Nelly’den Vücut Geliştirme Tüyoları
Grammy ödüllü rapçi Nelly’e bir kere baktığınızda onun spor salonlarına uzak olmadığını söyleyebilirsiniz. Sahip olduğu kaslar şans eseri oluşmadı, onları düzenli yapılan antrenmanlara borçlu.Nelly’nin antrenmanları çok güzel bir şekilde planlanmış , antrenmandan sonra sahneye çıkıp şarkı söylemeye ve müzikle ilgili diğer aktiviteleri yapmaya kalacak şekilde koordine edilmiş. Çok meşgul bir rapçi olan Nelly, hem sporu hem de şovları dengeleyerek mükemmel bir iş yapmış. Onunla beslenmesi ve antrenman programı hakkında konuştuk.Röportaj ve antrenman tüyolarıın devamını okumak için TIKLA
Sadece Tasarımcıların Anlayabileceği 15 Şey
Tasarımcı dedin mi duracaksın kardeşim orada bir. Bu ülkede senede yüzbinlerce tasarımcı üniversitelerden mezun olup piyasaya giriyor. Giremeyenlere de Allah sabır veriyor bir şekilde. Bir tasarımcının kolay yetişmediği ülkede elbette tasarımcıların da 'Anlayamazsınız...' diyebileceği şeyler olacaktı, biz de bunları yazacaktık bir gün. İşte o gün bugün arkadaşlar;
Kaş-Kekova Artık Koruma Altında
Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün resmi onayıyla, Türkiye’nin denizel yönetim planıyla korunan ilk alanı oldu. Son yıllardaki orfoz, lahoz, fangri gibi balık türlerde düşüş, deniz canlılarının oksijen kaynağı olan deniz çayırlarında azalma ve yasa dışı avcılıkta artışla gündeme gelen Kaş-Kekova koruma planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlandı. Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) Denizel Yönetim Planı’nda, orman vasfını kaybetmiş arazilerden gelir elde etmek için yürürlüğe giren 2B uygulamasının Kaş için risk yarattığı ifade ediliyor. “Türkiye’de Kaş Bölgesi’nde fazla sayıda 2B arazilerinin yer alması, hak sahiplerinin belirlenmesi ve satış sürecinde Kaş’ta İlçeye yapılacak her türlü yatırımın Kaş-Kekova Deniz Koruma Alanı’nı etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır ve plan kararları bu vizyon ile belirlenmelidir” denildi. Agos'tan Berivan Erbil'in haberine göre, planda ayrıca dalgıçlık faaliyetlerinin bölgede sıkıntı yarattığı belirtiliyor: “Aşırı sayıda dalıcı; balık topluluklarını olumsuz etkileyebilir, tecrübesiz dalıcıların deniz tabanıyla olan kontrolsüz temasları sonucunda algler, deniz bitkileri ve yaşamı deniz dibine bağlı diğer canlılar hasar görebilir. Bu nedenle dalış aktiviteleri sınırlandırılmalı ve dalış noktaları için günlük dalıcı taşıma kapasitesi belirlenmelidir.” 2002’den beri tehdit altında olan bölgede Patara’dan Antalya’ya kadar yaklaşık 210 kilometrelik deniz alanında Denizel Biyolojik Zenginlik Araştırması yapıldı. 2006 yılında Kaş ÖÇKB’sine Kekova da eklenerek, Kaş-Kekova ÖÇKB bakanlık gündemine de alındı. 2009-2013 yılları arasında yürütülen ‘Kaş-Kekova ÖÇKB Denizel Yönetim Planı Hazırlanması ve Uygulanması Projesi’ kapsamında denizel biyolojik çeşitlilik araştırması ve bunu tamamlayıcı oşinografik araştırmalar, tarım, balıkçılık, turizm gibi ekonomik faaliyetleri ve insan kaynaklı etkilerin boyutunu değerlendiren sosyoekonomik çalışmalar yapıldı. Denizel yönetim planı bu araştırmalar ışığında; geçimi denizel kaynakların varlığına bağlı olan dalış kulüpleri, tur tekne sahipleri ve balıkçılarla yapılan toplantılar sonucunda katılımcı bir süreçle hazırlandı. Bu plan, deniz alanına yönelik tüm tehditlere karşı Kaş-Kekova’nın denizel değerlerinin korunmasını önceliklendiriyor. WWF-Türkiye’ye göre plan tek başına yeterli değil. Hazırlanan planın etkili bir şekilde uygulanabilmesi için, resmi yöneticilerle işbirliği içerisinde tüm paydaşların (bölgedeki oteller, dalış kulüpleri vs) söz sahibi olabileceği ve olası risklere anında müdahil olabileceği güçlü bir yerel yönetim biriminin de oluşturulması gerekiyor. Türkiye’de 16 Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi bulunuyor. Bu bölgeler içerisinde 11 tanesinin deniz ve kıyı alanına sahip olması sebebiyle denizel yönetim planı hazırlıkları yapıldı. Özellikle Foça ve Gökova’nın da Kaş-Kekova’dan sonra denizel yönetimle korunan alanlar olabilmeleri için hazırlıklar sürüyor. Türkiye’de yeni bir olgu olan denizel yönetim planı, korunan bir bölgenin denizel alanında faaliyetlerin belirli bir plana dayandırılarak yapılmasını amaçlıyor. Bu kapsamda, denizel kaynaklardan faydalanan herkesin (dalış kulüpleri, balıkçılar ve tur tekneleri gibi) aktiviteleri nasıl ve hangi şartlarda yapacağını tanımlayan yasal bir belge. Plan, beş yıllık bir eylem paketini içeriyor. Denizel biyolojik çeşitliliğin korunması için balıkçılık ve dalış/tekne faaliyetlerinin düzenlenmesi (özellikle tekneler için demirleme yerine şamandıra sisteminin teşviki gibi), deniz kirliliğini önleyici sistemlerin kurulması ve alt yapı çalışmaları, yasa dışı avcılığın denetlenmesi gibi denizel kaynaklara bağlı toplulukları tehdit eden konuların paket çerçevesinde çözüme kavuşturulması amaçlanıyor. Berivan Erbil | Agos
Erkek Kıyafetlerinde Kobalt Mavisi Trendi
Bayanlar için var olan moda beylerin de giyim tarzlarına verdikleri önemle birlikte kendi trendlerini yaratırken hiçbir zaman modası geçmeyecek mavi renk bu sezonda erkeklerin farklı kıyafetlerinde yerini alacak gibi gözüküyor.Erkeklerin kıyafet seçimlerinde geçmişten günümüze modasını sürdürmeyi başaran ve ana renkleri olarak kabul gören mavi bu sezon farklı tonlarıyla koleksiyonlardaki yerini aldı. Erkeklerin özellikle günlük kıyafetlerinde rahatlığı ve kombin alternatifleriyle tercih ettikleri denim kumaşlarla tanıştığımız bu renk yıllar geçtikçe farklı tonlarıyla vazgeçilmez bir hale geldi. Bu sezon bayanların da kıyafetlerinde, çantalarında, ayakkabılarında, aksesuarlarında sıkça göreceğimiz kobalt mavisine beylerinde büyük ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Kobalt mavi göz alıcı bir renk olmasıyla birlikte özellikle bayanların dikkatini çekmekten hoşlanan erkeklerin modern kalıplarla kaslı vücutlarında daha bir çekici duracaktır. Bence bu yaza damgasını vuracak olan bu ton düğün hazırlığında olan damat adayları içinde farklı bir alternatif olacaktır. Erkek giyim sektörünün markalaşmış firmalarının kataloglarında farklı kıyafetlerde yer alan bu ton ağırlıklı olarak pantolonlarda penssiz dar ve üste oturan bir çok modelde beylerin tercihi olacaktır.
Onlar Yerli Robinson Crusoe
İstanbul’dan Antalya’nın Alakır Vadisi’ne yerleşen Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çifti sekiz yıldır televizyon izlemiyor. Onlar yerli Robinson Crusoe... İstanbul'da yaşayan Tuğba Günal (39) ve Birhan Erkutlu (38) isimli iki arkadaş, Antalya’nın Kumluca ilçesi sınırlarındaki Alakır Vadisi’nde gelerek, buldukları araziyi satın alıp sekiz yıl önce buraya yerleştiler. Metropol hayatından sıkılan Günal ve Erkutlu, doğa ile iç içe yaşayabilmek adına dünyayı ve Türkiye gezdiler. Anadolu’nun dört bir köşesini yürüyerek gezen ikili, son olarak geldikleri Antalya'nın Kumluca ilçesi sınırları içinde bulunan Alakar Vadisi’ne yerleşti. HİNDİSTAN’A OTOSTOPLA GİTTİLER Lise öğrenimini görürken birlikte çıktıkları okul gezisinde tanışan Tuğba ile Birhan’ın arkadaşlıkları zamanla ilerledi. Doğaya birlikte gitmeye ve yeni şeyler keşfetmeye başlayan gençler, üniversite öğrenimi de gördüler. Tuğba Marmara İktisat bölümünü bitirdi, Birhan ise Yıldız Teknik’te İnşaat Mühendisliği okudu. 23-24 yaşlarında ailelerinden izin alarak tek başlarına Hindistan’a gittiler. Otobüsle, otostopla, dolaşa dolaşa vardıkları Hindistan’da 1 yıl kalarak orada yaşam mücadelesi verdiler. Birhan, arkadaşı Tuğba ile şehir hayatından uzaklaşıp, doğa ile iç içe bir yaşam kararı aldıklarını şu sözlerle anlatıyor, “Tuğba ile göz göze geldik. Aktivist olarak şehirde de yaşantımızı sürdürüyorduk. Tükettiğimiz kadar yaşayacağımız başka bir dünyayı aramak için yola çıkmaya karar verdik” ELEKTİRİĞİ GÜNEŞTEN, YEMEKLERİNİ TOPRAKTAN SAĞLIYORLAR Alakır Vadisi’ne yerleştikten sonra bölge yerlisi iki kişiyle tanışan Birhan ve Tuğba, onlardan, toprağı sürmesini, ekini biçmesini, keçiyi sağmasını öğrendi. Kendilerine tamamen doğal malzemelerden ev yapan ikili, elektriklerini güneşten, gıdalarını da topraktan sağlayarak yaşamlarını sürdürüyorlar. İki arkadaş evlerini tamamen doğal malzemeyle yapmış. KENTTE EVİNİ KAPATIP KAÇARSIN AMA DOĞADAN KAÇIŞ YOK Birhan, şehir hayatına alışmış bireyler olarak doğa yaşamında başarılı olup olmayacakları konusunda ilk zamanlarda tedirgin olduklarını söyledi. Girdikleri macera dolu hayatın kendilerine güç verdiğini söyleyen Birhan, doğada yaşamanın, insanın kendisi ile yüzleşmesi olduğuna vurgu yaparak, “İnsanlar televizyonlarda savaşta ölen çocukları, kadınları görünce üzülüyorlar ama onları öldüren bombaları tükettiklerimiz sayesinde biz yapıyoruz. Biz bu savaşın içindeyiz, dışında değil. Biz de dürüstçe bunun dışına çıkmak istedik. Bir kaçış değil, bilakis sorunun tam göbeğine gelmek. Ama en temel ihtiyaçlarının sağlıklı biçimde giderebileceğin bir yaşam kurmaya… Bir nevi kendinle yüzleşmek. Kentte evini kapatır kaçarsın ama burada kaçış yok artık. Çünkü ekmeğini topraktan kendin çıkarmak zorundasın” diye konuştu. “8 YILDIR HİÇ TELEVİZYON İZLEMEDİK” İçinde bulundukları duruma artık alıştıklarını söyleyen Birhan, “Sekiz yıldır hiç televizyon izlemedik. Ama İstanbul’da da öyle çok izlemiyorduk. Bir de Survivor varmış, onu da duyduk. Hatta annem bir ara ‘siz buraya katılsanız kesin kazanırsınız’ diyordu. Annem, çevresindekilere ‘benim çocuklar zaten böyle yaşıyor’ diyormuş” dedi. BAĞDAT CADDESİ’NE DÖNMEK Mİ? “ALLAH KORUSUN” Kent hayatının, içinde bulundukları yaşam koşullarına nazaran daha zor olduğunu söyleyen Birhan, “Tekrar Bağdat Caddesi’ne geri dönme fikri mi? Allah korusun. Allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin. Benim için, doğrudan yokluğun içine gitmek gibi bir şey bu. Bize ‘ne büyük cesaret burada yaşamak’ diyorlar. Asıl kentte yaşamak büyük cesaret istiyor. İnanılır gibi değil. Otuz tane kilit takmak zorundasın. İnsan kafayı üşütür” şeklinde konuştu. Milliyet