9 Soruda GDO Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Dünden itibaren Türkiye’de binde 9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) içeren ürünlerin önü açıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı iznin GDO’lu gıdalara ‘yeşil ışık’ anlamına gelmediğini, sadece yem amaçlı ithal edilen ürünleri kapsadığını savunuyor. Buna karşılık yaygın kaygı fiiliyatta gıdalarda binde 9′a kadar GDO’ya yeşil ışık yakıldığı yönünde. Peki nedir GDO; dünyada kullanımı nasıl; insan sağlığına zararlı mı değil mi? Dokuz Soruda… 1. GDO’lu besin nedir, nasıl elde edilir? GDO’lu besinler genetik mühendisliği tarafından geliştirilen yöntemlerle DNA’sı değiştirilen bitki türlerinden elde ediliyor. Bir organizmaya başka bir organizmadan DNA aktarılarak, o organizmanın DNA’sı ile oynanıp genetiği değiştiriliyor. Dünya çapında en çok mısır, soya, şeker pancarı, pamuk ve kanolanın genetiğiyle oynanıyor. 1994′ten beri ABD’deki süpermarketlerin raflarında yeri almaya başlayan GDO’lu besinlerin ilk örneği, Amerikalıların ‘Flavr Savr domatesleri’ dedikleri, daha geç olgunlaşması için genetiği değiştirilmiş olan domatesler. 2. GDO’lu besinin do ğ al besinden farkı nedir? İnsanoğlu binlerce yıldır hayvanların ve bitki türlerinin çaprazlama yöntemiyle üremelerini sağlıyor. Bu zaten doğal bir süreç. GDO’lu besin yaratmada kullanılan yöntem ise doğal yöntemden farklı olarak, organizmanın genetiğinde yapılan değişikliğin daha detaylı olmasına imkan veriyor. Yani hedefe yönelik değişim yapılabiliyor. Hem de doğal çaprazlama yöntemine oranla çok daha hızlı bir biçimde… 3. Neden GDO’lu besin üretiliyor? 1 numaralı neden, tarladaki mahsulün maruz kaldığı tarım ilaçlarına daha dayanıklı hale getirilmek istenmesi. Şu an itibariyle Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Arjantin, Brezilya ve Kanada. ABD’de yetiştirilen mısırın ve soyanın çoğu (yaklaşık yüzde 85) GDO’lu. 4. GDO’lu ürünler sa ğ lı ğ ımız için zararlı mı? Bazı biliminsanları genetiği değiştirilmiş organizmaların çaprazlama yöntemiyle geliştirilen organizmalardan daha zararlı olmadığını savunsa da, muhalif görüşteki biliminsanları GDO’lu besinlerin bilinmeyen tehlikeler içerdiğine işaret ediyor. Ayrıca genetiği değiştirilen organizmaların insanlar için alerji riski taşıdığını vurguluyorlar. Bu fikir ayrılığının başlıca nedeni, GDO alanında bilim dünyasının elinde yeterince veri olmaması. 5. GDO’lu ürünler çevre için zararlı mı? GDO’lu ürünlerin çevreye zararı konusunda da bilim dünyasında bir görüş birliği sağlanmış değil. Bu husus da biliminsanlarını iki ayrı gruba bölüyor. 6. Dünya çapında GDO’lu besinler nasıl denetleniyor? ABD’de GDO’lu besin üretimi Tarım Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve FDA (Gıda ve İlaç Dairesi) tarafından denetleniyor. Ancak bazı GDO karşıtları, kuralların yeterince sıkı olmadığından şikayetçi. Avrupa’da ise durum daha farklı. Avrupa ülkelerinde ABD’ye kıyasla daha az GDO’lu besin tüketiliyor ve bu konuda kurallar çok daha katı. Ürünler pazara sürülmeden önce sıkı incelemeden geçiriliyor. Türkiye’de ise GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO’lu üretim yapılması da tamamen yasak. Türkiye’de GDO mevzuatı, Biyogüvenlik Kanunu ve bu Kanun kapsamında oluşturulan Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde yürütülüyor. Biyogüvenlik Kurulu geçmişte sadece yem amaçlı alarak kullanılmak üzere üç soya ve 14 mısır geninin ithalatına izin vermişti. 7. Gıda etiketlerinde GDO içerdi ğ i yazıyor mu? ABD’de bu konuda çıkan farklı sesler şu anda kesin bir yasanın oluşturulmasını engelliyor. Bu, üretici firmanın inisiyatifine bırakılıyor. Ama 64 ülkede genetiği değiştirilmiş besinlerin etiketlerinde bu bilginin yer alması hususunda zorunluluk var. Bunlardan bazıları Fransa, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda ve Avustralya. Hollanda ve Çin’de yapılan araştırmalar, etiketlendirme yasalarının tüketici alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmadığını ortaya koyuyor. 8. GDO’lu besin üretiminden kim kâr ediyor? Tabii ki pastanın en büyük dilimini ABD’deki tohum ve biyo-kimya firmaları yiyor. 9. GDO’lu besinler tüm dünyayı doyurabilmek için gerekli mi? Bu soru da dünya çapında bir münazara konusu. Genetiği değiştirilmiş organizmaların üretiminden kâr edenler, 2050 senesinde dünya nüfusunun 9.6 milyara ulaşacağını ve bu nedenle hızlı ve kesin sonuç veren GDO’lu besin üretiminin gerekli olduğunu savunuyor. Bu görüşe muhalif olanlar ise, GDO’lu besin üretimini hızlandırmak yerine, açlık sorununu, fakir ülkelerdeki çiftçilere modern tarım yöntemlerini öğreterek ve dünya çapında gıda israfını önleyerek doğal yöntemlerle azaltmayı öneriyor. (vox.com’daki GDO dosyasından yararlanılmıştır)Diken
Balık Etli Kadınlar Hakkında Bilmeniz Gereken 18 Şey
Kimi çevrelere göre ideal kadın kimi çevrelere göreyse şişman kadınların kendini avutma yöntemi. Ama gerçek olan bir şey var ki insanoğlu var olduğu günden beri balık etli, kıvrımlı, dolgun kadınları seve gelmiş. Yeri gelmiş kadın dediği avuca gelecek demiş, yeri gelmiş kemikleri batmayacak demiş, ama hep balık etli kadınlara olan sevdasını dile getirmiş. İşte size balık etli kadınlar hakkında bilmeniz gereken belli başlı hususlar.
Meyhanedeki Kadın, İntihar Ve Şeytan
Çok uzun zaman olmuştu Süper Restorant’ta bir şeyler içmediğim. Adı Ali olmasına rağmen ‘Hakkı abi’ diye seslendiğim garsonu bulunan meyhanede daha doğrusu. Bir zamanlar Semra’yla her pazartesi gelirdik oysa ki. Ama o İngiltereye taşınınca ben bu geleneği 1 ay kadar anca sürdürebildim. Son gidişimin üzerinden 3 yıl geçti. Sanırım. İçeriye girerken o ayrılığı hiç yaşamamış gibi hissettim. Sanki geçtiğimiz pazartesi oradaydım, sanki ‘Duvardaki Kadın‘ filmini dün izlemiştim. Girdiğimde direkt onunla göz göze geldim. Kimse de yoktu ondan başka zaten. 40′lı yaşlarında bir kadın. Belki de daha fazla. Önündeki çay bardağının yarısı rakı doluydu. Önünde de 4′te 3′ü kalmış büyük şişe. İstem dışı olarak kafamla selam verdim. Aynı hareketle cevap verdi bana. 2 yan masasına oturdum. Tavuk şiş ve 1 duble rakı siparişimi verdim Hakkı abiye. Yazının devamı için tıklayın
Reklam
2014 Yazı İçin 5 Kısa Saç Modeli
Ünlü tasarımcı Coco Chanel‘e göre eğer bir kadın saçlarını kestirmek üzereyse aynı zamanda hayatını da değiştirmek üzeredir. Bu doğrultuda düşünecek olursak saç kesiminin kadınlar için sıradan bir konu olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.Bu makaleyi hazırlayan bir erkek olduğuna göre elbette ki kadınların bu noktada ki duyarlılığını anlamakta güçlük çeksem de en azından onlara, kendi üzerlerinde yaptıkları büyük değişikliklerden sonra destek olmak ve güzel sözler söylemek gerektiğinin farkındayım. 2014 yazı için 5 kısa saç modelini ünlü isimlerin fotoğrafları eşliğinde aşağıda bulabilirsiniz.
Reklam
Unutkanlığı Önlemek İçin Ne Yapmalı?
Son yıllarda 'Bu aralar sık sık unutuyorum' ya da 'Unutmuşum' sözleri ile daha çok karşılaşılmaya başlandı. Özellikle yoğun ve stresli bir yaşamı olanlar ve birçok işi bir arada gerçekleştirmeye çalışanlar gün içerisinde birçok şeyi unutabiliyor. Ancak işleri düzenli bir şekilde gerçekleştirebilmek ve ileride demans gibi ciddi rahatsızlıklarla karşılaşmamak için hafızayı güçlendirmek gerekiyor. Çocukların, yetişkinlerin, hatta yaşlıların bile hafızalarını kuvvetlendirmesinin mümkün olduğunu belirten Nöroloji Uzm. Dr. Emel Bilgin, 'Stresli ve yoğun geçen günlerde sık sık bir şeyler unutulur ve gözden kaçabilir. Kişiler genellikle kapıyı kilitleyip kilitlemediklerini, ocağın altını kapatıp kapatmadıklarını ya da toplantı zamanlamalarını unuturlar. Tiroit hastalıklarında ve B12 vitamin eksikliklerinde de unutkanlık şikayetleri ortaya çıkabilir. Ancak unutkanlığın önüne geçmek için bir takım önlemler alınabilir' dedi. Hafızayı güçlendirmek için tavsiyelerde bulunan Dr. Bilgin, 'Birçok araştırma sigaranın hafıza ve genel bilişsel yeteneklerde azalmaya neden olduğunu gösteriyor. Sigara kullanımı aynı zamanda akciğer rahatsızlıklarından, kalp damar hastalıklarına kadar birçok hastalığa da neden olur. Bu nedenle sigara kullanılıyorsa bırakılmalı, içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Eğer beslenmenizi kısıtlarsanız, beyin gücünüzde de azalma olur. Aç ya da aşırı yorgun olduğunuzda, yoğun ve belirsiz duygular hissedersiniz. Bu nedenle sağlıklı ve doyurucu bir şekilde beslenmeye özen gösterilmelidir. Düzenli egzersiz sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bunun nedeni egzersiz esnasında beyne giden oksijen miktarındaki artıştır. Ayrıca egzersiz sırasında salgılanan hormonlar yeni beyin hücreleri yapılmasını da tetikler' diye konuştu.
Reklam
Çiçekten Başka Her Şeye Benzeyen 17 İlginç Çiçek
etiket
Bitkiler, böcekler ve kuşlar gibi tozlaştırıcıları kendilerine çekmek için yıllar içinde çok garip şekillere evrildiler. Çiçeklerindeki parlak renkler ve ilginç şekiller sayesinde nesillerini devam ettirebiliyorlar. Evrimin bir sonucu olsun ya da olmasın - bir çoğu orkide olmak üzere - bu çiçeklerin görüntüleri çok şaşırtıcı ve çok eğlenceli. İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Cildinizi Yaşlandıran Alışkanlıklarınızın Önüne Geçin
Yıllara meydan okumanın ve yaşlanma izlerini yok etmenin zor bir şey olduğunu biliyoruz. Ancak edindiğimiz bazı alışkanlıklarla da cildimizin daha hızlı yaşlanmasına neden oluyoruz. Cildinize zarar veren bu alışkanlıklardan kurtularak, cildinizi uzun süre genç ve sağlıklı tutabilirsiniz. Makyajla uyumak Uyumadan önce makyajımızı temizlememek, cildimize yapacağımız kötülüklerin en başında geliyor. Gün içinde cilt üzerindeki gözeneklerde makyaj ve kir kalıntıları birikerek ciltte ince çizgilerin oluşmasına imkan sağlar. Bunun için yatmadan önce kesin olarak yüzünüzü cilt tipinize uygun bir temizleyici ile arındırın ve peşinden nemlendirici bir krem uygulayın. Beslenme şekli Cildinizin erken yaşlanmasını istemiyorsanız, işe ilk önce beslenme listenizi düzenlemekle başlamalısınız. Fazlasıyla şeker ve glisemik indeksi yüksek gıdalar tüketmek, kilo alımının yanı sıra cildin erken yaşlanmasına da vesile oluyor. Şeker ve basit karbonhidratlar, insülin seviyesini hızlıca artırarak vücutta iltihap oluşumuna sebep olur. Bu oluşan iltihaplar ise vücuttaki kolajenlerin zarar görmesine, kırışıklıkların artmasına ve ciltte sarkmaların meydana gelmesine sebep olur. Güneşten korunmamak Güneşin cilde yaptığı zararlardan hepimiz haberdarız. Güneşe birkaç dakika bile maruz kalsanız, ciltte bozulmalar oluşuyor ve kolajen zarar görebiliyor. Bu nedenden hava güneşli ya da bulutlu bile olsa, dışarı çıkarken en az 30 SPF güneş kremi sürmeyi ihmal etmeyin. Alkol Aşırı tutarda tüketilen alkol, vücudun su oranını azaltır ve cildin elastik dokusunun bozulmasına neden olur. Cildin elakstikiyetinin bozulması ise, ciltte daha hızlı kırışmaların meydana gelmesine sebep olur. Alkolün cildinize verdiği bir diğer zarar ise vücuttaki A vitamini seviyesini azaltmasıdır. A vitamini, ciltte kolajenlerin oluşmasına katkı sağlar. Bu yüzden fazla alkol tüketimiyle eksilen A vitamini, vücudun kolajen sayısının azalmasına ve cildin daha hızlı kırışmasına sebep olur. Uyku pozisyonu Uyuma pozisyonunuz da cildinizdeki ince çizgiler ve kırışıklarların daha çabuk olmasına sebebiyet verebilir. Eğer yastıkta yüz üstü yatıyorsanız, cildinizde kırışıklıklar çok daha kolay oluşabilir. Uyku sırasında kırışıkların oluşmasını önlemek için yüz üstü ya da yan pozisyonlarda uyuyabilirsiniz. Sakız çiğnemek Çok fazla sakız çiğnemek de ağız ve dudak etrafında yer alan kırışıklıkların oluşmasına ortam hazırlar. Buna ek olarak dudak yapısının bozulmasına da neden olur. haber kaynağı: 724saglik.org/estetik-güzellik
Reklam
Bir Mekanda Aşırı Sosyal Kişinin Masasında Yaşanan 10 Dram
Bir mekanda tek başına takılmaktan, eğlenmeye çalışmaktan daha kötü olan bir şey varsa o da 'aşırı sosyalin' masasına denk gelmektir. Kimdir aşırı sosyal? gittiği mekanın garsonundan sahibine kadar herkesi tanıyan, mekana gelen her 10 kişiden 9'u ile mutlaka selamlasıp kısa sohbetler yapan, masa üzerinde hakimiyet kurup onu bir orkestra şefi gibi yönetendir aşırı sosyal. Onun masasında öyle dramlar yaşanır ki bunu dışarıdan bakan gözler anlamaz. Onlar o masanın eğlendiğini, geleninin gideninin bitmediğini düşünürler, hatta yeri gelir imrenirler. ancak olayın iç yüzü hiç de öyle değildir...Allah insanı aşırı sosyalin masasında figüran olmaktan esirgesin.
Bakımlı Ve Güzel Eller İçin Öneriler
Yıllar geçtikçe nasıl cildimizin dokusu elastikiyetini kaybedip yaşlanıyorsa, bu yaşlanmadan ellerimiz de bol miktarda nasibini alıyor. Bu nedenden el bakımı için özel bir hassasiyet ile çeşitli el bakımları uygulamak gerekir. El sabunu seçimi Kullandığımız pekçok sabun elimizi kurutmaya meyilldir. Bilhassa antibakteriyel sıvı sabunlar ve kremsiz katı sabunlar, içerdikleri kimyasallar sebebi ile cildi kurutur. Bu kurumayı ellerimizde yaşamamak için, içeriğinde antibakteriyel görevi gören çay ağacı yağı ya da okaliptüs bulunan sabunları tercih edebilirsiniz. Aşırı sıcak/soğuk sudan uzak durun Sıcak su, cildinizin kurumasına neden olurken soğuk su kızarıklıklara ve cilt üzerinde tahrişe sebep olur. Bu nedenle cildinizde olduğu gibi ellerinizi de temizlerken ılık su kullanmaya özen gösterin. Güneşten koruyun Güneşin zararlı ışınlarına karşı ellerinizi de korumayı ihmal etmeyin. Cilt tipinize uyumlu minimum 30 SPF’lik bir güneş kremi kullanmak, ellerinizi yaşlanmaktan koruduğu gibi nemlkendirerek bakımını da sağlar. Tırnak etlerini nemlendirin Manikür yaptırdıktan sonraki günlerde de mutlaka kuruyan tırnak etlerinizi nemlendirin. rem nemlendiriciler yerine daha etkili bir formül arıyorsanız, doğal cilt bakım yağlarından faydalanabilirsiniz. Peelingi unutmayın Ellerinizin daha canlı ve bakımlı görünmesini istiyorsanız, haftada en az 1 kere el peelingi uygulayın. Ölü derilerin ellerinizden atılmasını sağlayacak olan bu işlem, cildinize anında tazelik katacak. haber kaynağı: 724saglik.org/güzellik
Hamileyken Tatil Yapılır mı?
Evet hamileyken tatil yapabilirsiniz, ancak uymanız gereken bazı kurallar hem sizin, hemde dünyaya gelmeye hazırlanan minik yavrunuzun sağlığı açısından çok önemli olacaktır. Bizde gebelik sürecinde seyahat yapılıp yapılmayacağı veya yapılacak seyahatlerin anne adayları için bir risk oluşturup oluşturmadığını araştırdık ve aşağıdaki gibi sonuçların ortaya çıktığını gördük. HAMİLELİKTE TATİL NASIL OLMALI İnsanlar her zaman tatil yapmak ister ve bunun için de istedikleri ortamı iyice araştırı. Tatilin amacı hem bir dinlenme hem güzel bir ortam içerisinde bulunma hem de yorgunluğu giderme için farklı bir yerde bulunmadır. Bu tatil isteği herkesin hakkı olduğu gibi hamilelerinde de hakkıdır diyebiliriz. Yalnız hamileler tatil yerlerini seçerken mekânları en ince ayrıntılarına kadar incelemeli ve güneşlenecek saatlerine dikkat etmeleri gerekir. Bu durumlarını göz önünde bulundurmaları hem anne sağlığı hem de bebek sağlığı açısından önemlidir. Gebelerin tatil planlarını yaparken tarihlerini önceden belirlemeli ve seyahati ile alakalı olarak uçakla mı karayoluyla mı olacağını kesinlikle ama kesinlikle doktoruna bildirerek onayını ve görüşünü almalıdır. Bu uyarılara harfiyen uyarak hareket etmelidir. Yapılacak başka bir durum ise gideceği yerin temizliğe öne verilen bir yer olması havalandırma tertibatının iyi olması gibi hususlara dikkat eden ve bunu işletme olarak kabul eden yerlerin seçilmesine özen gösterilmelidir. Gebelerin cildinin hassas olması nedeniyle çok fazla güneş ışınlarına maruz kalmaması önerilmektedir. Eğer ki düzensiz şekilde oluşan ve koyu renkli değişiklikler cildinizde görünüyorsa ultraviyole ve güneş ışınlarına çok fazla duyarlısınız demektir. Bunların yaşanması durumunda bedeniniz çok hızlı bir şekilde cevap verecektir. Çok fazla güneş altında kalırsanız vücut sıcaklığının artmasına bu da vücut suyunun azalmasına neden olacaktır. Dikkat ederek günün belirli saatlerinde kısa bir şekilde güneş altında kalınmalıdır. Diğer bir durum ise tatilin vazgeçilmez kısımlarından olan suya girme ile alakalı olanıdır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken suya girmeden önce vücut ısısının ayarlanması ve yavaş yüzülmesidir. En son olarak güneşlenirken gölgede zaman geçirmeleri yüksek faktörlü güneş koruma kremlerinden yararlanmaları ve sıvı alımına azami derecede özen gösterilmelidir. Ayrıca hamileler için tasarlanan ve kaliteli olan mayolardan tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.
Reklam