Arabalar Böyle Üretiliyor
Teknolojinin ne kadar havalı gözüktüğünü zaman zaman unutabiliyoruz. Adeta bilimkurgu filmlerinden fırlamış gibi gözüken ve araba üretiminde kullanılan bu robotlar ise bize günümüz teknolojisinin ne kadar güzel gözüktüğünü hatırlatırken geleceğin nasıl olabileceğine dair tüyolar da veriyor.
Dağın Ortasındaki Ormana Uçak İndirdi
Dağın ortasındaki bir ormana, üstelik alışılmış düz ve asfalt pistler yerine basit toprak bir düzlüğe, bunların da üzerine olması gerekenden çok daha dar olan alana uçağını indirmeyi başaran pilotun yeteneği dudak ısırtıyor.
Tüketici Yüzde 91 Haklı Çıktı
Devre tatil, kredi kartı ve ayıplı mallar nedeniyle yaşanan mağduriyetlerde ilk şikayet noktası olan hakem heyetleri tüketiceden yana kararlar verdi. Bu yılın 8 ayında 642 bin şikayeti değerlendiren hakem heyetleri, 584 bin şikayeti yani yüzde 91'ini tüketici lehine sonuçlandırdı. 2012'de yüzde 79 olan bu oran 2013'te yüzde 84'e çıkmıştı.TÜKETİCİ bilincinin arttırılması amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda Tüketici Hakem Heyetlerine yapılan başvurularda son yıllarda önemli artışlar yaşanıyor. Tüketici Kanunu ile birlikte devre tatil, paket, tur, kampanyalı satış, kapıdan satış, mesafeli satışlar, tüketici kredisi, konut finansman kredisi, kredi kartları, süreli yayın, abonelik, ayıplı mal gibi konularda hakem heyetlerine yapılan şikayetler geçtiğimiz yıla göre yüzde 26 artmış durumda. 2013 yılının ilk sekiz aylık dönemde Tüketici Hakem Heyetlerine yapılan toplam başvuru sayısı 507 bin olurken, 2014'ün aynı döneminde bu sayı 642 bin 226'ya ulaşmış durumda.BANKALARDAN ŞİKAYETÇİTüketici Hakem Heyetlerine 2014 yılının ilk 8 ayında yapılan 642 bin 226 şikayetin 584 bin 586'sı tüketici lehine, 40 bin 947'si ise tüketici aleyhine sonuçlandı.Karara bağlanan tüketici şikayetlerinin yüzde 91'i tüketicinin lehine sonuçlanmış oldu.Başvuruların 14 bin 249'unun tüm giderleri bakanlık tarafından karşılanarak bilirkişi incelemesine gönderildi.2013 yılında tüketiciler en çok bankacılık sektöründen şikayet etti. Şikayetlerin yüzde 86'sını bankacılık sektörü oluştururken, bakanlık Alo 175 Tüketici Danışma Hattı ile şikayetleri değerlendirmeye aldı.ORAN HIZLA ARTIYORHürriyet'ten Erdinç Çelikkan'ın haberine göre, hakem heyetlerine 2002 yılında 33 bin başvuru yapılırken, bu oran sürekli artış gösterdi. 2010 yılında yapılan 179 bin şikayet başvurusunun 135 bini (%75), 2011 yılındaki 165 bin başvurunun 120 bini (%72), 2012 yılında yapılan 446 bin başvurunun 352 bini (%79), 2013 yılında yapılan 833 bin başvurunun ise 700 bini (%84) tüketici lehine sonuçlandı. Haklı çıkan tüketicilerin sayısı arttıkça hakem heyetlerine başvuru sayısının da katlandığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle yoğunluğun fazla olduğu ilçelerde yeni hakem heyetlerinin oluşturulması da gündemde bulunuyor.Hak arama yolu kolaylaştıTÜKETİCİ Kanunu ile tüketicilerin Türkiye genelindeki 976 hakem heyetine başvuru yapması ve hak arama yolları kolaylaştırıldı. Tüketici Hakem Heyetleri yeniden yapılandırılırken başvuru sayısına göre bazı ilçelerde birden fazla Hakem Heyeti oluşturulması mümkün hale geldi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nca Tüketici Hakem Heyetleri'ne yapılacak başvurularla ilgili miktar da 2014 yılında bin 272 liradan 3 bin liraya çıkarıldı. Yani 3 bin liraya kadar olan tüketim malı şikayetleri için hakem heyetlerine, 3 bin TL'nin üstündekiler için ise tüketici mahkemelerine başvurmak gerekiyor.Erdinç ÇELİKKAN | Hürriyet
Artık 'Emoji'lerde Siyahlar da Olacak
Akıllı telefonlarda ‘kelimelerin kifayetsiz’ kaldığı anlarda kullanıcıların imdadına yetişen ‘emoji’ adlı sembollee kısa bir süre içinde siyah tenli emojiler de eklenecek.Sembollerde sadece beyazların olmasına gelen tepkileri değerlendiren (Unicode Consortium) Evrensel Kod Konsorsiyumu, yeni yayınladığı taslakta farklı ten renkleri için harekete geçtiklerini duyurdu.Açıklamada dünya üzerindeki birçok kişi emojilerin de farklılıkları özellikle de farklı ten renklerini yansıtmayı istediğini ve yeni sembollerin Unicode 8.0 güncellemesiyle kullanıma sunulacağı belirtildi.Emoji: Fotoğraf + şekilJaponca’da ‘fotoğraf ve şekil’ anlamına gelen ‘emoji’ler ilk kez 1998 yılında Japonya’da faaliyet gösteren bir GSM operatörü tarafından müşterilerine sunulmuştu.Diken
20'li Yaşlarda İşi Gücü Bırakıp, Seyahate Çıkmaya Sizi İkna Edecek 4 Sebep
Yirmili yaşlarınızın keyfini çıkarmak istiyorsanız, bunu yurt dışında bir yerlerde yapın. Önünüzde çalışmak için koskoca bir hayat var –ki ekonominin gidişatına bakılırsa ölünceye dek çalışacaksınız. Yaşlandığınızda yapmak istediğiniz her şeyi gençliğinizde daha iyi yapabilecekken neden en iyi yıllarınızı heba edesiniz ki?Ben derim ki işinizi bırakın ve dünyayı dolaşın. Benliğinizi yollarda keşfedin. Daha iyi bir ‘siz’ olun. İşinizi bırakıp seyahat etmeniz için 4 sebep;
Reklam
Google'dan 10 Kasım İçin Kırmızı Karanfil
Bugün Türkiye için acı bir gün. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün sonsuzluğun yıl dönümü. Dünyanın Liderinin bu hüzünlü gününü Google unutmadı. Google, Mustafa Kemal Atatürk için Doodle olarak kırmızı karanfil koydu.Google'ın ana sayfasında özel günler için hazırlanan grafiklere doodle deniyor. Önceki sene 10 Kasım'da Google karanfil ile doodle hazırlamıştı. Bu sene de Google, Ulu Önder Atatürk'ü unutmadı ve karanfil ile Ata'yı andı.Akşam
Reklam
Kuyrukluyıldıza Tarihi İniş Bu Hafta
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) Rosetta uzay aracı, 67P kuyrukluyıldızına bu hafta keşif aracını indirecek. İnişin başarılı olması, Güneş Sistemi'nin geçmişi hakkında paha biçilmez bilgilere ulaşılmasını sağlayacak.Dünya'dan 450 milyon kilometre ötedeki 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyrukluyıldızına Ağustos ayında ulaşan, geçtiğimiz ay ise gök cisminin 10 kilometre kadar yakınına sokularak yörüngesinde hareket etmeye başlayan Rosetta uzay aracı, bu hafta tarihi bir deneme gerçekleştirecek.Rosetta'nın taşıdığı Philae, Çarşamba günü 67P üzerine iniş yapmak için uzay aracını terk edecek. Agilkia adı verilen iniş yerine sağ salim ulaşmayı başarırsa, tarihte ilk kez insan yapımı bir uzay aracı bir kuyrukluyıldıza iniş yapmış olacak.ESA, Philae'nin başarılı olup olmadığını, keşif aracı Rosetta'dan ayrıldıktan 7 saat sonra anlayabilecek. Philae'nın inmeyi başarması halinde, buzul kuyrukluyıldızlar hakkında paha biçilmez bilgilere ulaşılacak. Gökbilimciler, bu sayede Güneş Sistemi'nin oluştuğu yaklaşık 4.6 milyar yıl öncesine ait çok önemli bilgiler elde etmeyi umuyor.ESA Rosetta görevinin başında yer alan Fred Jansen, 'Güneş Sistemi'nin 4 milyar yıl öncesine kadar izler taşıyan bir zaman makinesine yakınlaştık... Başarırsak gerçekten geçmişe bakabileceğiz' ifadesini kullandı.İnternetten canlı yayımlanacakPhilae keşif robotunun tarihi denemesi, Salı günü başlayacak ve Çarşamba gününe uzayacak yayınlarla canlı olarak aktarılacak. Keşif robotu, iniş noktası Agilkia'ya ulaşması halinde taşıdığı zıpkını ateşleyerek kendisini kuyrukluyıldıza sabitleyecek.10 farklı analiz ve deney aracı taşıyan Philae, kuyrukluyıldızın fotoğraflarını çekecek, moleküler yapısını analiz edecek, sondaj gerçekleştirecek ve kimyasil analizlerde bulunacak. Rosetta'nın ise 11 ayrı gözlem ve deney cihazı bulunuyor. Uzay aracı, en son olarak 67P'den saçılan gazları analiz etmişti.NASA, Philae gözlemleri sayesinde kuyruklıyıldızın farklı miktarda güneş ışınına maruz kalmasıyla nasıl değişimler yaşandığını anlayacaklarını belirtti. Rosetta, Ağustos 2015'e kadar 67P'yi takip edecek. Söz konusu tarihte Güneş'e en yakın konuma gelecek kuyrukluyıldızın ısıyla nasıl değişim gösterdiği de gözlemlenecek.Kaynak: Al Jazeera
Yeni Bomberman Oyunu Mobil Platformlara Geliyor
Konami tarafından yayınlanan Bomberman mobil platformlara geliyor.Özellikle biraz daha eski oyuncuların yakından tanıdığı efsanevi isim Bomberman akıllı telefonlar ve tabletler için geliyor.Yeni Bomberman oyunuyla birlikte herhangi bir hikaye modu gelmiyor. Bilgisayar tarafından kontrol edilen düşmanlara karşı mücadele edebileceğiniz Single Battle ve Wi-Fi veya Bluetooth aracılığı ile dört arkadaşınız ile kapışabileceğiniz Battle With Everyone modları bulunuyor. Ayrıca yine bilgisayar kontrolündeki rakiplere karşı oynayıp “boos karakterleri” yenerek açabileceğiniz Bomber Coliseum modu da oyuna ekleniyor.Konami tarafından, 2012 yılında geliştiricisi Hudson ‘dan alınarak, çıkartılan yeni Bomberman oyunu şu an için sadece Japonya’da, “ Google Play ” ve “ App Store ” uygulamaları üzerinden, indirilebilir durumda. Ücretsiz olarak oynanabilecek olan oyunun Japonya dışındaki bölgelerde ne çıkıp çıkmayacağı ise henüz belli değil.
Reklam
Reklam
İlk Ay Üssü İnşaat Planı Hazır
Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Ay'da inşa edilmesi planlanan ilk koloninin nasıl kurulacağına ait planını sundu. Ay üssünün belkemiği 3D yazıcı robotlar olacak.Ay'da üs kurma planları kuran organizasyonların arasında yer alan ESA, dört astronotla temelleri atılacak ilk koloninin planlarını açıkladı. ESA, Dünya'nın aksine radyasyon, gama ışınları, meteorit çarpmaları ve anormal yüzey sıcaklıklarına karşı atmosfer kalkanı bulunmayan Ay'da 3D yazıcıların öne çıkacağını belirtti.3D Ay üssü, Ariane roketiyle fırlatılacak kapsül ile başlayacak. Kapsül, Ay'a ulaşacak dört astronotun yaşam alanı olacak. Kapsül, Ay'ın sürekli güneş ışını gören güney yarımküresinde, Shackleton kraterine iniş yapacak.İniş modüşü, Shackleton'a ulaşılmasının ardından iglo şeklindeki destek yapısını şişirecek ve iki 3D yazıcı robotu serbest bırakacak. Kepçeleriyle Ay tozunu toplayacak olan robotlar, materyali işleyerek robotik kollarının ucundaki başlıkla inşaat yapacak. 3 ay içinde 3D yazıcıdan çıkan bir örtüyle kaplanan yaşam modülü ve destek yapısı, Ay'ın olumsuz tüm atmosferik etkilerinden korunmuş olacak.Hollanda'da geçtiğimiz hafta düzenlenen ve 350 bilim insanı ve mühendisin katıldığı uzay-havacılık atölyesi düzenleyen ESA, uzay keşfi için her alandan bilim insanının katkı göstereceği ortak çalışmanın öne çıkarılması gerektiği mesajı verdi. Atölyede sunulan modellerde, Ay üssünün inşasında 3D yazıcıların öne çıkacağı ve böylece diğer alternatiflere kıyasla yüzde 80 daha az girdi kullanırak üretim yapılabileceği ifade edildi.Al Jazeera
Reklam
Hangi Diziye Başlasam Diye Düşünenlere Özel; The Originals
etiket
The Originals ;10 Eylül 2009 tarihinde CW adlı kanalda yayına başlayan The Vampire Diaries adlı dizinin yan dizisidir .The Originals ise 3 Ekim 2013 gününden itibaren CW kanalında her hafta pazartesi günleri yayınlanıyor (Özel günleri saymazsak).Tabi biz Türkçe alt yazılı hali ile herhangi bir sitede salı günleri izleyebiliyoruz.Not : Spoiler vermemek için elimden geleni yaptım yani rahatlıkla okuyabilirsiniz :)
En Politik Baba Zula
Baba Zula'nın sekizinci albümü “34 Oto Sanayi” geçtiğimiz hafta Türkiye'de satışa çıktı. Önceki albümlerine göre daha vurucu, daha çok sözün olduğu ve daha politik bir albüm olan “34 Oto Sanayi”yi ve albümün ilk olarak tanıtımının yapıldığı Japonya turnesini konuşmak üzere Baba Zula'dan Levent Akman ve Melike Şahin'le bir araya geldik.Albüm “İtaat Etme” şarkısıyla başlıyor. Şarkının sözleri “Zalimliğe, yoksulluğa, içinde nefret olana, gözü dönmüş yobazlığa isyancıyım ben.” Sanırım burada bize bir mesaj veriyorsunuz.Levent Akman: Acaba? Herşey gözüküyor. Anlayan anlar. Bize hep “Baba Zula ne demek?” diye sorarlar. Ben de “Türkçe bilen herkes bunun anlamını bilir” derim. Parçayı dinleyen herkes de bunun anlamını bilecektir. Net ve açık her şey.Albümün devamında da “Gariplere Yardım” şarkısında azınlıkları dile getiriyorsunuz, “Sinek Koca” şarkısında kadınlar var. Kapanış şarkısı “Direniş Destanı” da açılış şarkısı kadar vurucu. Bu yaptığınız en politik albüm galiba...L. A.: Evet, olduğunu söyleyebiliriz. Bundan önce de belli bir duruşumuz vardı tabii. Biz mizahla düşündürmeyi de seviyoruz. Bundan önceki albümlerde de bunu hedefliyorduk. Bu albüm kısa bir albüm oldu. Sekiz şarkı ve süresi de kısa. Toplamda 35 dakikayı geçmeyen bir albüm. 96'dan beri hep böyle kısa bir albüm yapmak istiyorduk. Ama bir türlü parçaları kısaltmaya ve parça atmaya kıyamıyorduk. Bu albüm kısa ama vurucu bir albüm oldu. En çok sözlü parçamızın olduğu albüm oldu. Dolayısıyla söz olduğu için bir sürü şey anlatıyoruz. En politik albüm diyebiliriz yani.Melike Şahin: Hepsinin kendi politikliği var içinde ama son dönemde olup bitenin etkilememesi de imkansız yani. İnsan etkilendiği şeyi yazıyor ona kayıtsız duramazsın.Albümü ilk olarak Japonya'da tanıttınız. Nasıl geçti?L.A.: Japonya güzel geçti. Bizim üçüncü gidişimiz. İlk olarak 2007'de gittik. Fatih Akın'ın “Köprüyü Geçmek” filmi dolayısıyla iki gün kalıp, konser verip dönmüştük. Japonya'dan çok etkilenmiştik. Bu sene en çok şehirde çaldığımız turne oldu. Albüm dünyada ilk orada çıktı. Bunu da Japonlar böyle istedi. “Yeni albüm çıkaracakmışsınız. Biz sizi seviyoruz. Burada bir turne yapın ama albümünüz dünyada ilk burada çıksın” dediler. Türkiye'de albüm bir ay sonra çıktı. Japonya'nın en kuzeyinden güneyine kadar seyahat ettik. Orada göbek dansı çok popüler. Tokyo'da 200 göbek dansı okulu var. Türkiye insanının göbek dansına yaklaşımı orada yok. Burada göbek dansı yapan kadınlara fahişe gözüyle bakılıyor orada hayranlıkla bakılıyor. Halbuki göbek dansı bir sanat. Mısır stili ve Türk stili diye iki ayrı stil bile var. Buna rağmen hak ettiği yeri almamış bir sanat dalı. Japonlar buna hakettiği yeri veriyor. Konserlerden önce iki saat göbek dansı workshop'u oldu. Osaka'da erkekler bile gelip göbek dansı yaptı. Seyirci babında da iyidi. Bütün konserler dolu geçti. “Yeni Türkiye”de sanatı, sanatçıyı ve müziği nasıl görüyorsunuz?M. Ş.: Kendi adımıza konuşacak olursak bizim müzik yaptığımız mekanlar sorunlar içerisinde. Bilhassa alternatif müzik yapan insanların çalabileceği yerler gün geçtikçe kapanıyor. Bir takım ortamlarda bir takım dönüşüm hareketleri var. Mesela İstiklal Caddesi... Yeni Türkiye'de sadece bu değil böyle sosyopolitik bir ortamda duygusal olarak da tıkanıklık yaşadığımız düzlemde zorlu bir durum var. Yeni Türkiye'de rahat ve ferah değiliz. Endişeliyiz, biz de bunu haykırıyoruz ve buna karşı bir duruş içindeyiz.Bu albüm de buna karşı bir haykırış mı? L. A.: Yeni Türkiye bir ilüzyon. Sihirbazlık yapılıyor. Yeni Türkiye diye bir şey yok. Eski Türkiye'nin devamı, hatta daha kötüsü. Olaylara baktığınızda ve geçmiş kuşaklarla konuştuğunuzda aslında olanların 12 Eylül'den daha beter olduğu söyleniyor. Bunu önce kabul etmek gerekiyor. Bizim de bu içinde bulunduğumuz duruma karşı bir çığlık olarak bu albümü çıkardığımızı söyleyebiliriz. İlüzyon bir sihirbazlıktır. Sihirbazlıkta dikkatleri başka yöne çekip yapman gerekeni yaparsın. Türkiye'de olan da bu. Dikkatleri başka yöne çekip bir takım sihirbazlıklar yapılıyor. Biz de bu albümle dikkatleri başka yöne çekilen insanların albümdeki çığlıkla bunun bir ilüzyon olduğunu görmelerini sağlamaya çalışıyoruz.Baba Zula bizden bir önceki kuşakta da vardı. Bizim kuşağımızda da var. Bizden sonraki kuşak için de Baba Zula olacak...L. A.: Yurt dışında da böyle oluyor aslında. Yılda 80-90 konser veriyoruz. Bunun büyük çoğunluğu yurtdışında oluyor. Konseri dinlemeye gelen insanların büyük çoğunluğu da o ülkenin insanları oluyor. Normalde Türkiye'den bir grup yurtdışında konser verdiğinde onu dinlemeye gidenlerin yüzde 80'i, 90'ı Türkler oluyor. Bizde ise tam tersi.Neden böyle sizce?L. A.: Türkiye'deki gruplarda şöyle bir ikilem oluyor: Ya batı formlarında müzik yapmaya yöneliyorlar ya da birebir Türkiye'deki dinleyiciye yöneliyorlar. Türkiye'yi düşünüyorsan mantıklı. Bu gruplarla konuşulduğu zaman onlar da en büyük hedeflerinin yurt dışında konser vermek olduğunu söylüyorlar. Ama bu hedef için iki yol da çıkmaz yol. Bir de biz içinde bulunduğumuz coğrafyanın müziğini çok dinledik ve onlardan etkilendik.Mesela kimlerden etkilendiniz?L. A.: 80 öncesi pop-rock gruplarının büyük etkisi var. Moğollar, Barış Manço, Üç Hürel, Bunalımlar ve adı sayılamayacak birçok sanatçı var. Artı Neşet Ertaş'ı çok severiz. Orhan Gencebay'ı çok severiz... Bir de Türkiye coğrafyası o kadar geniş bir müzik yelpazesine sahip ki... Karadeniz'e gittiğinizde yedilik çalıyor, Trakya'ya gittiğin zaman dokuzluk ritimler var, Güneydoğu'ya gittiğin zaman halaylar, zılgıtlar var... İç Anadolu'ya iniyorsun ikilik, üçlük parçalar var. Doğu'da aşık geleneği var. Bu bitmeyen bir kültürel coğrafya. Bunların hepsinden ister istemez etkileniyorsun. Konserler icabı çok dolaşan bir grup olduğumuz için bu ezgiler kulağına ister istemez çalınıyor. Mardin'den Urfa'ya giderken adam oranın yerel radyosunu açıyor hiç duymadığın bir müzik çıkıyor. Onu duyuyorsun ve o sende kalıyor. “Kostüm çok önemli, bizde sahnede kot giymek yasaktır”Sahne şovu sizin en önemli özelliklerinizden biri. Kostümleriniz, danslarınız...M. Ş.: Kostümsel şeylerde herkesin farklı bir yaklaşımı var. Levent daha dönemsel takılıyor. Murat daha etknlik. Ben de bu ikisini kombine etmeye çalışıyorum. Önemli bir şey ama. Konsere gittiğimizde özenilmiş ve gündelik hayatta kullanılmayan bir şeyin olması gerekiyor. Sahnede bir kişi bir özenle giyindiği zaman seyirci için de hoş bir şey. Salaşlık pek hoş durmuyor bence. Görsel de bir şey yapıyorsun orada. İşitsel bir durum yok ortada. Görselliği de kostümlerle, maskelerle, sahne şovlarıyla sağlıyorsun. Diğer türlü çok statik olurdu. Müziğimiz gereği bunu yapmasak bir tuhaf olurdu.Murat Ertel'in kostümleri çok ilginç. Uzun boyu ve kaftanıyla sahneye bir şaman çıkmış gibi oluyor...L. A.: Öncelikle yaptığın işe saygıdan kaynaklanıyor. Normal yolda yürüdüğün kıyafetle sahneye çıkmak bize ters geliyor. Bir takım insanlar zamanını ayırmak için sana gelmişler ve onlar için bir özen göstermek gerekiyor. Mesela bizde kot giymek yasaktır.Neden?L. A.: Çünkü günlük bir şey. Niye kotla sahneye çıkalım? Baba Zula birçok sanatı birleştirmeye çalışan bir grup. Dansçılarla çalıştık, bizim konserlerde arkada çizim yapan bir arkadaşımız vardı. Tiyatral bir iş yapıyoruz ve tiyatroda da kostüm ve sahne tasarımı çok önemlidir. Albümün ismi neden “34 Oto Sanayi”?L. A.: Bizim stüdyomuz orada. Oto Sanayi İkinci kısımda. O sitenin etrafı gökdelenlerle çevrilmiş durumda. Beş sene öncesinde böyle bir şey yoktu. Beş sene içinde mantar gibi bittiler. Belki de 5-10 sene sonra o site ortada kalmayacak, gökdelenler orayı da işgal edecek. Belki de bunun çoktan planları yapılmıştır. Oto Sanayi de nevi şahsına münhasır bir bölge. Sanayi sitesi mantığıyla yapılmış, içinde aklına gelebilecek her türlü aracı görebileceğin bir yer. Şimdi sanatçılar oraya gelmeye başladı. Bizim sokakta iki tane müzik stüdyosu, iki tane heykeltraş stüdyosu, bir de motosiklet çetesinin iki tane barınma mekanı oldu. Biz bunu hatıra, gelecek nesillere bir bilgi kırıntısı olsun diye koyduk. “Gecekondu” albümünün adını da bu nedenle koymuştuk. 60'lardaki 70'lerdeki gecekondu formu şimdi yok. Şimdiki nesiller, 2000'de doğmuş bir genç 70'lerdeki gecekonduyu bilmiyor, onun formu nasıl, kültürü nasıl, neden inşaa edilmiş bilmiyor. Gecekondu denince benim aklıma 10 metrekare 20 metre kare tek katlı, önünde kavak ağacı olan ve kendi geldiği coğrafyayı o ufacık yapıya sığdırmaya çalışan bir çaba görüyorum. Belki 2050'de albüm birinin eline geçer de bu “Oto Sanayi” neymiş diye bir araştırır.“Belediyeler bizi deli görüyorlar” Muhalif bir duruşunuz var. Zorluk çıkarıyorlar mı?L. A.: Belediyeler bize konser teklifiyle gelmiyor. Ama bu muhaliflikten değil daha çok bizi deli görüyorlar. “Biz çağıracağız bu herifler ne yapar, ne söz söyler, bir slogan atar mı?” gibi şeyler geçiyor kafalarından. Onun için “Aman uzak duralım biz” diyorlar. Bizi yok sayıyorlar. Üniversiteler başka bir durum. Antalya Film Festivali'nde 4-5 sene önce çaldık. Konser sonrası yemek yiyoruz. Sol tayfadan iyi bir abimiz o zamanki Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a “Bunlar iyi arkadaşlar. Baba Zula diye bir grup var. Biraz onlara destek çıksana” demiş. Günay da “Ya abi onlar da çok anarşist” demiş. TRT'de birçok şarkımız yasak. “Pırasa”, “Galiba Hamileyim”, “Özgür Ruh” şarkılarımız TRT'de yasak.12 Eylül devam ediyor yani...L. A.: Tabii canım.YurtRöportaj: Ulaş Gürşat Fotoğraflar: Ceren Büyüktetik
Reklam