İyi Öpüşmek İçin 18 Altın Kural
Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz? İşte iyi 18 öpüşmek için kurallar...Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz?Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir.Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı.Çoğu kişi “sıcak ve ağır” tanımlamasını “ıslak ve dağınık” ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve “kötü öpüşenler” listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunuetrafındakilere övünerek anlatabilir.İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..•Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.•Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.•Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız;•Ağzınızı kapatın. Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.•Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.•Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.•Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
Prof. Dr. Şahika Yüksel: Eşcinsellik Hastalık Değil Cinsel Yönelimdir
KKTC’de ilk kez Girne Amerikan Üniversitesi Kıbrıs Yerleşkesi Karmi Kampüs’te “İçimizdeki Sınırları Aşmak” ana teması ile düzenlenen 16. Ulusal Psikoloji Öğrenciler Kongresinde “Eşcinsel Ergenler ve Ailenin Sırları ve Sınırları” konulu sunum gerçekleşti.Eşcinelliğin bir hastalık olmadığını yönelim farklılığı olduğunu belirten Prof. Dr. Şahika Yüksel, Dünya Sağlık Örgütünün cinsellik tanımında ifade edildiği gibi eşcinselliğin biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan 3 yönelimden biri olduğunu ifade etti.Biseksüelliğin karşıt cinsel olmak gibi çok erken yaşlarda belşirlendiğinin altını çizen Prof. Dr. Yüksel, biseksüelliğin bireyin kendi isteği ile seçtiği bir özellik olmadığını vurguladı. Kişinin cinsel kimliğini keşfetmesinin zamanla olduğuna değinen Prof. Dr. Yüksel, sürecin ergenlik öncesi dönemde başlayarak ergenlik döneminde devam ettiğini belirtti.Kişilerin cinsel tercihlerini özgürce ifade edebilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yüksel, toplum ve kültürel baskıdan dolayı kişilerin toplum tarafından onay verilen rolleri sergilediklerine işaret ederek eşcinselliğin bir hastalık olmadığını yönelim farklılığı olduğunu vurguladı.Kişilerin yetiştikleri ve yaşadıkları kültürün ve toplumun doğrularına göre eşcinsellik ile ilgili düşünce ve duyguların bastırıldığını belirten Prof. Dr. Yüksel, ailelerin bu noktada eşcinselliği bir tabu ve açıklanmaması gereken bir sır olarak gördüğünü ifade etti. Toplum ve kültürün kişinin ve ailenin etrafında birtakım sınırlar oluşturduğuna da işaret eden Prof. Dr. Yüksel, gençlerin cinsel ilgisinin arttığı dönem olarak ergenliğin kırılganlık riskinin yoğun olduğu bir dönem olduğuna dikkat çekti.Toplumsal baskı ve dışlanma nedeniyle gençlerin kendilerini keşfetme ve tanıma devresinde cinsel ilgilerinin akranlarından farklı olduğunu keşfetmelerinin sancılı bir süreç olduğu belirten Prof. Dr. Yüksel, toplumda egemen olan homofobiden dolayı ebeveynlerin kuşkularını yakınları ve uzmanlar ile paylaşamadığını belirtti.Ailelerin eşcinselliği bir hastalık olarak değil cinsel yönelim farklılığı olarak algılamaları gerektiğinin de altını çizen Prof. Dr. Yüksel, toplumsal baskı ve dışlanma kaygısının aileler etrafında sınırlar çizdiğini belirterek söz konusu süreçlerin ergenlik döneminde görülen farklı cinsel yönelimlerin sır olarak kalmasına neden olduğunu vurguladı.Kişilik gelişimi, cinsellik, cinsel farklılıklar, ergenlik ve yaşlılık sorunları, terapide etik sorunlar gibi çeşitli konularda 100’e yakın bilimsel sunumun yapıldığı kongre, GAÜ Kıbrıs Yerleşkesi Karmi Kampüs Uluslararası Kongre Merkezinde düzenlenecek değerlendirme ve kapanış oturumu ile sona erecek.
Depresyona Neden Gireriz?
Depresyon birdenbire yakalandığımız bir hastalık ya da kapıldığımız bir ruh hali değildir. Genellikle kişiyi depresyona hazırlayan birden çok sebep vardır.Depresyon birdenbire yakalandığımız bir hastalık ya da kapıldığımız bir ruh hali değildir. Genellikle kişiyi depresyona hazırlayan birden çok sebep vardır. Ancak özellikle de depresif hissetmeye başladıktan sonra bu ortaya çıkarıcı sebepleri fark etmek zorlaşır. Depresyondayken kişi kendini suçlamaya ve tek yönlü düşünmeye eğilimli olduğu için depresyonun sebebi olarak kendini ve eksiklerini görür. Oysa sebep yaşamı ve kendisi ile uyumsuz düşünce ve davranış kalıplarıdır. Depresyon tedavi edilse bile bu yaşamsal etkenler değiştirilmediği sürece aynı süreç yeniden yaşanabilir.Birazdan okuyacağınız sebeplerin çoğu uyum bozucu bilişsel şemalarımızdan köken alır. Şemalar düşünce, duygu, davranış kalıplarından oluşan sistemlerdir. Çocukluk ve ergenlik yıllarında oluşup, dünyayı algılayışımızı ve başa çıkma mekanizmalarımızı etkilerler.Anlamsızlık / Boşluk hissi:Varoluşsal anlam temel bir ihtiyaçtır. Bu karşılanıp biten bir ihtiyaç değil, yaşam boyu devam eden dinamik bir arayıştır. Varoluşcu psikolojinin öncülerinden Viktor Frankl mutlu olabilen kişilerin yaşamın anlamı; diğerlerine yardım ederek, severek, çalışarak, öğrenerek, inanarak, yaratıcılıklarına imkân tanıyan aktiviteler yaparak (resim, müzik, edebiyat) bulduklarını söyler. Yaşamın anlamını bulabilmek için öncelikle bir amacımızın olması gerektiğini vurgulayan Frankl acının kaçınılmaz olduğu durumlarda acının da bir anlamı olabileceğini söyler.Hayatı yaşıyor gibi değil, içinde kaybolmuş gibi hissediyorsanız; anlamsızlık duyguları içindeyseniz, depresyonunuz ihtiyaçlarınızı karşılayan bir hayat yaşamadığınızın işareti olabilir. Bu da değişim için bir fırsattır. Anlamsızlık ve boşluk hissi genellikle, duygusal yoksunluk, yapışıklık ve gelişmemiş benlik şemaları ile ilişkilidir.Eleştirel içsesSizi sürekli eleştiren, her yaptığınıza bir kulp takan ve yanınızdan hiç ayrılmayan bir arkadaşınız olduğunu düşünün. Kendini fazlaca eleştiren kişilerin yaşadığı bundan bile daha zordur. İçsesinize kulak verdiğinizde bir başkasına kolay kolay söyleyemeyeceğiniz kadar eleştirel ve acımasız sözler duyuyorsanız, değişmenin zamanı gelmiş olabilir. Birçok çalışma kendini koşulsuz sevmenin ve kabul etmenin depresyonu tedavi etmede ve en önemlisi önlemede büyük etkisi olduğunu kanıtlar. Eleştirel içses, genellikle yetersizlik, kusurluluk ve cezalandırıcılık şemaları ile ilişkilidir. Bunları değiştirmek kendiniz ile kurduğunuz ilişki için yeni bir dil öğrenmeye benzer. Yalnız yapmakta zorlanırsanız, terapi bunun için oldukça uygun bir ortamdır.
Hangi Burç Nasıl Makyaj Yapmalı?
Hayatımızın her sürecini etkisi altına alan burçlar, güzelliğin en önemli tamamlayıcısı olan makyaj tarzında da kendini gösteriyor.Hangi burca hangi makyaj yakışıyor? Hangi burç nasıl makyaj yapmalı?İşte bu soruların cevabı…Koç, Aslan ve Yay bu grubun temsilcileri. Ateş grubu kadınları, iddialı görünmeyi ve tüm dikkatleri üzerlerine çekmeyi her zaman severler. Fark edilmek en büyük tutkuları. Makyajlarında da dikkat çeken çizgileri ve renkleri tercih etmeleri gerekiyor. Ateş grubu kadınlarının rengi siyah ve kırmızıdır. Gözlerde siyah makyaj etkili bakışlar için önemlidir. Eye-liner, göz makyajının vazgeçilmez ürünü.Yengeç, Akrep ve Balık bu grubun burçları. Favori rengi yeşildir. Sezgilerin ve içgüdülerin temsilcisi su grubu, yeşilin her tonunu rahatlıkla kullanabilir. Özellikle nil yeşili tercih ederlerse daha gizemli mesajlar verebilirler. Doğallığı temsil eden su grubu burçlarının şeftali tonlarında allık kullanmaları gerekiyor. Ruj seçiminde ise pembenin bütün tonları, ayrıca oranj, su grubu kadınlarının favori renkleri.Hava grubunun burçları olan İkizler, Terazi ve Kova, özgürlüğün temsilcileridir. Hava grubu kadınlarının rengi, pembe ve mavidir. Gözlerde açıktan koyuya mavinin her tonunu rahatlıkla kullanabiliyorlar. Yanaklarda ise pembe allık ciltlerine ışıltı katıyor.Boğa, Başak ve Oğlak burçları bu gruba dahildir. Abartıyı sevmez, sadeliği tercih ederler. Makyajda da sade ve naturel tonları uygulamaları gerekiyor. Kahverengi, toprak grubunun vazgeçilmez rengidir. Farlar, allıklar, rujlar hep bu rengin hakimiyetinde olabilir.
Astrolojik Olarak Evlenmek İçin En Uygun Tarihler
Evlilik hayatımızın en önemli kararlarından biri. Evlenmek için tarih belirlerken astrolojk açıdan en uygun günleri seçmeniz için Astroloji Uzmanı Asude Argun 2014 sonbaharının özel tarihlerini yazdı.İkili ilişkiler astrolojinin önemli başlıklarından biri. Evlilik de astrolojide büyük önem taşıyor. Evlenecek çiftin astroloji haritalarına bakılarak çıkartılan tarihlere göre evlilik gününe karar vermek son yıllarda oldukça popüler. Evlilik tarihi tek bir kişinin haritasına değil, evlenecek çiftin Synastry yani “Eşleşim Haritaları”na bakılarak çıkartılıyor. Her iki haritanın dinamiklerine uygun bir gün saptamak için özenle çalışmak gerekiyor.Böyle özel bir danışmanlık alma fırsatınız olmayabilir. Hiç dert etmeyin… Sizlerin de kullanabileceğini pek çok genel bilgiyi paylaşmak isterim. Pudra.com okuyucularına özel hazırladığım 2014 sonbaharı için uygun tarihleri aktaracağım.Evlilik için çoktan gün almışlar için önemli bir uyarı var. Nikah veya düğün tarihi için değişiklik yapmaya çalışıp, ailelerin hışmını ya da partnerinizin ters bakışlarını çekmeyin üzerinize. Akıllı bir uygulama yaparak, davetiyenizi uygun günde dağıtmaya başlayabilirsiniz. Belki küçük bir değişiklikle kına gecenizi güzel bir zamanda yapabilirsiniz. Nikah tarihini değiştiremeseniz de, uygun bir zaman tespit edip, bu mutlu gününüzü anons etmek için, sosyal medyayı da kullanabilirsiniz. Düğün için çoktan salon tutmuş olsanız da, uygun bir günde bekarlığa veda partisi yapabilirsiniz.Çünkü astrolojik olarak önemli olan şey, evleniyor olmanızın, ilk dile getirildiği, ilk paylaşıldığı, ilk bilinçli şekilde algılandığı zamandır. Büyük organizasyonlar yerine küçük değişiklikler yapabilirsiniz. Astroloji bu yüzden pratiktir; kaotik değildir, tersine yapıcıdır.Şimdi sonbahar için en uygun zamanları da aktarayım size:Astrolojik olarak dikkat etmemiz gerekenleri sıralarsak, Ay’ın büyümekte olması; Venüs, Mars ya da Merkür’ün geri harekette olmaması; önceliğin Cuma, Pazar, Perşembe günlerine verilmesi ve Ay’ın Boşlukta olmadığı saatlerin tercih edilmesi en uygun zamanları belirlerken dikkat ettiğimiz ana noktalar.Ay’ın Hilal’de dolunay’a gittiği dönemi tercih edinİlk olarak, evlilik günü seçerken Ay fazlarını kullanmalısınız. Prensip olarak Hilal’den Dolunay’a kadar olan, büyüyen fazı tercih edin. Bu faz tercih edilirse mutluluğun artması, evliliğin bereketli olması, doğacak çocukların şanslı olması mümkün olur. Ay’ın kapandığı, karanlıkta kaldığı zamanlar rahat zamanlar değildir.2014 Sonbahar ve Kış aylarında Ay’ın büyüdüğü zamanlar şöyle;Venüs ya da Merkür geri harekette olmasınUygun evlilik için Venüs ya da Merkür’ün geri harekette olmaması istenir. 2014 Ağustos ile Aralık ayları arasında herhangi bir geri hareket olmaması güzel bir avantaj sağlıyor.Haftanın hangi günü daha iyi?Cuma günü, aşkı anlatan Venüs’ün günüdür. Evlilik için en güzel zamandır. İkili ilişkilerin, uyumun, ahengin, güzelliğin ve bereketin bugün artığı düşünülür. Hayırlı bir günde, yeni hayatınıza ilk adımı atabilirsiniz. Bu şekilde eşinizle uyum, anlayış ve sevginin bugün atılan tohumları daha hızlı büyüyecektir.Ardından Pazar günü gücü anlatan Güneş’in günüdür. Güneş’in güçlü ışınları gibi, evliliğinizin de parlaması için bugünü seçebilirsiniz.Perşembe günü de, şanslı Jüpiter’in günüdür. Evliliğinizin bolluk içinde, bereketli bir şekilde sürmesi için bu güzel günü de seçebilirsiniz. Birlikteliğinizin maddi, manevi rahatlık içinde geçmesi için, ilk adımı bugün atabilirsiniz. Geniş bir aile, rahat bir gelecek için şanslı olabilirsiniz.Pazartesi, Ay günü olması sebebiyle uğurlu bir gündür. Anaç temalar bugün daha öne çıkabilir. Ailenin onayladığı, manevi bağı güçlü bir evlilik için bugün adım atabilirsiniz. Evlilikte kadının da öne çıkmasını, dengeyi sağlamasını istiyorsanız da Pazartesi gününü seçebilirsiniz.Genel olarak anlaşmaları, imzaları yöneten Merkür’ün günü olan Çarşamba günü de evlilik için seçilebilir. Merkür’ün akılcı yönüyle bugün ister istemez maddi konular daha fazla çıkabilir. Evlilik öncesi anlaşma yapmak zorunluysa bugünü seçebilirsiniz. Mantık evliliği için güzel bir gündür.Bir de tercih etmemeniz gereken günler var tabii… Salı günü, savaşı anlatan Mars’ın günü olduğu için uzak durmakta yarar var. Evlilikte aranan uzlaşıyı bugün bulmak zor. Ters giden olaylarla karşılaşmamak, sürtüşme ve kavgalardan kaçınmak için bugünü tercih etmenizi önermem.Cumartesi günü de ciddi Satürn’ün günüdür. Soğuk, mesafeli bir enerji taşıdığı için tercih edilmemelidir. Görücü usulü evlilikler için uygundur. Ancak aşk evlilikleri için ağır enerjiler taşır. Günümüzde evlilik için en çok tercih edilen günlerden olması, buna oranla boşanmaların da hızla artması dikkat çekici… Bugün sadece kişilerin doğum haritalarında uygun durum varsa tercih edilebilir.Ay Boşlukta mı?Ay içinde uygun günü bulduysanız, sırada uygun saat var. Seçtiğiniz evlilik saatinde, Ay Boşlukta, yani açısız olmamasına özel önem vermenizi tavsiye ederim. Olası tersliklerden korunmak için, çoğunlukla kısa süren, bu saatlere dikkat etmek zor olmasa gerek.Bütün ön bilgileri verdiğime göre, size özel en uygun zamanı kolaylıkla saptamaya başlayabilirsiniz.
Hızlı Kilo Verme Yöntemleri
İşte sağlıklı ve hızlı kilo verme yolları...Kilo vermek, vücudunuzun harcadığı enerji ve beslenme programınızın uygun olması ile ilgilidir. Her gün egzersiz yapmasınız da eğer sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı uygulamıyorsanız kilo verme hızınız artmaz. Kilo vermek için aldığınız enerjinin harcadığınızdan az olması gerekir. Bunun için aç kalmadan, yorgunluk hissetmeden ve sağlık sorunlarınızı artırmadan sağlıklı önerilerle beslenme programı uygulamalısınız.İşte sağlıklı ve hızlı kilo verme yolları …Sağlıklı kilo vermek için;Tabaklarınızın yarısının salata veya sebze yemeği olmasını sağlayın.Yemeklerinize tuz eklemek yerine baharat ekleyin.Öğünlerde tükettiğiniz besinlerin porsiyon ölçülerine dikkat edin.Haftalık yemek menülerinizi önceden planlayın.Sevdiklerinizle ve ailenizle sağlıklı sofralar yaratın.
Reklam
Hangi Renk Hangi Hastalığa İyi Geliyor?
Renklerin hastalıklar üzerinde olumlu etkisi olduğu biliniyor. Hatta Mısır’da renkler tedavi amacıyla kullanılırdı. Aynı şekilde Çin’de de kişiler üzerinde renk tedavisi uygulanıyordu. Peki hangi renk hangi hastalığa iyi geliyor işte cevapları...YEŞİLSinirli ve agresifseniz kendinizi yeşilin sakinliğine bırakın. Yeşil huzur verdiği için hamilelikte tercih edeceğiniz bir renk. Bu renk ayrıca stresi azaltır ve kırık kemiklerin iyileşmesinde önemli bir role sahip.TURUNCUKadın hastalıklarından korunmak mı istiyorsunuz? O halde turuncu sizin renginiz olmalı. Yumurtalıklarında sorun yaşıyorsanız, erken menopoza girdiyseniz, cinsel isteksizlik yaşıyorsanız turuncu kullanın. İdrara çıkmakta sıkıntı, kalça ve ellerde sorunlar, eklem ağrısı varsa, turuncu kullanın. Turuncu ayrıca sindirim sistemi problemlerinde de etkilidir.SARIAsosyal olduğunuzu mu düşünüyorsunuz, insanlara hayır diyemiyor musunuz, dikkat eksikliğiniz mi var o zaman sizi sarı renk kullanmaya davet ediyorum. Bu renk zekanızı harekete geçirir ve size mutluluk etkisi verir. Cilt problemlerinizin giderilmesinde de önemli paya sahip.KIRMIZIKırmızı birçok kadın için vazgeçilmez bir renk. Her kadının gardrobunda mutlaka bir kırmızı elbise vardır.Sırt ağrısı, anemi ve kansızlık gibi sorunlarınız varsa kırmızıyı çok kullanmalısınız. Eğer kırmızı elbiseyi giymeyi tercih etmiyorsanız üzerinizde kırmızı aksesuarlar taşıyabilirsiniz.MAVİEğer uyku sorunu yaşıyorsanız mavi sizin renginiz. Yatak odanız bu renk olabilir ya da nevresimlerinizin rengini mavi seçebilirsiniz. Bu renk, duygularını kendine saklayanlar, kendini ifade etmekte güçlük çekenler ve tiroid problemi yaşayanlar da iyileştirici etkiye sahip. Mavi renk ayrıca şok geçiren hastaları da iyileştirir.MORMor renk, vücuttaki hormonların ve salgı bezlerinin çalışmasın da etkilidir. Özellikle sara, menenjit gibi beyin hastalıklarında tedaviyi destekler. Eklem iltihaplarına karşı faydalıdır. Ayrıca, kanı temizler ve akciğer, karaciğer, kalp ve böbreklerin çalışmasını düzenlemeye yardımcı olur.Morun açık tonları olan lavanta, leylak gibi renkler ilham verici etkilere sahipken morun koyu tonları ise bazı kişilerde üzüntü ve depresyona sebep olabiliyor. Bu nedenle morun koyu tonları depresyona yatkın kişilerin, ruhsal sorunu olanların, alkoliklerin ve madde bağımlılarının olduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.KOYU MAVİBu renk göz hastalıklarına, guatra, boğaz ve migren gibi baş ağrısına oldukça faydalı. Sakinleştirici bir etkisi olduğu için tansiyonu düşürür. Mavi ayrıca varis hastalığının tedavisinde de kullanılır.Kadinon.com Yazarı: Zehra Yurtsever
Reklam
8-14 Eylül 2014 Haftalık Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
8 Eylül 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
'Dergi Kapansın Diyorlar, Böyle Bir Faşizm Olabilir mi?'
Gülsüm Çiçekçi: Âlâ okurları mankenin verdiği pozla gezmiyorlar'İslami moda dergisi' olarak da bilinen, ancak, tesettürlü modellerle yaptığı kapakların ardından İslamcı kesim içinde sert eleştirilere hedef olan Âlâ dergisinin imtiyaz sahibi Gülsüm Çiçekçi , tepkileri değerlendirdi. Çiçekçi, muhazakâr dünyadaki kadınlara hitap etmek üzere kurulan ve 'Stil sahibi kadının dergisi' sloganıyla yola koyulan Âlâ'yı ve tepkileri anlatırken, 'Altı üstü ve sadece ve sadece moda dergisiyiz. Bunu anlamak istemeyen anlamayacak. Üç yılda bunu öğrendik. Dergi kapansın istiyorlar, böyle bir faşizm olabilir mi' dedi.Cumhuriyet Pazar'dan Esra Açıkgöz 'ün sorularını yanıtlayan Çiçekçi, gelen tepkilerin nedeni konusunda, 'En büyük neden bir yere yaslanmamak, bağlı olmamak.Bir gruba, partiye, cemaate ait olmadığımızdan onların söylemiyle züppe, pespaye oluyoruz' değerlendirmesini yaptı. Çiçekçi, özetle şunları söyledi:'Altı üstü moda dergisi bu, gerçekten altı üstü dergi modası! Bunu herkes başka bir şeyle doldurmak, içine bir şeyler sokmak istiyor, anlıyorum ama formül basit. Moda üreticisi, tasarımcı ve kadın; bu üçünün arasında giden gelen bir haberleşme ağı bu. Parantez açılacak, virgülden sonra devam eden bir cümlesi yok.Dergiyi bir gerçekmiş gibi görmek istiyorlar. Yayın dili öğrenilmesi gereken bir şey. Bu sektörde böyle bir dergi yoktu, moda kataloglardan takip ediliyordu. Amaç sadece ürünü göstermek olmalı gibi algılanıyordu. Sonra daha profesyonel fotoğrafçılarla çalışmaya başladı üreticiler. Ebru Şallı gibi mankenler kullanıldı tesettür defilelerinde, o zaman da aynı tartışmalar yapıldı. Zaman, Yeni Şafak gazetesinin yazarları bizi de defileci diye görmek istedi. Ali Bulaç, siz defilatörsünüz, demişti. Evine kadın dergisi hiç girmedi ki. Sıkıntı burada. Kimse kötü niyetli değil. Biz bir kadın profili oluşturmaya çalışmıyoruz. Son sayıda eleştirilerini ciddiye aldık ve tesettür kullanmadık. Türkiye’de en az yüz bin kadın, yakasını tamamen kapatmıyor ama başını bağlıyor. Fransız türbanı diyorlar ona.Biz sadece bir kadın dergisiyiz. Ölçülü giyinen, Türkiye’de yaz geldiğinde aradığını bulamayan kadınlara hitap ediyoruz. Manken elini kafasına tutup poz verdiği zaman, Âlâ okurları böyle gezmiyorlar. Bu bir anı fotoğrafı değil. Moda fotoğrafı, realist olmak gerekmiyor.Bu dergiyle, şöyle giyin, boğazını aç demiyoruz. Herkes içeride ve dışarıda ne giyebileceğini bilecek kadar bilinçli. Onlar, insanlarda bu bilincin olmadığını düşünüyorlar. Eğer öyleyse bunu düzeltecek bir çözüm bulsunlar, Âlâ’yı eleştirene kadar. Bunu söylemek bize düşmez ama İslam hayattan kopuk bir din değil.'T24
Reklam
Reklam
Ohio'da Kaçırılıp 11 Yıl Esaret Altında Tutulan Üç Kadının Dehşet Verici Hikayeleri
Her insan hayatında bazı yanlış kararlar verebilir. Fakat ne yazık ki bu vermiş olduğunuz yanlış karar sizin 11 sene boyunca kilit ve esaret altında tutulmanızla sonuçlanabilir. Üstelik bu 11 yıllık köle hayatınızda hemen hemen her gün zincirlere bağlanmış şekilde tecavüz , işkence , açlık , ölüm tehdidi ile yaşamak zorunda kalıyorsanız bütün umutlarınız sonsuza kadar tükenir ve ölümü bile dileyebilirsiniz.  Michelle Knight 21 yaşındayken 23 Ağustos 2002 de 2.5 yaşındaki oğlunun velayeti için uğraşırken sosyal güvenlik kurumuna gitmesi gerekiyordu. Adresi bulamadı. Sonrasında  yanlış bir karar verdi ve arkadaşı Emily Castro'nun babası Ariel Castro'nun adres bulmak için yardım teklifine güvenerek evet dedi. Bu Michelle'in ,2003 yılında yine kaçırılarak alıkonulan Amanda Berry ve 2004 yılında yine kaçırılıp Ariel Castro'nun evine getirilen Gina DeJesus'un korkunç ve katlanılamaz hikayesinin başlangıcı olacaktı ...
Reklam