Yunanistan'da Osmanlıca Dersleri Veriliyor
Osmanlıcanın Türkiye'deki okullarda okutulmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, Atina'da Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü'nde verilen Osmanlıca derslerine 65 Yunan devam ediyorTürkiye'de Osmanlıca derslerine yönelik tartışmalar gündemdeyken Yunanistan'da tarihçisinden ressamına, mimardan modacı ve jimnastikçiye kadar birçok meslek grubundan insanlar Osmanlıca öğreniyor.Sabah yazarı Stelyo Berberakis Türkiye'deki tartışmalar ışığında Yunanistan'daki Osmanlıca dersleri verildiğini bugünkü köşesinde duyurdu. İşte Berberakis'in Yunanistan'daki Osmanlıca derslerine ilişkin düştüğü notlar:Türkiye'deki Osmanlıca tartışmaları tam gaz devam ederken Atina'da tanıştığım bir maliye müfettişinin Osmanlıca dersleri aldığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Atina'da Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü'nde verilen Osmanlıca dersleri için tam 90 Yunan vatandaşı başvurmuş; bunlardan 65'i kabul edilmiş. Aralarında, doktor, mimar, arkeolog, ressam, öğrenci, rehber, İslam tarihçisi, modacı, sanat tarihi uzmanı, devlet memuru, maliye müfettişi, hatta bir de jimnastik öğretmeni var... Hepsi de başka başka nedenlerle Osmanlıca öğrenmeye merak salmış...Üç yıl süren Osmanlıca dersleri, önümüzdeki yıl ilk mezunlarını verecek... Osmanlıca öğretmeni Dimitris Lupis, aslen Gümülcüneli bir Yunan... Çocukluk yıllarında Gümülcüne sokaklarında azınlık Türk çocuklarıyla arkadaşlık ederek Türkçeyi sökmüş. Daha sonra Türkçesini geliştirmek için kurslara gitmiş. Nitekim 2004-2007 yılları arasında İstanbul'da Bilkent Üniversitesi'nde Osmanlı tarihi ve dili üzerine dersler almış. Sonrasında da ABD'deki Harvard Üniversitesi'nde Osmanlı dönemindeki Ortadoğu tarihi üzerine incelemeler yapmış.İki yıl önce Atina'ya geri döndüğünde, artık iyice hakim olduğuna inandığı Osmanlıca'yı başkalarına öğretmek için yaptığı başvuru kabul edilince Bilimsel Araştırma Enstitüsü'nde ders vermeye başlayan Lupis, Osmanlıcayı 'zor ama güzel' olarak tanımlıyor. Ona göre Osmanlı dilini ve yazısını öğrenmeye gelenlerin değişik hedefleri var. Lupis burada verdiği Osmanlıca derslerinin konuşmaya değil; yazıtların okunabilmesine ve anlamlarının öğrenilmesine yaradığını söylüyor. Ona göre Farsça, Arapça ve Türkçe'nin oluşturduğu Osmanlıca 'ölü bir dil'. Bunun sebebi artık kullanılmaması. Bu nedenle Osmanlıca Türkiye'de, İran'da ve Arap dünyasında anlaşılabilir bir dil olmaktan çıkmış durumda. Lupis'in 2. sınıf öğrencilerine verdiği derslerde; Osmanlıca yazıların okunuşu, elif, be ve güzel he harfleriyle Besmele çeşitleri, Osmanlı alfabesi, Fatiha'dan alınmış beyitler, Osmanlıcanın Kuran'daki yeri ve 1923 Harf Devrimi'ne kadar Türkiye'deki yaygınlığı anlatılıyor.Osmanlıca dersi alan ve önümüzdeki yıl mezun olmaya hazırlanan öğrenciler çok farklı nedenlerle bu dili öğrendiklerini söylüyor. Osmanlıca ders alan Yunan öğrenciler, 'Osmanlı yazılarını anlamak için Osmanlıca dersindeyiz. Türkçe, Farsça ve Arapça kelimeleri de öğreniyoruz. Yazı şekilleri ise adeta birer sanat eseri. Osmanlı yazısını sökmek bulmaca çözmeye benziyor ve bundan da zevk alıyoruz' diyor. Örneğin mimarlar İslam mimarisini; ressamlar Osmanlı sanatını; tarihçiler İslam ve Osmanlı tarihini, rehberler Yunanistan'daki Osmanlı eserlerini merak ettikleri için ders aldıklarını söylüyorlar.En son haber
Avrupa'nın En Kirli Havasını Soluyoruz!
Prof. Dr. Recep Akdur, Avrupa’daki en kirli havanın Türkiye’de olduğuna dikkat çekti. Verilere göre, İstanbul’un Ümraniye ilçesinde ‘yüksek tehlike’ alarmı verildiÇevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesini İzleme İstasyonu verilerine göre, 51-100 mikrogram metreküp arasında olması gereken kanserojen özellikli ağır metal, katran zerreciği ve karbon parçalarından oluşan toz kirliliğinin (PM10), 12 Aralık’ta İstanbul’un Ümraniye ilçesinde 2 bin 664 mikrogram metreküp olarak ölçüldüğü ortaya çıktı.20 ilin havası kirliAnkara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, 521 mikrogram metreküpü geçen PM10 değerinin ‘yüksek tehlike’ sınıfına girdiğini belirterek, “12 Aralık’ta devletin alarm durumuna geçerek televizyon ve basın yoluyla hemen vatandaşları uyarması ve kirlilik seviyesini düşürmek için acil tedbir alması gerekirdi. Avrupa Birliği (AB) Hava Kalitesi Haritası’na göre Avrupa’nın en kirli havası Türkiye’de. Dünya sağlık Örgütü’ne göre her sene Türkiye’de 28 bin 181 kişi hava kirliliğine bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor” dedi.Akdur; Bolu, Düzce, Şırnak, Siirt, Kayseri, Konya ve Ankara başta olmak üzere 20’ye yakın ilin hava kalitesinin, astım ve kalp rahatsızlığı sorunu olan kişiler ve 65 yaş üstü riskli grup için uygun olmadığını söyledi.6 kategoride değerlendiriliyorUluslararası ve ulusal yasalara göre her ülkede bir ulusal hava kalitesini izleme ağı kurulması, ülkelerin dış ortam hava kalitesini sürekli takip ederek ilan etmesi zorunlu. Türkiye’de de bir ulusal hava kalitesini izleme ağı var, 180’e yakın istasyonda hava kalitesi sürekli ölçülüyor. Bu ağdan elde edilen sonuçların ise tıpkı Meteoroloji raporları gibi her gün duyurulması gerekiyor. Türkiye Hava Kalitesini İzleme Ağı ölçülerine göre; hava kalitesi, ‘çok iyi’, ‘iyi’, ‘yeterli’, ‘orta’, ‘kötü’ ve ‘çok kötü’ olmak üzere 6 kategoride değerlendiriliyor. Hava kalitesi, ‘kötü’ ve ‘çok kötü’ olduğu zaman halkın derhal uyarılması gerekiyor.EVİN DEMİRTAŞ | Milliyet
21 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
İstanbul'da Baraj Doluluk Oranları Yüzde 50′yi Aştı
İstanbul’da geçtiğimiz Ağustos ayında doluluk oranı yüzde 17.23’e kadar düşen İstanbul barajlarındaki su seviyesi yoğun yağışlarla birlikte yüzde 53.73’e yükseldi.Kazandere barajlarında doluluk oranı yüzde 100’e ulaşırken bu barajda kapaklar zaman zaman kontrollü olarak açılıyor. DHA Gökyüzü kamerasıyla yapılan çekimlerde ise Alibeyköy barajında su seviyesinin 2012 yılından bu yana ilk defa tarihi su kemerine kadar yükseldiği görüldü.DOLULUK ORANI YÜZDE 17.23′E KADAR DÜŞMÜŞTÜİstanbul’da yaşanan kuraklığın ardından baraj doluluk oranları geçtiğimiz Ağustos ayında yüzde 17.23’e kadar inmişti. Kuraklıktan en fazla etkilenen Papuçdere barajında doluluk oranı Ağustos ayı sonunda yüzde 0.44 olarak ölçülürken baraj kullanım dışı kalmıştı. Aynı tarihlerde Sazlıdere barajında doluluk oranı yüzde 5.8, Büyükçekmece’de yüzde 7.4, Alibeyköy barajında yüzde 12.41, Kazandere barajında yüzde 9.9, Darlık barajında yüzde 12.11 olarak ölçülmüştü.ŞU AN DOLULUK ORANI YÜZDE 53.73Sonbahar yağmurlarının başlamasıyla birlikte barajlardaki doluluk oranları hızla artmaya başladı. Toplam doluluk oranı şu anda yüzde 53.73’e kadar yükseldi. Yaklaşık 4 ay önce susuzluk yüzünden kuruyan Papuçdere barajında şu andaki doluluk oranı yüzde 93.96 O tarihlerde benzer durumda olan Kazandere barajında ise doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı. Alibeyköy barajının ise şu anda doluluk oranı yüzde 75.03 olarak açıklandı. İstanbul’un şu anda su rezervleri 450 milyon metre küpü aşmış durumda. Doluluk oranı yüzde yüze ulaşan Istrancalar ve Kazandere barajlarında kapakların kontrollü olarak zaman zaman açıldığı ve su tahliyesi yapıldığı belirtildi.İSKİ verilerine göre sadece son 15 gün içinde barajlardaki su artışı yüzde 6’nın üzerinde oldu. Geçtiğimiz Ağustos ayının ardından başlayan yağmurlarla barajlardaki su seviyelerindeki artış, Kasım ve Aralık aylarında hızlandı. Ağustos ayında barajlardaki su seviyesi yüzde 17.23 iken Eylül ayında bu oran yüzde 19.05 çıkmış, Ekim ayında yüzde 27.62, Kasım ayında 39.47, Aralık ayının ilk 20 gününde ise yüzde 53.73’e yükseldi.İstanbulbarajlarında 2007 yılından bu yana yapılan ölçümlere göre doluluk oranları şöyleydi:2007 yılında doluluk oranı yüzde 25.332008 yılında dolululuk oranı yüzde 28.092009 yılında doluluk oranı yüzde 90.422010 yılında doluluk oranı yüzde 79.432011 yılında doluluk oranı yüzde 52.522012 yılında doluluk oranı yüzde 59.272013 yılında doluluk oranı yüzde 38.262014 yılında doluluk oranı yüzde 53.73ALİBEYKÖY BARAJINDA SULAR TARİHİ SU KEMERİNE ULAŞTIİstanbul’da havadan çekim yaptığımız Alibeyköy barajında ise su seviyesi 2012 yılından bu yana ilk defa tarihi su kemerine ulaştı. Kasım ayı başında DHA Gökyüzü kamerası ile havadan görüntülenen Alibeyköy barajında tarihi su kemerinin olduğu bölüm, inek ve koyunların otladığı bir alan halinde görülüyordu. Ancak bugün aynı bölge tamamen sularla kaplanmış durumda.İŞTE İSTANBUL BARAJLARININ SON DURUMUÖmerli doluluk oranı yüzde 50.69Papuçdere doluluk oranı yüzde 93.96Sazlıdere doluluk oranı yüzde 30.10B.Çekmece doluluk oranı yüzde 29.09Alibeyköy doluluk oranı yüzde 75.03Terkoz doluluk oranı yüzde 83.58Kazandere doluluk oranı yüzde 100Elmalı doluluk oranı yüzde 60.67Darlık doluluk oranı yüzde 30.11Istrancalar doluluk oranı yüzde 99.94DHA
Reklam
Reklam
Hatay'da 6 Yeni Kelebek Türü Gözlendi
Endemik bitki çeşitliliği ve iklim özelliğiyle doğal zenginlikleri bünyesinde barındıran Hatay'da 6 yeni kelebek türü daha gözlenerek kayıt altına alındı.Subaşı Kuş ve Kelebek Gözlem Derneği Başkanı Ali Atahan, kentte kuş türlerinin yanı sıra kelebek çeşitliliğini de ortaya koymak adına yaz döneminde sürekli gözlem yaptıklarını söyledi.Gözlemin zor ve zahmetli olduğunu, bazen bir kelebeği fotoğraflamak için saatlerce beklediklerini ifade eden Atahan, sabırla yürüttükleri çalışma neticesinde Hatay'daki kelebek türü listesine her yıl yenilerini eklediklerini kaydetti.Atahan, geçen yıl, Türkiye'de daha önce hiç rastlanmayan, anavatanı Afrika olan Ürdün, İsrail ve Lübnan'da da görülebilen Afrika mücevher kelebeğini (Azanus Jesous) ilk kez gözlediklerini vurguladı.Dernek üyeleriyle yürüttükleri gözlem ve araştırmada, Hatay’da daha önce hiç görülmemiş 6 kelebek türünü daha listeye ekleyerek tür sayısını 161'e çıkardıklarını anlatan Atahan, şöyle devam etti:'Yeni türlerin tamamını Amanos Dağları’nda tespit ettik. Akdeniz ve Karadeniz iklim özelliklerinin yer aldığı, Anadolu’nun habıtat karakterlerini lokal veya yaygın barındıran, biyocoğrafik açıdan ülkemizin en zengin dağlarından Amanos Dağları, kelebeklerin de uğrak yeri. Orta ve kuzey Amanoslar'ın yüksek bozkırında 'Anadolu ateş' kelebeğini (Lycaena asabinus) gözlemledik. Genel dağılımı güneyde Toroslar ile sınırlı olan bu tür, Amanoslar'da ilk kez görüldü. 'Alevli ateş' kelebeğini de (Lycaena ochimus) orta Amanoslar'ın ağaç sınırı seviyesinde belirledik. Bu tür, gelende ülkemizde Toros Dağları ve daha kuzeyinde kalan coğrafyada uçuyor. 'Güzel zıpzıp' (Pyrgus cinarae) ise Amanos Dağları'nın Hassa sınırları yamaçlarında tespit edildi. 'Çokgözlü gümüş mavi' de (Polyommatus loewii) Hassa civarında görüldü. 'Mor meşe' kelebeğini (Favonius quercus), Amanoslar'ın en zengin bölgesi Kızıldağ'da belirledik. 'Ağaç karameleği' (Hipparchia statilinus) ise Kızıldağ'da saptandı.'Atahan, ülke genelinde 400'e yakın kelebek türü bulunduğunu, Hatay'ın 161 türle zengin iller arasında yer aldığını sözlerine ekledi.AA
Reklam
İzmir’de Görülmesi Gereken 8 Değişik Yer
İzmir doğal güzellikleri yönünden görülmeye değer yerlere sahiptir.  İzmir şehrinde doğal güzellikleri ile ön plana çıkan çok bilinmeyen yerleri görülmeye değer güzelliktedir. Kentin tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle Türkiye’de ön plana çıkan başlıca turizm şehirlerinden olmaktadır. İzmir’e gidilip görülmesi gereken yerleri sırasıyla ele alalım.
Dünyanın En Büyük Dördüncü Gölü Olan Aral Tamamen Kurudu, Aferin Size İnsanlık!
etiket
Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü tamamen kurumuş durumda. Bundan henüz 14 yıl önce, şu an yalnızca kum ve tuz olan yerde kocaman bir su birikintisi vardı. Bu devasa gölün 14 yıllık bir süre içerisinde kuruyup yok olması, bizlere geleceğimiz hakkında ciddi kaygılar yaşatıyor. İnsanlık kendisine hayat veren doğa ile birlikte yaşamayı ne zaman öğrenebilecek?
Reklam
Türkiye'nin En Büyük Ağaç Taşıma Operasyonu
Zekeriyaköy'de eski füze üssü olarak kullanılan 467 bin metrekarelik alanda yapılacak olan konut projesi için başlatılan Türkiye'de bugüne kadar yapılmış en büyük ağaç taşıma operasyonunun ilk etabı tamamlandı.Dünya'da bugüne kadar 3 milyon ağaç taşıma işini gerçekleştiren Opitz firması tarafından yapılan çalışmalar bittiğinde en genci 20 yaşında olan yaklaşık 250 ağaç yer değiştirmiş olacak. Projeyi gerçekleştiren Siyahkalem firması yetkilileri sahada inşaat sebebiyle tek bir ağacın bile kesilmeyeceğini belirttiler.Eski füze üssünde 467 bin metrekarelik alanın 50 bin metrekaresinde konut proje inşaatına başlayacak olan Siyahkalem firması geçtiğimiz aylarda Ağaç taşıma konusunda Dünya liderlerinden biri olan Opitz firmasıyla anlaşmıştı. Dünya'da daha önceden çeşitli projelerde 3 milyondan fazla ağacı taşıyan Opitz firması proje sahasında bulunan ve en küçüğü 20 yaşında olan ağaçlar üzerinde incelemede bulunduktan sonra, taşınması kararlaştırılan 250 ağacın her biri için kimlik oluşturdu. Bölgede Çınar, Meşe, Ihlamur, Ceviz, Kestane , Dişbudak ağaçların bulunduğu tespit edildi. Ağaçların şu an bulunduğu bölgedeki toprak ile nakil edilecekleri yerlerde ki toprak analizi yapılarak gerekli düzeltmeler yapılıp eşleştirildi. İşlemlerin tamamlanmasının ardından Avrupa'nın en büyük ağaç taşıma makinelerinin İtalya'dan getirilmesiyle 3 Aralık tarihinde bölgede çalışma başlatıldı.AVRUPA'NIN EN BÜYÜK AĞAÇ TAŞIMA MAKİNELERİ ÇALIŞIYOROpitz firmasının Akdeniz sorumlusu İtalyan Francesco Maccazola'nun gözetimde başlayan çalışmalarda taşınmasına karar verilen ağaçlar için makineler sahaya girdi. Büyük bir dikkat içinde dev makinelerle yerlerinden sökülen ağaçlar, tespit edilen yeni yerlerine konulmaya başlandı. Oldukça dikkatli bir şekilde yapılan çalışmalarda ağacın yönünün dahi hesaba katıldığı öğrenildi. Hava şartlarına bağlı olarak günde 7-8 ağacın taşınacağı projede ilk etap tamamlanırken taşınan ağaçların bakımlarının yapılmasının ardından çalışmaların Ocak ayı başında yeniden başlanacağı öğrenildi.“AĞAÇ TAŞIMAK HEM EKOLOJİK HEM DE EKONOMİK'Tüm çalışmaların yaklaşık 2 ay süreceği öğrenildi. Opitz firması Akdeniz sorumlusu Francesco Maccazola ağaçların taşınmasının ardından işlerinin bitmeyeceğini belirterek “ Bütün ağaçlar taşınabilir. Ağaçların nakil edildikleri yerlerde hayatların devam edilmesi için destek olunması gerekiyor. Ağaçların taşınacakları yerde rehabilitasyon ortamı oluşturuyoruz. Taşınacak ağaçları mantar gibi hastalıklardan korumak için özel bezlerle sarıyoruz. Yeni yerlerine yerleştirilmelerinin ardından doğada canlanmanın yaşanacağı Mart ayında yeniden yoğun bir bakıma tabii tutuluyorlar. Hepsinin eski formlarına kavuşmalarına kadar çalışmalarımız devam edecek” dedi. Ağaçların taşınmasının ekolojik olduğu kadar ekonomikte olduğunu söyleyen Francesco Maccazola “20 yaşında yada daha yukarı yaşlarda bu tür ağaçları satın alıp dikmek oldukça maliyetli bir iş' dedi.TÜRKİYE'DEKİ EN BÜYÜK AĞAÇ TAŞIMA OPERASYONUYapılan çalışmanın Türkiye'nin en büyük ağaç taşıma işi olduğunu belirten firma yetkilileri daha önce İzmir'de 65 palmiye ağacının, onun dışında birkaç projede sayısı 10'u geçmeyen ağaçların taşındığını söyledi. Projede ağaçların yaşatılmasındaki başarı oranının yüzde 99 olduğu belirtildi.İNŞAAT SEBEBİYLE BİR AĞAÇ BİLE KESİLMEYECEKBu arada eski füze üssünde konut projesini gerçekleştiren siyah kalem firması yetkilileri çalışılan bölgede inşaat sebebiyle bir ağaç bile kesilmeyeceğini söyledi. Projenin mimarisinin bölgenin doğal yapısına uygun olarak hazırlandığı mevcut boş alanlar ve ağaç taşıma sonucu ortaya çıkan alanların kullanılacağı belirtildi.DHA
Hipnotize Edici Seramik Çalışması
Islak kille eliyle, sünger kullanarak yaptığı ufak dokunuşlarla Rus seramik ustası Mikhail Sadovnikov ortaya hipnotize edici bir çalışma çıkarıyor.
Reklam
22-28 Aralık 2014 Haftalık Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
20 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Bir Kadının Mesajına Cevap Yazmazsanız Sizin Hakkınızda Düşüneceği 45 Saçma Şey
etiket
Çağımız teknoloji dünyasına dönüştükçe artık kaygı bozukluklarının nedeni de bu durumla ilişkili hale geldi. Her an herkesin elinin altında bulunan akıllı telefonlar (ve bu gerçeğin herkes tarafından bilinmesi) birbirimizle olan ilişkilerimizi zaman zaman çıkmaza sokabiliyor. Bu içeriğimizde, biraz da işin esprisine kaçarak, cevap yazmadığınız bir kadının düşüneceği şeyleri bir araya getirdik. Gerçekten de cevapsız bırakılmaktan oldukça etkilenerek depresyona giren insanlar yok değil. Bu nedenle siz siz olun sevdiklerinize hemen cevap verin :) İşte mesajlarına cevap vermediğiniz bir kadının düşüneceği şeyler;
Sınavları, Finalleri, Raporları Salla! İşte Sınavların Ölçemeyeceği 7 Zeka Tipi
Final haftalarından oldum olası nefret etmişimdir. Yani, nasıl bir insanın değerini ölçmek için bir saatlik bir sınavla nasıl bir deneme yaratabilirsiniz ki? Zekanızın ve başarınızın ölçüsünü nasıl bir yanıtla,  ya da yarısı doldurulmuş boşluklarla kanıtlayabilirsiniz ki?Büyürken girdiğimiz tüm sınavlarda olduğu gibi –YDS, ÖSS vb- ait olduğumuz yeri belirleyen her zaman sadece bir deneme, bir not vardı. Zekamızın sadece bir ölçümü vardı ve bunu orada kanıtlayamıyorsanız, e işte, aptalın biriydiniz.Şimdi final haftası geldi çattı ve değerinizi kanıtlayacak tek seferlik sınavla yüz yüzesiniz. Peki neden böyle olsun ki? Neden başarılı olup olmamanızı bu bir sınav belirlesin? Neden bir not başarılılar listesine girip giremeyeceğinize karar versin?Ne yazık ki birçok okul, öğrencilerinin kabiliyetlerini tek bir tip zekaya göre ölçmeyi tercih ediyor. Yeteneklerimizin ve niteliklerimizin büyüklüğü ve farklılığını basmakalıp bir yaklaşıma çeviriyor.Öğrencilere söylememekte ısrar ettikleri şey ise yeteneğin altı farklı ölçümü daha olduğu ve onların sınıfında olmasa da bir dahi olabileceğiniz.1983’te, bir gelişimsel psikolog ve Harvard’da profesör olan Howard Gardner çoklu zeka teorisini ortaya attı. “Aklın Çerçeveleri: Çoklu Zeka Teorisi” kitabında, insanların sahip olabileceği yedi farklı zeka türünü belirtir.Yanıtlamaya çalıştığı asıl soru şuydu: Zeka tekil bir şey midir yoksa --birbirinden bağımsız çeşitli entelektüel duyular mıdır?Gardner, yüksek bir IQ’nun zekayı ölçmede doğru bir yöntem olduğuna inanmadı. Zeka tanımı şuydu;Zeka, kültürel bir ortamda sorunları çözmek ya da kültürel bir değeri olan ürünler yaratmak amacıyla etkinleştirilebilecek bilgiyi işleme sokan biyopsikolojik bir potansiyeldir.Yüksek bir IQ’ya sahip olmak insanın toplumda üretken olacağı anlamına gelmez. Sırf bir takım bilgileri aklında tutmak insanın o bilgiyi gerçek hayatta uygulamaya sokabileceği anlamına gelmez.Zeka genel bir kabiliyet değil, toplumun birçok farklı alanında ifade edilen türlü yaklaşımlardır.Gardner’ın teorisi gelişimsel psikolojide bir gelişme değil, insanoğlu için bir özgürlüktü. Sonuç olarak, düşük sınav notlarından dolayı kapana kısılan, puanlar yüzünden baskı gören ve kendi dahiliklerini inkar eden insanlara karşı olan bakış açısı değişti.Kalkülüs sınavlarında yeterli notları alamamaları ya da makalelerinden tam not alamamaları yetenekli olmadıkları anlamına gelmiyordu. Sadece zekalarının bu alanlarda olmadığı anlamına geliyordu. Zekaları başka bir yerden, başkalarının kıskanabileceği bir yerden geliyordu.Yani finalleriniz bitiyorsa, başlamak üzereyse ya da hali hazırda başarısız geçtiyse çok ciddiye almayın. Çünkü sizin zekanız bu optik kağıtlardan çok ötede bir yerde olabilir.Aşağıdakiler Gardner’ın yedi çeşit zeka teorileri. Kendinizinkini bulun ve başarıya giden yolunuzu izleyin.
Reklam