Ara Güler: 'İstanbul'da Fotoğraf Değil Istırap Çekiyorlar'
Usta fotoğrafçı Ara Güler’in “Ara’dan 77 Yıl Geçti” kitabı beşinci baskısını yaptı. Usta’ya yayımlanmış 56 kitabını hatırlatınca, “56 kitap yapan adamı döverler be!” diyor. Kitabı vesilesiyle görüştüğümüz Güler’in fotoğrafçılığa ve İstanbul’a dair ezber bozan sözleri var. Bir de Picasso ve Salvador Dali'nin de yer aldığı ilginç hatıraları…Son günlerde Ara Güler adının geçtiği bir dolu etkinlik var, sizin için yapılanlardan hâlâ keyif alıyor musunuz?Alırım ama uzarsa kızarım, hafakanlar basar. Berlin'de retrospektif bir sergi var 240 fotoğrafımın olduğu, renkli siyah beyaz karışık. Günde bin kişi geziyor. Spiegel'de bir yazı çıkmış, hem Leica'da hem sergiden bahsediyor. İsveç'te bir sergi vardı. Bundan sonra Kore'de bir sergi olacak. Koreliler buraya iki kere geldi, fotoğraf seçtiler, benim Kore umurumda değil, 14 saat tayyareye binip gidemem, zaten tayyareye binmekten korkuyorum.Adınıza çıkan 56 kitap var, bunlar şu daha iyidir diye ayrım yapıyor musunuz?56 kitap yapan adamı döverler be! Olur mu 56 kitap ama fotoğrafta olur neden? Her an değişen bir şeyin karşısındasın ve ondan bir şey yakalıyorsun. Bunları yan yana getirdiğin zaman yeni bir dünya oluşturuyorsun, bu oluşturduğun dünya senin dünyan oluyor. Ve sen onu mecburen seviyorsun zaten. Ben aslında bütün kitaplarımı seviyorum. Tabii ki bu daha iyidir dediğim vardır, ama mühim olan o değildir, mühim olan fotoğraf nedir sorusunun cevabıdır.Ara Güler'in gözünden fotoğraf nedir?Fotoğraf bir kere sanat falan değildir. Fotoğraf görülen bir şeyin zapta kayda geçmesidir. Fotoğraf meselesi bir arşiv meselesidir. Arşiv; kaybolmasın, yitmesin, bitmesin, gene bakayım, gene göreyim diye. Onun için fotoğraf bir alettir, makinedir onunla hayatı yakalarsın hayatı yakalamak da arşiv yapmandan çok daha mühimdir. Bir arşiv bir dünyayı getirir. Fotoğraf makinesinin icadı bunun içindir.Biz eski İstanbul'u sizin kadrajınızdan gördük, Ara Güler'in hafızasında kalan İstanbul nasıldı?Benim yaşadığım İstanbul zaten İstanbul değildi. Aslında ben de İstanbul'u görmedim. İstanbul zaten bitmişti. İstanbul Pera'da bitti. Bizanslılar 1917'de Rus İhtilali olduğunda buraya beyaz Ruslar geldi, o Asmalı Mescit kuruldu, orada bohem hayat oldu, herkes oraya daldı, Markiz açıldı falan ama onda bitti hayat. Bugüne baktığında Limon diye sadece pastane kalmıştır. İnsanlar zamanla kendilerini bitiriyorlar, onun için biz İstanbul'un ölüsünü görüyoruz, ölü İstanbul'un üstünde geziyoruz ve neredeyse öyle kokacak. Zaten İstanbul'un kokuları gelmeye başladı pislikten. Benim bildiğim İstanbul, fotoğrafçı Abdullah Biraderler'in zamanındakinden hemen biraz sonrasındır. Gerisi bir şey değildir. Bir de benim dediğim gözle İstanbullu adam yok. İstanbul'da fotoğraf çekmiyorlar ıstırap çekiyorlar. İstanbul ıstırabı çekiyorlar. Çünkü kaçırdıkları İstanbul'u bulamıyorlar.Ucundan yakaladığımız İstanbul'a özlem duyuyor musunuz?Sokağa çıktığım zaman o eski İstanbul'u arıyorum ben ama yok. Nerede bu İstanbul, denize düşmüş. Sevdiğin İstanbul nedir? Salacak'ta bir apartman veya bir bahçe var onun arkasında bir konak var oradan kör kedi çıkar veya ufak bir kedi yavrusu çıkar camdan atlar aşağıya. İnsan neye memleketim der? Çünkü orada camdan gördüğü kıza âşık olmuştur, bütün bu hatıraların yan yana gelişiyle memleket doğar, onun için herkes memleketinde doğduğu yerde ölmek ister. Çünkü hatıraları oradadır yani, orada var olacağını düşünür, ben de şimdi fotoğraf çekmeye giderken o var olmasını istediğim şeyleri arıyorum ve bulamıyorum. Hayatın temposu değişti.Orayı bulduğumda insanlar 21. yüzyılda Roma'yı yaşıyorduSizin meraklarınız arasında arkeoloji de var. Antik kent Afrodisias'ı bir tesadüf sonucu buldunuz değil mi?Afrodisias'a gittiğimde insanlar adeta 21. yüzyılda Roma'yı yaşıyordu. Sonra oraya arkeoloji geldi, bahçe haline soktu, çiçekler dikti, taş yığını yaptı. Yaşayan Afrodisias öldü. Müzeye bağladı, müze zaten ölü demektir. Adnan Menderes'in baraj açılışını çekmeye gitmiştim. Sonra kaybolduk. Yolu bulmaya çalışırken koca koca kayaların içinden geçtik sonra bir ışık gördük meğer kahveymiş, saat on birdi, lüks aydınlatmasında iki üç insan, odun sobası var, pişpirik oynuyorlar. Roma şapitoları, sütunları üzerinde almışlar masa diye kullanıyorlar kahvede. Romalılar bezik oynuyor, düşünsene bundan daha enteresan ne olabilir. O Romalılarla röportaj yaptım. Afrodisias röportajı diye yaptım. O gece orada kaldık. Dedim burada muhakkak bir şey var. Şapitoları falan kahvenin içinde görünce, nasıl bir yer burası diyerek her tarafı gezmeye başladım. Çocuklar arkama takıldı, abi gel burada da taş var, bir bakıyorsun boynuna kadar gömülü heykel toprakta kalmış kafası dışarıda. Evde bir tane sütun üstünde Afrodit'in bir şeyi var. Bir adam, ineğin yanında sigara içiyor. Oturduğu yer bir şapito. Sokakta yürüyorsun kocaman bir lahit, insanlar lahidin içinde çamaşır yıkıyordu, lahidin altını delip arkasına bir leğen koymuşlar oradan şarap yapıyor.Heyecan verici, yaşayan bir Roma kasabası gibi…Bunları çektim. Hayat mecmuasına götürdüm. Hepsi birden, “Gider dağın taşın fotoğrafını çekersin, Türkan Şoray'ın fotoğrafını falan çek de kapak yapalım.” dedi. Türk basınının hali budur. Bugün de böyle. Sebahattin Eyüboğlu'na söyledim, İpsiroğlu'na söyledim, kimse yazmadı yazı. Adam bulamıyoruz, röportaj çıkmıyor. Ben de röportajı dünyanın en büyük mimari mecmuası var, patronu arkadaşımdı, oraya gönderdim. Orada on sayfa çıktı, bizim gazeteler de; “Gavur nasıl yapıyor röportajı.” dedi. Ama altına bakmıyor ki imza Ara Güler diye. Gittim Amerikan servisine Horisen dergisi sana on sayfa ayırdık renklisi varsa gönder, yerin hazır diyor. Rüstem Doyuran vardı müzeler genel müdürü ona gittim, bir sürü fotoğraf var, yazacak adam yok. Dedi ki; “Bir akrabam var Türk ama Amerikalı oldu artık, adı Kenan Erimdir, meşhur arkeolog. Belki yazar.” O da bir üniversitede arkeoloji hocası. Talebelerini aldı, benim dediğim yere getirdi. Orada kocaman şantiye yapıldı misafirler gelip gidiyor.Ben olmasaydım Türk Edebiyatı yüzsüz kalırdıEdebiyatçıların çoğu benim arkadaşımdı, her gece Sabahattin Eyüboğlu grubu vardı. Entelektüel bir hayat vardı. İnsanlar birbirlerinin evine gider edebiyat konuşurlardı. Şimdi futbol maçı konuşuyorlar.Necip Fazıl Kısakürek, dünyada gelmiş geçmiş en büyük şairdir, fakat çok tehlikeli biridir. Orhan Veli Kanık arkadaşımdır, sarhoşken belediyenin açtığı lağım çukuruna düşüp öldü. Orhan Kemal de arkadaşımdı. 6-7 Eylül günü sokakta yürüdüğümüz babası Güney'in İstiklal Mahkemeleri başkanıydı. Atatürk'ten kaçıp gitmiştir. Bedri Rahmi Eyüboğlu da haftanın üç günü birlikte olduğum adamlardan. Fikret Mualla, dünyanın en iyi adamıdır. Sabahattin Eyüboğlu hocamızdı bizim. Onların içinde yaşadım. Onlara gidip de röportaj yapmama gerek yoktu.Dali'nin fotoğraflarını çektim, bir hafta sonra öldüPicasso'nun da fotoğrafını çektim. Benim avantajım Time'ın muhabiri olmamdı. Ama Picasso ile çok uğraştım. Önce arkadaşını sonra oğlunu araya koysam da olmadı. Picasso yok dedi mi bitti. Resim kitapları yapan bir kitapevinin sahibi arkadaşım Picasso'nun Metamorfoz kitabını yapacaktı. Çalışmak için yanına gidecekti. Gittik ve çektim. Salvador Dali de otelde kalıyordu. Time'daki arkadaşlara sordum; “Dali ile röportaj yapmak istiyorum ne yapar?” Hiç deneme dediler. Oteline gittim, 101 numarada kalıyormuş. Oraya çıktım. Kapısını açtım ve bana bakıyor; “Niye benim fotoğrafımı çekmek istiyorsun?” dedi. “Çok meşhursun da onun için.” dedim. “Benim dakikam 25 bin dolardır.” dedi. “Güzel ama ben bir dakikada fotoğraf çekemem ki!” dedim. Beni tuttuğu gibi dışarı attı. İşte o an, hah dedim bu adamın fotoğrafı çekilir. O akşam bir Yahudi arkadaşımla yemeğe gittim. Dali beni dışarı attı dedim, “O benim vaftiz babam.” dedi. “Ama sen Yahudi'sin o Hıristiyan nasıl olur?” dedim. “Sen karışma.” dedi, gitti konuştu. Ertesi sabah saat 11'de gittik. Dali bana bakıyor ben ona. Bir gün evvel kovduğu adamım. ‘Ben seni bir yerden tanıyorum.” dedi. “New York'taki basın toplantısından tanıyorsun.” dedim. “Sen benim filmi biliyor musun?” dedi. “Hangi film?” dedim, “Benim yaptığım bir film var nasıl bilmezsin? Bir Endülüs Köpeği'ydi ismi.” Hemen aklıma geldi. Onu al gel, akşam sinema oynatacağım size dedi. Aldım, izledik, konuştuk. Dali, her gün bütün sarhoş, esrarkeş ve serserileri topluyordu. O atmosferi seviyordu. Ben de o serserilerden biri oldum, baktım ki Dali hep yanımda. Öğlenleri işim Şanzelize Caddesi'ne düştüğü zaman gidip orada yemeklerimi yiyorum. Günün birinde dedim, “Senin fotoğrafını çekmeliyim. Adamakıllı bir fotoğrafın yok.” Tam fotoğraf çekeceğim, kılıç çeker bana. Kılıçla dolaşıyordu, kesecek beni. Dedim, “Duracaksın, ansiklopedi Britannica gibi, bana bakacaksın.” “Kimse yokken gel.” dedi. Ertesi gün saat onda gittim, üç gazeteci daha geldi. Hani dedim benden başka kimse olmayacaktı dedim. Dur dedi ben onları hemen salarım dedi. Elinde de gümüş saplı bir baston var. “Bilin bakalım, ziftin formülü nedir?” dedi. Kimse bilmedi. Formülü kafadan attı. “Benim adım Salvador Dali, bu bastonu ziftin içine sokar çıkarırım. Beş kuruşluk baston olur 50 bin dolar. Sen bunu yaparsan deli derler. Şimdi dediğimden ne anladınsa git onu yaz.” dedi. Üçünü birden toplayıp dışarı attı. O fotoğrafları o gün çektim. “Kılıçla oynuyorsun hep, ben seni matador olarak görüyorum.” dedim. Sonra perdeyi çekip aşağı indirdi, “Bak bu pelerin.” dedi. Sonra bana, evimde fotoğraf çekelim diye teklif etti ama o hafta öldü.Gülen, ‘Daha önce neden tanışmadık’ dediTime'dan dediler ki git Fethullah Gülen'in röportajını yap. Yazar arkadaşım James ile gittik. Altunizade'de bir mektebin dördüncü beşinci katları Fethullah Hoca'nın, orada röportaj yaptık. Yanımızda tercüman yok, Fethullah Gülen konuşuyor, ben bunu İngilizceye nasıl çevireyim, neyse tercüman bulundu. Röportaj yaptık bende arada bir sürü fotoğraf çektim. Bana “Seninle niye daha evvel tanışmadık.” dedi, “Valla abi, olmadı da ondan.” dedim. Sonra bana birkaç kitabını imzaladı. “Ne zaman istersen veririm fotoğraf.” dedi. İyi adamdır öyle düşündükleri gibi değil. Zihnimde iyi bir adam olarak kaldı.Nalan Kaya / Zaman
Dünya'nın Uzaydan En Net Görünümü
1900′lerin ortalarında ilk defa atmosfer dışına çıkmayı başardık ve o gün bu gündür gözlerimizi uzaydan alamıyoruz. Uzay filmleri izliyoruz, uzayda geçen filmler izliyoruz ve çocuklarımız bile astronot olma hayalleriyle büyüyor.Zorlu eğitim programlarını başarıyla geçen seçkin astronotların Dünya’yı uzaydan nasıl gördüklerini ise, ancak bizlere gönderdikleri video ve fotoğraflardan anlayabiliyoruz. Tıpkı, Uluslararası Uzay İstsyonu (ISS) görevlilerinin bizlere yolladıkları video kesitleri gibi.ISS astronotlarının 2011 yılından 2014′e kadar gönderdikleri videoların toplam büyüklüğü 80 GB’ı buluyor. Sanatçı Guillaume Juin, bu videoları alıp, bütün aksaklıklarından arındırarak bugüne kadar gördüğümüz en ilginç video düzenlemelerinden birine imza atıyor.Uluslararası Uzay İstasyonu, saatte 28.000 kilometre hızla Dünya yörüngesinde döndüğü için, bu hızda çekilen görüntüler birçok görüntü hatasını da beraberinde getiriyor. Fakat, After Effects ve Premiere yazılımlarına oldukça hakim olduğu anlaşılan Juin, bu işten alnının akıyla sıyrılmayı başarıyor.Dünya yörüngesindeki manzaranın en net görüntülerine Vincent Tone’nin Astronaut adlı parçası eşlik ediyor. Techno-Labs
Galaxy Note 5 Söylentileri Başladı
Samsung’un Galaxy Note 4 telefonu çoğu ülke pazarına yeni girerken, bir sonraki modelin söylentileri çıkmaya başladı.Samsung’un en üst seviye telefonlarından biri olan Galaxy Note serisinin en yeni üyesi Galaxy Note 4 pek çok ülkede yeni satışa girdi. Ancak bu durum tabii ki bir sonraki model hakkında söylentilerin başlamasına engel olmadı. Firmanın Galaxy S6 modeliyle birlikte mobil cihazlarda sil baştan tasarım değişikliğine gideceğine dair fısıltılar da var.Ancak Samsung’un Galaxy Note serisini devam ettireceğine kesin gözüyle bakılıyor. Bu seri eskiden olduğu gibi phablet sınıfında rakipsiz değil, ancak zaman içinde kendine hayli büyük bir takipçi kitlesi de toplamayı başardı. Samsung’un bu serideki bir sonraki model olan Note 5 modelini 2015 yaz sonuna doğru tanıtması, 2015 sonbahar döneminde de satışa çıkarması bekleniyor.Galaxy Note 5 ile ilgili olarak gelen en önemli söylenti ise, bu cihazın büyük ihtimalle 4K çözünürlükte ve 5,9 inçlik bir ekrana sahip olacağıdır. Bu söylenti pek sebepsiz çıktı denemez, çünkü hem Samsung, hem de LG tarafından yapılan açıklamalar bu yönde. Her iki firma da 600 ya da 700 ppi telefon ekranlarının 2015 sonu gibi üretime hazır olacağını tahmin ettiklerini açıkladı. Özellikle Samsung’un 700 ppi Ultra HD Super AMOLED bir ekranı üretmeye hazırlandığı söyleniyor.Halen 4K grafik işleme yeteneğine sahip çok fazla mobil işlemci yok, ancak sayılarının 2015 içinde artması bekleniyor. Burada esas sorun şu; bu türden bir ekranı besleyecek kapasitede bataryayı da yeni telefonlarda görebilecek miyiz? Eğer Samsung ya da diğer firmalar bu konuda da ciddi bir gelişme sağlamazlarsa, o vakit bir sonraki nesil telefonlarda ciddi bir enerji sıkıntısı yaşanabilir.Technopat
Mükemmel Bir E-Bisiklet Tasarımı “NCycle”
Aralık 2012’de iki genç tasarımcı tarafından konsept bir tasarım olarak Behance‘te paylaşılan nCycle, iki sene sonra gerçekten çalışan bir prototip olarak dünyanın en büyük bisiklet fuarlarından biri olan Eurobike 2014’te yer almış ve yakında ön sipariş almaya başlayacakmış.Bisikletin mükemmel işlevsel tasarımı sayesinde orta alanda bulunan ve npocket dedikleri yerde tablet, kitap vs taşınabiliyor. Katlanabilen yapısının yanı sıra ek bir cihaz ile elektrikli hale getirilebiliyor. Ayrıca her iki gidonda da birer far ve kablosuz ön hoparlörle birlikte bisiklet içerisinde yer alan diktörtgen ‘nlock’ sayesinde kilitleme sorunu da ortadan kalkmış oluyor. Ön ve arka farlara enerji veren lityum pilin yanı sıra, holografik ekran ve akıllı telefon şarj ünitesi yer alıyor. Bu ekran sayesinde akıllı telefondaki uygulamaları görmek mümkün.
Reklam
Hobbit İçin En Güvenli Klip
Yeni Zelanda’nın havayolu şirketi Air New Zealand daha önce Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit filmlerine özel reklam videoları çekmişti. Şimdi ise Hobbit’in son filmi “The Hobbit: The Battle of the Five Armies” için ilginç bir tanıtım videosu daha çekti.Elijah Wood ve yönetmen Peter Jackson’ın da yer aldığı videonun başlığı ise “The Most Epic Safety Video” yani “En güvenli video”. Videoda uçuş güvenlik kurallarından bahseden hostesler eşliğinde ilginç anlar yer alıyor.
Biraz Daha Zeytin Ağacı Kesmeye Devam Edersek...
Manisa'nın Soma İlçesi'ne bağlı Yırca Köyü'nde iki gün önce sabaha karşı 6 bin zeytin ağacı sökülmüş ve tüm Türkiye bu olaya büyük tepki göstermişti. Köylüler daha sonra Danıştay'dan gelen yürütmeyi durdurma kararı ile sevince boğulmuş ve vakit kaybetmeden yeniden zeytin ağaçlarını dikmeye başlamıştı. Burada da Odun Herif'in paylaştığı Kemal Sunal'ın oynadığı Yeşilçam'dan ufak bir zeytin sahnesini izleyeceğiz. İyi seyirler...
Reklam
Mark Zuckerberg ve Steve Jobs'ın Ortak Özelliği: Hep Aynı Kıyafeti Giymek
Mark Zuckerberg, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Q&A with Mark etkinliğinde, kişisel konularla ilgili bazı sorulara da cevaplar verdi. Gelen sorulardan bir tanesi, Mark Zuckerberg’ün neden hep aynı gri renkli t-shirt’ü giydiği yönündeydi.Facebook’un CEO’su Zuckerberg, ne giyeceğini seçmek, kahvaltıda ne yiyeceğini düşünmek gibi küçük kararların bile enerji tüketen şeyler olduğunu ve insanı yorduğunu açıklayarak, Facebook gibi büyük bir topluluğun yönetimi ve Facebook’un dünyayı birbirine bağlamak amacıyla çözülmesi gereken çok daha büyük problemler olduğunu belirtti.Tabii ki Mark Zuckerberg bu alanda bir ilk değil ve daha önce hep aynı kıyafetlerle karşımıza çıkan bir başka dahi bulunuyor. Apple’ın kurucusu Steve Jobs da, sürekli olarak giydiği siyah renk balıkçı yakalı trikolarıyla hafızalara kazınmıştı. Steve Jobs’ın, hem kendisinin bu kıyafet seçimini hem de Apple mağazalarındaki çalışanların giydiği standart mavi renkli t-shirtlerin Sony’den esinlendiği biliniyordu.Steve Jobs, 80’li yıllarda Japonya’ya yaptığı bir ziyarette, Sony’nin başkanı Akio Morita‘dan önemli bilgiler almıştı. Fabrikada neden herkesin aynı kıyafetleri giydiğini soran Jobs, Sony’den Japonya’daki savaş yılları sonrasında yaşanan kıtlık sebebiyle, şirketlerin çalışanlarına giyecekleri standart kıyafetler dağıtmaya başladıklarını, sonrasında da bunun bir gelenek haline geldiğini ve şirketin imzası niteliği taşımaya başladığını anlatmıştı. Böylece işçiler, işe geldiklerinde ne giyeceklerini düşünmek zorunda da kalmayarak, enerjilerini tamamen işlerine yoğunlaştırabiliyorlardı.Teknoloji uzmanları bu konuda yalnız değiller, yani Steve Jobs ve Mark Zuckerberg bu hep aynı kıfayetleri giymek konusunda alanlarındaki tek isimler değil. Albert Einstein da bu alanda sürekli giydiği gri takım elbiselerle biliniyor. Bununla birlikte moda ve müzik dünyasından pek çok ünlü isim de benzer şekilde sürekli olarak giydiği aynı kıyafetlerle ünlü.Webrazzi
Şarkılarıyla 10 Unutulmaz Jim Carrey Filmi
Oyunculuk biraz garip bir meslek aslında. Üzerinize hangi rol yapışıyorsa karakteriniz de bir anda ona dönüşüveriyor! Belki de bunun en önemli örneği Jim Carrey'dir desek katılanlar mutlaka olacaktır. Ama biz size üzerine yapıştığı gibi 'salt ciddiyetsiz' bir karakterden değil, her türden rolü başarıyla oynayan bir sinema efsanesinin filmlerinden bahsedeceğiz. Şarkılarıyla 10 unutulmaz Jim Carrey filmini sizler için derledik.
Reklam
Winamp, HTML5 ile Tarayıcınıza Geldi
Efsane Windows programlarından Winamp, HTML5 ve JavaScript'le tekrar hayata döndürüldü!Kapanan, ölen, sonra tekrar dirilen Winamp, becerikli bir web programcısı sayesinde HTML5 ile ölümsüzleşti.Jordan Eldredge'in HTML5 ve Javascript yardımıyla tekrar oluşturduğu Winamp 2.9'un henüz tüm işlevleri çalışmasa da varlığıyla bile etkilemeye yetiyor. Bilgisayarınızdan MP3 dosyası yükleyip çalmanıza izin veren Winamp, equalizer ve playlist gibi işlevleri henüz desteklemiyor.HTML5 ile yeniden hayata dönen Winamp'ı bu adresten deneyebilirsiniz.
Telefonların Sar Değerleri Böyle Ölçülüyor
Cep telefonlarının yaydıkları radyasyon miktarı, yani SAR değeri nasıl ölçülüyor? İşte böyle...Cep telefonlarından yayılan radyasyon tehlikeli mi değil mi? Olsa bile kullanmayı kimsenin bırakmayacağı ortada. Otomobiller de yaydıkları egzoz dumanıyla çevreye ve insan sağlığına zarar veriyor ama kullanmayı bırakmıyoruz. Ancak araçların çevreye verdikleri zararı hatta gürültüyü düzenleyen kurallar var. Peki cep telefonlarında durum ne?Cep telefonu endüstrisi, tüketicilerin artan endişelerinin farkında. Sadece onlar da değil, araştırmacılar ve çevre organizasyonları da bu sorunun cevabını arıyor. Belli araştırmalarla ortaya bazı standartlar, testler ve değerler konulmuş durumda ama bunlar üzerinde anlaşmaya varılmış değil.Amerika'da Federal İletişim Komisyonu (Federal Communications Commission: FCC) cep telefonlarının yaydığı radyasyonda kabul edilebilir düzeyi belirliyor. Cep telefonlarının piyasada satılabilmesi için gereken sertifikaların alınması için cep telefonu üreticilerinin bağımsız bir laboratuarda ölçüm yaptırması gerekiyor.Cetecom bu laboratuarlardan biri ve burada sadece cep telefonları değil, dizüstü bilgisayarlar, USB modemler ve kanun güçleri tarafından kullanılan bilek monitörlerini test ediyorlar. Hepsinin de testi benzer bir şekilde yapılıyor. Telefon anten çeneye yakın olacak şekilde bir insan kafası modelinin üzerine yerleştiriliyor. Radyasyonun etkileri, yayılan enerjinin doku tarafından emilme hızıyla ölçülüyor. SAR: Specific Absorption Rate adı verilen etki, kilo başına düşen watt (W/kg) olarak ölçülüyor.FCC'nin koyduğu limit kafa için 1.6 W/kg ve bütün vücut için 0.08 w/kg. Eller, bilekler, ayaklar ve ayak bilekleri için de SAR limiti 10gr dokuya 4W/kg. SAR ne kadar düşükse o kadar iyi.Ölçümde kullanılan modelin kafasının içi insan dokusunun elektrik özelliklerine yakın bir sıvıyla dolu. Tuz, şeker, su ve viskozite ayarlamak için katkıdan oluşan bir sıvı. Bu modelin adı SAM (Standart Anthropomorphic Model). Kafanın boyutundan, test alanının sıcaklık ve nem oranına kadar bütün koşullar başka araştırmalarla belirlenen standartlar üzerine kurulmuş.Kafaya yerleştirilen cep telefonuna dönersek, test düzeneği bilgisayar kontrolünde bir sonda, bir robot kol, bilgisayar bağlı bir sinyal yükseltici ve evrensel radyo bağlantısı kontrol cihazına bağlı bir kablodan oluşuyor. Normal telefon hattına ve baz istasyona değil, buraya bağlanıyor.Tam güçte sinyal verilerek test ediliyor ve dokular tarafından emilen radyasyon oranı ölçülüyor. 20 ila 30 dakikalık bir test sonucunda kesin sonuçlar ortaya çıkartılıyor.
Freddie Mercury'e hayran olmak için 5 sebep.....
Beatles grubundan sonra müziğiyle insanlara en çok ilham veren grup olarak kabul edilen Queen grubunun frontmanı olan Mercury'nin müzik dünyasına kattıkları, yeteneği ve müzik aşkı hakkında ufak bilgiler...
Reklam
Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'dan 9 Fotoğraf
Kudüs, 6 bin yıllık tarihiyle dünya üzerindeki en eski şehirlerden biridir. Müslümanlar için Mekke ve Medine’den sonra üçüncü kutsal mekanın bulunduğu şehirdir. 7. yüzyılın sonlarında yapılan Kubbetü’s-Sahra’nın ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yere Harem-i Şerif deniyor.
Mikroskop Altında Büyüleyici Görünen 32 Sıradan Şey
etiket
Bu görüntülerin hepsi günlük hayatta kullandığımız ya da sık karşılaştığımız şeyler hatta bazıları vücudumuzun birer parçası. Fakat bu şeylere mikroskopla bakınca işler biraz değişiyor. Normal olarak görünen birçok şeye gelin bir de mikroskop altında bakalım.İşte bahsettiğimiz büyüleyici fotoğraflar...
Reklam
Er Geç Duyacağınız 20 Masum Kız Yalanı
Bugüne kadar duymadığınız bundan sonra duymayacağınız anlamına gelmez... işte size gaz vermek, sizi dürtmek, sizi kendinize getirmek amaçlı söylenen nispeten masum kız yalanları.
93 Farklı Filmden Hazırlanmış Filmlerin İçindeki Sinema
0:01 Ed Wood0:02 Singin’ in the Rain0:03 Pee-Wee’s Big Adventure0:04 The Purple Rose of Cairo0:06 The Aviator0:08 The Majestic0:11 An American Werewolf in London0:15 Donnie Darko0:17 Grease0:19 Blazzing Saddles0:22 Annie Hall0:25 The Final Destination0:29 The Purple Rose of Cairo0:31 The Majestic0:33 Ed Wood0:34 Annie0:35 Holy Motors0:37 Up0:38 The Perks of Being a Wallflower0:39 The Life Aquatic0:40 Cinema Paradiso0:41 Explorers0:42 The Flintstones0:43 Taxi Driver0:45 The Third Man0:46 La Haine0:47 In the Mouth of Madness0:48 Public Enemies0:49 True Romance0:53 Hugo0:54 Curly Sue0:55 Matinee0:56 The Purple Rose of Cairo0:58 Bachelor Party1:00 The Shawshank Redemption1:04 Cinema Paradiso1:06 Avalon1:08 Biloxy Blues1:09 Scream 21:10 Gremlins1:11 Inglorious Basterds1:12 The Artist1:15 Son of Rambow1:17 All That Jazz1:18 Twilight New Moon1:20 Hannah and Her Sisters1:22 The Departed1:24 The Player1:25 Taxi Driver1:28 Pierrot le Fou1:31 Not Fade Away1:40 Who Framed Roger Rabbit1:41 Sullivan’s Travels1:43 Burn After Reading1:44 Singin’ in the Rain1:46 Cape Fear1:53 Bonnie & Clyde1:59 You’ve Got an Email2:01 How To Lose a Guy in Ten Days2:07 True Romance2:18 The Notebook2:20 Notting Hill2:22 High Fidelity2:24 Brokeback Mountain2:26 Sunset Boulevard2:28 Midnight Cowboy2:29 Amarcord2:32 Summer of 422:34 Diner2:37 L.A. Confidential2:38 Donnie Darko2:40 Confessions of a Dangerous Mind2:41 Lucas2:42 Who Framed Roger Rabbit2:47 Midnight Cowboy2:47 Sherlock Jr.2:49 500 Days of Summer2:50 Twelve Monkeys2:58 Last Action Hero3:03 The Blob3:04 Outbreak3:05 Inglorious Basterds3:07 An American Werewolf in London3:08 Hardcore3:09 The Tingler3:11 Scream 23:13 Barton Fink3:14 The Hard Way3:16 Bachelor Party3:18 Pee-Wee’s Big Adventure3:20 An American Werewolf in London3:21 Manhattan Murder Mistery3:22 Saboteur3:23 The Hard Way3:24 Inglorious Basterds3:25 Matinee3:28 Gremlins3:29 Gremlins3:30 The Blob3:32 Silent Movie3:33 Twister3:35 Cinema Paradiso3:38 The Final Destination3:42 Inglorious Basterds3:43 Matinee3:44 The Final Destination3:48 Inglorious Basterds3:53 The Cider House Rules3:58 Sherlock Jr.3:59 Cinema Paradiso3:59 Inglorious Basterds4:01 Waking Life4:02 Fight Club4:03 Sunset Blvd.4:04 The Bad and the Beautiful4:12 Catch Me if You Can4:20 L’armée des Ombres4:21 Leon4:25 El Espiritu de la Colmena4:29 Be Kind Rewind4:30 Bonnie & Clyde4:33 Interview with the Vampire4:37 The Green Mile4:39 Cinema Paradiso4:40 Cinema Paradiso4:43 Simone4:46 Amelie4:48 The Artist4:52 Atonement4:54 The Majestic4:56 The Aviator4:58 Pee-Wee’s Big Adventure5:00 Ed Wood5:03 Gremlins5:05 The Cider House Rules5:07 Hugo5:09 The Purple Rose of Cairo5:25 Singin’ in the Rain5:36 Matinee
Google'dan Berlin Duvarı İçin Doodle
Google, Berlin Duvarı'nın yıkılışının 25. yıl dönümü dolayısıyla özel video grafik hazırladı.Google, ana sayfasındaki Berlin Duvarı'nın yıkılışına özel hazırlanan 'doodle', 25 yıl önce duvarın yıkılış anını içeren kısa görüntülerle başlıyor.Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya'ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 1961'de Berlin'de yapımına başlanan 46 kilometre uzunluğundaki Berlin Duvarı, Batı'da yıllarca 'Utanç duvarı' olarak anıldı. Batı Berlin'i abluka altına alan bu betondan sınır, 9 Kasım 1989'da Doğu Almanya'nın, isteyen vatandaşların Batı'ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı.'Doodle' uygulamaları, dünya ülkeleri için önemli gün ve tatillere, kültürel olaylara ve tarihte yer alan önemli kişilere, bu platformda yer vererek dikkati çekmeyi amaçlıyor.İnternet kullanıcıları, özel tasarımlı logonun üstüne tıklayarak, o güne, kişiye ve konuya özel, daha ayrıntılı bilgilere erişebiliyor.Muhabir: Hilal Uştuk | AA
Reklam