Kırışıklıklara Bal İle Maskeler
Kırışıklıklar belli bir yaştan sonra problem olmaya başlar. Buna karşı evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz ballı maskeler … Bal maskesi Malzemeler; 1 çorba kaşığı bal 1 fincan limon 2 adet yumurta akı 1 çorba kaşığı badem yağı Yarım fincan süt Hazırlanışı, Bütün malzemeleri bir kasenin içine koyup karıştırın. Kırışıklıkların yoğun olduğu bölgeye masaj yaparak uygulayın. 20 dakika bekletip ılık suyla yüzünüzü yıkayın. Maskeyi haftada bir kez uygulayabilirsiniz. Kırışıklık maskesi Malzemeler; Soya fasulyesi unu 3 yumurta akı 1 fincan süt 1 tatlı kaşığı bal 1 tatlı kaşığı tereyağı Hazırlanışı; Tüm malzemeleri karıştırıp hamur haline getirin. Elde ettiğiniz hamuru güneşte kurutun ve ovarak toz haline getirin. Üzerine 1 tatlı kaşığı tereyağı ve 1 tatlı kaşığı bal ilave edin. Elde ettiğiniz karışımı cildinize sürün en az 1 saat bekletin. Bal maskesi Malzemeler; 1 çorba kaşığı limon suyu 2 çorba kaşığı bal 2 çorba kaşığı su Hazırlanışı: Malzemeleri bir kapta krem kıvamına gelene kadar karıştırın. Göz çevresi hariç tüm yüzünüze sürün. Ilık suyla durulayın. Kırışıklıklara Bal İle Maskeler
Ombre Tırnaklar
Ombre modası saçlardan sonra şimdi de tırnaklarda havasını estiriyor. Ombre manikür , aynı renk skalasından ojelerin, tırnakların her birine ayrı ayrı uygulanmasıyla yapılıyor. Yani tırnaklara bir rengin açıktan koyuya farklı tonları uygulanıyor. Farklı bir versiyonu daha var, onda da tırnak diplerine açık, uçlarına doğru ise koyu renkte oje uygulanılıyor.Bu trendin ilk görüldüğü kişiler şüphesiz ünlü top modeller.Defilelerde mankenler ombre manikür kullanıyor.Bu trendi sizde uygulamak isterseniz galerimizdeki ombre manikür modelleri nden ilham alabilirsiniz…
Vitamin ve Mineraller Psikolojimizi Nasıl Etkiler?
Zihinsel hastalıkların beslenmeyle ilgisi hakkında ilk bilimsel bul­gu, pellagranın (depresyonu, ishali ve bunamayı) niasin ile tedavi edilebileceği bulunduğunda ortaya çıkmıştır. Bu­nun sonrasında tüm B kompleks desteklerinin tek başına kullanılan niasinden daha fazla fayda sağladığı bulunmuştur. Zihinsel rahatsızlıklar için biyokimyasal kanıtlar artma­ya devam etmektedir. Vücutta vitamin seviyelerinin değişti­rilmesiyle zihinsel hastalığın semptomlarının ortaya çıktığı­nı ya da ortadan kalktığını deneyler göstermiştir. Dr. R. Shulman’ın Ingiliz Psikiyatri Derg/Vııdeki rapo­runa göre 59 psikiyatrik hastanın 48′inde folik asit yetersiz­liği olduğu bulunmuştur. Bir başka araştırma zihinsel ve duygusal olarak hasta olanların büyük bir kısmının B kompleks vitaminlerinin bir ya da daha fazlası ve C vitami­ni yönünden eksik olduğunu göstermiştir. Hatta normal, mutlu insanların niasin ve folik asit yetersizliği yaşadıkla­rında morallerinin bozuk olduğu ve duygusal rahatsızlığın diğer semptomlarını yaşadıkları ortaya konmuştur. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler-mineraller
Dünyanın En Acayip 20 Yeri
Sanki bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen ama aslında Dünya'nın farklı yerlerinde gerçekten olan yerleri göreceksiniz. Kaynakta daha fazlası mevcut, hatta Pamukkale de var. Pamukkale bunların yanında pek acayip sayılmaz. Hangilerine gitmeye cesaret edilir?
Patron Yokken Çizilmiş 13 Çirkin Otomobil
Otomobiller birçok insan için bir tutkudur. Bazen sadece bir motor sesi bile bu tür insanların yüreğinin farklı atmasına neden olmaya yeter. Ancak bazı otomobiller de var ki, bu tür otomobil sevdalılarını bile otomobillerden soğutabilir. Bu otomobilleri gördüğünüzde insan bu otomobili bir tasarımcı mı tasarladı acaba diye sormadan edemiyor. Üstelik bir tasarımcı tasarlasa bile bu kadar çirkin bir otomobile onun üstündeki yöneticiler nasıl izin verdi sorusu da ayrı bir konu. Bu konuda örnek verilebilecek birçok tasarım faciası mevcut. Ben bunlardan gözüme takılan 15 tanesini derledim. Birçok kişi de daha çirkin tasarımlar bulabilir. Ancak tüm bu listelerde değişmeyecek bir model var ki, o da Fiat Multiplia. Google’da “çirkin otomobil” diye hangi dilde aratırsanız aratın karşınıza çıkan bu otomobil, sektörün çirkin kralı.
Reklam
Adriana Lima'dan Bade İşçil'e Büyük Darbe
Dünyanın en gözde modellerinden Adriana Lima, Türkiye’de çalışmayı çok sevdi. Daha önce Mavi’nin  reklam yüzü olan, Dosso Dossi gibi birçok şovda podyuma çıkan Lima, bu kez tüy dökücü ürünlerle 2001 yılından beri Türk kadınlarına ulaşan Veet’in  reklam yüzü oldu.Lima, 1 yıl boyunca markanın  reklam yüzü olacak. 31 Mart’ta Türkiye’ye gelecek olan Lima, 3 günlük çekimlerin ardından 3 Nisan akşamı yapılacak partiye ev sahipliği yapıp 4 Nisan’da Türkiye’den ayrılacak.Veet’in daha önceki  reklam yüzü Bade İşçil’di.  Reklam yüzü olmak için Veet’ten 250 bin dolar aldığı söylenen İşçil’in bacakları da işbirliği kapsamında 1 milyon dolara sigortalanmıştı. Dünya depilasyon pazarının önde gelen markalarından Veet, her yıl 30 milyondan fazla kadının güzelliğine hizmet ediyor.Reckitt Benckiser, her yıl tüm dünyada 46 milyondan fazla kadına Veet ürünleri satıyor. Veet ürünlerini, 2001 yılından beri Türk kadınlarına da sunuyor.kaynak:http://www.acunn.com/
Reklam
12 Çarpıcı Fotoğrafla Zamanın Tek Yumurta İkizleri Üzerindeki Etkisi
Konfüçyüs'a göre insanlar kaderlerini 50 yaşına geldiklerinde anlamaya başlarlar. Bu durumu görsel bir şekilde ortaya koymak amacıyla fotoğrafçı  Gao Rong Guo '' tek yumurta ikizleri'' isimli fotoğraf serisini başlattı. Bu çalışma görünümleri neredeyse aynı olan 50 yaşındaki insanların zamanla, yaşadıklarıyla, kaderleriyle görünümlerinin değişimini ortaya koymak adına yapılmış mükemmel bir çalışma.
Lindsay Lohan'dan Kulis Arkası Seksi Gif
ABD’nin ünlü TV şovu Oprah Winfrey’e katılan Lindsay Lohan’ın kulis arkası seksi GIF’i çıktı. Makyajsız ve sutyensiz bir şekilde görülen Lindsay Lohan karşınızda.GIF'İ GÖRMEK İÇİN TIKLA
Reklam
Obezite Nedenleri ve Obezitenin Zararları
Gelişen teknoloji, getirdiği olumlu yönlerin dışında, insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkilemiştir. Beslenme alışkanlığındaki değişiklikler ve fiziksel hareketlerin yetersizliği gibi bir çeşitli olumsuz şartlar bir araya geldiğinde bütün Dünya’da ortaya çıktığı gibi Türkiye’de de obezite (tedavi edilmesi gereken şişmanlık) sorununun görülme sıklığı oldukça hızlı artmaktadır. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de fazla kilolu olma ve obezite yaygınlığının neredeyse %10–00 oranında arttığı ve obezitenin özellikle çocuklar ve gençleri etkisi altına almaya başladığı görülmektedir. Obezite ile mücadele aslında, obezitenin yol açtığı bir çok hastalıkla da mücadeleyi kapsar. Bunun sebebi ise obezite, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıkları vb. pek çok sağlık probleminin – ki bunlara metabolik sendrom ismi verilir.- meydana gelmesine temek oluşturur. Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı açıklamaya göre, obezite sağlığı bozacak ölçüde vücutta normal olmayan ya da aşırı yağ birikmesi“ olarak tanımlanmıştır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18′i, kadınlarda ise %20-25′ini yağ dokusu meydana getirmektedir. Erkeklerde bu oranının %25, kadınlarda ise %30′un üzerine çıkması durumu obezite olarak kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması belirlemek için çok sık bir şekilde Vücut Kitle İndeksi (BMI) kullanılmaktadır. BMI, kişinin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle ortaya çıkan bir değerdir. “BMI boyuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında veri sağlamaz. Vücuttaki bütün yağ oranından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı çok önem teşkil eder. Bunun sebebi ise vücuttaki yağın yer aldığı bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile bağdaştırılmaktadır. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir. Android tip (erkek tipi) obezitede yağ ilk olarak göbek bölgesinde karında ve cilt altında, jinoid tip (kadın tipi) obezite ise gluteus ile femurlar üzerinde ve cilt altında toplanmaktadır. Bu dağılımın saptanmasında bel/kalça oranı kullanılmakta ise de, bel çevresinin yalnız başına kullanımının karın bölgesindeki yağ dağılımı için daha doğru ve daha basit bir yöntem olduğu kabul edilen bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise bel/kalça oranı kadınlarda 0.85′den ve erkeklerde ise 1.0′den fazla ise android tip obezite olarak kabul edilmektedir. Bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı açısından risk etmenleri oldukça artmaktadır. Yalnız başına bel çevresinin de erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması (Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF) 2005′de bu rakamları 94 ve 88 cm’ye çekmiştir) kardiyovasküler hastalık riski ile bağlantılıdır. Obeziteye yol açan etkenleri tamamen ve net olarak açıklanamamakla beraber aşırı ve doğru olmayan beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obeziteye yol açan en önemli sebepler olarak kabul edilmektedir. Bu etkenlerin dışında genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik gibi oldukça etken birbiri ile bağlantılı şekilde obezitenin ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Bütün Dünya ülkelerinde özellikle çocukluk çağında ortaya çıkan obezite problemindeki artışın yalnızca genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak denli çok olması sebebi ile, obezitenin meydana gelmesinde çevresel etkenlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Obezitenin ortaya çıkmasında başlıca risk etkenleri aşağıda verildiği gibidir Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları Yeterli olmayan fiziksel aktivite Yaş Cinsiyet Eğitim düzeyi Sosyo – kültürel etmenler Gelir durumu Hormonal ve metabolik etmenler Genetik etmenler Psikolojik sorunlar Sigara- alkol tüketimi durumu Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.) Doğum sayısı ve doğumlar arası süre Obezitenin bu denli yayılmasında dikkat edilmesi önemli olan etkenlerden biri de yaşamın ilk senelerindeki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezitenin ortaya çıkma sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara nazaran daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü emme süresinin, tamamlayıcı besinlerin çeşidi, miktarı ve başlama zamanlarının obeziteyi ortaya çıkardığı ve etkilediği bilinmektedir. DSÖ ve UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yayımlanan birçok belgede 6 ay yalnız başına anne sütü verilmesinin, 6.ayın ardından emzirmenin devam etmesi ile beraber güvenilir ve uygun kalite ve miktarda tamamlayıcı besinlere başlanılmasının ve minimum 2 sene emzirmenin sürdürülmesinin kısa ve uzun dönemde obezite ve kronik hastalık riskini azaltabileceği belirtilmiştir. Şişmanlığın yani obezite adı verilen tedavi edilmesi gereken şişmanlığın üzerinde durulması gereken, hayati tehlikeye yol açan, kalp damar hastalıklarında çok önemli bir etken olduğu herkes tarafından kabul edilmiş bir tıbbi veridir. Kolesterolün yüksek olması, tansiyon yüksekliğine ve damar tıkanıklığına sebep olmaktadır. Bu durumda kalp krizi geçirme ihtimali daha fazla artar. Kilo kaybını sağlamak ve verilen kiloyu muhafaza etmek, bu hastalıklarda düzelme sağlar. Erişkin tipi şeker hastalığına yol açan en büyük etken, şişmanlık yani obezitedir. Kişi ne denli çok kilolu ise, şeker hastası olma ihtimali de o denli fazla olmaktadır. Yağ oranı fazla kişilerde karaciğerde aşırı yağ artışı kaynaklı olarak yağlanmalar görülür. Kas ve iskelet sistemi de obezite kaynaklı zarar verici etkilerinden etkilenir. Ağır bir yükü taşımak durumunda olan kas ve kemiklerde dizde ve kalçada kireçlenme, varisler, kas zayıflığı ve fıtık meydana gelebilir. Yağlar, kanın kalbe dönmesini güçleştirir. Obezite problemi olan hastaların, zamanın büyük bir kısmında nefes alırken güçlük çektikleri görülür. Bunun sebebi ise, solunum için obezite hastalığı oldukça zor taşınan bir yüktür. Kandaki karbondioksit oranı artar. Solunum yapmak oldukça güç bir hal alır. Uyku hali ortaya çıkabiliir. Özellikle gençlerde ortaya çıkan obezite sorunu, psikolojik açıdan da problemlere yol açar. Obezite problemine sahip olan kadın hastalarda doğum yapmak riskli ve zor bir süreç olmasının yanında, kişiye ve bebeğe de zarar verebilir. Hatta kısırlığa dahi sebep olabilir. Adet düzensizlikleri sık karşılaşılan bir sorundur. Safra kesesinde taş olma riski artar.Yara ve deri hastalıkları artar. Ayakta mantar görülebilir. Bütün bunların yanında obezite kişinin hayat kalitesini düşüren bir durumdur. Hastanın hayatını zorlaştırır, çabuk hareket etmesini engeller. Yaşam süresinin kısalmasına sebep olan bir sorundur. Muhakkak tedavi edilmelidir.
Reklam
Selülitleri Yok Edecek Karışım
Bahar aylarına girmemizle beraber kadınları bir zayıflama telaşı da alır. bilhassa selülitlerden kurtulmak isteyen kadınlar için doğal karışımlı bir tarif önereceğiz. Bu karışımı aktif olarak harekete geçen deri değişime en hazır olduğu zamanda uygulamalısınız. Gün süresinde 5 dakika uygulayacağınız karışımın neticeleri bir aylık düzenli uygulama sonunda görebilirsiniz. Formülü dairesel hareketlerle uygulamayı unutmayın. Karışım için Gerekli Malzemeler: 1 kg. deniz tuzu, yarım limonun suyu, 1/2 tatlı kaşığı portakal yağı, 4-5 damla biberiye yağı, 1 çay kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı lavanta, 1 çay kaşığı yeşil çay, 10 damla greyfurt suyu, 10 damla havuç suyu. Tüm malzemeleri bir kaba alıp karıştırın. Bu karışım kullanılacağı bölgeye göre miktarı değişebilir. Karışımı her gün yeniden yapmanız gerekmiyor. Bir hafta süresince dolapta bekleyebiliyor. haber kaynağı: simdimoda.net/estetik-ve-güzellik
Dudak Yapılarına Göre Tüyolar
Dolgun Dudaklar Dolgun dudaklara sahipseniz ve biraz daha ince bir görüntü elde etmek istiyorsanız; Dudak kenarlarınıza hafifçe fondöten sürün. Dudaklarınızı, rujunuza uygun renkte bir dudak kalemiyle üst dudağınızın doğal çizgisinin hemen altından, alt dudağınızın ise hemen üstünden çevreleyin. Çizdiğiniz yeni dudak çevresine bağlı kalarak rujunuzu uygulayın. Öncelikli olarak mat rujlar tercih edin. İnce Dudaklar İnce dudaklara sahipseniz ve daha dolgun görünen dudaklar istiyorsanız; Dudaklarınızı, rujunuza uygun renkte bir dudak kalemiyle doğal çizgisinin tam üstünden çevreleyin. Dudaklarınızın yeni çizgisine sadık kalarak rujunuzu sürün. Dolgun görünen dudaklar için parlak ve açık renkler kullanın. Koyu ve mat renkler dudak hacminizin daha küçük görünmesine neden olur. Koyu renk kullanmak zorundaysanız, dudaklarınızın ortasına daha açık bir renk veya parlatıcı sürün. Asimetrik Dudaklar Asimetrik dudaklarınız varsa ve dudaklarınızın daha simetrik görünmesini istiyorsanız; Rujunuza uyan bir renkteki dudak kalemiyle dudaklarınızı daha dolgun olan kısımda doğal çizgiye sadık kalarak; ince kısımda ise doğal çizginin üstünden çevreleyin. Dudağınızın her iki tarafının da eşit olmasına özen gösterin. Mat bir rujla dudaklarınızı boyayın. Mat görünüm istemiyorsanız, dudaklarınıza bir kat parlatıcı uygulayın.haber kaynağı:  stilveyasam.com/estetik-ve-güzellik
Reklam
İnternette Tanışıp Evlenenler Daha Mutlu
Hayat arkadaşını sanal ortamdan bulmak, klasik tanışma yöntemlerine göre daha mutlu ve uzun evliliklerin yapılmasını sağlıyor. Belki kulağa pek romantik gelmiyor ama tanıştığınız kişinin doğru kişi olduğunu anlamakta en etkili yöntem internetten yapılan iletişim olabilir. ABD Chicago Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırmaya göre, internet sitelerinde tanışan çiftlerin klasik yollarla tanışanlara göre daha mutlu evlilikleri oluyor. Araştırmacılar, 2005 ve 2012 yılları arasında evlenmiş 20 bin kişiye mutlulukları ile alakalı sorular sordu. Katılımcıların aşağı yukarı üçte biri eşleriyle web üzerinden tanıştığı; bunların da yarısı sanal flört etme ve sohbet siteleri veya sosyal ağlarda. Hala evli olanların arasında sanal ortamda tanışmış olanlar daha mutlu. İnternette başlayan ilişkilerinin boşanmayla sonlanması normal tanışmalara oranla yüzde 25 daha az. Araştırmacılar, bu başarının sanal ortamda flört edenlerin eş bulmak için daha yüksek motivasyonlu olduğunu açıkladı.haber kaynağı: 365haber.org/dünya
Ananas Sapı, Bromelain
Ananas bitkisinin sapından elde edilen bir enzim olan bromelain, gıda ve besin destek­lerindeki besleyicilerin emilmesini geliştirirken sindirime yardımcı olan bir protein işleyici enzim karışımıdır. Gastrointestinal yan etkileri olmaksızın sterodial olmayan ilti­hap önleyici ilaçlara (NSAIDler) benzer olarak mafsal ilti­habı ya da yaralanma nedeniyle oluşan ağrı ve şişmeleri azaltmaya da yardım eder. (Aspirin, ibuprofen ve Naprosyn gibi NSAİD’ler iltihaba neden olan prostaglandinleri engel­ler, fakat midenin iç astarını koruyucu bir etkisi de vardır.) Bromelain ayrıca, kan pıhtılaşmasının spontane olarak oluşumuna neden olan ve kalp krizi ya da felçle sonuçlanan aşırı yüksek fibrinogen seviyelerini engelleyebilir. haber kaynağı:  724saglik.org/vitaminler
Tembeller İçin 10 Zayıflama Önerisi
1 – Egzersizi bir iş olarak değil, tedavi, sağlığınız için bir gereklilik olarak görün. Yaptığınız herhangi bir şey, sıkıcı bir günlük rutine dönüşmüşse ondan uzaklaşmak isteyeceksinizdir. İyisi mi egzersizi, gün içinde kendinize ayırdığınız özel bir saat olarak düşünün ve o bir saat içinde keyfinizce hareket edin. 2- Her karbonhidratı öcü ilan etmeyin. Elbette her gün bir koca paket cips yiyerek zayıflayamazsınız ama diyetinize dikkat ettiğiniz zamanlarda kendinizi dondurma gibi masum bir tatlıyla ödüllendirebilirsiniz. 3- Kendinizi motive edecek bir hedef bulun. Hiçbir şey yapmazsanız vücudunuzda incelme ya da bir sıkılaşma göremezsiniz. Egzersizi kendiniz için cazip hale getirmenin en etkili yolu bir yarışa yazılmak ve onun için hazırlanmak olabilir. Ya da arkadaşlarınızla egzersiz günü organizasyonları yaparak sizi spor yapmaya iten bir güç yaratabilirsiniz. 4- Moraliniz bozuksa ya da depresyondaysanız buzdolabından başınızı çıkarmanız pek kolay olmayabilir. Hadi, kendinizi bu durumdan kurtarabilirsiniz. Çıkın şu mutfaktan! Açık havada yürüyün. Bu, küçük bir adımmış gibi görünse de duygusal açlığınızı yemek yiyerek geçirme alışkanlığınızı engeller. 5- Kendinizi yağdan tamamen mahrum etmeyin. Çünkü bazı yağlar iyi yağlardır, unutmayın! Sağlıklı yağlardan bir miktar tüketmek, size kendinizi iyi hissettirecektir. Hem, diyetin o kadar da yavan bir seçim olmadığını anlamanızı da sağlar.
Reklam