Makyajla ilgili kafanız karışıyor ve saç ve cilt renginize uygun makyaj renklerinde kuşkuya mı düşüyorsunuz? Peki, herkes tarafından kullanılabilecek ve tabii ki herkese yakışacak makyaj renklerini öğrenmeye ne dersiniz? Üstelik bu renklerin birbirleriyle olan renk uyumları da sizi yolda bırakmayacak. İşte, herkese yakışan makyaj malzemeleri ve renkleri... Kahverengi Göz Kalemi Kahverengi göz kalemi, hemen herkese yakışan bir renktir. Kahverengi tonu sayesinde neredeyse bir çok far rengine yakışır, değişik göz renklerinde de kontrast yaratarak göz rengini belirginleştirir. Göz makyajında çok sert bir görünüm istemiyorsanız, kahverengi göz kalemi kullanabilirsiniz. Kahverengi göz kalemi, sert yüz hatlarının yumuşamasında da etkili olur. Mürdüm ve kahve tonlarında far paletleri Bu iki renk bütün göz renklerine yakışıyor. Göz renginiz ne olursa olsun mürdüm ve kahve tonlarında bir far paleti gözlerinizle kontrast yaratarak gözlerinizin ön plana çıkmasını sağlar. Bu iki rengi farklı şekillerde gözünüze uygulayabilirsiniz. Kahve-kırmızı tonları arasında dudak kalemi Bu tonda bir kalem bütün dudaklara yakışır üstelik doğal bir görünümü olduğundan dudaklarınızı daha dolgun gösterir. Bu renkte bir dudak kalemi bir çok rujla yakışır. Ayrıca dudaklarınıza sadece parlatıcı sürdüğünüz günlerde bu dudak kalemiyle dudaklarınıza hafif bir kontur geçebilirsiniz. Pembe Lip-gloss Pempe bir Lip-Gloss herkese yakışır, üstelik doğal tonlarda seçerseniz günün her saati her makyajla kullanabilirsiniz. Bu renkle hiçbir zaman aşırıya kaçmazsınız. Pembe Allık Pembe allık çoğu kişiye yakışır, üstelik abartısız makyajların olmazsa olmazlarındandır. Sağlıklı, genç ve ışıl ışıl bir görüntü sağlar.
Yanlış erkekle mi berabersiniz? Yanlış erkekle beraber olduğunuzun 8 işareti bu yazıda...Bazen yanlış tercihlerde bulunabiliriz. Kendimiz için doğru insan olduğunu var sayarak, aslında hiç de bize uymayacak erkeklerle hayatımızı paylaşabiliriz. Ancak, insan aşık olduğunda bu tarz kusurları göremiyor ya da farkına varamıyor. İçinizdeki ses yanlış kişiyle birlikte olduğunuzu fısıldıyorsa, yazımızı okumanızda fayda var...1- Her zaman öfkeliyse Birlikte olduğunuz erkek sürekli öfkeliyse, durmadan sinirlenip huzurunuzu bozuyorsa, erkek arkadaş tercihinizin pek de iyi bir seçim olduğundan bahsetmek zor... Öfkeli bir erkekle hayatı paylaşmak, ne zaman patlayacağı belli olmayan bir bombayla yaşamak gibidir. 2- Kontrol hastasıysa Sevgiliniz her şeyin kendisinin istediği gibi olmasını istiyor ve siz de hata edip onun istemediği bir şeyi yapacaksınız diye korkuyorsanız bir şeylerin yanlış olduğunu bilmelisiniz. Onun sizi eleştirmesinden korkacak hale gelmişseniz, bu durum sevgilinizin bir kontrol hastası olduğunu gösterir. 3- Bağımlılığı varsa Sevgilinizin bırakamadığı bağımlılıkları olabilir. İnternet, alkol, bahis oyunlar vb. bağımlılıkları varsa aranızda bir üçüncü kişi varmış gibi hissedebilirsiniz. 4- Seks düşkünüyse Aktif bir cinsel hayatınız olmasına rağmen sürekli seksten konuşuyor, başka kadınlar hakkında yorumlar yapıyor ya da sürekli mastürbasyon yapıyor olabilir. Sizin isteyip istemediğinizi düşünmeden, sizi sekse zorlayan bir erkek arkadaşınız varsa yanlış kişiyle birlikte olduğunuzu söylemek zor değil. 5- Geçmişteki ilişkisini unutamamışsa Hala eski sevgilisinden bahsediyor ya da eski aşkıyla ilgili anılara tutunuyor olabilir. Ya da geçmişteki ilişkisinde yaptığı bir hata yüzünden kendini suçlayabilir. Bu tarz bir erkek hayatınızdaysa, travmalarını tedavi etmesi için ona zaman verin ve uzaklaşın. 6- Çocukluktan gelen yaraları varsa Hepimizin çocuklukta yaşadığı kötü olaylar ve anılar derin izler bırakır. Büyüdükçe de bunların izlerini silmeye çalışır ve farkına varırız. Erkek arkadaşınız zor bir çocukluk geçirmiş olabilir, ancak bunun izlerini hala yaşıyor ve size yaşatıyorsa, yanlış insanla karşılaşmış olma ihtimaliniz çok fazla... 7- Kurban rolünü oynuyorsa Hayatta başına gelen her şeyin bir sorumlusu varsa ve kurban olarak kendini görüyorsa, erkek arkadaşınızın bir sonraki suçlayacağı kişi büyük ihtimalle siz olacaksınız. 8- Annesine aşırı düşkünse Anneler bizim her şeyimiz ve tabii ki sevdiğiniz adamın annesini sevmesi çok güzel. Ancak sevgiliniz annesi ne derse sorgulamadan uygulamaya geçiyor ve sırf annesi istemiyor diye hayatında bir şeyleri değiştiremiyorsa ilişkiniz hakkında düşünmeniz gerekiyor.
Bizim karşılaştığımız en sık sorunlardan bir tanesi en sık yapılan diyet hataları. Ben burada size benim en çok karşılaştığım 4 tanesini açıklayacağım. Diyet yapmak isteyenleri uyardığımız halde kendi yaşamlarında çok az su tüketen insanlar mevcut. Çünkü insanların su içme alışkanlığı tam oturmamış oluyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi daha farklı sıvıları sevmeleri olabilir. Kola, meyve suyu, nescafe ve çay olabilir. Günün sonuna baktığımızda sudan 1-2 bardak içip diğer içecekler daha fazla içmiş olmasından kaynaklanıyor. Suyu tam olarak ne kadar içmeniz gerekiyor derseniz, idrar renginiz açık sarı oluyorsa o günkü içtiğiniz su miktarı yeterli düzeydedir. Genelde insanlar, gerek yaşam koşturması, gerek acıkmadıklarını bahane ederek yada vakitsizlikten öğün atlamaktadırlar. Öğün atlayan kişiler bir sonraki öğünde daha fazla yemek tüketmiş olurlar. Bu şekilde beslenmek kan şekerinin aniden düşmesi ya da yükselmesine neden olur. 3- en sık yapılan hata ise porsiyon kontrolü ile ilgilidir. Kişi büyük porsiyonlar tüketerek kilo alır. Yenilen şeyin kalorili olmasından ziyade büyük porsiyon olması kilo almaya en büyük etkenlerden biridir. 4.sü ise psikolojik olarak doymama durumudur. Kişinin önündeki porsiyondan fazlasını tüketmesi kilo almasına neden olacaktır. BenefitDo.com
Kilolarınızdan mı şikayetçisiniz? Sağlıklı kalmanın yolunu mu arıyorsunuz? Ulaşım masraflarınızı mı azaltmak istiyorsunuz? .. o halde bir bisiklete ne dersiniz? Trafik stresi, kilo problemi, her gün verilen yol paraları vs.. Bunlar gibi birçok sorunlarınızdan kurtulmak için kendinize parçalara bölmenize gerek yok. Son zamanlarda oldukça artan bisiklet kullanımı bu sorunlarınıza çözüm oluyor.
İlk çıktığında çok tartışılan “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik” ile özellikle eğitimcilerin en büyük endişesi iktidarın okul müdürlerini puanlama yöntemlerinde vegörevlendirilmelerinde yine iktidara yakın eğitimcilerin kayırılacağı konusundaydı. Müdürlerin puanlamaları hangi kriterlerle yapılıyor sorusu bu günlerde yanıt bulmaya başladı. Şöyle ki; 13 Temmuz 2014 tarihinde hayatını kaybeden Ankara Etimesgut’ta bulunan Ufuk Arslan Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ahmet Şimşek’in vefat tarihinden yaklaşık bir ay sonra “Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Değerlendirme Sonucu 75 ve Üzeri Puan Alan Okul Müdürleri’nin Listesi”nde yer almış olması bu değerlendirmelerin, yönetmeliğe aykırı biçimde öğretmenlere, okul aile birliğine ve okul öğrenci başkanına sorulmadan keyfi bir biçimde yapıldığını açıkça ortaya koydu. Bu vahi olayın eğitimde kadrolaşmanın somut bir kanıtı olduğunu iddia eden CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya verdiği soru önergesin şu sorulara yer verdi; 1- 10 Haziran 2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen “Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim KurumlarıYöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik” gereğince görevden alınan okul müdürleri hangi sendikalara üyedir? 2- İlgili yönetmelik gereğince görevden alınan okul müdürlerinin yerine getirilen okul müdürleri hangi sendikalara üyedir? 3- 13 Temmuz 2014 tarihinde hayatını kaybeden Ankara İli Etimesgut İlçesi’nde bulunan Ufuk Arslan Anadolu Lisesi Okul Müdürü Ahmet Şimşek’in vefat ettiği tarihten yaklaşık bir ay sonra “Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Değerlendirme Sonucu 75 ve Üzeri Puan Alan Okul Müdürleri’nin Listesi’nde” yer aldığı iddiaları doğru mudur? 4- Bu iddialar doğru ise 13 Temmuz 2014 günü vefat etmiş bir okul müdürünü Etimesgut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü nasıl değerlendirmeye almıştır? 5- Bu değerlendirmeler yönetmeliğe uygun şekilde yapılmakta mıdır? Bu değerlendirmeler yönetmeliğe uygun yapılıyor ise; “okul öğretmenlerince seçilen iki öğretmen, okul öğrenci başkanı, okul aile birliği başkanı”nın puanlamaya katıldıkları düşünülünce bu kişiler kendi okul müdürlerinin vefat ettiğini bilmemekte midir? Yoksa değerlendirme için yasaya aykırı biçimde bu kişilerin fikri alınmamış mıdır? 6- Merhum okul müdürü için kim ve hangi yasal dayanaklar ve yine hangi kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmıştır? 7- Müdürlere ilişkin değerlendirmeleri ilçe milli eğitim müdürlükleri tek başlarına mı yapmaktadır? Bunun yasal dayanağı nedir? 8- Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Etimesgut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü hakkında bu olaya istinaden Bakanlığınızca başlatılmış herhangi bir işlem mevcut mudur? Bu işlem nedir?
Son günlerde siyasiler, futbolcular, işadamları ve sanatçıların en büyük desteği verdiği ve tüm Dünya’da destek bulan, Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına dikkat çekmek için yapılan Ice Bucket (Buzlu Kova) kampanyası her geçen gün çığ gibi büyüyor. Bu kampanyaya Türkiye’den de katılım epey fazla oldu. Her ne kadar bir süre sonra eğlence haline gelmeye başlasa da kampanyanın amacına ulaştığı ve söylenebilir. ALS hastalığının tedavisi için yapılan araştırmalara yapılan bağışlarla büyük bir kaynak sağlandığı ortada. Ancak o kadar buzlu su kafalardan aşağı döküldüğü ve tüm Dünya’nın ALS konusunda farkındalık sahibi olduğu bir ortamda T. C. Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda ne yaptığı sorusunu akla getirdi. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na yönelttiği soru önergesinde konu ile ilgili olarak şu soruları yöneltti; 1- Türkiye’de kaç adet Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastası mevcuttur? 2- Bu hastalarımızın kaç tanesi hastane ve bakım masraflarını kendi bütçelerinden karşılayabilmektedir? Bakanlığınızın bu hastalarımızın bakım masrafları için ailelere maddi desteği mevcut mudur? 3- Temel Tıp Bilimine ilişkin olarak hastalıkların tedavilerinin bulunabilmesi, tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için ayrılan fon ne kadardır? Hangi hastalıkların tedavisi için ne kadar fon ayrılmaktadır? 4- ALS hastalığının tedavisi için Bakanlığınız tarafından herhangi bir fon ayrılmış mıdır? Bu fon ne kadardır? 5- Türkiye’de ALS Hastalığının tedavisine ilişkin araştırmalar hangi boyuttadır? Bu araştırmalara Bakanlığınızca destek olunmakta mıdır? 6- ALS hastalığına ilişkin olarak Bakanlığınız herhangi bir sosyal sorumluluk kampanyası/çalışması mevcut mudur?
Uykuya geçişi zorlaştıran ve engelleyen bir dizi etmeni açıklayan uzmanlar, dar sutyen, gece işle alakalı yapılan telefon görüşmeleri ve sigara gibi etmenlerin uykuyu zorlaştırdığını açıkladı. Japon araştırmacıların ortaya koyduğu sonuçlara göre, göğüs kafesini ve omuzları sıkan bir sutyen uykunuzu berbat ediyor.Uzmanlar ayrıca sıkı elbiseler sonucu artan vücut sıcaklığı ve melatonin seviyesinin uykunun en kötü 2 düşmanı olduğunu belirtti.Uykuyu mahveden bir başka etmen ise gece 21:00′den sonra işle alakalı yapılan mailleşmeler ve telefon görüşmeleri. Michigan Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, işle ilgili olarak saat 21:00′den sonra telefonunu kullananlar iyi uyuyamıyor ve ertesi gün verimli olamıyor.Araştırma ekibinin başında bulunan Russell Johnson açıklamasında, ‘Uyku öncesi işle ilgili telefon görüşmesi yapanlar, e-posta ve SMS atanlar, arkadaşlarıyla telefon görüşmesi yapanlar kadar rahat olamıyor.Çalışma saati olarak 21:00′i seçtik. Çünkü birçok insan 21:00 ile 01:00 arasında uyuyor. Akıllı telefonlar en yıkıcı araçlardır. Çünkü portatiftirler. Bu yüzden insanlar onları yastık altına ya da komidinin üzerine koyarlar. Ve dizüstü bilgisayarların aksine, akıllı telefonların sesleri ve ışıkları daha rahatsız edicidir’ dedi.Uykuyu zorlaştıran bir başka etmense sigara. Uzmanların açıklamalarına gör, uyku öncesi sigara içmek uyku düzenini bozuyor. Nitokitinin, dopamin ve serotonin gibi kimyasal uyarıcı salınımını tetiklemesinden dolayı, sigara içenler REM uykusu yerine hafif uyku modunda daha çok zaman harcıyor. Yine çalışmalara göre, uyku öncesi sigara içenlerin ertesi gün kendilerini daha az dinlenmiş hissediyor. Uzmanlar en az birkaç saat öncesinden sigara içiminin bırakılması gerektiğini belirtiyor.Akşam yemeğinde ağır proteinli ızgara tavuk ve et gibi besinler tüketmekte, ne yazık ki uykuya geçişi zorlaştırıyor. Protein açısından zengin yemek ne kadar iyiyse, uyku içinde o kadar kötü. Çünkü proteini sindirmek vücudu çok çalıştırıyor ve bu durum çoğu zaman vücudun uyku moduna geçmesini zorlaştırıyor. Uyku öncesi bu tür yiyecekler yerine kraker gibi tahıl ve nişastalı ürünleri tercih etmek daha iyi olacaktır. Yatmadan 4 saat önce yenilen karbonhidrat ürünleri kan şekerinin düşmesini sağladığı için uykuya daha hızlı geçişi sağlıyor.
Konu Türk erkeği olunca aklımıza birçok şey geliyor ancak Türk erkeğinin öyle 'bug'ları var ki birkaçını buraya almadan edemedik.NOT: Burada yazılanların sizinle bir ilgisi yok, biz diğer erkekleri ve başka kızların sevgililerini kast ettik.
Aslında hoş görünmemize rağmen poz vermeyi bilmediğimizden dolayı fotoğraflarda çirkin çıkabiliyoruz. Fakat bu hayvanlar poz verme olayını baya ileri götürmüş.İyi eğlenceler dileriz...
Gözden kaçan bir diğer olayda sindirim sistemi hastalıklarıdır. Eğer hasta da ağız kokusu nun sürekli olarak söyleyip, diş ve kulak,burun, boğaz yönünden herhangi bir sorun yaşamıyorsa ve hasta şeker hastası veya böbrek yetmezliği hastası değilse sindirim sistemi mutlaka araştırılmalıdır. Ağız kokusu nasıl önlenir yazımıza buradan ulaşabilirsiniz. Yapılacak olan bir gastroskop ile yemek borusunda görülecek olan iltihap veya kanser türünden olan hastalıklara tanısı hemen konulur. Tanı konulduktan sonra ilgili tedaviye hemen başlanmasıdır. En önemlisi, yemek borusu ile mide arasındaki kapak sisteminin gevşekliği ile birlikte mide mikrobuna ait gastiritin bulunmasıdır. Ortamda her zaman bulunan üreyi parçalayarak amonyak haline getirir. Amonyak, ağız yoluyla atılarak ağız kokusuna neden olur. Yatmadan 2 saat önce yemek yemeyi bırakması. Aşırı yağlı yemekler yememesi ağız kokusuna engel olacaktır. Eğer diş ve Kulak, burun doktorunuz bir sorun bulamadıysa akla gelecek yöntem sindirim sistemi olmalıdır. BenefitDo.com
İnsanları bıktırma politikalarından birisi olan Mobbing nedir kısaca ne işe yarar bu hafta PCH Online’da. Mobbing net ve kısa tabiri ile birlikte “bir veya birkaç kişinin bir diğer kişiye uyguladığı, düşmanca ve ahlaka, etiğe aykırı yöntemlerle sistematiksel olarak yaptıkları psikolojik bir baskıdır” şeklinde adlandırılabilir. 1980 yılında Dr.Heinz Leymann Mobbing terimini iş hayatında şiddetli baskı, bıktırma ve yıldırma hareketleri için kullanmış olduğu gibi, uygulayan kişileri kontrolcü, korkak ve nevrotik olarak tanımlamıştır. MOBBING NASIL ORTAYA ÇIKAR ? Mesleki yeterliliğin sorgulanması Kişiye güvenilmediğinin hissettirilmesi Kasten, verilen süre içinde bitirilemeyecek görevler verilmesi Kişiden bilgi saklanması Kişinin görmezden gelinmesi, gruptan izole edilmesi Yetkilerinin azaltılması Yukarıda verilen niteliklerin yanı sıra aniden gelişen içeriklerin yetersizliği düşünülebildiği gibi, daha önceden çok küçük hatalar yeri geldiğinde çok büyük hatalarmış gibi gösterilebilir. Hal böyle olunca Mobbing tanımının gerçek yüzü ortaya çıkmış oluyor. İş yerlerinde çalışanların yöneticiler tarafından bazı çalışanlara Mobbing uygulamak için azmettirildiği gibi, örnek olarak bir müdürün veya şefin çalışanı bıktırmak için sürekli onun ile ilgili hatalarını arayarak yüzüne vurması, moral bozması örnek verilebilir. Çalışanlar tarafından yapılan bu baskıların, kurumun yetkili kişilerine başvurduklarında bu kişilerden de olumsuz tavırlar alarak başvuruları reddedilmektedir. Sonuç olarak kişi istifa etmeye mecbur kılınıp, sanki bu istifa kendi isteğiymiş gibi gösterilerek tazminattan da men edilmiş olunur. MOBBING’İN ETKİLERİ NELERDİR ? Mobbing , insanın mesleki bütünlük ve benlik duygusunu zedeler Paranoyaya ve kafa karışıklığına neden olur Maruz kalan kişi kendine güven duygusunu yitirir, toplumdan soyutlanabilir Huzursuzluk, korku, utanç, öfke ve endişe duygularını yoğun bir şekilde yaşar. Mobbing, ağlama, uyku bozuklukları, depresyon, yüksek tansiyon, panik atak, kalp krizine kadar giden sağlık sorunları ve travma sonrası stres bozukluğu oluşturmaktadır. TÜRKİYE’DE MOBBING NASIL İŞLER ? Türkiye’de bu işleyiş aslında tam tanımın koyulabildiği ülkelerden bir tanesi konumundadır. Özellikle son yıllarda artan bu mağdurların, Mobbing uygulaması ile açtığı davalar emsal teşkil ettiği ve bu konularda yürütülen çalışmalar sebebi ile insanlar bilinçlenmektedir. İşverenler tarafından Türkiye’de uygulanan Mobbing , iş kanunlarının işçiyi koruyan tazminat ve işe iade hükümlerinden kolayca kurtulmak ve istifaya zorlamak için uygulanmaktadır. Bu süreçte Mobbing’e maruz kalan işçiler psikolojik açıdan zarar görerek istifa edip ayrılmaktadır. KANUN VAR AMA DİNLEYENLER NEREDE ? 6098 sayılı Borçlar Kanununun 417. Maddesinde, işçinin hem kişiliğinin, hem de yaşam ve vücut bütünlüğünün korunmasına yönelik olarak düzenleme yapılmıştır. Maddede, işveren-işçi hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek, iş yerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamak, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür hükmüne yer verilmiştir. Fakat gel gelelim işverenlerin işçinin hakkını yiyerek bıktırma politikalarına günümüzde de devam etmektedirler. Ayrıca SGK için yatırılan işçi sigortaları da hiçbir zaman yüksek yatırılmadan asgari ücretten gösterilip, geri kalan maaş tutarını elden vermektedirler. Ülkemizde binlerce firma bu şekilde davrandığının yanı sıra, kanunlara karşı gelinmesine karşında devletin hiçbir şey yapmaması bu konuda “ hayret ” denilecek kısımlardan bir tanesi. Ayrıca bu kanun maddesinde, işveren, işçiye ait kişisel verileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ilgili veya hizmet sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu ölçüde kullanabilir. Ancak özel kanun hükümleri saklıdır. PCHOCASI
Toyota Gran Turismo oyunu için tasarımlanan FT-1 modelini gerçek hayatta da piyasaya çıkarmak için konsept otomobilin tasarımını tamamladı. Toyota FT-1 Gran Turismo konseptinin fotoğrafları piyasaya çıktıktan sonra uzmanlar bunun Toyota’nın 2002′de üretimini bıraktığı Supra modeli olduğunu iddia etselerde Toyota’dan resmi açıklama geldi. İşte fotoğrafları-TIKLA
Bir eli olmayan kızının fotoğraflarını çeken annenin fotoğrafları ödüle layık görüldü. Yeni Zelanda Auckland’da yaşayan Holly Spring 9 ay beklediği kızı doğduğunda sevinci biraz buruk oldu. Minik Violet’in doğuştan bir eli yoktu; bir de doğumdan hemen sonra bir seri ameliyata girmesini gerektiren Hirschprung adında nadir rastlanan bir bağırsak hastalığı vardı. İşte haberin detayları TIKLA
The Associated Press'in (AP) haberine göre; çiftin sözcüsü, uzun süredir birlikte yaşayan ve altı çocukları olan çiftin cumartesi günü Fransa'daki Chateau Miraval'da dünya evine girdiğini açıkladı.
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)