onedio
Diamantidis'ten Kırılması Güç Rekor
Diamantidis, Fenerbahçe Ülker maçındaki asistiyle Euroleague’de bin barajını geçen ilk oyuncu oldu.Kariyerinin sonuna yaklaşan Panathinaikos’un yıldızı Diamantidis, Fenerbahçe Ülker maçındaki asistiyle Euroleague’de bin barajını geçen ilk oyuncu oldu. Diamantidis dün gece toplamda 10 asist yaparak sayısını bin 9′a yükseltti.Euroleague’de en çok asist yapan oyuncular şunlar:1. Dimitris Diamantidis (Panathinaikos) 10092. Theo Papaloukas (Olympiacos, CSKA Moskova Maccabi Tel Aviv) 9773. Pablo Prigioni (Saski Baskonia, Real Madrid) 7984. Sarunas Jasikevicius (Barcelona, Maccabi Tel Aviv, Panathinaikos, Lietuvos Rytas, Fenerbahce Ülker, Zalgiris) 7555. Vassilis Spanoulis (Panathinaikos, Olympiacos) 701Eurosport
Demba Ba'dan Sow'a Derbi Mesajı
Beşiktaş'ın Senagalli golcüsü Demba Ba, NTV Spor'a açıklamalarda bulundu. Senegalli golcü, Fenerbahçe'de forma giyen arkadaşı Sow ile şampiyonluk için iddiaya girdiklerini fakat derbi için özel bir meydan okumanın olmadığını söylediTürkiye'deki üç ayını değerlendiren ve yaşantısının beklentilerini karşılayıp karşılamadığı sorusunu yanıtlayarak sözlerine başlayan Demba Ba, 'Buradaki hayatım gayet iyi gidiyor. Buraya geldiğimde hava da çok güzeldi. Burada olağanüstü bir yaşam var. İstanbul olağanüstü bir yer. Buradaki yaşantım gayet güzel' dedi.Türkiye'ye gelişinden dolayı tatmin olmuş durumda olduğunu kaydeden Senegalli golcü, 'Gittiğiniz, oynadığınız her yerde, yaşadığınız her şehirde mutlaka olumlu ve olumsuz taraflar vardır; ama en önmlisi genel olarak kendinizi iyi hissetmektir. Buradaki olumlu şeyler, olumsuz şeylere kıyasladığınızda çok baskın çıkıyor ve buradaki günlerim gayet iyi geçiyor' diye konuştu.'TÜRKİYE LİGİ İNGİLTERE'Yİ HATIRLATIYOR'Daha önce oynadığı Alman, Fransız ve İngiliz futboluyla Türkiye'yi de kıyaslayan Demba Ba, 'Burası, fiziksel mücadele olarak bana İngiltere Ligi'ni hatırlatıyor. Çünkü maçlardaki fiziksel mücadeleler gerçekten çok üst düzey gerçekleşiyor. Bununla birlikte oyuncuların sahip olduğu teknik kapasite gerçekten olağanüstü ve çok üst düzeyde' ifadelerini kullandı.Çekindiği savunma oyuncuları konusunda değerlendirme yapmması için erken olduğunu dile getiren Demba Ba, derbide Moussa Sow'la karşı karşıya gelecek olmasıyla ilgili olarak da, 'Onunla her gün konuşuyoruz. O benim en yakın arkadaşım, her gün mutlaka bir muhabbetimizi sohbetimiz oluyor. Ama maçla ilgili yaptığımız konuşmalar doğrusunu söylemek gerekirse o kadar da baskın değil' dedi.'KAZANAN BÜYÜK ÖDÜLÜ ALACAK'Geçen sezon Kadıköy'e gelip Moussa Sow'u izlediğinin ve şimdi rakip olacaklarının hatırlatılması üzerine de Moussa Sow, 'Bundan çok memnunum. Bunlar işin güzel tarafı; çünkü küçük meydan okumalar da oluyor. İkimiz de kaybetmeyi kesinlikle sevmiyoruz. Birbirimize olumlu anlamda meydan okuyoruz, bu şekilde maça hazırlanıyoruz. Derbiyle ilgili belirlediğimiz bir meydan okuma yok. Ama uzun dönemde belirlediğimiz bir meydan okuma var. Sezon sonuyla ilgili özellikle gol sayısında kim önde bitirecek diye bir meydan okumamız var. Bunu kazanan çok büyük bir hediyenin sahibi olacak' diyerek aralarındaki iddiayı gün ışığına çıkardı.'ŞAMPİYONLUK SADECE BANA BAĞLI DEĞİL'Bilic'in 'Demba Ba 20 gol atarsa şampiyon oluruz' sözlerini de değerlendiren golcü oyuncu şu yorumu yaptı, '20 gol atmak benim açımdan çok iyi bir performans olur. Şunu da unutmamak lazım, diğer hücum oyuncuları ve orta saha oyuncularından yüksek katkı alırsak zaten şampiyonluk yolunda önümüz çok açılır. Sadece bana bağlı değil ama 20 gol atmak işin şeklini epeyce değiştirecektir.'Mourinho başta olmak üzere önemli teknik adamlarla Slaven Bilic'i kıyaslaması isteyen Demba ba, 'Slaven Bilic'in karakteristik özellikleri bana tamamıyla uyuyor. Çünkü çok açık ve iletişime çok açık bir teknik direktör. Onunla rahatlıkla konuşup tartışabiliyoruzsunuz. Futbola çok büyük tutkusu var. Futbol konusunda çok büyük donanımı var. Futbolcuların, daima en iyisine sahip olması için elinden geleni yapıyor. Her zaman kazanmak istiyor. Her maça kazanmak için çıkıyor. Bu da benim özelliklerime tamamen uyuyor' diye konuştu.Takım arkadaşlarıyla arasının çok iyi olduğunun hatırlatılması üzerine Demba Ba, 'İslami olarak dinimden kaynaklanan çok iyi bir eğitimim, çok iyi bir hayat görüşüm var. Bu tip ilişkileri fazlasıyla etkiliyor' ifadelerini kullandı.Aynı zamanda Fransızca, Almanca ve İngilizce konuştuğunun hatırlatılması ve bunun da etkileşimde önemli bir etken olduğunun dile getirilmesi üzerine Senegalli futbolcu, 'Her dil gibi bu dili de Türkçe'yi de dinleyerek öğrenmeye çalışıyorum. Her gün yeni kelimeler yeni yapıları öğrenmeye çalışıyorum. Ama Türkçe şimdiye kadar öğrendiğim dillerden daha farklı bir yapıya sahip' değerlendirmesini yaptı.'DERBİ LİGİN KADERİNİ ETKİLEMEYECEK'8. hafta olmasına rağmen derbinin ligin gidişini etkileyip etkimeyeceği sorusuna Demba Ba şöyle yanıtladı, 'Bence çok belirleyici olmayacak. Derbinin çok belirleyici olacağı görüşüne katılmıyorum. Çünkü ligin 8. maçını oynayacağız ve bu maçı oynadıktan sonra hala oynayacağımız bir çok maç, hala alabileeceğimiz bir çok puan olacak. Bunun çok büyük psikolojik etkisi olacağını da düşünmüyorum. Sonuç ne olursa olsun biz iyi bir ivme ve pozisyon yakaladık. Bundan da memnunuz ve bunu devam ettireceğiz. Ancak şunun da bilincindeyiz. Bu maç; kulüp , taraftarlar ve Beşiktaş ailesi için çok önemli bir maç ve bunu maçın hakkını vermeye çalışacağız.''TÜNELİN SONUNDAKİ IŞIĞI GÖREBİLİYORUZ'Beşiktaş'ın şu anda lider olması ve kendisinin tecrübeli bir isim olması dolayısıyla şampiyonluk için hissiyatın nedir sorusuna ise Demba Ba, 'Şunu söyleyebilirim; çok uzun ve zorlu engellerle dolu bir yol. Ama bu engellerle dolu yollarda biz bütün zorlukları göğüslemeye hazırız; çünkü tünelin sonunda bugünden baktığımızda o ışığı görebiliyoruz' yanıtını verdi.Sow'a mesajının sorulması üzerine ise Demba Ba, 'Hem sahada hem kale önünde onları susturmak için elimizden geleni yapacağız' ifadelerini kullandı.'SULTANAHMET'TE NAMAZ KILDIM''İstanbul'la ilgili kendisini en çok nerede rahat ediyor. En çok nerelerde bulunmayı seviyor?' sorulması üzerine ise Demba ba, 'Dün ilk kez Sultanahmet'e gittim. Eşimle çocuklarımla birlikte orada namaz kıldım, çok etkilendim. Boğaz kenarındaki restoranları çok seviyorum. Orada da çok güzel yerler var. Bu iki yer beni gerçekten etkiledi. Deniz kenarındaki restorandan çıktığınız da paparazilere yakalanmıyorsunuz' yanıtını vererek sözlerini bitirdi.Fotomaç
Stoch'tan Fenerbahçe Açıklaması
Kiralık olarak Al Ain’in yolunu tutan Miroslav Stoch’un en büyük problemi Fenerbahçe ile olan sözleşmesiFenerbahçe’de bir türlü kendisini kanıtlayamayan ve bu sezon başında da Al Ain’e kiralanan Miroslav Stoch, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Sport 360’a konuştu.'Az daha öldürüyordu'İspanya ile oynanan Euro 2016 Eleme Grubu maçında galibiyeti getiren golü atan Stoch, “O gol sonrası adeta bir patlama yaşadım. Çok mutluydum, kenara doğru koşmaya çalıştım ve biri beni durdurmaya çalışırken az daha öldürüyordu. Golü kutladık, çok güzeldi. Profesyonel kariyerimde ilk defa kafayla bir gol attım. Benim için çok büyük andı. Böylesini yapmamıştım. Galibiyetler almaya devam etmeli ve Euro 2016 vizesini almalıyız” ifadelerini kullandı. Slovakya 3 maç sonunda topladığı 9 puanla C Grubu’nda ilk sırada yer alıyor. .'En büyük problem Fenerbahçe ile sözleşmem'Stoch, Al Ain’e kiralanmadan önce de PAOK’ta kiralık olarak forma giymişti. Ona bir sonraki transfer döneminde kalıcı olarak bir transfer düşünüp düşünmediği soruldu. Kendisiyle çok sayıda takımın ilgilendiği belirten 25 yaşındaki oyuncu, “Şu anda Fenerbahçe ile bir sözleşmem var ve bu da benim için büyük bir problem. Al Ain benimle oldukça ilgilenmişti. Ben bir seneliğine buradayım. Sezon bittikten sonra neler olacak göreceğiz. Bu takıma yardımcı olmak istiyorum. Nerede oynarsam oynayayım her zaman sahaya en iyimi koyar ve kazanmak isterim. Profesyonel kariyerimde ilk defa geçen sezon hiçbir kupa kazanamadım” diye konuştu.'Drogba gibi oyuncularla...'Stoch en unutulmaz anıları 2006-2010 yılları arası formasını giydiği Chelsea’de yaşamış: “Hayatımda verdiğim en önemli karar 16 yaşımda Slovakya’dan ayrılıp İngiltere’ye gitmek oldu. Chelsea harika bir akademiye sahip, orada çok fazla şey öğrendim. Her gün gelişiyordum ve üçüncü senemde de A takıma çıktım. Drogba, Lampard ve Terry gibi büyük oyuncularla oynama fırsatı yakaladım. Benim için çok faydalı bir okuldu. Eğer Chelsea için ülkemi terk etmeseydim her şey aynı olur muydu bilemiyorum. Ülkemde en büyük problem de bu. Çok fazla yetenek var ama doğru zamanda ayrılmadıkları için çoğu oyuncunun kariyeri sona eriyor.”'Türkiye'de yaşadığım için..'Stoch, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki hayata kısa zamanda adapte olmuş. Yıldız futbolcu bunda Türkiye gibi bir ülkede yaşamasının etkisi olduğunu söylüyor: “Üç sene Türkiye top oynadım. Orada da insanların çoğu Müslüman, benzer bir kültüre sahipler. Buraya geldiğimde benim için farklı bir şey yoktu. Hayatı, mantaliteyi ve kültürü biliyordum. Çok çabuk adapte oldum.”Milliyet
Aziz Yıldırım ve Gökhan Töre'nin Cezası Açıklandı
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, kırmızı kart gören Beşiktaşlı Gökhan Töre’ye üç maç ceza verdi. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ise 60 gün hak mahrumiyeti cezası aldı.Türkiye Futbol Federasyonu’nun internet sitesinde yer alan PFDK kararlarına göre, Gökhan Töre Erciyes maçında karşılaşma hakemine yönelik hakareti nedeniyle üç maç cezanın haricinde 13 bin lira da para cezasına çarptırıldı.Aynı karşılaşmada Beşiktaş idarecisi Ahmet Mete Vardar'ın müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle takdiren 60 gün hak mahrumiyeti ve 26 bin lira para cezası verilmesine karar verildi.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a ise Gençlerbirliği maçında müsabaka hakemine yönelik tehdidi nedeniyle 60 gün hak mahrumiyeti ve 26 bin lira para cezası verildi.Başakşehir’e 4-0 yenilen Galatasaray’da maç sonu basın toplantısına teknik ekipten kimsenin çıkmaması nedeniyle Sarı Kırmızılılar 20 bin lira ceza ödeyecek.Al Jazeera
Reklam
"Beşiktaş Bu Ülkenin En Büyük Kulübüdür"
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe ile yapılacak derbi maçın öncesinde uyarılarda bulundu.Orman, BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde düzenlendiği basın toplantısında Fenerbahçe ile oynanacak derbi maçın yanı sıra stat konusunda da açıklamalar yaptı.Beşiktaş'ın Türk sporunun en eski camiası olduğunu belirten Fikret Orman, 'Beşiktaş, futbolun kamuoyundaki algısı konusunda destek verme anlamında büyük çaba sarf etmektedir. Bizler içinde bulunduğumuz sezona adını veren Süleyman Seba ağabeyimizle ve önceki başkanlar olmak üzere belli terbiye ile büyüdük. Kulübümüzü aynı terbiyeyle yönetmeye çalışıyoruz' dedi.Türkiye Futbol Federasyonu ve diğer kulüplerle fair play kuralları içinde ilişki kurmaya çalıştıklarını kaydeden Orman, 'Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı olmak üzere Beşiktaş'ın Türk futboluna verdiği pozitif desteği herkes gayet iyi algılamakta. Beşiktaş sezona iyi başlamıştır. Bir kolej havası olması Beşiktaş'ta en çok istenen seviye şeklinde izlenimler yaratmaktadır. Hiçbiri kendiliğinden oluşmuş değil. Transfer ettiğimiz ya da kalmasına karar verdiğimiz oyuncu konusunda bizim ahlak çizgimize ve Beşiktaş çizgisine uygun olmasını planlayarak karar veriyoruz. Yerlisi, yabancısı hepsi pırlanta gibi çocuklardır' diye konuştu.Beşiktaş'taki yönetim tarzlarından dolayı eleştiriye maruz kaldıklarını anlatan Fikret Orman, şunları söyledi:'Kimse bizden hakemlere hakaret etmemizi, soyunma odalarını basmamızı beklemesin. Bunlar bizim üslubumuz değil. 2,5 yıllık dönemde ben hiçbir hakemle konuşmadım. Kayseri'deki maçtan sonra hakem heyetiyle aynı uçakta döndük. Biriyle bile konuşmadım. Kimseye de baskı kurmuyoruz. Ancak bu dediklerimiz, mağdur olmamız anlamına gelmez. Bu sezon 'Süleyman Seba Sezonu' olduğundan bu yana Beşiktaş'ı şampiyon yapacaklar gibi hava estirilmeye çalışılıyor. Federasyon ve MHK başkanı Beşiktaşlı. En çok hata yapılan kulüp de biz oluyoruz. Futbola pozitif desteği vermeye devam ederken kayırma beklemiyoruz. Beklentimiz eşit muameledir. 19 yaş altı maçında haksız penaltı verildiğinde hocamız gole çevirmesin diye oyuncusuna müdahale etmiştir. Biz bununla övünen camiayız.'Ne hakem konusunda ne de başka konuda taleplerinin olmadığını anlatan Orman, 'Çok organize olarak hem oyuncularımızın üzerine hem kulübün üzerine bir hareket yaratılmaya çalışılıyor. Özellikle futbolu yönetenler; federasyon, disiplin ve tahkim kurullarının buna dur demesi gerektiğini düşünüyorum. Son maçta Gökhan Töre'nin atılmasıyla ilgili pozisyonu izledim. Dördüncü hakem Gökhan'ı tahrik ediyor. Gökhan pırlanta gibi çocuktur. Derbi maçları öncesi kırmızı kartların sayısına baktırdım. Beşiktaş 7, Galatasaray 3 ve Fenerbahçe 1 defa görmüş. Son 10 sezonda Beşiktaş ile Fenerbahçe arasındaki derbilerde kırmızı kart sayısı ise Beşiktaş'a 12, Fenerbahçe'ye de 5 kırmızı kart verilmiş' diye konuştu.'Sadece Beşiktaş maçını altı hakem yönetmiyor'Hakem eleştirilerini sürdüren Fikret Orman, 'Sadece Beşiktaş maçını altı hakem yönetmiyor. Nedense dördüncü, çizgi hakemleri oyunun ve yorumların içinde. Negatif şeyler, dördüncü veya yan hakemlerden çıkmaya başladı. Bütün branşlarımızla Türkiye'yi temsil ediyoruz. Yatırım yapıyoruz. Kimsenin hakkını yemeden yapıyoruz. Beşiktaş pozitif manada buna destek verirken cezalandırılacak kulüp değil. Herkes aklını başına alsın. Beşiktaş nezakettir, zarafettir. Herkes Beşiktaşlıların kör olmadığını bilsin' ifadelerini kullandı.Hafta sonu Fenerbahçe ile yapacakları derbi maçında görev alacak Bülent Yıldırım'a değinen siyah-beyazlı kulübün başkanı, şunları söyledi:'Hayırlı olsun. Daha önce bizim maçlarımızda görev yaptı. Özellikle Galatasaray ile 3-3 berabere kaldığımız maçı hiç unutmuyorum. Verilen penaltıyı unutmuyorum. Gözlerimiz üzerinde olacak' dedi.Kamuoyu yaratılıp Beşiktaş'ın Süleyman Seba Sezonu'nda şampiyon yapılacağı yönündeki düşünceye tepki gösteren Orman, 'Kimseden zarardan başka iyilik görmedik. Beklentimiz de yok. Beşiktaş, Fenerbahçe'yi yenebilir. Fenerbahçe de yenebilir. Bu bir derbi mücadelesidir. Bırakın kimin yenip yenmeyeceğine oyuncular ve sahadaki oyun karar versin' diye konuştu.Camialar arasında polemiğin kimseye faydası olmadığını vurgulayan Fikret Orman, futbolu güzelleştiremedikleri sürece seyirci sayısının düşeceğini dile getirdi.Stat konusundaki sıkıntılarBu sezon stat konusunda yaşadıkları sorunlara değinen Fikret Orman, bu konudaki planlamanın kendilerine ait olduğunu ifade etti.Stat konusunda iyi planlama yapamadıklarını anlatan Orman, şöyle devam etti:'Beşiktaş'ın planlaması Beşiktaş'ın işidir. Kimseden planlama konusunda ne destek ne akıl istedik. Beşiktaş'ın stadı 23 metre kuzeye kaymıştır. 8 metre de aşağı inmiştir. Tribün tribün yapılmaya imkan yoktur. Nasıl tribün tribün yapılacakmış, mühendislik olarak bunu anlatsınlar. İstanbul'da stat bulamadık yönündeki söz, sitem şeklindedir. Hiçbir camiayı hedef olarak söylemedik. Stat bitecek, Beşiktaşlılar evine dönecek. Son süreci şampiyon olarak bitireceğiz. Bizim bir beklentimiz yok. Bekleyen namerttir'Maçları nerede oynayacakları yönündeki soruyu yanıtlayan Orman, şunları söyledi:'Önümüzde Fenerbahçe ve Partizan maçları var. Olimpiyat Stadı'nın sadece çim sorunu yok. Futbol ambiyansı sorunu var. 40-50 bin taraftar olduğunda bu atmosferi tutturuyoruz. Ama sayı 7 bin olduğunda olmuyor. Ankara'da 3-2 kazandığımız maçta seyircinin inanılmaz payı vardır. Şu anda karar vermek istemiyoruz. Şu iki maçımızı oynayalım. Sonra Başakşehir Stadı'nda oynayacağız. Ardından milli takım arası var. Ona göre konuşacağız. Beşiktaş'a İstanbul'da taraftarların ilgisini az gördüğümüz takdirde bütün maçlarımızı Ankara'da oynayabiliriz. Anadolu'da inanılmaz ilgi ve alaka görüyoruz.'Taraftarlardan destek istediOrman, Fenerbahçe derbisi için taraftarlardan destek istedi.İstanbul dışında yapılan maçlarda takımın büyük ilgiyle karşılandığına dikkati çeken Orman, 'Taraftarlar iyi günde, kötü günde, yağmurda, çamurda olan bir şeydir. Ankara'ya, Belgrad'a İstanbul'dan taraftar geliyor. İstanbul'da trafik varmış. Herkesi pazar günü bekliyoruz' diye konuştu.Gökhan Töre'ye destekSiyah-beyazlı kulübün başkanı, son lig maçında kırmızı kart gören Gökhan Töre'ye destek verdi.Kendisinin soyunma odasına inen bir başkan olmadığını belirten Orman, yaşanacak disiplinsizliklerde önlemleri alacak yöneticilerin olduğunu söyledi.Gökhan Töre konusunun kamuoyunda çok tartışıldığını anlatan Fikret Orman, 'Herkesin işi gücü bitti Gökhan aşağı, Gökhan yukarı. Pırlanta gibi çocuktur. Kendisini yöneticileri, hocaları ve arkadaşları çok sever. Türk futbolunun kazanması gereken önemli bir yıldız. Bu çizgiden çıktığı anda karşısında Ahmet Nur Çebi'yi, Mete Vardar'ı, Ahmet Ürkmezgil'i bulur' ifadelerini kullandı.Yıldırım Demirören'in sözleriOrman, bir gazetecinin 'Yıldırım Demirören, Beşiktaş başkanı olduğu sırada 'iki büyük yaratılmak isteniyor', kendisi başkan olduğunda ise 'benim yönetimimde herkes eşittir' dedi. Siz ne diyeceksiniz?' sorusuna şu yanıtı verdi:'Böyle şeyi kabul edemem. İki büyük, üç büyük değil bizim açımızdan tek büyük vardır. Rakiplerimiz dönem dönem kayrılmıştır. Sadece hakem olarak görmeyin. Devlet kurumundan yardım almadan geliyoruz. Gençlik ve Spor Müdürlüğü, 20 milyon lira para verdiğini açıklıyor. Spor Toto'daki Beşiktaş takımlarının isimleri yazılmış. Bu sadece bize verilmiyor. Bütün kulüplere veriliyor. Federasyonla bir işimiz yok. Bizim esas işimiz MHK, disiplin ve tahkim kurullarıyla. Onlar da kendi içinde özerk kurumlar. Yoksa Demirören'in bu işlere müdahil olduğunu düşünmüyorum. Öyle izlenim aldığım da yok. Beşiktaş'ı kimse üçüncü büyük yapamaz çünkü Türkiye'nin en büyük kulübüdür. Bu sezona ismini veren başkanın kulübüdür. Cenaze töreninde herkesi toplayan camiadır. Üstümüzdeki ölü toprağı atılmıştır. Gelirlerimiz rakiplerin üstüne çıkacak. Stat bittiğinde bir iki sene sonra kombinede sıra yazacağız.'Orman, derbi maçına yönelik 'Kazanan futbol olsun, fair play olsun. İnşallah biz kazanırız' diyerek sözlerini tamamladı.Muhabir: Ercan Doğan | AA
Kartal ve Bruno Alves Sarmaş Dolaş
Sarı-lacivertliler, Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında Beşiktaş ile yapacağı maçın hazırlıklarına tam gaz devam ediyor.Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında 2 Kasım Pazar günü deplasmanda Beşiktaş ile yapacağı derbi maçın hazırlıklarını sürdürdü.Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri'nde teknik direktör İsmail Kartal yönetiminde gerçekleştirilen antrenman, koşu ve ısınma hareketleriyle başladı. 5'e 2 top kapma çalışmasıyla devam eden antrenman, 2 grup halinde yapılan dar alanda çift kale maçla tamamlandı.Antrenmana sakatlıkları süren Egemen Korkmaz ve Hakan Çinemre ile dünkü çalışmada sakatlanan ve sol kasığında kısmi kanama bulunan Serdar Kesimal katılmadı. Grip olan Mert Günok, bel ağrısı bulunan Emenike ile özel kondisyon çalışması yapan Emre Belözoğlu da çalışmada yer almadı.Fenerbahçe, Beşiktaş maçı hazırlıklarına yarın yapacağı antrenmanla devam edecek.BRUNO ALVES ANTRENMANDAGalatasaray maçında gördüğü kırmızı kartın ardından teknik heyet tarafından silindiği iddia edilen Bruno Alves bugünkü antrenmana çıktı. Alves'in İsmail Kartal ile sarıldığı anlar dikkatlerden kaçmadı.İnternet Haber
Reklam
Fenerbahçe Nedir?
ya hayrandır sana, ya düşman.ya hiç yokmuşsun gibi unutulursunya bir dakika bile çıkmazsın akıldan...Madalyonun hep iki yuzu vardır derler. Eğer madalyon için söylenmiş olmasaydı; bu atasözü Fenerbahçe 'ye yakışırdı. Yakışırdı, çünkü hep ikiliklerin, çeliskilerin, çatışmaların takımıdır Fenerbahçe. Seveni ölduresiye sever (ölümüne degil; hangi takimda ''kill for you'' senin icin öldürürüm- diye bir grup var ki!) , nefret edeni kin kusar; en cok Fener'i yenmek zevk verir, en acı Fener ''yener''; beş atar dört yer. İyi ya da kötü, hakkında en fazla tezahürat üretilen takımdır Fenerbahce. Zaten ''Fenerlilik'' de bu zıtlıklardan türer. iyi fenerbahçe-kötü fenerbahçe, güçlü Fenerbahçe - Zayıf Fenerbahçe, en büyük fener - i..e fener, yıldızlar takımı - acıların takımı, efsane -kestane...Fenerbahçeli olunmaz, doğulur denir, doğrudur. Ancak doğuştan gelen özelliklerle Fenerli olunur. Sonradan sempati göstermek çok zordur. Çünkü bir kez dışarıda kaldıysanız, çemberin içine girmek güçleşir. Çemberin içi dışarıya, dışı da içeriye sevecen bakmaz. ' 'Dış görünüşüyle'' yargılanmak en çok Fener'in kaderidir. Kendi ülkesinde, dışarıdan bu kadar itici görünen bir Real Madrid , bir de Bayern Munchen vardır. Oysa ''içeriden'' bakanlar, yani sevdalilar icin her şey toz pembedir. Fener' den öteye hayat yoktur. Hatta başka bir takımı insan neden tutar, bu bile merak konusudur. Zaten içgüdüsel, gözü kapalı sevmek karasevdalılarla Fenerbahçelilere yakışır.Fener'i sevmenin de sevmemenin de binbir zorluğu vardır. Çünkü Fenerbahçe eğlendirir: ondan daha renkli bir takım yoktur, şaşası, cümbüşü eksik olmaz, taraftarı sevinirken dozunu kaçıracak, zevkten bayılacak kadar abartır. Gole doymaz, 103 gol bile ancak tatmin eder, 4-0 biten ilk yarı Fenerli için en ideal maçtır. Ama Fenerbahçe ağlatır da: büyükler içinde en ''ağır'' yenilgileri o alır, en komik durumlara o düşer, en kötü yönetim ondan çıkar, tribünde en çok cefayı Fener seyircisi çeker; Pendik faciası ya da Aydin acısı yüreklerde hâlâ yaradır.Ama Fener seyircisi affedicidir; en aciz durumlarda bile, GS galibiyeti her şeyi unutturur, ortalık toz pembe/duman olur. Bir maça bu kadar anlam yükleyen başka hiçbir taraftar yoktur ( Belki de bir de GS taraftarı ). Bir önceki sezon Fener'e en ağır mağlubiyeti tattıran ayakların, bir sonraki sezon fener forması giymesi adettendir ( Hatirlayınız: İlker, Oğuz, Aykut vs. ). Ne de olsa affetmek erdemdir. Evet, ama kindarlık da yabana atılacak bir şey değildir... Şampiyonluğa mal olacak hata yapanı sokakta görse selam vermez (Garibim Erol'un GS maçında yaptırdığı penalti neler açtı başına hatırlayın), ligin ilk yarısında deplasmandaki maçta, kendisine sert giren rakibini Fenerli oyuncu unutur, taraftar unutmaz; acısını çıkarmak için bir sezon bekleyen bile vardır. Mazisini aklında tutan takımdır Fener. Ama unutkandır da. En çok da bu huyundan vazgecmez. En başarısız sezon bile bir sonraki sezon icin kriter olmaz. Her sene, her şeye yeniden başlanır. En azından böyle olması istenir. ' 'Bu maçı unuttuk, önümüzdeki maçlara bakıyoruz' ' en çok Fenerlinin ağzına yakışır. Sinyor Can Bartu'yu da unutur, Şeytan Rıdvan'ı da. Gelen ağamdır ama gidene paşam denmez kolay kolay. 'Mmazi kalbimde yaradir'' ama unutursam geçer. Ali Şen'in, takımı kümede zor tuttuğu dönemleri bile unutur, '' Ali Şen başkan Fener şampiyon ''dur.Yine de vefalıdır. Bordeaux zaferinin yaratıcılar Hüseyin, Selçuk , Şenol 'u kimse unutmaz, Aykut hep '' Kocaman ''dir, Lefter 'i anmayana hain gozuyle bakılır. Vefanın üvey kardeşi nankörlükse, nankörlük de Fener'e yakışır. On sene takımın tüm yükünü taşıyan Oğuz , Sakaryalı grubunun başıdır. Bir onceki maç beş gol atan adamın en fazla iki pozisyon kaçırma lüksü vardır; üçüncüde yuhalanır. Geçen senenin şampiyon kadrosu üç maç kötü sonuç alsın dağıtılır vs.Türkiye birinci futbol ligi tarihinin ( dikkat lig tarihinin! ) en başarılı takımıdır Fenerbahçe ( biliyorum birileri için tartışmalı bu; iki puana göre, üç puana göre ayrı tablolar çıkıyor ama Fenerlilere göre bu böyledir ). GS ile beraber en çok şampiyon olan iki takımdan biridir, en çok galibiyet alan takımdır, ezeli rakiplerini en çok yenen takımdır, en çok gol atarak şampiyon olmuştur. Bir Fenerli için her şey, hatta tek önemli şey olan şampiyonluk için, rakipleri bazen yıllarca beklese de, Fenerbahçeli'nin gönlü beş seneden fazlayı kaldırmaz. Sari lacivert zeminden baktığınızda hikâye böyle gözükür ama (dedik ya) madalyonun bir de öteki yüzü vardır. Son yirmi yılın en başarısız büyüğüdür Fener, birinci lig tarihinin en ağır yenilgilerini bu dönemde almıştır, şampiyon olmadığı neredeyse büyün senelerde taraftarını kahretmiştir, önce Karakartal sonra Cimbombom'lu altın yıllara gıptayla bakmıştır, sistemli başarıya hasret kalmıştır... Zaten Fenerbahçe ve sistem aynı cümlede ancak olumsuzluk ekiyle kullanılır. Birinci ligin 42-43 senelik tarihinde iki kez arka arkaya şampiyonluğa sadece iki kez ulaşmıştır. Fenerbahçe şampiyonluk sonrasında rehavetin dozunu kaçırır. Tek tabanca, nokta atışı varken makineli tüfeğe ne gerek vardır. Nadasa kalmış takımın ertesi seneki görüntüsü nasıl bu kadar içler acısıdır, anlaşılamaz; şaşkınlık en çok Fenerbahçe'ye yakışır.Sarı lacivert renkler en çok Fenerbahçe'ye gider. Evet Fener zitliklari sever, ama siyah beyazı yutar. Fenerbahçe'nin laciverti asilligi, sarı'sı rakiplerin gıpta ve kıskançlığını simgeler derler (en azından armadaki renklere verilen anlam bu). Ama sarı'yla lacivert'i karıştırırsanız yeşil çıkar ve yeşil Fenerbahçe için sadece ve sadece başarıyı simgeler (Bakiniz yine arma). Başaıi dindir imandır, tevazu anlamsızdır, galibiyet tek yoldur, tersini söyleyenler (ne aci ki) hep azınlıkta kalır. ''Tamam şampiyon olmayalım ama en iyi topu biz oynayalım'' lafı bir Fenerli'nin verebilecegi tavizin sınırıdır. Şan, şohret, para, pul varken tevazudan bahsetmek ayıptır.Gündüz gibidir Fenerbahçe... Sevenlerin içini açar, iş yoğunlugu tadında sevgi ister, bazen gözünüzü kamaştırır... Fenerbahçeli takımını hep gündüz gözüyle görür. Sürekli sever, her güzelliği ona atfeder. Her şeyi iyiye yorar, ama bir yere kadar. Yüreğine gece karanlığı çökerse bir anda değişir, dönüşür. Öfkesi taşar, her şey burasına gelmiştir, yakar yıkar. Kendi kalecisini döver, kulübü basar, yönetimden hesap sorar, kısacası zıvanadan çıkar. Fenerli'nin zıvanası yarı açıktır zaten. Çıkmaya biraz da bahane arar. Soğukkanlılığın anlamı yoktur, hatta değil sıcak olan, kaynamayan kandan şüphe edilir. Fenerbahçeli şüphelenmeye bayiılır. Hakemler, rakip, federasyon hepsi onun arkasından bir dolap çevirir. Ama oyuna gelmez. Esas oğlan sonunda mutlaka, herkese ve her şeye rağmen kazanacaktir. Kazanamamışsa bir oyuna gelmiştir; bunun hesabı gelecek sezonda sorulur.Düşünüyorum da, içki olsa viski olurdu Fenerbahçe: sek içilen, çabuk çarpan, havalı, iki tekten fazlası zararlı. Ani kurtarmak uğruna gelecege bakmayan, havalı transferi mantıklıya tercih eden, bünyesinin kaldıramayacağı şişkinliklerden yüzüstü kalan... Rakı olacak değil ya. Raki sebat ister, usûl ister, meze ister. Oysa sebatkârlik ya da düzen pek uğramaz Papazın Çayırı'na. Her sene antrenör değiştirmesi bir yana tarihi boyunca başkanını bile zırt pırt değiştirir durur. Arka arkaya, Faruk Ilgaz (8) ve stadin isim babasi Şükrü Saracoglu (16) dışında, beş sene kulüp başkanı olarak kalabilen hiç kimsenin olmaması sadece bir rastlantı olmasa gerek.Yemek olsa türlü olurdu Fenerbahçe; hatta '' binbir türlü ''. Nijeryalı'dan Deniz'ler çıkarır, yedi duvelden adam oynatır, türlü türlü yönetici barındırır ( gerçi cebi derin olma konusunda tek türü tercih eder ), çeşit çeşit taraftarı vardır; hiçbiri öbürüne benzemez... kadrosunda Türkiye sınırları içinde yetişen ancak birkaç oyuncu vardır, Kanarya'nın raconu budur. United Colors of Benetton olmak ayrı bir hazdır. Yönetici olmak da buna benzer. İşini gücünü bırakıp Fener yönetimine giren de vardır, bütün malvarlığını lacivert sarı forma altından su yürüterek kazanan da; bunu bir imaj kaygısına çeviren de vardır; bunu bir şeref olarak gören de. Ama en çok taraftarı renklidir Fener'in. Zaten kulüp kimsenin malı değildir, herkes gelir geçer ama taraftar kalır. Yönetim, takım sahtekâr kaynarken onlara da en büyük olmak yakışır. Kadıkoy'de çıkış bulmak gerçekten zordur. ( Son zamanlarda değişiyor ama ) Fenerli yavrusunu severken boğmaya kalkar. Her mağlubiyette en cok gözyaşı Kadıköy'e dokulur. demokles in bir kilici varsa, o hep fener seyircisinin elinde (bazen de basinin ustunde) sallanir. Biçer, döver, uğruna ölür, öldürür... ama ayakta kalan hep taraftar olur.Ders olsa matematik, üniversite olsa İstanbul Üniversitesi, meslek olsa tüccar olurdu Fenerbahçe... Sıradan rakamlardan en zor denklemler üreten ama iki kere ikinin her zaman dört etmediği, hesaba kitaba sığmayan bir matematik; derlenip toparlanamayacak kadar büyük, bir o kadar köklü, eski ve yeniyi bir arada barındıran bir üniversite ve malını iyi satan, göz boyamasını bilen, para harcamasını seven bir tüccar. En küçük sorunları bile günlerce tartışan, oyuncu yapısından uyumlu bir formül cıkartmayı kimsenin başaramadığı, bilinmeyen bir dolu şeyin havada uçuştuğu bir matematik... tarihine sahip çıkan, ama bir efsane anlatıcısı olmanın dışında ondan hiçbir ders çıkarmayan, hatta sürekli sınıfta kalan, bir senesi bir senesine uymayan, elindeki değerleri bir bir yitirirken kibrinden ve azametinden hiçbir şey kaybetmeyen bir üniversite ve ne kadar okumuş da olsa, kafası hinliklere çalışan, pazarlık erbabı, ahbap-çavuş ilişkilerini gelire tahvil eden bir tüccar...Kendisi dışında bir takım olsa Real Madrid , ülke olsa Brezilya , spiker olsa Ümit Aktan , hakem olsa taraflı olurdu Fenerbahçe . Real Madrid, ama biraz eksik bir Real Madrid olurdu. Bu kadar zenginlik içinde yuzerken dahi altyapıya Fenerbahçe'ye göre daha çok onem veren, Avrupa başarıları ile dünyanın en büyük üç takımından biri olan ve dört bir yanda taraftarı bulunan Real Madrid'le Fener'in ilişkisi biraz abi-kardeş ilişkisi gibi ama kim benzerlikleri yadsiyabilir ki? Devletle içli dışıl olmak, lig tarihinde başarıya doymamak, en çok gole tapmak, su gibi para harcamak... olamasa da hep Brezilya olmak istedi Fener. Onun gibi fiyakalı, onun gibi gözü doymak bilmeyen, onun gibi çalımcı, onun gibi karanlık, onun gibi sarı (kıskandıran), onun gibi lacivert (asil). Takım yıldızı değil yıldız takımı olmak yani... ama Ümit Aktan 'lık kaderde var. Maç kadar, maçın dışına da bakan, yeri gelince uyduran, espri olsun diye azıtan, renkli ama huylandırıcı, bilen ama bilmişlik de yapan bir Fenerbahçe. Sahanın dışındaki olaylara bağımlılığı artık kabak tadı veren, hava olsun diye konuşan yöneticileri yüzünden komik durumlara düşen, her zaman en iyi olduğunu savunan bir Fener. ve tabii ki taraflı. Fener'den hakem olmaz; bu bahsi geçelim, karşı tarafa düdük çalan her hakem i..edir. Aksini iddia eden de öyle. Fenerli gelemez öyle şeye.Akraba olsa dayı, organ olsa ağız, deniz olsa akdeniz, dağ olsa Ağrı olurdu Fenerbahçe... Hani ailenin haytası bir dayı vardır. İki de bir yeni projelerle zengin olacağından bahseder. Ayranı yoktur içmeye ama en şık kıyafetlerle gider kenefe. Vaatlerin, hayallerin insanıdır. en çok yeğenlerini sever, hiç evlenmez falan. Haytalıkta kim Fener'in eline su dökebilir ki? Hep yaramaz çocugu oynar Fener, hakkını vermezlerse bağırır çağırır, her sene şampiyonluk düşleri görür. ''Bu sene değil ama gelecek sene başarıyı hedefliyoruz'' diyen bir teknik adama ya da başkana rastlanmamıştır. En büyük yıldızların transfer söylentileri dolaşır ve milyonlarca yeğeni ( çocugu yok ya ) onun ağzından damlayan ballara bakakalır. Ama ne yazık ki dayı haytadır. Yalanlar çabuk çıkar, mum sönmek icin yatsıyı beklemez. Yine de vaat edilecek bir dolu yeni şey vardır. Ağız torba değildir ki büzesin. Fenerbahçe de büzülmez zaten. Sürekli konuşur. '' Bugüne kadar hakemler hakkında hic konuşmadım ama'' diye başlayan tiradlar en cok Fenerli yöneticilerin ağzından dökülür. Ağız dalaşında maharet yöneticiliğin birinci sınıf vasıflarındandır. Yoksa Çavuşoğlu Ömer'e nasıl tahammül edilir ki? Olsun, yine de birilerinin ağzının payını vermek bazen bir gol kadar haz verir. Doğum gününde Fatih Terim'e ''İyi ki doğdun'' diye bağıranlar hangi Fenerlinin yağlarini eritmemiştir ki? Akdenizli pek yağ tutmaz zaten. Anlık öfkenin ve sevincin sel gibi aktığı bir memlekette en çok Akdenizli Fener tribününde yer alır. Ama bu Akdeniz Tsunami üreten cinstendir. İki de bir her şey su altında kalır. Sil baştan takım kurulur. Zirveden fiilen uzaklaşilsa da, yürekler hep zirve yapar. Ağrılı sızılı bir sevgiye de Ağrı Dağı yakışır. Çok adam yutmustur Ağrı. Benim diyen dağcıları geri vermemiştir. Fener'in en bildik yanıdır öğütücülüğü. Her şeyi öğütür Fener. İyileri kötuleri, güzeli çirkini, sapla samanı. Geriye kalana bir lokma tat almak, yani arada bir şampiyon olmak düşer.Düzen olsa Demokrasi, politikacı olsa Demirel, ideoloji olsa kapitalizm olurdu Fenerbahçe... Evet Fenerbahçe'den demokrasi olur. Bu kadar şeffaf bir yönetim demokrasilerde bile zor olur. Bütün kamuoyu önünde en mahrem sorunlarını tartışmak her yiğidin harcı değildir. Her kafadan bir ses ancak bu kadar çok çıkar. Sürekli koalisyonlarla yönetilir, sürekli erken seçime gidilir, sürekli tepedeki değişir. Biraz yunan demokrasisini andırır, çünkü en büyük kesim taraftarlara oy hakkı yoktur. Zaten bu demokrasi de biraz popülist bir demokrasidir. O yüzden en çok Demirel olmak yakışır. Hep eleştirilmiştir ama en çok iktidara da o gelmiştir. Oyunun kurallarını iyi bilir, lafını sakınmaz, işle degil zekasıyla ayakta kalır. Üstelik hiç değişmemiştir. Fener de değişmeyi sevmez. Hep aynı şekilde yönetmek en temel adaptır. Fenerbahçe taraftarı başkanlık koltuğunda hep Demirel'in türevlerini görmüştür. Ali Şen'e başbakan diye boşa bağırılmamıştır. Fener'e hep böyleleri yakıştırılmışsa bunun nedeni kapitalist düzenin sağlam çark tutmamasısıdır. Sadece güçlülerin ayakta kalacağı bir yarışta Fenerli de güce tapar. Başarı için her yol mübahtır. Ama Türk usülü bir kapitalizmdir bu. Rasyonalite nedir tanımaz. Batmamak için işçi çıkartır ama hava atmaktan geri kalmaz, gerekirse düzen değiştirir ama hep randıman peşinde koşar.Futbolcu olsa kaleci, sistem olsa 2-3-5 olur, antrenor olsa kovulurdu Fenerbahçe... Kaleci'nin yalnızlığı ve sınırda duran hali dillere destandır. Hiçbir zaman Fevzi gibi bir kaleci olmayacaktır Fener ama Rüştü'den yukarısını bir kez tatmıştır; o da deli çıkmıştır (Schumacher). Rüştü'nün yedigi ve kaleciliğine yakışmayan ne kadar gol varsa Fenerbahçe de kulüp olarak bu golleri yer. Şampiyonlar Ligi'ne kalır, sıfır çeker; kupada final oynar kaybeder ( tabii ki penaltilarla ), son haftadan önce şampiyon olmasına pek az rastlanır, kaleci gibi son çizginin takımıdır. Kalecilere en çok 2-3-5 denen, şimdilerde kimsenin uygulamadığı mazide kalmış bir sistemde iş düşer. Fenerbahçe de herkes gol atmak ister. Takım kötü giderken hep forvet arayışına gidilir. Takımı takım yapan unsurlar defans ve orta saha hep ikinci plandadır. Mümkün olsa hâlâ dört beş forvetle oynamak ister Fenerbahçe ama hiçbir antrenör bu riski almaz. Zaten Fenerbahçe'den antrenör olmaz. Olsa da hemen kovulur...Artist olsa Erol Taş , çizgi roman olsa çelik bilek, haber olsa asparagas olurdu Fenerbahçe... Fenerbahçe'ye kötü adam olmak yakışır. Kötüsü boldur. En sevilen eski futbolcusu bile yazar olunca kötü olur. Fenerbahçe'nin başarıları, herkese kötü gelir. Fenerbahçeli galip gelince Erol Taş gibi güler. Gülüşüne laf edene de epey ters çıkar. Bileğine güvenir, herkesle baş edeceğine, sülalesi gelse yerle bir edeceğine inanir. Zaten düşman da kırmızı (sarı) urbalıdır. Evet, attığı her adım, söylediği her söz haber olur ama yalan haber olur. Bir takımdan bu kadar haber çıkabileceğine bir tek İtalyanlar inanır. Fenerbahçe basının göz bebeğidir, ekmek kapısıdır. Fenerbahçe'de yaprak kımıldamasa neden kımıldamadığı haber olur, hatta bundan iki Siyaset Meydanı bir Bizim Stadyum çıkar. Fenerbahçe Kulübü kapansa basındaki işsizler ordusu ortalığı Arjantin'e çevirir, ama Fener Brezilya'yı sever ve onları yüzüstü bırakmaz. Nasıl ki, asparagas, sırf yalan ve uydurma olduğundan hiçbir anlamı yoktur, Fener basını da Fener'e hiçbir katkida bulunmaz. Zaten hepsi yav..k basındır. Fenerbahçe düşmanıdır.Şair olsa Can Yücel, şarkıcı olsa Müslüm baba, grup olsa dağılırdı Fenerbahçe... Ağzı bozuktur Fenerli'nin. En temiz görünen bile, ''Avrupa fatihiymis Galatasaray...' ' tezahuratını zevkle bitirir. Ama lafı gediğine koymayı da bilir. Can baba gibi savruk bir yanı da vardır. Bir türlü toparlanamayacakmis gibi durur ama arada şiir gibi futbolu da esirgemez. Güzel oynamayı her şeye tercih eder. Bol çalımlı, şık bir gol en güzel sarkıdır Fenerliye. Ama Fener'in kulağı güzel tangolardan, sambalardan ziyade Müslüm Baba'ya aşinadır. ''Acıların Takımı'' na acısız şarkı yakışmaz. Arada bir gülen yüzlere içten bir nağme okumak konusunda da Müslüm Baba'nın üzerine yoktur. ''Yaşa Fenerbahçe'' takımın marşıysa ''Nereden sevdim o zalimi'' şarkısı da gizli söylenen nutkudur. Yine de sever Fenerli. Umutsuz yaşanmıyor der. Mutluluğun resmini arar durur.Öyle ya da böyle; peki nedir Fenerbahçe? Futbolda dolu dolu bir hayat vardir diyenlere sormak lazım bu soruyu. Bir takımdan öte bir şey olduğu kesin. Bir yaşam/varoluş biçimi mi? Böyle söylemek de biraz abartılı olur ( Bu raddede seven yok da degil hani! ). Dünyanın en garip takımı mı? Bu da çok belirsiz. Yoksa her ikisi birden mi? Bir Fenerbahçe taraftarı olarak, benim yüreğim ortada bir yerde çarpıyor. Oysa, bıktırmak pahasına tekrarlayalım: Madalyonun iki yüzü vardır: Yazı mı, tura mi?
"Soyunma Odasına İnen Bir Başkan Olmayacağım"
Florya'da futbolculara hitaben bir konuşma yapan Başkan Duygun Yarsuvat, isim vermeden Aziz Yıldırım'ı da eleştirdi.Galatasaray 'da başkanlık döneminde ilk kez Florya Metin Oktay Tesisleri 'ne giden Duygun Yarsuvat , teknik ekip ve oyuncularla akşam yemeği yedi. Yemek esnasında oyunculara hitaben bir konuşma yapan Cim Bom 'un patronu, isim vermeden Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım 'ı da eleştirdi. Yarsuvat, 'Ben soyunma odasına inen bir başkan olmayacağım' ifadesini kullandı.'Biz farklıyız'Yarsuvat oyunculara hitaben şu konuşmayı yaptı: 'Biz Galatasarayız ve diğerlerinde farklıyız. Bizim burada oluşumunuz ana nedeni başarı. Başarı da sezon sonunda dördüncü yıldıza ulaşmak. Ancak lütfen sahada yaptığınız işten, oyununuzdan keyif alın. Geçmiş yıllardaki başarılar aile ortamından ve arkadaşlıktan geldi. Lütfen hiçbir şeyden korkunuz olmasın. Kötü sözlere kulağınızı tıkayın. Ben ve arkadaşlarım her zaman sizin yanınızda olacağımıza, tüm sorunlarınıza yardımcı olacağımıza söz veriyorum. Ailenizle burada mutlu olun ve burada geçirdiğiniz yıllardan keyif alın. Ben soyunma odasına inen bir başkan olmayacağım. Sizlerle bir şey konuşmak istersem Florya'ya evimize geleceğim. Galatasaray'da oynamanın bu formayı giymenin ayrıcalığını her zaman hissedin. Hepinize güveniyorum'Yöneticiler de katıldıYemeğe başkan Duygun Yarsuvat 'ın yanı sıra 2. başkan Hamdi Yasaman, başkan yardımcısı Abdürrahim Albayrak , genel sekreter Ebru Köksal , yönetim kurulu üyeleri Mehmet Can Topsakal , Dr. Cem Kınay , İsmail Sarıkaya , Ahmet Tunç Akan , Ural Aküzüm , Ali Yüce , Selim Arda Üçer ile yöneticilerden Ali Dürüst de katıldı.Fanatik
"Fenerbahçe'den Ayrılmam 1 Saniye Sürer"
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal hafta sonu oynanacak Beşiktaş derbisi öncesinde basın mensuplarıyla sohbet toplantısı düzenledi. Sözleşmesinde ne tazminat ne de şampiyonluk primi maddeleri olmadığını söyleyen Kartal, Fenerbahçe camiasının bir ferdi olduğunu vurgulayarak, 'Benim buradan ayrılmam, istifa etmem 1 saniye sürer' dedi.Süleyman Arat ’ın Hürriyet’te yer alan haberine göre, İsmail Kartal'ın açıklamalarından satır başları şöyle:Gençlerbirlği maçında gözlerinin dolması...Hırsımdan, inancımdan, sinirimden dolayı gözlerim doldu. Ben bugün Fenerbahçeli olmadım. Uzun yıllar bu forma altında futbol oynadım. Antrenörlük hayatım da Fenerbahçe’nin en kötü günlerinde, 3 Temmuz sürecinde de yer aldım güzel günlerinde de yer aldım. Bu takım son şampiyon. Ne oldu da bir grup tarafından bu oyuncular protesto edilmeye başlandı? Başka bir hocanın ismine tezahürat yapılması antrenörü üzecek şeyler.Ben burayı sahiplenmişim, ben Fenerbahçeliyim. Dışarıdan gelen bir antrenör olsa bunları kafasına takmayabilir. Ancak arada bir fark var; ben bu kulübe neredeyse hayatımı verdim. Yaşananlar var; 3 Temmuz süreci, şampiyonluklar... Bu yaşananlarda belki arka plandaydım ama kalbinde olan bendim ve ben her zaman vardım. Ben bugün Fenerbahçeli olmadım.Mağlubiyeti kabul etmeyen hırslı bir insanım. Buraya sahiplenmiş Başarılı olmak için kendini adamış Fenerbahçe’nin içinden çıkan bir insan olarak sinirlerdim, gözlerim doldu. Bazen üzülürsünüz bazen şampiyonluk da bile ağlarsınız. Hepimiz insanız; rol yapan politik bir insan değilim. Çok farklı bir şekilde, politik bir şekilde engelleyebilirdim ama olmadı. Ben net bir insanım.Taraftarların protesto tezahüratlarıBu oyuncular şampiyon. 3-4 ayda ne değişti de protesto ediliyor. Bu tarz tezahüratlar bu takımı aşağı çeker. Gol de yiyebiliriz, 2-0 geriye de düşebiliriz. Bunlar futbolda var. Böyle bir tezahürat geldiği zaman takımı aşağı çeker. Takımını gol yese de yemese de sürekli destekleyen bir taraftar grubu ise bu takımı ileriye iter.Emre'nin kendisini yedek kulübesinden alması ve sevince ortak etmesiÇocuklar bir mesaj vermek istedi. Biz bugüne kadar hep beraber olduk. Üzüldüğümü, sinirlendiğimi anladılar. 'Hocam orada oturma çık beraber sevinelim' dedi Emre. Hep beraber kendiliğinden olan bir şey... Gol atalım da hocaya gidelim diye önceden bazı hazırlıklar olur; bu planlanan bir şey değildi.Sakatlıklar üst üste geliyorGeçen sene ilk 7 haftalık dönemimize baktığınız zaman Sivas ve Elazığ maçı haricindeki maçlar da son dakikalarda, kılpayı çevirdiğimiz maçlardı. Net konuşuyorum biz 6 maç çok iyi oynadık, bir maç kötü oynadık. Akisar maçında mağlup olduk. Geçen sezon ilk 7 haftada full kadro oynuyorduk bu sene Akhisar maçına Emre, Volkan, Raul ve Egemen'den yoksun olarak çıktık. 4 tane en önemli oyuncunuz oynamıyor. Birçok konuda elim sıkışık. Geçen hafta maça çıkacağız, 6 stoperden 2’si cezalı, 3’ü sakat. Bazı oyuncuların yerlerini kaydırarak bir kadro belirlemem gerekiyordu.Hakan Cinemre’yi oynatmayı düşünüyoruz. Ancak milli takımda ayak bağlarından sakatlanmıştı. Serdar’ı tam oynatmayı düşünüyoruz antrenmanda dizi dönüyor. Hepsi üst üste geliyor. Bakıyorsunuz Bruno Alves ve Bekir cezalı. Altyapıdan Mehdi’yi çağırmak istiyorduk, o da zehirlendi hastaneye yattı. Bir terslik de var. Mehmet Topal’ı stopere aldık mecburen. Bir şey olursa Gökhan’ı mı Selçuk’u mu oynatırız diye düşünüyoruz. Allah’tan olmadı.‘Aziz Yıldırım'ın gelmesi...’Başkan bir kere bile aramadı şahidim Allah… Başkanın antrenmana gelmesi, futbolculara moral vermesi olumlu bir etki yapmıştır.İlk 11'e giremeyen oyuncularBayern Münich’de Ribery sonradan oyuna girebiliyor. Chelsea’da bazı isimler sonradan oyuna giriyor. 24 kişilik kadroya sahibiz. Kendime göre bir sistemim var. 20 kişiyse kadro herkesin aynı seviyede olmasını istiyoruz. Her an herkesi oynatabilmeliyiz. 11-12 kişi üzerinde yoğunlaşırsanız diğerleri aynı derecede olmazsa sıkıntı olur. Takım olamazsınız. Uzun süre oynamayan Hasan Ali çok iyi oynadı. Webo oynuyor, Alper çok iyi durumda. Bu çocuklarla yaşayan benim. Her şeylerine bakıyoruz, koşma mesafelerine, sprintlerine, maç performanslarına... Buna göre değerlendirme yapıyoruz. Daha sonra rakiplerin tarzına, fizik, taktik gücüne göre bir strateji belirliyoruz. Forma giyemediği için üzülen, tepki koyan oyuncular da olacak. Onlarla yaşayan benim, onlara takıntılı değilim. Herkesi en iyi konuma getirmek için uğraşıyoruz.Bazı şeyleri oturtmak için fazla mesai harcıyorum. Takımın içinin dolması lazım. Gelinen noktada pas, topla oynama yüzdesi, teknik verilerde birçok takımdan üstünüz. Skor olarak bunu kendi lehimize çevirmekte sıkıntı yaşıyoruz.Derbi maçlarıBaşakşehir duran takım; kontratak yapan bir takım. G.Saray oynadı oynadı sonuç elde edemedi. Üretken değildi. Biz de aynı sıkıntıyı çekiyoruz. Kapanan, hızlı hücuma gitmeye çalışıyor. Bu böyle gitmez. Her zaman da tutmaz. Bir şeyler de üretmek zorundasınız. Bu tip takımlar bekler, gelsin üstüme derler.Beşiktaş iyi ve coşkulu oynuyor. Saha sonuçları da onlara yardım etti. Beşiktaş'ın Türkiye'de en iyi futbolu oynadığı görüşü... Kişiden kişiye değişir. Ben buna katılmıyorum. Türkiye'nin en iyi oynayan takımlarından bir tanesi benim takımım. Gökhan Töre 3. bölgede topu tutan, ters ayakla içeri girerek rakibin dengesini bozan bir oyuncu. Bu hafta kimin oynayacağını bilmiyoruz. Kerim Frei'ın oynayacağı söyleniyor. Neyle karşılaşacağımızı göreceğiz.Hakem kararlarıBizim Galatasaray maçında Emenike'ye yapılan harekete kırmızı kart verilebilir ama kimse konuşmuyor. Bu hafta Kadlec'e yapılan yüzde yüz kırmızı kart. Aynı şeyi biz yapsak direkt atılmıştık. Bütün bunları bir kenara koyarsak, Beşiktaş takımı coşkulu oynuyor. İyi durumdalar. Her şeye rağmen biz de iyi durumdayız.Türkiye'de futbolun son durumuBu sene Türkiye'de futbol kötü oynanıyor deniyor. Herkes aynı şeyi söylüyor ama ben buna katılmıyorum. Gelen her takım kapanıyor. Oynamaya çalışan takım sayısı az olduğu için oyun kitleniyor, üretkenlik azalıyor. Kötü performanslar tabii ki olacak. Her şeye kötü diye diye kimse maçlara gelmiyor. Passolig çıktı. Kendi kardeşim bile 'maça gelmek bir ton iş, neden bunlarla uğraşayım ki' diyor ve maça gelmek istemiyor. Her şeyi böyle söylerseniz bir algı oluşur. O zaman kim gelecek maça. Kötü olabilir ama bu kötüyü hep beraber, birbirimize destek olarak düzeltmeliyiz.‘Benim buradan ayrılmam 1 saniye sürer’Benim buradan ayrılmam 1 saniye sürer. Ne tazminat alırım ne başka bir şey. Ben Fenerbahçe'nin çocuğuyum. Boş sözleşmeyi imzaladım. Yardımcı antrenör ve futbolcuyken boş kağıda imza attım. Ne tazminat, ne şampiyonluk pirimi var. Bu sezon sonunda da mukavelem bitiyor. Bir yıllık anlaştık.Dıego RibasDiego, iyi ve kariyerli bir oyuncu. Türkiye ligi hakikaten çok sert. O da buraya yeni yeni adapte oluyor. 5 maç oynattık. Baktığımızda biz de eşikteyiz o da tam eşikte. Diego, 19 yaşında değil ki oynatıp futbolcuyu kazanalım. Diego oynadığı zaman bize maç alması lazım. Daha tam o kıvama gelmedi. Bu lige adapte olması lazım. Yoksa Diego'yu oynatmak için oynatıp hem futbolcuyu hem de maçı kaybetmek olmaz. Diego, çalışmalarına devam ediyor. Zaman zaman bazı antrenmanlarda zorlanıyor ama istek ve çalışma konusunda sıkıntısı yok. Hiçbir kaprisi yok.Kuyt Kuyt da yedek oturabilir. Kuyt her antrenmanda her maçta olağanüstü çalışan, maçlarda yapabileceğinin en iyisini yapan bir oyuncu. Bazı oyuncular sakatlandığı zaman bir düşüş yaşayabiliyor. Kuyt her zaman, her yerde, her şeyini verebilen bir oyuncu. Kuyt oynadığı zaman her mevkide oynayabilen bir oyuncu. Bu tip oyuncular çok azdır.Gökhan Töre'nin kırmızı kartıBiz maçı izledik 4. hakemin gözü önünde olup rakip antrenör de devreye giriyorsa herkesin bazı şeyleri gözden geçirmesi lazım. Antrenör müdahale etmeden 4. hakem görece ve hakemi uyaracak. Kadlec'in dizine rakibi 4. hakemin önünde basıyor. Hakem pozisyonu görüyor ama uyarmıyor bile. Görmedim diyor. Onu görmüyorsan neyi göreceksin. Kadlec rol yapan bir oyuncu değil. Gözünün önünde oluyor.T24
Reklam
Fethiyespor Yine Atatürk Tişörtüyle Çıktı
Geçtiğimiz sezon Ziraat Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yle oynanan mücadeleye 'Yüce Atatürk' yazılı t-shirt'le çıkan Fethiyespor, Cumhuriyet Bayramı'nda da bu geleneği sürdürdü.Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup takımlarından Fethiyespor, Ziraat Türkiye Kupası'nda Keçiörengücü ile deplasmanda oynadığı mücadelede Cumhuriyet Bayramı'nı unutmadı. Maç öncesinde gerçekleştirilen seramoniye Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün resminin bulunduğu t-shirt'lerle çıkan Fethiyesporlu futbolcular, Cumhuriyetimizin 91. yıl dönümünü kutlayarak taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandı.GEÇEN SEZON PFDK'LIK OLMUŞLARDIFethiyespor'un Atatürk'ü anan t-shirt giymesi durumu ilk değil. Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe ile Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynadıkları Ziraat Türkiye Kupası maçına da 'Yüce Atatürk' yazılı t-shirt'lerle çıkan Fethiyesporlu oyuncular, tıpkı bugün olduğu gibi tüm halkın takdirini kazanmıştı. Ancak o dönemde TFF, bu t-shirt'ün uluslararası futbol oyun kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle Fethiyespor'u PFDK'ye sevk etmişti. PFDK ise Akdeniz ekibine herhangi bir ceza vermemişti. Dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da Fethiyespor'un PFDK'ya sevkini eleştirmişti.Sistem tarafından bu haberle ilişkili bulunan diğer haberler…Cumhuriyet
Son Yıllarda Yeşil Sahanın Dışında Hayatını Kaybetmiş 7 Oyuncu
Son yıllarda malesef saha dışında hayatlarını kaybetmiş oyuncuların haberlerini almaya devam ediyoruz.Güney Afrika Milli Takımı kalesini de koruyan ve ülkenin en büyük iki takımından biri olan Orlando Pirates'in kaptanı Senzo Meyiwa silahla vurularak öldürüldüğü haberi üzerine biz de son zamanlarda saha dışında hayatını kaybetmiş futbolcuları FTBpro sitesi olarak derlemek istedik.
Dört Büyüklerin Sorunu ne?
Uğur Meleke’ye göre lider Beşiktaş’ın Erciyes’e yenilmesinin nedeni stres. Galatasaray’da sorun Prandelli değil, takımı sabote eden oyuncular. Fenerbahçe’nin problemi ise Kartal’ın kendini ispat çabası.Lider Beşiktaş’ın, puan farkını dörde çıkarabileceği haftada Kayseri Erciyesspor’a yenilmesinin ve bu fırsatı kaçırmasının başlıca nedeni stres. Aynen iki sezon önce, Aybaba döneminde her liderlik fırsatı geldiğinde kazanamamaları gibi…Beşiktaş, çok sayıda tecrübesiz oyuncusu olan bir takım. Kadroda hiç şampiyonluk yaşamamış, hatta hiç şampiyonluk yarışı yapmamış oyuncu sayısı çok fazla. Durum böyle olunca, kader anlarında, kırılma anlarında sakin kalamıyorlar.Maçın Beşiktaş adına kahramanının Kerim Frei olması da aslında bu duyguyla alakalı. Bu tarz müsabakalarda bireysel hedefi olan oyuncular, kendini gösterme ihtiyacı olan oyuncular daha rahat kalırlar. Olcay, Oğuzhan, Veli takımın liderlik stresini üstlerinde taşırken, Kerim’in Cenk’in derdi kendileri göstermektir, daha farklıdır duyguları.Biliç’in Kerim’i, Cenk’i, hatta Uğur Boral ve İsmail gibileri kullanması için iyi bir fırsattı bu. Ve eğer onları da kullansaydı sonuç daha farklı olabilirdi belki de.İsmail Kartal, hocanın kendisi olduğunu ispat etmek istiyorFenerbahçe’nin Gençlerbirliği’ni yenmesi vaka-ı adiye sayılır. Yani şaşılacak bir durum yok. Gençlerbirliği zaten bence son 20 yılın en kötü günlerini geçiriyor, Cavcav’ın teknik direktörlük merakı, takımı yavaş yavaş tüketiyor. Son üç maçta bir puan alınması tesadüf değil. Öncesinde de hiçbir şey oynanmadan Eskişehir’e karşı alınan mucizevi galibiyet, sadece sorunların üstünü örtmüştü bir süre. Fenerbahçe karşısında çok çaresizlerdi, tek bir pozisyon bile üretmeden bir şans golü buldular ve sonuçta kazanmayı hak eden taraf Sarı Lacivertlilerdi.“İsmail Kartal iyi bir teknik direktör, iyi bir insan ama maalesef çok çok duygusal.”Fenerbahçe’nin galip geldiği halde birinci gündem maddesinin üç puan olamamasının nedeniyse, İsmail Kartal’ın duygusallığı. Aslında onun ne kadar duygusal bir adam olduğunu iki sene önce, Aykut Kocaman döneminde Kasımpaşa’ya 2-0 kaybettikleri maç sonrası fark etmiştim. O gün Fenerbahçe berbat bir top oynamış, Kocaman’ın oyundan aldığı Alex-Stoch tribüne oturarak teknik adamlarını protesto etmiş, Aykut Hoca maç sonu basın toplantısına çıkmayıp Kartal’ı göndermişti. O gün o basın toplantısında ben de vardım. Kartal’ın ne kadar heyecanlı, ne kadar gergin, ne kadar dağılmış olduğunu gözümle gördüm. Ufak bir krizde soğukkanlı kalmasının ne kadar zor olduğuna şahit oldum o gün. O yüzden cumartesi akşamı Gençlerbirliği önünde gözlerinin dolu dolu olmasına da hiç şaşırmadım aslında. Kartal iyi bir teknik direktör, iyi bir insan ama maalesef çok çok duygusal.Bence son iki haftada yaptığı bazı oyuncu tercihleriyle de bu duygusallığını gösterdi: Geçen hafta Galatasaray derbisinde 60’ta Emenike’nin yerine Hasan Ali’yi sokup son yarım saatte ileri üçlüyü Alper-Kuyt-Caner olarak kurması enteresan bir tercihti. Bu hafta da başka enteresan tercihlere imza attı: Beklenmedik biçimde Caner’le başlamadı. Sonra 67’de yine bu oyuncuyu Webo’nun yerine sol açık olarak soktu. Tüm bu değişik tercihlerin altında yatan duygu bence şu: “Bu takımın hocası benim. Aziz Yıldırım değil. Ayrıca Aykut Kocaman ve Ersun Yanal’dan farklı şeyler düşünebilirim. Benim de kendi futbol mantalitem var. Ve bunu göreceksiniz…”Eğer Kartal takımın asli menfaatleri yerine kendini ispat etme duygusunu koyarsa, yapabileceği iyi şeyleri de yapamayabilir.Prandelli hatalı ama gönderilmesi sorunu çözmezEvet, Galatasaray’da kriz büyük. Evet, bir takım bu derece kötüyse muhakkak teknik adamın payı da büyüktür. Prandelli’nin de bu tabloda payı azımsanamaz. Ama şu kötü alışkanlıktan da kurtulmak gerek: Ligin yedinci haftasında her kötü giden takım hoca değiştirirse, ortada hoca kalmaz, istikrar kalmaz, futbol da kalmaz aslında...“Prandelli çok değerli bir teknik direktör ama bütün bir iş hayatını İtalya’da geçirmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üstelik teknik kadrosunda da tek bir Türk yok. (...) Başakşehir diye bir semti de Abdullah Avcı diye bir hocayı da oynayacağı hafta ilk kez duyuyor. ”Prandelli çok değerli bir teknik direktör ama bütün bir iş hayatını İtalya’da geçirmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üstelik teknik kadrosunda da tek bir Türk yok. Bence ne kendi kadrosunu, ne de rakipleri yeterince tanıyor; Başakşehir diye bir semti de Abdullah Avcı diye bir hocayı da oynayacağı hafta ilk kez duyuyor. O zaman da ortaya rakiple alakalı ön çalışması çok eksik bir takım çıkıyor...Yine de Prandelli’nin ön çalışması ne kadar eksik olursa olsun, takımın yıldızlarının gerekeni yapmaları lazım. Golü Prandelli atmayacak sonuçta, Sneijder atacak, Selçuk atacak, Burak atacak. Ama onların da hali ortada.Takımda uzun süredir istikrarla kötü olan, görünmez olan adamlar var. Bir tür sabote ekibi: Burak, Selçuk, Dzemaili gibi. Artık yeterince şans verilmiş olan Veysel gibi. Bu hafta bunların hiçbirinin 18’de olmaması gerek. Umut Gündoğan gibi, Furkan Özçal gibi şans bekleyenlere sıra gelmesi gerek. Belki bu tarz bir neşter, bu tarz bir elektroşok Galatasaray’ı kendine getirebilir.Halilhodzic kadroyu değiştirmek zorundaydıHerkes Halilhodzic’in kadroyu değiştirmesini eleştiriyor ama ben bazı şeyleri anlayamıyorum doğrusu: Sekiz yabancıyla çıkılan Lokeren maçı kadrosunu ligde koruyamazsınız ki! İlla ki üç yabancıyı yerlilerle değiştirmeniz gerek. Ki Halilhodzic de bunu yaptı, Avraam-Cardozo-Waris yerine M. Yumlu, Sefa, Serdar’ı soktu. Onun dışında 11’de yaptığı tek değişiklik hafif sakatlığı olan Mehmet Ekici’nin yerine Soner’i oynatması.Hocayı Özer’i 11’de başlatmaması konusunda eleştiriyorlar. İki aydır sakat olan bir adamı 11’de başlatsa, bu kez “Nasıl başlatırsın!” diye eleştirecekti aynı kitle. Yani ben hocanın oyuncu tercihlerinde bir sorun göremiyorum.Benim hocayı eleştirebileceğim tek konu şu: 34’te Özer girerken Soner’i değil Mustafa Yumlu’yu çıkarabilirdi. Böylece Medjani savunmanın göbeğine kayar, belki de kalan iki golü yemeyebilirdi Trabzonspor... Yoksa onun dışında hocanın yapabileceği çok fazla bir şey yoktu doğrusu... O da, hiç kimse de Mustafa Yumlu-Belkalem savunmasının bu kadar geçirgen olacağını, araya atılan her topta dağılacağını öngöremezdi. Trabzon’un dört gol yeme nedeni de bu zaten.Kaynak: Al Jazeera | Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı
Reklam
Fenerbahçe'de Zarar 10 Milyon Lira
İlk hafta iki tribünün cezası, ardından da Passolig'in devreye girmesi Fenerbahçe'ye pahalıya maloldu. 50 bin kişilik statta oynanan 4 maçı izleyen taraftar sayısı 100 bini geçmedi, en az 10 milyon TL kasaya girmedi. 2013-14’ün ikinci yarısında hayata geçirilen Passolig’i kabul etmeyen Fenerbahçe’nin, yeni sezon öncesi de yaptırımı bulunan bu uygulamaya geçişi sancılı oldu. Sezonun açılış maçında kale arkalarının cezası nedeniyle tribünlerin iki bölümünü taraftarlara açabilen Sarı-Lacivertliler, 3. haftadaki Gaziantepspor karşılaşmasında da 16 bin taraftara oynadı. Kadıköy baskısını rakiplerine hissetiremeyen Fenerbahçe; Konyaspor ve Gençlerbirliği maçlarında da 12. adamın desteğinden uzaktı. Tribündeki taraftar sayısı her iki karşılaşmada da 25 binin üzerine çıkmadı. Sistem artık hazırSaracoğlu’nda Passolig için kurulan sistemin yenilenmesinden dolayı E-bilet uygulamasının kasım ayından itibaren başlayacak olan Fenerbahçe, Kadıköy’deki 4 maçın ardından Fenerium gelirleriyle birlikte en az 10 milyon TL zarar etti. Taraftarlar bu haftaya kadar geçici kombine kartlarıyla maçlara giderken, 9. haftada oynanacak Çaykur Rizespor karşılaşmasıyla birlikte Passolig uygulaması resmen başlayacak. Eurosport
Halı Sahada Atılmış 10 Nadide Gol
Erkeklerin en zayıf noktasıdır, halı saha maçları. Eve geldiklerinde hiç kötü geçen bir maçları olmamıştır mesela.  Hep onlar en iyisidir.  Almanya kaybetti diye kaybeden Türkiye gibidir, oynadıkları takım. Kimi bacağı kırılmasa Fenerbahçe'de oynacaktı, kiminin babası izin vermedi. Onlar futbolcu, futbolcularımız. Durum böyle olunca iddaa Rakipbul Ligi diye bir start-up proje çıka gelmiş, halı saha maçlarını kameraya alıyorlar, fotoğraf çekiyorlar falan. İşte o kameralara takılan nadide gollerden bir kaç tanesi.
Reklam
Fenerbahçe'den Galatasaray'a Tebrik Mesajı
Fenerbahçe Kulübü, Galatasaray'da yeni başkan Duygun Yarsuvat ve ekibinin mazbatalarını almalarından dolayı tebrik mesajı yayımladı.Kulüpten yapılan açıklama şöyle;'Galatasaray Spor Kulübü'nün Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda başkan seçilen Sayın Duygun Yarsuvat ve ekibinin mazbatalarını aldıklarını öğrenmiş bulunmaktayız.Sayın Duygun Yarsuvat ve ekibini tebrik eder, Galatasaray camiasına hayırlı olmasını dileriz.'DHA
Aziz Yıldırım ve Gökhan Töre PFDK'ya Sevk Edildi
Hukuk Müşavirliği'nin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na yapılan sevk raporları açıklandı.Sevk kararı alınan maddeler şöyle;1- KARDEMİR KARABÜKSPOR Kulübü kaleci antrenörü SUAT SARICAN'ın 24.10.2014 tarihinde oynanan KARDEMİR KARABÜKSPOR - AKHİSAR BELEDİYE GENÇLİK VE SPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 36. maddesi gereği 'sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle 25.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.2- KASIMPAŞA A.Ş. Kulübü'nün 24.10.2014 tarihinde oynanan KASIMPAŞA A.Ş.-TORKU KONYASPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.3- TORKU KONYASPOR Kulübü'nün 24.10.2014 tarihinde oynanan KASIMPAŞA A.Ş.-TORKU KONYASPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.4- SİVASSPOR Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan SİVASSPOR-ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında 2014-2015 Sezonu Spor Toto Süper Lig Müsabakaları Statüsü 5/12. maddesi ile Futbol Disiplin Talimatının 46. maddesi gereği 'talimatlara aykırı hareketi' ve 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine,Aynı müsabakada SİVASSPOR Kulübü futbolcusu CICERO JOAO DE CESARE'nin Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi gereği 'kural dışı hareketi' nedeniyle 26.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.5- FENERBAHÇE A.Ş. Kulübü idarecisi AZİZ YILDIRIM'ın 25.10.2014 tarihinde oynanan FENERBAHÇE A.Ş.-GENÇLERBİRLİĞİ Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi gereği 'tehdidi' nedeniyle 28.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.6- BURSASPOR Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan BALIKESİRSPOR-BURSASPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.7- MERSİN İDMANYURDU SPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan MERSİN İDMANYURDU-ESKİŞEHİRSPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 49. maddesi gereği 'usulsüz seyirci alması' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.8- TRABZONSPOR Kulübü teknik sorumlusu VAHİD HALILHODZIC'ın 26.10.2014 tarihinde oynanan TRABZONSPOR A.Ş.-GAZİANTEPSPOR Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakası sonu basın toplantısı esnasında yaptığı 'sportmenliğe aykırı açıklamaları' nedeniyle Futbol Disiplin Talimatının 38. maddesi gereği PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.9- GALATASARAY A.Ş. Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan İSTANBUL BAŞAKŞEHİR A.Ş. - GALATASARAY A.Ş. Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Yayın Talimatının 13/5. ve 14/2. maddesi ile Futbol Disiplin Talimatının 45. maddesi gereği 'talimatlara aykırı hareketi' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.10- BEŞİKTAŞ A.Ş. Kulübü'nün 27.10.2014 tarihinde oynanan SUAT ALTIN İNŞAAT KAYSERİ ERCİYESSPOR-BEŞİKTAŞ A.Ş. Spor Toto Süper Lig Süleyman Seba Sezonu müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine,Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş. Kulübü futbolcusu GÖKHAN TÖRE'nin Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi gereği 'hakareti' nedeniyle 28.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine,Aynı müsabakada BEŞİKTAŞ A.Ş. Kulübü idarecisi AHMET METE VARDAR'ın Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi gereği 'hakareti' nedeniyle 28.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.11- ŞANLIURFASPOR Kulübü'nün 24.10.2014 tarihinde oynanan GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR-ŞANLIURFASPOR PTT 1. Lig müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.12- BUCASPOR Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan BUCASPOR-ADANASPOR A.Ş. PTT 1. Lig müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi gereği '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle PFDK'ya sevkine,Aynı müsabakada BUCASPOR Kulübü kaleci antrenörü GÖKHAN KAĞITÇIOĞLU'nun Futbol Disiplin Talimatının 36. maddesi gereği 'sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle 26.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.13- DENİZLİSPOR Kulübü futbolcusu BURAK KARADUMAN'ın 25.10.2014 tarihinde oynanan DENİZLİSPOR - BOLUSPOR PTT 1. Lig müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi gereği 'kural dışı hareketi' nedeniyle 26.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.14- MANİSASPOR Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan MANİSASPOR-KARŞIYAKA PTT 1. Lig müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.15- KARŞIYAKA SPOR Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan MANİSASPOR-KARŞIYAKA PTT 1. Lig müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.16- KAYSERİSPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan ALTINORDU A.Ş.-KAYSERİSPOR PTT 1. Lig müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi gereği '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.17- BUGSAŞ SPOR A.Ş. Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan GÜMÜŞHANESPOR-BUGSAŞ SPOR A.Ş. Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi gereği '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.18- SARIYER SPOR Kulübü futbolcusu GÜNEY ATILGAN'ın 26.10.2014 tarihinde oynanan İNEGÖLSPOR-SARIYER Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi gereği 'hakareti' ve 43.maddesi gereği 'kural dışı hareketi' nedeniyle 27.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.19- KIRKLARELİSPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan KIRKLARELİSPOR-BANDIRMASPOR Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' ve 40. maddesi gereği '8 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.20- BANDIRMASPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan KIRKLARELİSPOR-BANDIRMASPOR Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.21- OFSPOR A.Ş. Kulübü görevlisi İSMAİL HAKKI SOLAKLI'nın 26.10.2014 tarihinde oynanan OFSPOR A.Ş.-KEÇİÖRENGÜCÜ Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 39. maddesi gereği 'hakaretleri' nedeniyle 28.10.2014 tarihinden itibaren PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.22- KEÇİÖRENGÜCÜ SPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan OFSPOR A.Ş.-KEÇİÖRENGÜCÜ Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi gereği '4 futbolcusunun sarı kart 2 futbolcusunun kırmızı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.23- KARTALSPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan KARTALSPOR-PENDİKSPOR Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları', 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' ve 2014-2015 Sezonu Spor Toto 2. Lig Müsabakaları Statüsünün 6/7. maddesi ile Futbol Disiplin Talimatının 45. maddesi gereği 'talimatlara aykırı hareketi' nedeniyle PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.24- PENDİKSPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan KARTALSPOR-PENDİKSPOR Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' ve 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.25- BATMAN PETROL SPOR A.Ş. Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan TUZLASPOR-BATMAN PETROL SPOR A.Ş. Spor Toto 3.Lig 1.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi gereği '6 futbolcusunun sarı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.26- DARICA GENÇLERBİRLİĞİ SPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan DARICA GENÇLERBİRLİĞİ-TİRE 1922 SPOR Spor Toto 3.Lig 1.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine,Aynı müsabakada DARICA GENÇLERBİRLİĞİ SPOR Kulübü futbolcusu YUSUF ATAY'ın Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi gereği 'kural dışı hareketi' nedeniyle 27.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.27- SİVAS DÖRT EYLÜL BELEDİYESPOR Kulübü antrenörü ALİ TUNA TANYILDIZ'ın 26.10.2014 tarihinde oynanan GÖLCÜKSPOR - SİVAS DÖRT EYLÜL BELEDİYESPOR Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 41. maddesi gereği 'hakareti' nedeniyle 27.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.28- YENİ DİYARBAKIR A.Ş. Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan YENİ DİYARBAKIR A.Ş.-PAYAS BELEDİYESPOR 1975 Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.29- PAYAS BELEDİYESPOR 1975 Kulübü antrenörü CAN GÜVEN'in 26.10.2014 tarihinde oynanan YENİ DİYARBAKIR A.Ş.-PAYAS BELEDİYESPOR 1975 Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 36. maddesi gereği 'sportmenliğe aykırı hareketi' nedeniyle 27.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.30- YEŞİL BURSA A.Ş. Kulübü futbolcusu ALİCAN ÖZALTUN'un 26.10.2014 tarihinde oynanan YEŞİL BURSA A.Ş. - ÇANKIRISPOR Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi gereği 'kural dışı hareketi' ve 41. maddesi 'hakareti' nedeniyle 27.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.31- ÇANKIRISPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan YEŞİL BURSA A.Ş. - ÇANKIRISPOR Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 40. maddesi gereği '5 futbolcusunun sarı kart 1 futbolcusunun kırmızı kart görmesi suretiyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareket' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.32- SANCAKTEPE BELEDİYESPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan SANCAKTEPE BELEDİYESPOR - MALTEPESPOR Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' ve 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.33- MALTEPESPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan SANCAKTEPE BELEDİYESPOR - MALTEPESPOR Spor Toto 3.Lig 2.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' ve 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK' ya sevkine karar verilmiştir.34- SİLİVRİSPOR Kulübü'nün 25.10.2014 tarihinde oynanan SİLİVRİSPOR-ETİMESGUT BELEDİYESPOR Spor Toto 3.Lig 3.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.35- AYVALIKGÜCÜ BELEDİYESPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan AYVALIKGÜCÜ BELEDİYESPOR-BERGAMA BELEDİYESPOR Spor Toto 3.Lig 3.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 53. maddesi gereği 'çirkin ve kötü tezahüratı' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.36- BERGAMA BELEDİYESPOR Kulübü'nün 26.10.2014 tarihinde oynanan AYVALIKGÜCÜ BELEDİYESPOR-BERGAMA BELEDİYESPOR Spor Toto 3.Lig 3.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 52. maddesi gereği 'saha olayları' nedeniyle PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.37- VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SPOR Kulübü futbolcusu ALİ KURT'un 26.10.2014 tarihinde oynanan ANADOLU ÜSKÜDAR 1908 SPOR-VAN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE Spor Toto 3.Lig 3.Grup müsabakasında Futbol Disiplin Talimatının 43. maddesi gereği 'kural dışı hareketi' nedeniyle 27.10.2014 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK'ya sevkine karar verilmiştir.İSTANBUL / DHA
Reklam