onedio
Okullarda Eğitimi Verilmesi Gereken 10 Şey
Eğitim hayatı boyunca ama faydalı ama faydasız çok şey öğrendik her gün de yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Her sene başka bir eğitim müfredatı olsa da ne yazık ki okullar iş hayatına ve gerçek hayata hazırlamak için yetersiz. Aşağıdakilerden bazıları komik bazıları ise duyarsız yanlarımıza bir sesleniş. Eminim daha almamız gereken çok eğitim vardır. Bunları da yorumlarda yazarsanız sevinirim.
Uzaylılar İle Karşılaşma Çok Yakında Olabilir
NASA, 20 yıl içinde uazylılarla karşılaşacağımızı açıklayarak herkesi fena halde şaşırttı!NASA'nın en üst konumlardaki bilim adamları ile yapılan bir görüşmede, güneş sistemimiz dışında yaşayan canlılar ile önümüzdeki 20 yıl içerisinde karşılaşmamızın beklendiği söylendi. Bilim adamlarının bu güveni ise, Kepler uzay teleskopunun gücünden kaynaklanıyor. Kepler uzay teleskopu sayesinde, sadece 2014 içerisinde daha önce bilmediğimiz 700 adet gezegen bulunmuş durumda.NASA, ayrıca, ' Transiting Exoplanet Survey Satellite ' adlı, Kepler'in geliştirilmiş bir sürümünü de 2017 yılında çalışmaya başlatmayı planladığını duyurdu. NASA'dan Jeff Grunsfeld, diğer gezegenleri incelemek için kullandıkları teknolojinin son derecede gerçek olduğunu ve James Webb uzay teleskobu ve diğer gelişimlerin her an ilerlemekte olduğunu söylüyor. NASA astronomu Kevin Hand de ' önümüzdeki 20 yıl içerisinde, evrende yalnız olmadığımızı bulacağımıza' inandığını söylüyor.İlginç olan durum ise, NASA'nın genellikle bu şekilde cesur açıklamalar yapmıyor olması. Başka bir deyiş ile, bu açıklamaların arkasında, bizlerin halen bilmediği bir keşif yatıyor olabilir. Önümüzdeki on yıllar içerisinde uzaylılarla karşılaşmamız sonucunda ise, ümit edebileceğimiz tek şey, pek çok uzaylı filminin içeriğinin, senaryo olarak kalması ve barışçıl bir karşılaşma yaşamamız...
Dota 2 Şampiyonasında 5 Milyon Dolar Verildi
Dünyanın en çok oynanan e-spor oyunlarından birisi olan DotA 2′nin dünya şampiyonası The International, çokta heyecanlı olmayan bir finale sahne oldu. MOBA oyunları arasında milyonlar tarafından takip edilen DotA 2′nin en ünlü turnuvası olan The International Şampiyonası Seattle’da düzenlendi. Final oyununda en güçlü iki rakip Newbee ve ViCi takımlarının karşı karşıya geldiği oyunun kazananı belli oldu. Turnuvada toplamda 5 milyon dolar hediye edilirken, The International e-spor etkinliği Çinli oyuncuların kıyasıya kapışmalarına sahne oldu. Karşılaşan iki takımın kazananı Newbee olurken, 3-1′lik skor ile ViCi takımını mağlup etti. ÖDÜLLER KULLANICILARI TEŞVİK EDİYOR Turnuvada kazanan takım Newbee 5 milyon doların sahibi olurken, ikinci olan takım ViCi ise 1.475.799 dolarlık ödülü kazandı. Turnuvada toplamda 10 milyon doları geçik masraf ve ödül tutarları verilirken, gençlerin büyük turnuvalara girmeleri için bu büyük ödüller kullanıcıları teşvik ediyor. Dördüncü kez düzenlenen The International turnuvasında, üçüncü olan Evil Geniuses takımı 1 milyon dolar teselli ödülü aldı. E-spor etkinliğinin tüm canlı yayınları ESPN üzerinden yayınlanırken, her sene gerçekleştirilen bu turnuvalara giderek ilgi büyüyor. Geçtiğimiz haftalarda League Of Legends için de gerçekleştirilen turnuvada Türkiye’nin kazanan takımı Dark Passage olmuştu.
”Fight Club”ın Devamı Çizgi Roman Olarak Geliyor
Chuck Palahniuk’un Fight Club romanının yayınlanmasının ardından 18 yıl geçti. Şimdi ünlü yazar, kült romanının devamını ilginç bir şekilde hazırlıyor. Fight Club ‘ın devamı, 10 kitaptan oluşan bir çizgi roman serisi olarak Dark Horse’tan çıkacak. Palahniuk’a bu seride çizer olarak Cameron Stewart eşlik edecek. USA Today ‘e konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Palahniuk, çizgi roman serisinin, kitabın 1999′da gerçekleşen finalinin on yıl sonrasından başlayacağını belirtti. Bu noktada kitabın, Fight Club ‘ın film uyarlamasından biraz daha farklı bir sonu olduğunu da belirtmek gerekiyor. Yeni Fight Club serisinde, anlatıcının dokuz yaşına gelmiş olan oğluyla ilişkisi ön planda olacak. Yine de Tyler Durden’ın yeniden belirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu cumartesi San Diego’daki Comic Con’da gerçekleşecek Fight Club paneline hem Palahniuk hem de filmin yönetmeni David Fincher katılacak. Muhtemelen çizgi roman serisiyle ilgili daha fazla detay söz konusu panelde açıklanacak. Dark Horse, Fight Club çizgi romanlarının ilkinin 8 Ağustos 2015′te yayınlanacağını duyurdu. Bantmag
Reklam
Google’dan Evsizlere Duş Otobüsü
San Francisco merkezli hayır kurumu Lava Mae, Körfez Bölgesi'ndeki evsizleri düşünerek bir duş otobüsügeliştirdi. 6 binin üzerindeki evsizin günlük banyo ihtiyacını gidermek üzere tasarlanan otobüste Google'ın payı büyük. İnternet devi, projeye yardım amaçlı 100 bin dolarlık bir destekte bulundu. Elbette bu yardım, Google'ın sırf San Francisco Körfezi'ni daha yaşanılır kılmak amacıyla başlattığı Google Impact Challenge kampanyasının bir parçası.Geliştirdikleri mobil duş otobüsü hakkında konuşan Lava Mae kurucusu Doniece Sandoval, projenin bölgedeki evsiz kesim için hayati bir öneme sahip olduğunu belirtti. İnsanların yaşam şartlarını geliştirmek istediklerini belirten Sandoval, böylelikle evsizlerin sosyal yaşam içerisinde daha aktif rol oynayabileceğini söyledi. 75 bin dolara mal olan mobil duş otobüsünde, sıcak suyla çalışan iki adet duş kabininin yanı sıra şampuan, sabun, havlu gibi ihtiyaçlar bulunuyor.
Android’li Telefonları Root Yapma
Android akıllı telefonunuza root yapmak gereklimi ya da root yapmak gereksizmi? Cevabını ve nasıl yapıldığını yazımızda göreceksiniz.Android işletim sistemine sahip tablet ve telefonları root’layarak daha özgürce kişiselleştirip kullanabiliyorsunuz.Linux ve Unix’den gelen “root” terimi, Android işletim sisteminde tüm komut ve dosyalara erişimi açıklıyor. Android telefonları, kısıtlı kullanıcı izinleriyle geliyorlar. Onlara uygulama yüklemek ve ayarları değiştirmek mümkün olsa da, sistem dosyalarını değiştirmeniz mümkün olmuyor.Kullanıcılar, genellikle ceplerini “telefonlarının kontrolünü kendi ellerine almak” için root’luyorlar.Root’lama işleminin telefonun garantisini ortadan kaldırdığını unutmamanız gerekiyor.DEVAMI
Reklam
İnsanı İyi Hissettiren Müzikler
Kimi zaman mutlu olursun bir şarkı patlatırsın. Kimi zaman oynamak istersin bir şarkı açarsın dilediğince dans edersin...  Bazen bir yakınını kaybedersin, sevgilinden ayrılırsın, işini kaybedersin, derslerden sıkılırsın, Etrafından sıkılırsın hemen şarkılara sarılırsın. Şarkılar senin bir anlık kurtarıcın olurlar, onlarla yatarsın, onlarla kalkarsın. Kendini dış ortamdan soyutlarsın kendi boyutuna başka alemlere geçersin yani kısacası şarkılar senin duygunu ifade eden seni kurtaran bir şey olur.
Reklam
Reklam
Onlar Yerli Robinson Crusoe
İstanbul’dan Antalya’nın Alakır Vadisi’ne yerleşen Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çifti sekiz yıldır televizyon izlemiyor. Onlar yerli Robinson Crusoe... İstanbul'da yaşayan Tuğba Günal (39) ve Birhan Erkutlu (38) isimli iki arkadaş, Antalya’nın Kumluca ilçesi sınırlarındaki Alakır Vadisi’nde gelerek, buldukları araziyi satın alıp sekiz yıl önce buraya yerleştiler. Metropol hayatından sıkılan Günal ve Erkutlu, doğa ile iç içe yaşayabilmek adına dünyayı ve Türkiye gezdiler. Anadolu’nun dört bir köşesini yürüyerek gezen ikili, son olarak geldikleri Antalya'nın Kumluca ilçesi sınırları içinde bulunan Alakar Vadisi’ne yerleşti. HİNDİSTAN’A OTOSTOPLA GİTTİLER Lise öğrenimini görürken birlikte çıktıkları okul gezisinde tanışan Tuğba ile Birhan’ın arkadaşlıkları zamanla ilerledi. Doğaya birlikte gitmeye ve yeni şeyler keşfetmeye başlayan gençler, üniversite öğrenimi de gördüler. Tuğba Marmara İktisat bölümünü bitirdi, Birhan ise Yıldız Teknik’te İnşaat Mühendisliği okudu. 23-24 yaşlarında ailelerinden izin alarak tek başlarına Hindistan’a gittiler. Otobüsle, otostopla, dolaşa dolaşa vardıkları Hindistan’da 1 yıl kalarak orada yaşam mücadelesi verdiler. Birhan, arkadaşı Tuğba ile şehir hayatından uzaklaşıp, doğa ile iç içe bir yaşam kararı aldıklarını şu sözlerle anlatıyor, “Tuğba ile göz göze geldik. Aktivist olarak şehirde de yaşantımızı sürdürüyorduk. Tükettiğimiz kadar yaşayacağımız başka bir dünyayı aramak için yola çıkmaya karar verdik” ELEKTİRİĞİ GÜNEŞTEN, YEMEKLERİNİ TOPRAKTAN SAĞLIYORLAR Alakır Vadisi’ne yerleştikten sonra bölge yerlisi iki kişiyle tanışan Birhan ve Tuğba, onlardan, toprağı sürmesini, ekini biçmesini, keçiyi sağmasını öğrendi. Kendilerine tamamen doğal malzemelerden ev yapan ikili, elektriklerini güneşten, gıdalarını da topraktan sağlayarak yaşamlarını sürdürüyorlar. İki arkadaş evlerini tamamen doğal malzemeyle yapmış. KENTTE EVİNİ KAPATIP KAÇARSIN AMA DOĞADAN KAÇIŞ YOK Birhan, şehir hayatına alışmış bireyler olarak doğa yaşamında başarılı olup olmayacakları konusunda ilk zamanlarda tedirgin olduklarını söyledi. Girdikleri macera dolu hayatın kendilerine güç verdiğini söyleyen Birhan, doğada yaşamanın, insanın kendisi ile yüzleşmesi olduğuna vurgu yaparak, “İnsanlar televizyonlarda savaşta ölen çocukları, kadınları görünce üzülüyorlar ama onları öldüren bombaları tükettiklerimiz sayesinde biz yapıyoruz. Biz bu savaşın içindeyiz, dışında değil. Biz de dürüstçe bunun dışına çıkmak istedik. Bir kaçış değil, bilakis sorunun tam göbeğine gelmek. Ama en temel ihtiyaçlarının sağlıklı biçimde giderebileceğin bir yaşam kurmaya… Bir nevi kendinle yüzleşmek. Kentte evini kapatır kaçarsın ama burada kaçış yok artık. Çünkü ekmeğini topraktan kendin çıkarmak zorundasın” diye konuştu. “8 YILDIR HİÇ TELEVİZYON İZLEMEDİK” İçinde bulundukları duruma artık alıştıklarını söyleyen Birhan, “Sekiz yıldır hiç televizyon izlemedik. Ama İstanbul’da da öyle çok izlemiyorduk. Bir de Survivor varmış, onu da duyduk. Hatta annem bir ara ‘siz buraya katılsanız kesin kazanırsınız’ diyordu. Annem, çevresindekilere ‘benim çocuklar zaten böyle yaşıyor’ diyormuş” dedi. BAĞDAT CADDESİ’NE DÖNMEK Mİ? “ALLAH KORUSUN” Kent hayatının, içinde bulundukları yaşam koşullarına nazaran daha zor olduğunu söyleyen Birhan, “Tekrar Bağdat Caddesi’ne geri dönme fikri mi? Allah korusun. Allah kimseyi yoklukla terbiye etmesin. Benim için, doğrudan yokluğun içine gitmek gibi bir şey bu. Bize ‘ne büyük cesaret burada yaşamak’ diyorlar. Asıl kentte yaşamak büyük cesaret istiyor. İnanılır gibi değil. Otuz tane kilit takmak zorundasın. İnsan kafayı üşütür” şeklinde konuştu. Milliyet
Reklam
Coca Cola'dan İsrail Açıklaması
Coca-Cola şirketi, Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu bir kez daha yineledi. Coca-Cola şirketi, Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu bir kez daha yineledi. Coca-Cola şirketi, son günlerde çeşitli platformlarda yer alan Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu vurguladı. Coca-Cola şirketi tarafından yapılan açıklamada, son günlerde çeşitli platformlarda Coca-Cola'ya yönelik asılsız iddiaların gündeme getirildiğini üzülerek izledikleri ifade edildi. Açıklamada, Coca-Cola şirketinin 128 yıl önce ABD'de kurulduğu belirtilerek, 'Yüzde 100'ü halka açık uluslararası bir şirket konumundadır ve dünya coğrafyasında çok çeşitli ekonomik, siyasi ve dini rejimlerden oluşan birbirinden farklı 206 ülkede faaliyetlerini yürütmektedir. Şirketimizin herhangi bir ülkeyi, hükümeti, herhangi bir ülkenin politikalarını, siyasi ya da dini inancı desteklemesi söz konusu değildir. Bu çerçevede Coca-Cola'nın gelirinin İsrail'e aktarıldığı iddiası da tamamen gerçek dışıdır' denildi. Coca-Cola şirketinin 1998 yılından bu yana Filistin'de faaliyet gösterdiğinin altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi: 'Coca-Cola Filistin'deki 3. en büyük işveren, 5. en büyük yatırımcıdır. Coca-Cola'nın Filistin'de 3 fabrikası, biri Gazze'de olmak üzere 7 satış ve dağıtım merkezi bulunmaktadır. Coca-Cola, 350 Filistinliye iş olanağı sağlamakta, Coca-Cola faaliyetleriyle ilişkili yan sektörlerden ise 3,500 aile geçimini sağlamaktadır. Türkiye'de de doğrudan 3 bin dolaylı olarak 30 bin kişiye istihdam sağlayan Coca-Cola olarak, 50 yıldır Türkiye'de ekonomiye güç vermek üzere faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Coca-Cola'ya yönelik son günlerdeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğu kamuoyuna duyurulur.'Milliyet
Festivalcilerin Şarj Cihazı Problemini Çözen Girişim: Volt
Gündelik hayatta olduğu kadar, katıldığımız festivallerde ve konserlerde de karşılaştığımız en büyük problemlerden birisi telefonumuzun şarjının hızlıca tükenmesi. Hele ki kalabalık konserlerde çekilen fotoğraflar, videolar şarjın daha hızlı bitmesine sebep olduğu aşikar. Bir de bu durumda kamp yapılan bir festival ekleneince, kamp alanında telefonunuzu şarj etmek kaçınılmaz bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmakta. Danimarka Teknik Üniversitesi’nden (Technical University of Denmark) mezun olan 3 gencin, 2011 yılında kurduğu donanım odaklı girişim Volt , işte tam da yazının başında anlattığım probleme çözüm sağlamayı hedefliyor ve festival alanlarında, mobil cihazların şarj ihtiyacını mobilleştirerek hizmet sunuyor. Festival alanlarına kurulan standlardan, Volt temin edilebiliyor ve pek çok kişinin şarj problemini kökten çözüyor. Sistemin mantığı oldukça basit. Telefonunuzu şarj edebileceğiniz ufak bir taşınabilir şarj cihazı, belli bir bedel karşılığında size kiralanıyor. Bu cihazı festival alanındaki belli bir noktadan teslim alıyorsunuz ve telefonunuzu şarj ederek, festival alanındaki etkinliklerinize devam edebiliyorsunuz. Bu taşınabilir şarj cihazının şarjı bittiğinde ise, noktaya geri götürüp, içi dolu olan bir başka taşınabilir şarj cihazı alabiliyorsunuz. Böylece şarjınız ne zaman azalsa, gidip Volt noktasından yeni bir taşınabilir şarj cihazı alabiliyorsunuz. Aslında kiralama yaptığınız bir paylaşım ekonomisi örneği de diyebiliriz. İlk olarak Danimarka’da düzenlenen en büyük festivallerinden olan Roskilde Festival ve Skanderborg Festival gibi etkinliklerde test edilen Volt, günümüzde ise çok yoğun bir şekilde farklı festivallerde kullanılıyor. Şu anda 4 farklı ülkedeki 19 farklı festivalde hizmet sunan girişimi muhtemelen ileride daha çok ülkede ve farklı festivallerde de göreceğiz. Webrazzi
Türk Bilim Adamından Kansere Karşı ''DNA Onarımı'' Buluşu
Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kanser konusunda yaptığı önemli çalışmalarla dünya çapında adını duyuran Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, kanser tedavisinde ''sirkadiyen saat (ritmik saat) '' buluşuna imza attı. Kuzey Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Sancar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanser konusunda önemli çalışmalar yapıldığını belirtirken, kanser mekanizmasının 10 yıl içinde çözüleceğine inandığını söyledi. Ancak kanserin nasıl olduğunu çözümlemenin onu tedavi etmek anlamına gelmediğine işaret eden Sancar, tedavi konusunda bir şey söylemek için erken olduğunu belirtti. Her kanser çeşidinde farklı mutasyonların tespit edildiğini, dokudaki bazı kanserli hücreler öldürülse dahi başka mutasyonları kontrol etmenin zor olduğunu anlatan Sancar, ''Kanser demek bir tek hücre tipi değildir, kanserde çok hücre tipi vardır, bütün bu hücrelere göre tedaviyi yöneltmek gerekiyor'' dedi. Kanserle ilgili olarak ''DNA onarımı'' konusunda çalışma yaptığını bildiren Sancar, şunları kaydetti: ''Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA'yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu 'inhibe' edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak.'' DNA onarımının en az olduğu saatler tespit edilerek, kanserle savaşılacak Sirkadiyen saat (günlük ritm) konusunda önemli bir buluş yaptıklarını bildiren Sancar, sirkadiyen saatin DNA onarımını kontrol ettiğini ifade etti. Sancar, DNA onarımının günün belli saatlerinde arttığını, belli saatlerde de minimum seviyeye indiğini söyledi. Amaçlarının vücuttaki DNA onarımının minimum olduğu zamanı tespit edip, kanser hücrelerine ilaç verip, bu hücrelerin ölmesini sağlamak olduğunu belirten Sancar, ''HedefimizDNA onarımının ne zaman minimum ne zaman maksimum olduğunu belirleyerek, DNA onarımı potansiyelinin en az olduğu zaman ilaç tedavisi uygulayarak, hem ilacın etkisini çoğaltmak, hem de yan etkileri azaltmak'' şeklinde konuştu. Bu kapsamda çalışmayı öncelikle kalın bağırsak kanseri üzerinden başlatacaklarını anlatan Sancar, ''Kalın bağırsağın biyolojisi ve DNA onarımı saatleri konusunda daha çok bilgi sahibi olmamız nedeniyle bu kanser çeşidinden çalışmalarımızı başlatacağız. Araştırma çalışmalarına 2-3 ay içinde başlıyoruz'' dedi. Deri kanserinin önüne geçilebilecek Sirkadiyen saat konusundaki çalışmalarının deri kanserini önleme noktasında da faydalı olacağına dikkati çeken Sancar, bu şekilde hangi saatlerde güneşlenildiğinde kanser riskinin arttığının, hangi zamanlarda azaldığının tespit edilebileceğini ifade etti. Fareler üzerinde yaptıkları bilimsel çalışmalarda, UV ışınlarına maruz kalan farelerde kanser riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu tespit ettiklerini belirten Sancar, şöyle devam etti: ''Fareler üzerinde yaptığımız araştırmalarda sabah saatlerindeki UV maruziyeti sonucu kanser riskinin akşamüstü saat 4'teki tespit ettiğimiz oranlara göre 5 misli daha yüksek olduğunu gördük. Yani farelerde deri kanseri riskinin akşam saatlerinde daha az olduğunu belirledik. Farelerde ortaya çıkan sonuçlar insanlarda tam tersidir. Buna dayanarak, insanlar için sabah saatlerinin deri kanseri riski açısından daha düşük olacağını söyleyebiliriz. Yani sabah saatlerinde güneşlenmek, öğlen ve akşamüstüne göre daha az risk taşıyor. Ancak bunu kesin olarak söylemek için öncelikle insanlar üzerinde deney yapmamız lazım'' Bu konuda çalışmalara başladıklarını ve Amerikan Sağlık Bakanlığından izin aldıklarını anlatan Sancar, ilk etapta gönüllüler topladıklarını ve gönüllülerin derilerindeki DNA onarımlarını gün boyu nasıl olduğunu ölçmek için çalışma yapacaklarını söyledi. Sancar, ''Yani DNA onarımı konusunda kalın bağırsakta yapacağımız çalışma kanserin tedavisini, cilt üzerinde yapacağız çalışma da kanseri önlemeyi amaçlıyor'' ifadelerine yer verdi. AA
Reklam