FFC'nin paylaştığı verilere göre ABD'nin belirli kentlerindeki akıllı telefon hırsızlık oranları Apple'ın sayesinde ciddi derecede düşüşlere sahne olmuş.FFC'nin paylaştığı verilere göre Amerika Birleşik Devletleri genelinde yaşanan akıllı telefon hırsızlıklarında ciddi bir düşüş söz konusu. Bu başarının en büyük destekçisi olarak ise Cupertino'lu Apple işaret ediliyor. Verilen bilgilere göre en büyük destek Apple Activation Lock'tan geliyor.Paylaşılan bilgiler hırsızlık oranlarındaki düşüşün San Francisco'da yüzde 38, New York'ta yüzde 19 ve Londra (İngiltere)'de ise yüzde 24 oranında olduğunu gösteriyor. Bu hatrı sayılır başarı ise tekrar Apple'a mâl ediliyor.Activation Lock başarısıActivation Lock özelliği Apple tarafından iOS7 ile getirilmiş, Find My iPhone özelliğini inaktif konuma getirmek isteyen kötü niyetli üçüncü şahısları hedeflemişti. Şayet hırsız Find My iPhone'u iptal etmek isterse sistem kilitleniyor ve kullanıcısından önceden belirlenmiş bir şifre talep ediyor. Ayrıca Find My iPhone aktif konuma getirilirken tekrar şifre talep ediliyor.FFC akıllı telefon sahiplerinin, cihazlarına en az kredi kartlarına gösterdikleri özeni göstermeleri gerektiğini, hatta akıllı telefonların çok daha özel bilgiler içerebileceği için daha farklı bir konumda bulunduğunu ekliyor.ShiftDelete.Net
Mitoloji deyince akla genellikle Yunan Mitolojisi gelir. Oysa biz Türklerin de dahil olmak üzere, bütün Homo Sapiens Sapiens kültür gruplarının kendine has bir mitolojisi vardır. Ulusların mitolojilerini oluşturan öykü, inanış ve fikirler özgün olsa da, bazı temalar, figürler, karakterler birbirlerine çok benzer. Eskiden, bu benzerliğin bir kaynaktan diğer coğrafyalara yayılma yoluyla ortaya çıktığına inanılıyordu. Artık, 'insan her yerde insan' prensibinden hareketle, benzerliklerin düşünce yapımız benzediği ve neticede aynı dünyada yaşadığımız için ortaya çıktığı fikri ağırlık kazanmaya başladı. C. G. Jung'un arketipler kuramı da, her mitolojik karakterin, kolektif hafızadaki arketiplere karşılık geldiğini iddia ederek, bu teze bir temel oluşturdu.Bu çalışmada, 'oha ya!', 'hadi canım!', 'vay arkadaş' diyeceğiniz 7 benzer motif ya da figür bulacaksınız.
Bir insanın iyi bir hayat yaşayıp yaşamayacağı kişinin zihinsel güç ve dayanıklılığı ile oldukça yakından alakalıdır. Zihinsel güç birkaç kademeden oluşan bir bütündür ve mutlu ve başarılı olmak için bütün bu kademelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kademelerden en belirleyici ve güçlü olanı ise kişinin duygusal gücüdür.Duygular, insanın tartışılmaz bir parçasıdır ancak duyguları diğer zihinsel özelliklerimizden ayıran yönü bizleri en direk şekilde etkiliyor oluşudur. Fiziksel benliklerimiz olan vücudumuzu ve yaptığımız en ufak eylemi duygularımız doğrultusunda yönlendirmekteyiz. Duygularımız olmasa, herhangi bir eylemi gerçekleştirecek ya da bizi kendimiz için bir şeyler yapmaya yöneltecek hiçbir sebebimiz olmazdı.Duygularımız bizleri motive eden en büyük etmenlerdir. Ancak ne yazık ki, herhangi bir konuda bizleri motive edebilirler ve bunlara kötü kararlar da dahil. Bu nedenle, duygusal güç her bir birey için elzemdir. Duygusal anlamda güçlü olan insanların bu doğrultuda kesinlikle kaçındıkları bir çok durum ve asla yapmadıkları bir sürü şey mevcut, işte sizler için derlediğimiz 15'i:
Yanılgılar hayatlarımızın bir parçasıdır. Çoğumuzun beyni aslında doğru olmayan birçok fikir ya da düşünce ile doludur. Ve bu yanılgılar zamanla kök salarak bilincimizin en derinlerine yerleşirler. Okuyarak bu yanlış bilgilerin bazılarından kurtulabiliriz. Şayet okumak ilginizi çekmiyorsa, sizi çevrenizle yanlış bilgiler paylaşmaktan kurtaracak, 'Yanlış Bildiğimiz 10 Bilimsel Gerçek' :
Harvard Kennedy School tarafından yapılan araştırma, solak insanların ağırlıklı olarak el işleri gerektiren mesleklerde çalışabildiklerini ve sağlaklara kıyasla daha az kazandıklarını öne sürdü.ABD'de yapılan araştırma, solakların tepkisine yol açtı. Journal of Economic Perspectives Fall dergisinde yayımlanan araştırmada, solakların daha çok mavi yakalı işlerde görev aldığı ve dolayısıyla gelirlerinin sağlaklara kıyasla daha az olduğu ileri sürüldü. Solakların el işlerine daha yatkın olması, matematik ve okuma alanlarında daha az başarı göstermelerine bağlandı.Araştırmada yer alan Profesör Josh Goodman, 'elde edilen sonuçların sağlak veya solak olmak arasındaki öngörülere meydan okuduğunu' belirtti. FoxNews'e açıklama yapan Goodman, 'Araştırmamda, insanların lisanı işleme yeteneğinin beyindeki farklı sinir yapısıyla değişebileceğini gördük. Bu durumun matematik yeteneği ve hayatın ileri dönemlerinde elde edilen gelire ise az bir etkisi bulunuyor' dedi.ABD ve Birleşik Krallık'ta yaşayan 47 bin kişiden alınan verilerle yapılan araştırmada, solakların yüzde 12'sinin sağlaklara kıyasla ömürleri boyunca daha az para kazandığı belirtildi. Veriler, her sekiz kişiden birinin solak olduğunu gösterdi.Solaklar tarafından sosyal medya baskısına maruz kaldığını belirten Goodman, 'Solakların herhangi bir dezavantajı olduğu gibi bir bulgu söz konusu değil' ifadesini kullandı. Hangi elle yazmayı tercih etmemizin sandığımızdan daha fazla şeyi açığa çıkardığını savunan Goodman, 'sağlak ve solak insanların beyinlerinde sinir ağlarının farklı olabileceğini' savundu.Solak ebeveynin çocuğu da solak olmalıEşinin de solak olduğunu ve sol eliyle yazan çok sayıda başarılı insan olduğunu not düşen Goodman, buna rağmen solakların disleksi (yazı okuyamama) gibi rahatsızlıklara daha açık olduklarını ve matematik ile okuma alanlarında sağlaklara göre daha fazla zorlandıklarını belirtti.Solak annelerin doğum oranlarının da sağlaklara göre daha düşük olduğunu öne süren Goodman, solak annelerin stres seviyesinin daha yüksek olduğunu savundu. Goodman sunduğu bulgulara rağmen, solak anne-babaların çocuklarının da solak yetiştirilmesi halinde söz konusu sorunların neredeyse görülmediğini ve çocuğun başarı oranının arttığını belirtti.Al Jazeera Turk
Kurtlar Vadisi'nin ekibi yeni bir dizi hazırlıyor. Selçuklu dönemini anlatacak olan dizide Haşhaşiler, Hasan Sabbah, Alparslan, Ömer Hayyam gibi karakterler yer alacak.Pana Film’in yeni dizi projesi hakkında ilk detaylar ortaya çıktı. Selçuklu İmparatorluğu’nun altın döneminin anlatılacağı yapımda Alparslan, Hassan Sabbah, Nizam-ül Mülk, ve Ömer Hayyam gibi tarihe damga vuran karakterler yer alacak.Sultan Alparslan’ın Anadolu’nun kapılarını Türklere açtığı 11. ve 12. yüzyıla ışık tutacak olan projede dönemin dikkat çeken tarihi kişileri yer alacak. Hassan Sabbah’ın ve kurduğu Haşhaşi örgütünün dönemin devletlerinde estirdiği terör faaliyetlerini de izleyici karşısına çıkacağı yapımın önemli mekânlarından birisi de Haşhaşilerin merkezi olan Alamut Kalesi olacak.Pana Yazım Grubu tarafından kaleme alınan yapımın tarih danışmanlığını Prof. Dr. Mehmet Çelik yapıyor. Oyuncu kadrosu saklanan yapımın yakında izleyici karşısına çıkması bekleniyor.Pana Film’in yakın dönem planları arasında dizi projesi ile birlikte ‘Alparslan’ konulu bir film de yer alıyor. Yazete.com
Dyatlov Geçidi vakası , 9 kayakçının Ural Dağları'nda 2 Şubat 1959 cumartesi gecesinde gizemli ölümlerini belirtmek için kullanılır. Olay, Kholat Syakhl (Bölge yerel halkı olan Mansilerin dilinde Ölüm Dağı anlamına gelir) dağının doğusunda bulunan ve yaşanan trajedinin sonrasında, grubun lideri olan Igor Alekseieviç Dyatlov'un soyadını alan, Dyatlov Geçidi'nde gerçekleşmiştir. Üzerinden 55 yıl geçmesine rağmen, 2 Şubat 1959 gecesi, Ural Dağları'nda yaşanan vahşet, gizemini hala koruyor. 9 genç dağcının korkunç bir şekilde ölümüne sebep olan büyük trajediye; kimilerine göre uzaylılar, kimilerine göreyse gizli bir Sovyet silahı sebep olmuştu. Her iki şekilde de, ortada aydınlatılmayı bekleyen bir gizem var! O da, bu 9 genç dağcının nasıl öldürüldüğüdür. 'Dyatlov' geçidinde o gece yaşananlar hakkında çok şey konuşuldu. Ve ortaya onlarca iddia saçıldı. Bu iddialardan bazılarının, kasıtlı bir biçimde, bilgi kirliliği yaratmak amacıyla ortaya atıldığı artık biliniyor. 50 yılı aşkın süredir, olayın gizemini çözmeye çalışan araştırmacıların büyük bir bölümü, bugün artık olayın içinde dünya dışı varlıkların parmağı olabileceğini, yüksek sesle dile getirmeye başladılar.
NASA'nın Plüton ve uydularını gözlemlemek için 2006'da uzaya gönderdiği New Horizons uzay aracı, yaklaşık 9 yıl süren yolculuğun ardından hedefine ulaştı.Dünya'dan 4.6 milyar kilometre ötede bulunan New Horizons aracı, Plüton sistemine ulaşmasına kısa bir süre kala uyandırıldı. NASA, uzun yolculuğunun ardından uyandırılan New Horizons'dan gelen ilk sinyalin, bu sabah TSİ 05.30 sularında Dünya'ya ulaştığını açıkladı.Piyano büyüklüğündeki New Horizons'ın gönderdiği sinyal, yaklaşık 4,5 saat sonra Avustralya'daki dev radyo anten tarafından alındı ve ABD'nin Maryland eyaletinde bulunan Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı'na aktarıldı. NASA, ışık hızında Dünya'ya ulaşan sinyalin analizinin ardından New Horizons'ın tüm fonksiyonlarının çalıştığını açıkladı.Ateşlendiği 2006'dan bu yana uzayda geçirdiği zamanın üçte ikisinde uyku modunda olan New Horizons, bu sayede elektronik donanımının kullanım ömrünü uzattığı gibi operasyon maliyetlerinin de azalmasını sağladı. Sistemleri kontrol edilmek için rutin olarak aktif edilen New Horizons, 2007 yılında Jüpiter sisteminden geçerken gaz devinin ve uydularının fotoğraflarını çekmeyi ihmal etmedi.Hedefine ulaşmasına çok az kaldıAğustos ayında gönderilen 'uyandırma' talimatları, dün iletilen sinyalle uygulamaya kondu. New Horizons, Plüton sistemindeki gözlemlerine resmen 15 Ocak'ta başlayacak. Plüton'dan 260 milyon kilometre mesafede olan New Horizons, Mayıs 2015'te cüce gezegeni net bir şekilde görmeye başlayacak, Temmuz da ise ilk kez Plüton'un atmosferini ve yüzeyinde olduğuna inanılan buzul yanardağları görüntüleme şansı elde edecek.Plüton ve beş uydusu hakkında bilinmeyen birçok sırrı ortaya çıkaracak olan New Horizons, Plüton'un ardından Kiper Kuşağı'nda yer alan PT1, PT2 ve PT3 adındaki buzul cisimleri de gözlemleyecek. Plüton'dan yaklaşık 1.6 milyar kilometre mesafede bulunan cisimlerin genişliği 25-55 km olarak tahmin ediliyor.Kaynak: NBC News ve Al Jazeera
Dünyanın düz bir tepsi gibi olmadığını (hala inat eden bazıları hariç) hepimiz biliyoruz. Vsauce, yayınladığı bir videoda dünyanın neden düz olmadığını ve olsa bile neden üzerinden düşemeyeceğimizi anlatıyor.
İsveçli otomotiv firması Volvo, geliştirdiği yeni güvenlik sistemleriyle 2020 yılına kadar ölümlü trafik kazalarını sıfırlamayı planlıyor.İsveç’teki tesislerinde her yıl 400 çarpışma testi gerçekleştiren firma, bu testlerden elde ettiği verilerle yeni güvenlik önlemleri geliştirerek ölümlü kazaları azaltmayı hedefliyor. Volvo, son olarak onbeş ülkeden basın mensuplarının katılımıyla 80 kilometre hızla giden lüks arazi aracı Volvo XC90’ın çarpışma testini gerçekleştirdi. Çarpışma testi sonrasında basın toplantısı gerçekleştiren Volvo Otomobil Başkanı Hakan Samuelsson, Volvo olarak öncelikli amaçlarının insanlara güvenli bir yolculuk sunmak olduğunu söyledi. Şu anda trafik kazalarında en düşük ölüm oranı olan otomobil markasının Volvo olduğuna dikkat çeken Samuelsson, hedeflerinin 2020 yılında Volvo ile yapılan trafik kazalarında ölüm oranını sıfırlamak olduğunu kaydetti. Volvo bünyesinde bir araştırma ekibinin 1970 yılından beri trafik kazalarını araştırdığını ve kaza veri tabanının 43 bin 400 kaza hakkında bilgi içerdiğini belirten Samuelsson, yeni güvenlik sistemindeki sensörler yardımıyla birçok kazayı gerçekleşmeden önlediklerini dile getirdi.Volvo Otomobil Araştırma ve Geliştirme Departmanı Başkan Yardımcısı Dr. Peter Mertens ise Volvo’nun vizyonunun kaza yapmayacak otomobiller tasarlamak olduğunu belirterek, hedeflerinin 2020’ye kadar kimsenin yeni bir Volvo otomobilde ölmemesi ya da ciddi şekilde yaralanmaması olduğunu söyledi. Mertens, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) her yıl trafik kazalarında 1,2 milyon kişinin öldüğünü ve 50 milyondan fazla kişinin yaralandığını tahmin ediyor. Bu rakamların önlem alınmadığı takdirde hızla artması bekleniyor. Biz Volvo olarak çarpışmasız bir gelecek vizyonunu üstleniyoruz.” dedi. Araştırmalarda gerçek trafik ortamları ve kazaları oluşturarak, çarpışma anında yüksek seviyede güvenlik sunan otomobillerin nasıl tasarlanması gerektiğini öğrendiklerini anlatan Mertens, “Bu durumu kazaları tamamen engelleyecek yüksek teknolojileri geliştirirken çok önemli bir bilgi kaynağı olarak görüyoruz. Trafik Kazaları Araştırma Ekibi, bunu bir adım daha ileriye götürüyor ve nelerin tehlikeli trafik durumlarına yol açabileceğini tesbit etmek için sadece kazalı otomobilleri değil, sürücü davranışı da dahil tüm sürüş senaryolarını inceliyor.” şeklinde konuştu.Volvo Otomobil Güvenlik Merkezi Teknik Uzmanı Prof. Lotta Jakobsson da, yeni XC90’da bulunan çarpışma kaçınma sistemi sayesinde çarpışma riskinin olduğu durumlarda aracın sürücüyü uyaracağını belirterek şunları söyledi: “Modern bir araçta bulunan en gelişmiş çarpışma önleme teknolojilerinden biri olan bu güvenlik sistemi, gündüz ya da gece otomobilinizin önündeki araçlar, bisikletliler ve yayalarla çarpışmanın kaçınılmaz olduğu ya da sürücünün tepki vermekte başarısız olduğu durumlarda aracı frenleyerek kazanın oluşmasını engelleyecek.”Zaman
Bildiniz değil mi? Hani böyle gözünüzü kapatırsınız, muhtemelen kulaklığınız takılıdır, o melodilere ve şarkıcıların sesine kendinizi kaptırıp dinlersiniz ya. Bambaşka alemlere gidersiniz. Bazen huzur bulursunuz, bazen içiniz acır. Uzun sürer ve yine de yetmez. Adeta bir meditasyondur. İşte öyle şarkılardan bazıları. (Bazıları bonuslarıyla birlikte)
Akıllıca elden geçirilen objelerin amaçları dışında bambaşka özellikler kazandığı videolara bir yenisi eklendi. Mermiden kulaklık yapılan bu müthiş videoyu kesinlikle izleyin.
'Game of Thrones,' 'Mad Men,' 'Power Rangers' gibi popüler televizyon dizilerinin onlarla özdeşleşmiş müziklerinin Daniel Koren, Ethan Fixell, Guy Frenkel ve Dani Moura
Disney Research bilgisayar grafikleri alanında çılgın projeler üretmeye devam ediyor. Bu hafta yapılan SIGGRAPH Asya’da sanal dünyada üç boyutlu gözlerin nasıl daha iyi modellenebileceğine dair araştırmasını paylaştı. Stüdyo, karakter oluşturmada çok etkisi olan daha gerçekçi gözleri daha da ileriye taşımak için gözün ışığa verdiği tepkiyi bile dijital ortama aktarmış. Disney Research Zurich’ten Pascal Berard, “Ortalama olarak modellenen gözler arka plan karakterleri için yeterli olsa da, ana karakterler ve kahramanlar için gözlerin çok daha gerçekçi olması gerekiyor” diye konuştu. Teknoloji dijital film sektöründe işe yaramasının yanında göz sağlığı endüstrisinde de oldukça büyük yenilikler getirebilir.
Apple kurucu ortaklarından Steve Wozniak şirket hakkında herhangi bir konuda konuşmaktan çekinmeyen bir kişi. Yakın zamanda Bloomberg Businessweek’in yaptığı bir röportajda da konuşan Wozniak, Steve Jobs’un vizyonundan kaç adet Apple I ve II bilgisayarı satıldığına kadar birçok konuda açıklamalar yaptı. Apple’ın doğduğu yer olarak kabul edilen garaj hakkında sorulan bir soruya ise Wozniak “garaj meselesi biraz da efsane” diyerek cevap verdi.“Garajda herhangi bir tasarım yapmadık, deneysel devreleri, prototipleri veya ürün planlamalarını orada yapmıyorduk. Orada üretim de yapmadık. Garajın fazla bir özelliği yoktu, sadece bizim evimiz gibi görebileceğimiz bir yerdi.” Diye konuşan Wozniak elbette garaj hakkında tamamen kötü düşüncelere de sahip değil. “Paramız yoktu ve paranız olmadığında evinizin dışında çalışmak zorundasınız” diye açıklama yapan Wozniak ilk günlerde garajdan başka çareleri olmadığını söyledi.