onedio
Vahid Halilhodzic: "Trabzonspor'a 12. Olmaya Gelmedim"
Vahid Halilhodzic, Avusturya'da kamp yaptıkları otelde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trabzonspor Teknik Direktörü Vahid Halilhodzic, 'Ben Trabzonspor'a 10'uncu, 12'nci sıraya oynamak için gelmedim. Trabzon'a gelmemin nedeni yüksek performans ile birinci, ikinci, üçüncü sıra. Bunun için kadromuzun sağlam olması gerekiyor' dedi. Halilhodzic, Avusturya'da kamp yaptıkları otelde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trabzon'da futbolculara dayanıklılık, tıbbi testler yaptıktan sonra Hall in Tirol kasabasına geldiklerini, bu testler sonrası aldıkları bilgilere göre çalışmalarını burada gerçekleştirdiklerini belirtti. Testlerde birçok oyunun uzun zamandır idman, koşu yapmadığını tespit ettiklerini anlatan Halilhodzic, şöyle devam etti: 'Birçoğu bu çalışmalara, tempoya zorlukla yaklaşıyor. Bu çalışmalar kişiye özel, çok sabit neticeler veren çalışmalar. Oyuncularımızı yüksek performansa ulaştırmaya çalışıyoruz. Üç gün, günde üç antrenman yaptık. Sahada ve salonda vücut geliştirme egzersizlerimiz, çalışmalarımız oldu. Yani baldır, bacak gibi futbolcuların önemli çalıştırması gereken kasları çalıştırdık. Göğüs, üst kaslar, alt kaslar yaptık. Oyuncuları bu performansa yetiştirmem, ulaştırmam için en iyi teknikti. Bu çalışmalar dünyanın bütün kulüplerinin sezon başlamadan yaptığı her çalışmalardan biridir. Bu süreci futbolcular tabi ki pek hoşlanarak yapmıyor. Muhtemelen birçok oyuncu bu şekilde çalışmaya alışkın ve istekli değil ama herkes maksimum sınırını zorladı ve çalışmaya başladı. Birçoğu çok acı çekti ama genel anlamda çok güzel bir kamp geçiriyoruz.' Fenerbahçe maçı Halilhodzic, bir gazetecinin 'Sahanızdaki ilk maç Fenerbahçe ile oynanacak, iki taraf arasında daha önce yaşanan olaylar sizi korkutuyor mu' şeklindeki sorusu üzerine, 'Beni korkutan bir durum yok bu konu hakkında. İstanbul'un 3 büyük kulüpleriyle aramızdaki rekabetten başka bir şey değildir bu. Bu tarz karşılaşmaların genel anlamda yoğun ilgi çektiğini biliyorsunuz. Taraftarların yoğun ilgiyle stada gelmek istediğini biliyorsunuz ama bazen disiplin konularında bazı hatalar olabiliyor. Umarım bundan sonra hem Trabzonspor hem Fenerbahçe için ağrısız, sancısız, güzel bir maç olur' ifadelerini kullandı. 'Transferde yoğun çalışıyoruz' Halilhodzic, geldiği günden beri transferler hakkında yoğun çalıştıklarını belirterek, şunları söyledi: 'İlk izlenimim takımızın fiziksel açıdan yüksek seviyede olmadığı. İkinci izlenimim, kararım, bu grubu güçlendirmemiz. Başarıya ulaşmamız için güçlenmemiz gerekiyor. Size ilk basın toplantımızda söylediğim gibi 3-4 yabancı futbolcumuz olacak, 2-3 de muhtemelen Türk oyuncu olacak. Yeni gelenler maalesef gidişlere de sebep olacak. Kısacası Trabzon'a dönüşümüzde her şeyin halledileceğini, biteceğini umuyorum. Benim de isteğim herkesin burada kalması. Maalesef böyle bir şansımız, imkanımız yok. O yüzden bizim ilk müsabakalarımız çok zor olabilir ama transfer hakkında çok çalıştığımızı bilmenizi isterim ama isim vermeyeceğimizi de tahmin etmelisiniz.' 'Kampa birkaç yabancı gelebilir' ifadesini kullanan Halilhodzic, 'Bu kararları neticeye bağlamak çok zor, uzun süren işler. En önemlisi oyuncunun kalitesiyle insanlık kalitesini birbiriyle karıştırmamız gerekiyor. Kulübe gelen yabancıya daha fazla bir şey vermemiz gerekiyor. Bazen de duyduğum rakamlar bizim imkanlarımızın dışına çıkıyor. O yüzden çok konuşuyoruz, tartışıyoruz. Farklı farklı yollar karşımıza çıkıyor. O yollarda hata yapmak istemiyoruz. Sahada birkaç görev alanında Türk oyuncu istedim. Şu an bunlar biraz karmaşık. İsterdim ki herkesin burada olmasını ama elimde olan imkanlar şu an bu. Devamı nasıl gelişir, bakacağız' diye konuştu. 'Malouda ve Colman ile görüştüm' Halilhodzic, gelmeden önce takımda birçok sorun olduğunu duyduğuna değinerek, 'Bu sorunlar belki tamamen kaybolmuş olmayabilir ama benim yanımda bir oyuncu idmanı terk ederse öyle bir imkanı, şansı, fırsatı yok. Bende yok bu. Malouda ve Colman ile görüştüm, konuştum. Her şeyi anlattım. İdmanlara da katıldınız, kendi gözlerinizle gördünüz bazen 7.30'da nasıl çalıştıklarını. Benim mesajım Malouda ve Colman'a gayet iyi iletildi' dedi. Kamp döneminden sonra yabancı oyuncularla ilgili kararı vereceklerini söyleyen Halilhodzic, 'Birkaç yabancı hakkında kararlarımız olacak. Bourceanu'nun sakatlığı var. Yarın Münih'e gidecek, özel bir doktor ile görüşmesi olacak. Bildiğiniz gibi kesin de diyebilirim, Bamba'nın gidebileceğini. Çünkü toplantıya geç kaldı, gelmedi. Birkaç değişiklik olabilecek. Yoğun bilgi akışı içindeyim. Her şeyi şu an topluyorum ve çalışmalar neticesinde bir karara varacağım. Bende kesin olan bir şey var ki bize takviye güç var. Bu da herhangi bir oyuncuyla olmayacak. Çok sağlam iyi oyuncu bulmamız gerekiyor. Bunun için de çalışıyoruz' diye konuştu. Deneyimli teknik adam, kamp kadrosuna almadığı oyunculara ilişkin ise 'Ben 40 kişiye birden idman yaptıramam, onun için bu kararı aldım. Birkaç oyuncunun getirilmemesi konusunda bana tavsiyelerde bulundular. Getirdiğim grup ile çalışmak zaten zor ama 35-40 oyuncuyla daha zor olabilirdi. Her oyuncuda farklı farklı yetenekler görüyorum. Tam nihai kararı kamp döneminden sonra Trabzon'da vereceğim' ifadelerini kullandı. 'Pahalı olmayan oyuncu' Boşnak teknik adam, hangi tarzda oyuncuya ihtiyacı olduğunu bildiğini belirterek, şunları kaydetti: 'Bir Manchester City, Real Madrid gibi oyuncuyu seçemeyiz. Çok iyi, pahalı olmayan bir oyuncuyu bulmamız gerekiyor. Transferi bulmamız, bu oyuncunun da adaptasyon sorunu yaşamaması gerekiyor çünkü Trabzon adaptasyonu zor bir yer. Neler yaşandığının transferde her şeyden haberdarım, bunun için sabit fikirlerim var. Ben Trabzonspor'a 10'uncu, 12'nci sıraya oynamak için gelmedim. Trabzon'a gelmemin nedeni yüksek performans ile birinci, ikinci, üçüncü sıra. Bunun için kadromuzun sağlam olması gerekiyor.' 'Cezayir'den gelmek isteyen oyuncular var' 'Cezayir milli takımında birkaç oyuncunun buraya gelip benimle oynamak istediğini söyleyebilirim ama bildiğiniz gibi Dünya Kupası'ndan sonra oyuncuların ücretleri o kadar yükseldi ki o yüzden pazarlık ve konuşmamız çok uzun sürüyor' diyen deneyimli çalıştırıcı, şöyle devam etti: 'Birkaç gün oluyor ben geleli, acele etmem gerekiyor. Elimdeki oyuncu kalitesini keşfetmem gerekiyor. Ondan sonra elimde ne eksik onun kararını vereyim ki dış transferlere karar vereyim. Benim için önemli olan gruptaki insanların kişisel kaliteleri, birbirleriyle bağlantısı. Farklı ülkelerden gelen çocukların kaynaşması birden olmuyor. Farkına vardığım diğer konu da bunu düzeltmek. Bunu elde etmek için çok çalışmamız gerekiyor. Bunu başarmamız için herkesin bir şekilde desteğe ihtiyacı var. Bireysellik, egoistliği çıkarmamız lazım ki bir grup oluşturalım. Önce dış sorunlarımızı halledelim, sonra sahaya geçeriz.' 'Günde 20 saat çalışıyorum' Trabzonspor'a gelmesi konusunda Trabzon'dan mektup dahi aldığını anlatan Halilhodzic, şunları söyledi: 'Benden olan beklentileri biliyorum. Geldiğimden beri günde 20 saat çalıştığımı düşünüyorum. Her şey Vahid'e, bana bağlı, bu sorunların mozaiklerini çok sağlam oturtmamız gerekiyor, toparlamamız gerekiyor. Trabzon'a yakışır şekilde, istekli, arzuyu yakalamamız gerekiyor. Size çok samimi söyleyeyim, Trabzonspor'un ne şekilde oynayacağını şu an size söyleyemem. Umarım birkaç iyi oyuncunun gelmesi bizi sevindirir. Ufak neticelerden hiçbir zaman tatmin olmam. İlk 6 ay her şey zor olacak. Seyircilerimizin, Trabzonspor taraftarının benden beklentilerini biliyorum. Elimden geleni yapıyorum. Kaliteli ekip, güzel oyuncularla kurmaya çalışıyorum. Bu çocuklara sadece Türk ligi değil Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etme arzusunu aşılamayı istiyorum.' Lig fikstürü için şu anda değerlendirme yapmayacağını ifade eden Halilhodzic, 'Şu anda sadece işime odaklandım. Farklı sıkıntılarım var. Her gece 12'ye kadar telefonda görüşmelerim oluyor, yoğunum. İlk aşamada yoğun tempoda çocuklarla çalışıyorum, gece transferleri kovalıyorum. Günüm yeterince yoğun, fikstürü düşünmeye vaktim yok' diyerek sözlerini tamamladı.Eurosport
Volkan Şen: "Burak'tan Artisti Yok"
Türkiye Gazetesi'nden Hasan Sarıçicek'e röportaj veren Volkan Şen, Yuvama döndüm” dedi, orta boylu esmer adam vebir vizyonel ifadeyle “Bu ülkeye bir Arda Turan yetmez” diye devam ettikonuşmasına. Kim mi? İçe kapanık yapısıyla uzaktan bakıldığında insanı iten fakat sohbete başladığımızda ümit dolu, son derece keyifli bir profil ortaya koyan Bursaspor'un alt yapısından yetişen 3. kaptanı Volkan Şen. O kadar samimi ki Volkan, “Medya ile ilişkilerim şöyle böyle, çok güçlü değil” demesine rağmen ne sorduysak içtenlikle cevap verdi. En çok içerlediği şey, adının Trabzonspor'da “ağlayan adam”a çıkmış olmasıydı. Nasıl içerlemesin ki; futboluyla gündeme gelmek varken, gözyaşları ile hatırlanıyor. Ama hemen sonrasında bomba bir itiraf geldi: Bu ligin en mızmızı benim! Nasıl yani? “Gerçekten söylüyorum; en mızmız futbolcu benim. Kolay beğenmem, çabuk küserim. Mesela maçlarda kendimi çok yere atarım. Fakat benden daha artisti Burak Yılmaz'dır. Kendini benden daha başarılı atıyor, çok da iyi yediriyor! Ligin kasabı Serdar Aziz. Yok, pardon Yalçın Ayhan daha acımasız. En yararlı oyuncu ise Selçuk İnan, çok büyük yetenek…” Yetenek demişken, Arda Turan'ın hakkını veriyor Volkan, “Ama bu ülkeye bir Arda Turan yetmez. Daha çok futbolcu Avrupa'ya açılmalı. Salih Uçan'ı tebrik ediyorum. Arda'nın açtığı çığırdan yürüyecek. İnanıyorum ki, İtalya'da çok başarılı olacak.” Bu sayı nasıl artar ki? “Altyapılar güçlendirilmeli. Biz bu konuda çok zayıfız. Alt yapıların ne doğru dürüst bir bütçesi var ne de hocası. Tesadüfen geliyor, yukarı çıkan oyuncular. Ben alt yapısı en iyi olan bir kulüpte, Bursaspor'da yetiştim.” Senin hedefinde yok mu peki Avrupa? “Benim de hedefim de Arda gibi bir gün İspanya'da oynamak. Başarılı olacağımı da düşünüyorum.” Kariyer planlaman bundan mı ibaret? “Şu an öncelikli hedefim yetiştiğim 'yuvam' dediğim Bursaspor'da hem lig şampiyonluğu yaşamak hem de Avrupa'da ses getiren bir takımın parçası olmak. Şenol Hoca'nın da buna çok ihtiyacı var, benim de…” Kısa zamanda bu mümkün mü? “Bir anda olabilecek bir şey değil, zamana ihtiyacımız var. İki sezon içinde bu başarılabilir. Mesela Galatasaray'ın başarısızlığını Mancini'ye yıktılar. Bence tek suçlu o değil. İtalyan teknik adamı belli bir proje kapsamında getirenler o sabrı göstermediler. Herkes kendi muhasebesini yapmalı. Mancini örneğinden hareketle Bursaspor camiasına söylemek istediğim şey şu, Şenol Güneş çok büyük bir hoca. Büyük hedefleri yakalamak için bir yıl yetmez. Bunu takımdaki arkadaşlarıma da anlatıyorum.” Teknik adamlar açısından kendini şanslı hissediyor musun? Manalı bir tebessümle, iki isme dikkat çekiyor. Biri, birlikte Bursaspor'da tarihi şampiyonluğu yaşadığı Ertuğrul Sağlam, diğeri Trabzon'da Mustafa Reşit Akçay. Ertuğrul Hoca ile aranızda ne geçti? “Ne anlatayım, size... Bursaspor'da şampiyon olduk, tarih yazdık ama o sevinci yaşayamadım. Ertuğrul Hoca'nın bizimle ilgili farklı planları varmış sonra öğrendik ki o plan bizi gönderme planıymış. O gün çok üzülmüş ve hocaya çok kızmıştım ama şimdi düşünüyorum da benim de hatalarım varmış. Zaman insanı olgunlaştırıyor.” Şenol Güneş? “Şenol Hoca babam gibidir. O, futbolcunun ne istediğini bilir. Kendisinden çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Mustafa Denizli de bir futbol düşünürüdür. Söylemleriyle insanın zihninde hep yeni bir kıvılcım uyandırıyor.” Volkan Şen'in gizlemediği bir gerçek de Milli Takım'da Fatih Terim'le çalışma isteği. Diyor ki, “Fatih Hoca büyük başarılar yaşamış, bir efsane... Hâlâ heyecanı taptaze. Onunla bir Avrupa Şampiyonası finali oynamayı çok isterim.” Ne kendimiz olabiliyoruz ne de... Maneviyatı güçlü biriyim. Sahip olduklarımı düşündüğümde ne kadar şükretsem az, derim. Avrupalılaşmak istiyoruz ama bizde yapaylık var, bir türlü kendimiz olamıyoruz. Oysa bizdeki kültür müthiş. Eşim Amerika'dan geldiğinde Türkiye'ye hayran oldu.
Trabzonspor'un 2014-2015 Sezonu Formaları Basına Sızdı
Trabzonspor'un 2014 - 15 sezonunda giyeceği formalar sosyal medyaya sızdı. Bordo mavililerin, biri çubuklu ikisi tek renk olmak üzere üretilen yeni sezon formaları sosyal medyada günün konusu oldu. Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin formaları satışa çıkarken Trabzonspor'un henüz forma satışında bulunmaması dikkat çekmişti. Bordo Mavililerin yeni sezonda giyeceği formalar son düzenlemeler yapıldıktan sonra taraftarla buluşacak. TRABZONAJANS
Spor Toto Süper Lig 2014-2015 Sezonu Fikstürü Belli Oldu
Ligin resmi yayıncısı Digitürk'ün Ayazağa'daki stüdyolarında gerçekleştirilen fikstür çekimine Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 1. Başkan Vekili Servet Yardımcı, TFF Yönetim Kurulu üyeleri ile Süper Lig kulüplerinin başkan ve temsilcileri katıldı. 18 takımın mücadele edeceği Spor Toto Süper Lig'de yeni sezon, 29-30-31 Ağustos tarihlerinde oynanacak ilk hafta maçlarıyla başlayacak. Bu sezonki planlamaya göre ligin ilk devresi, 17. hafta müsabakalarının oynanması beklenmeden, 2-3-4 Ocak 2015 tarihlerinde yapılacak 16. hafta maçlarının ardından tamamlanacak. İlk yarının son haftası olan 17. hafta karşılaşmaları, 23-24-25 Ocak 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek ve sezonun ikinci yarısı bu haftadan itibaren start alacak. Toplam 34 haftalık maraton, 31 Mayıs 2015'te tamamlanacak. İlk hafta maçları Balıkesirspor - Akhisar Belediyespor Kayseri Erciyesspor - Trabzonspor Fenerbahçe - Kardemir Karabükspor Bursaspor - Galatasaray Sivasspor - Gaziantepspor Çaykur Rizespor - Gençlerbirliği Mersin İY - Beşiktaş Eskişehirspor - Torku Konyaspor İşte Süper Lig'de oynanacak derbi maçların tarihleri; 2- hafta Trabzonspor - Fenerbahçe 6- hafta Galatasaray - Fenerbahçe 8- hafta Beşiktaş - Fenerbahçe 10- hafta Galatasaray - Trabzonspor 12- hafta Beşiktaş - Trabzonspor Ligin ilk yarısındaki maçların programını görmek için tıklayınız. CNN TÜRK
Reklam
Aziz Yıldırım İçin 11 Soruda 'Yeniden Yargılama'
Futbolda şike davasının hükümlülerinden Aziz Yıldırım ile birlikte altı sanığın, Eski Giresunspor Başkanı Olgun Peker, Fenerbahçe yöneticisi İlhan Ekşioğlu, menajer Abdullah Başak, Eski Sivasspor yöneticisi Ahmet Çelebi ve Selim Kımıl yeniden yargılanmasına karar verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bu karar ile birlikte bu altı hükümlünün infazı da (tutuklanma işlemi) durduruldu. Yeniden yargılamaya karar veren mahkeme, bundan sonra ne yapacak? Yeni yargılama süreci nasıl yürüyecek? Sportif cezalar bu gelişmeden etkilenecek mi? Al Jazeera, bu süreci en merak edilen sorularla cevapladı. 1- İlk olarak mahkeme bu kararı kimlere tebliğ (bildirecek) edecek? İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararını sanıklar dahil tüm Türkiye medya aracılığıyla öğrendi. Ancak yasalar gereği kararın Aziz Yıldırım ile diğer beş sanık ve davanın müdahili (katılan) Trabzonspor’a bildirilmesi gerekiyor. Resmi yazı ile birlikte karar, bu isimlerin adreslerine gönderilecek. 2- Mahkemenin bu kararı kesin mi? İtiraz hakkı var mı? Mahkemenin bu kararı henüz kesinleşmedi. Bu kararın taraflara tebliğ edilmesinden sonra itiraz süreci başlıyor. İtiraz süresi ise kararın taraflara ulaşmasının ardından yedi gün. Tarafların yedi gün içinde mahkemenin kararına itiraz etmesi gerekiyor. İtiraz süresi dolduktan sonra itiraz hakkı ortadan kalkıyor. İtirazları, bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi değerlendirip, karara bağlıyor. Karara Trabzonspor adına avukatlarının itiraz edeceği açıklandı. 3- Mahkemenin önünde hangi seçenekler var? “Aziz Yıldırım’ın durumu yargılamanın sonucunda netleşecek. Beraat kararı verilirse Yıldırım ve diğer sanıklar haklarındaki iddialardan aklanmış olacak. Ancak mahkemenin eski kararın aynısını vermesi halinde Aziz Yıldırım yeniden cezaevine girecek. ”İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının kesinleşmesinin ardından mahkeme ilk olarak şike davası dosyasını detaylı bir şekilde inceleyecek. İncelemelerin ardından mahkemenin önünde iki seçenek bulunuyor. a- Dosya üzerinden karar vermek Mahkemenin önündeki birinci seçenek yeniden yargılama sürecini dosya üzerinden yapmak. Mahkeme, dava dosyasını incelemesinin ardından Aziz Yıldırım ile birlikte 5 sanığın taleplerinin bulunduğu dosya hakkında yine dosyanın içeriğini inceleyerek duruşma açmadan karar verir. Bu kapsamda Trabzonspor da mahkemeye itirazlarını içeren taleplerini sunabilir. Mahkeme vardığı kararı taraflara bildirirek dosyayı kapatır. b- Yeniden duruşma yaparak karar vermek Eğer mahkeme duruşma yapmaya karar verirse önce duruşmanın ne zaman yapılacağını belirleyecek. Böyle bir karar alınırsa, adli tatil sonrası yani en erken Eylül ayında dava yeniden başlayabilecek. Bu karar, taraflara tebliğ edilerek duruşmalara gelmeleri istenecek. Sanıklar dinlenecek, sanıkların talepleri (tanık dinleme vs.) yerine getirilecek. Trabzonspor’un talepleri alınacak. Duruşma savcısı sanıkların lehine ve aleyhine delilleri toplayacak. Savunmaların ve tanıkların dinlenmesinin ardından ceza veya beraat istenilecek. Savcının görüşünü vermesinin ardından sanıklara son sözleri sorulacak. Son sözlerinin ardından mahkeme kararını açıklayacak. 4- Yeniden duruşma yapılma kararı davanın en baştan başlaması anlamına mı gelir? Hayır. Duruşma yapılma kararı, davanın sıfırdan başlayacağı anlamına gelmez. Yerel mahkeme Yargıtay'ın onadığı bir kararı tamamen ortadan kaldıramaz, değiştiremez. CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) 311/1-e maddesine göre, yeni bir delil veya olgu ortaya çıktıysa ve bu sanığın cezasının indirimine neden olabilecek bir sonuç doğuruyorsa bunu değerlendirebilir. Sadece yeniden yargılamaya esas alınan husus yargılamanın konusu yapılır. 5- Aziz Yıldırım'ın Anayaya Mahkemesi'ne de yapmış olduğu hak ihlali kaynaklı bireysel başvurusunun bu sürece etkisi olabilir mi? 14- Ağır Ceza Mahkemesi'nin yapılan itirazları incelemesi süresi içerisinde (3 haftayı bulması bekleniyor) Anayasa Mahkemesi'nden konuyla ilgili karar çıkması bu konuda verilecek kararı etkileyebilir. Zira Anayasa Mahkemesi, 'burada hak ihlali yok, deliller hukuka uygun' kararı vermesi halinde, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla çelişecektir. Anayasa Mahkemesi de 13. Ağır Ceza Mahkemesi gibi bir sonuca ulaşırsa, davanın yeniden görülmesi önünde hiç bir engel kalmayacaktır. 6- Mahkeme eski kararı tekralayabilir mi? “Yeniden yargılamanın yapılması sonunda, sanıklar beraat ederse UEFA'ya konunun taşınması mümkün. Bu karar, bir beraat kararı anlamına gelmediğinden şu an için UEFA sürecine etkisi bulunmuyor. ” Evet. Mahkeme Aziz Yıldırım ve diğer sanıklar hakkında daha önce 'İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar doğrudur' diyerek bu kararın aynısını verebilir. 7- Mahkeme başka bir karar verebilir mi? Bu sorunun da cevabı da evet. Mahkeme, sanıkların suçsuz olduğuna kanaat getirerek beraat kararı da verebilir. Mahkeme ne beraat ne de eski kararın aynısını vermek zorunda değil. Yeniden yargılama sonucu heyet, yeni ve farklı cezalar verebilir. 8- Aziz Yıldırım'ın cezaevine tekrar girme ihtimali var mı? Yasalara göre bu ihtimal her zaman var. Ancak infazın durdurulma kararını (bir üye hakim tutuklansın demesine rağmen) veren mahkemenin, Yıldırım hakkında yargılama sürecinde tutuklama vermesi düşük bir ihtimal. 9- Aziz Yıldırım ve diğer sanıkların durumu ne zaman netlik kazanacak? Aziz Yıldırım ve diğer sanıkların durumu yargılamanın sonucunda netleşecek. Beraat kararı verilirse, Yıldırım ve diğer sanıklar haklarındaki iddialardan aklanmış olacak. Ancak mahkemenin eski kararın aynısını vermesi halinde Aziz Yıldırım yeniden cezaevine girecek. Mahkeme, daha az ceza vermesi halinde de Yıldırım’ın daha önceki yatttığı süre (bir yıl) değerlendirilecek. Yıldırım’ın yeni aldığı ceza, infaz kanuna göre yattığı süreyi karşılıyorsa cezaevine girmeyecek, karşılamıyorsa belli bir süre daha cezaevinde yatmak zorunda kalacak. Mahkeme Yıldırım’a ceza vermesi halinde tutuklama için Yargıtay’ın da kararını bekleyebilir. 10- Yeni verilecek karar da Yargıtay’a gidecek mi? Mahkeme öncelikle dava sonunda açıklayacağı kararın gerekçelerini yazacak. Gerekçeli karar taraflara tebliğ edilecek. Tarafların görüşlerinin alınmasının ardından karar Yargıtay’a gönderilecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görüşünün alınmasının ardından dosya, Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderilecek. Davanın son sözünü Yargıtay söyleyecek. 11- UEFA ve CAS sürecine yeniden yargılama kararı nasıl yansıyabilir? Yeniden yargılamanın yapılması sonunda, sanıklar beraat ederse UEFA'ya konunun taşınması mümkün. Bu karar, bir beraat kararı anlamına gelmediğinden şu an için UEFA sürecine etkisi bulunmuyor. Beraat kararı çıkması durumunda da UEFA, 'bu karar beni bağlamaz' şeklinde görüş bildirebilir. Çünkü UEFA disiplin talimatında, devlet mahkemelerinin yargılamalarını dikkate alsa dahi, bunların sonuçlarının kendisi açısından bağlayıcılığının bulunmadığına dair hüküm bulunmakta. UEFA'nın kararı değişmeden, Uluslararası Tahkim Mahkemesi CAS'a konu taşınamaz. Fenerbahçe, İsviçre Federal Mahkemesi'ne yaptığı başvuru ile ilgili sonucu Temmuz başında bekliyor. UEFA da şike süreci kapsamında gelen itirazlarla ilgili 17 Temmuz'da bir değerlendirme toplantısı yapacağını açıklamıştı. Yeniden yargılama kararını, Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım'ın uluslararası kamouyunda iddia etmiş olduğu haklılık konusunda bir dayanak olarak kullanma imkanına kavuşuyor. FENERBAHÇE'DEN ŞAMPİYONLAR LİGİ ATAĞI Fenerbahçe, UEFA'nın 'men' cezasına itiraz için İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvurmuş, “Yürütmeyi durdur” demişti. Şimdi eli daha da güçlendi. Hedef kararı yetiştirmek, bu sezon Şampiyonlar Ligi'ne gitmek. Mahkemenin kararı, Fenerbahçe’nin elini UEFA ve İsviçre Federal Mahkemesi’nde de çok güçlendirecek. Federal Mahkeme’deki UEFA kararlarına itiraz dosyasına yeniden yargılama ile ilgili sıcak gelişmeler de eklenecek. “Bu mahkemenin sonu beklenmeli” başvurusu yapılacak ve somut istekler aktarılacak. Sarı- Lacivertliler 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını masaya koyup UEFA’nın verdiği ve bu sezonu da kapsayan ‘Avrupa’dan men’ cezasında yürütmeyi durdurmaya çalışacak. Yani şampiyon bitirdiği geçtiğimiz sezon doğrultusunda Şampiyonlar Ligi yolunu açmak için mücadele edecek. REKOR TAZMİNAT İSTENECEK Fenerbahçe, yeniden yargılama sürecinden istediği sonucu alırsa o zaman yeni bir süreç daha başlayacak. Sarı-Lacivertli yöneticilerin, “Bize zaman verin, bu dava yeniden görülecek” ifadelerine kayıtsız kalan ve başından bu yana ‘polis fezlekesi’ ile kararlar veren UEFA’ya tarihi bir tazminat davası açılacak.Al Jazeera | sondakika.com
Osmanlı İmparatorluğu En Geniş Haliyle Hala Ayakta Olsaydı, Dünya Kupasına Hangi Kadro ile Katılırdı?
etiket
Malum bu aralar spor programlarında 'Yugoslavya dağılmasaydı şöyle güzel bir takım olurdu', 'Sovyetler dağılmasaydı böyle güçlü bir takım olurdu' muhabbetleri pek bir revaçta. Onu bunu geçtik de Osmanlı İmparatorluğu, o en büyük topraklarıyla ve doğal sınırlarına ulaşmış haliyle bugün ayakta olsaydı ne olurdu, onu hiç düşündünüz mü? Biz düşündük ve geniş bir kadro yarattık. Ve bu kadro emin olun Dünya Kupası'nın en büyük favorilerinden biri olurdu. Takımın yaş ortalaması: 26.5 Değeri ise: 361 Miyon Euro Not: Hırvatistan, Fas ve Ukrayna'yı; Osmanlı buraları tam olarak fethedemediği için listeye almadım. İşte o kadro: 
Reklam
Çebi'den Bomba Açıklamalar
Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, TRT Spor'da katıldığı Birebir programında gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu.Transfer politikasından başkan adaylığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yapan Çebi, geçmiş yönetimle ilgili de önemli konulara değindi.Serdal Adalı ile yaşadığı sıkıntıların yanlış anlaşıldığını belirten Çebi, Yıldırım Demirören’in kulübe başkan olduğu dönemde verdiği 100 milyon euro’yu bağışlayıp bağışlamayacağını açıklaması gerektiğini söyledi. İşte Ahmet Nur Çebi’nin çarpıcı sözleri; “Galata’da ve Kartalspor’da yöneticilik yaptım ama Beşiktaş’ta yöneticilik yapmak kadar zor değildi. Sırtıma ağır yük almak alışkanlığımdır. Bırakıp gitmek benim lugatımda yoktur. Ama çok yoruldum. Geldiğimizden bu yana geçirdiğimiz zor zamanlar ortada. Mali anlamda tam 140 dosyayla uğraştık. Geldiğimiz zaman ertesi gün ödenmesi gereken borçlarla karşılaştık. Elimizi cebimize de attık. Beşiktaş’la para ilişkim bende saklıdır. Verdiklerimiz oldu geri kalanları taksitlendirdik. Alacaklı olanlarla anlaşma yoluna gittik. Güleryüz gözterdik biz buradayız dedik. Alacaklıyı kırmayınca bize yardımcı oldular.” “BORÇLAR KONTROL EDİLEBİLİR HALDE” “Şu anda borçlar daha kontrol edilebilir hale geldi. Kaynaklarımızı daha rahat bulabiliyoruz. Günü gelince borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Bu bir yoldur zaten her ticaret adamı bu yola başvurur.” “Stadın ihale komisyonu başkanlığını yapıyorum. Basket AŞ’nin başkanlığını yapıyorum. İcra Kurulu Başkanlığı yapıyorum. NErde yangın var oraya koşuyorum. Onlar beni çağırdıkları zaman koşuyorum. Stadı en iyi biçimde yapmak isteğimiz var. Başkan estetiğe önem veriyor. Çatı çelik halatlarla gerilecek bir çatı. Zor bir yapımı var. Ocak sonu Şubat başına kadar imalatının süreceği bilgileri var. Başkan ve ben firmayla iletişim içerisindeyiz. Bakalım neler olacak. Aralık olur ama bir şekilde bitecek. Çatı yapıldıktan sonra zemini yapma süresi var. Önümüzdeki sezon yeni statta oynayamama ihtimalimiz var. Ama pes etmeyeceğiz çaşlışacağız.” “UÇAĞIN BURNUNU HAVAYA KALDIRDIK” “2-3 yıl içerisinde şampiyon oluruz derken bu seneyi de içine kattım. Sürekliliği arzu eden bir yapım var ve bu ifadeyi kullanırken bu durumu kastettim. Başarıda süreklilik önemlidir.” “Beşiktaş’ın forması assan 3. olur diyen eski yöneticiye cevabım onların yıldızlarla doldurduğu sezon ligi 4. bitirdik. Bunu unutmasınlar. Ben taraftardan daha çok başarıyı istiyorum. Geldiğimizde arabayı şarampolde gider halde aldık. Şimdi araba bazen yavaşlıyor bazen hızlanıyor. Şİmdi uçağın burnunu havaya kaldırdık. Yavaş yavaş havalanacağız.” “GELDİĞİMİZ GÜNDEN BU YANA” “Beni tek rahatlatan ve bunaldığımda enerji veren topluluk Beşiktaş taraftarı oldu. Geldiğimiz günden bu yana koşan bi insan oldum. Biri benden yardım isteyince hemen koşuyorum. ” “Önümüzdeki hafta yönetim kurulumuzla çalışmamız var. Seneye nerede ne şekilde oynayacağımıza, kombineleri nasıl ve ne fiyata satacağımızı, yeni statta kombine fiyatları gibi konuları açıklığa kavuşturacağız.” “Transfer komitemizin görevleri var. Ben pek karışmadım transfere. Bu güne kadar Tolga transferi hariç hiçbir transfere katılmadım. Tolga’da hatır gönül olayı vardı. Şu anda transferin bi yerinde yokum. Bana yönetim transferle ilgili görevler verirse uğraşırım ama görüş biildirmem. Ne isterlerse gider yaparım. Pazarlıklarda ben devreye girerim arada. Kontolsüz harcamalardan hoşlanmam. Beşiktaş’ta geçen sene kadroyu fazla şişirdik. Kendi özeleştirimizi yapalım. Keşke 13 adam yerine 4-5 futbolcuyu alabilseydik. Bunları görebilmek de şans.”' “OLCAN İÇİN BAŞKANI ARADIM…” “Ben İbrahim Hacıosmanoğlu’nu aradım, başkan Olcan’ı satmayacağını söyledi. Bunun üzerine benim talepte bulunmam yakışık almaz. Böyle bir şey olursa önceliği önceik hakkınız her zaman bizde var dedi sayın başkan. satacak mı satmayacak mı bilmiyorum. Sattığında bize döner mi bilmiyorum söz verildi.” “Çok daha iyi şartlar olması halinde Gökhan Beşiktaşlı olabilir. Ama kulübünün böyle bir niyeti yok. Satmaya niyeti var. Gökhan burada geçen sene başarılı oldu ve kulüp bunu değerlendirmek isteyecektir” “GELİN ATA BİNMİŞ, YA NASİP DEMİŞ” “Ezeli rakiplere gitse üzülürüm ama o çocuğumuz da profesyonel bir futbolcu. Gelin ata binmiş, ya nasip demiş. Biraz beklemek lazım.” “Diego’yu öğrendiğimi sonradan öğrendim. Bu da bir politikadır. Biz de popülist davranabiliriz imza atabiliriz.” “Quaresma’nın 7 buçuk milyonluk bonservisini hala biz ödüyoruz. Ferrari’nin parasını hala biz ödüyoruz. Her ay 2-3 milyon euro geçmişten borç ödüyoruz.” “FERNANDES’İ BİLİC YOLLAMADI” “Bu sezonun başında bu tarihlerde Fernandes’i almak için bir Rus takımı talip oldu. Önder Özen bey başkana, Bilic’in Fernandes’in bırakılması taraftarı olmadığını söyledi. Buna ihityacımız var dendi. Eksik kalırız dendi. Başkan da teknik kadrosunun talebi doğrultusunda satılmayacağını söyledi.” “Ben pişmanlık duyuyorum keşke başkana baskı yapabilseydim. Belki ikna edebilirdim. Çok iyi değiller ama seneye çok iyi olacaklarını tahmin ediyorum Bilic’in enterasan bir Galatasaray ve Fenerbahçe’nin sadece derbilerde kaybedeceğini söylemiş. Ama onların Anadolu’da maç kaybettiğini görünce şaşkınlığını gizleyememiş. Bilic şimdi ligi tanıdı. Seneye daha iyi olacak. Arkalarında durmazsak başarı gelmez.” RONALDINHO GERÇEKLERİ “İçinde bulunduğum toplantılarda 3 yabancı 2 de yerli alarak kadromuzu güçlendireceğimiz konuşuldu. 4 yabancı 1 yerli de olabilir. Bilic ve Fikret Orman bu konuda temas halindeler. 11 milyon euro ile yola çıktık. 3-5 milyon euro daha yukarı çıkmak zorunda kalabiliriz. Umarım iyi oyuncular transfer edilir de pişman olmayız.” “Ronaldinho konusunu kapatmak istiyorum beni çok yıpratıyor. Benim başarısızlığımmış gibi yansıtılıyor. Kendisi bizde top oynamak istediğini söyledi. Biz de görüşelim dedik. İnanamazsınız yıllık 9 milyon euro ile geldiler. Ben 3 milyon euro civarı olabileceğini söyledim. Buna rağmen görüşmek istediklerini söylediler. Daha sonra bu sezonla ilgili geldiklerinde 5 buçuk milyon euro dediler biz de 4 buçuk milyon euro dedik. 2 buçuk milyonu sponsor tarafından karşılanacaktı. Biz bu teklifi yapınca cevap vermediler. Brezilya Milli Takımı hocasının ordaki takımda kalması için biraz torpil yaptığını söylediler özür dilediler. Basının inanılmaz derecede üzerimize çok geldiler.” DEMBA BA, ETO’O, DANY… “Dany’de bizim çalışanlarımız hata yaptı, biz de üzerimize almak zorundayız. Dany hiçbir şekilde Beşiktaş’a alınmamalıydı.” “Demba Ba’yı gazetelerde okuyorum. Eto’o'yu da gazetede okudum. Gazetede okuduğum geçmediği anlamına gelmez. ” “Serdal Adalı ile hiçbir sorunum yok. Serdal Adalı ile polemiğe girmek istemiyorum. Belki ona yardımcı olacağımız çalışmalar olacaktır. Bu ifadeleri sonradan öğrendim. Yıldız futbolcuların neden oynatılamadığı konusunda bir ifadede bulunmak istedim. Yanlış anlaşıldı. Bir yönetici ile bir futbolcunun arası profesyonel ilişkiden başka bir şey olamaz. Kontratta yazılı olan parayı ödemezsen futbolcunun seninle ilişkisi profesyonel. Hatır yok. Yöneticiler futbolcularla geziyorlar. Dışarıda disiplinli olan topçu buraya gelince 3-5 ay sonra top oynamıyorlar. Yönetici ile futbolcu arasında profesyonel bir ilişki olmak zorunda. Benim söylediğime karşılık verilecek cevaplar bunlar değil. O yanlış anladığı için üzüldüm. 4 buçuk milyon euro’ya 5 dakika top oynamış adam getirmedim ben.” “DEMİRÖREN ARTIK AÇIKLAMALI” “3-4 sene önce muhalefet yapan adamlara başkanlık koltuğu altın tepside sunuldu. Şimdi müsaade edin destek olun bize. Şimdi düzlüğe çıkınca mı böyle oldu. Her Beşiktaşlı Beşiktaş’a başkan olmak ister. Ben bunu dediğimden beri yapılan saldırıların haddi hesabı yok. ” “Bizi ona layık görmeyenler var. Ben kendimi layık görüyorum. Gerekiyorsa gerektiğinde başkan adayı da olurum. Seçilirim veya seçilmem.” “Yıldırım Demirören’in ailesi yıllardır Beşiktaş’a katkıda bulundu. Herkes sadece Yıldırım Demirören suçluymuş gibi ifadelerde bulunuyor. Yıldırım bey yalnız değildi. Yöneticiler de vardı. Varsa bir sıkıntı herkesin ismi zikredilmeli. Burada bir kusur var. 100 milyon TL’yi kulübe ödemiş bir Beşiktaş eski başkanından bahsediyoruz. Onun bağışı gündeme geliyor. Ben kesinlikle Yıldırım bey bağış yapmalı demem. Bence Yıldırım bey bu bağışı yapıp yapmayacağını açıklaması gerek. Bağışlarsa kulüp kendi imkanları düzeldiğinde bu parayı ödemekle mükelleftir.” “E-BİLET OLAYINA TARAFTARIM…” “Hep paralı yöneticiler dönemi ne kadar devam edecek bu futbol dünyasında. Bunların faturasını hep bu kulüpler mi yönetecek? Ben sabahın 9′unda gelip çalışıyorum. Ben paramla anılmak istemiyorum. Parası olmayan ama vizyonu olan kongre üyelerini buradan uzak tutuyorsunuz.” “E-Bilet olayına benim taraftarım sıcak bakmıyor. Ama onlar olmadan Beşiktaş hiçbir şey olmuyor. Bu yasalara karşı bir direnç gösteremeyiz.” “Bilet işiyle ilgili yasayı okuduğunuz zaman her kişinin PassoLig almak zorunda. Onlar gibi düşünebiliriz ama davranamayız. Onlardan rica ediyorum. Önümüzdeki günlerde yeni statla ilgili kombine bilet satışına çıkacağız. Lütfen gelsinler. Bu stat sizin. Lütfen gelsinler Beşiktaş’ın stadının yapımı için kombinelerini alsınlar. Taraftarımız bizden uzak kaldı. Seneye Olimpiyat’ta oynayabiliriz. Bir yıl sonra bittiği zaman geçerli olmak üzere yeni yapılan stadın kombinelerini satacağız. ” “Biz artık kimsenin kapısını çalmayız. Ben yönetici olarak kapılarını çalmam. Acı çekeceğiz. Yeni yuvamızı bekleyeceğiz. Acı ama gerçek. Kasımpaşa Stadı olma ihtimalini sıfır görüyorum. Gereken saygınlığı bazı yöneticilerden görmedik. ”AMK Spor
Dünyanın En İyi Takımları Açıklandı
''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mayıs ayı değerlendirmesinde Trabzonspor, 31'inci sırada yer aldı.Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun (IFFHS) ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mayıs ayı değerlendirmesinde Trabzonspor, 31'inci sırada yer aldı. IFFHS'nin, kulüplerin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı değerlendirmede, 1 Haziran 2013 ile 31 Mayıs 2014 tarihlerini kapsayan rapor açıklandı. Değerlendirmede, en üst sırada yer alan Türk takımı ise yine Trabzonspor oldu. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde oynadığı maçlarla puanını yükselten bordo-mavililer, mayıs ayı raporunda 184,5 puanla önceki aya oranla bir kademe düşerek 31'inci oldu. Ligi ikinci sırada kapatan Galatasaray, 146 puanla 93'üncülükten 73'üncü sıraya kadar yükselirken, bu sezon Avrupa'da mücadele edemeyen Spor Toto Süper Lig şampiyonu Fenerbahçe ise 94,5 puanla 180'inci sırada yer aldı. Beşiktaş ise ilk 200 takım içine giremedi. Bayern Münih'in liderliği tehlikede IFFHS'nin ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' değerlendirmesinde Alman ekibi Bayern Münih 336 puanla zirvedeki yerini korusa da UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götüren Real Madrid, 333 puanla zirvedeki rakibine çok yaklaştı. Şampiyonlar Ligi'nde finalde kaybeden Arda Turan'ın formasını giydiği Atletico Madrid ise 299 puanla üçüncü sıradaki yerini korudu. UEFA Avrupa Ligi'ni müzesine götüren Sevilla ise 256 puanla 7. sırada yer bulurken, finaldeki rakibi Benfica 241,5 puanla 10. oldu.Muhabir: Doğa Kırmızıoğlu | AA
Semih Şentürk'ten İtiraf: "3 Temmuz'da..."
12 sezon formasını giydiği F.Bahçe ile yollarını devre arasında ayıran Semih Şentürk, önemli açıklamalarda bulundu.DİLE kolay F.Bahçe formasıyla geçen tam 12 sezon... 205 lig maçı, 56 gol, 1 gol krallığı, 5 şampiyonluk, 2 Türkiye Kupası, 2 TFF Süper Kupa şampiyonluğu... 16 yaşında altyapısına girdiği F.Bahçe'de geçen 15 yılda hem takımla hem de bireysel olarak birçok başarıya ulaştıktan sonra 31 yaşında sarı-lacivertli formaya veda etti Semih. Sezon başı kadro dışı bırakıldı, devre arasında ise Antalyaspor'un yolunu tuttu. Bu sürede hakkında çok şey söylendi, yazıldı. Sonradan oyuna girdikten sonra attığı goller nedeniyle 'Nöbetçi Golcü' lakabı takılan Semih, F.Bahçe'deki nöbetinin nasıl sona erdiğini, 3 Temmuz sürecinde, son sezonunda yaşadıklarını ve sarı-lacivertli renklere nasıl veda ettiğini tüm içtenliği ile VATAN'a anlattı: Alex de sen de uzun yıllar hizmet ettiniz F.Bahçe’ye, ancak gitme şekliniz veda gibi değildi? Gitmek için aceleci mi davrandın? Serdar Kesimal affedildi ama sen gitmeyi tercih ettin. “6 ay zor günler geçirdim. Tek başıma kaldım. Sezon sonuna kadar kalabilirdim ama kariyerime yakışmazdı. Gönderiliş şeklime kırıldım. Sözleşmemi tamamlayabilirdim belki ama bazen forma şansını az buldum kimi zaman da 3 Temmuz sürecinde yaşadıklarım bana ağır geldi.” ‘BU HALDE BIENVENU'YÜ NASIL KESEYİM?’ Kusura bakma ama Bienvenu’yü kesemedin derim ben de... “NASIL mı kesemedim, nasıl keseyim? 3 Temmuz sonrası adım çıkmış. Sabah 7’lere kadar evin camından 'Ha şimdi polis gelip beni alacak' diye bakıyorum. Yok 1. yok 2. dalga. Hele bir gece sitenin güvenlik aracı geçiyor ben de çöp atmak için dışarı çıktım. Polis geldi zannettim. Bir an neye uğradığımı şaşırdım. Bu normal mi? ARDINDAN çocuğum Ada dünyaya geldi. Bir taraftan kendi stresim diğer yanda uykusuz geceler. İdmana gidiyorum ayakta duracak halim yok. Eve dönüyorum aynı şeyler devam ediyor. Sabahlara kadar bahçede oturup beni ne zaman almaya gelecekler diye bekledim. 'Semih üflesen düşecek haldeydi' diyorlardı. Normaldir. Yaşadıklarımdan dolayı kendim bile söylüyorum işte ayakta zor duruyordum. 3 Temmuz süreci beni çok fazla etkiledi. İsmimin geçmesini hiç sindiremedim. 2010-2011 sezonunda sahada nasıl zorlanarak kazandığımızı ve anlımızın terini daha nasıl izah edeyim. Bu iftiraları hiç yakıştıramadım.” ‘Başkanla bizzat görüşmeliydim’ Takımdan ayrı kalıp başladığın yere altyapıya döndün. Ne hissettin, zor oldu mu? “ZOR olmaz mı? 30 gün boyunca çift idman yaptım. A takım nasıl çalışıyorsa ben de aynı şekilde çalıştım. Neden böyle olduğuna gelince; haziranın ilk haftası menajerimi Hasan Çetinkaya aramış. (Bu arada ben de menajerimle kavgalıyım) Diyor ki, başkan, Semih’le alakalı kendisini kulübe çağırıyor. Menajerim de ‘Ben konuşmuyorum ama kendisine iletirim’ diyerek bu mesajı bana ulaştırdı. Öyle veya böyle başkan çağırıyorsa gidip kendim görüşmeliydim. Menajerim olmadığı için yetki verdiğim kişi gitti. Kalemimi çoktan kırmışlardı ama gidip yüz yüze görüşmeliydim. Belki ikna ederdim. ‘2 senedir verimli olamıyor. Haftanın 2 günü idmana çıkmıyormuşum' demiş başkan. Aykut hocanın raporunda böyle yazılıymış. 'Şampiyon kadro kuracağım için gitsin kolaylık sağlayacağım’ da demiş. MANİSA maçı öncesi Aykut hocamla tartışmıştım. Antep maçında sakattım. Devre arası oyundan çıktım. Bana ‘Manisa’ya seni götüreceğim’ dedi. Belim ağrıyordu, MR sonuçlarım vardı. Doktor da şahit. 'İsterseniz geleyim ama benden yararlanamazsınız' dedim. Gitmedim. Sonra odasına gittim 'İstemiyoruz seni' dedi. Zaten 3-4 ay kadroya giremedim.” ‘Söyle Aykut, Alex nerede?’ diye bağırdığım yalan’ KLİŞE?olacak ama 'her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır' sözü Semih'in zarif eşi Pınar Hanım'a tam olarak uyuyor. Öyle ki eşinin gol atacağını rüyasında görmesiyle biliniyor. “Söyle Aykut, Alex nerede?” tezahüratına tribünde eşlik ettiği iddia edildi. Semih’in gidişinde bunun etken olduğu ileri sürüldü. Biz de kritik soruyu Pınar Şentürk'e sorduk. İşte yanıtı: 'VARSA detay, görüntü çıkarsınlar. Ben, orada kocama bağırırım, Alex’e niye bağırayım. Hem deli gibi Fenerliyimdir. Maç bitimine 5-10 dakika kala da stattan ayrıldım. Bu söylentiler nereden çıktı derseniz kadınların maç izlediği yerde söylenti olmaz mı? Sözde yakınımda oturan biri, yöneticilere durumu anlatmış. Bir kere yıllardır sarışındım ve o gün esmerdim. Beni kim tanımış da yememiş içmemiş gidip dedikodumu yapmış.' ‘Alex bile daha çok arıyor’ 'Takım arkadaşlarım beni aramadı' demiştin... “30’UMA kadar acı ama gerçek, lay lay lom yaşamışım. Arkadaş, dost ve takım arkadaşlarımı kendim gibi bildim. Yüzeysel yaşamışım. Kadro dışı kalınca hayatın gerçek yüzünü gördüm. 3-5 kişi hariç arayan olmadı. Çocuğum olduğunda görmeye gelmediler. Üzülmedim, kırıldım. Ama yanlış. 10 yıl oynamışız. Alex bile Brezilya’dan daha çok arıyor vallahi.” ‘Köstebek değildim ihale bana kaldı’ Çoğu kişiyle aran iyiydi camiada. Senin için takımın köstebeği diyorlardı... “FUTBOL yaşantımda en çok rahatsızlık duyduğum konu buydu. Buna burada nokta koyacağım. İspat etsinler futbolu bırakayım. 15 sene F.Bahçe’ye hizmet ettim. Ne başkanın ne yönetici ne hocaların ne de oyuncular arasındaki bir diyaloğu sizlere söyledim. Dostlarımla daha doğrusu dost bildiklerimle bir şeyler paylaşıyorum ve onlar gidip konuşmalarımı yayıyor. Şimdi arkamdan neler döndüğünü anlıyorum. Kimlerin hakkımda sürekli konuştuğunu geç de olsa öğrendim. İhale bana kaldığında kendimi anlatamadım.” ‘Bir hoşçakal bile denmedi’ Başkan Aziz Yıldırım? “BAŞKANIM beni gönderse de ben onu seviyorum. Kötü ayrılmasam da bire bir görüşüp ayrılabilirdim. Bir şey de çok zoruma gitti. Bunu da söylemek istiyorum; F.Bahçe’den çok futbolcu gelip geçiyor bana bir 'hoşçakal' yayınlaması bile yapılmadı. İnternet sitesinden bir teşekkür edebilirlerdi. Herkese yaptılar herhalde beni unuttular!” ‘Nöbetçi lakabını Doğan ağabey taktı’ Her golcü de gol atamama stresi olur ama sen yaşamıyordun... “NEDEN olmadı, çünkü sürekli oynamadım. Bana 'nöbetçi' diyorlar ya ilk 11’de 60-70 golüm var. Sonradan girdiğimde belki 30. Bu arada bu lakabı bana takan da şu anda aramızda olan Doğan Çil’dir. Ve o lakabı takan ağabeyimin ben ellerinden öpüyorum. (gülüyor). Çok anım var nöbetçiyle ilgili. Oynayıp gol atamadığımda takım arkadaşlarım 'Sen 11 başlama, oyuna sonradan gir' diyorlardı.” ‘Yeni Semih, Webo’ F.Bahçe’nin forvetleri nasıl? “HEPSİ kaliteli ve birbirinden farklı. Sow bitirici, Emenike kuvvetli, Kuyt çok yetenekli olmasa da akıllı. Webo’nun da Semih Şentürk’e bürünmesi golcüleri tamamladı. Bu arada Webo’nun çok önemli golleri de var.” ‘Trabzon’da Burak oldu’ Burak’ın çıkışı için yorumun ne? “BURAK Yılmaz son 2-3 seneye damga?vurdu Burak’ın oyun zekası var. Burak’ı Burak yapan Trabzonspor’dur. Her golcü ve forvet oynadıkça açılır. Kendine özgüven de gelir, gollerinin devamı da.” ‘Fatih hoca beni G.Saray’a istedi ama...’ Hep duyarız Fatih hoca seni istedi diye? “FATİH hocayla kısa dönem çalıştım ama bana çok şey kattı. F.Bahçe’yle sözleşmem bittiğinde beni G.Saray’a istemişti. Ama F.Bahçe’den G.Saray’a gitmek zor. Aynı şekilde tam tersi de. Onunla çalışmaktan keyif alıyorum. İnşallah iyi ve kuvvetli olduğumda gollerimi attığımda beni yeniden milli takıma çağırır.” Keşke diyorsun ama daha biten bir şey yok“Allah’a şükür daha 4-5 senem var. Allah sağlık sıhhat verirse...” ‘Euro 2008 sonu gitmeliydim’ Selçuk da yedek kaldı ama görev verildiğinde elinden geleni yaptı. Sen de yaptın ama kendini neden ön plana çıkaramadın? “KENDİMİ?hep geri planda tuttum. İyi oynadığım, popüler olduğumda bile arka planda kaldım. Toplantılarda konuşmadım. Kaptanlık bandını almamam da olay oldu. Keşke bunları yapmasaydım. Birinin bir şeyine kızdım kaptanlığı istemedim. Nabza göre şerbet veremedim. BİR de ne kadar yapmayın desem de menajerimin, kulübü TFF’ye şikayet etmesi hoş olmadı. Euro 2008 sonrası gitmeliydim. A.Madrid, Ajax, Fiorentina beni istiyordu. O dönem bonservis ücretim vardı. İmzalamasam giderdim.”‘2010-11’de adeta ölüyorduk’ “BİZ?alnımızın teriyle mücadele ettik. Kazandığımız şampiyonluk da anamızın ak sütü kadar helaldir. İlk kez bir anımı paylaşacağım; Buca’da maç 3-1... Dakika 70 veya 75, santrada bir skorboarda bir Alex’e bakıyorum, diyorum ki 'Baba döner mi?', Alex 'Çok zor baba' diyor. 3-2 oldu yine sordum Alex 'Zor' dedi. 3-3 oldu, Alex’e yine döndüm, 'Dönecek galiba' dedi. Antep maçı 90+4. G.Saray maçı girdim golü attım sonra Alex’in kafası. Ölüyorduk ya. Sivas maçı 4-3. Son 10 dakika geçmek bilmedi. F.Bahçe’yi ele geçirme operasyonuydu 3 Temmuz.” (sampiy10.com)
Reklam
Aysal Müjdeyi Verdi!
Galatasaray taraftarının merakla beklediği transfer müjdesini Başkan Ünal Aysal verdi: 1 ya da 2 süperstarı kadromuza katacağız. Her sezon yaptığı flaş transferlerle dikkat çeken Sarı-Kırmızılılar’ın patronu, hem yerli hem de yabancı transferinde izledikleri yol haritasını FANATİK’e açıkladı, net ifadeler kullandı. Elde var 11 “Malum bir yabancı kontenjanı söz konusu. O nedenle de birçok kulüp gibi bizim de önceliğimiz yabancı kısıtlamasından dolayı kadromuzdaki futbolculara bir formül bulmak. 8 oyuncuya göre bir planlama yapacağımıza göre mevcut ve kullanamadığımız isimleri ya kiralık ya da bonservisiyle takımdan gönderdikten sonra transferde asıl iş başlayacak. Bu bahsettiğimiz etabı geçer, yer açabilirsek 1 ya da 2 süperstar sınıfından futbolcuyu kadromuza dahil edeceğiz. Çünkü hedefimiz sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da büyük başarılar olduğu için üst seviyede ve takımımızı yükseltecek oyunculara ihtiyacımız var...” ‘Evet, Gomis listede’ “Gomis bizim istediğimiz oyunculardan biriydi. Biriydi diyorum çünkü Trabzonspor da ilgilenmeye başlayınca o futbolcuyla olan ilişkimizi kestik. Bu durumu Trabzonsporlu yöneticilere de aktardık ve “Siz Gomis ile görüşmelerinizi kesene, bunu açıklayana kadar Gomis ile hiçbir şekilde iletişim kurmayacağız” dedik. Tekrar tekrar söylüyorum, bu sözümü sonuna kadar tutacağım. Fair-play konusuna büyük önem veriyoruz. Şu an için bir girişimimiz yok.” Mevlüt-Olcan mesajları “Enerjimizi yerli ve kaliteli oyuncuları almaya harcayacağız. Birçok kulüple görüşmelerimiz sürüyor. Bu noktada çok hassasız. Kulübüyle anlaşmadan oyuncu almayacağız. Hiçbir kulüple bir futbolcu için aramızı bozmak İstemiyoruz. Galatasaray her zaman fair-play düşüncesi içinde hareket edecektir, çünkü bizim için dostluk çok kıymetlidir.” Radyospor 
"Trabzonspor Bize Şike Teklif Etti"
Sivasspor Kulübü'nün bugun gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu'nda Mecnun Otyakmaz yeniden başkanlığa seçildi. Genel Kurul'a seçimden çok Başkan Otyakmaz'ın söyledikleri damga vurdu. Sivasspor Başkanı Mecnun Otyakmaz'ın Genel Kurul'da şöyledikleri şöyle: 19.05.2011 perşembe günü Mehmet Yıldız geldi. 'Başkanım özel görüşebilir miyiz?' dedi. 'Başkanım ben takım kaptanıyım ve bunu söylemek zorundayım Ama bana, bunu nerden duydun diye sorma. Benden isim isteme' dedi. 'Trabzon'dan birilerinin bazı arkadaşlara geldiklerini ve kendilerini şampiyon yapacak skoru elde ettikleri takdirde 1 milyon dolar teşvik primi vermeyi vaad ettiklerini, kendilerinin ise böyle bir işe girişemeyeceklerini çıkıp onuralrı için ellerinden gelenleri yapacaklarını, bunu söylenmemiş olarak farz edeceklerini söyleyerek konuyu kapattıklarını bana iletti. Ben de gerekli cevapları verdikleri için fazla üzerine gitmedim ama yine de Trabzonlu dostum zeki mazlumu aradım. Bunların hepsi dosyada mevcut, tapelerde mevcut bende de mevcut. Savcılık sorunca bildiklerimi anlattım ama çıktıktan sonra Erdal Sarılar bana o şahsı Abdurrahman Dereli'nin yanında gördüğü o kişinin eski Trabzonsporlu Semavi olabileceğini söyledi. Daha sonra Sivasspor - Orduspor maçında o dönem Orduspor'da oynayan Dereli'ye sordum o da Semavi'nin kendilerine bir milyon dolar teşvik teklif ettiğini Trabzonspor yöneticisi Recep Denizer tarafından gönderildiğini söyledi. bu konu aramızda kalacaktı ama yaşanan olaylar beni bunları açıklamak zorunda kaldı.' 3Puan
Reklam
Reklam
Şampiyon Fenerbahçe!
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 31. haftasında 2013-2014 sezonunun şampiyonu olmayı garantiledi. Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda sarı lacivertli takımın cezası nedeniyle kadın ve çocuk taraftarların önünde oynanan maçta Fenerbahçe, Çaykur Rizespor ile 0-0 berabere kalmasına rağmen bitime üç hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. VOLKAN NET GOLÜ ÖNLEDİ Karşılaşmanın 75. dakikasında Çaykur Rizespor gole çok yaklaştı. Savunma arkasına atılan topa hareketlenen Deniz, ceza sahasında Volkan'la karşı karşıya kaldı. Sert vuruşunda milli kaleci topu çelmeyi başardı. KUYT DA ÇIKTI Ersun Yanal, maçın 72. dakikasında sıra dışı bir değişikliğe imza attı. Genelde doksan dakika oynattığı Dirk Kuyt'ı oyundan alarak yerine Alper Potuk'u oyuna soktu. 65'TE WEBO OYUNA GİRDİ Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, 65. dakikada oyuna müdahele etti ve sarı kartı bulunan Emenike'yi kenara alarak yerine Webo'yu sahaya sürdü. EMENIKE NET FIRSATI KAÇIRDI Maçın 62. dakikasında Fenerbahçe Emmanuel Emenike ile gole çok yaklaştı. Kale sahası çizgisinin hemen önünde topla buluşan Emenike, net pozisyonda vuruşunu yaptı ancak top farklı bir şekilde dışarı gitti. RİZESPOR KALESİ ABLUKADA Fenerbahçe mücadelenin ilk 30 dakikalık bölümünde Çaykur Rizespor kalesini kuşatma altına aldı. Üst üste gol pozisyonları yakalayan Fenerbahçe'de, Raul Meireles, 30. dakikada ceza sahasında dönerek yaptığı vuruşta topu ağlara gönderemedi. DÜNYA REKORU KIRILDI Fenerbahçeli kadın ve çocuk taraftarlar 50 bin 537 kişilik tribünlerin tamamını doldurdu. Bu kadın taraftarlar açısından bir rekor oldu. Şampiy10
"Adalet Bir Gün Herkese Lazım Olur"
1907 Fenerbahçe Derneği başkanı ve Fenerbahçe eski yönetim kurulu üyesi Ali Koç çarpıcı açıklamalarda bulundu 3 Temmuz 2011’de başlayan şike soruşturması boyunca Fenerbahçe camiası kendilerine operasyon yapıldığını savundu. Hürriyet'in haberine göre, Başkan Aziz Yıldırım’ın itirazının reddedildiği ve hapis kararının alındığı sırada ise eski Asbaşkan ve 1907 Fenerbahçe Derneği Başkanı Ali Koç ‘Adalete Fener Yak’ ile hukuk mücadelesini sürdürüyordu. Fenerbahçe’nin yeniden yargılanmasını hedefleyen Ali Koç’a başkanlık dahil her soruyu sordum ama o “Önce adalet, sonra diğer konular” dedi, adalet gelene kadar mücadele edeceklerini söyledi... Neden “Adalete Fener Yak” diyorsunuz? Fenerbahçe camiası, 3 Temmuz 2011’de sözde şike operasyonu ile başlayan süreç içerisinde oldukça zor ve karanlık günlerin içerisinden geçti ve halen de geçiyor. Bu süreci günbegün yaşadım, biliyorsunuz o dönemde Fenerbahçe Yönetim Kurulu’ndaydım. Dünya spor tarihinde görülmemiş bir operasyon gerçekleştirildi; evrensel hukuk kurallarına aykırı, domino etkisi yaratan birçok sıkıntı ile karşılaştık. Biz dava başladığı günden itibaren bu davada yargılamanın hiçbir şekilde adil yapılmadığını anlatmaya çalıştık. Bu koşullar ve son dönemde yaşanan gelişmeler doğrultusunda hiçbir Fenerbahçelinin de verilen kararlara inanmadığı, adil yargılanma süreci oluşmadığı takdirde de inanmayacağı, ikna olmayacağı aşikârdır. Camiamızın tek beklentisi olan adil yargılanma hakkının verilmesi arayışı bizi ortak bir paydada buluşturdu. Fenerbahçe’ye gönül veren ve destek olan 350 bini aşkın kişinin katıldığı ‘Türkiye İçin Adalet, Fenerbahçe İçin Adalet’ yürüyüşünde Bağdat Caddesi’nde 1907 Fenerbahçe Derneği olarak ‘Adalete Fener Yak’ çağrısında bulunduk. Mart ayında Anıtkabir’e gerçekleştirdiğimiz ziyarette de dünya görüşü, tuttuğu takım ne olursa olsun hukukun, temel hak ve özgürlüklerin önemine inanan vatandaşlar bir araya geldi. Ortak çağrımız yine “Türkiye için Adalet, Fenerbahçe için Adalet” idi. Bugün görüyoruz ki, sosyal medyada bir hashtag ile başlayan çağrımız toplumsal karşılığı olan bir söyleme dönüştü ve adalet çağrımız her geçen gün daha gür bir sesle yankılanıyor. Rengi ne olursa olsun Fenerbahçenin haklılığına inanan yüzbinlerce gönüllü insan sosyal medyada çağrımızı dile getiriyor. Biz de 1907 Fenerbahçe Derneği olarak yaşadığımız dünyanın koşullarına uygun yöntemler ile erişebildiğimiz kadar kişiye erişmeye çalışıyoruz Kampanyamıza yoğun ilgi var, imza sayısı 40 günde 500 bini geçti. Fenerbahçe Spor Kulübü yönetimi başta olmak üzere, tüm branşlardaki sporcularımız da bu çağrıya kulak verdi ve imzalarını attı. İmza kampanyasına katılan herkese şükranlarımızı sunarken, teşekkürü borç biliriz. Adalet isteyen her vatandaşımızın da adil yargılanma hakkını elde edene kadar kampanyamıza sahip çıkmaya devam edeceğini yürekten diliyorum. Sosyal medya çağrıda bulunduğunuz kampanyanızın amacına ulaşma yolunda etki yarattığına inanıyor musunuz? Bu sorunuza veriler ile yanıt vermek istiyorum. Change.org küresel bir platform ve Adalete Fener Yak kampanyası bu platformda bugüne kadar dünyada gerçekleşen en yoğun katılımlı ilk 10 kampanyanın arasında, Türkiye’de ise en üst sırada yer alıyor. Yarım milyonu aşkın kişi imza attı. Ama beni asıl etkileyen şey Elazığ’dan Artvin’e Türkiye’nin her bir köşesinden, Almanya’dan San Francisco’ya dünyanın bir ucundan diğer ucuna insanların imzasını bu listede görmek. İmza atarken düşüncelerinizi de yazabildiğiniz bir alan var. Vakit buldukça mesajları okumaya gayret ediyorum. Ve her seferinde istisnasız görüyorum ki, dünyanın her bir köşesinde yaşayan ve çağrımıza destek veren herkesi ortak paydada buluşturan husus: ‘Adalet’. Ayrıca sosyal medyadaki paylaşımları derneğimiz anbean takip ediyor. Twitter’da, Facebook’ta ve daha birçok sosyal ağda yapılan paylaşımlarla 7 milyonu aşkın sosyal medya kullanıcısı ‘Adalete Fener Yak’ çağrımıza destek verdi. Kulübümüzün sosyal medya hesaplarından da aktif olarak kampanyamızın çağrısı yapılıyor. Peki, Fenerbahçe hukuka inancını yitirdi mi? Hukuk o kadar hassas ve önemli bir evrensel değer ki, her vatandaşın hukuka inanmaktan başka bir şansı yok. Hukuk, evrensel kurallarla, bağımsız kurumlarıyla ve hukukçularımızın vicdanlarıyla bir bütün olarak işler. Biz hukuka güvenmek istiyoruz, güvenmek zorundayız da. Hukukun üstünlüğünü savunuyoruz. Ancak 3 Temmuz sürecinin ve son dönemde yaşanan olayların ardından birçoğu mevcut hükümet yetkilileri tarafından da dile getirilen hukuk ihlalleri, kamuoyu vicdanında telafisi imkânsız yaralar açtı ve adalete olan güven duygusunu zedeledi. Gizlilik olmasına rağmen süreçteki tüm detayları, ifadeleri tüm kamuoyu daha soruşturma aşamasında an be an öğrendi. Gizlilik ihlallerine müsaade edildi. Spor hukuku dikkate alınsaydı, Türk sporu uluslararası kamuoyunda bu kadar zedelenmezdi. Hiçbir savunma hakkı verilmeden basın yoluyla kişiler kamuoyu önünde suçlu ilan edilmiştir. ‘O mahkemeler artık yok’ “Gelinen noktada şunu görüyoruz: O gün Fenerbahçe’yi yargılayan mahkemelerin tartışma konusu olduğu, kaldırıldığı, başka davalardaki hükümlerinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Maalesef Fenerbahçe hukukun hiçbir zemininde bugüne kadar hakkını arama şansına sahip olmadı. Bizim 3 senedir söylediklerimiz bugün Türkiye’de adalet arayan herkes tarafından dile getiriliyor. Tüm bu ihlaller sonucu inanıyoruz ki, şike iddiasıyla görülen davada yargılama yapılmadan hüküm verilmiştir. Verilen erken hüküm, Fenerbahçe’ye gönül verenleri, ülkemizi, spor ekonomisini olumsuz etkiledi; etkilemeye de devam ediyor. Hiçbir Fenerbahçeli’nin adil yargılanma dışında başka bir beklentisi yok. Biz vicdanlarda açılan yaraların ancak adil yargılanma ile kapanacağına, hukukun ancak böyle üstün geleceğine inanıyoruz. Sayın Başkanımız Aziz Yıldırım’ın her şeyi göze alarak sürdürdüğü mücadelenin de özünde bir adalet arayışından başka bir şey olmadığı da açık ve net. Adalet isteyen her Fenerbahçeli haklarını elde edene kadar kulübüne sahip çıkmaya devam edecek. İnanıyorum ki, geçmişte de olduğu gibi bu dönemden Fenerbahçe Camiası büyüyerek ve güçlenerek çıkacaktır. Bugüne kadar karşımıza çıkan zorlukların kenetlenerek üstesinden gelmeyi başaran camiamız, bugün de aynı dayanışma ruhu içinde bu haksızlıkları birlikte aşacak.” Adil yargılanmadan kastınız nedir? Af ya da şartlı salıverme olursa tavrınız ne olacak? Bu sizi tatmin edecek mi? Bu sorunuzun cevabına change.org/tr üzerinden başlattığımız Adalete Fener Yak imza kampanyası ile net bir cevap veriyoruz: -Önerimiz, suçsuz olduğunu haykıran camiamızı rencide edecek bir af veya şartlı salıverme değildir. Önerimiz, doğrunun yanlıştan, haklının haksızdan ayrılmasını sağlarken, adil yargıya olan güçlü inancın da sarsılmadan sağlanmasına yöneliktir. -Halen daha imkân varken, adil yargılanma hakkının tanınmasının adalet adına, aydınlık bir Türkiye adına gerekli olduğunu düşünüyoruz. Demokrasi, ifade özgürlüğü Yeniden yargılama halinde Fenerbahçe’nin haklılığının ispatlanacağını mı düşünüyorsunuz? Adil yargılanmak bir hak ise, evet hakkımızı arıyoruz. Ancak unutmayın ki bu çağrının altında demokrasi, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğünü içeren evrensel değerler etrafında kenetlenmemiz yatıyor. Dikkatinizi çekmek isterim, Fenerbahçe Spor Kulübü, yüz binlerin yürüyüşünde, yüksek sesle haykıran binlerce kadın-erkek, çocuk, genç, yaşlı pek çok kesimin vicdanında bir kez daha aklandı. Camiamız, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yargılanma hakkı talep ediyor. İnanıyoruz ki adil yargılanma gerçekleştiğinde çok daha farklı bir tablo ortaya çıkacaktır. Önümüzdeki süreçte Fenerbahçe yönetiminde aktif bir rol alacak mısınız? Olası bir kötü senaryoda Fenerbahçe Başkanlığı’na taraftarın da kulübün de sıcak baktığı ortak isim olarak isminiz anılıyor. Başkanlık konusundaki düşüncenizi öğrenebilir miyim? Sayın Başkanımız Aziz Yıldırım’ın ve Camiamızın her şeyi göze alarak sürdürdüğü adalet mücadelesi benim de Fenerbahçe’ye gönül veren herkesin de bugün tek önceliğidir. İstediğiniz herhangi bir Avrupa ya da dünya kulübüne üye olup, onun kombine biletini alıp, her hafta onun maçını yerinde izleyebilecek imkânlara sahipsiniz. Türkiye’deki sportmenlikten uzak ortama rağmen, bu işlerle uğraşmanızın sebebini açıkçası çok merak ediyorum. Bir insan bunca sıkıntının altına neden girer? Bu sorunun yanıtı sizce de çok basit değil mi? Ben bu ülkede yaşıyorum. Bu ülkenin bir parçasıyım. Kendini bu ülkenin geleceğine adamış, geçmişini bu ülkeden alan bir Topluluğun temsilcisiyim. Hayatımdaki ilk futbol maçını bu ülkede izledim. Fenerbahçe’nin renklerine gönül verdiğimde kaç yaşındaydım hatırlamıyorum bile. İlk tezahüratı da ‘ilk 11’i de bu sokaklarda ezberledim. Sadece futbol değil, hayatın her alanında vermeniz gereken bir mücadele var ise sahip olduğunuz değerler sizi o mücadeleye çağırır. İnandığınız doğrular ışığında yürürsünüz. Hele ki söz konusu, kayıtsız şartsız bağlı olduğunuz bir duygu ise...Bu benim değil Fenerbahçe’ye gönül vermiş milyonların duygusudur. Öyle öğrendim, öyle inandım, öyle de yaşıyorum. Sorunuzun ikinci bölümüne gelirsek, Türkiye’de futbolun ayrıştırıcı değil birleştirici olması gerektiğine inanıyorum. Bugünün koşullarında bunu gerçekleştirmek zor görünse bile imkansız değil. En başta, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyin başkasına da yapılmamasını istemek iyi bir başlangıç olur. 3 Temmuz sürecinde yönetimde iken camiamız dışında kulübümüzün ne kadar yalnız bırakıldığını, derdini anlatmak için ne kadar sıkıntı yaşadığını bizzat tecrübe ettim. Fenerbahçe’nin haklılığını anlatmak için verilmek istenen mücadelenin sadece yönetim ile olmayacağı aşikardır. Ben Fenerbahçe’nin haksızlığa uğradığına inanıyorum. İşte tam da bu nedenle, Fenerbahçe’nin renklerine olan saygım, takımımıza olan bağlılığım ile haksız bir süreçten geçtiğimize inanıyorum. Ve bu haksızlığın üstesinden ancak hep birlikte gelebiliriz. **Fenerbahçeli olmayanlar da ikna olabilir mi? Sonuçta Fenerbahçe aklanırsa, bu karar ‘sahaya yansır’ mı? Adil yargılanmanın, Fenerbahçeliler haricinde Türkiye kamuoyunun fikrinde değişim sağlayacağına inanıyor musunuz? Az önce de söylediğim gibi Fenerbahçe’yi yargılayan mahkemelerin tartışma konusu olduğu, kaldırıldığı, başka davalardaki hükümlerinin tartışıldığı bir dönemdeyiz. Unutmayın ki biz bu mahkemeler tartışmaya açılmadan, kaldırılmadan ilk günden bu yana aynı şeyleri söylüyorduk. Üç yıl önce savunup da ikna edemediğimiz görüşlerimiz, bugün pek çok kesim tarafından dile getiriliyor. Zaman bizi haklı çıkardı. 3 Temmuz sürecinin ardından birçoğu mevcut hükümet yetkilileri tarafından da dile getirilen hukuk ihlalleri, kamuoyu vicdanında telafisi imkansız yaralar açtı ve adalete olan güven duygusunu zedeledi. Hangi takımdan olursa olsun milyonlarca kişiyi bir araya getiren Büyük Fenerbahçe Yürüyüşü, Anıtkabir ziyaretlerindeki fotoğraf karelerinin sahayı yeterince iyi aydınlattığına inanıyorum. Fenerbahçe’nin vicdanlarda aklandığına yürekten inanıyorum. Tüm bu saydıklarımız yeterli nedenler değil mi? Kampanyanızın Avrupa’daki yansıması ne olacak? Başarı halinde UEFA hatta FIFA nezdinde yapılacaklar hakkında öngörünüz var mı? Bundan sonrası tabii ki yönetimimiz ve kulübümüzün hukuk kurulu tarafından atılacak adımlar neticesinde gelişecektir. Ancak şunu söyleyebilirim ki; Fenerbahçemiz Avrupa Kupalarından men edilerek büyük zarara uğratıldı. Bu doğrultuda bazı adımlar atılabileceğini düşünüyorum. Az önce de dediğim gibi bu öncelikle kulüp yönetim kurulumuzun atacağı adımlar sonrasında gelişecek bir süreçtir. 3 Temmuz süreci tamamen yönetim dışında gelişen bir olay mıydı yoksa yönetim olarak da hatalar yapıldı mı? 3 Temmuz sonrasında bütün yaşananlara rağmen kulübümüzün yönetim kurulu doğru bildiği yolda elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Geriye dönüp baktığımızda tabii ki bazı süreçleri daha farklı yönetilebilirdi ki ancak bugünün penceresinden baktığımız zaman bunu söylemek mümkün. O zamanın şartlarını ancak yaşayanlar bilir. Taraflı tarafsız kabul edilen bir gerçek var ki, bu süreçte Fenerbahçe camiası herkesin takdirini kazanan bir duruş sergiledi. 500 bin imza geçildi Adalete Fener Yak, change.org üzerinden yürütülen bir kampanya. http://www.change.org/tr/kampanyalar/adaletefeneryak adresinden adınızı soyadınızı ve varsa fikrinizi yazıp imza verebiliyorsunuz. İmza hedefi konulmamasına rağmen, “Gittiği yere kadar gitsin” denilen kampanya 500 bin imzayı aştı. Gelişmeleri de şu adreslerden takip edebilirsiniz: www.adaletefeneryak.com, www.twitter.com/AdaleteFenerYak, www.facebook.com/AdaleteFenerYak, www.instagram.com/AdaleteFenerYak Çankaya’ya da çıkacak... Ali Koç, imzaları devlet erkânına da sunacak: “Toplanan imzaları kampanyanın muhatabı olarak belirlediğimiz başta Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, muhalefet partileri Genel Başkanları’na ve parlamenterlere 1907 Fenerbahçe Derneği yöneticileri ile önümüzdeki haftalarda randevu alarak birlikte götüreceğiz.” **‘Belki başka davaları da etkileyebiliriz’ Kampanya amacına ulaşıp tekrar yargılanma yapılsa bile bunun adil olduğuna nasıl emin olacaksınız? Adil yargılanmadığımız konusunda yüzde 100 eminiz. Yargılanmanın tekrar yapılmasını sağlamak öncelikli amacımız. Bu yapılırken adil yargılanma olup olmayacağını bilemeyiz. Ama bu doğru istikamette bir adım. Bu işin öncüsü olursak belki başka davaları da etkileyebilir. Ve hukuk sistemimize katma değer sağlayabilir. İkinci kez daha adil şekilde yürütüleceğine inanmak zorundayız. İddianameyi hazırlayan mahkemenin artık olmadığını, sürecin topyekün tekrarlanacağını belirtince Koç şunları ekliyor: “Söz konusu kişi ve kurumlarda yapılan bu değişiklikler, hukuk usulsüzlüklerinden dolayı yapılmışsa, peki konu Fenerbahçe olunca neden usulsüzlük olarak görülmüyor da hukuk olarak görülüyor?” Adil yargılanma sonucunda Fenerbahçe’ye karşı oluşan yargının toplum nezdinde değişip değişmeyeceğini sorduğumda, “Siz Fenerbahçeli olmayanlar Fenerbahçe’yi suçlu mu buluyor demek istiyorsunuz?” sorusunu yöneltip kendi cevabını veriyor: “Hiç katılmıyorum buna. Bu işe renkler gözünden bakmayın. Adalete fener yak’ın görüşlerine, Bağdat caddesi, Anıtkabir yürüyüşlerine bakın. Sokaktaki insanın tepkisi başka.” ‘Fanatikler 500 bin’i geçmez’ Tam burada Galatasaray ve Trabzonspor’un açıklamalarını hatırlatıyorum. Yönetimlerin ‘Fenerbaçe suçlu’ açıklamalarına ve o yönetimlerin belirli bir kitlesi olduğunu ifade ediyorum. “Adaletin rengi olmaz” diyor Ali Koç: “Fanatik her takımda 500 bini geçmez. Her şey futbol değil. Adaletin rengi olmaz. Sen kendine yapılmasını istemediğin bir şeyin başkasına yapılmasından haz duyamazsın. Böyle olduğu takdirde biz Türkiye’de arzu ettiğimiz ortamı en azından futbolda yakalayamayız. Bugün bunu iddia eden insanlara soruyorum: Kendi arkadaşları, komşusu, dava arkadaşı, apar topar evinden alınıp ne olduğunu bilmeden, halkla ilişkiler kampanyası yürütülüp masumiyet karinesi hiçe sayılıp evrensel hukuk prensipleri çiğnenip, kamuoyu nezdinde birinci günde suçlu ilan edilse, bırak futbolu, onlar nasıl hissederlerse bu konuya da öyle bakmalarını istiyorum. Bu kadar.” Başkanlıkla ilgili bu süreçte konuşmak doğru değil Ali Koç, Fenerbahçe taraftarının gözünde sıradaki başkan olarak görülüyor ve olası bir Aziz Yıldırım yokluğunda o koltuğa mutlak surette geçmesi isteniyor. Genel kanı bu. Bunu iletince kendisi amacının Fenerbahçe’ye hizmet etmek olduğunu, iki dönem Fenerbahçe Spor Kulübü’nün yönetim kurulunda yer aldığını hatırlatıyor. Diğer yandan da uzun süredir Fenerbahçe Spor Kulübü’ne çok önemli katkılar sağlayan 1907 Fenerbahçe Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı ve başta ‘Adalete Fener Yak’ projesi olmak üzere birçok proje ile hizmet etmeye devam ettiğini söylüyor. Başkanlık konusuyla ilgili, Aziz Yıldırım’ın cezaevine girmesi ihtimali ortadayken konuşmanın doğru olmayacağını ifade ediyor. ‘Yılmayacağız, mücadeleye devam’ Biz söyleşiyi gerçekleştirdikten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Aziz Yıldırım’ın itirazını reddettiği dolayısıyla Yıldırım’ın yeniden hapse girebileceği ihtimali ortaya çıktı. “Bu yol haritanızda değişikliğe yol açacak mı” sorusunu ilave olarak yönelttim. “Sayın Başkan ve yöneticiler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazları reddetmesi fiili bir durumdur. Hepimizi üzmüştür. Fenerbahçelilerin vicdanında ve kamu vicdanında zaten var olan yara maalesef daha da derinleşti. Kulübümüzün hukukçularının bu kararı bile haber sitelerinden öğreniyor olması, 2010’dan beri sürecin nasıl ilerlediğine dair –konuya ilişkin hiçbir fikri olmayanlar için bile– yeterince öğretici. Üzüntümü tarif edemiyorum ama hukuk için, Fenerbahçe için yarım milyonu aşkın imzacımız ile Adalete Fener Yak demeye devam edeceğiz. Adil yargılanma talebimizin dikkate alınıp hayata geçirileceği güne kadar adalet çağrımızı daha gür sesle dile getireceğiz. Bugün dünden daha çok isteyerek, daha büyük inançla elimizden geleni yapacağız. Yılmıyoruz, adil yargılanma mücadelemize devam ediyoruz. Planladığımız gibi en yakın zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere görüşmelerimizi yapmak için randevu talebinde bulunacağız.” İmza bir şeyleri değiştirebilir mi? ‘Twitter’ın kapatılması’nda, Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verip, yasağın kaldırılmasını istedi. Ama hükümetten tepki geldi. Siz, yürüttüğünüz kampanyada imza topluyorsunuz ve kamuoyu oluşturuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bile eleştirildiği ortamda bu imzaların bir şeyi değiştireceğine inanıyor musunuz? 1907 Fenerbahçe Derneği bir sivil toplum kuruluşu ve Adalete Fener Yak kampanyası da sivil bir hareket. Sivil bir inisiyatif olarak bizim tek amacımız adil yargılanma çağrımızı tüm platformlarda dile getirmek ve inandığımız doğruları tüm muhataplara veriler ile anlatabilmek. Kamuoyu vicdanlarında bunu başardığımızı düşünüyorum. Ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum ama üzgünüm size “İmzalar hiçbir şeyi değiştirmeyecek” demeyeceğim. Çünkü camiamızın duruşu, Adalete Fener Yak çağrımız, taraftarımızın inancı çok şeyi değiştirdi. Bugün Fenerbahçe’ye gönül veren herkes “Adil yargılanma”dan bahsediyorsa biz zaten zihinlerde, vicdanlarda yapılmak istenen manipülasyonun önüne geçerek birçok değişimi gerçekleştirmişiz. Biz bu imza kampanyası ile görevimizi yapıyoruz, atılan imzalar ile güçleniyoruz. Bir kez daha söylüyorum: Unutmayın, adaletin rengi olmaz, adalet hepimiz içindir.
Fondaki Detay Tartışma Yarattı
17 Aralık operasyonunda bakan çocukları kadar Ebru Gündeş'in eşi Reza Zarrab da çok konuşulmuştu. Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler, AB Bakanı Egemen Bağış ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile kurduğu iş ilişkileri ve rüşvet iddiaları yolsuzluk ve rüşvet soruşturması iddianamesine girmişti. Önce Sabah Gazetesi'ne röportaj veren Zarrab ardından hükümete yakınlığıyla bilinen A Haber ekranlarına çıktı. Yapılan görüşme için hazırlanan çekim alanındaki ayrıntı dikkat çekti. Zarrab'ın arkasında yer alan Türk Bayrağı sosyal medyada tartışma konusu oldu. #RezaCumhurbaşkanıOlsun başlığıyla çok sayıda tepki mesajı geldi. Reza Zarrab'ın programda yaptığı açıklamalarının satır başları: Ben bu sezon Trabzonspor'un resmi sponsoruyum. Sponsor olarak Trabzon'daki fotoda nerde oturmalıydım? Altın ihracatıyla ekonomiye, çok önemli katkım oldu. Ben engellendim. İran'da tutuklanan Zencani'yi tanımıyorum, yapılanlar tamamen algı operasyonudur. Kara para aklamadım! Altın ticaretimin hepsinin belgesi var. Uçaktaki altınları satmamı istediler. haberartibir.com.tr
Reklam