Daha Sağlıklı ve Güzel Dudaklar
Daha sağlıklı ve güzel dudaklar için neler yapmalıyız? Su için Su, ağzımızın yanı sıra vücudunuz içinde en sağlıklı içecektir. Bol su tüketmeyi diyetisyenlerin de önerdiğini bilmekteyiz. Bizim su önerimiz bu sefer metabolizma için değil. Su içtiğinizde ağzınızın içi temizlenir ve çürük riski de azalır. Fakat şekerli ve asitli sular bu konuda bir işe yaramamakla beraber zarar da verir. Bu sular diş çürümesini hızlandırır ve diş etlerine hasar verir. Sakızın şekersizini seçin Vücudun ağız kokusuna karşı güçlü bir silahı bulunmaktadır. Tükürük! Ağız kokusuna karşı doğal bir çözüm! Ağzınız kurudukça kokunun daha etkili olduğunu hissedebilirsiniz. Sabahları nefesinizin kokmasının sebebi bu kurumadır. Gece tükürük üretim miktarının en aza inmesi nedeniyle ağzınız kokar. Sakızlar tükürük üretimini arttırır, bu yüzden kokusuna karşı kullanılabilir. Tabi şekersiz olması diş sağlımız için daha uygundur. Şekersiz ve ağız kokusuna karşı etkili bir tercih de yapabilirsiniz. Tarçının gücü Tarçının keskin kokusunu her yerde tanırız. Bunun sebebi kokusunun baskın olmasıdır. Kokusunun bu özelliği tarçını ağız kokusuna karşı çok etkili bir baharat konumuna sokar. Tarçın kokusu sebebiyle ağız kokusu ile savaşmaya çok uygun bir baharat olmakla beraber ağız temizliği içinde çok etkilidir. İçerisinde bulunan ve kokuyla savaşan maddeler bakteri oluşumunu da engeller. Kahve, kırmızı şarap ve çay tüketimini azaltın Sadece koku ve bakteriler değil görünümde oldukça önemlidir. Çay ve kahvenin ardından dişlerimizi fırçalamalı hatta bu içecekleri azaltmalıyız. Bu içecekler dişte lekelenmelere neden olur. Dişin yüzeyinde oluşan lekeler temizlenebilirken içeride meydana gelenler kalıcı renk değişimlerine sebep olur. Bu tip dişlerde leke bırakan içecekleri tüketirken pipet kullanmamız kötü etkileri bir miktar da olsa engelleyecektir. Söndür o sigarayı Sigara hakkında çok bir şey söylememize gerek yok aslında! Sigaranın ağız kokusundaki kötü etkisi içenler tarafından fark edilmese de biliniyor. Çevrenizdekiler söyleyemese de ağzınız izmarit gibi koktuğunun farkındalar. Ferah bir nefes için sigarayı bırakın. --------------------------------------------------------
Saçlarım Yağlı, Ne Yapmalıyım?
Modern ve koşuşturmaca içindeki hayat bazen istediğimiz kadar kendimize zaman ayıramamamıza neden olabilir. Dış güzelliğimizin önemli bir parçasını oluşturan saçlarımız da bundan nasibini alabiliyor. Peki saçlarımızı yıkamaya fırsatımız yok ve mutlaka dışarı çıkmamız gerekiyorsa ne yapabiliriz?Maşa kullanın. Bukleler her zaman daha havalı ve daha dikkat çekicidir. Biraz da sprey ile tamamdır.Dağınık topuz yapın. Toplamadan önce de biraz saçlarınızı öne eğip kabartırsanız daha da dolgun görünecektir.Renkli saç bantları kullanın. Bu hem dikkati saç bandına verecek hem de saçınızın yağlı olduğunun farkına varılmasını önleyecektir.Kuru şampuan kullanın. Her zaman tercih edeceğiniz bir şey olmayabilir ama iki ayağınız bir pabuca girdiyse özellikle kahküller için kurtarıcı olacaktır.Büyük tokalar kullanın. Biraz cesaretin hiçbir sakıncası yok. Renkli büyük çiçekli tokalar da birkaç bukle ile bambaşka bir hava verecektir.
Cinsel Gücü Artırıcı Besinler
Cinsellikle E vitamini arasında ilişki olduğu konusunda pek çok iddia vardır. Çalışmalar erkeklerde ve dişilerde do­ğurganlığı artırdığını ve erkeklik gücünün yenilenmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Erkeklerde ve kadınlar­da cinsel isteği kuvvetli bir şekilde etkilediği henüz kanıtlanmamıştır. Bir başka dikkate değer seks besini çinkodur. Bir erke­ğin vücudunda en yüksek çinko oranı prostatta bulunur ve mineralin yetersizliği testikular körelmeye ve prostat sıkın­tısına neden olabilir. Eğer libidonuzu artırmak ya da sadece geceleri cinsel ya­şantınızı canlandırmak istiyorsanız aşağıdakilerden bazıları­nı günlük diyetinize ekleyiniz: Kuşkonmaz Yulaf (Avena sativa) Avokado Arpa Bira mayası Kakule Havuç Tarçın Kişniş Döllenmiş tavuk yumurtası Ginkgo biloba Ginseng Kava Kava İstiridye Çamfıstığı Ayva Sarsaparilla (saparna kökü) Shiitake mantarı Soya gıdaları..haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve Mineraller
B1 vitamini Ortalamanın üzerindeki miktarlar (thiamin)   depresyon ve endişe krizlerini hafifletmeye yardımcı olur.B6 vitamini Dopamin ve norepinephrin gibi doğal (piridoksin) antidepresanların yeterli üretimine yardım eder.Pantotenik asit  Doğal bir gerilim azaltıcıdır.C vitamini stresle mücadelede esastır.Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve MinerallerB12 vitamini sinirliliği azaltmaya, konsantrasyonu artırmaya, enerjiyi yükseltmeye ve sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur.Kolin sinir tepilerini beyine gönderir ve sakinleştirici bir etki üretir.E vitamini  beyin hücrelerinin ihtiyaç duyulan oksijeni almasına yardım ederFolik asit yetersizliklerinin zihinsel hastalığa katkıda bulunan faktörler oldukları bulunmuştur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Kıvanç ve Sevgilisi İlk Kez Aynı Karede!
Dizi ekibi,Kıvanç Tatlıtuğ ile Farah Zeynep Abdullah'ın romantik öpüşme sahnesinin damgasını vurduğu bölümü çekimlerin devam ettiği St. Petersburg’da izledi.kaynak:http://gecce.com/
Reklam
Halı Saha Maçlarının Klasikleşen 17 Serzenişi
Halı saha maçları Türk erkeğinin en önemli sosyal aktivitesidir.   Küçükken odasının duvarlarını sevdiği takımın posterleriyle donatan, evin içinde çoraptan top yapıp oynayan çocuk büyüyünce futbolcu olma özlemini bir nebze de olsa halı saha maçı yaparak dindirir. Halı saha maçlarının 0-0 biteni görülmemiştir, duyulmamıştır. Ve her defasında aynı serzenişlere sahne olur..
Reklam
En Trend Oje Renkleri
Uzaktan bakınca siyah gibi ama yakından çok daha fazlası olan koyu tonlardaki ojeler bu sezon çok moda. kaynak:http://www.bellasugar.com/
Vücut Dili ve Gizleme Sanatı
Bazen bir bakış, bir hareket 1000 kelimeye bedeldir. Ve bu gerçek Joe Navarro’yu işinde oldukça meşgul etti. FBI’daki memuriyetinde uzman sorgucu görevi ona, insanların konuşmadan ne demek istedikleri konusunda ve yüz okuma tekniklerinde eksperlik kazandırdı. Emekli olduğunda ise bu yeteneğini poker dünyasına taşıyarak vücut dili konusundaki uzmanlığını gösterdi. Navarro’nun bazı ilginç görüşleri var: Çoğumuz gerek bir poker masasında, gerek ofiste, gerekse de evde kendimizi ele veriyoruz. İşte onun en önemli gözlemleri; Nasıl Öne Doğru Eğildiğine Dikkat Et. Herhangi bir şeyle ilgilendiğimizde, öne doğru eğilme ya da dik oturma hareketlerine meyilliyiz. Bir şeyle ilgilenmediğimizde ise bunun tam tersi geri çekilir ya da yayılırız. Navarro bunu poker oyuncularında çok gördüğünü söylüyor. Ayrıca bunun yönetim kurulu odaları ve yatak odalarında da oldukça sık yapıldığını belirtiyor.  Gözlerini Denetle. Heyecanlandığımızda gözlerimiz büyür. İyi ya da kötü bir olay olması bu gerçeği değiştirmiyor. Eğer endişelendiğin bir konuda birini alt etmek istiyorsan amaçlı bir şekilde başka bir yere bakmalısın. Navarro’ya göre, başkalarının senin gözlerini okumasını önlemek için gözlerini sürekli bir hedefe kilitlemelisin ve bunun çalışmasını devamlı yapmalısın.  Hareketsiz Dur. Başkalarının, senin hakkında sadece sana bakıyorlarsa bir fikir yürütmeleri mümkündür. Bunu önlemenin tek yolu ise: görünmez olmak. Peki görünmez olmanın en güzel yöntemi nedir? Bu aslında nerede olduğunuza bağlı. Poker masasında, kollarınız, bacaklarınız, boynunuz ve başınızı mümkün olduğu kadar sessiz tutmanız gerekmekte. İşyerinde ve evdekianlamı ise bağırıp çağırmalara karşı daha dayanıklı olarak gizemli birçekicilik kazanmaktır. Ne kadar sessiz olursanız o kadar iyidir. Özetle,FBI uzmanından gelen önerilerin hepsini sanırım anladınız. İstediğinizi eldeetmenin en iyi yolu sanırım vücut dilinizi en uygun şekilde kullanarak yukarıdaanlatılanları mümkün olduğunca gerçekleştirmek. Sabırlı olun. Sessiz olun. Enönemlisi is gözlemleyin. Buradan öğrendiklerinizi akıllıca sürekli test edin.Eğer doğru kartları oynarsanız, diğerlerinde hiçbir cevap yokken sizde olacak.
İlişkinizi Kurtaracak 3 Öneri
İlişkinizde sorunlar çıkmaya mı başladı? Merak etmeyin!... Kurtarmak çok kolay...FLÖRT EDİN: Uzmanlar birlikte olan çiftlerin seks yapmaları için belli bir süre beklemeleri gerektiğini savunuyor. Seksin de bir randevu gibi yaşanması gerektiğini düşünen uzmanlar, ilişkinin ilk günlerinde birlikte aktiviteler yapılması gerektiğini söylüyor: 'Birlikte sinemaya gidin, yemek yiyin ya da yürüyüş yapın, çift olarak birlikte zaman geçirin.' EVDEN DIŞARI ÇIKIN: Daha iyi bir aşk hayatınız olmasını istiyorsanız, bazı geceler evden dışarı çıkın. Uzun bir süre birlikte olan çiftlerde seksin rutin bir hale geldiğini savunan uzmanlar, evin dışında yaşanan seksin çifte heyecan kattığını savunuyor. YATAK ODANIZI YENİDEN DEKORE EDİN: Evinizde; özellikle de yatak odanızda yapacağınız bazı değişiklikler aşk hayatınıza renk katabilir. Bunun için illa aynalarla kaplı bir odaya ya da su yatağına ihtiyacınız yok, ışıklandırma da yapacağınız küçük bir değişiklik bile inanılmaz farklılıklara neden olacak. Örneğin yatak odanızdan televizyonunuzu çıkarmakta seks hayatınıza tahmin ettiğinizden çok daha olumlu etki edecektir.COSMOTURK | Kadınlara özel en kapsamlı haber portalı
Reklam
En Saygın Harvard… ODTÜ de Listede…
İngiltere'nin başkenti Londra'da yayın yapan Times Yüksek Öğretim (THE) adlı haftalık derginin dün açıkladığı Dünyanın En Saygın 100 Üniversitesi listesine Türkiye'den tek bir üniversite, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) girdi. ggghaber.com
Kaş Yapalım Derken Göz Çıkarmayalım
Estetik doğru yapıldığında cildi gençleştirir, ruhu yeniler diye belirten Bahçeşehir Dermamed Kliniği Medikal Estetik Hekimi, Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında doğru bildiğimiz yanlışların yaygın olduğu belirtiyor.Medikal estetik tedavilerinin uzman hekimler tarafından yapılması gerekliliğinin altını çizen Dr.Gülen Altun, hastaların medikal estetik hakkında araştırma yapmasını ve mutlaka uzman kontrolünde bu süreçlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr.Gülen Altun, medikal estetik hakkında en sık bilinen yanlışları şöyle sıralıyor:“Hepimiz yaşlanmaya karşı koyarak yüzümüzün daha genç ve canlı görünmesini istiyoruz. Yüzümüzdeki çizgilerin azaltılarak daha gergin, genç ve sağlıklı görünmesi için bir çok tedavi uygulanmaktadır. Bunlar arasında botoks, son yıllarda en çok bilinen ve konuşulan tedaviler arasında yer alıyor. Ancak botoks ile ilgili bir çok yanlışın doğru sanıldığını görüyoruz. Yüzü gençleştirmek ve canlılaştırmak için yapılan her işlemin botoks olduğu yanılgısı yaygındır. Botoks, yüzün her bölgesinde uygulanabilen bir tedavi değildir. Botoks genellikle göz çevresinde, dudak kenarında ve alında oluşan mimik çizgilerinin azaltılmasında etkili olmaktadır. Bu nedenle, dolgun dudaklarının sırrı sanılanın aksine botoks uygulaması değildir. Dudaklara hacim verme işlemi dolgu tedavileri ile gerçekleştirilmektedir.Çok derin boyun kenarı çizgileri ve göz altı çizgilerinde de botoks uygulaması yapılabileceği düşünülmektedir. Ancak bu tarz derin çizgilerin tedavisi dolgu uygulamaları ile gerçekleştirilmektedir. Dolgu tedavileri ile çizgilerde anında fark edilen bir hafifleme ve akabinde de yok olma görülmektedir.Botoks çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde uygulanabilen bir tedavi yöntemi değildir. Çok ilerlemiş göz kapağı ve kaş düşüklüğünde hastaların plastik cerrahiye yönlenmeleri gerekiyor. Bu nedenle, çok ileri yaşlarda, özellikle 65’in üzerindeki yaşlarda, botoks tedavisi etkili olmayacaktır. Dolayısıyla, erken yaşlarda botoks yapılmamalı düşüncesi de yanlıştır. Botoks işlemine erken yaşlarda başlamanın faydası vardır, çünkü kasların kasılması ne kadar erken yumuşatılırsa o kadar az kırışıklık oluşmaktadır.Bilinenin aksine, botoks işleminde yüzdeki tüm çizgileri yok etmek donuk ve doğal olmayan ifade oluşmasına sebep olur. Bu nedenle, botoks işlemi mutlaka kişinin yaşına, fiziksel özelliklerine göre kişiye özel olarak uygulanmalıdır. Aksi halde birbirinin aynı ifadeli yüzler ortaya çıkar ki, bu da kişiyi güzelleştirmek yerine daha yaşlı görünmesine sebep olacaktır. Botoksun etkisi geçtiğinde uygulanan bölgedeki kırışıklıklar tekrar ortaya çıkar ve fazlalaşır düşüncesi de yine doğru bildiğimiz bir yanlıştır.Botoks, sadece estetik amaçlar için uygulanmamaktadır. Aşırı terleme ve migren tedavisinde de botoks tedavisi tercih edilmektedir.”Dolgu tedavilerinde kullanılan hyaluronik asit ile ilgili de yanlış bilinen bilgiler olduğunu belirten Dr.Gülen Altun, “Hyaluronik asidin vücutta var olmadığı, ancak bu tarz tedaviler yolu ile vücuda enjekte edildiği düşünülüyor. Aksine, ciltte belirli bir miktarda hyaluronik asit bulunmaktadır. Yeni doğmuş bir bebeğin vücudunda da hyaluronik asit bulunmaktadır. Ancak, 20′li yaşlarda cilt daha az hyaluronik asit üretir ve bu düzey, yaş ilerledikçe iyice azalır. Bu süreçte yapılacak dolgular, cildi hızlı bir biçimde canlandırmak için en ideal çözüm olacaktır. Hyaluronik asit, dokuya bio molekül olarak en uyumlu maddedir, bu madde dışında kullanılan dolgu maddeleri cilt ile uyum sorunu yaşatabilir ” diye açıklıyor.
Reklam
Suda Doğum Hakkında Bilmedikleriniz
Suda doğum , son zamanlarda insanların bu konudaki bilgilerinin artışı ile beraber popülerliği arttırmış bir yöntemdir. Bu yöntem için ilaç kullanmaya ya da suni sancı yöntemlerine gerek kalmamaktadır. Suda doğum un tercih edilme sebeplerinin arasında sezaryen oranını düşürmesi de gelmektedir. Ayrıca önceleri çoğunlukla ev ortamında mümkün olan bu teknik artık hastanelerde suda doğum havuzlarının bulunmasıyla beraber tercih edilmesi daha kolay bir yöntem olmuştur. Ayrıca kadınların doğum esnasında çektikleri acıları azalttığı söylenen bu yöntem kadınlar için muhteşem bir tercih olmaktadır.Nasıl gerçekleşir?Annenin sancılarının başlaması ile birlikte başlar. Özel bir kıyafet giydirilen anne yaklaşık 36-38 derece su bulunan havuza girer. Suyun ısısı ve temizliği son derece önemlidir. Bebek kesesindeki sıvı kan yada idrarla kirlenen su belirli aralıklarla değiştirilmelidir. Su ısısının 36-38 dereceler arasında kalmasına da dikkat edilmelidir. Doğum sırasında herhangi bir anestezi yada suni sancı uygulamalarına gerek yoktur. Bu anne ve bebek sağlığı için önemli bir artıdır. Sıcak suyun gevşetici etkisi sayesinde anne ve bebek yakından takip edilir. Bu sırada bebeğin kalp atışları da sürekli izlenmektedir. Suda doğum ile ilgili korkulan bebeğin kafasının küvete çarpması yada nefes alamaması gibi çekinceler son derece yersizdir. Bebeğiz zaten anne karnında sıvı bir ortamda yaşadığını unutmamalıyız. Bebeğin nefes alması gereken zaman ise kordonu kesildikten sonradır bu işlem yapılırken de bebeğin kafası sudan çıkmış durumda olacaktır.
Genç Kadınları Lider Pozisyonlarına Taşımak İçin Neler Yapmalı?
PwC, 2014 Dünya Kadınlar Gününde “Gelecek kuşakta çeşitlilik – Yarının kadın liderlerini geliştirmek” başlıklı bir rapor yayınladı Şirketler genç kadınları lider pozisyonlarına taşımak için neler yapmalı? PwC, 8 Mart 2014 Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlarının işyerinde yükselmesini sağlayacak doğru ortamları yaratmak için şirketlerin neler yapması gerektiğine ilişkin bir rapor yayınladı. “Next generation diversity – Developing tomorrow’s female leaders” (Gelecek kuşakta çeşitlilik – Yarının kadın liderlerini geliştirmek) adlı raporda Milenyum kadınlarını şirketlere çekmek, elde tutmak ve geliştirmek adına büyük önem taşıyan altı temel konu ele alınıyor. Rapordaki kilit konular şöyle sıralanıyor. Günümüz kadınları şirketler için büyük önem taşıyor, çünkü onlar önceki kuşaklara kıyasla daha eğitimliler ve iş gücüne daha fazla katkıda bulunuyorlar. Milenyum kadınları önceki tüm kuşaklardan daha yüksek öz güvene sahip ve kariyer fırsatlarına daha fazla önem veriyor. Çeşitlilik konusunda iyi bir geçmişi olan işverenlerle çalışmak istiyor. Milenyum kadınları kuşağı, iş hayatında eşi benzeri olmayan şirket kültürü değişikliklerine neden olabilir. Milenyum kadınları, düzenli olarak geribildirim almayı bekliyor; teknik konularda oldukça bilgili olsalar da, geribildirim görüşmelerini yüz yüze yapmayı tercih ediyor. Bu kuşağın Milenyum kadınlarının uluslararası deneyim talebi çok fazla. Onlar için işveren ve sektör imajı ve itibarı çok büyük önem taşıyor. PricewaterhouseCoopers International Ltd.’nin Başkanı, Dennis Nally şunları söylüyor: “Çeşitlilik bizim için en önemli konulardan biri, işte bu yüzden Milenyum kadınlarına odaklanmak istiyoruz. Her yıl tüm dünyadaki okullardan çeşitli yetenekleri işe alıyoruz, bunlar arasında binlerce milenyum kadını da bulunuyor. İşe aldığımız kadınların başarılı olması ve liderliğe hazırlanması için gerekli ortamı sağlamak istiyoruz.” PwC Türkiye Şirket Ortağı Beste Gücümen ise, şunları ekliyor: “Sürdürülebilir değişikliği yakalamak için lider rolünü üstlenen kadınlara odaklanmak yeterli değil. Liderlik seviyesinde çeşitlilik konusuyla ilgilenmeliyiz ancak aynı zamanda çalışanlarımıza ilk aşamadan itibaren destek vermeliyiz. Bunun için öncelikle Milenyum kadınlarını çekme, geliştirme ve elde tutma yollarını daha iyi anlamalıyız.” PwC tarafından hazırlanan “İş Dünyasında Kadınlar Endeksi” nin (Women in Work) ikincisi de yayınlandı. Endeks, 27 OECD ülkesini, kadınların ekonomik gücüne ilişkin beş kilit göstergeyi biraraya getiren bir ölçüte göre; erkeklerle gelir eşitliği; iş hayatında kadınların sayısı ve erkeklere oranı; kadınlarda işsizlik oranı; ve tam zamanlı kadın çalışanların oranı olarak sıralıyor Endekste, Kuzey ülkeleri başı çekmeye devam ediyor; Norveç, kadınların işsizlik oranının düşük olması ve kadın- erkek arasındaki gelir farkının az olması nedeniyle birinci sırada olmayı sürdürürken, Danimarka ve İsveç sıralamada onu takip ediyor. Bu üç ülke, sıralamanın ilk yapıldığı yıl olan 2000 yılından bu yana Endekste her yıl ilk üçte yer aldı. Ekonomik kriz, Güney Avrupa ülkelerindeki oranları ise kötü etkilemeye devam ediyor. 2012 yılında Portekiz, İspanya ve Yunanistan’da kadın- erkek gelir farkı büyüdü ve kadınların işsizlik oranı arttı. Bu durum, bu ülkelerin ekonomik gücünün azaldığını gösteriyor. Endekste yer alan iki Asya ülkesi, Kore ve Japonya’nın ise diğer OECD ülkelerine yetişmek için önünde uzun bir yol var. Her ne kadar bu iki ülke 2000 yılından bu yana reel rakamlarda ilerleme kaydetmiş olsa da, diğer ülkeler daha belirgin kazançlar elde etti. Bu ülkelerin zayıf performansının altında yatan nedenler ise kadın- erkek gelir farkının nispeten daha yüksek ve kadınların işgücüne katılım oranının ise daha düşük olması. Hollanda ve İrlanda ise beş basamak yükselerek geçtiğimiz yıldan bu yana Endekste en büyük ilerlemeyi kaydeden iki ülke oldu. Kadın-erkek gelir farkının düşük olması bunda büyük rol oynadı. Editöre notlar 1- “ Developing tomorrow’s female leaders”( Yarının kadın liderlerini geliştirmek) raporunu adresinden indirebilirsiniz. 2- PwC’nin Dünya Kadınlar Günü faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için adresini ziyaret edebilirsiniz. 3- Çeşitlilik hakkında daha fazla görüşe PwC’nin Toplumsal Cinsiyet Gündemi bloğundan ulaşabilirsiniz.4- PwC’nin İş Dünyasında Kadınlar Endeksi (WWI) OECD’den ve ulusal istatistik ofislerinden elde edilen verileri kullanarak kadınların ekonomik gücünü yansıtan beş kilit ölçütün ağırlıklı ortalamasından meydana geliyor. · Kadın- erkek gelir farkı (%25 ağırlık) · Kadınların iş gücüne katılım oranı (%25 ağırlık) · Kadın ve erkeklerin iş gücüne katılım oranlarındaki fark (%20 ağırlık) · Kadınlarda işsizlik oranı (%20 ağırlık) · Tam zamanlı işe sahip kadın çalışanların oranı (%10 ağırlık). 6- Sonraki sayfada yer alan tablo PwC’nin İş Dünyasında Kadınlar Endeksi sıralamaları ve hesaplamanın yapıldığı dört yıla ilişkin 27 OECD ülkesinin puanlarının ayrıntılarını gösteriyor: 2000, 2007, 2011 ve 2012. Ülkeler en güncel endeks olan 2012 endeksinin puanlamalarına göre sıralanmıştır.
Reklam
Diyeti Bozmamak İçin 6 Altın Kural
Diyet yapanların yüzde 90′ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirten diyetisyen Mine Bilge’den diyeti bozmamak için altın öneriler Araştırmalara göre çoğu kişinin normalin üzerinde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor. Diyetisyen Mine Bilge, diyet yapanların yüzde 90’ının bir hafta bile dolmadan diyeti bıraktığını belirtiyor. Kış gelince daha az hareket edip kendimizi daha çok yemeye veriyoruz. Hal böyle olunca kilo almak kaçınılmaz oluyor. Nisan geldiğinde panik başlıyor: ‘Çok kilo aldım, hemen diyete başlamam, yaza kadar kilo vermem lazım!’ Diyetlerden diyet beğenmek de kolay olmuyor, diyeti devam ettirmek de. Araştırmalara göre diyet yapanların yüzde 90’ı bir hafta bile dolmadan diyeti bırakıyor. Diyetisyen Mine Bilge ‘Yüzde 75 için normalin üstünde yeme nedeni ‘tamamen duygusal’. Yani başka bir deyişle yemek duygularla başa çıkmak için kullanılıyor’ diyor. Günlük enerjinin yüzde 50-55’inin karbonhidratlardan, yüzde 15-20’si proteinlerden, yüzde 25-30’unun da yağlardan sağlanması gerekiyor. 1000 kaloriden az diyetler kas ve saç kaybına neden olabiliyor. Diyette istikrar için 6 altın kural *Sürekli tartılmayın: Kiloyu sık sık kontrol etmek sadece cesaretinizi kırar. Gün içerisindeki ödem miktarının artması, bağırsaklarınızın çalışıp çalışmaması gibi bir çok sebep hatalı ölçümlere neden olacaktır. Beslenme günlüğü tutun: Yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi saat saat mutlaka yazıp, kontrol edin. Besin çeşitliliği sağlamış ve neyin eksik neyin fazla olduğunu görmenizi sağlamış olursunuz. Haftada 1 öğününüzü serbest bırakın! Yasaklı yiyecekler daha cazip hale gelir. Yasaklı diyetler, tamamen hayatınızdan çıkarmaya çalıştığınız yiyecekleri bir süre sonra cazip hale getirecek ve sabah- akşam kendinizi o yiyecekleri tüketir halde bulacaksınız. Gözünüzü korkutmayacak hedefler belirleyin. 15 kilo vermeye şartlanmaktansa önce 3 kilo vermeyi hedef edinin, başardığınızda sevinin. Her gün aynı besinleri tüketmek diyeti sıkıcı kılar. Farklı şeyler tüketin. Tüketimlerinizde küçük değişiklikler yapmaya çalışın. Gün içerisinde enerjinizi ve motivasyonunuzu koruyabilmek için güne her gün farklı bir kahvaltı ile başlayın.
38 m2'lik Daireye 5 Oda 1 Salon Sığdıran Mimarlar
New York Manhattan’da 38 m2′lik bir stüdyo daireyi mimarlar 5 oda 1 salon haline getirmiş. Stüdyo daire New York’ta varolan barınma sorununa bir çözüm olarak ortaya çıkıyor. 38 metrekareye tuvalet ve mutfak dışında ekstra misafir ranzası ve 12 kişilik yemek masası sığdıran mimarlar sizi çok şaşırtacak. Dairenin Nasıl 5 Oda 1 Salon Olarak Kullanıldığını Mutlaka İzleyin.
Sütyen Takmak Zararlı mıdır?
Örtmek, desteklemek ve kaldırmak amacıyla kullanılan sütyen, göğüslere zarar veriyor mu? Son günlerde kamuoyunda tartışılan kadın iç giyiminin nadide bir parçası sütyeni, bazı kadınlar yararlı, bazı kadınlar ise zararlı olduğunu savunuyor. Acaba sütyen takmak göğüs sağlığı ve estetiği açısından zararlı mı yoksa yararlı mı? Bu konudaki sorularımızın cevaplarını Uluslararası Estetik ve Plastik Cerrahi Derneği ( ISAPS) üyesi Estetik Cerrah Op. Dr. Metin Kerem yanıtlıyor. Op. Dr. Metin Kerem: “Sütyen kullanmanın meme sağlığına kesinlikle bir zararı yoktur. Aksine normal boyutlarda ve üzerinde göğüslere sahip olan her kadın sütyen kullanmalıdır. Düzenli sütyen kullanımı göğüs sarkmasını geciktiren bir faktördür.”diyor. Sütyen gerekliliğinin göğüs boyutu ile bire bir ilişkili olduğunu söyleyen Dr. Metin Kerem, küçük göğüslü kadınların bu anlamda daha rahat olabileceğini söylüyor: “Küçük göğüsler daha hafif olduğundan yer çekiminden daha az etkileniyor ve kolay kolay bozulmuyorlar. Bu anlamda küçük göğüslü kadınlar aslında çok daha şanslı. Çünkü gebelik ve emzirme dönemlerinden sonra dahi bu tip göğüsler daha çabuk toparlanıyor. Bir problem olsa dahi bunu basitçe bir meme protezi yerleştirerek çözebiliyoruz, oysaki iri göğüslü kadınlar özellikle doğum sonrası küçültme ve/veya dikleştirme gibi daha detaylı operasyonlara ihtiyaç duyabiliyorlar” diyor. Peki ya sütyen kullanılmazsa ne olur? Dr. Metin Kerem, sütyen kullanmılmazsa göğüslerin yer çekimine yenik düşeceğini belirtiyor. Sütyen kullanımının amaca göre değişeceğini söylüyor ve ekliyor: “Günümüzde pekçok kadın sütyeni göğüslerini dik ve dolgun göstermek için kullanıyor ki bu da çoğu zaman anlaşılıyor. Özellikle gece elbisesi, gelinlik gibi özel kıyafetlerde sütyen dolguları çok itici durabiliyor. Bu tür elbiseleri taşımanın en güzel yolu sütyensiz olmak, ancak bunun için genelde bizim yardımımız gerekiyor. Meme protezi operasyonu yaptıran kadınların ilk yaptığı şey bu sütyenlerle vedalaşmak oluyor. Doğal göğüs boyutu iri olan kadınlar ise bunu saklamak için sütyen kamuflajına başvurabiliyorlar.” Dr. Kerem; sütyen seçiminin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, sütyenin göğüslerin en iyi dostu olduğunu sözlerine ekliyor. Sütyensiz giyimin moda olsa bile devamlı olarak sutyensiz olmanın doğru olmadığını belirtiyor. Yerçekimine karşı koymanın ise en etkili yolunun ise düzenli sütyen kullanmak olduğunu vurguluyor.
Siyah Noktalardan Kurtulun
Siyah noktalar pek çok kadının ortak sorunlarından biri. Bu sorun genellikle yağlı ve geniş gözenekli ciltlerde görülmekte. Oluşma sebepleri ise beslenme ve gün boyunca cildimizde biriken kir, yağ ve makyaj. Sivilceler ise siyah noktanın bir sonraki aşaması, eğer sivilceleri oluşmadan yok etmek istiyorsak siyah nokta konusuna özen göstermemiz gerekiyor. Sivilce olmadan kurtulunan siyah noktalar sivilcesiz bir cilt için atılacak en büyük adımdır. Siyah noktalardan kurtulmak için öncelikle gözenekleri açmamız gerekiyor. Buhar banyosu bunun en iyi yolu. Başınızın üstüne bir çarşaf veya havlu örterek geniş bir kaba koyduğunuz sıcak suyun buharına yüzünüzü tutun. 5-10 dakika bekledikten sonra siyah noktalarınız daha kolay temizlenecektir. Bu konudaki hatalı davranışlardan biri ise siyah noktaları temizlemek için sıkmak. Bunun yerine iğnesinin çıkarttığınız şırıngayla siyah noktaların üzerine hafifçe bastırarak onları çıkartmayı deneyebilirsiniz. Şırıngayla çıkaramadığınız siyah noktalarla sakın inatlaşmayın. Bu yüzünüzle leke, iz bırakabilir. Kalan siyah noktalar için çözüm ise peeling.Evde yapabilecek peeling tarifi;Gözenekleri temizleyip sıkılaştıran maske: 1 çorba kaşığı balı, 1 yumurta, 1 tatlı kaşığı ufalanarak kurutulmuş papatya ve 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış taze nane ile karıştırarak yüzünüze ve ensenize sürün. 10-15 dk bekledikten sonra ılık su ile durulayın.Geniş gözenekleri sıkılaştırıcı maske: Püre haline getirilmiş ya da dilimlenmiş domatesleri yüzünüze sürün. Kuruduktan sonra soğuk su ile cildinizi durulayın.Gözenekler için derin bakım ve temizlik: 100 lt kaynamış suya yarım limonun suyu ve kabuklarını, ardından 1 avuç dolusu bitki (biberiye, kekik, nane, mercanköşk, fesleğen, karanfil, maydanoz, kimyon, anason ya da rezene, papatya, lavanta ya da mürver çiçeği. (Not:Evinizde hangileri varsa) ekleyin. Sonra kabı masanın üzerine koyun ve saçınızı şeffaf bone ya da havlu ile kapatın. 25 cm’lik mesafeyle yüzünüzü 15 dk boyunca kaynamış suya tutun. Ardından soğuk su ile yüzünüzü durulayın.
Reklam