Jamaika, Küba'nın güneyinde, Büyük Antiller'de bulunan enfes bir ülke. Karayip ülkeleri arasında din çeşitliliği en fazla olan yerlerden biri olan Jamaika, aynı zamanda dünyada fenomen haline gelmiş reggea, ska, mento, rocksteady, dub, dancehall gibi müzik türlerinin ev sahibi. 2.8 milyonluk nüfusunun yanında, eğlenceli insanları, muhteşem doğası ve sadeliğiyle yaşamak için en ideal ülkelerden. Bu kadarı yeterli değilse bile içeriği okuduktan sonra pılınızı pırtınızı toplayıp gitme planları yapacağınızdan eminiz.Bu arada Jamaika ile Türkiye arasında 1970 yılında yapılan anlaşma gereğince ülkeye 90 günlüğüne vizesiz giriş yapabiliyoruz.
Eğitim Bir Sen’in otelcilik ve turizm meslek liselerinde ‘Alkollü İçki Servisi’ dersinin kaldırılması önerisinin, Antalya’daki 19’uncu Milli Eğitim Şurası’nda tartışmalı kabul edilmesinin ardından Milli Eğitime yardımcı olmak amacıyla okullardan kaldırılabilecek dersleri tespit ettik. Bu gereksiz dersler kaldırılırsa eğitim sisteminin rahatlayacağı aşikar.
İspanya'da direksiyon başında haberleşmeden ölenlerin sayısı alkollü araç kullananların sayısını geçmeye başladı.Whatsapp, Facebook ve Twitter mesajlarının yarattığı ölümcül kazaların sayısı İspanyol halkında büyük endişe yaratıyor.İspanya İçişleri Bakanlıği tarafından yapılan bir araştırmada, ülkede geçen yıl meydana gelen 85 bin 519 trafik kazasının 34 bininin çoğunluğunun direksiyonda sosyal medyada haberleşme nedeniyle olmak üzere aşırı dikkatsizlik sonucu gerçekleştiği belirtildi.Bakanlık bu tür kazaların yüzde 52'sinin ölümle sonuçlandığına dikkat çekerek gençlerin araç kullanırken Whatsapp,Twitter ve Facebook gibi sosyal iletişim araçlarından uzak durmasını istedi.Sosyal medyada haberleşme sonucu trafikte hayatını kaybeden İspanyolların yaş ortalamasının 34 altı olduğuna da işaret edilen araştırmada ani bir kazanın meydana gelmesi için 5 saniyelik dikkatsizliğin yeterli olduğu hatırlatıldı.Bakanlık tarihinde ilk defa sosyal medya kazaları için, 'Bazen yüzde 99 dikkat bile yetmeyebilir' başlıklı özel spot reklamlar hazırlayarak bunları görsel ve yazılı medyada yayınlamaya başladı.Sosyal medyayı yoğun şekilde kullanan gençler ise '#stopchatear' başlığı altında örgütlenerek 'Direksiyon başında telefonunu kapatarak mesajlaşmaya hayır' dediler.DHA
Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Devin Bahçeci Bakanlığın Akkuyu'da şeffaf olma taahhüdü varsa bazı sorulara tüm kamuoyuna açık şekilde yanıt vermesi gerektiğini, bu soruların yanıtlarının ÇED raporunda bulunmadığını belirterek Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'a sordu: Atıklar İstanbul Boğazı’ndan mı geçecek?“Sayın Bakan’ın bahsettiği Hükümetler Arası Anlaşma ile ÇED Raporu’nun detaylarından haberdarız. Ancak bu anlaşmada ve ÇED raporunda, atıkların nasıl yönetileceği konusu detaylı olarak açıklanmış değil. Eğer bizim bilmediğimiz başka bir Anlaşma varsa ilgili anlaşmayı sadece bizimle değil tüm Türkiye kamuoyu ile paylaşmasını talep ediyoruz.“Var olan anlaşmada, atık yönetimi konusu ile ilgili olarak da ÇED raporunda tüketilmiş atık takımlarını taşıyan konteynırların Rusya Federasyonu limanlarına ulaştırılacağı belirtiliyor.Atıklar İstanbul Boğazı’ndan mı geçecek?“Haritaya baktığımızda Akkuyu ve Rusya Federasyonu limanları arasındaki rotada, atıkların İstanbul Boğası’nda geçeceğini görüyoruz. Atıklar taşınacaksa bu çok tehlikeli bir güzergah ama taşınacağına dair Rusya’nın bağlayıcı bir taahhüdü yok. Bu durumda atıklar binlerce yıl Türkiye’de kalabilir. Ne Türkiye’de ne de dünyada atıkları bunca yıl bir sorun çıkarmadan depolayacak bir teknoloji yok.”“Bakanlığın şeffaf olma taahhüdü varsa, bazı sorulara tüm kamuoyuna açık şekilde yanıt vermesi gerekiyor. Çünkü bu soruların yanıtları ÇED raporunda bulunmuyor.Bu sorulardan bazıları şöyle:· Nükleer atıklar, Rusya Federasyonu’na taşınmadan önce konteynırlar içinde ne kadar tutulacak?· Atıklar boğazlardan mı geçerek taşınacak? Bu sürece dair, olası ulaştırma kazaları göz önünde bulundurularak yapılan kaza analizleri nelerdir?· Nükleer atıkların Akkuyu’dan Rusya limanlarına taşınmasında hangi ulaşım yolları düşünüldü? Civar şehirlerin karşılaşabileceği risklere ilişkin (iç tehlikeler, mavnanın batması, terör saldırıları) incelemeler yürütüldü mü?· Ulaşım rotası doğrudan İstanbul Boğazı’ndan geçtiği takdirde deniz kazalarını engellemek için özel tedbirler alındı mı? Boğaz, mavnanın geçişi sırasında özel olarak kapatılacak mı?· Rusya ne kadar süreyle hangi atıkları alacak? Kısa, orta ve uzun vadeli atıklara dair planlat nelerdir. Rusya’nın yasal bağlayıcılığı olan bir taahhüdü var mıdır?”Başka Haber
Alman otomobil devi BMW, Microsoft'u sevindirece bir karar aldı. Şirket içinde kullanılan Symbian'lı Nokia'ları kullanım dışı bırakmayı planlayan BMW, Lumia modellerine geçecek.Alman otomobil devi BMW, mobil alanda pazar payını artırmayı hedefleyen Microsoft'u sevindirecek bir hamle hazırlığında. Şirketin çalışanlarına verdiği eski Nokia'ları saf dışı bırakarak Microsoft Lumia telefonlara geçmeyi planladığı iddia edildi.57.000 siparişAlman WPArea sitesinin haberine göre, bu konudaki karar çoktan verildi ve BMW Çalışma Konseyi toplantısında eski Symbian işletim sistemli Nokia'ların Microsoft Lumia akıllı telefonlarla değiştirilme kararı alındı. Sipariş verilecek toplam cihaz adeti ise 57 bin olarak açıklanıyor.Hangi modeller tercih ediliyor?Alınacak cihazların büyük bir çoğunluğu, pahalı olmayan 630s modelinden oluşacak. Üst düzey yöneticiler için, sipariş listesinde Lumia 920 ve 930s modelleri de yer alacak.Alışveriş var, işbirliği yokKurumsal kullanım için Lumia satın alma kararına rağmen, BMW'nin Microsoft ile ortaklaşa bir projede çalışması şimdilik söz konusu değil. Şirketin Apple ile yaptığı CarPlay anlaşmasının bir benzerini Microsoft ile yapmayı planlamadığı belirtiliyor.ShiftDelete.Net
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
MEB Şurası'nda, Osmanlı Türkçesi'nin liselerde zorunlu ders olarak yer alması önerisi oy çokluğuyla kabul edildi.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından düzenlenen '19. Milli Eğitim Şurası' 3. gün çalışmalarını tamamladı. Öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyonda, Osmanlı Türkçesi'nin zorunlu ders olarak bütün liselerin öğretim programlarında yer alması benimsendi.Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Antalya'da düzenlenen şurada, 'Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri', 'Öğretmen Niteliğinin Arttırılması', 'Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması' ve 'Okul Güvenliği' konularının ele alındığı komisyonlar, 3. gün çalışmalarını sonlandırdı. Öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyonun, öğleden sonraki oturumunda, lise kademesine ilişkin öneriler ele alındı.Öğrencinin bir haftada aldığı toplam ders sayısının çeşit olarak azaltılması amacıyla derslerin bir kısmının dönemlik olarak uygulanması; dil ve anlatım dersi ile Türk edebiyatı dersleri birleştirilerek, 'Türk dili ve edebiyatı' dersi olarak verilmesi; gerekli yasal düzenlemeler yapılmak suretiyle sağlık bilgisi dersi ile trafik ve ilk yardım derslerinin içeriklerin sadeleştirilerek ilgili derslere dağıtılması; bütün ortaöğretim kurumlarında haftalık ders saatinin azaltılması önerileri benimsendi.'Osmanlı Türkçesi zorunlu ders olsun' önerisiOsmanlı Türkçesi'nin liselerde zorunlu ders olarak bütün liselerin öğretim programlarında yer alması önerisi oy çokluğuyla kabul edildi.Önerinin görüşülmesi sırasında bazı katılımcılar, Türk halkının kendi dedesinin mezar taşını okuyamayan tek millet olduğunu ve toplumda Osmanlı Türkçesi'ne bir talep bulunduğunu ifade etti. Aleyhte söz alan katılımcılar ise, tarihi metinlerin okunmasında sorunlar yaşandığını, ancak tarihe merakı olan öğrencilerin bu dersi seçmeli olarak alması gerektiğini söyledi.Komisyonda, genel ortaöğretim kurumları (Anadolu lisesi, fen lisesi, sosyal bilimler lisesi) tek bir okul çatısı altında birleştirilip farklı program türlerinin uygulanabilmesi konusunda tartışmalar yaşandı. Bazı katılımcıların, genel liselerin Anadolu Liselerine dönüştürüldüğü hatırlatarak, bu dönüşümden verim alınamadığını ifade etmesi üzerine öneri oy çokluğuyla reddedildi. Katılımcılar önerinin kabul edilmemesini alkışladı.Liselerde hazırlık sınıfı uygulamasına son verilmesi önerisi de oy çokluğuyla reddedildi. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde 'Alevilik' konusunun ele alınması önerisi de daha önce bu konunun görüşüldüğünün belirtilmesi üzerine, gündeme alınmadı.Tartışma Yaratacak KararlarŞura'da büyük tartışmalara neden olan Eğitim Bir- Sen'in karma eğitim mecburiyetinin kaldırılması yönündeki önerisi, komisyonda kabul edilmedi. Ancak şura çok tartışma yaratacak kararlar aldı. Bunlar arasında, sendikal faaliyetlerin okul ve ders saati dışında yapılmasıyla Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersinin zorunlu olması önerisinin reddi de yer alıyor.19'uncu Milli Eğitim Şurası'nda hükümete yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir- Sen'in okullarda karma eğitim mecburiyetinin kaldırılması, kız ve erkek sınıfları oluşturulması yönündeki önerisi gündem dışı olduğu için, eğitim programları ve haftalık ders çizelgeleri konularının ele alındığı komisyonda reddedildi.Eğitim Bir- Sen'in önerilerinin toplumda büyük infial yarattığını belirten Eğitim- Sen eğitim uzmanı Dr. Erhan Aydoğanoğlu, 'Tepkiler üzerine muhtemelen MEB'den uyarı geldi. Bakan açıklama yapmıştı, 'Gündem dışı hiçbir konu karar altına alınmayacak' diye. İlkokulda karma eğitimin kaldırılması önerisi, komisyon başkanı tarafından gündemde olmadığı nedeniyle kabul edilmedi' dedi.Dr. Aydoğanoğlu, ortaokulda da konun gündeme gelmesi halinde aynı kararın çıkacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:'Çünkü şura hazırlık toplantılarında tartışılmayan bir konunun buraya getirilmesi son derece yanlış, etik olmayan bir davranış. Dolayısıyla burada karma eğitimin, şuranın gündemi dışına çıkma ihtimalinin gayet yüksek olduğu ihtimalini söyleyebiliriz. Genel kurula sunulmayacak. Yerel şurada da tartışılmayan bir konunun buraya getirilmesi doğru bir yaklaşım değildi zaten. Bunu bakan da belirtmişti. Ve komisyon da bu doğrultuda karar aldı. Gündem dışı olduğu için kabul edilmedi.''Gündem dışı hiçbir şey şurada oylanamaz'MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı, aynı zamanda 19'uncu Milli Eğitim Şurası Başkanı Prof. Dr. Emin Karip ise karma eğitim konusunun hiçbir şekilde oylanmayacağını açıkladı. Prof. Dr. Karip, şöyle konuştu:'Gündemimizde yok. Öneriye dahi alınamaz. Birisi kalkıp bunu söyleyebilir ama oylanamaz. Çünkü yönetmelik çok açık. O konu buranın dışındadır ve şura gündeminde değerlendirilemez. Ama birisi kalkıp söyleyebilir, bunu engelleyemezsiniz. Karma eğitim veya bizim 4 konumuz dışındaki konu oylanamaz. Okul güvenliğinde örneğin programla ilgili öneri getirirse o orada oylanamaz. Çünkü o oranın konusu değildir. Teklifin kimden geldiğinin hiçbir önemi yok. Her kim olursa olsun söz hakkına sahiptir ama gündem dışı bir şey şurada karar haline getirilemez.'Sendikal faaliyetler okul dışında yapılacakŞura'nın ikinci günü boyunca gündeme gelen konular arasındaki bazı başlıklar şöyle:Okul güvenliği kapsamında öğretmenlerin öğrencilerin bilgilerini emniyetten istemesi önerisi, itirazlara rağmen kabul edildi.Ortaokulda hafızlık eğitimi yapacak öğrencilere 1 yıl olarak tanınan ara verme süresinin 2 yıla çıkarılması ve hak kaybının önlenmesi için dışardan sınavlara girmesi kabul edildi.Sendikal faaliyetlerin okul ve ders saatleri dışında yapılması kararlaştırıldı.Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersi konulmayacakTaşımalı sistem uygulanan okullarda dersi erken biten ilkokul öğrencilerinin boş beklediği zamanlarda, bu sürenin etüt olarak değerlendirilmesi kararlaştırıldı.Eğitim Sen'in okullarda Toplumsal Cinsiyet Eşitliği dersinin zorunlu olması önerisi reddedildi. Ünite olarak okutulması benimsendi.Açık ortaokul açılması önerisi reddedildi. Mesleki ve teknik ortaokullarının açılması önerisi komisyon aşamasında reddedildi.Okul öncesi eğitimin zorunlu olması ve yeniden tam gün yapılması önerisi komisyonda kabul edildi.DHA / AA
Karşınızdaki erkeğin ne anlatmak istediğini aslında hemen çözebilir ve ona göre karşılığını veren davranışlar sergileyebilirsiniz.Nasıl mı? işte buyrun...Erkekler aslında anlaşılması pek güç varlıklar değiller.Hele ki biz kadınlara oranla kıyaslarsak çok kolay anlaşılır bile diyebiliriz.Yeterki onların dillerini bilelim ve ona göre konuşalım.İşte işimize çok yarayacak o 8 madde...1-BAŞ PARMAKLARI KEMERİNİN ASKILARINI TUTUYORSAVücut dili uzmanı Traci Brown’a göre elleri bu duruştayken onunla ilgili önemli bir ipucu veriyor. “Bu açık bir cinsel işarettir. “Seni düşünüyorum ve seni istiyorum” anlamına gelir.2-SİZİ DİNLERKEN ELİNİ AĞZINA GÖTÜRÜYORSASiz bir plan yaptınız ve bunu ona söylüyorsunuz. Eşiniz de kabul edercesine kafasını sallıyor ancak ellerini ağzına götürüyorsa bu duruma biraz düşünceli yaklaştığının açık bir belirtisidir.3-ARKANIZDAN GELİP OMZUNUZA DOKUNUYORSABirlikte kalabalık bir yerde kutlama yapıyorsunuz ve siz tanıdık bir erkekle gülüşüp konuşurken arkanızdan gelip omzunuza dokunuyorsa bu Cobb’a göre “O benim, o yüzden uzaklaş” anlamına gelen bir harekettir.4-SİZİN YAPTIĞINIZ HAREKETLERİ TAKLİT EDİYORSASiz kadehinizi tuttuğunuz an o da kaldırıyor. Siz sandalyenizde dikleşerek otururken aynısını o da yapıyor. Hareketlerinizin eşleşmesi çok iyi bir işarettir diyor Brown.5-ELİNİ ELİNİZİN ÜZERİNE KOYUYORSABir başka çiftle birlikte akşam yemeğine çıktığınızda eğer elini sizin elinizin üzerine koyuyorsa bu, Cobb’a göre ortamda öne geçmek istediğini gösterir.6-AYAKLARI BAŞKA YÖNE DOĞRU DÖNMÜŞSE“Ayaklar bir insanın nerede olmak istediğiyle ilgili önemli ipuçları verir” diyor Brown. Eğer tüm vücudu olmasa da açısı kapıya doğru yönelmişse konuşmaya ne kadar hevesli görünürse görünsün kaçmaya hazır demektir.7-ENSESİNE DOKUNUYORSAEğer eşiniz hızla veya yavaşça ensesine doğru dokunuyorsa bu çok baskı altında hissettiğini ve rahatlatılmaya ihtiyacının olduğunu gösterir- ya da sırt masajına.8-ELLERİNİ CEBİNDE TUTUYORSASıkıntılı hissettiğine işaret eder.
Lip balm, dudağı nemlendiren ve besleyen yoğun yapıda dudak kremleridir. Hemen hemen her evde bulunan ürünlerle kendi lip balmımızı yapmak mümkün. Sizde kullanmadığınız ruj, parlatıcı ya da far ve koku verecek yağlarınızla bu işlemi çok kolay bir şekilde yapabilirsiniz.
Eminim bu içerikteki bebekler doğdukları zaman şirin mi şirin, minnoş mu minnoş olmuşlardır ama ultrason görüntülerinin insanı acayip göz yanılgılarına düşürdüğü gerçek.
Karizmatik erkek veya karizmatik olmak göreceli bir şeydir tabi ki. Kişiden kişiye veya bakış açısına göre değişebilir. Bende genelin verdiği cevaba göre bir liste yaptım bakalım sizede öyle gelecek mi?
Amerika sokaklarında sıkça görülen tarzda otomobillerden değil bu araçlar. Genellikle modifiye tutkunu kişilerin elinden çıkan ve sanat eseri niteliğinde olan bu tarz araçlardan birisi de Chuck Kiri tarafından restore edilen Mercury Bonneville. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yapılan çekimlerde aracın boyası o kadar iyi yansıtılmış ki, üzerindeki alev deseni sanki yanıyormuş görüntüsü sergiliyor. Üstelik Chuck Kiri arabası için yaptığı restorasyonun çoğunu kendi ustalığıyla tamamlamış ve dışarıdan yardım almamış.
İnsanın 40 yaşından gün alması birçokları için oldukça önemli bir mevzudur.40 yaşına basan kişiler genellikle orta yaş döneminin sonlarına yaklaştıklarını ve yaşlılığa doğru ilerlediklerini hissederler. Bu nedenle, 40 yaşınıza basmadan önce bu hayatta mutlaka yapmanız gereken bazı çılgınlıklar, yaşamanız gereken özel anlar ve para harcamanız gereken onlarca şey vardır. Bir kere yaşıyoruz, öyle değil mi? O halde 40 yaşına gelmeden önce herkesin mutlaka yapması gereken şeylere bir göz atın;
Victoria's Secret Fashion Show 2014 ilk defa New York yerine Londra'da Earls Court'ta gerçekleşti. Dünyanın en seksi moda şovunda 40 model podyumda yürüdü. Şovun ana teması 'Diverse' yani 'Çeşitli' olarak seçildi. Taylor Swift, Ed Sheeran ve Ariana Grande şova şarkıları ile renk kattı. Brezilyalı modeller, Adriana Lima ve Alessandra Ambrosio 2 milyon dolar değerindeki 'Fantasy Bra' sutyenlerle yürüdüler. Geçen sene Candice Swanepoel'in taşıdığı sutyen ise 10 milyon dolar değerindeydi. 39 çift özel tasarım kanat kullanıldı. 18 karat altından yapılan kanadı ünlü model Karlie Kloss taşıdı. 150 bin adetten fazla Swarowski kristal kullanıldı. Sahne arkasında 25 makyöz, 25 kuaför, 9 manikürcü hazır bulundu .
Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü?1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi bir kalp ve damar hastalığı, ne de kalbinin etrafındaki atardamarlarda pıhtı oluşması vardı.Dışarıdan kalp krizi gibi görünen şey aslında değildi. Bu olağandışı vakayı New England Tıp Dergisi ’nde kaleme alan doktor Thomas Ryan ve John Fallon, kalp kaslarındaki bu arızanın kaynağını fizyolojik değil duygusal nedenlere bağlıyordu. Kadın, hastalanmadan birkaç saat önce 17 yaşındaki oğlunun intihar haberini almıştı.Doktorlar yıllar boyunca psikoloji ile fizyoloji arasında bir bağ olduğu fikrini küçümsedi. Duyguların kalpte fiziksel izler bıraktığı düşüncesine prim vermediler. Gerçek kalp doktorları, kardiyologlar gözleriyle gördükleri gerçek sorunlar üzerinde yoğunlaşırdı: damar sertliği, damar tıkayan kan pıhtıları, parçalanmış atardamarlar gibi. Duygusallık ve hassaslık psikiyatristler içindi.Buna rağmen aşırı yoğun duyguların kalbi etkilediği düşüncesi onyıllar öncesine dayanıyor; fakat insanlardaki bir etkilenme değil söz konusu olan. Yabanıl hayat biyologları ve veterinerler aşırı duyguların vücut fizyolojisinde büyük sorunlara yol açtığını fark etmişti.20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde, herhangi bir hayvanın ani hayati tehlike korkusu geçirdiğinde ilginç bir olayın ortaya çıktığını gözlediler. Bir hayvan yırıtıcı bir hayvanın pençesine düştüğünde kanındaki adrenalin miktarı öyle çok artıyordu ki neredeyse kanı zehirleyip, kalp de dahil hayvanın kaslarında hasara yol açıyordu. Buna “yakalanma miyopatisi/kas hastalığı” adı veriliyordu.Bu etki 1974’te veterinerler arasında artık öyle iyi biliniyordu ki Nature dergisine yazılan bir makalede konuyu açıklamaya gerek duymadan bu sorunu önlemek için alınabilecek önlemler tartışılıyordu. Hayvanların bilimsel araştırmalarda kullanılmak üzere yakalanması bu sonuca yol açıyor, bu yüzden genelde ölümle sonuçlanıyordu.Yani Massachusetts’teki hastanede doktorlar kadının kalp sorununu şaşkınlıkla karşılıyorken veterinerler birçok hayvanda stressten kaynaklı kardiyomiyopati olgusunu biliyordu.1990’lara gelindiğinde artık insanlarda da birçok vaka araştırması yapılmış, aşırı psikolojik stresin neden olduğu fizyolojik sorunlar yavaş yavaş tanınmaya başlanmıştı.1995’te üç araştırmacı doktor, İsraillilerin 18 Ocak 1991 tarihinde önceki ve sonraki iki ayda olduğundan çok daha fazla kalple ilintili bir sorun nedeniyle ölmüş olduklarını fark etti. Bu, Körfez Savaşı’nın başladığı tarihti. Irak’tan İsrail’e 18 adet füze atılmıştı. Fakat ölümlerin nedeni yaralanma değil, kalp-damar bağlantılı ölümlerdi ve çoğu hastanedeki tedavi dışı insanlarda meydana gelmişti.Araştırmacılar Amerikan Tıp Derneği Dergisi ’ne yazdıkları makalede sorunu hayati tehlike arz eden bir durum algısına bağlıyordu. İsrail hükümeti kimyasal saldırıya karşı vatandaşlarını uyarmış, her eve gaz maskeleri ve acil müdahale malzemeleri dağıtılmıştı. Herkes endişe içindeydi ve bu ölüm korkusu bazılarına fazla geliyordu.1996’da ise başka bir araştırma ekibi 17 Ocak 1994 tarihinde Los Angeles’ta meydana gelen ani kalp durması vakalarını inceledi. O tarihte bu bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte, 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştu. New England Tıp Dergisi’nde aktardıkları araştırma sonuçlarına göre o gün kardiyovasküler nedenli ölümlerde büyük bir artış kaydedilmişti. Ölenlerin çoğunun daha önce tümüyle sağlıklı olduğu söylenemez tabii ki.Stres kaynaklı kardiyomiyopati (kalp kasları hastalığı) ancak 2005’te tıp literatürüne girebildi. Bazı doktorlar buna Japonca adıyla ‘takatsubo’ ya da ‘acılı yürek sendromu’ da diyor.Yani bize fizyolojik olarak zarar veren şey doğrudan üzüntü ya da reddedilme duygusu değil, bu duyguların yol açtığı fizyolojik tepkilerdir. Bugün zihnimizin ve duygularımızın fiziksel olarak bedenlerimiz üzerinde doğrudan etkisi olduğu, bazen bu etkilerin felaketle sonuçlanabildiği konusunda pek şüphe yok.Fakat ne yazık ki veterinerlerin ve yabanıl hayat biyologlarının onyıllar önce farkında olduğu bir olgu daha birkaç yıl önce doktorlar tarafından kabul görüp tıp literatürüne girdi. Bu bize aslında hayvanlarla ortak özelliklerimizin ilk bakışta göründüğünden çok daha fazla olduğunu da gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future