Çağdaş Türk Edebiyatını Eşsiz Kılan 40 Unsur
'Notos’un 5. Büyük Soruşturması (Şubat 2011), çağdaş Türk edebiyatının yaklaşık yüz yıllık geçmişi içinde yarattığı değerlere günümüzden bir ayna tutuyor. Tam 181 yazarın yaptığı seçimler, yaşayan edebiyatımızın eğilimini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey, olumlu değerlerin üst üste koyduğu taşlarla örülen bir yüzakı duvarı gibi yükseliyor.' Notosoloji'nin yaptığı bu değerli soruşturmayı biz de size ulaştırmak istedik. İşte o 40 şey:
Game of Thrones Opera Oluyor
One World Senfoni Orkestrası aralarında “Game of Thrones”un da olduğu popüler TV dizilerini operaya dönüştürüyor Yenilikçi programlarıyla bilinen New York’lu One World Senfoni Orkestrası yeni sezonda “Game of Thrones”, “New Girl” ve “Hannibal”ın aralarında bulunduğu TV dizilerini opera olarak sahneye koymaya hazırlanıyor. Orkestranın sanat yönetmeni ve şefi Sung Jin Hong “Game of Thrones”u neden seçtikleriyle ilgili “Operanın yüzyıllardır yansıttığı drama, entrika ve tutkunun hepsi bu dizide var: saymak gerekirse baştan çıkarma, takıntı, aldatma, politik manevralar, romantizm, kalp kırıklığı, ensest bunlardan birkaç tanesi” diye konuştu. 1-2 Şubat 2015’te gerçekleşecek “Game of Thrones” programında izleyiciler Wagner, Mozart, Stravinsky ve Annie Lennox’ın Oscar ödüllü parçası “Into the West”i dinleyecek “New Girl”de Mozart, Puccini ve Strauss gibi klasiklerin yanısıra Björk ve Katy Perry gibi modern müzisyenlerin besteleri de yer bulacak. Yeni opera hayranları yaratmak için televizyonu kullanmak One World Senfoni’nin daha önce de uyguladığı bir taktik. Ocak ayında AMC’nin popüler dizisinden uyarlanan “Breaking Bad-Ozymandias” isimli operanın galası gerçekleşmişti ve orkestranın en çok izlenen performansı olmuştu.Milliyet Sanat
Çatal Kaşık Bıçak Takımının Yemek Dışında da Takım Oyunu Sergilediği 15 Heykel
Ohio’lu sanatçı Gary Hovey alışılmadık bir şekilde çatal, bıçak ve kaşık kullanarak sanatsal öneme sahip heykeller oluşturuyor. İncelendiğinde hayvan figürlerinin inanılmaz ayrıntıları göze çarpıyor. Çatal, tüyler ve kürk katmanları oluşturmak, kaşık ve bıçaklar ise yuvarlatılmış köşeleriyle, düz ve parlak yüzeyleri yansıtmak için kullanılıyor.
Reklam
Almanya, Türkiye'yi Nasıl Dinledi?
Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi Berlin Ankara hattında gerilime neden olurken, Radikal yazarı Serdar Kuzuloğlu , dinlemenin nasıl gerçekleştiğini yazdı. Kuzuloğlu, ABD’nin Almanya’yı dinlediğinin ortaya çıkmasını hatırlatarak, “Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonundan yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı” dedi. Sedar Kuzuloğlu yazısında, “Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik” ifadesine yer verdi. Serdar Kuzuloğlu'nun Radikal'de yayınlanan 'Elektronik casusluğun ürperten boyutları' başlıklı yazısı şöyle: Doksanlı yıllarda internetten tanışıp evlenenlerin haberlerini yapardık. Bugün internetin bir yerinden dokunmadığı evlilik; hatta ilişki var mıdır bilmiyorum. İnternet yüzünden boşananların haberleri bile fazlasıyla sıradan artık. Doymak bilmez bir iştahla içinde yüzdüğümüz bu elektronik denizin paralel evren olduğu dönem hissettirmeden son buldu. Milyonlar için ekranlardaki bu hayat gerçeğin ta kendisi. Biz kullanıcıların içini dolduran heves ve heyecanın misliyle fazlasını pek de akla gelmeyen bir zümrenin yaşadığını Edward Snowden adlı Amerikalı bir sistem yöneticisinden öğrendik. ABD’nin yurtdışı istihbaratını yürüten kurum NSA’in altın çocuklarından Snowden’ın vicdanı içinde çalıştığı kozmik derecede gizli projenin yükünü taşıyamayınca yıllar boyu bir komplo teorisi olarak dilden dile dolaşan iddianın gerçekliği anlaşıldı: ABD (neredeyse) herkesi, her ortamda -yasadışı yöntemleri de kullanarak- takip ediyor. Snowden dünya istihbarat tarihinin en büyük ihbarının bedelini güç bela sığındığı Rusya’daki sürgün hayatıyla ödüyor. Akıbeti belirsiz. Anavatanında devlet bilgilerini çalma, casusluk yapma ve ulusal güvenliği ilgilendiren belgeleri sızdırma suçlamasıyla en az 10 yıl hapis istemiyle -gıyaben- yargılıyor. Ülkesine dönüp mahkemeye katılmama gerekçesi casusluk davalarının halka kapalı, savunma imkanı vermeyen ve jürisiz görülmesi. ABD ise suikast seçeneği dahil bütün yöntemleri kullanarak sürek avına devam ediyor. Ele geçirdiği ABD’nin diplomatik istihbarat arşivini sızdırarak gündeme bomba gibi düşen (ve ilginç bir şekilde hızla unutulan) Julian Assange ve Wikileaks meselesini de eminim az-çok hatırlıyorsunuzdur. Assange’ın ekibiyle açığa çıkardığı bilgi ve belgelerin ödülü ise Londra’da sığındığı Ekvador Büyükelçiliği’nde 2 yıldır süren ev hapsi oldu. 5 gün önce verdiği bir röportajda ilerleyen kalp rahatsızlığının tedavisi için büyükelçiliği terk edeceğini açıkladıysa da bunun kolay olmayacağının gayet farkında. İngiltere kaçma riskine karşı elçiliğin etrafında resmi / sivil polisler ve istihbarat ajanlarından oluşan bir duvar örmüş durumda. 24 saat aralıksız süren bu gözetimin ülkeye maliyeti 2 milyon paundu aşıyor. Snowden ya da Assange’ın kişisel durumları elbette önemli ama ortaya çıkardıkları bilgiler çok daha büyük öneme sahip. Şu ana kadar sızan bilgiler ışığında NSA’in elektronik casuslukla yapabildiklerini hızlıca özetlediğimde eminim siz de hak vereceksiniz: NSA, en az 10 yıldır kriptolama / şifreleme sistemlerine kolayca sızabilmek için arka kapılar (Truva atları) yerleştiriyor. Chat, eposta ve web ziyaretlerinin tamamını takip ederek arşivliyor. Online oyunlardaki sesli ve yazılı iletişimi gözlüyor. Blackberry, iPhone ve Android tabanlı tüm akıllı cep telefonlarındaki bilgilere erişebiliyor. Yüklü uygulamalara kadar sızma yeteneğine sahip. Günde 200 milyon SMS’i arşivliyor ve inceliyor. Cep telefonu operatörlerinin abonelerine ait bütün bilgilere sahip. Google, Facebook, Microsoft ve Apple başta olmak üzere bütün büyük teknoloji şirketlerinin sistemlerine sızarak bütün bilgilere erişebiliyor (profilimize kim bakmış sorsak mı acaba?). Sosyal ağlarda yarattığı sahte profillerle hedeflediği kişilerin hayatına sızabiliyor. Web kameraları üstünden haberiniz olmadan fotoğraf ve video kaydı yapabiliyor. Online otel rezervasyonlarının tamamını takip ediyor. Ağ donanımları (router, switch, vs) ve yazılımlarına erişip bilgi çekebiliyor. Takip edilen kurumlar arasında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Komisyonu başta olmak üzere ülke liderlerinden gazetecilere kadar sonu gelmeyen bir liste var (uluslararası katılımın olacağı etkinliklerde bilgi toplama amacıyla içine casus yazılım yerleştirilmiş bilgisayarlardan oluşan sahte internet kafeler açmak, bağlandığı telefondaki bilgileri emen ücretsiz şarj istasyonları yerleştirmek gibi kadar akla hayale gelmedik yöntemler kullanılmış). Sahte wifi erişim noktaları ve baz istasyonları yaratarak bağlanan cihazların bilgilerini emebiliyor. NSA dijital takip için akıllara durgunluk veren çeşitlilikte özel donanımlar üretmiş. USB kablosundan birkaç milimetre boyutunda devrelere kadar uzayan bir listeden söz ediyoruz. ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı denizaltılarla yürütülen gizli operasyonlarda okyanus altından geçen ve kıtaları birbirine bağlayan fiber internet hatlarına saplama yapan NSA bütün iletişimi takip edebilir hale gelmiş. Radyo dalgaları aracılığıyla internete bağlı olmayan bilgisayarlara dahi sızılmış. Bu yöntemle dünya genelinde 100 binden fazla bilgisayara yerleşmiş durumdalar. Banka hesaplarını ve kredi kartıyla yapılan işlemleri takip edebiliyor. Bilgi sızdırılan ülkelerin bir kısmını bizzat NSA’in özel sayfasından takip etmek mümkün (NSA bunun için Boundless Informant adlı özel bir büyük veri işleme yazılımı kullanıyor). Takip yeteneklerini genişletmek için kimi ülkelerin istihbarat kurumlarına yüz milyonlar değerinde bağışlar yaparak altyapı kurdurmuş. Geriye yönelik yürütülen bir soruştumada NSA personelinin sadece 2012’de toplam 2 bin 776 kere yasadışı / izinsiz dinleme yaptığı ortaya çıktı. NSA’in bu yapıyı kurmak için harcadığı para 52,6 milyar doları geçiyor! CIA, FBI gibi ABD kökenli diğer istihbarat kuruluşlarını da hesaba katarsak elektronik takip aşkı neredeyse Ay’a ulaşmak kadar heyecan vermiş anlayacağınız. Bu öyle bir hırs ki 35 dünya lideri bu kurum tarafından bizzat, hedef gözeterek takip edilmiş. En çok ses getireniyse Almanya Başbakanı Angela Merkel olmuştu hatırlarsınız. Berlin’deki ABD Büyükelçiği’nin çatısında çalışan gizli bir ekip Almanya Meclisi’ndeki bütün iletişimi senelerce takip etmişti. Ülkeyi neredeyse cep telefonundan yöneten Başbakan Merkel’den toplanan bilginin boyutları açıklanmadı. Fakat iki ülke arasında kırmızı alarm verdiren bir diplomatik krize yol açtı. Almanya’nın kendi istihbarat teşkilatıyla Türkiye’yi benzer şekilde izlediğini öğrenince talkını ele verirken salkımı hamuduyla kendi yuttuğunu öğrendik (takip edilenler arasında ABD’li bakanlar John Kerry ve Hillary Clinton da var ama Alman yetkililer onun ‘kazara’ olduğunu söylüyor. Yersen...) Almanya’nın mükemmel bir diplomatik perdelemeyle kabullendiği bu elektronik takibin neyi, kimi kapsadığı henüz muamma. Fakat Oslo görüşmelerinden 17 ve 25 Aralık süreçlerinde sızan kayıtların kaynağı konusunda bir şüpheli daha yarattığı kesin. Türkiye’nin bu elektronik istihbarat yarışındaki çaba ve konumuna da başka bir yazıda bakarız.T24
Bozuk Paraları Biriktirerek 29 Bin Lira Topladı!
Trabzon’da bir çocuk babası olan 34 yaşındaki kantin işletmecisi Mehmet Ufuk Ayas, yaklaşık 7 yıl önce madeni 1 liraları biriktirme kararı aldı. Kumbara yerine bebek maması şişelerini kullanan Ayas daha sonra madeni paraları plastik kutularda biriktirmeye başladı. Yaklaşık iki yıl önce evlenen Ayas’ın eşi Sinem Şengül Ayas madeni paraları gördüğünde 'Bunlar nedir?' diye sorduğunu eşinin ise kendisine 'Yatırım olsun' diye birikim yaptım' cevabını verdiğini söyledi. 7 YIL BOYUNCA BİRİKTİRDİ 7 yıl önce para biriktirmeye başlayan ve bu kadar bozuk parası olacağını tahmin etmeyen Mehmet Ufuk Ayas, “Tamamen tesadüf oldu. Biraz bozuk para biriktirmiştim. Benim küçük bir yeğenim vardı. Onun bebek maması kavanozları vardı. Boş kavanozları doldurdum. Daha sonra evde bozuk paralar kalabalık oluşturunca eşim bana bankaya giderek paraları bütünleştirmemi söyledi. Bankaya gittiğimde bankacı paraların çok olduğunu görünce 'Burada çok para var saymak zor olur. Müşterilerin zamanını almayalım. Siz Merkez Bankası'na gidin' dedi. Ben de Merkez Bankası'na gitmeye üşendim. Paraları alarak eve geldim. Ondan sonra bunları biriktirmeye başladım. Daha sonra benim kızım oldu. Onun bebek maması kutularına koymaya başladım. Her gün alışveriş yaptıktan sonra artan paraları akşam eve geldiğimde kutuya koydum. Yaklaşık 7 yıldan beri bunu yapıyorum. Bu kadar para olacağını ben de tahmin etmemiştim” ifadelerini kullandı. HEDEFİM EV ALMAK Hedefinin ev alacak parayı biriktirmek olduğunu belirten Ayas, “Benim hedefim şuan da arabam var. Paralar daha da birikince bir ev almayı düşünüyorum. 1 liralar toplamda 29 milyar olmuştur. Bu paraları bütünleştirmek istemiyorum. Çünkü paralar beni sıcak tutuyor. Tarihi bir küpüm var. **Haberin devamı için : http://www.ilgincbirbilgi.com/ilginc-haberler/bozuk-paralari-biriktirerek-29-bin-lira-topladi.html**
Reklam
Ziraat Bankası, Bank Asya'yı Satın Almayacağını Açıklayarak Görüşmeleri Sonlandırdı
Katılım bankası kurma çalışmaları yapan Ziraat Bankası, Bank Asya ile yaptığı resmi olmayan satın alma görüşmelerini bankanın öncelikleriyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle sonlandırma kararı aldı. Ziraat Bankası’ndan KAP’a yapılan açıklamada, “Bilindiği üzere Ziraat Bankası A.Ş, bir süredir katılım bankası kurma çalışmalarını sürdürmektedir. Diğer taraftan da, Asya Katılım Bankası A.Ş’nin, banka ortaklık yapısının değişimi yönünde yatırımcılarla görüşmekte olduğu bilinmektedir. Bu çerçevede söz konusu katılım bankası ile Bankamızca da resmi olmayan görüşmeler yapılmış olmakla birlikte Bank Asya’nın imtiyazlı hisselerinin satın alınmasına ilişkin resmi sürecin başlatılmasının bu aşamada bankamız öncelikleri ile uyumlu olmadığı sonucuna varılmış, görüşmelerin bugün itibariyle sonlandırılmasına karar verilmiştir” denildi. Borsa İstanbul 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Bank Asya’nın hisselerini bankanın ortaklık yapısındaki belirsizlik netleşene kadar kapalı kalacağını açıklamıştı.  REUTERS, ZETE
Reklam
iPhone 6'nın En Net Görüntüsü Ortaya Çıktı
iPhone 6'dan belki de şimdiye kadarki en net görüntüler, internette ortaya çıktı. Sızıntı gerçekse, iPhone 6'yla ilgili göreceğimiz çok şey kalmadı demektir. Feld & Volk'un Instagram'da yayınlandığı fotoğraflar, iddiaya göre Apple'ın 4.7 inç'lik iPhone modeline ait. Telefonun profilinden çekilmiş olan fotoğraflar, onun ne kadar ince olduğunu gösteriyor. İddiaya göre iPhone'un kalınlığı, sadece 7mm. Cihazın tasarım öğeleri, önceki sızıntılarla uyuşuyor. iPad Touch stili ses düğmeleri ve yan tarafta bulunan güç düğmesi, yerli yerindeler. Fotoğraflar gerçek bile olsa, henüz tamamlanmamış bir telefona ait olma ihtimali var. Yani Apple, iPhone 6'yı karşımıza çıkarmadan önce telefonun üzerinde bazı değişiklikler yapabilir. iPhone 6'nın 5.5 inç'lik 'phablet' modeliyle birlikte 9 Eylül'de tanıtılması bekleniyor.T24
Samsung Level ile Tanışın
Apple ve Intel'in ardından Samsung da kendi üst sınıf kulaklık ürünüyle tüketicilere alternatif sunmayı hedefliyor. İşte Samsung Level kulaklıkları. Tahtakale esnafına gün doğdu: Artık gönül rahatlığıyla (!) çakmasını Çin'den ithal edebilecekleri bir kulaklık ailesi daha var. Ünlü Beats serisi ile benzerliği dikkat çeken Samsung Level kulaklıklar, aynı zamanda bir giyilebilir teknoloji cihazı olarak öne çıkıyor. Samsung Level ile S Voice akıllı asistanı aktif hale getirmek mümkün oluyor. Tasarımında herhangi bir fiziksel tuş bulunmayan kulaklıklar sayesinde, sadece kulaklığa dokunarak ve parmağınızı kaydırarak şarkı geçişleri, durdurma ve yeniden çalma gibi işlemleri telefonu hiç cebimizden çıkarmadan da gerçekleştirebiliyoruz. Gürültü önleme özelliği de bulunan Samsung Level kulaklıklarla ilgili daha fazla bilgi Eylül ayındaki IFA etkinliğinde tüketim dünyasına sunulacak. ShiftDelete.Net
Reklam
Banksy'nin Ölüm Meleği Müzede
Banksy’nin Bristol’de bir yük gemisinin üzerine yaptığı “Ölüm Meleği” eseri müzeye taşındı Dünyaca ünlü graffiti sanatçısı Banksy’nin en sevilen işlerinden “Ölüm Meleği” Bristol limanında çeşitli sanat etkinlikleri için kullanılan eğlence gemisi Thekla’nın çelik gövdesinde su çizgisinin hemen üzerinde bulunuyordu. On yıl önce yapılan eser devamlı çeşitli dış etkilere maruz kalarak zarar görmeye başladığı için üzerinde bulunduğu çelik gövdeyle kaldırılarak yerel bir müzeye taşındı. 90’larda gece kulübü olarak kullanılan ve Bristol müzik sahnesinden çıkan Massive Attack, Portishead gibi önemli grupların ilk konserlerini verdiği Thekla’nın sahipleri, geminin sekiz yılda bir kuru havuzda yapılan genel bakımı sırasında bu kararı vererek eseri müzeye uzun dönem için ödünç verdi. Geminin sahibi DHP Family adını konuşan George Akins, amaçlarının bu eseri daha fazla bozulmadan koruma altına almak olduğunu söyledi. İkonik eser önümüzdeki aylarda M Shed müzesinde sergilenmeye başlanacak.Milliyet Sanat
Portishead'den 'Gezi'ye ve 'İstanbul United'a Selam
Türkiye’de ilk kez konser veren İngiliz grup Portishead, ‘Gezi ‘ye ve ‘İstanbul United’ a sahneden ‘selam çaktı’ . Midtown Fest kapsamında İstanbul Küçükçiftlik Park’ta sahneye çıkan grubun konseri sırasında, sinevizyonda Gezi eylemleri ve bu süreçte üç büyük takımın taraftarlarının oluşturduğu İstanbul United’a dair görüntüler yer aldı. Portishead’in Gezi göndermesi üzerine alanda ‘Her yer Taksim her direniş’ sloganı atıldı.Diken
Reklam
Soundcloud İlk Kez Reklam Almaya Başlıyor
Ücretsiz online müzik dinleme servisiyle aylık 250 milyon kullanıcıya ulaşan SoundCloud, uygulamasına reklam almaya başlıyor. Bunun için On SoundCloud adında yeni bir partnerlik programı açan şirket, kayıt şirketleriyle yaptığı yeni lisans anlaşmasının bir sonucu olarak, sanatçılarına ve kayıt şirketlerine telif ücreti ödemeye başlayacak. On SoundCloud programında, Partner, Pro ve Premier olmak üzere üç ana teklif bulunuyor. Partner, SoundCloud’un ilk kullanıcılar için ücretsiz kullanabildiği teklifi. Pro ise halihazırda sunulan ücretli üyelik teklifi ve kullanıcılarına daha gelişmiş araçlar ve içerik yükleme imkanları sunuyor. On SoundCloud, hem Partner hem Pro kullanıcıarına eskisine göre yüzde 50 daha fazla içerik yükleme fırsatı veriyor. Üçüncü ve son teklif Premier ise müzisyenlerin, reklamlar yoluyla, yükledikleri şarkılardan para kazanabilecekleri seçenek. İlk etapta davetiye ile üye alacağı belirtilen Premier teklifi kullanıcılarının içeriklerinden ancak ve ancak (şimdilik yalnızca Amerika’da) çalındığı sürece para kazanabilecekleri bir servis olarak tanımlanıyor. SoundCloud tekliflerini kısa sürede daha fazla ülkeye açılması planlanıyor. Bu gelişme, özellikle indie artistlerin yoğun ilgi gösterdiği SoundCloud’un rakipleriyle (örneğin Spotify veya Deezer) benzer bir yol izleyeceğini gösteriyor. Yeni duruma kullanıcılarına nasıl tepki vereceği ise merak konusu. SoundCloud’un açıklamasında, reklamların müzisyenler için oldukça önemli bir adım olduğu söyleniyor. “ Her reklam duyduğunuzda bir sanatçı para kazanır ” diyen SoundCloud bugüne kadar 100 milyon dolardan fazla yatırım aldı. Berlin merkezli şirket altıncı yılında müzik endüstrisinin şartlarını kabul ediyor denilebilir.Webrazzi
Dişsiz Dev Dinozor Göklerin Hakimiydi
Fosiller üzerindeki yeni araştırmalar, kanat genişliği 12 metreye ulaşan dev dişsiz pretozorların bir zamanlar göklerin tek hakimi olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, 'Azhdarchidae' familyasında yer alan dev pretozorların 60 milyon yıl önce gökyüzünü kapladığını ve Kretase döneminin sonlarında ekosistem üzerinde çok önemli bir rol oynadığını gösterdi. Dev boyutlarına rağmen dişleri olmayan pretozorun, 90 milyon yıl önce mikroskobik deniz canlılarının ölümüyle baş gösteren kitlesel yok oluşta ortadan kalkan, dişe sahip akrabalarının yerini aldığı düşünülüyor. Araştırmada yer alan Rusya Bilim Akademisi'nden Alexander Averianov, 'Dişli dev kuşlardan dişsiz olanların gökyüzünü kaplaması, ekosistem üzerinde halen çok az anladığımız önemli değişimlere sebebiyet verdi' ifadesini kullandı. ZooKeys dergisinde yayımlanan araştırma, fosil kayıtlarına göre uçan ilk omurgalıların 220 milyon yıl önce ortaya çıktığını savunuyor. Farsça'da 'Ejder' anlamına gelen 'azdarha' kelimesinden türeyen 'Azhdarchidae' familyası, dev boyutları nedeniyle havalanmak için koşması gereken kuşları temsil ediyor. Bu familyaya özgü dişsiz dinozorların 70 milyon yıl önce Kretase döneminin sonlarında yaşadığı düşünülüyor. Eksiksiz ve iyi korunmuş fosilleri en zor bulunan canlılardan olan Azhdarchidae familyasının, bu sebeple yaşadıkları dönem de kesin olarak anlaşılamıyor. Bugüne kadar Azhdarchidae pretozorlarına ait 51 kemik ve üç fosil izini inceleyen Averianov, 'dev kuşların birçok iklimde yaşayabildiğini ancak ağırlıklı olarak göl ve nehir kenarlarıyla kıyı şeritlerini tercih ettiklerini' belirtti. Averianov, bugüne kadar bulunan fosillerin eksik ve iyi korunmamış olmasından dolayı bilim insanlarının birçok Azhdarchidae türüne ait kayıt oluşturduğunu ancak bu bilgilerin kesin olmadığını ifade etti. Araştırmacılar, pretozorların geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmek için Google Earth aracılığıyla fosillerin dağılım haritasını çıkaran Ptero Terra veri tabanına başvuracak. Kaynak: Al Jazeera
Reklam