mikrobu ve mantarı vücudunuzdan uzaklaştıran bu besini, bolca tütekmeye dikkat etmelisiniz. Bal Bal, içinde pek çok antibiyotik bulundurur. Özellikle Yeni Zelanda yerlilerinini kullanmış olduğu bir bal olan Manuka balı, dünyanın en değerli balı olarak bilinir. Bal günümüzde hala yara ve yanıklara tedavi amacı ile sürülerek, kişiyi olası enfeksiyonlardan korur. Ayrıca bal yaraların daha hızlı kapanmasını ve iyileşmesini de hızlandırır. Kahvaltıda yiyeceğiniz bir kaşık bal sizi bir çok hastalıktan koruyacaktır. Kekik Kekik, bütün şifalı otlar arasında en sağlıklısı, içinde en fazla antibiyotik barındıranıdır. Kekiği taze ya da kuru olarak tüketebilirsiniz. Yine aynı şekilde kekik yağı da kullanabilirsiniz. Adaçayı Eski çağlardan beri kullanılan en iyi antibiyoktiklerden biri de adaçayıdır. Adaçayının insan vücuduna sağladığı pekçok avantaj vardır. Ağız, diş, kan, eklemler, boğaz, akciğer, mide; her organımızı iyileştirici etkisi olan adaçayı, doğal bir mucize. Gülsuyu Gül suyu hem en eski antibiyotiklerden, hem de en eski doğal kozmetiklerdendir. Yaraların üstünü dezenfekte etmekte de kullanılan gül suyunu kullanarak kendinizi mikroplardan koruyabilirsiniz. Gül suyunu direk cildinize sürerek, cildinize sağlıklı bir bakım uygulayabilirsiniz. Ayrıca dondurma, pasta, ya da çeşitli tatlıların içine katarak da gülsuyunu tüketebilirsiniz. kaynak:724saglik.org
Bu Nedenlerden Sonra Spora Başlayacaksınız
Spor yapmak istiyor fakat bir şekilde başlayamıyorsanız, spora sizi teşvik edecek birçok neden var;Enerjiyi artırır Egzersiz sırasında kalp atışları hızlandığından vücuda daha fazla kan pompalanır, hücrelere ve dokulara giden oksijen artar. Ruh halini iyileştirir Egzersiz vücudun mutluluk hormonu olan endorfin salgısını hızlandırır. Kendinizi mutsuz hissettiğinizde koşu bandında tempolu yürüyün ya da açıkhavada koşuya çıkın. Sağlıklı pH dengesi sağlar Egzersiz yoluyla vücutta artan oksijen, pH seviyesini dengeler. Bunun anlamı, vücudumuz için en sağlıklı “alkali ortamın” sağlanması. Vücuttaki asidik ortamın artması, egzama, eklem romatizması ve üstelik kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini arttırır. Sağlıklı kilo vermeyi sağlar Egzersiz, sağlıklı gıda seçimleriyle birlikte kilo vermenin en iyi yoludur. Egzersiz sayesinde metabolizmanız canlanır ve vücudun harcadığı kalori miktarı artar. Kaslar, yağlara göre 50 kat daha fazla enerji yakar; ne kadar sağlıklı kaslı bir yapıya sahipsek o kadar fazla kalori yakarız. Sağlıklı kilo almayı sağlar Bazı insanlar kilo vermek yerine kilo almak için çabalar. Kaslı bir vücut ve sağlıklı bir kiloya ulaşmanın tek yolu egzersiz ve uygun bir diyettir. Ağırlık çalışmaları ve egzersiz, vücudun kas sistemini geliştirir ve daha dinamik hissetmenizi sağlar. Esnekliği artırır Esneme şeklinde yapılan pasif egzersizler veya yoga, vücutta esnekliği sağlar. Vücudun esnek olması sağlamlığın bir adımıdır; bu da ömrü uzatan faktörlerden biridir. Vücudun daha esnek olması kişinin hareket becerisini artırır, onu daha hareketli kılar. Vücut direncini artırır Dayanıklılık antrenmanları enerjiyi artırır ve ilerlemiş yaşın sebep olduğu güç kaybını yavaşlatır. Ağırlık çalışmaları, dayanıklılık egzersizleri ve vücut geliştirme egzersizleri vücut direncini artırmanın en etkili yoludur. Toksinlerden arındırır Düzenli egzersiz, vücudunuzun kendi kendini arındırma ve yenileme faaliyetlerine de pozitif katkıda bulunur. Lenf sistemimiz adale hareketiyle uyumlu çalışır ve hücrelerimizin atıklardan temizlenmesi gibi önemli bir görevi vardır. Egzersizin sağladığı oksijen vücudun kendisini onarma ve yenileme çabasına yardımcı olur. haber kaynağı: 724saglik.org
Dişlerin Ağartılmasında Kullanılan Teknikler
Diş hekimliği, son yıllarda teknolojinin ilerlemesine paralel bir şekilde hızla gelişmektedir. Bu gelişmeler ışığında diş hekiminin değişmez yükümlülüğü olan hastalara acı çektirmeden dental problemlerini çözebilmenin ötesinde estetik ihtiyaçlarını  da karşılayabilmek ön plana çıkmıştır. Modern toplumlarda, bireyler dişlerinin fonksiyonu dışında görünümlerini de önemsemektedirler. Estetiğin öneminin artmasıyla birlikte milyonlarca insan, gerek hekim kontrolünde, gerekse OTC denilen reçetesiz piyasa mamulleri ile ağartma işlemini uygulamışlardır.Ağartma işlemi uygun bir endikasyon  ve dikkatli materyal seçimi ile ucuz ve başarılı bir teknik olması nedeniyle günümüzün  popüler dental işlemleri içine girmiştir. Hem vital hem de devital dişlere uygulanabilmesinden dolayı ağartma işlemi için dental kliniklere başvuran hasta sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Kısaca beyaz ve temiz görünümlü dişlere sahip olma isteği bir kültür özelliği haline gelmiştir.Bu yoğunlaşan talep karşısında üretici firmalar ağartma materyal ve tekniklerini çeşitlendirmişlerdir. Hatta diş hekimleri tarafından uygulanan sistemlerin haricinde market raflarında dahi bulunabilen birçok ağartma sistemi tüketiciyi kendine çekmektedir.. Ancak ağartma bu kadar basit değildir çünkü her şeyden önce endikasyona göre farklı ağartma teknik ve materyallerinin bulunduğu ve bunlarında çok farklı konsantrasyon ve uygulama tekniklerinin olduğu unutulmamalıdır.Ağartma Ne Kadar Etkili ve Güvenilirdir?Ağartma işleminin başarısındaki en önemli faktör, diş renklenmesinin sebebinin  tespitidir. Bir diğer önemli faktör ise bütün diş hekimliği uygulamalarında olduğu gibi hastaya özel durumlara göre uygulanacak teknik ve materyalin seçimidir. Hasta ile anlaşabilme, onun tedavi istek ve beklentileri de başarıyı önemli bir şekilde  etkiler. Tedavi süresi ise renklenmenin derinliği ile doğru orantılıdır.Ağartma Kime Uygulanmaz?    Açık kök ve dentin yüzeyi ile ortodontik tedaviye bağlı geçici hassasiyetler.Çeşitli nedenlerle meydana gelen geniş mine kayıpları.Hassasiyete neden olabilecek geniş pulpalı dişler.Ağız içinde uygun olmayan restorasyonların varlığı.Hamile ve emziren bayanlar:  Birçok diş hekimi, güçlü oksidadif kimyasallar nedeniyle, ağartma işlemine başlamadan önce birkaç ay bekleme önerilir.Peroksit ve lateks alerjisi olanlar.Dişler, dudaklar ve ağız mukozasında hassasiyet: Özellikle uzun süreli kontrolsüz kullanımın en önemli komplikasyon ve kontrendikasyonudur.Memnuniyetsizlik: Hastanın tedaviye olan isteksizliği tedavi başarısını önemli ölçüde etkileyeceği  için tedavi en kısa sürede kesilmelidir.AĞARTMA METODLARICansız Dişlerde Ağartma: Bu tip ağartma işlemi  pulpaya veya kök kanal dolgusuna bağlı oluşan renkleşmiş dişlerde, başarılı bir kök kanal tedavisi sonrasında hastalar tarafından sıklıkla istenen bir işlemdir. Cansız ağartma işleminde %30-35  konsantrasyonda hidrojen peroksit (H2O2, süperoksol) ve sodyum perborat’ın çeşitli hidratları en sık kullanılan materyallerdir. Son zamanlarda daha yüksek H2O2  salınımı nedeniyle sodyum perkarbonat da işlemde kullanılmaya başlanmıştır. Bu materyaller Walking bleach veya Termokatalilik metotlarla uygulanırlar.Canlı Dişlerde Ağartma: Klinikte Ağartma: Isı ve ışıkla reaksiyonu hızlandırılmış %30-35’lik H2O2  içerikli jeller ve Mc Innes tekniği en popüler yöntemlerdir. Oral mukozanın kimyasallar ile yanmasını önlemek için orabase, kompozit koruyucular ve rubber dam mutlaka uygulanmalıdır...haber kaynağı: 724saglik.org/ağız ve diş sağlığı
Reklam
Betona Karşı Verdikleri Savaşı Kazanan 12 Muzaffer Ağaç
Doğa ve insan genelde insan çıkarları yüzünden çatışırlar. Fakat kendi faydamız için doğa ile uyum içinde yaşamalı, doğayı tüketmemeliyiz. Bu galeride betona karşı verdikleri savaşı kazanan muzaffer ağaçları size gösteriyoruz. Doğayı kontrol etmeye çalışmayın, onunla uyum içinde olun!
Edirne'ye Gitmek İçin 10 Geçerli Bahane
Osmanlı'ya neredeyse bir asır başkentlik yapmış serhad şehrimiz Edirne; tarih ve kültür varlıkları, keşfedilmemiş doğası,  kent ve insan dokusunun coşku dolu atmosferi, lezzet damıtılmış mutfağı ve daha birçok yönü ile; hele de İstanbul gibi bir metropole yakınlığı ile hafta sonları hayattan zaman çalmak için ideal bir şehir. Bunun için bahanelere sığınmanız gerekirse, işte Edirne'ye Gitmek için 10 bahane...
Reklam
Her İş Başvurusunda Mutlaka Karşımıza Çıkan 26 Soru
İş görüşmeleri hep gergin geçer. Sorulan sorulara en güzel cevapları vermek, diğer adaylardan bir adım öne geçmek için uğraştıkça strese gömülürüz. Oysa her iş görüşmesinde belli başlı sorular sorulmaktadır. Sizi ön plana çıkaracak şeyin CV'niz olduğunu unutmayın ve her görüşmede mutlaka sorulan aşağıdaki sorulara kısaca bir göz atın.
Çiçeklerin Tamamladığı En İyi 21 Graffiti Çalışması
Sanat sokakta! Her gün eve, işe, okula giderken gördüğünüz ağaç ya da çiçeklerle neler yapılabilir diye hiç düşündünüz mü? Emin olun o sokaklardan yürümek her zamankinden daha zevkli. Etrafınıza artık dikkatlice bakın! Unutmayın ki; sanat sokakta!
Reklam
Seneye Din, Dil ve Tarih Sınavları Yok
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), liselere geçişte bu yıl ilk kez uygulanan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sınavında önemli bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Milliyet gazetesinden Ayşegül Kahvecioğlu'nun haberine göre, mevcut haliyle 6 dersten yapılan TEOG’un 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3 derse indirilmesi planlanıyor. Üzerinde çalışılan sisteme göre, 8. sınıf öğrencileri bu yıl sadece Türkçe, matematik ve fen ve teknoloji derslerinden sorumlu olacak. Din Kültürü, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil sınavları ise yapılmayacak.Üzerinde çalışılan yeni sisteme göre, bu yıl ilk kez sadece 8. sınıf öğrencilerine 6 dersten düzenlenen sınav gelecek yıl, 3 sınav üzerinden yapılacak. Mevcut haliyle Türkçe, matematik, din kültürü ve ahlak bilgisi, fen ve teknoloji, inkılap tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil sınavlarından düzenlenen sınav, gelecek yıl sadece Türkçe, matematik, fen ve teknoloji derslerinden yapılacak.AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU | Milliyet
Müdürleri Kovduran Park Orman Raporu
Bi­lir­ki­şi ra­por­la­rı hi­çe sa­yı­la­rak İs­tan­bu­l’­un me­si­re alan­la­rı hız­la ima­ra açı­lı­yor. Mas­la­k’­taki me­si­re ala­nı Park Or­man ve Tuz­la­’da bu­lu­nan Ha­cet De­re­si Ta­bi­at Par­kı­’nın da ima­ra açıl­dı­ğı öne sürüldü. İstanbul'daki Park Orman'a villa yapılmasına karşı rapor verdikleri için görevden alınan müdürlerin raporda, 'Bit­ki ör­tü­sü­ ve ya­ban ha­ya­tı­ çok bü­yük za­rar gö­re­cek. Çok sa­yı­da ağaç ke­si­le­cek' diye yaşanacak doğa katliamını dile getirdiği ortaya çıktı.Bugün  gazetesinin haberine göre   İstanbul ’da 1490 dönüm büyüklüğündeki Park Orman’ın adım adım imara açılmasıyla ilgili projeye karşı olumsuz rapor hazırladıkları gerekçesiyle görevden alınan Orman Bakanlığı İstanbul 1. Bölge Müdürü Haluk Özder ile Şube Müdürü Umut Cebeci’nin hazırladığı rapor doğanın nasıl katledileceğini gözler önüne seriyor.DOĞAL YAŞAM BOZULACAK “Do­ğal to­pog­raf­ya­nın, bit­ki ör­tü­sü­nün ve ya­ban ha­ya­tı­nın çok bü­yük öl­çü­de za­rar gö­re­ce­ği, çok sa­yı­da ağaç ke­si­le­ce­ği, ya­pı­la­cak ka­zı­lar­da çı­ka­cak haf­ri­yat mik­ta­rı­nın çok ola­ca­ğı, bu haf­ri­ya­tın nak­le­dil­me­si­nin so­run ola­ca­ğı, pro­je kap­sa­mın­da böl­ge­ye gi­re­cek olan iş ma­ki­ne­si ve kam­yon­la­rın çev­re­ye ve do­ğal ya­şa­ma çok olum­suz yan­sı­ya­ca­ğı, şan­ti­ye ala­nı­nın do­ğal ve ya­ba­ni ha­ya­ta bü­yük za­rar ve­re­ce­ği, ta­bi­at par­kın­da bu te­si­sin ya­pıl­ma­sı için açı­la­cak yol­la­rın do­ğa­ya za­rar ve­re­ce­ği, pro­je sı­ra­sın­da olu­şa­cak muh­te­mel ka­mu­oyu bas­kı­sı­nın ku­ru­mu yıp­ra­ta­ca­ğı ve söz ko­nu­su ta­bi­at ala­nı­nın Bel­grad ve Aziz­pa­şa mu­ha­fa­za or­man­la­rı­nın de­va­mı ol­du­ğu tes­pit edil­miş­tir.” Proje onayı için ivedilik istemişler İhalesiz bir şekilde Ege Turizm ve Gayrimenkul Ortaklığı’na 29 yıllığına kiraya verilen araziye şirket sahipleri çok amaçlı salon, kapalı otopark, idare binası, kamping alanı yapmak için hazırladıkları mimari projeyle 05.07.2013 tarihli dilekçeyle “Orman ve Su İşleri Bakanlığının” onayına sunduğu belirlendi. İkinci dilekçenin ardından 40 gün sonra üçüncü dilekçeyi de veren Ege Turizm dilekçesinde onaya sunduğu projesinin ivedilikle onanmasını talep etmiş. Orman ve Su İşleri Bakanlığı “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün” ‘çok ivedi’ notlu resmi yazısıyla firmanın talebi doğrultusunda İstanbul Bakanlık 1. Bölge Müdürlüğüne kesin talimat verilmiş. YASALAR ÇİĞNENDİ İn­ce­le­me ra­po­run­da ay­rı­ca söz ko­nu­su pro­je­nin “2873 sa­yı­lı Mil­li Park­lar Ka­nu­nu­nu­n” 14. ve “Mil­li Park­lar Yö­net­men­li­ği­ni­n” 5. mad­de­sin­de be­lir­ti­len ya­sak­lar­la çe­liş­ti­ği­ne de ale­nen vur­gu ya­pıl­ma­sı­na rağ­men pro­je­ye izin ve­ril­di­ği or­ta­ya çık­tı. İSTANBUL’DA 20 MESİRE ALANI İs­tan­bu­l ’­da or­man içi din­len­me ye­ri (me­si­re ye­ri) sta­tü­sün­de hal­kın kul­la­nı­mı­na su­nu­lan 20 de­ği­şik yer­de­ki top­lam 15 bin 140 dö­nüm bü­yük­lü­ğün­de­ki dev­let or­ma­nı Or­man ve Su İş­le­ri Ba­kan­lı­ğı’­nın 11.07.2011 ta­rih­li olu­ruy­la top­lu ola­rak ‘Ta­bi­at Par­kı­’ sta­tü­sü­ne dö­nüş­tü­rül­me­si­nin ar­dın­dan bü­yük rant pa­za­rı çık­tı. Ta­bi­at Par­kı de­ni­le­rek ka­mu­oyu­na sem­pa­tik ha­le ge­ti­ri­len me­si­re alan­la­rı­nın as­lın­da Çev­re ve Şe­hir­ci­lik Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan ima­ra açıl­ma­sı­nın ya­sal da­ya­na­ğı oluş­tu­rul­du­ğu or­ta­ya çık­tı. HACET DERESİ DE İMAR MAĞDURU Aynı hukuksuz işlemin İstanbul Tuzla ilçesinde bulunan 16 hektar büyüklüğündeki “Hacet Deresi” orman içi mesire yerinde de uygulandığı ortaya çıktı. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 07.08.2012 tarihli bakanlık oluru ile Hacet Deresi tabiat parkına dönüştürülerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından imara açılmış. Park Orman’da yaşanan yapılaşma sürecinin bir benzeri de “Hacet Deresi Tabiat Parkında” yaşanıyor. BUGÜN GAZETESİNazlı Ilıcak'ın konuya ilişkin dün kaleme aldığı yazı için  tıklayınız
Reklam
Beklenmedik Şeylerden İlham Alınarak Ortaya Çıkmış 21 Çarpıcı Kıyafet
Moda tasarımı öğrencisi Bianca Luini'ye göre modaya ilham veren herşey hayatın içinde mevcut. Doğada ve günlük hayatımızda karşımıza çıkacak herşey moda için ilham kaynağı. Bu doğrultuda yapılan ve oldukça ilginç olan tasarımları sizler için derledik.. Kaynak: http://news.distractify.com/culture/arts/fashion-art-everywhere/
HIV/AIDS Tedavisinde Kötü Haber
ABD'de maymunlar üzerinde yapılan yeni bir bir araştırma, erken teşhisin HIV virüsü taşıyan hastaların tedavisinde olumlu sonuç verebileceğine dair umutları azalttı. Araştırmaya göre, bağışıklık sistemini etkileyen bir virüs olarak AIDS hastalığına yol açan HIV vücutta hızla 'düşürülemez kaleler' oluşturabiliyor. Bu bulgu virüsün erken tedavi ile altedilebileceği yönündeki umutlara darbe vurdu. Maymunlar üzerinde yapılan ve sonuçları Nature dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, HIV kanda tespit edilmeden önce bile dokunulmaz 'viral rezervuarlar' oluşturmakta. Uzmanlar bunu 'zihin açıcı' ve 'çarpıcı' bir bulgu olarak nitelendirdi. Bağırsak ve beyin dokusundaki HIV rezervuarları tedavi önündeki en büyük engeller. Antiretroviral ilaçların geliştirilmesinde sağlanan kayda değer ilerlemeler sayesinde, kan dolaşımındaki HIV kontrol edilebiliyor. Bu da hastanın normale yakın bir yaşam beklentisinin olması demek. Ama ilaçlar durdurulursa virüs yeniden ortaya çıkıyor. Son araştırmada ise hedef virüsü rezervuarların dışına çıkarmaktı. Erken tedavinin de, rezervuarların en başta oluşmasını önleyebileceği umuluyordu. Maymunlara, HIV'in eşdeğeri olan SIV yani Simian bağışıklık sistemi bozucu virüs, enjekte edildi. Maymunlara, daha sonra üç günden iki haftaya kadar değişen sürelerde antiretroviral ilaçlar verildi. Tedavi altı ay sonra durduruldu. Ancak virüs, antiretroviral tedaviye rağmen hızlı bir şekilde yeniden ortaya çıktı. Viral rezervuarların enfeksiyonun çok erken bir aşamasında meydana geldiği belirlendi. HIV ile doğan bir bebeğin de çok erken teşhis sonrası tedavi olduğuna inanılıyordu. 'Mississippi bebeğine' ilk 18 ay boyunca HIV ilaçları verildi ama sonra ilaçlar durduruldu. Başlangıçta tedavinin etkili olduğu umudu doğdu. Ama geçen hafta, şimdi dört yaşında olan kızda, ilaçların kesilmesinden yaklaşık iki yıl sonra yeniden virüsün görüldüğü açıklandı.BBC Türkçe
Reklam
Alessandra Rio de Janeiro Sokaklarında
Dünyanın en gözde top modellerinden Alessandra Ambrosio anavatanı Brezilya'nın Rio Janeiro kentindeki Vidigal adlı gecekondu bölgesinde objektif karşısına geçti.Alessandra Ambrosio bikini çekimleri sırasında şehrin sokaklarını birbirine kattı! Ünlü modele Rio de Janeiro sokakları ve şehrin insanları eşlik etti.
Trend Alarmı ''Siyah Salopet''
Tulum ve salopet modasının yükselişe geçtiği bir dönemdeyiz.Son dönemlerde siyah salopetler veya siyah renkli jean salopetler özellikle modayla ilgilenen ve stil ikonu diye tabir ettiğimiz ünlüler tarafından sıksık giyilmekte.
Siyam Kedisi Olanların Anlayabileceği 11 Şey
etiket
Kedilerin kendilerine has özelliklerine ve hepsinin farklı kişisel ruh hallerine fazlasıyla alıştık. Fakat gene de her defasında şaşırmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Peki kedi ırkının farklı bir türü havasına hakim olan siyamlara ne demeli? Siyamlar çok özel kedilerdir. Bu dünya tatlısı kedilerin birkaç sevmeyeceğiniz huyu da yok değil.
Sapanca Gölü'ndeki Kuraklık Kirliliği Gün Yüzüne Çıkardı
Sakarya ve Kocaeli'nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü'nde kuraklık sebebiyle gerçekleşen çekilme, göle atılan yüzlerce şişe ve çöpü gün yüzüne çıkardı. Sapanca Gölü’nün su seviyesi, kuraklık, sanayi amaçlı su alınması, bilinçsiz su tüketimi nedeniyle her geçen gün düşüyor. İşletme kodu 29.90 olan gölde seviye 29.75 koduna kadar geriledi. Tarihinin en kurak dönemini yaşayan göldeki çekilme, bazı bölgelerde 100 metreyi aştı. Çekilmeyle birlikte göle atılan atıklar da gün yüzüne çıktı. Kırkpınar sahilindeki yürüyüş yolu kenarında yüzlerce içki şişesi ve çöp ortaya çıktı. Sapanca Gölü ve Doğayı Koruma Derneği (GÖLDER) Başkan Yardımcısı Alper Güven, Sapanca Gölü'nün sorunun sadece kuraklık ve su kaybı olmadığının bu manzarayla ortaya çıktığını söyledi. Güven, 'Bulunduğum yerde göl iki metre çekilmiş. Vatandaşlarımız, biz de dahil üzerimize düşen görevleri yapmıyoruz. Bu şişeyi göle bir insan niye atar? Bunu kendi kendimize sormamız lazım. Yetkilileri göreve çağırıyorum. Biz de elimizden geleni yapacağız. Buradaki şişeleri temizleyeceğiz. Bunu bir fırsat olarak görüyoruz, Ne acı ki ama bir fırsat olarak görüyoruz. Üzerimize düşen görevi yapalım. Buraları temizleyelim. Bir daha da inşallah kimse buraya şişe ve çöp atmaz.'' dedi. Cihan - Başka Haber
Reklam