Hayatınızdaki Kadınlara Özel Hediyeler
Hayatınızı daha da özel hale getiren kadınları, küçük sürprizlerle sevindirmenin tam sırası. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde sizin için hayatı anlamlandıran kadınlara unutulmaz bir jest yaparak, verdiğiniz değeri gösterebilirsiniz. Anneniz, sevgiliniz, eşiniz, kardeşiniz, nineniz, teyzeniz, halanız ya da çok sevdiğiniz arkadaşlarınız emin olun ki daha fazlasını hak ediyor.
3 Mart 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
ABD'de Modifiye Araç Fuarı
ABD'nin Los Angeles şehrinde düzenlenen modifiye araç fuarı ''DUB Show'' başladı.On binlerce dolar harcanarak özellikleri ve görünümü değiştirilen 700’ün üzerindeki araç, Convention Center’a getirildi. Fuar, Los Angeles’ta adeta ziyaretçi akınına uğradı. En fazla ilgiyi, büyük jantları ve özel aydınlatmalarıyla SUV’lar gördü. Klasik ve yeni model otomobillerin modifiyeli halinin sergilendiği fuarda, Ferrari, Lamborgini, Ford Mustang gibi yüz binlerce dolar değerindeki otomobiller de yer aldı.Motosikletlere de yer verilen fuarda, dışı mini TV’lerle dizayn edilmiş eski model araçlar dikkati çekti. Bisiklet ve kaykay şovlarının heyecanlı dakikalar yaşattığı etkinlikte, ziyaretçiler fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi.AA
Fazlasıyla Açık Sözlü Olan İnsanların Çok İyi Bildiği 13 Sıkıntı
Dobra ve özü sözü bir olmanın birçok avantajı var. Cana yakınsınız, çalıların arkasında kalmaya çalışmıyorsunuz ve kararlarınızın sonuna kadar arkasındasınız.Kendinizden eminsiniz ve bunu gizlemeye çalışmıyorsunuz.İnsanlar sizin yanınızda olurlarsa neye bulaştıklarını biliyorlar. Abuk sabuk şeyleriniz yok. Dişi bir kaplan gibisiniz ve insanlar, sizinle uğraşılmaması gerektiğini biliyorlar.
Türkiye'nin Koruma Alanları Yeniden Belirlenecek
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Osman İyimaya, bir yıl içinde 16 Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi’nin yanı sıra tüm alanların bilimsel olarak incelenip, korunması gereken yerlerin yeniden belirlenip, derecelendirileceğini söyledi. İyimaya, kararın kesin olacağını ve değiştirilmesinin ise bilimsel olarak karar alındığı için zor olacağını kaydetti.Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Muğla İli Doğal Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi Eğitim Toplantısı Muğla’nın Marmaris İlçesi'nde düzenlendi.Toplantıya Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Osman İyimaya ve Muğla Valisi Amir Çiçek’in yanı sora çok sayıda akademisyen katıldı.Toplantının açılış konuşmasını yapan Osman İyimaya, çalışmanın Türkiye çapında başlatıldığını belirterek halihazırda bulunan 16 Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi’nin yanı sıra tüm alanların bilimsel olarak inceleneceğini belirtti. İyimaya, “Biz bakanlık olarak çok önemli bir projeye başladık. Daha önceden tespit edilen özel çevre koruma ve doğal SİT alanlarımızın hepsini üniversite hocalarımızla ve bürokratlarımızla bilimsel temellere göre arazide ve yerinde incelemeye başladık. Bu çalışma 1 yılı kapsıyor. Bir yıl içerisinde her mevsime göre flora, fauna ve endemik açıdan incelemeler yapılacak. Alınan bilimsel değerlerin raporlaması yıl sonunda tamamlanacak. Sonrasında bu raporlar bizlerin önüne gelecek. Gelen raprolar bir alanın doğal SİT’ten çıkmasını söylüyorsa bu alan o kategoriden çıkartılacak. Ancak korunması ve gelecek nesillere aktarılması ile ilgili bir değer varsa bu alanıda orada yaşayan vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için tedbirler alıp bu alanı koruyacağız” dedi.‘2016’NIN İLK ÇEYREĞİNDE MUĞLA İÇİN KESİN KARAR AÇIKLANACAK’Bu alanların yeniden değerlendirilmesi anlamında bir çalışma yaptıklarının altını çizen İyimaya, alanların “Mutlak Koruma Alanı”, “Nitelikli Koruma Alanı” ve “Sürdürülebilir Koruma Alanı” olarak planlanacağını kaydetti. İyimaya “2016 sonunda tüm Türkiye çapındaki alanlar belli olacak, ancak 2015’in 8’inci ayın sonunda Muğla bölgesi ile alakalı raporlar bizim önümüze gelecek. Geldikten sonra bölge komisyonlarımız bu raporları inceleyecek. ‘Raporlama doğrudur’ şeklinde bir onay komisyondan çıkarsa tekrar bakanlığa gönderilecek. Bakanlıkta bilimsel heyet bu raporları tekrar inceleyecek. Daha sonra bakanımızın oluruna sunulacak. Tahmin ediyorum bu işlem yıl sonunu bulacak. 2016’nın ilk çeyreğinde Muğla’nın durumu kesinlik kazanacak” dedi.‘ALINAN KARAR KESİN OLACAK’İyimaya, alınan bu kararın kesin kara olacağını vurgulayıp, şöyle devam etti:“Yaptırımları kesin olacak. Kararlar artık tartışılır olmayacak. Yargı yoluyla bu kararların bozulmaması için de bütün bilimsel kararlar ortaya konulacak. Yargı daha önce bölgeye göre bir yandaki parselin derecesini değiştirebiliyordu ancak şimdi, bu söz konusu olmayacak. Çünkü alanın tamamı incelenmiş olacak.”Kaynak: DHA
Reklam
Stiletto: Yüksek Topukların Hikayesi
Kimine göre, ince ve yüksek topuklu ayakkabıların, ya da orijinal adıyla stilettonun gündeme gelişi 1950’lerde zayıflığın moda dünyasında önem kazanmasıyla birlikte olmuştur.Ünlü Fransız lüks aksesuar markası Roger Vivier’in yöneticisi Bruno Frisoni de böyle düşünüyor. İlk stiletto ile bağlantısı kurulan iki isimden biri, markaya adını veren Vivier. Diğeri ise Marilyn Monroe, Gloria Swanson ve Bette Davis gibi müşterilere sahip İtalyan ayakkabı tasarımcısı Salvatore Ferragamo.Frisoni, hangisinin ilk stilettoyu yaptığı tartışmasını sonuca bağlamanın zor olduğunu söylüyor. Marlene Dietrich, Elizabeth Taylor ve Catherine Denuve gibi isimleri giydiren Vivier, ayakkabı tasarımlarını bir mimar yaklaşımıyla yapıyordu. Vivier için siluet çok önemliydi. Ayakkabıda, ayağa tam oturan hafif bir kavis ve ince bir topuk seksi görünüm ve özel tasarımın yanı sıra ince bir zevki de ifade ediyordu.İkinci Dünya Savaşı sırasında uçak sistemleri için yeni materyaller ve yeni teknikler geliştirilmişti. Alüminyum kullanımı ve plastiğin metalle birleştirilmesi yoluyla dünyanın en ince topuğunu yapmak mümkün oldu. 5 mm çapında çelikten yapılan Stiletto topuğu “iğne” adıyla anılmaya başlandı. 8-8,5 cm uzunluğunda ve çok ince uçlu topuk, seksiliği çağrıştıran ideal stiletto topuğu olarak kabul gördü.Adını kısa saplı ve ince uçlu bir tür İtalyan bıçağından alan stiletto topuğu 1950’lerde yükselişe geçtiyse de kökeni 19. yüzyıla kadar gidiyor. 1974’te Manolo Blahnik adlı modacının sivri topuklu, sivri uçlu tasarımları dönemin apartman topuklarının yerini alacaktı.Parisli ayakkabı tasarımcısı Christian Louboutin’in kırmızı tabanlı tasarımları stilettonun erotik ve fetişist bağlantılarını güçlendirdi.Geçmişte kadınlar stiletto topukları daha çok gece giyimi için kullanır, gündüz kısa topuk giyerdi. Fakat ünlülerin her tür etkinliğe apartman topuklu stilettolarla gitmesi kadınlar arasında da yüksek topukların gündelik giyimde kullanılmasına neden oldu.Fakat sadece doktorlar değil bazı modacılar bile bu akımı sağlıksız buluyor. İğne topuklar bilek burkulması, ayak tarağında çatlama ve eklem iltihabına neden olabiliyor. 7,5 cm’den uzun topuklar, düz tabanlı ayakkabılara oranla ayağa yedi kat daha fazla basınç yapıyor.Fakat bazı stiletto taraftarları, bu ayakkabılarla balerin duruşunu andıran yürüyüşün farklı kasların çalışmasını sağlayan bir spor olduğunu düşünüyor.Amerika’da yüksek topukla yürüme dersleri veren sınıflar bile açılmış.Bugün çok sayıda kadın, acı çekseler bile stiletto topuklardan vazgeçmiyor. Örneğin 12-13 cm’lik topuklarıyla ünlü Victoria Beckham, ayağında çıkan bünyona ve omuriliğindeki disk kaymasına rağmen “düz tabanlı ayakkabı giydiğinde konsantre olamadığını” söylüyor.Keskin çizgileri, mükemmel orantıları ve silueti sayesinde stiletto, heykeli andıran estetik ayakkabılar olarak görülüyor. Yüksek topuklarla yürürken vücudun aldığı biçim, ayakta yarattığı kavis ve uzun bacak yanılsamasının kadına baştan çıkarıcı bir görünüm verdiği düşünülüyor.Stiletto hayranları, bu ayakkabıları giydiklerinde kendilerini daha özgüvenli, seksi ve şık hissettiklerini söylüyor. Bunlardan biri de Marilyn Monro idi. “Kadına doğru ayakkabıları verin, dünyayı fetheder,” sözleri ona aitti.BBC Türkçe
Reklam
Anne 5 Dakika Daha Deyip İçinden 1 Saat Daha Çıkmayacağınız 20 Eşsiz Yatak
Aşağıda görmüş olacağınız fotoğraflardan biz sorumlu değiliz.Lütfen sakinliğinizi koruyunuz.Ve neden benim böyle yatağım yok diye üzülmeyin.Evde denemeyiniz.Eğer bilgisayarınızı kırarsanız Onedio olarak bundan sorumlu değiliz.Sayfanın sonunda bir bardak soğuk su içmenizi sağlığınız açısından öneriyoruz.
Tarihten 15 Ürkütücü ve İlginç Deney
Bilim adamları deneyleri ile bilime birçok katkı sağlamış olsalar da zaman zaman bu işi psikopatlığa kadar götürmüşlerdir. İşte o akıllara zarar deneylerden bazıları;
Reklam
Eurovision'un En Taş 25 Hatunu
En Taş Eurovision Hatununu bulacağız. Aşağıda alternatif bir top 25 var. Tabi siz hemen liste Ukrayna, Rusya ve Baltık ülkeleri ağırlıklı olur dediniz aslında pek yanılmadınız ne yapalım onlarda o kadar güzel olmasın. Gönüllerimizin kraliçesi şarap gibi kadın Sertap Erener'i bu listeye koymak istemedik. Yoksa onun taşlığından şüphemiz yok. Buradan kendisine selam çakalım. Peki, sizin favoriniz aşağıdakilerden hangisi?
Bulutların Üzerinde Rüya Gibi Bir Şato
Çocukuluğumuzda çizgifilmlerde karşımıza çıkan dev fasulye ağacını hatırlıyorsunuzdur. Bir arkadaş fasulye ağacına tırmanır ve bulutların üstünde esrarengiz bir şato ile karşılaşır. Bir çoğumuz bu şatonun gizemiyle hayretler içinde kalmışızdır. Nasıl yani ? Fasulye ağacı ile  bulutlar arasında bir bağlantı var ve dev bir şato karşınıza çıkıyor, bulutların altındaki tüm kötülüklerden kaçıp kendinizi huzur ve güvende hissediyorusunuz. İşte böyle bir hayal dünyamız vardı ve hepimiz inanmıştık fasulye ağacı ve bulut ikilisine. Çocukluk zamanlarımızda hep hayallerimzle oynamışlar diye düşünmüş olanlarımzı vardır. Ancak gerçekte fasulye ağacı olmasa da bulutların üzerinde bir şatonun olduğu doğrudur. İşte size o şato.
Avrupa’da Yılın Otomobili Volkswagen Passat
Volkswagen'in Passat modeli Avrupa'da 2015 yılının en iyi otomobili seçildi.Avrupa'da 2015 yılının en iyi otomobili belli oldu. Cenevre Otomobil Fuarı'nda yapılan oylamada Passat, BMW 2-Serisi, Citroen C4 Cactus, Ford Mondeo, Mercedes-Benz C-Serisi, Nissan Qashqai ve Renault Twingo yarıştı.
Reklam
Reklam
Yurtdışında Okumak İsteyen Öğrencilere Yeni Şartlar
YÖK, yurtdışında tıp, hukuk ve mühendislik gibi alanlarda okumak isteyen öğrencilere yeni şartlar getirdi.YÖK, yurtdışında tıp, hukuk ve mühendislik gibi alanlarda okumak isteyen öğrencilere yeni şartlar getirdi. Artık yurtdışında bu bölümleri okumak isteyen öğrenciler Türkiye’de üniversite sınavlarına girecek. Başka bir ülkede tıp okumak isteyen, Türkiye’deki tıp fakültesi barajı uygulanacak, öğrencinin 40 bin, hukuk için de 150 bin sıralamasına girmesi gerekecek.Son yıllarda yurtdışında üniversite okumak için yakın ülkeleri tercih eden öğrenciler için yeni şartlar getirildi.Özellikle sağlık bilimleri (tıp doktorluğu, diş hekimliği, eczacılık vd.) hukuk ve mühendislik başta olmak üzere çeşitli alanlarda verilen eğitimlerin kalitesi de sık sık eleştiri konusu oldu. YÖK ise bu duruma el atarak, yurtdışında okumak isteyen öğrencilere yeni şartlar getirdi.12 Şubat tarihli YÖK Genel Kurulu’nda alınan kararla ortaöğrenimini Türkiye’de tamamlayan ve eğitime başladığı yıl CWTS Leiden Ranking, Academic Ranking of World Universities (Shanghai) ve University Ranking by Academic Performance (URAP) tarafından yapılan dünya üniversite sıralamalarında ilk 500 üniversite içerisine giren üniversiteler dışında kalan yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarında eğitim almak isteyenlerden, mezuniyet sonrası denklik işlemlerinde şu ön koşullar aranacak:2015-2016 eğitim-öğretim yılından itibaren, eğitime başlayacakları yıl, ÖSYM tarafından yapılan YGS ve LYS’ye girmiş olmaları,Tıp doktorluğu alanındaki sıralamada ilk 40 bin, hukuk alanında ise ilk 150 bin içinde yer almaları,ÖSYS Kılavuzunda yer alan tıp ve hukuk dışındaki diğer alanlarda en az, Türkiye’deki yükseköğretim kurumları bünyesindeki programlara yerleşen en son öğrencinin almış olduğu puanı almaları,ÖSYS Kılavuzunda yer almayan alanlarda eğitim alacakların ise önlisans programları için herhangi bir puan türünde en az 140, lisans programları için herhangi bir puan türünde en az 180 puan almaları gerekecek.YÖK’ten yapılan açıklamada kararın gerekçesi şöyle açıklandı: “Bu alanlarda Türkiye’de hiçbir yükseköğretim kurumuna yerleşemeyen hatta ÖSYM tarafından yapılan merkezi sınavlara bile girmeyen bazı öğrencilerin, “giriş koşulu aramayan” yurtdışındaki bazı üniversitelere rahatlıkla kaydolabilmeleri de sürekli eleştiriliyor. Diğer taraftan kurulumuza, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bu öğrencilerin o ülkenin dilini bilmeleri ve derslere devam etmeleri şartı aranmadan sadece sınavlara alındıkları, derslerin bazen tercüme yoluyla bazen de Türkiye’den getirilmiş, öğretim elemanı vasfı olmayan kişilerle sürdürüldüğü” yönünde yoğun şikâyetler geliyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerimiz, elbette yurtdışında eğitim alma hakkına sahiptirler ve günümüzün yükseköğretim anlayışında bu konuda herhangi bir sınırlama koymak düşünülemez. Burada söz konusu olan, bazı ülkelerde, o ülkenin kendi mevzuatı çerçevesinde kurulan ve devam şartı aranmayan üniversitelere reklamlarla Türkiye’den “toplu halde götürülen, kaydettirilen” ve mezuniyet sonrası ülkemizde, “sağlık, yargı ve mühendislik” gibi alanlarda meslek icra edecek öğrencilerin eğitim-öğretimlerinin niteliğidir. Kurulumuz, sadece Türkiye’de yükseköğrenim görmek isteyen öğrencilerin değil, aynı zamanda yurtdışında eğitim görmek isteyen öğrencilerin de gereken nitelikte eğitim görme haklarını gözetmek ve korumakla yükümlüdür.” Kaynak: AA ve Fortune Türkiye
'İstanbul'un 5. Boğaz Karayolu Geçişine Değil,  Planlı Bir Raylı Sisteme İhtiyacı Var'
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'a üç katlı 3. tüp geçit yapımı projesinin detayları açıklandı. Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan tarafından tanıtılan projeye ilişkin TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada 'Kapalı kapılar ardında belirlenen güzergâhlar ve kamuoyuyla paylaşılmayan yeni bir proje gündemi ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.  Böylesine büyük ölçekli kararların bilimsel ölçütler ve halkın katılımı doğrultusunda yapılacak değerlendirmeler doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Oysa bugün planlama adeta bir teferruata dönüştürülmüş, tüm bu oldu-bitti projelerin toplumsal ve ekonomik maliyetleri yaşayanların sırtına yüklenmiştir. Her iki köprü sonrasında yaşanan süreç, İstanbul’daki arazi kullanımı ve ulaşım dinamiklerinin köprü inşa etmeyi, kısa süre sonra köprülerin kendi trafiklerini yarattıkları bir kısırdöngüye dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır. İstanbul’da nüfus artışı yılda % 4, özel otomobil sahipliliğindeki artış ise yılda % 16’dır. Mevcut eğilimin devam etmesi halinde bu talebi karşılamak için 2020 yılında 7 köprü, 2040 yılında ise 70 köprü gerekecektir. Plansız, kentin bütününden bağımsız seçim yatırımına dönüştürülen projelere karşı inadına yaşamı ve bilimi savunacağımızı, bilimsel gerekçelere dayanan bütüncül planlamanın gereklerini tekrar dile getiriyoruz' denildi.
Reklam