İnsanlığın Teknolojinin Kölesi Hale Geldiğini Gösteren 36 İddialı Fotoğraf
Her ne kadar teknolojinin getirdiği yeniliklerin yararlarını saymakla bitiremesek de, sanki artık teknoloji bizi ele geçiriyor gibi. Tamam teknolojinin yardımıyla sitemize ulaşıp, içeriklerimize göz atabiliyorsunuz. Ama bunun yanında yaptığımız her aktiviteyi Twitter'dan dünyaya bildiriyor, gittiğimiz her yerde check-in yapıyoruz. Tabii Facebook faktörünü unutmamak gerek. Acaba sosyal paylaşım telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarıyla dolup taşan sosyal deliliğe doğru mu gidiyor? Galerimizdeki fotoğraflarla bu konuyu irdeledik.
En Lezzetli Sevgililer Günü Hediyeleri
Sevgilinin kalbine giden yol midesinden geçer. Her ne kadar bu söylemi erkekler için kullansak da kadınların tatlıya ne kadar düşkün olduğunu hepimiz biliyoruz. Yaklaşan Sevgililer Günü öncesi, klasik hediyelerin yanı sıra yepyeni bir trend olan lezzetli hediyeler, Sevgililer Günü hediyesi arayışında olan çiftlere, hem göze hem de damağa hitap edecek alternatifler sunuyor. Sevgililer Günü'nde eşi dostu kıskandıracak, lezzetiyle kalpleri fethedecek hediyelere göz atmadan Sevgililer Günü hediyesi almamanızı öneririz. :)
Neden Miyop Oluruz?
Miyopluk ya da uzağı net görememe sorunu en yaygın göz bozukluklarından biridir.Böyle bir göz bozukluğu teşhisi konmuş ise açıklamaların çoğu, sorunu genlere ve fazla okumaya bağlama yönünde oluyor. Ancak son araştırmalar bu varsayımların yanlış olduğunu gösteriyor.Farklı çevresel faktörler de göz bozukluğuna neden olabilir. Bazı basit önlemler alarak çocuklarımızı bu sorundan kurtarmak mümkün olabilir.Miyopluk oldukça yaygın; Avrupa ve ABD’de nüfusun yüzde 30-40’ı gözlük kullanıyor. Bazı Asya ülkelerinde ise yüzde 90’ı buluyor bu oran. Miyopluk kalıtsal ise, yani genler neden oluyorsa nasıl olur da böylesine bir dezavantajlı özellik binlerce yıl öncesinden bugüne kadar gelebilir?Kanada’daki Eskimoların durumuyla ilgili gelişmeler, bu sorunun üstünü aslında 50 yıl önce çizmiş olmalıydı. Eski kuşak Eskimolarda neredeyse hiç miyopluk görülmezken bugünkü çocuklarda yüzde 10-25 arası gözlük kullanımı söz konusu. Uzmanlar miyopluğun genetik olması halinde böyle durumun asla mümkün olamayacağını belirtiyor. Zaman içinde Eskimoların eski yaşam tarzından vazgeçip daha Batılı bir tarza yönelmelerinin bu göz bozukluklarına neden olması daha muhtemel. Bazı uzmanlar genlerin kısmen belirleyici olabileceğini, ancak asıl nedenin çevresel faktörlerden kaynaklandığını, miyopluğun bir sanayi hastalığı olduğunu söylüyor.Okumakla miyopluk arasındaki bağlantı ise önce güçlü bir olasılık olarak düşünülse de, konu üzerinde araştırmalar yoğunlaştıkça böyle bir bağlantının olmadığı görülmüştür.Bugünlerde üzerinde durulan bir başka olasılık ise içeride geçirilen zaman ile miyopluk arasındaki ilişki. Avrupa, Avustralya ve Asya’da yapılan birçok araştırmada, açık havada daha çok zaman geçirenlerin miyop olma ihtimalinin kapalı ortamda zaman geçirenlerden çok daha düşük olduğu görüldü. Bunun nedeni kesin olarak bilinmese de güneş ışığının gözleri beslemesine dayandırılıyor.Avustralya’da öğrenciler üzerinde yapılan bir deneyde de fiziksel olarak aktif olmanın etkisi ölçülmüş, ancak arada bağlantı kurulamamıştı. Fakat dışarıda gün ışığında geçirilen zamanın belirleyici olduğu sonucuna varıldı. Gün ışığına ne kadar çok maruz kalınıyorsa göz bozukluğu riski de o kadar azalıyordu.Güneşin vücutta D vitamini üretimini tetiklediği ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve beyin fonksiyonlarında bu vitaminin etkili olduğu biliniyor. D vitamini göz sağlığında da etkili olabilir.Başka bir açıklama ise güneşin doğrudan gözde dopamin salgılanmasını sağladığı yönünde. Miyopluk göz yuvarının aşırı büyümesi nedeniyle lensin görüntüyü retina üzerine odaklamada sorun yaşamasına neden oluyor. Dopaminin ise bu büyümeyi sınırlayarak gözü sağlıklı kıldığına inanılıyor.Başka bir açıklama ise doğal ışıkla yapay ışığın içerdiği renkler ve görüntüyü retina üzerinde farklı yerlerde odaklaştırması sorununu gündeme getiriyor. Bu uyuşmazlık gözdeki kontrol mekanizmasında karışıklığa yol açıyor olabilir. Yani göze en uygun noktada odaklanma sağlanmadığını ve bu durumu gidermesi için büyümesi gerektiği mesajını iletiyor olabilir. Avustralya’da bir üniversitede yapılan araştırmada daha çok kırmızı içeren yapay ışıkta yetiştirilen tavuklarda, mavi ve yeşil rengin daha yoğun olduğu ortamlara kıyasla miyopluk riskinin çok daha yüksek olduğu görüldü.Bazı uzmanlar ise sorunu görme alanımızdaki eşya kalabalığına bağlıyor. Kapalı mekânlarda gözün farklı uzaklıktaki eşyalara odaklanmada uyum sorunu yaşayabileceği, dışarıda ise görüş mesafesinin daha geniş olması sayesinde bu sorunun ortadan kalktığı ve gözün gelişiminin daha sağlıklı olduğu dile getiriliyor.Bu tartışmalar sadece akademik önem taşımıyor, tedaviye yönelik ipuçları da içeriyor. Örneğin miyop çocuklarda sorunun ilerlemesini engellemek, hatta hasarı geri çevirmek üzere mavi ışık yayan lambaların kullanılması tartışılıyor. Miyop tavuklarda kırmızı ışığın yol açtığı hasarın günde birkaç saat mavi ışıkta kalma yoluyla giderildiği görüldü.Miyopluk tedavilerinden biri de atropine adlı göz damlası üzerinde yoğunlaşıyor. Bu damlanın, miyopluğa neden olan göz yuvarının büyümesi sorununu yavaşlattığı biliniyor. Fakat damlanın bazı yan etkilerinin görülmesi üzerine bu denemelere ara verildi. Ancak daha önce kullanılan miktarın yüzde biri bile kullanıldığında damlanın etkili olduğu görülünce bu yan etkilerin de minimuma ineceği düşünülerek damla üzerinde çalışmalar yeniden başlatıldı.Bugün için yapılacak en iyi şey ise gözlük ya da lens kullanmaya devam etmek ve çocukları dışarıda daha fazla zaman geçirmeye teşvik etmekten ibaret görünüyor.BBC
Yağlı Ciltler İçin Fondoten Önerileri
Yağlı ciltler, yapıları gereği parlak ve sivilce oluşumuna meyilli cilt tipleridir. Düzenli bakım yapılmadığında ya da cilt tipine uygun ürünler kullanılmadığında hemen bozulan ve pürüzler oluşan bu cilt tipine özel ürünler kullanılmalıdır. Yağlı bir cilt yapısına sahip iseniz hem bakım ürünlerinde hem de makyaj ürünlerinde yağlı ciltler için özel olarak oluşturulmuş ürünleri seçmelisiniz. Bu kural kusursuz bir makyajın en önemli elemanı olan fondoten seçiminde de geçerlidir.Yağlı ciltler için fondoten seçiminde en dikkat edilmesi gereken zaten yağlı olan cildin daha çok yağlanmasını engelleyici özellikte olmasıdır. Su bazlı fondotenler yağlı ciltlerdeki var olan yağı alıp içeriklerine katarlar. Bu sayede hem ciltteki fazla yağ emilir hem de cildin parlamasının önüne geçilir. Eğer yağlı bir cilt yapınız var ve yine yağlı bir fondoten kullanırsanız cildiniz belli bir süre sonra fondoteni dışarı vererek akmasına neden olabilir. Bu tür sorunlar ile karşılaşmamak için şu an piyasada bulunan kaliteli markaların yağlı ciltlere özel fondotenlerinden kullanabilirsiniz. Aşağıda en çok tercih edilen markaların ürünlerini bulabilirsiniz.Clinique Anti-Blemish Fondöten: Aşırı yağlı ve yağlı ciltler için uygun bir ürün olan Clinique Anti-Blemish Fondöten, ciltte var olan sivilcelerin yok edilmesinde, cilt yağ dengesinin sağlanmasında ve cildin pürüzsüzleşmesin de etkilidir. İçeriğinde yağ olmayan bu ürün ile kusursuz bir makyaj yapabilirsiniz. L’oreal True Match: Yüksek kapatıcı özelliği ile pürüzsüz bir görüme kavuşabileceğiniz L’oreal True Match, makyajın yanı sıra cildin nem oranını dengeleyerek bakımını da yapar. Yapılan araştırmalara göre 2 hafta düzenli olarak kullanıldığında cilt kalitesini de arttıran bu ürün yağlı ciltler için en ideal fondotenlerdendir.Maybelline AffiniMat: Cildi matlaştırıcı özelliği olan Maybelline AffiniMat Fondoten, yağlıciltlerdeki en büyük problemlerden biri olan cilt parlamasını engeller. Oldukça doğal bir görünüme sahip olan bu fondoten ile doğal güzelliğinizi ön plana çıkarabilirsiniz.Yukarıda adı geçen ürünler yağlı ciltler için özel olarak üretilmiş olup ciltte uzun süre kalıcılığı ile dikkat çeken ürünlerdir. Bu ürünler sayesinde cildiniz hem yağ ve nem dengesini koruyacak hem de daha sağlıklı ve pürüzsüz bir yapıya kavuşacak.Bakimlicilt.net
Harry Potter & Hermione Granger Aşkının Doğmamasının 16 Sebebi
Harry Potter serisini okumuş, izlemiş olanlar çok iyi bileceklerdir ki bu seride olabilecek en olası aşk Harry & Hermione aşkıdır. Ancak yazar hangi akla hizmet etti bilemiyoruz Hermione gibi bir kızı Ron'a yar ederken, Harry için de Ron'un bacısı Ginny'yi (Ginevra) uygun gördü. Ama bu aşk hepimizin içinde ukte kaldı biliyorum. Peki neden Harry & Hermione aşkı bir türlü olamadı? Sizler için araştırdık.
ÖSYM'den Sınav Ücreti Uyarısı
ÖSYM, üniversite başvuruları için bankadan ödemelerin bugün mesai bitiminde, internetten ödemelerin ise saat 23.59’da sona ereceğini bildirdi.ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (2015-ÖSYS) başvuru işlemini yaptığı halde Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) veya sınavsız geçiş başvuru ücretini, bugün yatırmayan adayların, işlemleri tamamlanmamış olacak.Bu adayların başvuruları işleme alınmayacak. Sınava giriş belgesi düzenlenmeyecek bu adaylar, sınava giremeyecek.Adaylar, sınav veya sınavsız geçiş başvuru ücretini, bankalardan mesai saati bitimine, ÖSYM'nin internet sayfasında yer alan 'ödemeler' alanından ise saat 23.59'a kadar ödeyebilecek.AA
Bakanlık Kanser Hastalarına Ömür Biçti...
Sağlık Bakanlığı kanser hastalarının ve yakınlarının morallerini alt üst edecek bir uygulamaya imza attı. Bakanlık, kanserli hastalara ömür biçerek bunu web sitesinden yayımladı. Sitede yer alan kanser hastalarının sağ kalım süresi başlıklı tabloda akciğer pankreas ve mide gibi 13 kanser türünden birine yakalanmış hastaların yaşayacağı ömür aylarla ifade edildi. Taraf'tan Sümeyra Tansel'in haberine göre skandal tabloya onkologlar ve hasta hakları dernekleri tepki gösterdi. Taraf’a açıklama yapan Hasta Hakları Aktivistleri Derneği tablo için “Hastanın moralini bozduğu ve tedavi sürecini kötü yönde etkilediğinden ötürü hak ihlali”dir dedi. Onkolog Doç Dr. Murat Baş ise “Biz bu tür tıbbi verileri hastalara vermeyiz. Bu tür veriler stres kat sayısını artırarak hastanın sağlığını, tedaviye devam edebilme gücünü ve kararlılığını olumsuz etkiler” diye konuştu.ÖMÜRLERİ AYLARLA İFADE EDİLDİTürkiye Halk Sağlığı Kurumu’na bağlı Kanser Daire Başkanlığı’nın sitesinde Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin imzalı “Türkiye’de Kanser Kontrolü 2014” başlıklı bir dosya yayımlandı. Söz konusu dosyada kanser hastalarının en önemli direnç kaynağı olan morallerini alt üst edecek verilerin yer aldığı bir tablo paylaşıldı. “Bazı Kanser Türlerinin Ortalama Sağkalım Sürelerinin Dağılımı” başlıklı tabloda 13 kanser türüne göre hastalara ay olarak ömür biçildi. Buna göre akciğer, pankreas ve beyin gibi kanser türlerinden birine yakalanmış hastaların yaşayabileceği ömür tabloda aylarla ifade edildi. Bakanlığın paylaştığı skandal tabloya tepki yağdı.“TEDAVİYİ OLUMSUZ ETKİLER”Hasta Hakları Aktivistleri Derneği söz konusu verilerin bütün hastaların ulaşabileceği şekilde internetten yayımlanmasının yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığına bağlı kanser.gov.tr sitesindeki “sağkalım dağılımı” tablosunda belirtilen süreler net ve kesin veri olarak yer alıyor. Bu verilerin bu şekilde yayımlanması hasta hakları açısından hastanın motivasyonunu bozduğu ve tedavi sürecini kötü yönde etkilediği için hak ihlali teşkil eder. Hasta yakınları içinse aynı zamanda hayatı çekilmez hale getirir. Bahsi geçen yazıda adeta kesinlik arzeden söylem ve sunum kullanılıyor bunu doğru bulmuyoruz.” Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Beyazıt İlhan da hastaya yaşam süresiyle ilgili net bir bilgi verilemeyeceğini belirterek “ Bunlar ortalama rakamlar. Bunları sitede yayımlarsanız hastanın tedaviye yönelik motivasyonunu bozarsınız”dedi. Onkolog Doç. Dr. Murat Baş ise söz konusu tablonun hastanın morali açısından endişe verici olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Gerek hekim, gerekse Sağlık Bakanlığı olsun hastaya yaşam süresiyle ilgili bilgi vermemesi gerekir. Yazgı üretmek gibi bir şey olur, tehlikelidir. Çünkü bu tür veriler ortalama istatistiki verilerdir. Yani orada belirtilen üç yıllık beş yıllık yaşam süresi ortalamadır. Bu kimisi için 2 yıldır kimisi için 10 yıldır. 10 yıl yaşayan birine ‘ 2 yıl yaşayacaksın’ diyemezsiniz. Kanser tedavisinde moral bozucu faktörlerin hastanın yaşamına etkisi çok önemlidir. Stres çok önemlidir.Hastanın ümidini kaybetmesi diğer zorlu tedavileri bırakmasına neden olur. O yüzden burada önemli olan yaşam süresinin ne kadar uzun olduğu değildir. Önemli olan hastaya kaliteli sağlıklı yaşabilmesinin yollarını göstermektir.”
El Bebek Gül Bebek Büyüyen Erkekler Eşinde Annesini Arıyor
Mutlu bir ömür için yuva kuran çiftler, aynı duyguları devam ettirebilmek için evliliklerine büyük özveri gösteriyor. Ancak eşlerin birbirlerine hissettikleri sevgi, şefkat ve ilgi bazen farklı bir duruma dönüşebiliyor. Kadınların eşlerine karşı doğru bir sevgi dili seçmesi gerekirken, erkekler de kendilerine ikinci bir anne değil, eş seçtiklerini unutmamalı.Evlilikte çiftlerin birbirine yaklaşımı ve ifade üslubu, mutluluğu yakalamada en önemli etkendir. Zira kimi kadınlar, kocasına anne gibi yaklaşırken erkeklerde bu tür yaklaşıma, ergen, bir genç tavrıyla eşinden annelik bekliyor. Bu durum ise yuvanın huzurunu kaçırıyor ve nesilden nesile olumsuz bir aile kavramı aktarılmış oluyor. Evlilik Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Ezgi Aydın Bal, toplumun kadına biçtiği annelik rolünün ve kayınvalidenin yuvaya müdahalesini engelleme isteğinin kadını anne gibi davranmaya yönelttiğini vurguluyor. Bu durumun ileri vadede yuvanın yıkılmasına sebep olacağını kaydeden Ezgi Aydın Bal, uzman yardımı alınmasını öneriyor. Bal, toplumun evlilik içerisinde kadına anne gibi koruyucu, kollayıcı olma, karşısındakinin her ihtiyacını daha o söylemeden anlayabilme ve bunu giderebilme, her şeyden sorumlu olma ve her şeyi idare etme rolü biçtiğini belirtiyor. Bu durumun kadına ‘eş’ olma fırsatını vermediğini aktaran uzman, “Halbuki ihtiyaç anne gibi olmak mı? İnsanlar birbirleriyle yeni bir annesi olsun diye mi evlenirler yoksa bir eşi olsun diye mi?” diyor. Ezgi Aydın Bal, kadınların eşlerine karşı birer anneye dönüşmelerinin karşılıklı etkileşimden dolayı erkeklerin de birer ergen ya da çocuğa dönüşmelerine yol açacağını vurguluyor.Aile danışmanı Fatma Taş da erkeklerin eşini anne gibi görmesinin sebeplerini şöyle anlatıyor: “Erkeklere verilen önem, annenin oğlunun sanki hiç büyümeyecek gibi yetiştirmesi, ‘hâlâ benim küçük oğlumsun’ demesi erkeğin ileride eşini annesi gibi görmesine yol açıyor. Annelerin daha dikkatli olması gerekiyor. Bir anne, çocuklarına yaşına göre rol vermesi gerektiğini unutmamalı.” Eş seçerken çok iyi gözlem yapılmasını öneren Taş, “Anne güdümlü bir eş, birçok sorunları da yanında getirir. Kadının, çocuklarının annesi, kocasının da karısı olduğunu bilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullanıyor.Problemlerin yaşandığı evliliklerde kadının çoğunlukla depresyon ya da tükenmişlik sendromu yaşadığını dile getiren Ezgi Aydın Bal, kadının hissettiği mutsuzluğun bedenine yansıyacağını ve kendine bakmayı bırakacağını ekliyor. “Böylelikle karşımıza daha bakımsız ve daha çökmüş bir kadın çıkacaktır. Eşi ile annesi arasında denge kuramayan erkek de evde giderek mutsuz olmaya başlamakta ve kendisini araya sıkışmış hissetmektedir.” diyen Bal, bunun evliliğe cinsel problemler olarak yansıyacağını aktarıyor.ZEYNEP AYTOP | Zaman
Meme Büyütmenin İdeal Yolu Bulundu mu?
Meme büyütme ameliyatları hem ülkemizde hem de dünyada her yaştan kadının en çok araştırdığı estetik konularının başında geliyor. Bu ameliyatlarla pek çok kadın hep hayalini kurduğu göğüslere kavuştu. Ancak bu kadınların hepsinin mutlu olduğunu ve meme büyütme ameliyatlarının her hastada istenilen sonucu verdiğini söylemek mümkün değil. Ağızdan alınan haplar veya yapay enjeksiyon maddeleri ile meme büyütmeye çalışmak gibi yanlış yöntemlerin uygulanmasının da kansere varan pek çok hastalığa davetiye çıkardığını söyleyen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Naci Çelik meme büyütmede en doğal, en güzel ve en sağlıklı sonuçları alabileceğiniz yöntemleri anlatıyor.Daha büyük memeler için sağlığınızı riske atmayınGünümüzde meme büyütme ve bazen de hem büyütüp hem dikleştirme ameliyatları, burun estetiği ameliyatları ile birlikte en sık uygulanan estetik ameliyatlardandır. Meme büyütmenin pek çok yöntemi vardır ancak bunların bir kısmı aslında sağlığa zararlı ve hiçbir şekilde uygulanmaması gereken yöntemlerdir. Örneğin ağızdan alınan haplarla memeler büyümez. Eğer meme bu haplarla büyüyorsa da dokuda oluşan ödem sebebiyle büyüyordur ve ilaç bırakılınca meme tekrar küçülür, hatta eskisinden bile küçük olup sarkabilir. Hormon da içerebilen bu haplar kanser riski oluşturabilir. Yine aynı şekilde dışarıdan yapay enjeksiyon maddeleriyle memeyi büyütmeye çalışmak da meme gibi son derece hassas olan bir organa yapılmaması gereken bir işlemdir. Bu yöntemle öğle arası meme büyütme yaptıran özellikle Ukrayna, Rusya ve BAE’nde yaşayan pek çok kadında problemler, apse oluşumları görülmüş, meme dokusunun çıkartılması gibi ameliyatlar yapılmak zorunda kalınmıştır. Uzak Doğu’da bu konuyla ilgili bilimsel çalışmalar yapılmış ve dışarıdan enjekte edilen bu maddelerin kanser riskini arttırdığı kanıtlanmıştır.En doğal yöntem memeye yağ enjeksiyonudur ancak tek başına yeterli olmayabilirMemeye yağ enjeksiyonu vücudun kendi yağ dokusunun memeye enjekte edilmesi ile yapılır. Bu yöntem ilk uygulanmaya başlandığında pek çok plastik cerrah bu yönteme sıcak bakmamış ve kanser riskinin bu kadar yüksek olduğu bir organa yağ enjeksiyonuna tereddütlü yaklaşmıştır. Ancak yapılan çalışmalarla yağ enjeksiyonlarında böyle bir riskin olmadığı ve en ideal meme büyütme yöntemlerinden biri olduğu görülmüştür. Çünkü yağ enjeksiyonu yöntemi göğüslerin doğallığını bozmaz. Özellikle zayıf hastalarda deri yapısının da ince olması sebebiyle protez (silikon) konulması yönteminin memelerin doğallığını bozması, protezin hissedilir olması ve protez üzerinde dalgalanmalar görülmesi nedenleriyle tercih edilemediği göz önünde bulundurulduğunda yağ enjeksiyonunun doğallığının önemi daha iyi anlaşılabilir. Ancak yağ enjeksiyonu da çoğu kez hastanın memesini yeterince büyütmez ve ideal büyüklüğe ulaşmak için birkaç kez yağ enjeksiyonu yapmak gerekir.Yağ enjeksiyonu ve protez birlikte uygulanarak zayıf kadınlara da doğallık sağlanabilirYağ enjeksiyonu ile protezin birlikte uygulanması da mümkündür. Op. Dr. Naci Çelik hangi hastalara yalnızca yağ enjeksiyonu, hangilerine yalnızca protez, hangilerine ise iki yöntemin birden uygulanması gerektiğini şöyle açıklıyor: ‘Eğer bir hastada yeterince yağ varsa ve memesine protez koydurmak istemiyorsa sadece yağ enjeksiyonu, belki birkaç operasyon gerekecektir ama uygulanabilir. Eğer hastanın hatları yuvarlak, derisi yeterince kalınsa ve çok büyük bir protez istemiyorsa sadece protez koyulması tercihi de yapılabilir. Ancak asıl problem olan hasta grubu zayıf hastalardır ve bu hastalarda tercih edilmesi gereken uygulama memeye normale göre daha küçük bir protez koymak ve özellikle meme arasındaki boşluğu, göğsün üst kısmını ve yanlarda protezin ele geldiği yerleri hastadan alınan yağlarla kamufle etmek olmalıdır. Bu yöntem büyük protez kullanılmasında yaşanabilecek problemleri azalttığı gibi son derece sağlıklı ve doğal göğüslere kavuşulmasını sağlar.’
Karşınızda Yeni BMW 1 Serisi
1 Serisini makyajlayan BMW, otomobilin ön panjurunu ve kaputunu elden geçirmiş. Otomobilin arka LED stoplarını diğer BMW modellerindeki (özellikle X1 modeli) gibi karakteristik L harfinden ilham alarak yenileyen BMW, tamamı LED aydınlatma sistemini opsiyonel olarak sunuyor. BMW, yenilenen 1 Serisi’nin arka tamponunda da değişikliğe gitmiş. Arka tamponun üstüne reflektörler ekleyen BMW, iç mekanda sunduğu yeni döşeme seçenekleriyle her zevke hitap ediyor. Yeni BMW 1 Serisi’nde BMW TwinPower Turbo teknolojisi kullanılıyor. Bu teknoloji otomobilin performansını artırıyor ve düşük hızlarda anında tepki sağlıyor.
Avtovaz, 14 Bin TL'lik Yeni Otomobilini Piyasaya Sürmeye Hazırlanıyor
Rus otomobil üreticisi AvtoVaz, yeni modeli Lada Vesta'nın test üretimini gelecek hafta tamamlayacak. Komsomolskaya Pravda gazetesinin haberine göre Vesta'nın seri üretimine ise Eylül ayında başlanacak. Lada Vesta'nın satış fiyatının 14 bin TL olması bekleniyor.Komsomolskaya Pravda'ya konuşan AvtoVaz Başkanı Bo Andersson, Lada Vesta'nın test üretiminin 25 Ocak'ta tamamlanacağını söyledi ve ilk aşamada 25 otomobil üreteceklerini belirtti.Seri üretim planlarının da belirlenen grafik doğrultusunda ilerlediğini söyleyen Andersson, Vesta modeline 76,6 milyon dolar yatırım yapacaklarını açıkladı.Lada Vesta'nın Eylül ayında seri üretimine başlanması ve otomobilin 6,100 dolardan (yaklaşık 14 bin TL) satışa çıkması bekleniyor.Sputniknews